Erdoğan’dan Dikkat Çeken Paylaşım

Sosyal medya hesabından Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin paylaşımda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin haklı Filistin davasına tam desteği, Gazzeli kardeşlerimizin sesinin duyulmasını sağlıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizler tarihsel sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve buna uygun hareket ediyoruz. Niyetimiz halis olduğu için ortaya koyduğumuz tezlerin haklılığına itibar da o derecede artıyor.”

Erdoğan paylaşımın devamında, “İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nde de yine bu itibarın sonuçlarını gördük. Zirvenin sonuç bildirgesini bizim önerilerimiz ve tezlerimiz şekillendirdi” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin paylaşımda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Türkiye’nin haklı Filistin davasına tam desteği, Gazzeli kardeşlerimizin sesinin duyulmasını sağlıyor. Bizler tarihsel sorumluluğumuzun bilincindeyiz ve buna uygun hareket ediyoruz. Niyetimiz halis olduğu için ortaya koyduğumuz tezlerin haklılığına itibar da o derecede artıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nde de yine bu itibarın sonuçlarını gördük.

Zirvenin sonuç bildirgesini bizim önerilerimiz ve tezlerimiz şekillendirdi. Bunu son derece kıymetli buluyorum. Artık hemen hemen her konuda Türkiye’nin ne dediğine tüm dünya bakıyor. Biz de milletimizden aldığımız güçle Türkiye’nin itibarına yakışır çıkışlar yapıyoruz.

Bizim sesimizin gür olmasının temel dayanağı, arkamızda dimdik duran milletimizin güveni ve sarsılmaz desteğidir.
Biz bu millete bir söz verdik, dikleşmeden dik duracağız dedik. Bu ülkenin ve kardeşlerinin itibarını, onurunu asla yere düşürmeyiz; her yerde en güçlü biçimde savunuruz, savunmaya da devam edeceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Almanya’ya: Bizim İsrail’e Borcumuz Yok

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Filistin’de sivilleri öldürmesine karşı yeterince ses çıkarılmamasını eleştirirken, “Burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum. Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile baş başa görüşme ve heyetler arası çalışma yemeği öncesinde ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Başbakanlık binasına gelişinde kendisini karşılayan Almanya Başbakanı Scholz ile tokalaştı ve basın mensuplarına poz verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, şahsına ve heyetine gösterilen misafirperverlik için başta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Almanya Başbakanı Scholz olmak üzere tüm Alman dostlarına teşekkür etti.

Almanya Başbakanı Scholz’un daveti üzerine gerçekleştirdiği ziyarete büyük önem verdiğini ifade eden Erdoğan, Almanya Başbakanı Scholz ile Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkileri tüm yönleriyle ele alacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmenin, ticari, siyasi, askerî ilişkiler boyutunun, özellikle de Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeler ve son olarak İsrail-Filistin arasındaki gelişmeler boyutunun olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada da açık ve net konuşacağım. Çünkü 7 Ekim tarihi bir başlangıç olarak anlatılıyor. 7 Ekim’den sonraki süreç hiç konuşulmuyor. Şu an itibarıyla malum 13 bin Filistinli çocuk, kadın, yaşlı ne yazık ki öldürülmüştür. Bunun yanında artık neredeyse Gazze diye bir yer kalmadı, her taraf yerle yeksan oldu. Şu anda yatıyorlar, kalkıyorlar, Hamas, Hamas, Hamas…

Hamas’ın silah varlığı ve gücü ile acaba İsrail’in silah varlığı, gücü mukayese edilebilir mi? Şu anda İsrail’in nükleer silahı var mı? Var ama bunu İsrail’e sorarsanız ‘var’ demez. Çünkü onlar yalanı çok iyi kullanırlar. Bütün bunlarla beraber şu anda şu kadar mali destek verildiğinden bahsediliyor. Peki, Hamas’a böyle bir mali destek veriliyor mu? Böyle bir şey söz konusu mu? Hayır, böyle bir şey de yok. Filistin’in kendisine verilmesi gereken destekler de verilmiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bu yokluklar içerisinde, ibadethanelerin, kiliselerin, hastanelerin vurulduğunu anımsattı. Bütün bunların yanında hastanelerin vurulmasının, çocukların öldürülmesinin Tevrat’ta olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Tevrat’ta bunların hiçbirisi yoktur. Yapamazsın. İnsan hakları beyannamesinde yapamazsın. Ama burada görüldüğü gibi bu çocuklar nasıl vuruluyor? Hastanelerde bunlar nasıl öldürülüyor? Bunlar karşısında biz elimiz, kolumuz bağlı mı duracağız? Buna karşı hiç sesimizi çıkarmayacak mıyız? Eğer burada elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı kalırsak bunun tarihe hesabını veremeyiz. Onun için bir borçluluk psikolojisi içerisinde İsrail-Filistin savaşını değerlendirmemek gerekir. Bakın ben rahat konuşuyorum.

Çünkü bizim İsrail’e borcumuz yok. Borçlu olsak bu kadar rahat konuşamayız. Ama borçlu olanlar, rahat konuşamıyorlar. Biz Holokost cenderesinden geçmedik. Öyle bir durumumuz da yok. Çünkü insana saygımız bizim çok çok farklıdır. Başbakanlığım döneminde ben ilk defa antisemitizm noktasında tavır koymuş bir liderim. Dünyada hiçbir başbakan bu tavrı koymamıştır. Ama ben koydum. Ta o zamanda. Bundan dolayı da kimseye borcumuz yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seyahatte bütün bu konuları konuşacaklarını ancak konuşmaları gereken önemli bir meselenin, sorunun nasıl çözüleceği olduğunu dile getirdi.

İnsani ateşkese Türkiye’nin, Almanya’nın ne kadar katkıda bulunabileceğinin ve bu adımların nasıl atılacağının önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Buna var mıyız, yok muyuz? Bir hafta sonra Sayın Steinmeier, İsrail’e gidiyor. Kendisinden ricada bulundum. Dedim, siz bir taraftan tutun, bize düşen görev neyse biz de diğer taraftan tutalım. Önemli olan bu insani ateşkesi birlikte sağlayalım. Bu adımı eğer atar, böyle bir insani ateşkesi birlikte Almanya-Türkiye, diğerleri, sağlayabilirsek, bu ateş çemberinden bölgeyi kurtarma imkânı yakalarız.

Rehinelerin takası deniliyor. Eyvallah, biz buna da varız. Fakat rehine dediğiniz zaman, rehine sayısı itibarıyla İsrail’deki rehinelerin sayısı nedir? Öbür tarafta, Hamas’ın veya Filistin’in elindeki rehinelerin sayısı nedir? Buna da baktığımız zaman katbekat fazlasıyla İsrail’in elinde rehine var. Yılların rehineleri, tutsakları İsrail’in elinde. Bunu da görmemiz lazım. Bunu görmezsek bu da haksızlık olur. Biz bütün bunlara varız.”

Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’ndaki çalışmalarında Avrupa-Afrika gibi bir ayrım yapmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Karadeniz Tahıl Koridoru’ndan gelenin yüzde 40’ı Avrupa’ya gitti, yüzde 14’ü Afrika’ya gitti, yüzde 14’ü bize geldi. Diğerleri, diğer bölgelere gitti.

Şu anda bile Afrika’dan talepler var ve Rusya ciddi miktarda bir tahılı, buğdayı göndermeye karar verdi ama sıkıntıları var. Nedir o sıkıntı? Şimdi gönderilen yer, aklımda kaldığı kadarıyla Zimbabve, oraya tahıl gidiyor ama bunun değirmen safhası orada yok. Bu akşam Dışişleri Bakanıma onu söyledim, ‘onları biz hallederiz’ dedim. Türkiye olarak, Toprak Mahsulleri Ofisi olarak değirmenlerde öğütür, un olarak oralara göndeririz.

Atmamız gereken adımlar var, yapmamız gerekenler var. Biz bunları yaparız. Şu anda dört veya beş ülkeye Rusya böyle bir koridordan yine tahıl göndermeyi planladı ve adımını da atacak. Biz de bunun ikinci safhası olan bunların una dönüştürülmesinde bu adımı atarız. Zaten daha önce de Rusya-Türkiye-Katar olarak üçlü bir adım atmıştık ve bu çalışmayı yaparız. Tabii bütün bu adımın atılması için özellikle Almanya-Türkiye arasında böyle bir adımın atılmasının yanında NATO müttefikimiz Almanya ile kararlı adımlar atmanın görüşmelerini de aramızda yapmamız lazım.”

“Savunma sanayii iş birliğimizin engelsiz şekilde yürütülmesi, müşterek menfaatimizeydi” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Almanya’nın terörle mücadelede daha yakın iş birliği içinde olması gerektiğini söyledi.

İki ülke arasında beşeri köprü vazifesi gören ve nüfusu 3,5 milyona ulaşan Almanya’daki Türk toplumunun huzur içinde yaşamasının en büyük temennileri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk toplumunun dini ihtiyaçlarını karşılamak üzere burada görev yapan din adamlarımızın yetiştirilmesi amacıyla ortak bir çalışma yürütüyoruz. Almanya ile iş birliği alanlarımızdan diğeri malum göç konusudur. Ortak çalışma grubumuz çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

“52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir”

Görüşmelerin ana gündemlerinden birini de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin oluşturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz bu sürecin yeniden ivme kazanmasını samimiyetle arzu ettiğimizi daha önce de açıklamıştım.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi gibi konularda uzun süreden beri haklı beklentilere sahibiz. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkelerinden olan Almanya’nın bu bağlamda vereceği katkıları önemsiyoruz. Kolay değil 52 senedir Türkiye, Avrupa Birliği kapısında bekletilmektedir. Vize serbestisi sağlanıncaya kadar vatandaşlarımızın vize işlem süreçlerinin kolaylaştırılması ve hızlandırılmasını bugün ele alacağız.”

Almanya Başbakanı Scholz ile görüşmelerinde Gazze’de yaşananları çok daha farklı bir şekilde ele alacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye olarak olayların başından beri sivilleri hedef alan saldırıları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi ifade ettik ve bunu hep dile getirdik. Hepimizin önceliği ateşkesin sağlanması ve insani yardımların engelsiz olarak akışının sağlanması.

Şu ana kadar 10 uçak dolusu insani yardımı Mısır’a gönderdik ve en son yine gemiyle 666 ton gıda, sahra hastanesi vesaire gibi gönderdiklerimiz oldu ama bütün dert; akan kanın durmasında. En son 27 kanserli hasta ve yanlarında refakatçilerini El Ariş’ten Türkiye’ye aldık. Dün de kendilerini hastanede ziyaret ettim ve durumlarını gördük.

Tabii temennimiz daha fazla hastayı da yaralı veya kanserlileri de ülkemize almak, tedavilerini yapmak. Fakat yaşananlar 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümün artık kaçınılmaz olduğunu bir kez daha bizlere göstermiştir. Türkiye olarak amacımız; İsrailli ve Filistinlilerin yan yana, barış içinde yaşadığı, huzurun ve güvenin hâkim olduğu bir iklimin tesisidir. Bunu başarmamız lazım. Orta Doğu’da adil ve kalıcı bir barışın temini için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum.”

“Bunlara karşı da bir tavır koyun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman bir gazetecinin “İsrail’e yönelik Hamas tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarının ardından açıklamalarınız sadece Almanya’da değil, NATO üyesi ülkeler arasında da rahatsızlık oluşturdu. İsrail’in varoluş hakkını kabul ediyor musunuz? İsrail’in ‘faşist bir devlet olduğunu’ söylediniz, hangi gerekçelendirmeniz var bunun için? İsrail ordusunun Hamas’a karşı saldırısına neden ‘soykırım’ diyorsunuz? Tüm NATO ittifakı tarafından terör örgütü olarak tanınan, yüzlerce insanı İsrail’de katleden bir örgütü nasıl bir ‘kurtuluş örgütü’ diye tanımlayabilirsiniz? Türk-Alman ilişkilerini, NATO içindeki iş birliğini tehlikeye atıyor musunuz? Türkiye, savunma sanayi için 40 Eurofighter talep ediyor. Almanya bunu kabul edecek mi?” sorusuna, şu cevabı verdi:

“Öncelikle NATO’nun önde gelen ülkelerinden bir tanesi, ilk beşin içerisinde yer alan bir ülkeyiz Türkiye olarak. Türkiye, NATO’da sıradan bir ülke değil. İlk beşin içinde. Şu anda NATO’nun içinde düşüncesi, kanaati kimin ne olursa olsun, Rusya-Ukrayna arasında herkes kimin yanında yer alıyor? Ukrayna’nın yanında yer alıyor. Türkiye olarak biz, Ukrayna ile de görüşüyoruz, Rusya ile de görüşüyoruz. Aralarında herhangi bir ayrım yapmıyoruz. Ama 33 milyon ton tahıl koridorundan bütün o tahılı Avrupa’ya, Afrika’ya götüren biz olduk. Şu anda da yine diyorsunuz ki ‘yüzlerce’, bak ben sana yüzlerce demiyorum, binlerce Filistinliyi şu anda İsrail öldürdü mü, öldürdü.

Hastaneleri yok etti mi, etti. İbadethaneleri, kiliseleri vuruyor mu, vuruyor. Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Peki, sen bir Hristiyan olarak bu kiliselerin vurulmasından rahatsız olmuyor musun? Bunlara karşı niye bir tavır koymuyorsunuz? Bunlara karşı da bir tavır koyun. Bizim için bu noktada bölgede Musevi, Hristiyan, Müslüman bu ayrımın olmaması gerekir. Antisemitizme karşı da bir mücadele verildiyse, bu mücadeleyi dünyada ilk veren lider ben oldum. Ve şu anda da bakın Almanya ‘İsrail’e şu kadar maddi destek verdiğinden’ bahsediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eurofighter savaş uçaklarına ilişkin ise “Eurofighter konusunda Almanya verir veya vermez. Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Birçok yerden bunların çalışmasını yaparız, temin ederiz. Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden bir tanesi durumuna gelmiştir. Bir basın mensubu olarak, bizi bununla tehdit etmeyin. Bize öyle sorular sorun ki bu sorular vicdani olsun, insani olsun, cevaplarını da biz size o şekilde verelim” ifadelerini kullandı.

“İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz”

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ise “Birlikte doğrudan görüşme imkanımızın olması çok iyi. İkimiz de dünyadaki krizlerle uğraşıyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının bütün dünyada hissedildi. İkimiz de Rusya’nın saldırganlığını sona erdirmesi konusunda mutabıkız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Karadeniz’den tahıl ihracı anlaşması nedeniyle teşekkür eden Scholz, “Türkiye’nin özellikle tahıl ihracatı alanında çok önemli rol oynadığını biliyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na bu konudaki kişisel katkılarından ötürü özellikle teşekkür etmek istiyorum. Moskova’nın maalesef bu anlaşmayı daha fazla sürdürmemesi üzücü” dedi.

Avrupa’nın güvenliğinin tehlike altında olduğunu belirten Scholz, “Rusya bu şekilde savaş yürüterek uzun yıllardır mevcut olan bir anlaşmayı ihlal ediyor. Çünkü sınırların zorla değiştirilmemesi gerekiyor. Avrupa’nın güvenliği burada tehlike altında. Aynı zamanda İsveç’in NATO üyeliğini görüşeceğiz. Üyeliğin TBMM’de görüşüldüğünü biliyoruz. Umarız yakında olumlu karar alınacaktır. Çünkü NATO’nun güçlendirilmesi söz konusu” dedi.

İsrail-Filistin çatışmasına değinen Almanya Başbakanı, şunları söyledi: “7 Ekim’de Hamas, İsrail’e hunharca bir saldırı düzenledi. Biz bu terör eylemini keskin bir şekilde kınamaktayız. Biraz sonra gerilimin tırmanmaması için neler yapabileceğimizi konuşacağız. Çünkü Orta Doğu’da çatışmaların tırmanmasından endişe duyuyoruz. Almanya’yı bilen gayet iyi bilir, bizim İsrail’le olan dayanışmamız hiçbir şekilde tartışmaya açık değildir.

İsrail’in kendisini savunma hakkı vardır. Filistinli sivil halkın acıları, Gazze’de yaşananlar bizi de üzüyor. Onlarca yıldır Almanya bu alanda insani yardım sunmaktadır. Bu sene 160 milyon Euro’luk yardım sağlıyoruz. İnsani yardım alanında en büyük donörlerden biriyiz. Bizim için hedef iki devletli çözümdür. İsrail’in varoluş hakkı bizim için olmazsa olmaz.”

Almanya’da antisemitizme izin vermeyeceklerini dile getiren Scholz, “Aynı zamanda Almanya’da yaşayan 5 milyon Müslüman’ın, bu ülkedeki yerini inkar edenlere de karşıyız” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini de ele alacaklarını aktaran Olaf Scholz, “Geçmiş yıllarda potansiyelimizin gerisinde kaldık, bunu nasıl ileri taşıyacağımızı görüşeceğiz. Ekonomik işbirliği açısından büyük potansiyel var” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısının ardından Scholz ile baş başa görüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Scholz daha sonra heyetler arası çalışma yemeğine katıldı.

Paylaşın

Erdoğan: İsrail, İnsanlık Tarihinin En Kalleş Saldırılarını Düzenliyor

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail yönetimi, Gazzeli çocuklara, kadınlara ve sivillere karşı, insanlık tarihinin en kalleş saldırılarını düzenliyor. Gazze’de 40 gündür şahit olduklarımızı anlatmak için ‘savaş’ dâhil, tüm kavramlar yetersiz kalmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı ise çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hastalara dokunmamaktır. Kuvözdeki, kundaktaki bebekleri katledenler, evlerinden kovdukları masumların tepesine bomba yağdıranlar, insanların suyunu, gıdasını, yakıtını keserek ölüme mahkûm edenler, 2 milyonu aşkın sivili atom bombasıyla yok etmekten bahsedenler…”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Buradan şimdi Netanyahu’ya sesleniyorum; sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla ama açıklayamazsın. Ey İsrail sende atom bombası, nükleer bomba var ve bununla tehdit ediyorsun. Bunu da biz biliyoruz ve artık ecelin geliyor.  İster nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol ama gidicisin. Ezcümle ahlak, vicdan, onur namına ne varsa hepsini kaybedenler insan değil; ancak ‘belhüm adal’ olabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Sınırların güvenliği, terörle mücadele, insanların huzuru, ekonomideki sıkıntıların çözümü, 6 Şubat depremleriyle yıkılan şehirlerin inşasının gündemlerinin değişmez ve en öncelikli başlıkları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’ye yönelik İsrail vahşetinin de, 7 Ekim’den beri gündemlerinin en üst sırasında yer aldığını ifade etti.

Amerika’nın ve Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail hükûmetinin, katliamlarına tam 40 gündür aralıksız bir şekilde devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okulları, camileri, kiliseleri, hastaneleri, pazar yerlerini, binaları, sokakları kasıtlı olarak hedef alan İsrail, bir şehri içindeki insanlarıyla topyekûn yok etme stratejisi uyguluyor” dedi.

İsrail yönetiminin evlerini terk etmeye zorladığı sivilleri yolda kasıtlı olarak bombalayan bir canilikle, kelimenin tam anlamıyla bir devlet terörü estirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar İsrail tarafından katledilen 12 bine yakın Gazzeli’nin üçte ikisini çocuklar ve kadınların oluşturduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İsrail yönetimi, Gazzeli çocuklara, kadınlara ve sivillere karşı, insanlık tarihinin en kalleş saldırılarını düzenliyor. Gazze’de 40 gündür şahit olduklarımızı anlatmak için ‘savaş’ dâhil, tüm kavramlar yetersiz kalmaktadır.

“Savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır”

Çünkü savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı ise çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hastalara dokunmamaktır. Kuvözdeki, kundaktaki bebekleri katledenler, evlerinden kovdukları masumların tepesine bomba yağdıranlar, insanların suyunu, gıdasını, yakıtını keserek ölüme mahkûm edenler, 2 milyonu aşkın sivili atom bombasıyla yok etmekten bahsedenler…

Buradan şimdi Netanyahu’ya sesleniyorum; sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla ama açıklayamazsın. Ey İsrail sende atom bombası, nükleer bomba var ve bununla tehdit ediyorsun. Bunu da biz biliyoruz ve artık ecelin geliyor.  İster nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol ama gidicisin. Ezcümle ahlak, vicdan, onur namına ne varsa hepsini kaybedenler insan değil; ancak ‘belhüm adal’ olabilir.”

‘İnsanım’ diyen hiç kimsenin Gazze’de yaşananları onaylamayacağını, mazur ve meşru göremeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetimini lanetlerken; bu katliamlara aleni destek verenleri, meşrulaştırmak için kırk dereden su getirenleri de unutmadıklarını belirterek, “İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ses çıkarmayanlar, en az failler kadar, bu suçlara ortaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Gazze’de öldürülen yavruların kanı, İsrail yönetimine silah, mühimmat ve istihbarat desteği sağlayanların alınlarına, utanç lekesi olarak yapışmıştır” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Düşünebiliyor musunuz? Her gün yüzlerce çocuk bombaların altında can veriyor; Avrupa Birliği’nden Amerika’sına sürekli insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların hiçbiri çıkıp, tek kelime etmiyor, edemiyor. Gazze’deki vahşeti dünyaya duyuran gazetecileri, aileleriyle birlikte İsrail katlediyor; uluslararası basın kuruluşları tek bir açıklama dahi yapmıyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bırakın Gazzeli sivillerin hayatını korumayı, Teşkilat’ın kendi çalışanlarına dahi sahip çıkamıyor. Birleşmiş Milletler üyesi ‘121’ ülkenin Genel Kurul’da sergilediği irade, Güvenlik Konseyi’ndeki bir-iki ülke tarafından resmen gasp ediliyor.”

Paylaşın

Erdoğan’ın Ziyareti Almanya Basınında Nasıl Yankılandı?

Almanya basını hafta sonundan bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım Cuma günü Almanya’ya yapacağı resmi ziyaretine ilişkin haber ve yorumların yoğunlaştığı dikkat çekiyor.

Almanya’da Erdoğan’ın İsrail ve Hamas konusunda yaptığı açıklamalar nedeniyle yoğun tartışmalara neden olurken, Almanya’daki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) yönelik eleştirilerin dozu da artıyor.

Köln merkezli Kölner Stadt Anzeiger gazetesindeki yorumda: “Recep Tayyip Erdoğan, hem Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier hem de Başbakan Olaf Scholz tarafından ağırlanacak. Daha fazla onurlandırma zaten mümkün değil. Otokratik biçimde yönetilen Türkiye hâlâ bir NATO üyesi. Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakereleri ise hâlâ daha nihayete ermiş değil. Ziyaret tuhaf, zira Erdoğan ülkesini demir yumrukla yönetiyor, hele de son seçimlerden sonra daha da fazlaca.

Ülkede vatandaşlar zaman zaman sandığa gidiyor olsa da Türkiye için demokrasiden söz etmek uzun süredir mümkün değil. Medya denetim altında, muhalifler cezaevlerinde. Erdoğan Almanya’daki uzantıları üzerinden buraya da etki etmeyi sürdürüyor. Erdoğan, dış politikada da bir güç politikası izliyor. İster Azerbaycan ister Libya ister de Suriye, hedefi Türkiye’nin etki alanını genişletmek. Bunu şimdi de Ortadoğu’da deniyor. Erdoğan terör örgütü Hamas’tan yana pozisyon aldı. Buna rağmen Batı, Erdoğan ile ipleri hâlâ koparmadıysa bu kendi çıkarları yüzünden. Almanya, örneğin, Türkiye ile yapılan mülteci mutabakatından vazgeçemiyor.

Yapıldığı dönem itibarıyla mutabakat örnek olarak gösteriliyordu. Bir de Ankara’ya yönelik daha sert bir politikanın Erdoğan’ı daha da kestirilemez yapacağı endişesi de hakim. Bu koşullarda Erdoğan’ın Berlin gezisinden ne beklenebilir? Çok şey beklenemez. Ancak Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, Ankara Sultanı’na cesurca hakkında ne düşündüğünü söylemeli. Sonucu olmasa da insan sadece bunu yapmalarını diliyor.”

Welt am Sonntag gazetesindeki yorumda da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i “örgüt” olarak nitelemesine atfen İsrail’in devletinin varlığını sorguladığına işaret edilerek şu satırlara yer veriliyor:

“Erdoğan, İsrail’in Hamas’a yönelik saldırılarındaki yüksek sivil ölümleri üzerine Müslümanların artan öfkesini siyasi olarak kullanıyor ve İsrail karşıtları listesinde adını en başa yerleştirmeyi deniyor. Aynı Erdoğan, eski Başbakan Angela Merkel döneminde de ona ‘Nazi yöntemleri kullanmak’ suçlamasını yöneltmişti. Şimdi de yangına körükle giden Erdoğan, 17 Kasım’da Almanya’ya geliyor ve pek çok konuda Başbakan Scholz ile görüş alışverişinde bulunacak. Erdoğan’ın (İsrail ve Hamas ile ilgili) son açıklamaları sonrasında ‘gelme’ denmesini talep edenlerin sayısı artıyor.

Açıklamalarıyla Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atan ve İsrail’in varlığına şüpheli bakan bir liderin, her ikisinin de güvenliğinin bir devlet politikası olduğu Almanya ziyaretinin iptali yönünde pek çok sebep var aslında. Türkiye zor bir partner. Ancak Erdoğan’ın gezisinin iptali, içinde bulunulan durum itibarı ile getiri sağlayacak bir adım değil. Dünyanın alevler içinde olduğu bir dönemde yeni bir diplomatik krize daha davetiye çıkarmak gereksiz. Türkiye zor ve bir o kadar da vezgeçilmesi kolay olmayan bir partner olarak kalmaya devam edecek. Hem Ukrayna hem de Ortadoğu’da ona ihtiyacımız var.”

Straubinger Tagblatt gazetesindeki yorumda da Erdoğan’ın sorunlar yaşanan bir lider olmakla birlikte diyaloğun önemine dikkat çekiliyor:

“Erdoğan’ın ziyareti her yönüyle sorunlu ancak onunla diyalog kurmamak da kesinlikle yanlış olacaktır. Bu ziyarette belirleyici olan, Başbakan Olaf Scholz’un Cuma günü hem iki liderin başbaşa konuşmasında hem de kamuoyu önündeki açıklamalarda Erdoğan’ın yaptıklarının en ileri derecede kışkırtma olduğunu açıkça söylemesidir. Erdoğan’ın ayrıca yaptığı açıklamalarla Ortadoğu’da bir arabuluculuk rolü üstlenme konusunda kendini tamamen diskalifiye ettiğini de öğrenmesi gerekiyor.

Frankfurter Allgemeine gazetesindeki yorumda ise Erdoğan’ın geçmişte yaptığı farklı açıklamalarında da sınırları aştığı hatırlatılıyor, ancak bu sefer ipleri şimdiye kadar olduğundan daha da fazla gerdiği iddia ediliyor.

“İsrail’in varlığını sorgulamasıyla Erdoğan, yayı olabileceğinden çok daha fazla germiş oldu. Almanya gezisinden bu kadar kısa süre önce bir de İsrail’i faşist olmakla suçlaması, yaptığı provokasyonu daha da çirkin kıldı. Anlaşılan Gazze ile ilgili arabuluculuk müzakerelerinde hiçbir rol oynamaması Erdoğan’ın canını epey acıtmış. Bundan dolayı o da başka yollarla kendini tartışmaların merkezine koymayı istiyor.”

DİTİB tartışmaları

Öte yandan Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada, Almanya’da Türkiye’den bağımsız dini yapılara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Özdemir, Almanya’daki İslami kuruluşlar konusunda “Değerlerimize bağlı ve anayasa zemininde sağlam bir şekilde duran bir İslam’ın uygulanabileceği, bağımsız ve Ankara ile bağı bulunmayan yapılara ihtiyacımız var” dedi. Özdemir, Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı’na tabi olan ve Yahudiler ile İsrail devletini “kötü görenlere” karşı Almanya’da “yanlış bir hoşgörü” gösterilmemesi gerektiğini ifade etti.

Schleswig-Holstein eyaletinin Eğitim Bakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Yahudi Forumu’nun sözcüsü olan Karin Prien ise Welt am Sonntag gazetesine verdiği demeçte, Almanya’nın yurt dışından yönetilen ve Almanya’daki yasalar ile kuralları tanımayan dini temsilciliklere ihtiyacının olmadığını ifade etti. Prien aynı zamanda Almanya’da bir kurumun devlet tarafından muhatap alınması için o kurumun İsrail devletinin var olma hakkına bağlılığını ortaya koymasının “zorunlu bir ön koşul” olması gerektiğini belirtti.

Hür Demokrat Parti’nin (FDP) dini politikalar konusundaki sözcüsü Sandra Bubendorfer-Licht ise Welt am Sonntag’a yaptığı açıklamada, din dersleri konusunda okullar ile DİTİB arasında varılan iş birliklerinin “derhal son bulması” gerektiğini kaydetti. Yurt dışından gelen etkilere bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade eden Bubendorfer-Licht, “Bu nedenle imamların Almanya’da eğitimine artık hız verilmeli ve değerlerimize uygun Avrupa tarzı bir İslam’ı hayata geçirmeliyiz” dedi.

Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ekim ayının ortasında yaptığı bir açıklamada, “İsrail’in Filistin üzerinde yapmış olduğu katliam, soykırım dünyanın gözü önünde yapılıyor. Ne yazık ki insan olduğunu söyleyen bazı kimseler, ülkeler de bunu destekliyor” diye konuşmuştu. Almanya’da DİTİB çatı örgütüne bağlı olarak çalışan 1000 kadar imam Türkiye’deki Diyanet tarafından atanıyor.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Başkanı Gökay Sofuoğlu ise Redaktionsnetzwerk Deutschland (RND) haber sitesine yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya ziyaretine toplumdan sert tepkiler gelebileceğini söyledi. Sofuoğlu, “Hamas ve diğer konulardaki açıklamalarına karşı tepkiler olacaktır. Gösteriler olabileceğini tahmin ediyorum” dedi.

Alman Federal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Michael Roth ise Erdoğan’ın “kışkırtıcı, hakaretamiz ve popülist” davranışlarıyla Türkiye’nin Avrupa ve Ortadoğu arasında bir köprü olarak taşıdığı önemin hakkını vermediği için ülkesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Roth, “Son olarak İsrail’e yönelik çirkin ve kötü şöhretli söylemleri ve Hamas terörünü savunması, son derece tehlikeli bir çatışmanın ateşini bir kez daha körükledi” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ekim sonunda yaptığı açıklamada Hamas’ın bir terör örgütü olmadığını, “topraklarını ve vatandaşlarını koruma mücadelesi veren bir kurtuluş ve bir mücahitler grubu” olduğunu ifade etmişti. 7 Ekim’de İsrail’e saldırılar düzenleyerek 1200 kadar insanı öldüren ve 240 kadar kişiyi de rehin alan Hamas, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından terör örgütü olarak nitelendiriliyor. Hamas’ın saldırılarının ardından İsrail “savaşta olduğunu” ifade ederek Hamas’a yönelik Gazze Şeridi’nde saldırılar düzenliyor. Çatışmalarda şu ana kadar Gazze tarafında, yüzde 40’ı çocuk olmak üzere en az 11 bin kişinin öldüğü bildiriliyor.

17 Kasım’da Almanya’yı ziyaret edecek Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya Başbakanı Olaf Scholz tarafından akşam yemeğinde ağırlanacak. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından da kabul edilecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan Anayasa Mahkemesi’nin Yapısında Değişiklik Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında yaşanan krize ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez” deedi ve ekledi:

“Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” dedi. Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef.”

Gazze’ye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, İsrail ve Hamas’a Batı’nın bakışı ile Türkiye’nin bakışı arasında farklılıklar olduğuna işaret etti. Avrupa Komisyonu’nun raporunda Türkiye’nin Hamas’a ilişkin tutumuna atıfta bulunan Erdoğan, “Her meselede malum Avrupa Birliği’nin, bir defa Türkiye’ye bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliği görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirdi.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” dedi.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” dedi.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yaptı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana İsrail ve Hamas arasında süren çatışmalar ve Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin soruları da yanıtladı. Gazze’deki durum konusunda diplomatik temaslarının sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Bundan sonra 17 Kasım’da bizim bir Almanya ziyaretimiz var. Bu Almanya ziyaretimizde de tabii Batı’ya yönelik bazı mesajlarımız olacak” dedi.

Erdoğan değerlendirmelerinde, İsrail ve Hamas’a Batı’nın bakışı ile Türkiye’nin bakışı arasında farklılıklar olduğuna işaret etti. Avrupa Komisyonu’nun raporunda Türkiye’nin Hamas’a ilişkin tutumuna atıfta bulunan Erdoğan, “Her meselede malum Avrupa Birliği’nin, bir defa Türkiye’ye bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliği görüyoruz” dedi.

“Avrupa Birliği, İsrail’in katliamında insanlık onurunu acaba görebildi mi, buna saygısı oldu mu? Bunları bizim tersten Avrupa Birliği’ne sormamız lazım” diyen Erdoğan sözlerini “Yeni yeni şimdi çıkmaya başladılar. İşte Macron’un yaptığı son açıklamalar gibi. Ama Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı her ikisi de acaba ne gibi bir tavır içindeler? Bunu Almanya ziyaretinde çok daha net göreceğiz” şeklinde sürdürdü.

Erdoğan’dan Hamas “terör örgütü” değil vurgusu

“Şu an itibarıyla Avrupa Birliği’ndeki yaklaşım tarzı, ne yazık ki bizim yaklaşım tarzıyla örtüşmüyor. Fakat Almanya ziyareti birçok şeyleri deşifre edecek diye düşünüyorum. Hamas’la ilgili Avrupa Birliği, aynen İsrail gibi düşünüyor. Ama biz onlar gibi düşünmedik, düşünmüyoruz, düşünemeyiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, Hamas’ı “terör örgütü” olarak görmediğini vurguladı:

“Ben Hamas’a Filistin’deki seçimlerin galibi bir siyasi parti olarak bakıyorum. Onların bakışıyla aynen bakmıyorum. Şimdi oradaki seçimi kazanan bir Hamas var, o zaman bir siyasi parti, öyle bakılıyor. Şimdi ise bizi öyle bir yere getirmek istiyorlar ki ‘Hamas bir terör örgütüdür’ diyelim istiyorlar. Hayır arkadaş terör örgütü değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Kasım’daki Almanya ziyaretinde Başbakan Olaf Scholz tarafından akşam yemeğinde ağırlanacak. Erdoğan, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından da kabul edilecek.

Erdoğan, Gazze için diplomasi trafiğinde ABD Başkanı Joe Biden’ın da olup olmadığı şeklinde bir soruyu ise “ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha yeni buradaydı. Herhalde bizi bundan sonra Biden ağırlar. Benim Biden’ı aramam şık olmaz” sözleriyle yanıtladı.

Bölgede çatışmaların durması için “Devreye sokulması gereken en önemli ülke malum İsrail üzerinde etkisi olan Amerika” diyen Erdoğan, “Şimdi Amerika’nın üzerine Dışişleri Bakanım muhatabıyla gidiyor” dedi. Biden ile görüşmesi halinde “Gazze bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bu kabullenmesi lazım” görüşünü de ileteceklerine işaret eden Erdoğan, “Eğer Gazze, Filistin halkının değil de kalkıp hayır bu işgalci yerleşimcilerin veya İsrail’in toprağıdır diye bir yaklaşım Biden’da varsa, zaten anlaşmamız mümkün değil” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Gazze” Açıklaması: Batı’nın Tavrı Acizlik, Korkaklıktır

İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsan hak ve hürriyetlerini dilinden düşürmeyen Batılı ülkelerin Filistin’de süregelen katliamlar karşısında sessizliğe bürünmeleri utanç vericidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hastanelerin, okulların, mülteci kamplarının bombalandığı, sivillerin katledildiği, tarihte eşi benzeri görülmemiş barbarlıkla karşı karşıyayız.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Zulüm karşısında susanlar da en az zalimler kadar akan kana ortaktır. Batı’nın şımarık çocuğu gibi davranan İsrail Devleti verdiği zararı tazmin etmek zorunda. Batı’nın tavrı acizlik, korkaklıktır. 36 gündür doğrudan siviller hedef alınıyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Zirve’nin yapılacağı Kral Abdülaziz Uluslararası Konferans Merkezi’ne gelişinde Suudi yetkililer karşıladı. Liderler, aile fotoğrafının ardından zirve toplantısına geçti.

Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şu ifadeleri kullandı: “İnsan hak ve hürriyetlerini dilinden düşürmeyen Batılı ülkelerin Filistin’de süregelen katliamlar karşısında sessizliğe bürünmeleri utanç vericidir. Hastanelerin, okulların, mülteci kamplarının bombalandığı, sivillerin katledildiği, tarihte eşi benzeri görülmemiş barbarlıkla karşı karşıyayız.

Zulüm karşısında susanlar da en az zalimler kadar akan kana ortaktır. Batı’nın şımarık çocuğu gibi davranan İsrail Devleti verdiği zararı tazmin etmek zorunda. Batı’nın tavrı acizlik, korkaklıktır. 36 gündür doğrudan siviller hedef alınıyor.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Belini Kırdık

Özbekistan dönüşü medya mensuplarına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonun belini kırdık, etkilerini de önümüzdeki süreçte sileceğiz. Biz hep çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz dedik ve hamdolsun sözümüzü tuttuk” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan dönüşü medya mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan ekonomiye ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Küresel gündemi de meşgul eden enflasyon sorunu ile mücadelede kararlıyız. Enflasyonun belini kırdık, etkilerini de önümüzdeki süreçte sileceğiz. Biz hep çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz dedik ve hamdolsun sözümüzü tuttuk.

Asgari ücrete cumhuriyet tarihinde yapılmamış oranda zam yaptık. Emeklilerimizin maaşlarını artırdık ve onları daha da rahatlatacak çözümleri geliştirdik ve çok yakında uygulayacağız. Biliyorsunuz emeklilerimizi kısa vadede rahatlatacak 5 bin liralık ikramiye ödemelerini de bu ay içerisinde yapmayı planladık.

Aldığımız tedbirlerle yapacağımız ödemelerle emekli ve çalışanlarımızın yanında durduk, bundan sonra da durmaya devam edeceğiz. Asgari ücret konusunun kendi takvimi var biliyorsunuz. İşçilerimizi ara zamla rahatlatmıştık, şimdi de işçi ve işveren kesimini bir araya getirip en makul çözümü bulacağımıza inanıyorum.”

“Hayat pahalılığını çözmekte kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk’ü Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada da ekonomiye ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Ekonomide elde ettiğimiz büyük başarıların, son dönemde ortaya çıkan küresel krizlerin ülkemize olumsuz etkileri sebebiyle gölgelendiğinin farkındayız.

İnşallah bu olumsuzlukları önümüzdeki yıldan itibaren kademe kademe ortadan kaldırarak yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütmeye devam edeceğiz. Özellikle enflasyonun yol açtığı hayat pahalılığını çözmekte kararlıyız. Bu süreçte refahı aşınan dar ve orta gelirli kesimlerin kayıplarını telafi etmek de boynumuzun borcudur.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Gazze Açıklaması: Batılı Ülkeler İsrail’in Katliamını Uzaktan Seyrediyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 34. günün geride kaldığını anımsatarak, “İsrail tarafından acımasızca öldürülen 11 bine yakın Gazzelinin yüzde 73’ü kadın ve çocuklardan oluşuyor. Batılı ülkelerin tam desteğini alan İsrail yönetimi, insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsini çiğneyerek, okulları, camileri, kiliseleri, hastaneleri, üniversiteleri, sivil yerleşim yerlerini bombalamaya devam ediyor. Çocukları dahi katletmeyi meşrulaştıran bir fanatizmle karşı karşıyayız” dedi.

Sürekli insan hak ve hürriyetlerinden, demokrasiden söz eden Batılı ülkelerin, İsrail’in katliamlarını uzaktan seyrettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkeler ve kuruluşlar, bırakın çocuk katillerini eleştirmeyi, ateşkes çağrısı dahi yapamayacak kadar acziyet içindeler. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’i yakanlara, fikir özgürlüğü bahanesiyle göz yumanlar, Filistin bayrağına dahi tahammül edemiyorlar. 7 Ekim’den beri şahit olduğumuz ikiyüzlülük örneklerini arttırmak mümkündür. Gelişmeler, Müslümanlar olarak birliğimizi güçlendirmemiz gerektiğini, bizlere bir kez daha göstermektedir. İnsani ateşkesin sağlanması ve çatışmaların yayılmasının engellenmesi için diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 16. Liderler Zirvesi’nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, zirvede yer almaktan dolayı bahtiyarlık duyduğunu vurgulayarak dönem başkanlıkları dolayısıyla Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov’a teşekkür etti.

Dönem başkanlığını devralan Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’e de gösterdiği misafirperverlik için şükranlarını sunduğunu dile getiren Erdoğan, “Zirvemizin ve yapacağımız istişarelerin ülkelerimiz ve bölgemizin istikrarı, refahı için hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel düzeyde ciddi sınamalarla karşı karşıya olunan bir dönemden geçildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Koronavirüs salgınının global ekonomide ve ticarette açtığı yaralar henüz kapanmadı. Akabinde yakın coğrafyamızda patlak veren Rusya-Ukrayna savaşının yıkıcı sonuçlarıyla yüzleştik. Enerji ve gıda fiyatlarındaki aşırı yükselişin tetiklediği enflasyon, son 60-70 yılın zirvesine çıkarak sıkıntıları daha da artırdı. Bu zorluklar karşısında etkin mücadelenin yollarını ararken, işgal edilmiş Filistin topraklarında başlayan çatışmalar, hepimizin yüreğini dağladı.”

Erdoğan, bugün itibarıyla İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 34. günün geride kaldığını anımsatarak, “İsrail tarafından acımasızca öldürülen 11 bine yakın Gazzelinin yüzde 73’ü kadın ve çocuklardan oluşuyor. Batılı ülkelerin tam desteğini alan İsrail yönetimi, insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsini çiğneyerek, okulları, camileri, kiliseleri, hastaneleri, üniversiteleri, sivil yerleşim yerlerini bombalamaya devam ediyor. Çocukları dahi katletmeyi meşrulaştıran bir fanatizmle karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.

Sürekli insan hak ve hürriyetlerinden, demokrasiden söz eden Batılı ülkelerin, İsrail’in katliamlarını uzaktan seyrettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkeler ve kuruluşlar, bırakın çocuk katillerini eleştirmeyi, ateşkes çağrısı dahi yapamayacak kadar acziyet içindeler. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’i yakanlara, fikir özgürlüğü bahanesiyle göz yumanlar, Filistin bayrağına dahi tahammül edemiyorlar. 7 Ekim’den beri şahit olduğumuz ikiyüzlülük örneklerini arttırmak mümkündür. Gelişmeler, Müslümanlar olarak birliğimizi güçlendirmemiz gerektiğini, bizlere bir kez daha göstermektedir. İnsani ateşkesin sağlanması ve çatışmaların yayılmasının engellenmesi için diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgeye insani yardım ulaştırmak için de yoğun şekilde çalıştıklarını ifade ederek, “Bugüne kadar 230 tonu aşan 10 uçak dolusu insani yardım malzemesini, Mısırlı kardeşlerimizin de desteğiyle El-Ariş Havalimanı’na sevk ettik. İki sivil insani yardım gemisinin bölgeye gönderilmesiyle ilgili hazırlıklarımız devam ediyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde, 15 Kasım’da, İstanbul’da devlet ve hükûmet başkanlarının eşlerinin katılımıyla uluslararası bir toplantı gerçekleştirileceğini kaydederek, böylece Gazzelilerin yaşadığı acıların dindirilmesi için güçlü bir dayanışma sergileneceğini dile getirdi.

Erdoğan, Gazze’de akan kanın durması noktasında Ekonomik İşbirliği Teşkilatı olarak sergileyecekleri duruşun çok önemli olduğunu söyledi. “Filistin davamızın savunulmasında birlikte sesimizin yükseltilmesi çok ama çok mühim” diyen Erdoğan, Charlie Hebdo olayında 25 kişinin öldürüldüğünü, dünya liderlerinin Paris’te hep birlikte yürüyüş yaptıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an 11 bin çocuk, kadın öldürüldü dünya sessiz. Başta Amerika, Batı, hep birlikte sessizler. Çocuk ve kadın. Bunları her gün televizyonlarda izliyoruz. Burada özellikle Ekonomik İşbirliği Teşkilatı olarak hep birlikte Müslümanlar olarak sesimizi bugün çıkartmayacaksak, yükseltmeyeceksek sesimizi ne zaman yükselteceğiz?” diye konuştu.

“Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması’nı artık yürürlüğe koymamız gerekiyor”

Erdoğan, daha şeffaf, daha adil uluslararası ekonomi ve finans sistemine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Türkiye olarak mevcut konjonktürde uluslararası ekonomik sistemdeki bu aksaklıklara karşı insan odaklı girişimlerini sürdürdüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“500 milyonluk nüfusu ve 1,5 trilyon doları bulan toplam geliriyle Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, bu açıdan şüphesiz önemli bir konuma sahip. Bununla birlikte teşkilat üyelerinin birbirleriyle ticaretinin sadece 85 milyar dolara tekabül etmesi düşündürücüdür. Bu rakamın bizlere yakışmadığına inanıyorum.

Ticaret hacmimizi, ilk etapta 100 milyar dolar seviyesine çıkartmak için gayretlerimizi artırmalıyız. Ticaretten enerjiye, ulaştırmadan çevreye kadar iş birliği potansiyelimizi güçlendirmeliyiz. 2025 Vizyon Belgemizin de stratejik hedefleri arasında yer alan ve maalesef 20 yıldır hayata geçirilemeyen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması’nı artık yürürlüğe koymamız gerekiyor. İstanbul’da ev sahipliği yaptığımız Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret ve Yatırım Bankası Ecobank’ın tüm üyelerin katılımıyla daha faal hâle getirilmesi bu maksada hizmet edecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm ve seyahat sektöründe de iş birliğini güçlendirmeleri gerektiğini kaydederek, turizm bakanlarınca ekim ayında düzenlenen toplantıda bu konuların geniş şekilde ele alındığını söyledi.

Toplantıda Erzurum’un “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 2025 Yılı Turizm Başkenti” seçilmesine verdikleri destek dolayısıyla teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizleri de bu vesileyle medeniyetler kavşağı Erzurum’umuza davet ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) başta olmak üzere son yıllarda gerçekleştirdikleri ciddi enerji altyapı yatırımları sayesinde gerek Türkiye’nin gerekse bölgenin enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunduklarını belirterek, “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkeleri olarak birlikte atacağımız adımlarla bu alanda daha fazla rol alabiliriz. Unutmayın, birlikten kuvvet doğar. Bu şiarla enerji alanında yeni teknolojilerin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji ve hidrojen gibi daha temiz girişimler için müşterek yatırımlarımızı arttırmamız bu manada faydalı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Tüm üyeleri, Türkiye’nin imzaladığı, Bakü’de kurulacak Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Temiz Enerji Merkezi Şartı’nı imzalamaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre sorunlarının küresel bir tehdit hâline gelmesi karşısında herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı.

Eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında “Sıfır Atık Girişimi”ni başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında küresel bir girişim hâline gelen bu proje kapsamında son olarak 1 Kasım’da Türkiye’de Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu’nun ilk resmî toplantısını tertiplediklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor Girişimi’nin değerinin, mevcut gelişmeler karşısında daha fazla arttığını vurguladı. “Hepimizin faydasına olan koridorun işlerliğini, eş güdüm içinde geliştirmeye devam etmeliyiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Aynı anlayışla Karabağ’dan Afganistan’a kadar ortak coğrafyamızda yaşanan meydan okumalar karşısında da saflarımızı sıkıştırmalıyız. Karabağ’da 30 yılı aşkın süre devam eden işgalin tamamen sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barışa bir adım daha yaklaştığımızı görüyoruz. Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi, bu süreci kolaylaştıracaktır. Azerbaycan’ın batı bölgeleriyle Nahcivan’ı birbirine bağlayacak ulaştırma hatlarının en yakın zamanda tesis edilmesinin de stratejik önemi haizdir. Afganistan’da sürdürülebilir istikrarın ve güvenliğin tesisi için de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı olarak birlikte çaba sarf etmeliyiz.”

Türkiye olarak kısa süre önce Herat vilayetinde depremle sarsılan Afgan halkına yardımlarını sürdürdüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, salı günü yaklaşık 510 tonluk gıda, sağlık, giyim ve diğer yardım malzemesi taşıyan iyilik treninin Afganistan’a doğru yola çıktığını söyledi. Erdoğan, “İnşallah bundan sonra da zor zamanlarında tüm kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Kıbrıs Türklerinin seslerini duyurmak hepimizin sorumluluğudur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın gözlemci üyesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, zirvede Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar tarafından temsil edilmesi, Kıbrıslı kardeşlerimize reva görülen haksız uygulamalar karşısında önemli bir mesajdır.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı üyeleri olarak gayri hukuki uygulamalarla haksız bir şekilde baskı ve izolasyon altında tutulan Kıbrıs Türklerinin seslerini duyurmak hepimizin sorumluluğudur. Bu doğrultuda burada bir kez daha Kıbrıs Türkleri ile her alanda ilişkilerin tesis edilmesi ve geliştirilmesi çağrımı tekrarlıyorum. Bu yönde adım atan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. ‘Rabb’im birliğimizi, beraberliğimizi ve dayanışmamızı daim eylesin.’ diyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan CHP Kurultayı Yorumu: Bunların Birbirinden Farkı Var Mı? Yok

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay bay Kemal kime ‘bay bay’ dedi? Edirne’deki terörist başı Demirtaş’a ‘bay bay’ dedi. Kavala’ya ‘bay bay’ dedi. Peki, kongreyi kazanan zat, o kime selam verdi? O da aynen Selahattin Demirtaş’a selam verdi, Kavala’ya selam verdi. Al birini vur diğerine. Bunların birbirinden farkı var mı? Yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bunlar terör örgütleriyle beraber omuz omuza yürüdüler. Zannettiler ki terör örgütlerini yanımıza alırsak biz bu ülkede seçim kazanırız. 12, 13 seçim kaybettin, hep onlarla beraberdin. Kazanan, sen de onlarla beraberdin.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’de Cumhuriyet Caddesi Kentsel Dönüşüm Alanı’nda düzenlenen, Rize Merkez Kentsel Dönüşümü, Isırlık Tabiat Parkı, Müyesser Kart Huzurevi ve yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, yaklaşık altı aylık aranın ardından bir kez daha Rize’de bulunmanın, gönülleri kucaklaştırmanın memnuniyeti içinde olduğunu belirtti.

Rize’nin baharının ayrı sonbaharının ayrı güzel olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en güzelinin de Rizelilerin her an her yerde hissettikleri vefası, kadirşinaslığı, aşkı ve sevdası olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ömrünü, davasına, ülkesine, milletine ve hemşehrilerine hizmet uğruna adadığını kaydetti.

Yirmili yaşlarda millete siyaset yoluyla hizmet etmek için gençlik kollarında görev üstlendiğini, 30 yaşında partisinin Beyoğlu İlçe Başkanı ve belediye başkanı olarak İstanbul’da hizmete talip olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yaşında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak İstanbul’un makûs talihini yenip eser ve hizmetleri şehre kazandırma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Çöp, çukur, çamur içindeki İstanbul’u çöpten, çukurdan, çamurdan kurtararak bugünkü temelleri attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “50 yaşımda Başbakan olarak ülkeme hizmet ediyordum, 60 yaşında milletimin takdiriyle seçimle göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı olma şerefine eriştim. Şu anda 70 yaşıma merdiven dayadığım bugün mayasını Rize’den aldığım deruni bir aşkla, şevkle, azimle, tecrübeyle ülkeme ve milletime hizmet mücadelemi sürdürüyorum.

Neredeyse, yarım asrı bulan yolculuğumun her safhasında Allah’tan başka güvenecek dal, milletimden başka yaslanacak gövde aramadım. Hamdolsun, girdiğim her mücadelede Rabbimin yardımını da milletimin desteğini de yanımda buldum. Bu sayede yolumu kesmek için kurulan her tuzağın bozulduğunu her engelin kalktığını her zorluğun kolaylığa dönüştüğünü gördüm. Elde ettiğimiz her başarının gerisinde milletimin hayır duasının olduğunu bilerek bir sonraki safhaya geçtik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de başlayıp İstanbul’da dal budak salan, ardından Türkiye’nin 81 vilayetine uzanan, oradan Balkanlar’dan Kafkaslar’a, dost ve kardeş coğrafyalara yayılan, nihayetinde tüm dünyayı kucaklayan bir serencamın hikâyesini hep beraber yazdıklarını belirtti.

Aldığı rakama göre tören alanında 40 bin kişi olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halkımla, hemşehrilerimle beraber Rize merkezde kentsel dönüşümü yaptığımız şu güzellik ayrı bir gurur veriyor bana. Dün neydi buralar, bugün ne oldu? Dükkânlar, mağazalar, ofisler çalışmaya başladığında, herkes konutlarına yerleştiğinde buraların ne anlama geleceğini ne kadar güzel olacağını herhalde takdir ediyorsunuz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’yi, kuruluşunun üzerinden daha 15 ay geçmeden iktidara getiren millete bir söz verdiklerini, “artık bu ülkede hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediklerini anımsattı.

Aradan geçen 21 yılın ardından dönüp baktıklarında, artık bu ülkede hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görmenin kıvancı içinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi soruyorum sizlere, beş, on sene önce buralar neydi? Şu anda ne olduğunu görüyorsunuz değil mi? Artık bu ülkede darbecilerin borusu ötmüyor, cuntacıların sesi çıkmıyor, vesayetçilerin tekeri dönmüyor. Artık bu ülkede kimse öz yurdunda garip muamelesi görmüyor.

Artık bu ülkede doğmamış çocuğundan pirifâni mertebesindeki yaşlısına kadar hiç kimse ‘ne olacak hâlim’ endişesi taşımıyor. Artık bu ülkede kendini kimsesiz hisseden herkesin yanında olduğunu bildiği bir devleti, bir hükûmeti var. Artık bu ülkede çalışmak, üretmek, kendini geliştirmek isteyen herkesin yolu açık. Çünkü artık Türkiye Cumhuriyeti devleti tek parti faşistlerinin, kendilerini imtiyazlı gören bir avuç siyasi ve ekonomik seçkinin değil, bizatihi milletin devletidir.

Kardeşlerim, biz tüm bu gelişmeleri, cumhuriyeti cumhurla, devleti milletle, ülkenin imkânlarını halkla buluşturarak sağladık. Rize’den Düzce’ye, Hatay’dan Balıkesir’e uzanan tüm sahillerimiz, bir tarafına denizi bir tarafına Anadolu’yu alan her vatandaşımız bu hissiyatla güne başlıyor. Ağrı Dağı’nın haşmetli gölgesinden, İç Anadolu’nun bozkırlarına, Ege’nin bereketli ovalarından Güneydoğu Anadolu’nun kadim topraklarına kadar her yerde insanımız aynı duyguyla hayatına sarılıyor. Tek başına bu başarının gururu bile bize yeter.”

Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çıtayı en tepeye çıkardıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizde hayata geçirdiğimiz demokrasi ve kalkınma atılımlarının her biri işte bugünler içindi. Asırlar sonra milletimiz yeniden dünyada hak ettiği yeri alabileceğini hissediyor, görüyor, biliyor. Bu bakımdan eskisinden daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz, daha çok mücadele etmemiz gereken bir döneme giriyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu çevre başta olmak üzere dünyada yaşananlara dikkati çekerek, “Adeta bir ateş çemberinin ortasındayız. Hamdolsun bu ateşin ülkemize zarar vermesini önleyecek güce de imkâna da dirayete de tecrübeye de sahibiz” ifadelerini kullandı.

“Karadeniz’e barış gelecekse emin olun bizimle gelecek” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Irak sınırlarının, bu ülkelerde yaşayanların istikrarını ve güvende kalmalarını sağlayacaklarını, Balkanlar’da, Kafkaslar’da huzur ve güvenin kalıcı şekilde tesisini temin edeceklerini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya dost ve kardeşlerimizin yaşadığı her yerde kalplerin ve gözlerin aradığı o beklenen biz olacağız. Filistinli kardeşlerimizin İsrail zulmünden kurtarılması, Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde işlenen katliamların durdurulması da bizim boynumuzun borcudur. Filistin topraklarının dört bir yanında çocukları, anneleri, masumları öldüren katillerin; mazlumların malını çalan hırsızların yakasından yapışmak bizim insani vazifemizdir.

Bu ahlaksız, vicdansız, alçakça katliamı yapanları destekleyenlerin yüzlerine gördüğümüz her yerde suçlarını haykırmak da tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı içinde barındıran Kudüs-ü Şerif’in diğer inançların mensuplarının da haklarını gözetecek şekilde mahremiyetini korumak manevi görevlerimiz arasındadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin meselesinde, Gazze’de yaşananlar konusunda görünenden çok daha fazlasını yaptıklarına, yapmayı da sürdüreceklerine işaret ederek, “Gazze’deki kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve tek başlarına bırakmadık ve bırakmayacağız. İçimizdeki kimi gafiller bilmese de Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz bunu çok iyi biliyor. Elbette üzerimize düşenleri yaparken ayaklarımızı yerden kesmiyoruz” diye konuştu.

“Kazanan, sen de onlarla beraberdin”

Türkiye’nin, 21 yılda hem kendinin hem dost ve kardeşlerinin hem de dünyadaki tüm mazlumların haklarını koruyacak inisiyatifler geliştirme konusunda çok önemli mesafe kat ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi, ekonomik, askerî olarak henüz sonuçlandırılamayan çalışmaların olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kimi alanlarda 3-5 yıllık, kimi alanlarda 5-10 yıllık vakit gerektiren projelerimizi tamamladığımızda Allah’ın izniyle Türkiye bambaşka bir seviyeye yükselecek. Terör örgütlerinin üzerimize salınmasından darbe girişimlerine, ekonomik sabotajlardan siyasi çelmelere kadar yaşadığımız badirelerin gerisinde işte bu tablonun önünü kesme çabası var. Ama başaramayacaklar. Milletimiz 14, 28 Mayıs seçimlerinde bir kez daha bu kararlılığını haykırdı. Millet, her iki seçimde de kazanımlarına sahip çıkma noktasında çok güçlü bir irade gösterdi. Terör örgütlerinden medet umanlara, emperyalist güçlere selam çakarak iktidar hayali görenlere milletimiz sandıkta çok esaslı bir ders verdi.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, 38. Olağan Kurultayı’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bay bay Kemal kime ‘bay bay’ dedi? Edirne’deki terörist başı Demirtaş’a ‘bay bay’ dedi. Kavala’ya ‘bay bay’ dedi. Peki, kongreyi kazanan zat, o kime selam verdi? O da aynen Selahattin Demirtaş’a selam verdi, Kavala’ya selam verdi. Al birini vur diğerine. Bunların birbirinden farkı var mı? Yok. Bunlar terör örgütleriyle beraber omuz omuza yürüdüler. Zannettiler ki terör örgütlerini yanımıza alırsak biz bu ülkede seçim kazanırız. 12, 13 seçim kaybettin, hep onlarla beraberdin. Kazanan, sen de onlarla beraberdin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde Rize’den tüm ilçeleriyle beraber çok güçlü bir ses beklediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Rize Havalimanı’nı bizler yaptık mı? Rize’de, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ni yaptık mı? Hastanemizi yaptık. Şimdi de inşallah şehir hastanemizin ihalesini yapıyoruz. Böylece Rizeli şehir hastanesinde bütün sorunlarını çözmüş olacak. Okullarımız, fen lisesinden Anadolu lisesine, imam hatiplere kadar hepsini artık burada görüyor mu? Burada eğitim, öğretim ihtiyacını karşılıyor mu? Daha idealine daha iyisine…

Bugüne kadar biz hep eserlerimiz ve hizmetlerimizle karşınıza çıktık. Hükûmetlerimiz döneminde Rize’ye getirdiğimiz yatırımların şahidi bizatihi sizlersiniz. Şimdi Derepazarı’nda lojistik merkezini inşa ediyoruz. Lojistik merkezimiz bittiği zaman Rize, bütün ihtiyaçların yurt içinden yurt dışına, yurt dışından yurt içine bunların karşılanmasını da orada sağlayacak.”

Geçtiğimiz 21 yılda Rize’ye 66 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Laf değil, hizmet. Bu ana muhalefetin, yavrularının burada herhangi bir hizmeti var mı? Öyleyse bunlara gereken dersi benim hemşehrilerim inşallah sandıkta en güzel şekliyle verecektir” dedi.

Rize’deki yatırımlara ilişkin bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde yaklaşık iki binden fazla yeni derslik inşa ettiklerini, üniversite kurduklarını, yaklaşık altı bin kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtıklarını, 110 spor tesisi kazandırdıklarını, bütün öğretim üyelerinin lojmanlarını Salarha Deresi’nin boyuna yaptıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 sağlık tesisini tamamlayarak hizmete sunduklarını dile getirerek, “Şehir hastanemiz ile Güneysu ve Çayeli Devlet Hastanelerimizin ihale süreci şu anda devam ediyor. Çevre ve şehircilikte TOKİ eliyle Rize’de toplam 3 bin 742 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 1157 konutun yapımına devam ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneysu Millet Bahçesi’nin tamamlandığını, İyidere Millet Bahçesi’nin yapımı ile Rize, Çayeli ve Pazar millet bahçelerinin projelendirme çalışmalarının devam ettiğini söyleyerek, şöyle konuştu: “Ulaştırmada 20 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu toplam 191 kilometreye çıkardık. Ovit Tüneli’ni, İyidere-İkizdere yolu ve Hurmalık Tünelleri ve Salarha Tüneli’ni tamamlayıp trafiğe açtık. Denizin üzerine inşa ettiğimiz yıllık üç milyon yolcu kapasiteli Rize Artvin Havalimanımızı şehrimize kazandırdık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in lojistik üssü İyidere Lojistik Limanı’nın yapımının sürdüğünü ve iki yıl içinde bitirileceğini belirtti.

“Tarım ve ormanda Rize’ye üç içme suyu tesisi, 78 taşkın koruma tesisi ve 17 hidroelektrik santrali olmak üzere toplam 98 tesis inşa ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Çiftçilerimize dokuz milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Sanayi ve teknolojide şehrimize yeni bir organize sanayi bölgesi ve Teknokent kurduk. Enerjide Rize’ye, Güneysu’ya, Ardeşen’e, Çayeli’ne, Fındıklı’ya, Pazar’a, Kalkandere’ye, Derepazarı’na, İyidere’ye, Kendirli’ye ve Salarha’ya doğal gaz arzını sağladık. Yıl sonuna kadar İkizdere’ye, seneye de Muradiye’ye doğal gaz arzı sağlamayı planlıyoruz.”

Bugün tamamlanan yatırımların hizmete gireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğitimde üç anaokulu, bir imam hatip ortaokulu, üniversitemizin çeşitli yatırımlarının resmî açılışını inşallah buradan yapıyoruz. Rize merkezindeki Çarşı Mahallesi’nde yapılan kentsel dönüşümle 404 ofis ve 133 iş yeri, altyapısı ve çevre düzenlemesiyle tamamlandı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salarha’da 465 konut ve 12 dükkânın, Fener Mahallesi’nde 22 hâkim ve savcı konutunun, Ayder’de yenileme ve koruma projesi kapsamındaki termal tesis ve konaklama birimlerinin çevre düzenlemesiyle bitirildiğini kaydetti.

Geçen günlerde ihalesi yapılan toplam 36,7 kilometre uzunluğundaki Ayder Yolu Projesi’nin de en kısa sürede hayata geçirileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İhale bedeli 3,5 milyar lira olan bu önemli yatırımın temel atmasını biraz sonra canlı bağlantıyla gerçekleştireceğiz. Ayrıca bugün Rize Pehlivantaşı Kalkandere Yolu’nun üç kilometrelik kesiminin resmî açılışını yapıyoruz.

Müyesser Kart Huzurevi, Diyanet İşleri Başkanlığımızın çeşitli cami ve Kuran kursu inşaatları, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın güreş salonu ve kamp eğitim merkezi, 16 semt sahası, Çayeli Spor Salonu tamamlandı. Bu yatırımların resmî açılışını da buradan icra ediyoruz. Devlet Su İşlerimiz çeşitli ilçelerimizde dere ıslahları, çevre düzenlemeleri inşa etti.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğümüz Çamlıhemşin ve İkizdere’de çay fabrikaları kurdu. İller Bankamız tabiat parkı, içme suyu, yol yapımı ve bakımı gibi çeşitli altyapı ve üstyapı projelerini gerçekleştirdi. Doğa Koruma ve Millî Parklar Bölge Müdürlüğümüz İkizdere, Güneysu, Ardeşen, Çamlıhemşin ilçelerimizde pek çok çalışmayı bitirdi. Tüm bu yatırımları da resmen buradan hizmete alıyoruz. Rize, Güneysu, Ardeşen, Hemşin, Tunca belediyelerimizin yatırımlarıyla birlikte toplam 2 milyar 886 milyon liralık bir yatırımı bugün Rizemize kazandırıyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Öncelikli Hedefimiz Tek Haneye İndirmek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel ekonomi 2-3 yıldır çok ciddi zorluklarla, krizlerle mücadele ediyor. Tüm dünyayı derinden sarsan covid-19 salgınının etkilerinden henüz tam manasıyla kurtulmadan Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdi. Tedarik zincirindeki kırılmalara enerji ve gıda fiyatlarıyla ilgili sıkıntılar eklendi. Pek çok ülkede enflasyon oranları 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara geriletmek en önemli hedefimiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dünyadaki diğer tüm ülkeler gibi biz de etkilendik, etkileniyoruz. 14 milyon insanımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinde 50 bin insanımızı kaybettik, ciddi yıkımlar yaşadık. 100 milyar doların üzerinde ilave finansman ihtiyacımız ortaya çıktı. Türkiye Yüzyılı vizyonu altında hedeflerimizden vazgeçmedik, programlarımızı rafa kaldırmadık. Küresel gündemi meşgul eden krizlerin hepsi ülkemizin içinde yer aldığı bölgede meydana geliyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde Ford Otosan Yeniköy Fabrikası Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, üretime başlama heyecanını 2014’te birlikte yaşadıkları, ilave bir yatırımla 2021’de kapasite büyümesine şahitlik ettikleri Ford Otosan Yeniköy Fabrikası’nın yeniden tasarımı sonrası açılış töreni nedeniyle bir araya geldiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel endüstri bölgesi statüsündeki yatırımlarla kapasitesi 110 binden 405 bine çıkan, 3 bin 500 kişilik yeni istihdam sağlayan fabrikanın gruba, şehre ve ekonomiye hayırlı olmasını diledi.

Ford Otosan’ın Kocaeli fabrikalarının, resmî açılışı yapılan yatırımıyla birlikte Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim tesisi hâline geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Dünya markası Ford’un mühendislik ve üretim gücünün bir yansıması olan Yeniköy’deki bu tesis, pek çok öncü özelliğiyle geleceğin fabrikası unvanını hak ediyor. Ülkemizin üretim ve ihracat gücüne önemli katkı sağlayacak bu tesis hem içten yanmalı hem de elektrikli araç üretebilen özelliğiyle öne çıkıyor. Geleceğin fabrikası Yeniköy, yeni nesil Transit Custom’un yanı sıra elektrikli Transit ve Volkswagen’in bir tonluk ticari aracının üretimine de ev sahipliği yapacak. Avrupa’nın en çok satan van sınıfı aracı olan Transit Custom’un yeni versiyonunun da ülkemizdeki ve dünyadaki müşterilerine hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeniköy’ün yanı sıra Gölcük, Eskişehir ve Romanya’daki fabrikalarıyla toplam üretim kapasitesini 720 bine çıkartan, Sancaktepe’deki 2 bin kişinin görev yaptığı araştırma-geliştirme merkeziyle yeniliklere öncülük eden Ford Otosan’ın, Türk otomotiv sanayisinin gururu olmayı sürdürdüğünü söyledi.

Diğer tüm sektörler gibi, otomotivde de bu topraklarda üretim ve ihracat yapan, katma değer ortaya çıkartan, istihdam oluşturan tüm yatırımcılar gibi Ford Otosan’a da her zaman sahip çıktıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar yerli ve yabancı sermaye ayrımı yapmadık, yapılmasına müsaade de etmedik. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde Ford Otosan’ın başlattığı her yatırımı destekledik, attığı her adımda yanında olduk. Yaklaşık 2,5 yıl önce 2 milyar dolarlık yeni bir yatırım programı açıklayan Ford Otosan’ın bu planı adım adım hayata geçirdiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.

“Geçtiğimiz yıl otomotiv ihracatımız 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ticari araç üretiminin yüzde 69’unu ve ticari araç ihracatının yüzde 75’ini Ford Otosan’ın gerçekleştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti: “Dünyanın 94 farklı ülkesinde Türkiye’de üretilen Ford hafif ticari araç ve parçalarının kullanımını görmek bizim için kıvanç kaynağıdır. Geçen yıl toplam 6,2 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşarak otomotiv sektörünün ihracat şampiyonu unvanını devam ettiren Ford Otosan’ı bu başarısından dolayı ayrıca tebrik ediyorum. Otomotiv üretiminde dünya sıralamasında 5 yılda 15. sıradan 13. sıraya yükselmiş olmamız doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor. Üstelik bu başarıya ardı ardına yaşanan küresel krizlere rağmen ulaştık. Geçtiğimiz yıl otomotiv ihracatımız 9 milyar doların üzerinde dış ticaret fazlası verdi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak otomotiv üretim piyasasında yaşanan teknolojik değişikliklere hızla uyum sağlayarak elde ettikleri üretim ve ihracat gücünü korumakta kararlı olduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katlanarak büyüyen elektrikli ve hibrit araç üretiminde söz sahibi olmamızı sağlayacak yatırımlara özel önem veriyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de elektrikli araçlara olan ilgi giderek artıyor. Dünyada bu yıl 7 milyonu Çin, 3 milyonu Avrupa ve 2 milyonu Amerika’da olmak üzere toplamda 14 milyon adet elektrikli araç satışı bekleniyor” dedi.

Mevcut firmaların ve yeni aktörlerin piyasaya girişiyle bu alandaki rekabetin giderek kızışacağının anlaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak biz de Togg’un yollara çıkışının tetiklediği ilgiyle, hızla gelişen bir elektrikli araç piyasasına sahip olma yolunda ilerliyoruz” ifadesini kullandı.

“Amacımız, ülkemizi elektrikli araç ve batarya üretiminde dünyanın önde gelen oyuncularından biri hâline getirmektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektrikli araç bataryasında 70 gigabayt saatlik bir üretim kapasitesine şimdiden ulaşmış bir ülke olarak en geç 2030 yılında Avrupa’nın batarya üretim üssü konumuna gelmekte kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çerçevede elektrikli araç teknolojisinde Ford Otosan grubunun yaptığı hamleleri takdirle takip ettiklerini ifade ederek, “Ford Otosan’ın geçtiğimiz yılın nisan ayında banttan indirdiği Türkiye’nin ilk elektrikli ticari aracı E-Transit’le attığı adımın devamının geleceğine inanıyorum” dedi.

Tıpkı içten yanmalı ticari araçlarda olduğu gibi elektrikli ticari araç üretiminde ve satışında da Ford Otosan’ın ülkenin amiral gemisi olmayı sürdüreceğinden şüphe duymadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ford’un elektrikli araç ve batarya yatırım programını yakından takip etmeyi, ihtiyaç duyulan her noktada sizlere destek vermeyi sürdüreceğiz. Esasen otomotiv sektöründeki yeni gelişmelere kendini adapte edemeyen firmaların kökleri ne kadar derine uzanırsa uzansın bir süre sonra ayakta kalmakta zorlanacakları açıktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ford Otosan’ın geleceğin yenilikçi teknolojilerine yaptığı yatırımlarla önümüzdeki asırda da sektördeki liderliğini devam ettirme azmiyle yoluna devam ettiğini ispatladığını belirterek bu güzel fabrikanın ülkeye kazandırılmasında emeği geçen herkesi kutladı.

Küresel ekonominin son 2-3 yıldır çok ciddi zorluklarla, ardı ardına gelen son asrın en büyük krizleriyle mücadele ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm dünyayı derinden sarsan Kovid-19 salgınının etkilerinden henüz tam manasıyla kurtulmadan Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdi. Tedarik zincirinde yaşanan kırılmalara, savaşla birlikte bir de enerji ve gıda fiyatlarıyla ilgili sıkıntılar eklendi. Buna bağlı olarak pek çok ülkede enflasyon oranları son 60-70 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olumsuzluklardan dünyadaki diğer tüm ülkeler gibi etkilendiklerini dile getirerek, “Üstelik bütün bunlara ilave olarak 14 milyon insanımızı etkileyen asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde 50 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Şehirlerimizde ciddi yıkım yaşadık. Depremle yıkılan şehirlerimizi ayağa kaldırmak için 100 milyar doların üzerinde ilave bir finansman ihtiyacımız ortaya çıktı. Buna rağmen ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu altında belirlediğimiz hedeflerimizden vazgeçmedik. Programlarımızı, yatırımlarımızı, projelerimizi rafa kaldırmadık” diye konuştu.

Diğer yandan, küresel gündemi meşgul eden krizlerin hemen hepsinin ülkenin içinde yer aldığı bölgede meydana geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna arasındaki savaştan Suriye’deki istikrarsızlığa, Gazze’de yaşanan insani trajediye kadar tüm krizlerin ilk muhatapları arasında biz de yer alıyoruz. En büyük başarımız, şimdiye kadar ülkemizi sıcak çatışmaların tarafı yapmamak ve istikrarsızlık ateşinin ülkemize sirayet etmesine izin vermemek olmuştur. Tam tersine, uyguladığımız dengeli, ilkeli ve soğukkanlı politikalarla Türkiye’yi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik. Tüm krizlerde hep adaleti, barışı, insan hak ve hürriyetlerini savunduk” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nerede olursa olsun akan kanı durdurmak için ellerindeki tüm imkânları seferber ettiklerini kaydederek, “Mazluma sahip çıkarken, inancına da kökenine de asla bakmıyor, zalimin karşısında dimdik durmayı görev biliyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı onurlu duruşu devam ettireceğiz” dedi.

“Düşük gelirli kesimlerin hep yanında yer aldık”

Dış politikada bu adımları atarken ekonomiyi asla geri plana atmadıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme stratejimizden taviz vermeden, güncel ihtiyaçları karşılayacak politikalar geliştirip uyguladık, uyguluyoruz. Türk ekonomisinin küresel fırtınalardan en asgari düzeyde etkilenmesini sağlamak amacıyla iş dünyamıza mümkün olan en geniş yelpazede destek olmaya özel önem verdik. Yaşanan sıkıntıların insanımızın refah seviyesinde gerilemeye yol açmaması için ücretliler ve emekliler başta olmak üzere düşük gelirli kesimlerin hep yanında yer aldık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dönemde başarıyla gerçekleştirdikleri 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin bir diğer dönüm noktasını teşkil ettiğini aktararak, “Milletimize yakışır büyük bir olgunlukla, yüzde 90’ları bulan rekor katılımla âdeta bir millî irade şölenine çevirdiğimiz bu tarihî seçimler, Türk demokrasisinin gücünü ortaya koymuştur. Milletimiz nezdinde güven tazelediğimiz seçimlerin ardından hiç vakit kaybetmeden hükûmetimizi kurduk, kadromuzu oluşturduk ve ‘Türkiye Yüzyılı’nın inşası için yola revan olduk. Öncelikli meselemiz olan ekonomiye dair yol haritamızı kısa süre içinde öncelikle milletimizle paylaştık” ifadelerini kullandı.

Orta Vadeli Program’ın ardından bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nı ve On İkinci Kalkınma Planı’nı da kamuoyunun, iş dünyasının ve milletin takdirine sunduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm paydaşlarla istişare hâlinde hazırladığımız bu plan ve programları yine iş dünyamızla iş birliği içinde hayata geçireceğiz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca ekonomide bizlere rehberlik edecek kalkınma planımızda yüzde 5 oranında istikralı bir büyüme hedefliyoruz. Amacımız, 2028 yılında 1,6 trilyon dolar toplam ve 17 bin 554 dolar kişi başına millî gelire ulaşmaktır. Yılda ortalama yüzde 3 istihdam artışı sağlayarak, dönem sonunda işsizliği yüzde 7,5 düzeyine indirmeyi öngörüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer hedeflerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mal ihracatını 375 milyar dolara yükseltmeyi, turizm gelirlerinde de 100 milyar dolar seviyelerine ulaşmayı planlıyoruz. Böylece ülkemizin kronik sorunlarının başında gelen cari işlemler açığını sıfıra yakın bir seviyeye düşürmüş olacağız. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirmek, 2028 yılı sonunda ise yüzde 4,7’ye geriletmek en önemli hedefimizdir. Ayrıca bu süreçte, doğrudan yatırımları ülkemize çekmek için yatırım, ticaret ve finansman alanında hukuki süreçleri kolaylaştıracağız. Temel vergi kanunlarında yatırımcı dostu, sade, anlaşılır ve adil bir vergi sistemi oluşturmaya yönelik düzenlemeler yapacağız. Türkiye, uluslararası yatırımlar ve yatırımcılar için güvenli liman olma vasfını güçlendirecek ve bunu sürdürecektir. Daha pek çok detayı olan bu hedeflerin hiçbiri de afaki değildir.”

Türkiye’nin son 10 yıldır maruz kaldığı siyasi dayatmalar, terör saldırıları, sokak olayları, darbeler, sosyal ve ekonomik tuzak teşebbüslerinin 2023 hedeflerine ulaşmalarını bir parça geciktirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama unutmayınız ki ayakta kalarak geride bıraktığınız her fırtına, aynı zamanda size eşsiz tecrübeler de kazandırır. Ülke olarak biz artık bu tecrübeye sahibiz. Küresel ve bölgesel her gelişmenin bize maliyetini ve önümüze çıkardığı fırsatları artık çok daha erkenden görebiliyoruz. Dolayısıyla ona göre hazırlığımızı yapıyor ve sonuçları yönetebiliyoruz. Yatırımcılarımıza, potansiyelimizin en iddialı kesimlerini oluşturan kadınlarımıza, gençlerimize, girişimcilerimize verdiğimiz destekleri hep bu doğrultuda tasarlıyor ve hayata geçiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın vizyonunu 2053 ufkunda şekillendirmeyi sürdürürken, milletten aldıkları desteğin hakkını vermek için gece gündüz çalışarak yollarına devam ettiklerini vurgulayarak, “Ford Otosan’ın bugün burada açılışını yaptığımız yatırımı gibi adımları Türkiye Yüzyılı’nın şimdiden ortaya çıkan meyveleri olarak değerlendiriyorum. Değerli dostlar, bu duygularla yeniden tasarımı ve yeni yatırımlarıyla açılışını yaptığımız Ford Otosan Yeniköy Fabrikası’nın ülkemize, milletimize, grubunuza, özellikle tekrar hayırlı olmasını diliyor, mühendisinden işçisine kadar tüm emekçi kardeşlerimi, özellikle şahsım, milletim adına tebrik ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından katılımcılar, fabrikanın açılışı için kurdele kesti.

Paylaşın