Akşener: Bu Ucube Sitemin Değişmesi Gerekiyor

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında, “Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna, “Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor.” dedi.

Akşener, soruya ilişkin açıklamasının devamında, “Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Halk TV’de katıldığı canlı yayında Suat Toktaş’ın sorularını yanıtladı.

“Seçim güvenliği” ile ilgili tartışmalara değinen Akşener, iktidarı kastederek, “Yapmak isteseler de bu milletin iradesi buna izin vermez. Nitekim İstanbul seçimlerinde bunu denediler ama Osmanlı tokadını yediler hem de iki kere. Oyun bozanlık etmek isteyecekler, gitmemek için ellerindeki bütün devlet imkanını kullanacaklar, seçimi kazanmaya yönelik her türlü oyunbozanlığı abidik gubudik her türlü işleri yapmaya kalkışabilirler iktidardan gitmemek üzere” dedi.

“Bu ucube sitemin değişmesi gerekiyor”

“Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna ise Akşener şu yanıtı verdi:

Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor. Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.

“Sivillere eğitim veriyorlardı”

“Sayın Kılıçdaroğlu seçim güvenliği endişe ile SADAT’a gitti sizin öyle bir endişeniz var mı?” sorusuna Akşener, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin Genel Başkanı tabi kendisi bir takım bilgilere ulaşıyordur. Bu bilgilerin ne olduğunu kendisi ile konuşmadık. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes tarafından ciddiye alınmalıdır” dedi.

Akşener, SADAT’ın eğitim kamplarının fotoğraflarının 2018’de kendisine geldiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Ben bunu Saygı Öztürk üzerinden paylaştım. Savcı bu konu ile ilgili soruşturma açtı. Bunu biz kazandık. Savcılık bunlar hakkında SADAT’a soruşturma açtı. beni davet etti. Uzun uzun konuştuk. Ben o fotoğrafları gördüm ama almadım. Ama bu fotoğrafların gerçek olduğuna inandım, ifşa ettim.

Fotoğrafları sahibine bıraktım. SADAT, uzun bir süre kamuoyu gündeminden düştü. 2018 seçiminde SADAT iddiasıyla karşılaşmadık. Kemal Bey’in elindeki belge ne, bilmiyorum. Onun ününe gelen belge, çok önemli olmalı. Bu şirket, hangi işle uğraşıyor, kimse bilmiyor. Devletin güvenlik toplantılarından aldığı bilgileri paraya çevirip, çevirmediğini bilmiyoruz. Kılıçdaroğlu’nun söylediği dikkate alınmalı. Gördüğüm fotoğraflarda, erkeklere eğitim yaptırılıyordu. Benim gördüklerim muhtemelen sivillerdi. Saç baş dağınık. Bu kadar söyleyeyim. Epeyce bir fotoğraf gördü.

“İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız”

Ataürk Havalimanı’na millet bahçesi yapılaması ile ilgili de yorumlarda bulunan Akşener, “Havalimanı tarifinden çıkarılmak üzere bir millet bahçesi konuluyor. AVM ve ranta açılıyor yani. Uyarıyorum. İYİ parti iktidarında buranın kırılmasında imza atan, buranın kırılması için görev alan, talimatı veren her kim varsa hesap sorulacak. 1 yıllık süreç içerisinde böyle hızlı bir iş yapılmaya karışılıyor, buraya dokunulmaması gerekiyor. İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız” dedi.

Paylaşın

İYİ Partili Subaşı: Sorun Yok Biz Kardeşiz Diyerek Kürt Sorununu Çözemezsiniz

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Kürt sorununa ilişkin “Toplumun bir kesimi ‘sorunum var’ diyorsa, bu sorunun tartışılması, konuşulması gerekir. Ama biz konuşamıyoruz” dedi. Subaşı, “Cumhuriyet dönemi boyunca herkesin incelediği, rapor hazırlattığı bir meseleyle ilgili çıkıp ‘hiçbir sorun yok’ demenin bir anlamı yoktur” ifadelerini kullandı.

Serbestiyet’ten Onur Erkan’a açıklamalarda bulunan Hasan Subaşı, HDP’ye yönelik kapatma davasına ilişkin “HDP legal bir parti değilse kurulması ve meclis çatısı altında olması hatalıdır. Oysa devletin çeşitli kontrollerinden geçerek parlamento çatısı altında grup kurmuş bir partidir” ifadesini kullandı.

Subaşı’nın açıklamalarından bazıları şöyle:

“HDP legal bir partidir”

İki yıl kadar önce “İktidar HDP’yi şeytanlaştırarak İYİ Parti’nin milliyetçi, CHP’nin ulusalcı refleksini kışkırtmak istiyor” diye bir değerlendirme yapmıştınız. Sizce iktidar yaratmak istediği etkiye ulaşıyor mu?

“Etkisi kalmadı. Benim o çıkışım da bu etkiyi azaltmaya dönüktü. Çünkü bir dönem televizyonlarda her gün, HDP’yle ilgili hiçbir HDP’linin bulunmadığı tek taraflı programlar yapılıyordu. Bu programlarda sürekli olarak da CHP ile İYİ Parti, HDP’yle iş birliği içinde diye suçlamalar yapılıyordu.

HDP’nin içinde suçlular varsa onları tecrit etmek yargının görevidir. HDP legal bir parti değilse kurulması ve meclis çatısı altında olması hatalıdır. Oysa devletin çeşitli kontrollerinden geçerek parlamento çatısı altında grup kurmuş bir partidir.

Devlet “HDP’de suçlular var, onlarla kavga edin” diyorsa, bu bizim görevimiz değildir. Huzuru sağlamak, suçluları toplumdan tecrit etmek devletin görevidir.

Bu tartışmalarla HDP tabanındaki oyları, Millet İttifakı’na yar etmemek amaçlanıyor. Kaldı ki İYİ Parti olarak HDP ile bir iş birliği içinde olmadığımızı hem biz beyan ediyoruz hem HDP’liler beyan ediyor. O dönemki kadar olmasa da halen benzer çabalar görüyoruz ama diğer yandan hükümetin siyaset uğruna terör örgütü liderinin mesajlarını ilettiğine de şahit olmuştuk.

Geçtiğimiz şubat ayında Karar gazetesinden Figen Çalıkuşu, sizin HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığıyla ilgili toplanan Anayasa-Adalet Karma Komisyonu Toplantısı’ndaki konuşmanızdan bahseden bir yazı yazdı. Siz o konuşmanızda çözüm süreci döneminde 2014’te çıkarılan 6551 sayılı yasayı ve bu yasanın çözüm süreci döneminde PKK’lilerle görüşmeler için “bir nevi sorumsuzluk” getirdiğini hatırlatmışsınız. Biraz bunu açar mısınız?

Biz onu iki boyutuyla gördük. Bahsettiğiniz karma komisyon toplantısında önce partimizin görüşünü yansıttım. Partimizin görüşünün, “Ortaya çıkan görüntülerin, toplumda rahatsızlık yarattığını ve yaratmasının da normal olduğunu, dokunulmazlığın kaldırılarak konunun yargı kararıyla çözümlenmesi” olduğunu ifade etmiştim.

Ama Semra Güzel’in çözüm sürecindeki bir görüşmesinin yıllar sonra ortaya çıkmasının ciddiyetle bağdaşmadığını, bundan siyasi bir sonuç elde etme düşüncesinin olduğunu da açıklamıştım. Çünkü ortada bir terör suçu varsa bunu yıllar sonra ortaya çıkarmak terörü ciddiye almamaktır.

Bunları ifade ettikten sonra o günkü tartışmaları da belli bir sonuca bağlamak için çözüm sürecinde neler olduğunu da hatırlatmıştım.

2013-2015 arasında Türkiye bir çözüm süreci yaşadı. Çözüm sürecinde Kandil’e gitmek teşvik edildi. Otobüsler kaldırıldı, buluşmalar yapıldı.

Çözüm süreci olumlu ve sevinçle karşılanmıştı. Ama tabii zor bir süreçti. Hükümet tarafından belki de yeterince hazırlık yapılmamıştı, toplum yeterince hazırlanmamıştı.

Sonuçta çözüm sürecinde birçok kişi gidip orada görüntü vermişti. Hatta devlet, HDP’lileri bir nevi aracılık yapması için görevli kılmıştı. Bu buluşmalarda devlet görevlileri de teröristlerle yan yana gelmişlerdi. Görüşmeler olmuştu.

2014 yılında bunların suç teşkil edebileceği gündeme geldi ve tedbir almak gerekti. Bu amaçla 6551 sayılı yasa çıktı. Bu yasayla çözüm süreci dönemindeki bu görüşmelere bir nevi muafiyet tanındı, bir cezasızlık hususu getirildi.

Şimdi görüyoruz ki, devlet kendisini bu muafiyetin içine aldıktan sonra; görevlendirdiği birçok kişiyi suçlu diye takibe almıştır. Oysa 6551 sayılı yasa, hangi taraftan olursa olsun bir muafiyet sağlamıştı.

“Türkiye’de ‘Kürt sorunu yoktur’ demek…”

Yine aynı konuşmanızda “Türkiye’de ‘Kürt sorunu yoktur’ demek, terörün nasıl, nereden cereyan ettiğini bilmemek demek olur” diye bir cümle kullanıyorsunuz.

Biz sosyal sorunlarımızı çok kolay çözemiyoruz ve çok çabuk kamplaşıyoruz. Zaman zaman siyaset kurumları da bunları manipüle ediyor. Çözümsüz hale gelince bu sorunlar Türkiye sınırlarını da aşabiliyor. Dışarının da ilgi alanına girmeye başlıyor. Hatta zaman zaman manipülasyonlar da yapılıyor olabilir. Önemli olan bu tip sorunları kendi içinde çözebilmektir.

Gençlik yıllarımızda, Türkiye 25 yıl sağ sol çatışması yaşadı. Gençler birbirini öldürdü. İnsanlar sağ-sol meselesinde “o doktora gitmez, bu bakkala gitmez” hale geldi. Araya ihtilal girdi. Sonra rahmetli Demirel ile rahmetli İnönü’nün koalisyon kurmasıyla sağ-sol kavgası gündemden kalktı.

Bu defa başörtülü gençleri üniversitelere sokmamaya başladılar. Dönemin egemenleri, bazı yüksek yargı mensupları, bazı askerler “şu şekilde bağlanırsa olur” gibi tanımlamalar getirmeye başladılar.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kararında hüküm fıkrasına değil ama metnin içine “Bu eylem cumhuriyete karşı kalkışma, siyasi amblem sayılabilir” gibi ibareler yazıldı. Mesele tam çözümsüz hale geldi.

Türkiye yine gençlerine 25 yıl eziyet etti. Eğitim hakkını elinden almaya kalktı. Kimse gençlere “neden başörtüsü takmak istiyorsun” diye sormadı. Onlarla konuşmadı. Konu, devlet egemenlerinin tanımına göre çözülmeye çalışıldı.

Bu da AK Parti’nin işine yaradı, AK Parti’yi büyüttü. Sonunda yine bir kanun değişikliği olmaksızın gündemden kaybolmaya başladı ama toplum yine yorgun düştü.

Kürt meselesinde de durum benzer. Toplumun bir kesimi “sorunum var” diyorsa, bu sorunun tartışılması, konuşulması gerekir. Ama biz konuşamıyoruz.

Yine Alevi yurttaşlar “cemevi bizim ibadetgâhımız” diyorsa bunun konuşulması, tartışılması gerekir.

Biz buna da çözüm bulamadığımız için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) “cemevleri ibadethanedir” diye bizi bağlayan bir karar verdi. Bu bağlayıcı karara rağmen biz bağlandık mı?

“‘Sorun yok biz kardeşiz’ diyerek her şeyi çözemezsiniz..”

Şimdi biz bu tür sorunlarımızı çözmekte zorlanıyoruz. Ben de bu meselelerde konuşamama alışkanlığımızı bir ölçüde esnetebilmek için düşüncelerimi aktarmaya çalışıyorum. Doğru görülen yanları olur, yanlış görülen yanları olur ama siyasetçilerin fikirlerini açıklıyor olması bu tür konuşulmayan konular üzerinde düşündürmeyi teşvik edebilir.

Ben de o gün karma komisyonda “Biz bu tür sorunları dışarıdan gelen sorunlar olarak görüyorsak bence yanılıyoruz” dedim. Dışarının bir tür manipülasyonları olabilir ama bunlar yakıcı ve çözmemiz gereken sorunlardır. Gelecek kuşaklara taşımamamız gereken sorunlardır.

Bunların bilimsel olarak her yönüyle incelenmesi gerekir. “Sorun yok biz kardeşiz” diyerek her şeyi çözemezsiniz. Önemli bir yurttaş kesimi “sorun var” diyorsa devletin görevi o soruna yaklaşmak, sorgulamaktır.

Atatürk döneminden beri ellinin üzerinde Kürt raporu hazırlandı. 1989’da SHP’nin önemli bir raporu var, Anavatan Partisi’nde Kahveci’nin raporu var, 1991 yılında Tayyip Erdoğan’ın il başkanı iken hazırlatıp Refah Partisi genel başkanlığına sunduğu bir rapor var.

Cumhuriyet dönemi boyunca herkesin incelediği, rapor hazırlattığı bir meseleyle ilgili çıkıp “hiçbir sorun yok” demenin bir anlamı yoktur.

Geçmişte Türk siyaseti bu konuların üzerinde çok gidemedi. Bu konular tamamen Genelkurmay’a havale edilmişti. Genelkurmay da zaten “bu mesele bende” diyordu. Siyaset kurumunun bu konuda yetkili olmasını kabul etmiyordu, siyaset kurumu da o alana giremiyordu.

Bugün de bu hükümet sistemi bırakın siyaset kurumunu, meclisi, yargıyı hatta yürütmeyi de vesayet altında tutuyor. Bugünün vesayeti de dünkü vesayet gibi temel sorunların çözümünü engelliyor.”

Paylaşın

Altılı Masada Adaylığı İçin Tereddüt Mü Var? Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair tartışmaları yorumlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, altılı masada bu konu üzerinde hiç konuşmadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemde yer olan konulara ilişkin olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı’nın sorularını yanıtladı .

Ana muhalefet partisi lideri, “Altılı masada sizin adaylığınız konusunda bir şüphe mi var?” şeklindeki soru üzerine bu konuyu aralarında hiç konuşmadıklarını söyledi. Ardından şunları kaydetti:

“Sadece şu görüşüldü: Cumhurbaşkanlığı ile ilgili gazetecilerden çok soru geliyor, o zaman biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik.

Cumhurbaşkanlığı adaylığının çok fazla gündeme getirilmesi, aslında ekonomide yaşanan bunalımı toplumun gözünden kaçırma amacı taşıyor. Çünkü bu kadar ciddi konu varken, kim cumhurbaşkanı adayı olacak tartışmasını sürekli yaparsanız ve neden Cumhur İttifakı kendi adayını açıklamıyor diye sormazsanız, doğru olmaz. Erdoğan ne zaman açıklarsa ve seçim kararını ne zaman alırsa biz de o zaman adayı açıklarız.

Ülkenin içinde bulunduğu feci tablo fazla tartışılsın istenmiyor. Bu nedenle adaylık tartıştırılıyor. Ayrıca konuyu, cumhurbaşkanı adayı kim olacak noktasına indirmeyi de doğru bulmuyorum, sorun o değil ki, tek adam rejiminin gitmesi temel sorun.”

Bursalı’nın yönelttiği diğer sorular ve Kılıçdaroğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

Cumhurbaşkanı henüz adaylığını açıklamadı.. Altılı Masa bileşenleri de ortak adaylarını açıklamakta acele etmiyor.. Erdoğan’ın adaylığına kesin gözüyle bakılıyor, acaba Altılı Masa, kendi adayını ilan etmeyi Erdoğan’ın adaylığını açıklamasına mı endeksledi?

Hayır, Altılı Masa’da öyle bir durum yok. Şu anda seçim sathı mailine girilmiş ve seçim kararı alınmış, açıklanmış değildir. Hükümetin seçimi ilan etmesi lazım. Dolayısıyla ortak adayı şimdiden açıklamanın da anlamı yok.

Seçim zamanı yasayla belirlenmiş zaten, ayrıca hükümetin seçimler şu zaman yapılacak diye bir karar alması gerekiyor mu? 

Bunun resmen kamuoyuna deklare edilmesi gerekir. Biz de Millet İttifakı olarak oturup konuşur ve ortak adayı açıklarız.

Altılı Masa’da yeni bir durum ortaya çıktı.. Milletvekili seçimi konusunda CHP ve İYİ Parti dışında ayrı bir ittifak tartışılıyor, DEVA ve Gelecek Partisi seçimlere kendi amblemleriyle girecek. Bir üçüncü ittifakın yüzde 7 barajını aşması durumunda muhalefet Meclis’te daha güçlü olur mu?

Millet İttifakı’nda partiler şimdi şunu araştırıyor: Hangi parti hangi ilde hangi ittifaklarla seçimlere girerse daha fazla milletvekili şansı elde edilir? Bunun çalışmasını yapıyor partiler; biz de yapıyoruz. Sağlıklı bir sonuç elde etmek için, illerde her birimizin bağımsız olarak yapacağı anketlerin sonucundan yola çıkacağız. Henüz bunlar yapılmadı. Olası ittifakların hangi partilere ne kadar milletvekili kazandıracağı hesaplarının kesinleşmesi lazım. Sonra bu veriler masaya gelecek, oturup konuşacak ve kararlar alacağız.

YSK, damgalı olmayan pusulaları geçerli saymak gibi kararlar almıştı. Bu kez de sonuçları etkileyecek beklenmedik kararlar alır mı?

Dilerim olmaz.. YSK hangi kararları alırsa alsın, sonuçta biz sandık tutanaklarıyla milletin önüne çıkacağız; hangi sandıktan hangi parti kaç oy aldı, hepsini biliyor olacağız, İktidar parti temsilcisinin de imzası olacak tutanakta biz bunları toplayacak ve kamuoyuna açıklayacağız. Seçimi almak için her yola başvurabilirler ama biz kararlılığımızı göstereceğiz..

Nelere başvurabilirler?

Sandık açılırken acaba Millet İttifakı temsilcilerini bir yere gönderebilir miyiz arayışı içine girebilirler, oy toplamlarını değiştirmeye, bizim oyları başka partilere yazmaya kalkışabilirler. Bütün olasılıklara göre sandık temsilcilerimizi eğiteceğiz.

Seçimleri kazandığınızı varsayalım, daha şimdiden devleti kimlerle nasıl yöneteceğinize ve gerekli atamaları yapmaya yönelik bir çalışmanız var mı?

Bu çalışma elbette yapılacak, işi uzmanına liyakat sahibine vermek için altı lider zaten bu konuda açıklama yaptı.

Devlet içinde iktidarın kızağa çektiği bürokratlar var, onlarla mı çalışacaksınız? Aralarında FETÖ’cüler de olabilir.

İçeridekiler de dışarıda olanlar da var. 27.5 yılını bürokraside geçiren kişi olarak söyleyeyim, görevini yasalara uygun yapanlarla sorunumuz yok, siyasi görüşüne bakmayız; tabii FETÖ ve başka bir terör örgütü mensubu haricinde. Bu konuyu Altılı Masa’da konuştuk, siyasi ahlak yasası çıkaracağız, parlamentoyu kirlilikten arındıracağız.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Hodri Meydan Elinden Geleni Arkana Koyma

Partisinin Meclis’teki grup konuşmasında Erdoğan’a sert sözlerle yüklenen İYİ Parti Akşener, “Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasının devamında, “Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var. İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız” ifadelerini kullandı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla grup toplantısında gençleri ağırlayan Akşener, 1919 çağrısı yaparak, “Kayıtsız ve şartsız bağımsızlık ülküsü için yakılan kutlu ateşimizi harlamaya and içer misiniz? Sizi susturmak isteyenlere cumhuriyetin bekçisi olduğunuza and içer misiniz? Yapamazsın, başaramazsın diyenlere inat korkusuzca dimdik durmaya, aklın bilimin ışığında başarmaya, Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaya and içer misiniz? Atamızın mirasına sahip çıkmaya and içer misiniz?” dedi.

Atatürk Havalimanı’nda pistlerin kırılmaya başlanmasına tepki gösteren Akşener, “Atatürk’ün Türkiye için ortaya koyduğu büyük vizyonu hayata geçirmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz” dedi. İktidarı da eleştiren İYİ Parti lideri, “Bay Kriz ve arkadaşlarının tutunacakları tek bir dalları kaldı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meclis’te partisinin grup toplantısında konuşuyor. Konuşmasına 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramı’nı kutlayarak başlayan Akşener şunları söyledi:

“Bizler; bırakın anmayı, Atatürk’ün isminden bile rahatsız olanlara inat, O’nu anmaya devam edeceğiz. Bizler; Cumhuriyet Bayramı haftasında, terörist rahatsız olmasın diye, Atatürk resmini ve Türk bayrağını kaldırtanlara inat; O’nun mirasını yaşatmaya devam edeceğiz. Bizler; 19 Mayıs haftasında, Atatürk Havalimanı’na, dozerleri sürenlere inat; O’nun, Türkiye için ortaya koyduğu, o büyük vizyonu, hayata geçirmek için, durmadan çalışmaya devam edeceğiz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.

“Milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız”

Uzun zamandır ülkemiz üzerinde ağır ve kasvetli bir bulut geziyor. Ekonomiden eğitime her alanda sayısız dertle boğuşuyoruz. İktidarın kendi beceriksizliğini gizlemek için kutuplaştırmaya, baskıya dayalı bir siyasi iklimle mücadele ediyoruz. ‘Yiyecek ekmeğim yok diyeni nankör, ‘Tarlamı ekemiyorum’ diyeni terörist, ‘Geçinemiyorum’ diyeni şükürsüz ilan edildiği yaftacı anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Memleketin çilesi bitmesin diye milletinden kopmuş bir iktidarla karşı karşıyayız.

Sayın Erdoğan, bu çocuklar sadece hakettiklerini istiyorlar, gösterdikleri çabanın karşılığını istiyorlar, bu çocuklar razı olmayı, ikna olmayı değil sadece mutlu olmak istiyorlar. Yokluğa muhtaç olmayı değil, çalışmayı üretmeyi istiyorlar. Her sesini çıkardıklarında kafasına vurulmayı değil, dinlenmek istiyorlar. Ama sen o koca kibrinle bu istekleri artık anlayamazsın. Bu istekleri, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar.

Çünkü, gece aç uyumanın, yokluğun, yoksulluğun ne demek olduğunu, Saray sefasına kapılan Sayın Erdoğan bilmez. Bir yüzükle yola çıkan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan bilir. Çünkü, bir tweet yüzünden tutuklanan gençlerimizin hislerini, yargıya emirler yağdıran, Sayın Erdoğan anlamaz. Bir şiir okudu diye tutuklanan, Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan anlar. Ama Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan artık yok. Kendisi bu diyardan gideli çok oldu. Bugün artık karşımızda, Beştepeli ‘Bay Kriz’ var.

Sayın Erdoğan sen onlara zulmettikçe karşısında bizi bulacaksın. Senin elinde milletine karşı kullanabileceğin her türlü imkan olabilir, varsın olsun. Bizim kalbi milleti için atan koca yürekli insanlarımız var. Senin elinde vesayetini eline aldığın devlet imkanları olabilir. Bizim de vesayetin karşısında dimdik duracak çelikten irademiz var. Senin elinde besleme medyan, trollerin, yandaşların olabilir varsın olsun bizim arkamızda bu büyük milletin hayır duası var. Hodri meydan. Elinden geleni arkana koyma. Zalimin zulmü varsa Türk gencinin arkasında İYİ Parti var.

“Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız”

İlk seçimde çekip gidecek bu yoz iktidarın arkasında bu büyük millet hak ettiği huzuru ve refahı ivedilikle bulacak. Birlikte çalışacak, birlikte üreteceğiz. Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız.

Kendilerini Atatürk’le yarıştırmanın peşine düştüler. Sattıkları fabrikanın, yıktıkları pistin bu milletin varlıkları olduğunu bir türlü kavrayamadılar. Türkiye Cumhuriyeti’ni fethedilmesi gereken bir yer olarak gördükçe, bu ülkenin kendi ülkeleri olduğunu unuttular. Milletini yok saymak isteyenlere, ‘Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet’ diye haykıran atalarını hatırlayacaksın. ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ parolanı hatırlayacaksın. Seni ‘geleceğimiz’ diyerek meçhule mahkum etmeye çalışanlara inat 1919 ruhunu hatırlayacaksın. Çünkü 1919 ruhu umudun, azmin, inancın ruhudur. Bağımsızlığın, hürriyetin ruhudur.

19 Mayıs 1919’un üzerinden geçen, 1 asrın ardından, işgalcilerin adı değişmiş, işgal planı değişmemiştir. Yunanlı gitmiş, yerine, “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenler gelmiştir. İngiliz iş birlikçileri gitmiş, yerine, yerli ve yabancı yandaşlar gelmiştir. Duyun-u Umumiye gitmiş, ama milletin hazinesine uzanan kirli eller, gitmemiştir. Damat Feritler gitmiş, ama damatların sebep olduğu yıkım, değişmemiştir.”

Paylaşın

Akşener: İktidardakiler Kendi Rahatları İçin Her Şeyleri Satarlar

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, ekonomik sorunlar üzerinden iktidarı eleştirerek, “Aziz milletim; iktidardakilerin tüm bu duyarsızlığı, umursamazlığı, pervasızlığı, gayet bilinçli. Bilerek ve isteyerek yapıyorlar.” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Neden biliyor musunuz? Çünkü kolay. Sizin sesinizi duymak istemiyorlar. Çünkü duyarlarsa, dertlerinizi de anlamak zorundalar. Sizin dertlerinizi anlamak istemiyorlar. Çünkü anladıkları zaman, çözmek zorundalar. Çözmek istemiyorlar. Çünkü çözmek için, kendi rahatlarını bozmak zorundalar. Ve hepinizin bildiği üzere, konfor meraklısı bu arkadaşlar; Mevzu bahis, kendi rahatları olduğu zaman; Her şeyleri yaparlar. Her şeyleri satarlar. Her şeyden vazgeçerler” ifadelerini kullandı.

Akşener, konuşmasında, iktidarın göç politikalarını da eleştirerek, “Sayın Erdoğan’ın bizzat kaleme aldığı 20 yıllık büyük trajedinin artık yavaş yavaş sonuna geliyoruz. 20 yıl önce ‘hak, hürriyet ve adalet yoluna çıkıyoruz’ diye başa gelenler 20 yılın sonunda zulüm ve istibdat yoluna acente oldular. 2002 yılının Kasım ayında ‘Milletimizi Avrupa’ya götüreceğiz’ diye yola çıkanlar, ‘Avrupa Birliği’nin parçası oluyoruz’ diyenler 20 yılın sonunda giderayak Ortadoğu’yu memleketimize getirdiler. Avrupa’ya giderken Ortadoğu ülkemize geldi. Bugün topraklarımız AK Parti sayesinde bir göçmen deposuna, kaçak hendeğine dönüştü” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti’nin berbat göç politikalarının ortaya çıkardığı dış politika sorunlarının çözümü için İYİ Parti olarak 2019 yılı Haziran ayında Antalya’da İYİ Parti Genel Başkanı olarak sayın Erdoğan’a seslenmiştim. ‘Bu göç meselesi Türkiye’yi kötü bir yere doğru götürüyor. Senin ergen bir sinirin var, Türkiye iyi bir yere gitmiyor. Beni devlet adına görevlendir, yetkilendir. Beşar Esad ile görüşeyim’ demiştim. Yine 2019 yılı Aralık ayında o zaman İstanbul milletvekilimiz olan Ümit Özdağ’ın önerisi, Aytun Çıray’ın başkanlığında Ankara’da bir çalıştay düzenledi. O çalıştayın sonunda ortaya çıkan yol haritasını milletimizle paylaştım. O zamandan beri de iktidara geldiğimizde farklı sığınmacı tiplerine yönelik uygulayacağımız politikaları tanımlamaya devam ettik. Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de kalması halinde bu doğum hızında 2053 yılında Türkiye’nin nüfusunun 35 milyonu Suriye kökenli insanlardan oluşacak.

“Sayın Erdoğan’ın sığ zihniyetiyle çözemeyiz”

Yapılması gerekenler konusunda iktidarı uyarmaktan geri durmadık, durmayacağız. İktidar sorunu görmezden gelmeye, yalpalamaya devam etti. Birbiriyle çelişen lakayt açıklamalarla insanlarımızı tedirgin etmekten çekinmedi. Bir yandan da muhalefetin bu konudaki gündemini çalma arayışına girerek beton ve briket üzerinden ürettiği sözde çözümlerle günü kurtarmaya gayret etti. 80 ülkeye vizeyi kaldırmakla övünüp 250 bin dolara vatandaşlık satarak cari açığı çözdüğünü düşünen Sayın Erdoğan’ın sığ zihniyetiyle çözemeyiz. İYİ Parti olarak bizim hedefimiz sığınmacıların gayri insani bir çerçevede ülkelerine sürülmesi değil dönüşlerinin kolaylaştırılmasıdır.

ABD, Avrupa Birliği dahil bol bol laf üretmek yerine sebep oldukları bu büyük problemin çözümünde rol almak mecburiyetindedir. Şam’da kim iktidarda olursa olsun Suriye ile ilişkilerimizin yapıcı olması gerekiyor. Türkiye artık Sayın Erdoğan’ın eliyle Avrupalılara ‘bak bunları senin yanına gönderirim’ gibi orayı tehdit etme üzerine kurgulanmış bir sistemi bırakmak zorundadır.

Dış politikayı ciddiye alıp ABD’nin de Rusya’nın da bu sorunun çözümünde üstüne düşen görevi yerine getirmesini sağlamalıdır. Bugün artık geçici koruma statüsünü belirleyen ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ üzerinde konuşmanın vaktidir. Bu meseleyi Meclis’te konuşabilmek, çözebilmek bizim görevimizdir. Özel bir oturumda bu meseleyi milletimizin gözü önünde tartışalım. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un bu çağrımıza kayıtsız kalmayacağını umut etmek istiyorum.

“Türkiye hızla fakirleşirken…”

Ülkemiz uzun zamandır bir kişinin şahsi inatlarının ve kaprislerinin peşinde uçuruma sürükleniyor. Bay kriz sandığı getireceği yerde sebep olduğu krizleri derinleştirmeye, bozuk plak gibi konuşmaya devam ediyor. Bugün gelinen noktada TÜİK enflasyonu bile yüzde 70 oldu. Enflasyonda Arjantin’i sollamış olduk. Türkiye hızla fakirleşirken, pahalılık altında ezilen insanlarımızın sofralarından her gün lokma eksilirken barınma kriziyle de karşı karşıyayız. Dünyada konut fiyatlarının en fazla arttığı ülke konumuna geldik. Kamu bankalarının kaynakları yanlış dağıtması sonucunda binlerce konut satılmasına rağmen konut sahipliği oranı giderek düşüyor. Bugün İstanbul’da 4 kişilik orta gelirli bir hanenin oturduğu 105 metrekarelik bir evin kirası asgari ücretin 1.3 katına çıkmış durumda.

Bu millet şükretmeyi bilmiyormuş. Bay kriz ve avanesi ak kaşık, suçlu yine milletimizmiş. Millete hakaret ettiği repertuvarına şimdi de şükürsüzlüğü ekledi. Sayın Erdoğan’a sesleniyorum; şimdi de şükre mi sığınıyorsun? Allah ile kul arasına girmeye mi çalışıyorsun? Bizim milletimiz şükretmesini bilir. Saray hayatı seni bozduğu için unutmuşsun. Bayat tavsiyelerini kendine sakla.

“ATM memurlarına, pudra şekeri sevdalılarına şükretmeyi öğret”

Ama, “Yook ben illa akıl vermek istiyorum. Şükürsüzlere şükrü öğretmek istiyorum.” diyorsan da hay hay… O zaman, mesela git; doymak bilmeyen yandaşlarına, şükretmeyi öğret! Mesela git; 5-10 maaş alan danışmanlarına şükretmeyi öğret! Mesela git; 15 maaş alan genel müdürlerine şükretmeyi öğret! Mesela git; İhale arsızı müteahhitlerine şükretmeyi öğret! Mesela git; ATM memurlarına, pudra şekeri sevdalılarına şükretmeyi öğret.

Şaklabanlıktan sorumlu saray bakanı anlamsız esprilerine devam ediyor. Bu arkadaş sanayicilere kendince verdiği müjdesi alkışlanmayınca ‘akşam uyuşukluğu’ demişti. Daha sonra ‘enflasyon korumalı tahvil vereceğiz’ açıklaması yaptı. Madem enflasyon düşüyordu, bu nereden çıktı? ‘Emekliyi, memuru enflasyona ezdiririz, onlardan topladığımız vergiyi zengine veririz’, dedikleri bu. O sandık gelene kadar soracağız, ‘Yandaşını zenginini koruduğun kadar vatandaşını niye korumuyorsun’ diye soracağız. ‘Çiftçiyi, emekliyi, memuru neden korumuyorsun’ diye soracağız.

Aziz milletim; iktidardakilerin tüm bu duyarsızlığı, umursamazlığı, pervasızlığı, gayet bilinçli. Bilerek ve isteyerek yapıyorlar. Neden biliyor musunuz? Çünkü kolay. Sizin sesinizi duymak istemiyorlar. Çünkü duyarlarsa, dertlerinizi de anlamak zorundalar. Sizin dertlerinizi anlamak istemiyorlar. Çünkü anladıkları zaman, çözmek zorundalar. Çözmek istemiyorlar. Çünkü çözmek için, kendi rahatlarını bozmak zorundalar. Ve hepinizin bildiği üzere, konfor meraklısı bu arkadaşlar; Mevzu bahis, kendi rahatları olduğu zaman; Her şeyleri yaparlar. Her şeyleri satarlar. Her şeyden vazgeçerler.

Görünen o ki; artık rahatlarını bozmamak için; milletten de, memleketten de vazgeçmiş durumdalar. Özellikle de, gençlerden vazgeçmiş durumdalar. Yine onlar içini döktü, ben dinledim. Onlar anlattı, ben öğrendim. Onlar seslerini duyurmamı istedi; ben de o sesi, başta saraydaki rahat düşkünleri olmak üzere, bıkmadan, usanmadan, tüm Türkiye’ye duyuracağım. Mesela; “Arkadaşlarınızla dışarı çıkıp bir şeyler yapıyor musunuz?” diye sordum. Ne dediler biliyor musunuz? “En büyük aktivitemiz parka çıkıp; kola, çekirdek… Kafeye, sinemaya gitmek hayal oldu. Hayal kurmak, hayal oldu gerçekten. Bir ayakkabı, 200-300 liradan başlıyor. Bir kıyafet alsak, bir ay geriye atıyor şu zamanda, o derecedeyiz. Bay Kriz’in, aromalı kahve eşliğinde, devri alem tavsiye ettiği gençlerimizin, gerçekteki durumu aslında bu. AK Partili dayısı olanlara, İtalya’da kahve tadımı, sanayideki gençlerimize, parkta kola-çekirdek…

Varsın onlar; kendileri çalıp, kendileri söyledikleri, saray salonlarında, suni gündemlerle, kendilerini kandırmaya devam etsinler. Biz; derinleşen ekonomik krizi konuşmaya, devam edeceğiz! Varsın onlar; kendi beceriksizliklerini, milletimize fatura etmeye çalışsınlar. Biz; emeklilerimize, 2500 lirayı reva gören, adaletsizliği konuşmaya devam edeceğiz! Varsın onlar; Abuk sabuk tavsiyelerle, kendilerini gülünç duruma düşürsünler; Biz; gençlerimizin hapsoldukları, camdan duvarları, yıkmak için mücadele etmeye, devam edeceğiz! Varsın onlar; hadsizce hayatlarımızı dizayn etmeye kalksınlar. Biz; kadınları, hor ve aşağı gören bu kirli zihniyetle; mücadele etmeye devam edeceğiz! Varsın onlar; yalanla, korkuyla, baskıyla bizi yenebileceklerini sansınlar; Biz; alevlendirdiğimiz umutları, her daim canlı tutmaya, milletimizin teveccühüne layık olmak için, dimdik durmaya, hakkın, hakikatin yolunda, her gün daha da büyümeye devam edeceğiz.

“Allah’ın izni, milletimizin takdiriyle, emin olun başaracağız”

Ne yaparlarsa yapsınlar. Bizi durdurmayacaklar. Bizi yıldıramayacakları. Bizi yolumuzdan döndüremeyecekler. Hedef ufukta göründü. İYİ Parti iktidarı, hiç olmadığı kadar yakın. İyilerin şafağına, emin olun çok az kaldı. O kutlu gün gelene kadar; yılmayacağız, yorulmayacağız, yıkılmayacağız. Bırakın onlar, saraylarında yan gelip yatsınlar. Biz, durmadan, dinlenmeden, ilk günkü azmimizle çalışmaya devam edeceğiz. Ve Allah’ın izni, milletimizin takdiriyle, emin olun başaracağız.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: El hak Başbakan Meral Olacaktır

Partisinin Anneler Günü etkinliğinde vatandaşların “Başbakan Meral” sloganları atması üzerine karşılık veren İYİ Parti Lideri Akşener, “Bu salonu şereflendiren her bir kardeşim ‘Başbakan Meral’ diyorsa el hak Başbakan Meral olacaktır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Ankara İl Başkanlığı’nca Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen Anneler Günü etkinliğinde konuştu.

Tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayan Akşener, “Anne emektir, anne vazifedir, anne fedakârlıktır. Ben anneyim, babaanneyim. Tüm gençlere Allah anne olmayı nasip etsin. Bütün annelere Cenab-ı Hak evlat acısı göstermesin. Allah, evlatları ile imtihan etmesin” dedi.

“Çocukların doğar ve doğduğu andan itibaren içimizden bir şey kopar” diyen Akşener, “Kız veya erkek, çocuğumuza âşık oluruz. Onun için yaşar, onun için yer, onun için içer, onu beslemek için bir hayat kurarız. Bütün sevgimizi veririz. Zaman zaman kocalarımız gıcık olur ama bizi ilgilendirmez. Anne yemez yedirir. Anne giymez giydirir. Anne fedâkarlıktır, anne emektir” diye konuştu.

Akşener şöyle devam etti: “Ben çok uzun bir zamandır şehit aileleri ile şehit anneleri ile hemhal olan bir insanım. Bilir misiniz, oğlunun tabutu başında için yanar o ananın. Başsağlığı dilersiniz. Gözleri kurudur ama kalbi yanar. Der ki size; ‘Vatan sağ olsun kardeşim.’ İşte bu da annenin evladının üstünde gördüğü vatan sevgisidir. Türkiye bu anaların yüzü suyu hürmetine devam ediyor. Türkiye bu annelerin yüzü suyu hürmetine, bu anaların kalbi, emeği, iradesi hürmetine ilelebet payidar kalacaktır. Kim ne yaparsa yapsın, bu anneler var oldukça, bu salonu şereflendiren sizler var oldukça bu ülke, bu memleket, bu millet, bu vatan ilelebet payidar kalacak.”

Salondaki İYİ Partili kadınlara seslenen Akşener, “Siz olmasaydınız, sizler o iradeyi göstermeseydiniz, bugün burada biz olmazdık. Bugün Meclis’te grubu bulunan, kurulur kurulmaz seçime sokulmak istenilmeyen, buna rağmen büyük bir irade ile seçime giren büyük bir siyasi partinin mensupları olarak burada olmazdık. Gözlerimizi kapatalım. Sizler olmasaydınız, sizler eşlerinize, sizler evlatlarınıza ‘Yürü arkandayım’ demeseydiniz. Sizler bizzat bu hareketin içinde olmasaydınız, Türkiye nasıl bir yerde olurdu bir düşünün. Bugün Türkiye, 13. Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı adayı olacağına inanıyorsa, bugün Türkiye her türlü zorluğa rağmen, her türlü yanlışlığa, her türlü iftiraya rağmen dimdik yürüyorsa ve yandaş kayırmalarına rağmen umutla geleceğe yürüyorsa, İYİ Parti’nin kuruluşuna, İYİ Parti’nin kadınlarına, İYİ Parti’nin gençlerine, İYİ Parti’nin yaş almışlarına borçludur” ifadelerini kullandı.

“El hak Başbakan Meral olacaktır”

Salonda atılan “Başbakan Meral” sloganlarına değinen Akşener şöyle devam etti: “Birilerini kalpten götüreceksiniz arkadaşlar. Sinirlerini bozmayın insanların. Siz bunu diyorsanız, bu salonu şereflendiren her bir kardeşim ‘Başbakan Meral’ diyorsa el hak Başbakan Meral olacaktır. Atatürk’ümüzün güzel bir sözü var; ‘Hiçbir milletin kadını Anadolu kadını kadar vatanı için, milleti için eziyet çekip, irade ortaya koymamıştır. Biz onlara her şeyi borçluyuz.’ Dolayısıyla bugün burada sizler adına bir kadın olarak, sizin huzurunuzda geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizin iradesini ortaya koyan tüm kadınlarımızı en kalpten dileklerimle, saygılarımla selamlıyorum.”

Paylaşın

Davutoğlu’nun ‘Üçüncü İttifak’ Önerisine DEVA Partisi’nden Yanıt

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, daha önce partisinin kendi logosuyla seçime gireceğini açıklamıştı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Saadet, DEVA ve Gelecek Partisinin aynı siyasi gelenekten geldiğini belirterek, üçüncü bir ittifaktan bahsetmişti.

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun üçüncü ittifak önerisini değerlendirdi.

Halk TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Şahin, “Burada aynı düşünce, aynı dünya görüşü, aynı gelenekten gelmek doğrudur. Eş zamanlı olarak bazı siyasi partiler içerisinde birlikte hareket ettik. Ama yepyeni bir siyasi kültür inşa ettik biz DEVA Partisi’nde. Partimizde toplumun çok değişik kesimlerinden isimler var. Ve parti yönetimimizle, başkanlık divanımızla farklı düşünceleri yansıtan bir yapıya sahibiz” şeklinde konuştu.

“Altılı masayı tercih ettik”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’yle ittifak önerisini altı parti bir araya gelmeden önce yapıldığını aktaran Şahin, “Bu düşünce altılı masaya oturmadan önce de DEVA Partisi’ne iletilmiş bir düşünceydi. Ancak biz altılı masada yarınların Türkiye’sini inşa etmenin daha kolay olabileceğini daha doğru bir yöntem olabileceğini düşünerek altılı masada tercih bulunduk” dedi.

Şahin, şöyle devam etti: Bu masaya oturduktan sonra tek başımıza DEVA Partisi değiliz. DEVA Partisi’nin organları da tek başına buna karar veremez. Çünkü o masaya otururken güçlendirilmiş parlamenter sistemi bu ülkeye kazandırmak için oturduk. Ve hep birlikte o masanın etrafında belirlenecek Cumhurbaşkanı adayıyla, 13’üncü Cumhurbaşkanını seçme iradesiyle oturduk. Dolayısıyla parlamentoya yansıyacak güçlü bir aritmetiğin ne şekilde olacağına, bu masanın ortaklaşa yapmış olduğu çalışma sonrasında verilecek kararla karar verilmeli. Bizim ferdi DEVA Partisi olarak görüş beyan etmiş olmamız, o masanın ruhuna biraz aykırılık teşkil eder.

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu’ndan Meral Akşener’e Aile Ziyareti

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ailesi ile birlikte; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve ailesini evinde ziyaret etti. Her iki liderde ziyarete ilişkin kareleri sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Meral Akşener, bayram ziyaretine ilişkin fotoğrafları; sosyal medya hesabından “Sayın Ahmet Davutoğlu, değerli eşi Sare Hanım, kıymetli evlatları Sefure ve Mehmet ile bayramlaştık. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Yüce Allah, nice bayramlara sağlık ve mutlulukla erişmeyi nasip etsin” notuyla paylaştı.

GP Lideri Ahmet Davutoğlu ise “İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener hanımefendiyle kıymetli eşi Tuncer Bey’e ailecek bayram ziyaretinde bulunduk. Bizlere gösterdikleri nazik misafirperverlik ve güzel sohbet için kendilerine teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

Paylaşın

Muhalefet Partilerinin Bayram Gündemi: Ekonomik Kriz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Akşener, HDP Eş Genel Başkanları Sancar ve Buldan’ın da aralarında olduğu muhalefet parti liderlerinin sosyal medya hesaplarından yayınladıkları bayram mesajlarında ekonomik kriz ve “toplumsal kutuplaşma” gündemleri öne çıktı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bayram mesajında “Ailemizin iki yeni üyesiyle iyi bayramlar dileriz,” diyerek ailesiyle olan fotoğrafını paylaştı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın ortak açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bugün pek çok aile bayramı kutlayacak koşullardan mahrum. Hep birlikte hakkımız olanı alacağımıza, bu düzeni değiştireceğimize, eşit ve özgür yarınlarda gerçek bayramları kutlayacağımıza inanıyoruz. Bu duygularla bütün halklarımızın Ramazan Bayramı’nı kutluyoruz.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ın bayram mesajında ise ekonomik kriz vurgusu dikkat çekti.

Babacan, video mesajında “Gönül isterdi ki bu bayrama bolluk içerisinde girebilelim. Gönül isterdi ki bu bayrama emeklilerimiz, işçilerimiz, çiftçilerimiz, esnafımız daha mutlu girebilirsin,” ifadelerine yer verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in bayram mesajı şöyle: Memleketimizde kutuplaşmanın ve ayrışmanın son bulduğu, birliğimizin ve beraberliğimizin güçlendiği bayramlara kavuşmak dileğiyle.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, kendi hesabından bayram mesajı paylaşmadı; ancak dolaşıma giren bir videoda “Gençlerin umutla dolduğu gerçek bayramlara ulaşmak dileğiyle,” dedi.

HDP’nin 5 yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bayram mesajını Türkçe ve Kürtçe olarak paylaştı.

Demirtaş, “Her günümüzün bayram tadında olacağı huzur ve barış dolu günler de gelecek elbet. Hepinize iyi bayramlar. Bi hêviya ku her rojeke me wek rojên cejnê bi aram û bi aştî be, cejna we hemûyan pîroz dikim. Rojê sey roşanan aramî aştî reyde paweyê ma yê. Roşanê şima bimbarek bo” dedi.

Paylaşın

Altılı Masada Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına Sıcak Bakılıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adaylığı” konusundaki açıklamaların 6’lı masadaki diğer partilerde de karşılık bulduğu belirtildi. CHP liderinin “ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayı olması” noktasında “bir itiraz” söz konusu olmadığı ifade edilirken, Kılıçdaroğlu’nun bürokrasiden gelmesi de artı olarak değerlendiriliyor.

İyi Parti kanadında, Kılıçdaroğlu’nun “ittifakın ortak cumhurbaşkanı adayı olması” noktasında “bir itiraz” bulunmuyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; 24 Nisan’daki Balgat zirvesinin ardından yapılan ortak açıklamada, muhalefetin adayına yönelik yapılan “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi” tanımlamasını anımsatan İyi Parti kanadı, “bu kriterlere en uygun isimlerden birinin Kılıçdaroğlu olduğunu” kaydediyor.

Kılıçdaroğlu’nun “son dönemdeki toplumsal ayrışmaya karşı birleştirici rol üstlenebileceği” ifade ediliyor.

Öte yandan İyi Partililer, “2023 seçimlerinin mutlaka kazanılması gerektiğinin” altını çizerek adayın belirlenmesi sürecinde “seçim gelene dek yapılan kamuoyu araştırmalarının yakından takip edileceğini” vurguluyor.

6’lı masada yer alan DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partilerinin de “Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin ortak adayı olmasına sıcak baktığına” dikkat çekiliyor.

Altı liderin yeniden bir araya geleceği tarih belli oldu

Öte yandan Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde üçüncü kez buluşan altı muhalefet liderinin dördüncü toplantısının tarihi belli olmuştu. GP Lideri Davutoğlu, dördüncü toplantının tarihini sosyal medya hesabından duyurmuştu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bizlere bugün verimli bir toplantıda ev sahipliği yapan Demokrat Parti Genel Başkanı Sn. Gültekin Uysal’a ve değerli liderlere teşekkür ediyorum. Biz de 29 Mayıs tarihinde Gelecek Partisi Genel Merkezimizde liderleri ağırlamaktan onur duyacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Altı siyasi partinin genel başkanları DP Lideri Uysal’ın ev sahipliğinde yapılan üçünü toplantının ardından ortak bir açıklama yayınlamıştı. 6 liderin imzasıyla yapılan ortak yazılı açıklamada şu ifadeler yer almıştı;

“Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3. Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4. Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması, konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene ‘soykırım’ ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.”

Paylaşın