Bakırhan, İktidara Seslendi: Güzel Sözlerle Bir Yere Ulaşılmaz, İcraatlarla Ulaşılır

Sürece dair değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İktidara sesleniyorum. Artık dilimizi, irademizi, haklarımızı kabul etmelisiniz. Dilimizi, irademizi ve haklarımızı inkar etmekten vazgeçmelisiniz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü bu halk 40 yıldır baskıya, faili meçhul cinayetlere, yoksulluğa, bütün zulme rağmen vazgeçmedi. Vazgeçmeyecek. Vazgeçmesi gerekenler Kürt halkının dilini, kimliğini, yaşamını tanımayanlardır. Artık yasal ve hukuksal düzenlemelerin yapılması gereken bir dönemdeyiz. Kimse Kürdün hakkı olan yasal ve hukuksal düzenlemelerden artık kaçamaz. Barış sözle değil, icraatla sağlanır. Barış güzel sözler etmekle bir yere ulaşmaz. Ama barış icraatlarla bir yere ulaşır.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, emek ve demokrasi güçlerinin Urfa’da düzenlediği 1 Eylül Dünya Barış Günü Mitingine katıldı. Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli Urfalı hemşerilerim, yoldaşlarım, güneşin doğduğu kent. O güneşin bugün sadece bölgeyi değil, Ortadoğu’yu, Türkiye’yi, dünyayı aydınlattığı onurlu kentin yiğit evlatları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 1 Eylül Dünya Barış Günü hepimize, ezilen halklara, emekçilere, kadınlara hayırlı olsun. Konuşmama başlamadan önce Muhsin Melik’i, İbrahim Ayhan’ı, Feridun Yazar ve adını buradan sayamadığım binlerce yol arkadaşımı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

1 Eylül’de onurlu Urfa halkının önünden bir kez daha onlara sözümüzü yeniliyorum; bir gün ama bir gün mutlaka bu uğurda bedel ödeyen, emek veren, alınteri döken, bugün aramızda olmayan yoldaşların barış, demokrasi ve özgürlük bayrağını zirveye taşıyarak dalgalandıracağımızın sözünü veriyorum. Değerli halkımız yine sizin yiğit yoldaşınız, kardeşiniz Ayşe Gökkan ve Leyla Güven şahsında Selahattinler, Figenler şahsında bugün aramızda olmayan, dört duvar arasında yüreği bizimle atan barış ve demokrasi mücadelesinin neferlerini de, siyasi tutsakları da saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Urfa’dan cezaevlerine selam ve sevgilerimizi gönderiyorum.

Evet zor bir ayın içindeyiz. Zor günlerden geçiyoruz ama bir o kadar da umutluyuz. Çünkü bu topraklarda doğan Sayın Öcalan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısını yaparak umutsuzluğu dağıttı. Bu ülkede yeniden gençlerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin önümüz günlere umutla bakması için büyük bir sorumluluk aldı. Şimdi bizler Riha, Amed, Siirtliler olarak, Türkiye’de yaşayan emekçiler, yoksullar ve ezilenler olarak Sayın Öcalan’ın açmış olduğu demokrasi, barış ve özgürlük kapısından geçerek bu ülkede bir daha Kürtlerin yok sayılmadığı, Alevilerin eşit yurttaş olduğu, kadınların katledilmediği, çevrenin ranta peşkeş çekilmediği, gençlerimizin umutlarını büyüttüğü ve insanca yaşadıkları bir Türkiye yaratmak için daha fazla mücadele etmeliyiz. Var mısınız? Sayın Öcalan’ın araladığı bu kapıdan yoldaşça, dostça, omuz omuza mücadele ederek demokratik bir Türkiye yaratmaya Urfa halkı var mıdır?

Bakın, etrafımızda sorunları şiddetle, silahla, savaşlarla çözmeye çalışıyorlar. Ortadoğu kan gölü. Ukrayna’da savaş, Yemen’de savaş. Dünyanın birçok yerinde hak arayanları silah ve savaşla bastırmaya çalışıyorlar. Yanı başımız savaş ve çatışma içerisindeyken Sayın Öcalan bu topraklarda, bu ülkede sorunların şiddet, savaş, çatışma yerine diyalogla, müzakereyle çözülmesi için çok önemli bir çıkış yaptı. Değerli halklarımız, savaşın kaybedenleri emekçilerdir, halklardır. En fazla da kadınlardır. Savaşın kazananları egemenlerdir, silah baronlarıdır. Bizim kaybettiğimiz, egemenlerin kazandığı bir savaşta bizler barışın yanındayız, barışın tarafındayız. Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum manifestosunun, perspektifinin yanında olmaya devam edeceğiz.

Nazım Hikmet ne diyor biliyor musunuz? Diyor ki savaş korku ve sefaletten başka bir şey vermez. Yakar, yıkar, öldürür ve yok eder. Yakan, yıkan, yok eden savaşlar bu topraklardan silininceye kadar adaletin, demokrasinin ve özgürlüklerin hakim olacağı bir Türkiye mücadelesini, demokratik bir Türkiye mücadelesini başarıya ulaştırmak için her birimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. İşte tam da yanımızda savaşların olduğu bir ortamda barışı konuşuyoruz. Bize barışı konuşmamızın imkanını sunan, barışı mümkün kılan, bugün aramızda olan, olmayan bütün canlarımıza teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Emek olmasaydı, bedel olmasaydı, inatçı ve kararlı bir tutum olmasaydı bugün barışı konuşamayacaktık. Barışı var eden, barışı konuşturan sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Genci ve kadınıyla birlikte barışı mümkün kılan sizlere teşekkürlerimi sunuyorum partim adına. Değerli arkadaşlar, hepinize minnettarız. Sayın Öcalan, sizin memleketliniz. Sayın Öcalan’ın barışın, umudumuzun büyümesi için açtığı yol Türkiye için çok kıymetlidir. Buradan bir kez daha umudumuzu büyüten, barışı büyüten Sayın Öcalan’a Urfa’dan selamlarımızı, saygılarımızı ve sevgilerimizi yolluyoruz.

Değerli kardeşlerim, yeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni dünyanın ruhunu okuyamayanlar kaybeder, yanılır, kaybettirirler. Bu yeni dönemin ruhu nedir biliyor musunuz? Yeni dönemin ruhu barıştır. Yeni dönemin en güvenli limanı barıştır. Toplar, tüfekler, sınırdaki tel örgüler kimsenin güvenliğini artık sağlayamıyor. En büyük güvenlik limanı barıştır. Onun için barışı büyütmemiz, barışı gerçekleştirmemiz, barışı mümkün kılanlara layık olmamız için bugün Urfa’da olduğu gibi binlerle, on binlerle birlikte barışı haykırmamız gerekiyor.

Barış 86 milyonun geleceği ile ilgilidir. Barış, yoksulluktan intihar edenlerin intiharını önlemektir. Barış, katledilen kadının katledilmesini önlemektir. Sermayeye peşkeş çekilen çevreyi korumaktır. Barış ekmeğimizdir, zeytinimizdir, çocuklarımızın geleceğidir. Tabii ki biz barışa sahip çıkacağız. Tabii ki Sayın Öcalan’ın almış olduğu barış sorumluluğunun yükünü biz de onunla birlikte paylaşmaya devam edeceğiz.

“Barış güzel sözler etmekle bir yere ulaşmaz, icraatlarla bir yere ulaşır”

Değerli halkımız buradan bu meydanı yönetenlere göstermek istiyorum. Urfa’nın bu sıcağına rağmen on binler bu alanda bir aradadır. Ve iktidara sesleniyorum. Artık dilimizi, irademizi, haklarımızı kabul etmelisiniz. Dilimizi, irademizi ve haklarımızı inkar etmekten vazgeçmelisiniz. Çünkü bu halk 40 yıldır baskıya, faili meçhul cinayetlere, yoksulluğa, bütün zulme rağmen vazgeçmedi. Vazgeçmeyecek.

Vazgeçmesi gerekenler Kürt halkının dilini, kimliğini, yaşamını tanımayanlardır. Artık yasal ve hukuksal düzenlemelerin yapılması gereken bir dönemdeyiz. Kimse Kürdün hakkı olan yasal ve hukuksal düzenlemelerden artık kaçamaz. Barış sözle değil, icraatla sağlanır. Barış güzel sözler etmekle bir yere ulaşmaz. Ama barış icraatlarla bir yere ulaşır. Bu ülkeyi yönetenleri Urfa’da bu meydanı dolduran halkımızın taleplerine, iradesine saygı göstermeye ve kabul etmeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Öcalan ile görüşmelerin önü açılmalıdır. Musluğu bir aç bir kapatla bu süreç yürümez. Sayın Öcalan Türkiye’nin tamamına birleştirici, bütünleştirici bir sözleşme öneriyor. Sayın Öcalan’ın paradigması ayrıştırıcı değil, aksine bütünleştirici yeni bir hayat modeli teklif ediyor. Dolayısıyla bu yeni hayat modeli 86 milyonun, eşit yurttaşlar olarak bu coğrafyada, bu ülkede insanca yaşamasını istiyor. Yine komisyon bir an önce Sayın Öcalan’ı ziyaret etmeli ve dinlemelidir. Komisyon barış gelsin diyen milyonlarca insanın iradesini temsil ediyor. Komisyonda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan neredeyse bütün partiler var. Bu toplum barış istiyorsa komisyon barışa uygun adımlar atma, tartışma ve düzenlemeleri yapmak durumundadır.

Değerli halkımız, biz dünyayı yeniden keşfetmiyoruz. Başarısı kanıtlanmış çatışma ve çözüm örnekleri var. İrlanda’da, Kolombiya’da, Güney Afrika’da nasıl ki barışı silahı elinde bulunduranlarla görüşerek yaptılarsa bugün de barışı Sayın Öcalan’la yapmak durumundadırlar. Bizler 12 metrekarelik hücrede tecrit devam ederse, Sayın Öcalan İmralı Cezaevi’ndeki bu koşullarda bulunursa bu süreci yürütenlerin samimi olmadığına inanırız. Sayın Öcalan’ı bu saatten sonra 12 metrekarelik bir hücreye hapsedemezsiniz.

Sayın Öcalan ve düşünceleri o daracık İmralı Adası’na artık sığmaz. Sayın Öcalan’ın Urfa halkıyla fiziken, düşünsel olarak buluşmasının artık bir an önce inşa edilmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Bakın değerli dostlar, Sayın Öcalan 100 yıl önce kurulan Cumhuriyetin demokrasi ile taçlanmasını istiyor. Bazıları bu sürece karşı çıkıyor. Karşı çıkanlar aslında Sayın Öcalan’a, bize değil, demokratik Cumhuriyete karşı çıkıyor. Aşınıza, ekmeğinize, geleceğinize, umudunuza karşı çıkıyor. Bu karşı çıkanları tanımak, bunları teşhir etmek, bunlar karşısında 7’den 70’e bugün burada olduğu gibi partimize, bu sürece sahip çıkmak gibi büyük bir sorumluluğumuz olduğunu belirtmek istiyorum.

Altın ateşte, insan sıkıntıda belli olur diyorlar. Sıkıntıyı çözen taraf olmalıyız. Değerli arkadaşlar, Sayın Öcalan’ın umut hakkı artık tanınmalı. Bu bir lütuf değil. Barış umuduna tanınmış bir haktır. Umut hakkı, barışçılık çözüm için olmazsa olmaz koşullardan birisidir. Bugünden sonra topraklarımızda ölümü, savaşı ve hukuksuzluğu değil, barışı, müzakereyi, hakça yaşamı konuşalım diyoruz.

Bunun için mücadele etmeye sizleri davet ediyorum. Barış mücadele ile kazanılır. Biz durarak, izleyerek bu sürece katkı sunamayız. Bugün burada olduğu gibi sokaklarda, caddelerde partimizin yapmış olduğu etkinliklerde, haksızlıkta, hukuksuzlukta, 40 yıldır vermiş olduğumuz mücadeleden daha büyük bir barış mücadelesi ortaya koymalıyız ki bir an önce bu topraklara barış gelsin, demokrasi gelsin, özgürlük gelsin. Değerli halklarımız, hepinizi tekrar en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizler bugün bu on binlerle birlikte bize onur verdiniz.

Barış sürecine sahip çıktınız. Bizler de sizin bu kararlı duruşunuz karşısında sizlere layık olmaya Kürde, Türke, Araba, Aleviye, kadına, gence insanca, hakça ve yaşanılır bir Türkiye armağan edinceye kadar, yoldaşlarımızla birlikte gece demeden, gündüz demeden emek veren, bedel ödeyen, zindanda ve sürgünde olan yoldaşlarımıza layık bir mücadele ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ji me hemûyan re serkeftin.”

Paylaşın

Hangi Besinler Böbreklerin Onarılmasına Yardımcı Olur?

Böbreklerin onarılması, böbrek hasarının derecesine ve altta yatan sağlık sorunlarına bağlı olarak sınırlı bir süreçtir. Böbrekler, belirli bir ölçüde kendilerini yenileyebilse de, kronik böbrek hastalığı veya ciddi hasar durumlarında tam iyileşme genellikle mümkün değildir.

Haber Merkezi / Ancak, bazı besinler böbrek sağlığını destekleyebilir, böbrek fonksiyonlarını korumaya yardımcı olabilir ve hasarın ilerlemesini yavaşlatabilir. İşte, böbrek sağlığına katkı sağlayabilecek besinler ve bunların etkileri:

Böbrek sağlığına destek olan besinler:

Kırmızı elma: Lif içeriği yüksek olan kırmızı elma, böbreklerin filtreleme fonksiyonunu destekler ve toksinlerin atılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca bu tür elmanın antioksidan özellikleri iltihabı azaltabilir.

Kabak çekirdeği: Çinko ve demir mineralleri ile omega-3 yağ asitleri içeren kabak çekirdeğinin, böbrek sistemini temizleyici özelliği vardır, Kabak çekirdeği ayrıca, şeker dengeleyici özellikleriyle böbrek sağlığını destekler.

Bal kabağı: Bal kabağı kalsiyum içeriğiyle böbrek taşı oluşumunu önlemede yardımcıdır. Kabak çekirdeği ayrıca, antioksidan özellikleri böbrek sağlığını destekler.

Limon suyu: Limon suyu antienflamatuvar, diüretik ve antioksidan etkileriyle böbrek taşı oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Limon suyu ayrıca, itrat içeriği, taş oluşumunu engelleyebilir.

Karnabahar: Karnabahar, C, K ve B vitaminleri ile folat içerir. Karnabahar, lif kaynağı olarak böbrek dostudur ve düşük potasyum içeriğiyle böbrek hastaları için uygundur.

Levrek ve Omega-3 kaynaklı balıklar: Omega-3 yağ asitleri iltihabı azaltır ve böbrek fonksiyonlarını destekler. Böbrek hastalıklarında toparlayıcı etkisi olabilir.

Yoğurt: Yoğurt, probiyotik içeriğiyle böbreklerin bağışıklık sistemini güçlendirir. Kalsiyum ve D vitamini, böbrek sağlığını destekler.

Kızılcık: C vitamini ve antioksidan içeriğiyle böbrek sorunlarına karşı koruyucu olan kızılcık, idrar yolu enfeksiyonlarını da önlemeye yardımcı olabilir.

Sarımsak ve soğan: Tuz yerine kullanıldığında böbrek dostu bir lezzet alternatifi sunan sarımsak ve soğanın antioksidan özellikleri iltihabı azaltabilir.

Yaban mersini: Güçlü antioksidanlar içeren ve böbrek sağlığını destekleyen yaban mersini, düşük potasyum içeriğiyle de böbrek hastaları için uygundur.

Yukarıdaki besinler böbrekleri “onarmaz”, ancak fonksiyonlarını destekler ve hasarın ilerlemesini yavaşlatabilir. Ciddi böbrek hasarı için beslenme tek başına yeterli değildir; mutlaka nefrolog kontrolü gereklidir.

Paylaşın

MHP’den Yargıya “Adil Yargılama” Mesajı

MHP’li Feti Yıldız, yargılamalarda suçsuzluk karinesi, şüpheden sanığın yararlanması, bağımsız ve tarafsız mahkemeler ile adil yargılanma hakkının eksiksiz korunması ilkelerine dikkat çekti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından 2025-2026 Adli Yılı’nın başlaması dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız yargı hizmetlerinin yerine getirilmesinin önemine vurgu yaparak yeni adli yılın ülkeye hayırlar getirmesini dileyen Yıldız, paylaşımında yargının görevini şu ifadelerle hatırlattı:

Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız yargı hizmetlerini, Adli ve İdari Yargıda ilk derece mahkemelerimizde, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerimizde, Yargıtay ve Danıştay’da görev yapan hukuk bilgisine, vicdanına, ahlakına, aklına emanet edildiğimiz hakim ve Cumhuriyet Savcıları yerine getirmektedir.

Yeni adli yıl için dileklerini sıralayan Yıldız, yargılamalarda suçsuzluk karinesi, şüpheden sanığın yararlanması, bağımsız ve tarafsız mahkemeler ile adil yargılanma hakkının eksiksiz korunması ilkelerine dikkat çekti.

Açıklamasında şu hususları öne çıkardı: Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız yargı hizmetlerini, Adli ve İdari Yargıda ilk derece mahkemelerimizde, Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerimizde, Yargıtay ve Danıştay’da görev yapan hukuk bilgisine, vicdanına, ahlakına, aklına emanet edildiğimiz hâkim ve Cumhuriyet savcıları yerine getirmektedir. 2025-2026 Adli Yılı’nın milletimize, ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.

Yargılamalarda: Suçsuzluk karinesinin esas alındığı, şüpheden sanığın faydalandığı, kimsenin kendini suçlamaya zorlanmadığı, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde doğal hâkimlerin görev aldığı, duruşmaların sözlü, aleni ve hakkaniyete uygun yapıldığı, davaların makul sürede sonuçlandığı, delillerin vasıtasız olduğu, insan haklarına saygı duyan, koruyucu adaleti kuran, yargı denetimine bağlı hukuk devletinin güçlendirilmesi, insan onurunun korunması, ifade özgürlüğünün korunup geliştirilmesi, yargı hizmetlerine eşit ve kolay erişim, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi kavramların eşitlik temelinde var olması, adil yargılanma hakkının eksiksiz biçimde korunması, kırılgan gruplara karşı onarıcı, telafi edici adaletin güçlendirilmesi, makul sürede yargılanma hakkının güvencelerinin artırılması, hakların kullanılmasında uluslararası alanda kabul gören ilke ve kuralların gözetilmesi, öngörülebilir ve çözüm merkezli adaletin hâkim kılınması, yaptırım ve infaz dengesinin sağlanması, seçenek yaptırımların kesintisiz uygulanması devletin görevidir.

“Tutuklama bir ceza değildir”

Bütün yargılama önlemleri gibi, tutuklama da geçici niteliktedir. Tutuklama bir ceza değil, maddi gerçeğe ulaşılmasını, ceza davasının yürütülmesini ya da ileride verilmesi olası cezanın infazını sağlayan geçici bir araçtır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını sınırlandıran çok ağır bir koruma tedbiri olması nedeniyle, tutuklamanın sıkı şartlar altında, geçici, çok dikkatli ve özen gösterilerek uygulanması ve başvurulması gerekir.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Türkiye Ekonomisi Yüzde 4,8 Büyüdü

TÜİK’e göre, GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı. TÜİK verileri, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü ortaya koymuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın Nisan-Haziran dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 10,9, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 7,1, sanayi sektörü yüzde 6,1; ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,6; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 5,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 3,0, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,6 ve diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,1 arttı.

Tarım sektörü yüzde 3,5, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ise yüzde 1,2 azaldı.

TÜİK verilerine göre, Nisan-Haziran döneminde Türkiye ekonomisinin çeyreklik bazdaki büyüme oranı yüzde 1,6 olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 arttı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,6 yükseldi.

Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, yılın ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 43,7 artarak 14 trilyon 578 milyar 556 milyon lira oldu. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 377 milyar 622 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hane halklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 5,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,2 azalırken gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 8,8 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,7, ithalatı ise yüzde 8,8 yükseldi.

İş gücü ödemeleri, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 42 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 46,3 arttı.

İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 38,8 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 38,4 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 39,5 iken yüzde 40,2 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Kafein Depresyona Neden Olabilir Mi?

Bilimsel çalışmalar, kafeinin, doğrudan depresyona neden olmayacağını, ancak aşırı tüketiminin veya bireysel hassasiyet durumlarında depresyon semptomlarını kötüleştirebileceğini gösteriyor.

Haber Merkezi / İşte kafeinin depresyonla ilişkisini ve bu konuda bilinenler:

Kafeinin depresyon üzerindeki etkileri:

Olumlu etkiler:

Uyarılma ve ruh hali iyileşmesi: Kafein, merkezi sinir sistemini uyararak adenosin reseptörlerini bloke eder, bu da dopamin ve serotonin gibi “iyi hissettiren” nörotransmitterlerin salınımını artırabilir. Bu, kısa vadede enerji, odaklanma ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yaratabilir.

Depresyon riskini azaltma: Bazı araştırmalar, ılımlı kafein tüketiminin (günde 1-3 fincan kahve, yaklaşık 100-300 mg kafein) depresyon riskini azaltabileceğini öne sürüyor.

Örneğin, 2016 yılında yapılan bir meta-analiz (Molecular Nutrition & Food Research), kahve tüketiminin depresyon riskini yüzde 8-15 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Bu etki, kahvedeki antioksidanlar ve kafeinin nöroprotektif özellikleriyle ilişkilendiriliyor.

Olumsuz etkiler:

Anksiyete ve stres artışı: Kafein, yüksek dozlarda (örneğin, günde 400 mg üzeri) anksiyeteyi artırabilir, bu da depresyon semptomlarını kötüleştirebilir. Özellikle anksiyete bozukluğu olan bireylerde kafein, sinirlilik, huzursuzluk ve uyku sorunlarına yol açabilir.

Uyku bozuklukları: Kafein, uyku kalitesini ve süresini azaltabilir. Yetersiz uyku, depresyon riskini artıran önemli bir faktördür. Özellikle akşam saatlerinde kafein tüketimi bu etkiyi güçlendirir.

Bağımlılık ve yoksunluk: Düzenli kafein kullanımı bağımlılığa yol açabilir. Kafein yoksunluğu, baş ağrısı, yorgunluk, sinirlilik ve düşük ruh hali gibi semptomlara neden olabilir; bu da depresif belirtileri tetikleyebilir.

Bireysel hassasiyet: Genetik faktörler, kafeinin metabolize edilme hızını etkiler (örneğin, CYP1A2 geni). Yavaş metabolize eden bireylerde kafein daha uzun süre etkili olur ve bu, anksiyete veya depresif semptomları artırabilir.

Depresyona neden olma potansiyeli:

Kafeinin doğrudan depresyona neden olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur. Ancak, aşırı tüketim (günde 400 mg üzeri, yaklaşık 4-5 fincan kahve) veya hassas bireylerde kafein, dolaylı olarak depresyonu kötüleştirebilir. Örneğin:

Stres hormonları: Kafein, kortizol gibi stres hormonlarını artırabilir, bu da uzun vadede ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Beslenme dengesizliği: Aşırı kafein tüketimi, bazı bireylerde iştahı baskılayarak besin eksikliklerine yol açabilir; bu da depresyon riskini dolaylı olarak artırabilir.

Bilimsel bulgular:

Olumlu bulgular: Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu’nun bir araştırması (2011), günde 2-4 fincan kahve içen kadınlarda depresyon riskinin yüzde 20’ye kadar azaldığını göstermiştir. Bu etki, kafeinsiz kahvede gözlenmedi, yani kafeinin kendisiyle ilişkilendirilmiştir.

Olumsuz bulgular: 2018 yılında Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırma, yüksek kafein alımının (günde 1000 mg ve üzeri) depresyon ve anksiyete semptomlarını artırabileceğini belirtmiştir.

Karışık bulgular: Bazı bireylerde kafein ruh halini iyileştirirken, diğerlerinde anksiyeteyi tetikleyebilir. Bu, genetik yatkınlık, mevcut ruh sağlığı durumu ve yaşam tarzına bağlıdır.

Öneriler:

Ilımlı tüketim: Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, sağlıklı yetişkinler için günde 400 mg kafeini (yaklaşık 4 fincan filtre kahve) güvenli bir sınır olarak kabul eder. Bu miktarı aşmamak, olumsuz etkileri en aza indirebilir.

Bireysel farklılıklar: Anksiyete, panik atak veya uykusuzluk problemi yaşayanlar kafein tüketimini azaltmalı veya doktorlarına danışmalıdır.

Zamanlama: Kafeini sabah veya öğleden erken saatlerde tüketmek, uyku düzenini bozmamak için önemlidir.

Dengeli beslenme: Kafein tüketimini sağlıklı bir diyetle dengelemek (örneğin, yeterli magnezyum, B vitamini ve omega-3 alımı), ruh sağlığını destekler.

Doktor kontrolü: Depresyon belirtileri varsa, kafein tüketimi bir psikiyatrist veya diyetisyenle değerlendirilmelidir. Özellikle antidepresan kullananlar, kafeinin ilaçlarla etkileşimini göz önünde bulundurmalıdır.

Paylaşın

İsveç Usulü Köfte, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir yemek tarifimi arıyorsunuz, İsveç usulü köfteyi deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Köfteler için:

500 gr kıyma (dana ve domuz karışık veya sadece dana)
1/2 su bardağı galeta unu (veya ekmek kırıntısı)
1/4 su bardağı süt
1 küçük soğan (rendelenmiş veya çok ince doğranmış)
1 yumurta
1 çay kaşığı tuz
1/4 çay kaşığı karabiber

1/4 çay kaşığı yenibahar (allspice, olmazsa eksik bırakılabilir)
1/4 çay kaşığı rendelenmiş muskat cevizi (isteğe bağlı)
2 yemek kaşığı tereyağı (kızartmak için)
1 yemek kaşığı zeytinyağı

Kremalı sos için:

2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı un
1,5 su bardağı et suyu (veya tavuk suyu)
1/2 su bardağı krema (ağır krema veya çiğ krema)
1 yemek kaşığı soya sosu (lezzet için, isteğe bağlı)
1 çay kaşığı Dijon hardalı (isteğe bağlı)
Tuz ve karabiber (damak zevkine göre)

Sunum için:

Patates püresi veya haşlanmış patates
Yaban mersini reçeli (lingonberry jam, yoksa kızılcık reçeli)
Taze maydanoz (kıyılmış, süslemek için)
Salatalık turşusu (isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Bir kasede galeta unu ve sütü karıştırın, 5 dakika bekletin (ekmek kırıntıları sütü çeksin), kıyma, rendelenmiş soğan, yumurta, tuz, karabiber, yenibahar ve muskat cevizini ekleyin, karışımı yoğurun, ancak fazla yoğurmayın ki köfteler sert olmasın, karışımdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayarak küçük köfteler yapın (yaklaşık 20-24 köfte).

Geniş bir tavada tereyağı ve zeytinyağını orta ateşte ısıtın, köfteleri partiler halinde, her tarafı altın rengi olana kadar (yaklaşık 6-8 dakika) kızartın. Köfteleri fazla doldurmayın ki eşit pişsinler, pişen köfteleri bir tabağa alın ve sıcak tutmak için folyoyla örtün.

Aynı tavada (köfte yağlarını temizlemeyin, lezzet katar), tereyağını eritin, unu ekleyin ve 1-2 dakika karıştırarak kavurun (kokusu çıkana kadar), yavaşça et suyunu ekleyin, topaklanmaması için sürekli çırpın, krema, soya sosu ve Dijon hardalını (kullanıyorsanız) ekleyin. Orta ateşte karıştırarak sosu koyulaştırın (3-5 dakika), tuz ve karabiberle tatlandırın, sos çok koyu olursa biraz daha et suyu ekleyin.

Köfteleri sosun içine yerleştirin ve 2-3 dakika kısık ateşte, sosla kaplanana kadar ısıtın.

Köfteleri sıcak olarak patates püresi veya haşlanmış patatesle servis edin, yanına bir kaşık yaban mersini veya kızılcık reçeli koyun (tatlı-ekşi kontrast için önemli), üzerine taze maydanoz serpin ve isteğe bağlı olarak salatalık turşusu ekleyin.

Püf Noktaları:

Kıyma seçimi: Dana-domuz karışımı otantik bir lezzet verir, ancak sadece dana da kullanılabilir. Yağ oranı %15-20 olmalı ki köfteler kuru olmasın.

Yenibahar: İsveç köftesinin karakteristik aroması için önemlidir, ama yoksa tarçın ve karanfil karışımıyla hafifçe taklit edebilirsiniz.

Sos kıvamı: Çok koyu bir sos istemiyorsanız, kremayı azaltıp et suyunu artırabilirsiniz.

Fırında pişirme: Kızartmak yerine köfteleri 200°C fırında, yağlı kâğıt üzerinde 15-20 dakika pişirebilirsiniz.

Dondurma: Köfteleri pişirmeden önce şekillendirip dondurabilir, daha sonra kullanabilirsiniz.

Paylaşın

Portakallı Zencefilli Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tatlı, ekşi ve hafif baharatlı bir lezzet kombinasyonu sunan asya esintili bir yemek olan portakallı zencefilli tavuk, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir.

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4 adet tavuk göğsü (kemiksiz, derisiz) veya 8 adet tavuk but/kalça
1 yemek kaşığı zeytinyağı veya susam yağı
Tuz ve karabiber (marine öncesi tatlandırmak için)

Sos için:

1 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu (yaklaşık 2-3 portakal)
1 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı soya sosu (düşük sodyumlu tercih edilebilir)
2 yemek kaşığı bal veya esmer şeker
1 yemek kaşığı taze zencefil (rendelenmiş)

2 diş sarımsak (ezilmiş veya rendelenmiş)
1 yemek kaşığı pirinç sirkesi veya elma sirkesi
1 çay kaşığı mısır nişastası (sosu koyulaştırmak için, isteğe bağlı)
1 çay kaşığı kırmızı pul biber (acı sevenler için, isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı susam yağı (lezzet için)

Garnitür (isteğe bağlı):

Kıyılmış yeşil soğan
Susam (kavrulmuş)
Dilimlenmiş portakal veya taze otlar (süslemek için)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Bir kapta portakal suyu, portakal kabuğu rendesi, soya sosu, bal, rendelenmiş zencefil, sarımsak, pirinç sirkesi, susam yağı ve isteğe bağlı pul biberi karıştırın, eğer koyu bir sos istiyorsanız, mısır nişastasını 1 yemek kaşığı soğuk suyla karıştırıp sosa ekleyin.

Tavuk göğüslerini veya butlarını hafifçe tuz ve karabiberle tatlandırın, sosun yarısını tavukların üzerine dökün ve bir kilitli poşet veya kapta karıştırın, buzdolabında en az 30 dakika, ideal olarak 2-4 saat marine edin.

Fırını 200°C’ye (400°F) ısıtın, marine edilmiş tavukları fırın tepsisine yerleştirin ve kalan marine sosunu üzerine gezdirin, tavukları 20-25 dakika pişirin (iç sıcaklık 75°C olmalı), son 5 dakikada, ayırdığınız sosu fırça ile tavukların üzerine sürüp karamelize bir yüzey elde edebilirsiniz.

Eğer sosu ayrı servis etmek isterseniz, ayırdığınız sosu küçük bir tencerede orta ateşte ısıtın, koyulaşması için 2-3 dakika kaynatın (mısır nişastası kullandıysanız daha hızlı koyulaşır).

Tavukları dilimleyin veya bütün olarak servis tabağına alın, üzerine sos gezdirin, susam ve yeşil soğan serpin, dilimlenmiş portakal veya taze otlarla süsleyin.

Püf Noktaları:

Portakal suyu: Taze sıkılmış portakal suyu en iyi sonucu verir; hazır meyve suyu kullanıyorsanız şeker oranını kontrol edin ve bal miktarını azaltın.

Zencefil: Taze zencefil yerine 1 çay kaşığı toz zencefil kullanabilirsiniz, ancak taze zencefil daha aromatik olur.

Kıvam: Sosu daha yapışkan ve parlak yapmak için mısır nişastasını mutlaka kullanın.

Marine süresi: Daha yoğun lezzet için tavuğu bir gece marine edebilirsiniz.

Baharat ayarı: Acı sevmiyorsanız pul biberi çıkarın veya daha tatlı bir sos için bal miktarını artırın.

Paylaşın

Fettuccini Alfredo, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir yemek tarifimi arıyorsunuz, tettuccini alfredoyu deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

400 gr fettuccini makarna
1 su bardağı krema (ağır krema veya çiğ krema)
1/2 su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri (taze rendelenmiş tercih edilir)
50 gr tereyağı
2 diş sarımsak (ezilmiş, isteğe bağlı)
1/2 çay kaşığı tuz

1/4 çay kaşığı karabiber
1/4 çay kaşığı rendelenmiş muskat cevizi (isteğe bağlı, lezzete derinlik katar)
Taze maydanoz (kıyılmış, süslemek için)
İsteğe bağlı: 200 gr tavuk göğsü (kızartılmış veya ızgara, dilimlenmiş) veya karides

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Büyük bir tencerede suyu kaynatın, bir tutam tuz ekleyin, fettuccini makarnayı paket talimatlarına göre kıvamında haşlayın (genellikle 8-10 dakika), süzün, ancak 1/2 su bardağı haşlama suyunu kenarda saklayın.

Geniş bir tavada tereyağını orta ateşte eritin, sarımsağı (kullanıyorsanız) ekleyip 1 dakika kadar kokusu çıkana dek soteleyin, kremayı ekleyin ve hafifçe ısınana kadar karıştırın (kaynatmayın), rendelenmiş parmesan peynirini azar azar ekleyin, sürekli karıştırarak erimesini sağlayın.

Tuz, karabiber ve muskat cevizini ekleyin, sos koyulaşana kadar (yaklaşık 3-5 dakika) düşük ateşte karıştırın, çok koyu olursa, ayırdığınız makarna suyundan 1-2 yemek kaşığı ekleyerek kıvamı açabilirsiniz.

Haşlanmış fettucciniyi tavaya ekleyin ve sosla iyice karışana kadar nazikçe karıştırın, makarnanın sosu tamamen kapladığından emin olun. Makarnayı sıcak tabaklara alın, üzerine taze kıyılmış maydanoz serpin, isteğe bağlı olarak, dilimlenmiş tavuk veya karidesle süsleyin.

Püf Noktaları:

Parmesan kalitesi: Taze rendelenmiş parmesan kullanın; hazır rendelenmiş peynirler sosun pürüzsüz olmasını engelleyebilir.

Krema yerine alternatif: Daha hafif bir sos için yarım krema, yarım süt kullanabilirsiniz, ancak sos biraz daha ince olur.

Makarna suyu: Sos çok koyulaşırsa, makarna suyunu azar azar ekleyerek kıvamı ayarlayın.

Ek lezzet: Sosa biraz limon kabuğu rendesi veya birkaç damla limon suyu eklemek ferah bir tat katar.

Tavuk veya karides: Eğer protein eklemek isterseniz, tavuğu veya karidesi önceden marine edip ızgara yaparak ekleyin.

Paylaşın

Fırında Parmesanlı Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hazırlaması çok kolay olan fırında parmesanlı tavuk, denedikten sonra menünüze ekleyeceğiniz yemek tariflerinden biri olacaktır. Öyleyse verilen adımları takip edin ve bu tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4 adet tavuk göğsü (kemiksiz, derisiz)
1 su bardağı galeta unu (panko veya normal)
1/2 su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
1 çay kaşığı garlic powder (sarımsak tozu)
1 çay kaşığı İtalyan baharatı (veya kuru kekik, fesleğen karışımı)
1/2 çay kaşığı tuz
1/4 çay kaşığı karabiber

1 yumurta
1/4 su bardağı un (kaplama için)
1/2 su bardağı marinara sosu (servis için, isteğe bağlı)
1 su bardağı rendelenmiş mozzarella peyniri (isteğe bağlı, üstü için)
2 yemek kaşığı zeytinyağı veya eritilmiş tereyağı
Taze maydanoz (süslemek için, isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Fırını 200°C’ye (400°F) ayarlayın, fırın tepsisine yağlı kâğıt serin veya hafifçe yağlayın.

Bir kapta galeta unu, parmesan peyniri, sarımsak tozu, İtalyan baharatı, tuz ve karabiberi karıştırın, ayrı bir kapta yumurtayı çırpın, üçüncü bir kaba unu koyun.

Tavuk göğüslerini hafifçe inceltmek için et döveceğiyle düzleştirin (isteğe bağlı, eşit pişme için), her bir tavuk parçasını önce una, sonra çırpılmış yumurtaya, ardından galeta-parmesan karışımına bulayın, kaplamanın yapışması için hafifçe bastırın.

Kaplanmış tavukları fırın tepsisine dizin, üzerine zeytinyağı veya eritilmiş tereyağı gezdirin (bu, çıtır bir yüzey sağlar), tavukları fırında 20-25 dakika pişirin, yarı sürede ters çevirin ki her iki tarafı da çıtır olsun.

Eğer mozzarella kullanacaksanız, son 5 dakikada tavukların üzerine serpin ve peynir eriyip kızarana kadar pişirin, tavuğun iç sıcaklığı 75°C’ye ulaştığında (termometreyle kontrol edin) hazırdır.

Tavukları fırından çıkarın ve 2-3 dakika dinlendirin, isteğe bağlı olarak marinara sosuyla veya sosun yanında servis edin, üzerine taze maydanoz serpin.

Püf Noktaları:

Çıtır kaplama için: Panko galeta unu daha çıtır bir sonuç verir. Normal galeta unu kullanıyorsanız, biraz zeytinyağıyla karıştırabilirsiniz.

Tavuk kalınlığı: Çok kalın tavuk göğüsleri kullanıyorsanız, pişme süresini artırın veya tavuğu önceden hafifçe inceltin.

Peynir alternatifi: Parmesan yerine pecorino veya mozzarella yerine provolone kullanabilirsiniz.

Fırın yerine tavada: Daha hızlı bir yöntem için tavukları tavada, orta ateşte her iki tarafı 3-4 dakika kızartabilirsiniz, ardından fırında 10 dakika daha pişirin.

Paylaşın

Fırında Peynirli Tortellini, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fırında peynirli tortellini, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

500 gr peynirli tortellini (taze veya dondurulmuş)
2 su bardağı domates sosu (hazır veya ev yapımı marinara sosu)
1 su bardağı rendelenmiş mozzarella peyniri
1/2 su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
1 su bardağı krema veya süt (daha hafif bir sos için)

2 diş sarımsak (ezilmiş, isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı kuru fesleğen veya kekik (veya taze fesleğen yaprakları)
Tuz ve karabiber (damak zevkine göre)
İsteğe bağlı: Kıyılmış taze maydanoz veya roka (süsleme için)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Fırını 190°C’ye (375°F) ayarlayın.

Büyük bir tencerede suyu kaynatın, bir tutam tuz ekleyin, tortelliniyi paket talimatlarına göre haşlayın (genellikle 3-5 dakika, al dente kıvamda), süzün ve bir kenara alın.

Bir kapta domates sosu, krema (veya süt), ezilmiş sarımsak, zeytinyağı, kuru fesleğen/kekik, tuz ve karabiberi karıştırın, daha yoğun bir sos için 1-2 yemek kaşığı parmesan da ekleyebilirsiniz.

Haşlanmış tortelliniyi fırın kabına yayın, üzerine sos karışımını eşit şekilde dökün ve hafifçe karıştırın ki tortelliniler sosla kaplansın, sosun üzerine rendelenmiş mozzarella ve parmesan peynirini serpin.

Fırın kabını önceden ısıtılmış fırına yerleştirin, peynirler eriyip altın rengi bir kabuk oluşana kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirin, daha çıtır bir yüzey için son 2-3 dakika fırının ızgara (broil) modunu kullanabilirsiniz.

Fırından çıkan yemeği 2-3 dakika dinlendirin, üzerine taze maydanoz veya roka serpip sıcak servis yapın.

Püf Noktaları:

Tortellini seçimi: Peynirli tortellini yerine ıspanaklı veya mantarlı tortellini de kullanabilirsiniz.

Sos özelleştirme: Daha kremsi bir sos için kremayı artırabilir veya domates sosuna biraz pesto ekleyebilirsiniz.

Dondurulmuş tortellini: Haşlama süresini biraz uzatmanız gerekebilir, paket talimatlarını kontrol edin.

Fırın kabı: Sosun taşmaması için yeterince derin bir kap kullanın.

Paylaşın