Muğla: Belen Camii

Belen Camii; Muğla’nın Milas İlçesi, Hisarbaşı (Hoca Bedrettin) Mahallesi, Şadırvan Sokak üzerinde yer almaktadır.

Camiye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hisarbaşı tepesinde bulunan camiinin, tavanı ahşaptır. Sütunlar antik bir yapıdan alınmıştır. Eksen etrafındaki iki sütunun başlığı korint düzenindedir. Duvarlar taş ve tuğla karışımıyla yapılmış, dışı sıvasız bırakılmıştır.

1750 yılında Abdülaziz Ağa’nın oğlu Mehmet Sait Ağa tarafından onarımdan geçirilmiştir. Minaresi, 1811 yılında Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Paylaşın

Muğla: Halikarnas (Halikarnassos)

Halikarnas (Halikarnassos) Antik Kenti, Muğla’nın Bodrum İlçesi yerleşim yerinin altında gömülüdür. Bununla birlikte, antik kent duvarlarının büyük parçaları günümüze kadar ulaşmıştır.

Ayrıca antik kentin dikdörtgen biçimli sokak plan şeması, modern Bodrum sokaklarında hala kendini göstermektedir. Bodrum’un ana caddesi olan Turgut Reis Caddesi, tam olarak antik Halikarnassos’un ana caddesinin hizasında uzanmaktadır.

Mausolos’un sarayını inşa ettiği yarımada üzerinde ise bugün devasa Bodrum Kalesi yer almaktadır. Mausolos’un inşa ettirdiği diğer anıtsal yapılar ve tapınaklar arasında, özellikle Ares Tapınağı dikkati çekmektedir. Bu yapılara ait kalıntılar bugün Bodrum’da hala görülebilmektedir.

Halikarnassos, Zephyria adında küçük bir kentçiğin yerinde gelişmiştir. Kurucusu Troezenli Poseidon oğlu Anthes’tir. Aioller, İyonlar ve ardından güney Ege kıyılarına gelen Dorlar yörede altı kent ile birlik oluşturmuşlardı. Halikarnassos’un büyümesi Karya satrapı Mausollos döneminde olmuştur.

Liman kentlerinin getirdiği olanakları bilen Mausollos, surlarla çevirttiği kenti Hellen geleneklerine göre oluşturdu. Roma çağında uzun süredir hiç deprem yüzü görmemiş olmakla övünen Halikarnassos, tarihçi Herodotos’un doğum yeridir. 1291 yılında bölgeyi elegeçiren Menteşe Türkleri’nin ardından Osmanlı döneminde, 1424 yılında, Bodrum Menteşe sancağının sınırları içinde kaldı.

Paylaşın

Muğla: Pedasa Antik Kenti

Pedasa Antik Kenti; Muğla’nın Bodrum İlçesi, Konacık Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yarımadanın dağ dizilerinin sona erdiği vadi geçidindedir. Bitez’in (Ağaçlı köyü) yanı başındaki denize dökülen dereden kuzeye doğru gidildiğinde ulaşılan tepede kentin kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Pedasa sözcüğüne M.Ö. 2000 yıllarında Luwi dilinde rastlanmaktadır.Prof. Bilge Umar, bu sözcüğün “suyu bol” anlamına geldiğine işaret etmiştir.

Troas bölgesinde de aynı ismi taşıyan bir kent olduğu İliada destanından öğrenilmiştir. Herodotos bu kent ile ilgili bazı bilgiler vermiştir. Buna göre Pedasa’da Athena ile eş tutulan bir tanrıçaya ait mabetteki rahibelerin yüzlerinde sakal çıkması burada yaşayanların kötü bir olayla karşılaşacakları düşüncesini yerleştirmişti.

Strabon, Pedasa’da Leleglerin yaşadığını, bunların kısa zamanda çoğalarak Myndos ile Bargylia’ya kadar uzanan toprakları ele geçirmekle yetinmeyip Pisidia’nın da büyük bir parçasını ele geçirdiklerini belirtir. Sonraki yıllarda Karia’lılarla birlikte Yunanistan seferine gittiklerinde orada kalarak yayılmışlar ve soyları da yok olmuştur.

M.Ö. 547’de Persler Lydia krallığına son verdikten sonra Karia üzerine yürümüşler ve burada karşılarına Pedasa’lılar çıkmıştı.Güç olarak üstün olan Perslere karşı sonunda Pedasa’lılar boyun eğmek zorunda kalmışlardı. Ayrıca M.Ö.V.yy.da Pedasa’nın ismi Delos Deniz Birliğine ödenen katkı payları arasında geçmiştir.

M.Ö. IV.yy.da Mausollos’un Halikarnassos’a göç etmeye zorladığı altı leleg kentinden birisi de Pedasa olmuştur. Pedasa’nın bulunduğu yerde yapılan yüzey araştırmalarında bulunan çanak-çömlekler bu göçten sonra Pedasa’lıların bir süre daha kentlerini terk etmediğini göstermiştir.

Pedasa’da yeterince arkeolojik bir araştırma yapılmamasına karşılık,buluntular kentin surlarla çevrili yuvarlak bir plân düzeni olduğunu göstermiştir. Bazı kalıntılar arazi konumundan ötürü kentin teras duvarlarıyla desteklendiğini, yamaçlarında Leleg mezarları ile çanak-çömlek parçaları bulunduğuna işaret etmektedir.

Paylaşın

Muğla: Şahidi Camii

Şahidi Camii; Muğla’nın Menteşe İlçesi, Camikebir Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Geleneksel mimari örnekleri ile Osmanlı dönemine ait bir yapıdır. Daha önce caminin yerinde Şeyh Seyyid Kemaleddin tarafından 1390 yılında yapılan Mevlevihane Mescidi bulunuyordu. Zamanla eskiyen bu dergâh 1848’de Hacı Osman Ağa tarafından onarılıp genişletilmiş ve bugünkü caminin ana binası inşa ettirilmiş.

Cami ismini, burada bulunan mevlevihane şeyh olan Şahidi İbrahim Dede’den almıştır. Şahidi İbrahim Dede’nin ve babası Hüdai’nin türbe halindeki kabirleri caminin haziresindedir. Ayrıca cami bahçesinde de ilk mescidi kuran Şeyh Seyit Kemalettin’ in mezarı bulunmaktadır. Cami 1869 ve 1911 yılında Mevlevi Postnişini Şeyh Cemal tarafından tamir ettirilmiştir.

Kente tepeden bakan bir mevkide bulunan caminin bahçesindeki mevlevi zatların varlığının Menteşe’yi manevi olarak koruduğuna inanılır. Şahidi Cami Muğla’nın en çok kullanılan ibadethanelerinden birisidir. Caminin iç bölümü günümüzde de dervişlerin bir zamanlar halka halinde zikir yaptıkları haliyle aynen korunmaktadır.

Şahidi Cami’sinin giriş kapısının bulunduğu kitabede ‘Muğla Hanedanından Merhum ve Mağfurun İley Hacı Osman Ağazade El Hacı Mehmet Ağanın Ruhuna El Fatiha’ diye yazmaktadır.

Paylaşın

Muğla Kültür Evi

Muğla Kültür Evi; Muğla’nın Menteşe İlçesi, Şeyh Mahallesi, Faruk Aksoy Sokak üzerinde yer almaktadır.

Kültür Evi’ne şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Muğla Belediyesince 1999 yılında kamulaştırılan yapının tarihi 1800’lü yıllara dayanmaktadır. Önceleri Şerefliler Ailesi’ ne ait olan yapı, hem Türk hem de Rum mimarisini bir arada yansıtan bir özelliğe sahiptir.

Kültür Evi’nin içerisine girildiğinde sizi geçmişin izleri kucaklar. Hemen girişte bulunan iç avlu ve alt kata açık bir sofa, üst katta kapalı ahşap cumbası yer alır.

Muğla Kültür Evi’nin odaları ise sofalara açılır şekilde inşa edilmiştir. 2003 yılında restorasyonu tamamlanarak hizmete açılan Muğla Kültür Evi’nde yöresel kıyafetler ve eşyaların yanı sıra kültürel etkinliklerin de düzenlendiği bir mekân haline getirilmiştir.

Paylaşın

Muğla: Çöllüoğlu Hanı

Çöllüoğlu Hanı; Muğla’nın Milas İlçesi, Hisarbaşı (Hoca Bedrettin) Mahallesi, Uncular Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Abdülaziz Ağa tarafından 1719-1720 yılları arasında yaptırılan Çöllüoğlu Hanı, Milas Belediyesi Ana Hizmet Binası’nın da bulunduğu Hisarbaşı tepesinde, birbirlerine paralel ve dikey  dar sokaklarla bağlanan ve Milas’ın eski ticari hayatına yön vermiş, bugün dahi birçok zanaatkârı içerisinde barındıran tarihi arasta içerisinde yer almaktadır.

Hana, kuzey cephesindeki kemerli kapıdan girilir. İki katlı, avlulu ve dikdörtgen bir yapıdır. Hanın alt katı hayvan barınakları, üst katı ise konaklama için kullanılmıştır. 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin özgünlüğünü korumuş nadir yapıları arasındadır.

Paylaşın

Muğla: Şövalye Adası

Şövalye Adası; Muğla’nın Fethiye İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tarihte Meğri Adası, Fethiye Adası isimleriyle de anılan Şövalye Adası, Fethiye körfezini kapatan ince uzun, lades kemiği şeklinde bir adadır ve limanı korunaklı bir yer haline getirmiştir. Bölgeyi çevreleyen adalar zincirinde üzerinde yerleşim yeri bulunan tek adadır.

Şövalye Adası’nın batısında Kızılada, doğusunda Çalış Plajı, güneyinde Fethiye, kuzeyinde açık deniz vardır. Limanın tam göbeğinde olan yerleşiminden dolayı gün boyu tüm güneş ışığını takip eder.

Jeolojik dönemlerde ana karanın bir parçası iken, Oyuktepe Yarımadası’ndan koparak müstakil bir parçaya dönüşen Şövalye Adası, antik Glaukos Körfezi’nin en güneyini kapatarak, Fethiye Körfezi’ne doğal bir liman özelliği kazandırmıştır.

Paylaşın

Muğla: Kalynda Antik Kenti

Kalynda Antik Kenti; Muğla’nın Ortaca İlçesi, Şerefler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kalinda Luwi veya Karya dilerinden gelen bir sözcük olup Hellen dilinde değiştirilmiştir. Kalynda Karia ile Lykia arasında bir kenttir.

Strabon yeri şöyle belirlemektedir: “…Lykia’nın kıyı boyunca düz bir çizgi üzerinde gemi ile gidilirse zengin limanları olan Glaukos denilen bir körfeze,sonra bir burun ve tapınak olan Artemision’a daha sonra da Leto’nun kutsal bölgesine gelinir. Bunun yukarısında denizden altmış stadia (1100m.) içerdeKalynda denilen kent bulunur…”

Herodotos kentin tarihi ile ilgili bazı bilgiler vermiştir. Ona göre Kalynda’lıların hazırladığı bir gemi Damasithymos komutasında.Pers donanmasıyla birlikte Salamis deniz savaşına (M.Ö.480) katılmışsa da batmıştır. Kent Helenistik çağda Kaunos’un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Knidos ile birlikte ayaklanmıştır. Kaunos ordusu kenti kuşatınca da Rodoslulardan yardım istemek zorunda kalmışlardır.

Kalynda’yı ilk kez Sir Charles Fellows (1838-1840) yıllarında bu bölgedeki araştırmaları sırasında görmüştür. Kalynda’da yüzey araştırması v e arkeolojik kazı yapılmamıştır. Kentin bastırdığı sikkelerin üzerinde Zeus’un başı ve açık kanatları ile kartal figürü işlenmiştir.

Paylaşın

Muğla: Hıppokome Antik Kenti

Hıppokome Antik Kenti; Muğla’nın Dalaman İlçesi, Çiğmen Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Antik Kentte, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İt Asarı Mevkii’nde bir tepeye kurulmuş Hippokome yerleşimi kalıntıları meraklısına ilgi çekici gelebilir. At Şehri anlamına gelen Hippokome’de şehrin güneyodoğusundaki kayalıklarda 6 kaya mezarı göze çarpar.

Şehrin güneybatı bölümlerindeki kayalıklarda ise tıpkı Fethiye Telmessos’dakine benzer kaya mezarları, bugün Kepezbaşı denilen bölgede ise Roma ve Bizans dönemine tarihlenen bina kalıntıları vardır.

Paylaşın

Muğla: Kurşunlu Camii

Kurşunlu Camii; Muğla’nın Menteşe İlçesi, Balıbey Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kurşunlu Camii, Osmanlı dönemine ait camiidir. 1493 tarihinde Menteşe beylerinden Esseyyid Şucâeddîn Bey’in isteği üzerine yaptırılmıştır. Mimarisi klasik Osmanlı mimarisi özelliği taşır.

Cami olarak kullanıma açılmadan önce 30 derslikli medrese olarak hizmet vermiş olan camii şimdi görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. 1900’de Şerif Efendi tarafından son cemaat yeri eklenmiş, minaresi de aynı yıllarda Hacı İsmail tarafından yapılmıştır.

Kurşunlu Camisi’ni diğer camiilerden ayıran en önemli özelliği 1853 yılında gördüğü tamir sırasında kubbesinin kurşunla kaplı olmasıdır. Kurşunlu camisi 510 yıllık bir tarihe sahiptir. Birçok bakımdan onarımdan geçmiş günümüze gelmiştir.

Camii içinde yer alan kalem işi süslemeler Rodos’tan getirilen kök boyalarla işlenmiştir. Caminin içinde bulunan Kâbe ve yelkenli gemi resimleri görülmeye değerdir. Düzgün kesme taştan örme beden duvarları Selçuklu Mimarisi özelliği taşımaktadır. Kurşunlu Camisi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde yer almaktadır. Osmanlı’nın bu topraklara hakim olduğu dönemlerinde yapılan son derece değerli bir eserdir.

Paylaşın