Metabolik Sendromunuz Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?

Metabolik sendrom tek bir rahatsızlık değil, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve felç riskinizi artıran bir grup sağlık sorunudur. Sorun şu ki, birçok birey bu hastalığa sahip olduğunun farkında bile değil.

Haber Merkezi / Çünkü bu sorunun belirtilerini, özellikle de erken evrelerde, gözden kaçırmak çok kolay.

Metabolik sendrom teşhisi konması için,  genellikle aşağıdaki risk faktörlerinden en az üçünün bulunması gerekir: yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, aşırı karın yağı, düşük “iyi” HDL kolesterol seviyeleri ve yüksek trigliserit seviyeleri (kanda bir tür yağ). Bunların her biri tek başına endişe verici olsa da, bir araya geldiklerinde tehlike daha da artar.

Metabolik sendromun en önemli belirtilerinden biri bel çevresinde çok fazla yağ bulunmasıdır. Buna bazen “karın obezitesi” denir. Bel çevreniz erkeklerde 100 cm’den, kadınlarda 86 cm’den fazlaysa, yüksek risk altında olabilirsiniz.

Göbek yağı sadece depolanmış enerji değil, aynı zamanda iltihaplanma ve insülin direnciyle de bağlantılıdır ve bu da zamanla kalbe ve kan damarlarına zarar verebilir.

Yüksek tansiyon da yaygın bir uyarı işaretidir. 130/85 mmHg’nin üzerinde kalan tansiyon, kalbinizin çok fazla çalıştığı anlamına gelir. Zamanla bu durum, atardamarlarınıza baskı uygulayarak kalp krizi ve felç riskinizi artırabilir.

Yüksek kan şekeri veya açlık kan şekerinin 100 mg/dL’nin üzerinde olması da metabolik sendroma işaret edebilir. Bu, vücudunuzun şekeri gerektiği gibi işlemediği anlamına gelir. Kontrol altına alınmazsa tip 2 diyabete yol açabilir.

Kan testleri ayrıca vücuttaki fazla kolesterolün atılmasına yardımcı olan düşük HDL kolesterolünü de gösterebilir. Erkeklerde 40 mg/dL’nin, kadınlarda ise 50 mg/dL’nin altındaki seviyeler düşük kabul edilir. Aynı zamanda, yüksek trigliseritler (150 mg/dL’nin üzerinde) atardamarları tıkayabilir ve kalp hastalığı riskini artırabilir.

İyi haber şu ki, metabolik sendrom genellikle yaşam tarzı değişiklikleriyle tersine çevrilebilir veya yönetilebilir. Araştırmalar, vücut ağırlığınızın sadece yüzde 5 ila yüzde 10’u kadar az miktarda kilo vermenin bile beş risk faktörünün tamamını iyileştirebileceğini göstermektedir.

Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, şeker ve sağlıksız yağlardan uzak durma ve sigara içmeme büyük fark yaratabilir. Bazı durumlarda doktorlar, kan basıncını, kolesterolü veya kan şekeri seviyelerini yönetmek için ilaç yazabilir.

Paylaşın

Metabolik sendrom nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Metabolik Sendrom; bir dizi metabolik sorunun bir arada görülme durumudur. Farklı bir tanımla; Sosyoekonomik şartların düzelmesi ile tüm dünyada ok yaygın olarak görülmeye başlayan Metabolik Sendrom; kalp hastalığı, felç ve diyabet riskini arttıran tıbbi rahatsızlıkların bir arada olmasından oluşur.

Metabolik Sendrom için kullanılan diğer terimler ‘insülin direnci sendromu’ ve ‘sendrom X’tir. Aşağıdaki rahatsızlıklardan en az 3 tanesinin bir arada olması durumuna metabolik sendrom denir:

  • Bel çevresinin normalden fazla olması (erkeklerde 100, kadınlarda 85 cm’den fazla olması)
  • Kandaki trigliserit seviyesinin 150 mg/dL ya da daha fazla olması
  • HDL kolesterol seviyesinin erkeklerde 40 mg/dL, kadınlarda 50 mg/dL’nin altında olması
  • Kan basıncının 130/85 mm HG ya da daha yüksek olması
  • Prediyabet (açlık kan şekerinin 100 ila 125 mg/dL arasında olması) veya diyabet (açlık kan şekerinin 125 mg/dL’nin üstünde olması)

Risk faktörleri;

Metabolik sendrom için risk faktörleri obezite ile ilgilidir. En önemli iki risk faktörü şu şekilde tanımlanır;

  • Merkezi obezite veya vücudun orta ve üst kısımlarında aşırı yağ birikimi
  • Vücudun şeker kullanmasını zorlaştıran insülin direnci

Metabolik sendrom riskinizi artırabilecek başka faktörler de var. Bunlarda şunları içerir:

  • Yaş
  • Ailede metabolik sendrom öyküsü
  • Yeterince egzersiz yapmamak
  • Polikistik over sendromu teşhisi konmuş kadınlar

Metabolik sendromun komplikasyonları;

Metabolik sendromdan kaynaklanabilecek komplikasyonlar sıklıkla ciddi ve uzun vadelidir (kronik).

  • Arterlerin sertleşmesi (ateroskleroz)
  • Diyabet
  • Kalp krizi
  • Böbrek hastalığı
  • İnme
  • Alkolden bağımsız karaciğer yağlanması
  • Periferik arter hastalığı
  • Kalp-damar hastalığı

Diyabet ilerlediği durumlarda;

  • Göz hasarı (retinopati)
  • Sinir hasarı (nöropati)
  • Böbrek hastalığı
  • Uzuvların kesilmesi

Teşhisi;

Metaboliik sendrom, zemininde insülin direnci ile seyreden bir sendromdur. İnsülin direnci komponentini bize en iyi gösteren gösterge bel çevresi genişliğidir.

  • Erkeklerde 102cm
  • Kadınlarda 88cm yüksek risktir
  • Erkeklerde 94cm, kadınlarda 80cm’den fazlası da risk teşkil ediyor. Demek ki bu değerler var ise metabolik sendromdan şüphelenmek gerekmektedir

Bu kişilerde hipertansiyon, kan basıncı yüksekliği, lipid tablosu bozuklukları, kan yağlarının bozuklukları ve kan şekerinde yükseklik gibi rahatsızlıklar olabilmektedir. Bunlar mutlaka kontrol edilmelidir. Kişide bu sayılanlardan 3 tanesinin olması ortaya metabolik sendrom tanısı çıkar ve kişiye uygun tedaviye başlanılır.

Tedavisi;

Metaboloki sendrom nasıl tedavi edilir, metabolik sendromun en iyi tedavilerinden biri düzenli beslenme, diyet ve egzersizdir.

  • Diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği ile tedavi edilebilir
  • Bunların yeterli olmadığı koşullarda ilaç ve insülin tedavisi gündeme gelmektedir
  • Önemli olan diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği ve ilaç kullanımı ile Tip2 diyabet hastalarının yaklaşık ’lik bir bölümünde tedavi hedeflerine ulaşılabilmektedir. Bu kabul edilebilir bir oran değildir

Ne gibi önlemler alabiliriz?

Metabolik Sendromdan korunmanın temeli, sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemektir. Metabolik Sendrom tanısı konmuşsa, kalp-damar hastalığı ve tip 2 diyabet riskini azaltmak için hemen harekete geçmek gerekir. Önce hastaya kalp-damar hastalığı riskleri açsından kapsamlı bir muayene ve değerlendirme önerilir. Daha sonra, ilk planda sağlıklı yaşam şeklinin benimsenmesine yönelik önlemler uygulanır. Bu önlemlerin yeterli olmaması halinde ise tedaviye başvurulması gerekebilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın