Özel’in “Savaş İlanı” Sözlerine Erdoğan’dan Dikkat Çeken Yanıt

CHP Lideri Özgür Özel’in “savaş ilanı” sözlerine yanıt veren Erdoğan, “Para kuleleri, şişirilmiş konser faturaları ve ihale yolsuzlukları dışında ‘işte bizim eserimiz’ diye gösterebilecekleri hiçbir icraatları yok. Şimdi de çıkmışlar ‘savaş ilanı’ndan söz ediyorlar” dedi ve ekledi:

“Bir de ‘Biz bilmiyoruz, sen nasıl biliyorsun?’ diyorlar. Sayın Özel’e buradan soruyorum; Allah aşkına, sen neyi biliyorsun da bunları bileceksin? Neyi takip ediyorsun da bunları takip edeceksin? Esenyurt’u mu, Beşiktaş Belediyesini mi takip ediyorsun? Oralarda olan şu son gelişmelerden hala haberin yoksa sen artık bu görevi bırak, herhalde birileri de gelip zaten elinden bu görevi alacaklar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Adana Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Mersin sadece şehirlerden bir şehir değildir. Mersin bu ülkenin huzurunun güvencesidir. Mersin birlikte yaşama kültürümüzün sembolüdür. Yörük çadırlarının üstünde tüten duman sönmedikçe devletimiz, milletimiz istikbale güvenle bakmaya devam edecektir.

Mersin sinesine gelen hiç kimseyi Yörük diyerek küçümsememiş, Kürt diyerek ötekileştirmemiştir. Mersin’in bu göz alıcı tablosuna kimse halel getiremez. Bu şehir dünyaya kardeşlik hukuku dersi veriyor, vermeye de devam edecek.

Bereketli toprakları ile tüm insanlığı beslemeye devam edecek. Muhteşem potansiyeli ile Mersin Türkiye Yüzyılı ile adından daha çok söz ettirecek. Mersin’deki bu güzel iklimi bozmayı kimse başaramayacak. Mersin’in nereden nereye geldiğini akıl vicdan sahibi herkes kabul edecektir. Hiçbir siyasi hesap Mersin’deki kardeşlik kültürünü bozamaz.

Bugüne kadarki seçim sonuçlarının sebeplerini Mersinlilerde değil, kendimizde arıyoruz. Suç varsa, yanlış varsa bizim. Daha çok emek vermemiz, ter dökmemiz gerekiyor. Kongremiz böyle bir dönemin, yeni bir atılımın miladı olacak.

Ülkemizin ilk 80 yılına asırların yorgunluğuyla, 1. Dünya Savaşı’nın yükü altında kalan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin sancıları damga vurmuştur. Tek parti faşizminin, milletimizin inancına, tarihine, kültürüne yönelik politikalarının ağır bedellerini ödedik. Bu tahribatın önü, rahmetli Menderesle birlikte başlayan bir demokrasi hamlesiyle kesilmeye çalışıldı. Ama Türkiye’nin büyümesini kendi ayakları üzerine dikilmesini istemeyen emperyalistler de boş durmadı. Ülkemizi darbeler, ekonomik çöküşlerle dolu bir döneme soktular.

Merhum Özal’a neler yapıldığını hiçbir zaman unutmadık. İşte 80 yıllık bu sancılı sürecin ardından AK Parti adeta bir Anadolu ihtilali ile iktidara geldi. Bu devrim öyle kolay gerçekleşmedi. Güç odakları, AK Parti öncülüğündeki Anadolu ihtilaline karşı büyük bir direnç gösterdi. Hukukun ayaklar altına alındığı cumhurbaşkanlığı seçimi krizlerine kadar nice senaryolar devreye alındı. Envai çeşit cinayet şebekesini harekete geçirdiler.

Terör örgütlerini silah bıraktırarak Suriye üzerinden yeni senaryolar uygulanmasına izin vermeyeceğiz. YPG sorununu kökten çözeceğiz. Ya silah bırakacaklar ya da bertaraf olacaklar. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Bölgenin geleceğini bu toprakların kadim halkarı belirleyecek.

Milletimizin güçlü desteği AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak mesuliyetimizi artırmaktadır. Daha fazla çalışmak, tüm engelleri tek tek kaldırmak zorundayız. Suriye’deki rejimin yıkılması, yeni yönetimin iş başına gelmesi Mersin’e etkisi olacaktır. Burası halen 183 binin üzerinde Suriyeli muhaciri misafir eden ensar ruhlu bir şehirdir. Ülkelerindeki evlerini, işlerini yeniden ayağa kaldıracak Suriyeli kardeşlerimizden bir kısmı şüphesiz vatanlarına geri dönecek. Suriye toparlandıkça inşallah ülkemizle birlikte muhacirler dönüş yoluna girecektir. Kalanlara kapımız da gönlümüz de daima açık olacaktır.

100 yıllık oyun bozuluyor. Yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Bölgenin kaderini bu bölgenin hakları belirleyecek. Kimse bunun önüne geçemeyecek. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Bölücü örgüt elebaşının çağrısını yerine getirirse kazanan tüm Türkiye olacaktır. Eğer çağrıya uymazlarsa operasyonlarla meseleyi çözeriz. Biz bu meselenin tarihe karışmasından yanayız.”

“YPG terör örgütüne karşı en küçük bir müsamahamız yok”

Erdoğan, partisinin Servet Tazegül Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen Mersin 8. Olağan İl Kongresi’nde de konuştu. Erdoğan, özetle şöyle konuştu: “Mersin bugün bir başka. Maşallah bambaşka. 2028’e hazır mısınız? Birilerine 2028’te ders vermeye var mısınız? Bugüne kadarki seçim sonuçlarının sebeplerini Mersinlide değil, kendimizde arıyoruz. Suç varsa bizim, yanlış varsa bizim. Ama bunu hep beraber telafi edeceğiz. Demek ki daha çok çalışmamız, daha çok gönüle girmemiz, daha çok emek vermemiz, ter dökmemiz gerekiyor.

Muhalefetin gönüllü figüranlığını yaptığı Türkiye’ye diz çöktürme senaryolarının tekmili birden üzerimize boca edildi. Hani Mehmet Akif Çanakkale Savaşı’nı anlatırken diyor ya, ‘Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk. Sade bir hadise var ortada vahşetler denk.’ Bizim de istikbalimize ve istiklalimize yönelen saldırılar rengarenkti. Sadece sinsi niyetleri ortaktı. Hamdolsun, milletimizle kafa kafaya, kol kola, kalp kalbe verip bu alçak hesapları hep birlikte boşa çıkardık.

Mersin’in beşeri zenginliği ülkesi ve bölgesindeki her gelişmeyle yakından ilgilenmesini mecburi kılıyor. Mesela, Suriye’deki 61 yıllık Baas rejiminin yıkılması ve ülkede kuşatıcı yeni bir yönetimin iş başına gelmesinin Mersin’e etkisi olacaktır. Çünkü burası halen 183 binin üzerinden geçici koruma statüsündeki Suriyeli muhaciri misafir eden ensar ruhlu bir şehirdir.

Ülkelerindeki evlerini, işlerini yeniden ayağa kaldıracak Suriyeli kardeşlerimizden bir kısmı şüphesiz vatanlarına geri dönecektir. Suriye toparlandıkça zulmün ve yıkımın izleri silindikçe inşallah ülkemizle birlikte tüm dünyadan muhacirler dönüş yoluna girecektir. Ama hep söylediğimiz gibi kalanlara kapımız da gönlümüz de daima açık olacaktır.

Biz zalimler gibi kimseyi zorla yerinden etmeyiz. Kimsenin hayatını keyfi yerine zindana çevirmeyiz. Kendini bilmez üç-beş ırkçı fanatiğin Türkiye Suriye dayanışmasına gölge düşürmesine göz yummayacağız. Suriye’nin toprak bütünlüğünü, sosyal barışını, imarını sağlamaya yönelik her gayrete destek vereceğiz. Görüyoruz ki Türkiye’ye özellikle büyük bir güven ve teveccüh söz konusu.

Bu ülkenin topraklarını işgal eden terör örgütlerini ya silah bıraktırarak ya bertaraf ederek Suriye üzerinde yeni senaryolar uygulanmasının önüne geçmekte kararlıyız. Bilhassa, ülkenin üçte birini işgal altında tutan YPG terör örgütüne karşı en küçük bir müsamahamız yok. Yakında bu meseleyi kökten çözerek adımları atmaya başlayacağız. Örgütün çok güvendiği güçlerin bölgedeki çıkarları ve hesapları değiştiği için gölgesine sığınarak küstahlaşacakları kimseyi bulamayacaklar.

Avrupa’da yükselen seslere ise aldırış etmiyoruz. Avrupalılar önce kendi meselelerini çözsünler. Ondan sonra gelip bölgemize nizam vermeye kalksınlar. Böl, parçala, yönet politikasıyla son bir asırdır bu bölgede diledikleri gibi cirit atanların devri bitmiştir. Kim ne derse desin 100 yıllık oyun bozuluyor. Coğrafyamızda kardeşliğin, barışın ve istikrarın rüzgarı esiyor. Kalkınma ve refahın egemen olacağı yeni bir dönemin kapıları aralanıyor.

Artık bölgenin geleceğini bu toprakları kadim halkları belirleyecek. Doğal kaynaklar üzerindeki her türlü tasarruf da bölgenin asıl sahiplerinin uhdesinde olacak. Allah’ın izniyle kimse bunun  önüne geçemeyecek. İşte 2-3 gün önce biliyorsunuz, Suriye’nin Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı birlikte ziyaretime geldiler. Benden sonra Dışişleri Bakanımla, Savunma Bakanımla, İstihbarat Başkanımızla ayrıca toplantılar yaptılar. Çünkü şimdi hazırlığımız Suriye’nin geleceğine.

Bu yeni dönem Mersin’in önünde de büyük fırsat pencereleri açacaktır. Şehrimizin şimdiden buna kendini hazırlaması gerekiyor. Aynı şekilde Gazze’de ateşkesle sağlanmaya çalışılan barış da bölgenin siyasi ve sosyal atmosferini değiştirecektir. Gazze örneği zulüm ile abat olunamayacağının çarpıcı bir ispatıdır.

İsrail’in Gazze’de ve diğer şehirlerde uyguladığı zulümle dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Musevilere de zarar vermiştir. Çünkü İsrail’in yaptığı kadın, çocuk, masum katliamlarından sonra artık hiç kimse bu topluma İkinci Dünya Savaşı’nda maruz kaldıkları soykırımın getirdiği mahcubiyet duygusuyla bakamayacaktır.

Herkesin zihninde İsrail’in fırsatını bulduğunda kendi mensuplarından başka tüm insanları katledebileceği düşüncesi yer etmiştir. Nitekim fanatik siyonistler bu düşünceyi destekleyecek görüşlerini dini ve ideolojik argümanlarla pervasızca dile getirmekten çekinmiyor. En çok hedef aldıkları ülkenin Türkiye, toplumun da Türk milleti olması bizim bu zulme karşı sesini en çok yükselten devlet ve millet olmamızdan kaynaklanıyor.

Mersin’i yakından ilgilendiren bir diğer gelişme terör örgütü PKK’nın feshedilmesini, silahlarının teslim edilmesini ve militanlarının dağıtılmasını hedefleyen gayretlerdir. Cumhur İttifakı ortağımız sayın Bahçeli’nin konuyu gündeme getirmesiyle başlayan gelişmeler nihai aşamasına yaklaşmaktadır. Bölücü örgüt, şayet elebaşının çağrısını dinleyip gereğini yerine getirirse siyasi uzantısı da üzerine düşenleri yaparsa bunun kazananı 81 vilayeti ve 85 milyon ferdiyle tüm Türkiye olacaktır.

Eğer örgüt çağrıya uymayı reddeder, siyasi uzantısı da ipe un sermeye kalkarsa biz zaten başarıyla yürüttüğümüz operasyonlarımızla meseleyi kendi mecrasında çözeriz. Tercihimiz ülkemizin 40 yılına, on binlerce canına, yüzlerce milyar dolar kaynağının heba olmasına yol açan bu meselenin suhuletle, samimiyetle, kalıcı ve kati bir şekilde tarihe karışmasından yanadır.

Bununla birlikte merhum Akif’in ‘Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum’ mısralarındaki mesajını da kimse unutmasın. Bölücü terör belası öyle veya böyle bertaraf edilecektir. Elbette kahraman şehitlerimizin her türlü hesabı üzerinedir. Herkesin takip ettiği üzere tüm çalışmalar şehitlerimizin aziz hatıralarına, şehit yakınları ve gazilerimizin hassasiyetlerine en küçük bir halel getirmeyecek şekilde yürütülmektedir.

Buradan tekrar hatırlatmak isterim ki, gerek ülke içinde gerek bölgemizde gerekse dünyada attığımız her adımın bir gayesi vardır. Bu da ülkemizin Türkiye Yüzyılı’na, geçmişin tüm sorunlarından arınmış, yüklerinden kurtulmuş, mevcut imkanlarını en üst düzeyde kullanan hedeflerine kararlılıkla yürüyen bir devlet olarak girmesidir.

Artık yeni hayaller kurma, yeni projeleri hayata geçirme, yeni şeyler söyleme, yeni adımlar atma vaktinin geldiğine inanıyoruz. Biz bölgede istikrar istiyoruz, güvenlik istiyoruz, huzur ve refah istiyoruz. Biz Türkler, Araplar, Kürtler olarak hep beraber kazanalım, hep beraber kalkınalım istiyoruz.

Bizimle bu yolda yürüyecek herkese kollarımız da kapımız da yüreğimiz de açıktır. Zihinlerinin gerisinde başka hesaplar olanlar da hiç kusura bakmasınlar artık kimseye bunları yutturamazlar, kimseyi kandıramazlar, kimsenin zihnini ve kalbini bulandıramazlar. Dünya düzeni siyasi ve ekonomik olarak yeniden kurulurken Türkiye’yi bunun dışında tutmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Barış Süreci” Açıklaması: Kayda Değer Mesafe Alındı

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin konuşan Erdoğan, “40 yılı aşkın süredir büyük can kayıplarına ve maddi bedellere mal olan terör belasının defedilmesine yönelik adımlar atılıyor. Sayın Bahçeli’nin aldığı inisiyatifle başlayan bu çalışmalarda geçtiğimiz hafta kayda değer bir mesafe alındı” dedi ve ekledi:

“Meclis’te çok geniş bir mutabakat ve anlayış birliği oluştu. Attığımız her adımda şehitlerimizin aziz hatıralarını, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hassasiyetini mutlaka gözetiyoruz. Cumhur İttifakı’nın tek bir gayesi vardır; ülkemizin 40 yıllık hafızasında çok acı hatıraları olan bir dönemi sona erdirerek terörsüz Türkiye döneminin kapılarını aralamaktır. Sadece buna odaklandık, kilitlendik. Bunun dışında gizli açık hiçbir hesabımız, pazarlığımız, niyetimiz yoktur. Herkesin sunacağı katkıyla inşallah bu hedefimize er veya geç ulaşacağız.”

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Has Spor Salonu’nda düzenlenen partisinin Kayseri 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Muhalefetin artık eğlence malzemesi haline gelen içler acısı durumunu inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Ne yöneticilerinde bir ciddiyet var ne de Türkiye’nin ana muhalefet partisi olmanın gerektirdiği olgunluk var. Ciddiyetsizlik almış başını gidiyor. Siyaset mi yapıyorlar oyun mu oynuyorlar belli değil. Hadi ülke ve bölgeye dair meselelerde fikriniz yok, bari komiklik yaparak milleti kendinize güldürmeyin. Bari yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca dostumuzun, kardeşimizin, soydaşımızın umutlarını kırmayın. Bari Türk siyasetinin kalitesini düşürmeyin. Bari ülkenin meselelerinin çözümüne katkı veremiyorsunuz, en azından iktidarımıza ve ittifakımıza gölge etmeyin.

Buradan ana muhalefet partisine şunu tavsiye ediyorum: Bölgemizde bunca sorun varken, dünyada kritik gelişmeler yaşanırken, küresel siyasette kartlar yeniden karılırken yani milletimizin gelecek çeyrek asrı, yarım asrı belirlenirken boş işlerle, malayani işlerle, artık komik bile olmayan projelerle uğraşmayı bırakın. Ey ana muhalefet, titreyin ve kendinize gelin.

Ülkemizin 911 kilometre sınırı paylaştığı, binlerce yıllık tarihi ve beşeri ilişkilerimizin olduğu Suriye’de, 8 Aralık itibariyle yeni döneme girildi. Birileri yıllarca bize ‘Suriye’den size ne’ dediler. Sanki sınır komşumuz değilmiş gibi ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var’ dediler. ‘Orta Doğu bataklığı’ ifadesiyle kimin penceresinden baktıklarını açıkça ortaya koydular. Bize getirdikleri eleştirilerin, suçlamaların hiçbirini binlerce kilometre öteden gelip Suriye’ye müdahale edenlere yapmadılar. ‘Amerika’nın, Avrupa’nın, Rusya’nın, İran’ın Suriye’de ne işi var?’ demediler.  Dünyanın dört bir yanından yabancı teröristler YPG saflarında Türkiye’yi tehdit ederken bırakın eleştirmeyi, utanmadan çıktılar ‘YPG bize mi saldıracak’ dediler. Kim dedi bunu, ana muhalefet. Benzer cümleleri Libya’daki, Karabağ’daki kardeşlerimizin yardımına koştuğumuzda da duyduk. Türkiye’nin ve kardeşlerimizin çıkarlarını savunmak yerine karşımıza dikilenlerin avukatlığını üstlendiler.

Dahası aynı ilkesiz yaklaşıma aylardır Gazze’de yaşanan insanlık trajedisine karşı sesimizi yükselttiğimizde eleştirilere maruz kaldık. Açık ve net söylüyorum; muhalefetin aktörleri emperyalistlerin kirli oyunlarında figüran olmayı, kendi milletlerin serdengeçtiliğine tercih etmişlerdir. Tarihin doğru tarafında yer alma cesaretini göstermemişlerdir. Tarih bizi Suriye konusunda da haklı çıkardı. 61 yıl boyunca halkına yapmadık zulmü bırakmayan Baas rejimi birkaç gün içinde yerle yeksan oldu. Şimdi katliamlarda parmağı olanlar tek tek hesap veriyor. Çocukları, bebekleri, sivilleri vahşice öldüren caniler, katiller hak ettikleri muameleyi görüyor. Suriye halkı kendi geleceğini kendisini belirleyeceği yeni bir yönetimin inşası yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Türkiye olarak amacımız Suriye’deki tüm terör örgütlerinin suhuletle veya zorla tasfiye edilmesini sağlamaktır. Böylece hem kendi güvenliğimiz hem de komşumuzun toprak bütünlüğü, siyasi birliği ve iç barışı önündeki engelleri kaldırmayı hedefliyoruz. Suriye’de eli silahlı bölücü teröristler varlık gösterdiği sürece kendimizi emniyette hissedemeyiz. Yakın geçmişte DEAŞ tiyatrosuyla Suriye’yi ve bölgemizi cehenneme çevirenler yine aynı tezgahı kurmanın peşindeyse de inşallah bu defa başaramayacaklar. Ülke topraklarının üçte birini ve doğal kaynaklarının önemli kısmını işgal altına tutan YPG terör örgütü Suriye’nin güvenlik ve huzuru önündeki en büyük engeldir. Bu terör örgütü üzerinden bölgemizde tasarlanan senaryoların geçerliliği kalmamıştır. Başkalarının ajandalarına hizmet ederken son kullanım tarihi geçen her yapı gibi bu örgütün çöpe atılması yakındır.

“Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız”

Orta Doğu’ya bataklık diyen çapsızları mahcup edecek şekilde bölgemizi medeniyetin merkezi haline getirecek atılımların öncülüğünü biz yapıyoruz, AK Parti yapıyor. Bölgemizin tamamında huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olması için mücadelemize hız vereceğiz. Önümüzdeki dönem bu doğrultuda çok önemli gelişmeleri hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Suriyeli kardeşlerimizi yalnız bırakmamakta kararlıyız. Ülkemizdeki Suriyeli muhacirlerden kendi evlerine gönüllü ve onurlu olarak dönmek isteyenlere gerekli kolaylıkları göstereceğiz.

40 yılı aşkın süredir büyük can kayıplarına ve maddi bedellere mal olan terör belasının defedilmesine yönelik adımlar atılıyor. Sayın Bahçeli’nin aldığı inisiyatifle başlayan bu çalışmalarda geçtiğimiz hafta kayda değer bir mesafe alındı. Meclis’te çok geniş bir mutabakat ve anlayış birliği oluştu. Attığımız her adımda şehitlerimizin aziz hatıralarını, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hassasiyetini mutlaka gözetiyoruz. Cumhur İttifakı’nın tek bir gayesi vardır; ülkemizin 40 yıllık hafızasında çok acı hatıraları olan bir dönemi sona erdirerek terörsüz Türkiye döneminin kapılarını aralamaktır. Sadece buna odaklandık, kilitlendik. Bunun dışında gizli açık hiçbir hesabımız, pazarlığımız, niyetimiz yoktur. Herkesin sunacağı katkıyla inşallah bu hedefimize er veya geç ulaşacağız.

Son dönemde artan yalan, çarpıtılmış buram buram provokasyon tüten açıklamaların gayesi mevcut iklimi dinamitlemektir. Güya haber, açıklama, magazinel kulis bilgileriyle art niyetli ve alçakça bir oyun oynanmaktadır. İstismar zeminini kaybedecek olanlar her türlü ahlaksızlığı sergiliyor. Biz bu oyunu ve sahiplerini gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu tuzaklara düşmeyeceğiz. Şayet örgüt silah bırakır, kadrolarını dağıtır, siyasi yapıda gerçek bir Türkiye partisi gibi davranmaya başlarsa bunun kazananı 85 milyonun tamamı olacaktır.

Çağrımıza kulak asmaz, bunca yıldır olduğu gibi emperyalistler adına tetikçilik yapmaya devam ederlerse kendileri bilir. Bölücü örgütü son militanına kadar yok edecek imkanımız, kararlılığımız mevcuttur. Bu iş bizim açımızdan sadece vakit ve planlama meselesidir. Bunu daha önce yaptık, yine yapmaktan çekinmeyiz. Bölge üzerinde hesabı olan güçleri ikna veya icbar edecek irade ve araçlara da sahibiz. Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını herkes gördü. Ya o silahlar gönüllü olarak bırakılacak ya da cebren bıraktırılacak. Türkiye Yüzyılı’nda ne teröre ne de bununla bağlantılı acılara asla yer olmadığını bir şekilde göstereceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a Yanıt: Savaş İlanını Görüyoruz Ve Kabul Ediyoruz

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin Erdoğan’ın “Daha turpların büyüğü heybede” sözlerine yanıt veren Özel, “AK Parti’nin bugün yaptığı iş CHP’ye düpedüz savaş ilanıdır, bunu görüyoruz” dedi ve ekledi:

“Bundan sonra kendilerine oy veren seçmene saygımızdan dolayı onlara daha ne kadar bu düşmanlıklarına karşı siyaset çerçevesi içinde ve saygı dili ile cevap verebiliriz ondan emin değiliz. Bu savaş ilanını görüyoruz ve kabul ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasının ardından MYK’yı İstanbul’da topladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; MYK toplantısı sonrası AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha turpların büyüğü heybede” sözlerine yanıt veren Özel, “AK Parti’nin bugün yaptığı iş CHP’ye düpedüz savaş ilanıdır, bunu görüyoruz. Bundan sonra kendilerine oy veren seçmene saygımızdan dolayı onlara daha ne kadar bu düşmanlıklarına karşı siyaset çerçevesi içinde ve saygı dili ile cevap verebiliriz ondan emin değiliz. Bu savaş ilanını görüyoruz ve kabul ediyoruz” dedi.

“Yarın öğlen saatlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul’a davet edilmiş olan milletvekilleri ile birlikte kapalı grup toplantımızı gerçekleştireceğiz” diyen Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Pazar günü Parti Meclisi toplantımız var. Her gün günde en az bir tane Merkez Yönetim Kurulu toplantımız var. Pazartesi sabahı da İstanbul sürecindeki bütün kararları değerlendireceğimiz belki son, belki sondan bir önceki Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı yapacağız. Bu süreçlerin sonunda savaş ilan edilen bir taraf ne yapıyorsa onu yapacağız. Elbette bundan sonraki süreçte Tayyip Erdoğan ve Cumhur ittifakı bileşenleri bizden, gördükleri cevaptan, aldıkları yanıttan memnun olmayacaklar. 2025 yılı içinde o sandık bu milletin önüne gelecek. Bu yaptıklarının hesabını millete verecekler. Ama verdikleri kanunsuz emirlerin hesabını günü geldiğinde adalete de verecekler. Onların kanunsuz emirlerine uyanlar da bunların hesabını verecekler.”

“Bir eylemlilik sürecinden bahsetmiyorum” diyen Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Bir protesto sürecinden bahsetmiyorum. İktidarı devralma sürecinden bahsediyorum. ‘Bundan sonra seçimlere hazırlansınlar’ demiyorum. Elbette bir seçimden sonra gidecekler ama iktidarı devretmeye hazırlansınlar. Bu memleket onların insafına terk edilemeyecek kadar kutsal. Bu ülkenin insanları; bu ülkenin insanlarının onurları, şerefleri, haysiyetleri bundan sonra daha fazla onların kontrolünde olacak bir yargıya emanet edilemez. Bugün ‘Turpun büyüğü heybede’ demiş. Türkçesi ne bunun? Bunu ben mi açmalıyım?

Türkçesi şu; başta yargı, devletin bütün organları, emir ve talimatlarımın altında. Ne demek ‘turpun büyüğü heybede?’ Dün bir belediye başkanım tutuklandı benim. ‘Bundan daha büyük şeyler var, bilmediğiniz’ diyor. Biz biliyoruz, sen biliyorsan… Örneğin bir soruşturma Beşiktaş için var, o büyük turp için yoksa ama sen biliyorsan demek ki bu devlet, devlet gibi işlemiyor. Senin şahsi istihbarat örgütün gibi işliyor. Ya bir suç var, sen biliyorsun ama soruşturması yok, haberimiz yok, hiçbir şey yok. Bu da suç. Suçu bilip de Tayyip Erdoğan emriyle gizleniyorsa ve zamanı bekleniyorsa bu da suç ya da sen suç icat ettiriyorsun.”

“Hafta sonu ve pazartesi – salıya kadar tüm seçilmişlerimiz burada” diyen Özel, şu ifadelere yer verdi: “Görüşü alınması gereken herkesten görüş alınacak. Bir süreç yönetimiyle ilgili ortak ve cesur kararlar alınacak. Günü geldiğinde bilmesi gereken herkesin o kararlardan haberi olacak. Bir eylemlilik sürecinden, bir protesto sürecinden, bir mitingden, bir yürüyüşten filan değil bir sürecin yönetiminden ve sonunda; seçim sonunda iktidarın devralınmasından bahsediyorum. Bunların daha fazla oturdukları koltuklarda oturtmanın, bu ülkedeki herkesin malına, canına, kişisel onuruna, aile babalarının, annelerin onur ve haysiyetlerine yapılacak en büyük kötülük olduğunun artık farkındayız. Daha da söyleyecek bir şey kalmamıştır.”

Erdoğan ne demişti?

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanmasına ilişkin konuşan Erdoğan, “Sayın Özel, siz dahil kimsenin kanunları çiğneme hakkı yok. Sağa sola sataşmaktan artık vazgeçin, biz işte buradayız. Gelin millet önünde kara kaplı defterleri ortaya serelim. Bakalım kimin yüzü kızaracak. Sayın Özel başka yerlerde harami arayacağına kendisini fazla yormasın yanında yöresindeki şahıslara baksın. Dosyalardaki iddialara verecek cevapları olmadığı, yapılan hırsızlıklar dün gibi aşikar olduğu için sürekli topu taca atıyorlar. Halbuki onlar da çok iyi biliyor, daha turpların büyüğü heybede. Paniklemelerinin sebebi de budur. Birkaç yıla sokağa çıkacak, hatta milletin yüzüne bakacak halleri kalmayacak” demişti.

Paylaşın

“Barış Süreci” Erdoğan İçin Bir Zorunluluk Mu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder, 28 Aralık’ta İmralı’da Öcalan ile görüştü.

Kurtuluş Aladağ / Öcalan, Buldan ve Önder ile gönderdiği mesajda, Kürt – Türk kardeşliğini güçlendirmenin “tarihi bir sorumluluk” olduğunu belirterek, barışın inşasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu dile getirdi. Öcalan, mesajında ayrıca, “gerekli olumlu adımları atmaya hazır ” olduğunu da vurguladı.

Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ten oluşan DEM Parti İmralı heyeti, yılbaşından sonra siyasi partilerle temaslara başladı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti İmralı heyeti, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. DEM Parti heyeti, AK Parti, CHP, Gelecek Partisi, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Yeniden Refah partisine ziyaretler gerçekleştirdi.

DEM Parti İmralı heyeti, ardından eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı ziyaret etti. Demirtaş, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan’a desteğini ifade etti, süreci ise “Demokratikleşme, barış ve kardeşlik” süreci olarak tanımladı.

Yüksekdağ ise, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, “Ülkemiz ve bölgemiz açısından hayati bir dönemden geçiyoruz. Halklarımızın barış, adalet ve demokrasiye her zamankinden çok ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli’nin çağrısı sonrası başlayan süreci “tarihi bir fırsat” olarak değerlendirdi. Erdoğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ”Terör belasını bitirmek için ülkemizin önüne yeni bir fırsat penceresi açılmıştır” dedi.

Erdoğan’ın adı konulmamış süreci “tarihi bir fırsat olarak” değerlendirmesi, iç ve dış dinamikler tarafından şekillendiriliyor.

İç dinamiklere bakarsak; Erdoğan, erken seçim yapılmadığı sürece cumhurbaşkanlığı için aday olamıyor, bu da Erdoğan’ı aday olabilmesi için siyasi bir tercih yapma noktasına getiriyor.

Bu nedenle, parlamentodaki üçüncü büyük parti olan Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) desteğini almak, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını uzatacak anayasa değişikliklerini geçirmesi için hayati önem taşıyor.

Dış dinamiklere bakarsak; Baas rejiminin çökmesi sonrası Suriye’de oluşan belirsizlik. Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO), Suriye – Türkiye sınırında bir çok bölgeyi kontrol ediyor.

ABD’nin desteklediği ve ana omurgasını Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Suriye’nin kuzeydoğusunda kontrolü elinde bulunduruyor.

Böyle bir ortamda, Erdoğan’ın Suriye’nin geneli ve ülkenin kuzeydoğusuna yönelik yaklaşımı, sadece Suriye’nin etnik veya mezhepsel hatlar arasında parçalanıp parçalanmayacağını değil, Türkiye iç siyasetinin de geleceğini belirleyecek.

Erdoğan, Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan ve “barış, kardeşlik, terörsüz Türkiye” gibi terimlerle anılan sürece, farklı politik gelişmeler yaşanmaz ise, isteksiz evet demiş gibi gözüküyor.

Çözüm Süreci: Çözüm süreci, Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında başlayan müzakereleri ifade ediyor. Bu süreç, Kürt sorununu barışçıl yollarla çözmek amacıyla başlatılmıştı.

Sürecin temel unsurları arasında, silah bırakma, demokratik reformlar ve Kürt kimliğine yönelik hakların genişletilmesi yer almaktaydı. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu müzakerelerde kilit bir figür olarak rol almıştı.

Ancak 2015’te çatışmaların yeniden başlamasıyla çözüm süreci fiilen sona ermişti. Bu dönem, Türkiye’deki siyasi dinamiklerde önemli değişimlere neden olmuştu.

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Fransa gibi pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor.

PKK lideri Öcalan, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldığı 1999 yılından beri, Marmara Denizi’ndeki İmralı Cezaevi’nde bulunuyor.

Paylaşın

Kabinede Revizyon İddiası: 5 Bakan Değişecek

2024 yılında yapılan ve AK Parti’nin ikinci parti konumuna gerilediği yerel seçimlerin ardından sık sık gündeme gelen kabine revizyonu iddiaları, AK Parti’nin 8. Olağan Kongresi öncesi tekrar gündemde.

İddiaya göre; Hazine ve Maliye Bakanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Dışişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı değişecek.

AK Parti’nin 8. Olağan Kongresi’nin mayıs ayında yapılması planlanırken kongre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 23 Şubat’a çekildi. Kongre için geri sayım başlarken, hazırlıklar da hız kazandı. Yerel seçimlerin ardından AK Parti’de başlayan değişim tartışmalarının, kongrenin ana gündemi olması bekleniyor. Bu kapsamda kongrede parti tüzüğü güncellenecek.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç‘ın ulaştığı parti kaynakları, bu hafta parti tüzüğünü gözden geçirmek amacıyla Merkez Yönetim Kurulu (MYK) içinden 3 kişilik mini bir ekip oluşturulacağını kaydediyor.

Oluşturulacak Tüzük Komisyonu’nun kongre öncesinde tüzük değişikliklerinin karara bağlanması bekleniyor. Tüzükte yapılacak değişikliklerin yanı sıra hem parti yönetimi hem de kabinede ciddi değişiklikler yapılacağı ifade ediliyor. “Söylem birliği oluşturma” vurgusu yapan AK Partili kurmaylar, kongrede genel başkan milletvekillerinden bazılarının değişebileceğine işaret ediyor.

Milletvekili olan bazı genel başka yardımcılarının genel merkezden Meclis’e kaydırılabileceği ve uzun süredir partide aktif olan isimlerin de dinlendirilebileceği belirtiliyor. Ayrıca kabinede de dikkat çeken değişiklikler bekleniyor. Kabine değişikliğinin kongre günü yapılacağının altı çiziliyor.

Yapılacak değişikliğe göre 5 bakanın hedefte olduğu belirtiliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun değişmesi olası isimler arasında yer aldığı iddia ediliyor. Özellikle Şimşek ve Memişoğlu’na AKP tabanından şikayetin fazla olduğuna dikkat çekiliyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın değişeceği de Ankara kulislerinde konuşuluyor.

Meral Akşener rahatsızlığı

Eski İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı iddiaları ise kurmaylarca reddediliyor. İddiayı reddeden kurmaylar, Akşener’in söz konusu göreve getirilmesinin AK Parti tabanında rahatsızlık yaratacak olmasını gerekçe gösteriyor. Erdoğan, partide yapılacak ciddi değişikliklere ilişkin kongre öncesinde 5 grup halinde partisinin milletvekilleri ile bir araya geleceği belirtiliyor.

Partiye yeni katılımların olacağı da kulislerde konuşuluyor. Erdoğan’ın bu haftaki AK Parti Grup Toplantısı’nda İYİ Parti’den istifa eden Kürşad Zorlu ile DEVA Partisi’nden ayrılan Selma Aliye Kavaf’a rozetlerini takacağı iddia ediliyor. Zorlu’ya ise kabine değişikliğinde “bakanlık” verileceği öne sürülüyor.

Paylaşın

Erdoğan, “En Az 3 Çocuk” Çağrısını Tekrarladı

Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuşan Erdoğan, “2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38 iken bugün bu rakam 1,51’e düşmüştür. Yıllık nüfus artış hızımız 2023’te binde 1,1’e gerilemiştir. En az 3 çocuk çağrımızı tekrarlıyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile Yılı Tanıtım Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son Kabine Toplantımızda 2025 senesini aile yılı olarak ilan etmiştik. İlgili bakanlığımızın koordinasyonunda aile kurumunun korunması güçlenmesi için yıl boyunca önemli çalışmalar yapacağımızı ifade etmiştik. Aile yılı çerçevesinde icra edeceğimiz çalışmaları etkin ve verimli nüfus politikalarıyla destekleyip güçlü bir zemine taşımak en büyük önceliklerimizdendir.

Anayasamızın 41’inci maddesinde aile toplumun temelidir. Bir başka ifadeyle aile küçük bir toplumdur, toplum da büyük bir ailedir. Aile bizim en kadim müesseselerimizden biridir. Toplumun özünü, çekirdeğini teşkil eden aile kurumu millî ve manevi değerlerimizin muhafazasında bizler için vazgeçilmez öneme sahiptir.

Aile yapımızı korumak, tahkim etmek, zengin bir miras bırakmak hepimizin görevidir. Aileyi güçlü kılmak istiyorsak işe aile fertlerinden başlamamız gerekiyor. Bilinçli anne-babaların yetiştireceği evlatlarımız geleceğin mimarları olarak aile kurumunu koruyacak, yaşatacak, yarınlara taşıyacaktır.

Bilinçli bir anne-babanın elinde büyüyen çocuklar evvela ailelerine daha sonra da milletlerine ve insanlığa faydalı örnek kişiler olur. Çocuklarımızı ve gençlerimizi zararlı akımlardan, sapkın ideolojilerden korumak da hepimizin ortak sorumluluğudur.

Tuhaf zamanlarda yaşıyoruz. Neoliberal kültür akımları dünyanın dört bir yanına nüfuz ediyor. Dijital platformlarda yer bulan diziler, filmler çoğu zaman kültür erozyonu ve kimlik aşınmasına sebep oluyor. Bilinçli, kasıtlı ve ısrarlı bir şekilde servis edilen bu içerikler başta LGBT ve gayri fıtri akımlara yol açıyor. LGBT’nin koçbaşı olarak kullanıldığı cinsiyetsizleşme politikalarının hedefi aile kurumudur.

Tedbir uyguladığımız dijital oyun platformundaki ahlaksızlıklar bunun en çarpıcı örneğidir. Buna itiraz eden nadir ülke ve liderlerden birisiyiz. Bu duruşumuzu daha da sağlamlaştıracağız. Bireyi, aileyi tehdit eden cinsiyetsizleştirme politikalarına tepki göstermeye devam edeceğiz. Türkiye’nin tavrı bellidir, geri adım sözkonusu olmayacak.

BM bünyesinde verdiğimiz mücadele malum. Küresel cinsiyetsizleştirme politikaları karşısında kazanılacak her mevzi insanlık için büyük başarıdır.

Doğurganlık oranı ve nüfus artış hızımız alarm vermektedir. 2001 yılında doğurganlık hızımız 2,38 iken bugün bu rakam 1,51’e düşmüştür. Yıllık nüfus artış hızımız 2023’te binde 1,1’e gerilemiştir. Çocuk ve genç nüfusumuz azalırken, yaşlı nüfusumuz tarihimizde ilk defa yüzde 10’un üzerine çıkmıştır.

Türkiye genç ve nitelikli nüfus bakımından kan kaybediyor. Gerekli önemleri almaz, politikaları uygulamazsak sorun telafi edilemez boyuta varacaktır.

Karşımıza dikilen bu tehlikesi 20 sene evvel sezmiştik. 2007 yılında doğurganlık ve nüfus artış hızındaki gerilemeye dikkat çekmek için en az 3 çocuk çağrısı yapmıştık. Nüfus planlaması kisvesi altında yürütülen çalışmaların art niyet taşıdığı şeklindedir. Zamanın bu konuda bizi teyit edeceği kanaatindeyim. En az 3 çocuk çağrımızı tekrarlıyoruz.

Yeni evlenecek gençlere faizsiz kredi desteği

2025 yılını aile yılı ilan ettik. 2025 aile yılı kapsamında birçok yeni projeyi de hayata geçiriyoruz. 14-28 Mayıs seçim sürecinde milletimize söz verdiğimiz Aile ve Gençlik Fonu’nu deprem bölgemizde başlatmıştık. Evliliğe ilk adım atan gençlerimize 48 ay vadeli, 2 yıl geri ödemesiz 150 bin lira faizsiz kredi desteği sunuyoruz. Yeni evlenecek gençlere faizsiz kredi desteğini 81 ilin tamamında uygulamaya alıyoruz.

Bu yıl doğum yardımlarımızı da artırıyoruz. Yeni doğacak ilk çocuk için doğum yardımını 5 bin liraya yükseltiyoruz. Ayrıca 2. çocuk için her ay 1500 lira, 3’üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin lira çocuk yardımlarını devreye alıyoruz. 2 ve diğer çocuklar için vereceğimiz çocuk yardımlarını annelerin hesaplarına yatıracağız.

Aile kurmayı teşvik edecek maddi destekler, danışmalık destekleri ve konut desteklerini devreye alacağız. Esnek ve uzaktan çalışma modelleri ile kadınların ev ve iş hayatlarını rahatlatacak modelleri hayata geçireceğiz. Çalışan anne ve babalar için ücretsiz ve düşük bedelli çocuk bakım merkezlerini güçlendireceğiz. Tıbbi imkanları ailelerin istifadesine sunacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP’ye: Bunlar Çalışmayı Sevmiyor, Tembel

Partisinin Denizli İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık” dedi ve ekledi:

“Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hasan Güngör Spor Salonu’nda partisinin Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nde konuşuyor. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle: “”Sanayinin, ihracatın, üretimin, turizmin ve tarımın kalbi Denizli’de bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Coşkuyla, heyecanla, aşkla partisine ve davasına sahip çıkan Denizlili kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Bu kongre sonrasında AK Parti Denizli’de daha da güçlenecek, kardeşliğe daha çok katkı sunacaktır. El ele, gönül gönüle verilerek AK Parti’yi Denizli’de yine görkemli günlerine kavuşturacağız. 31 Mart seçimlerinde yaşanan yol kazasını ilk fırsatta telafi edeceğiz.

Bundan 24 sene evvel yola revan olduk. Gayemizi de Yunus Emre’den ilhamla ‘Gönüller yapmaya geldik’ diyerek yola revan olduk 2001’den beri bu kutlu yolda sabırla yürüyoruz. İstikametimizi milletimiz belirlemişti. Milletin çizdiği rotadan asla sapmadık. Hizmet etme ruhumuz hiçbir zaman eksilmedi ve eskimedi. Milletimize mahcup olmamak için gece gündüz çalıştık.

Türkiye’ye Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarını, eserlerini kazandırmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. 22 yıl öncesinin Türkiye’si ile günümüzün Türkiye’si arasında her alanda devasa farklar var. Ekonomide, ihracatta, üretimde, istihdamda, turizmde 22 yıl öncesine göre ortada muhteşem ve muazzam başarıyla karşılaşırsınız.

Merkez Bankamızın rezervlerini göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolardan devraldık. Aralık ayında bankamızın rezervleri 163,5 milyar dolarla rekor kırdı. Nereden nereye… Hesap bilmeyenler bu işi anlamaz. Sayın Özel milli gelirimizi 236 milyar dolardan aldık. 2023 yılında 1 trilyon 130 milyar dolara çıktı. Nereden nereye… 2024 sonunda bu rakamın 1 trilyon 331 milyar dolara, kişibaşı gelirimizin 15 bin 551 dolara yükselmesini bekliyoruz.

Bu milletin her bir ferdi iktidarda kimin olduğuna bakmadan, ülkesinin gelişmesini, kalkınmasını ister. Biz her şey Denizli için her şey Türkiye için dediğimizde bunu slogan olarak, seçim sözü olarak söylemiyoruz. Tüm kalbimizle inandığımız için ifade ediyoruz. Her dem tazelenerek, kendimizi yenileyerek, hedef ve ölçek büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye tüm bu başarılarını müzmin muhalefete rağmen elde etmiştir. Millete ve memlekete hayrı dokunan hiçbir işin ucundan tutmadılar. Muhalefet bize köstek olmasaydı çok büyük başarı hikayelerine imza atardık. İş yapacağımız vakti bunların önümüze çıkardığı bariyerleri kaldırmak için kullandık. Hizmet edeceğimiz enerjiyi muhalefetin sabotajlarını savurmak için uğraştık.

Muhalefette isimler değişse de zihniyet, hizmet ve yatırım düşmanlığı değişmiyor. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan isimler değişse de hizmet düşmanlığı değişmiyor. Bunlar çalışmayı sevmiyor. Bunlar tembel. Millete hizmet yolunda şantiye tozu yutmak yerine çilingir sofrasında kadeh tokuşturmak daha çok hoşlarına gidiyor.

Öyle bir ruh hali içindeler ki AK Parti ve Cumhur İttifakı yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun diyorlar. Türkiye’nin diplomatik, ekonomik, askeri ve siyasi kazanımlarından mutlu olamıyorlar. Bunun en son örneği Suriye krizidir. Suriye’de 13 yıl süren kanlı katliamlar sonrasında Esed rejimi devrildi. Baas diktatörlüğü çöktü, muhalifler Şam’ı tekrar fethetti. Muhaliflerin 13 yıllık zulme son vermesinden Türkiye olarak biz de memnuniyet duyduk.

Biz 911 km sınırımızın olduğu Suriye’deki çatışmaların olumsuz etkisini en fazla hisseden ülkeydik. Pek çok alanda ciddi bedeller ödedik. Terör örgütü PKK ve DEAŞ bu ülkedeki istikrarsızlıktan beslendi. DEAŞ bahanesiyle bölücü örgüte binlerce TIR dolusu silah ve mühimmat gönderdiler. Zalim Esed Suriye’yi devasa uyuşturucu üretim çiftliğine dönüştürmüştü. Ölüm ve işkence merkezi hapishaneleri, yargısız infazları burada saymıyorum.

“Bunlar çalışmayı sevmiyor, tembel”

Suriye’de büyük bir halk ihtilali gerçekleşti. CHP’de matem havası var. Fikri akrabalıkları olan Baas rejiminin düşmesini hazmedemediler. Hadi eski genel başkanlarının kuyruk acısını biliyoruz. Onun Baas rejimi ve Esed sevgisinin ardından farklı sebepler var. Yeni yönetimin niçin rahatsız olduğunu hepimiz merak ediyoruz.

Sayın Özel’e soruyorum; Halep Kalesi’ne asılan al sancak CHP’ye niye dokunuyor. Hama’nın, Humus’un camilerinde Türkiye için yapılan dualar sizde neden hazımsızlık oluşturuyor? Emevi Camisi’nde kılınan namaza CHP’nin tepki göstermesinin sebebi nedir? 1 milyon evladını kaybetmiş Suriye halkıyla alıp veremediğiniz nedir? Haktan hukuktan dem vurmayı seviyorsunuz, niçin belediye başkanlarınızın hukuk tanımazlıklarına sesinizi çıkarmıyorsunuz?

Lafa gelince Atatürk’ün kurduğu partiyiz derler. Gazi’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da verdiği mücadeleyi vermezler. Tek parti faşizmin oryantalist kodlarından kendilerini kurtaramadılar. Biz böyle bir zihniyete rağmen Türkiye’yi bu seviyelere taşıdık.

Bunlar sadece birer başlangıç çok daha iyi yerlerde olacağız. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı mutlaka inşa edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun gerçekleşmesi için çoğu gitmiş azı kalmıştır. Tarihi bir sorumluluk üstlendik. Dünyada kartların yeniden karıldığı dönemde ağır bir mesuliyetle karşı karşıyayız. Türkiye’yi güçlenerek çıkarmayacağız, asırlık hayallerimizi gerçeğe dönüştüreceğiz. Bu yolculukta rehavete kapılmak gibi lüksümüz yok. Gün bugündür diyerek daha fazla çalışmanızı bekliyorum.”

“Yol medeniyettir”

Erdoğan, Denizli 8. Olağan İl Kongresi’nin ardından Aydın-Denizli Otoyolu’nun açılış töreninde konuştu. Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle: “3 gidiş 3 geliş olmak üzere 6 şeritli 140 km ana yol, 23 km bağlantı yolundan oluşuyor ve toplam 163 kilometre uzunluğa sahip toplam 11 bin 622 metre uzunluğunda 18 adet viyadük 30 adet üst geçit ve 5 adet hizmet tesisi yer alıyor.

Otoyol güzergahının 3 kasım 2023’te trafiğe açılan ilk etabı Kocabaş’tan başlayıp Kuyucak’a ulaşmıştı. 17 Ekim’de açılan 2. Etabı ise Aydın’da sonlanmıştı. Şimdi tüm kesimlerini resmi olarak tüm Ege bölgemizin istifadesine sunuyoruz. 2 saati bulan yolculuk süresi 1 saatin altına iniyor. Denizli Batı Kavşağı ile İzmir merkezi liman kavşağı arasındaki 220 km’lik otoyol geçiş süresi 1 saat 40 dakikaya inmiş oluyor.

Yıllık toplam 7,4 milyar TL tasarruf edeceğiz. CO2 emisyonu 61 ton azalmış olacak. Devlet yolu üzerinden Aydın’dan Denizli’ye ulaşım süresiyle otoyoldan İzmir’den Denizli’ye ulaşım süresi eşitleniyor. Yol medeniyettir. Yol demek ulaşım demektir. Emniyet, kalkınma demektir.

Aydın – Denizli otoyolunun hizmete sunulması ile birlikte tarım ürünlerimiz bölgenin en önemli ticaret limanlarından olan İzmir ve Aliağa gibi bölgelere daha hızlı nakledilecektir. Turizm gelirlerimizi de artıracaktır. Yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük edecek, yeni istihdam imkanı sunacak ve bölgeyi kalkındıracaktır.

Ulaştırma yatırımlarımızı da eleştirenlere iki çift lafım var. Sizinle bizim aramızda niyet, anlayış, zihniyet farkı var. Biz 22 yıldır Türkiye’yi büyütmek ve kalkındırmak için çalışıyoruz. Ulaştırma alanında bugüne kadar tarihimizin en büyük atılımlarını gerçekleştirdik. 22 yılda 63 bin 629 kilometre bölünmüş yol inşa ederek toplam bölünmüş yol uzunluğumuzu 29 bin 730 kilometreye yükselttik. Yollarımızda ortalama hız 40 km/s idi, şimdi ise yaklaşık 90 km/s.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Hayat Pahalılığına Karşı “Boykot” Çağrısı

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, hayat pahalılığına karşı vatandaşların katkı vermesi gerektiğini belirterek, fahiş fiyatlarla mücadele için boykot yapmanın etkili bir yöntem olduğunu söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bölgesel gelişmeler bağlamında sancılı ve sarsıntılı yılı geride bıraktık. Yeni beklentiler ve büyük umutlarla 2025 yılına merhaba dedik. Yeni miladi yılın ülke, bölge ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olması için Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Son asrın en barbar soykırımlarından birini yaşayan Gazzeli kardeşlerimiz için 2025 senesinin ateşkese, huzura, barışa ve felaha vesile olmasını diliyorum. Türkiye olarak ilk günden beri kanın ve katliamın durması için tüm yolları deniyoruz.

Uluslararası toplumun İsrail hükümeti üzerindeki baskıyı artırması için diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık. Gazze’de barış umutlarını yeşertecek kapının aralanması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Netice alıncaya kadar da buna devam edeceğiz. 1 Ocak Sabahı ‘Bir Güneş Doğuyor’ sloganıyla bir araya gelen tüm vatandaşlarıma buradan hasseten teşekkür ediyorum. Yaklaşık yarım milyon kardeşimiz Gazze’nin kimsesiz ve sahipsiz olmadığını İstanbul’dan tüm dünyaya bir kez daha haykırmıştır.

Şunu büyük bir tahaccüple ifade etmek durumundayım; bu sivil toplum buluşmasından birileri hemen rahatsız oluyor. İnsanlık ittifakına tepki gösterenler açık söyleyeyim, insanlıktan nasibini almamış vicdan fukaralarıdır. Kalbinde zerre merhameti olan hiç kimse bu gaddarlık karşısında tepkisiz kalamaz. Biz şu ilahi müjdeye tüm kalbimizle iman ediyoruz, Allah sabredenlerle beraberdir. 61 yıllık Baas zulmünün ve 13 yıllık katliamların ardından Suriye’de nasıl inanç, iman, sabır kazanmışsa, inşallah Filistin’de de hak yolunu bulacak, adalet güneşi zulmün karanlığını delip geçecektir.

Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devleti mutlaka kurulacaktır. Rabbim içinde bulunduğumuz mübarek günler hürmetine mazlum Filistin halkının yâr ve yardımcısı olsun diyorum. İktidar sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002’den beri siyasetteki gayemiz insanımıza hizmet oldu. Eser ve hizmet siyaseti diyerek kavramsallaştırdığımız bu ilkemizden hiçbir zaman ödün vermedik. Gelip geçici başarılara değil ülkeye ve millete uzun vadeli fayda sağlayacak kalıcı kazanımlara odaklandık. İnsan ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışına sahibiz. 2024 yılını başta dış ticaret olmak üzere birçok alanda rekorlarla, büyük başarı ve sevinçlerle kapattık. Bölgemizde ve dünyamızda nükseden krizlere ve olumsuzluklara rağmen 2024 yılına göre yüzde 2,5 artışla 262 milyara ulaştı.

Gelecek sene için çıtayı biraz daha yukarı çekiyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı hedefimizi 390 milyar olarak belirledik. İnşallah bunun da üzerinde bir rakamla yılı kapatacağız. İhracatçılarımızla el ele, omuz omuza vereceğiz ve Türk ürünlerinin tanınmadığı, satılmadığı, girmediği hiçbir ülke bırakmayacağız. İhracatçılarımızı bir kez daha tebrik ediyor, kendilerinden daha fazla çaba beklediğimizi vurgulamak istiyorum.

Enflasyon ve istihdamda da hamdolsun çok iyi noktadayız. Son enflasyon verileri enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğumuzu teyit etmiştir. Enflasyon Aralık’ta aylık bazda yüzde 1,03 olurken yıllık bazda yüzde 44,38’e gerilemiştir. Senelik enflasyon 2023 sonuna kıyasla 20 puan, 2024 Mayıs ayında zirve seviyesine göre 31 puan düşmüştür. Enflasyonda düşüş trendi inşallah 2025’de daha da hızlanacaktır. Para politikasının enflasyona gecikmeli etkisi zamanla daha net görülecek. Maliye politikası kanalı enflasyonla mücadeleye çok güçlü destek verecek. Bütçe imkanları elverdikçe yönetilen ve yönlendirilen fiyatları enflasyon hedefi ile uyumlu olarak belirleyeceğiz.

Dezenflasyonu sadece talep yönlü politikalarda değil gıda, konut, enerji gibi bir çok alanda arz yönlü tedbirlerle destekleyeceğiz. Hayat pahalılığıyla ilgili olarak en başında konut fiyatları ve kiralar geliyor. 6 Şubat depremleriyle beraber ortaya çıkan ilave konut talebinin bunda şüphesiz etkisi var. Belli başlı alanlarda sadece dönemsel etkilerle açıklanamayacak fırsatçılık ve aşırı kâr hırsıyla olanlarla mücadele ediyoruz.

Enerji, yakıt, döviz kuru, işçilik maliyetlerinde oluşan farkla satılan ürün, sunulan hizmetin arasında bağ kopma noktasına gelmiş. İşçilik maliyetinde yaşanan artışla ürüne yansıyan fiyat farkı arasında kimi zaman uçurum oluşuyor. Asgari ücretteki artış sebebiyle maliyet belki 2-3 birim artarken bu artış bahane edilerek fiyatlara 5 birim 10 birim zam yapılabiliyor. Bu artışların aç gözlülük, tamahkarlık ve vicdansızlıktan kaynaklandığı aşikardır. Dürüst, ahlaklı, vicdanlı işletmelerimiz çoğunluktadır bunlar sözlerimizin muhatabı değildir.

Fırsatçılıkla mücadelede devlet elbette gerekeni yapmakta mükelleftir. Geçen yılki denetimlerde fahiş fiyat uygulayan 224 bin firmaya yaklaşık 5 milyar liralık idari para cezası kesilmiştir. Denetimlerde 1555 gerçek ve tüzel kişiye toplam 366 milyon lira ceza uygulanmıştır. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için de yoğun çaba harcıyoruz. 2024 yılında 1,3 milyon denetim yaptık. 1.4 milyar lira para cezası tatbik ettik. Sattığı ürünlere hile hurda karıştıranlara, milletin cebine el atanlara asla tolerans göstermiyoruz. Bu denetimlerimiz 2025 senesinde daha da artacak.

“Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi…”

Serbest piyasa ilkeleri çerçevesinde 85 milyonun tamamının hakkını, hukukunu, çıkarını en üst düzeyde koruyacağız. Serbest piyasa kuralsızlık demek değildir. Serbest piyasa başı bozukluk asla değildir. Denetimlerimizin amacı serbest piyasaya müdahale değil işleyişin sağlıklı zeminde yürümesini temin etmektir. Hayat pahalılığı ile mücadeleye vatandaşlarımızın destek olması sürecin başarısı açısından önemlidir. Bunun yolu fahiş fiyat uygulayanları boykot etmekten geçiyor. Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi muhalefet rahatsız olsa da hiç şüphesiz boykottur.

En büyük kozumuz fırsatçılık yapanlara karşı satın almamama özgürlüğümüzü kullanmaktır. Dünyada geniş yelpazede bunun çok sayıda örneğiyle karşılaşıyoruz. Bu konuda devlet millet el ele vererek çok daha etkin sonuçlar alabiliriz. Enflasyonla mücadelede son 1,5 senede hakikaten önemli mesafe kat ettik. İşçimiz , memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz, esnafımız enflasyon düştükçe alım gücü de artacaktır. 2025 yılında hedefimiz bu meseleyi büyük ölçüde çözüme kavuşturmaktır.

Asrın felaketinin ardından bölgede asrın inşa seferberliğini başlattık. Bu amaçla günümüz fiyatlarıyla toplam 2,6 trilyon lira harcadık. Yani bugünkü kurla 75 milyar dolar tutarında harcama yaptık. 155 bininci yuvamızın anahtarlarını Kahramanmaraş’ımızda hep birlikte afetzede kardeşlerimize teslim etmiştik. İnşallah 201 bininci yeni yuva ve işyerimizin anahtarlarını da yakında hak sahibi kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Bugün depremzedelerimizin barınma başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını giderdiğimiz umut dolu tabloyla karşı karşıyayız. 2025 yılında deprem bölgesi öncelikli gündemimiz olmayı sürdürecek. Aynı gayret ve azimle çalışarak kalan 252 bin konut ve işyerimizi 365 gün içerisinde tamamlayacağız. 2025 yılı içinde toplamda 453 bin yuva ve işyerimizi afetzede kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Yıl bitmeden deprem bölgesindeki 11 ilimizde tüm vatandaşlarımız huzur, güvenli, dayanıklı yuvalarına kavuşacaktır. İşyerini açmayan hiçbir depremzede kardeşimiz kalmayacak. 2025 yılı bütçesinden 584 milyar lira kaynak ayırdık. ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyerek milletin acılarına duyarsız olduklarını gösteren müflis siyasetçileri Allah’ın izniyle 2025 yılında da mahçup edeceğiz.

Böyle bir coğrafyada hayatta kalmanın biricik şansı caydırıcılıktır. Burada haklı olmak yetmez, hakkınızı korumak için aynı zamanda güçlü olmak zorundasınız. Romantikler ve ülkemizdeki muhalefet anlamasa da bu coğrafyada masadaki gücünüz bileğiniz gücünden gelir. Sendelediğimiz her dönemde yanı başımızda ilk biten adeta kanımıza susamış hasımlarımız oldu. Hasta düştüğümüzde döşümüzden bir parça et koparmak için kimlerin, hangi devletlerin sıraya girdiğini unutmadık, unutmayacağız.

Milli mücadeleyle Sevr’i yırtıp, atmakla kalmadık. Bu ülkeyi bir daha böyle bir travma ile karşı karşıya bırakmamak için yemin ettik. 2002’den bu yana temel hedefimiz, milletimizin bir daha asla beka sorunu yaşamamasıdır. Ecdadın hikmet dolu şu sözleri 22 yıldır bize rehberlik ediyor; ‘hazır ol cenge eğer ister isen sulhü salah’, eğer barış ve kurtuluş istiyorsan, savaşa her an hazır olacaksın. Türkiye dostları için bir güven ve emniyet kaynağı, vatanımıza uzanan kirli elleri de kimin olduğuna bakmadan kıracak kudrete fazlasıyla sahiptir.

2002’de sadece 56 firma varken bugün bu sayısı 3 bin 500’ü geçti. Savunma projelerin sayısı son 22 yılda 62’den yüzde 80 yerlilik oranıyla 1132’ye yükseldi, büyüklüğü de 100 milyar doları aştı. Sektörün cirosu 1,1 milyar dolardan 2023’te 15,5 milyar dolara çıktı. İHA, SİHA, elektronik harp, savaş gemisi üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. 248 milyon dolar olan ihracatımız 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 29 artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaştı.

Geçen yıl uzay, hava, kara, deniz, elektronik harp ve arge alanlarında birçok önemli projeyi hayata geçirdik. Milli muharip uçak KAAN ve Hürjet’in uçuş testlerine devam edilmiş, Gökbey helikopteri ilk teslimatını gerçekleştirmiştir. Kızılelma testleri sürerken Anka 3, Bayraktar TB3, TB2, Akıncı, Aksungur İHA’ların kabulleri yapılmıştır. TB3, TGC Anadolu’ya destek ekipmanı kullanmadan iniş ve kalkış yapmıştır. İlk SİHA olarak tarihe geçmiştir. Piri Reis denizaltısını hizmete aldık. Hızır Reis denizaltısı deniz denemelerine başladı. Murat Reis’in donatım çalışmalarına devam ettik.

Yerli ve milli olarak geliştirilen çelik kubbe projesine bismillah dedik. Hem 800 kilometre ve üzeli menzilli füze stokumuzu güçlendirmeyi, 2 bin kilometre ve üzeri menzilli füze geliştirme programımızı hızlandırmayı kararlaştırdık. 2025 yılında inşallah bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Geçtiğimiz hafta ana muhalefetin safsata diyerek burun kıvırdığı ülkemizin fırkateynini yüzde 100 yerli ve milli olarak tasarladık. 7 milgem fırkateynimizin inşası devam ediyor. TF 2000 hava savunma harbi muhribimizin ilk kaynağını tersanede gerçekleştirdik. Dosta güven aşılayan, düşmana korku salan bir Türkiye için savunma sanayi sektörümüzün tüm paydaşlarıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.

2024 yılına dair karnemizi 20 ana başlık 239 farklı infografikle 31 Aralık’ta sosyal medya hesabımızdan paylaştık. 2025’te de 85 milyon demeden gece gündüz çalışacağız. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak yakın gelecekteki en önemli hedeflerimizden biridir. Arkasına terörü ve teröristi alarak siyaset olmaz, olamaz. Hiçbir medeni ülke buna izin vermez. Terörün karanlık gölgesi ülkemiz siyaseti üzerinden çekildikçe Türkiye daha sağlıklı, olgun ve özgürlükçü zemine kavuşacaktır.

Komşumuz Suriye’de gerçekleşen epik devrimle hem bu ülkede hem bölgemizde artık yeni bir dönem başlamıştır. Yeni Suriye yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğü, birliği temelinde Suriye inşa etmeye çalıştığını ve bunda kararlı olduğunu görüyoruz. Bizim de beklentimiz bu yöndedir. Suriye’nin parçalanmasına, üniter yapısının bozulmasına rıza göstermeyiz. Bu konuda risk görürsek gerekli adımları süratle atarız. Suriye’deki ihtilafı ve DEAŞ tehlikesini fırsata çevirenler kadim gerçeklerle yüzleşmiştir. Bu gerçek bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığıdır.

Açık söylüyorum, silahları ile birlikte toprağa gömülmelidir. Türkiye nasıl tavizsiz bir iradeye sahip olduğunu pek çok kez göstermiştir. İş o raddeye varırsa bir gece ansızın yine gelebiliriz. Allah’a şükür bunu yapacak gücümüz, kapasitemiz ziyadesiyle vardır. Sorumlulukta bulunanlar ne provokasyonlara gelmeli ne de milleti provoke edecek cümleler kurmalıdır. Kimi il ve ilçelerimizde açtıkları hendeklerle kantonculuk peşinde koşanları nasıl o çukurlara gömdüysek, bugün de aynı niyeti taşıyanlar çıkarsa bunların bedelini onlara misliyle ödetiriz.

Biz iktidar ve ittifakı olarak terörsüz Türkiye hedefimizi öyle veya böyle ama mutlaka gerçekleştireceğiz. Elbette bunu suhulet ve sükunetle olmasını temenni ederiz. Bu yıl veya bu yol tıkanır veya dinamitlenirse o zaman devletimizin kadife eldivene sarılı demir yumruğunu kullanmakta çekinmeyiz. Sonuçta kardeşliğin, birliğin, beraberliğin kazanacağına inanıyoruz.

Güçlü toplum güçlü ailelerle mümkündür. Bu konuda ciddi meydan okumalarla karşı karşıyayız. Cinsiyetsizleştirme politikaları herkesin malumu. LGBT meselesi bugün aileye dönük en ciddi tehlikelerin başında gelmektedir. Ülkemizde doğurganlık seviyesi gerilemiştir. Bu durum alarm vericidir. Türkiye açısından varoluşsal tehdittir. En az 3 çocuk çağrımızın ne kadar önemli olduğunu böylece görmüş oluyoruz. 2025 senesini Aile Yılı ilan etmeyi kararlaştırdık. Yıl boyunca Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığımız koordinasyonunda aile yapımızın güçlendirilmesi ve korunması için kapsamlı çalışmalar yürüteceğiz.

Şimdi internet ve dijital altyapımızı güçlendirecek yeni adım atıyoruz. 5 G ihalemizi 2025 senesi içinde yapacağız. 2026 yılında ilk sinyalimizi almayı hedefliyoruz. Bu hafta vesilesiyle her bir vatandaşımızdan enerjiyi daha tasarruflu ve verimli kullanmalarını istirham ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Erdoğan: Emperyalistlerin Oyununa Gelmeyeceğiz

Partisinin Trabzon İl Başkanlığı kongresinde konuşan Erdoğan, “Çatışmanın şiddetin istikrarsızlığın tarihe karıştığı terörsüz Türkiye hedefimize gönül birliği içinde mutlaka ulaşacağız. Bunun için çok kapsamlı her adımı incelikli düşünülmüş bir politika yürütüyoruz” dedi ve ekledi:

“DEAŞ terör örgütünü de bozguna uğrattık. Terör örgütü için yolun sonu geldi. PKK’nın Suriye uzantısını sınırımızdan uzaklaştırdık. Emperyalistlerin oyununa gelmeyeceğiz. Bu topraklarda fitne yetiştirmek isteyenlerin tuzaklarına düşmeyeceğiz. Biriz, beraberiz, hepimiz kardeşiz. Bizim aramıza hiç kimse giremeyecek. Hiç kimse bizim kadim birlikteliğimizi bozamayacak. Terör belasını da ortadan kaldırarak inşallah hedefe daha seri bir şekilde ulaşacağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hayri Gür Spor Salonu’nda düzenlenen partisinin 8. Trabzon Olağan İl Kongresi’nde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle: “Değerli Trabzonlular çatışmanın şiddetin istikrarsızlığın tarihe karıştığı terörsüz Türkiye hedefimize gönül birliği içinde mutlaka ulaşacağız. Bunun için çok kapsamlı her adımı incelikli düşünülmüş bir politika yürütüyoruz.

DEAŞ terör örgütünü de bozguna uğrattık. Terör örgütü için yolun sonu geldi. PKK’nın Suriye uzantısını sınırımızdan uzaklaştırdık. Emperyalistlerin oyununa gelmeyeceğiz. Bu topraklarda fitne yetiştirmek isteyenlerin tuzaklarına düşmeyeceğiz. Biriz, beraberiz, hepimiz kardeşiz. Bizim aramıza hiç kimse giremeyecek. Hiç kimse bizim kadim birlikteliğimizi bozamayacak. Terör belasını da ortadan kaldırarak inşallah hedefe daha seri bir şekilde ulaşacağız.

CHP’nin hizmet ve yatırım düşmanlığını Sayın Özel’e sordum. CHP’li belediyelerin SGK’ya kaç çeyrek altın borcu olduğunun hesabını yapmasını istedim. Sayın Özel henüz bir cevap veremedi. CHP’li belediyelerin SGK’ya borçlarının çeyrek altın cinsinden hesaplaması sayın Özel’in vaktini alıyor. CHP’nin Genel Başkanı Ankara’da karşı çıkıyor ama Kars’a gittiğinde millet neyi duymak istiyorsa onu söylüyor.

Yüzde 1000 ila yüzde 2500 arasında zam yapıyorlar ama Kars’ta doğalgaza indirim yapmaktan bahsediyor. EPDK’nin indirim kararını iptal ettirmeyi niçin mahkemeye taşıdınız? İndirebiliyorsan çağır belediye başkanını, talimat ver, düşürsün. Madem bu işler böyle oluyor yapsınlar. Orta oyunu burada bitmiyor. Sayın Özel’in doğalgaz destekleriyle ilgili hiçbir malumatının olmamasıdır. Evinde kullandığı, verdiğimiz doğalgaz desteklerinden haberi bile yok.

Geçen yıl vatandaşlarımızın 100 liralık doğalgaz faturasının 65 lirasını biz karşıladık. Sayın Özel ucuzlatacağız dedikleri suya neden zam yaptığını bir anlatsın. “Allah’ın suyundan para alınır mı?” diyen siz değil miydiniz bay Özel. Neden suya 10 kat zam yaptınız? Sayın Özel’e şunu da söylemek isterim. Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz 7 milyon metreküpü aştı. Gabar’da da günlük 70 bin varilin üzerine çıktık Sayın Özel. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar gece gündüz çalışacağız.

Sayın Özel’e ve CHP’ye bugün yüklenmek istemiyorum. CHP’nin kadroları arasındaki güç mücadelesi onları yeterince yıpratıyor. CHP’nin derdi Sayın Özel’e yeter de artar bile. Bay Kemal’in siyasi ihtirasları ayrı bir tez konusu olur. Partisi tarafından istenmediğini bir türlü kabul edemedi. Nereden tutsan elinde kalan bir rakiple karşı karşıyayız. Dikkate alınacak hiçbir fikirleri de yok. Muhalefetin bu kötürüm hali bizim yükümüzü daha da ağırlaştırıyor.”

“Hedefimiz terörsüz Türkiye”

Erdoğan ayrıca, partisinin 8. Rize Olağan İl Kongresi’nde de açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Siz kalbinizle ve desteğinizle bizimle olduğunuz sürece Allah’ın izniyle kazanmadık mücadele bırakmayız. Benim sizlere olan sevdam dağlardan yüce Karadeniz’den coşkundur. Bu öyle bir sevda ki asla eksilmez. Sizlerle beraber yol yürüdüğüm için Rabbime sonsuz hamd ediyorum. İnşallah daha gidecek çok yolumuz var.

Son dönemde attığımız her adım Türkiye Yüzyılı’nın yapı taşları mahiyetindedir. Birileri gibi içi boş palavralar atmıyoruz. Birilerinin yaptığı gibi emperyalistlerin senaryolarından biçilen rollere güvenmiyoruz. Hedefimiz terörsüz Türkiye. Attığımız adımların sonuçları milletin hayrına olacaktır. Biz ülkesinin ve milletinin kaderiyle kendi kaderi birleşmiş bir partiyiz.

Türkiye’nin en önemli sorunu tatlı su siyasetçisi tipinin her yeri işgal etmesidir. Bizde bu anlayışa sahip olanlara yer yoktur. Hangi görevde olursanız olun vatandaşımız gelip sizden bir işin yapılmasını istiyorsa onu başka yere havale etme hakkınız yok. Bunu yaptığınız sürece genel başkanınız olarak varsa sizlere hakkımı helal etmiyorum.

Bazılarına bu söylediklerim zor görünebilir ama bilin ki bu Cumhurbaşkanı çok şikayetler alıyor. Bu şikayetleri burada haykırmam lazım, hepinizin bilmesi lazım. Biz siyasetimizi yaparken kimseye değil hak olan davamıza hizmet etmeliyiz. Bunları herhangi bir çıkar beklentisi ile değil davamızın yüklediği mesuliyet bilinci ile yapmalıyız. Aksi halde partiyi ticarethaneye çevirirsiniz.

Büyük kongremizle birlikte yeni bir döneme kapı açacağız. Hedefimiz AK Parti’yi seçimlerde yeniden yüzde 50 bandına çıkartmaktır. Ülkeye kazandıracak daha çok eserimiz, millete verecek çok hizmetimiz var. Bunun için kongrelerimizi bir şahlanış ve enerji yenileme zemini olarak görüyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’de Değişim Mesajı

Partisinin Samsun İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır” dedi ve ekledi:

“Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısının ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile kurulan temaslara ilişkin de konuşan Erdoğan, “Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak” dedi.

PKK için üçüncü bir yol olmadığını söyleyen Erdoğan, “Bölücü caniler ya bir an önce silahlarını gömecekler ya da silahlarıyla birlikte toprağa gömüleceklerdir. Bunun dışında üçüncü bir yol yok. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’da Yaşar Doğu Spor Salonu’nda partisinin 8. Samsun Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Ferdi Tayfur, Türkiye’nin en müstesna sanatçılarından biriydi. Ailesine, hayranlarına, sanat camiasına başsağlığı diliyorum.

İstiklal baharının ilk çiçeği, millet düşmanlarına Karadeniz gibi hırçın olan Samsun’da 11 aylık aranın ardından sizlerle birlikte olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde bir kez daha AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonunu tercih ettikleri için Samsunlu kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. 31 Mart’ta da işi yine ehline verdiniz. Bize güvendiniz, inandınız, itimat ettiniz; inşallah biz de sizin güveninizi boşa çıkarmayacağız. Emanetinize gözümüz gibi bakacak, Samsun’u büyütmek için aşk ile çalışacağız.

Bu millet bizden daha fazla eser ve proje üretmemizi bekliyor. Bir ferdi olmaktan şeref duyduğumuz bu aziz millet yatırım, hizmet bekliyor. Her bir dava arkadaşımızın milletimizin beklentilerinin hakkını vereceğine inanıyorum. Bizler, konfora değil, çileye talip olduk. Bizler koltuklarda rahatça oturmak için değil, hizmet etmek için geldik. Şahsi kariyerimizi inşa etmek için değil, milletin hakkını, onuru korumak için bu görevi üstlendik. Bizim oyalanma gibi bir lüksümüz yok. Bizim durmak, duraksama, rehavete kapılmak gibi hakkımız yok.

Bizim polemikle geçirecek tek bir anımız yok. Muhalefetin sahte ve sanal gündemleri sizleri yanıltmasın. Muhalefetin işbilmezliği, beceriksizliği sizi yanıltmasın. Onlarla bizim aramızda millete hizmetkarlık yapmak gibi derin bir zihniyet farkı var. 22 yıldır olduğu gibi aşkla koşacağız. Her gün daha fazla terleyeceğiz, yeni bir insana ulaşacak, yeni bir kalp kazanacak, yeni bir el sıkacak, yeni bir iş ortaya koyacağız.

12 Ekim’de ilçe kongreleriyle startını verdiğimiz 8. Olağan Kongre sürecimiz 30 Kasım’dan itibaren il kongrelerimizle devam ediyor. Türkiye genelinde kongrelerimizi barış, huzur ve kardeşlik iklimi içinde gerçekleştiriyoruz. Rakiplerimizden farklı olarak bizim kongrelerimizde hırs, davamızın önüne geçmiyor. Her kongremize dayanışma, birlik, coşku damga vuruyor. Helalleşerek, kucaklaşarak, kardeşliğimizi perçinleyerek bu hassas süreci partimize yarışır şekilde yürütüyoruz. Samsunla eşzamanlı gerçekleşen Aksaray il kongremizin başarılı geçmesini, hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Şubat ayının sonuna doğru büyük kongremizi toplayacak, coşku ve heyecan içinde yenilenerek, tazelenerek çok daha azimli şekilde yolumuza devam edeceğiz. Milletin sandıkta verdiği mesajlar ışığında, partimizin çeyrek asırlık hikayesinde yeni bir milat olacaktır.

Aramızdaki uyumu, koordinasyonu bozmaya yeltenenlere kulak asmayacağız. Muhalefetin iftiralarına, karalama kampanyalarına kulak asmayacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bu ülkenin geleceğiz. Daha nice seneler Türkiye’ye hizmet edeceğiz. Hep beraber omuz omuza mücadele edeceğiz.

Ne 22 yıllık iktidarlarımız ne de yarım asırlık siyasi hatıramıza boyunca aziz şehitlerimizin ruhlarını incitecek, gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir işimiz olmadı. Ne yaptıysak şehit ve gazilerimizin gösterdiği istikametten ayrılmadan yaptık. 1000 yıldır bu toprağa düşenler, ezanımız daha gür sesle okunsun, bayrağımız gururla dalgalansın, devletimiz payidar olsun diye can verdiler. O kahramanlar büyük, güçlü, muteber bir Türkiye için hayatlarını feda ettiler.

Biz de tam 22 yıldır sadece bu idealler, bu hedefler için çalışıyoruz. Türkiye’yi ayağına vurulan prangalardan kurtararak şehitlerimizin vasiyetini yerine getirme mücadelesindeyiz. Çocuklarımızın onurlu, huzurlu, kalkınmış bir Türkiye’de refah içinde yaşaması için gayret gösteriyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarlarını her şeyin üzerinde gördük.

Bölücü örgütle sarmaş dolaş olanların partimize ve Cumhur İttifakı’na söyleyecek hiçbir sözü olamaz. Bizim referansımız milletimizin ali menfaatleri olmuştur. Tek amacımız büyük ve güçlü Türkiye idealimizdeki son engelleri kaldırmaktır. Cumhur İttifakı olarak bunu mutlaka başaracağız. Türkiye’de kardeşlik kazanacak.

Bölücü örgütün milletimiz fertleri arasında açtığı nifak çukurlarını kardeşlik ile dolduracağız, karşılıklı saygı ile kapatacağız. Terör belasından ülkemizi en kısa sürede kurtaracağız. Hedefe kilitlenmiş durumdayız.

Terör örgütü ve teröristler için çember giderek daralmaktadır. Türk, Kürt, Arap ayırt etmeksizin kimsenin emperyalistlerin teröristlere tahammülü kalmamıştır. Ya silahlarını gömecekler yada silahlarıyla birlikte toprağa gömülecekler. Suni teneffüsler bölücü örgütü hayata döndüremeyecekler.

“YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz”

Yolsuzluk, hırsızlık arıyorsanız kendinizi yormayın. Konser faturalarına, para kulelerine bakın. Ellerine geçirdikleri her fırsatı belediyeleri yağmalamak için kullanıyorlar. Sayın Özel ve şürekâsı Ankara’dan gazel okumayı bıraksın Samsun’a, Çorum’a gelsin hızlı trene neden karşı çıktıklarını anlatsın. Cesaretleri varsa, bu önemli projenin CHP’yi niye rahatsız ettiğini Samsunlu kardeşlerime anlatsın. YHT projemizi mutlaka hayata geçireceğiz.”

Paylaşın