Karadeniz sahilinin incilerinden ‘İğneada’

İğneada; Kırklareli’nni Demirköy İlçesi’ne bağlı olup, Bulgaristan ile sınır oluşturmaktadır.

Demirköy’e 25 Km., Kırklareli’ne 97 Km., Edirne’ye 165 KM. ve İstanbul’a 250 Km. mesafede bulunan İğneada, 40-50 mt. Genişliğinde ve yaklaşık 10 Km. uzunluğunda temiz bir kumsala sahiptir. Beldeye her yerden ulaşım, asfalt yol ile sağlanmaktadır.

Belde merkezinde 252 yatak kapasiteli 5 yıldızlı bir otel, Özel İdaye’ye ait bir motel, bazı kamu kuruluşlarının eğitim ve dinlenme tesisleri ile konutlar bulunmaktadır. Plaj çevresinde lokanta, çay bahçesi, WC gibi tesisler mevcuttur. İğneada, özellikle yakın çevresinde bulunan çok sayıdaki I. Derece doğal sit alanları ile ilgi çekmektedir.

Beldeye gelen turistlerin rahatça konaklayabileceği pansiyonlar mevcut olup, özel ilgi alanlarına göre zamanlarını değerlendirebilecekleri pek çok etkinlik imkanı bulunmaktadır. Bunların bazılarını şöyle belirtebiliriz;

  • Karadeniz’in en güzel kıyılarından biri olan İğneada’da Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında denize girmek için deniz suyu ve kumu oldukça uygundur.
  • İğneada kuş göç yolu üzerinde bulunduğundan kuş gözlemi için uygun imkanlar sağlamaktadır.
  • Muhteşem güzellikteki ormanlarında, orman içi dağ bisiklet turu, treking, yön bulma aktiviteleri, yapılabilmektedir.
  • Sahip olduğu üç ekosistem sayesinde bitki çeşitliliği gözlemi yapılabilir.
  • At ile gezinti imkânı bulunmaktadır.
  • Bölgede tarihi kalıntıların (Liman Feneri, Sislioba Kalesi, Hamdibey Kalesi, Gökyaka kalesi) ve deniz altındaki batıkların ziyareti mümkündür.
  • Yöresel yemeklerin yenebileceği yerler mevcuttur.
Paylaşın

İki doğal sit arasında cennet ‘Kıyıköy’

Kıyıköy; Kırklareli’nin Vize İlçesine bağlı Kıyıköy Beldesi, tabiat harikası iki doğal sit arasında bulunmaktadır. Kırklareli’nden 96 Km. Vize’den 40 Km., İstanbul’dan 200 Km. mesafededir.

Kuzeyinde Pabuçdere, güneyinde Kazandere, salına salına akmakta ve Karadeniz’e dökülmektedir. Her ikisi de I. Derece doğal sit alanı olarak tescilli olan bu derelerde alabalık, sazan ve kefal balıkları avlanabilmekte, motorla ya da kayıkla gezinti yapılabilmektedir.

Pabuçdere ile deniz arasında dar, uzun ve temiz bir kumsal bulunmakta ve burada yaz aylarında kamp kurulabilmektedir. Kıyıköy’de günübirlik kullanıma yönelik güzel balık lokantaları ile kafeler dışında konaklama olanakları da mevcuttur. Ev pansiyonculuğu ileri seviyededir.

Deniz suyu sıcaklığı 20-26 ‘C arasında değişen Kıyıköy plajları, Kırklareli’ne 96 Km., Vize’ye 40 Km., İstanbul’a 200 Km. mesafede bulunmaktadır. Kıyıköy, bölgeye gelen turistlere denizden yeni çıkmış balık yeme imkanı, sahilinde ve Pabuçdere ile Kazandere’de kayıkla gezinti imkanı sağladığı gibi, bazı uygarlıkların ziyaret edilmesine de imkan tanımaktadır.

Tarihi eserleri, Bizans Dönemine ait Kıyıköy Kalesi (6.y.y. Jüstinyen Dönemi), Aya Nıkola manastırı (6.y.y.), Geç Osmanlı Dönemi yapısı olan Kıyıköy Camii ve Liman Hamamı ile kale içerisindeki pek çok sivil mimarlık örnekleridir.

Paylaşın

Kırklareli: Demirköy Dökümhanesi

Demirköy Dökümhanesi; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Sivriler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Döneminin en modern dökümhanesi sayılan ve Demirköy Tophane-i Amiriye İşletmeleri olarak anılan Demirköy Dökümhanesi’nde, Osmanlı ordularının bir kısım harp malzemeleri ile gemi, top ve silah yapımında kullanılan demir aksamın bir kısmı üretilmekteydi.

Özellikle Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1453 yılında İstanbul’un fethinde kullandığı topların güllelerinin bir kısmını burada döktürdüğü belirtilmektedir. Osmanlı dönemine ait olan bu demir dökümhanesinde enerjinin su ile sağlanıyor olması ise ayrıca dikkate değer bir husus olarak önem taşımaktadır.

Demir Çağı süresince madencilik açısından büyük öneme sahip olduğu anlaşılan Demirköy ve çevresinin, bu önemini Osmanlı Devleti’nin gelişimi sürecinde daha da arttırdığı anlaşılmaktadır. Döneminin en ileri teknolojisi ile demir dökümü gerçekleştirilen bu komplekste 15. y.y. ortalarından 19. y.y. sonlarına değin aralıksız üretim yapıldığı düşünülmektedir.

2000-2001 yıllarında yapılan araştırma ve kazı sonrasında Osmanlı Dönemine ait önemli bir sanayi tesisi kısmen de olsa kurtarılmış ve üzerinde bilimsel çalışmaların yapılabileceği bir alan haline getirilmiştir. Bu aşamadan itibaren “Kırklareli Demirköy Osmanlı Dönemi Demir Dökümhanesi Araştırma-Kazı ve Restorasyon Projesi” adı altında, Türk Bilim Tarihi Kurumu ile Müze Müdürlüğümüzün birlikteliğinde 2003- 2006 yıllarında devam edilmiştir.

Bu kazı çalışmalarında seramik, cam eserlerin yanında top güllelerinin de yer aldığı 34 adet arkeolojik eser ile 14 adet sikke ortaya çıkarılarak Müzeye alınmıştır. 2011, 2012 ve 2013 yılı kazı çalışmaları sırasında Dökümhane’nin işlevine uygun olarak çok sayıda buluntu ele geçirilmiştir. Bunlar arasında kanalda yapılan kazı çalışmaları sonucunda çark sistemine ait olması muhtemel demir parçalar önemli bir yer tutmaktadır.

Osmanlı endüstri arkeolojisini belgeleyen somut veriler olan bu parçalardan bir kısmı iyi durumdadır. Bir kısmı ise tanımlanamayan küçük demir parçalar halindedir. Dökümhane’de bu iki sezonda ele geçen buluntular arasında gülleler, lüle parçaları, porselen ve seramik parçaları, daha önceki yıllarda yapılan kazı çalışmalarında da çok sayıda bulunan cüruf, yerli üretim ve ithal (İngiliz) ateş tuğla örnekleri çıkmıştır.

2011, 2012 ve 2013 sezonu buluntularından Osmanlı Endüstri arkeolojisi açısından önem arz ettiği anlaşılan ve üretimle ilgili donanımlara ait olduğu düşünülen büyük boyutlu, beş demir parça envanterli eser olarak müzeye teslim edilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda açığa çıkarılan tesislerin restorasyonu ve çalışır vaziyette dökümhanenin bir açık hava endüstri müzesi olarak düzenlenerek Kırklareli turizmine kazandırılması ön görülmektedir.

Paylaşın

Kırklareli: Kırk Şehitler Anıtı (Abidesi)

Kırk Şehitler Anıtı (Abidesi); Kırklareli’nin Merkez İlçesi, Yanık Kışla Caddesi, Kırklar Tepesi denilen yerdedir.

Kırk Şehitler Abidesi, 1952 yılında kurulan Kırklareli İmar Derneği tarafından 1960 yılında yaptırılmıştır. Aynı dernek tarafından abidenin yanında bir ilk okul ve bir de cami yaptırılmıştır. Dernek tarafından yaptırılan her üç yapı da Kırk Şehitler adını taşımaktadır.

Kırk Şehitler Abidesi, 1363 yılının ilkbaharında (Padişah I. Murat Hüdavendigâr Dönemi) Demirtaş Paşa komutasındaki Türk ordularının Kırklareli’ni Bizanslılardan almaları sırasında şehit düşen Kırk Akıncı adına yaptırılmıştır. Bu fetih ile birlikte, Bizanslılar dönemindeki ismi olan Saranta Ekklesies değiştirilmiş ve Kırkklise, Kırkknise olarak anılmıştır.

Kırklar Baba Dergâhı’nda bulunan kitabedeki, “Kırk Kimesne şehit oldu bu yerde. Bu nam ile anılmıştır bu belde” beyitinden dolayı da Kırk Kimesne olarak anılmıştır. Kırklar Baba Dergâhı’nın yerindeki eski mezarlar bulunarak ona göre bu günkü anıt Kırklar Baba Dergahı’nın yerine yaptırılmıştır. Kırklareli Anıtı da denilen Kırk Şehitler Abidesi açık ve modern bir türbe şeklindedir.

Abide 40 mermer sütun içerisinde dikdörtgen bir planda olup, her yeri mermer ile kaplanmıştır. Dikdörtgen bahçenin ortasında üzeri yek pare bir mermer kapak ve oval bir delik ile içinde çiçek ekilmiş toprak bulunan bir lâhit vardır. Lahitin üst örtü mermerinin üzerinde “Kırk şehitlerin ruhlarına fatiha” cümlesi yer alır.

Mermer lâhitin ayak ucunda akıncı müfrezesi kumandanlarından Saltık Bey, Bababan Bey, Kılıç Arslan Bey, Satılmış Bey, Demirhan Bey, Yahşi Bey, Akçahan Bey, Durmuş Bey, Kayahan Bey, Sungur Bey, Karacakaya Bey’in isimleri yazılıdır. Lâhitin Batısında Umut, Koğan, Samsa, Oymak, Aydın, Doğan, Uysal, Candemir, Palatekin, Kıran Yiğit, Şahver, Harzem, Akaalp, Mirzaalp isimleri yazılıdır. Lâhidin Doğusunda Haltekin, Muzatuğ, Akagün, Satılmış, Maksut, Yıldırım, Karaca, Gökçe, Murat, İlhan, Habip, Mirza, Tekçe, Çavuş, Demirhali, Mehmet isimleri yazılıdır.

40 adet mermer sütunla çevrili, 40 şehidin isimlerinin yazılı olduğu mermer lâhidin de bulunduğu dikdörtgen planlı abidenin iki yanında, mermer kenarlı ortası toprak ve çiçek ekili iki mezar daha vardır. Bu mezarların ayak uçlarındaki taş üzerinde birer mermer kitabe vardır. Doğuda; Süleyman Oğlu Şerif Tarlacılar 1860 Dereköy, Süleyman Oğlu Mehmet Gökmen 1865 Dereköy, Batı taraftaki mezarın ayak ucunda İbrahim Oğlu Osman Aşırıcı 1865 Kapaklı Köyü yazmaktadır.

Paylaşın

Kırklareli: Kıyıköy Camii

Kıyıköy Camii; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Kıyıköy Kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kilise olarak yapılmış bina dikdörtgen planlı batı doğu istikametinde konumlanmıştır.

Batı ve doğu cephelerinde üst kotta üstü kemerli üçer küçük pencere, Güney ve kuzey cephelerinde ise üstü kemerli daha büyük pencereleri bulunmaktadır.

Esas girişi caddeye bakan kuzey cephesindendir, batı tarafında da avludan son cemaat bölümüne açılan bir girişi bulunmaktadır. Kuzeybatı köşesine minare yapılmıştır.

İç mekanda ahşap sütunlarla bölünmüş üç nef bulunmaktadır. Batı ve kuzey tarafta mahfiller bulunmaktadır. Duvarları sıvalı, tavanı ahşap kaplamadır. Çatısı beşik çatı üzeri marsilya kiremit kaplıdır.

Paylaşın

Kırklareli: Fatma Hatun Camii

Fatma Hatun Camii; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Gazi Mahallesi, Dübek Sokak üzerinde yer alır.

Fatma Hatun Camii, daha önce ufak bir mescit iken, cami haline dönüştürülmüştür. Caminin yapılış tarihine ait kesin kaynak bulunmamaktadır.

Paylaşın

Kırklareli: Sergen Camii

Sergen Camii; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Sergen Kasabası yerleşim sınırları içerisinde yer alır. 

Cami, dikdörtgen planlı, tek minareli bir yapıdır. Harim kısmı tuğla hatıllı kesme taş, son cemaat mahali moloz taş ile yapılmıştır.

Minaresi taş, son cemaat mahali pencereleri kemersiz ve ahşap hatıllı diğer pencereleri sivri kemerlidir.

Yapının kuzeyinde ve batısında oldukça geniş ve eğimli bir alanda Osmanlıca yazılı mezar taşlarının da bulunduğu haziresi yer almaktadır.

Yapının kırma çatısının üst örtüsü marsilya kiremit olarak değiştirilmiştir. Minaresi tekrar yapılmıştır.

Ahşap eski pencere doğramaları kaldırılarak PVC doğramalı pencereler takılmıştır. Yapının minaresi ve çatısı yenilenmiştir.

Paylaşın

Kırklareli: Sadri Bey Camii

Sadri Bey Cami; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

16. yüzyıla ait bir yapı olan Sadri Bey Cami’nin ayakta üç duvar ve kemeri kalmıştır.

Yanındaki çeşme de aynı yüzyıla aittir. Muntazam kesme köfeki taşından yapılmıştır. Cami avlusundaki şadırvan, Bizans başlıklı taşlarla süslüdür.

Camiye bitişik olarak yine 16. yüzyıldan kalma bir hamam vardır. Geniş, fakat harap bir soyunma mahalli ve kurnasız harap bir sıcaklığı kalmıştır.

Paylaşın

Kırklareli: Hasan Bey Camii

Hasan Bey Camii; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Kale Mahallesi’nde yer almaktadır, İlçe Jandarma binasının karşısındadır.

14. yüzyılın sonlarında havra olarak kullanılmakta iken, Gelibolulu Hasan Bey adında bir zat camiye dönüştürmüştür. Minaresiz olduğundan, ayrıca şekil itibariyle de adeta bir türbeyi anımsatmaktadır.

Kare plan üzerine kalın duvar, iri kesme muntazam taş kaplama olup, kubbesi sekiz köşe tanbur üzerine oturtulmuştur. 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun restorasyon yapılmıştır.

Paylaşın

Küçük Ayasofya (Gazi Süleyman Paşa) Camii

Küçük Ayasofya (Gazi Süleyman Paşa) Camii; Kırklareli’nin Vize İlçesi, Kale Mahallesi’nde iç ve dış surlar arasındadır.

6. yüzyılda Jüstinyen döneminde kilise olarak yapılmış, 14.yüzyılın ikinci yarısında cami olarak düzenlenmiş olup halen cami olarak ibadete açıktır. Kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Üç apsisi bulunmakta olup, kubbesi on altı köşeli tanbur üzerine oturtulmuştur.

Yapı, kubbeyi tutan 1.30, 1.40 cm çapında ayaklar ve bunların yanında (arasında) bulunan sütunlarla üç bölüme ayrılmıştır. Mermer olan bu sütunların başlıkları korinth stildedir. Sütunlar gibi hali hazırda mevcut olmayan mozaikler, şekil itibariyle Ayasofya ile St. İrene arasındaki kazıda bulunanlarla benzeşmektedir. Asıl binaya narteksten, tamamen Bizans stilindeki üç mermer söveli kapı ile girilmekteydi.

Bir zamanlar kırık yazılar ve kadın heykellerinin yer aldığı bina, taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Kubbe çapraz ve beşik tonozludur. Mihrap sonradan beton ilavedir. Minberi bulunmamaktadır. Binada tamamen kilise havası hakimdir. Yapı, muhtelif defalar değişikliklere maruz kalmış, uzun bir süre kaderine terk edildikten sonra, son olarak ehil olmayan kişiler tarafından gelişi güzel restore edilmeye çalışılmış, ancak bu da yarım bırakılmıştır.

1997 yılında Kırklareli Müzesi ile T.Ü. Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün müşterek bir çalışması ile kısmi bakım ve temizliği yapılmış, 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun bir restorasyon geçirmiştir.

Paylaşın