CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Tutuklularına Selam

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim” dedi ve ekledi:

“Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler. Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı.”

Özel, konuşmasının devamında, “Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tanıtım toplantısını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenledi. İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşu ile başlayan tanıtım toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir konuşma yaptı. Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Napolyon’un bana dünyayı verseniz ona başkent yaparım dediği şehirde, Fatih Sultan Mehmet’in çağ açıp çağ kapattığı şehirde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ülkenin ziğneti dediği şehirde beş yıldır hizmet veren Ekrem İmamoğlu’nun yeniden beş yıl hizmet vermesi için bir aradayız.

Bir ülkenin olabilmesi için o ülkenin ordusunun sınırlarını koruması ve bir sözleşmesi olması lazım. Bir sözleşmemiz var. Hepimizin üzerinde mutabık olduğu bir anayasamız yok ama ilk dört maddesinde mutabık olduğumuz bir anayasamız var. O anayasa, değiştirilene kadar hepimizi bağlıyor. Eğer siz o anayasanın bir maddesini yok sayarsanız başka birinin de başka bir maddeyi yok sayma tartışmasını kabul edersiniz.

Anayasa’nın 153’üncü maddesi Anayasa Mahkemesi’nin kararını bağlayıcı olduğunu söylerken birisinin talimatıyla beş kişi Anayasa’nın o sayfasını yırttı attı. Bu, başka birisinin Anayasa’nın 75’inci maddesini yok saymasını kabul etmek olur. Başka birisi gelir Anayasa’nın 101’inci maddesini atar. O, Cumhurbaşkanı’nın olmaması demektir. Yani birileri gelmiş devletin çivisini çıkarmaya çalışmaktadır.

Burada iki büyük ailenin temsilcileri var. Birisi Cumhuriyet Halk Partisi ailesidir, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Bu iki ailenin ortak bir çocuğu var: Tayfun Kahraman. Burada Tayfun Kahraman nezdinde, Can Atalay’ı, Osman Kavala’yı, Çiğdem Mater’i selamlamak isterim.

Bu insanlar her biri temsil ettikleri meslek grubu yöneticileri olarak Gezi Platformu’nda yer aldılar. Bu insanlar dönemin başbakanıyla görüşmek istediler. Gezi’de bir kişinin daha burnunun kanamaması için çaba sarf ettiler. Bunun için altı madde istediler.

Ne istiyorlardı: Ağaçları kesmeyin diyorlardı. Gezi Parkı’nı kesip yerine Topçu Kışlası yapmayın, AKM’yi yıkıp yerine AVM yapmayın, gençleri nezarethaneye atmayın diyorlardı. Bugün Gezi Parkı yerinde duruyorsa Mücella Yapıcı sayesinde, Can Atalay sayesinde, Mine Özerden sayesinde duruyor. Bugün AKM, AKM olarak duruyorsa arkadaşlarımız sayesinde duruyor. Şimdi diyorlar ki bunlar bize darbe yapmaya çalıştılar. Mahkeme salsa da salmam diyor. Her şeye ben karar veririm diyor.

Ama İstanbul’un iki güzide takımı 100’üncü yılın son derbisini oynayacak. Alıp onları Riyad’a götürüyorlar. Sanki bilmezmiş gibi onlar gelince Anıtkabir’e gitmiyorlar. Sanki bilmezmiş gibi senin bir adım önüne gelip ‘Merhaba asker’ diye Türkçe selamlamaktan yani Türkçe’yi saygıyla ağzına almaktan imtina eden birinin ne yapacağını bilmezmiş gibi İstanbul’un, İzmir’in Türkiye’nin hak ettiği son derbiyi götürüyor ve orada Gazi Mustafa Kemal’i utanmadan pazarlık konusu yapmaya niyetleniyorlar sonra biz çıkıp her şeyden sen sorumlusun da bu konuda neden sorumlu değilsin diye sorduğumuzda açıklama yaptırıyorlar cumhurbaşkanımızın bu konuda bir dahli yok, bunu kulüplere sorduk biz yaptık diye.

Dahlin yoksa Gezi’den de elini çek, dahlin yoksa bu milletin evlatlarından elini çek. Yok her şeyi sen biliyorsan o maçı da oraya sen götürdün, o Suudi Arabistanlıları istemeyiz, İstiklal Marşı’nı okutmayız diyecek hadsizliğin sorumlusu da sensin Recep Tayyip Erdoğan.

Biz bu ülkeye önce bağımsızlığı getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye çok partili rejimi, parlamenter rejimi getiren partiyiz. Sonra bu ülkeye sosyal devlet anlayışını ve sosyal belediyeciliği getiren partiyiz.

Türkiye’de yerel yönetimler tarafından ilk kez ortaya konulan kentsel dönüşümden toplu konut projelerine, metrodan metrobüse, hafif raylı sistemden biyolojik arıtma tesislerine kadar bugün bir çoğu bu salonda olmayan Cumhuriyet Halk Parti’li sosyal demokrat belediye başkanlarının ve onların inanmış kadrolarının eseridir. İstanbul’da ilk metronun temeli 1991’de Nurettin Sözen tarafından, İzmir’de Yüksel Çakmur tarafından atılmıştır.”

“Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor”

Özgür Özel’den sonra kürsüye çıkan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk, 10’uncu yıl nutkunda şöyle der: Az zamanda büyük ve önemli işler yaptık. Ve ardından şöyle devam eder: Fakat asla yaptıklarımızı asla kâfi görmeyiz. Çünkü çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz. Hazır mıyız İstanbul

Aziz Atatürk’ten aldığımız ilhamla az zamanda büyük ve önemli işler başardık. Bunca engele rağmen başardıklarımız bize güven ve cesaret veriyor.

Sizlerin iradesiyle 2019 yılında köklü bir değişim başardık. Sizlerin desteğiyle biz başardıkça onlar 25 yılda yaptıklarını her gün ama acemice her gün hararetle bizim dört buçuk yılımızla kıyaslamak zorunda kaldılar. İnanın bu başarı hepimizin başarısıdır. Tüm inancımla söylüyorum, İstanbul olarak başarmaya devam edeceğiz.

31 Mart 2024’te sizlerin iradesiyle İstanbul’u yeniden kazanacağız. Ve Allah’ın izniyle daha büyük işler başaracağız. Çünkü engellemelere karşı bağışıklık kazandık. Hizmet ürettik tecrübe kazandık. Artık küçüldükçe küçüldü o engelleme refleksleri. Toza dönüştü görmüyoruz onları artık. Başarıya nasıl ulaşacağımızı artık çok daha iyi biliyoruz. Artık İstanbul senin. O, ‘İstanbul benim’ diyen tek kişiden kurtuldu. İstanbul 16 milyonun, İstanbul herkesin.

Bizim devraldığımız belediyede metro projeleri tamamen stop etmişti. Bazıları bir buçuk yıldır duruyordu. Bazıları 2016, 2017’de ihale edilmesine rağmen hiç başlanmamış haldeydi. İştirak şirketleri vergi borcuna batırılmış ve ihale yasaklısıydı. Bugün o parlak isimleriyle tekrar Türkiye’nin markası haline gelen iştiraklerimiz ne yazık ki İBB’nin bile ihalesine giremiyordu. Kasasında sadece altı milyon lira bırakılmış bir belediyeydi. Altı milyon lira ne demek biliyor musunuz 2019’da? İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir saatlik bile gideri değildi.

Tabii enflasyon, döviz kurları ve işsizlik aldı başını gitti. Millletçe fakirleştik. Biz de İBB olarak gerçekten fakirleştik. Yürüttüğümüz her projenin bedeli dört kat beş kat bu dönemlerde artıyor oldu. İhaleler iptal edildi. Artan krizden dolayı hükumetin çıkardığı bir genelgeyle yüzde 15’in altında olan müteahhitler tek tek işleri iptal ediyorlardı. Her yürüttüğümüz projenin maliyeti artarken israfı bitirdiğimiz için biz bu zor dönemde bile onların ürettiği işlerin iki katını onların harcadıkları bütçenin yarısına bitirmeyi başardık.”

Paylaşın

CHP’den 14 Ocak’ta “Anayasa’ya Saygı” Mitingi Düzenleme Kararı

Gündeme ilişkin açıklamalar yapan CHP Lideri Özgür Özel, TBMM’yi 9 Ocak Salı günü olağanüstü toplantıya çağırdı. Özgür Özel, ayrıca 14 Ocak Pazar günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda “Anayasa’ya saygı” mitingi düzenleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel, “Elimde tüm muhalafet partilerinin toplandığında katılacaklarını bildirdikleri; CHP ve Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, DEVA, Demokrat Parti tarafından imzalanan İYİ Parti ve DEM tarafından da toplanıldığında oturuma katılacakları ifade edilen 9 Ocak 2024 Salı günü saat 15.00’te Genel Kurulu toplantıya çağırdığımız başvurumuz burada. TBMM’yi kendi iradesine karşı yapılan bu darbe girişimine karşı olağanüstü toplantıya çağırıyoruz” diye konuştu.

“Ayrıca CHP olarak, sivil toplumda bu darbe girişimine karşı hangi demokratik çağrı varsa en yürekten katkıyı sağlayacağımızı ifade ediyoruz” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Geleceğimize sahip çıkıyoruz’ diyeceğimiz; demokrasiye, anayasaya sahip çıkacağımız büyük miting için, 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, gençlerini Tandoğan Meydanı’nda geleceğimize, adalete sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) toplantıları sonrası açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamasından satır başları şöyle:

“Yargı darbesi Can Atalay konusunu aşmıştır. Can Atalay 600 milletvekilinin oylarıyla insan hakları komisyonuna seçilmiştir. Birileri onlara hadi oradan siz bilmezsiniz biz biliriz demiştir. Bu durum Devlet Bahçeli’nin zoruna gitmiyorsa milletin zoruna gidiyordur.

153. maddede AYM kararları yayınlandığı anda AYM kararları yürütme, yasama ve yargı organları için bağlayıcı durumdadır. Kendisi için anayasa yaptıran Erdoğan kendini bu anayasanın da üzerinde görmektedir. Erdoğan, ‘153. maddeyi benim için yok hükmünde’ diyerek yırtıp atmıştır. Erdoğan darbe girişiminin başında olduğunu itiraf etmiştir.

Yapılan iş varlığımızı borçlu olduğumuz rengini bayraktan alan anayasayı tartışmaya açmaktır. Anayasa yoksa devlet yoktur, devlet yoksa düzen yoktur. Gücün zehirlediği bu şahıs, memleketi yönetilemez bir hale getirmiştir. Memleket muz cumhuriyetine dönmüştür. Siz burada yazılan kuralları terk ederseniz muz cumhuriyetini bile ararsınız.

Cumhuriyetten önce kurulmuş iki güzide kulübümüzü Arabistan’a götürenler Atatürk’ü pazarlık konusu yaparlar.  Bu ayıbı örtmeden bir miting tertip etmişler.

Yılbaşı eğlencesinden dönenlerle sabah namaza gidenler arasında bir sürtüşme planlamışlardır. .Bu durum bir yaralanmaya sebep vermiştir. Ardından yaşananları dikkatle takip ettik. Ege’nin babası Zafer beyi aradım. Şiddete karşıyız, ama geçmişte sabıkası olmayan, adresi belli 22 yaşındaki bir genci nasıl tutuklarlar. Yılmaz Tunç bir açıklasın bakalım. Yumruğa karşıyız ama Ege’nin tutuklanmasına da karşıyız. Ege’nin savunmasını okuduk. Pişman olduğunu söylemiş ama tutukladılar çocuğu.

Yargıtay’a kurumsal başvurumuzu yapıyoruz. Bu 5 hakim için görevden el çektirilmelerini kendi görevleri olduğunu hatırlatıyoruz.  Yargıtay’ın kararı Yargıtay’da görev yapan tüm hakimlerin üzerine sürülen bir lekedir. Bu 5 celladın ceza genel kuruluna götürülmesini davet ediyoruz. 5 tane celladın geleceğimizi karartmasına sessiz kalmayacağız.

“TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırıyouz”

Elimde tüm muhalefet partilerinin toplantıya katılacaklarını bildirdikleri CHP ve Gelecek Partisi, Saadet Partisi, TİP, DEVA, Demokrat Parti tarafından imzalanan İYİ Parti ve Dem tarafından da toplanıldığında oturuma katılacakları ifade edilen 9 Ocak 2024 Salı günü saat 15.00’te Genel Kurulu toplantıya çağırdığımız başvurumuz burada. TBMM’yi kendi iradesine karşı yapılan bu darbe girişimine karşı olağanüstü toplantıya çağırıyoruz.

Ayrıca CHP olarak, sivil toplumda bu darbe girişimine karşı hangi demokratik çağrı varsa en yürekten katkıyı sağlayacağımızı ifade ediyoruz. Gelecek hafta 14 Ocak Pazar günü geleceğimize sahip çıkıyoruz diyeceğimiz, demokrasiye, anayasaya sahip çıkacağımız büyük miting için, 14 Ocak Pazar günü saat 13.00’te tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi partileri, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak isteyen her ferdini, gençlerini Tandoğan Meydanı’nda geleceğimize, adalete sahip çıkan mitingimize davet ediyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İstanbul Ve Ankara’da Kazanacağımıza İnanıyorum

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “İstanbul ve Ankara seçmenine saygısızlık etmek istemiyorum. Zaten bunu Ekrem Bey ile Mansur Bey ile de konuşuyoruz ‘Rehavete kapılmamalı, çok çalışmalıyız’ diye ama ben İstanbul ve Ankara’da kazanacağımıza şimdiden inanıyorum” dedi.

CHP Lideri Özel, anket şirketlerinin AK Parti için İstanbul ve Ankara’da kazanacak aday bulmakta zorlandıklarını söyledi, bu yerel seçimin ünvan maçı gibi olduğunu da sözlerine ekledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gazeteci Murat Yetkin’e yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“2 Ocak, 2024’ün ilk mülakatı; Genel Başkanlık makam odası. Konu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Aralık 2023 başında aday isimlendirmeye 15 Aralık’ta başlayacağını söylemesi, sonra bunu Aralık sonuna ertelemesi ama 2024’e geldiğimiz halde henüz ortada isim olmamasına geliyor.

‘Anket şirketlerinin bana söylediği’ diyor Özel, ‘İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın karşısında ölçmedikleri kişi kalmamış. Ekrem Bey’e karşı 20, Mansur Bey’e karşı 12 ismin başarı şansını ölçtüklerini duyuyoruz. Ama hâlâ adaylarımızı zorlayacak adayları bulamıyorlar.’

“Muhalefet partileriyle polemiğe girmiyoruz”

Özel, ‘Bu yerel seçimin öneminin farkındayız’ diyor; ‘Unvan maçı gibi bir şey olacak. Psikolojik üstünlüğün kimde olduğunu gösterecek. Yerel seçimlerde muhalefetin başarısız olması iktidarın gücünü perçinleyecek. Bu nedenle muhalefete muhalefet etmiyoruz. Muhalefet partileriyle polemiğe girmiyoruz.’

Özel İYİ Parti’yi mi kast ediyor bu sözlerle?

‘Ben bizim çatıda çok isteyip yapamadığımız birlikteliği tabanın, seçmenin sağlayacağına inanıyorum. Biz İYİ Partilileri kendimizden çok farklı görmüyoruz. Cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, Atatürk’e bağlı insanlar olarak görüyoruz. Ben İYİ Partililerin CHP’nin elindeki bir belediyenin AK Parti’ye ya da MHP’ye teslim edilmesini istemeyeceklerine inanıyorum.’

Kasıt İstanbul ve Ankara mı daha çok?

‘İstanbul ve Ankara seçmenine saygısızlık etmek istemiyorum. Zaten bunu Ekrem Bey ile Mansur Bey ile de konuşuyoruz ‘Rehavete kapılmamalı, çok çalışmalıyız’ diye ama ben İstanbul ve Ankara’da kazanacağımıza şimdiden inanıyorum.’

Özel, anket şirketlerinden duyduklarına göre bir anketçi Tayyip Bey’in ekibine Ankara ve İstanbul için ‘Sizin kaybedecek adayları arıyorsunuz’ gibi şey söylediğini aktarıyor.

‘AK Parti şöyle bir sıkıntı var’ diyor; ‘Mansur Yavaş’ın da Ekrem İmamoğlu’nun da herhangi bir belediye başkanının tanınırlığını çok aşan etkileri var. İkisiyle de başa çıkacak adayları bulmakta zorlanıyorlar.’

Özel’e gör İstanbul, ‘Tayyip Bey’in sancak gemisi’ idi. ‘Ele geçirdik’ diyor yüzünde muzip bir ifadeyle; ‘Bir çağrım var Tayyip Bey’e: yurt dışında Türkiye’nin ekonomisiyle övünemez ama Türkiye’nin Başkaneti Ankara, Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul emin ellerde, iyi yönetiliyor diye övünebilir. Buna devam edelim diyoruz.’”

CHP Lideri Özel’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

MHP’li Yalçın’dan CHP Lideri Özel’e Ağır Hakaretler

MHP Lideri Devlet Bahçeli ve CHP Lideri Özgür Özel arasında yaşanan polemiğe MHP’li Semih Yalçın da katıldı. Özel için “Müptezel, arsız, ayağı Mekap’tan aylarca çıkmamış PKK’lının çorap kokusu” ifadelerini kullanan Yalçın, “Sen partisinin geleceğini PKK’ya ipotek eden politik bir tefecisin” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında ortak bildiriye imza atmayan ve Manisa’da asker cenazesinde provokasyona maruz kalan Özgür Özel için “Böyle giderse sokağa bile çıkamaz” demişti. Özel ise Bahçeli’nin bu sözlerine yanıt olarak, “İyi siyasetçi olabilir ama kötü biri” ifadelerini kullanmıştı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i ağır ifadelerle hedef aldı. Özgür Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

“Ey CHP’nin eş genel başkanı; iş birlikçi-vesayetçi yüzüne taktığın demokrat maskesi  Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli tarafından indirilip kirli çorapların ortaya serilince, kürsüye çıkıp olanca hiddet, şiddet ve huşunetle saldırıya geçtin. Ama nafile! Retorik içeren ihtiraslı ve gazlı cümleler, seni kurtarmaz. Laf cambazlığı, eleştirileri hakaretle karşılamak, seni temize çıkarmaz. Sen; partinin kongresinde Demirtaş haini başta olmak üzere teröristlere selam yolladın mı, yollamadın mı?

Mazbatalı, kravatlı teröristlerle iş tuttun mu, tutmadın mı? 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Dem’in oylarıyla demlenmeye muhtaç olduğun için önlerine halı oldun mu olmadın mı? Cumhuriyet’i kuran CHP’nin şeref ve haysiyetini bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısına çiğnettin mi, çiğnetmedin mi?

Genel Başkanımıza dil uzatıp ‘kötü insan’ deme hadsizliğine soyundun ya, sen nesin peki? Biz senin kim olduğunu tasvir ve tarif edelim, millet de bilsin. Kötü sıfatı, senin gibilere iltifat sayılır. Alçak da senin türünden mürai politikacı taslakları için madalya yerine geçer.

Sen; partisinin geleceğini PKK’ya ipotek eden politik bir tefecisin. Zaten ipotekle kazanılmış belediyeleri kaybetmemek için şehitlerimizin ruhlarına azap etmekten, ailelerinin yüzüne durmaktan çekinmeyen bir arsızsın.

CHP’nin elindeki ipotekli belediyeleri kurtarayım derken Cumhuriyet’i kuran partiyi Kandil’in hızarına vermekten imtina etmeyen bir peşkeşçi, veresiyecisin. Yerel seçimlerde oy avlamak uğruna milletin kutsallarını çiğnemeyi göze alabilen bir tufeylisin.

CHP’yi milletin gözünden de, haysiyetten de düşürmekle kalmayan, batakçı siyasetin cehennem kuyusuna yuvarlayan bir müptezelsin. Seni ve partini o ateş kuyusundan küresel zebaniler ve sömürge cinleri bile çıkaramaz.

Sende düşkünlüğün, vurdumduymazlığın, yüzsüzlüğün, çıkarcılığın ölçüsü seviye bile değil; çukur derekesinde… Sen, kelimenin tam manasıyla çukur bir insansın. Sen, nefesi aylarca ayağı mekaptan çıkmamış PKK’lı teröristin çorabı gibi iğrenç koku yayan pis bir politikacısın!

Teröristi kırk kalıp sabunla yıkayıp aklamak için lafı sabun gibi köpürten, siyasi rakiplerine vıcık vıcık bulaşmaktan zevk alan, kaygan dilli bir demagogsun. Oylarını almak için DEM’ci hainlerin eteğine sarılmaktan başka politika üretemeyen kifayetsiz bir muhterissin!

Yüz yıllık CHP’yi hainler sürüsüne ağız eğmeye mecbur bırakan bir zavallısın. Özgür Efendi! 31 Mart’ta, bu şekilde milletten oy alacağınızı ve PKK militanlarına peşkeş çektiğiniz belediyelerde yeniden hüküm sürmek için seçim kazanacağınızı sanıyorsan, aldanıyorsun! Madem milletle hemdert olmak yerine Kandil meyhanelerinde “DEM” çekmeyi yeğliyorsun. Madem siyasetin mutfağında değil, pazarındasın. Seni ve partini malzeme olarak kullananların masasına gelip sofrasında garnitür ve menü olacağın aşikâr.

“Senin de sonun hüsran olacak”

El Hak! Senin de sonun hüsran olacak. Şayet unutkanlık illetiyle alilsen, hatırlatalım. Esasen, henüz seçim sonuçları hakkındaki bilgiler sıcak ve hafızalarda taze… Kimin ne mal olduğuna, kimin kaç para ettiğine, geride bıraktığımız Cumhurbaşkanı Seçimi ve Genel Seçimlerde herkesi sarraf hassasiyetiyle tartan millet karar verdi. Senin partinin kefesi pek hafif geldi. Senin partinin karnesi de kırık notlarla dolu…

MHP ve Cumhur İttifakı aleyhinde olmadık dümen ve dalavereye tevessül eden, işitilmedik yalan ve iftira kampanyaları düzenleyen, görülmedik ittifak ve iş birlikleri tertipleyerek şeytanı bile şaşırtan sabık genel başkanınız; hırsına yenik düşüp koltuğu sana devretmek zorunda kaldı.

Buna rağmen sen; partinin ve başındakinin yaşadıklarından ibret almayıp eskisinden daha beter, daha sefil, daha aşağılık politik manevralara, manipülasyonlara yelteniyorsun.

Bak, demedi deme Özgür Efendi! Öfkeyle kalkan zararla oturur. Keskin sirke küpüne zarar verir. Boşuna celallenme, beyhude efelenme! Bu millet sana da dersini 31 Mart 2024’te verecek. PKK’nin siyasi acentesiyle ticaret yapmanın zehirli meyvesini sandıkta devşireceksin. O vakit biz, ‘Dersini almış da ediyor ezber.’ türküsünü söyleyeceğiz. Sen ve ‘Kendim ettim, kendim buldum; gül gibi sararıp soldum, eyvah!’ diye ağıt yakacaksın. Ayaktaşlarınsa bu kez faturayı sana çıkaracak ve yeni yüzyılın eş başkanı Badi Ekrem’e koşacak. O da, hizmetten çok poz ve metan gazı verdiği İstanbul’u kaybetmenin ezikliğinden kaçmak için yeni bir maceraya heveslenecek.”

 

Paylaşın

CHP Lideri Özel: 1984’ten Beri Kaç Bildiriye İmza Attık, Neyi Çözdük?

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, TBMM’de 4 partinin imza attığı bildiriye imza atmamaları hakkında, “1984’ten beri kaç bildiriye imza attık? Neyi başardık, neyi çözdük?” dedi ve ekledi:

“Bundan sonra ne ezbere iktidar var, ne de ezbere muhalefet var. Faşizme, ‘Sen neden böyle yapıyorsun’ denmez. Mikroba, ‘Sen neden hasta ediyorsun’ diye sorulmaz. Muhalefet, iktidarın pozisyonuna güç veriyorsa o ülkede iktidar değil muhalefet sorgulanır. Sorumluluğumun farkındayım.”

Özel, konuşmasının devamında, “Elbette sorularımız var. 20 aydır Pençe-Kilit operasyonu şehit geldikçe hatırlanıyor. Bu operasyonun amacı ne, hedefi ne? Ulaştıysa neden oradayız, ulaşmadıysa neden ulaşmadı? Bu şartlarda koruyamıyorsak mehmetçiğin hayatı için başka tedbirler alınması gerekmiyor mu?” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Birileri bir yandan kendi sorumluluklarını örtmek, birilerini kendi sorumluluklarına ortak etmek ve süreci kendileri açısından hasarsız atlatmanın hesabı içine girdiler ve bir büyük oyunun, bir büyük algı operasyonun da ilk günlerini yaşadığımızı akıl sahibi, vicdan sahibi her birimize hissettirdiler.

Ankara’da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle tekrar ettirmekle meşguldüler.

Biz 12 askerimizin nasıl şehit olduğunu milletimize anlatılmasını, Meclisimizin bilgilendirilmesini, Cumhurbaşkanı ya da MSB Bakanı eliyle halkın huzuruna çıkıp bir şeyler söylenmesini hem de Meclis’in bilgilendirilmesini istedik. Çünkü bölgeden çok çelişkili haberler geliyordu, hala da devam ediyor. Bu konuda sorularımızı, önerilerimizi birazdan sıralayacağım.

Öncelikle hep beraber bir milli yas ilan edilsin, bayraklar yarıya indirilsin, eğlenceler iptal edilsin, açılışlar iptal edilsin ve bu ülke bu acıda ortaklaşsın dedik. Bu daha önce yapılmadı mı? Yapıldı. Kanunu var, yetkisi belli, ilan edecek kişi belli ama hiç oralı olmadılar hiç buralı olmadılar, hiç bunu hissetmediler.

Daha önce bu yetkiyi Suudi Arabistan kralı öldüğünde 3 gün süreyle kullanmıştı. Onlar Suudi Arabistan kralı ölünce bu ülkede milli yas ilan edilmesi gerektiğini düşünüyorlar ama bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde burada milli yas ilan edecek bir şey görmüyorlar. İşte böyle bir anlayışla karşı karşıyayız ve onlar iktidar, biz muhalefet tarafındayız.

Milli yas ilan etmeyelim, Suudi kralı kadar değerli değiller, ne yaşanıyor size anlatmayalım çünkü milletin vekili olsanız da sarayın muhatabı değilsiniz ama bir göreviniz var bu A4 kağıda imza atacaksınız hep beraber kınama yapacağız. Biz o gün dedik ki milli yas ilan edilmeden, meclis bilgilendirilmeden sizin sorumluluğunuza ortak olacak, sizi meşrulaştıracak, sizinle birlikte hiçbir imzayı atmayacağız.

Biz artık hiçbir evladımız bir daha şehit olmasın diye askerlerimiz daha iyi korunsun diye kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye anneler gözyaşları dökmesin diye artık sizin istediğiniz A4’ler üzerinde imzalar koyup iktidarın peşinden koşturup terör belasını bu topraklardan silmek yerine bir sonraki şehit cenazesine kadar unutan anlayışla ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız.

Bizi nelerle muhatap edecekler göze alıyoruz onlardan korkmuyoruz ama bu partinin karşısındakinden değil arkasında durduğunu düşündüğünden bir dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur kendimize güveniyoruz kimseden korkmuyoruz, kimseden korkmuyoruz.

1984’ten beri kaç ortak bildiri imzaladık? Sonucunda ne elde ettik neyi çözdük neyi başardık? Hala daha niye annelerin gözü yaşlı? Babaların yüreğinde taş var? ve halen daha sürekli ne zaman ama ne zaman Türkiye’de artık bir şeyler iyiye gidecek dendiğinde şehit cenazeleri geliyor artık insanlar bu sorunun cevabını istiyorlar. öyle ne ezbere iktidar var ne bundan sonra öyle ezbere muhalefet var. CHP’yi bundan önce hesaba katmayanlar bundan sonra o kirli hesaplarını iki kere yapsınlar çünkü yanılacaklar.

İktidar, demokratik değilse geldiği demokrasiyi araçsallaştırıp gücünü mutlaklaştırıyor her geçen gün biraz daha acımasızlaşıyorsa, sertleşiyorsa, faşizme kayıyorsa, faşizm dönemlerindeki uygulamaları örnek alıyorsa o iktidara sen niye böyle yapıyorsun denmez. Ama böyle bir iktidar gücünü mutlaklaştırıyorken karşısında muhalefet bu iktidara varlığıyla güç veriyorsa o ülkede iktidar değil muhalefet sorgulanır. Sorumluluğumuzun farkındayız.

CHP bu bildiriye imza koymadı. Böyle bir bildiri imzaladılar, şu bildiriye biz imza koymadık. Sonra bir yalana sarılıyorlar, CHP tepki gelince kendi bildiri imzaladı diye. Biz bu bildiri imzalanırken, yollayın o bildiriyi görelim bile demedik. Soruyorlar ya hangi kelimesine karşısınız. Bildiriyi görelim bile demedik çünkü dedik ki bu milletin evlatları neden öldü, hangi tedbirler alınmadı bundan sonra hangi tedbirler alınmalı konuşulmadan gerçekten bu konuda samimi bir bilgilendirme olmadan kimseyle ortaklaşmayız dedik.

Sayın Ali Yerlikaya’yı arayıp emniyet mensuplarına teşekkür ettim. Acılarını yaşamak yerine bu meselelerde defalarca telefon edip ‘Yapanları lanetliyoruz. Özgür Bey bizim ailemizin çocuğu’ diyen Budak ailesine yürekten teşekkür ediyorum. Biz son zamanlarda 28 imza atmışız, onlar genel başkanmızın önüne mermi koydurmuş, Meclis’te yumruk attırmış, Çubuk’ta linç girişimiyle karşı karşıya bırakmışlar. Önce imza atıp sonra eleştirseydiniz diyen varsa aklını peynir ekmekle yemesin. Yazan çizen herkese söylüyorum. Erdoğan da Bahçeli de çok iyi siyasetçi ama bunlar kötü insanlar.

Seçim döneminde montaj videolarla bizi Kandil ile birlikte göster, sıkışınca Abdullah Öcalan’dan mektup oku. Sonra da ‘yerli ve milli siyaset’ de. Yere batsın yerliliğin ve milliliğin.”

Bahçeli bugün dedin ya PKK’nın adını anmaz hain onlar diye. PKK’nın adını anmayan bir hain arıyorsan işte Recep Tayyip Erdoğan’ın tweeti. Öyle bedava siyaset yok. Hain arıyorsan burada.

Biz imza atmışız, onlar genel başkanımızın önüne kurşun koymuşlar biz imza atmışız onlar genel başkanımıza grup çıkışında yumruk attırmışlar. Biz imza atmışız onlar Çubuk’ta genel başkanımızı linç etmeye çalışmışlar. Linçten sonra da nereye gideceğine dikkat etsinler demişler Anıtkabir’de bile genel başkanımızın elini havada bırakmışlar.

Hala daha bu kötücül akılla önce imza atsaydık sonra eleştirseydik diyen varsa aklını peynir ekmekle yemesin.

İstanbul seçiminden önce bunlar kazanırsa İSPARK’ı PKK’ya verecekler de, sıkışınca son gece Abdullah Öcalan’dan mektup okut ondan sonra yerli ve milli siyaset… Yere batsın yerliliğin, yere batsın milliliğin!

“Ağzına geleni söyleyen Devlet Bahçeli…”

Sayın Bahçeli HDP’yi dinlemedi CHP’yi dinlemedi ama sayın Bahçeli oturdu ittifak ortağı HÜDAPAR’ı dinledi. HÜDAPAR Genel Başkanı, konuşması sırasında önce bir kere mikrofon kapandı diye açılınca ikinci kez elinde hilafet yeşili parti programıyla sanki inadına dönüp MHP sıralarına bakarak şunları okudu: ‘Olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle eyalet sistemi, özerklik gibi yönetim modelleri serbestçe tartışılabilmelidir’

Erdoğan bu sistemin olumsuz yönlerini saysın. Ağzına geleni söyleyen Devlet Bahçeli, ağzını aç da konuş bakalım bu sistemin olumlu yönlerini de sen anlat ittifak ortağın yerine.

Sayın Devlet Bahçeli, ittifak ortağının söylemiyle söyleyeyim ‘Kimler kimlerle beraber’

Bu iktidar herkes bilsin ki devlet değildir. Devletin kanatları iktidarı korumak için değil halkı milleti korumak içindir. Parti, parti devleti olmaz devletin de partisi olmaz ama muhalefet de ne devlet için ne iktidarı arkalamak için ne zor duruma düştüm dediğinde iktidarı meşrulaştırmak için değil ancak ve ancak yetkinin alındığı millet için yapılır, halk için yapılır.

Biz, bize oy verenlerin saray rejimine oy vermediğini biliyoruz. Biz, bize oy verenlerin bu anlayışa oy vermediğini biliyoruz bu yüzden de biz milletin olmayan bu yoldan yürümeyeceğiz. Her alanda yetki kullanıp hiçbir sorumluluk almayan iktidarı o konforlu alanında rahat bırakmayacağız.

Bu ülke herkes için zenginleşene kadar hep birlikte çalışacağız fakir fukaranın şehit olduğu bunların zengin olduğu bu düzene dur diyeceğiz. Artık yeter, artık yeter, artık yeter!”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den, Erdoğan Ve Bahçeli’ye Yanıt

Erdoğan ve Bahçeli’nin kendisine yönelik eleştirilerine yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Manisa’ya birisi gövde gösterisi yapmaya gitmiş lafını utanarak ve ürpererek dinledim. Ne gövde gösterisi ya. Bu kadar kalpsizlik olur mu? Şehit cenazesine gidiyoruz” dedi ve ekledi:

“Buna gövde gösterisi dediği, bir elini şehidin tabutunun üstüne koyup bir eline mikrofon alıp orada siyasi söylemlerde bulunmaktır. Şehit cenazesine gitmek ne zaman gövde gösterisi olmuştur. Sonrasından bildirilmiş kıtalarla, çevre ilçelerden, komşu illerden topladıklarını oraya götürüp bize karşı slogan attırmak marifet mi şehit cenazesinde? Buna kim karar versin, cenazeye gitmek mi gövde gösterisi orada sövgü gösterisi yapmak mı? Hangisi milleti inceltiyor.”

Özel açıklamasının devamında ise, “Şehit ailesi konuşmuş. Ne diyor şehit ailesi, protestoları kınıyor, ‘Özgür Özel bizimde ailemizin evladı’ diyor. Daha söyleyecek başka bir şey var mı ? Birazcık utanma olmaz mı insanda. Şehit ailesi diyor ki ‘yaşananlardan utandık, yaşananları kınıyoruz. Üç beş kişiyi toplamışlar getirmişler bağırtıyorlar’ diyor” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendisine yönelik eleştirilerine yanıt verdi. Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Manisa’ya birisi gövde gösterisi yapmaya gitmiş lafını utanarak ve ürpererek dinledim. Ne gövde gösterisi ya. Bu kadar kalpsizlik olur mu? Şehit cenazesine gidiyoruz. Buna gövde gösterisi dediği, bir elini şehidin tabutunun üstüne koyup bir eline mikrofon alıp orada siyasi söylemlerde bulunmaktır. Şehit cenazesine gitmek ne zaman gövde gösterisi olmuştur.

Sonrasından bildirilmiş kıtalarla, çevre ilçelerden, komşu illerden topladıklarını oraya götürüp bize karşı slogan attırmak marifet mi şehit cenazesinde? Buna kim karar versin, cenazeye gitmek mi gövde gösterisi orada sövgü gösterisi yapmak mı? Hangisi milleti inceltiyor. Şehit ailesi konuşmuş. Ne diyor şehit ailesi, protestoları kınıyor, ‘Özgür Özel bizimde ailemizin evladı’ diyor. Daha söyleyecek başka bir şey var mı ? Birazcık utanma olmaz mı insanda. Şehit ailesi diyor ki ‘yaşananlardan utandık, yaşananları kınıyoruz. Üç beş kişiyi toplamışlar getirmişler bağırtıyorlar’ diyor. Bunun ailemizle ilgili yok. ‘Özgür Özel de ailemizin evladı’ diyor.

Ben Manisa’nın evladıyım. Ne Manisa’da ne de 81 ilin herhangi bir yerinde bu tür davranışların yapılmasını asla doğru bulmam. Bizim elimiz armut toplamaz, Erdoğan’a aynı şekilde cevap mı verelim. Aynı şekilde cevap verecek olursak camilerin avluları, siyasi protesto mekanına dönüşürse bundan cumhurbaşkanı olarak hoşnut mu olacak. Biz gençlik   kollarımızı götürüp aynı sloganları attıramaz mıyız? Marifet mi bu. Marifet, böyle durumlarda aile ile duygu bağını kurabilmekte, marifet ne kadar üzgün kızgın olsa da  metaneti koruyabilmektir. Erdoğan’ın bu açıklamasını duyduysa sayın Bahçeli Erdoğan’ı da dinlemeye gitmez artık.”

“Genel başkanımıza ve bizlere o saldırıyı yapanlar…”

Öte yandan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Deniz Yücel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında ortak bildiri ve milli yas polemiğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yücel’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Şehit cenazesinde Şehidimizin aziz hatırasına saygısı olmayan bir avuç kendini bilmezin çıkardığı provokasyonun amacının ne olduğunu biliyoruz. Bu provakasyona Manisa’dan katılanların parti aidiyetleri dikkat çekiyor. Hepsi tek tek tespit ediliyor. Şehidimizin ailesi, yakınları provokasyona izin vermedi… Onlar Genel Başkanımızın arayarak yapılanlardan büyük üzüntü duyduklarını ilettiler.

Genel başkanımıza ve bizlere o saldırıyı yapanlar korkak ve karanlık güçlerin elinde maşa olmuş kullanışlı aparatlardır. Bu ve benzeri provokasyonlar bizi doğru bildiğimizi yapmaktan ve söylemekten alıkoyamaz. Kolay siyasete alışan ve CHP’den yükselen itiraz karşısında ne yapacağını şaşıran Ömer Çelik, aklınca bizi eleştirmiş; CHP’nin terör karşısında kendi bildirisini yayınlamasından rahatsız olup, ortak bildiriye imza atmaması utanç vericidir demiş.

Sen önce Savunma Bakanınıza, 24 saatte 12 evladımızı neden şehit verdik, onun hesabını sor. Sonra Bakanınıza, Mehmetçiğimiz sınırda canını dişine takmış teröristlerle çatışıp şehit olurken, şimdiye kadar yayınlanan bildirilerden, atılan imzalardan sonra ne yapıldı? Kaç evladımız şehit düştü? Onu sor. Utanç verici olan nedir biliyor musun Ömer Çelik, çözüm sürecinde karakollara “Terör örgütü PKK’yı görmezden gelin, müdahale etmeyin” talimatı vermektir.

Utanç verici olan, Alçak Terör örgütü PKK’yı muhatap alıp Oslo’da masaya oturmaktır. Sonrasında da, “Biz görüşmedik Devlet görüştü” demek yüzsüzlüktür, pişkinliktir, utanmazlıktır! Mehmetçiği bile bile, ölüme gönderen ellerden çıkmış bildirilere, bizim mürekkebimizin tek bir damlası bile düşmeyecek.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Sorumluların Arkasına Dizilmeyeceğiz

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin Kuzey Irak’taki gelişmeler sonrası yayımladığı ortak Meclis bildirisine imza atmayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kendi bildirisini yayımladı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bildiriyi sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz” ifadeleriyle, AKP hükümetinin politikalarını eleştirdi.

“Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” diyen CHP Lideri Özel “Terörü kınamıyor lanetliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekilleri Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın imzasının yer aldığı bildiri şöyle: “Ülkemiz 22-23 Aralık 2023 geceleri gelen kara haberlerle sarsılmıştır. 12 Vatan evladının şehit düştüğü alçak saldırılar, terörün kirli yüzünü bir kez daha göstermiştir.

Terörü, hain terör örgütünü ve insanlık dışı yöntemlerini lanetliyoruz. Bu menfur saldırıları planlayan, azmettiren ve gerçekleştiren teröristler hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaktır.

Askerlerimizin can güvenliği ve yaralılarımızın sağlık durumu en başta gelen endişe kaynağımızdır. İki gece üst üste aynı bölgede 12 şehit verilmesi yanında, halen bölgede bulunan mehmetçiklerimizin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, milletimizin acısını ve üzüntüsünü daha da artırmaktadır.

Bu nedenle bu geceden tezi yok TBMM’nin hiç zaman kaybetmeden derhal bir kapalı oturum yapması ve Milli Savunma Bakanı’nın gezi gazi Meclis’e gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi zorunludur. Ancak bu oturum sonrasında bölgeden ve gelişmelerden kapsamlı ve doğru şekilde bilgi alan siyasi parti gruplarının ortak bir metin çalışması yapabileceğini düşünüyoruz.

Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz.

Bunun yanında milletimizi tarifsiz bir üzüntüye ve eleme gark eden böylesine acı ve elim olayın ardından ulusal yas ilan edilmesi bütün toplumun ortak talebidir iktidarı daha fazla gecikmeksizin bu yönde tutumu almaya davet ediyoruz

Terörün hedeflerine ulaşmasının ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Milletimizin başı sağ olsun.”

“Saldırıları şiddetle kınıyoruz”

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi Grupları imzasıyla yayımlanan bildiride ise şu ifadeler yer aldı: “Bölücü terör örgütü PKK tarafından iki gündür gerçekleştirilen hain terör saldırıları neticesinde 12 vatan evladımızı kaybetmiş bulunmaktayız.

Milletimizin başı sağ olsun. Bu menfur saldırılarda şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisinde aşağıda imzası bulunan siyasi parti grupları olarak birlik ve bütünlüğümüze, huzur ve güvenliğimize yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Terör ve şiddet, hiçbir zaman hedefine ve amacına ulaşamayacaktır. Aziz milletimizin teröre asla boyun eğmeyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle tavizsiz bir şekilde mücadele edecek güç ve kudrete sahip olduğunu kararlılıkla ilan ediyoruz.”

Paylaşın

CHP Lideri Özer, Erdoğan’a Seslendi: Filistin’e Gidiyorum

CHP Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Filistin davası bizim davamızdır. Bugün sözle Filistin’e destek olunmaz, Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz. Eylemle olur. Bunun için eğer yapacaksanız İsrail’e ambargo uygulayacaksınız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir yandan çıkıp Filistin için güzel sözler söylemek, timsah gözyaşları dökmek. Sonra Filistin’e size, çevrenize, ailenize yakın kişilerin gemileri ile halen daha ticaret yapmak samimiyet değildir. Buradan bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Samimiysen, ben önümüzdeki günlerde Filistin’e gidiyorum. Filistin meselesine destek olmak için, Filistin ile dayanışmak için, dünyanın dikkatini buraya çekmek için gidiyorum. Cesaretin varsa bu ülkedeki tüm siyasi partilerin liderleriyle birlikte, bizimle birlikte Filistin’de olursun.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’a gelişinin 104’üncü yıldönümü etkinlikleri programında konuştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’un da yer aldığı programda, Genel Başkan Özgür Özel şunları söyledi:

“Ben buraya Genel Başkan Yardımcılarım, milletvekillerim, Parti Meclis üyelerimle geldim. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızla geldim. Ayrıca bütün belediye başkanlarımızla birlikte ama buraya olan özel ilgisi ile çok sayıda hizmeti ile bugün buraya davetli olan ama başka bir programı olduğu için bize eşlik edemeyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun selamları ile geldim.

Tabi birçok kimliğimiz var. Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak ya da arkadaşlarımız milletvekili kimlikleri ile değil bu güzel davete icabet etmiş mihmanlar olarak aranızdayız. Burası Türkiye’nin, Anadolu’nun en önemli yerleşim birimlerinden bir tanesi. Burada açık gönüller var, açık eller var, açık kucak, açık yürekler var. Burada geleni geri çevirmek yok. Burada gelene ev sahipliği etmek var. 3 güne kadar makam ve mevki ayırmadan misafir etmek var. 3 günden sonra hizmet etmek isteyene de yer açmak, gönüllerde yer açmak ve ondan sonraki süreçte hep birlikte olmak var.

Bugün çok tarihi bir gün. 104’üncü yılındayız. Partimizin ve ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’ı ziyaretinin. O 19 Mayıs 1919’da artık İstanbul’da yapacak bir şey kalmadığı için, işgal altındaki bu toprakları kurtarmak için tek çarenin Anadolu’ya çıkmak olduğunu bildiği için Samsun’a çıktı. Ardından kongreleri gerçekleştirdi. Yeniden Sivas’a gitti ve Ankara’ya giderken aklına 2 şey geldi. Bir tanesi Selanik’teyken bir Bektaşi babasının kendisine söylediği şu sözler:

‘Bir gün Anadolu’da bir mücadeleye girersen, arkanda samimi bir güç ararsan, uzun yıllar o topraklarda acı çekmiş, bedel ödemiş Alevilerin yardımını almak için Hacıbektaş’a gitmelisin. Hacıbektaş’ın başında bir dua okumalısın. Aradığın desteği muhtaç olduğun kudreti, postun başını bulduğunda, ona sorduğunda arkanda bulacaksın’. Gelir duasını yapar, postun başını bulur ve Çelebi Cemalettin Efendi ile birlikte uzun ve faydalı sohbete tutuşur. O sohbetin bir yerinde ‘Eğer muvaffak olursan ki olacağına inancım tamdır. Bu topraklara Cumhuriyeti getirecek misin, eşitliği getirecek misin’ sorusu ile muhatap olur. Birazcık sessizce gözünün içine bakar ve der ki ‘Eğer aramızda kalırsa, eğer aramızda kalacaksa, evet. Günü geldiğinde Cumhuriyet’i ilan edeceğim.’

O konuşmadan neredeyse 4 yıl sonra ‘Çocuk yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’ deyince yaverinin, sonra arkadaşlarının duyduğu heyecan aslında 4 yıl önceki bir ortak taşınan sırrın aleniyet kazanmasıdır. Cumhuriyetin kurulacağı yani memlekete demokrasinin geleceği, eşitliğin geleceği, kadın ve erkek eşitliğinin geleceği, kadınların seçme ve seçilme hakkının olacağı, bu topraklarda çağdaş bir ülkenin kurulacağının ilk kararının verildiği, ilk sohbetinin yapıldığı ve o sırrın 4 yıl boyunca tutulduğu bu topraklarda bulunmak hepimiz için büyük bir onur ve gurur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o gün burada sadece manevi bir destek almadığını biliyoruz. Kendisinin de hiç beklemediği önemli bir maddi desteği aldığını, ayrıca Anadolu’nun neresine giderse gitsin Horosan Erenlerinin koşup kendisi ile birlikte bu memleket için ölmeye hazır olduklarını ve onlara buradan verilen emaneti hep birlikte biliyoruz ve sayıyoruz. Anadolu’nun neresine gidersek gidelim bu toprakların kuruluşunda, buranın hepimize yurt oluşunda, üzerinde egemenliğin simgesi bayrağın dalgalanışında Anadolu’nun neresine giderseniz gidin Horosan Erenlerinin türbesinin tepesinde dalgalanan Türk bayrağını görürsünüz. O bayrak Hacıbektaş Veli sayesinde dalgalanıyor. O bayrak Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde dalgalanıyor.

O günlerde kurulan Cumhuriyet eşitlik ilkesine dayanıyordu. Anayasamıza, toplum sözleşmemize göre Misaki Milli sınırları içinde yaşayan herkes eşit ama 100’üncü yılını kutladığımız Cumhuriyeti şimdi yönetenler bu topraklardaki Anayasamızda teminat altında olan eşitliği uygulamıyorlar. Maalesef bugün Türkiye’de Alevilik inancı, Alevilerin inançları eşit yurttaşlık temelinde karşılık bulmuyor. Bu ülkede bir dine mensup olanların, bir mezhebe mensup olanların bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırken, bir başka kendini bağlı görenlerin, hissedenlerin, o inancı yüreğinde taşıyanların ibadethaneleri devlet katında ibadethane kabul edilmiyor.

O ibadethanelerin masrafları ve giderleri başka ibadethaneler gibi, ben bir Sünni vatandaşınızım benim gittiğim caminin imam ve müezzininin maaşı devlet tarafından ödeniyor. Elektrik, su, her türlü gideri devlet tarafından gideriliyor. Ama Alevi yurttaşlara gelince cemevleri ibadethane sayılmıyor. Bu eşitsizliğe itiraz ediyoruz. Bu eşitsizliği ortadan kaldıracağız.

Ayrıca burası bir Cumhuriyet, burası bir devlet. Devleti devlet yapan anayasası, anayasa gereği topladığı vergiler. Devlet sağ eliyle vergi topluyor, sol eliyle hizmet yapıyor. Vergiyi toplarken Müslüman, Hristiyan, Alevi, Sünni’den vergiyi eşit bir şekilde toplayıp, hizmet yaparken bazılarına hizmet yapmak, bazılarına hizmet yapmamak… Bazılarının ihtiyaçlarını karşılamak, bazılarının ihtiyaçlarının ihtiyaçlarını karşılamamak eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca herkesin istediği gibi inanma, istediği gibi ibadet etme, istediği gibi din eğitimi alma hakkı vardır.

Ancak zorunlu din eğitimi adı altında Alevi yurttaşların kendi inançları ile ilgili çocuklarının almalarını istedikleri eğitime devletin eşitlikçi yaklaşmaması, dayatmacı ve tekçi yaklaşmasını da kabul etmiyoruz, buna itiraz ediyoruz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Aleviler tarafından kabul görmeyen bir oluşum ile inancın sanki bir kültür sanat faaliyetiymiş gibisine nitelendirildiği bir sürecin içindeyiz. Bir bakanın ağzından Meclis kürsüsünden tarikatları STK kabul edip, cemaatlerle protokol yapıldığını ve bundan sonra da yapılacağının söylenmesi, bu gerici anlayış ile bu topraklarda yaşayan çocuklarımızın yurt ihtiyaçlarının ‘Aman tarikatlara, bize yakın cemaatlere gitsinler.

Orada bize uygun nesiller olarak yetiştirilsinler’ anlayışını son derece tehlikeli buluyoruz. Buna itiraz ediyoruz. Bununla mücadele edeceğiz. Ayrıca her sene Sivas ve Madımak’ın yıl dönümünde bir engelim yoksa orada oldum. Bu sene Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatıyla Madımak’ta olacağım. Madımak’ın bir utanç müzesi haline getirilmesine kadar, oradaki o katliamın Türkiye Cumhuriyeti’nin utancının simgelendiği ve orada ölen canlardan, Alevilerden devletin özür dileyeceği güne kadar Madımak’ta mücadele etmeye, yüreğimizdeki yanan ateşi söndürmemeye söz veriyorum.

Bir yandan da bulunduğumuz topraklar barışın toprakları. Hünkar Hacıbektaş Veli’nin bir kucağında aslanı, bir kucağında ceylanı tuttuğu, bu öğretiyle Anadolu’ya barışı yaydığı, işte ondan 600 yıl sonra buralara gelmiş birisinin de dünya kadar kan akıtılarak, dünya kadar şehit verilerek, toprakların her santimetresi şehit kanıyla sulanarak verilen mücadeleden sonra ‘Yurtta barış, dünyada barış’ demesi o felsefenin Cumhuriyetin kurucu kadrolarının iliklerine, damarlarına kadar hissettikleri felsefe olduğunu, bu toprakların gerçekliğinin savaş değil barış olduğunu hep birlikte hatırlamalıyız.

Bugün Filistin’de, Gazze’de İsrail devleti, kendisine karşı yapılan bir terörist saldırıyı bir başlangıç kabul ederek, onu araçsallaştırarak, kendi kaybettiği sivil kayıplara hepimiz ağlarken bu sefer dönüp Filistin’de 20 bine yakın insanı, 10 bine yakın bebeği ve çocuğu katletmiştir, katletmeye devam etmektedir. Bugün 18 bin tane civciv ölse dünyanın herhangi bir ülkesinde bu bütün dünyada birinci haberdir. 18 bin civciv niye öldü, ne oluyor orada diye bakılır. Ama günün birinde Bosna Hersek’teki mezalime susanlar, bugün katliamın bir tarafı İsrail olunca Filistin’deki katliama susmaktadırlar.

“Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz”

Arafat ile kurduğu ilişkiyle, Filistin devleti ile kurduğu ilişkiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, partimizin üçüncü Genel Başkanı Karaoğlan Bülent Ecevit’in yaklaştığı gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaklaştığı gibi Filistin davası bizim davamızdır. Bugün sözle Filistin’e destek olunmaz, Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz. Eylemle olur. Bunun için eğer yapacaksanız İsrail’e ambargo uygulayacaksınız. Bir yandan çıkıp Filistin için güzel sözler söylemek, timsah gözyaşları dökmek.

Sonra Filistin’e size, çevrenize, ailenize yakın kişilerin gemileri ile halen daha ticaret yapmak samimiyet değildir. Buradan bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Samimiysen, ben önümüzdeki günlerde Filistin’e gidiyorum. Filistin meselesine destek olmak için, Filistin ile dayanışmak için, dünyanın dikkatini buraya çekmek için gidiyorum. Cesaretin varsa bu ülkedeki tüm siyasi partilerin liderleriyle birlikte, bizimle birlikte Filistin’de olursun.

1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün başkent olduğu Filistin devletini savunmaya, Filistin’in yanında durmaya, buna saygı gösterirse İsrail devletiyle de en iyi ilişkileri kurmaya Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi şahitlik etmiştir ve bundan sonra da böyle olacaktır. Ancak bir yanda bu kadar büyük zulüm varken, bir yanda mazlumlar varken, bir yanda mağdurlar varken, güçlünün yanında olmak, güçlüye ses çıkarmamak doğru değildir. Hünkar Hacıbektaş Veli’nin dediği gibi ‘Gücünü göstereceksen mağdura, mazluma değil zalime göstereceksin.’ Son olarak buradan Türkiye’nin kutuplaşmış iklimine, mahallere ayrılmaya çalışılan ve birbirine düşmanlaştırılmaya çalışan 81 vilayette yaşayan, inancı, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına barışın başkentinden sesleniyoruz.

Sevginin, hoşgörünün başkentinden, Hacıbektaş’tan sesleniyoruz. Bu ülkenin kırgınlıkları, kavgaları, tartışmaları, gözyaşlarını bir kenara bırakması. Kucaklaşması. Kutuplaştırmaya çalışanlara inat kucaklaşması. Kardeşleri birbirine kırdırmaya çalışanlara inat kardeşleşmesi. Bundan sonraki süreçte bir ve beraber olması. Bundan sonraki süreçte Atatürk’ün kurduğu Türkiye hayaliyle, onun kurduğu Cumhuriyete hep birlikte sahip çıkması gerekmektedir. Biz buradan Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm siyasi görüşlere, tüm etnik kökenlere, tüm mezheplere, tüm inançlara sesleniyoruz. Diyoruz ki, gelin canlar bir olalım.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den ‘Gezi’ Paylaşımı: Savunmaya Devam Edeceğiz

Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulun CHP Lideri Özgür Özel, “Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel,  sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Gezi davasında 600 gündür tutuklu olan Çiğdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay için özgürlük çağrısında bulundu.

CHP Lideri Özgür Özel, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Çigdem Mater, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın tutuklanmalarının üzerinden 600 gün geçti. 600 gündür Gezi’nin suçsuzluğunu, Can’ın, Tayfun’un, Mine’nin ve Çiğdem’in masum olduklarını anlatıyoruz. Adalet yerini bulana kadar Gezi’yi savunmaya devam edeceğiz.

Ne olmuştu?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı.

Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “mala zarar verme”, “kasten yaralama” ve “ağırlaştırılmış yaralama” suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Yeniden görülen Gezi Parkı Davası’nda Osman Kavala’ya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’ye ise bu suça yardımdan 18 yıl hapis cezası verildi.

Paylaşın

Özel’den İYİ Parti Açıklaması: Siyasette Hiçbir İhtimal Tamamen Sıfırlanmaz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ziyareti sonrası, gazetecilerin “İYİ Parti ile ittifak ihtimali ortadan tamamen kalktı mı?” sorusuna yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Siyasette hiçbir ihtimal tamamen sıfırlanmaz” dedi ve ekledi:

“Biz öyle olmaması için çok gayret sarf ettik, üzerimize ne düşerse sarf etmeye devam edeceğiz. Ama İstanbul’un ihtiyacı olan ittifak, adını ittifak koyalım, işbirliği koyalım, parti adları analım, her şeyi söyleyelim, en iyisini bulalım. Şu ismin önüne geçemeyiz. İstanbul’u İstanbul İttifakı kazandı. İstanbul İttifakı’nı İstanbullular kurdular.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti.

Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in Fatih Camisi’ndeki cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, daha sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etmek için Saraçhane’ye geldi. Özgür Özel’e ziyaretinde CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de eşlik etti.

Birgün’ün aktardığına göre; İstanbul Büyükşehir Belediyesi anı defterini dolduran Özgür Özel, şunları yazdı: Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ilk ziyaretim. Aynı zamanda değerli Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu yeniden aday gösterişimizin ardından yaptığım ilk ziyaret. Biz 5 yıl önce İstanbul’u ona emanet ettik. Emanete çok iyi baktı. Yeşil, temiz ve dürüst bir kent yönetimi ile hepimizi gururlandırdı. Şimdi İstanbul’u seven herkese bir kez daha Ekrem Başkanı emanet ediyoruz. Yolu açık olsun.

Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “Öncelikle bugün sayın Genel Başkanımızı Saraçhane binamızda, İstanbulluların evinde ağırlamaktan çok mutluyum. Hem Genel Başkanımıza, hem partimizin MYK’mıza hem de Parti Meclisimize teşekkür ediyorum” dedi.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “31 Mart 2024 tarihi itibarıyla İstanbul halkıyla birlikte 2019’da hep birlikte temelini attığımız İstanbul ittifakı’nın daha güçlü bir biçimde bir sonraki 5 yıla hem devam eden projelerimizi bitirmeye hem de yeni ve daha güçlü projeleri İstanbullularla buluşturmaya devam ettirme yönündeki kararlılığımızı ortaya koyacağız. Yolumuz açık olsun, hepimize başarılar.”

İmamoğlu’ndan sonra konuşan Özgür Özel ise, “Parti Meclisi’nde İBB Başkanlığı için Ekrem Başkan’ın sırası gelip adaylar içinde harf sırasıyla İstanbul’a gelindiğinde üzerindeki müzakereler kesilmeyen, alkışlarla tamamlandı” ifadelerini kullandı.

İstanbullulara çağrı yapan Özel, şunları ifade etti: “Hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm İstanbulluların bu kez şöyle bir oy kullanacaklarına inanıyorum; geçen sefer 31 Mart’ta İstanbul’da israf bitsin diye, İstanbul’a bir başka el değsin diye ve Beylikdüzü’ndeki bir büyük başarı hikayesi bütün İstanbul’a yansısın diye oy kullandılar. Ben şimdi İstanbul’u seven, dürüst yürekleri bir kez daha bir hakkı teslim edeceklerine yürekten inanıyorum.”

Gazetecilerin “İYİ Parti ile ittifak ihtimali ortadan tamamen kalktı mı?” sorusuna, “Siyasette hiçbir ihtimal tamamen sıfırlanmaz” diye yanıt veren Özel şunları söyledi: Biz öyle olmaması için çok gayret sarf ettik, üzerimize ne düşerse sarf etmeye devam edeceğiz. Ama İstanbul’un ihtiyacı olan ittifak, adını ittifak koyalım, işbirliği koyalım, parti adları analım, her şeyi söyleyelim, en iyisini bulalım. Şu ismin önüne geçemeyiz. İstanbul’u İstanbul İttifakı kazandı. İstanbul İttifakı’nı İstanbullular kurdular.

Özel, 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nden sonra Ekrem İmamoğlu’nun mazbata töreninde yaşadığı duyguları, “gözyaşlarımı tutamamıştım” diyerek anlattı: Beş yıl önce bu binaya devir teslim töreni için gelmiştik. Uzun süren bir demokrasi nöbetinden sonra, güçlükle alınan bir mazbatadan sonra, daha o zaman yaşanacağını bilmediğimiz bir hazımsızlıktan hemen önceydi. Ben buranın balkonunda Ekrem Başkanın o kalabalığın içinden bu binaya yaklaşmasını izlerken gözyaşlarımı tutamamıştım.

Özel, bir gazetecinin Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun adaylığının neden açıklanmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi: “Aydın’ı açıkladığımız gün, Aydın’la aynı ölçekte ve statüdeki illeri de açıklamamız gerekir. Anketler sürüyor 8 şehirde. Sonuçlar geldikten sonra açıklamalar olacak. Sayın Başkan’ı dün öğlen saatlerinde bizzat aradım. ‘Başkanım herhangi bir sorun görünmüyor ama uygun görürseniz İstanbul ve Ankara’yı ayrı açıklamak istiyoruz. Ayrıca Bursa ve Balıkesir’i ayrı açıklamak istiyoruz. Sizi de denk statüdeki illerle birlikte açıklamak istiyorum’ dedim. Başkan da ‘Hiç lafımı olur, aramanıza da gerek yoktu, çok da doğru düşünmüşsünüz’ dedi. Sayın Özlem Çerkezoğlu’nun da onayıyla bu şekilde açıklama yapmayı uygun bulduk.”

İzmir ile ilgili de konuşan Özel, “İzmir için de, diğer büyükşehirler için de memnuniyet anketi yaptırıyoruz. Ortaya koyduğumuz objektif kriterlere göre adaylaşma süreçleri nasıl gerekiyorsa tamamlanacak.”

“Muharrem İnce ile bir araya geleceğiz ve görüşeceğiz”

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşüp görüşmeyeceği sorulan Özel, “Bir randevu kararlaştırmadık. Ama bir görüşmeyle ilgili sayın Muharrem İnce, Selanik’e gitmeden önce telefon mesajı üzerinden yazışmıştık. Bir kez daha söylüyorum, Memleket Partisi gibi bir partinin ve partimize hizmet etmiş bir kişinin randevu talebini geri çevirmemiz mümkün değil diye daha önce söylemiştim. Döndükten sonra randevulaşacaktık, birtakım yaşadığımız Meclis’teki acı kayıp, cenazeler gibi bu haftaki takvim içinde yer almadı. Önümüzdeki günlerde sayın Muharrem İnce ile bir araya geleceğiz ve görüşeceğiz” cevabını verdi.

Paylaşın