‘Altılı Masa’dan Koalisyon Protokolü Kararı

Altılı masanın gündemindeki protokolün, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini nasıl kullanacağı, fiili parlamenter sistemin nasıl uygulanacağı, cumhurbaşkanı yardımcılıkları, bakanlıklar ve üst kurulların çalışma şekillerine ilişkin ayrıntıların yer alacağı belirtiliyor.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre; Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş ve ortak cumhurbaşkanı adayı belirlemek için altı muhalefet partisinin (CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti) bir araya gelerek oluşturduğu ‘altılı masa’nın son toplantısında liderlerin “koalisyon protokolünün” ayrıntılarını görüştükleri öğrenildi.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde altıncı kez buluşan liderler, temmuz ayında yapılan toplantıdan sonra hazırlıkları yürütülen parlamenter sisteme geçiş sürecinin ilkelerinin belirleneceği “koalisyon protokolü”nü ele aldılar. Görüşmelerde liderler, protokolün partilerinin yetkili organlarında ele alınmasını da kararlaştırdı.

Paylaşın

Karamollaoğlu İstedi, Bildiride ‘Birliktelik’ Vurgusu Yapıldı

6’lı Masa’nın ilk tur görüşmeleri önceki gün tamamlandı. Toplantıya ev sahipliği yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir süre önce yaptığı “Yeni sistemde ittifaklara gerek kalmadı” yönündeki açıklaması nedeniyle ortaya atılan “Masa’da çatlak var” söylentilerini bertaraf etmek için yayınlanacak bildiride özellikle ‘Birliktelik’ vurgusu yapılmasını istedi.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bunun üzerine bildiride, “Siyasi iktidarın ortaklarının ve varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın, tüm siyasi mühendislerin çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güç ile” vurgusu yapıldı.

Açıklamada ayrıca “Bugünden itibaren seçim öncesi, dönemi, sonrası olmak üzere önümüzdeki süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekrar çizmek isteriz” ifadesi yer aldı.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Neler Konuşuldu, Hangi Adımlar Kararlaştırıldı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem etrafında bir araya gelen 6 muhalefet partisi lideri, ilk tur görüşmeleri tamamladı. Kulislere yansıyan bilgilere göre, gündemin ana maddesini, “parlamenter sisteme geçiş süreci”nin planlamasına dönük atılacak adımlar oluşturdu.

Edinilen bilgiye göre liderlerin son biçimini vermesi kararlaştırılan geçiş sürecine dönük ilk olarak cumhurbaşkanının yetki ve yönetim usullerinin düzenlenmesi ve kamuoyuna deklare edilmesi benimsendi.

CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti liderleri, Pazar günü Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun evsahipliğinde bir araya gelerek, birinci tur görüşmeleri tamamladı.

6 siyasi parti ilk kez bir sonraki toplantı tarihini de bildiriyle açıkladı. Liderler Eylül ayı boyunca sahada olacağı için ikinci turun TBMM’nin açılmasının ardından Ekim ayında yapılması kararlaştırıldı.

İkinci turda somut adımlar atılacak

Liderlerin ilk tur görüşmelerinde, güçlendirilmiş parlamenter sistem, seçim güvenliği ve ortak iktidar hedeflerine dönük ilkeler ile yasal ve anayasal altyapının oluşturulmasına dönük adımlar ön plana çıkmıştı.

Edinilen bilgiye göre Pazar günkü toplantıda, ilk toplantının yapıldığı 12 Şubat’tan bu yana yapılan çalışmalar üzerinden geçilirken, bundan sonrasına dönük izlenecek strateji görüşüldü.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, bu çerçevede, ikinci tur görüşmeler, artık alınan kararların somut olarak yaşama geçirileceği bir süreç olacak. Başta ekonomi olmak üzere, siyasi partilerin ortak aday, seçim işbirliği ve iktidara gelinmesi halinde izlenecek politikalara ilişkin programlar kamuoyu ile paylaşılacak.

‘Aday ve ittifak yeni yılda’

Yansıyan bilgilere göre, toplantıda ağırlıklı olarak parlamenter sisteme geçiş sürecinin planlaması konusu ele alındı. Partilerin kendi içlerinde yaptıkları çalışmalara liderlerin son biçimi vermesi kararlaştırılırken, bu çerçevede ilk olarak cumhurbaşkanının yetki ve yönetim usulleri belirlenecek ve kamuoyuna da açıklanacak.

Toplantıya ilişkin BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a bilgi veren bir kaynak, toplantıda somut bir takvim belirlenmemekle birlikte, ilk önce geçiş sürecinin netleşeceğini, daha sonra ise aday ve ittifak konularının ele alınabileceğini ifade etti:

“6’lı masanın baştan beri üç tane temel hedefi var; ortak aday çıkarmak, geçiş sürecini birlikte planlamak ve birlikte yönetmek, anayasa değişikliğini sağlayacak kadar milletvekili çıkarmak.

“Bu ortak hedefler doğrultusunda adımlar atılıyor. Toplantıda asıl konuşulan şey, geçiş sürecinin planlaması. Daha çok buna  zaman ayrıldı. Çünkü biraz bu süreci bizzat liderler götürecek.”

Cumhurbaşkanının yetkilerinin de bu çerçevede konuşulduğunu belirten kaynak, “Yani aday olacak kişi, yetkilerinin ne olduğunu önceden bilecek, buna göre karar verecek” dedi.

“En fazla milletvekilini çıkaracak seçim işbirliği formülü” üzerinde de çalışıldığını belirten kaynak şu bilgilere yer verdi:

“Bu ikili, üçlü ittifaklar olabileceği gibi tek bir ittifak da olabilir. İttifak konusunda esnek modellemeler yapmakta hiçbir sıkıntı yok.  En fazla milletvekili çıkaracak formüller diyoruz ya bunlar çalışılıyor. Aday meselesi ise en son açıklanacak konu olur. Geçiş süreci yıl sonuna kadar tamamlanır. Aday ismi ve ittifaklar ancak seçim sürecinde netleşir, eğer bir baskın seçim olmazsa, ki çok zayıf ihtimal, yılbaşından önce bu konularda netleşme olmaz.”

‘Masaya zarar vermeyelim’

Liderler veya parti yöneticilerinin yaptığı bazı açıklamaların, 6’lı masa aleyhine kullanıldığı ve  “kriz olduğu” izlenimi yaratılmaya çalışıldığı değerlendirmesinin de yapıldığı toplantıda, “masaya zarar verecek söylemlerden kaçınılması” konusunda görüş birliğine varıldı.

Geçen Temmuz ayında DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’la Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasında “ortak deklarasyon” polemiği yaşanmıştı. SP Genel Başkanı Temel Karamollağolu’nun da yeni seçim sistemini işaret ederek, “ittifakların artık eski öneminin kalmadığı” sözleri, 6’lı masada “çatlak” olarak yorumlanmıştı.

Paylaşın

DEVA – İYİ Parti Arasındaki Gerilim…

Gazeteci İsmail Saymaz, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masada bulunan DEVA Partisi ile İYİ Parti arasında yaşanan gerilimden bahsetti. Saymaz, DEVA Partisi’nin masadan kalkmayacağını aktardı.

Gerilimin kaynağının iki partinin de aynı seçmen kesimine seslenmesinden kaynaklandığını belirten Saymaz’ın bugünkü yazısının “DEVA – İyi Parti gerilimi” başlıklı kısmı şöyle:

İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz, geçen hafta Türkiye’de kötü para politikasının miadı olarak DEVA lideri Ali Babacan’ın Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olduğu 2011 yılı ve sonrasını gösterdi. Bu tarihte ortodoks ekonomi politikalarından sapıldığını iddia eden Yılmaz, “Ali Bey’in yapabileceğine inansaydım bugün burada olmazdım” dedi.

Yılmaz’ın eleştirisine DEVA Ekonomi Politikaları Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı’dan yanıt geldi. Çanakçı, “DEVA, testten geçmiş bir kadroya sahip. Akademik olarak değerlendirmiyoruz” dedi.

Tartışma sosyal medyada DEVA ve İyi Partililer arasında sürüyor. Dinecek gibi görünmüyor. Çünkü İyi Parti ve DEVA arasındaki gerilim aynı seçmen kitlesine seslenmelerinden ileri geliyor. İkisi de AK Parti’den uzaklaşan küskünleri hedef kitlesi görüyor. Bu yüzden Akşener ülkücülükten, Babacan muhafazakarlıktan uzaklaşarak, merkez sağda konumlanmak istiyor. Yön aynı olunca hemen her köşe başında karşılaşıyorlar.

Önceki hafta Akşener, Giresun-Ordu ve Samsun’u dolaşırken, Babacan Erzurum’dan başlayarak Artvin dahil altı şehre gitti. Geçen hafta Akşener Niğde-Nevşehir ve Aksaray’dayken, Babacan Yozgat’ta miting yaptı. Kimi DEVA Partililer İyi Parti’nin anketlere müdahale edip oyunu yüksek gösterdiğini ileri sürüyor. Kimileri İyi Parti’nin Kürt sorununu konuşmaktan uzak olduğunu iddia ediyor.

DEVA’nın yakın zamanda tabanında yaptığı araştırmada, yaklaşık yarısının “Kendi başımıza girersek, başarılı oluruz” görüşünü savundu. Ayrılık eğilimi İç Anadolu ve Karadeniz’deki DEVA’lılarda öne çıkıyor. Ancak DEVA yetkilileri Altılı Masa’dan kalkmayacaklarını vurguluyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Hazırlıklar Hızlandı: Erken Seçim Önlemleri Alınacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti liderlerinden oluşan altılı masa, dün itibariyle ilk tur toplantılarını tamamladı. 

Liderler, toplantıda baskın seçim olasılığını tartıştı ve olası bir erken seçim kararı halinde izlenecek yöntemlerin netleştirilmesi konusunda görüş birliğine vardı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre hazırlıkların bir yandan Haziran 2023’e göre şekillendirilmesi diğer yandan olası bir erken seçime de hazırlıklı olunduğunun kamuoyuna gösterilmesi değerlendirildi. Bu kapsamda parti kurmaylarının olası bir erken seçim halinde izlenecek yol haritası konusunda çalışmaları da benimsendi.

Altı partinin ekonomi, göçmen politikası, geçiş dönemi işlemleri konusundaki çalışmaları da sürüyor. Toplantıda bu başlıklarda ortak noktaların netleştirilerek çalışmaların kamuoyuna aktarılması de konuşuldu.

‘İsimler bile hazır’

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre cumhurbaşkanının görevinin sonlanmasıyla binin üzerindeki üst düzey bürokratın da görevi sona eriyor. Altılı masada geçiş dönemi işlemleri kapsamında bu pozisyonlara atanacak isimlerin de netleştirilmesi konuşuluyor. Bu konudaki hazırlıkların büyük oranda tamamlandığı öğrenildi.

Bununla birlikte geçiş dönemi kararnameleri konusunda da hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin ayrı ayrı temasları olabilir

Toplantının ardından altı liderin yola birlikte devam etme kararlılığı yinelendi. Ancak liderler, yeni seçim düzenlemeleri nedeniyle parlamento seçiminde hangi partilerin birlikte hareket edeceğini de konuşuyor. Bu kapsamda liderlerin ayrı ayrı temaslarının olabileceği de ifade edildi.

Seçim simülasyonları üzerinde de çalışmalar sürüyor. Bu konudaki son çalışmaların ardından partilerin pozisyonlarının netleşmesi bekleniyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Ortak Aday Vurgusu!

Altılı masayı oluşturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı (DP) Gültekin Uysal, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, SP Genel Merkezi’nde altıncı kez buluştu.

Haber Merkezi / Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda kararlılık vurgusu yapılarak, “Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı,  hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacaktır” denildi.

Açıklamada altılı masanın ilk toplantısını yaptığı 12 Şubat’a vurgu yapılarak “Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz” denildi. Liderler bir sonraki toplantının 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezi’nde yapılacağı da duyuruldu.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Altıncı Kez Toplandı

İlk olarak 12 Şubat’ta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde buluşan 6 muhalefet partisinin liderleri bugün Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / Liderler buluşması öncesinde; CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’nin sosyal medya hesaplarında “Yarının Türkiyesi için… #HepBirlikteGüzelYarınlara” notuyla bir video yayınladı.

Her ay bir genel başkanın ev sahipliğinde yapılan turun son toplantısı olması dolayısıyla liderin ayrıca bu görüşmelerin nasıl bir takvim ve formatla devam edeceğinin de kararını vermesi bekleniyor.

Saadet Partisi’nin ev sahiplindeki toplantıya ilk olarak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan geldi. İkinci olarak Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, üçüncü olarak ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ardından İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener geldi. SP Lideri Karamollaoğlu, tüm liderleri kapıda karşıladı.

Liderlere altılı masanın altıncı toplantısında ikram edilecek yemekler şu şekilde:

-Düğün Çorbası
-Güveç (Ata Tohumundan elde edilmiş sebzelerle hazırlanmıştır)
-Bulgur Pilavı
Söğüş (Ata Tohumundan elde edilmiş domates ve biber çeşitleri)
-Havuç Tarator / Ezme / Közlenmiş Patlıcan
-Çoban Salata
-Sütlaç / Soğuk Baklava

Toplantıda, bundan sonraki görüşme turları için toplantı formatının belirlenmesinin yanısıra, “geçiş sürecinde cumhurbaşkanının yetkileri ve yönetim usulleri”nin masaya yatırılması planlanıyor.

Karamollaoğlu, toplantı öncesinde, masada yer alan liderleri ziyaret ederek, gündeme ilişkin görüş alışverişinde bulunmuştu.

Edinilen bilgiye göre, ilk tur görüşmelerin son toplantısı yapıldığı için, bundan sonraki görüşme turlarının formatının ele alınması bekleniyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre ikinci tur görüşmelerin, TBMM’nin açılmasından sonra, yani Ekim ayında başlaması ve CHP’nin ev sahipliğinde yapılması üzerinde duruluyor.

Ancak bundan sonraki toplantıların her ay mı, yoksa seçim sürecine de girilmesi nedeniyle, temel konuları görüşmek üzerine gereksinim halinde mi toplanması konusunun bugünkü toplantıda netleşeceği ifade ediliyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da İlk Tur Görüşmeleri Tamamlanıyor: Gündem Geçiş Süreci

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde bir araya gelecek.

İlk olarak 12 Şubat’ta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde buluşan 6 muhalefet partisinin liderleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, ilk tur görüşmelerin son toplantısını yarın gerçekleştirecek.

Saat 14.00’te başlayacak toplantıda, bundan sonraki görüşme turları için toplantı formatının belirlenmesinin yanısıra, “geçiş sürecinde cumhurbaşkanının yetkileri ve yönetim usulleri”nin masaya yatırılması planlanıyor.

Karamollaoğlu, toplantı öncesinde, masada yer alan liderleri ziyaret ederek, gündeme ilişkin görüş alışverişinde bulunmuştu.

Edinilen bilgiye göre, ilk tur görüşmelerin son toplantısı yapıldığı için, bundan sonraki görüşme turlarının formatının ele alınması bekleniyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre ikinci tur görüşmelerin, TBMM’nin açılmasından sonra, yani Ekim ayında başlaması ve CHP’nin ev sahipliğinde yapılması üzerinde duruluyor.

Ancak bundan sonraki toplantıların her ay mı, yoksa seçim sürecine de girilmesi nedeniyle, temel konuları görüşmek üzerine gereksinim halinde mi toplanması konusunun Pazar günkü toplantıda netleşeceği ifade ediliyor.

“Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı gündeme gelmeyecek”

Toplantıda, 6’lı masanın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun gündeme gelmeyeceği, ancak “geçiş döneminde cumhurbaşkanının yetkilerinin ne olacağı ve yönetim usulleri” konusunun ele alınabileceği ifade ediliyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan, Saadet Partisi kaynakları bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geçiş sürecinde cumhurbaşkanının yetkileri, ne şekilde yöneteceği, parlamento ile ilişkilerinin nasıl düzenleneceğine ilişkin usuller, liderler de uygun görürse gündeme gelebilir.

“Bir toplantıda bitecek konular değil bunlar ama belki bu toplantıda buna dair hedefleri ortaya koyup, komisyonları da çalıştırabilirler. Veya partiler kendi içlerinde çalışsın, sonra biz konuşalım da diyebilirler, bunun yöntemini kendileri karar verir.”

Bu konuda, siyasi partilerin kendi içlerinde yaptıkları çalışmalarla ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağı ifade ediliyor.

Baskın seçim ihtimalinin zayıfladığını düşünen muhalefet partilerinin, isim açıklamayı en sona bırakması yüksek ihtimal görülüyor. CHP’de 29 Ekim gibi simgesel tarihler seslendirilse de, bu konuda ortak görüş yok.

Kulislerde, 6’lı masanın bundan sonraki toplantılarında, adayın nitelikleri, nasıl belirleneceği konularının ele alınabileceği, ancak aday isminin seçim takviminin başlamasına kısa süre kala açıklanabileceği ifade ediliyor.

Seçimin en erken Mayıs ayında yapılabileceği bu nedenle de 6’lı masanın ortak adayda anlaşması halinde, ismin de yılbaşından sonraya kalabileceği belirtiliyor.

Pazar günkü toplantıda ayrıca, seçim güvenliği, daha önceki toplantılarda oluşturulan göç komisyonunun çalışmaları, gündeme ilişkin siyasi gelişmelerin ele alınması bekleniyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin Suriye ve İsrail’le ilişkileri normalleştirme adımlarının da masaya gelebilecek konular arasında olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

AK Parti’nin Oy Oranı Yüzde 30’un Altına Düştü

Yöneylem ve ORC’nin son kamuoyu yoklamasında AKP’nin oy oranı yüzde 30’un altında görünüyor. Yöneylem’in yöneticisi Derya Kömürcü, !Cumhur İttifakı’nın oy kaybı çok ciddi boyutlarda, bu hiç üstü örtülebilecek bir şey değil, çok net görünüyor” dedi.

Kamuoyu araştırma şirketlerinden ORC’nin sahibi Mehmet Pöstaki ile Yöneylem Araştırma’nın sahibi Derya Kömürcü, Sözcü’den Ruhat Mengi’ye son araştırma sonuçlarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.

Yöneylem

Yöneylem Araştırma’nın 28 Temmuz-1 Ağustos tarihleri arasında 27 ilde 2 bin 400 kişiyle gerçekleştirdiği son anketinde partilerin oy dağılımı şöyle:

  • AKP: Yüzde 23,6
  • CHP: Yüzde 23,5
  • İYİ Parti: Yüzde 11,9
  • HDP: Yüzde 7,2
  • MHP: Yüzde 4,8
  • Zafer Partisi: Yüzde 2
  • DEVA: Yüzde 1,8
  • Yeniden Refah Partisi: Yüzde 1,8
  • Türkiye İşçi Partisi: Yüzde 0,8
  • Gelecek Partisi: Yüzde 0,5

Kömürcü, “Cumhurbaşkanı Erdoğan aday olursa oy verir misiniz” diye soruyoruz. “Kesinlikle oy veririm” diyenler yüzde 30.7. “Erdoğan’a asla oy vermem” diyenler yüzde 60″ dedi.

Partilerin oy oranları ile ilgili de bilgi veren Kömürcü şunları söyledi:

“Bizim anketimizde kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtıldıktan sonra CHP’nin rakamı 29.4, AKP 29.6, yani ikisinin arasında binde 2’lik yani araştırmanın hata payının çok altında binde 2’lik bir fark var, İYİ Parti ise 14.9.

AKP 24 Haziran 2018 son seçimdeki oy oranının 12 puan altında ölçülüyor bugün, bu çok ciddi bir oy kaybı demektir. MHP’nin de seçimdeki oyunun 5 puan altında olduğunu görüyoruz, yani Cumhur İttifakı’nın oy kaybı çok ciddi boyutlarda, bu hiç üstü örtülebilecek bir şey değil, çok net görünüyor.

Son seçimde AKP’ye oy verdim” diyen 100 seçmenden 6-7’si bugün “CHP’ye oy vereceğim” diyor, 5’i “İyi Parti’ye oy vereceğim” diyor, dolayısıyla muhalefete geçiyor bu insanlar.”

ORC

ORC Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü Pösteki ise “Toplumda 6’lı Masa’ya güven Mayıs’ta 45.7, Haziran’da 50.6 Temmuz’da 54.9, bugün ise yüzde 57 oranına ulaştı.” ifadeleriyle yeni bir veriyi ilk kez paylaştı.

ORC Araştırma Şirketi’nin Temmuz 2022 anketinde partilerin oy dağılımı şöyle:

  • AKP: Yüzde 27,1
  • CHP: Yüzde 24
  • İYİ Parti: Yüzde 22,1
  • HDP: Yüzde 7,6
  • MHP: Yüzde 7
  • DEVA: Yüzde 2,2
  • Gelecek Partisi: Yüzde 2

Pösteki’nin değerlendirmeleri de şöyle: “İktidar partisinin 2018 genel seçimlerinde almış olduğu 42.6’lık bir oy var, bugün baktığımızda bu oy sadece bizim araştırmalarımızda değil birçok araştırma kuruluşunda yüzde 27-28 bandına gerilemiş durumda, kayıp yaklaşık 15 puan.

Yine iktidar ortağı MHP’ye baktığımızda 2018 seçimlerinde yüzde 11.1 oy almışlar, bugün yüzde 7’lik baraj sınırı etrafında olduklarını görmekteyiz, ciddi bir sorun yaşamaktalar. Cumhur İttifakı olarak değerlendirdiğimizde ise 2018’de oy oranı 53.7 olan Cumhur İttifakı’nın şu an 33.9’a gerilediğini görüyoruz, bunun da yaklaşık 20 puan olduğunu tespit ettik. Millet İttifakı’ndaki 2 parti 2018’de yüzde 33.9 almış, bugün baktığımızda 46.5 seviyesine çıkmış.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Meral Akşener: Ekonominin Patronu Güvendir

Partisinin “Ekonominin Kurtuluş Planı” toplantısında konuşan İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Ekonominin patronu güvendir. Bizim söylediğimiz şey, gerçekçi, hukukun üstünlüğüne dayanan, liyakat, şeffaflık, kayırılmanın, israfın olamadığı ilkelerin, kuralların, kurumların ilan edildiği ve herkesin ona uyduğu bir Türkiye. Bunun yolu da öncelikle bu ucube sistemden kurtulmaktır.” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasında, Türkiye’nin yıllar içinde değişen Suriye politikasını eleştirerek, “Bu savrulmaların, bu tuhaf psikolojinin ve bu tuhaf yönetim anlayışının nedeni Cumhurbaşkanlığı sistemidir” ifadel4erini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’da bir otelde düzenlenen ‘Ekonomide Kurtuluş Planı’ programında konuştu. Akşener’in konuşması şöyle;

“İYİ Parti kurulmamış olsaydı, bugün neyi konuşuyor olacaktık?. Bugün burada ekonomik programı ve diğer muhalefet partilerinin de açıkladığı ekonomik programları konuşmak için bir araya geldiysek, bunlar artık yapılabiliyorsa, bir umut bir heyecan varsa, ‘biz yapabiliriz-olabilir’ diyorsak, bunun birinci kilometre taşı İYİ Parti’nin kuruluşudur. Eğer bunu görmezden gelip bir bakış açısı ortaya konulursa, bu İYİ Parti’nin o dönemdeki çok acı çekmiş, büyük irade göstermiş mensuplarına, arkadaşlarımıza çok büyük bir haksızlık olur.

İYİ Parti’nin çok büyük bir zorluğun içerisinden direnerek var olduğunu; bu yüzden başka dirençlere saygı duyan, o dirençli insanların yanında duran, kıskançlığı hiç olmayan, rekabeti iş birliği içinde rekabet şeklinde anlayan siyasi bir parti.

Bu yanımız doğru anlaşılabilirse Türkiye’nin geleceğinde neyi hayal ettiğimizi, neler düşündüğümüzü ve bu pis dili ülkemize getiren bu ucube sistemden, yani partili cumhurbaşkanlığı sisteminden kurtulmamızın; demokrasiyle, sandıkta ve seçimle kurtulmamızın yolunu açar, umudunu canlı tutar ve ‘biz yapabiliriz’ diyebiliriz.

Birinci önceliğimiz farklılıklarımızdan ziyade müştereklerimizin üzerinden hem feyz alıp hem onu enerjiye çevirip hem de farklılıklarımıza saygı duyarak, yol yürüyebilmeyi sağlayabilmek. Burada en önemli aktör elbet İYİ Parti’nin kuruluşudur, o eylemdir. Muhalefette ya da iktidarda bütün siyasi partiler ve onların seçmenleri çok kıymetlidir. Orada bir sorunumuz yok ama İYİ Parti kurulmamış olsaydı bugün muhalefet kavramı içerisinde biz neyi konuşuyor olacaktık? Bu hakkın, bu hukukun, bu saygının İYİ Partililere gösterilmesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye’de sürekli yün yumağı atılan, çok pis bir dil var. Muhalefete atılıyor bir yün yumağı. Aynı kediler gibi takılınıyor o işe. Çık çıkabilirseniz. O yün yumaklarının sayısını azaltan, o yün yumaklarına muhalefetin takılmasının önüne geçen tavrı da koyan İYİ Parti’dir. Yani ne demek istiyorum? Arkadaşlarımızla birlikte 2 buçuk yılda Türkiye’nin tüm şehirlerini ve 900’ün üstünde ilçesini tek tek gezdik. Çok ilginç bir yolculuktu. Bazılarınız bizimle seyahat ettiler. En başı ile en sonu arasındaki değişikliği, evrilmeyi özellikle basından beraber yolculuk yaptığımız arkadaşlarımız şahit oldular.

“Seçmenin aldığı tutumu tartışamazsınız”

Buradaki amacımız seçmen velinimet olsun. Çok uzun bir zamandır seçmenlerin sahipleri var. Adınıza ahkam kesiyorlar. Böyle bir şey olamaz. Halbuki seçmen velinimettir. Seçmen siyasetçileri kendi dertlerinin çözümleri üzerinden rekabet ettirir ve karar verir. Seçmenin aldığı tutumu tartışamazsınız. Hür irade ile atılmış oyun sonucunu tartışamazsınız. ‘Niye beni seçmedin kardeşim’ diyemezsiniz. Seçmen karar verir ve der ki; ‘Siz iktidar olacaksınız ve bizi yöneteceksiniz.’ Bizim gibi muhalefette olanlara da derki; ‘Sizin zamanınız var bizim avukatımız olacaksınız.’ Siyaset yıllarca bu anlayış üzerinden gitti ama sonra birden taş devrindeymişiz gibi düşmanların olduğu hatta bazen dinozorların olduğu, herkesin birbirine bu nedir diye baktığı, ipin ucunun kaçıp çok ilginç bir şekilde seçmenin suçlandığı bir dile evrildi.

Esnaf ziyaretleri sırasında basın mensuplarının dükkanlardan çıkması ardından en aklı başında sorun tarifleri ile çözüm önerilerini AK Parti’ye oy verenlerden adlık. Burada asıl mesele şu; biz öğrenmeye devam ettik. Mesela 5 emekli maaşı olduğundan haberim yoktu. 1500 lira emekli maaşı varmış. 1650 liralık emekli maaşı varmış. 1800 liralık varmış. 1900 lira ve 2200. Farklı farklı emeli maaşı. Onlardan öğrendik. O dükkanların içerisindeki müşterilerin dertlerini dinledik ve biz öğrendik. Öğrendikçe üretmeye başladık. Biz ürettikçe dikkat çekmeye başladı.

Dükkan sahiplerinin bir süre sonra basın mensuplarına ‘Çek kardeşim durumumuz bu’ demeye başladı. Artık o korku duvarı yıkıldı. Bu 2 buçuk yılın sonunda insanlarda korku duvarı yıkıldı. Çok ilginç hikayelerle karşılaştık. Bunları paylaştık, çözümlerini ürettik.

Birazdan Sayın Bilge Yılmaz başkanımın ve ekibinin hazırladığı, size sunacakları programın çıkış noktası budur. Sokağın, insanların dertlerinin çaresinin, çözümlerinin üretildiği bir program bu. Dolayısıyla gerçekten beslenen bir programdır. Biz bir şey daha yaptık bu arada. Esnaf gezdikten sonra bir şeyi fark ettik ki, ıskalamışız. Şehirlere yeniden gitmeye başladık ve şehrin o iş insanlarıyla toplantı zinciri yaptık. O toplantılarda da başka şeyler öğrendik. Yakında profesör doktor Meral Akşener olacağım haberiniz olsun. İnanılmaz şeyler öğrendik.

Atatürk’ün ekonomiye, iktisada ve insana dair vizyonunu takipçisi olamaya gayret gösteren bir siyasi parti olduk. Ne demek istiyorum? Bireysel kalkınma değil bu dediğim. Bireyin kalkınma meselesini yıllar evvel ortaya koyan rahmetli Atatürk’tür. O yıllarda birey diye bir kavram yok. O yıllarda henüz sanayi devriminin sonuçlarının oluşturduğu değer setleri ‘Ver talimatı al tekmili’ şeklinde. Müşteri denilen kavram odakta değil. Habire savaş olmuş. İnsanlar hayatta kalmaya çalışıyor ama o günün şartlarında Anadolu’dan bir siyasi lider çıkıyor, bireyin kalkınmasına dair bir vizyon ortaya koyuyor. Mesela inovasyon diye bir kavram yok o yıllarda. Onu da anmadan geçemeyeceğim. Erol Güngör hocamız, inovasyonun adını söylemiyor ama inovasyona dair ne varsa tarif olarak yapıyor. Atatürk ve sonraki vizyonu takip edenlere baktığınız zaman gerçekten yüzyılların ilerisinde bir durum. Bugün nedir durum? Bugün çok komik bir durumdayız. Partili cumhurbaşkanlığı yani şu bardağım nereye konulacağına dair kağıdı imzalamak durumunda, her şey bir kişide. Bir kişinin her şeye karar verdiği bir ülkede ne demokrasi ne hukukun üstünlüğü ne adalet söz konusu olur. Ne de dış politikada rasyonel, gerçekçi, çıkara dayalı, karşılıklı ülkeler arası saygıya dayalı bir ilişkiler biçimi olur.

“Böyle bir dış politika olamaz”

Çok şaşırıyorum biliyor musunuz? ‘Beni seviyor’ diyorlar. Çok ilginç. İnsanlar dış politikada birbirlerine ‘Beni seviyor’, ‘Değerli dostum’, ‘Kadim dostum’… Ya arkadaş bu nasıl bir psikolojidir, bu nasıl bir şuur altıdır? Sürekli sevgi talep eden bir psikoloji ile karşı karşıyayız. Dış politikada saygı tamamdır, bireysel ilişkilerde sevgi de olsun anladım da ‘Beni seviyor mu’ diyor. Böyle bir dış politika olamaz.

23 trilyon dolarlık bir çerçevede yaşıyoruz. 7 trilyon dolar ilk sınırlar. Avrupa’yı da kattığınız zaman 23 trilyon dolar. Biz niçin kavga ediyoruz?”. Niçin o kavgaların sonunda çırak çıkıyoruz? Niçin o kavgaların sonunda Türkiye her seferinde zarara uğruyor? Yani Suriye mevzusunda bugün Suriyeli sorunu olan bir ülke halindesiniz ve bu sorunun sebebi olan hakkında kimse bir şey konuşmuyor. Özne Suriyeliler. Beşar Esad niçin oldu Esed? Şimdi ne zaman olacak Beşar? Bu savrulmaların, bu tuhaf psikolojinin ve bu tuhaf yönetim anlayışının, bu içinde yaşadığımız partili cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği sonuçlar bunlar. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin talebi ise ‘Beni seviyor mu?’ zihniyetinden kaynaklanan, ‘Ben her şeyim’ denilen, Allah’ın vasıfları, sıfatları söylendiği zaman haşa demeyen o psikolojinin sonucudur.”

Paylaşın