Temmuz “En Sıcak Ay” Oldu: Korkunç Sonuçları Olacak

Temmuz 2023 küresel bazda “en sıcak ay” olarak kayıtlara geçerken, Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktör Yardımcısı Samantha Burgess, bu durumun “gezegen için korkunç sonuçları olacağına” dikkat çekti.

Avrupa Birliği’ne bağlı Copernicus İklim Değişikliği Servisi, Temmuz 2023’ün ölçümlerin yapılmaya başladığı dönemden bu yana “en sıcak ay” olarak kayıtlara geçtiğini duyurdu. Küresel ortalama sıcaklık sanayi öncesi dönemindeki seviyenin 1,5 santigrad derece üzerine çıkmış oldu.

Copernicus’tan Salı günü yapılan açıklamada, geçen ay ortalama yüzey hava sıcaklığının 0,33 santigrad derece artarak, 2019 Temmuz’undaki 16,63 dereceyi geride bıraktığı belirtildi. Temmuz’da sıcaklık 1991 ve 2020 yılları arasındaki ortalama küresel sıcaklığın 0,72 santigrad derece üzerindeydi.

Copernicus ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Temmuz ayında yaptıkları açıklamada, bu yıl sıcaklık rekoru kırılma ihtimalinin yüksek olduğunu duyurmuştu. Verilere göre 2023’te son yılların ortalamasının 0,43 santigrad derece üzerine çıkıldı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktör Yardımcısı Samantha Burgess, bu durumun “gezegen için korkunç sonuçları olacağına” dikkat çekti. Burgess giderek daha sık aşırı hava olaylarının yaşandığını belirterek, sera gazı emisyonlarının azaltılması gerektiğini ifade etti.

Copernicus’un verilerine göre Temmuz ayında Kuzey Avrupa’nın büyük bölümü ile Karadeniz, Ukrayna ve Rusya’nın kuzeybatısında şimdiye dek olduğundan daha fazla yağış kaydedildiği belirtildi. İtalya ve Güneydoğu Avrupa’da ise kuraklık yaşandı. Şu an kışın yaşandığı Güney Kutbu’nda deniz buzulları uydu gözlemlerinin yapılmaya başladığı dönemden bu yana en düşük seviyesinde ölçüldü.

Paylaşın

Okyanuslardaki Su Sıcaklığı Kayda Geçen En Yüksek Düzeyde

Dünya’nın oksijeninin yarısını üreten ve düzenli hava hareketlerini oluşturan iklim değişikliğinin etkisiyle ısınan okyanuslarda su sıcaklığı şu ana kadar kayda geçen en yüksek düzeyine çıktı.

Bilim insanları, okyanusların şu sıralarda neden bu kadar ısındığını inceliyor fakat kesin olarak söyledikleri şey şu: İklim değişikliği, okyanusların, küresel ısınmaya sebep olan sera gazlarından giderek artan miktarda emerek ısınmasına yol açıyor.

Dr Burgess “Ne kadar çok fosil yakıt kullanırsak, okyanuslar o kadar daha fazla ısıyı emecektir. Bu da istikrarın sağlanması ve ısının düşürülmesinin çok daha uzun zaman alacağı anlamına geliyor.

Sulardaki ısının bu kadar yükselmesi gezegenin sağlığı açısından çok vahim sonuçlara yol açıyor. Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğini izleyen kuruluşu Copernicus, bu hafta günlük ortalama deniz yüzeyi sıcaklığının 2016 yılının aynı dönemindeki son rekoru aştığını duyurdu.

Deniz yüzeyi sıcaklığı, yılın bu döneminin ortalamasının çok üzerinde 20,96 dereceye kadar çıktı. İklim dengesi açısından hayati öneme sahip olan okyanuslar, sıcaklığı emiyor, Dünya’nın oksijeninin yarısını üretiyor ve düzenli hava hareketlerini oluşturuyorlar.

Suların, ısındıkça, karbondioksit emme kapasitesi azalıyor. Bu da gezegenin ısınmasına yol açan atmosferdeki gazların miktarının daha fazla olması demek. Suların ısısının artması aynı zamanda buzulların eriyerek okyanuslara karışması ve deniz seviyelerinin yükselmesini de hızlandırabilir.

Isınan okyanuslar ve sıcak hava dalgaları deniz canlıları, örneğin balıklar ve balinalar gibi türlerin soğuk su arayışıyla göçmesine, bu da beslenme zincirinin bozulmasına yol açıyor. Uzmanlar bu nedenle sulardaki balık sayısının azalabileceği uyarısında bulunuyor. Suların ısınmasının bir başka sonucu da köpek balıkları gibi türlerin değişimden huzursuz olarak saldırganlaşması.

Meksika Körfezi’ndeki Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nde okyanusların ısınmasını gözlemleyen uzmanlardan Dr Kathryn Lesneski “Okyanusun suyu, içine girdiğinizde banyo suyu gibi. Şu anda Florida açıklarındaki mercan kayalıklarında yaygın beyazlaşma görülüyor ve birçok mercan resifi öldü bile” diyor.

İngiltere’de Plymouth Deniz Laboratuvarı’ndan Dr Matt Frost kirlenme ve aşırı avlanmaya da işaret ederek “Okyanuslar üzerinde oluşturduığumuz baskı tarihin en yüksek düzeyinde” diyor. Bilim insanları ayrıca okyanus sıcaklığı rekorunun zamanlamasını da kaygı verici buluyor.

AB’nin Copernicus İklim Değilikliği kuruluşundan Dr Samantha Burgess, okyanusların en sıcak olduğu ayın Ağustos değil Mart olması gerektiğini söylüyor. “Bu rekorun Ağustos’da kırılmış olması, suların önümüzdeki Mart ayında ne kadar daha ısınacağı konusunda beni endişelendiriyor” diye sürdürüyor.

Yukarıdaki grafikte şu anda okyanus sıcaklıklarının yılın bu dönemindeki ortalamalarından ne kadar yüksek olduğu görülebiliyor. Kırmızı çizgi 2023’ü temsil ediyor.

İklim değişikliğinin İskoçya kıyılarındaki etkilerini gözlemleyen İskoç Deniz Bilimleri Birliği’nden Profesör Mike Burrows “Bu değişimin ne kadar hızlı yaşandığını görmek korkutucu” diyor.

Bilim insanları, okyanusların şu sıralarda neden bu kadar ısındığını inceliyor fakat kesin olarak söyledikleri şey şu: İklim değişikliği, okyanusların, küresel ısınmaya sebep olan sera gazlarından giderek artan miktarda emerek ısınmasına yol açıyor.

Dr Burgess “Ne kadar çok fosil yakıt kullanırsak, okyanuslar o kadar daha fazla ısıyı emecektir. Bu da istikrarın sağlanması ve ısının düşürülmesinin çok daha uzun zaman alacağı anlamına geliyor.

Geçen hafta kırılan deniz sıcaklığı rekoru, son olarak 2016’da Mart ayında aşılmıştı. Üstelik sıcak hava hareketi El Niño’nun en güçlü olduğu günlerde. El Niño, sıcak suların Güney Amerika’nın Batı sahillerinde yüzeye çıkarak küresel sıcaklıkların yükselmesine yol açan doğal bir iklim hareketi.

Şu an da yeni bir El Niño’nun başlangıcındayız. Fakat bilim insanları henüz çok kuvvetli olmadığını söylüyorlar. Bu da önümüzdeki aylarda El Niño kuvvetlendikçe okyanus ısısının, ortalamanın daha da üzerine çıkabileceğine işaret ediyor.

Bu yıl okyanus ısısı ortalaması rekoru kırılmadan önce İngiltere, Atlas Okyanusu’nun kuzeyi, Akdeniz ve Meksika Körfezi’nde bir dizi deniz ısınması dalgası yaşandı. Profesör Burgess “Yaşanan deniz sıcaklığı dalgaları, beklemediğimiz, sıradışı yerlerde yaşandı” diyor.

Birleşik Krallık sularında Meteoroloji Dairesi ve Avrupa Uzay Kurumu verilerine göre bu Haziran ayında su sıcaklığı ortalamanın 3 ile 5 derece üzerindeydi.

Florida’da deniz yüzeyi ısısı geçen hafta 38,44C’ye, bir sıcak su banyosu ile kıyaslanabilecek bir düzeye ulaştı. Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Olayları kurumuna göre, normal olarak burada suyun sıcaklığının bu mevsimde 23C ile 31C arasında olması gerekiyor.

Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin verilerine göre deniz sıcaklığı dalgalarının sıklığı 1982 ile 2016 yılları arasında iki mislime çıktı ve bu dalgaların yoğunluğu ve süresi de 1980’den bu yana arttı. Son yıllarda hava sıcaklıkları dramatik artışlar gösterdi ama suların ısınması daha uzun sürüyordu. Şimdi okyanus sıcaklığındaki artışın da hızlandığına dair belirtiler var.

Bir teoriye göre de okyanusların derinliklerinde depolanmış büyük miktarlarda sıcaklık belki de El Niño ile bağlantılı olarak su yüzüne çıkıyor olabilir. Bilim insanları deniz yüzeyinin sıcaklığının, sera gazları nedeniyle artmaya devam edeceğini biliyorlardı ama yine de bu sıcaklığın neden bu yıl geçen yılların çok üzerinde çıktığını araştırmayı sürdürüyorlar.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Dünya Nüfusunun Yüzde 81’i İklim Değişikliğinden Etkilendi

İklim değişikliği günlük ortalama sıcaklıkları önemli ölçüde artırırken 6,5 milyardan fazla kişi ya da dünya nüfusunun yüzde 81’i, bu durumdan etkilendi. İklim Değişimi Endeksi adlı bir ölçüm aracı geliştirildi.

Bu araç, Avrupa ve ABD hava tahminlerini, gözlemlerini ve bilgisayar simülasyonlarını kullanarak iklim değişikliğinin, dünyadaki sıcaklıklar üzerindeki etkisini gerçek zamanlı hesaplıyor.

İklim değişikliğinin etkisini ölçmek için bilim insanları, kaydedilen sıcaklıkları, iklim değişikliğinden kaynaklanan ısınmanın olmadığı daha soğuk olan simüle edilmiş bir dünyayla karşılaştırıyor. Bu simülasyon 1,2 Santigrat derece daha soğuk.

İnsan kaynaklı küresel ısınma Temmuz ayını dünya yüzünde 5 kişiden 4’ünü etkileyecek kadar sıcak hale getirdi. Yeni bir araştırmaya göre 2 milyardan fazla kişi iklim değişikliğinin tetiklediği ısınmayı günlük olarak hissediyor.

Kar amacı gütmeyen İklim Merkezi’nin yayımladığı yeni bir rapora göre, iklim değişikliği günlük ortalama sıcaklıkları önemli ölçüde artırırken 6,5 milyardan fazla kişi ya da dünya nüfusunun yüzde 81’i, bu durumdan etkilendi.

İklim Merkezi Başkan Yardımcısı Andrew Pershing, “İklim değişikliğini gerçekten neredeyse her yerde hissediyoruz” dedi.

Araştırmacılar Temmuz ayında 4 bin 711 kentin 4 bin 19’unda iklim değişikliği izlerine rastladı. Diğer uzmanlar da Temmuz ayının kayıtlara geçen en sıcak ay olduğu görüşünde.

ABD’de 244 milyondan fazla kişi iklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı sıcakları hissetti. ABD’de en az 244 milyon kişi Temmuz ayında iklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı sıcakları hissetti. ABD’de iklim değişikliğinden en çok etkilenen yer ise Florida eyaleti.

Çalışmaya göre tropik kuşakta yaşayan 2 milyar kişi için Temmuz ayının her gününün, eski Temmuz aylarına oranla daha sıcak olma ihtimali üç kat arttı. Buna Suudi Arabistan’daki Mekke ve Honduras’taki San Pedro Hula gibi milyonlarca kişilik nüfusu olan kentler de dahil.

İklim değişikliği etkisinin en yoğun hissedildiği gün 10 Temmuz’du. Rapora göre 10 Temmuz’da 3,5 milyar kişi küresel ısınmadan kaynaklanan aşırı sıcakları hissetti. Bu Maine Üniversitesi’ne göre küresel düzeyde en sıcak gün olan, 7 Temmuz’dan farklı.

Çalışma hakem incelemesinden henüz geçmedi çünkü Temmuz ayı daha yeni sona erdi. Ancak çalışma diğer grupların da kullandığı hakem incelemesinden geçen iklim parmakizi metotlarını kullandı. Bu nedenle Ulusal Bilimler Akademisi tarafından geçerli kabul ediliyor. Associated Press haber ajansına konuşan iki iklim uzmanı da araştırmanın güvenilir olduğu görüşünü doğruladı.

İklim Merkezi bir yıldan uzun süre önce, İklim Değişimi Endeksi adlı bir ölçüm aracı geliştirdi. Bu araç, Avrupa ve ABD hava tahminlerini, gözlemlerini ve bilgisayar simülasyonlarını kullanarak iklim değişikliğinin, dünyadaki sıcaklıklar üzerindeki etkisini gerçek zamanlı hesaplıyor.

İklim değişikliğinin etkisini ölçmek için bilim adamları, kaydedilen sıcaklıkları, iklim değişikliğinden kaynaklanan ısınmanın olmadığı daha soğuk olan simüle edilmiş bir dünyayla karşılaştırıyor. Bu simülasyon 1,2 Santigrat derece daha soğuk.

Princeton Üniversitesi’nden iklim bilimci Gabriel Vecchi, “Şimdiye kadar hepimiz sıcak hava dalgalarının küresel ısınmadan kaynaklanıyor olduğunu biliyorduk. Ancak maalesef bu ay bu çalışmanın da gösterdiği gibi gezegendeki insanların büyük çoğunluğu, küresel ısınmanın ‘aşırı sıcaklık etkisini’ hissetti” dedi.

ABD’de 22 şehir iklim değişikliğinin aşırı ısınmayı üç kat arttırmasının muhtemel olduğu en az 20 gün geçirdi. Bu şehirler Miami, Houston, Phoenix, Tampa, Las Vegas ve Austin.

ABD’de Temmuz ayında iklim değişikliğinden en çok etkilenen kent ise Florida’daki Cape Coral oldu. Fosil yakıt tüketimi Temmuz ayı sıcaklık artışını 4,6 kat daha mümkün kıldı. Temmuz boyunca 31 günün 29’unda iklim değişikliğinin önemli izlerine rastlandı.

ABD’nin kuzeyinde Temmuz ayında daha az iklim değişikliği etkisi görüldü. Araştırmacılar Kuzey Dakota, Güney Dakota, Wyoming, kuzey California, New York’un kuzeyi, Ohio, Michigan, Minnesota ve Wisconsin’de iklim değişikliğinin önemli etkilerine daha az rastladı.

İklim Merkezi Başkan Yardımcısı Pershing, ABD’nin güneybatısı, Akdeniz ve Çin’deki sıcaklık dalgalarının, iklim değişikliğini inceleyen uluslararası girişim World Weather Attribution tarafından özel bir incelemeye tabi tutulduğunu, ancak Karayipler ve Orta Doğu gibi yerlerin çok büyük iklim değişikliği sinyalleri alınmasına rağmen dikkat çekmediğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Çevre Örgütü Germanwatch: 2023 Yılı Yenilenebilir Kaynakları Tükendi

Kaynak kullanımının bu yoğunlukta devam etmesi halinde ise 2030 yılında iki gezegene ihtiyaç olacağını belirten, çevre örgütü Germanwatch, dünyanın bu yıl için yenilenebilir kaynaklarının Çarşamba günü itibarıyla halihazırda tüketilmiş olacağını duyurdu.

Aşırı kaynak tüketimine ve ekolojik ayak izine ilişkin ülkeler arasında ise önemli farklar göze çarpıyor. Yeryüzünde bütün insanlar ABD’deki yaşam biçimini benimsemiş olsaydı 5,1 yerküreye ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor.

Germanwatch, ulaşım emisyonları ve aşırı arazi kullanımına yönelik olarak bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

Çevre örgütü Germanwatch, dünyanın bu yıl için yenilenebilir kaynaklarının Çarşamba günü itibarıyla halihazırda tüketilmiş olacağını duyurdu. Bonn merkezli örgütün Küresel Ayak İzi Ağı’nın (GFN) güncel araştırmasının sonuçlarına dayanarak yaptığı açıklamaya göre, insanlık, dünyanın 1,7 katı büyüklüğünde bir gezegene sahipmişçesine yaşıyor. Kaynak kullanımının bu yoğunlukta devam etmesi halinde ise 2030 yılında iki gezegene ihtiyaç olacak.

Germanwatch’ın siyasi direktörü Christoph Bals, 50 yılı aşkın süredir yeryüzünün doğal kaynaklarının kesintisiz her yıl aşırı kullanımının söz konusu olduğunu ifade etti. Bals, “Yine de bu aşırı kullanımda son birkaç yıldır artış olmaması, hatta bu yıl hafif bir gerileme görülmesi sevindirici” diye konuştu.

Aşırı kaynak tüketimine ve ekolojik ayak izine ilişkin ülkeler arasında ise önemli farklar göze çarpıyor. Yeryüzünde bütün insanlar ABD’deki yaşam biçimini benimsemiş olsaydı 5,1 yerküreye ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. Aynı şekilde Çin’deki yaşam tarzının 2,4 yerküre, Almanya’dakinin ise 3 yerküre anlamına geleceği kaydediliyor.

Bu yıl için kaynak kapasitesinin halihazırda Mayıs ayında aşıldığı Almanya’da yerkürede aşırı yüklenmeye neden olan faktörlerin başında ulaşım, elektrik ve endüstriyel tarımın neden olduğu yüksek karbon emisyonunun geldiği belirtildi. Germanwatch, ulaşım emisyonları ve aşırı arazi kullanımına yönelik olarak bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

Tren iklim dostu, ancak bütçe dostu değil

Örgütün atıfta bulunduğu çalışmaya göre, uçak iklime en çok zarar veren ulaşım aracıyken trenle seyahat etmek uçmaya göre 28 kata kadar daha fazla iklim dostu. Ancak genellikle uçak bileti fiyatlarını iki katını bulan tren bileti fiyatları, iklim dostu olduğu kadar bütçe dostu değil.

Germanwatch iklim dostu ulaşım sorumlusu Jacob Rohm, “hava trafiği için öngörülen adaletsiz vergi muafiyetlerinin federal bütçeye yıllık 4 milyar euro katkı sağlayacağını” hatırlatarak, bununla da “Avrupa’daki demiryolu ağının ve tren hizmetlerinin önemli ölçüde genişletilebileceğini” savunuyor.

Germanwatch ayrıca, Avrupa’nın soya gibi hayvan yemi hammaddelerine ya da biyoyakıtlara olan talebinin dünya çapında ormansızlaşmanın belirleyici nedenleri olduğunu vurguluyor. Örgütün tarım politikaları sorumlusu Katharina Brandt, Almanya’nın ithalatının her yıl 43 bin hektar tropikal ormanın yok olmasında payı olduğunu belirtiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ağustos Ayı İçin “Sıcak Hava Dalgaları” Uyarısı

WMO uzmanlarından John Nairn, iklim değişikliğinin gittikçe daha sık görüleceğini ve mevsimlere yayılacağını belirterek, sıcak hava dalgalarının Ağustos ayı boyunca dünyanın büyük kısmında etkili olmaya devam edeceğini söyledi.

John Nairn, “Küresel sıcaklıkların arttığını, bunun da sıcak hava dalgalarının yoğunluğunun ve sıklığının artmasına katkı sağladığını görüyoruz” diye konuştu.

Nair, “Fosil yakıtları devre dışı bırakırsak bu yaşadıklarımızın enbüyük nedenlerinden birini azaltacağımıza dair çok güçlü delliler var” dedi. Nair, “Hemen işleri tersine çeviremeyiz ama kesinlikle harekete geçebiliriz” ifadelerini kullandı.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bu hafta başında Kuzey Amerika, Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de sıcaklıkların hafta boyunca birçok gün 40 santigrat derecenin üstüne çıkmasının beklendiğini belirtmişti.

27 üyeli Avrupa Birliği’nin de aralarında olduğu bazı ülkeler, iklim değişikliğine neden olan fosil yakıt tüketiminin zaman içinde terk edilmesi konusunda tüm ülkelerin BM iklim müzakerelerinde hemfikir olmasını umuyor.

Aşırı hava sıcaklıkları milyonlarca Amerikalı’nın hayatını da olumsuz etkiledi. Güney California sıcaklardan en fazla etkilenen yerlerden.

ABD California sıcaklarla boğuşuyor

California’da dün aşırı sıcaklar nedeniyle klima kullanımı enerji sıkıntısına neden olmuştu. California’da 32 milyon tüketiciye hizmet veren enerji ağı operatörü ISO bugün talebi karşılamaya yetecek kadar rezervinin olduğunu açıkladı.

ISO 2020 yılının Ağustos ayında birkaç gün boyunca dönüşümlü olarak elektrikleri kesmiş ve 800 bin kadar ev ve işyeri bu durumdan etkilenmişti.

Meteorologlar California’nın en büyük kenti Los Angeles’ta sıcaklıkların 21-25 Temmuz arasında her gün en az 32,8 santigrat dereceye çıkmasını bekliyor. Bu da mevsim normallerinin oldukça üzerinde.

Yangınlar Atina’nın batısında 5 gündür devam ediyor

Avrupa’nın güneyi de turizm mevsiminin zirve yaptığı dönemde rekor hava sıcaklıklarıyla karşı karşıya. Bu da sağlık sorunları ve ölüm riskini arttırıyor.

Yunanistan, Atina’nın batısında 5 gündür devam eden yangınları söndürmek için hala çalışıyor. Ülke bugünden itibaren yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girecek.

Pazartesi günü Atina çevresinde yayılan yangına müdahale eden itfaiye ekipleri havadan destek alıyor. Kıbrıs, Fransa, İsrail ve İtalya da bölgeye ekipler gönderdi.

Yangın 100’den fazla evin ve işyerinin büyük hasar almasına neden oldu. Hükümet bugün yangından etkilenen aileler için mali yardım ve kira desteği açıkladı.

Rodos adasındaki ormanlarda ve Yunanistan’ın güneyindeki Lakonya bölgesinde çıkan yangınlar bugün söndürüldü.

Uzmanlar gelecek günlerde hızla geniş alanları etkileyebilecek yeni yangınlar konusunda halkı uyardı.

Cumartesi ve Pazar günleri ülkede sıcaklıkların 45 santigrat dereceyi bulması bekleniyor. Kültür Bakanlığı tüm tarihi binaların öğlen 12 ile akşamüstü 17.30 arası kapalı kalacağını açıkladı.

Çin’de iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze

İklim olaylarıyla boğuşan bir diğer ülkeyse Çin. Şanghay ve Pekin’in de aralarında olduğu bazı kentler su baskınlarına hazırlanırken iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze.

Geçmişte Çin’de yağmurların zirve yaptığı mevsim Temmuz sonuydu ancak fırtınalar gittikçe daha yoğun ve öngörülemez hale geldi. Birçok megakent kötü drenaj nedeniyle su baskını tehdidiyle karşı karşıya.

Finans merkezi Şanghay’a bugün saatte 125 milimetre yağmur düşmesi bekleniyor.

Şanghay’da yollar araçların sürüklendiği nehirlere dönüştü, sosyal medya videoları yayaları diz boyuna kadar yükselen suların içinde yürümeye çalışırken gösteriyor.

Başkent Pekin’de yetkililer, onlarca pompa istasyonunu önceden boşaltmak ve yollardaki binlerce su drenaj çıkışını temizlemek için 2.600’den fazla kişiyi görevlendirdi. Banliyölerde ve dağlık bölgelerde çok sayıda otobüs seferi durduruldu.

Jiangxi eyaletinde ise ülkenin en büyük içme suyu kaynaklarından Poyank Gölü’nde su seviyesi 1951’den bu yana en düşük seviyesine indi.

35 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklar ülkenin birçok bölgesinde etkili oluyor. Şincan’ın kuzeybatısında sıcaklıklar Pazar günü rekor kırarak 52,2 dereceye çıkmasının ardından yüksek seyretmeye devam ediyor. Gansu eyaletinde bazı bölgelerde aşırı sıcaklara karşı uyarı yapılırken bazı yerler ise sel ve toprak kayması tehdidi altında.

Yetkliler Çin’in yoğun nüfusu ve su kaynaklarının eşit dağılmaması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine çok açık olduğu uyarısında bulunuyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

“İklim Değişikliğinde Yeni Bir Döneme Girildi” Uyarısı

Nisan ayında küresel okyanus sıcaklığı 21.1 santigrat derece yükseldi. Pasifik sularını soğutarak küresel sıcaklıkları düşüren El Nino, normalden bir ya da iki ay önce oluştu. Antarktika’daki deniz buzunun rekor düzeyde küçüldü.

Kuzey Kanada’dan kaynaklanan orman yangını dumanı Kuzey Amerika’nın doğusunda hava kalitesi seviyesi tehlikeli noktasına getirdi.

Mercan resiflerinin ölmesi, daha şiddetli poyrazlar. Tüm bunlar, iklim değişikliğini gösteren bazı olaylar. Bilim insanları iklim değişikliğinde yeni bir döneme girildiği uyarısı yapıyor.

Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nden Stefan Rahmstorf, “Fosil yakıt kullanımı nedeniyle gezegenimizin giderek ısınması beklenmedik bir durum değil, ancak bu durum biz insanlar ve bağımlı olduğumuz ekosistemler için tehlikeli.” diyor.

İklim değişikliğini gösteren bazı olaylar:

Okyanus sıcaklığının 21.1 santigrat dereceye yükselmesi

Gezegenin büyük bir kısmı, karbondioksit ve metan gibi gazların neden olduğu ısınmanın yüzde 90’ını emen okyanuslarla kaplı.

Nisan ayında küresel okyanus sıcaklığı 21.1 santigrat derece yükseldi. Bu durumun nedeni olarak sera gazı emisyonları ile erken El Nino oluşumunun birleşimi gösterildi.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi, Kuzey Atlantik’teki “olağanüstü sıcak” okyanus sıcaklıklarını ve İrlanda, Birleşik Krallık ve Baltık Denizi yakınlarındaki “aşırı” deniz ısı dalgalarını gösteren veriler yayınladı.

Kuzey Amerika’nın doğusunda hava kalitesi seviyesi

Kuzey Kanada’dan kaynaklanan orman yangını dumanı Kuzey Amerika’nın doğusunda hava kalitesi seviyesi tehlikeli noktasına getirdi.

Yüksek orman yangını dumanı seviyeleri Batı Yakası’nda sıkça görülen bir durum. Ancak bilim insanları, iklim değişikliğinin orman yangınlarını ve dumanını daha yoğun hale getireceğini ve değişimin Doğu Yakası’nın daha fazla görüleceğini tahmin ediyor.

El Nino, normalden bir ya da iki ay önce oluştu

Pasifik sularını soğutarak küresel sıcaklıkları düşüren El Nino, normalden bir ya da iki ay önce oluştu. Uzmanlar, El Nino’nun güçlenmek için normalden daha fazla zamana sahip olacağını söylüyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü, önümüzdeki beş yıldan en az birinin, 2016’da yaşanan olağanüstü güçlü El Nino’yu geçerek kayıtlardaki en sıcak yıl olma ihtimalinin yüzde 98 olduğunu tahmin ediyor.

Küçülen Antarktik deniz buzu

Bilim insanları, Antarktika’daki deniz buzunun rekor düzeyde küçüldüğüne dikkat çekiyor. Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi’ne göre, buz tabakasının 27 Haziran’da kapladığı 11,7 milyon kilometrekare, 1981-2010 dönemi ortalamasından neredeyse 2,6 milyon kilometrekare daha azdı.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

En Sıcak Haziran Ayı Yaşandı; Buz Seviyesinde Rekor Düşüş

2023 Haziran ayının önceki rekor olan Haziran 2019’u büyük farkla aşarak en sıcak haziran ayı olduğu açıklandı. Öte yandan, Antarktika deniz buzu, ortalamanın yüzde 17 gerisiyle en düşük seviyesine ulaştı.

En yüksek sıcaklıklar Kuzeybatı Avrupa’da ölçülürken, bilim insanları bu rekor sıcaklıkların iklim krizinin parmak izlerini taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin uydu izleme sistemi, geçen ayın dünya genelinde yaşanan en sıcak haziran olduğunu duyurdu.

CNN International’da yer alan habere göre, Copernicus’tan yapılan yazılı açıklamada 2023 Haziran ayının önceki rekor olan Haziran 2019’unu büyük farkla aşarak en sıcak haziran olduğu belirtildi. Yani en sıcak dokuz haziran ayının hepsi son dokuz yılda yaşandı.

Kuruma göre bu durum, insan kaynaklı iklim krizinin, gezegendeki sıcaklıkları daha önce görülmemiş seviyelere çıkardığının kanıtı.

En yüksek sıcaklıklar ise özellikle Kuzeybatı Avrupa’da ölçüldü.

Copernicus ayrıca, Kuzey Atlantik’teki olağanüstü sıcaklık ve Pasifik’te güçlenen El Niño’nun etkisiyle okyanus yüzey sıcaklıklarının haziran ayında kayıtlara geçen en yüksek sıcaklık olduğunu tespit etti.

Bilim insanları bu rekor sıcaklıkların iklim krizinin parmak izlerini taşıdığı konusunda uyarıda bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Teksas ve güney kesiminin bazı bölgeleri haziran ayının sonlarında üç haneli Fahrenheit sıcaklıkları ve aşırı nemle birlikte endişe verici bir sıcak hava dalgası yaşadı. Orta Amerika’ya kadar uzanan sıcak hava dalgası, mart ayından bu yana Meksika’da en az 112 kişinin ölümüne neden oldu.

Buz seviyesinde rekor düşüş

Climate Central adlı araştırma grubuna göre ise yazın en sıcak günleri olarak kabul edilebilecek aşırı sıcak günler, ABD’nin 195 bölgesinde 1970 yılına kıyasla daha sık görülüyor. Bu yerlerin yaklaşık yüzde 71’i artık her yıl en az yedi ek aşırı sıcak günle karşı karşıya.

Öte yandan, Antarktika deniz buzu, ortalamanın yüzde 17 gerisiyle en düşük seviyesine ulaştı. Copernicus’a göre, Antarktika çevresindeki günlük deniz buzu miktarı yılın bu dönemi için “eşi benzeri görülmemiş düşük” seviyelerde kaldı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Dünyanın Eğimi Arttı; İklim Değişikliği Hızlanacak

Yapılan yeni bir çalışma, yeraltı sularının kullanımının Dünya’nın dönüşünü önemli ölçüde etkilediğini ortaya koydu. 1993 ile 2010 yılları arasında yer altı sularının kullanımı, Dünya’nın ekseninin 80 cm doğuya doğru eğilmesine neden oldu. 

Haber Merkezi / Geophysical Research Letters’ta yayınlanan çalışma, bu durumun iklim değişikliğini hızlandıracağına işaret etti.

1993 ve 2010 yılları arasında dünya genelinde 2 bin 150 gigaton yeraltı suyu kullanıldı. Yer altından çıkarılarak kullanılan su miktarı, dünya genelinde deniz seviyesinin altı mm yükselmesini sağlayacak oranda.

Güney Kore’deki Seul Üniversitesi’nden çalışmayı yöneten jeolog Ki-Weon Seo, Dünya’nın dönüşündeki değişikliğe bağlı olarak kutupların büyük ölçüde saptığını söyledi.

2016 yılında bilim insanları, su akıntılarının Dünya’nın dönüşünü etkileme gücüne sahip olduğunu keşfetmişlerdi. Ancak, yeraltı sularının Dünya’nın dönüşünde önemli bir etken olduğu ilk kez keşfedildi.

Bilim insanları, çalışmada, yer altı sularının dağılımına bağlı olarak dünyanın dönüş kutuplarındaki değişimi gözlemlediler. Çalışma, başlangıçta buz tabakaları ve buzullara dayanıyordu.

Dünya’nın eksenin kayması kuzey ve güney kutuplarının değişmesine neden olur. Kutup kayması adı verilen bu olgu, küresel iklimi önemli bir şeklide etkiler.

Öte yandan küresel ısınmanın kutup kaymalarına neden olduğu zaten bilinmekte.

Paylaşın

Uzmanlardan “Bu Yıl Rekor Hava Sıcaklıkları Görebiliriz” Uyarısı

Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo’ysa henüz net bilgiler olmamakla birlikle rekor sıcaklıkların beklenebileceğine vurgu yaptı. Buontempo, sonbaharla birlikte görülmeye başlayacak El Nino etkilerinin, yılın sonlarına doğru kendisini daha fazla hissettirebileceğini belirtti.

Şu ana kadar meteorolojik ölçümlerin yapılmaya başlandığı dönemden bu yana kayda geçen en yüksek sıcaklıkların 2016 yılında yaşandığı biliniyor. Küresel ısınmanın etkilerinin El Nino’yla birleşmesi dünya genelinde rekor sıcaklıkların kaydedilmesine neden olmuştu. Küresel ısınma nedeniyle son 8 yıldır dünya genelinde rekor düzeyde sıcaklık artışları kayda geçiyor.

Uzmanlar, El Nino adı verilen atmosferik olayların geri dönüşüyle birlikte 2023 ve 2024 yıllarında rekor sıcaklıklar görülebileceğine dikkat çekiyorlar.

Yapılan bilimsel değerlendirmeler ve tahminlere göre, Pasifik Okyanusu’nda sıcaklıkların genel olarak düşmesine neden olan La Nina atmosfer olaylarının ardından dünya şimdi yeniden sıcaklıkları arttıracak El Nino’yla karşı karşıya kalacak. Uzmanlar El Nino’nun etkilerini bu yılın sonlarına doğru hissettirmeye başlayacağını belirtiyor.

El Nino adı verilen atmosfer olayları sırasında ekvator hattında esen rüzgarlar hafifliyor ve bu da okyanuslardaki su sıcaklığının artmasına neden oluyor.

El Nino genel etkileri olarak rekor düzeyde sıcaklıkların yaşandığı bir döneme işaret ediyor. Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo’ysa henüz net bilgiler olmamakla birlikle rekor sıcaklıkların beklenebileceğine vurgu yapıyor.

Buontempo, sonbaharla birlikte görülmeye başlayacak El Nino etkilerinin, yılın sonlarına doğru kendisini daha fazla hissettirebileceğini belirtti.

Şu ana kadar meteorolojik ölçümlerin yapılmaya başlandığı dönemden bu yana kayda geçen en yüksek sıcaklıkların 2016 yılında yaşandığı biliniyor. Küresel ısınmanın etkilerinin El Nino’yla birleşmesi dünya genelinde rekor sıcaklıkların kaydedilmesine neden olmuştu.

Küresel ısınma nedeniyle son 8 yıldır dünya genelinde rekor düzeyde sıcaklık artışları kayda geçiyor. Londra merkezli Imperial College Grantham Enstitüsü’nden Friederike Otto da El Nino’nun küresel ısınma etkileriyle birlikte rekor düzeyde sıcaklık artışlarına neden olabileceğine dikkat çekiyor.

Otto, “Eğer El Nino atmosferde El Nino olayları yaşanırsa bu 2016’dan daha sıcak günler göreceğimiz anlamına gelir” değerlendirmesini yapıyor.

AB Copernicus tarafından yayımlanan son rapore göre, son 5 yıl yaşanan en sıcak 5 yıl olarak hali hazırda kayda geçmiş durumda. Avrupa kıtasında da rekor düzeyde sıcak havalar 2022 yılının yaz aylarında yaşanmıştı. Copernicus, dünya sıcaklık ortalamasının fosil yakıtların kullanılmaya başladığı endüstri devrimi öncesine göre ortalama 1,2 derece yükseldiğini belirtiyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Her Gün En Az Bin Çocuk Kirli Sular Nedeniyle Ölüyor

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, dünya genelinde her gün, beş yaşın altında binden fazla çocuk, büyük oranda kirli suların neden olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.

UNICEF, Dünya Su Konferansı’nın katılımcılarından, su, sıhhi tesisler ve hijyen hizmetleri ile iklimin korunması için daha fazla yatırım yapılmasını talep ediyor. UNICEF ayrıca, su krizinden en fazla etkilenen ülke ve devletlerin, alınan siyasi kararlar ve yardım programlarında öncelikli olmasını istiyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yapılan bir çalışma, Afrika’da yaşanan su krizinin, kıta çapında yaklaşık 190 milyon çocuğun hayatını tehlikeye attığını ortaya koydu.

22 Mart Dünya Su Günü için hazırlanan ve Almanya’nın Köln kentinde kamuoyu ile paylaşılan çalışmada, özellikle sudaki kirlenme, yetersiz sıhhi tesisler ve hijyen ile iklim değişikliğinin yarattığı sonuçların etkisinin büyük olduğu vurgulandı. Afrika’da bu bağlamda en fazla sıkıntı çekilen ülkelerin ise, kıtanın batısı ile ortasında yer alan, Benin, Burkina Faso, Kamerun, Çad, Fildişi Sahilleri, Gine, Mali, Nijer, Nijerya ve Somali olduğu da ilgili analiz de yer aldı.

Söz konusu UNICEF çalışması, 22-24 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde yapılacak olan Birleşmiş Milletler (BM) Su Konferansı için hazırlandı.

Temiz suya ve sıhhi hizmetlere erişim dünya çapında, insan haklarının önemli bir maddesi olarak kabul görüyor. BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Ajandası’nın 17 hedefinden biri de bu maddeden oluşuyor. New York’ta yapılacak olan zirvede, söz konusu ajandadaki hedeflere daha hızlı ulaşabilmek için yollar aranacağı bildirildi.

UNICEF verilerine göre, dünya genelinde her gün, beş yaşın altında binden fazla çocuk, büyük oranda kirli suların neden olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Örgüt, Dünya Su Konferansı’nın katılımcılarından, su, sıhhi tesisler ve hijyen hizmetleri ile iklimin korunması için daha fazla yatırım yapılmasını talep ediyor. UNICEF ayrıca, su krizinden en fazla etkilenen ülke ve devletlerin, alınan siyasi kararlar ve yardım programlarında öncelikli olmasını istiyor.

“Afrika bir su felaketi ile karşı karşıya” diyen UNICEF Program Direktörü Sanjay Wijesekera, yıkıcı fırtınaların, su taşkınlarının, tarihi kuraklıkların, tesisleri ve konutları yok ettiğini dile getirerek, bu olayların su kaynaklarını kirlettiğini, açlık krizlerine neden olduğunu ve hastalıkların yayılmasına sebebiyet verdiğini vurguladı.

Burkina Faso’da yaşananları örnek olarak dile getiren Wijesekera, bu ülkede su tesislerine yıllardır saldırılarda bulunulduğunu ve insanların yaşadıkları yerleri terk etmelerini sağlamak için su kaynaklarının sistematik bir şekilde sabote edildiğini ve kirletildiğini ifade etti. Sanjay Wijesekera, bunun sonucunda sadece geçen yıl, yarısından çoğu çocuklar olmak üzere 800 bin kişinin temiz suya erişimini kaybettiğini bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın