EECP nedir, nasıl uygulanır? Faydaları

‘Doğal bypass’ veya ‘ameliyatsız bypass’ olarak da anılan EECP (Enhanced External Counterpulsation), koroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği gibi ciddi hastalıkların tedavisinde kullanılan özel bir tedavi yöntemidir.

EECP Tedavisi, FDA tarafından Kalp Yetmezliği, Stabil Angina, Unstabil Anjina, Kardiyojenik Şok, Akut Myokard Enfaktüsü hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere onaylanmıştır.

Son yıllarda , EECP uygulamasının hipertansiyon , şeker hastalığı ve erektil disfonksiyon (iktidarsızlık ) konularında olumlu etkileri gözlenmiş ve bu konularda bilimsel çalışmalar yapılmaya başlanmıştır.

EECP nasıl uygulanır;

EECP tedavisine başlayan hasta, günde 1 saat, haftada 5 veya 6 gün, 35 gün süre ile ayaktan tedavi görür. Tedavi süresince hiçbir, ağrı ve sızı yoktur. Hiçbir yaşam riski taşımaz. Son derece güvenli bir tedavi yöntemidir. Tedavi sırasında enjeksiyon dahil hiçbir müdahale yapılmadığı için hasta hiçbir acı ve sıkıntı hissetmez. Bu süreyi gazete, kitap okuyup, müzik dinleyerek geçirebilirler.

EECP tedavisi tekrarlanabilir mi?

Yapılan bilimsel çalışma sonuçlarının gösterdiği gibi, son derece ağır hastalık profiline sahip olan hasta gruplarında dahi EECP’nin uzun dönem takibinde tekrar edilme oranının % 4 – % 9’arasındadır. Hiçbir risk taşımaması kalp yetmezliği olan ve kalp transplantasyonun adaylarının tedaviyi tekrarlayıp yaşam kalitesini koruyabilirler.

Hangi hastalara uygulanır?

  • Daha önce By-pass olmuş veya balon tel – kafes tedavisi yapılmış ancak tekrar damar tıkanıklığı gelişmiş olanlarda
  • Mevcut tedavi yöntemleri uygulandığı halde şikayetleri devam eden hastalarda
  • Damar yapısı uygun olmadığı için ameliyat olamayan hastalarda
  • Eşlik eden hastalıklardan dolayı ameliyat olması riskli kabul edilen hastalarda
  • Ameliyat veya Balon, Stent tedavisini kabul etmeyen hastalarda
  • Kalp yetmezliği

Kimlere yapılması sakıncalı?

  • Son üç ay içersinde By – Pass ameliyatı geçirmiş hastalar
  • Vücutta pıhtı bulunma olasılığı olan hastalar
  • Bacaklarda iyileşemeyen açık yarası olanlar
  • Ciddi Aort yetmezliği olanlar
  • Kontrol Altına alınamayan Yüksek Tansiyon ( 180 / 110 )
  • Hamile veya olma olasılığı olanlar.

Yararları;

  • Kalbe dönen Kan akışını arttırır
  • Kalbin gevşeme safhasında , Kalbe daha fazla oksijen gitmesini sağlar
  • Bacaklardan sıvazlanan kanın Kalbe doğru pompalanmasıyla sadece kalbe dolan kan miktarı değil aynı zamanda vücudun, Böbrek ve Beyin dahil olmak üzere, hayati organlarına, kalbe ek yük getirmeden kan akışını arttırır
  • Bacaklara bağlanan hava torbalarının aynı anda sönmesi ile , Kalbin iş yükü azalmakta ve kalbin performansı yükselmektedir
  • Kalbe kan akışının sağlanması, doku beslenmesini arttırır
  • Tıkalı veya hasarlı kan damarları etrafında yeni kan damarı ağının oluşmasını arttırır
  • Göğüs Ağrısı sıklığını ve ağrının şiddetini azaltır veya yok eder
  • Kas yorulmasına neden olan Laktik Asit oluşmasını azaltır
  • Oksijenli kanın kalbe akışının sağlanması neticesinde, Kalp Yetmezliği olanlarda kalp kaslarını güçlendirir
  • Kişinin fonksiyon kapasitesini arttırır
  • Kişinin yaşam kalitesini arttırır
  • Kalp Krizi Riskini azaltır
  • Göğüs ağrısı ilaçlarının kullanım ihtiyacını azaltır veya kaldırır
  • EECP tedavisinin olumlu etkileri tedavi süresince devam edeceği gibi, tedavi bittikten sonra da uzun yıllar devam eder
  • Hiçbir yan etkisi olmadan, genellikle tüm tedavi olanlar tarafından tolere edilir

EECP tedavisinden sonra ne gibi iyileşmeler gözlenmektedir?

  • Hastalar daha uzun mesafeler yürüyebilmekte, daha ağır paketler taşıyabilmekte ve Göğüs arısı olmadan daha aktif olabilmektedirler
  • Hastalarda Göğüs ağrısı atakları nadiren görülmektedir
  • Hastalar Anti-anjin ilaçlara daha az gereksinim duymaktadır
  • Hastalar yeniden işlerine dönebilmekte, bahçelerine, yemeğe çıkabilmekte, seyahat edebilmekte, tenis , bowling ve golf oynayabilmektedirler
  • Hastalar sosyal hayatlarına daha katılımcı olmaları konusunda kendilerine güven duymaktalar, gönüllü aktivitelere katılmakta ve göğüs ağrısı korkusu duymadan egzersiz yapabilmektedirler.

 

Yan etkileri var mı?

Bazı hastalarda, kafların basıncı nedeni ile kayda değer olmayan deri tahrişlerine rastlanmıştır. Bunun dışında herhangi bir yan etkiye rastlanmamıştır.

Paylaşın

Depilasyon ve epilasyon nedir, nasıl uygulanır?

Depilasyon  ve Epilasyon istenmeyen kıllar ve tüylerden kurtulma yöntemleridir. Depilasyon, vücuttaki istenmeyen kıllardan, tüylerden geçici olarak kurtulma işlemi iken, Epilasyon, istenmeyen kıllardan, tüylerden kalıcı bir şekilde kurtulmadır.

Depilasyonda istenmeyen kıl ve tüyler kısa süreli olarak vücuttan uzaklaştırılır. Bunun için traş, tüy dökücü krem, losyon gibi yöntemler kullanılabilir. Bu tip uygulamalarda kıl kökleri alınmadığı için tüyler 2-3 gün sonra tekrar çıkar ve yeniden işlem yapmanız gerekir. Epilasyonda ise kıl köklerine ulaşılır ve kıl kökü tahrip edilir. Bu yolla istenmeyen kıllardan, tüylerden kalıcı bir şekilde kurtulma imkanı oluşur.

Depilasyon yöntemleri;

Depilasyon işleminde farklı depilasyon cihazları, yöntemleri kullanılabilir. Bunların bazıları daha acısız çözümler sunarken bazıları da görece daha uzun süreli çözümler sunar.

Tıraş yöntemi;

Ağrısız ve acısız bir şekilde kıllardan tüylerden kurtulma yollarından biridir. Ancak birkaç gün içinde fark edilir şekilde uzayacaktır. Hafif ve seyrek tüylü insanlar için önerilir, kalın ve yoğun tüylü insanlar tıraş uygulamasından sonra bile tüylü görüntüden kurtulamayabilirler.

Klasik ağda yöntemi;

Klasik ağdalar evde şeker, limon ve su ile hazırlanabilecek, bilinen en eski depilasyon yöntemidir. Kılların çıkış yönüne doğru uygulanır ve kılların çıkış yönünün tersine doğru çekilir. Acı veren bir yöntemdir. Kıllar kökünden çekilir ve görece daha uzun süre alır kılların görünür hale gelmesi. 2-3 hafta sonra kıllar görünür hale gelir. Sir ağdada şeker bulunmadığı için düzenli kullanımda kıl kökleri zayıflar. Bu yöntem kılların incelmesini ve seyrelmesini sağlayacaktır.

Tüy dökücü kremler;

İçeriğindeki özel kimyasallarla kılın organik yapısını tahrip eder. Bu şekilde kıllar yumuşar ve çözülür. Derinin üzerine bir tabaka halinde sürülen krem gerekli süre geçtikten sonra ciltten temizlenirken kıllar da kremle beraber gelir. Kıllar yalnızca cilt yüzeyinden temizlendiği için birkaç gün içinde, yeniden fark edilebilecek bir uzunluğa gelecektir.

Epilatör kullanımı;

Epilatör denen elektrikli aletler hızlı ve acılı bir çözüm sunar istenmeyen tüylerden kurtulmak için. Ulaşılabilir bir yöntemdir. Görece daha uzun süren bir temizlik sağlar ancak en geç 2-3 hafta içinde kıllar çıkmaya başlayacaktır.

Epilasyon yöntemleri;

İğneli epilasyon yöntemi;

İğneli epilasyonda öncelikle uygulama yapılacak bölge alkolle temizlenir, iğneyle kıl köküne girilir ve elektrik verilerek kıl kökü tahrip edilir. Kıl kökündeki büyümeden sorumlu foliküller yok edilir. Kıllardan bu şekilde kurtulmak hedeflenir. Bu işlem her kıl için uygulanır ve kopma işlemi gibi bir acı verebilir. Acıyı azaltmak için çeşitli yöntemlere başvurulabilir. Hamileler için önerilen bir yöntem değildir.

Blend yöntemi;

İğneli epilasyona benzeyen bir yöntemdir. Kıl köküne elektrik yerine sıvı verilir bu sıvının kıl kökünü tahrip etmesi beklenir.

Radyo frekansı uygulması;

Kıl köküne ses dalgaları ile ısı verilir ve bu yolla kıl kökü tahrip edilir.

Lazer epilasyon;

Lazer epilasyonda deriye lazer ışınları verilerek kıl kökü tahrip edilir. Kılların büyümesini sağlayan foliküller tamamen yok edilmez, deforme edilir. Kıl kökündeki melanin hedeflenir ve melanine zarar vererek kılların uzamasını durdurmak hedeflenir. Genellikle %80 oranında bir başarı sağlanır. Açık ve koyu renkli kıllarda melanin yapısı farklı olacağından bunların tedavisinde farklı makineler kullanılır.

Foto epilasyon;

Lazer epilasyondaki gibi yoğun ışın kullanımı ile kıl kökünü yakma hedeflenir. Ancak lazer ışınlarından daha kısa dalga boyundaki ışınlar verildiği için daha acısız bir yöntemdir.

Paylaşın

Davranışsal terapi nedir, nasıl uygulanır?

Bireyin psikolojik sorunların tedavisinde kullanılan Davranışçı Terapi, bireylerin öğrenme yaşantılarıyla ilgili farklı bakış açılarını kapsayan çeşitli model ve tekniklerden oluşan bir psikoterapi yöntemidir.

Davranış terapisinde Ivan Pavlov, Skinner, Joseph Wolpe ve Albert Bandura’ nın büyük rolleri olmuştur. Psikolojik bozuklukları olan insanların davranışlarının değiştirilmesini sağlayan Davranışsal Terapi, insanların öğrenmeleri ve belli davranış kalıplarını neden geliştirdikleriyle ilgili birçok teoriye göre uygulanır.

Davranış terapilerinde, geleneksel olarak üç temel yaklaşım söz konusudur.

Uygulamalı davranış analizi; Burada temel nokta edimsel koşullamaya dayanır. Yani davranışın kendi sonuçları, belli işlevler doğuracaktır. Bunu en çok Skinner kullanmıştır. Pekiştirme, ceza, uyarıcı kontrolü, sönümleme gibi teknikler edimsel koşullamadan doğmuştur. Pekiştirme bir tür ödüllendirme ya da bir tepkinin arkasından oluşan itici, istenmeyen uyaranı uzaklaştırma anlamındadır. Edimsel koşullamada ana fikir davranışların esas olarak sonuçlarından etkilendiğidir.

Ara bulucu uyarıcı- tepki modeli; Bu yaklaşım klasik koşullama prensiplerine dayanır ve Ivan Pavlov’ un köpeğin ağzına yiyecek koyup salya salgısını tespiti ve yiyeceğin tekrar tekrar bir zil sesi gibi nötr uyaranla verilmesi, en sonunda da köpeğin sadece zil sesine salya salgısı artışı ile reaksiyon verdiğinin görülmesini temel alır. Kaygı bozuklukları ve fobi tedavilerindeki sistematik duyarsızlaştırma ve maruz bırakma teknikleri buna dayalıdır

Sosyal öğrenme ve sosyal bilişsel kuram; Albert Bandura’ ya göre davranışı oluşturan süreç, çevresel etkilerin nasıl algılandığı ve bireyin bunu nasıl yorumladığını yöneten bilişsel bakış açısına bağlıdır. Kişinin inançları, tercihleri, beklentileri, kendilik algısı gibi bireysel özellikleri de sosyal bilişsel kuram içinde değerlendirilir. Temel inanç, insanların davranışlarına yön verebildikleri gibi bunları değiştirme yetisine de sahip olduklarıdır. Bandura’ ya göre bilinçli bir birey, bir duruma her zaman yön verebilme, arzuladığı değişikliği yapabilme becerisine sahiptir, bunu da o inanç ve beklentiye sahip olduğu ölçüde yapar.

Sekiz temel ilkesi vardır;

Davranışçı terapide geleneksel tanılar yerine yaşamdaki problemler ve davranışsal bozukluklar tartışılır. Davranışçı terapinin sekiz temel ilkesi vardır.

  • İster özel ister genel olsun, bir davranış sonucu tarafından zayıflatılır veya güçlendirilir.
  • Ödüllendirilen davranışlar gelişir, cezalandırılanlar azalır.
  • Bu terapi yapısaldan çok fonksiyoneldir.
  • Pozitif veya negatif çevresel uyaranla eşleştirilen nötr uyaran, sunulduğu ve koşullandığı çevrenin özelliklerini kazanabilir.
  • Davranışçılık mentalizme karşıdır.
  • Davranışçı terapi, verileri kullanır ve deneysel temellidir.
  • Terapide yapılan değişikliklerin danışanın günlük yaşantılarına genellenmesi gerekir.
  • İçgörü, bir danışan için tek başına yararlı değildir.

Davranışçı terapide süreç;

  • Terapist öncelikle danışanın davranışının işlevsel analizini yapar. Hedef davranışı belirler. Problem ve müdahale kısa biçimde danışana anlatılır.
  • Davranışsal modeli öğretmeye yönelik tedavi süreci başlar.

Davranışsal terapi şu sorunlara karşı yardımcı olabilir:

  • Anksiyete
  • Sigara içme, aşırı yemek yeme, parmak emme, uykuda idrar kaçırma, tırnak yeme gibi alışkanlıklar
  • Depresyon
  • Obsesif kompulsif bozukluklar
  • Madde istismarı
  • Uyku bozuklukları

Davranışçı terapi düşünce ve duyguları göz ardı ederek, gözlenebilen davranışlara odaklandığından eleştirilebilir. Danışanın geçmişini inkâr etmek de bir hatadır. Bundan dolayı salt davranış terapisi fobi tedavileri hariç günümüzde pek kullanılmamaktadır. Bilişleri ve diğer içsel olayları da dikkate alan bilişsel-davranışçı terapi bir çok psikolojik sorun ve ruhsal hastalıkta etkin biçimde tercih edilmektedir. Her şeye rağmen problem odaklı hızlı çözümlerde davranışçı terapinin yerini inkâr edemeyiz.

Davranışçı terapi, özetle, duyguyu değil davranışı hedef alan, terapist ile danışan arasındaki ilişkinin ikinci planda olduğu, iç görü kazandırmaya yönelik olmayan, bozukluğun sebebine değil bulgularına odaklanan kullanım alanı çok yaygın bir psikoterapi yöntemidir.

Paylaşın