Dünya’nın Merkezinde Gizemli Bir “Simit” Keşfedildi

Bilim insanları, Dünya’nın sıvı çekirdeğinin içinde halka biçimli bir bölge keşfetti. Bu bölge, gezegenin manyetik alanının dinamikleri hakkında yeni ipuçları veriyor.

Dünya’nın sıvı çekirdeğindeki halka biçimli bölge ekvatora paralel yalnızca düşük enlemlerde yer alıyor.

Dünya’nın kabuğu yani dış katmanı ortalama 30 ila 70 km, bunun altında yer alan manto yaklaşık 3 bin km kalınlığında. Manto katmanı Dünya’nın toplam hacminin yaklaşık yüzde 84’ünü oluşturuyor.

Ve mantonun altında da çekirdek yer alıyor. Çekirdek de katmanlara ayrılıyor; katı bir iç çekirdek ve sıvı bir dış çekirdek.

Dış çekirdek sıvı demir ve nikelden oluşuyor ve Dünya’nın manyetik alanını yaratıyor. Bu alan, Dünya’nın etrafını bir kalkan gibi sarıyor ve yaşamın sürmesi için gerekli ortamı oluşturuyor.

Bilim insanları Dünya’nın iç kısmına inip inceleme yapamadığı için bu katmanlar hakkında bilinenler çoğunlukla sismik verilerden geliyor.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden araştırmacılar, büyük depremler sırasında oluşan sismik dalgaları inceledi. Ancak normalden farklı olarak depremin başlamasından saatler sonra ilerleyen dalgaları takip ettiler.

Bilim insanları, mantoyla çekirdeğin sınırına yakın bir yerde dalgaların yavaşladığını gözlemledi.

Bulgularını Science Advances adlı hakemli dergide dün (30 Ağustos) yayımlayan ekip, dış çekirdekte dalgaların yavaşlamasına yol açan, simit şeklinde bir yapı olduğunu buldu. Bu şekillere matematikte torus adı veriliyor.

Araştırmacılar ekvatora paralel şekilde uzanan yapının sadece düşük enlemlerde olduğunu da kaydetti.

Makalenin ortak yazarı Prof. Hrvoje Tkalčić “Bölge ekvator düzlemine paralel uzanıyor, düşük enlemlerle sınırlı ve donut şeklinde” diyerek ekliyor: Donutun kalınlığını tam olarak bilmiyoruz ancak çekirdek-manto sınırının birkaç yüz kilometre altına ulaştığı sonucuna vardık.

Büyük ölçüde sıvı haldeki demir ve nikelden oluşan dış çekirdek, Dünya’yı zararlı kozmik radyasyondan koruyan manyetik alanı üretiyor.

Manyetik alan, yaşamın var olmasında elzem bir yer edindiğinden bilim insanları dış çekirdeğin yapısını daha iyi anlamaya ve bu sayede manyetik alanda yaşanabilecek değişimleri öngörmeye çalışıyor.

Yeni bulgular bu çalışmalara katkı sağlayabilir. Tkalčić “Svı çekirdekteki düşük hız, bu bölgelerde yüksek yoğunlukta hafif kimyasal elementler bulunduğu ve bu elementlerin sismik dalgaların yavaşlamasına yol açtığı anlamına geldiği için bulgularımız ilginç” diyerek ekliyor: Bu hafif elementler, sıcaklık farklılıklarının yanı sıra dış çekirdekteki sıvının karışmasını sağlıyor.

Çalışmanın diğer yazarı Dr. Xiaolong Ma ise yeni çalışmanın, manyetik alanın arkasındaki mekanizma hakkında bir fikir verdiğini ancak çok fazla gizemin çözülmeyi beklediğini söylüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Liyakat Hayal Oldu: Sınavda Birinci Oldular Mülakatta Elendiler

Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmazken, Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi.

Adalet Bakanlığı’nın ‘İdari Hakimlik’ ve İçişleri Bakanlığı’nın ‘Kaymakamlık Adaylığı Sınavı’nda yaşanan mülakat mağduriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ‘Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Sınavı’nda da yaşandı. 32 ilde birinci olan adaylar mülakatta verilen düşük puanlarla elendi. 94 puanla İstanbul birincisi Rıdvan Ö., 93 puanla Eskişehir birincisi Ersen Ç, ve 90 puan ile il üçüncüsü Necati Fıstıkçıoğlu da mülakatta kaldı. Liste elenen birincilerle uzadı.

Karar Gazetesi’nden Merve Şişman‘ın aktardığına göre skandala ilişkin konuşan mağdurlar isyan etti. Ehliyet ve liyakatin Türkiye’de kıymeti olmadığını söyledi. Yazılı sınavda 75 puan alanların atanması için sözlüde 100’e yakın puan verildiğini belirtti. 89 puanla Iğdır birincisi olup sözlüde 70 ile elenen Ali Ç. “Ne yazık ki başarıyı cezalandıran sisteme karşı mücadele ediyoruz. Sonuncuyu ilk sırada atamışlar, adalet nerede?” dedi. Malatya’da 85 puan almasına rağmen elenen aday ise yaşadığı hukuksuzluğu “Benden düşük alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındaki asıl listeye alınıyor ama il birincisi eleniyor” sözleriyle anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel seçimler öncesi verdiği söze rağmen kamuya işe alımlarda mülakat engeli halen kaldırılmadı. Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı’na giren adayların birinci olsa da dakikalar içinde başarısız sayılarak elenmesi mağduriyetlerin sürdüğünü bir kez daha gösterdi. Büyük hayal kırıklığı yaşayan gençler, uğradıkları haksızlığı anlattılar.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan genel seçimler öncesi ‘Kamu personel alımında mülakat sistemi’ için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘kaldıracağız’ vaadinde bulundu. Aradan bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen herhangi adım atılmadı. ‘Verilen sözleri tutun’ çağrılarına kulak tıkayan hükümet ‘liyakat için gerekli’ savunması yaptı. Hatta uygulama resmi hale getirilerek kameralı sisteme geçildi; yüzde 50 sınav, yüzde 50 mülakat notu şartı geldi. Daha önce defalarca konuyu manşete taşıyan gazeteniz KARAR, yeni bir skandalı daha ortaya çıkardı.

27 Nisan 2024’te Defterdarlık Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı yapıldı. 3 Mayıs’ta yazılıdan 70 puan üstü alan adaylar, mülakata girme hakkı elde etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sitesinde yayınladığı 18 sayfalık listede, 79 şehirde mülakata girecek toplam 1.057 kişi vardı. Mülakatlar, 16 Haziran-1 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirildi. Asıl ve yedek olarak başarı gösterenlerin listesi 27 Ağustos’ta duyuruldu. Büyük bir heyecanla sonuçları bekleyen adaylar, liyakat yerine yine eş dost seçiminin tercih edildiğine şahit olunca yıkıldı.

İşte il il sonuçlar:

Adana’da 89 puanla il birincisi olan Canberk K., mülakatta elendi.
Adıyaman’da 89 puanla il birincisi olan Burhan T., mülakatta elendi.
Afyonkarahisar’da 87 puanla il birincisi olan Emirhan B., 3. yedek listesine girdi.
Ağrı’da 89 puan ile il birincisi olan Meltem Ö., mülakatla elendi.

Amasya’da 89 puan ile il birincisi olan Feride A., mülakatla elendi.
Ankara’da 92 puanla il birincisi olan Berat K., asıl ve yedek listeye dahi giremedi, mülakatta elendi.
Antalya’da 92 puan ile il birincisi olan Mehmet Taha K., 3. yedek listesine girdi.
Artvin’de 87 puanla il birincisi olan Gözde A., mülakatla elendi.

Aydın’da 83 puanla il birincisi olan Hatice B., mülakatla elendi.
Balıkesir’de 89 puanla il birincisi olan Nermin D., 2. yedek listesine girdi.
Bayburt’ta 93 puanla il birincisi olan Zübeyde E., 2. yedek listesine girdi.
Bolu’da 91 puanla il birincisi olan Fatma Ç., mülakatla elendi.

Burdur’da 88 puanla il birincisi olan Recep A., mülakatla elendi.
Çanakkale’de 81 puanla il birincisi olan Ayşenur Y., mülakatla elendi.
Çankırı’da il birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi.
Diyarbakır’da 92 puanla il birincisi olan Ceylan T., mülakatla elendi.

Eskişehir’de 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç., yedek listeye dahi giremeden mülakatta elendi.
Gaziantep’te 86 puanla il birincisi olan Müslüm K., mülakatla elendi.
Hatay’da 93 puanla il birincisi olan Birgül K., mülakatla elendi.
Iğdır’da 89 puanla il birincisi olan Ali Ç., mülakatla elendi.

İstanbul’da 94 puanla il birincisi olan Rıdvan Ö., mülakatla elendi.
İzmir’de 90 puan ile il birincisi olan Muhammet Esad Y., mülakatla elendi.
Kastamonu’da 94 puanla il birincisi olan Arife Ö., mülakatla elendi.
Kahramanmaraş’ta 85 puanla il birincisi olan Zeyit Ç., mülakatla elendi.

Konya’da 92 puanla il birincisi olan Sevil E., mülakatla elendi.
Malatya’da 93 puanla il birincisi olan Murathan K., mülakatla elendi.
Muğla’da il birincisi İmran A. 89 puanla, ikincisi Osman K. 89 puanla, üçüncüsü Esra Cansel G., 86 puan aldı ancak mülakatla elendi.
Ordu’da 94 puanla il birincisi olan Rabia G., yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun’da 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.
Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.
Trabzon’da 89 puanla il birincisi olan Yasin Ş., mülakatla elenerek asıl ve yedek listeye giremedi.
Kilis’te 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi.

Adana: 4 kişilik alım açıldı. 10 kişi mülakata girdi. Yazılıdan 89 puan alarak birinci gelen Canberk K., mülakat ile elenerek asıl ve yedek listeye giremedi. Onun yerine sıralamada en altta olan 72 puanlı Halime U. asıl listede yer buldu.

Adıyaman: 6 kişilik alım açıldı. 89’la sınavda en yüksek puana ulaşan Burhan T. dışında geriye kalanlar asıl listeye alındı.

Afyonkarahisar: 31 kişi 70 puan ve üstü alarak mülakata girmeye hak kazandı. Afyonkarahisar için 8 kişilik yer açıldı. 31 kişilik sıralamada 27. olan İsa U., 72 puan ile asıl listeye girdi. 87 puan ile Afyonkarahisar’ın birincisi Emirhan B., 3. yedek sırasına girdi. Asıl listedekilerden 3 kişi görevini yapmayı reddederse Emirhan B., ancak o şekilde görevine başlayabilecek.

Ağrı: 7 kişilik alım açıldı. 16 kişi mülakata girme hakkı elde etti. 70 ve 89 puan aralığındaki 16 adaydan 72 puan alan listenin 14. sırasındaki Muhammet Serhat V. asıl listeye alındı. Yazılı sınavdan en yüksek puanı alan Meltem Ö. 89 puan ile İkram A. 86 puan ile elendi.

Ankara: 6 kişilik alım açıldı. 25 kişi, 92 ve 78 puan aralığında yazılıdan not aldı. 92 puanla Ankara’nın birincisi olan Berat K. yedek listeye dahi giremedi. İkinci Berna Y. ise yazılıdan aldığı 89 puan ile elendi.

Artvin: 7 kişilik alım açıldı. 27 kişi, 70 ve 87 puan aralığında yazılıdan not aldı. Listenin 24. sırasındaki Berkay G. 72 puanla çalışma hakkı elde etti. 87 puanla birinci olan Gözde A. elendi.

Aydın: 2 kişilik alım açıldı. 83-73 puan aralığında not alan 8 kişiden sonuncu olan Hüseyin K. asıl listeye alındı. Birinci olan Hatice B. elendi.

Bartın: 2 kişilik alım açıldı. 88 puan alarak yazılıyı ikincilikle bitiren Ozan Y. asıl listeye giremeden elendi. Mehmet Enes T. ise aldığı 70 puanla asıl listeye girdi.

Burdur: 3 kişilik alım açıldı. Birinci Recep K. elenirken 73 puan alan Mert M. asıl listeye girdi.

Bursa: 4 kişilik alım açıldı. 18 kişi, 71 ila 93 puan aralığında not aldı. Birinci İlyas A. elenirken 71 puan alan Rabia Ezgi A. asıl listeye girdi.

Çankırı: 8 kişilik alım vardı. Toplamda 30 kişi 70 puan ve üzerinde yazılıdan puan aldı. En yüksek puanı alan 6 kişi kazananlar listesinde yok. Onların yerine 73, 75, 76 ve 77 puanlı 4 kişi yerleşti. İl birincisi, ikincisi ve üçüncüsü mülakatla elendi. Asıl listede ise Sevgi Y. ve Tuğçe Y. isimli kardeşlerin olması dikkat çekti. Elenen adaylardan biri “Mülakat puanımıza kurum puanımızın altında not verilmiş. Ama 73 alan kişi, 90 küsur mülakat notuyla asil yapılmış” dedi.

Diyarbakır: 4 kişilik alım açıldı. İl birincisi olan Ceylan T. elendi. Sonuncu sıradaki Nazlı K. 71 puan ile asıl listeye girdi.

Edirne: 8 kişilik alım vardı. 91 ila 70 puan arasında puan alan adaylardan sonuncu sıradaki Deniz D. 70 puan ile asıl listeye girdi.

Eskişehir: 6 kişilik alım açıldı. 93 puanla il birincisi olan Ersen Ç. yedek listeye dahi giremedi. 90 puan ile il üçüncüsü olan Necati F. mülakattan 60 puan alarak elendi. KARAR’a konuşan Necati F. “Listenin son sıralarında bulunanlar asil listedeydi. İyi geçmesine rağmen 60 puan vermişler mülakat notuma. Ben dahil 93 ve 90 alan 3 kişi elendi. İlk 8’den sadece 1 kişi asil listede kendine yer bulabildi. Mülakatta zarf çektik ve sorularımızı gördük. Hepsine doğru cevap verdim. Kesin geçebileceğimi düşünürken elendim” diye konuştu.

Gaziantep: 9 kişilik alım açıldı. 70 ila 86 puan aralığında not alan adaylardan son sıradaki Türkan Y. asıl listeye girdi. İl birincisi Müslüm K. yedek listeye bile giremeden elendi.

Iğdır: 6 kişilik alım açıldı. İl birincisi Ali Ç. aldığı 89 puana rağmen elendi. Ali Ç. “Sözlü mülakattan 70 vermişler. 1 puan daha lazımdı. 71 puanla listenin son sırasında mülakata giren Ferdi K’yı tercih ettiler. Öyle bir matematik yapmışlar ki yedeğe bile giremedim. Vicdan sahibi bir insanın yapabileceği bir şey değil bu. Başarıyı cezalandıran bir sisteme karşı mücadele ediyoruz ne yazık ki. Adalet nerede?” diye sordu.

Kastamonu: 5 kişilik alım açıldı. 11 kişi 94 puan ila 70 puan arasında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi aldığı 94 puanla elendi. 70 puan ile listenin son sırasındaki Gülay Ş. asıl listeye girdi.

Konya: 8 kişilik alım açıldı. 18 aday 92 ila 71 puan aralığında yazılıdan not aldı. İl birincisi Sevil E. 92 puana karşın mülakatta elenirken listenin son sıralarında bulunan Pembe Nur K, 74 puanla asıl listeye girdi. İl ikincisi Berkan Ş. ve üçüncüsü Meryem G. de yine elenenler arasındaydı.

Malatya: 14 kişilik alım açıldı. 56 aday 71 ila 93 puan arasında not aldı. Malatya’da da senaryo değişmedi. İl birincisi aldığı 93 puan ile elendi. 56 adaylık liste içerisinde 55. olan Ömer Faruk D. aldığı 71 puanla asıl listeye alındı. Listede 85 puan ve üzeri alan ismini vermek istemeyen bir aday gazetemize şunları söyledi:

“Benden düşük puan alan 8-9 kişi atandı. Listenin son sırasındakini asıl listeye alıyorsanız ama il birincisi eleniyor. Mülakatta tüm sorulara doğru yanıt vermiştim. 50’nin biraz üzerinde not vererek beni elediler. Canımı dişimi takmıştım. Yüksek puanımla ve bilgimle görevime başlayacağımı düşünüyordum. Tekrar sınavlara girmeyi düşünüyorum. Ama mimlenebilirim diye korkuyorum. Konuşan kişileri bu sefer de kara listeye bile alabilirler. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Muğla: 4 kişilik alım açıldı. 17 aday 89 ila 71 puan aralığında not alarak mülakata girme hakkı elde etti. İl birincisi İmran A, ikincisi Osman K, üçüncüsü Esra Cansel G, mülakatla elenirken listede 71 puan ile sonuncu olan Emrullah D. asıl listeye girdi.

Ordu: 9 kişilik alım açıldı. 29 kişilik listede 70 puan ile sonuncu sırada olan Ali Batuhan Z. asıl listeye girerek atandı. 94 puanla il birincisi olan Rabia G yedek listeye dahi giremeden mülakatla elendi.

Samsun: 94 puanla il birincisi olan Bayram S., mülakatla elendi.

Kayseri: Kayseri’de 92 puanla il birincisi olan Sedef D., yedek ve asıl listeye giremeden mülakatla elendi.

Kilis: 90 puan alarak il birincisi olan Metin A., mülakatla elendi. Asıl ve yedek listeye dahi giremedi.

Paylaşın

“Yeraltı Dünyası” Efsanelerini Keşfetmek: Agartha

Uzun zamandır kayıp şehirler ve gelişmiş gizli medeniyetler fikrine takıntılı durumdayız. Bunun klasik bir örneği de, Dünya yüzeyinin altında saklı olduğu varsayılan efsanevi şehir Agartha’dır.

Haber Merkezi / Genellikle “İçi Boş Dünya” teorisiyle ilişkilendirilen Agartha, derin bilgeliğe sahip gelişmiş varlıkların yaşadığı gizli bir yer olarak tanımlanır. Antik Budist mitolojisiyle ilişkili olan Agartha’yı 19. yüzyıl okültistlerinden, Nazilere ve hatta hippilere kadar herkes aramış, ama bulamamıştır.

Dünya genelindeki birçok kültür, Dünya’nın altında farklı bir dünyanın olduğu fikrini benimseyen mitolojik anlatılara sahiptir. Antik Yunan mitolojisinde Hades’in yeraltı dünyasına atıfta bulunulurken, Hindu metinlerinde Nagalar olarak bilinen yılan benzeri varlıkların yaşadığı Patala’dan bolca bahsedilir. Hatta bazı Hristiyanlar, Cehennem’in ayaklarının altındaki bir yer olduğuna inanırlar.

Agartha ise, 19. yüzyılda öne sürülen “İçi Boş Dünya (Hollow Earth)” teorisi sayesinde öne çıkmıştır. Bu teori, Dünya’nın içinin ya tamamen boş olduğunu ya da gelişmiş medeniyetleri gizleyen geniş iç mekanlara sahip olduğunu öne sürüyordu.

John Cleves Symmes Jr. ve Cyrus Teed gibi bu teorinin ilk savunucuları, bu iç dünyalara girişlerin kutuplarda bulunabileceğini ifade ediyorlardı.

Agartha efsanesi üzerinde en büyük etki ise, 19. yüzyılın sonlarında Helena Blavatsky tarafından kurulan ve bir spiritüel hareket olan Teozofi’den geldi. Blavatsky yazılarında sık sık, Dünya yüzeyinin altındaki mistik şehirlerden bahsediyordu ve bu şehirleri kadim bilgelik ve spiritüel güç merkezleri olarak tanımlıyordu.

Helena Blavatsky ve William Scott – Elliot gibileri, Agartha’yı aydınlanmış varlıklar tarafından yönetilen ve yönlendirilen ütopik bir toplum olarak tasvir ediyorlardı.

Agartha’nın var olduğuna dair sağlam bir kanıt yok, (çünkü olmayan bir şeyin kanıtı da olmaz). Agartha hakkında sahip olunan bilgilerin neredeyse tamamı, oraya gittiklerini veya gitmiş biriyle tanıştığını iddia eden kaşiflerin ve mistiklerin anlatımlarından ibaret.

Agartha, ilk olarak Louis Jacolliot’un 1873 tarihli Les Fils du Dieu (Tanrıların Oğulları) kitabında yer almaktadır. Louis Jacolliot, kitapta Hindistan’ın Chandernagore kentindeki Brahminlerin kendisine “Asgartha” hikayesini anlattığını iddia etmiştir. Brahminlere göre Agartha, Kali Yuga’dan (Hinduizm’in Yuga döngüsündeki Yugaların dördüncüsü, en kısası ve en kötüsü) hemen önce, yaklaşık 5.000 yıl önce, yıkılmış antik bir şehirdi.

Agartha’nın Avrupalıların dikkatini tekrar çekmesi epey zaman almıştır. 1910 yılında Fransız okültist Gerard Encausse, 19. yüzyılın ünlü Fransız okültisti Alexandre Saint Yves d’Alverdre’nin 1886 tarihli bir metnini düzenleyip yeniden yayınlamıştır. Saint Yves, Haji Sharif adlı birinden Sanskritçe öğrenirken Agartha’yı öğrendiğini iddia etmiştir.

Saint Yves kitabında, hala orada yaşayanlardan telepatik iletişimler aldığını ve hatta astral projeksiyon yoluyla ziyaret ettiğini öne sürmüştür. Saint Yves, Agartha’nın derin ruhsal ve bilimsel bilgiye sahip ileri varlıklar tarafından yönetilen ütopik bir toplum olduğunu yazmıştır. Saint Yves’e göre, Agartha, yüzey dünyasının kaosu ve çatışmasıyla keskin bir tezat oluşturan bir uyum ve aydınlanma yeridir.

Kısa bir süre sonra, Ferdinand Ossendowski adlı Polonyalı bir yazar ve maceracı, 1922 tarihli Beasts, Men, and Gods adlı kitabıyla bu tartışmaya katılmıştır. Ossendowski kitapta, Moğolistan’daki seyahatlerini ve Agartha adlı gizli bir krallıktan bahseden lamalarla karşılaşmalarını anlatmıştır.

I. Dünya Savaşı’nın ardından, Ossendowski gibi yazarlardan etkilenen Alman okültist grupları Agartha’ya aramaya başlamışlardır. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi okültistleri Agartha’ya ilgi göstermeye başlayınca işler daha da karmaşık bir hal almıştır. Bu dönemde, Aryan mitolojisine ve okülte derin ilgi duyan Thule Derneği, Agartha’nın var olduğunu savunuyordu.

Naziler, Agartha’yı asla bulamadılar ancak sonraki dönemde de Agartha’ya olan ilgi tamamen ortadan kalkmadı. Efsane, Vajrayana Budizmi ve Tibet Kalachakra öğretilerindeki efsanevi Budist ruhani krallığı Shambhala ile karıştırılması nedeniyle ilgi görmeye devam etmiştir.

Agartha’nın Batı’daki Shambhala ile modern ilişkisi ise Teosofi Cemiyeti’nin kurucularından Madam Blavatsky’ye dayanmaktadır. Bu cemiyet, Agartha’nın Tibet’in altında bulunan ve asuralar adı verilen yarı tanrıların yaşadığı devasa bir mağara ağı olduğunu öne sürmüştür.

Helena ve Nicholas Roerich tarafından kurulan Teosofi Cemiyeti’nin bir kolu da, Agarth’nın hem ruhsal hem de fiziksel bir yer olduğunu iddia etmiştir. Roerich’ler, bu mistik alemlere ruhsal yollarla ulaşılabileceğini öne sürerek Agarth’a efsanesini daha da popüler hale getirmiştir.

Günümüzde Agartha, bilgeliğin, aydınlanmanın ve ütopik ideallerin gizemli bir sembolü olarak tasvir edilmekte. Agartha’nın kendisi var olmasa da, bilgelik ve aydınlanmayı aramanın hiçbir sakıncası yok, ancak zamanı efsanevi bir ütopyayı aramak yerine bir ütopya inşa etmeye harcamak daha iyi olmaz mı?

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Haftasonları Uyumak Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor

Hafta içi kaçırılan uyku saatlerini hafta sonu telafi etmek, düşünüldüğünden daha faydalı olabilir. Yeni ve kapsamlı bir çalışma, hafta sonu uykusunun, uyku yoksunluğuna bağlı riskleri azaltmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu.

Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin bir toplantısında sunulan bulgulara göre, hafta sonları fazladan uyuyan kişilerin kalp hastalığı riskini yüzde 20’ye kadar azaltabileceği tespit edildi.

Çalışmanın yazarı, Pekin’deki Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi ve Fuwai Hastanesi’nden Yanjun Song, “Yeterli telafi edici uyku, daha düşük kalp hastalığı riskiyle bağlantılı,” dedi. “Bu ilişki, hafta içi düzenli olarak yetersiz uyku çeken bireylerde daha belirgin hale geliyor.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, her gece yedi saatten az uyuyan yetişkinler, kalp hastalığı, kalp krizi ve felç gibi kalp rahatsızlıkları riskleriyle daha sık karşılaşıyor.

Çalışma, İngiltere’de yarım milyon kişinin sağlık bilgilerini içeren UK Biobank veri tabanındaki yaklaşık 91.000 kişinin verileri kullanılarak yapıldı ve hafta sonu uykusuzluğunun kalp hastalığı riskini etkileyip etkilemediği değerlendirildi.

Araştırmacılar, katılımcıların 19.816’sını ya da toplamın yaklaşık yüzde 22’sini oluşturan, gecede yedi saatten az uyuduğunu bildiren kişileri uyku yoksunu olarak kabul etti.

Araştırmacılar, katılımcıların tıbbi kayıtlarını yaklaşık 14 yıl boyunca inceleyerek kalp hastalığı, kalp yetmezliği, düzensiz kalp atışı veya inme gibi kalp sorunları geliştirenleri belirledi.

Katılımcılar, hafta sonu ne kadar fazladan uyuduklarına göre dört gruba ayrıldı. Hafta sonu en fazla uyuyan grup, hafta içi uykularına kıyasla hafta sonları 1,28 ila 16,06 saat arasında ek uyku aldı. Hafta sonları en az ek uyku alanlar ise 0,26 saat ile 16,05 saat arasında uyku kaybetti.

Araştırmanın bulgularına göre, hafta sonları en fazla telafi edici uyku aldığını belirten katılımcıların, hafta sonları uykusuz kalanlara göre kalp hastalığına yakalanma ihtimali yüzde 19 daha düşüktü.

Günlük uyku yoksunluğu yaşayan alt grupta, çalışma, hafta sonu uykusunu en fazla telafi eden kişilerin kalp hastalığı riskinin, en az telafi edenlere göre yüzde 20 daha düşük olduğunu gösterdi. Çalışma, bu sonuçlar arasında erkekler ve kadınlar arasında belirgin bir fark bulamadı.

Çin’deki Fuwai Hastanesi ve Ulusal Kardiyovasküler Hastalıklar Merkezi’nden ve çalışmanın yazarlarından olan Zechen Liu, “Sonuçlarımız, modern toplumda uyku yoksunluğu çeken nüfusun önemli bir kısmı için, hafta sonları en fazla ‘telafi’ uykusu yapanların, en az yapanlara göre önemli ölçüde daha düşük kalp hastalığı oranlarına sahip olduğunu gösteriyor,” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Irak’ın Batısında En Az 15 IŞİD Militanı Öldürüldü

ABD ve Irak güvenlik güçlerinin, Irak’ın batısında IŞİD militanlarına yönelik ortak bir operasyon düzenlediği ve operasyonda en az 15 IŞİD militanın öldürüldüğü bildirildi.

Yedi Amerikan askerinin ise yaralandığı operasyonda, sivil kayıpların olduğuna dair bir belirti olmadığı da vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Cuma günü Irak güvenlik güçleri ile birlikte terör örgütü IŞİD’e karşı ortak operasyon düzenlendiğini ve operasyonda 15 militanın öldürüldüğünü bildirdi.

Sivil kayıp yaşanmadığı kaydedilen açıklamada, IŞİD üyelerinin patlayıcı yüklü intihar yelekleri ve çeşitli silahlar taşıdığı aktarıldı. Ayrıca beş Amerikan askerinin militanlarla çıkan çatışmada, iki askerin de operasyon sırasında düşme sonucu yaralandığı açıklandı. Operasyonun Irak’ın batısında gerçekleştiği belirtilirken konuma dair ayrıntı verilmedi.

CENTCOM’um açıklamasında, yapılan baskında örgütün lider kademesinin hedef alındığı, bu yolla Iraklı siviller ile bölgedeki müttefiklere yönelik saldırı düzenleme kapasitesinin bozulmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca IŞİD’in bölge, müttefik ülkeler ve ABD için bir tehdit olmayı sürdürdüğü de söz konusu açıklamada yer aldı.

Irak, IŞİD’le mücadele misyonu kapsamında görev yapan 2 bin 500 Amerikan askerinin ülkeden çıkmasını istiyor. Bağdat ile Washington arasında ülkedeki ABD askerinin çekilmesine yönelik görüşmeler aylardır devam ediyor.

Bu ay başında Irak Dışişleri Bakanlığı, ABD askerinin çekilme tarihinin “son gelişmeler” ışığında ertelendiğini söylemiş ancak söz edilen gelişmeler veya takvime dair başka ayrıntı paylaşmamıştı. Hem ABD hem İran ile iş birliği yapan Irak’ta Amerikan askerlerinin yanı sıra İran destekli silahlı gruplar da bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İtibardan Tasarruf Olmaz: Kamudaki Taşıt Sayısı 106 Bini Aştı

İktidar, “itibardan tasarruf olmaz” anlayışından bir adım dahi geri atmıyor. 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu ortaya çıktı.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; Ocak – Temmuz arasında kamu, toplam 2 milyar 429 milyon 51 bin TL’lik taşıt kiraladı. Aynı dönemde alınan taşıtların maliyeti ise kayıtlara, 178 milyon 133 bin TL olarak geçti. Tasarruf Tedbirleri Genelgelerinin dahi engel olamadığı taşıt alımlarının ulaştığı boyut, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verileriyle de ortaya konuldu.

Buna göre, genel bütçe kapsamındaki idarelerin 2018 yılındaki taşıt sayısı, 98 bin 852 oldu. Toplam 45 kamu idaresinin kullanımı için alınan taşıt sayısı 2019 yılında ise 101 bin 107’ye çıktı. 2020 yılında yayımlanan ve kamu harcamalarında tasarruf öngören genelgenin etkisiyle taşıt sayısında azalma yaşandı. Bu kapsamda kamunun sahip olduğu taşıt sayısı 2020 yılında 98 bin 730’a geriledi.

Ancak 2021 yılından itibaren kamudaki araç saltanatı giderek daha da genişledi. 2021 yılında 45 kamu idaresinin envanterindeki toplam araç sayısının 100 bin 846 olduğu belirtildi. Araç sayısındaki artış 2022, 2023 ve 2024 yıllarında da sürdü. Buna göre, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında kamunun araç sayısının sırasıyla 103 bin 104, 104 bin 400 ve 106 bin 363 olduğu bildirildi.

Cumhurbaşkanlığı: 461
Milli Eğitim Bakanlığı: 3 bin 274
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Bin 27
Gelir İdaresi Başkanlığı: Bin 110
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Bin 33
Gençlik ve Spor Bakanlığı: 831

Paylaşın

Yeni “Emekli Maaş Sistemi” Yolda

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, dünyadaki örnekler incelenerek emeklilik sisteminin güncellenmesi gerektiğini belirterek, “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş” dedi ve ekledi:

“Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız. Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır.”

Güler açıklamasının devamında, “Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz. Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım” ifadelerini kullandı.

Emekli maaşında sistem değişiyor. Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan yeni sistem ile çalışanların daha çok sistemde kalmaları teşvik edilecek. Böylece daha çok prim günü olanlar için emekli aylığının yüksek olması sağlanacak. Ekonomim’in aktardığı habere göre; yapılan çalışmalarda şu başlıklar öne çıkıyor:

Aylık bağlama sistemindeki karma yapının sadeleşmesi
Ocak ve Temmuz aylarında yapılan enflasyon artışlarının yeniden düzenlenmesi
Bozulan aktüeryal dengenin (Çalışan-emekli oranı) yeniden sağlanması
Sistemde kalmanın emekli aylığı açısından daha cazip hale getirilmesi

Emekli aylığı hesaplanırken uygulanan üçlü yapı da sistemi karmaşıklaştırıyor. 1999 öncesi dönem için farklı aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayısı, 1999-2008 arası için daha düşmüş bir aylık bağlama oranı ve yeni güncelleme katsayısı, ardından 2008 sonrası için düşük aylık bağlama oranı ve büyümenin enflasyonun etki ettiği güncelleme katsayısı.

Bu hesaplamalar üç ayrı kanuna göre yapılıyor. Bu üç ayrı hesap toplanıp emekli aylığı ortaya çıkartılıyor. Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre çok değişken olmayan güncelleme katsayısı ve aylık bağlama oranıyla tek bir hesaplama yapılabilir. Böylece çok prim ödeyenin ve çok çalışanın daha yüksek maaş aldığı bir sistem ortaya çıkabilir.

Son yıllarda emeklilerin kafasını karıştıran bir başka unsur da ‘taban maaş’ ve ‘kök maaş’ uygulaması oldu. Çalışma hayatı kısa sürmüş, kısmi emekli olmuş, malulen emekli olmuş ya da asgari ücretten prim yatırmış birçok sigortalının emekli maaşı düşük kalmıştı. Bu emeklilere Hazine’den yapılan destek ile taban maaş şeklinde daha yüksek aylıklar ödendi, ödenmeye devam ediyor.

Bugünkü rakamlara bakıldığında 6-7 bin lira aylığı olan bir emekliye 12.500 TL ödeniyor. Ancak uygulama birkaç sorunu da beraberinde getirdi. Birincisi her zam döneminde ortaya çıkan sıfır artış sorunu. Taban maaşın altında aylık alanlar için ocak ve temmuz aylarındaki enflasyon artışları gerçek emekli aylıklarına yapıldığı için sıfır zam ortaya çıkmıştı.

Hem geçen temmuzda, hem bu temmuz ayında yaşanan olay için yeniden taban maaş artışı ihtiyacı doğdu. Bu durum sürdürülemez olduğu için her zam döneminde 3-4 milyon emekli için aynı sorun yeniden ortaya çıkacak.

İkinci sorun ise taban maaşın hemen üstünde aylığı olanlar açısından yaşanıyor. Örneğin bugün 12.500 TL olan taban maaşın hemen üstünde 13-15 bin bandında aylık alan çok sayıda emekli var. Bakıldığında 3.600 gün prim ödemiş, ya da düşük kazanç bildirmiş bir emekli ile, daha çok çalışmış daha yüksek prim ödemiş bir emekli arasında aylık farkı hemen hemen hiç kalmıyor.

Bu durumda 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş esnaf için daha belirgin hale geliyor. 3.600 günle emekli olan birisi ile 9 bin gün Bağ-Kur primi ödemiş birisi 12.500 TL taban maaşı alabiliyor Bu da adaletsizliğe yol açıyor.

Üçüncü sorun ise yüksek prim ödemenin karşılığının olmaması algısıyla hem kayıt dışılığın hem de gerçek maaşın gizlenerek gizli kaşıt dışılığın ortaya çıkıyor olması. Böylece hem devletten vergi ve prim kaçırılırken çalışanın da geleceği çalınıyor. Ancak ‘Düşük ödesem de taban maaş alırım nasıl olsa’ algısı bu sorunu körüklüyor.

Orta Vadeli Program’da yeni düzenlemeler için tarih olarak 2024 yılı üçüncü çeyreği gösteriliyor. Yapılacak teknik çalışmalar sonunda taslaklar ortaya çıkmış olacak. son şekli verilen düzenlemelerin yeni yasama döneminde gündeme gelmesi bekleniyor.

“Dengeli ve sürdürülebilir bir emeklilik sistemi”

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, emeklilik sisteminin güncellenmesi ve haftalık çalışma süresinin düşürülmesi yönündeki iddialarla ilgili gazetecilere değerlendirmede bulundu.

Güler, emeklilik sistemini incelerken dünyadaki örneklerin dikkate alınması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Gelişmiş ülkelerdeki uygulamayı esas alırsak emeklilikte üç tane başlık öne çıkıyor. Bir tanesi, ödediğiniz prim miktarı, ödediğiniz süre ve yaş. Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde bizim ülkemizde olduğu gibi 40’lı, 45’li ve 50’lili yaşlarda bir emekliliğe rastlayamazsınız.

Avrupa’da emeklilik yaşı 65’tir, 67’dir. Kimi ülkelerde de 70 yaşına kadar emeklilik yaş durumu vardır. Bu, sürdürülebilirlik çizgisi açısından önemlidir. Dünya ortalamasına baktığımızda 3 ila 4 çalışana karşılık bir emekli vardır. Ama şu an ülkemize baktığımızda halihazırda yaklaşık 32 milyon çalışan ve 16 milyon 100 civarında emekli olduğunu görüyoruz.

Yani 2 çalışana 1 emekli olduğunu görüyoruz. Bizim bu manada mutlaka hem prim miktarını ve yaşı hem de ödenen süreyi esas alacak şekilde daha adil, daha dengeli ve sürdürülebilir mahiyette bir emeklilik sistemini inşa etmemiz lazım. Vatandaşlarımızın da seçmiş oldukları tercih noktasında ona göre bir emekli maaşına kavuşması lazım.”

Güler, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın desteğiyle en düşük emekli aylığının 12 bin 500 lira olduğunu belirterek şu ifadeleri kurdu: “Bu desteğin uygulanmadığı takdirde emekli maaşı daha düşük oranda olacaktır. Dolayısıyla bu durum düzeltilmeli, bu durum sürdürülebilir hale gelmeli; daha dengeli, daha adil bir hale gelmeli. İnşallah önümüzdeki dönemlerde evrensel, dünya ülkelerinde gelişmiş ülkelerin de uyguladığı bu sistem üzerinden benzer bir uygulamayı, çalışmayı bizim ülkemizde de hayata geçirmemiz gerekiyor.

Şu anda bizim toplumun her kesimiyle yeni istişareler yapmamız lazım ve dünya örneklerini, gelişmiş ülke örneklerini ortaya koymamız lazım. Bu çerçeve içerisinde de bunu daha makul bir çerçevede ortaya koymamız lazım. Tabii bakanlığımızın bu konuda çalışmaları var ama henüz şu anda bir yasal düzenleme açısından elimizde böyle bir metin yok. Bunu ilerleyen zaman dönemi içerisinde daha geniş çerçevede çalışmak lazım.”

Paylaşın

HÜDA PAR’dan “Anayasa” Çıkışı: Kemalizm’den Arındırılmalı

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmede bulunan HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, “12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Mesele; bu millete dayatma ile hile ile çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak, bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil, sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden Kemalizm zihniyetinden anayasanın arındırılmasıdır.”

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkan Vekili Halef Yılmaz, sosyal medya hesabından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’un, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin, “İlk 4 madde tartışması yapmanın bir zaman kaybı olduğuna inanıyorum” şeklindeki açıklamasını değerlendirdi. Halef Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Mesele, ilk 4 maddeden çok daha önemli ve büyüktür. Yeni bir Anayasa’dan bahsedilecekse eskisinin omurgası üzerine yapılacak yamalar, bunu yeni bir anayasa yapmayacaktır. Sadece darbeciler tarafından hazırlanmış eski Anayasa üzerinde bazı değişiklikler yapılmış olacaktır.

Mesele; Şekilsel değişikliklerden ibaret bir düzenleme yapmak olmamalıdır. Mesele, toplumumuzun tüm kesiminlerine ve medeniyet değerlerimize, inancımıza, geçmişimizden gelen büyük müktesebatımıza ve adaleti ikame edecek birlik beraberlik ruhuna hizmet edecek ve büyük mefkûremizle geleceğimizi şekillendirip halkımızın ve bize sığınanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerinin tesis edildiği adil bir sistemi inşa ve ihya etmektir.

Mesele; Bu milletin birlikteliğine, huzuruna, selametine ve değerlerine hizmet edecek, halkımızın hissiyat ve inancını yansıtıp temsil edecek, geçmiş yüzyılın yanlışlarını tekrar ettirmeyecek, yaşananlardan ders ve ibret alarak darbecilerin dayatması dışlayıcı ideolojik unsurların arındırılarak sivil ve yepyeni bir sözleşmeyi yapmak olmalıdır.

Mesele; Bu millete dayatma ile hile ile  çökmüş olan batıl bir ideolojinin ve kişilerin ilahlaştırılması yanlışının sonlandırılarak bir asırdır milleti batıya gönüllü kul köle yapmaya çalışan ve batının teknik ve ilerlemesini değil sapıklık ve batıl kültürünü taklid eden kemalizm zihniyetinden Anayasa’nın arındırılmasıdır.

Mesele; Irkçı kafatasçı jakoben dayatmalara gerekçe yapılan nitelemelerden vazgeçip ülke sosyolojisine ve hakikate uygun şekilde toplumun bütün farklılık ve dillerinin kabul edilerek sadece fiziki değil gönülden inanç birliğinin yeniden sağlanmasıdır.

Mesele; Laiklik adı altında milletimizin dini olan İslam’a düşmanlığa sebep olan bütün yanlışların düzeltilmesidir. İlk 4 maddenin bundan istisna tutulması meseleyi çözecek midir? 12 Eylül darbecilerinin dayatmalarının hâşa vahiymiş, Allah Kelâmıymış gibi kutsal ve dokunulmaz görülmesi akıl, inanç ve bilim zaviyesinden nereye oturtulacaktır? Aksi takdirde ne düzeltilmiş olacak? Neyi değişecek? Neresi yeni olacak? Neye çâre olacak? Niye değişecek?”

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde CHP’nin ardından ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) değişim sancısı yaşanmaya devam ediyor.

Partisinin 23. yıl kuruluş yıldönümünde konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yorulanların bırakmasını istemişti.

Bunun üstüne AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, Erdoğan başkanlığında 3 Eylül Salı günü bir araya gelecek. Bu toplantıda kongre takvimi başlatılacak. 8’inci Olağan Büyük Kongre’nin takvimine göre önce belde, sonra ilçe, il ve son olarak büyük kongre yapılacak.

A Haber’e göre sürecin ekim ayında başlatılması, Ramazan Bayramına kadar il kongrelerinin tamamlanması, mayısta ise büyük kongreye gidilmesi planlanıyor.

Mart 2021’i referans alarak, AK Parti olağan kongresini seçimler nedeniyle yasal sürenin 1 yıl üzerinde, 2025’te gerçekleştirecek. Bu kongre ile birlikte, ülke genelindeki parti kadroları da yeniden değerlendirilecek.

Erdoğan, parti yönetim organı olan ve yedekleriyle birlikte 110 üyeden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için yetki sahibi olacak. Erdoğan’ın, parti vitrini ve A takımında da değişiklikler yapması bekleniyor. AK Parti yetkilileri, kongre sürecini 2028 seçimlerine yönelik yeni kadroların belirlenmesi olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

Deri Taytlarla Ne Giyilir: 11 İpucu

Çok yönlü ve vücuda yakışan deri taytlar, gardırobunuzun ilk sırasında yer almayı hak ediyor. Gerçek deri taytlar hayvan derisi ve elastik malzemeden yapılırken, suni deri taytlar poliüretan ve polivinil klorür (PVC) kumaşlardan yapılır. 

Haber Merkezi / İşte deri taytlarınıza daha iyi bir görünüm vermenize yardımcı olacak 11 ipucu:

1. Blazer ve asker botları: Ofise gidiyorsanız ve işte rahat görünümünüzü korumak istiyorsanız, taytınızı büyük bir blazer ve düğmeli bir gömlek (veya balıkçı yaka) ve mokasenler veya siyah asker botlarıyla kombinleyebilirsiniz.

2. Bluz ve topuklu ayakkabılar: Arkadaşlarınızla dışarı çıkmak veya bir gece buluşmasının tadını çıkarmak için deri taytınızı ve topuklu ayakkabılar ve güzel bir bluzla kombinleyebilirsiniz.

3. Kot ceket ve spor ayakkabılar: Daha rahat bir görünüm için deri taytınızı, mavi kot ceket, ceketin altına grafik desenli bir tişört veya normal beyaz bir tişört ve beyaz spor ayakkabılar ile kombinleyebilirsiniz.

4. Suni kürk manto ve stilettolar: Eğer kıyafetinizle dikkat çekmek istiyorsanız, suni kürk manto ve stilettoları yüksek belli taytınız veya suni deri taytınız kombinlemeyi deneyebilirsiniz.

5. Deri ceket: Daha iddialı görünmek istiyorsanız, deri tayt ve siyah bir çift asker botuyla siyah deri ceket giyerek biker tarzı bir kombin oluşturabilirsiniz.

6. Uzun bir sweatshirt ve spor ayakkabılar: Uzun bir sweatshirttü dar kot pantolon yerine spor ayakkabılar ve siyah deri taytlarla eşleştirmeyi deneyin. Sweatshirt yerine renkli uzun bir hırka kullanabilirsiniz.

7. Büyük boy kazak ve palto: Soğuk mevsimlerde rahat bir görünüm için büyük boy kazak ve uzun palto kombinasyonunu deneyebilirsiniz.

8. Ekose gömlek ve botlar: Kapşonlu bir üst altına ekose gömlek giyebilir ve kombininizi bere ve sevimli botlarla tamamlayabilirsiniz.

9. Panço ve çizme: Eğer dışarı çıkmanız gerekiyorsa deri taytınızı renkli bir panço ve rahat diz üstü çizmelerle kombinleyebilirsiniz.

10. Kolsuz bir gömlek: Deri taytınızın içine beyaz kolsuz bir gömlek sokmak sevimli bir görünüm oluşturabilir.

11. Süet ceket ve bilekte biten botlar: Eğer dışarı çıkacaksanız, siyah deri taytınız ve siyah gömleğinizle birlikte kahverengi süet ceket ve kahverengi bilekte biten botları tercih edebilirsiniz.

Paylaşın