Akşener’den ‘Yetiştirme Yurtlarındaki Kızlara Fuhuş Yaptırılıyor’ İddiası

İYİ Parti Lideri Akşener, oteli olan polis müdürlerinin olduğunu belirterek, o otellerde fuhşun da ötesine geçilerek “devletin yetiştirme yurtlarında barının kimsesiz, öksüz kızlara fuhuş yaptırıldığını” iddia etti.

Akşener açıklamasının devamında, “Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz” ifade etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında şok iddialarda bulundu. Akşener’in o iddiası:

“Bir konu daha var; eski İçişleri Bakanı olarak özellikle takip ediyorum. Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde, fuhşun ötesi, öksüz kızlar çalıştırılıyor. Bunlara karşı olduğumuz için, bunlara göz yummadığımız için İYİ Parti’ye psikolojik harp uyguluyorlar. Ama karşılarında rahmetli Teoman Koman’ın talebesi var. El mi yaman? bey mi yaman? Hep beraber göreceğiz.”

“İspat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir”

Akşener ayrıca, gündeme yönelik açıklamalarda da bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın

Akşener’den Sert Çıkış: İspat Edemeyen Şerefsiz Oğlu Şerefsizdir

Parti içindeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi. Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek” dedi ve ekledi:

“Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Şile’de düzenlenen istişare toplantısında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde: “Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Anayasa’nın ilk 4 maddesini asla tartışmadan, bu ülkeyi refaha ve feraha çıkarmak için bir yolculuğa çıktık. Dün akşam televizyonlara bakarken Sözcü televizyonunda bir şey gördüm.

Sorular çok inciticiydi. Partimizde 8 kişi farklı aralıklarla istifa etti. Demek ki bazı şeyleri anlatmak farz oldu. Ben asla istifa edip giden arkadaşlarımız hakkında onları incitecek tek cümle etmedim. Biz hiçbir zaman kavgaya girmedik. Benim değil, oğlumun ve eşinin hesaplarının kontrol edildiği gayri resmi bildirildi. Bu doğru bir bilgi.

Biz ilgili bankaya müracaat ettik, şimdi o gayri resmi bilgi resmi hale gelecek. Buradan dünkü sorulara son bir cevap vereyim, benim, oğlumun, gelinimin, yeğenlerimin, çocukluk arkadaşlarımızın, hiçbirinin bu ülkenin hiçbir belediyesiyle ne AK Parti belediyesiyle ne CHP belediyeleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı, işi, gücü yoktur. Bunu ispat edemeyen şerefsiz oğlu şerefsizdir. İspat edildiği takdirde de ben bu politikayı tümden bırakacağım.

Buradan belediye başkanlarına sesleniyorum, ben bu işlerde olmadığıma göre, şayet partimizde bu manada iş güç yapan var ise bunlar belediye başkanlarının bilgisi dahilinde midir? Sözcü’de, Halk TV’de, TELE1’de tebessüm edilerek sorulan soruların cevaplarını ben kendimle ilgili verdiğime göre şimdi ilgili belediye başkanlarına sormalarını talep ediyorum.”

Paylaşın

Akşener’den İttifak Çıkışı: Biz Tek Siz Hepiniz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti olarak siyaset düzenindeki çürümeye ve yozlaşmaya karşı yalnızca bir seçim süreci bir ittifak tercihinde değil, bir düzen tercihinde de bulunduk” dedi ve ekledi:

“Bu düzeni de iki yumruğun birbirinden yana değil, hür ve müstakil olarak, durarak, güdümlü medyanın tarifleriyle değil öz kimliğimizle yürüyerek, onun bunun ittirmesiyle değil öz varlığımızla kantara çıkarak öz başımıza kuracağız. Birilerine kazandırmak yerine hür ve dik duracak, sadece milletimize kazandıracağız.”

Akşener konuşmasının devamında, “Birbirinden beslenen kayıkçı siyasetine karşı milletimize yeni bir tercih, yeni bir yol sunacağız. Ülkemizin geleceğinin kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla değil, açık ve şeffaf biçimde sandıkta şekillenmesini istiyoruz. Her türlü dayatmaya kafa tutan koca yürekler burada. Buradan tüm siyaset simsarlarına sesleniyorum. Biz tek siz hepiniz. Hadi bakalım Halep oradaysa arşın burada” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün 15 Kasım. KKTC’nin bağımsızlığının ilan edilişinin 40. yıl dönümü, kutlu olsun. Kıbrıs davamızın milli kahramanlarına, Dr. Fazıl Küçük’e, Hala Sultan’a, Türk Mukavemet Teşkilatı’na selam olsun. Kıbrıs’ta bağımsızlık yolunu, Türklük yolunu inşa edenlere selam olsun.

Cumhuriyetine ilk günkü aşkla, şevkle, inançla sahip çıkan Kıbrıs Türk’ü gençlere selam olsun. Bozkurt Rauf Denktaş’a selam olsun. Bundan tam 40 yıl önce Kıbrıs’ta Türk’ün iradesini savunan, koruyan ve Türk’ün zaferini Cumhuriyet ile taçlandıran o şanlı mücadelenin tüm neferlerine, şehitlerine, gazilerine selam olsun.

KKTC’nin varlığının ve bağımsızlığının nasıl stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha görüyoruz. Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da, Orta Doğu’da ve hatta Kuzey Afrika’da olup bitenleri çok iyi okumak, anlamak durumundayız. KKTC, bizim için sadece kardeş ülkemiz değil aynı zamanda Türk Dünyası’nın güney ucundaki yıldızıdır. KKTC’nin bağımsız ve erkin bir devlet olarak yaşaması için ilk başta Türk dünyasının süreci samimiyetle sahiplenmesi gerekiyor.

Bu kapsamda KKTC’nin Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üye olmasını elbette memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak son zirveye davet edilmeyişi de dikkatle takip ediyor, sürecin bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki dün olduğu gibi bugünde, yarında Cumhuriyet ilelebet payidar kalacak. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak.

Diyanet’e “Atatürk” tepkisi: Geçtiğimiz hafta Atamızın ebediyete intikalinin 85. yılıydı. Onun gösterdiği ufka varma vazifemizi bir kez daha hatırladık ve dualar ettik. Onun büyük vizyonunu bir kez daha anladık. Ancak maalesef, biz milletçe aynı duygularda buluşurken bu duyguları paylaşmayanlar da vardı. Ayrıkotları, istiklal zararlıları, ahlak yoksunları da vardı. Düşmanlıktan beslenen kirli zihniyetler vardı.

Gazi Mustafa Kemal’i anmaktan gocunanlar, ona bir hayır duayı çok gören şuursuzlar da vardı. Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Atatürk’ümüz tarafından kurulmuştur. Varlığını ona borçlu olan kurumumuz 10 Kasım’daki hutbesinde Atamıza bir Fatiha’yı bile çok gördü. Yazıklar olsun. Bir insanın sahip olabileceği en büyük erdemlerden biri vefadır. Yüce dinimiz hakkında milletimizi aydınlatmakla yükümlü bir kurumun sergilediği bu vefasızlığa tahammül gösteremeyiz.

Devletin memuru olan diyanet mensuplarından Cumhuriyetimizin kurucusuna saygı beklemek en doğal hakkıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak ve anlamaktan yoksun olanlara, Türk milletinin Atatürk ve Cumhuriyet sevdasından rahatsız olanlara hatırlatmak istediğim bir şey var. Eğer ki bugün memleketimizde ezanlar okunuyorsa, gökyüzünde bayrağımız dalgalanıyorsa, canımızın, namusumuzun güvenliği varsa bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz.

Vicdansızlıktan beslenenlere, Cumhuriyet’i reklam arası görenlerle, 100 yıllık bir tarihi ‘cinayet ve zulüm’ diye tarifleyenlerle, 10 Kasım’da onu anmak yerine 14 Kasım’da Cumhuriyet düşmanlarını ananlarla mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

AYM – Yargıtay krizi: AK Parti iktidarının neden olduğu krizler silsilesinden son olarak Anayasa ve hukuk düzeninin de payını aldığını görüyoruz. Zaten uzun zamandır hakkın ve hukukun üstünlüğü yerine güçlünün üstünlüğüne dayanan bir anlayışla çok tehlikeli bir yere doğru gidiyorduk. Bu sistem elimi kolumu bağlıyor denildi, sistem değişti. Kuvvetler ayrılığı yer bir edildi. TBMM’nin vasıfları teker teker çökertildi.

Bugün geldiğimiz noktada ise iktidarın gözü yine hukuka dikildi. Sayın Erdoğan uzunca bir süredir hukuktan şikayetçi. Gezi Parkı davasında parka inşaat yapılmasını reddeden, Koruma Kurulu’na başbakan sıfatıyla ‘Reddi reddederiz’ diye karşı çıkan kendisiydi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla AYM’nin kararına uymuyor, saygı da duymuyorum diyen de kendisiydi. Her fırsatta hukuktan duyduğu rahatsızlığı dile getiren bu zihniyetin biriktiği garabetler dizisinin sonucunu da geçen hafta yaşadık.

Can Atalay davasıyla ilgili hukuk skandalları 8 Kasım itibariyle artık bir anayasa, devlet krizine dönüştü. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ‘Karara uymuyorum’ dedi. El yükseltti, suç duyurusunda bulundu. Hatta o da yetmedi TBMM’ye sopa gösterdi. Bu hukuksuzluk karşısında iktidar tarafından yapılan ilk yorum ise kararın milliliği üzerine oldu.

Anayasa değişikliği arayışına girdiler. Fiili durumu yasallaştırmanın peşine düştüler. Böyle bir zihniyetin Türk milletine, devleti yönetenlerine yön vermesine kabul edemeyiz. Değerli dava arkadaşlarım bu ise düpedüz bir siyasi fırsatçılıktır. Böylesine vahim bir krizden, siyaset üstü olması gereken bir devlet meselesinden siyasi rant devşirmeye çalışmak ayıptır.

Ya muhteremler, anayasa değişikliğini konuşmadan önce mevcut anayasaya uymanız gerekiyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin oluşturduğu hukuk dışı fiili durum devlet nizamını aksatmış ve bir anayasal devlet krizine neden olmuştur. Halbuki, AYM kararları kesindir. Herkes uymak zorundadır. Siz halen neyi tartışıyorsunuz? Mahkemelerin aldığı kararlar elbette siyasi düzlemde demokratik metotlarla eleştirilebilir. Çıkıp da ‘Anayasa Mahkemesi kapatılsın’ demedik, demeyiz. AYM üyelerinin hedef gösterilmesini hiçbir koşulda kabul etmeyiz.

Nereye hizmet ettiği belli olmayan odakların, millet iradesini hedef almasına da asla izin vermeyiz. Krize sebep olanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Erdoğan’a hakem olma görevini hatırlattık. AYM üyelerimiz sahipsiz değildir. Tüm yollar kesilse bile Türk milletinin sinesine giden bir yol her zaman vardır ve olacaktır.

Ekonomik kriz: AK Parti iktidarı yıllardır elbirliği ile mahvettikleri ekonomimizi birkaç isim değişikliği ile toparlayabileceğini zannetti. Para arayarak her şeyi düzeltebileceğini sandı. Her konuda olduğu gibi çözümü, tüm sorunları halının altına süpürmekte buldu. Ancak faizleri yükseltip para politikasını biraz normalleştirmek, piyasaları bir süreliğine sakinleştirse de hızlı faiz artışları, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı ezmekten başka bir işi yaramadı. Yaz aylarında başlayan zam furyası hala devam ediyor. 5 aylık enflasyon yüzde 30 oldu.

Ülkemizin yedek akçesini harcadılar, fabrikalarımızı tesislerimizi sattılar. Rezevlerimizi eksiye düşürdüler, hesap bile vermediler. Sandıktaki hesaptan sıyrılmayı başardılar ama artık kaçacak yerleri kalmadı. Şimdi de bu yüzden kapı kapı dolaşıp para arıyorlar. Bulamıyorlar.

Adaletin, hukukun, özgürlüklerin ayaklar altına alındığı bir ortamda kim, nasıl yatırım yapsın? Memleketi her gün krizden krize koşturan bir yönetime kim neden parasını versin? Olan yine milletimize oluyor. Olan, Cumhuriyet’in 100. yılında sadaka verir gibi 5 bin lira verdikleri emeklimize oluyor. Olan en güzel yılları heba edilen gençlerimize oluyor. Olan kendi için, çocukları için kadınlarımıza oluyor. Olan Türkiye’ye oluyor.

Yerel seçimler: İktidar yerel seçim gündemini saptırmak için yine hamasete, dedikoduya, suni gündemlere sarılsa da biz İYİ Parti olarak önümüzdeki seçimlerde milletimizin dert ve taleplerinin görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz. Milletimiz, AK Partinin belediyecilik anlayışından çok çekti.

Belediyeleri rant kapısı olarak gören bu anlayış, yerel kaynaklarımızı har vurup harman savunurken diğer yanda hakkıyla yapılan bir yerel yönetim rekabetinin de yollarını tıkadı. Geldiğimiz noktada ceket siyasi, hizmet siyasetinin yerini aldı. Biz İYİ Parti olarak tıkanan demokrasinin tüm yollarını açmaya ve Türkiye’de önce yerelde sonra da merkezi yönetimde gerçek bir sıçramayı başlatmaya geliyoruz.

2024 yerel seçimlerine girerken, 81 ilde milletimize liyakatli adaylarımız, kadrolarımız ve çözümlerimizle birlikte iyi belediyecilik vizyonunu da sunuyoruz. Kazandığımız tüm şehirleri katılımcı demokrasi anlayışıyla yöneteceğiz, çok paydaşlı bir yaklaşımı hayata geçireceğiz. Belediye meclislerinde kadınların daha fazla temsil edilmesini sağlayacağız.

Bizim esas hedefimiz öncekilerden daha iyi olmak değil, milletimizin şimdiye kadar mahrum bırakıldığı büyük bir vizyonu hayata geçirmektir. Biliyorum ki işimiz çok zor. Biliyorum ki sıkışmamızı, tökezlememizi, düşmemizi bekleyen çok. Biliyorum ki çizdiğimiz rotadan rahatsız olmayan yok. Tüm bunların cesurlar hareketinin hiçbir ferdine engel olamayacağını da çok iyi biliyorum. Partimizin üzerinde tasarlanan tüm oyunları birer birer bozacağımızı da çok iyi biliyorum.

İttifak: Milletimizin de teveccühü ile İYİ Partimizin Türkiye’de yepyeni bir siyaseti mümkün kılacağına yürekten inanıyorum. İYİ Parti olarak siyaset düzenindeki çürümeye ve yozlaşmaya karşı yalnızca bir seçim süreci bir ittifak tercihinde değil, bir düzen tercihinde de bulunduk.

Bu düzeni de iki yumruğun birbirinden yana değil, hür ve müstakil olarak, durarak, güdümlü medyanın tarifleriyle değil öz kimliğimizle yürüyerek, onun bunun ittirmesiyle değil öz varlığımızla kantara çıkarak öz başımıza kuracağız. Birilerine kazandırmak yerine hür ve dik duracak, sadece milletimize kazandıracağız. Birbirinden beslenen kayıkçı siyasetine karşı milletimize yeni bir tercih, yeni bir yol sunacağız.

Ülkemizin geleceğinin kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla değil, açık ve şeffaf biçimde sandıkta şekillenmesini istiyoruz. Her türlü dayatmaya kafa tutan koca yürekler burada. Buradan tüm siyaset simsarlarına sesleniyorum. Biz tek siz hepiniz. Hadi bakalım Halep oradaysa arşın burada.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın “Anayasa” Çağrısına Yanıt

İYİ Parti lideri Akşener, son dönemde yaşanan yargı krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu” dedi ve ekledi:

Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Maziden Atiye Milli Yükseliş” programına katıldı. Akşener, burada yargıda yaşanan krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yargının bünyesinde hukukun üstünlüğünü uygulamakla yükümlü olan bu kurumların kavgasını çok ciddiye alıyorum” diyen Akşener, Bunun bir devlet krizi, anayasa krizi olduğuna inanıyorum. Nitekim böyle inandığımız için de ilk defa bizim partimiz bu konuda tavır koydu ve benim imzamla da bir büyük, üç sayfayı geçen önerilerimizin de içinde yer aldığı bir açıklama yaptık. Ayrıca bu krize sebep olan kurumların mensupları hakkında da biz suç duyurusunda bulunduk, takip ediyoruz” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“TBMM’yi de çok zor durumda bırakan, milletvekillerinin kıymet-i harbiyesini düşüren, buna karşılık hukukun üstünlüğü konusu zaten tartışma konusuydu Türkiye’de. O konuyu tamamen gerçek haline getiren ve hukukun, adaletin uygulanmasını ortadan kaldıran, kim güçlüyse onun hukukunun ve hakkının önde olduğu bir Türkiye’yi gösteriyor bu. Bunu çok tehlikeli buluyoruz. Bu bir devlet krizi. Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu.”

İYİ Parti Lideri Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında şunları söyledi: “Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur. Ama şu anda var olan Anayasa’yı eğer siz askıya alırsanız, var olan Anayasa’nın hükümlerini yok kabul ederseniz, maddelerine itiraz ederseniz, ama şu anda geçerli olandan bahsediyorum, o zaman o ülkede hukuk kalmaz, anayasa çiğnenmiş olur.

Son derece yanlış bir durumdur. Sayın Erdoğan bu konuda taraf olmak yerine derhal anayasamızın kendisine vermiş olduğu hakemlik, uzlaştırma görevini ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen kavganın derhal ortadan kaldırılmasını ortaya koymak, bu konuda bir tavır koymak zorundadır. İYİ Parti bu konuda hukukun yanındadır. Devlet kurumlarının ve aynı zamanda hukuk uygulamakla görevli kurumların kavgasının birbirine düşmesinin önüne geçilmesi lazım. Bunu gerçekten çok önemli buluyorum.”

Erdoğan’dan AYM’nin yapısında değişiklik mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirmişti.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” demişti.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtmişti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” demişti.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yapmıştı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Meral Akşener Net Konuştu: Bana Kazık Atan Herkesi…

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım” dedi ve ekledi:

“En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

İttifak tartışmalarına da değinen Meral Akşener, “Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İki gün sonra 10 Kasım. Mustafa Kemal bir umuttur. Mustafa Kemal mücadeledir. Mustafa Kemal bir gururdur. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetimizin 100. Yılına eriştik be aynı duygunda buluştuk. 10 Kasım’da da aynı duygudaşlıkta buluşacağız.

Ama 10 Kasım’da aynı dakikalarda Mustafa kemal’ anlamayanları ona düşmanlık edenleri de göreceğiz. İYİ Parti olarak ondan razı olduğumuzu ilan ediyor. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzden razıyız. Allah da razı olsun.

Enflasyon ile milletimizin acı yaşantısı devam ediyor. İktidar ise ekonomideki krizi derinleştiriyor. Yeni ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele planı hala yok. Hatırlarsınız daha önce bu kürsüden onun bir plan değil bir temenniler silsileli olduğunu söylemiştim. Onda da haklı çıktım

Merkez Bankası enflasyon tahminin yukarıya çekti. Bakalım yıl sonuna kadar daha kaç kere güncelleme gelecek. Bakalım gelen güncellemeler gerçek enflasyona yetişebilecek. Memlekette herkes masrafı kısarken devleti yönetenler masraflarını kısmıyor.

Saraydaki zevk-ü sefa ortamı tüm hızıyla sürüyor. Enflasyonda en başta gıda artışı var. Biz yıllardır tarımın ve gıdaya erişimin n e kadar hayati olduğunu söylüyoruz. İktidar ise bu durumu anlamıyor.

Geçen hafta Kütahya’daydım. Burada karşıma çıkan emekli bir kardeşim 7 bin 500 lira alıyorum nasıl geçineyim dedi. Bakın bu durum bir garabet. Biz emekli maaşlarını asgari ücret düzeyine çıkartın diyoruz ama ülkemizde 7 bin 500 lira alamayan insanlarımız var.

Kütahya’da ziyaret ettiğim bir köyde hayvancılık yapılan meralar kamulaştırılmış. Köylü hayvancılık yapamıyor.

Deprem riski nedeniyle yıktıkları köy okulunu yerine okul bile yapılmamış Burada yaşayan insanlarımızın köyü terk etmesi için her şeyi yapıyorlar. Hani akran zorbalığı var ya bu da İktidar zorbalığı.

Tarım bir koyup beş alacağımız ülkemize istihdam sağlayacak bir yatarımı alanıdır. Tüm bunların gerçekleşmesi için bir vizyon gerekiyor. AK Parti’nin böyle bir vizyonu olmadığını için 21 yılda geldiğimiz nokta ortada.

En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım. En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.

BM Genel Sekreteri bile Netanyahu’nun mezalimin karşısında sadece dehşete düştük demekle yetiniyor. İnsan hakları ve savaş hukuku paspasa çevrilirken, kadınlar, çocuklar, masum siviller katledilirken dünya ını göstermiş olduğu bu vurdum duymazlık utanç vesikası olarak yer alacak. Bugün tüm ülkelerin meclislerinde Netanyahu’nun savaş suçlusu ilan edilmesi gerekiyor. Geç bile kalındı.

Batı Hamas terörünü hedef alıp Netanyahu’yu görmüyor doğu ise Netanyahu terörünü görüp Hamas’ın vahşetini görmüyor. Türkiye hakkın ve adaletin tarafı olmalıdır. Türkiye’nin görevi katil Netanyahu’yu durdurmaktır. ABD’nin de Netanyahu’yu durdurmaya gücü yeter.

Ak Parti iktidarının Türk milletine karşı alışkanlık haline getirdiği kuzuyu yiyip, çobanla sohbet edip acıyı paylaşmak rolünü kaldıracağız. Bu bir ahlaksızlık ölçüsüdür.

Gazze’den çıkması gereken katil Netanyahu’dur. Filistin davasında samimiyseniz o zaman üzerine günlerdir bomba yağan Filistin halkının evlerinden koparılmasına müsaade etmezsiniz. Sakın ola ABD’nin sivilleri çıkarma planının oyuncağı olmayın. Sakın ola ülkemizi yeni bir mülteci akınına dahil etmeyin.

Filistin’den Gazze’den o insanları çıkardığınızda iddia ediyorum bir daha oraya döndüremezsiniz. Bu çok büyük bir ahmaklıktır. Ondan sonra Filistin diye bir devlet kalmaz. Gazze kalmaz. Eğer Gazze’den insanlar isterse de Mısır’a gitsin o insanları birinci önceliği orada tutmaktır. Türkiye bu konuda görev almalıdır.

Yeni bir imar sistemi oluşturacağı. Yerel yönetimde yolsuzluğa geçit vermeyecekler yeni örnek bir standartı geçireceğiz. İYİ Parti yönetiminde yolsuzluk olmayacak. Bağımsız denetim firmaları denetleyecek. İhaleler açık olacak.

İYİ Parti belediyeleri sığınmacı istilası karşı etkin mücadele edecek. Sığınmacılara mülk satışına izin vermeyecek.

Yerel seçimlere kısa bir süre kaldı. Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz.

Önce ben diyenlerin aramızda işi yoktur. Biz önce millet önce memleket dedik. Sözlerimiz her zaman açık ve net oldu. Sözlerimiz bazılarında karın ağrısı yaptı. Bizi hainlikle suçlayanlar hafta sonu itibari ile birere değişim havarisi oluverdi.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktık diye bize demediğini bırakmayanlar yeni Genel Başkan Özgür Özel’in fanları oldu. Bana hain diyenler utanmadan Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretleri ettiler ne dediler biliyor musonuz niye aday oldun da kaybettin dediler.

Ez cümle kral öldü 2023’e damga vuran garip anlayış aynen yerinde duruyor. Nitekim tüm kurultay süreci boyunca Türk sağına bol miktarda hakaret ettiler. Her türlü erdemi solda her türlü ahlaksızlığı sağda gören konuşmalar yapıldı.

Eğer bensem o ben kimsenin arkasından hançer vurmadım. Ben hançeri kalbine vururum arkadan işim yoktur. Benim elimde hançer yok. Sırtımda hançer yok. Bunu kimse üstüne almadı benim sütüme kaldı. Tüm bunlar zevkle alkışlandı Ne sağcılıkmış bütün kötülüklerin anası Ne milliyetçilikmiş tüm kötülüklerin anası.

Gelin ortak bir berber dükkânı kuralım dediniz. Çırak çıktı sorunumuz yok. Duraydınız arkasında. Herkese selam gitti biz hariç. Yan yana gelmenin zor olduğunun işareti.

Benim sırtımda da hançer vardır demiyorum. Gereğini yapmıyorsan ha bire hançerlenirsin, kendine bir şey istiyorsan ha bire hançerlenirsin, ölümüne bir şeyi isteyip çevreyi görmüyorsan elbette hançerlenirsin. O hançerlerin sahiplerini sonra karşında bulursun. Ben kimseyi hançerlemedim hançerlemem. Ben olmadığıma göre hançer kimin? Benim sırtımda hançer mançer yok. Bu hançer edebiyatı çok ilginçti. Kimse üzerine almadı, benim üzerime kaldı, görüşeceğiz.

Çok merak ediyorum seçim döneminde kendini kallavi milliyetçi olarak tarif edip beni parçalayan bazı muhteremlerin hiç ayırt edilmeden selamlar gönderildiği kongreden sonra görüşleri nasıl olacak. Milliyetçilik mi terk edilecek?

Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız.”

Paylaşın

Akşener, “Hamas” Üzerinden Erdoğan’a Yüklendi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir” dedi ve ekledi:

“Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, KYK yurdunda ihmal sonucu asansör kazasında sıkışarak hayatını kaybeden Zeren Eryurt için tepki gösteren Akşener “Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Türkiye’de zengin-fakir arasındaki farkın derinleştiğine dikkat çekerek, “Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ne yazık ki her yüzyılda insanlığın başına bela olmuş birkaç psikopat çıkıyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılın baş psikopatı da hiç şüphesiz ki Netanyahu’dur. İşte Hamas’ın, terör saldırısı İsrail toplumuna, korku saldığı gibi Netanyahu’ya da, gözü dönmüş gaddarlığını sergileyeceği bir bahaneyi, hediye etmiştir. Hamas’ın, sivilleri katleden eylemleri Filistin’in, uluslararası hukuktan doğan, haklarını gölgelemiş Netanyahu’nun, kirli ajandasına hizmet ederek en büyük darbeyi, Filistin halkına vurmuştur.

Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir.

Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?

“Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır”

Ekonomiyi oyuncağa çeviren iktidar, seçimin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen maalesef hala bir reçete ortaya koyamadı. Birkaç gün önce TÜRK-İŞ açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. 4 Kişilik bir ailenin açlık sınırı 13 bin 648 lira olarak belirledi. Asgari ücret 11 bin 402 lira. En düşük emekli maaşı 7 bin 500. Yoksulluk sınırı 44 bin 573 lira. Sizce Türkiye’de kaç ailenin evine 44 bin 503 lira giriyor. Her iki çalışandan biri asgari ücretli. Milyonlarca emekli ve .çalışan açlık ve yoksulluk sınırının içinde yaşıyor. Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır.

Türk milleti yoksullukta eşitlenmeyi hak etmiyor. Gençler böyle çaresizliğe terk edilmeyi hak etmiyor. Zeren Ertaş kızımız bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Şikayetlere rağmen önlem alınmamış. Zeren Ertraş’ı bir kazaya değil, bir şuursuzluğa bir ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe kurban verdik.

Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta, yüreğimizi yakan bir olay yaşadık. Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik. Yüce Allah, ailesine ve sevenlerine, sabr-ı cemil ihsan eylesin. Mekânı cennet olsun.

“Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var”

KYK yurtlarındaki ihmaller, iş bilmezlik ve niteliksizlik artık çocuklarımızı, canından ediyor. Zeren’in acısı, tüm Türkiye’nin yüreğine, kor gibi düşerken ‘Ölmek istemiyoruz, nitelikli yurt hakkımızdır’ diyen, binlerce gencimiz de, hakkını aramaya başladı. Gençlerimizi, artık bir rezillik boyutuna ulaşan, yurt sorunuyla, yalnız bırakamayız, bırakmayacağız. Cumhuriyet vizyonumuzun, en büyük değer olarak gördüğü gençlerimizi böylesi bir çaresizliğe, terk etmeyeceğiz.

O sadece Osman Gazi Köprüsü’ne fazladan verilen parayla 600 bin öğrencimize birinci sınıf yurt yapılabilirdi. Çünkü Türkiye’nin bir kaynak sorunu yok, Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var. 500 milyon dolarlık uçağa biniyorlar, sadece uçağın parasıyla bile 30 bin öğrencimize yurt yapılabilirdi.

Demokrasi diyoruz, gelin her parti seçime ayrı girsin diyoruz. Kürsülerden hakaret ediyorlar. Milletin güvenliği diyoruz. İktidara yanlamakla suçluyorlar. Bizlerden sadece kendilerine yarayan bir sistemin parçası olmamızı istiyorlar. Yalanla iftirayla, dedikoduyla bizleri bastırabileceklerini sanıyorlar. Ama çok yanılıyorlar. Başta ben olmak üzere şahsi sırrı, şahsi sırtında yarası yoktur. Kişisel yamuk sırrı olan meşhur olamaz. Dolayısıyla biz bu yola böyle temiz, şeffaf, dümdüz olduğumuz için çıktı. Ama bizi sindiremeyeceklerini, korkutamayacaklarını hala anlayamadılar.”

Paylaşın

Akşener: Koltuk Peşinde Pazarlıklarımız Olmadı

Partisinin altıncı kuruluş yıldönümünde açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Birileri gibi koltuk döşemesi eskitmedik. Kalkılınca oturulabilir diye asla kalkmadılar. Birileri gibi sırça köşklere kapanmadık. Birileri gibi milletimize üstten bakmadık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bize salon vermediler sokakta yürüdük, yeri geldi kürsümüz bile olmadı ama pes etmedik sandalye tepelerine çıktık yine de milletimizle buluştuk.”

Akşener konuşmasının devamında, “Yalanlara, iftiralara göğüs gerdik. Bizim yapışıp kaldığımız koltuklarımız olmadı. Bizim hiç koltuk peşinde pazarlıklarımız olmadı. Bir taraf nankör ilan ederken diğer taraf cahil olarak niteliyor” ifadelerini kullandı.

“Haksızlığa, soykırıma, zalimliğe, mezalime son verin”

Gazze’de yaşananlara da tepki gösteren Akşener, “Katil Netanyahu’nun yanında duranlar derhal bu haksızlığa, soykırıma, zalimliğe, mezalime son verin. Türkiye’yi yönetenlere sesleniyorum; miting yapmak güzeldir, keşke bir hafta önce bir hafta önce yapsaydınız. İç politika malzemesi haline getirmek günahtır ayıptır. Türkiye’nin sağduyulu biçimde Gazze mezalimine son vermesini sağlamaktır” dedi.

Akşener, “Bu ülkede bizi ABD’nin, İsrail’in yanında konumlandırmaya çalışan ahmaklar. Bu ülkede sizin yönetiminizde Uygurları söylediğim için, onların sesi olduğum için bu ülkede Çin Büyükelçisi tarafından tehdit edilen tek kişi benim” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin altıncı kuruluş yıldönümünde açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan satırlar şöyle:

“Bugün; Türkiye’nin kaderini, şahsi hırslarına bağlayanlara karşı; Türk milletinin iradesini, hiçe sayanlara karşı; Cumhuriyet değerlerimizi, yok etmeye çalışanlara karşı; 85 milyon adına gösterdiğimiz, millî ve demokratik duruşun, 6’ncı yıl dönümündeyiz. Evet. İYİ Parti bugün, 6 yaşında! “6 ay dayanmaz.” diyenlere inat; dimdik ayaktayız ve 6 yaşındayız! Dağılmamızı, parçalanmamızı, yok olmamızı isteyenlere inat; kocaman bir aileyiz ve 6 yaşındayız! Pes etmemizi, sinmemizi, vazgeçmemizi bekleyenlere inat, ilk günkü azim ve cesaretimizle, bugün, burada, bu salondayız ve 6 yaşındayız! Biz, bu 6 yılı, hiç de kolay geçirmedik.

Birileri gibi, yan gelip yatmadık; memleketimizi, köşe bucak gezdik. Birileri gibi, koltuk döşemesi eskitmedik; yağan kara, kavuran sıcağa aldırmadan, ayakkabılarımızı eskittik. Birileri gibi, sırça köşklere kapanmadık; ev ev, dükkan dükkan dolaştık, dert dinledik. Birileri gibi, milletimize üstten bakmadık; çilesine ortak olduk… Bize salon vermediler, sokaklarda yürüdük. Elektriklerimizi kestiler, fener ışığında toplandık.

Mikrofonlarımızı aldılar, megafondan konuştuk. Yeri geldi, kürsümüz bile olmadı; ama pes etmedik, meyve kasalarına, sandalye tepelerine çıktık, yine de milletimizle buluştuk. “Herkes duyacak, herkes bilecek; Milletin gerçekleri, daha fazla saklanamaz!” dedik. “Milletin sesi, daha fazla bastırılamaz!” dedik. “Milletin derdi, daha fazla çözümsüz kalamaz!” dedik.

Biz İYİ Parti’yi, bundan tam 6 yıl önce; Yozlaşmış bir iktidarla, tükenmiş bir muhalefet arasına sıkıştırılan milletimize, nefes aldırmak için kurduk. Geri geri koşanların; Statükodan beslenenlerin; Koltuğuna yapışıp kalanların; Türkiye’ye verecek hiçbir şeyleri olmadığını, bildiğimiz için kurduk.

Türk Devleti; suni kayıkçı kavgalarının, üzerinde şımarıkça yapılacağı bir mecra değildir. Çünkü biz, devletimize kavuşmak için; Kadınıyla, erkeğiyle, Yaşlısıyla, genciyle, Atamızın liderliğinde, hep birlikte, çok çetin bir mücadele verdik. O yüzden de, bugün; birilerinin gelip; bu mücadeleyi değersizleştirerek; devletimizi yozlaştırmasına da, düşmanlaştırmasına da, izin vermeyiz! Asla da izin vermeyeceğiz!

Aziz milletim; Hemen her değerimiz üzerinden, böylesine keskin bir kutuplaşmanın olduğu yerde; iki tarafın da ortaklaştığı, belki de tek alan ise, millet kavramı… Çünkü iki taraf da milleti; söz dinlemesi, uslu durması ve kendisine itaat etmesi gereken, bir insan topluluğu olarak görüyor. Bir tarafa oy verdiği sürece, o taraf için makbul olan insanlarımızı; bir itirazını dile getirdiğinde, veya diğer tarafa, oy vermeye kalktığında; bir taraf; hain, nankör ve hatta terörist ilan ederken; diğer taraf ise; cahil, ahlaksız veya onursuz olarak yaftalıyor. Hâlbuki millet; bu toprakların harcı, temeli, direğidir! Hürdür ve hiç kimsenin de, tapulu malı değildir!

“Memleketimizi, bu kaostan, çıkarmak istiyoruz!”

Biz; milletimizin birlik ve beraberliğine, zarar verme pahasına; kendi çıkar ve emelleri doğrultusunda, değerlerimizi yozlaştıran; kavramların içini boşaltan; ve kendilerine göre yeniden tanımlayan; bu iki anlayışı da, reddediyoruz! Türk milletini, sığ ve suni tartışmalar üzerinden, iki kutuptan birini seçmeye zorlayan; faydasız siyaseti de reddediyoruz! İçinde, milletin olmadığı ajandaları dayatıp; Bizi; Devlet geleneklerimizle, Cumhuriyet değerlerimizle, milletimizi, muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma hedefimizden, alıkoymaya çalışan, basiretsiz siyaseti de reddediyoruz! Biz, memleketimizi, bu kaostan, çıkarmak istiyoruz! Biz, milletimizi, bu ayrışmadan, kurtarmak istiyoruz!

Biz, bu ülkeyi, hakkıyla yönetmek istiyoruz! İşte o nedenle, bugün buradan, İYİ Parti olarak; Milletimizin, siyasetteki yeni düzen talebini, karşılamak üzere açtığımız, yeni yoldaki, vizyonumuzu gösteren, Demokratik Millî Yükseliş Beyannamemizi, tüm Türkiye’ye, ilan ediyoruz! Değerli dava arkadaşlarım; Medeniyet; İnsanın, tarih boyunca yaptıklarını, İnsanı, insan yapan değerleri, sanatı, teknolojiyi ve beraberinde gelen, “güç” artışını da, kapsayan bir kavramdır.

Biz de, İYİ Parti olarak; hür ve millî siyaset anlayışımız gereği; Cumhuriyetimizin yeni yüzyılının, en medeni, en müreffeh millet olarak, varlığımızı yüceltecek; memleketimizi, muasır medeniyetler seviyesine ve ötesine taşıyacak; Demokratik Millî Yükseliş Yüzyılı olması hedefiyle, bu yola çıkıyoruz.

Bu çerçevede ortaya koyduğumuz, Demokratik Millî Yükseliş Vizyonumuzla amacımız: Türkiye Cumhuriyeti devletini; küresel düzeyde barış, huzur ve istikrarın güvencesi olan; “dünya lideri bir ülke” yapmaktır. Türk milletini; küresel işleyişin mimarı, İslam ahlakının timsali, insanlık değerlerinin koruyucusu olarak; kudret ve adalet sahibi, aktif bir beşerî güç yapmaktır. Hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe, refaha, mutluluğa ve milli birliğe dayalı unsurlarıyla; öncü, dinamik ve imrenilen bir, medeniyet toplumu yapmaktır.

İnsanlarımızın; millî ve evrensel değerleri taşıyan, millet iradesine ve demokrasiye saygılı, ahlakı ve maneviyatı yüksek, gelişime, yeniliğe ve adil rekabete açık, barışı ve dostluğu esas alan, tutkulu, inanmış ve güvenilir bireyler olarak, yeni yüzyıla, damga vurmalarının, önünü açmaktır.

Bu çerçevede, İYİ Parti olarak; milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı kimliğimizle; millî siyaset anlayışımızın, bir sonucu olarak ortaya koyduğumuz; Demokratik Millî Yükseliş Vizyonumuza, ulaşmamızı sağlayacak, iki temel zeminimiz var. Bunlardan biri; dinamik, toplumsal zeminimiz; yani, mensubu olduğumuz milletimizdir. Güçlendirmemiz gereken normlar, değerler, kurumlar ve uygulamalardır. Ve milletçe bizi birbirimize bağlayan, dilek, ülkü ve iktisat birliğinden neşet eder.

Diğer zeminimiz ise; statik ve toplumla ilgili olmayan, fiziki zemindir. Yani vatanımız, coğrafyamız, demografimiz, uluslararası ilişkilerimizdir.

Demokratik ve Millî Yükselişimizin temelleri de, bu iki zemin üzerinde yükselecek, 8 prensibe dayanıyor.

Nedir onlar?

1- Dünya arenasında, tam bağımsız ve egemen bir kudret olarak var olacak; milli varlığımızı, bekamızı her daim koruyacağız.

2- Milli hâkimiyetimizde, sürekliliği sağlayacak; Milli çıkarlarımız aleyhindeki, tüm güçlere ve tehditlere, her an ve her daim, direneceğiz.

3- Askeri ve jeopolitik güçler arasında, etkin olacak; küresel dengelerin kurucusu ve kollayıcısı olarak, Türk Barışı’nı egemen kılacağız.

4- Sanayide sektörel millî şampiyonlar çıkartacak; Türkiye’yi öncelikle, bölgesel bir güç haline getireceğiz.

5- Stratejik bilim ve teknoloji dikeylerinde, dünyada öncü ülke olacağız.

6- Küresel ticaret, yatırım ve sermaye piyasalarında, güçlü ve sürekli güçlenen bir konuma geleceğiz.

7- Milletlerarası kurum ve standartlarda, güçlü ve baskın bir konuma ulaşacak; hakka, adalete, hürriyete, eşitliğe, refaha, mutluluğa ve milli birliğe dayalı, bir büyük medeniyet toplumu olarak, insanlığa örnek olacağız.

8- Elbette bunun için de, insan odaklı ve insan mutluluğunu esas alan, yeni bir siyaset anlayışını, ülkemizde hakim kılacağız.

Demokratik Millî Yükselişimizle birlikte; Demokrasinin öznesi de, yüklemi de, millet olacak! Siyaset, kişisel çıkar odaklarının hapsettiği, kör kuyudan çıkacak! Üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstün olduğu, yeni bir düzen gelecek! Devletin kudreti olan yasama, yürütme ve yargı; yeniden, millî hâkimiyet ilkesiyle bütünleşecek! Milletin verdiği yetkiyle, emanet aldığı devleti, şahsi ganimeti olarak gören anlayış, tarih olacak! “Devlet benim” diyenlerin yerini, millet iradesini, her makamdan üstün görenler alacak! Millî demografimizi ve kültürümüzü tehdit eden, sığınmacı istilası geride kalacak! Ve, tüm bunları gerçekleştirmek için; biz, İYİ Parti olarak; Her daim, millî düşünüp, küresel davranacağız!

Yeni dünya düzeninde, millî alaka, millî karakter, millî kültür ve millî menfaatten oluşan, millî güç vasfımızın, küresel boyutunu da, dikkate alarak, kutup başı olma gücümüze, mutlaka kavuşacağız. Türkiye’nin iyi ve cesur insanları! Cumhuriyetimizin, yok sayılan değerlerini, yeni yüzyılda da, ilelebet yaşatmak, bizim elimizde! Devletimizin, zarar gören itibarını kurtarmak, bizim elimizde! Milletimizin, bastırılan sesini duyurmak, bizim elimizde! Kutuplaşmadan, ayrışmadan, düşmanlaşmadan bıkan, milletimizle birlikte, yeni bir yol açmak, bizim elimizde! Türkiye’nin, Demokratik Millî Yükselişini gerçekleştirmek, bizim elimizde!

Türkiye’nin, Demokratik Millî Yükselişini gerçekleştirmek, bizim elimizde! Bugüne kadar; çok emek verdik, çok mücadele ettik, çok çalıştık. Ama, millet yolunda, bu kutlu sancağı taşımaktan, bir gün olsun yorulmadık. Bir gün olsun, vaz geçmedik! Bir gün olsun, pes etmedik! Yürekten gelen her sözün, tesiri olduğunu biliyoruz! Samimiyetle dokunulan her kalbin, açık olduğunu biliyoruz! Ve inanılarak atılan her adımın, sonuç alacağını da biliyoruz.

İşte bu yüzden; Bugün de, aynı inançla, yol yürümeye devam edeceğiz! Her zamankinden, daha çok emek vereceğimiz; Daha çok mücadele edeceğimiz; Ve daha çok çalışacağımız; çetin bir sürece giriyoruz. Şu andan itibaren, geçireceğimiz her günü, yarın seçim varmış gibi geçireceğiz! Sıkılmadık el, çalmadık kapı, dinlenmedik dert bırakmayacağız! Memleket sevdasına adanmış gönüllerimizle; Birbirinden yetenekli, birbirinden liyakatli kadrolarımızla; 81 ilimizin her birini yönetmeye, muktedir adaylarımızla; Türkiye’nin dört bir yanında olacağız!”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Netanyahu Terörüne Göz Yummaya Devam Edenler

İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırırken, İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener paylaşımında, Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulmün, bu geceki kara harekatıyla artık geri dönülmez bir boyut kazandığını vurguladı.

Akşener, “Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum, bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek? Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…”

SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

Akşener: Bugün Hala Cumhuriyetle Problemi Olanlar Var

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!”

Filistin’deki insani krize tepki gösteren ve ABD’nin tutumunu eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Gazze’de, savaş suçu işleniyor. Gazze’de, insanlık suçu işleniyor. Gazze’de, terör suçu işleniyor. Ve savaş diye ambalajlanan, bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken, ABD Başkanı, ‘büyük demokrat’ Biden, Netanyahu’ya, destek üzerine destek yağdırıyor. Sözde demokrasinin beşiği Amerika, sözde eşitliğin, özgürlüğün sembolü Amerika, yüzyılın en vahşi sivil katliamına, düpedüz sponsor oluyor. Gerçekten ibretlik.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“İktidar maalesef dış politikadaki her malzemeyi iç politikaya malzeme etmeye devam ediyor. Bunun bir örneği de İsveç’in NATO’ya üyeliği. Sayın Erdoğan daha önce bu konuda ‘Ey İsveç, boşuna uğraşma’ demişti. Gelinen son noktada iktidar katılım protokolünü imzaladı. Önce esip gürlediler, sonra imzayı çaktılar. Biz Rahip Brunson konusunda da bunu yaşamadık mı? Biz sorumlu muhalefet olarak bir çağrıda bulunuyoruz. NATO’nun genişlemesine karşı değiliz. Bunun için derhal Gazi Meclisimizde bir görüşme talep ediyoruz.

Gelin demokratik süreçleri çalıştıralım, kararları birlikte alalım. İYİ Parti olarak Türk milliyetçiliğini ırkçılık olarak gösterenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Benim dokunulmazlığım da yok. Buradan bir kez daha iktidara sesleniyorum; Türk milliyetçiliği, binlerce yıllık şanlı mazimizin, Türk’ün tarih boyunca verdiği kutlu mücadelenin, nice büyük zaferlerin günümüzde yankılanan nihai sonucudur. Türk milliyetçiliği, kutlu bir yoldur. Türk milliyetçiliği bir suç sayılacaksa, biz de Türk milliyetçisiyiz. Biz de suçluyuz. Bu suçun ortakları olmaktan onurluyuz. Gelin bizi de tutuklayın. Tutuklayın da görelim, hodri meydan. Benim dokunulmazlığım da yok.

Gazze’de teröre karşı savaş iddiasıyla yola çıkan İsrail’in sivilleri bile hedef alan gaddarlığı hız kesmeden devam ediyor. Tüm insani değerleri hiçe sayan bu eylemler karşısında her fırsatta sözde insan hakları şampiyonluğuna soyunan bilindik ülkeler ise üç maymunu oynayıp katil Netanyahu’nun günahlarına utanmadan ortak olmaya devam ediyorlar. İsrail Gazze’yi adeta bir ateş talimi alanına çevirdi. Hamas’ın terör saldırılarında binden fazlası sivil olmak üzere bin 400 İsrail vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

“Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır”

İsrail’in karşı saldırılarında ise 4 binden fazla sivil Filistinli hayatını kaybetti. Ölen sivillerin bin 400’ü ise ne acıdır ki çocuktu. Bin 700 günahsız çocuk Netanyahu terörünün kurbanı oldu. O bombalar, masum insanları öldürdü. O bombalar, hastanede yeni doğmuş bebekleri öldürdü. Bir çatışma ancak bu kadar onursuz, bu kadar şerefsiz olabilirdi. Bir devlet insanı ancak bu kadar vicdansız olabilirdi. Ama dünya yaşananlara bu kadar kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. İnsanlık suçu işleyenlere karşı sergilenen diplomatik ve demokratik nezaket derhal rafa kaldırılmalıdır. Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır.

O gerçek de Netanyahu bir savaş suçlusudur, bir bebek katilidir. Sivilleri, çocukları öldüren Netenyahu terörüyle, müzik festivalinde gençleri tarayan Hamas terörü aynı şeydir. Sıfatına bakılmadan, hak ettiği gibi, bir katil gibi, bir terörist gibi muamele görmelidir. Gazze’de savaş suçu işleniyor. Gazze’de insanlık suçu işleniyor. Gazze’de terör suçu işleniyor ve savaş diye ambalajlanan bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken ABD Başkanı büyük demokrat Biden, Netanyahu’ya destek üzerine destek yağdırıyor.

Türkiye’nin 100 yıllık diplomasi birikiminde, Gazi Mustafa Kemal Atatürkümüzün şekillendirdiği temel bir ilke vardır; her şartta ülkemizin güvenliğini amaçlayan ve hiçbir milletin aleyhinde olmayan barış yanlısı bir duruş bizim daimi ilkemizdir. Bu ilkeyi korumak da devlet insanlarının asli görevidir. İşte bu yüzden devlet insanı kafasına göre racon kesemez. Ancak bugün görüyorum ki bu ilkeden ve devlet insanlığında bir haber olanlar var maalesef. ‘Mehmetçik Gazze’ye’ diye slogan atan şuursuz bir zihniyetin dolduruşuna gelenler var.

Üstelik bu dolduruşu ‘milliyetçilik’ diye pazarlayanlar da var. Milliyetçilik bu değildir, milliyetçilik önce kendi vatanına kendi milletine kendi evladına sahip çıkmaktır. Başka anaların doğurduğu çocukların sırtından çağrılar yapıp, kabadayı pozları vererek milliyetçi olunmaz. Bu arkadaşlar Gazze’yi de bir vatan olarak görüyorlarsa ve vermiş oldukları 24 saatlik mühlet ile Netanyahu’yu durduramadıklarına göre; buyursunlar görevlerinden istifa edip Gazze’ye gitsinler.

Sosyal medyada sergiledikleri bu vatanperverliklerini daha da gösterip buyursunlar Gazze’ye gitsinler. Kınalı kuzularımızın, Mehmetçiğimizin sırtından kahramanlık taslamasınlar. Kendilerine eşlik edecek arkadaşlarını toplayıp süratle Gazze’ye gitsinler. Öyle geniş zaman kipleriyle atılan yüksek desibelli ama eylemden uzak tiratlarla bu işler olmaz. Sadece her şey ucuzlar. Çünkü büyük sözlerin hakkı, büyük eylemlerle verilir. Koyarsın canını cebine, gereğini yaparsın.

“Cumhuriyetle problemi olanlar var”

Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var. Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!

29 Ekim’de geçtim mitingi, fener alayına bile mesafeli dururken 28 Ekim’de Filistin mitingi yapanlar var. Hiç utanmadan, cumhuriyetin karşısında Filistin’de yaşanan mezalimi dikmeye kalkanlar var. Kardeşim başka gün mü bulamadınız? Bir hafta sonra yapsanız incileriniz mi dökülürdü?”

Paylaşın

İYİ Parti’de Akşener Sonrası Senaryolar Konuşuluyor!

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye karar veren İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in yerel seçimlerde yüzde 8’in altında oy alması durumunda istifa etmesinin sürpriz olmayacağı öne sürüldü. Partide Akşener sonrasına dair de birçok senaryo konuşulmaya başlandığı iddia edildi.

İYİ Parti seçim yenilgisinin ardından ittifaktan ayrılıp “Hür ve Müstakil” yeni bir yola çıktığını açıkladı. Yerel seçimlere ülke genelinde kendi adayları ile girme kararı alan İYİ Parti’nin bu tutumu tartışma konusu oldu.

İYİ Parti’nin “kazanacak aday” söylemi, masadan kalkması gibi adımlarla seçim sürecine büyük zarar verdiğini anlatan bir CHP’li yöneticiye göre bu tutum nedeniyle İYİ Partililerin yüzde 30’u cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’na oy vermedi. CHP’li birçok siyasetçi de İYİ Parti’nin yerel seçim tutumunu “Öfkeyle yapılan yanlış iş” olarak değerlendiriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Akşener’i İYİ Parti kulislerinde de eleştiren birçok isim var. Akşener’in yerel seçimlerde yüzde 8’in altında oy alması durumunda istifa etmesinin sürpriz olmayacağını söyleyen bir partiliye göre Akşener sonrasına dair de birçok senaryo konuşulmaya başlandı.

Akşener’in bırakması durumunda bazı milletvekillerinin AK Parti’ye, belki birkaç milletvekilinin de CHP’ye gideceği, MHP’den gelenlerin ise partide kalıp kurultayı gerçekleştireceği kaydediliyor. “Peki MHP’ye geçiş olmaz mı” sorusuna ise, “Kurultay sonrası MHP ile bütünleşme trafiği başlar. Katılma değil de birleşme şeklinde bir süreç işler” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti

İYİ Parti, 25 Ekim 2017 yılında Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) ayrılan tanınmış isimler tarafından kuruldu. Partinin kurucusu ve genel başkanı Meral Akşener ile ilk genel başkan yardımcısı Koray Aydın, parti kurulmadan önce MHP’nin yönetiminde görev aldı.

MHP’nin 2017 anayasa referandumunda ‘Evet’ oyu çağrısı ve partinin genel başkanı Devlet Bahçeli’nin yerine başka bir genel başkan getirmek için düzenlenen bir kurultayın ardından tanınmış MHP üyeleri arasında yeni parti fikri ortaya çıktı.

Siyasi yorumculara göre parti genel olarak etnik milliyetçiliğe karşı ılımlı sivil milliyetçiliği destekliyor. Parti kendisini siyasi yelpazenin merkezinde olarak tanımlar ve Avrupa Birliği ile Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu olumlu bir gündemi savunuyor, Türkiye’nin Batı Bloku’nun bir parçası olmaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Üçüncü taraf kaynaklar, partiyi siyasi yelpazenin merkez sağında veya sağ kanadında olarak tanımlıyor.

Parti, özellikle parlamenter sistem ve yargının ve diğer kurumların bütünlüğünü koruması konusuna büyük önem veriyor. Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hükümetine muhalif olan sağcı seçmenler için “alternatif bir kapı” olarak yorumlanıyor.

Paylaşın