Konya: İstiklâl Harbi Şehitliği

İstiklâl Harbi Şehitliği; Konya’nın Karatay İlçesi, Aziziye Mahallesi, Dolapmektep Sokak üzerinde yer almaktadır.

İstiklâl Harbi Şehitliği, Mevlâna Müzesi ile Mevlâna Kültür Merkezi’nin arasında Üçler Mezarlığına bitişik olarak inşaa edilmiştir.

460 metrekare kapalı alandan oluşan İstiklâl Harbi Şehitliği, Çanakkale Harbi Cephesi, 1915 yılı sonrası Konya’nın durumu, İstiklâl Harbi hazırlığı, harp ve savaşın kazanılmasından sonraki Konya ve köy hayatını anlatan bir kompozisyon ile düzenlenmiştir.

Paylaşın

Konya: Ereğli Müzesi

Ereğli Müzesi; Konya’nın Ereğli İlçesi, İstasyon Caddesi, Sokullu Sokak üzerinde yer almaktadır. 1968 yılında hizmete açılmıştır.

Ereğli ve çevresinin tarihi ve eser zenginliği göz önüne alınarak 1967 yılında müze binasının inşasına başlanmış ve müze 1968 yılında hizmete açılmıştır. 1980 yılında onarılmış ve ayrı bir depo binası ilave edilmiştir.

Tek katlı olan müze binasında Arkeoloji ve Etnografya olmak üzere iki ayrı teşhir salonu bulunmaktadır. Arkeoloji salonunda yaklaşık beş yüz eser beş ayrı vitrinde kronolojik sıra ile sergilenmektedir.

Bir nolu vitrinde Neolitik Dönemden Geç Hitit Dönemine kadarki süreç içerisinde Ereğli ve çevresinde bulunan eserler (kaplar, taş aletler, obsidyenler, mühürler vs.) sergilenmektedir. İki nolu vitrinde Göztepe mevkiinde bulunan Göztepe tümülüsünde 1974 yılında yapılan kazılar sonunda bulunan eserler (Helenistik döneme aittir) ve Roma dönemine ait heykel parçaları, figürünler bulunmaktadır. Ayrıca çalışma konumuzu oluşturan kandiller de bu vitrinde sergilenmektedir.

Üç nolu vitrinde Ereğli’ye 40 km. uzaklıktaki Oymalı yer altı şehirleri kazısında bulunan eserler, Bizans Dönemine ait eserler ve cam unguantariumlar sergilenmektedir. Arkeoloji salonundaki dördüncü vitrini ise sikke vitrini olarak düzenlenmiştir. Sikkeler dönemlerine göre ayrılarak teşhir edilmektedir.

Beşinci vitrinde Ereğli ‘ye 17 km. uzaklıkta bir kasaba olan Zengen‘de kum ocaklarında yapılan çalışmalarda kepçeye takılarak tesadüfen bulunun mamut fosiline ait parçalar sergilenmektedir. Yaklaşık olarak yüzelli eserin sergilendiği Etnografya salonunda iki vitrin bulunmaktadır.

Vitrinlerde satın alma veya hibe yolu ile müzeye kazandırılmış yöresel kıyafetler, takılar, bakır tabaklar ile bir adet el yazması Kur’ân-ı Kerîm sergilenmektedir. Bahçe teşhirinde ise; mezar stelleri, sütunlar, sütun başlıkları, taş değirmenler ve küpler bulunmaktadır.

Paylaşın

Konya: Lukyanus Kitabesi – Atlı Kaya Kabartması

Lukyanus Kitâbesi ve Atlı Kaya Kabartması; Konya’nın Beyşehir İlçesi, Fasıllar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Lukyanus Kitâbesi ve Atlı Kaya Kabartması, yerden 10 metre kadar yükseklikteki dik bir kayanın üzerine oyulmuş 1.85 m. boyunda bir at kabartması ve bir nişten oluşmaktadır.

Sağda zeminden beş metre kadar yükseklikte 0.85 x 0.95 metre boyutlarında on satırlık bir kitabe vardır.

Bu kitabede genç yaşta ölen bir süvari için yapılacak at yarışlarından ve bu yarışların kurallarından bahsedilmektedir. Anıt, Roma İmparatorluk dönemine tarihlendirilir.

Paylaşın

Konya: Leylekler Vadisi

Leylekler Vadisi; Konya’nın Beyşehir İlçesine bağlı Yeşildağ Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Beldenin simgesi haline gelmiştir.

İlkbaharın geldiğini müjdeleyen leylekler, vadinin bir huzur bölgesi olduğunu anlatır bizlere. Fotoğraf makinanızla birlikte sizleri de “Leylekler Vadisi”ne bekliyoruz.

Beyşehir Gölü kıyısında yer alan ve coğrafi güzellikleri ile bölgenin en önemli mesire alanları arasında gösterilen Yeşildağ Mahallesi, tarihî ve doğal güzelliklerinin yanı sıra her yıl ilkbaharda binlerce leyleğin gelip yuva kurduğu leylekler vadisi ile de doğa ve hayvan severlerin uğrak yeri haline gelmiştir.

İlkbahar mevsiminden itibaren dönüş yolculuğuna kadar çok sayıda leyleği barındıran, yerli ve yabancı turistler ile fotoğraf severlerin büyük ilgisini çeken Leylekler Vadisi Beyşehir’e 30 km. uzaklıktadır. Bir başka koloni de Adaköy beldesindedir orada da 45 leylek yuvası bir arada bulunmaktadır.

Paylaşın

Konya: Alaaddin Kümbeti

Alaaddin Kümbeti; Konya İl Merkezi’nde Alaaddin Tepesi üzerinde yer almaktadır. Alaaddin Camii yanındadır.

Anadolu Selçuklu Sultanları adına yaptırılmış olup, içinde sekiz sultanın kabri ve sandukası bulunmaktadır. Yurdumuzda bu ayarda ve yükseklikte başka bir mahrutî kümbet yoktur.

Alaaddin Tepesi üzerinde oluşu da görkem ve zarafetini artırmıştır. Eskiden üst kısmının tamamen çinilerle kaplı olduğu, geriye kalan izlerden anlaşılmaktadır.

Sultan II.Kılıçarslan tarafından inşa ettirildiği bilinen bu kümbet içinde I.Kılıçarslan, I.Keyhüsrev, II.Süleyman Şah, II.Kılıçarslan, Alaaddin Keykubad, II.Keyhüsrev, IV.Kılıçarslan ve III.Keyhüsrev’in kabirleri bulunmaktadır.

Paylaşın

Konya: Vasada Antik Kenti

Vasada Antik Kenti; Konya’nın Seydişehir İlçesine bağlı Bostandere beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1969 yılında su deposu yapımı sırasında tespit edilen, ardından 2 yıl yapılan kazı çalışmaları ile de küçük bir kısmı gün yüzüne çıkarılan Vasada Antik Tiyatrosu’nda kazı çalışmaları, tekrar başladı.

Roma dönemine ait ve yaklaşık 3 bin kişi kapasiteli tiyatronun kazı çalışmaları İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Antik Tiyatronun genel temizliği yapıldıktan sonra oturma sıraları, orkestra ve sahne kısmının ortaya çıkarılmıştır.

Paylaşın

Konya: Batı Cephesi Karargahı Müzesi

Batı Cephesi Karargahı Müzesi; Konya’nın Akşehir İlçe Merkezi’nde yer almaktadır. Müzesi, Millî Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir yeri olan karargâh binasıdır.

Bina 1904-1905 yıllarında, dönemin Belediye Başkanı tarafından Belediye binası olarak yapılmıştır. 18 Kasım 1921’de Akşehir’e taşınan Batı Cephesi Komutanlığı’na karargâh binası olarak tahsis edilmiş, karargâh bu binada 24 Ağustos 1922 tarihine kadar hizmet vermiştir.

Büyük Taarruz’un hazırlıkları ve planlarının yapıldığı, kararının verildiği belediye binası, 1964 yılında müze yapılmak üzere Bakanlığımıza devredilmiştir. Onarılıp düzenlenerek umut ve mücadele günlerinin belgesi olarak 5 Temmuz 1966 tarihinde Atatürk ve Etnografya Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır.

1981 yılında yapılan onarım ve düzenlemeden sonra adı Batı Cephesi Karargâhı Müzesi olmuştur. 1988-1995 ve 2001 yıllarında restorasyon ve teşhir-tanzim düzenlemeleri yapılmış olup bugünkü hâliyle 5 Temmuz 2001 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.

Alt katı idarî bölüm olarak kullanılan binanın, üst katındaki teşhir salonlarında bulunan sofa ve ona açılan sekiz odada sergileme vardır. Orta salonda duvardaki panoda Atatürk ve İsmet İnönü’nün Akşehir’de çekilmiş fotoğrafları, orta vitrinde Akşehirli gazilerin madalya ve beratları bulunmaktadır.

Merdiven çıkışındaki soldaki odada, Kurtuluş Savaşı’nda kullanıldığı düşünülen ateşli ve ateşsiz silahlar, Akşehir Milletvekili Hacı Bekir Sümer’in biyografisini anlatan pano ve ona hediye edilen tüfek bulunmaktadır. Bu odanın simetriğindeki oda ise karargâhta çalışmış subayların biyografileri ve Akşehirli Kurtuluş Savaşı şehitlerinden bazılarının künyeleri bulunmaktadır. Büyük Taarruz’un kararının verildiği Atatürk’ün çalışma odası, kendi orijinal eşyalarıyla döşenmiş, duvardaki panolarda, savaş planları, belgeler ve fotoğraflar sergilenmiştir.

Diğer iki odadaysa Atatürk’ün orijinal baskı fotoğrafları, kendi el yazısı ile yazdığı Nutuk’tan alıntılar, karargâha ait belgeler, havacılık ile ilgili fotoğraflar, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra kullandığı ve kendisine hediye edilen özel eşyaları bulunmaktadır. Taarruz kararının alındığı odanın batısındaki oda, Batı Cephesi Karargâhı Komutanı İsmet Paşa’nın, doğusundaki oda ise Karargâh Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün çalışma odalarıdır.

Paylaşın

Konya: Taş ve Ahşap Eserleri Müzesi

Taş ve Ahşap Eserleri Müzesi (İnce Minareli Medrese) ; Konya’nın Selçuklu İlçesi, Beyhekim Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus Devrinde Vezir Sâhib Atâ Fahreddin Ali tarafından, hadis ilmi okutulmak üzere 1264 yılında inşa ettirilmiştir. Yapının mimarı Keluk bin Abdullah’tır. Selçuklu Devrinin “Kapalı Avlulu Medrese” grubunda olup, tek eyvanlıdır.

Doğusunda yer alan taç kapı, Selçuklu Devri taş işçiliğinin en güzel ve nadîde örnekleri arasındadır. İnce Minareli Medrese XIX. yüzyılın sonuna kadar faaliyetini sürdürmüş, 1876-1899 yıllarında ise yenileme çalışmaları yapılmıştır.  Cumhuriyet Devrinde 1936 yılında başlayan çeşitli onarım çalışmalarından sonra, 1956 yılında “Taş ve Ahşap Eserler Müzesi” olarak hizmete açılmıştır.

Medresenin hat sanatının önemli örnekleri olarak kabul edilen yazıları büyük önem taşımaktadır. Özellikle taçkapısı, yazının yoğun olarak uygulandığı ender tasarımlardan biri olarak kabul edilir. Taçkapının ortasındaki düğümlü kitâbe bordüründe, sülüs ile Fatiha ve Yâsin sureleri yazılıdır. Niş kemerinin alınlığındaki rozetlerden birinde “Amel-i Kelûk”, diğerinde ise “bin Abdullah” yazılıdır. İç mekânda, kubbe eteğini çeviren bordürde kûfî yazı ile “El Mülkü-l’illâh” ibaresi yer alır.

Medreseye adını veren minare, bitişiğindeki mescide aittir. 1901 yılında düşen bir yıldırım sonucunda, minarenin birinci şerefeye kadar olan bölümü ve medresenin kuzeydoğu köşesine dıştan eklemlenmiş mescidinin kubbesi yıkılmıştır. Kesme taştan kare planlı prizmal bir kaide üzerinde yükselen tuğla minare, dilimli bir gövdeye sahiptir. Gövde yüzeyi, sırlı tuğla ve kesme çinilerle bezenmiştir.

Mescid bölümünde vakfiyesine uygun olarak “Hadis Sohbetleri” gerçekleştirilmektedir. Müzede, Selçuklu ve Karamanoğlu Devrine ait taş ve mermer üzerine oyma tekniği ile yazılmış inşa ve tamir kitabeleri, Konya Kalesi’ne ait yüksek kabartma rölyefler, çeşitli ahşap malzemeye oyma tekniği ile yapılmış geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiş kapı ve pencere kanatları, ahşap tavan göbeği örnekleri ve mermer üzerine işlenmiş mezar şahidesi ve sandukalar teşhir edilmektedir. Başkenti Konya olan Selçukluların sembolü çift başlı kartal ile kanatlı melek figürlerinin en büyük ve güzel örneklerinin sergilendiği müze, pazartesi haricinde haftanın her günü ziyarete açıktır.

Paylaşın

Nasreddin Hoca Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi

Nasreddin Hoca Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi (Rüştü Bey Konağı) ; Konya’nın Akşehir İlçe Merkezi’nde yer almaktadır.

Konağı yaptıran Rüştü Bey, Akşehir mustantıkı (sorgu hâkimi)dır. İlçede kendi adına bilinen iki yapısı bulunmaktadır. Bunlardan biri 1904’de yaptırılmış Rüştü Bey Hanı, diğeri I. Dünya savaşı başlarında yapımına başlanan Rüştü Bey Konağıdır.

Rüştü Bey, aynı parsel üzerinde bulunan, babası Mustafa Ağa’ya ait evi yıktırdıktan sonra, Ermeni ustalar tarafından yapımına başlanan Konak, Türk ustalar tarafından tamamlanmıştır. Bodrum ve zemin kat üzerine iki katlı, ahşap taşıyıcılı, kerpiç ve taş malzemeli ikiz ev olarak planlanan yapının bir bölümünde Rüştü Bey’in oğulları, bir bölümünde kendisi oturmuştur.

Tarih boyunca farklı etnik grupların bir arada yaşadığı Akşehir ilçesinde karma bir kültür dokusu görülmektedir. Bu nedenle kentin mimarî dokusunda Geleneksel Türk Evlerinden farklı öğelere sıkça rastlanılmaktadır. Rüştü Bey Konağında da bu karma Kültürün izleri açıkça görülmektedir. Kültür Bakanlığı Yüksek Kurulunun 15.11.1985 tarih ve 1569 sayılı kararı ile tescil edilen Rüştü Bey Konağı 1989 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış 1992 yılında onarımına başlanmıştır.

Daha sonra “Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi” olarak düzenlenen Rüştü Bey Konağı özgünlüğünü günümüze kadar korumuştur. İkiz ev plan tipinde yapılan konak, bodrum ve giriş kat üzerine iki katlı olarak inşa edilmiştir. Giriş katında toplam altı oda olup idarî birimlerle birlikte Etnografik ve Arkeolojik Eser Deposuda bu katta bulunmaktadır. İkinci kat Arkeolojik eserlerin sergilendiği bölümdür. Binanın her iki bölümünde üçer olmak üzere toplam altı oda bulunmaktadır. Kronolojik olarak dönemlere ayrılan odalarda eserler teşhir edilmektedir.

Üçüncü kat Etnografik eserlerin sergilendiği bölümdür. Bir tarafta Nasreddin Hoca’nın fıkrasının, Sıra yarenlerinin canlandırıldığı oda ile Akşehir’e ait gelin odasının sergilendiği odalar vardır. Diğer tarafta ise etnografik nitelikteki eserler sergilenmektedir. Orta salonda,13. yy.’a ait ahşap işçiliği gösteren, Seyyid Mahmud Hayrânî Türbe kapısı ve Şeyh Eyüb Türbesi’ne ait sanduka teşhir edilmiştir.

Paylaşın

Konya: Çatalhöyük Neolitik Kenti

Çatalhöyük Neolitik Kenti; Konya’nın Çumra İlçesi, Küçükköy mevkiinde yer almaktadır. Konya İl merkezine 60 km uzaklıktadır.

Çatalhöyük, dünyada ilk tarımın, vahşi hayvan saldırılarına karşı ortak savunmanın yapıldığı; ateşin ilk kullanıldığı; ilk yerleşik hayata geçildiği; yemek kültürünün ilk defa başladığı bir merkez olarak tanınır.

Dünyadaki en önemli arkeolojik alanlardan biri olan Çatalhüyük’ün geçmişi milattan önce 7000- 8000 yıllarına kadar uzanır.

Çatalhüyük, insanlık tarihinin ilk yerleşimine, ilk ev mimarisine, ilk kutsal yapılarına ve insanlığın ilk dönemlerindeki sosyal hayata dair önemli bilgiler vermektedir.

James Mellaart tarafından 1961 yılında başlanan ve 1963 yılında durdurulan kazı çalışmalarına 1996 yılında Profesör Ion Hodder başkanlığında tekrar başlanmıştır.

Şimdiye kadar Çatalhüyük’te ele geçirilen ve içerisinde dünyaca ünlü Tanrıça Kibele heykelinin de bulunduğu pek çok değerli eser Konya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

Paylaşın