Erdoğan’dan “İstanbul” Açıklaması: Siyasi Çıkar Hesaplarına Feda Edilemez

Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, deprem çalışmaları ve afet yönetimi konularında muhalefeti eleştirerek, “İstanbul sizin ikbal heveslerinize kurban edilecek şehir değildir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“17 Nisan tarihinde tarım alanında ülkemizin en stratejik projelerinden Silvan Sulama Kanalı’nın kazısını canlı bağlantıyla başlattık. Silvan Tüneli bölgenin kaderini değiştirecek muhteşem eserdir. 11,2 metre kazı çapıyla ülkemizin en büyük sulama tüneli olacaktır.

2 bin 94 komando uzman erbaşımızın mezuniyet ve brove takma heyecanına şahit olduk. Gerek yurt için gerek yurt dışında fedakârca görev yapan peygamber ocağının her bir mensubuna teşekkür ediyor, Mehmetçiklerimizin tek tek gözlerinden öpüyorum.

Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek tüm dünyanın malumudur. Düne kadar Filistin direnişine terörizm diyenlerin hükümetimizin Filistin politikasına yönelttiklerinin hiçbir kıymeti olamaz. Gazzeli mazlumların şanlı mücadelesi yolsuzluk iddialarına alet edilemeyecek kadar temiz bir mücadeledir.

Tıpkı Doğu Kudüs ve Batı Şeria gibi Gazze de Filistin halkınındır. Filistin halkı teslim olmayacağını, vatanlarını terk etmeyeceğini, zalime boyun eğmeyeceğini tüm imkansızlık ve barbarlıklara rağmen defalarca göstermiştir. 18 aydır Gazze son yüzyılın en acımasız katliamların yanı sıra destansı direnişe sahne olmaktadır.

İnsanları aç, susuz, ilaçsız bırakarak varılabilecek hiçbir yer olmadığı artık görülmelidir. Biz bunu istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Ne söylüyorsak da bölgemizdeki tüm halkların huzuru, güvenliği ve barış için bir arada yaşaması için söylüyoruz.

3. Uluslararası Yeditepe Bienali’nin açılışını gerçekleştirdik. KADEM’in 5. Olağan Genel Kurulu kadın hakları ve aile kurumuna verdiğimiz önemin altının çizilmesine vesile oldu. 400 yataklı Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanemizin yatak kapasitesini 900’e yükseltmiş oluyoruz. Planlama aşamasında olan 16 bin yatak kapasiteli 23 sağlık tesisini de yakın zamanda İstanbul’a kazandırmayı hedefliyoruz.

Ülkemiz genelinde 37 bin 417 yataklı 25 şehir hastanemizi tamamlayarak hizmete açtık. İhale, proje ve arsa sürecindekiler bittiğinde yaklaşık 60 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemizi milletimizin hizmetine vermiş olacağız. Bu süreçte aynı zamanda geçmişin hatalı politikaların yol açtığı sıkıntıları telafi edecek adımları atıyor, projeleri hayata geçiriyoruz.

“Nüfus meselesi giderek beka sorununa dönüşmektedir”

Türkiye nüfus artış hızı bakımından kritik bir kavşağa gelmiştir. Muhalefet buna önem vermiyor olabilir, absürd argümanlarla bunu sulandırmak istiyor da olabilir. Nüfus meselesi giderek beka sorununa dönüşmektedir. 1,51’e gerileyen doğurganlık hızımız tehdit ve tehlikeyi açıkça ortaya koymaktadır. Hiçbir hükümet buna kayıtsız kalamaz, bu tehlikeye gözlerini kapatamaz.

Türkiye’yi parmakla gösterilen konuma taşıdığımız alanlardan biri de uydu teknolojileridir. 31 yıl önce TÜRKSAT 1B ile başlayan uzay maceramız TÜRKSAT 6A ile farklı bir yere çıktı. Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranına sahip TÜRKSAT 6A’nın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Türkiye olarak bölgemizde ve ötesinde yeni çatışmalar istemediğimizi her fırsatta vurguluyoruz. Pakistan-Hindistan arasında tırmanan gerilimin daha vahim boyutlara evrilmeden bir an önce düşürülmesini arzu ediyoruz. 23 Nisan’da çevrimiçi olarak gerçekleştirilen İklim ve Adil Geçiş liderler toplantısına iştirak ettik. Aynı gün yüzlerce çocuğu TRT 47. Uluslararası Çocuk Şenliği vesilesiyle külliyemizde misafir etmenin bahtiyarlığını yaşadık.

UEFA Londra ve Brüksel’den sonra ilk kez Türkiye’de temsilcilik açmış oldu. 2026 UEFA Avrupa Ligi, 2027 UEFA Avrupa Konferans Ligi finalleri ile Avrupa Futbol Şampiyonası’na hazırlık süreçlerimizin çok daha kolay yürütüleceğine inanıyorum. Finale yükselen Trabzonspor U19 takımımıza bu akşam Barselona U19 takımıyla oynayacağı karşılaşmada başarılar diliyorum.

Çok sayıda vefat yaralının olduğu patlama ile ilgili İran halkının acısını yürekten paylaşıyor kendilerine geçmiş olsun diyorum. İnşallah yarın Türkiye-İtalya 4. Hükümetlerarası Zirve Toplantısı için İtalya’ya gideceğiz. Hafta sonu da gerek tamamlanan eserlerin açılışını yapmak, TEKNOFEST’te gençlerimizin heyecanını paylaşmak üzere KKTC’de olacağız.

23 Nisan’da İstanbul’da yaşanan deprem hepimizi derinden etkiledi ve endişelendirdi. Depremin sarstığı tüm vatandaşlarıma bir kere daha geçmiş olsun diyorum. Hamdolsun herhangi can kaybımız veya deprem kaynaklı yaralanan hiçbir kardeşimiz olmadı. Sadece panikten kaynaklanan kardeşlerimiz hafif yaralandı. Yerin yaklaşık 7 kilometre altında meydana gelen deprem 13 saniye sürmüştü. Ardından 5,9 şiddetinde toplam 487 artçı sarsıntı yaşanmıştır. Dün de Elazığ’da 4,9 büyüklüğünde depremle sarsıldı. Elazığlı kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Samsun’un Canik ilçesinde meydana gelen heyelanda vefat eden iki evladımıza ve babalarına Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. AFAD’ın 148 araç ve 650 personelinin yanı sıra diğer birimlerimizden 373 araç seferber edildi. Toplamda 11 bin 481 arama kurtarma personeli ve 903 araç hazır duruma getirildi. Ülkemiz genelindeki 27 bölge deposu ile 54 cep depomuzu ihtiyaçlar için hazır tuttuk.

Kızılayımız 2 bin 925 gönüllü görevlendirdi. 350 noktada vatandaşlarımıza sıcak çorba ve kumanya dağıtımı yaptı. 3’ü Baykkar, 1’i jandarma 2’si Emniyetimize ait 3 hava aracı gözlem yapmak üzere havalanmıştır.

İlk saatlerde oluşan aşırı yoğunluk haricinde iletişimde herhangi bir aksaklık tespit edilmemiştir. 13 ilçe belediyemizin yanı sıra Sakarya, Konya ve Kocaeli Büyükşehir belediyelerimiz de İstanbul halkının yanında oldu. Her türlü engelleme girişimine rağmen 1,2 milyon insanımıza bu süreçte temas ettik.

Millet bahçelerimiz de deprem akşamı yaşadıkları şok sebebiyle evlerine girmekten çekinmekten vatandaşlarımıza hizmet vermiştir. Çevre Bakanlığımız vatandaşlarımızdan gelen ihbarlara göre hasar tespit çalışmalarına süratle başladı.

Buna göre 1903 bina 28 bin 254 bağımsız bölümün az hasarlı olduğu tespit edildi. Elhamdüllillah incelemesi yapılan diğer binalarda bir sıkıntıya rastlanmadı. Diğer bakanlıklarımız da aynı şekilde seferberlik ruhuyla İstanbullu vatandaşlarımıza destek olmuşlardır.

Muhalefetin ciddi paralar harcayarak reklamını yaptığı projelerin vatandaşın en çok ihtiyaç duyduğu gün sınıfta kaldığını hepimiz gördük. Bugüne kadar sabırla vakarla hareket ettik. Hiç kimseyle polemiğe girmemeye özen gösterdik. Çarşambadan beri öyle iftiralara maruz kaldık ki inanın bunlara sessiz kalmak mümkün olmuyor. Biz sükut ettikçe muhataplarımız pervasız ve sorumsuz bir dil kullanıyor.

Deprem çalışmalarımızı diline dolayan ana muhalefet partisinin genel başkanı İstanbul’un yolunu ancak 5 gün sonra hatırlayabilmiştir. İstanbullular depremin şokunu atlatmaya çalışırken sayın genel başkan miting yaptı. İstanbul’un derdiyle dertlendiğini gösterecek hiçbir adım atmadı.

Yolsuzluk soruşturmasında ortaya çıkan yeni skandallar üzerine bant çekmek için İstanbul’a geldi. Bu milletin gündeminden tamamen kopmak demektir. Tüm dostane uyarılarımıza rağmen, milletimizi rencide eden hatalardan ders alınmıyor. Bundan ülkemiz adına üzüntü duyduğumuzu söylemek istiyorum. Bunları milletimizin gördüğünü ve not ettiğine inanıyorum.

Kağıthane’deki Has Bahçe sosyal tesislerde kalan vatandaşlarımızla bir araya geldik, geçmiş olsun dileklerimizi kendilerine ilettik. Son 23 yılda şehirlerimizi depremlere hazırlama konusunda büyük mücadele içinde olduk. İlçe belediyelerimizin ve TOKİ’mizin nasıl çaba içinde olduğu herkesin malumudur.

Kentsel dönüşüm çalışmalarımızın Çarşamba günü partimizin grup toplantısında detaylarıyla milletimizle paylaşacağım. Şayet bu konuda muhalefetin ve marjinal çevrelerin baskılarına teslim olsaydık çok daha acı verici hadiselerle karşılaşırdık. Biz milletimizin güvenliği ve huzuru için ne yapmamız gerekiyorsa onu hayata geçirmekte kararlı davrandık.

“Bugün bir kez daha herkese elimizi uzatıyoruz”

Dar gelirli vatandaşlarımızın konut hayalini karartmak için çabalayanlara buradan sesleniyorum; hiç kusura bakmayın İstanbul sizin ikbal heveslerinize kurban edilecek şehir değildir. İstanbul’un ihmali, gevşekliği, umursamazlığı bilhassa kentsel dönüşüm projelerinde marjinal çevrelerin kaprislerin lüksü yoktur. Hangi konumda olursak olalım vazifemiz afet kapımızı çalmadan şehrimizi bir an önce depreme hazır hale getirmektir.

Enerjimizi birbirimizi yıpratmak için değil eksikliklerimizi süratle gidermek için kullanmalıyız. Bugün bir kez daha herkese elimizi uzatıyoruz. Gelin hep beraber omuz omuza verelim, kentlerimizi depreme dirençli hale getirmek için beraberce çalışalım. Doğal afetlere hazırlıklı ilgili konuları gündelik siyasetin, geçici tartışmaların dışında tutalım.

Muhalefetten aklı selim, basiretle ülkenin, milletin, İstanbulluların çıkarlarını önceleyen davranış bekliyoruz. İnşallah çarşamba günü 1381 engelli öğretmenimizin atamasını gerçekleştireceğiz. Toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Paylaşın

NYT’den Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan, Otokrasiye İlerliyor

New York Times gazetesi, Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret ederek, Erdoğan’ın mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerlediğini yazdı.

Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT) bugün yazı işleri kurulu imzasıyla, “Türkiye’de otokrasiye direnen halk, sessizlikten fazlasını hak ediyor” başlıklı bir yazı yayımladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret edilerek “Bu tutuklamalar Türkiye’yi Rusya’nın son 20 yılda yürüdüğü yola sokuyor yani demokratik yollarla seçilen bir lider, mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerliyor” dendi.

Washington’ın, Amerikan çıkarlarına hizmet ettiği sürece demokrat olmayan yönetimlerle de anlaşabildiği hatırlatıldı. Erdoğan’ın, NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip Türkiye’nin jeostratejik önemi sayesinde demokrasiden uzaklaşmayı sağlayacak hamleleri yapabildiği savunuldu:

Erdoğan, gücünü artıracak şekilde Anayasa’yı değiştirdi, mahkemeleri kendi kontrolüne aldı, seçimleri manipüle etti, öğretim üyelerini tasfiye etti, medya kuruluşlarını kapattı ve gazetecilerle protestocuları tutukladı. Geçen ay demokrasiye yönelik saldırılarını yeni bir seviyeye taşıdı. Yönetimine yönelik memnuniyetsizliğin artmasıyla birlikte sıradaki cumhurbaşkanlığı seçimindeki en muhtemel rakibini gözaltına aldı.

İmamoğlu’nun Silivri’den NYT’ye yazdığı makalede “Bu, sadece demokrasinin yavaş yavaş erozyona uğraması değil. Bu, kasıtlı olarak cumhuriyetimizin kurumsal temellerinin yıkılmasıdır” dediği anımsatıldı. Dünya liderlerinin İBB Başkanı’nın tutuklanarak görevden uzaklaştırmasına verdiği tepkilerin zayıf olduğu vurgulanarak “Türkiye halkını desteklemek ve Erdoğan’ı baskı altına almak için daha fazlasını yapabilirler” dendi.

Anketler ve belediyecilikteki başarıları anlatılan İmamoğlu ve CHP’nin sosyal demokrasi ve laiklikten yana olduğu bildirildi. İmamoğlu’nun hem 7 Ekim 2023’teki saldırılardan dolayı Hamas’ı hem de Gazze savaşında sivilleri öldüren İsrail’i kınadığı, Erdoğan’ınsa Hamas’ı övdüğü hatırlatıldı.

71 yaşındaki cumhurbaşkanı muhafazakar ve dindar çizgisiyle rakibinden ayrışsa da İmamoğlu’nun Erdoğan’ın ilk günlerini hatırlattığı değerlendirmesi yapıldı:

“İktidardaki ilk yıllarında Erdoğan, geniş bir siyasi koalisyon oluşturdu, ordudaki subayları sivil kontrol altına aldı, ekonomiyi büyüttü, ılımlı bir İslamcılığı teşvik etti, Kürt azınlıkla uzun süredir devam eden çatışmayı çözmeye çalıştı, komşusu ve uzun süredir rakibi olan Yunanistan’la ilişkileri normalleştirdi. Onun bu yaklaşımı, George W. Bush ve Barack Obama’yı onunla ilişki geliştirmeye itti. Ancak zamanla Erdoğan daha aşırılıkçı, daha yoz ve gücünü pekiştirmeye daha fazla odaklanmış bir hale geldi.”

İmamoğlu’nun tutuklanmasının Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı koltuğunu terk etmeye niyeti olmadığını gösteren bir işaret olduğu iddia edildi. Trump’ın ABD Başkanlığı’na dönmesinden yalnızca iki ay sonra İBB Başkanı’na yönelik operasyonun gerçekleştirildiğinin altı çizildi.

Özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye baskı uygulaması gerektiği, şu ifadelerle savunuldu: “Türkiye’nin İslamcı aşırıcılığa kayması, terörü destekleyen ve İsrail’i tehdit eden bir başka ülke haline gelebileceğini gösteriyor. İstikrarsızlık için en belirgin potansiyeli, Türkiye’nin güneyindeki komşusu, Beşar Esad’ın diktatörlüğünden kurtulmaya çalışan Suriye taşıyor.

Avrupa’da Putin’in hırslarından ve Macaristan’da otoriterliğin yükselişinden kaygı duyan siyasi liderler, Türkiye’nin demokrasinin zayıflamasına dair bir başka örnek sunmasından da endişelenmelidir. Avrupa’nın Erdoğan’ı etkileyecek kozları var: Almanya, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı ve diğer bazı Batı Avrupa ülkeleri de çok geride değil.”

Yazının son paragrafı da şöyle: “İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüzbinlerce Türk, son yılların en büyük protestolarında sokakları doldurdu. Bunu yapmak cesaret gerektiriyordu. Yetkililer buna, birçoğu düzmece davalarla karşı karşıya olan yüzlerce protestocuyu tutuklayarak karşılık verdi. Onların cesareti küresel sessizlikten daha fazlasını hak ediyor.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan Muhalefete “Mandacılık” Suçlaması

Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, “Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3,5 saat süren toplantının ardından Erdoğan, gündeme dair konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Kabine olarak içeride ve dışarıda yoğun bir gündemle ülkemize hizmet mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Eğilmeden, bükülmeden, zorbalıklar karşısında asla geri adım atmadan milletimizin hakkını ve hukukunu en güçlü bir şekilde savunuyoruz. 11-13 Nisan tarihlerinde düzenlenen 4. Antalya Diplomasi Forumu, Türk dış politikasının gücünü görmemiz açısından yeni bir fırsat teşkil etti. Foruma 21’i devlet ve hükümet başkanı olmak üzere toplam 155 ülkeden 6 bini aşkın katılımcı iştirak etti. Forum süresince gerçekleştirilen 50 oturumda eğitim, iklim krizi, çok kutupluluğa pekçok konu yetkin isimler tarafından ele alındı.

Ülkemizin zulüm karşısında vicdanlı duruşunun sergilenmesi konusu fevkalade önemliydi. Türkiye’nin Suriye ve Gazze başta olmak üzere bölgesel meselelere dair net tavrını ortaya koyduk. Filistin halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya ilan ettik. Suriye’deki çıkarlarımızı koruma noktasında tereddüt göstermeyeceğimizi tekrar teyit ettik. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce son bulması için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğimizi vurguladık. Dünyanın 155 ülkesinden 6 binin üzerinde katılımcının iştirak ettiği bir uluslararası etkinliği daha hamdolsun başarıyla icra ettik.

Aylar süren titiz hazırlık ve emek neticesinde bizlere bu gururu yaşatan Dışişleri Bakanlığımızı ve foruma destek veren tüm kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Türkiye olarak adaleti, barışı, diplomasiyi öncelemeye devam edeceğiz. 10 Nisan tarihinde Endonezya Cumhurbaşkanı ve heyetini ülkemizde misafir ettik. 4 asrı aşan kardeşlik bağlarımızın olduğu Endonezya ile ilişkilerimizin geniş bir yelpazede yakaladığı ivmeden gurur duyuyoruz. Savunma sanayi, müteahhitlik, sağlık, gıda sektörüne kadar kuracağımız yeni ortaklıklarla inşallah bu hedefe ulaşacağız.

Ortadoğu’daki her gelişme, kriz, sorun doğrudan doğruya bizi, ülkemizi, milletimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi ilgilendirmektedir. Girişimci, proaktif ve cesur anlayışla hadiseleri okumak, politikalarımızı güncellemek mecburiyetindeyiz. Bu mücadelede güçlü kurumlara sahibiz. Hariciye teşkilatımız bugün 260’ı aşkın temsilciliğiyle dünyanın en geniş 5 diplomatik ağı arasında yer alıyor.

TİKA, AFAD, Kızılay, THY, Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfımız birbirinden önemli projelere imza atıyor. Askeri mevcudiyetimiz genişlerken savunma sanayi ürünlerimiz birçok ülke tarafından kullanılır hale geldi. Türkiye’nin sert güç ve yumuşak güç unsurları daha önce hiç olmadığı kadar dış politikamızda etkin rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminin avantajları kullanarak bölgedeki değişimin olumlu yönde seyretmesi için yoğun gayret gösteriyoruz.

Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz. Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.

Türkiye çok kutuplu dünyada bir kutup başı olarak ağırlığını daha fazla hissettirmektedir. Yeniden şekillenen küresel sistemde Türkiye inşallah hak ettiği yeri bu sefer mutlaka alacaktır. Türkiye her halükârda sulhu sükunun tarafındadır. Her komşusunun, her dostunun, her kardeşinin kendisinden emin olduğu bir ülkedir. Aynı zamanda Türkiye sınırları zorlanacak, dostluğu ya da düşmanlığı test edilecek bir ülke de değildir. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda gerekirse baş veririz ama asla zalime baş eğmeyiz.

Kışkırtmalar karşısındaki serinkanlı tavrımız asla zaafiyet olarak algılanmamalıdır. Suriye konusunda Türkiye’nin sabrını sınamak yerine örgüt gibi değil devlet gibi hareket etmelidir. Suriye’nin kalıcı huzura ve istikrara kavuşmasına kim engel olursa açık söylüyorum karşısında Suriye hükümeti ile birlikte bizi de bulacaktır. Terör koridoru ile Suriye’nin parçalanmasına nasıl müsaade etmediysek bu ülkenin bölünmesine asla izin vermeyiz. Suriye’de 8 Aralık öncesine geri dönüş gibi bir ihtimal ortadan kalkmıştır. 8 Aralık devrimiyle bu ülkede artık yeni dönem başlamıştır. Suriye huzura ve istikrara kavuştukça bunun kazananı bölgedeki tüm halklar olacaktır. Türkiye bu sürecin başarıya ulaşması için elinden geleni yapacaktır. Gazze’deki kardeşlerimizin kendi yurtlarında özgürce yaşamaları için her desteği vereceğiz.

“İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz. ‘Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık öldüğünde o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız’. Evet insanlık olarak bizden öncekilerden devraldığımız, çocuklarımızın bize emaneti olan tabiat, hava, su, toprağı hoyratça kullanmanın faturasına daha çok muhatap olduğumuz dönemin içindeyiz. Bazen kuraklık bazen sel, dolu ve zirai don gibi meteorolojik olaylarla iklim değişikliği kendini belli ediyor.

Tarımsal üretim iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanların başında geliyor. Hava sıcaklığındaki ani düşüşler sebebiyle ülkemizin belli bölgelerinde don, kar yağışı, dolu olaylarıyla karşı karşıya kaldık Kimi yerlerde termometreler eksi 17 dereceyi gösterdi. Bu vesile ile bir kez daha tüm üreticilerimize, çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum Tarım ve Orman Bakanlığımız ilk günden beri süreci yakından takip etti. Her felaketi fırsata dönüştürmek isteyen habis zihniyet burada da boş durmadı. Hasar tespit çalışmaları tamamlanmadan millete korku salmada her türlü manipülasyona başvurdular. Yurt dışına bağlı olacağımıza kadar her türlü tezviratı ortalığa boca ettiler. Tarım Bakanlığımız karşı karşıya olduğumuz ilk tabloyu ortaya koydu. Başta hububat, baklagiller, yağlı tohumlar olmak üzere stratejik öneme sahip tarım ürünlerinde yurt içinde gıda arzını olumsuz bir risk yok elhamdülillah yok.

Sıcaklıklardan dolayı bazı meyve çeşitlerinde sıkıntı sözkonusu. Kayısı, üzüm, elma, şeftali, nektarin gibi meyve gruplarında farklı derecelerde hasar meydana geldiğine işaret ediyor. Hasar tespit çalışmalarından sonra durum daha net ortaya çıkacaktır. Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli adımları atmaktadır. Bu olay bizlere Tarsim’in önemini tekrar hatırlatmıştır. Don, sel, kuraklıktan etkilenmemek için prim bedelinin yüzde 70’i kadarının devletimizce ödendiği yaptırılması, çiftçi kayıt sistemine kayıt olması büyük önem taşıyor.

2006’dan bugüne üreticilerimize 33,5 milyar lira hasar tazminatı ödedik. Bugünkü kabine toplantımızda üreticilerimizin zararını tazmin konusunda neler yapabiliriz, bunu enine boyuna değerlendirdik. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı ve zirai don sigortası olmayan üreticilerimizin yaptıkları harcamaların hasar oranında karşılanması için Tarım Bakanlığımız çalışmalar başladı. Hükümetimizin tüm imkanlarıyla tüm kapasitesiyle bu zor günlerinde çiftçilerimizin, üreticilerimizin yanında olduğunun bilinmesini istiyorum. Bu konuyu yakından takip edeceğiz.

Tek bir canımızı daha trafik kazasında kaybetmeyelim diye 28 Mart-6 Nisan tarihleri arasında trafik güvenliğimizi en üst seviyede tuttuk. Trafik kazaları ve can kayıplarının önüne geçmek için bayramlarını görev başında geçiren kardeşlerimin her birine teşekkür ediyoruz. Denetim sayımızı artırdık. Bu yıl ölümlü ve yaralanmalı kazalarda yüzde 4,6 oranında düşüş oldu. Yine de 74 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine maalesef engel olamadık. Vefat eden kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum. Hepimizi acıya boğan bu kazaların en büyük nedeni aşırı hızdır. 6 bin 268 kazanın yüzde 41’i hız ihlalinden kaynaklandı. 74 canımızın 44’ünü aşırı hızdan kaybettik. Bayram boyunca otoyol ve köprülerimizden toplam 25 milyon 715 bin araç geçiş yaptı. 731 bin otobüs seferi gerçekleştirildi, 9 milyon 110 bin yolcu taşındı.

Artık yollarda milyonlarla ifade edilen araç sayılarından 100 milyonlara yaklaşan yolcu rakamlarından bahsediyoruz. Yolcu sayılarındaki bu artışlar doğu, batı, kuzey, güney demeden ülkemizi baştan başa yüksek standartlı yol ağıyla donatmamızla doğrudan bağlantılıdır. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bu sayı 77’ye yükseldi. Bölünmüş yollarımız ülkemizin yol ağının yüzde 43’ünü oluştururken trafiğin yüzde 83’üne hizmet veriyor. Bu yollarla trafik güvenliği, seyahat hızı ve konforunu artırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında düşüş sağladık. Taşıt hareketliliği yüzde 195 oranında artarken trafik kazalarında kaza yerinde can kaybı geriledi. Kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazaları ve ölümlerin büyük oranda önüne geçtik.

“Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için…”

Son 10 yılda yol ağımızda toplam 6 bin 100 km. banket sarsma bandı uygulaması gerçekleştirdik. Yoldan çıkma türü kazalar yüzde 40 oranında azaldı. 2024 yılı sonu itibariyle devlet ve il yolları genelinde toplam 33 bin km. otokorkuluk bulunuyor. Farklı tedbir ve yatırımlarla yol güvenliğimizi artırıyoruz. Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için sürücü ihlallerin mutlaka önüne geçmemiz gerekiyor. Kanunsuz çakar kullanımı cezaların artması, illegal çakar kullanım oranı yüzde 80 oranında düştü. Bunu sıfırlayana kadar denetimlerimizi sürdüreceğiz. İçişleri Bakanlığımız bir çalışma yürütüyor. Milletimizden gelen şikayetlere kulak verilerek bu çalışmayı ilgili tüm taraflarla istişare ettikten sonra kamuoyumuzun ve Meclisimizin takdirine sunacağız. Trafik magandaları başta olmak üzere halkımızın güvenliğini tehdit edenlere caydırıcılıkları uygulayacağız.

Trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını daha da azaltmaya kararlıyız. 12 Nisan Cumartesi günü Antalya Havalimanı binalarının açılışını yaptık. Antalyamızı yıllık 82 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni tesislere kavuşturmuş olduk. Bizim işimiz hizmet ve eser üretmek. Biz milletimize efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. İllerimizi ve insanlarımızı oy tercihine göre ayıranlardan olmadık. Biz şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Ufkumuzda büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek var. 23 yıldır muhalefetin engelleme girişimlerine rağmen daima bunun için ter döktük, emek verdik. İnşallah bundan sonra da 85 milyon için aşkla çalışmaya devam edeceğiz.

10 bini Milli Eğitim Akademesine olmak üzere toplam 25 bin yeni öğretmen ataması sürecini başlattığımızın müjdesini bugün gençlerimizle paylaşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız kapsamlı bilgilendirmeyi önümüzdeki dönemlerde yapacak.”

Paylaşın

Erdoğan, DEM Partili Buldan Ve Önder İle Görüştü

Erdoğan, DEM Parti’nin İmralı heyetinde yer alan Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’i Beştepe’de kabul etti. Görüşmede, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve MİT Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İmralı heyetinde yer alan Van Milletvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer aldı.

Saat 13.30’da başlayan görüşme yaklaşık bir saat 25 dakika sürdü.

Görüşmenin ardından yapılan ilk açıklamada Sırrı Süreyya Önder, “çok pozitif bir görüşme oldu, çok daha umutluyuz” ifadesini kullandı. Önder, detaylı açıklamanın yazılı olarak gerçekleştirileceğini söyledi.

Görüşme öncesinde basın mensuplarına kısa bir açıklama yapan Önder ve Buldan, sürece dair Erdoğan ile görüş alışverişi yapacaklarını söyledi.

Önder, şu ifadeleri kullandı: “Pervin Başkanımız ile sürecin geldiği noktayı Sayın Cumhurbaşkanına arz edeceğiz ve kendisini bilgilendireceğiz. Bundan sonrasına ilişkin hem kendi görüş ve önerilerimizi hem de bizler kendi önerilerimizi paylaşacağız. İnanıyoruz ki, demokratik siyaset alanı ve barışa dair faaliyetler çok daha hızlı, seri ve nitelikli adımlarla devam edecektir.”

“Tarihi bir görüşme diyebilir miyiz?” sorusuna yanıt veren Önder, “Böyle büyük, iddialı kavramlar kullanmıyoruz. O halkın kendi takdiri. Biz bugüne kadar süreci büyük bir irade ve kararlılıkla bu noktaya getirdik. Gayet korunaklı davrandık, herkes de böyle davrandı. Bunun için de tüm ülkeye minnettarız” dedi.

Buldan, “önemli bir görüşme” olarak nitelendirdiği toplantı için şunları söyledi: “Sayın Cumhurbaşkanı ilk defa bu konuyla alakalı bizimle bir görüş alışverişinde bulunacak. Nelerin yapılması gerektiğine dair görüşlerini ifade edecek. Biz de yaptığımız tüm görüşmelerle ilgili kendisini bilgilendireceğiz. Hepimize hayırlı olsun ve barışa vesile olsun.”

Pervin Buldan, görüşmenin ardından yazılı bir açıklama yapabileceklerini de sözlerine ekledi.

Erdoğan’ın 13 yıl sonra ilk teması

Bu arada bugünkü görüşme Erdoğan’ın eskiden Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), şimdi ise DEM Parti ismini alan çizgideki Kürt siyaseti temsilcileri ile uzun bir aradan sonraki ilk görüşmesi olacak.

Erdoğan en son başbakanlığı döneminde 12 Haziran 2012 tarihinde BDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile bir araya gelmişti. Söz konusu görüşme o dönemde bir Türk jetinin Suriye tarafından vurularak düşürülmesi üzerine Erdoğan’ın TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerle görüş alışverişinde bulunması kapsamında gerçekleşmişti.

Erdoğan’ın o dönemde terörle mücadele konusundaki görüşme taleplerine uzun bir süre yanıt vermeyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Suriye konusundaki bu davete olumlu yanıt vermişti.

PKK kongresini ne zaman toplayabilir?

PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda silah bırakma ve kendisini feshetmesi için kongresini toplama takvimi ise henüz net değil.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli 20 Mart’ta yaptığı açıklamada, PKK’ya 4 Mayıs’ta Muş’un Malazgirt ilçesinde kongresini toplaması çağrısı yapmıştı. Ancak PKK net bir kongre tarihi açıklamadı.

DEM Partililer, Bahçeli’nin Malazgirt çağrısının daha çok “simgesel” olduğunu düşünüyor.

Bir DEM Parti yöneticisi şu görüşü dile getirdi: “Bahçeli, simgelerle konuşmayı seviyor. Aslında burada iki tarafa da mesaj veriyor. PKK’ya ‘elinizi çabuk tutun’ diyor. Devlete de, ‘Kongreyi Malazgirt’te bile yaptırırım’ mesajı veriyor. Haziran ayında her şey sonuçlanır, süreç tamamlanır.”

DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Sezai Temelli de hafta başında TBMM’de yaptığı basın toplantısında iktidarın 27 Şubat’tan yana “adeta bir donma hali” yaşadığını söyleyerek, şöyle konuşmuştu:

“Sürekli aynı şeyi duyuyoruz iktidardan; ‘Kongrelerini yapsın PKK, silah bıraksın.’ Peki kongreyi nasıl yapacaklar? Güvenliği, hukuku, kongrenin yapılma koşullarının konuşulması, kongreye sayın Öcalan’ın nasıl katılacağı, hangi iletişimle orada bulunacağı… Bunlarla ilgili hiçbir şey konuşulmuyor.”

DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan Meclis’te haftalık grup toplantısında yaptığı açıklamada “beklenen adımlar konusunda bir rehavet ve rahatlık” bulunduğunu söyleyerek, şunları kaydetmişti:

“Bir bekleme durumu söz konusu. Türkiye’nin en temel meselesi tartışılıyor ama bir bekleme durumu var. Bekleyerek dünyanın neresine barış gelmiş acaba bilen var mı?”

Paylaşın

Analiz: Erdoğan, En Güçlü Rakibi İmamoğlu İçin Kusursuz Zamanı Seçti

Avrupa Birliği (AB) diplomatı olan Marc Pierini, Erdoğan’ın baş rakibi İmamoğlu’nu cezaevine göndermek ve protestoculara sert bir tepki vermek için en “kusursuz zamanı” seçtiğini belirtiyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Aslı Aydıntaşbaş, “ABD hükümeti değerlere dayanan bir dış politika izlemeyi pek istemiyor. Avrupalıların ise Suriye’nin istikrara kavuşması ve savaştan sonra Ukrayna’da, Avrupa açısından kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturulabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Zaman, Erdoğan ile kavgaya girmeye hiç uygun değil” ifadelerini kullanıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edilmesi ardından da gözaltına alınıp daha sonra tutuklanması ve bu süreçte başlayarak bugüne dek devam eden kitlesel protestolara karşı devletin sert tavrına Batı dünyasından kayda değer bir tepki gelmemesi, uluslararası düzeyde de dikkat çekiyor.

AFP haber ajansının bu bağlamda yayınladığı bir analize göre Batı’nın Türkiye’ye, Ukrayna’nın savunulması ve Suriye’de sağlam bir yapı kurulabilmesi için ihtiyacı var. Siyasi gözlemcilere göre, jeopolitik açıdan elinin güçlendiğini farkeden Erdoğan bu durumu ülkesindeki iktidarını daha da güçlendirmek için kullanıyor. En büyük rakibini cezaevine göndererek devre dışı bırakan Erdoğan, ciddi bir sonucu olmayacağını bildiği için protestoculara karşı da son derece sert bir tavır takınıyor.

“Erdoğan jeopolitik anı iyi farketti” diyen ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Aslı Aydıntaşbaş, “ABD hükümeti değerlere dayanan bir dış politika izlemeyi pek istemiyor. Avrupalıların ise Suriye’nin istikrara kavuşması ve savaştan sonra Ukrayna’da, Avrupa açısından kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturulabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Zaman, Erdoğan ile kavgaya girmeye hiç uygun değil” ifadelerini kullanıyor.

Her ne kadar Erdoğan’ın rakibi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı Almanya ve Fransa kınama mesajları göndermiş olsa da, yaptırım tehdidinde bulunmadılar. Diğer Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlıkları ise, ABD Dışişleri Bakanlığı gibi sessiz kaldı. Salı günü Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ı Washington’da ağırlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye’de protestocuların kitleler halinde gözaltına alınmasından “endişe” duyduklarını dile getirmekle yetindi.

Carnegie Avrupa isimli düşünce kuruluşundan, eski bir Avrupa Birliği (AB) diplomatı olan Marc Pierini, Erdoğan’ın baş rakibini cezaevine göndermek ve protestoculara sert bir tepki vermek için en “kusursuz zamanı” seçtiğini belirtiyor. İngiltere ile Fransa bugünlerde Ukrayna’ya destek sağlayacak ve belki de ileride bu ülkeye askeri güç gönderecek bir “Gönüllüler Koalisyonu” kurmaya çalışıyor. Büyük askeri gücü, askeri insansız hava araçları (İHA) donanımı ve üretim kapasitesi ve hem Kiev hem de Moskova sahip olduğu yakın ilişkiler sayesinde Türkiye önemli bir ortak.

2006-2011 yılları arasında AB’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Pierini, “Bu, Türkiye’nin sağlam ve esnek savunma sanayii sayesinde, Erdoğan’ın, önemli bir rol oynayacağı uluslararası sahneye dönüşü anlamına geliyor” ifadesini kullanıyor. “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bu bağlamda, hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesine Batı Avrupa ülkelerinin sessiz kalacağına güvendiğini” dile getiren deneyimli Türkiye uzmanı Pierini, şu ana kadar her şeyin Erdoğan’ın planladığı gibi gittiğini belirtiyor.

Türkiye’nin NATO içinde yıldızı parlıyor

Türkiye, Perşembe günü Paris’te yapılacak olan Ukrayna Zirvesi’ne de katılacak. Ancak Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu tek konu, Moskova’ya karşı Kiev’e destek değil. Suriye’de uzun yıllar iktidarı elinde tutan Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ankara, bu ülkedeki en önemli aktör konumunda. İsyancı grupların Şam’ı ele geçirmesine büyük katkı sağlayan Türkiye, Suriye’de istikrârın sağlanması için vazgeçilemeyecek öneme sahip. Güçlü donanması ile Akdeniz’de etkili olma potansiyeline sahip Ankara diğer yandan bugünlerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın kestirilemeyen diplomasi anlayışı sebebiyle NATO’da oluşan zorluklardan da yararlanıyor.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Türkiye Uzmanı Dorothée Schmid’e göre, “Türkiye yeni güvenlik endişeleri nedeniyle ve Trump’ın kutuplaştırıcı başkanlığı bağlamında NATO içinde çok önemli bir partner konumuna geldiğinin farkında.” Ülke içinde protestolar ve gerginlik artarken “Erdoğan’ın, neredeyse hiç uluslararası tepki olmadığını gördüğünü” ifade eden Schmid, “Bana göre Avrupalıların Türkiye’nin iç politikası üzerinde hiçbir etkisi yok” diyor.

“İçinde bulunduğumuz dönem, tarihin, demokratik değerlerin çok kolay bir şekilde sert jeopolitik gerçekler tarafından yok sayılacağı bir anına denk geliyor” ifadelerini kullanan Aslı Aydıntaşbaş, “Türkiye bu anlamda, böyle şeyler yaşayan ne ilk ne de son ülke olacak” öngörüsünü dile getiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan Duyurdu: Ramazan Bayramı Tatili 9 Gün

”Emekçiler ile İftar” programında konuşan Erdoğan, bayram tatiline ilişkin “Kamu çalışanlarımız 2 Nisan Çarşamba, 3 Nisan Perşembe ve 4 Nisan Cuma günü de idari izinli sayılacak. Böylece milletimiz toplamda 9 günlük bir tatil yapma imkanına kavuşacak” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda ”Emekçiler ile İftar” programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Soframızı onurlandıran emekçi kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bu gazi mekana hepiniz hoş geldiniz. Bugün aynı zamanda bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak ediyoruz.

Semadan rahmet ve bereketin yağdığı bu mübarek gecenin sizlerle birlikte tüm İslam alemi ve dünya için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Ramazan Bayramınız da şimdiden mübarek olsun. Gönül coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizi dualarınızda unutmamanızı istirham ediyorum.

Emek, alın teri ve helal kazanç değerlerimizin merkezinde yer alıyor. Göreve geldiğimiz günden beri çalışanın hakkını vermeye, adil bir çalışma iklimi oluşturmaya gayret ettik. Tüm çalışanların refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. İstihdam politikalarından fırsat eşitliğine, iş sağlığından sosyal güvenliğe çalışma hayatının tüm kesimlerini kuşatan reformlar yaptık.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde payitahtta görev yapan Hollanda Büyükelçisi, Hollanda Kralı’na bir mektup gönderiyor. Bakınız bu mektupta hangi ifadeler yer alıyor. Onlarda muhteşem bir imparatorluğun kaynakları, zafere alışkanlık, savaşma yeteneği, sıkı çalışmaya dayanıklılık, tutumluluk, düzen, disiplin ve tedbir. Bizde ise yaygın fakirlik, bazı kesimlerde lüks ve israf, tembellik ve eğitimsizlik.

Öyleyse bu durumdan nasıl bir sonuç bekleyebiliriz ki? Tarihimiz işte bu mektubun resmettiği manzarada olduğu gibi daha nice erdemlerle, güzelliklerle doludur. Bizde bu mirasa sahip çıkarak göreve geldiğimiz günden beri çalışanın hakkını vermeye, adil bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret ettik. İşçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın ve tüm çalışanların şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba sarf ettik.

Yasa ve mevzuat değişikliklerinden sendikal haklara, istihdam politikalarından fırsat eşitliğine, iş sağlığından, sosyal güvenliğe, çalışma hayatının tüm kesimlerini kuşatan reformlar yaptık. Bilhassa son dönemde devrim niteliğinde adımlar attık. Millete kan kusturan tek parti faşizminin yasakladığı 1 Mayıs’ı emek ve dayanışma günü olarak resmi tatil ilan ettik.

Çalışanlarımızın daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için iş sağlığı ve güvenliği kanununu çıkardık. Sendikaların kuruluş şartlarını kolaylaştırdık. Sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununu revize ederek iyileştirdik. Toplu sözleşme sistemini genişlettik. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını biz güçlendirdik.

“Hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık”

Kamu görevlilerimize toplu sözleşme hakkı tanıdık. Ana Muhalefet Partisi’nin Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık.

Kamu çalışanlarımız artık cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni, 3600 ek gösterge ve ek ödemeler gibi bu alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın çalışma ve özgürlük haklarını iyileştirdik.

Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyecek şekilde biz düzenledik. 2025 yılı Ocak ayı itibariyle enflasyon farkıyla birlikte memur maaşlarına %11,54 oranında zam yaptık. Böylece 2002 yılında 392 lira olan en düşük memur maaşını 2025’te 43.726 liraya yükseltmiş olduk.

Bu rakamlarla birlikte 2002’den bugüne en düşük memur maaşı reel olarak %266 oranında nominal olarak ise yaklaşık 112 kat arttı. Ağustos ayı içerisinde inşallah toplu sözleşme sürecini başlatacağız. Kamu görevlilerimizin sorunlarını 23 yıldır olduğu gibi yine yapıcı bir anlayışla çözüme ulaştıracağız.

Kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve anlaşma protokolüyle ilgili talepler sendikalar tarafından bize iletildi. Sosyal diyalog anlayışı içinde kamu işçilerimizin toplu iş sözleşmelerine ilişkin olarak bu süreci de inşallah yine bu dönemde tamamlayacağız. Değerli misafirler, bir önceki yıla göre %30 artış yapılan asgari ücreti gelir vergisinden muaf tuttuk. İşverenlere sağladığımız asgari ücret desteğini sürdürüyoruz. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik.

Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. İş kur, gençlik programı ile üniversite öğrencilerimizin bilgi ve tecrübe kazanmalarını sağlayarak gelir elde etmelerini sağladık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik, teşvik ettik, güçlendirdik.

Sorumsuz boykot çağrıları ile işçinin ekmeği ile oynayan muhteris siyasetçilere prim vermeyeceğiz. Tüm medya gruplarını Batı’ya şikayet ediyor. Gidecek başka kapı mı bulamadınız? Şunu bilin kaybedeceksiniz. Gençleri sokağa dökmek kazandırmaz.

Biliyorsunuz, gelecek hafta tüm okullarımız ikinci ara tatillerine giriyor. Ara tatilin olduğu pazartesi ve salı günleri aynı zamanda Ramazan bayramı tatilinin ikinci ve üçüncü günlerine denk geliyor. Ailelerimiz çocuklarıyla doya doya vakit geçirsin, bayramı aileleriyle birlikte huzurla, sevinçle idrak etsin istiyoruz. Bu amaçla kamu çalışanlarımız için bayramı takip eden 3 günlük süreyi de idari izin kapsamına aldık.

Yani 2 Nisan Çarşamba, 3 Nisan Perşembe ve 4 Nisan Cuma günü de kamu çalışanlarımız idari izinli sayılacak. Böylece milletimiz toplamda 9 günlük bir tatil yapma imkanına kavuşacak.”

Paylaşın

İmamoğlu, Erdoğan’a Seslendi: Yenileceksin

Tutuklanma kararının kesinleşmesinin ardından Erdoğan’a seslenen Ekrem İmamoğlu, “Korkunun ecele faydası yok! Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin! Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “yolsuzluk” soruşturması kapsamında tutuklandı, “terör” soruşturmasında ise serbest bırakıldı.

Ekrem İmamoğlu tutuklama kararının kesinleşmesi sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı ilk açıklamada, isim vermeden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek “Korkunun ecele faydası yok! Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin! Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!” ifadelerini kullandı.

Vatandaşlara da “Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin” diye seslenen İmamoğlu, “Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız” dedi.

İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Bu süreci yöneten insanların hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır. 86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum. Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim. Her şey çok güzel olacak…”

Özgür Özel: Tek suçu Erdoğan’ı yenmek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması kararının ardından Çağlayan Adliyesi’nde açıklama yaptı. Özel karara ilişkin ”Tek suçu Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek olduğu için tutuklandı” dedi ve ekledi:

“İki kumpasla karşı karşıyayız. Terör iddiasından tutuklama talebi reddedildi ama diğer dosyadan tutuklanmasına karar verdiler. İstanbul’un iradesine kayyum atama ihtimalinin ortadan kalkması yönünden önemlidir. Başkanın hızla özgürlüğüne kavuşması için hem hukuki hem toplumsal itirazlar yapılacak.

Dört gündür Ekrem İmamoğlu için onların sokakları meydanları. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kilometrelerce kuyrukta bekleyen insanların bu sevgisi ve güveni düşü değil. Halka rağmen kimseye kumpas kurup onu oyun dışına itemezsiniz. Görevini sorumluluktan yardım alamazsınız.”

Dilek İmamoğlu: Bütün kararlar siyasidir

İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, karar sonrası yaptığı açıklamada ”Şunu bilmenizi istiyorum alınımız ak, başımız dik haksız hukuksuz yere alınan kararların hiçbir hukuki tarafı yoktur. Bütün alınan kararlar siyasidir. Biz yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması: CHP, İddialara Cevap Veremiyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili konuşan Erdoğan, “CHP’si, medyası ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar veremiyorlar” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Önceki Dönem Milletvekilleri ile İftar’ programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları: “Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden partimizin kurucularından 3 dönem Karaman milletvekili olarak görev yapan Zeki Ünal başta olmak üzere ebedi aleme göç eden arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Şu mubarek günlerde siyonist İsrail yönetimi ateşkesi bozarak Gazze’deki katliam ve soykırım politikasına t üm hoyratlığıyla devam ediyor. Bu barbar sürüsünün başlattığı yeni saldırılarda 500’den fazla Filistinli şehit oldu. Ramazan ayında ve sahur vaktinde sivillerin üzerine yağdırılan bombalar nice anne babayı evlatsız nice evladı yetim ve öksüz bıraktı.

Pervasızca yürütülen katliamlara sessiz kalanlar, İsrail’in işlediği savaş, soykırım ve insanlık suçlarına engel olmayanlar tarih önünde ve insanlığa er ya da geç hesap verecekler. Çocukları katledenler Allah’ın izniyle döktükleri masum kanda boğulacaklardır. Türkiye olarak tarihin doğru tarafında yer almaya, tüm gücümüzle Gazzeli mazlumları desteklemeye inşallah devam edeceğiz.

AK Parti 23 yılı bulan iktidarının her anını takipçisi olduğu halka ve Hakk’a hizmet davasına layık olabilmek için çalışarak geçirmiştir. Eser ve hizmet siyasetimiz sayesinde bize oy versin vermesin bu ülkede yaşayan herkesin hayatına dokunmayı başardık. Partimizin her mensubunun, oy vererek bize güç sağlayan her vatandaşımızın emeği, katkısı rolü bulunuyor. Mücadelemize omuz veren herkese teşekkür ediyorum.

Ülkeye, millete ve insana hizmet yolunda üstlenilen sorumluluklar ile ortaya konulan çabaları, sahip olunan unvanlardan bağımsız şekilde değerlendirmek gerekir. Sizleri milletvekilliğinin ötesinde memleketimizin sevdasını hizmet erleri olarak böyle bir mertebede görüyorum. Kazandığımız bu müktesebat hem bu dünyada hem öteki dünyada en önemli ibra vesilemiz olacaktır. Her şeyin eskisi olailir ama ülkeye ve millete hizmet davasında eski sıfatına yer yoktur.

Hele hele AK Parti’de yolunu ayıranlar veya yolunu şaşıranlar dışında eski diye bir kavram asla sözkonusu değildir. Kendini sürekli yenileyen bir parti olarak bunu yaparken kimseyi dışlamıyoruz. Tam tersine geniş ailemizi sürekli büyüterek üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle yolumuza pekleşe pekleşe devam ediyoruz. Bayrak yarışında geride kalanar oyunun dışına çıkmıyor, sadece zaferin sevincini takım arkadaşlarıyla paylaşmak, bunun için nefesleniyor.

Parti olarak hiçbir arkadaşımızın birikimini, gayretini, tecrübesini heba edecek lükse sahip değiliz. Önceki dönem milletvekillerimizin bir kısmı genel merkez, il teşkilatları, bürokraside çeşitli mevkilerde hizmetlerine devam ediyor. Sağlığı ve motivasyonu olan her bir arkadaşımız için yeni görevler açıktır. AK Parti’ye aidiyet son nefese kadar sahip çıkılacak, nesilden nesile gururla aktarılacak onurlu bir mirastır.

Bu çatı altında kimse kendisine kurumsal bir görev verilmesini beklemez, beklememelidir. Bu harekette küsme, darılma, uzaklaşma sözkonusu olamaz. Kırgınlık olursa giderilir, sorun varsa çözülür, yanlış anlaşılma varsa bir yol bulunup, mutlaka düzeltilir. Biz üyesiyle gönüllüsüyle teşkilat mensubu ve yöneticisiyle sayısı milyonları aşan muhteşem ve muazzam bir aileyiz.

Bunun için her birimiz hanemizden başlayarak, yakın çevremize, eşimize, dostumuza sevenlerimize, hakkı ve hakikati anlatmakla, insanları ikna etmekle, gönüller kazanmakla mükellefiz. AK Parti’nin tarihi kazanımları kişisel çıkarları, hırsları yüzünden ters yüz etmek için yalana ve iftiraya başvuranların oyunlarını boşa çıkarmak boynumuzun borcudur. Yalanın, iftiranın, inkarın bu tahripkâr gücünü, doğrunun hak tesliminin, insafın ve vicdanın üstünlüğüyle Allah’ın izniyle yeneceğiz.

Türkiye her gün yeni ve bir diğerini geride bırakan gündemlerle uyanan belki de dünyanın en hareketli ülkesidir. Bu gündemlerin bir kısmı ülkenin ihtiyaçları olan hususları ihtiva ederken bir kısmı da suni olarak köpürtülmüş konulardan oluşuyor. Hata hata ile savunulamaz diye savunulamaz bir söz var. Ülkemiz muhalefeti de herkesi kör alemi sersem sandığı için yaptığı hataları daha büyük hatalarla savunmayı şecaat arzederken sirkatin söylemeyi siyaset zannediyor.

“CHP, iddialara asla cevap vermiyor veremiyor”

Böyle yaparak en yakınlarının dahi yüzlerine bakamaz hale kendilerinin düşürdüklerini farkında değiller. Polisimize saldıracak, hakime, savcıya, mahkemelere tehditler savuracak kadar muvazeneyi yitirmiş vaziyetteler. CHP’si, medyası ve diğer yapılarıyla muhalefet tarafı gerek diploma gerekse yolsuzluk, hırsızlık meselesinde yargının ortaya koyduğu iddialara asla cevap vermiyorlar veremiyorlar.

Konuyu siyasi sloganlara hapsederek milleti aldatma kolaycılığına kaçıyorlar. Deseler ki ‘bu diploma alın teriyle usulüne uygun şekilde alınmış belgedir’, bunu hukuki argümanlarla konuşup tartışmak mümkündür. ‘Kardeşim belediye hırsızlık, yolsuzluk, haksızlık, karanlık, karmaşık ilişki yok’ deseler hukuki deliller ışığında konuşup tartışmam mümkün. Ama bunları yapmıyorlar, yapamıyorlar. Hepsinin ve çok daha fazlasının doğru ve gerçek olduğunu en iyi kendileri biliyor.

Bu bilgi ve belgelerin çoğunun kendi partileri tarafından yargıya aktarıldığının farkındalar. Timsah gözyaşı döken CHP’li yöneticilerinin çoğunun kapılı kapılar ardında sevinçten yerlerinde duramadıkları ortadadır. CHP’nin meseleleri ülkenin ve milletin değil kendi genel merkezlerindeki bir avuç muhterisin konusudur. Bizim şahsen, parti ve ittifak olarak muhalefetin müsamerelerine ayıracak vaktimiz yok.

Bizim havanda su döverek boşa harcayacak zamanımız, kirli ve karanlık para kulelerimiz de yok. Yalanın, dolanın, hilenin, yüze gülüp sırtından hançerlemenin eksik olmadığı muhalefet zaten bunları ziyadesiyle yapıyor. AK Parti olarak ülkenin gerçek gündemiyle meşgülüz. Milletimiz bizden kendisi ve evlatlarının geleceği için somut adımlar, kayda değer icraat ve kalıcı eserler bekliyor. 23 yılımızın her günü her anı bu şekilde ülkemize sayısız eser ve hizmet kazandırarak geçti.

81 vilayetimizin her karışına yatırımlarımızla mührümüzü vurduk. Bu şekilde de yola devam ediyoruz. Son dönemde bu doğrultuda attığımız adımlardan biri terörsüz Türkiye vizyonudur. İktidara geldiğimizde ülkenin geçmiş dönemdeki pekçok sorunu gibi terörle mücadeleyi de devralmıştık. Bir yandan terörün istismar zeminini ortadan kaldırırken kararlı ve etkili operasyonlarla topraklarımızı teröristlerden temizledik. Yolsuzluklardan da temizledik.

FETÖ, DEAŞ, DHKP/C’ye kadar pekçok hain yapıyla mücadele ettik. Bu uzun dönemde çok kıymetli tecrübelre kazandırdık. Savunma sanayimizi geliştirirken evlatlarımızı terör örgütlerinin pençesinden kurtaracak mücadeleler yürüttük. Mücadeleyi ülkemiz sınırlarının ötesine taşıyarak tehditleri kaynağında bertaraf etme noktasına geçtik. Yeni bir sürecin içinde bulunuyoruz. Son adımı Kürt kardeşlerimizle birlikte vatandaşlarımızın tamamının canına, huzuruna ket vuran bölücü örgütünün feshi ve silahlarının teslimi olarak özetleyebiliriz.

Devlet ve yönetim olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirerek gerekli çağrı yapılmasını temin ettik. Şimdi örgütünün kurucusunun çağrısına uyarak silahların teslim edilmesine gelmiştir. Bu gerçekleşirse Türkiye 40 yıllık bir husumetten suhuletle kurtulmuş olacaktır. Aksi takdirde biz terörü kaynağında yok etme stratejimize bakarız. Teröre ve ona müzahir olanların akıl ve izan dışı olarak bu tarihi fırsata heba etmeyerek yeni bir kapıyı aramaları yönündedir.

Terörün karanlık gölgesi siyasetin üzerinden çekildikçe inşallah sözün gücü artacak, siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir. Bu demokrasimizin sorun çözme kapasitesini yükseltecektir. Biz iktidar ve ittifak olarak Türkiye’yi 40 yıllık kamburundan kurtarma noktasında hem kararlı hem samimiyiz. Ortaya koyduğumuz her tavır ve sözde daima hüsniniyetle hareket ediyoruz. Karşımızdakilerden de aynı hasbi yaklaşımı bekliyoruz. Bu duygularla Ramazanı şerifinizi tebrik ediyor, her birinize teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Süreç” Açıklaması: Bu Ülkede Artık Kan Ve Gözyaşı Akmasın İstiyoruz

TBMM’de milletvekilleri ile iftar programında konuşan Erdoğan, “Terörsüz Türkiye hedefi çalışmalarında kısa sürede kayda değer mesafeler aldık. Çok fazla uzamadan, gerilime, provokasyona mahal vermeden işi yokuşa sürmeden inşallah beklenen neticenin süratle alınacağı kanaatindeyim” dedi ve ekledi:

“İlk günden veri gayemiz açık. Bu ülkede artık kan ve gözyaşı akmasın istiyoruz. Evlatlarımıza terörsüz bir ülke bırakmak istiyoruz. 40 yıllık terör belasının kökünün kazınmasını istemeyenlerin olduğunu da çok iyi biliyoruz. Terörden nemalanan kirli odaklarla da mücadele ediyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM’de milletvekilleri ile iftar programında konuştu. “Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Sizlerin şahsında Gazi Meclisimizin çatısı altında milli iradenin temsilcisi olarak fedakarca görev yapan milletin emanetini yere düşürmeyen eskisi ve yenisiyle tüm milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum. Burada görev yapmış, milleti layıkıyla temsil etmiş, ancak daha sonra ebediyete intikal etmiş milletvekillerini de rahmetle anıyorum.

Neredeyse yarısına geldiğimiz Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan ayının milletimizle birlikte tüm Müslümanlara, tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Sözlerimin hemen başında, 2003 yılı Mart ayı ile 2014 yılı Ağustos ayı arasında 11,5 yıl boyunca milletvekili olarak çatısı altında görev yaptığım Türkiye Büyük Millet Meclisimizde bulunmaktan her zaman şeref ve bahtiyarlık duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımıza gönüllerimizi buluşturduğumuz bu güzel iftar programına vesile olduğu için ayrıca teşekkür ediyorum. İftarımızın aynı zamanda 85 milyonun birliğinin, beraberliğinin, kardeşliğinin, kader ortaklığının sembollerinden biri olduğuna inanıyorum.

Her zaman söylediğimiz gibi siyaset özü itibariyle ülkeye ve millete hizmet yarışıdır. Millete hizmet yolu uzun ve meşakkatli bir yoldur. İktidar muhalefet fark etmeksizin hepimiz emanetini taşıdığımız, iradesini temsil ettiğimiz aziz milletimizin hizmetkarıyız. Bunu ne kadar iyi yapabilirsek milletimizin hayır duasına mazhar oluruz.

“Bu ülkede artık kan ve gözyaşı akmasın istiyoruz”

Terörsüz Türkiye hedefi çalışmalarında kısa sürede kayda değer mesafeler aldık. Çok fazla uzamadan, gerilime, provokasyona mahal vermeden işi yokuşa sürmeden inşallah beklenen neticenin süratle alınacağı kanaatindeyim. İlk günden veri gayemiz açık. Bu ülkede artık kan ve gözyaşı akmasın istiyoruz. Evlatlarımıza terörsüz bir ülke bırakmak istiyoruz. 40 yıllık terör belasının kökünün kazınmasını istemeyenlerin olduğunu da çok iyi biliyoruz. Terörden nemalanan kirli odaklarla da mücadele ediyoruz.

Tüm vekillerimizin aynı hassasiyeti göstereceklerine inanıyorum. Gelin el ele verelim. Türkiye düşmanlarını bir kez daha hüsrana uğratalım. Kadostro mühendisliği peşinde koşanları tarihin çöp sepetine birlikte atalım. Destekleriniz için sizlere ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan, Özel’i Hedef Aldı: Tükürdüğünü Yalamak Zorunda Kaldı

Partisinin grup konuşmasında CHP Lideri Özgür Özel’i “Adnan Beker” üzerinden hedef alan Erdoğan, “Tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı. Parti değiştirmekten adı fırıldağa çıkmış bir kifayetsize rozet taktı” dedi.

Grup toplantısının ardından “DEM heyeti ile görüşür müsünüz?” sorusuna yanıt veren Erdoğan, “Benden de randevu istendiği takdirde ben de veririm” şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Gerek bölgemizde gerekse dünyanın farklı köşelerinde gerilimlerin savaşların kardeş kavgalarının yaşandığı zorlu bir süreçten geçiyoruz. Sudanlı kardeşlerimiz uzun süredir istikrarsızlık girdabında boğuşuyor. Somali’nin, Libya’nın, Yemen’in, Afganistan’ın çok ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Gazze’de çok uzun müzakereler neticesinde sağlanan ateşkes, Siyonist rejimin tüm şımarıklıklarına tüm ihlallerine rağmen güçlükle de olsa devam ediyor.

8 Aralık devrimi ile 14 yıllık zulmün sona erdiği Suriye’de mezhep temelli yeni bir fitne ateşi yakılmak isteniyor. Yaşanan tüm olumsuzluklar karşısında ülke, millet ve AK Parti olarak umudumuzu diri tutuyor, kararlılığımızı en güçlü şekilde muhafaza ediyoruz.

Başkaları gibi şov peşinde olmayacağız. 3 liralık hizmetin reklamına 5 lira harcamayacağız. Vatandaşın derdini şov aracı muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant malzemesi haline getirmeyeceğiz. Biz reklam ve şov yapmanın değil gönüllere girmenin peşindeyiz. Türkiye’yi bölgesinin barış diplomasisinin merkez üslerinden biri haline getiriyoruz.

Yıllarca bizi Kürt-Türk, Alevi-Sünni diye ayıştıranlar son günlerde başka senaryolar peşinde koşuyor. Suriye’deki eski rejim artıklarıyla milletimizin kardeşliğine son derece sinsi bir pusu kuruluyor. Çoğu yalan olan provokatif açıklamalarla Türkiye’de yeni bir sorun alanı oluşturulmak isteniyor. Milletimize bu kötülüğü ülkenin ana muhalefet partisi yürütüyor. CHP kendini hesaba çekmek yerine giderek pervasızlaşıyor.

Sayın Özel partisi içinde sıkıştıkça dışarıda son derece çirkin bir dile sarılıyor. Grup kürsüsünden sarf ettiği sözler ertesi gün kendi belediye başkanı tarafından yalanlanan birisini muhatap almak bize zuldür. Sayın Özel Meclis kürsüsünde dedikodu yapmayı siyaset yapmayı zannediyor.

Tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı. Parti değiştirmekten adı fırıldağa çıkmış bir kifayetsize rozet taktı. Böyle tutarsız birini biz nasıl ciddiye alalım? Kendi belediye başkanlarından ayar yiyen bir kişiyi niye muhatap alalım? Sayın Özel kendisine açılan krediyi har vurup harman savurmaktadır. Bu gidişle sıfırı tüketmesi, selefi Bay Kemal gibi siyasetten ibretlik bir şekilde alaşağı edilmesi yakındır. Çok ama boş konuşmasından memnunuz. Bizim üzüntümüz ana muhalefet partisi liderinin bu hallere düşmüş olmasıdır.

Sayın Özel’i ve CHP yönetimini bir kez daha sorumlu siyaset yapmaya davet ediyorum. Özellikle Alevi canlarımız hakkında kullandığı zehirli dili terk etmeye çağırıyorum. Kullanılan dil bu ülkeye geçmişte çok acı bedeller ödetmiş son derece sorumsuz tehlikeli bir dildir. CHP yönetimi Alevi vatandaşlarımızı kışkırtacağına önce çıksın onlara yaptıkları zulümden dolayı nedamat getirsin. CHP yönetimi artık Suriye’deki ateşi ülkemize taşıma siyasetinden tövbe etmelidir.

Terörsüz Türkiye hedefi ile yürüttüğümüz çalışmalarda istismara müsait yeni fay hatları oluşturmak, emperyalizme uşaklık etmektir. Bu mülevves senaryoyu Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi Mahallesi’nde gördük. Artık başaramayacaksınız. Kardeşliğimize halel getiremeyeceksiniz. Ülkemizin iç dinamiklerini kaşıyarak bu milleti tekrar kendi iç gündemine hapsedemeyeceksiniz.

Neoliberal kültürün olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalıyoruz. Küresel kültürün hedefe koyduğu kurumların en başında aile ve ailevi değerler geliyor. Aile ülkenin de milletin de çekirdeğidir, istikbalinin güvencesidir. Aile insanın ilkokuludur. Aile ülkeyi ayakta tutan en önemli sütundur. Aile hasar görürse sırasıyla birey toplum ülke ve insanlık bozulur. Aile kurumumuz bugün çok boyutlu bir muhasara altındadır. Millet olarak gereken tedbirleri almazsak yarınlarımız ciddi tehlike içindedir. Bu mesele tüm milletimizin meselesidir.

Bizdeki muhalefet LGBT sapkınlığının sponsorluğunu yapıyor. İnsan fıtratına aykırı cinsiyetsizleştirme akımlarına destek vererek aile kurumlarına ihanet ettiler. Amerika’da son gelişmelere baktığımız zaman sadece erkek ve kadından oluşuyor kim diyor bunu? Trump.”

“Randevu istenirse veririm”

Erdoğan, partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “DEM heyeti ile görüşür müsünüz?” sorusuna yanıt vererek, “Benden de randevu istendiği takdirde ben de veririm” şeklinde konuştu.

Paylaşın