Birleşmiş Milletler: 120 Milyon Kişi Zorla Yerinden Edildi

Savaş, şiddet ve zulüm yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı her yıl katlanarak artmaya devam ediyor. 2023 sonunda 117 milyonu aşan zorla yerinden edilenlerin sayısı, 2024 yılının ilk 4 ayında 120 milyona ulaştı.

Zorunlu göç tablosunun ilk sırasında ise hâlâ Suriye var. Savaş öncesi nüfusu 21 milyon olan ülkenin yarısından fazlası, yaklaşık 14 milyon kişi yaşadığı mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo ve Myanmar’da da yerinden olanların sayısına, bitmek bilmeyen şiddet olayları yüzünden, yeni milyonlar eklendi.

7 Ekim’de Hamas’ın baskınıyla başlayan Gazze savaşı 1,7 milyon kişiyi evsiz bıraktı. Bu bölge nüfusunun neredeyse yüzde 80’ine karşılık geliyor. Ukrayna’da Rus bombardımanı yüzünden evlerini terk edenlerin sayısına 750 bin kişi daha eklendi. İşgalin başından beri ülke içinde yer değiştirenlerin sayısı 3,7 milyona ulaştı, 6 milyon da ülkeyi terk etti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilim 2024” başlıklı raporunu yayımladı. Raporda, zorla yerinden edilmede 12 yıldır üst üste artışın yaşandığı bildirilirken, geçen yılın sayılarının dünya genelinde tarihi yeni seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Yerinden edilenlerin toplamının, Mayıs 2024 itibarıyla 120 milyona ulaştığı belirtilen raporda, Sudan, Gazze ve Myanmar’da devam eden çatışmaların yeni yerinden edilmeleri tetiklediği ve bu çatışmalara acilen çözüm bulunması gerektiğinin altı çizildi.

Yerinden edilmelerdeki artışın, yeni ve uzun süredir devam eden krizlerin çözülmesindeki “başarısızlığı” yansıttığı vurgulanırken, bu durum karşısında dünyanın kayıtsızlığına ve eylemsizliğine karşı uyarı yapıldı. Raporda, zorla yerinden edilenlerin sayısının dünyanın en yoğun 12’nci nüfus yoğunluğuna sahip Japonya ile eşdeğer olduğu kaydedildi.

Yerinden edilme sayılarının artmasına Sudan’daki devam eden yıkıcı çatışmaların en büyük katkıyı yaptığı belirtilirken, Nisan 2023’ten bu yana ülke içinde 7,1 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 1,9 milyon Sudanlının da komşu ülkelere geçtiğine değinildi.

Raporda, “2023 yılı sonunda toplam 10,8 milyon Sudanlı yerinden edildi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar’da geçen yıl şiddetli çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi ülke içinde yerinden edildi” dendi.

BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), 2023’ün sonu itibarıyla Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkıcı şiddet nedeniyle 1,7 milyona yakın insanın (nüfusun yüzde 75’i) yerinden edildiğini tahmin ettiği kaydedilirken, bazı Filistinli mültecilerin birden çok kez yerinden olduğu ifade edildi.

Suriye’nin, 13,8 milyon kişinin ülke içinde ve dışında zorla yerinden edilmesiyle dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ettiğinin altı çizildi.

Raporda, şu bilgiler yer aldı: “Dünya genelinde yerinden edilme rakamlarındaki en büyük artış, çatışmalardan kaçıp kendi ülkelerinde kalan kişiler nedeniyle yaşandı. Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezine (IDMC) göre, bu sayı 68,3 milyon kişiye yükseldi. Bu da son 5 yılda neredeyse yüzde 50’lik bir artışa karşılık geliyor.”

Mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin sayısının, BMMYK ve UNRWA’nın yetki alanı altındakiler dahil 43,4 milyona yükseldiği bildirildi. Raporda, mültecilerin büyük çoğunluğunun komşu ülkelerde barındığı hatırlatılırken, bu durumun yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığına işaret edildi.

6 milyon kişi geri döndü

2023’te dünya genelinde 5 milyondan fazla ülke içinde yerinden edilmiş kişinin ve 1 milyondan fazla mültecinin menşe ülkelerine geri döndüğünü vurgulandı. Öte yandan iklim krizi ve bunun zorla yerinden edilmiş insanları nasıl giderek artan ve orantısız bir şekilde etkilediğine ilişkin yeni analizler de raporda aktarıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, bu keskin ve giderek artan rakamların arkasında sayısız insanlık trajedisi yattığını vurgularken, “Bu acı, uluslararası toplumu zorla yerinden edilmenin temel nedenleriyle mücadele etmek için acilen harekete geçmeye teşvik etmeli” dedi.

Savaşan tarafların, savaşın temel yasalarına ve uluslararası hukuka saygı duyması gerektiğinin altını çizen Grandi, çatışmalara, insan hakları ihlallerine ve iklim krizine yönelik daha iyi işbirliği ve ortak çabaların olmaması halinde, yerinden edilme rakamlarının artmaya devam edeceğini, bunun da yeni sefaletlere ve maliyetli insani müdahalelere yol açacağını belirtti.

Grandi, “Mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların dayanışmaya ve yardım eline ihtiyacı var. Onlar, dahil olduklarında toplumlara katkıda bulunabilirler ve bulunuyorlar” diye konuştu. Geçen yıl milyonlarca insan evlerine döndüğünü hatırlatan Grandi, bunun “önemli bir umut ışığı” olduğunu da ekledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Avrupa Birliği: Suriyelilerin Geri Dönüşü İçin Şartlar Oluşmadı

Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Suriye’de insani durumun önceki yıllardan daha kötü olduğunu belirterek, “16,7 milyon Suriyeli yardıma ihtiyaç duyuyor, bu, 13 yıl önce savaş başladığından beri en yüksek sayı” dedi.

Mültecilerin “gönüllü” geri dönüş adı altında geri itilmelerine de tepki gösteren Josep Borrell, “Şu anda mültecilerin Suriye’ye güvenli, gönüllü, bilinçli ve onurlu geri dönüşlerinin mümkün olmadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği (AB) Suriyeli mültecilerin desteklenmesi hedefiyle bağışçılar konferansı organize etti.

2011’de iç savaşın patlak vermesinden bu yana sekizincisi yapılan toplantıda, aralarında ABD’nin de olduğu ülkeler 5 milyar euro hibe ve 2,5 milyar euro kredi olmak üzere toplam 7,5 milyar euroluk destek taahhüdünde bulundu.

Savaş mağduru Suriyeli siviller için toplanan para Birleşmiş Milletler’in (BM) 4 milyar dolarlık talebinin üzerinde gerçekleşti. Ancak önceki yıllarda verilen desteğin altında kaldı. Sivil toplum örgütleri, Ukrayna ve Gazze gibi dünyanın başka yerlerindeki çatışmaların Suriye’ye olan desteğin azalmasına yol açtığını söylüyor.

Suriye’de de en az 6 bin kişinin ölümüne yol açan geçen yılki Kahramanmaraş depremleri sonrası düzenlenen konferansta bağışçılar 10,3 milyar dolar taahhüt etmişti.

Sağlanan fonlar, savaş yorgunu Suriye’deki sivilleri desteklemenin yanı sıra Türkiye, Lübnan ve Ürdün’deki 5,7 milyon Suriyeli göçmene yönelik yılın kalanı boyunca ve 2025’te yürütülecek çalışmalarda kullanılacak.

Konferansta AB, Türkiye’deki Suriyelilere yönelik projelerde kullanılmak üzere 1 milya euro kaynak ayırdı.

Toplantıda Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de tartışıldı. Kıbrıs ve Macaristan dahil AB üyesi sekiz ülke mültecilerin geri dönüşü için Suriye’deki durumun yeniden değerlendirilmesini talep etti. Ancak toplantıyı yöneten AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bunu konuşmak için erken olduğu görüşünde.

Suriye’de insani durumun önceki yıllardan daha kötü olduğunu söyleyen Borrell, “16,7 milyon Suriyeli yardıma ihtiyaç duyuyor, bu, 13 yıl önce savaş başladığından beri en yüksek sayı” dedi. Borrell, mültecilerin “gönüllü” geri dönüş adı altında geri itilmelerine de tepki gösterdi: Şu anda mültecilerin Suriye’ye güvenli, gönüllü, bilinçli ve onurlu geri dönüşlerinin mümkün olmadığını düşünüyoruz.

İnsan hakları örgütleri de mültecilerin dönüşünden bahsetmeden önce Suriye’de ekonomik durum ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi gibi aşılması gereken zorluklar olduğunda ısrarcı.

2011’de patlak veren Suriye iç savaşında şu ana kadar yaklaşık 500 bin kişi öldü, 23 milyonluk savaş öncesi nüfusun yarısı evinden oldu. Ülkede çatışmalar büyük ölçüde donmuş durumda ancak nüfusun önemli kısmı açlık ve yoksulluğa sürüklendi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Son On Yılda 63 Binden Fazla İnsan Göç Yollarında Öldü Ya Da Kayboldu

2014’den bu yana 63 binden fazla düzensiz göçmen, göç yollarında öldü ya da kayboldu. Veriler son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2014 ile 2023 yılları arasında dünya genelinde 62 bin 285 düzensiz göçmenin öldüğü ya da kaybolduğu bilgisini paylaştı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; OIM yıllık raporunda, ölen düzensiz göçmenlerin önemli bir kısmının boğularak hayatını kaybettiği bildirildi.

Merkezi Cenevre’de bulunan kuruluşun yıllık raporunda, söz konusu tarihlerde öldüğü veya kaybolduğu düşünülen 28 bin 854 düzensiz göçmenin Afrika veya Asya’dan geldiği belirtilerek, bu kişilerin Akdeniz’i geçmeye çalışırken yaşamlarını kaybettiği tahmininde bulunuldu.

Rapora göre, kimliği belirlenebilenlerin üçte birinden fazlasının Afganistan, Burma, Suriye ve Etiyopya gibi silahlı çatışmaların yaşandığı ülkelerin vatandaşları.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verileri, son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle Akdeniz’deki ölüm sayısında yaşanan keskin artış nedeniyle geçen yıl 8 bin 541 düzensiz göçmen hayatını kaybetti.

Geçen yılki ölümlerdeki artışın en önemli nedenlerden birinin başta Tunus açıkları olmak üzere Akdeniz’de teknelerin batmasından kaynakladığı kaydedilen raporda, buna örnek olarak 2022’de 462 iken 2023’te Tunus kıyılarında en az 729 düzensiz göçmenin can verdiği aktarıldı.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), daha önceki yıllarda Orta Akdeniz’deki ölümlerin önemli bir kısmını ise Libya kıyılarında yaşandığı bildirdi.

Paylaşın

Uluslararası Göç Örgütü: 2023 Göçmenler İçin En Ölümcül Yıl Oldu

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşerken, 2023 yılında en az 8 bin 565 kişi göç yollarında hayatını kaybetti.

Göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141’di.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Uluslararası Göç Örgütü Genel Müdür Yardımcısı Ugochi Daniels konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kayıp Göçmenler Projesi’nin onuncu yılını idrak ederken öncelikle kaybedilen tüm bu hayatları anıyoruz. Bunların her biri aileler ve topluluklar içinde yıllarca yankılanan korkunç bir insanlık trajedisidir” ifadelerini kullandı.

Daniels “Kayıp Göçmenler Projesi tarafından toplanan bu dehşet verici rakamlar herkes için güvenli göçü sağlayabilmek üzere daha büyük eylemlerde bulunmamız gerektiğini hatırlatıyor, ki bundan 10 yıl sonra, insanlar daha iyi bir yaşam arayışıyla hayatlarını riske atmak zorunda kalmasınlar” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütün Kayıp Göçmenler Projesi kapsamında toplanan verilere göre 2023, göç yolunda can kayıplarında son on yılın en vahim yılı oldu. Can kaybında 2022’ye göre yüzde 20 oranında artış kaydedildi.

Proje kapsamında tutulan kayıtlara göre göç yolunda hayatını kaybedenlerin sayısı 2014 yılında 5 bin 548, 2015’te 6 bin 750, 2016’da 8 bin 84, 2017’de 6 bin 290, 2018’de 5 bin 8, 2019’da 5 bin 318, 2020’de 4 bin 302, 2021’de 6 bin 201 ve 2022’de 7 bin 141 oldu.

Dünya genelinde her yıl yüz binlerce insan daha iyi bir yaşam umuduyla göç yollarına düşüyor. Güvenli olmayan bu rotalarda ölümlerin yarısı suda boğulma, yüzde 9’u trafik kazası yüzde 7’si ise şiddet sonucu meydana geliyor.

Akdeniz göçmenler için Avrupa’ya giden en tehlikeli göç rotası olmayı sürdürüyor. Geçen yıl 3 bin 129 ölüm ve kayıp Akdeniz’de kaydedilirken Afrika’da can kayıpları bin 866 Asya’da ise 2 bin 138 olarak not edildi. Afrika’daki ölümlerin büyük çoğunluğu Sahara Çölü ile Kanarya Adalarındaki deniz rotasında meydana geldi. Asya’da yüzlerce Afgan ve Rohingyanın ülkelerinden kaçarken hayatını kaybettiği bildirildi.

Paylaşın

Libya Açıklarında Sığınmacı Teknesi Alabora Oldu: En Az 61 Ölü

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Libya’nın Zuvara  kentinden 86 yolcusuyla Akdeniz’e açılan bir teknede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 61 göçmenin trajik bir deniz kazası sonucu boğulduğunu duyurdu.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

2023 yılında İtalya’ya deniz yoluyla gelen düzensiz sığınmacı sayısı bir önceki yıla göre iki katına çıkarak 140 bine yükseldi. Bunların yüzde 91’i Tunus’tan Lampedusa adasına geçerek İtalya’ya ulaştı.

Avrupa Birliği (AB) ve Tunus insan kaçakçılarıyla mücadele amacıyla Temmuz ayında bir “stratejik ortaklık” anlaşması imzalamıştı.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM), sosyal medya hesabından Libya açıklarında sığınmacıların bulunduğu bir teknenin batması sonucu en az 61 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

IOM, açıklamasında, Libya’nın başkent Trablus’a 110 kilometre mesafedeki Zuvara kentinden yola çıkan teknede aralarında kadın ve çocukların da olduğu 86 kişinin bulunduğunu belirtti.

IOM’un açıklamasının devamında “Orta Akdeniz en tehlikeli göç rotalarından biri olmaya devam ediyor” denildi.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

IOM’nin kayıp göçmenler projesine göre, 1 Ocak-18 Kasım tarihleri arasında Libya açıklarında en az 940 göçmen ölürken, bin 248 göçmen kayboldu.

Göç hareketlerini takip eden projeye göre, bu yıl binden fazlası kadın ve 530’dan fazlası olmak üzere yaklaşık 14 bin 900 göçmen yakalanarak Libya’ya geri gönderildi.

Proje 2022 yılında Libya açıklarında 529 ölü ve 848 kayıp rapor etmiş, 24 bin 600’den fazlasının yakalanarak Libya’ya geri gönderildiğini bildirmişti.

Paylaşın

Pakistan, 20 Günde 400 Bin Afgan Göçmeni Sınır Dışı Etti

Pakistan, son 20 günde ülkeden ayrılıp Afganistan’a dönen belgesiz göçmen sayısının 400 bin olduğunu açıkladı. Taliban hükümeti sözcüsü Zabihullah Mücahid, İslamabad tarafından açıklanan rakamı teyit etti.

Sınır dışı işlemleri, uluslararası ve yerel insan hakları gruplarının sert eleştirilerine maruz kalıyor. Ancak Pakistan yönetimi, uluslararası toplumdan gelen tüm uyarı ve eleştirilere rağmen geri adım atmıyor.

Euronews Türkçe’den Mustafa Bag’in haberine göre; Pakistanlı yetkililer, ülkedeki yasa dışı yabancılara yönelik devam eden baskınlarda şu ana kadar yüz binlerce Afganistan vatandaşının ülkelerine döndüğünü açıkladı.

İslamabad yönetimi, Pakistan genelinde çoğunluğu Afganistan vatandaşları olmak üzere 1,7 milyon belgesiz kişiye 31 Ekim’e kadar ülkeyi terk etme talimatı vermiş aksi takdirde zorla sınır dışı edilecekleri tehdidinde bulunmuştu.

Mülteci olarak resmi kaydı bulunan 1,4 milyon Afgan’ın endişelenmesine gerek olmadığını belirten Pakistan makamları, söz konusu uygulamanın sadece belgesiz kişileri etkilediğini kaydetti.

Yetkililer, geçen 20 günde ülkeden ayrılıp Afganistan’a dönen belgesiz göçmen sayısının 400 bin olduğu bilgisini verdi. Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban hükümeti sözcüsü Zabihullah Mücahid, İslamabad tarafından açıklanan rakamı teyit etti.

Mücahid, AP’ye verdiği mülakatta, Afgan vatandaşı göçmenlerin çoğunun ülkeye dönmek için Turham ve Spin Buldak sınır kapılarını kullandığını dile getirdi.

Pakistan’da polis 1 Kasım’dan bu yana kapı kapı dolaşarak göçmenlerin belgelerini kontrol ediyor. Pakistanlı yetkililer daha önce baskıların ülkedeki tüm yabancıları kapsadığını söylemişti, ancak bu durumdan etkilenenlerin çoğunun Afgan vatandaşları olduğu biliniyor.

Dünya Sağlık Örgütü, İslamabad’ın planı çerçevesinde 1,3 milyon Afgan’ın daha ülkesine dönmesinin beklendiğini belirterek kötüleşen hava koşullarına dikkati çekmişti.

Sınır dışı işlemleri, uluslararası ve yerel insan hakları gruplarının sert eleştirilerine maruz kalıyor. Ancak Pakistan yönetimi, uluslararası toplumdan gelen tüm uyarı ve eleştirilere rağmen geri adım atmıyor.

Paylaşın

Pakistan, 200 Binden Fazla Afganistanlı Sığınmacıyı Sınır Dışı Etti

“Şimdiye kadar 200 binden fazla Afgan sığınmacı ülkesine iade edildi” diyen Pakistan İçişleri Bakanı Bugti, sınır dışı işlemlerini Pakistan’ın Afganistan sınırındaki iki eyaleti olan Belucistan ve Hayber Pahtunhva’daki sınır kapılarından sorunsuz biçimde gerçekleştiğini belirtti.

Pakistan hükümetinin verdiği sayılara göre ülkede yaşayan Afgan sığınmacıların sayısı yaklaşık 4 milyon 400 bin. 1 milyon 700 bin civarında sığınmacının ise geçerli izin belgeleri olmadan ülkede ikamet ettikleri kaydediliyor.

Afgan sığınmacılara “gönüllü geri dönüş” için verilen sürenin 1 Kasım tarihinde dolması üzerine Pakistan hükümeti, sığınmacıları sınır dışı etme işlemlerini hızlandırdı. Pakistan İçişleri Bakanı Senatör Sarfraz Bugti Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, “Şimdiye kadar 200 binden fazla Afgan sığınmacı ülkesine iade edildi” dedi.

Pakistan İçişleri Bakanı Bugti, sınır dışı işlemlerini Pakistan’ın Afganistan sınırındaki iki eyaleti olan Belucistan ve Hayber Pahtunhva’daki sınır kapılarından sorunsuz biçimde gerçekleştiğini belirtti.

Pakistan hükümetinin verdiği sayılara göre ülkede yaşayan Afgan sığınmacıların sayısı yaklaşık 4 milyon 400 bin. 1 milyon 700 bin civarında sığınmacının ise geçerli izin belgeleri olmadan ülkede ikamet ettikleri kaydediliyor.

Pakistan hükümeti, belgesi olmayan ya da yasa dışı olarak bulunan Afgan sığınmacıların ülkelerine iade edileceğini geçen ay duyurmuştu. Bu adım, Birleşmiş Milletler (BM), Batılı ülkeler ve uluslararası insan hakları grupları tarafından eleştirilmişti. Pakistan hükümetinin ikamet izni olmayan sığınmacılara gönüllü geri dönüş için verdiği süre 1 Kasım tarihinde doldu.

Taliban’ın yönetimde olduğu Afganistan’da İçişleri Bakanlığı Cuma akşamından Cumartesi sabahına kadar geçen sürede, “zorla sınır dışı edilen” yaklaşık 57 bin Afgan vatandaşının ülkeye girdiğini açıkladı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, sınır dışı edilmesi beklenenler arasında yaklaşık 200 Afgan gazetecinin de bulunduğunu duyurdu. Örgüt gazetecilerin Afganistan’a iade edilmeleri halinde hayatlarının da tehlike altına gireceğini kaydetti. Taliban’ın 2021 yazında ülkede iktidara gelmesinin ardından çok sayıda gazeteci ülkeyi terk etmiş ve Pakistan’a sığınmıştı.

Pakistan kararını ülkeye sınır ötesinden gelen saldırılarla ilişkilendirip, İslamcı militanların düzenlediği saldırıların ve suç olaylarının ülke güvenliğini bozduğunu ileri sürüyor. Afganistan ise bu suçlamaları reddediyor. Taliban hükümetinde başbakan görevini üstlenen Molla Hasan Ahund sınır dışı işlemlerine karşı çıkarak “Bu tüm prensiplere yüzde yüz aykırı, gelin yüz yüze konuşalım” dedi.

Paylaşın

Sığınmacı Sayısı 114 Milyona Ulaşarak Yeni Rekor Kırdı

Birleşmiş Milletler (BM), dünya genelinde sığınmacı sayısının 114 milyona ulaşarak yeni bir rekor kırdığını açıkladı. BM, sığınmacıların üçte birini Afganistan, Suriye ve Ukraynalıların oluşturduğu bilgisini de verdi.

Birleşmiş Milletler (BM) ayrıca, dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan insanların yarısından fazlasının ülke dışına çıkmadığını açıkladı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), dünya genelinde sığınmacı sayısının şu ana kadarki en yüksek seviye olan 114 milyona ulaştığını açıkladı.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Şu günlerde dünyada gözler Gazze’deki insani felakete çevrilmiş durumda. Ancak dünya genelinde çok sayıda çatışma yayılıyor veya patlak veriyor” dedi. Grandi Cenevre’de yaptığı açıklamada, yılın ilk yarısında Ukrayna, Sudan, Myanmar ve Kongo Cumhuriyeti’ndeki savaş ve çatışmaların insanları ülkelerini terk etmeye zorladığını kaydetti.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Afganistan’daki insaki krizin yanı sıra kuraklık, sel gibi çevresel sorunlar ile Somali’deki güvenlik sorunları da çok sayıda insanı göçe zorladı.

BM Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara ilişkin bilgilere de verdi. BM’nin verilerine göre, Hamas’ın İsrail’e saldırı düzenlediği 7 Ekim’den sonra başlayan İsrail hava saldırıları nedeniyle 2 milyon 400 bin nüfuslu Gazze Şeridi içinde evini terk ederek yer değiştirmek zorunda kalan insanların sayısı 1 milyon 400 bine ulaştı.

UNHCR, dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan insanların yarısından fazlasının ülke dışına çıkmadığını açıkladı. BM, şu anda dünya genelindeki sığınmacıların üçte birini Afganistan, Suriye ve Ukraynalıların oluşturduğu bilgisini verdi.

Paylaşın

Pakistan, 50 Binden Fazla Afgan Göçmeni Sınır Dışı Etti

Ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunan Pakistan, 50 binden fazla Afgan göçmeni sınır dışı etti.

Haber Merkezi / Pakistan’ın Afganistan sınırındaki Belucistan Eyaleti Enformasyon Bakanı Jan Achakzai, sınırdışı edilmelere ilişkin yaptığı açıklamada, yasadışı göçle mücadeleye dikkat çekti.

Achakzai açıklamasının devamında, iktidarın aldığı belgesiz göçmenleri sınırdışı etme kararının altını çizdi.

Edinilen bilgilere göre; Belucistan yönetimi, eyalet genelinde yasa dışı göçmenlerin varlığını tespit etmek için özel bir şube görevlendirdi.

Pakistan İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, ülkede yasa dışı olarak bulunan göçmenlerin toplu gözaltı veya zorla sınır dışı edilmeye maruz kalmamak için 1 Kasım öncesi gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini söylemişti.

Bakan Bugti ayrıca, hükümetin belgesiz göçmenlerin mal ve mülklerine el koymayı planladığını ve bu durumda olan göçmenlerle ilgili bilgi verecek vatandaşları ödüllendirmek için de özel bir telefon hattı kuracağını aktarmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM), Pakistan’ın ülkede bulunan Afganları zorla sınır dışı etmesinin, ailelerin ayrılması ve reşit olmayanların sınır dışı edilmesi de dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine yol açabileceğine dikkat çekmişti.

Pakistan, ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunmuş, aksi takdirde kitlesel tutuklama ve sınır dışı uygulamalarının gerçekleştirileceğini bildirmişti.

Paylaşın

Almanya Göçmenler İçin Düğmeye Bastı: Hızla Sınır Dışı Edilecek

Almanya’da hükümet düzensiz göçle mücadele için ay sonuna kadar kabineden geçmesi amaçlanan yeni bir tedbir paketi hazırladı. Paket, suç işleyen ve iltica başvurusu kabul edilmeyenlerin ülkeden hızla sınır dışı edilmesi ve ülkede kalma şansı yüksek olanların çalışma hayatına katılmasının kolaylaştırması gibi düzenlemeleri içeriyor.

Düzenlemede Almanya’da iltica başvurusu reddedilen ancak sınır dışı edilmeleri ertelenerek geçici olarak kalmalarına izin verilen, yani “Müsamaha Belgesi” (Duldung) sahibi olanların çalışmasına ilişkin bir madde de yer alıyor.

Buna göre,  31 Aralık 2022’den önce gelmiş olan Müsamaha Belgesi sahiplerine çalışma izni için başvuruda bulunma hakkı tanınacak. Bu düzenleme şimdiye kadar 2018 sonuna kadar gelenlerin çalışma izni için başvurmasına imkan tanıyor, sonrasında gelenleri kapsamıyordu.

“Göç paketi”  yerel yönetimler ve onların bağlı olduğu 16 eyaletin yönetimlerinin son aylarda sıklıkla dile getirdiği eleştiriler, özellikle düzensiz göçle mücadele ve göçmen sayısının sınırlanması konusundaki talepler ışığında hazırlandı.

Almanya’ya düzensiz göçle mücadelede hükümet üzerindeki baskı artarken, Sosyal Demokrat Parti (SDP), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan koalisyon hükümeti ay sonuna kadar kabineden geçmesi amaçlanan yeni bir tedbir paketi hazırladı. Paket, suç işleyen ve iltica başvurusu kabul edilmeyenlerin ülkeden hızla sınır dışı edilmesi ve ülkede kalma şansı yüksek olanların çalışma hayatına katılmasının kolaylaştırması gibi düzenlemeleri içeriyor.

İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in “göç paketi” diye nitelenen yasal düzenlemeye ilişkin hazırladığı taslağı dün hükümet üyesi partilere sunduğu bildirildi. Ay sonuna kadar üzerinde istişare edilecek paketin Ekim sonunda kabineden geçmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

İçişleri Bakanı Faeser’in hazırladığı yasa taslağına göre, iltica başvurusu yapıp sığınmacı ilk kabul yurduna alınan kişilerin 9 yerine 6 ay sonra çalışabilmesinin önü açılacak. Bu konuda koalisyon ortakları SPD, Yeşiller ve FPD’nin uzlaşı sağladığı açıklandı. Başbakan Yardımcısı ve İklim Koruma ve Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Uzun süredir Almanya’da olan ilticacıların çalışması oldukça mantıklı olacaktır” diye konuştu.

Yasa taslağını hazırlayan İçişleri Bakanı Feaser de paketin, Almanya’da kalma şansı olmayan kişilerin ülkeyi daha hızlı terketmesinin ve ülkede kalma şansı olanların istihdama daha çabuk katılabilmesinin önünü açacağının altını çizdi.

Düzenlemeye göre, sığınmacılardan sorumlu yerel dairelerin sığınmacılara “çalışma müsamahası” vermesi de söz konusu. Şimdiye kadar bunun verilmesi “mümkün” kategorisindeydi, yani verip vermeme kararı sorumlu dairenin takdir yetkisine bırakılıyordu. Yasayla bu iznin verilmesi kurala bağlanmış olacak.

Düzenlemede Almanya’da iltica başvurusu reddedilen ancak sınır dışı edilmeleri ertelenerek geçici olarak kalmalarına izin verilen, yani “Müsamaha Belgesi” (Duldung) sahibi olanların çalışmasına ilişkin bir madde de yer alıyor. Buna göre, 31 Aralık 2022’den önce gelmiş olan Müsamaha Belgesi sahiplerine çalışma izni için başvuruda bulunma hakkı tanınacak. Bu düzenleme şimdiye kadar 2018 sonuna kadar gelenlerin çalışma izni için başvurmasına imkan tanıyor, sonrasında gelenleri kapsamıyordu.

Bakan Faeser, hazırlanan düzenlemeyle ayrıca suç işleyen ve bir yıldan fazla ceza alanların da ülkeden sınır dışı edilmesini kolaylaştırmasını hedefliyor. Daha kolay sınır dışı edilme kuralının insan kaçakçıları için de geçerli olacağı kaydedildi. Sınır dışı edilmek üzere gözaltında tutma süresi de 10 günden 28 güne çıkarılacak.

Düzenleme, yerel yönetimlerin talepleri ışığında hazırlandı

İçişleri Bakan Feaser, ay sonunda kabinede onaylanması beklenen yasal düzenlemeyle, geçen yıl Almanya’ya gelen ve sayısı 1 milyon 100 bini geçen Ukraynalı sığınmacılar ile savaş ve terörün yaşandığı dünyanın diğer bölgelerinden gelen, korunmaya muhtaç kişilere hakkıyla yardım etme sorumluluğunun yerine getirebileceğinin de altını çizdi. Faeser, bunun rakamlar göz önünde bulundurulduğunda yerel yönetimler ve toplum için hiç kolay olmadığını da tekrar vurguladı.

“Göç paketi” yerel yönetimler ve onların bağlı olduğu 16 eyaletin yönetimlerinin son aylarda sıklıkla dile getirdiği eleştiriler, özellikle düzensiz göçle mücadele ve göçmen sayısının sınırlanması konusundaki talepler ışığında hazırlandı.

Almanya’daki yerel yönetimler, sadece Ukraynalı sığınmacıların barınma, çocuklarının yuva ve okul ihtiyacı, sağlık ve yaşlılarının bakım hizmeti, Almanca kursları ve istihdam piyasasına dahil edilmesi için yapılması gerekenlerin kendilerini kapasitelerinin sınırına dayandırdığını dile getirerek çözüm talep ediyor. Ukraynalılara ilaveten başta Suriye, Afganistan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olmak üzere gelen düzensiz göçmen sayısı da rekor seviyede. Yerel yönetimler sadece maddi yüke değil, alt yapı ve personel eksikliğine de dikkat çekerek federal hükümetten sıkı bir tedbir paketi talep ediyor.

Göç konusunda muhalefet partileri de hükümeti baskı altına alıyor. Geçen hafta yüzölçümü açısından en büyük eyalet olan Bavyera’da ve ekonominin kalbinin attığı Hessen eyaletinde parlamento seçimleri yapılmış, her ikisinde de iktidar ortağı partiler hezimete uğramıştı. İki eyalette de ana muhalefet bloku Hristiyan Birlik (CDU/CSU) birinci güç olurken, göçün damgasını vurduğu seçimlerde İslam ve göç karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi her iki eyalette de oylarını artırmıştı.

Göç konusunda yarın Başbakanlıkta bir zirve düzenlenecek. Başbakan Olaf Scholz’un Eyalet Başbakanları Konferansı dönem başkanı Hessen Başbakanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Boris Rhein ile dönem başkanlığını ona devreden Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Aşağı Saksonya Başbakanı Stephan Weil ile görüşecek. Söz konusu zirveye ana muhalefet lideri Friedrich Merzin de katılacağı açıklandı. Öncesinde Almanya’daki 16 eyaletin başbakanları bu akşam biraraya gelerek iki günlük istişare görüşmelerine başlayacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın