Özel’den Çağrı: Sıkılı Yumrukların Açılmasını İstiyoruz

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmalarına değinen CHP Lideri Özgür Özel, “Çağrıya ihtiyaç yok. Bu parti artık daha fazla şehit gelmesin diye, anaların gözyaşı akmasın diye üstüne düşen ne varsa cesaretle yapacak. Ne Devlet Bey’in bizi hapsettiği yerde, ne DEM Parti Genel Başkanı’nın işaret ettiği istikametteyiz” dedi ve ekledi:

“Bir çağrı da bizden; Sıkılı yumrukların açılmasını istiyoruz. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Bu sene Cumhuriyet resepsiyonunu Çankaya Köşkü’nde yapın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Daron Acemoğlu’nu yürekten kutluyorum. Cumhurbaşkanı da aramış bunu da çok önemli buluyorum. Bugün Amasra maden kazasının ikinci yıl dönümü. AK Parti iktidarı işçiye yoksulluk, sefalet ama daha da acısı ölüm getirdi. Bu katliam ihmal, denetimsizlik ve liyakatsizliğin bir sonucu. O katliamdan sonra Erdoğan ‘biz kader planına inanan insanlarız’ diye açıklama yaptı.

Oysa Danıştay raporuna bakınca bunun bir kader planı olmadığı, aklı başında bir iktidarın bunu önleyeceğini herkes görür. Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da madenlerde ölümlü kazalar olmuyorsa kader planı değil demektir. Bu ülkenin kader planında bu ölümler değil, bu iktidarın gidişi gerçekleşecektir. Meclis’te kurulan komisyonda adeta ölen madencileri suçlu ilan etmeye çalıştılar.

Bu süreci Soma’da da yaşadık, Amasra’da tekrar etmeye çalışıyorlar. TTK Genel Müdürü apar topar EYT ile emekli edildi. Kozlu’da da 8 kişinin ölümünden suçlu bulunarak 3 yıl 4 ay hapis cezası almıştı. Bu ismi götürüp Amasra’ya genel müdür atarsanız ‘kader planı’ diyemezsiniz. Tüm sorumlular ceza alana kadar Amasra davasını takip etmeye devam edeceğiz. Biz emekçilerin yanında olmaya devam edelim, birileri bunların kayırılmasına yardım ediyorlar.

2 aydır Soma’da direnen, yalın ayak Ankara’ya yürüyen Fernas işçileri var. Şirketin sahibi AK Parti’nin milletvekili Ferhat Nasıroğlu. İşçiler haklarını isteyince ‘Ben Cumhurbaşkanımıza anlattım, bana hak verdi’ diyor. İşçiler 26 saat önce açlık grevine başladılar. Son kez seslerini duyurmaya çalışıyorlar. İşçinin alın terini sömüren bir patron senin milletvekilin, sana güveniyor. Fernas’ın patronu kul hakkı yiyor ve bunu Erdoğan’a dayandırıyor. O işçilere zarar gelirse müsebbibi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Aslında bunun böyle olacağını biliyorduk. Bir kanun getirdiler biz itiraz edene kadar, sonuna kadar direnene kadar, toplumsal bir destek gelene kadar kanun şöyleydi: 2 ay barınakta sahiplenilmezse zehirleyeceklerdi. Muhalefet edince barınak yapmak için 2028’e kadar zaman verdiler. 2028’e kadar barınaksızlığı normalleştirdiler. İşte Gebze ve Ümraniye’de yapmak istediklerini yaptılar, o canları öldürdüler.

İlk gün söyledik, biz bu yasayı uygulamayacağız, uygulatmayacağız. Bu işin bir kısmı aşılama, barınak yapma, kısırlaştırma, sahiplendirme ama diğer boyutu da para. Şans oyunlarından bir fon toplanması önerilmişti. Bu öneriyi Meclis’te dile getireceğiz, değişiklik tekliflerini sunacağız. Ama bir çağrım da AYM’ye; zaman geçirmeden bu örtülü katliam yasasını iptal etmelidir. Yerine de makul bir süre vermeli, bu yasanın düzelmesi sağlanmalıdır.

Adrese teslim bir ihale var. Öyle bir şartname yapmışlar ki ihale bakır madeni ihalesi. Sabah ihale yapıldı ve Cengiz Holding’e ait şirket ihaleyi aldı. Sahada 80 milyon ton cevher var. 3.5 milyara ihaleyi almışlar cevherin değeri ise bunun 123 katı. Değeri 456 milyar TL. Tayyip bey bunu 3.5 milyar TL veren yandaşına veriyor.

AK Partililer, MHP’liler siz bu yüzden mi bunlara oy verdiniz. Bunu unutmayacağız. Biz bunun peşini bırakmayız, ihalenin iptali için gereğini yapacağız. Nasıl bir yapıymış da Cengiz Holding’e bu veriliyor. Bu hak değildir, vicdani değildir. Yapılan iş ne dine ne imana ne ahlaka sığar. Bu soygundur, soyan Cengiz Holding, soyulansa hepimiziz.

Daha 3 hafta önce Bakan Şimşek işlerin iyiye gittiğini, yeni vergi alınmayacağını duyurmuştu. Daha haberi yapan gazetelerin mürekkebi kurumadan durum değişti. TBMM açılışında Erdoğan, ‘İsrail’in sıradaki hedefi biziz’ dedi. Buna hiç birimiz bir anlam veremedik. ‘Yönetimdeki beceriksizliğini örtmek için İsrail’i ortaya atıyor’ dedik. Bu doğruydu. Kapalı oturum istedik. Kendisi gelmedi, iki bakanını gönderdi.

Zaten söylenmeyecek bir bilgiyi bu Meclis’e vermedi. Sizin bilmediğiniz, bizim bilmediğimiz 1 kelime anlatmadılar. ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ diyemediler. Esas niyet cambaza bak derken milleti oyalamanın yanı sıra cebine al atmakmış. Meğer Savunma Sanayine destek isteyeceklermiş. Akla gelebilecek her şeyden para alacaklar. Niye? İsrail saldıracak, tehlike büyük, pamuk eller cebe.

Meğer hepsi bu paraları almak içinmiş. 22 yıl önce tam tersini savunup geldiler. İktidarlarının ilk yıllarında söz vermişlerdi. 21 yıl sonra kredi kartlarının yarısından yepyeni bir vergi alıyorlar. Vergi, para kazanandan alınır; kredi kartında banka mı kazanıyor, vatandaş mı? Ülkenin en büyük karları yapan bankalarına değil, alışveriş yapma ihtimali olan vatandaşa çöküyor. Yapılmayan alışverişten vergi almaya çalışan Deli Dumrul’a sesleniyorum; alamayacaksın, o taslaktan öyle ya da böyle çıkaracaksın.

Cumhuriyet’e bağlılıklarını bildiren genç teğmenlere soruşturma açmışlardı, yakından takip ediyoruz. O okulda çalışan subaylara da soruşturma açıp sürgün etmişler. ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demiş teğmenler, hiç rahatsız olacak bir şey yok. Kimin askeri olacaklardı? Biz Mustafa Kemal’in tarafındayız, dirisine senin gittiğin, cenazesine 5 bakan gönderdiğin Fesli Deli Kadir Yunan’ın tarafındaydı. Bu subaylar ceza alırsa sen de tarafını bir kez daha göstereceksin.

Kalıcı yaz saati uygulamasını 4,5 milyar lira avantaj sağlayacağız diyerek önce damat Albayrak kalıcı hale getirdi. 1 kuruş avantaj sağlandığına dair bir rapor yok. Aksine şimdi sokakta lamba yanıyor, okulda, işyerinde lamba yanıyor. Dünyada kimse bunu akıl etmiyor, bizim aklıbollar akıl ediyor. Çocuklar karanlıkta tedirginlik içinde okullarına gidiyor.

Anayasanın ilk 4 maddesi tartışmasında kendisi sorunumuz yok diyor. Ama mayınlı araziye Numan Bey’i yolluyor. ‘Kendimizden ve ne yapmak istediklerimizden eminiz’ diyor. ‘Siz’ kimsiniz? Meclis Başkanı ‘biz’ diyemez. 4 HÜDA PAR’lı ve sensen 5 kişisiniz, yanında MHP var mı? Yeniden seçilebilmek için anayasayı değiştirmek, bizleri anayasa masasına çekebilmek için türlü yolları deniyorlar. O madde tartışmaya kapalıdır, nokta. Sen diyorsun ki üzerinde kalem oynatalım. Senin HÜDA PAR bayrağa karşı, laikliğe karşı… CHP ilk 4 maddenin taş gibi arkasındadır bu memlekette bu konu tartışmaya kapalıdır.

Bakırhan ve Bahçeli’ye yanıt: Bahçeli yine uzun bir süreyi bana ayırmış. ‘Normalleşme çığırtkanları’ diye başlamış, ‘uzattığım el iyi niyetlidir’ demiş. Normalleşme millette karşılık buldu, CHP’nin siyaset alanını açtı. DEM’e, düne kadar kapatılsın, hazine yardımına el konsun dediği partiye uzattığı el için iyi niyetli, hesapsız, kitapsız diyor. Devlet Bey iyisini yapıyorsunuz, el uzatmak iyidir, barışmak savaşmaktan iyidir.

Dün bana yaptıklarını sana yapmıyorum, seni eleştirmiyorum. Milletin seçilmiş temsilcisine uzatılan el, millete uzatılan eldir. ‘Bu sürecin kendisine dair CHP ne diyecek?’ diye soruyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyeim; CHP ne derse kendi söyleyecek. TV’lerde hesapla kitapla konuşanların, ortalığı gerenlerin değil, CHP Genel Başkanın, sözcülerinin, milletvekillerinin ağzıyla konuşacak. Bu parti demokratik bir açılım yapmak için DEM’den de icazet beklemeyecek.

Gelecek hafta Diyarbakır’da, Batman’da Hakkari’de Van’da olacağız. Eller birbirine yeniden kavuşsun, kulaklar birbirine yine kulak versin diye, analarımızın gözyaşı dursun diye, artık daha fazla şehit gelmesin diye, tüm vatandaşlar anayasadaki gibi fiilen de özgür olsun, özgür ve eşit hissetsin diye üzerimize düşen ne varsa cesaretle yapacağız. Kimsenin şüphesi olmasın. Ne Devlet Bey’in bizi hapsettiği yerde, ne Tuncer Bakırhan’ın işaret ettiği istikametteyiz.

Biz siyasetin kısır tartışmalardan uzaklaşmasını, halkın gerçek sorunlarının konuşulmasını istiyoruz. Bunun için artık sözün konuşulmasını, sıkılı yumrukların açılmasını istiyoruz. Bu sene Cumhuriyet resepsiyonunu Atatürk’ün vasiyetine, tüm yargı kararlarına rağmen Atatürk Orman Çiftliği’nde yaptığınız Beştepe’de değil, Çankaya Köşkü’nde yapın. Bu milletin gerçek evine taşıyın resepsiyonu.”

Paylaşın

Özel’den Kurtulmuş’a Anayasa Tepkisi: El Uzatanın Elini Kıracağız

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor. Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Datça Belediye Başkanlığı ziyaretinde yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 3. maddesi ile ilgili sözlerine nedeniyle TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki gösterdi.

Özgür Özel, “HÜDA-PAR ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılsın’ dedi. Geçtiğimiz aylarda sordum, kıvırdılar. Numan Kurtulmuş dedi ki, ‘Devletin milletiyle ve ülkesiyle bir bölünmez bütün olduğu ifadesi yanlış.’ Güya entelektüel bir tartışma başlatacak” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “Hiç oynamaya gerek yok! Elini uzatanın eli kırılsın. Anayasa’nın ilk dört maddesinden orayı okuyunca şunu anlıyorsun; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, milletiyle, ülkesiyle bölünmez bir bütündür.’ Nokta. Tayyip Bey HÜDA-PAR’a bir şey diyemiyor. Bahçeli HÜDA-PAR’a bir şey söylemiyor.

Numan Bey, HÜDAPAR’ın alanını genişletecek, hesapta entelektüel tartışma açıyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız. Biz hep beraber bir ve beraberiz. Devletimizle, milletimizle, ülkemizle birlikte bir bütünüz. Bayrağımız belli, başkentimiz belli, kurucumuz belli. Bunlarla sorunu olanlar da belli. İlk 4 maddeye el uzatanın elini kıracağız.”

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Anayasa’nın 3’üncü maddesinin değiştirilmesi gerektiğini savunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a tepki geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Kurtulmuş’u ‘bölücülükle’ suçladı.

Kılıçdaroğlu’nun ilgili açıklaması şöyle: “Hiç kimse bu topraklardaki Atatürkçü, Kuvvâcı ve Sevr’i parçalayıp atan kuvveti hafife almasın! Hilafet sevdalısı küçük bir grubun saraydan aldığı destekle, meydanlarda yaptıkları çağrı bizi rahatsız etmektedir. Karun olmuşlara meftun olanlar ve onların cahil cesaretleri de bizi rahatsız etmektedir.

‘Değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ olan anayasanın maddesini tartışmaya açmak bölücülüktür. Sizin derdiniz anayasa falan değil. Derdiniz; ‘Bölünmez bütünlüğümüzdür’. Derdiniz; ‘Bayrağımız ve Bağımsızlığımızdır’. Bu ülkede değişecek tek bir şey vardır o da: ‘Saray ve şürekasıdır’. Değiştirmek mi istiyorsunuz? Hodri Meydan!”

Ne olmuştu?

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada mevcut anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, yönetim şekli, başkentini tarif eden ilk 3 maddesinin değiştirilmesinin “teklif edilemeyeceğini düzenleyen 4. maddenin değiştirilmesini” istemişti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da 10 Ekim’de Gazi Üniversitesi’nin akademik açılış yıldönümü töreninde yaptığı konuşmada ise Anayasa’nın 3. Maddesi’ndeki “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” tabirinin değiştirilmesi gerektiğini savunmuş şunları demişti: “Devletin ülkesi olmaz. Devletin milleti olmaz. Bu metin, ‘Milletin devleti ve ülkelisiyle bölünmez bütünlüğü’ şeklinde ifade edilmelidir. Bu seçkinci, devletçi anlayışın da yeni anayasada milletin gücü üzerine yükselen bir devlet anlayışıyla yeniden ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “aday” açıklaması

CHP Lideri Özgür Özel, partisinin Cumhurbaşkanı adayına yönelik tartışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Biz Ekrem Başkanımızla, Mansur Başkanımızla övünç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Erken seçim çağrılarına ilişkin de konuşan Özel, “Sayın Erdoğan seneye kasımda erken seçime varım demiyorsa ondan sonra bir daha erken seçim yapamayacak demektir. YSK’nın kararına göre bile ikinci dönemi ve bu dönemde 360 kişi oy vermeyecekse seçim öne alınamayacak ve aday olamayacak demektir. Madem ki erken seçimden kaçıyor adaya ihtiyacı var demektir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Biz Ekrem başkanımızla, Mansur başkanımızla övünç duyuyoruz. İkisinin ortak ifadesi şu; bizi erkenden aday tartışmasına çekmek kendi içlerindeki çatlakları önlemek istiyorlar Günü gelince bütün üyelerimizle oturur adayın kim olacağına karar verir, en doğru adayı belirleriz. Türkiye’yi içerisinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarırız.

Peki AK Parti’nin adayı kim? Sayın Erdoğan seneye kasımda erken seçime varım demiyorsa ondan sonra bir daha erken seçim yapamayacak demektir. YSK’nın kararına göre bile ikinci dönemi ve bu dönemde 360 kişi oy vermeyecekse seçim öne alınamayacak ve aday olamayacak demektir. Erdoğan adaylıktan kaçıyorsa gelecek sene kasımda bizim belirlediğimiz adayımızın karşısına geçemiyorsa, ‘ben hazırım, iddialıyım hadi bakalım Cumhuriyet Halk Partisi’ diyemiyorsa ona aday lazım.

Erdoğan kimi aday yapacak, damadı mı yapacak. Süleyman Soylu ya da Ali Yerlikaya’yı mı yapacak? Onların arasındaki kirli çamaşırları ortaya dökmekten mi korkuyor? Bugüne kadar herkes konuşuyor, CHP’nin adayı kim diye. CHP’nin adayı aslan gibi bir Cumhuriyet Halk Partili. Peki AK Parti’nin adayı kim?

Moral motivasyon yüksek anketlerde birinci partiyiz. Yayınlanan 9 anketin 8’inde CHP 1’inci parti. Böyle bir partinin aday sorunu olmaz. Ama Türkiye’nin önemli büyükşehirlerini CHP’den alamamış hatta vermiş, CHP’nin aldığı seçimin mağlubuna aday bulmak zor olacak.”

Paylaşın

Özgür Özel: CHP İktidarı İçin Gün Sayıyoruz

Partisinin Çanakkale’de gerçekleştirilen İl Belediye Başkanları toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bu iktidarı erken seçime zorlamak, erken seçimden sonra da onların unuttuklarına sahip çıkmak hepimizin görevi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Çanakkale’de gerçekleştirilen İl Belediye Başkanları toplantısında konuştu. Artı Gerçek’in aktardığına göre; Yerel seçimlerden birinci parti çıktıklarını hatırlatan ve belediyelerin pek çok sorunu çözüğünü belirten Özel, yerel yönetimler tarafından çözülemeyen sorunlar da olduğunu belirtti ve şunları söyledi:

“Bu salonun çözdüğü sorunlar var, çözemediği sorunlar var. Çözemediğimiz sorun işsizlik. Çünkü yerel yönetimler istihdam yaratma imkânı olan ama an itibari ile zaten geçmiş dönemde de bu kadar büyük işsizlik varken hangi partide olursa olsun belediyenin tüm istihdam olanaklarının kullanıldığı, dolduğu hatta hepimiz biliyoruz ki aşıldığı süreçleri yaşıyoruz.

Belediyelerde inanılmaz personel fazlası var böyle bir dönemde yeni işsizler yaratamıyoruz, o personel giderleri de çok kritik. Ama yaratmamak için de çaba sarf ediyoruz. Ama bir yandan da her bir belediyemizde binlerce, on binlerce belediyenin boyutuna göre yapısına göre iş başvuruları var. Bu konu en çok zorlandığınız konu, bunu biliyoruz. Ve bu sorunu çözmek için de CHP iktidarı için gün sayıyoruz.”

Erken seçim çağrısını yineleyen Özel, şöyle devam etti: “31 Mart‘ta kazandığımız başarıda yüzde 38’e varan oyda diğer partilerin oylarının olduğunu, bunun sarı kart olduğunu, onlara seçim meydanlarına söz verdiğimizi, bunu gerekçe göstererek bir erken seçim çağrısı yapmayacağımızı söylemiştim ve demiştim ki, ‘Şimdi sarı kartı gördünüz, seslerini duyma zamanı. Eğer emeklinin sesini duyarsanız, asgari ücretin sesini duyarsanız, çiftçinin, esnafın sesini duyarsanız ben bir erken seçim çağrısında bulunmayacağım.

Çünkü o zaman geçim olur ama duymazsanız o zaman geçim olmazsa seçim olur’ demiştik. O günden bugüne hükümet, bu bahsettiğim kırılgan kesimlerle ilgili parmağını oynatmadı. Asgari ücreti zamlanmadı, emekli 10 bin alıyordu, 12 bin 500 yaptı. Ocak ayındaki 10 bin lira, 12 bin 500 lira oldu. O 12 bin 500 lira ocaktaki 8 bin liranın alım gücünde şu anda. Yani daha dokuz ay geçmiş, eldeki para 2 bin lira daha zayıflamış, işlevsizleşmiş, satın alma gücü düşmüş. O yüzden hep birlikte itirazı yükseltmek, bu iktidarı erken seçime zorlamak, erken seçimden sonra da onların unuttuklarına sahip çıkmak hepimizin görevi.”

Paylaşın

Erkan Baş’tan Özgür Özel’e Sert Tepki

CHP Lideri Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine yanıt veren TİP Lideri Erkan Baş, TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır” dedi ve ekledi:

“Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partisine yönelik sözlerine tepki gösterdi.

BirGün’ün aktardığına göre; Erkan Baş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısına, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı katliamında hayatını kaybedenleri anarak başladı.

TBMM Genel Kurulu’nda dün İsrail’e ilişkin kapalı oturum yapıldığını hatırlatan Baş, “Bütün açık yüreklilikle ifade etmem gerekiyor ki dünkü toplantıyla ilgili söylenebilecek hiçbir şey yok. Tümüyle bomboş; kamuoyunun, gazetelerde çok rahat takip edebileceği haberlerden derlenmiş konuşmalardan ibaret bir toplantıyı gerçekleştirdik” diye konuştu.

Erkan Baş, TBMM’nin 28. Dönem 3. Yasama Yılı’nın açılışında Genel Kurula hitap etmek üzere salona giren AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakta karşılanmasıyla ilgili tartışmaları hatırlatarak, CHP lideri Özgür Özel’in TİP’i hedef alan sözlerine yanıt verdi.

“Biz zamanında helalleşmeye de yoktuk, bugün bir normalleşmeyle de yokuz. Biz muhalefete muhalefet etmeme anlayışının temsilcilerinden bir tanesiyiz.” diyen Baş, parti olarak bu oturuma katılmama kararı aldıklarını belirtti. Baş, şöyle devam etti:

“CHP yönetimi bu tavrının gerekçelerini paylaşmak yerine, kendisini eleştiren yurttaşlara yanıt yetiştirme telaşına girmiş gibi gözüküyor. Özgür Özel’in katıldığı bir televizyon programında TİP’i hedef alarak söylediği sözleri gerçekten şaşkınlıkla izledim. Herhangi bir partinin aldığı oyu küçümsemek siyasetten çok ayıptır. Özgür Özel gibi deneyimli bir siyasetçinin ‘Onlara sözü ben verdim.’ diye tekrar tekrar ifade etmesi anlaşılabilir bir durum değil; zaten bu gerçek de değil. Bu iktidara karşı toplumsal direnci zayıflatan bir yaklaşım içerisinde.

Keşke Özgür Özel TİP’i, AKP’ye karşı eksik muhalefet yaptığı için eleştirseydi. Bir muhalefet partisinin, başka bir muhalefet partisini ‘Sen fazla kararlısın, sen eğilmiyorsun.’ diye eleştirmesi, tek kelimeyle şaşkınlık verici bir durum. Bu tavrı hiç doğru bulmuyorum. Enerjimizi iktidara karşı mücadeleye karşı harcayalım. İktidarla normalleşirken muhalefetin kendisine benzemeyen unsurlarını kötü bir dile muhatap edenleri halkımıza şikâyet ediyoruz.”

Özgür Özel ne demişti?

Medyascope yayınına katılan Özgür Özel, CHP’nin ayağa kalkmasını eleştiren TİP’e “Bir tanesi çıkmış biz kimsenin karşısında ayağa kalkmayız… Ya partinin oyu yüzde 1.5 ve bizden giden tepki oylarıyla alıyorsun. Meclis’teki her konuşmanı biz devrettik geçmişte sana, ben devrettim” sözleriyle yüklenmişti.

Paylaşın

Özel’den “Ayağa Kalkma” Eleştirilerine Yanıt: Toplumda Karşılığı Var

Meclis açılışında, Erdoğan salona girdiğinde ayağa kalkma kararını eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Biz Erdoğan’la ayağa kalkmadık, biz anayasa yapmak üzere, koalisyon yapmak üzere, uzlaşmak üzere ayağa kalkmadık” dedi ve ekledi:

“Biz Erdoğan’la mücadele ediyoruz. Biz Erdoğan’la mücadelede ayaktayız zaten. Biz Meclis’in açılış günü Meclis’in açılışını yapmasına anayasal görevi gereği gelen kişinin seçmenlerine ve makamına hürmeten ayağa kalktık. Bunun toplumda inanılmaz bir karşılığı var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenler anısına oluşturulan anıtın açılışında katıldı.

T24’ün aktardığına göre; Burada yaptığı konuşmada, “9 yıl sonra siz o güçlü yüreklerinizle o kötülükten bir mevzi daha aldınız. Kötülük geriliyor. Biz kötülüğü hep beraber yeneceğiz. Bunu öyle kaba siyasetle, sözde siyasetle değil hissederek yeneceğiz. Hissederek, şuramızda hissederek yeneceğiz” diyen Özel, şunları kaydetti:

“Çünkü onların kötülüğüne karşı ancak ve ancak sizin yüreklerinizin haklı gücü ve onuru onları yenebilir. Biz yanınızdayız. Olmaya devam edeceğiz. Hep yanınızda olduk, bundan sonra da olacağız. Sizden ilham aldık, almaya devam edeceğiz. Sizden güç alıyoruz, almaya devam edeceğiz. Günü gelince bu kötülüğü bütün mevzilerden söküp atıp, iyilerin iktidarını, onurlu insanların iktidarını, haklıların iktidarını, mağdurların ve mazlumların iktidarını kuracağız. Sonra o kötülerden teker teker hesap soracağız. Ant içiyorum buna. Önünüzde buna ant içiyorum.”

Çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP lideri, Meclis açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan geldiğinde ayağa kalkma kararına yönelik gelen eleştirilere şöyle yanıt verdi: “Meselenin özü şudur Türkiye’de cumhurbaşkanlığı makamı gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğu olarak görüldüğü için ve çekilen acılar sıkıntılar iktidar medyasında yeterince anlatılmadığı için ve inanılmaz bir hegomonik üstten kapsamayan bir dille iktidar medyası kendi seçmeninin uygusunu yoğun bir şekilde manipüle ettiği için CHP ayağa kalkmadığında gittiği bir köy kahvesinde AKP seçmeni de dışarı çıkıyor.

Ben yıllardır bunu sahada tespit eden bir siyasetçiyim. Bu konuda partiyi yönettiğimiz arkadaşlarımızla da, bugün ayağa kalkmayan arkadaşlarla da geçmişte grup başkanvekilliği yaptığımız arkadaşlarımızla da bu zorlukları hep konuştuk. Biz ayağa kalktığımızda AK Parti Sayın Erdoğan’ın şahsına ayağa kalkmak değil cumhurbaşkanlığı makamına ve onu seçen seçmenlere saygımızdan ayağa kalktık bu kadar net.

Bu konuda en ufak bir pişmanlığım yok. Partinin ilk anca yüzde 62’si doğru yaptın diyor dinleyince yüzde 72’si diyor. Diğer seçmenlerle temas edince daha çok. Bu şu anlama gelmez biz Erdoğan’la ayağa kalkmadık, biz anayasa yapmak üzere, koalisyon yapmak üzere, uzlaşmak üzere ayağa kalkmadık. Biz Erdoğan’la mücadele ediyoruz. Biz Erdoğan’la mücadelede ayaktayız zaten. Biz Meclis’in açılış günü Meclis’in açılışını yapmasına anayasal görevi gereği gelen kişinin seçmenlerine ve makamına hürmeten ayağa kalktık. Bunun toplumda inanılmaz bir karşılığı var.”

Paylaşın

Meclis’te İsrail Oturumu: Bilmediğimiz Bir Şeyi Söylemediler

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Erdoğan’ın İsrail’in Türkiye’ye de saldırabileceğine ilişkin sözlerinin ardından muhalefetin talebi üzerine toplandı. Kapalı oturuma Erdoğan katılmadı.

TBMM Genel Kurul Salonu’na dinleyici ve gazeteci alınmadı. Ayrıca Genel Kurul Salonu’nun yanındaki odalar da oturum tamamlanıncaya kadar kapalı tutuldu. Kapalı oturum tutanakları ve özetleri, 10 yıl sonra yayımlanabilecek. Bilgilendirmenin ardından kapalı oturum sona erdi.

CHP Genel Başkanı özgür Özel, TBMM’de düzenlenen gizli oturum sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bilmediğimiz bir şeyi söylemediler. Şüphemiz vardı işsizlik olduğu için insanların geçim sıkıntısı olduğu için 31 Mart’ta milletin sesini duymadan emekçiyi duymadan yaptığı politikalar sandıkta cezalandırıldığı için. CHP 47 yıl sonra birinci parti olduğu için, CHP gücünü koruduğu Erdoğan’ın da partisini toparlayamadığı için işsizliği, yoksulluğu konuşmasın diye ortalığı İsrail saldıracak lafını attı. Bunu konuşturuyor.

Milli güvenliğin milletin yüreğinin beraber attığı konuları tartıştırıyor. Aksini düşünen varsa çıksın anlatsın. Grup başkanvekili, grup başkanı biz dinledik ve Erdoğan’ın bahsettiği tehdide ikna olduk desin.

Türkiye gerçek gündemine dönmelidir. Gerçek gazetecileri gündem manipülasyonundan arınmaya ve gençlerin umutsuzluğunu konuşmaya davet ediyorum. İsrail’e karşı Filistin’e aslan gibi yanındayız. Bilmediğimiz bir şey olsaydı susacak ve destek vereceğiz dedik. Ecevit Kıbrıs Harekatı ile ilgili bilgilendirme yaptı. Demirel dedi ki iktidar muhalefet beraberiz. Aynı tehdit olsaydı ne ben ne de grup başkan vekillerimiz aynı tavrı alırdı.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a İsrail Tepkisi: Ticaret Cayır Cayır Devam Ediyor

Partisinin grup toplantısında konuşan Özgür Özel, “Sana ‘İsrail’e ticareti kes’ dedik aylarca inkar ettin, en son martta ortaya çıkınca ‘İsrail ile ticaret yasak’ dediniz. Bizden gidenlerin çoğu savaş malzemesi, bizim gemilerle gitmiş, Gazze’nin tepesine yağmış” dedi ve ekledi.

“Şimdi yasak olduğu söylenen İsrail ile ticaret de cayır cayır devam ediyor. Fiili durum şu anda şöyle; mal limandan çıkıyor, evraklar kağıt üstünde düzenleniyor, ticaret devam ediyor. Ey Recep Tayyip Erdoğan; Sen mi samimisin biz mi?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

”Maalesef bugün acı haberlerin hepimizi kahrettiği günlerdeyiz. Öncelikle taziye dileğinde bulunacağım. Milli Görüş Hareketi’nin önemli ismi Recai Kutan için başsağlığı diliyorum. Semih Çelik isimli cani, İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i katletti, Tekirdağ’da ise Sıla bebek tedavi görürken yaşam mücadelesini kaybetti. Bu yılın ilk 9 ayında 295 kadın hayattan koparıldı. Kadın cinayetlerinin bir rastlantı olmadığını biliyoruz. Şiddeti üreten bu düzenin kendisidir. Failin özelliklerini öne çıkaran ve ilişkiyi magazin malzemesine dönüştüren ifadeler kullanılıyor.

Bu toplum bu hale nasıl geldi? Bu canileri yaratan nedir? Bu siyasi rejim beyanlarla ve rakamlarla görülüyor ki kadınlara iyi gelmiyor. Öyle bir süreçteyiz ki; bu iktidar kadın ve çocukları koruyamadığı gibi olumlu adımlardan da geri adımlar atıyor. 2021 yılında İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede tek imzayla çıkıldı. İstanbul Sözleşmesi, hepimizin gurur duyduğu 2011’de tüm vekillerin coşkuyla oy verdikleri, bundan sonra kadın katilleri iyi düşünsün dediğimiz, kurumların oluşturulmasının, kuralların oluşturulmasının Türkiye’nin tamamının gördüğü bildiği ve birilerinin ayağını denk aldığı bir yıl oldu.

İstanbul Sözleşmesi devlet kararlılığının bir sembolüydü. ‘Devlet bu işe kafayı taktı’ deyip diye düşünüp ayaklarını denk aldılar. Sonra yapılacak düzenlemeler gecikti, yapılan düzgün uygulamadı. Sonra gerici bir kesim, kadını aşağı gören geçmişin domuz bağcıları ortalığı velveleye verdi ‘İstanbul Sözleşmesi’ne hayır’ diye. Sağ partiler bunu meydanlarda bağırınca AK Parti bir avuç oyun peşine düştü. Hepimizin birlikte girdiği sözleşmeden Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla çıktı. Her gün kadın cinayeti işleniyor şu an bu yüzden. Gözleri korkmuyor artık, ‘azıcık yatar çıkarım, af çıkar ben de kaynarım’ diyorlar. Bu bu kadar politik, bu kadar siyasi, bu kadar gerçek bir mesele.

Hepimiz biliyoruz ki sözleşmeden bir imzayla çıkılamaz yani hala yürürlükte. Ama bizim iktidarımızda seçim falan beklemeden bu sözleşme derhal gerçekten uygulanacak. Tayyip Bey’e bir şey söyleyeceğim, asgari ücrete dört kere zam düşünülür dedin, bu yıl ikinciyi bile yapmadın. 17 bin lira asgari ücret verdin, ertesi gün eridi. Depremzedeye söz verip yerine getirmedin. Madem hiçbir sözünü tutmuyorsun şu HÜDA Par’lılara domuzbağcılara verdiğin sözü de tutma o zaman, lanet olsun!

Grubumuz birazdan kapalı oturuma katılacak. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Meclis kürsüsünden dedi ki; ‘İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye’. Bunu deyip dönüp arkanı gidiyorsun, bu o kadar kolay değil. Kapalı oturumda daha net değerlendirmelerde bulunacağız. Bunun akla yatan tarafı yok. Kahvede biri söylese ‘Deli misin’ denir. Kendi gelmedi. Birazdan iki bakanı gelecek bize bilgilendirme yapacak. Kıbrıs Barış Harekatı’na hareket verildiğinde Meclis acil ve kapalı oturuma çağırıldı. Harekatın fiilen başladığı ilk günün sonunda Meclis bir daha oturuma çağırıldı, bilgilendirildi. muhalefet lideri Demirel, çok açık ve net bilgilendirme yapıldığını ve hükümetin adabına uygun davrandığını söyledi ve yürüdü.

Bu toplantının tutanakları 10 yıl açıklanmayacak. İçeride söylenmeyeni gelip burada ifşa ederiz. Kimse İsrail’in ülkeye saldırması gibi yakın veya orta vadeli bir tehdidi görmezken bir yandan da 22 yıl sonra 31 Mart’ta seçim kaybetmişken, ekonomiyi çözemiyorken, vatandaşa yapılan bütün anketlerde birinci sorun ekonomi, ikincisi işsizlik iken, güvenlik sorunu zirvedeyken ülkenin Cumhurbaşkanı, bu şapkayla parti lideri refleksi gösteriyorsa iş başka. O yüzden dedik kapalı oturumda gel anlat, ikna et ve gereğini yapalım.

Biz 1 yıl önce 7 Ekim akşamı Hamas’ın İsrail’in sivil hedeflerine bombalı saldırı yapmasını kınadık, bu terör eylemi dedik, o günden bugüne ‘Hamas’a terörist mi diyorsun’ dediler. O günden sonra İsrail, kendini savunmak için, meşru müdafaa hakkı diye katliam yapıyor, soykırım yapıyor. 47 bin kişinin canına kastetti, öldürdü onları. Dünya kadar engelli, yaralı bıraktı ardında. Bir yandan da 1967 sınırında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin bizim meselemizdir, bizim davamızdır, Deniz Gezmiş’in, Türk solunun davasıdır.

“İsrail ile ticaret de cayır cayır devam ediyor”

Sana ‘İsrail’e ticareti kes’ dedik aylarca inkar ettin, en son martta ortaya çıkınca ‘İsrail ile ticaret yasak’ dediniz. Bizden gidenlerin çoğu savaş malzemesi, bizim gemilerle gitmiş, Gazze’nin tepesine yağmış. Şimdi yasak olduğu söylenen İsrail ile ticaret de cayır cayır devam ediyor. Fiili durum şu anda şöyle; mal limandan çıkıyor, evraklar kağıt üstünde düzenleniyor, ticaret devam ediyor. Ey Recep Tayyip Erdoğan; Sen mi samimisin biz mi?

Ülkede vatandaş ‘İsrail bize saldıracakmış’ diye konuşsun istiyor. Ama hayır, vatandaş internet hızını konuşuyor. Bizdeki internet hızından yavaş bir Bangladeş ile birkaç ülke var. Üstelik buna karşılık maliyet de fahiş düzeyde. Bir aile 2022’de internete 442 lira ödüyormuş,, geçen sene 745, bu sene 2350 lira. Herkes için elzem cep telefonu fiyatları fahiş pahalı. Millet bunu konuşmasın diye ‘İsrail saldıracak’ diyorlar. Bunları yapan da Türk Telekom. Vodafone ile anlaşmışlar, 745 liralık faturayı 2350 lira yaptılar bir anda.

Bunu yapan Mehmet Şimşek değilse Recep Tayyip Erdoğan’dır. Pahalı fatura ödeyen herkesin cebine elini atan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye enflasyonu en yüksek ülkelerden. Baz etkisiyle fiyat düşüyor diyorlar, öyle fiyat düşmez. Enflasyonu düşürmeden fiyat düşmez. Bu konuyu örgütümüzle beraber hem iş insanlarıyla hem esnafla hem ev hanımlarıyla hem asgari ücretliyle konuşmaya ve bu yalanları ortaya çıkarmaya devam edeceğiz.

Esad genel af ilan etti. Cezaevleri boşaldı, suçlar işlenmemiş sayılıyor. Tam Suriye’ye dönecek zaman. ‘Haydi bakalım bunlar memleketine gitsin, fabrikaysa oraya kurulsun ve bizi bundan kurtarın’ denmeli. Türkiye’de bulunan geçici sığınmacıların çalışma izinlerinin 3 aydan 3 yıla çıkarılması kararı alınmış. Allah’tan korkun ya… Türkiye’de üç gençten biri işsiz. Bizim evladımızı istihdama katın. Sığınmacıyı hedef alan bir parti değiliz ama sığınmacı yaratan politikacılara ve Tayyip Erdoğan gibi politikacılara karşıyız. Madem orada şartlar olgunlaştı, genel af da çıktı. Bizim yoksulumuz, bizim işsizimiz bize yeter. Erdoğan’ı derhal Esad ile görüşmeye davet ediyorum.

Bunu sırf İmamoğlu bir gün cumhurbaşkanı aday olursa milletin seçme hakkını elinden almak için yaptılar. Eğer böyle bir davadan siyasi yasak cezası çıkarırsanız bu ülkenin bir hukuk devleti olmaktan çıkmasını tüm dünyaya tescil etmiş olursunuz. Ayağınızı denk alın!

Zor bir konuya geldik. Siyaset zor bir yol. Sen dava arkadaşına bakacaksın, en kötü gününde birbirine tutunacaksın. Akılları sıra ‘genel başkanı yıpratacağız’ diye 18 yaşında bu partiye üye olmuş, liseden beri partili, yıllardır hizmet eden Manisa’nın tam mutabakatıyla… Gülşah Durbay’la biz Manisa’da il 13. 9 oy aldık, 18 aldık, 21 aldık, 23 aldık. Hep beraber yürüdük. Manisa’da bir kişiyi dışarıda bırakmadan kimseyi küstürmeden yüzde 59 oy aldık bu yıl.

Gülşah Durbay, Şehzadeler’i, merkez ilçeyi, daha önce hiç kazanmadığımız ilçeyi, muhafazakar kodların en kuvvetli olduğu ilçesi aslanlar gibi kazandı. Gerçekten utanıyorum. 1 Nisan’da bizi cezalandıracaklardı yapamadılar ya, parti iktidara gidiyor ya akılları sıra genel başkanı yıpratacağız diye 18 yaşından bu yana bu partide olmuş, bu partiye 18 yıldır hizmet eden, Manisa’nın tam mutabakatıyla… Manisa’da ben aday oldum, Gülşah Başkan gençlik kolları başkanıydı. O günden beri bütün Manisa beraber yürüyoruz. 1 vekil vardı 4 vekil yaptık. 10 ay önce yüzde 29 aldık.

Bu seçimde biz yüzde 59 oy aldık. Gülşah Durbay, Şehzadeler’i, merkez ilçeyi, hiç kazanmadığımız ilçeyi, Fatih’in tahta koştuğu ilçeyi dürüstlüğüyle çalışkanlığıyla namusuyla kazandı. Hakikaten zorlanıyorum, bu kadar ahlaksızlığa, bu kadar kitapsızlığa, bu kadar çirkinliğe, bu kadar çirkinliğe… Hani meselenin ucu Atatürk’e verdiğim söz olmasa lanet olsun deyip başka bir şey yapacağım da… Bu yalanı yayan hesaplar Gülşah’ın hastanede yattığı belli günleri ahlaksız bir iftiraya dönüştürdüler.

Partili olmadığı halde bir yerden yüz bulup fırsat yakalayanlar kendine mevki makam bulanlar alnınızı karışlamazsam namerdim! Ne feda edecek Gülşah’ımız, ne sizden korkacak Özgür Özel var. Cürmünüz kadar yer yakarsınız.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’ın “İsrail’in Sonraki Hedefi Biziz” Sözlerine Tepki

Erdoğan’ın “İsrail’in bir sonraki hedefi biziz” sözlerine tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Kimse bizi İsrail tehdidiyle korkutup, televizyonlarda savaş konuşturup, yoksulluğu, emekliyi, asgari ücretliyi, depremzedeyi, çiftçiyi, işçiyi konuşmamamızı beklemesin” dedi.

CHP’nin talebinin ardından katıldığı canlı yayında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İsrail, Lübnan’dan sonra gözünü topraklarımıza dikecek” sözleri sonrası Meclis’in 8 Ekim Salı günü toplanacağını duyurdu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Meclis’in İsrail tehdidini kapalı oturumla gündeme almasına ilişkin Hatay’ın İskenderun İlçesinde yaptığı açıklamada değinen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Yarın Mecliste bizim çağrımızla bir gizli oturum yapılacak. Sebebi şu, ülkenin Cumhurbaşkanı hepimizin gözünün içine baka baka, Meclisin kürsüsünden dedi ki ‘İsrail’in bir sonraki hedefi biziz.’ Bu olacak bir iş değil. Bunu şöyle yapıyorlar.

Bir Türkiye, İsrail’den çok güçlü bir devlettir. İki Türkiye, İsrail’e karşı dünyadaki üye olduğu bütün yapılar tarafından korunmak, sahip çıkılmak zorundadır, başta NATO olmak üzere. Ayrıca bu memleket öyle Netenyahu’nun kendi halkının bile yaka silktiği birinin tehdidine cevap vermeyecek, ondan korkacak durumda değildir.

Bunu herkes bilir. Ama Cumhurbaşkanı diyor ki, ‘Bir sonraki hedefi biziz.’ Ona ne Netenyahu cesaret edebilir, ne dünyanın en akılsızları buna kalkışabilir. Ama bir şey var. Bir korku yaymak, o korkuyla insanları ‘Evet açsın, yoksulsun, işsizsin ama tehlike büyük. İsrail saldıracak, beni desteklemelisin’ demekse hesap işte bu parti bu numarayı yutmaz, geçmişte yaptığı oyunlara gelmez.”

“Kimse bizi İsrail tehdit ile korkutup…”

“O yüzden yarın Meclise çağırdık, ‘Kapalı oturum yap’ dedik. Kendi gelmiyor, gelmeli, gelmeliydi. Bakanları geliyor, gelsinler, en doğru bilgileri versinler” diyen Özel, şu ifadeleri kullandı: “Eğer yarınki oturum, 10 yıl gizliliği var, yarın bize İsrail saldırısının kapıda olduğunu, bir sonraki hedefin Türkiye olduğunu anlatırlarsa gereğini yaparız, susarız.

Ama yarın sakın ha sakın yarın bildiklerimizi bize anlatıp havanda su dövüp, ‘Tehlike var, olabilir’ deyip bu Meclis kürsüsünden Cumhurbaşkanı ağzıyla söylenen lafın altına tane tane doldurmazlarsa, evet oturum gizli, söyleneni söyleyemem ama söylenmeyeni ifşa ederim. Kimse bizi İsrail tehdit ile korkutup televizyonlarda savaş konuşturup yoksulluğu, emekliyi, asgari ücreti, depremzedeyi, çiftçi, işçiyi konuşmamamızı beklemesin bunun hesabını çok ağır sorarız.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Sığınmacılar” Çıkışı

Hatay’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar” dedi ve ekledi:

“Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’ın Defne ilçesinde halka seslendi. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Büyük acıdan 20 ay sonra Hatay’da, sizlerle birlikte bir kez daha göz gözeyiz, el eleyiz, omuz omuzayız. Acılarımız, sorunlarımız, ayağa kaldırılacak bir kentimiz ve hep birlikte baş etmemiz ve başarmamız gereken bir mücadelemiz var.

Bir yerel seçim süreci geçirdik. Yerel seçimin akşamında Türkiye’de büyük bir başarı, 47 yıl sonra CHP’nin birinci parti olmasını, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet etmeyi, ekonominin yüzde 78’ini, turizm kentlerinin yüzde 92’sini yönetme yetkisini aldık. O gece bir büyük başarı ama içimizde bir büyük yara oldu. O da Hatay Büyükşehir Belediyesi’ydi. Biz o süreçte hata yapmamak için elimizden geleni yapmamıza rağmen, bütün iyi niyete rağmen maalesef hatalarımız oldu, eksiklerimiz oldu, ders almamız gereken süreçler oldu… Ama bütün mazeretleri, bütün bahaneleri bir yana bırakarak Hatay’ı kazanmadığımız için bütün samimiyetimle Hatay’daki bütün güzel insanlardan özür diliyorum, affedin bizi.

O günden bugüne Hatay’da, bir daha Hatay’ı kaybetmemek için, bir daha Hatay’ı tehdide, şantaja terk etmemek için, bir daha bu kenti bir başına, çaresiz bırakmamak için, yeniden kazanmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Gölge kabinemizin bakanları, Hatayımızın milletvekilleriyle birlikte çok sayıda arkadaşımız, milletvekilimiz ekipler halinde, gruplar halinde geldiler gittiler, raporlarını hazırladılar. Yarın CHP’nin resmi MYK toplantısını Hatay’da yapacağız ve ardından bundan sonra Hatay’da hem ben hem milletvekillerim, yöneticilerim Hatay’ı bir dakika boş bırakmadan, yalnız bırakmadan mücadeleyi sürdüreceğiz.

6 Şubat günü, akşam depremde çok büyük kayıplar yaşadık ama kayıpların en büyüğünü, yıkımların en büyüğünü yaşadığımız kentlerden bir tanesi ve maalesef en çok ihmal edileni Hatay oldu. Önce gelmediler, duymadılar, ermediler, elimizden tutmadılar. Maalesef çok gecikmeli başlayan arama – kurtarma çalışmalarında hep Hatay’ı bir adım, iki adım, üç adım geride bıraktılar.

Devamında Hatay’ın diğer şehirlerle birlikte ayağa kaldırılacağını söyleyip, ‘Bir yıl içinde herkes evine geçecek’ deyip, 10 şehri ve Hatay’ı kandırıp oyları aldılar ama bırakın bir yılı 20 ayın sonunda -neredeyse iki yıl oluyor- Hatay’a söz verdikleri 254 bin konutun sadece 11 bin 366’sını verdiler. Oran yüzde 4. Yüzde 96 çadırda, konteynırda ya da gurbette. Evinde değil, evin dışında, evinden uzakta. Bir de ‘Ayrımcılık yapmıyoruz’ diyorlar. Bir de ‘Bunun siyasetini yapmayın’ diyorlar ama bırakın deprem konutunun siyasetini, caminin bile siyasetini yapıyorlar.

Burada bir rezerv alan rezaleti yaşandı. Burası biliyor ama Türkiye duysun. 21 Kasım 2023, bir genelge yayınladılar ve dediler ki ‘Az ve orta hasarlı evleri belediyeden güçlendirme izni alarak güçlendirip içine geçebilirsiniz.’ İnsanlar bu izinleri aldılar, gittiler evlerine kredi çekerek, borç alarak güçlendirme yaptılar. Yağmalanan kapılarını taktılar, boyalarını yaptılar, tam eve geçecekler, ‘Eyvah, biz senin evi rezerv alan ilan ettik, yıkacağız.’ ‘Ev sağlam.’ ‘Olsun, burası rezerv alan.’ Bu depremzedeler için yeni bir yıkım oldu.

Bu yıkıma biz itiraz ettik, milletvekillerimiz itiraz ettiler, Antakya ve Defne‘de 207 hektarlık alan rezerv alan ilan edildi, 50 bin kişi mülksüzleştirildi. Başvuruyu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptık, sonuç almayı bekliyoruz. Rezerve alanda bir doğru yok, rezerv alan ahlak ister, rezerv alan teknik bilgi ister, liyakat ister ama özünde ahlak ister. Öyle örnekler yazıldı, öyle örnekler duydum, öyle örnekler anlatılıyor ki ‘Benim’ diyen üçkağıtçının yapmayacağı işler. Yıllarca satılmamış, evlada bırakılmış yerleri sırf değeri çok diye rezerv alan ilan eden bir takım yamyamlar.

Amik Ovası’ndayız. Amik Ovası, dünyanın en verimli ovalarından birisi. 15 çeşit ürün yetişiyor, bu sene bir tanesi para etmedi. Özellikle Amik Ovası’nda yetişen pamukta bu sene büyük hayal kırıklığı var. 25 liraya maliyeti olan pamuğu, 18 liraya alanlara, geçen seneki fiyatın altında fiyata alanlara… Mazot üç katına çıkmış, işçilik üç katına çıkmış, her türlü ilaç gübre üç katına çıkmış, araç gereç ateş pahası, almak mümkün değil, ödünç kullanıyor millet, her şey artmış ama bir şey artmamış, ürüne verilen fiyat. 18 liraya düşmüş ve kapıda bankalar, tefeci gibi bekliyor. Sattın sattın, satmadın eve, traktöre haciz geliyor. Bu hale düşürdüler.

“Köylüler yeniden milletin efendisi olacak”

Bu ülkenin son Cumhurbaşkanı buralarda, köylüye, isyan eden çiftçiye, ‘Al ananı da git’ dedi. Bundan sonraki bunun gibi olmayacak, ilk Cumhurbaşkanı gibi olacak, köylüler yeniden milletin efendisi olacak.

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar. Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.

Türkiye’de geçici sığınmacı statüsünde bu insanlar, süreleri doldu. Tam zamanı af da çıktı. Çalışma yaptırmış. İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi’ne geçici sığınmacıların Türkiye’de kalış sürelerinin artırılması, çalışma izinleri varsa uzatılması, olmayanlara çalışma izni verilmesi, Türkiye’de bunları ucuz işgücü olarak kullanmanın hesabını yapıyor. Yazıklar olsun, böyle günde sığınmacıları Esad’a göndermeye çalışacağına evlatlarımız yerine çalıştırmak için hazırlık yapıyorlar. Yazıklar olsun.”

Paylaşın