Prick testi nedir, nasıl uygulanır?

Alerjik astım, alerjik rinit (alerjik nezle), ürtiker (kurdeşen), besin alerjisi, arı alerjisi gibi alerjik hastalıklarının tanısında uygulanan prick testi belirli bir sayıda allerjenin cilde yerleştirilmesi ve hangisinin reaksiyona neden olacağının gözlenmesi temeline dayanan basit ve acısız bir yöntemdir.

Prick testteki reaksiyon alanı ne kadar genişse test edilen maddeye olan allerji gerçekte o denli yüksektir. Pozitif bir reaksiyon sonucu belirgin bir maddeye allerjik olduğunuzu kesin olarak ortaya koymasa bile bu maddenin sizde önemli bir allerji yaratması olasılığını yükseltir.

Hangi alerjenler ile test yapılacağı hastanın şikayetlerine göre belirlenen deri prik testi içeriği hekim tarafından belirlenir bu nedenle alerjen içeriği merkezler arasında farklılık gösterebilir. Deri testinin sağlıklı sonuç vermesi için yeterli alerjenlerle yapılmalı ve doğru bir şekilde yorumlanmalıdır.

Deri prik testi yoruma ve tecrübeye dayalı bir tanı yöntemidir. Hatalı yorumlanmış testler hastaların tedavisinde ve sosyal yaşamında ciddi sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle alerji deri testi mümkün ise alerji kliniklerinde ve alerji uzmanı gözetiminde yapılmalıdır.

Deri prik testleri hakkında hastalar arasında çok zor, ağrılı, kanamalı ve riskli olduğu yönünde söylentiler vardır. Bu söylentiler tamamen yersizdir. Deri prik testi zaman alıcı (ortalama 30 dakika) olması dışında bir dezavantajı yoktur. Eğer arı alerjeni ya da ilaçlar ile deri prik testi sırasında arı ve ilaç alerjisine benzer alerjik belirtiler sık olmasa da görülebilir.

Deri prick testi nasıl yapılır?

Alerji deri testi kolların iç kısmına el bileği ve dirsek arasındaki bölgeye uygulanır. ilk önce alerjenler kol iç yüzüne damlalıklar vasıtasıyla damlatılır. Daha sonra damlaların üzerinden ucunda1 mm uzunluğunda iğne bulunan araç (aplikatör) yada iğne ucu ile deride gözle farkedilmesi güç çok küçük delik oluşturulur.

Bu delikten alerjenler cilt altına geçer. Bu işlemden sonra hastalar 15-20 dakika kollarını hareket ettirmeden test odasında bekletilir. Bu sürenin sonunda deri testi alerji uzmanı tarafından değerlendirilir. Eğer kişinin alerjisi var ise damlaların damlatıldığı alanlarda kızarıklık ve ortasında daha soluk kabarıklık gelişir (resimler).

Alerji testini etkileyen ilaçlar

Deri prick testlerinin doğru sonuç vermesi için alerji ilaçları (antihistamin), bazı nezle grip ilaçları ve psikiyatri ilaçlarının (ortalama 7-10 gün, bazen 2 hafta) kesilmesi gerekir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Parenteral beslenme nedir, nasıl uygulanır?

Parenteral beslenme (PN), iyi beslenme durumunu korumak için tüple beslenme formülü veya ağız yoluyla yeterince beslenemeyen hastalar için protein, karbonhidrat, yağ, mineraller ve elektrolitler, vitaminler ve diğer elementleri içeren intravenöz beslenme uygulamasıdır. 

Doğru beslenme hastanın iyileşmesinin önemli bir parçasıdır. Parenteral beslenme bazen Total Parenteral Nutrition (TPN) olarak adlandırılır. Genellikle aşağıdaki hastalıklara sahip kişilerde uygulanan bir beslenme şeklidir;

  • Crohn hastalığı
  • Kanser
  • Kısa bağırsak sendromu
  • İskemik bağırsak hastalığı

Bağırsaklarına düşük kan akışından kaynaklanan rahatsızlıklara sahip insanlara da yardımcı olabilir.

Parenteral beslenmenin yan etkileri nelerdir?

Parenteral beslenmenin en yaygın yan etkileri ağız yaraları, zayıf gece görüşü ve cilt değişiklikleridir. Bu koşullar ortadan kalkmazsa doktorunuzla konuşmalısınız.

Diğer daha az yaygın yan etkiler;

  • Kalp atışındaki değişiklikler
  • Bilinç bulanıklığı, konfüzyon
  • Konvülsiyonlar veya nöbetler
  • Nefes almada zorluk
  • Hızlı kilo alımı veya kilo kaybı
  • Yorgunluk
  • Ateş veya titreme
  • Artan idrara çıkma
  • Ürkek refleksler
  • Hafıza kaybı
  • Kas seğirmesi, halsizlik veya kramplar
  • Karın ağrısı
  • Ellerinizin, ayaklarınızın veya bacaklarınızın şişmesi
  • Susuzluk
  • Ellerinizde veya ayaklarınızda karıncalanm
  • Kusma

Bu belirtilerden herhangi birini yaşarsanız doktorunuzla konuşmalısınız…

Parenteral beslenmeye hazırlanma;

Vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak tam beslenme için sağlık uzmanınızla konuşmanız gerekir. Sağlık uzmanınız bu ihtiyaçların karşılanması için uygun önerilerde bulunacak ve size ne yapmanız gerektiğini tarif edecektir.

Parenteral beslenme nasıl uygulanır?

Parenteral beslenme, ihtiyacınız olan besinleri içeren bir torbadan, bir iğne veya katetere takılı bir tüp aracılığıyla verilir.

TPN ile sağlık uzmanınız kateteri, kalbinize giden superior vena cava adı verilen büyük bir damara yerleştirir. Sağlık uzmanınız, intravenöz beslemeyi kolaylaştıran iğnesiz erişim portu gibi bir port da yerleştirebilir.

Geçici beslenme ihtiyaçları için doktorunuz PPN önerebilir. Bu tip intravenöz besleme, superior vena cava’nıza bağlanan bir merkezi hat yerine düzenli bir periferik intravenöz hat kullanır.

İntravenöz beslemeleri büyük olasılıkla evde kendiniz tamamlayacaksınız. Genellikle 10 ila 12 saat sürer ve bu prosedürü haftada beş ila yedi kez tekrar edeceksiniz.

Sağlık uzmanınız bu prosedür için ayrıntılı talimatlar sağlayacaktır. Genel olarak, besin torbalarınızda yüzen parçacıklar ve renk bozulması olup olmadığını kontrol etmeniz gerekir. Ardından tüpü torbaya yerleştirin ve tüpü, sağlık uzmanınız tarafından belirlenen şekilde intravenöz kateterinize veya portunuza takın.

Torbayı ve hortumu günün çoğunda veya tamamında yerinde bırakmanız gerekir. Daha sonra besin torbasını ve tüpü çıkarırsınız.

Parenteral beslenmenin riskleri nelerdir?

Parenteral beslenmenin en yaygın riski kateter enfeksiyonu geliştirmektir. Diğer riskler;

  • Kan pıhtıları
  • Karaciğer hastalığ
  • Kemik hastalığı

Bu riskleri en aza indirmek için temiz tüpler, iğnesiz erişim portları, kateterler ve diğer ekipmanların bakımı çok önemlidir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Oftalmoskopi nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

Oftalmoskopi, göz doktorunun gözünüzün arkasındaki oluşumları ve rahatsızlıkları incelemekle birlikte gözün kırma gücünü ve dolayısı ile kırma (refraksiyon) kusurlarını belirlemede de kullanılan bir testtir. 1850’de Van Helmholtz tarafından geliştirilen oftalmoskopi, bugün her hekimin kullandığı bir alettir.

Işık kaynağı kendinden olan modern oftalmoskoplar, göz dibinde geniş bir aydınlatma ve gözleme sahası sağlar. Göz küresinin, funduz (göz dibi) denilen iç kısmı için kullanılır. Bir ışık kaynağı, merkezinde deliği olan bir içbükey küresel ayna ve çeşitli merceklerden meydana gelir. Bu mercekler, aynanın merkezindeki deliğe uyarlar ve dönen bir diskin etrafına yerleştirilmişlerdir, kolayca çevrilebilirler.

Oftalmoskopi ne zaman kullanılır?

  • Optik sinirlerde hasar
  • Retina ayrılması
  • Glakom
  • Sarı nokta hastalığı
  • Sitomegalovirüs (CMV)
  • Melanom
  • Hipertansiyon
  • Şeker hastalığı

Oftalmoskopi için nasıl hazırlanılmalı?

  • Oftalmoskopi öncesinde doktorunuz göz bebeklerinizin genişlemesi ve arkalarının daha rahat görülmesi için damla kullanır
  • Bu damlalar birkaç saat için görüşünüzün bulanıklaşmasına ve gözlerinizin ışığa hassas olmasına neden olabilir. Göz bebeklerinizi test sonrasında korumak için yanınızda güneş gözlüklerinizi getirin. Ayrıca sizi eve götürmesi için yanınızda bir kişi getirin. Eğer işiniz temiz bir görüş gerektiriyorsa o gün için iş yerinizden izin almanız gerekir
  • Herhangi bir ilaca karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin. Alerjik reaksiyona yol açabilecek göz damlalarını kullanmaktan kaçınacaktır
  • Bazı ilaçlar göz damlaları ile etkileşime geçebilir. Bu nedenle kullandığınız reçetesiz ilaçlar ve takviyeler de dahil olmak üzere bütün ilaçlarınızı doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir
  • Son olarak kendiniz glokom hastası iseniz ya da ailenizde glokom hastası olan bir kişi doktorunuza söylemeniz gerekir. Glokom hastalığı riski durumunda muhtemelen göz damlası kullanılmayacaktır

Test sırasında ne olur?

Prosedürün başlangıcında doktorunuz göz bebeklerinizin büyümesi için göz damlası kullanabilir. Bu damlalar nedeniyle gözünüzde birkaç saniye için batma hissi oluşabilir. Ayrıca ağzınızda alışılmadık bir tat bırakabilirler.

Doktorunuz gözünüzün arka bölümünü büyümüş olan göz bebeklerinizden inceleyecektir. Yapılabilecek olan 3 farklı muayene vardır.

  • Direkt muayene; Direkt oftalmoskopi, arada başka bir görüntü oluşturmadan, hastanın göz dibinin direkt olarak görülmesini sağlayan optik alettir. Işık kaynağından gelen ışık, doğru açıyla yansıtılır ve retinayı aydınlatmak için hastanın pupilla içerisinden noktasal olarak odaklanır. Oftalmoskopta farklı merceklerden oluşmuş bir disk bulunmaktadır. Hastanın herhangi bir kırma kusuru varsa bu kusuru düzeltmek için disk üzerinde ihtiyaç duyulan güçte mercek göz hizasına getirilebilir. Direkt oftalmoskobun optik sistemi iki ayrı bölümden oluşmaktadır.Birinci bölüm mercek ve yansıtıcılar içerir. İkinci bölüm yüksek bir aydınlatma sağlayan aydınlatma sistemi içerir. Direkt oftalmoskopla elde edilen büyütme 15x ile 25x aralığında değişir. Görüş alanı hastanın pupillasının çapıyla sınırlıdır, toplam retina yüzeyinin yaklaşık %1’ine karşılık gelir. Pupillanın çapı arttıkça gözlenebilen retina alanı genişler.
  • Dolaylı muayene; Doktor, indirekt oftalmoskopla retinanın ters, gerçek ve büyütülmüş arada oluşan bir görüntüsünü gözlemler. Direkt oftalmoskoba kıyasla endirekt oftalmoskobun daha geniş görme alanı sağlaması en büyük avantajıdır. Bir diğer avantajı ise doktor ile hasta arasındaki mesafenin daha fazla olmasıdır. Bununla birlikte görüntü terstir ve büyütmesi direkt oftalmoskopinkinden daha küçüktür. İndirekt oftalmoskopi için daha şiddetli bir ışık kaynağına ihtiyaç vardır.Başa monte edilebilen yüksek ışık kaynağının geliştirilmesi, bu tekniğe çok faydalı olmuştur. Yeni geliştirilen binoküler indirekt oftalmoskoplar sâyesinde, aynı kişiyi iki kişinin gözlemesi ve aynı anda bakmaları mümkün olmaktadır. Endirekt oftalmoskoplar ortası delik iç bükey ayna ile +13.00 diyoptrilik mercek olabileceği gibi alna veya gözlüğe monte edilmiş çeşitleri de vardır.
  • Yarık lamba mMuayenesi; Bu prosedür doktorunuza dolaylı muayene ile aynı görüntüyü sağlar ancak daha detaylıdır. Yarık lamba adı verilen bir aletin önünde oturursunuz. Alnınızı ve çenenizi buna yerleştirmeniz istenir. Böylece muayene sırasında başınız sabit durur. Siz pozisyonunuzu aldığınız zaman doktorunuz parlak bir ışık açar. Ardından bir mikroskop ile gözünüzün arka tarafını görebilir. Daha iyi bir görüş elde edebilmek için farklı yönlere bakmanız istenebilir ve doktorunuz parmakları ile gözlerinizin açık kalmasını sağlayabilir. Ayrıca küçük bir sonda ile gözünüze baskı uygulanabilir

Riskleri nelerdir?

Oftalmoskopi genellikle rahatsız edicidir ancak ağrıya neden olmamalıdır. Işıkların kapatılmasının ardından ardıl görüntüler görebilirsiniz.

Nadir durumlarda göz damlalarına reaksiyon verebilirsiniz. Neden olabileceği durumlar:

  • Ağız kuruması
  • Kanlanma
  • Sersemlik
  • Bulantı ve kusma
  • Dar açılı glokom

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Nükleoplasti nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

Nükleoplasti, fıtıklaşmış disklerin neden olduğu ağrıları tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Genelde geleneksel tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda uygulanan Nükleoplasti operasyonu yaklaşık bir saat sürmektedir.

Yapılan pek çok bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre bu yöntemin başarı oranı yüzde % 80’in üzerindedir.

Nükleoplasti nasıl yapılır?

Ameliyathane koşullarında skopi adı verilen görüntüleme yöntemi eşliğinde uygulanmaktadır. İşlem sırasında hasta uyutulmaz ve yüz üstü yatar. İşlemi skopi ekranından bizzat takip edebilir. Hastanın işlem sırasında rahatsızlık hissetmemesi ve gevşemesini sağlamak için sakinleştirici ilaç uygulanır.

Ayrıca işlemin yapılacağı bölgeye lokal anestezik ilaç da yapılır. Bu şekilde hasta işlem sırasında ağrı duymaz ve herhangi bir rahatsızlık hissetmez. İşlem tamamen steril koşullarda ve tek kullanımlık malzeme ile gerçekleştirilir.

Nükleoplasti öncesi neler yapılmalıdır?

  • Hastada mevcut grip, sinüzit veya benzeri bir enfeksiyon ya da sebebi saptanmamış yüksek ateş ekarte edilmelidir
  • Aspirin, Coraspin gibi kan sulandırıcı ilaçlar ve gingko biloba içeren Tebokan, Bilokan türü ilaçlar 10 gün önceden kesilmelidir
  • Kullanılan pıhtılaşma önleyici ilaçlar an en az 1 hafta önceden kesilmelidir
  • Girişimden 5 saat öncesine kadar herhangi katı-sıvı gıda, su ve çay vb tüketilmesinin kesilmesi gerekir
  • Hastalara mutlaka bir refakatçi eşlik etmelidir

Nükleoplasti sonrası ne yapılmalı?

  • 1-3 gün istirahat, sınırlı oturma ve bir kerede 10-20 dakikadan fazla olmamak koşulu ile yürüme egzersizleri
  • En az 48 saat boyunca araba kullanılmayacak
  • İlk 2 hafta boyunca 2.5-5 kg’dan fazla ağırlık kaldırılmayacak
  • Alt sırt bölgesi kıvrılmayacak ve eğilmeyecek
  • İşlemi takip eden 12 hafta boyunca masaj veya traksiyon bölgeye uygulanmayacak
  • Nukleoplasti sonrası 2-3. haftada başlayan nazik fleksiyon ve ekstansiyon ev egzersizleri
  • Nukleoplasti sonrası 3-5. haftada daha önceki fizik tedavilerden birine başlanabilir
  • Taburcu edildikten sonra bireysel ev egzersiz programları günlük temeller üzerine uygulanır

Nükleoplasti tedavisinin riskleri nelerdir?

Nükleoplasti tedavisi, genel olarak güvenli bir işlemdir. Ancak diğer tüm işlemlerde olduğu gibi bu tedavi yönteminde de bir takım riskler ve yan etkiler bulunmaktadır. Nükleoplasti tedavisinin en sık görülen yan etkisi, hastaların uygulama sonrasında hissettikleri ağrılardır. Ancak bu ağrılar olağan oldukları gibi aynı zamanda geçicidirler.

Bu tedavi yöntemi, herhangi bir enfeksiyon riskinden korunmak adına oldukça steril koşullarda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca işlemler tek kullanımlık malzemeler ile yapılır. Bu sayede oluşabilecek enfeksiyonların önüne geçilmiş olur. Tüm bunların yanında nükleoplasti tedavisinin görüntüleme yöntemleri eşliğinde yapılmasından dolayı, uygulama sırasında ya da sonrasında ciddi komplikasyonlar görülmemektedir.

Kimlere nükleoplasti yapılır?

  • Spinal kanalın sagital çapının %33’ünden daha az yer kapladığı vakalarda MRI ile ölçülmüş disk hernisi ve bacak ağrısı mevcudiyetinde
  • Disk herni (fıtık) ağrısının 6 haftadan daha uzun süre konservatif tedaviye cevap vermediği hastalarda
  • Aksiyel ve/veya bacak ağrısı ortaya çıkaran pozitif diskogram mevcudiyetinde nükleoplasti yapılır

Kimlere nükleoplasti tedavisi uygulanamaz?

Nükleoplasti tedavisi; disk alanının % 50’den fazla daraldığı hastalarda, spinal kırık ya da tümör varlığında, ekstrüde ve sekestre disklerde uygulanamaz.  Tüm bunların yanında yapılan bilimsel araştırmalar, uygulanan nükleoplasti tedavilerinin %80 oranında başarı ile sonuçlandığını göstermektedir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kolonoskopi nedir, nasıl uygulanır?

Kolonoskopi, bağırsakların iç yüzeyinin kolonoskop adı verilen bir cihazla görüntülenmesi ve gerektiğinde şüpheli dokuların çıkarılarak laboratuvar ortamında incelenmesine yarayan endoskopik bir işlemdir. Sindirim sisteminin son kısmı olan kalın bağırsakta var olan mevcut kanamalara müdahale edilmesi ve erken dönem kolon kanseri oluşumlarının tedavisi amacıyla da kullanılan kolonoskopi, hastaneye yatış gerektirmeyen kısa süreli bir uygulamadır.

Makattan girilerek rektum ve kalın bağırsağın ayrıntılı olarak görüntülenmesine yarayan kolonoskop cihazı, 1 cm. çapında ve yaklaşık 60 cm. uzunluğunda esnek bir tüpten oluşur. Ucunda yer alan soğuk ışık kaynağı ve optik görüntüleme sistemi sayesinde elde edilen görüntüler monitöre yansıtılırken, eş zamanlı olarak bilgisayara kaydedilir. Elde edilen görüntüler ışığında hekim, kalın bağırsakta var olan pek çok problemin tanısını koyabilir. Şüpheli bölge üzerinden örnek doku parçası alarak ya da farklı bir deyişle biyopsi yaparak, ilgili dokunun laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak incelenmesi için de uygulanabilir.

Kolonoskopi ne zaman gereklidir?

45 yaşın üzerindeki kimselerde olası bağırsak kanserinin erken teşhisi için 5 yılda bir tarama amacıyla kolonoskopi yapılmalıdır. Bu işlem esnasında saptanan polip denilen ve zamanla kansere dönüşebilen lezyonların çıkarılması ile kanser gelişiminin önüne geçilebilmektedir.

  • Makattan taze kırmızı kanaması olanlarda veya dışkısında gizli kan saptananlarda
  • Birinci derece akrabasında kalın bağırsak kanseri veya polibi öyküsü olanlarda
  • Bağırsak kanseri veya polibi öyküsü olanlarda kontrol amacıyla
  • Çekilen diğer filmlerde kalın bağırsakta şüpheli görünüm saptanan kişilerde
  • Geçmeyen ishali olanlarda ishal sebebinin araştırılması amacıyla
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı (ülseraktif kolit crohn hastalığı) olanlarda
  • Nedeni açıklanmayan kilo kayıplarında
  • Uzun süren kabızlık durumlarında
  • Dışkılama alışkanlığında değişiklik olması
  • Tedavi ile geçmeyen ve nedeni açıklanmayan karın ağrılarında yapılmalıdır.

Kolonoskopi işlemine nasıl hazırlanmalıdır?

Kolonoskopi işlemi kalın bağırsağın incelenmesi olduğu için işlemden önce yapılacak diyet ve boşaltıcı ilaçlar ile ile bağırsağın çok iyi temizlenmiş olması işlemin değerini artıracaktır. Bu nedenle hastalarımız işlemden 48 saat önce katı gıda alımını kesmeli ve işlem gününe kadar sadece sıvı gıdalarla beslenmelidir. (Diyetin içeriği için lütfen hekiminize danışınız.) 48 saat süren sıvı diyetini takiben işlemden bir gece önce hekiminiz tarafından yazılan boşaltıcı ilaçları hekiminizin tarif ettiği şekilde kullanmalısınız. O gece ishal olunacağı için bol su alınmalıdır.

Kolonoskopi nasıl yapılır?

Randevu verilen hasta işlemden bir gün öncesinden başlayarak nasıl besleneceği anlatılır. Barsakların temizlenmesi için barsak temizleyici ilaç verilir.İ şlem günü işlem den önce lavman yapılır. Daha sonra hastanın tansiyonu ölçülür, hastaya işlemin yapılmasına olanak sağlayacak özel pantolon giydirilir, damar yolu açılır, hasta işlem için yatağına yatırılır, hastanın nabız ve oksijen satürasyonu işlem sırasında ilgili cihazlarla takip edilir. Kolonoskopide uyutma amaçlı rahatlatıcı iğneler yapılır.

Hasta uyuduktan sonra kolonoskopla anüs, rektum, sigmoid kolon, inen kolon, splenik fleksura, transvers kolon, hepatik fleksura, çıkan kolon, çekum, terminal ileumu incelenir. Gerekirse patoloji için biyopsi alınır. Polip varsa çıkartılır. İşlem sonrasında hasta istirahat için ilgili odaya alınırken yapılan işlemin kolonoskopi raporu hazırlanır. Biyopsi alınmışsa, biyopsi sonrasında gelen sonuca göre tedavisi düzenlenir. Kolonoskopi işlemi 15 dakika ve duruma göre daha fazla sürebilir.

Kolonoskopide anestezi nasıl yapılır?

Kolonoskopi (barsak incelemesi), gastroskopiye göre daha ağrılı ve uzun süren bir yöntemdir. Kolonoskopide barsaklar içinde aletin ilerlemesine bağlı olarak gerilme ve ağrı hissedilebilir. Bu yüzden anestezi uzmanı eşliğinde derin sedasyon yapılması daha uygundur. Derin sedasyonda hasta hiçbir ağrı hissetmez. Bir saatlik müşahadeden sonra hasta taburcu edilir.

Kolonoskopide olası yan etkiler nelerdir?

Tanısal amaçlı kolonoskopilerde yan etki çok nadirdir. Geçici şişkinlik ve gaz sancısı, barsak mukoza ve yapısında zedelenme çok nadir görülür. Sakinleştirici ve ağrı kesici alerjilerine karşı duyarlı ve uyanık olunmalı. Uzun bir süre geçse bile kanlı dışkılamalarda mutlaka doktora haber verilmelidir. İşlemin uygun yapılabilmesi için bir gün önceden, öğleden itibaren katı gıdalar kesilir, onun yerine sulu gıdalar tercih edilir. İşleme gelmeden önceki gün akşamı sulu kahvaltı sonrası (tanesiz çorba, komposto, et suyu) doktorun reçete ettiği ishal yapıcı laksatif ilaç usulüne uygun kullanılır. İşlemden önce kullanılan ilaçlar aspirin, ağrı kesici ilaçlar, kalp ilaçları, pıhtılaşmayı engelleyici ilaçlar insülin kullanımı gibi durumlarda mutlaka doktorunuzu haberdar ederek tavsiyelerine uygun hareket etmelisiniz.

Kolonoskopi riskleri nelerdir?

Kolonoskopi güvenli bir işlemdir. Ancak zaman zaman işlem sırasında veya sonrasında olumsuz durumlar oluşabilmektedir.

  • Kanama
  • İltihaplanma
  • Divertikül denilen kalın bağırsak duvarının dışa doğru fıtıklaşması
  • Şiddetli karın ağrısı
  • İşlem sırasında kullanılan sakinleştiriciye olumsuz tepki
  • Kolon veya rektum duvarında yırtılma (perforasyon)
  • Kalp veya kan damarı hastalığı olan kişilerde sorunlara neden olabilir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Gastroskopi nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

‘Özofago Gastro Duodenoskopi’ veya kısa olarak Gastroskopi, üst sindirim sistemi kanalının içinin görülerek incelendiği teşhis yöntemine denir. İşlem sırasında kullanılan cihaz gastroskop’tur. Bu esnek, bükülebilir, ucunda minik bir kamera olan ve işaret parmağı kalınlığında tüp şeklinde ileri teknoloji ürünü bir cihazdır. 

Gastroskop ucundaki kamera midenin iç yüzünün görüntüsünü yüksek çözünürlüklü bir televizyon ekranına yansıtır. Bu sayede polipler, tümörler, iltihabi değişiklikler, kanamaya yol açabilen damarsal genişlemeler veya başka patolojik değişiklikler varsa görülür. Gastroskopi sırasında saptanan normal olmayan dokuların mikroskopik incelenmesinin yapılabilmesi (patoloji tetkiki) için küçük örnekler alınabilir (biopsi) veya  polip adını verdiğimiz yapılar tamamen çıkartılabilir.

Nasıl yapılır?

Normal bir gastroskopi 15-20 dakika sürer. Anestezi veya sedasyon altında yapılan bu uygulamada, gastroskop, hastanın ağzına yerleştirilerek dikkatli bir şekilde yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağına ulaşılması sağlanır. Bu işlem esnasında boğaz kısmında biraz baskı hissedilebilir ama şiddetli ağrı olmaz. Gastroskopun rahat hareket etmesi için özofagus içine hava basıncı uygulanır. Bu uygulama sayesinde sindirim sistemindeki anormallikler ekrana yansır. İşlem bittikten sonra gastroskop ağızdan yavaşça çıkarılır.

Hazırlık Gerekir mi?

Özel bir hazırlık gerekmiyor. Bu işlemin uygulanabilmesi için 8 saat açlık ve 4 saat susuzluk dönemi yeterli olmaktadır. Ancak özellikle ileri derece kalp yetmezliği ve KOAH hastalığı olan kişilerde bu işlemin yapılabilmesi için kardiyoloji ve / veya göğüs hastalıkları onamı alınması gerekir.

Kimlere yapılmalıdır?

  • 45 yaşın üzerinde mide rahatsızlığı şikâyeti olan herkese
  • 45 yaşın altında mide rahatsızlığı şikâyeti olup bulantı, kusma, kilo kaybı, yutma güçlüğü, ailede mide kanseri öyküsü gibi alarm bulguları olanlara
  • İlaç tedavisine rağmen mide rahatsızlık şikâyeti devam edenlere
  • Üst sindirim sistemi kanaması olanlara
  • Mide filminde şüpheli görüntüsü olanlarda
  • Mide kanseri öyküsü olanlarda
  • Nedeni ortaya konulamayan karın ağrısında
  • Uzun süreli reflü şikâyeti olan ve özellikle 50 yaş üzeri hastalarda
  • Barret özofaguslu hastalarda takip amacı ile
  • Nedeni ortaya konulamayan B12 vitamin eksikliği bulunanlarda
  • Nedeni ortaya konulamayan demir eksikliği ve depo demiri düşüklüğünde
  • Mide ülseri saptanan hastalarda 6-8 hafta sonra kontrol amacı ile
  • Siroz hastalarında

Gastroskopi sonrası dönem;

  • Boğazdaki uyuşukluk geçmeden, yaklaşık 1 saat süresince ağızdan hiçbir şey alınmaz
  • Kullanılan ilaçlar sonrası uyuşukluk hissedilmesi ve anlatılanların tam hatırlanmaması veya algılanmaması normaldir. Gastroskopi yapılan bireylerin mutlaka bir refakatçi eşliğinde evine götürülmesi gerekmektedir. İlaçların etkisinin geçeceği ertesi güne kadar motorlu araçlar kesinlikle kullanılmamalıdır
  • İlaçlar muhakeme gücünüzü etkileyebileceği için iş ve özel hayatınızı etkileyecek önemli kararlar 24 saat süreyle ertelenmelidir. Aynı süre zarfında alkol, yatıştırıcı ilaç, kas gevşetici vb. alınmamalıdır
  • Gastroskopi sırasında üflenen havanın kalan kısmı nedeniyle hissedilen şişkinlik ağız ve makat yoluyla çıkartılan gaz ile giderek azalır. Gastroskopi sonrası özellikle boğazın tahriş olmasına bağlı yada alınan biyopsiler ve polipler nedeniyle ağızdan çok az miktarda kan gelebilir
  • Karında şişkinlik ve ağrı hissinin 24 saatten sonra da devam etmesi, kusma, titreme ve ateş yükselmesi, nefes darlığı, makattan yada ağızdan sürekli veya bol miktarda kan gelmesi gibi durumlarda doktorunuzu hemen aramanız gerekmektedir

 

Paylaşın

EMG (Elektromyografi) nedir, nasıl uygulanır?

EMG (Elektromyografi), kasların, sinirlerin ve sinir köklerinin elektriksel özelliklerinin ölçülmesi yoluyla bu yapıların sağlık durumlarının değerlendirildiği bir muayene yöntemidir. EMG tetkiki iki kısımda yapılır: Sinirlerin incelenmesi, kasların incelenmesi.

Tanıya göre her ikisinin veya yalnızca birinin yapılması gerekebilir. Sinir iletimlerinin ölçümünü doktor veya doktorun belirlediği şekilde bir EMG teknisyeni, kasların incelenmesi işlemi ise sadece doktor tarafından yapılır. İnceleme süresi yapılması düşünülen işlemin kapsamına göre 15 dakika ile 1.5 saat arasındadır.

  • Sinirlerin incelenmesi: Kol, bacak, veya diğer vücut kısımlarında seçilen bazı sinirler, deri üzerine yerleştirilen bir elektrot aracılığı ile elektrik akımı verilerek uyarılır. Elektrik akımı verildiği yerde hoşa gitmeyen fakat dayanılabilir bir his oluşturur. Verilen uyarı ile sinirde ortaya çıkan elektriksel aktiviteler çeşitli şekillerde ölçülür. Bir EMG incelemesi sırasında genellikle böyle 5-10 sinirden ölçüm yapılır.
  • Kasların incelenmesi: İğne şeklinde bir elektrot kol, bacak veya diğer vücut kısımlarında seçilen bir kas içine yerleştirilerek kastaki elektriksel aktiviteler incelenir. Kullanılan elektrot, enjeksiyon iğnelerine benzer boyut ve görünümdedir. Bu elektrotlar tek kullanımlıktır, her hastada yeni bir iğne kullanılır ve bu iğne inceleme bittikten sonra atılır (Teklif EMG’si gibi bazı tetkiklerde elektrotlar tek kullanımlık değildir, mikroptan arındırılarak yeniden kullanılır). Elektrot iğnesinin kas içine yerleştirilmesi sırasında duyulan ağrı kas içine ilaç enjeksiyonu yapılışı sırasında duyulan ağrıya benzer; fakat EMG’de herhangi bir madde enjeksiyonu yapılmadığı için ağrı daha az şiddetlidir. Her bir kasın incelenmesi birkaç dakika sürer. Bu süre içinde iğne kas içinde tutulur. Kas içinde değişik yerlerden kayıt alma amacıyla iğnenin yönü ve yerinin birkaç kez değiştirilmesi gerekebilir. Bu işlemler genellikle ağrısızdır veya katlanılabilir derecede hafif şiddette bir ağrı oluşturur. Bir EMG tetkikinde incelenmesi gereken kas sayısı düşünülen tanıya göre değişir; genellikle 1-10 arası sayıda kas incelenir.

EMG’nin, elektrikle uyarım ve iğne ile inceleme sırasında ortaya çıkan ağrı dışında beklenen bir yan etkisi ve bilinen kalıcı bir zararı yoktur, Ender olarak, incelenen kaslar içinde geçici bir kan birikimi oluşabilir. Çok daha ender olarak bazı derin gövde kaslarının incelenmesi sırasında, komşu doku ve organlarda geçici olumsuz etkiler ortaya çıkabilir. İleri derecede kan pıhtılaşma bozukluğu olan veya kan pıhtılaşmasını engelleyen ilaç kullanan hastalarda zorunlu olmadıkça EMG incelemesi yapılmaz. Bunun dışında her yaş grubunda ve herkese yapılabilir; hastada kalp pili veya beyin pili bulunması EMG yapılmasına engel değildir.

Bire-bir EMG incelemesinin yerine geçen başka bir inceleme yoktur; EMG yaptırmayı istemediğiniz durumda, rahatsızlığınızın tanısına yardımcı olacak bazı bilgilerde eksiklik olabilir. Ancak, rahatsızlığın niteliğine bağlı olarak bazı durumlarda, EMG incelemesi ile elde edilmesi beklenen bilgi, kısmen diğer bazı inceleme yöntemleri ile de elde edilebilir.

Hangi durumlarda elektromyografi (EMG) tetkikine baş vurulur?

  • Ellerde ayaklarda uyuşmalar ağrı yanma
  • Kollarda bacaklarda uyuşma ve kuvvet azlıkları
  • Şeker hastalığında uyuşma
  • Diyaliz hastalarında uyuşmalar
  • Kaslarda erime ve seyrimeler
  • Kaslarda aşırı kasılma
  • Kas ağrıları
  • Zaman zaman olan kuvvetsizlik atakları
  • Özellikle günün ilerleyen saatlerinde olan kuvvet azalmaları göz kapağı düşmeleri
  • Yüz felçleri
  • Belirli kas gruplarında kuvvetsizlik
  • Kaza ve delici kesici silah yaralanmalarına bağlı hareket ve duyu kusurları
  • Enjeksiyonlara bağlı hareket ve duyu kusurları
  • Zehirlenme ve ilaçlara bağlı hareket ve duyu kusurları
Paylaşın

E.K.G nedir, nasıl uygulanır? Çeşitleri

Çoğunlukla göğüs ağrısı şikayetiyle hekime başvuran kişilerin olası kalp krizi riskinin değerlendirilmesi için uygulanan Elektrokardiyografi’yi (E.K.G), vücuda yapıştırılan elektrotlar aracılı­ğı ile grafiksel olarak kalbin elektriksel aktivitesini (kalbin ritmi­ni, frekansını, kalp atışlarının ritmini, yayılmasını ve reaksiyo­nun tekrar yok olması) kaydeden dalga for­mudur.

Farklı bir tanımla; Elektrokardiyografi’yi (EKG); kalp kasının ve ileti ağının çalışmasını incelemek üzere, kalpte meydana gelen elektriksel faaliyetin kaydedilmesiyle elde edilen ileti kayıtları olarak açıklamak mümkün.

EKG, kalbin kulakçık ve karıncıklarının kasıl­ma ve gevşeme evrelerini, kalbin uyarılması ve uyaranın iletil­mesi sırasında ortaya çıkan elektriki aktiviteyi mili metrik kağıt üzerine yaz­dırma temeline dayanan bir muayene yöntemidir.

Kalp sağlığı hakkında pek çok verinin hızla ölçülmesini sağlayan EKG, günümüzde kardiyologlar ve acil hekimleri tarafından sıklıkla kullanılan bir tanı yöntemidir.

Bilinmesi gerekenler;

EKG cihazının kayıt­larına elektrokardiyogram denir.

EKG de her kalp atımı­nın karşılığı olan P,Q,R,S,T,U dalgalarından oluşmuş bir kompleks görülür. Bu dalgalardaki değişik­likler, bu düzenli dalgalardan farklı dalgaların görülmesi, dalgalar arasındaki sürelerdeki değişmeler doktorlara kalp hasta­lığı hakkında ipuçları verir­ler.

P dalgası: Atriyal aktivasyonunun yarattığı elektrik kuvvetleri­ni gösterir ve P dalgasının başlangıcından bitişine dek olan aralı­ğı ölçer.

PR aralığı: Atriyal depolarizasyonun başlangıcın­dan ventriküler depolarizasyonun başlangıcına dek geçen ile­tim zamanını gösterir. P dalgasının başlangı­cından QRS kompleksinin ilk defleksiyonuna ka­dar olan aralıkta en uzun PR ölçülür.

QRS Süresi: Ventriküler aktivas­yonun süresini gösterir.QRS kompleksinin başlangıcından sonuna kadar saniyeyle öl­çülür.

QT Aralığı: Ventriküler sistolün top­lam süresini gösterir.QRS kompleksinin başlan­gıcından T dalgasının sonuna kadar saniye cinsinden ölçülür.

ST Segmenti: Ventriküler depo­larizasyonun bitmesi ile repolarizasyonun(T dalgası) başlaması arasındaki ara­lığı gösterir.

T Dalgası: Ventriküler repolarizasyon tarafından oluş­turulan elektrik kuvvetleri gösterir.

U Dalgası: Tartışmalı ventrikül kasında­ki ardpotansiyeller yada purkinje liflerin repolarizasyonunu göste­rir.

EKG neden çekilir?

Vücuda bağlanan elektrotlar yardımıyla çekilen EKG, hekime kalp hakkında çeşitli bilgiler sağlar. Günümüzde EKG, kardiyoloji uzmanına başvuran hemen her kişiye çekilir. Özellikle kalp krizi şüphesi ile hastaneye başvurulan kişilere uygulanan EKG işlemi, aşağıda sıralanan durumlarda da çekilebilir:

  • Aritmi ya da farklı bir deyişle ritim ve iletim bozukluğu şüphesi varlığında
  • Kalp kapakçıklarında olası problemlerin varlığında
  • Koroner arter olarak tanımlanan kalp damarlarında daralma ya da tıkanma şüphesi olması durumunda
  • İskemi olarak tanımlanan kalbin yeteri kadar kanlanmaması ya da hasarlanması varlığında
  • Hipertrofi olarak adlandırılan kalp kasının durumunun gözlemlenmesi gerektiğinde
  • Kan iyonlarında var olan dengesizliklerin saptanmasında

Kalp sağlığınızın için siz de düzenli olarak kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyin.

EKG nasıl çekilir?

Elektrokardiyografi, çoğunlukla göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararması ve bayılma gibi şikayetler ile kardiyoloji uzmanına başvuran kişilere çekilir. Herhangi bir riski bulunmayan ve tamamen güvenli bir test yöntemi olan EKG, yalnızca kalbin oluşturduğu elektriksel aktiviteyi kaydeder. Kalp işlevinin değerlendirilmesinde altın standart hâline gelen EKG sayesinde kalp kasının kasılması, ritim ve iletim bozuklukları anlaşılabilir.

Hastanın, özel bir hazırlık yapması gerekmeyen işlem, özel bir odada yapılır. İşlem öncesinde, boyun ve bilekte yer alan takıların çıkarılması önemlidir. Hastanın belden yukarısındaki kıyafetleri çıkarması ya da mümkünse yukarı sıyırması ve muayene masası üzerine sırt üstü yatması istenir. Elektrotların daha iyi yapışması için cilt yüzeyi özel bir solüsyonla temizlendikten sonra elektrotlar, göğüs, bacak ve kol bölgesine yapıştırılır. 2-3 dakikalık çekim boyunca hastanın çok fazla hareket etmemesi ve konuşmaması istenir.

Çekim tamamlandıktan sonra kişi hazırlanırken EKG cihazı tarafından elde edilen veriler grafiğe dönüştürülür ve elektrokardiyogram adı verilen kağıda yazdırılır. Herhangi bir ilaç kullanımı gerektirmeyen işlem sırasında ağrı ve acı hissedilmez. Vücuda herhangi bir zararı bulunmayan EKG çekimi sonrası kişi günlük yaşantısına geri dönebilir. Hekim muayene bulguları ile birlikte EKG sonucunu değerlendirir. Elde edilen verilere göre hekim, ek tetkik isteyebilir ya da tedavi düzenleyebilir. Elektrokardiyografinin ayrıca eforlu EKG, holter EKG gibi farklı türleri de bulunur.

 

Paylaşın

ERCP yöntemi nedir, nasıl uygulanır?

Endoskopik Retrograd Colanjio Pankreotografi kelimelerinin baş harflerini kullanarak kısaltılan ERCP yöntemi safra kanalı, karaciğer, safra kesesi ve pankreasta oluşan hastalıkların tedavisinde uygulanan, endoskopla 12 parmak bağırsağına açılan ağızdan girilerek yapılan tedavi yöntemidir.

Karaciğerin ürettiği safra, safra kanalı ile, pankreasın ürettiği pankreas sıvısı ise pankreas kanalı aracılığıyla oniki parmak barsağında “papilla vateri‘’ olarak adlandırılan noktada birleşip barsak boşluğuna dökülür. Bunun amacı alınan gıdaların bu sıvılarla karıştırılıp sindirilmesidir.

ERCP hangi durumlarda yapılır?

ERCP en sık safra yoluna düşen taşların çıkartılması için kullanılır. Bunun dışında safra yollarının ve pankreas kanalının iyi huylu veya kötü huylu hastalıklarının balon veya stent ile tedavisi, safra kesesi ameliyatları sonrası gelişen safra kaçaklarının tedavisi gibi durumlarda da kullanılabilir.

Nasıl uygulanır?

Öncelikle işlem tüm detayları ile hastaya anlatılıyor ve hastanın rızası alınıyor. Bu aşamada işleme bağlı olası komplikasyonların da hastaya anlatılması çok önemlidir. İşlem için yaklaşık 6 saatlik açlık gereklidir. Safra yollarında tıkanma, iltihap bulunan hastalara işlem öncesi antibiyotik verilir.

Hastanın boğazı anestezik bir sprey ile uyuşturulduktan sonra film çekilebilen bir radyoloji masası üzerine başı sağa dönük şekilde yüzüstü yatırılır. İşleme başlamadan önce damar yoluyla hastaya rahatlatıcı ilaç verilir. Yine işlem sırasında nabız, kan basıcı ve oksijen satürasyonunu takip için hasta monitörle izlenir.

Daha sonra endoskop ağız yoluyla nazikçe ilerletilerek yemek borusu, mide yoluyla incelenecek olan safra yolları ve pankreas kanalının açıldığı bölgeye ulaşılır. Bu bölgenin gözden geçirilmesinden sonra görüntüleme amacıyla bir kateter, endoskop kanalından ilerletilerek safra yolları ve pankreas kanalına nazikçe sokulur ve kontrast madde verilerek film çekilir.

Filmde saptanacak taş, tümöre bağlı darlık vs. gibi durumlarda aynı anda endoskopik tedavi uygulanmaktadır. Bu amaçla sfinkterotom dediğimiz özel kateterlerle safra yollarının oniki parmak barsağına açıldığı delik genişletilir (sfinkterotomi) ve yine bazı özel balon ve basket kateterlerle taşlar çıkarılır veya daralmış bölgeye safra akımını sağlayarak hastanın sarılığını gidermek amacıyla tüp yerleştirilir.

ERCP hangi hastalıkların teşhis ve tedavisinde uygulanır?

Safra yollarında en sık görülen ve yukarıda bahsedilen problemlere yol açabilen hastalık safra taşıdır. Bu taşlar genellikle safra kesesinden gelir veya bazen direk olarak kanallarda oluşabilir. Taş dışında safra yollarına bazı parazitler yerleşerek tıkanma yapabilir.

Daha önce safra kesesi ameliyatı olanlarda bazen safra yollarında daralma olabilir. Özellikle yaşlı hastalarda safra kesesi, safra yolları ve pankreas tümörleri safra yollarını daraltabilir veya tam tıkayabilir. Bazen başka bir bölgedeki tümör karaciğer veya safra bölgesine yayılarak kanallarda tıkanma yapabilir. Bu gibi durumların hepsinde kanalın açılarak safra akışının sağlanması hayati öneme haizdir.

ERCP hem safra yollarını göstererek kanallarda bir hastalık olup olmadığını teşhis eder,  hem de yapılan özel bir endoskopik ameliyatla safra yolları bağırsaklara birleştiği yerden açılarak her türlü kanal hastalığına girişimde bulunulur. Eğer taş veya parazit varsa çıkarılır. Darlık varsa genişletilir veya stent konularak safranın akışı sağlanır. Birçok zaman yapılan işlem hayat kurtarıcıdır.

Tedavideki rolü ve başarı oranı;

ERCP’nin uygulamaya girişiyle özellikle cerrahi sarılığı olan hastalara yaklaşım büyük oranda değişmiştir. Özellikle safra kesesi ameliyatı geçirmiş kişilerde ortaya çıkan safra yolu taşları bu şekilde ameliyatsız olarak tedavi edilmektedir.

Hem safra yolu, hem de safra kesesi ameliyatı geçirecek hastalarda da ameliyat öncesinde safra yolları endoskopik olarak temizlenerek, ameliyatın safra kesesi ile sınırlı kalması, dolayısıyla basitleşmesi ve hastanın kısa sürede taburcu olması sağlanmaktadır. Yine ERCP’nin cerrahiye en önemli katkılarından biri, sarılık ile genellikle ilerlemiş evrede ortaya çıkan bazı kanserlerde hastayı kür sağlayamayacak bir ameliyat gereksiniminden kurtarmasıdır.

Sonuç olarak ERCP, cerrahide minimal invaziv girişimler olarak adlandırdığımız gelişmelerin vazgeçilmez bir parçasıdır. ERCP’nin başarı oranı tanısal girişimlerde yüzde 95’in, tedavi edici girişimlerde de yüzde 90’ın üzerindedir.

Paylaşın

Epidural Steroid Enjeksiyonu nedir? Detaylar

Epidural Steroid Enjeksiyonu; boyun ve bel ağrılarında kullanılan cerrahi dışı tedavi yöntemlerinden biridir. Daha geniş bir tanımla; boyun, kol, bel ve bacak bölgelerinde sinirlerin sıkışmasına ve uyarılmasına bağlı olarak gelişen ağrıları geçirmek için kullanılan cerrahi-dışı bir girişimsel ağrı tedavisi uygulamasıdır.

Dünyada 40 yıldır omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlamasının yanı sıra yan etkileri minimal olan bir işlemdir.

Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası bir sinir kökü basısını azaltmaktır. Düşük riski ve önemli bir yan etki potansiyeli olmaması nedeniyle yaygın bir yöntemdir.

Özellikle ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan disk kaynaklı bel, bacak, boyun ve kol ağrılarında tercih edilir.   İşlemin uygulandığı hastaların büyük bölümünde ağrı tamamen yok olur. Ağrı ile birlikte görülen hissizlik, uyuşukluk, kas güçsüzlüğü gibi belirtilerde de önemli iyileşme görülür.

Düzelme sağlanamayan az sayıdaki hastada ise işlem tekrarlanabilir. Genel kabul, işlemin bir kaç ay içinde 3 kez uygulanabileceğidir.  İşlem lokal anestezi altında ve ayrıca hastaya sedasyon sağlayıcı ilaçlar verilerek yapılır. Hasta işlem sırasında ağrı duymaz.

Yan etkileri çok seyrektir. Sınırlı bir alana verilmesi ve sistemik yayılımının çok az olması nedeniyle steroide bağlı yan etkiler hemen hemen hiç görülmez. İşlem sonrasında bazı hastalarda, yatak istirahatı ve ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilen, geçici baş ağrısı görülebilmektedir. Bu durumun görülme sıklığı yaklaşık binde birdir.

Görüldüğü gibi epidural enjeksiyonun en sık görülen komplikasyonu bile oldukça seyrek olarak karşımıza çıkmaktadır. Enfeksiyon ise oldukça ender görülen ciddi bir yan etkidir. Önlemek için işlem tamamen steril koşullarda yapılmalıdır. İğnenin giriş yeri ve epidural boşluk radyolojik görüntüleme altında belirlendiğinden kanama, sinir hasarı gibi ciddi yan etkilere neredeyse hiç rastlanmamaktadır.

Uygulama sonrası bel ağrısı şikayetinde düzelme, işlem sonrası bir kaç günle iki hafta arası bir zamanda gerçekleşir. Düzelmenin işlem yapılır yapılmaz hemen gerçekleşmesi beklenmemelidir. İşlemin yapıldığı günün ertesi günü yatak istirahatı önerilir.

Genellikle hastalar daha önce yapamadıkları bir çok zorlayıcı aktiviteyi yapabilir hale gelebilecek kadar düzelme gösterirler. Ancak kendilerini zorlamamaları konusunda uyarılmalıdırlar. İşlemden sonra doktor kontrolü altında ve fizyoterapist gözetiminde kontrollü olarak artan aktivitelerde bulunulmalıdır.

(Kaynak: centralhospital.com)

Paylaşın