Erdoğan, Yine Yeniden Refah’ı Hedef Aldı: Gölgemizde Yürüyüp…

Şanlıurfa’da halka seslenen Erdoğan, yerel seçimlere kendi adaylarıyla giren Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar” dedi ve ekledi:

“En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin. Şanlıurfa’nın enaniyet gösterisine değil, esere ve hizmete ihtiyacı var. Daha iyisi için söz veren varsa eyvallah, çıksın ortaya. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Devir kavga veya çekişme değil, birlik olup zulme set çekme devridir. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayrışmayacağız, birbirimize asla düşmeyeceğiz. Kusurları büyütenlerden, farklılıkları derinleştirenlerden değil, kardeşliği yüceltenlerden olacağız. Böyle dertleri olmayana ne kulak verin, ne vaktinizi harcayın ne de oyunuzu heba edin” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Şanlıurfa mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Alimleriyle, şairleriyle adeta kutup yıldızları yetiştiren, anını da sanını da canını da yüreğini ortaya koyarak kazanan Şanlıurfamız bugün yine bir başka güzel. Urfalılar, bir asır önce işgalci Fransızları bu mübarek topraklardan kovarak ‘Şanlı’ unvanını aldı.

Hep söylüyoruz. Bizim siyasetimiz eser ve hizmet siyasetidir. Vizyonda, programda, projede, yatırımda bizimle yarışacak siyasi rakip tanımıyoruz. Bu özgüvenimizin gerisinde belediyelerde 30 yılı, iktidarda 21 yılı aşan müktesebatımız bulunuyor.

Bu kardeşiniz Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Yerel yönetimlerde 31 Mart’ta, yerel yönetimleri de verdiğiniz zaman biz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, Şanlıurfa’yı şanına yakışır şekilde yatırımlarla daha da farklı hale getireceğiz. Diğerlerinin böyle bir imkanı var mı?

Bir dönem ülkemiz siyasetine damgasını vuran, onlar ne veriyorsa 5 fazlası benden zihniyetinin, hesapsız, kitapsız tarzı Türkiye bunun bedelini siyaset, sosyal gerilimler, ekonomik kriz ve kaos olarak ödedi. Milletimiz uzun yıllar kendini toparlayamadı. Tekrar ayağa kalkamadı. Şimdi aynı zihniyeti yeniden hortlatmaya çalışanlar olduğunu görüyoruz.

Sahneye çıkarken dedim ki emniyetten bir rakamı alın bakalım. Alanda ne kadar kişi var? Rakamı aldım. Alanda şu anda verilen rakam 70 bin. İyi mi? Zaten Şanlıurfa’ya da bu yakışır. Meydanlarda ve medyada esip gürleyenlerin milletimize vadettikleri hiçbir şeyi yapmayacakları zaten belli. Asıl önemli olan bunların milletin elinden hangilerini de alıp götürmeye niyetli olduklarıdır. Çünkü geçmişte hep öyle oldu.

En son 2019 seçimlerinde bunu acı şekilde yaşadık. Bir sürü vaatte bulundular ama sonuçta hiçbirini yapmadılar. Hatta pek çok alanda şehirlerimizi çok daha gerilere götürdüler. Çünkü mesele verdiği sözü yerine getirmektir. Siyasette aslolan sözünün eri olabilmektir.

Ülkemizin milli gelirini 21 yılda 3 kat artırmış yönetim olarak vatandaşımızın her derdi bizim derdimizdir. Çalışanı ile emeklisi ile esnafı ile çiftçisi ile sanayicisi ile her kesimden insanımızın sıkıntılarını çözecek programa ve kararlılığa biz sahibiz.

7 Nisan’a hazır mıyız? 7 Nisan’da Fenerbahçe – Galatasaray maçını Şanlıurfamıza aldık, burada o maçı yapacağız. Çünkü Şanlıurfa’ya bu yakışır.

“Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım”

Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar. En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin. Şanlıurfa’nın enaniyet gösterisine değil, esere ve hizmete ihtiyacı var. Daha iyisi için söz veren varsa eyvallah, çıksın ortaya. Yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yarıştıralım.

Devir kavga veya çekişme değil, birlik olup zulme set çekme devridir. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenerek mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayrışmayacağız, birbirimize asla düşmeyeceğiz. Kusurları büyütenlerden, farklılıkları derinleştirenlerden değil, kardeşliği yüceltenlerden olacağız.

Böyle dertleri olmayana ne kulak verin, ne vaktinizi harcayın ne de oyunuzu heba edin. Biz eser ve hizmet siyaseti yapıyoruz derken birileri gibi yalan yanlış ifadelerle siyaset cambazlığı peşinde koşmuyoruz. Şanlıurfa’ya son 21 yılda 330 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Gazze Tepkisi: Terör Devleti İsrail…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Gazze’de yaşananlar tahammül sınırını aşmıştır. Terör devleti İsrail, Filistinli kardeşlerimize yönelik bir soykırım politikası uygulamaktadır. İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu. 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Öyle manzara şahit olduk ki uluslararası hukuka asgari düzeyde saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değil. İsrail yönetimi adını, günümüzün Nazileri olarak Hitlerin, Stalin Mussolini’nin modern dönemin canilerinin yanına eklemişlerdir. Bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen İlim Yayma Vakfı Genel Kurulu’na katılarak Gazze ağırlıklı bir konuşma yaptı. Erdoğan, ramazan ayını başta Gazze olmak üzere gönül coğrafyalarının pek çok bölgesinde ciddi insani dramların yaşandığı bir dönemde karşıladıklarını söyledi.

Özellikle 7 Ekim’den beri Gazze’de yaşananların artık tahammül sınırlarını aştığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bir terör devleti olan İsrail, Batılı güçlerin sınırsız askeri ve diplomatik desteğini arkasına alarak Filistinli kardeşlerimize yönelik tam anlamıyla bir soykırım politikası uygulamaktadır. Bugüne kadar, İsrail’in doğrudan sivilleri hedef alan saldırıları sonucunda 32 binden fazla Filistinli şehit oldu, 72 bin Filistinli ise yaralandı. Yaklaşık 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Camiler, üniversiteler, okullar ve sivil yerleşim yerleri harabeye döndü.”

“Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gıda almak için sıra bekleyen masumların dahi öldürüldüğü bir barbarlıkla karşı karşıya olunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen esfeli safilinin canlı örneklerini bugün Gazzeli kardeşlerimize bomba yağdıran alçaklarda bire bir görüyoruz. Öyle manzaralara şahit olduk ki içinde en küçük bir insanlık kırıntısı olan birisinin, uluslararası hukuka asgari düzeyde de saygı gösteren bir devletin bunları yapabilmesi mümkün değildir.

Netanyahu ve gözünü kin bürümüş yönetimi, Gazze’de işledikleri insanlık suçlarıyla günümüzün Nazileri olarak isimlerini Hitler’in, Mussolini’nin, Stalin’in, Pol Pot’un, Franco’nun ve diğer modern dönem canilerinin yanına ekletmişlerdir. İnsanlığın vicdanında zaten mahkûm olan bu katliamcıların uluslararası hukuk önünde de hesap vermeleri için gerekeni yapıyoruz, yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bu yana süresi itibarıyla geçen 155 günde yüreklerini dağlayan, içlerini parçalayan, bir insan olarak yüzlerini kızartan, utanç verici pek çok hadiseyle karşılaştıklarını aktardı.

Her şeyden önce, uluslararası kurumların, insan hakları örgütlerinin ve basın kuruluşlarının söz konusu İsrail olunca nasıl hiçbir işe yaramadıklarını hep birlikte gördüklerini, tecrübe ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesele Filistinli çocukların, kadınların, masum sivillerin yaşam hakkı olunca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin nasıl sadece bir kâğıt parçasına dönüştüğüne hep beraber şahitlik ettik.

Yine bu süreç bize İslam dünyasının, özellikle ortak hareket etme, İsrail ve destekçileri üzerinde sonuç alıcı baskı kurma, zulmü ve katliamı engelleme noktasında halen çok önemli eksiklerinin bulunduğunu göstermiştir. Yaklaşık 2 milyar nüfuslu İslam âlemi, Filistin halkına kardeşlik görevini maalesef tam manasıyla yerine getirememiştir. Elbette çok uğraşıldı, gayret gösterildi, diplomatik açıdan çaba harcandı ama Gazze’deki masum çocukların ya açlıktan ölmesine ya da kurşunlarla ve üzerlerine atılan bombalarla katledilmesine mani olunamadı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir durumun oluşmasının şüphesiz pek çok sebebi bulunduğuna işaret ederek, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve küresel sistemin İslam dünyasını dışlayan yapısı bu sebeplerden sadece bir tanesidir. İkinci Cihan Harbi’nin galipleri tarafından kurgulanan mevcut nizamda Müslümanlar üvey evlat olarak görülmektedir. Türkiye, ‘Dünya beşten büyüktür’ haykırışıyla aynı zamanda bize dayatılan, bize biçilen bu role de itiraz etmektedir” şeklinde konuştu.

Ülke ve millet olarak İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ilk gününden itibaren Filistin halkı için tüm imkânları seferber ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ekim’den bugüne kadar yabancı liderlerle yaptıkları tüm görüşmelerde Filistin meselesini ve Gazzelilerin durumunu gündeme getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldıkları tüm uluslararası toplantılarda Filistin ve Gazze’nin sesi olduklarını belirterek, “Ülkemizdeki İsrail muhipleri dâhil hemen herkesin Hamas’a ‘terör örgütü’ yaftası vurmak için yarıştığı bir dönemde biz buna açıkça itiraz ettik. Topraklarını, onurlarını ve kendi insanlarını savunan Filistinli mücahitlere böyle bir kara çalınamayacağını tüm dünyaya cesaretle ilan ettik. Mısır makamlarıyla son dönemde gelişen ilişkilerimizi Gazze’ye yardımların ulaştırılması için kullandık” ifadelerini kullandı.

Türkiye’den Gazze’ye gönderilen yardımları aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri paylaştı: “Şimdiye kadar 19 uçak ve 7 sivil yardım gemisiyle bölgeye gönderdiğimiz insani yardımların toplamı 40 bin tonu buldu. Önceki gün yola çıkan Kızılayımıza ait 3 bin tonluk bir yardım gemisi daha yarın El Ariş’e ulaşıyor.

Her gün Refah Sınır Kapısı’ndan Kızılaya ve sivil toplum kuruluşlarına ait tırlar Gazze’ye yardım taşıyor. Bu yardımların içerisinde gıda, su, hijyen, tıbbi ve barınma malzemelerinin yanı sıra 53 adet ambulans, bin 551 jeneratör, 8 sahra hastanesiyle 3 bin çadır da bulunuyor. İnşallah ramazan ayı boyunca yardım miktarını daha da artıracağız. Refakatçileriyle birlikte ülkemize getirdiğimiz hasta ve yaralı kardeşlerimizin tedavileri devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistinliler arasında millî birliğin ve mutabakatın temini için de yoğun gayret gösterdiklerini belirterek bu hafta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da misafir ettiklerini hatırlattı.

Gerek İçişleri Bakanı gerekse MİT Başkanı’nın, Hamas ve diğer Filistinli gruplarla yakın diyalog hâlinde olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, ellerinin uzandığı, güçlerinin yettiği kadar Filistinlilere tüm imkânlarla yardımcı olmaya çalıştıklarının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Filistin davası için verdiği samimi mücadelenin en yakın şahidinin tüm gruplarıyla tüm fertleriyle Filistinliler olduğuna işaret ederek, şunları dile getirdi: “Gazze’deki katliamı unutturmayan ülkelerin en başında yine biz varız. Şunu çok net ifade etmek isterim; devletiyle milletiyle Filistin davasına en üst seviyede sahip çıkan ülke tartışmasız bir şekilde Türkiye’dir.

Hâl böyleyken her kim ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diyerek hükûmetimizi eleştiriyorsa açık söylüyorum bühtan ediyor, kul hakkına giriyor demektir. Ne sebeple olursa olsun böyle bir cümle kurmak her şeyden önce aziz milletimize yönelik bir hakarettir. Şu gerçeği tüm dünya çok iyi biliyor; Tayyip Erdoğan 15 sene önce katillerin yüzlerine karşı ‘one minute’ diye haykırırken nerede duruyorsa bugün de aynı yerde dimdik durmaktadır. En fazla hassasiyet gösterdiğimiz ve bedel ödediğimiz bir konuda bize haksızlık edenleri, kendilerini sorgulamaya davet ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin meselesinde durdukları yerin ve verdikleri mücadelenin ayan beyan ortada olduğunu söyledi.

“Kimse bize Hamas için terör örgütü ifadesini kullandırtamaz”

“Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken, bizi, hem de çok haksız bir şekilde eleştirenlerin Filistinli mücahitlere ‘terörist’ diyerek kara çalanların çıkarlarına bilerek veya bilmeyerek hizmet etmesidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 21 yıl önce, göreve gelmeden ve başbakan değilken AK Parti Genel Başkanı olarak Amerika’ya yaptığı ilk seyahati anımsattı ve şu ifadeleri kullandı:

“Amerika’nın ileri gelenleriyle masaya oturduğumuzda, bana orada Hamas’ı sordular, ‘terör örgütü’ dediler. Ben onlara o zaman, ‘Hayır, Hamas bir terör örgütü değil, tam aksine bir direniş örgütüdür’ demiştim. O zaman başbakan değilim, seçimi kazanmış bir partinin lideri olarak Amerika seyahatini yaptım ve onlara da bu cevabı verdim. Şimdi haydi haydi kimse bize kalkıp da Hamas için terör örgütü ifadesini kullandırtamaz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamas’ın liderleriyle çok açık, net, her şeyi rahatlıkla konuşup onların arkasında dimdik duran bir ülke Türkiye. Filistin davasına gönül verenler olarak birbirimize ok atmak yerine asıl bu habis zihniyetle mücadele etmeli, bunlara zemin kazandırmamalıyız. Türkiye’nin olağanüstü çabalarını görmezden gelme yerine her konuşmalarında işgalci İsrail’e selam çakanların foyasını ortaya dökmeliyiz” diye konuştu.

Paylaşın

Erdoğan: Yasanın Verdiği Yetkiyle Son Seçimim

TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz” dedi ve ekledi:

“Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart akşamı İstanbul’da Sinan Erdem Spor Salonu’ndaki TÜGVA Gençlik Buluşması öncesi TÜGVA’nın 81 il temsilcisi ile bir araya geldi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Etkinlikte bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin kendisi için “son seçim” olacağını söyledi.

Erdoğan, “31 mart akşamı o farklı bakanlara gereken cevabı vereceğiz diye inanıyorum. Onun için 22 gün var. 22 günü en güzel şekilde değerlendirerek gerek kadın kolları gerek gençler beraber bir çalışma ile inşallah gereken cevabı sandıkta vereceğiz” dedi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben burada ardı arkası kesilmeyecek şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum. Nefes adeta almaksızın koşturuyoruz. Çünkü benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım.”

Gençlere inandığını ve güvendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, bütün buralarda bir değişim dönüşümü yapalım. Çünkü gözler burada” ifadelerini kullandı.

2019’da yapılan yerel seçimlerde AK Parti üç büyük kent olan İstanbul, Ankara ve İzmir’de yenilgiye uğramıştı. Her üç kentte de yerel yönetimler CHP’ye geçmişti.

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Hayalleri Sadece Kendi Siyasi Çıkarları

Mersin’de halka seslenen Erdoğan, “Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini” dedi ve ekledi:

“Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Mersin mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Mersin ülkemize ve dünyaya kardeşlik dersi veriyor. Mersin Türkiye Yüzyılı’nın öncülerinden olacak. Mersin daima ülkemizin vitrin şehirlerinden biri oldu. Şu anda karşımdaki katılıma bakıyorum. Bugün Mersin’de 85 bin kişi burada. Maşallah, Mersin bir başkasın bugün. Mersin gümbür gümbür 31 Mart’a yürüyecek.

Mersin’e hiçbir yatırım yapmayanları siz çok iyi biliyorsunuz. Burada hangi belediye vardı. CHP belediyesi. CHP belediyesi Mersin’e ne verdi. Mersin’i bunlar geriletti.

Öyleyse bu güzel Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini.

“31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim”

Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.

Mersin ülkemizin hem demografik olarak çok zengin hem de hala göç alan bir şehridir. Türkiye’nin cennet şehri Mersin’in değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini en iyi biz biliyoruz. Geçtiğimiz 21 yılda Mersin’e 210 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.

İkinci devlet üniversitesi olan Tarsus Üniversitesi’ni açtık. Sağlıkta 1440 yataklı şehir hastanemiz başta olmak üzere 49 sağlık tesisini inşa ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde 3475 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Halen inşası süren çok sayıda yol projemiz var.

Yılda 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin yapımı devam ediyor. Santralin tüm reaktörleri 2028’e kadar hizmete girecek.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Yeniden Refah’a Sert Sözler: Siyasi Şantajcı

Malatya’da halka seslenen Erdoğan, üstü kapalı olarak Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Malatya mitinginde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 72, milletvekilliğinde yüzde 69 destek veren Malatya’ya şükranlarımı bildiriyorum. Biz de bunun karşılığını vermek için gece gündüz çalışacağız. 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı’nı rekor bir oya taşıyacağınıza inanıyorum.

Malatya bizi hiçbir mücadelemizde yalnız bırakmadı. Bu defa da Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Malatya ile birlikte yol yürümekten şeref duyuyoruz. Malatyalı kardeşlerim kimi kendisine gönül verdiğini, kimin şahsi hesaplar peşinde koştuğunu çok iyi biliyor. Pusulasını şaşıranı, kandille demlenmeyi marifet sayanı Malatya affeder mi? Eser ve hizmet siyasetiyle, demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla şehrini geliştireni Malatya unutur mu?

6 Şubat depremlerinde Malatya’da ve diğer şehirlerimizde hayatını kaybeden 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Şehrimizde 78 bine yakın konut, 25 bini aşkını köy evi zarar gördü. Barınma ihtiyaçlarına karşılamak için 85 bin çadır, 36 bin konteynır kurduk. 70 bin hak sahibi belirlendi. Geçtiğimiz ay 6 bin 181 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 48 bin 837 konutun yapımı sürüyor. Dönüşüm için 32 bin 583 kardeşimiz başvurdu.

İmar ve inşa çalışmaları için şehrimize 6 milyar lira ilave destek sağladık. Önümüzdeki yılın ortasına kadar hak sahiplerini konutlarına ve ticari binalarına kavuşturmaktır. Depremzede şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak farklı üretim tesislerini hayata geçiriyoruz. Savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesi şehirlerimizde yoğunlaştıracak iskan ve istihdam projesi başlattık. ASELSAN tesis kuruyor. Depremin şehrimizdeki tüm izlerini silmek için çalışacağız.

Depremin ağır bir maliyeti oldu. Ağır hasarın altından kalkmak kolay değil. Malatya başta olmak üzere tüm deprem şehirlerimizi daha güvenli, huzurlu, canlı hale getirmekte kararlıyız. Diğer sınamalar gibi depremin de bizi hedeflerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz.

Türkiye diplomasisiyle, askeri gücüyle dünyanın en büyük ülkeleri arasındaki yerini alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

“Bunun adı siyasi şantajcılık”

Türkiye 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde şehirlerini yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarlarını seçecek. Cumhur İttifakı olarak bu seçimde işbirliği yapıyoruz. AK Parti’nin becerisini ve tecrübesini kimseyle tartışmayız. Her görev gibi belediye başkanlığı da hizmet yolunda bir bayrak yarışıdır.

Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.

Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Gazze” Tepkisi: Soykırım Uygulanmakta

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor” dedi ve ekledi:

“İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz. Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da ağırladı. Erdoğan, Abbas’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi girişinde karşıladı. Erdoğan ve Abbas, yaklaşık 1,5 saat süren ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında kameraların karşısına geçti.

Toplantıda konuşan Erdoğan, Hamas’ın saldırılarının ardından İsrail’in Gazze’de giriştiği katliama ilişkin konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz.

Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır. Filistin halkına ülkem ve milletim adına taziyelerimi iletiyorum.

Netanyahu ve cinayet ortakları her damla kanın hesabını hukuk ve maşeri vicdan önünde mutlaka verecektir. Türkiye olarak bunun için çalışmaya tüm kapıları zorlamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. 26 Şubat’ta Adalet Divanı’nda meselenin çeşitli yönlerine ilişkin tutumumuzu beyan ettik. İsrail Uluslararası Adalet Divanı önünde yargılanmaktadır. Alınan ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail yönetimi kadın çocuk demeden kardeşlerimizi öldürmeyi sürdürmektedir.

İsrail’in bu şımarıklığının ve hukuk tanımaz tavrının en büyük sebebi Batılı güçlerin holokosttaki günahlarından dolayı İsrail’e verdikleri destektir. Elbette burada İslam dünyasının vahdet olamamasının büyük payı vardır. Türkiye’nin Filistin halkına olan güçlü desteği bellidir. Yaptığımız her görüşme, her yurt dışı ziyaretimizde işgal edilmiş topraklardaki İsrail saldırıları gündemimizin ilk sırasında yer almıştır. 900’den fazla hasta ve refakatçiyi tedavi için Türkiye’ye getirdik. Gazze’de sahra hastanesi kurulması için çalışmalarımız devam ediyor.

İsrail’in yalan ve iftira ile ajansı itibarsız hale getirmeye yönelik propagandalarına prim verilmemeli, ajansın mevcudiyetine halel getirilmemelidir. İsrail-Filistin meselesine adil çözüm bulunmadığı takdirde Ortadoğu’da barışın olamayacağı iyice anlaşılmıştır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devletinin tesis edilmesi gerekir.

Sorunun taraflarına da yardımcı olacak şekilde tüm ilgili devletlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Her geçen gün artan işgal uygulamaların amacı sahada emrivakiler oluşturmak suretiyle iki devletli çözüm vizyonunu baltalamaktır. Topraklara çöken, çalan gaspçıların eylemleri çözümün önündeki en büyük engellerden biridir.

Artık sadece lafta kalan barış çabaları yerine teminatlara sahip adil bir barışa ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Türkiye olarak bu bağlamda garantörlük çerçevesinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu açıkladık. Yaklaşmakta olan Ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz.

Radikal İsrailli siyasetçilerin Müslümanların Harem-i Şerife girilmemesi tamamıyla hezeyandır. Filistinli kardeşlerimizin arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini yakından takip ediyoruz. İsrail zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri Filistinliler arası birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır.

Filistin davasını elimizden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistin halkının güven ve refahını artırmaya yönelik desteğimizin devam edeceğini vurgulamak istiyorum.”

“Filistin’in devlet olma hakkı var”

Daha sonra sözü alan Abbas, şunları söyledi: “Çok zor şartlarda halkımıza ve davamız açısından çok zor bir dönemde tekrar bir aradayız. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a son gelişmeye dair detaylı bilgileri ilettim. İsrail’in halkımıza yönelik sürdürmüş olduğu soykırım ve katliama, Batı Şeria, Gazze, Doğu Kudüs’te işlemiş olduğu suçlara ne yapılabilir konusunu ele aldık.

İsrail, insani yardımların Gazze’ye girmesine engel oluyor. İsrail işgal devleti her türlü vahşeti orada yürütmektedir. Batı Şeria, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsallara karşı pervasızca saldırılarını devam ettirmektir. İsrail’in bu tutumundan dolayı ve Mescid-i Aksa’ya saldırıda bulunmaları görünen bir hal hale gelmiştir. Filistin’e uluslararası korumanın sağlanması için çabaların güçlendirilmesi gerekiyor.

Arzuladığımız şey Filistin’in BM’de daimi üyeliğe sahip olması, Güvenlik Konseyi’nin kararıyla böyle bir durumun ortaya çıkması arzuladığımız bir şeydir ve özellikle Batı ülkeleri Filistin’i tanımalıdırlar. Bu çabalar bağlamında Türkiye’nin rolünü önemsiyoruz. Filistin halkının Gazze’den, Batı Şeria’dan bir şekilde tehcir edilmesini kabul etmiyoruz. İsrail bunu yapmak istiyor. Oraları tamamıyla yakıp yıkmak suretiyle bu projesini hayata geçirmek istiyor.

Gazze, Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır. İşgal devletinin planlarının kabulü mümkün değildir. Gazze’nin ve Kudüs’ün Filistin devletinden ve Batı Şeria’dan bölünmesi mümkün değildir. Barış ve güvenlik sadece İsrail işgalinin son bulmasıyla mümkündür. Filistin başkenti Doğu Kudüs olan bir devlet olma hakkı vardır.

Bizler Filistin toplumunun bileşenlerini ve tüm kesimlerini bir araya getirmek için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Siyasi program bağlamında uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirmek Filistinlileri bir araya getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı sizlere ve kardeş Türkiye halkına selamlarımı ve teşekkürlerimi belirtmek istiyorum.

Türkiye’nin Filistin halkına yönelik göndermiş olduğu, Gazze’ye göndermiş olduğu yardımlardan dolayı en içten minnettarlığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye tarihi sorumluluğuyla Filistin ve Filistin halkına karşı bütün sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmektedir. Şu andan 120 binden fazla Filistinli yaralı ve ölümüz var. Batı Şeria’da da aynı şekilde İsrail katliamlarına devam etmektedir.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Hadi Oradan

Bahçelievler mitingde emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İBB Başkanı İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil” dedi ve ekledi:

“Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Bahçelievler ilçesinde düzenlenen mitingde konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Parti otobüsü üzerinden mitinge katılanlara seslenen Ekrem İmamoğlu, “Allah’ın bit lütfu dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum ama başka bir yönü daha var. Köyde doğmuş bir çocuk; büyüyor, eğitimini tamamlıyor İstanbul’da hayatını kuruyor, iş yaşamını geliştiriyor ve bir gün İstanbul’a büyükşehir belediye başkanı olabiliyorsa bu yolculuğun bir başka adı var. O da Atatürk cumhuriyetinin yolculuğu. O yüzden bu millete, devlete, bu topraklara çok borcumuz var” dedi.

CHP Bahçelievler Belediye Başkan Adayı Emine Gülizar Emecan’a destek isteyen İmamoğlu, “Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hem Emine Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve kadın mühendis olarak, hem bir Bahçelievlerli ve CHP il başkanı olarak üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız tarih” diye konuştu.

“18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açıyoruz” diyen Ekrem İmamoğlu, “Bir başka metro hattı daha var. O da uzun yıllardır süren şükürler olsun bitti. Bakanlığın yapmasına karar verilmişti Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Son aldığımız bilgiye göre 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii beni davet etmeyecekler, önemli değil” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığı metro hatlarının bedelinin belediye bütçesinden kesildiğini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz, o hattın parasını bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü bakanlığın yaptığı bu hatların parasını büyükşehir belediyesinin bütçesinden kesiyorlar. Fakat biz göreve gelmeden önce bu hatların ücretlerini, orada satılan biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiyorlardı. 15-20 yıla yakın bunun paraları kesiliyordu. Sonra biz göreve geldik, Sabiha Gökçen Havalimanı hattını açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı 10 ayda kestiler bütçemizden.

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattını açıyorlar, teşekkür ediyoruz. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli ama göreceksiniz bunu da parasını bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB, Kaf Dağı’nın ardında bir belediye. Bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Biz sizi yıldıracağız kardeşim.”

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının araçlarının bakanlık tarafından alınması gerektiğini belirten İmamoğlu, “Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının ihalesi gereği, geçmişte İBB ile yaptıkları protokol gereği bu hattın trenleri bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor, defalarca ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen trenleri almadılar. Şimdi hattı bitirecekler, olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama hattı teslim aldıktan sonra mecburen trenlerin alımına geçeceğiz. Be Allah’ın adamı sen bakanlıksın milletin bütçesiyle iş yapıyorsun. Ben İBB’yim milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak, böyle bir ahlak bizim memleketimiz görmedi. Bunların husumeti var ya bu millete her türlü sıkıntı verir. Ama vallahi billahi vız gelir tırıs gider, bu sorunları da aşarız be kardeşim” dedi.

Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay beklediklerini dile getiren Ekrem İmamoğlu, “Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, her şeyi hazır gümbür gümbür yaparız orayı. Ama 1,5 yılı aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var, sadece imza. İmza atmıyor ki ihalesine başlayalım. Ama bu millet İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, millet o imzayı Cumhurbaşkanı’na attıracak” şeklinde konuştu.

“Hadi oradan, hadi oradan”

Emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil. Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam” ifadelerini kullandı.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “Gözlerime bakar mısınız, ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” sözlerini hatırlatan İmamoğlu, “Bir bakan ekonomi uçacak dedi, ekonomi uçurumdan aşağı uçuyor. Bir başka bakan gözlerimdeki ışıltıya bakın, 6 ay sonra Türkiye uçacak dedi, ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Bu lafları ben söylesem milletin huzuruna çıkamam, yüzüm kızarır ama bunların yüzünün kızardığını hiç görmedim” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Özgür Özel’in Açıklamalarına Tepki

Partisinin seçim çalışmaları kapsamında Sivas’ta halka seslenen Erdoğan, CHP Lideri Özgür Özel’in açıklamalarına tepki göstererek, “Bu acemi genel başkan her ağzını açtığında ya bir gaf yapıyor, ya bir skandala imza atıyor ya da topluma alenen hakaret ediyor” dedi ve ekledi:

“Siyasi kifayetsizliğini örtmek için de sürekli insanımızı kışkırtıyor. Şimdi de çıkmış bedelli askerlik yapanlar bize oy vermesin, istemiyoruz demiş. Anlaşılan makamını borçlu olduğu ağababaları kulağını çekmiş olmalı ki, daha sonra kendince bu patavatsızlığını düzeltmeye çalıştı. Her gencimizin sahip olduğu bir hakkı kullandığı böyle sakil bir şekilde hedef almak patavatsızlıktan öte bir zihniyet bozukluğunun işaretidir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında düzenlenen partisinin Sivas Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Her alanda, vatandaşlarımızı yatırımıyla, tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla destekleyerek, ülkemizi kesintisiz büyütüyor ve insanımızın özgüvenini artırıyoruz. Türkiye yüzyılına giden yolun önce kendi insanımıza inanmaktan, güvenmekten, onunla gönül ve elbirliği yapmaktan geçtiğine inanıyoruz.

Bu ülkenin en büyük sermayesi insanıdır. Binlerce yıllık tarihimiz boyunca ne zaman bu anlayışı kalbimizde yaşattıysak cihana hükmettik. Ne zaman aramıza ayrılığı soktuysak, ne zaman her birimiz kendi benlik davamıza kapıldıysak işte o zaman başımıza gelmeyen felaket kalmadı.

Devrik Genel Başkan Bay Kemal ile pek anlaşamaz hatta sık sık karşı karşıya gelirdik. Yürüyen merdivene ters binse de, aday olduğu seçimlerde kendine oy veremese de, Konya’yı, Çorum’u ayrı birer ülke zannetse de Kuzey Kıbrıs’taki Maraş’ın adını daha önce hiç duymamış olsa da yani siyasi hayatı boyunca bizi ve milletimizi pek çok kez güldürmüş olsa da yine de Bay Kemal’in kendine has bir tarzı, söylemi, siyaset yapma usulü vardı. Öyle mi?

13 kez ne yaptı? Bay Bay Bay Kemal… CHP’nin yeni genel başkanı ise her açıdan tam bir hayal kırıklığı oldu. Daha önce bağırıp çağırarak oynadığı orta oyunlarını hiç takip etmediğimiz için çapı, kalibresi bu konuda pek bir fikir sahibi değildik. Projektörler bu kişinin üzerine çevrilince ortaya çıkan utanç verici görüntü sadece CHP’li vatandaşlarımızı değil, inanın bizi de üzdü. Bu kadarını biz de beklemiyorduk. Oturduğu koltuğa bu derece yakışmayacağını muhtemelen onu oraya getirenler bile tahmin etmiyordu.

CHP Lideri Özgür Özel’i hedef aldı

Bu acemi genel başkan her ağzını açtığında ya bir gaf yapıyor, ya bir skandala imza atıyor ya da topluma alenen hakaret ediyor. Siyasi kifayetsizliğini örtmek için de sürekli insanımızı kışkırtıyor. Şimdi de çıkmış bedelli askerlik yapanlar bize oy vermesin, istemiyoruz demiş. Anlaşılan makamını borçlu olduğu ağababaları kulağını çekmiş olmalı ki, daha sonra kendince bu patavatsızlığını düzeltmeye çalıştı. Her gencimizin sahip olduğu bir hakkı kullandığı böyle sakil bir şekilde hedef almak patavatsızlıktan öte bir zihniyet bozukluğunun işaretidir.

Ramazan’da tutacağınız oruçların ve eda edeceğiniz ibadetlerin şimdiden kabul olmasını diliyorum. Rabbim bizlere, Ramazan’ın bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramına da beraberce erişmeyi nasip etsin. Bunun için rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı gündüzüyle ve gecesiyle çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Sivaslı kardeşlerimin bu hususta tüm Türkiye’ye örnek olacağına inanıyorum.

Gururla ifade etmek isterim ki ülkemizin son 21 yılı cumhuriyet döneminin en parlak dönemidir. Eser ve hizmet siyasetiyle ülkemizi büyütürken, şehirlerimizin her birinin çehresini değiştirecek yatırımlara imza attık. Son 21 yılda Sivas’a da günümüz rakamlarıyla 197 milyar TL tutarında yatırım yaptık… Eğitimde 3 bin 677 adet derslik inşa ettik. Şehrimize ikinci devlet üniversitesi olarak Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ni kazandırdık.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz” dedi.

Erdoğan konuşmasının devamında, “Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantı sonrası kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu:

“Şubat’ın 12’sinde yaptığımız önceki kabinemizin ardından BAE ve Mısır’a gittik. Her iki ülkenin devlet başkanının davetine yaptığımız ziyaretlerimiz oldukça verimli, samimi ve başarılı geçti. Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildiğimiz Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldık. Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmelerimiz oldu. Kahire’de Cumhurbaşkanı sayın Sisi ile ikili ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuk.

Gazze’deki katliamı durdurmak, yardımların sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atabileceğimiz ortak adımları ele aldık. İnşallah yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere ülkemizde ağırlayacağız. Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’la devam eden Karadeniz programı yaptık. Sağolsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bizi muhabbetle bağrına bastı. Kardeşim İlham Aliyev, kazandığı seçimlerinin ardından 19 Şubat’ta ülkemize bir ziyaret gerçekleştirdi. Ertesi gün adli yargı, hakim ve cumhuriyet savcıları, idari yargı hakimlerimizin kura çekim törenindeydik. Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı ve heyetini ağırladık.

Seçim mitinglerimize Afyonkarahisar, Denizli, Balıkesir, Sakarya ve Adana’da devam ettik. Meydanları dolduran tüm kardeşlerime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemini hizmete açtık. Miting maratonumuzu Manisa, Kütahya, Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin hizmete açılış törenlerine katıldık. Mart ayının ilk gününü Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdık. Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik.

“50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz”

Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha görmüş olduk. Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmete açtık. Muğla ve Marmaris’te STK temsilcileriyle bir araya geldik. Seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bizim zihnimizde ve kalbimizde en üst sıralarda tuttuğumuz değişmez gündem maddeleri var. Deprem yaşayan şehirlerimizin ayağa kaldırılması bunlardan biridir. Hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürüyoruz. Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini vatandaşlarımıza teslim ettik. İnşallah yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Amacımız tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahçup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.

Terörle mücadeleyi sınırlarımızın içinde ve dışında kararlılıkla devam ettiriyoruz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Suriye sınırları boyunca 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik koridoru oluşturma amacımız bakidir. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var.

Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul edene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız. Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Balkanlar, Orta Asya, Karadeniz, Kuzey Afrika, Ege’den Güney Asya’ya kadar çok daha büyük bir coğrafyanın kalbidir. Bir yerde bize ne şuradan, buradan diye bir ifade duyarsanız bilin ki bunu söyleyen ya zır cahil ya da gönüllü veya görevli 5. kol elemanıdır.

Bizim sömürgemiz yok. Karşılıksız gelir getirecek kaynaklarımız yok. Binlerce yıllık devlet tecrübemiz var, insanlığı kendimize hayran bırakacak milli hasletlerimiz ve çalışma vasfımız var. Dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Sahip olduğumuz her şeyi dişimiz ve tırnağımızla kazıyarak, gerektiğinde canımız ve kanımızla yoğurarak kazandık. Geleceğe güvenle bakabilmemizi sağlayan özgüvenimizi bu şekilde inşa ettik. Şimdi önümüzde çözüm bekleyen 3-5 mesele var diye bu muhteşem mirasa sırtımızı mı döneceğiz?

Daha çok mücadele etmemiz gerekiyor diye diz çökmemizi bekleyen emperyalistlere ve araçlarına teslim mi olacağız? Hayır, asla! Etrafımızda yaşananları görüyorsunuz. Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzun mücadelenin altından hem işgal edilen toprakları hem Karabağ’ı nasıl özgür hale getirdiklerine hep beraber şahit olduk. Rusya-Ukrayna savaşının nasıl başladığını, bugüne nasıl geldiğini ve nereye gittiğini hep birlikte takip ediyoruz. Suriye’nin gözlerimizin önünde nasıl parçalanmaya çalışıldığını gayet iyi biliyoruz.

Gazze’deki katliama kimlerin yol verdiği, destek sağladığı ve hatta içten içe sevindiği açıkça ortadadır. Türkiye olarak insani yardım ve samimi haykırışlarımızla Gazzeli kardeşimize destek olmaya çalışıyoruz. Türkiye Gazze ve Filistin için elinden geleni yapmaktadır, yapmaya da devam edecektir. Sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı işbirliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam Alemi’nin yek vücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası tek başına bu vahşetin sebebinin başka bir şey değil sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Filistin topraklarındaki gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkının geleceği güvende olmayacaktır.

Türkiye ve Türk milleti olarak siyasetimiz, ekonomimiz, savunma sanayimiz, ordumuz, sosyal yapımız ve kurumlarımızla güçlü olmazsak bizim başımıza gelecek olan da budur. Günübirlik sıkıntıların heyecanına kapılıp verilen bu mücadeleyi görmekten gelmek ülkeyi böyle bir girdabın içine atmak demektir. Başlattığımız projelerin sonuçlanması, onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var.

İnşallah o günleri de hep birlikte göreceğiz. 5. nesil savaş uçağımız Kaan vesilesiyle savunma sanayinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. Savunma sanayi hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın da gündemindeydi. Savunma sanayinde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. 850’yi aşkın projeyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık.

Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit ürün satarak ihracat yaptık. Kara, deniz, hava savunma platformuyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına katkı vererek Türkiye’nin bölgesel ve dünyadaki gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi ihrac atında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf, TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur araçlarımızla SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülkesi arasında yer alıyoruz.

Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet İHA için sözleşme imzaladık. Geçtiğimiz yıl ihracat tutarı 1.8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında dünya markasına dönüşen savunma sanayimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet taktik tekerlekli araç ihracatı yapıyor. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi gemisini üreten Türkiye bu gemileri radar, sensör, muhabere sistem, füze ve torpidolarıyla donatıyor. Ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol ve hızlı müdahale botları, lojistik destek gemisi gibi 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik.

Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan Hürkuş’un 5 adeti halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeili araçların yanında bizim silah kulemiz tercih ediliyor. 24 ülkeye 1200 adet silah kulesi satışı yaptık. Kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. 11 ülkeye 1500 adet kamikaze drone ihracatı gerçekleştirdik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor. Türkiye 10 ülkeye yaptığı 40 adet radar ihracatıyla dünyadaki ilk 3 arasında yer alıyor. Ülkemizin tasarımını, üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabır, azim, dikkat ve kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım.

Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda müttefikimiz dediğimiz kurum ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız roketlerle tehdit edildiğinde ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silah ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel verdiklerini unutmadık, unutmuyoruz. Biz kimin ne dediğine ne istediğine bakmıyoruz. Sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz. Türkiye geleceğini de şekillendirecek tarihi ekonomik dönüşümden geçiyor. Açıklanan her veli ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor.

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır oranda büyümeyi sürdürdü. Dünya ortalamasının 1,6 katına tekabül eden bu büyüme oranı ekonomimizin direnci ve dinamizmini ispatlıyor. Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. Her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimiz. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük.

“Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak…”

Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz. Cari açıktaki düşüş de sürüyor. Bu yılın ilk 2 ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Üretimler arttıkça cari açık gerileyecektir. Turizm gelirlerimiz her yıl rekor kırıyor. Geçtiğimiz yılı 54,5 milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yıl ki hedefimiz 60 milyar dolardır.

Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak, afetlere karşı güvenli şehirler çabalarımıza kaynak oluşturacak anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri çalışanlarımızın, emeklilerimizin hayatlarıyla gerçekleştirdik. En düşük emekli maaşını 10 bin liraya, asgari ücreti 17 bin liraya, engelli maaşını yaklaşık 4 bin liraya çıkarmış, her alanda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamak mümkün mü?

Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örneklerle anlattım. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Çözeceğiz

Marmaris’te Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla programı kapsamında Marmaris’te bir otelde düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda katıldı.

Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme stratejisini kararlılıkla uyguladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaşanılan deprem felaketine ve bölgede patlak veren çatışmalara rağmen hedeflerinden kopmadıklarını vurguladı. Turizmde 2023’ü rekor ziyaretçi sayısı ve turizm geliriyle kapattıklarını bildiren Erdoğan, bu sene hedefin 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar turizm geliri olduğunu ifade etti.

İhracatta yakalanan ivmenin hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, “Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak, 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat rakamımız ise yüzde 1,6 artışla 259 milyar doları buldu” bilgisini paylaştı.

Erdoğan, büyüme tarafında da olumlu tablonun devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Millî gelirimiz, 1 trilyon dolar sınırını geçerek, tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik eşiği daha aşmayı başardık. Bölgemizde çatışmalar durulup istikrar arttıkça, inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz.

Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan, ekonomiye katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının kurulması olduğuna dikkati çekti.

Geri bırakılan 21 yıl içerisinde terör saldırılarından, darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşandığını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınamayla nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık.

Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin, ülkemize güya, barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vadedenlerin, ‘Halil İbrahim Sofrası kurduk’ diyerek, milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hâllere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar, esen ilk rüzgârda darmadağın oldular. Dün bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin, çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Ne diyelim, demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin 14- 28 Mayıs’taki tercihiyle Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıktığını belirterek, “Ülkemiz altın değerinde bir beş yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

“Kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor”

Türkiye Yüzyılı’nın inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele vererek, uyum içinde çalışarak gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğinin depreme hazırlık çalışmaları olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hâle getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor.

Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken, mahallî idareler istismar siyasetiyle hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır, Ankara ve İstanbul’da son beş senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz.”

Erdoğan, Marmaris ve Fethiye Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdikleri iki tarama ve dip temizleme gemisinin dün Marmaris Limanı’na ulaştığını belirterek, gemilerin bu hafta tarama çalışmalarına başlayacağını söyledi.

Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrin ve ilçenin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Asıl umudumuz yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir belediyesinde Aydın Hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdiden her birinize destekleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum.”

Paylaşın