Erdoğan: Hırsızlık Ve Yolsuzluğu Örtemeye Kalkan Zihniyetle Karşı Karşıyayız

Partisinin Antalya İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur” dedi ve ekledi:

“Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Antalya Spor Salonu’nda düzenlenen 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Güzel Antalya’da bizi tekrar bir araya getiren Rabbime hamd ediyorum. Sizlerin şahsında Antalya’nın dört bir köşesinde yaşayan kardeşlerime buradan selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Yüzyılı’nda Antalya sadece ülkemizin değil Akdeniz havzası şehirlerin içinde de inşallah yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Antalya’da son mahalli seçimlerde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımızın farkındayız.

Siyaset uzun soluklu bir mücadelenin adıdır. Bir felsefeci hiç yenilmemiş insan hiç savaşmamış olandır diyor. Bir şairimiz de yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır, mısralarıyla mücadelenin kesintisizliğini ifade ediyor. Geçen seçim dünde kaldı artık bize düşen bugün için yeni sözler söylemek gelecekteki zaferler için şimdiden hazırlanmaktır.

Sizlerden bu kongremizle birlikte 2028 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimleriyle 2029 mahalli idareler seçimleri için vakit kaybetmeksizin çalışmaya başlamanızı istiyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor. Önümüzde 3 yıllık zaman dilimi var. Her zaman söylüyorum boşa geçirecek vaktimiz yok. Muhalefet gibi sanal tartışmalara, kayıkçı kavgalara ayıracak tek bir anımız bile yok. Onların sadece kendi çıkar, ceplerini, siyasi kariyerlerini düşünen gündemlerine takılıp, kalamayız. Laf ve polemik yerine iş ve hizmet üretmemiz gerekiyor. Nitekim biz de bunu yapıyoruz.

İşte bu sabah TÜİK tarafından 2024 yılına ait turizm rakamları açıklandı. Buna göre 2024’de hedeflerimizin de ötesine geçtik. Turist sayısı 62,3 milyon kişi. Turizm gelirlerimiz ise 61,1 milyar dolar oldu. Bölgemizde ve dünyada yaşanan tüm zorluklara rağmen kriz ve belirsizliklere rağmen bu rakamlara ulaştık. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız.

Bolu Kartalkaya’daki facia gibi trajedilerin bir daha yaşanmaması adına gereli tüm adımların atılmasını sağlayacağız. Bolu’daki yangınla ilgili mevzuatla ilgili problem varsa Gazi Meclisimizde çözüme kavuşturacağız. Milyonlarca insanımızın rızık kapısı olan Antalya gibi şehirlerimizin en büyük gelir kaynağı olan Türk ekonomisinin bacasız sanayisi olan turizm sektörünün başarısı için ortak akılla sorunlarımıza çözüm arayacağız. Gözünü tamamen para hırsı bürümüş, kendi kazancından başka hiçbir şeyi düşünmeyen, tamahkarların, aç gözlü fırsatçıların vatandaşları ve misafirlerimizi tehlikeye atmasına asla müsaade edemeyiz.

Bolu’daki facianın son olmasını temin etmek hepimizin görevidir, hepimizin boynunun borcudur. Bir kez daha yangın faciasında vefat eden 78 kardeşimize yüce Allah’tan rahmet, tedavileri süren kardeşlerimize Allah’tan şifa diliyorum. Bir yanda Bolu’daki otel yangını gibi felaketlerin acılarıyla yüreklerimiz yanarken yürütülen çalışmaları tüm safhaları yakından takip ediyoruz. Bu olayda sorumluluğu olan kimsenin gözünün yaşına bakmayacak, kimin eksiği, hatası, ihmali veya kusuru varsa hepsinden tek tek hesap sorulmasını temin edeceğiz.

Güvenliğimiz bakımından hayati öneme sahip güneyimizdeki gelişmeleri izliyor ve kendi hamlelerimizi planlıyoruz. Kurmak istediğimiz güvenlik hattını tamamlayana ve tüm terör örgütlerin başını ezene kadar durmayacağız. Hayat pahalılığın üstesinden gelmek için kararlı ekonomi programı izliyoruz. Enflasyon düştükçe bilhassa sabit gelirlilerimizin refah gelirini arttırmak için daha iyi iklim ve imkâna sahip olacağız.

Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur. Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.

“Ağzından çıkanı kulağı duymuyor”

Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan hiçbir hadiseye Türkiye merkezli bakmak istemiyorlar. CHP Genel Başkanı kırdığı potların, yaptığı gafların çetelesini tutmaya gençlerimizin bile sabrı kalmadı. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Uzatılan her mikrofona bir şeyler söylüyor, üst perdeden kendince ahkam kesiyor. Ertesi gün ‘ben öyle demek istemedim’ diyerek sözlerini tekzip ediyor, kendi kendini yalanlıyor. Şimdi de çıkmış Amerikan filosuna secde etmekten bahsediyor. Sayın Özel’e şunu hatırlatıyorum, müflis tüccar misali eski defterleri karıştırmayı bırak. Emperyalizme kimin kulluk ettiğini görmek istiyorsan 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde kapı kapı dolaşan eski genel başkanına bak.

Ekonominin başına sömürge valisi gibi yabancıları getirmekten bahseden siz ve sizin partinizdi. Siz IMF kapılarında el açarken 23,5 milyar dolarlık borcu kapatarak ülkemize ekonomik bağımsızlığını kazandıran biz olduk. Biz yarım asır boyunca emperyalizme ve uşaklarına karşı yürüttüğümüz mücadelenin 1 günlük sadakasını versek mevcut CHP yönetiminin 7 sülalesine yeter.

Sayın Özel’i muhatap alsak bize yazık muhatap almasak bu sefer millete yazık. Sayın Özel oturduğu koltuğun hakkını halen veremedi. Bay Kemal’in gösterdiği sarı kart sayın Özel’in ayarını bozdu, dengesini sarstı, oyundan giderek düşmeye başladı. Böyle giderse yakında ikinci sarı kartı da görecek. Yüzüne gülüp, yanında durup, sırtından hançerleyenleri burada saymıyorum. Nereden bakarsak acınacak durum içinde.

CHP’nin içindeki kavga, ayak oyunu, rekabet zaten bu partiyi içten içe çökertiyor. Artık iyice ayyuka çıkan bu koltuk kavgasını CHP’nin kendi meselesidir diyerek zaten nazar-ı dikkate almıyoruz. Bu çamur ülkenin ve milletin bekasını ilgilendiren bu konulara sıçramaya başladığında susma hakkımız kalmıyor. Yine atalarımızın ‘hadsize had bildirmenin 40 yetime yetime kaftan giydirmekten daha evla olduğu’ sözünü de unutmuyoruz. Biz bu tür tartışmaların tarafı olmaktan hicap duyuyoruz. Milletimize karşı sorumluluklarımızın gereği olarak bu söz düellosuna girmek mecburiyetine kalmasak inanın hepsini yok sayacak bu vakti ve enerjiyi daha hayırlı işlere teksif edeceğiz.

Vatanın selameti ve inkışafı için hayal kuran, kalbi heyecanla çarpan, kötülüklerin yok olması için karınca misali bir damla su taşımayı vazife addeden, tuğla üstüne tuğla koymak amacıyla kolları sıvayan, dosta güven, düşmana korku veren velhasıl ülkesi ve milleti için gece gündüz çalışan herkese buradan şükranlarımı sunuyorum.

Yoldaşımız milletimiz olduğu müddetçe Allah’ın izniyle istikametimizi ne içerideki bedbah ve gafiller ne de dışarıdaki düşmanlar bozabilir. Bugünlere hep milletimizle birlikte geldik. Tüm saldırıları milletimizle sırt sırta vererek püskürttük. Tüm engelleri milletimizin güçlü desteği ile aştık. Doğruluktan, dürüstlükten, samimiyetten ayrılmadık.

Bu süreçte bizi ülkeye ve millete hizmetten alıkoymaya çalıştılar. Milletin teveccühünden uzaklaştırmak için her yolu denediler. Demokrasi dışı yöntemlerle sindirmek, korkutmak istediler. Hukuk dışı uygulamalarla meşru siyaset sahasının dışına çekmeye heves ettiler. Bizim çalışma azim ve şevkimizi örselemek için darbeden, sokak olaylarına her türlü yöntemi devreye aldılar.

27 Nisan bildirisini nasıl unutabiliriz? 7 Şubat MİT krizini nasıl unutabiliriz? Gezi olayları üzerinden sahnelenen kirli oyunu nasıl unutabiliriz. Çukur terörüyle Kürt kardeşlerimize yaşatılan acıları nasıl unutabiliriz. 253 vatan evladını şehit verdiğimiz 15 Temmuz ihanetini nasıl unutabiliriz? DEAŞ’ından bölücü terör örgütüne kadar üzerimize salınan cinayet şebekelerini nasıl unutabiliriz?

Suriye’de 13 yıl boyunca yanan ateşi ülkemize taşıma senaryolarını nasıl unutabiliriz? Kimisi bilinen çoğu da bilinmeyen nice saldırı, ihanet, tuzak, bel altı vuruşu hangimiz nasıl unutabiliriz? Bunların hiçbirini unutmadık ve unutmayacağız. Yaşananlardan ibret alacak, ders çıkaracak istikbalimizi buna göre şekillendireceğiz. Muhalefet ne yaparsa yapsın ayrıştırıcı siyasete tevessül etmeyeceğiz. Muhalefetin kışkırtmalarına tevessül etmeyecek birleştirici, yapıcı siyasetten ayrılmayacağız. Sırtımızı Hak’ka ve halka yaslayacağız.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak günü kurtarmaya değil yarınlarımızı inşa etmeye odaklanıyoruz. Yüzyılların rüyalarının peşinden koşuyoruz. Cumhur İttifakı olarak hedeflerimize kilitlenmiş vaziyetteyiz. Menzile varıncaya kadar durmadan, dinlenmeden ilerleyeceğiz. Allah ömür verirse daha nice yıllar bu ülkeye aşkla, şevkle hizmet etmeye devam edeceğiz.

Antalya’ya 850 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Antalyamıza üçü vakıf biri devlet olmak üzere 4 yeni üniversite kurduk. 33 bin seyirci kapasiteli stadyum dahil toplam 128 adet spor tesisi kazandırdık. 4 bin 991 yataklı 27 hastane ve ek binalar dahil 68 sağlık tesisi inşa ettik. 300 yataklı Aksu Devlet Hastanemizi yıl sonunda, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanemizi önümüzdeki yılın başında vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş olacağız.

TOKİ vasıtasıyla 6 bin 184 konut projesini hayata geçirdik. Antalya’da 6 millet bahçesi projemiz bulunuyor. Bunların 5’inin yapımını tamamladık. Karayollarında 195 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 742 kilometreye ulaştırdık. Turizm ve ticaretin iki başkenti Antalya ile Mersin’i birleştirecek Akdeniz Sahil Yolu projesini hayata geçirdik. 9,5 saat süren seyahat süresini 5 saat 50 dakikaya, güzergah üzerinde yer alan Antalya-Alanya ve Çeşmeli-Kızkalesi yolunun bitirilmesiyle 4 saat 30 dakikaya düşüreceğiz.

Toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirdiğimiz Antalya-Alanya otoyolumuz ticaret ve tarım sektörüne hizmet edecek. Yoğun zamanlarda 4,5 saat süren seyahat süresi yaklaşık 1 saate inecek. Antalyalı kardeşlerimizin şehir içi ulaşım çilesini çözecek 4 kritik kavşağı ve farklı seviyeli kavşakların temelini yakında atıyoruz. Akdeniz Sahil Yolu’nun Antalya-Manavgat arasında yer alan yeni nesil hemzemin akıllı kavşağa dönüştüreceğiz. Antalya’nın batısı ile doğusunu bağlayacak, ana arterlerde oluşan trafik yükünü hafifleteceğiz.

Elmalı-Finike, Antalya-Taşağıl-Konya yolu gibi 27 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz. Eskişehir-Kütahya-Afyonkarahisar-Burdur-Antalya hızlı tren hattının hızlı tren proje çalışmalarını bitirdik. Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya hızlı tren hattını gündemimize aldık. Gazipaşa yat limanımızın inşa çalışmalarını bitirdik, çok yakında hizmete açmayı planlıyoruz.

Gazipaşa-Alanya Havalimanı ve mevcut Antalya Havalimanı ile şehrimizi iki havalimanı ile dünyanın dört bir yanına ulaşır hale getirdik. Devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan 927 milyon Avro yatırım bedeli ile Antalya Havalimanı’nda genişletme çalışmasını yapıyoruz. Havalimanımızı büyütme projemizin yüzde 90’ı bitti. İnşallah yakında tüm çalışmalarımızı tamamlıyoruz.”

Paylaşın

DDK Yasası TBMM’den Geçti: Erdoğan, Herkesi Görevden Alabilecek

Erdoğan, TBMM’den geçen “DDK Yasası” gereği, istemediği herkesi görevden alabilecek. CHP’li Gökhan Günaydın, Cumhurbaşkanı’na “denetimsiz ve keyfi bir müdahale alanı yaratıldığı” konusunda TBMM’yi ve kamuoyunu uyarmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda perşembe gecesi görüşülen “191 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin, Devlet Denetleme Kurulu üye veya denetçisine “her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasını yetkili makamlara önerme, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında bu tedbiri uygulama” yetkisini tanıyan 3. Maddesi iktidar blokunun oylarıyla kabul edildi.

Bu kararla 2443 sayılı Devlet Denetleme Kurulu Kurulması Hakkında Kanun’un mülga 6 maddesi, başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş oldu.

“Görevden uzaklaştırma:

MADDE 6- İlgili Kurul üyesi veya denetçi;

a) Denetlemeler sırasında denetimi güçleştiren veya engelleyen davranışlarda bulunan,

b) Görevde kalması halinde kamu zararını artıracağı anlaşılan,

c) Suç delillerini karartacağı anlaşılan,

ç) Kamu hizmetinin gerekleri yönünden görevi başında kalmasında sakınca görülen,

her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasını yetkili makamlara önerebilir, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında bu tedbiri uygulayabilir […]”

Gün içinde CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın, AKP’nin Devlet Denetleme Kurulu Kanunu’nda daha önce iki kez yapmaya çalıştığı benzer değişikliklerin Anayasa Mahkemesinden döndüğünü anımsatmış ve yasa değişikliğiyle, Cumhurbaşkanı tarafından atanan kurul üyelerine kamu görevlilerini doğrudan doğruya görevden uzaklaştırma yetkisi vererek Cumhurbaşkanı’na “denetimsiz ve keyfi bir müdahale alanı yaratıldığı” konusunda TBMM’yi ve kamuoyunu uyarmıştı.

Yürürlükteki düzenlemeye göre, Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) başkanı ve üyeleri Cumhurbaşkanınca atanıyor. Kurul, Cumhurbaşkanının talimatı doğrultusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarında inceleme, araştırma ve denetleme yapabiliyor. Ancak bu denetimler sonucunda hazırlanan raporlar, gereği yapılmak üzere Başbakanlıka veya ilgili kurumlara iletiliyordu.

Perşembe gecesi oylanarak kabul edilen değişiklikle ise DDK bile değil, DDK’nin “ilgili üyesi ve denetçisi”ne, “her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma kararı verme” yetkisi tanınıyor. Bu yetkiyle sonsuz genişlikte bir takdir hakkının bir yargısal süreç olmaksızın bir kurul üyesince DDK’nin denetim alanındaki tüm kurumlardaki görevliler üzerinde kullanılmasının önü açılıyor.

Devlet Denetleme Kurulunun denetim alanı Anayasa’nın 108. Maddesi’nde tanımlanıyor. Buna göre, “Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yap[maya yetkili].”

Anayasada ifade edilen tüm kamu kurum ve kuruluşlarının başında bakanlıklar, valilikler ve kaymakamlıklar, belediyeler ve özel idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler), düzenleyici ve denetleyici kurumlar (BDDK, SPK, RTÜK vb.), kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kapsamında barolar, tabip odaları, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkâr odaları, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan şirketler kapsamında kamu bankaları (Ziraat Bankası, Halkbank vb.), kamu iştirakleri, kamu kaynağı kullanan vakıflar, dernekler ve sendikalar kapsamında kamuya ait vakıflar (örneğin, Türkiye Diyanet Vakfı), kamu fonlarından yararlanan özel vakıflar ve dernekler, kamu destekli sendikalar, devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri var.

Düzenleme sadece atanmış kamu görevlilerini değil, idari açıdan İçişleri Bakanlığına bağlı seçilmiş yerel yöneticileri de kapsıyor.

Gökhan Günaydın’a göre, ” Ucu açık, keyfi[liğe] varan bir takdir yetkisiyle artık hiç kimsenin görev teminatı olmayacak. Yalnızca atanmışlar için değil, bu keyfi[lik] seçilmişleri de kapsıyor. Artık bir soruşturma, kovuşturma, yargı kararı vs süreçlere de gerek yok. Cumhurbaşkanı DDK Başkanı’nı çağırıyor, ‘şu belediye başkanı hakkında denetim yap’ diyor, Başkan bir kurul üyesini görevlendiriyor, o da gidip ‘görev başında kalması sakıncalıdır’ diyerek seçilmiş belediye başkanını görevden uzaklaştırabiliyor. Her şey jet hızıyla, her şey kanuna uygun ve elbette tümüyle hukuka aykırı.”

Gökhan Günaydın’ın dile getirdiği kaygılar, Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu gibi kuruluşlar için de geçerli.

Erdoğan’ın üçüncü denemesi

AKP DDK’de Erdoğan’ın istediği bu tiran yetkilerini TBMM’den geçirmeyi ilk kez denemiyor.

Gökhan Günaydın’ın verdiği bilgiye göre, “İlkinde 5 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile aynı yetkiyi DDK’ya almayı denediler. CHP Grubu’nun başvurusu üzerine AYM düzenlemeyi iptal etti (AYM, E.2018/121, K.2021/84, 11/11/2021: R.G.Tarih-Sayısı : 17/3/2022-31781).

“İkincisinde bir torba kanun içerisinde Meclis Genel Kurulu’na indirdiler, muhalafetin ortak ve etkin direnciyle düzenlemeyi torba kanun içinden çıkarmak zorunda kaldılar. Şimdi üçüncü kez deniyorlar.”

Günaydın, değişikliği TBMM Genel Kurulundan geçmesi halinde en ivedi şekilde AYM’ye iptal ve yürürlüğünün durdurulması başvurusu yapacaklarını” bildirmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Erdoğan: Kimse Yargıya Ayar Veremez

Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’na açılan davaya gönderme yaparak, “Biz hukuku kanunun üstünde gören bir milletiz. Hukuk başka kanun başka. Hukuk, hakkı haklı olana teslim etmektir. Bunu yapacağız” dedi ve ekledi:

“Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez. Yargıyı baskı altına almak sorumsuzluktur. Hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, bilhassa ailesi ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Aziz milletim, yasama ve yargı organlarımızın saygıdeğer temsilcileri, kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla adalet teşkilatımıza sevgilerimi gönderiyorum. Bugünkü kura merasimi ile yeni görev yerleri belirlenecek 1075 hakim ve savcı adayımızı tebrik ediyorum. Böylece hakim ve savcılardan oluşan adalet teşkilatının sayısı 25 bin 695’e çıkmış oluyor.

Bizim hem milli hem de manevi bünyemizde ölçü ve adalet kalp gibi hayati bir rol üstleniyor. Herhangi bir konuda hakemlik yaptığınız zaman adil olun buyruğu esasen meseleyi net bir şekilde anlatıyor. En derin krizlerle boğuştuğumuz günlerde bile adalet pusulasından şaşmadık.

Hak ve adalet kavramları bizim için vazgeçilmezdir. Siz yargı mensuplarımızdan da işte bu hassasiyetle çalışmanızı bekliyoruz. Adalet kapısına varıp da hakkını alamayan kalbi kırık ayrılan her bir vatandaşımızın vebali hem bu dünyada hem de ahirette Allah muhafaza hepimizin üzerindedir. Huzuruna gelen vatandaşa tepeden bakan yargı eski Türkiye’nin yargısıdır.

İdeolojik kamplara ayrılmış yargı eski Türkiye’nin yargısıdır. Biz de defalarca yüzleştik. Bir daha o günlere Allah’ın izniyle geri dönüş olmayacaktır. Bugün yargı sürecine müdahale etmek isteyen malum çevreler işte bu eski Türkiye hayalindedir.

“Kimse kendini hukukun üstünde göremez”

En temel hukuk kaidelerini ihlal etmeyi kendilerine hak görüyorlar. Hukukun üstünlüğü ilkesinin kendilerini bağlamadığını düşünüyorlar. Anayasa ve yasaları çiğneyebileceklerini sanıyorlar. Ama yargının kapsama alanı dışında olmadıkları gerçeği ile günden güne daha fazla yüzleşiyorlar ve bunu kabul etmek zorunda kalıyorlar. Kimse kendini hukukun üstünde erişim alanında göremez.

Biz hukuku kanunun üstünde gören bir milletiz. Hukuk başka kanun başka. Hukuk, hakkı haklı olana teslim etmektir. Bunu yapacağız. Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez. Yargıyı baskı altına almak sorumsuzluktur. Hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, bilhassa ailesi ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır.”

Paylaşın

Erdoğan: Terörsüz Türkiye Hedefine Mutlaka Ulaşacağız

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Afro Avrasya bölgesinin yükselen yıldızı Türkiye’dir. 40 yıllık terör belasını da defettikten sonra yükselişimiz şahlanışa dönüşecektir. Terörsüz Türkiye hedefine mutlaka ulaşacağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Aziz milletim, kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Bizleri takip eden tüm vatandaşlarımıza buradan sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum. AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Grup toplantımızı, geçtiğimiz salı günü Bolu Kartalkaya’da bir otelde çıkan yangında hayatını kaybeden 78 canımızın üzüntüsünü yaşadığımız bir atmosferde gerçekleştiriyoruz. Sözlerimin hemen başında, yangın faciasında yitirdiğimiz 78 kardeşimizin her birine bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Hayatını kaybedenlerin neredeyse yarısının çocuk olması, yürek yangınımızı daha da arttırmıştır. Onlardan bize belki bir ömür boyu ince ince kanayacak koca bir iç yarası, gönül kırgınlığı kaldı. Rabbim hepsini cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum. Yakınlarını kaybeden ailelerimizle dayanışmamızı göstermek amacıyla 1 günlük milli yas ilan ettik. Bolu’da yaşanan elim hadisede de milletimiz kenetlendi. Kimini kendini bilmezler dışında milletimiz her daim kardeş olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Münakaşalardan özellikle uzak durduk. Yangın sonrası ana muhalefet iftiralara başladı. Biz sükut ettikçe ana muhalefet, kiralık kalemler ve tetikçi ekran yüzleri seviyeye aşağı çekti. 1 haftadır vicdansızlığın her çeşidini sergilediler. Kendilerini aklama yarışına girdiler. Ülkemiz muhalefeti adına teessüfle takip ettiğimi pespayeliklerine rağmen duruşumuzu bozmadık. Gece 03.27’de başlayan yangının haberi ulaşır ulaşmaz devletimizin tüm ekiplerini seferber ettik.

Yaralanan 51 kardeşimizin sağlık kuruluşlarına intikali süratle gerçekleştirildi. Evlatlarını, sevdiklerini zamansız şekilde kaybeden vatandaşlarımıza yalnız olmadıklarını hissettirmek için gereken her şeyi yaptık, yapacağız. Facianın tüm yönleriyle araştırılması noktasında soruşturmaların süratle başlatılmasını sağladık. 8 kişilik heyet kuruldu. Bu heyet çalışmalarına devam ediyor. Gözaltı sayısı 28’e yükseldi. Otelde yangına karşı risklerin yeterince değerlendirilerek gerekli tedbirlerin alınmadığı tespit edilmiştir.

Uzman heyetimiz de çalışmalarını tekmil ettirince hazırlıkları raporları yargıya arz edecektir. Burada dikkati çeken husus şudur: Müfettişlerin tespitleriyle, otelin aralık ayında belediye yetkilileri tarafından muvazalı bir şekilde geri çektirilmek suretiyle sümen altı edilen kusurlarına ilişkin rapor büyük ölçüde örtülmektedir.

Bu durum acımızın daha da katmerlenmesine sebep olmuştur. Belediye başkanı koltuğunda oturan şahsın itfaiye müdürü korkmuştur diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı ancak daha sonraki ifadelerde başka sebeplerin devreye girdiği anlaşılan skandalın üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. İnanıyorum ki, soruşturma sürecinde bu başvuruyu geri çekme olayı da tüm boyutlarıyla araştırılacak, karanlık noktalar aydınlatılacak, soru işaretleri giderilecektir.

“Kimse benim vatandaşlarımın hayatı üzerinde kumar oynayamaz”

78 canımızı bizden kopartan bu katliamın yaşanmasında kimin sorumluluğu, eksiği ve ihmali varsa tekmili birden hesap sorulması için gereken neyse yapmaktan asla çekinmeyeceğiz. En küçük şüphe izi kalmadan, ince detayına kadar facianın araştırılmasını ve sorumlularının ortaya çıkarılmasını temin edeceğiz. Laf cambazlığıyla kimse sorumluluktan kaçamaz, kaçamayacaktır. Sorumluluğu olan kim varsa hesap vereceği her sosyal medya mecrası değil bağımsız Türk mahkemeleridir.

Aç gözlü müptezellerin vatandaşımızın canını hiçe saymasına kesinlikle tahammülümüz yoktur. Kimse benim vatandaşlarımın hayatı üzerinde kumar oynayamaz. Kimse ağzı süt kokan sabileri, masum çocukları hırslarına kurban edemez. Kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Buradan 8 gündür sorumsuz beyanatlarıyla ailelerimizin yaralarını deşen muhalefet aktörelerine şunu söylüyorum; Vicdanınız da mı yok, hiç mi utanmıyorsunuz. Bu milletin kederine ne zaman ortak olacaksınız? He konuyu siyasallaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? İstismar siyasetinden ne zaman vazgeçeceksiniz? Veba gibi yayılan ahbap-çavuş düzeniyle ne zaman hesaplaşacaksınız?

21 Ocak’tan beri sizin sataşmalarınızı duymazdan geldik. Sağduyuyla davranmakta ısrarcı olduk. Bugün de empatiden insaftan yoksun kısır tartışmalara sürüklenmek istemiyoruz. Bazı gerçekleri hatırlatmayı görev biliyorum. İzmir’de 2 genç elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti, görmezden geldiniz. Antalya’daki teleferik ekibinin sorumlularını kahraman ilan etmeye kalktınız. Utanmadan ahlaktan, sorumluluk almaktan bahsediyorsunuz. Hadsizlikler karşısında sessiz kalmayız. Bunları konuşmak mecburiyetinde kaldığımız için üzüntülüyüz.

Kongre maratonumuzda sona doğru yaklaşıyoruz. 73 il kongremizi gerçekleştirdik. Gençlik Kongremizin 7.’sini muhteşem bir atmosferle icra ettik. Tüm il gençlik kolları başkanlarımıza, gençlik kolları merkez yönetim kurulu ekibimize teşekkürlerimi iletiyorum.

İktidarın alternatifi olması gereken muhalefet, ne hazırlık en zihniyet itibarıyla bizimle yarışacak sıklette değildir. Siyasi kariyerleri dışında gözleri hiçbir şey görmüyor. Sayın Özel kırmızı kartla oyalanırken, eski genel başkan ilk sarı kartı kendisine gösterdi. Ne yapsalar boş. Mızrak çuvala sığmıyor. Turpların büyükleri heybede. Bunu dediğimiz için rahatsız oldular. Niye? Çünkü durumlarını gayet iyi biliyorlar.

Panikle yargı mensuplarımızı, aileleri ve çocukları üzerinden tehdit edecek kadar muvazeneyi yitirmelerinin nedeni de aynıdır. Para kulelerinin, şişirilmiş konser faturalarının ve bunun gibi daha birçok yolsuzluğun neye hizmet ettiğini herkes çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın bunları bakıp da siyasetten ümitlerini kesmesine müsaade edemeyiz. Cumhur İttifakı olarak daha fazla çalışarak muhalefetin eksikliğini bizim kapatmamız gerekiyor.

Asrın inşası adını verdiğimiz mücadelede geleceğimizi de ayağa kaldırıyoruz. 11 ilimizde 1900 şantiyede 182 bin mimar mühendis işçi kardeşimiz güvenli gelecek inşa etmek için çalışıyor. Depremin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Yeni Türkiye’yi inşa etmenin gayretindeyiz. Bizim derdimiz kavga etmek didişmek, söz düellosuna girmek değildir. Milletimizin gözü kulağı bizdedir. Ne yapılacaksa AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz yapacağız. Yükümüz ağır, yolumuz uzundur.

Suriye’den Filistin’e bölgemizde tarih yeniden yazılmaktadır. Gelecek asrımız şekillenmektedir. Türkiye tarihe mührünü vurmaktadır. Afro Avrasya bölgesinin yükselen yıldızı Türkiye’dir. 40 yıllık terör belasını da defettikten sonra yükselişimiz şahlanışa dönüşecektir. Terörsüz Türkiye hedefine mutlaka ulaşacağız. Rabbim yolumuzu bahtımızı açık etsin. Sevdanız muhabbetiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Yangınlarda doğal afetlerde kaybettiğimiz canları yeniden rahmetle yad ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan: Terör Baronları İçin Yolun Sonu Göründü

AK Parti Gençlik Kolları Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “40 yıldır ülkemizin ve milletimizin kanını sülük gibi emen terör örgütü ile mücadelemiz devam ediyor” dedi ve ekledi:

“Terör baronları için yolun sonu göründü. Terörsüz Türkiye hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Kirli senaryoları birlikte yırtıp atacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gençlik Kolları 7. Olağan Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sevgili gençler, kıymetli dava ve yol arkadaşlarım sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Filistin’in Gazze’nin yiğit gençlerini, Suriye’nin devrimci gençlerini ak gençlik adına saygıyla selamlıyorum. 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü hainlerin mermilerine göğüslerini siper eden kahramanlarımızı rahmetle yad ediyorum.

Sevgili gençler sizin ufkunuz Yunus Emre’nin Hacı Bektaş-ı Veli’nin ufkudur. Sizin ufkunuz ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni alır diyen Fatih Sultan Mehmet’in ufkudur. Sizin ufkunuz şehitlerin gazilerin ufkudur. Sizin ufkunuz Kuvayi Milliye’nin ufkudur. Sizin ufkunuz ariflerimizin alimlerimizin ufkudur.

Hepiniz Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasınız. Her biriniz başlı başına birer Türkiye’siniz. Sizler bu milletin istikbali aydınlık yarınlarısınız. Siz vicdanıyla asaletiyle duruşuyla büyük bir milletin evlatlarısınız.

Her birinizi tek tek selamlıyorum. Her birinizi tebrik ediyorum. Sizler gibi mücadeleci yol ve dava arkadaşlarını bahşettiği için Rabbim’e hamd ediyorum. Gençler, gençliğinle Türkiye’ye yol ver sloganıyla AK Parti Gençlik Kolları 7.Olağan Kongresi’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugün nöbet değişimine gidiyoruz. Gençlik kolları başkanlığı görevini 4 yıl boyunca başarıyla yürüten İzmir milletvekilimiz Eyüp Kadir İnan kardeşimize teşekkür ediyorum. Siyasi hayatımız ve iktidarlarımız boyunca daima gençlerle yol yürüdük.

Tüm alanlarda sessiz devrimlere imza atarken gençlerimizi hep ön planda tuttuk. Eski Türkiye’nin kirli oyunlarına gençlerimizin alet edilmesine müsaade etmedik. Gençlerin canı ve heyecanı üzerinden siyaset yapılmasına müsaade etmedik. Ayrım gözetmeden gençlere sahip çıkmaya çalıştık.

Hayatın her alanında gençlerimize güveniyoruz ve destek oluyoruz. Seçilme yaşını önce 30’dan 25’e devamında da 18’e indirerek siyasetin gençleşmesini sağladık. Birileri gençler yapamaz derken tam aksine gençler yapar diyerek politikaların merkezine bu ülkenin evlatlarını yerleştirdik. Gazi Meclis’teki en genç 5 milletvekilinden 4’ü bugün AK Parti’de gençlerimiz için çalışıyor.

Bu gençlik İstanbul’un duvarlarını ‘zulüm 1453’te başladı’ yazıları ile kirleten köksüz ve şuursuz bir gençlik değildir. Bu gençlik 3-5 ağacın yeri değiştirildi diye sokakları yakıp yıkan vandal bir gençlik değildir. Bu gençlik askere kurşun, polise taş atan kandırılmış bir gençlik değildir. 78 canı kaybettiğimiz kara günde aile acısı ile dalga geçen vicdansız gençlik değildir.

Bu gençlik yüreği kendi devletine ve halkına kinle öfkeyle dolu bir gençlik değildir. Bu gençlik 1453’ü baş tacı eden bir gençliktir. Bu gençlik milli bir gençliktir. Sevgili genç kardeşlerim sadece hak ve özgürlükler konusunda değil, her alanda gençlerimizin yanındayız. Tüm imkanlarımızı seferber ettik.

“Terörsüz Türkiye hedefimize yaklaşıyoruz”

40 yıldır ülkemizin ve milletimizin kanını sülük gibi emen terör örgütü ile mücadelemiz devam ediyor. Terör baronları için yolun sonu göründü. Terörsüz Türkiye hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Kirli senaryoları birlikte yırtıp atacağız.

Tüm dünyada veba gibi yayılan LGBT sapkınlığına karşı gençlerimize yönelik koruyucu tedbirleri devreye alıyoruz. Artan sanal kumar ve bahis sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Pek çok gencimizin hayatını karartan bu belanın kökünü kazıyana kadar durmayacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

Partisinin Malatya İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Mevcut sıkıntıların çıbanbaşı olarak gördüğümüz enflasyonu indirecek reçeteleri kararlılıkla uyguluyoruz” dedi ve ekledi:

“Devlet olarak fırsatçılıkla mücadelede mesuliyetlerimizi yerine getiriyoruz. Bundan asla taviz vermeyeceğiz. Tüm vatandaşlarımızdan hem dirayet hem destek bekliyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Malatya 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Bolu otel faciası tüm yönleriyle araştırılıyor. İhmali ya da kusuru olanlar için gerekli tüm soruşturmalar başlatıldı.

14 kişi gözaltında. Hata, görevini ihmal, usulsüzlük ve aç gözlülük sebebiyle milletimize bu büyük acıları yaşatanlar mutlaka yargıya hesap verecek. Böyle üzüntü verici bir olay karşısında siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz. Milletin acısına saygı göstermek yerine 3 gündür pervasızca sağa sola saldıranları esefle karşılıyoruz.

Kongrelerimizin yanında dava ve yol arkadaşlığımızı da perçinliyoruz. Allah izin verdiği müddetçe siz arkamızda olduğunuz sürece Malatya için koşturmaya sizlere hizmetkar olmaya devam edeceğiz.

“Başkalarıyla değil kendimizle yarıştık”

Milletle arasına duvar örenler benim yol arkadaşlarım olamaz. Kibri, böbürlenmeyi kapımıza asla yaklaştırmayacağız. Rakiplerimizin acizliğine umut bağlayarak rotamızı çizmeyeceğiz. Biz 22 yıldır başkalarıyla değil daima kendimizle yarıştık.

Biz milletin partisiyiz. Biz 85 milyonun partisiyiz. Biz dertliyiz, derdi olan bir kadroyuz. Tek tek şehirlerimizin tek tek vatandaşlarımızın derdiyle dertliyiz.

Mevcut sıkıntıların çıbanbaşı olarak gördüğümüz enflasyonu indirecek reçeteleri kararlılıkla uyguluyoruz. Devlet olarak fırsatçılıkla mücadelede mesuliyetlerimizi yerine getiriyoruz. Bundan asla taviz vermeyeceğiz. Tüm vatandaşlarımızdan hem dirayet hem destek bekliyoruz. “

Paylaşın

Erdoğan: Yargıya Kimse Parmak Sallayamaz

“Yargı Reformu Stratejisi Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Erdoğan, “Bazı insanların hukuk önünde ayrıcalıklara sahip olduğu günler artık geride kalmıştır. Türk yargısının bu vasfını inşallah gelecekte daha da güçlendireceğiz. Hiç kimse hukukun üstünde değildir” dedi ve ekledi:

“Suç işleyenler suçta kibirlenenler kim olursa olsun yaptıklarının hesabını bağımsız Türk mahkemelerine vermek zorundadır. Yargı mensuplarını kimse tehdit edemez, mahkemeler üzerinde baskı kuramaz, yargı mensuplarına parmak sallayamaz. Buna biz de yargımız da izin vermez. Mahkeme kararlarını gerekli nezaketi göstererek eleştirebilirsiniz. Ama bu ülkenin ana muhalefet partisi lideri olsanız da kameralar karşısında hukuk insanlarına tehditler savuramazsınız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Yargı Reformu Stratejisi Tanıtım Toplantısı”na konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından önce çıkanlar şöyle: “Adalet camiamızın kıymetli mensupları, saygıdeğer misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sözlerimin hemen başında Bolu’da hayatını kaybeden 78 vatandaşımızın ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yangında yaralanan 51 vatandaşımızdan 10’unun tedavisi devam ediyor. Kendilerine şifalar diliyorum.

Detaylarını birazdan açıklamayacağımız Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’nin hayırlı olmasını diliyorum. Bizler adaleti mülkün temeli olarak gören bir geleneğin mirasçılarıyız. Adalet sistemimizin tüm unsurlarıyla güçlü ve etkin bir şekilde işlenmesi milletimizin her bir ferdini yakından ilgilendiriyor.

Bazı insanların hukuk önünde ayrıcalıklara sahip olduğu günler artık geride kalmıştır. Türk yargısının bu vasfını inşallah gelecekte daha da güçlendireceğiz. Hiç kimse hukukun üstünde değildir. Suç işleyenler suçta kibirlenenler kim olursa olsun yaptıklarının hesabını bağımsız Türk mahkemelerine vermek zorundadır.

“Hukuk insanlarına tehditler savuramazsınız”

Yargı mensuplarını kimse tehdit edemez, mahkemeler üzerinde baskı kuramaz, yargı mensuplarına parmak sallayamaz. Buna biz de yargımız da izin vermez. Mahkeme kararlarını gerekli nezaketi göstererek eleştirebilirsiniz. Ama bu ülkenin ana muhalefet partisi lideri olsanız da kameralar karşısında hukuk insanlarına tehditler savuramazsınız.

5 amaç, 4 hedef ve 264 faaliyetin yer aldığı 4’üncü Strateji Belgemizle Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını daha da güçlendirmeyi, vatandaşlarımızın hukuki güvenliğini daha da kuvvetlendirmeyi, yargılamaların zamanında ve makul sürede tamamlanmasını, çözüm merkezli ve öngörülebilir bir adalet sistemi oluşturmayı, yargılama usullerini sadeleştirerek verimliliği artırmayı, yargıya ilişkin güven ve memnuniyeti daha da yükseltmeyi, onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını yaygınlaştırmayı, ceza adaleti sisteminin etkinlik ve caydırıcılığını tahkim etmeyi ve adalet hizmetleri ile adli bilimlerde dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyoruz. Hazırlayacağımız yeni insan hakları eylem planı ile hak ve özgürlüklerin daha etkin işlemesini sağlayacağız.

Temyiz kanun yolunun etkinliğine yönelik yeni düzenlemelerle temyiz incelemelerinin 6 ay içerisinde sonuçlandırılmasını hedefliyoruz. Bunun için Yargıtay ve Danıştay Kanunlarında yer alan daire ve üye sayılarını iş yüküyle orantılı olacak şekilde yeniden belirleyeceğiz.

Temyiz incelemeleri gibi, istinaf incelemelerinin de 6 ay içinde neticelendirilmesine yönelik düzenlemeler yapacağız. Yeni ihtisas mahkemeleri de kuracağız. Ceza mahkemelerinin görev alanlarını yeniden düzenleyecek, ihtiyaç duyulan yerlerde yeni adliyeler kuracak, mahkeme sayılarını artıracak ve tek hakimle çalışan bazı mahkemelerin heyet halinde çalışmalarını temin edeceğiz. Uzlaştırıcı, birleştirici, özgürlükçü, toplumun tüm kesimlerini kuşatan yeni ve sivil bir anayasa çalışmalarımıza hız vereceğiz.

Yeni düzenlemelerle duruşmaların 2 aydan fazla ertelenmemesini ve bazı uyuşmazlıkların da duruşma yapılmaksızın çözülmesini sağlayacağız. Çevre, sağlık, sigorta, trafik ve iş kazalarından kaynaklanan dava türleri için yeni ihtisas mahkemeleri kurulacak. İfade, basın özgürlüğü, kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin standartları yükseltecek, yeni hak arama yollarını çeşitli tedbirlerle tahkim edeceğiz.

‘Noterlik Kanunu’nu yenileyecek; Hukuk Fakültesi mezunlarının görev alacağı yeni bir müessese olarak ‘Noter Yardımcılığı’nı sisteme kazandıracağız. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların kapsamının genişletilmesi ile adli para cezası miktarlarının yeniden belirlenmesi önceliklerimiz arasında.

Saldırı amacıyla araçlarından inen sürücüleri, ehliyetlerine el konulması da dahil, müstakil yaptırımlara tabi tutacağız. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile vücut dokunulmazlığına, hürriyete ve çevreye karşı işlenen suçların cezalarını artırıyoruz.

Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında zaruret dışında olay yerinin terk edilmesini de ayrı bir suç olarak düzenleyeceğiz. Trafikte işlenen suçların yanı sıra trafik güvenliğini tehlikeye atan kişilere yönelik de caydırıcı önlemler alacağız. Nişan, düğün, asker uğurlaması gibi kişilerin toplu bulunduğu etkinliklerde silahla ateş edilmesi vakalarına dönük cezaları önemli ölçüde ağırlaştırıyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Bir Günlük Milli Yas İlan Edildi

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, Kartalkaya’da bir otelde çıkan yangına ilişkin, “Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir” dedi ve ekledi:

“Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yaralanan kardeşlerimizden 17’si taburcu edilirken biri yoğun bakımda olmak üzere diğerlerinin tedavisi devam ediyor. AFAD ve sağlık birimlerimiz yanan otelde çalışmalarını sürdürüyor. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Yangına farklı kurumlarımızdan toplam 156 araç ve 428 personelle müdahale edilmiştir. Gerek yangının çıkış sebebini gerekse faciada sorumluluğu olanları tespit etmek amacıyla idari ve adli soruşturmalar başlatılmıştır.

İlk etapta aralarında facianın yaşandığı işletme sahibinin de olduğu 4 kişi gözaltına alınmıştır. Her ne surette olursa olsun böyle bir facianın yaşanmasına sebep olanlar, ihmali ve kusuru olanlar hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir. Yüreklerimizdeki yangını tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor. Özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın derin bir teessür ve acı içinde olduğunu biliyoruz. Bu kardeşlerimizin acısını paylaşmak amacıyla 1 günlük milli yas ilan edilmiştir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve yakınlarına sabır dileklerimi iletiyorum.

Eğitim, savunma, güvenlik, bölgesel görüşmeye kadar kritik konuları değerlendirdiğimiz bir kabine toplantımızı daha tamamladık. Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda büyük bir gayret içinde olduk. 2025 yılını Aile Yılı olarak ilan edeceğimizi paylaşmıştık. Aile toplumun temelidir diyen anayasamızın 41. maddesinin çizdiği çerçeve içinde aileyi güçlendirecek tedbirleri hayata geçiriyoruz. Özellikle cinsiyetsizleştirme politikaları, aile politikaları hedef alan küresel bir haçlı seferine dönüşmüştür.

“İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı…”

Milletimiz için varoluşsal bir tehdide dönüşen bir diğer husus 1,51’e kadar düşen doğurganlık hızımızdır. Nüfusun yenilenme düzeyinin 2,1 olduğu göz önünde bulundurulduğundan tehdidin vehameti daha net anlaşılacaktır. Ülkemizde ilk evlenme yaşı kadınlarda 26, erkeklerde 28’e çıkmıştır. İlk anne olma yaşı ise 29’u aşmıştır. İktidar ve muhalefet fark etmeksizin tehlikeli gidişatı önce durdurmamız sonra da tersine çevirmemiz gerekiyor. 2025 senesini bütün bu gerçekler temelinde Aile Yılı ilan ettik.

Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 150 bin lira tutarında faizsiz kredi desteği sunduk. Yeni doğacak ilk çocuk için verdiğimiz tek seferlik doğum yardımını 5 bin liraya yükselttik. İkinci ve sonraki çocuklar için vereceğimiz çocuk yardımlarını her ay annelerimizin hesabına yatıracağız. Farklı destek, teşvik ve yardımlarla aileyi güçlendirip, çocuk sahibi olmayı teşvik edeceğiz.

Göz bebeğimiz olan çocuklarımızın başıboş köpek sürülerince parçalanmasının izahı açık söylüyorum ne kendimize ne vicdanımıza ne de milletimize yapamıyoruz. Yüksekova’da bir evladımızın hayatını kaybettiği olay hepimizi derinden yaralamış ve sarsmıştır. Daha önce de benzer hadiselere şahit olmuş bunun üzerine harekete geçmiştik. Bu sorunun çözümsüz kalmasından çeşitli lobilerin karşı çıkmasına rağmen mevzuatımızda gerekli görüşmeleri yaptık. Görüşmelerde mecliste yaşanan edepsizlikleri, densizlikleri hiçbirimiz unutmadık ve unutmayacağız. Yüksekova’daki yürek burkan olay yasal düzenlemenin ve endişelerimizin ne kadar isabetli olduğunu tekrar teyid etmiştir.

Türkiye’ye, okula, kütüphaneye, parka giden çocuklara sahipsiz köpeklerin saldırdığı ülke utancı yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Siyasi parti ayırt etmeksizin belediyelerimizin tamamı kendilerine yüklediği görevleri yerine getirmek zorundadır. Farklı bahaneler öne sürerek görevini yapmayanlarla ilgili bundan sonra daha zorlayıcı tedbirleri devreye alacağız. Devletimizin ilgili tüm organları bu konunun üzerine daha kararlı gidecektir. Eslem Teker evladımıza yüce Allah’tan rahmet, acılı ailesi ve arkadaşlarına sabır niyaz ediyorum.

Suriye yeni yönetiminin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile istihbarat başkanının ülkemizi ziyareti esnasında pek çok konuyu ele aldık. Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılması çabalarında da yeni hükümetin ve Suriye halkının yanında olacağız. Suriye toparlanıp güçlendikçe, sadece Suriyeli kardeşlerimiz değil bölgemizin tamamı bundan kazançlı çıkacaktır.

Arap ve İslam aleminin bu ülkeye destek olması önemlidir. Batılı kurumların uyguladığı yaptırımlar da bir an evvel kaldırılmalıdır. Bu konudaki hassasiyetimizi Slovakya Başbakanı ile paylaştım. NATO müttefikliğimizin yanısıra stratejik ortaklıkla tesis ettiğimiz Slovakya ile ilişkilerimizi kazan kazan temelinde ilerleteceğiz. Partimizin il kongreleri vesilesiyle birçok yatırımın resmi açılışını yaptık.

İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden sonra Gazze’ye başlattığı saldırılar önceki gün ateşkesin yürürlüğe girmesiyle şimdilik son buldu. İsrail’in kasıtlı şekilde sivilleri hedef alan saldırılarda 50 bin Gazzeli şehit oldu. 110 binin üzerinde kardeşimiz yaralandı. İsrail kelimenin tam manasıyla bir soykırım ve Gazze’yi insansızlaştırma politikası uyguladı.

Sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar Gazze’deki yıkımın ne kadar devasa boyuttu olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye olarak çok boyutlu diplomasiyle ateşkes mutabakatın sağlanması için gereken desteği verdik. Gazzeli kardeşlerimizin yüzlerinin gülüyor olmasından biz de memnuniyet duyuyoruz. Rabbim İsmail Heniye başta olmak üzere İsrail’in kalleş ve insanlık dışı saldırılarında şehit olan tüm kardeşlerimizin ruhlarını şâd, mekanlarını cennet eylesin diyorum.”

Paylaşın

Kabine’de Değişim İçin Gözler AK Parti Kongresi Sonrasına Çevrildi

Uzun zamandır konuşulan kabine değişimi için AK Parti 8. Olağan Kongresi sonrasına işaret ediliyor. Kabinede de değişimin en fazla 3-4 bakanlıkla sınırlı kalabileceği kaydediliyor.

AK Parti’nin 12 Ekim’de başlattığı 8. Olağan Kongre süreci hızlandı. 81 il kongresinden 63’ü tamamlandı. 27 Ocak’ta Gençlik Kolları, 5 Şubat’ta Kadın Kolları, 23 Şubat’ta da Büyük Kongre yapılacak. Yerel seçimde büyük yenilgi alarak 22 yıllık iktidarında ilk kez ikinci parti konumuna düşen AK Parti’de genel merkez düzeyinde değişim beklentisi çok yüksek.

Yüzde 60 hatta yüzde 70’i bulan bir değişimden bahsediliyor. Ancak parti kurmayları MKYK’da bu beklenti bir ölçüde karşılansa da yeni MKYK üyeleri arasından belirlenecek MYK’da aynı ölçüde değişimin olmayacağı görüşünde.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Çok uzun zamandır parti MYK’sında yer alan bazı siyasetçilere yeniden görev verilmeyebileceği ifade edilirken 18 kişilik MYK’da en fazla 6-7 kişinin değişebileceği iddia ediliyor. Uzun zamandır konuşulan kabine değişimi için de kongre sonrasına işaret ediliyor. Kabinede de değişimin en fazla 3-4 bakanlıkla sınırlı kalabileceği kaydediliyor.

14 Mayıs 2023 seçimlerinde oluşan TBMM’nin geçen 1.5 yılında 31 milletvekilinin partisiyle yollarının ayrıldığını yazmıştık. Bu milletvekillerinden 15’i başka partilere katıldı, 15 bağımsız milletvekilinin bazıları için de AK Parti’ye katılacaklarına dair sürekli yeni iddialar gündeme getiriliyor. Hatta bazı DEVA Partisi ve Gelecek Partisi milletvekillerinin de istifa ederek AK Parti’ye katılabileceği konuşuluyor.

Muhalefet partisi temsilcilerine göre AK Parti bu “transfer süreci”ni stratejik olarak planlıyor ve bilinçli olarak da zamana yayıyor. Bir parti kurmayı, “AK Parti tek tek vekil alarak seçmenin muhalefete olan inancını ve güvenini sarsmaya çalışıyor. Önümüzdeki günlerde de bunları görmeye devam edeceğiz” diyor.

Paylaşın

Özel’in “Savaş İlanı” Sözlerine Erdoğan’dan Dikkat Çeken Yanıt

CHP Lideri Özgür Özel’in “savaş ilanı” sözlerine yanıt veren Erdoğan, “Para kuleleri, şişirilmiş konser faturaları ve ihale yolsuzlukları dışında ‘işte bizim eserimiz’ diye gösterebilecekleri hiçbir icraatları yok. Şimdi de çıkmışlar ‘savaş ilanı’ndan söz ediyorlar” dedi ve ekledi:

“Bir de ‘Biz bilmiyoruz, sen nasıl biliyorsun?’ diyorlar. Sayın Özel’e buradan soruyorum; Allah aşkına, sen neyi biliyorsun da bunları bileceksin? Neyi takip ediyorsun da bunları takip edeceksin? Esenyurt’u mu, Beşiktaş Belediyesini mi takip ediyorsun? Oralarda olan şu son gelişmelerden hala haberin yoksa sen artık bu görevi bırak, herhalde birileri de gelip zaten elinden bu görevi alacaklar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Adana Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Mersin sadece şehirlerden bir şehir değildir. Mersin bu ülkenin huzurunun güvencesidir. Mersin birlikte yaşama kültürümüzün sembolüdür. Yörük çadırlarının üstünde tüten duman sönmedikçe devletimiz, milletimiz istikbale güvenle bakmaya devam edecektir.

Mersin sinesine gelen hiç kimseyi Yörük diyerek küçümsememiş, Kürt diyerek ötekileştirmemiştir. Mersin’in bu göz alıcı tablosuna kimse halel getiremez. Bu şehir dünyaya kardeşlik hukuku dersi veriyor, vermeye de devam edecek.

Bereketli toprakları ile tüm insanlığı beslemeye devam edecek. Muhteşem potansiyeli ile Mersin Türkiye Yüzyılı ile adından daha çok söz ettirecek. Mersin’deki bu güzel iklimi bozmayı kimse başaramayacak. Mersin’in nereden nereye geldiğini akıl vicdan sahibi herkes kabul edecektir. Hiçbir siyasi hesap Mersin’deki kardeşlik kültürünü bozamaz.

Bugüne kadarki seçim sonuçlarının sebeplerini Mersinlilerde değil, kendimizde arıyoruz. Suç varsa, yanlış varsa bizim. Daha çok emek vermemiz, ter dökmemiz gerekiyor. Kongremiz böyle bir dönemin, yeni bir atılımın miladı olacak.

Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, 1. Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin, milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik politikalarının ağır bedellerini ödedik. Bu tahribatın önü, rahmetli Menderesle birlikte başlayan bir demokrasi hamlesiyle kesilmeye çalışıldı. Ama Türkiye’nin büyümesini kendi ayakları üzerine dikilmesini istemeyen emperyalistler de boş durmadı. Ülkemizi darbeler, ekonomik çöküşlerle dolu bir döneme soktular.

Merhum Özal’a neler yapıldığını hiçbir zaman unutmadık. İşte 80 yıllık bu sancılı sürecin ardından AK Parti adeta bir Anadolu ihtilali ile iktidara geldi. Bu devrim öyle kolay gerçekleşmedi. Güç odakları, AK Parti öncülüğündeki Anadolu ihtilaline karşı büyük bir direnç gösterdi. Hukukun ayaklar altına alındığı cumhurbaşkanlığı seçimi krizlerine kadar nice senaryolar devreye alındı. Envai çeşit cinayet şebekesini harekete geçirdiler.

Terör örgütlerini silah bıraktırarak Suriye üzerinden yeni senaryolar uygulanmasına izin vermeyeceğiz. YPG sorununu kökten çözeceğiz. Ya silah bırakacaklar ya da bertaraf olacaklar. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Bölgenin geleceğini bu toprakların kadim halkarı belirleyecek.

Milletimizin güçlü desteği AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak mesuliyetimizi artırmaktadır. Daha fazla çalışmak, tüm engelleri tek tek kaldırmak zorundayız. Suriye’deki rejimin yıkılması, yeni yönetimin iş başına gelmesi Mersin’e etkisi olacaktır. Burası halen 183 binin üzerinde Suriyeli muhaciri misafir eden ensar ruhlu bir şehirdir. Ülkelerindeki evlerini, işlerini yeniden ayağa kaldıracak Suriyeli kardeşlerimizden bir kısmı şüphesiz vatanlarına geri dönecek. Suriye toparlandıkça inşallah ülkemizle birlikte muhacirler dönüş yoluna girecektir. Kalanlara kapımız da gönlümüz de daima açık olacaktır.

100 yıllık oyun bozuluyor. Yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Bölgenin kaderini bu bölgenin hakları belirleyecek. Kimse bunun önüne geçemeyecek. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Bölücü örgüt elebaşının çağrısını yerine getirirse kazanan tüm Türkiye olacaktır. Eğer çağrıya uymazlarsa operasyonlarla meseleyi çözeriz. Biz bu meselenin tarihe karışmasından yanayız.”

“YPG terör örgütüne karşı en küçük bir müsamahamız yok”

Erdoğan, partisinin Servet Tazegül Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen Mersin 8. Olağan İl Kongresi’nde de konuştu. Erdoğan, özetle şöyle konuştu: “Mersin bugün bir başka. Maşallah bambaşka. 2028’e hazır mısınız? Birilerine 2028’te ders vermeye var mısınız? Bugüne kadarki seçim sonuçlarının sebeplerini Mersinlide değil, kendimizde arıyoruz. Suç varsa bizim, yanlış varsa bizim. Ama bunu hep beraber telafi edeceğiz. Demek ki daha çok çalışmamız, daha çok gönüle girmemiz, daha çok emek vermemiz, ter dökmemiz gerekiyor.

Muhalefetin gönüllü figüranlığını yaptığı Türkiye’ye diz çöktürme senaryolarının tekmili birden üzerimize boca edildi. Hani Mehmet Akif Çanakkale Savaşı’nı anlatırken diyor ya, ‘Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada vahşetler denk.’ Bizim de istikbalimize ve istiklalimize yönelen saldırılar rengarenkti. Sadece sinsi niyetleri ortaktı. Hamdolsun, milletimizle kafa kafaya, kol kola, kalp kalbe verip bu alçak hesapları hep birlikte boşa çıkardık.

Mersin’in beşeri zenginliği ülkesi ve bölgesindeki her gelişmeyle yakından ilgilenmesini mecburi kılıyor. Mesela, Suriye’deki 61 yıllık Baas rejiminin yıkılması ve ülkede kuşatıcı yeni bir yönetimin iş başına gelmesinin Mersin’e etkisi olacaktır. Çünkü burası halen 183 binin üzerinden geçici koruma statüsündeki Suriyeli muhaciri misafir eden ensar ruhlu bir şehirdir.

Ülkelerindeki evlerini, işlerini yeniden ayağa kaldıracak Suriyeli kardeşlerimizden bir kısmı şüphesiz vatanlarına geri dönecektir. Suriye toparlandıkça zulmün ve yıkımın izleri silindikçe inşallah ülkemizle birlikte tüm dünyadan muhacirler dönüş yoluna girecektir. Ama hep söylediğimiz gibi kalanlara kapımız da gönlümüz de daima açık olacaktır.

Biz zalimler gibi kimseyi zorla yerinden etmeyiz. Kimsenin hayatını keyfi yerine zindana çevirmeyiz. Kendini bilmez üç-beş ırkçı fanatiğin Türkiye Suriye dayanışmasına gölge düşürmesine göz yummayacağız. Suriye’nin toprak bütünlüğünü, sosyal barışını, imarını sağlamaya yönelik her gayrete destek vereceğiz. Görüyoruz ki Türkiye’ye özellikle büyük bir güven ve teveccüh söz konusu.

Bu ülkenin topraklarını işgal eden terör örgütlerini ya silah bıraktırarak ya bertaraf ederek Suriye üzerinde yeni senaryolar uygulanmasının önüne geçmekte kararlıyız. Bilhassa, ülkenin üçte birini işgal altında tutan YPG terör örgütüne karşı en küçük bir müsamahamız yok. Yakında bu meseleyi kökten çözerek adımları atmaya başlayacağız. Örgütün çok güvendiği güçlerin bölgedeki çıkarları ve hesapları değiştiği için gölgesine sığınarak küstahlaşacakları kimseyi bulamayacaklar.

Avrupa’da yükselen seslere ise aldırış etmiyoruz. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra gelip bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Böl, parçala, yönet politikasıyla son bir asırdır bu bölgede diledikleri gibi cirit atanların devri bitmiştir. Kim ne derse desin 100 yıllık oyun bozuluyor. Coğrafyamızda kardeşliğin, barışın ve istikrarın rüzgarı esiyor. Kalkınma ve refahın egemen olacağı yeni bir dönemin kapıları aralanıyor.

Artık bölgenin geleceğini bu toprakları kadim halkları belirleyecek. Doğal kaynaklar üzerindeki her türlü tasarruf da bölgenin asıl sahiplerinin uhdesinde olacak. Allah’ın izniyle kimse bunun  önüne geçemeyecek. İşte 2-3 gün önce biliyorsunuz, Suriye’nin Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı birlikte ziyaretime geldiler. Benden sonra Dışişleri Bakanımla, Savunma Bakanımla, İstihbarat Başkanımızla ayrıca toplantılar yaptılar. Çünkü şimdi hazırlığımız Suriye’nin geleceğine.

Bu yeni dönem Mersin’in önünde de büyük fırsat pencereleri açacaktır. Şehrimizin şimdiden buna kendini hazırlaması gerekiyor. Aynı şekilde Gazze’de ateşkesle sağlanmaya çalışılan barış da bölgenin siyasi ve sosyal atmosferini değiştirecektir. Gazze örneği zulüm ile abat olunamayacağının çarpıcı bir ispatıdır.

İsrail’in Gazze’de ve diğer şehirlerde uyguladığı zulümle dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Musevilere de zarar vermiştir. Çünkü İsrail’in yaptığı kadın, çocuk, masum katliamlarından sonra artık hiç kimse bu topluma İkinci Dünya Savaşı’nda maruz kaldıkları soykırımın getirdiği mahcubiyet duygusuyla bakamayacaktır.

Herkesin zihninde İsrail’in fırsatını bulduğunda kendi mensuplarından başka tüm insanları katledebileceği düşüncesi yer etmiştir. Nitekim fanatik siyonistler bu düşünceyi destekleyecek görüşlerini dini ve ideolojik argümanlarla pervasızca dile getirmekten çekinmiyor. En çok hedef aldıkları ülkenin Türkiye, toplumun da Türk milleti olması bizim bu zulme karşı sesini en çok yükselten devlet ve millet olmamızdan kaynaklanıyor.

Mersin’i yakından ilgilendiren bir diğer gelişme terör örgütü PKK’nın feshedilmesini, silahlarının teslim edilmesini ve militanlarının dağıtılmasını hedefleyen gayretlerdir. Cumhur İttifakı ortağımız sayın Bahçeli’nin konuyu gündeme getirmesiyle başlayan gelişmeler nihai aşamasına yaklaşmaktadır. Bölücü örgüt, şayet elebaşının çağrısını dinleyip gereğini yerine getirirse siyasi uzantısı da üzerine düşenleri yaparsa bunun kazananı 81 vilayeti ve 85 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacaktır.

Eğer örgüt çağrıya uymayı reddeder, siyasi uzantısı da ipe un sermeye kalkarsa biz zaten başarıyla yürüttüğümüz operasyonlarımızla meseleyi kendi mecrasında çözeriz. Tercihimiz ülkemizin 40 yılına, on binlerce canına, yüzlerce milyar dolar kaynağının heba olmasına yol açan bu meselenin suhuletle, samimiyetle, kalıcı ve kati bir şekilde tarihe karışmasından yanadır.

Bununla birlikte merhum Akif’in ‘Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum’ mısralarındaki mesajını da kimse unutmasın. Bölücü terör belası öyle veya böyle bertaraf edilecektir. Elbette kahraman şehitlerimizin her türlü hesabı üzerinedir. Herkesin takip ettiği üzere tüm çalışmalar şehitlerimizin aziz hatıralarına, şehit yakınları ve gazilerimizin hassasiyetlerine en küçük bir halel getirmeyecek şekilde yürütülmektedir.

Buradan tekrar hatırlatmak isterim ki, gerek ülke içinde gerek bölgemizde gerekse dünyada attığımız her adımın bir gayesi vardır. Bu da ülkemizin Türkiye Yüzyılı’na, geçmişin tüm sorunlarından arınmış, yüklerinden kurtulmuş, mevcut imkanlarını en üst düzeyde kullanan hedeflerine kararlılıkla yürüyen bir devlet olarak girmesidir.

Artık yeni hayaller kurma, yeni projeleri hayata geçirme, yeni şeyler söyleme, yeni adımlar atma vaktinin geldiğine inanıyoruz. Biz bölgede istikrar istiyoruz, güvenlik istiyoruz, huzur ve refah istiyoruz. Biz Türkler, Araplar, Kürtler olarak hep beraber kazanalım, hep beraber kalkınalım istiyoruz.

Bizimle bu yolda yürüyecek herkese kollarımız da kapımız da yüreğimiz de açıktır. Zihinlerinin gerisinde başka hesaplar olanlar da hiç kusura bakmasınlar artık kimseye bunları yutturamazlar, kimseyi kandıramazlar, kimsenin zihnini ve kalbini bulandıramazlar. Dünya düzeni siyasi ve ekonomik olarak yeniden kurulurken Türkiye’yi bunun dışında tutmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.”

Paylaşın