DİSK’ten “Kıdem Tazminatı” Açıklaması: “Ölmek Var Vermek Yok”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, orta vadeli programda işçi sınıfı açısından bir riskinde kıdem tazminatının kaldırılması olduğuna işaret ederek, “Diyorlar ki ‘2024 yılı sonuna kadar emekli olun. 2025’te emekli olursanız yüzde 35 daha az emekli maaşı alırsınız.’ Böyle bir şey olur mu?” dedi ve ekledi:

“Orta vadeli programda bir tuzak var. Tamamlayıcı emeklilik sistemini getireceklermiş. Biz bu tuzakları daha önce de gördük. Tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında Türkiye işçi sınıfının 90 yıllık kazanımı olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bugün buradan Mersin’den sesleniyoruz: Asla aklınızdan geçirmeyin, asla teslim olmayacağız. Kıdem tazminatımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. Ölmek var dönmek yok, tazminatı vermek yok.”

DİSK’in ‘Yeter artık, geçinemiyoruz’ sloganıyla düzenlediği bölge mitingi Mersin’de Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda yapıldı. Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye, Niğde ve Karaman’dan işçilerin katıldığı mitinge DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, CHP Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış ve Hasan Ufuk Çakır, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Toroslar Belediye Başkanı CHP’li Abdurrahman Yıldız katıldı.

Artı Gerçek’ten Abidin Yağmur’un aktardığına göre; Mitingin kadın cinayetlerinin sembol ismi Özgecan Aslan’ın adının verildiği meydanda yapıldığına dikkat çeken DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Diyarbakır’da Narin’in, Tekirdağ’da Sıla bebeğin yaşadığı acıları herkesin yüreğinde hissettiğini söyledi. Çerkezoğlu, “Biliyoruz ki çocuklarını koruyamayan bir ülke geleceğini de koruyamaz. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin arttığı bir ülke çocuklarının geleceğini koruyamaz” diye konuştu.

Yoksuldan alıp zengine veren bu düzenden hesap sormak için alanlara çıktıklarını vurgulayan Çerkezoğlu, “Herkesi asgari ücrete, herkesi asgari emekli maaşına, herkesi asgari bir yaşama mahkum etmeye çalışanlardan hesap sormak için bir aradayız” dedi.

Türkiye işçi sınıfının bugün yaşadığı sorunların ilk adımlarının 12 Eylül 1980 darbesinden sonra atıldığına işaret eden Çerkezoğlu, “Adını doğru koyalım bugün yaşadığımız bu ağır tablo, bu işsizlik, bu yoksulluk, bu hayat pahalılığı tesadüf değil. Ülkeyi yöneten iktidarın ekonomi kurmaylarının, o sık sık değişen maliye bakanlarının beceriksizliği ve iş bilmezliği değil. 22 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın tercihlerinin sonuçlarını yaşıyoruz. 22 yıldır ülkeyi yöneten AKP’nin sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonucudur. Oysa tam tersi mümkün. Yeter ki tercihler değişsin. Yeter ki gelirde, vergide, ülkede adalet sağlansın” diye konuştu.

“Bu düzenin bütün çarkları yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapmak için dönüyor” diyen DİSK Başkanı Çerkezoğlu, geçtiğimiz günlerde açıklanan orta vadeli programda yer alan öngörülerin de bunu kanıtladığını söyledi. Çerkezoğlu, “Orta vadeli program dediğimiz hükümetin önümüzdeki 3 yılda yapacaklarının özeti. Orta vadeli programda hayat pahalılığı var. Orta vadeli programda daha düşük büyüme var. Yani daha fazla işsizlik var. Orta vadeli programda enflasyonu düşürmek için asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretleri baskılamak var.

Tutturmuşlar bir yalan. Enflasyonun nedeni ücretlermiş. Koca bir yalan arkadaşlar, koca bir yalan. Türkiye’de enflasyonun nedeni işçinin, emekçinin ücreti değil. Enflasyonun nedeni dolarizasyon. Şirketlerin, bankaların aşırı kârları, arz problemleri. Ülkeyi üretimden koparmak enflasyonun nedeni. ‘Ücretleri baskılayarak enflasyonu düşüreceğiz’ dediler. Asgari ücrete ara zam yapmadılar. Ne oldu? Milyonları açlıkla yüz yüze bıraktılar. Ama enflasyon hedeflerini 8 puan yükseltmek zorunda kaldılar” dedi.

Orta vadeli programda işçi sınıfı açısından bir diğer riskind e kıdem tazminatının kaldırılması olduğuna işaret eden DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyorlar ki ‘2024 yılı sonuna kadar emekli olun. 2025’te emekli olursanız yüzde 35 daha az emekli maaşı alırsınız.’ Böyle bir şey olur mu? Orta vadeli programda bir tuzak var. Tamamlayıcı emeklilik sistemini getireceklermiş. Biz bu tuzakları daha önce de gördük. Tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında Türkiye işçi sınıfının 90 yıllık kazanımı olan kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bugün buradan Mersin’den sesleniyoruz: Asla aklınızdan geçirmeyin, asla teslim olmayacağız. Kıdem tazminatımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. Ölmek var dönmek yok, tazminatı vermek yok.”

Paylaşın

AK Parti’nin Torpilli Tayfasında “Maaş” Çekişmesi

İstisna kadrolarla hızlı şekilde kamuya geçiş yapan AK Parti’nin torpilli tayfasının, “Bize bu vaat edilmemişti, A kurumuna yerleşenler bizden fazla maaş alıyorlar” diye yakındığı öne sürüldü.

Bu kadroların, daha yüksek maaşla başka bir kamu kurumuna geçme yarışında oldukları da iddia edildi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, son yıllarda kamu sektöründe yaşanan liyakatsizlik ve torpil skandallarının, FETÖ’nün terör örgütü olarak tanınmasının ardından daha da belirginleştiğini yazdı.

Babacan, “FETÖ’nün terör örgütü olduğu geç de olsa görüldükten sonra ortaya çıkan ‘altın nesil’ projesinin, nasıl şekil ve biçim değiştirdiğini gösteren ilginç örnekler anlatılıyor. Liyakatsizlik, torpil ve ayrımcılık kamu atamalarında çok konuşulurken, ‘akademik kadro ilanlarının tek bir kişiyi işaret ederek hazırlanması’ gibi garabetler sıradanlaştı. Siyasi kulislerde gün geçmiyor ki, buna benzer deformasyon örnekleri aktarılmasın…” ifadelerini kullandı.

“Öncelikle işin tuhaflığından başlayalım. Kamu kurumlarında çalışan ve son 20 yıl içerisinde oluşturulan kadrolar arasında acayip bir çekişme var. Bu torpilliler arasında yaşanıyor. Üstelik bunu yıllar önce hakkıyla göreve gelen insanların önünde açıktan yapıyorlar” diye yazan Babacan, şunları kaydetti:

“Aktarılanlara göre, çoğu oluşturulan istisna kadrolarla hızlı şekilde kamuya geçiş yapan bu torpilli tayfası, ‘Bize bu vaat edilmemişti, A kurumuna yerleşenler bizden fazla maaş alıyorlar’ diye yakınabiliyor. Bu AK Partililerin yakını olmakla övünen kadroların, daha yüksek maaşla bir başka kamu kurumuna geçme yarışında olduklarını da aktaralım.

Arkadaş ve akraba kayırma olarak tanımlanan nepotizmin örneklerinin sık sık yaşandığı ve şikayet konusu olarak siyasilere ulaştırıldığı yerler arasında TRT, Anadolu Ajansı, THY, bakanlıklara bağlı kuruluşlar ile üniversiteler çokça konu ediliyor. Bir de yönetim kurulları var ki; taliplisi çok fazla. Tabi, torpil için doğru isme ulaşmak gerekiyor. Her siyasinin elinin uzandığı kurum değişiyor. Son dönemde en etkin isimler sarayda bulunuyor.

Bir de ortaklar arasında paylaşım var. Aktarılanlara göre, özellikle yargı ve emniyeti ilgilendiren atamalarda Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP’nin istekleri görmezden gelinemiyor. Bu AK Partililerin akraba ve çocuklarının kollanmasının ötesinde bir operasyon.”

Sistemin nasıl işlediğini de aktaran Babacan, şunları kaydetti: “Kamuda eleman alımının mülakat aşamasında, AK Partili siyasilerin hemen hepsi üç-beş isimden oluşan listeleri ilgili bürokrata gönderiyor. Mülakatta avantaj yaratmak için müdahale edilmesi isteniyor. İstekler, bazen o kadar ileri gidiyor ki; bırakın yazılı sınavda 80-90 puan almayı baraj olan 65 puanının altında olanlardan isimler geliyor. İncelemelerde halen FETÖ bağlantıları olanların çıktığı aktarılıyor.”

“Başarılı olanların hakkının yenilmesinin organize hali olan bu durum, iktidar partisinin seçimlerdeki oy kaybının en temel nedenlerinden biri olarak ilk üçe girdi” değerlendirmesini yapan Babacan, bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kamuya işe alımlarda mülakatı kaldıracağız’ sözlerinin seçim kampanyasına girdiğini ancak verilen sözlerin tutulmadığını belirtti.

Paylaşın

İBB Meclisi’nden Dikkat Çeken “Cemevi” Kararı: İbadethane

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi, Cemevlerini ibadethane olarak kabul etti. 2020 yılı ocak ayında Cemevlerinin statüsünün ibadethane olarak değiştirilmesi önerisi, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedilmişti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlerden 1 ay önce yaptığı açıklamada, “Cemevleri ibadethanedir. Bunu kabul etmeyen, ettirmeyen, etmemeye çalışan hangi anlayış varsa tarihe gömülme vakti gelmiştir” demişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi tarafından kabul edilen Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğünün görev ve çalışma yönetmeliği ile müdürlüğün teşkilat yapısı, hukuki statüsü, görev, yetki, çalışma usul ve esasları belirlendi.

Şube müdürlüğünde görevli memur, sözleşmeli personel, işçi statüsünde personel ile diğer personelin tanımı yapıldı. Şube müdürlüğünün sorumluluk alanındaki ibadethaneler arasında Cami ve mescitlerin yanında Cemevleri ve diğer dinlerin ibadethaneleri de sayıldı.

Şube Müdürlüğünün görevleri arasında dini kurum ve topluluklardan gelen teklif, görüş ve talepleri incelemek, değerlendirmek ve ilgili kurum birimlerine iletilmesini sağlamak ve takibini yapmak olarak sayıldı. Kamu hizmetinin tarafsızlığı ve eşitlik ilkesi gözetilerek dini kurum ve topluluklara ait ibadethaneler için bina ve tesis yapılması, bu bina ve tesislerin bakımı ve onarımına yönelik talepleri değerlendirilmesi, yapımı ve gerektiğinde ilgili kurum birimlerine iletilmesi ve takibi de müdürlüğün görevleri arasında tanımlandı.

Dini kurum ve topluluklara ait ibadethaneler için gerekli malzeme desteğinin sağlanması, dini kurum ve toplulukların eğitim ve kültür faaliyetlerinin desteklenmesi ve geliştirilmesi, inanç grupları, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarıyla ortak çalışmalar yapılması, etkinlikler düzenlenmesi ve gerektiğinde destek sunulması da şu müdürlüğünün görev tanımı içerisinde yer aldı.

İbadethaneler arasında ayırıma yol açacak karar ve işlemlerden kaçınılması, dini kurum ve toplulukların kamusal hizmet ve olanaklardan eşit bir şekilde yararlanabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması İBB Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nün, görev ve çalışma yönetmeliğinde özellikle vurgulandı.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Alınan kararı değerlendiren İBB Meclisi CHP Grup Başkanvekili Ülkü Sakalar, şu ifadeleri kullandı: “ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bugüne kadarki Cemevleri kararları ortada. Danıştay’da da pek çok açılmış dava var.

Biz geçmişten beri zaten hep aynı şeyi söylüyoruz. Geçtiğimiz dönemde de bu mecliste, Cemevleri’nin ibadethane statüsünde olmasına ilişkin önerge verdik. Fakat çoğunluk bizde değildi. AK Parti çoğunluğu vardı. O dönemde reddedildi. Büyük tartışmalar çıktı.

Fakat biz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm İbadethanelere yönelik hizmetleri için bunu tek bir müdürlük çatısı altında toplamak için, dini kurum ve topluluklarla ilişkiler müdürlüğünü kurduk Mayıs ayında. Bu müdürlüğün tam olarak hangi ibadethane, hangi topluluklara, nasıl bir hizmet vereceğini açıklamak için mevcut kanunlar çerçevesinde bakış açımızı da ortaya koyarak, ibadethane tanımını getirdik.

Bizim için ibadethane. Bu kanun kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hizmet edeceği ibadethaneler, ‘Cami, Mescit, Cemevi, Kilise, Havradır’ dedik. Ve ismini net koyarak, müdürlüğün tüm bu ibadethanelere eşit hizmet götüreceğini yönetmelikle düzenledik.”

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Mesajı: Politikalarımızı Sürdüreceğiz

Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonu enflasyon beklentisine ilişkin değerlendirmede bulunan Mehmet Şimşek, “Fiyat istikrarını sağlamak için politikalarımızı eşgüdüm içerisinde sürdüreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Eylül Ayı Piyasa Katılımcıları Anketini açıkladı. Banka, yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 43,31’den yüzde 43,14’e çekti.

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu dolar kuru tahminini ise 37,28 liradan 37,16 liraya düşürdü. Banka, yıl sonu büyüme beklentisini yüzde 3,4’den 3,2’ye çekti. Banka, yıl sonu politika faizini de yüzde 50,83’e yükseltti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonu enflasyon beklentisine ilişkin değerlendirmede bulundu. Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyon beklentilerindeki iyileşme program hedeflerimizi destekliyor. Dezenflasyondaki belirginleşmeyle yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 43,1’e geriledi.

On bir aydır azalan 12 ay ve 24 ay sonrası enflasyon beklentileri ise sırasıyla yüzde 27,5 ve yüzde 18,4 oldu. Son 3 ayda 23,5 puan gerileyen yıllık enflasyonun eylülde yüzde 50’nin altına inmesi bekleniyor.

2024 yılında yüzde 4,9 seviyesinde öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranını gelecek yıl yüzde 3,1’e düşürmeyi hedefliyoruz. Böylece mali disiplin dezenflasyona güçlü destek sağlayacak.

Fiyat istikrarını sağlamak için politikalarımızı eşgüdüm içerisinde sürdüreceğiz. Enflasyondaki yapısal katılıkları da gidererek vatandaşlarımızın alım gücünü kalıcı olarak artıracağız”

Paylaşın

Putin’den NATO’ya “Savaş Hali” Uyarısı

Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığını değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” dedi ve ekledi:

“Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız”

Rossiya-1 devlet televizyon kanalına konuşan Putin’in açıklamaları, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere Dışişleri Bakanları Antony Blinken ile David Lammy’nin çarşamba günkü Kiev ziyaretinin ardından geldi.

Konunun ABD Başkanı Joe Biden ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Washington’da cuma günü gerçekleşecek görüşmesinde de ele alınması bekleniyor.

Öte yandan, cuma günü stratejik gelişmelerin masaya yatırılacağı Askeri Komite Toplantısı için NATO ülkeleri Parag’da bir araya gelecek.

İki ülkenin dışişleri bakanlarının Kiev’i ziyareti sırasında Ukraynalı yetkililer Batı tarafından sağlanan füzelerin Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere karşı kullanılması yönündeki taleplerini yinelediler.

ABD Başkanı Joe Biden Ukrayna’nın kendini savunmak için ABD tarafından sağlanan füzeleri sınır ötesinden Rusya’ya ateşlemesine izin verdi ancak ateşlenebilecekleri mesafeyi büyük ölçüde sınırladı.

Zelenskiy bu sınırlamalarda değişiklik yapılmasını umduğunu belirterek, “En azından bazı güçlü kararlara güvenelim,” dedi. “Bizim için bu çok önemli.”

Bu ay içinde Biden ile konuşmayı umduğunu söyleyen Zelenskiy, ABD’nin askeri ve mali desteğinin çok önemli olduğunu belirtti. Zelenskiy, “Buna büyük ölçüde güveniyoruz ve açıkçası, onsuz başarılı olamayız,” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise açıklamasında, söz konusu silahların Rusya topraklarını hedef almasının savaşın “seyrini değiştireceğini” belirtti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Avrupa Konseyi’nde “İkircikli Yaklaşım” Eleştirisi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Konseyi’nde yaptığı konuşmada, mülteci sorunu ilgili eleştirilerde bulunarak, “Üzülerek söylemem gerekir ki, uluslararası dayanışma hususundaki ikircikli yaklaşımlar, bu kavrama olan inancı derinden sarsmaktadır” dedi ve ekledi:

“Bunun en somut örneklerinden birine, biz, Türkiye olarak yakından şahit olmaktayız. Küresel bir sorun olan mülteci meselesine, özellikle Avrupa’nın yaklaşımı, tarihi bir mücadele sonucunda oluşturulan ve bugün hala hepimizin önem verdiği ve savunduğu demokratik değerleri zedeleyen bir noktaya gelmiştir. Düzensiz göç ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılması ve Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmaya çalışılması, kalıcı bir politika haline gelmeye başlamıştır.”

Ekrem İmamoğlu, konuşmasını, “Bu konuda sergilenen tutum, küresel bir sorunu çözme arayışından ziyade, bu yükü belirli ülkelerin sırtına yükleme anlayışına dayanmaktadır. Daha da açık ifade etmem gerekirse, ‘Bu konuda Türkiye duvar olsun. Oradan geçmesin de ne olursa olsun’ politikası hem Türkiye’ye hem de insani açıdan mültecilere büyük bir haksızlıktır” sözleriyle sürdürdü.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu sene 30’ncı yıldönümünü kutlayan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde (YBYK) konuştu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; TBB olarak, Avrupa Konseyi ile yeni dönemde daha güçlü iş birlikleri geliştirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan İmamoğlu, “Bu buluşma, yalnızca yerel demokrasimizin gücünü göstermekle kalmıyor, aynı zamanda kıtamızın geleceğini şekillendirecek adımları atmak için bir fırsat sunuyor. Yerel yönetimlerin ve ulusal birliklerin sahip olduğu büyük potansiyelin yanı sıra, karşılaştıkları zorlukların da bilincinde olduğumu belirtmek isterim” dedi.

“Avrupa’nın dört bir yanından gelen siz değerli katılımcılarla ortak paydamız olan demokratik değerler, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çevresel sürdürülebilirlik gibi hayati konularda görüş alışverişinde bulunacak olmaktan mutluluk duyuyorum” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Benim ‘İstanbul Modeli’ olarak adlandırdığım, uzlaşma kültürüne ve ortak akla dayanan yenilikçi anlayışımızı yaygınlaştırma amacındayız. İstanbul’da ortaya koyduğumuz katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışımız çerçevesinde, akıllı şehircilik imkanlarını da kullanarak ürettiğimiz modelleri, Türkiye geneline yaygınlaştırarak, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın öngördüğü, vatandaşların kamu idaresine aktif ve doğrudan katılımını teşvik edeceğiz. Bu yaklaşımımızın temelleri, 2019 yılından bu yana ortaya koyduğumuz yeni belediyecilik anlayışına dayanmaktadır.

İlk defa İstanbul’un bütçesini, İstanbullularla birlikte yaptığımız ‘Bütçe Senin’ stratejik planımızı oluştururken uyguladığımız internet tabanlı anket yöntemi, İstanbul’a yeniden kazandırdığımız meydanlarda gerçekleştirdiğimiz yarışmalar ve halkoylamalarıyla bu temeli oluşturduk. Keza, İstanbul’u ve İstanbulluları ilgilendiren birçok konuda meslek örgütleri ve odalarla oluşturduğumuz diyalog masaları sayesinde, ortak akla dayanan çözümlere ulaştık.”

“Şimdi, bu temelden aldığımız kuvvetle, yerel demokrasinin ve çok boyutlu iletişimin iyi uygulamalarını TBB aracılığıyla, tüm ülkemize yaygınlaştırmayı önemli hedeflerimizden biri haline getirdik. Bunun yanı sıra, çevre dostu ve sürdürülebilir şehircilik politikalarının yerel yönetimlerimizin gündeminde merkeze oturtulması amacıyla; sürdürülebilir enerji, çevresel sürdürülebilirlik, akıllı ve yeşil altyapı projeleri geliştirmelerini teşvik edeceğiz.

Güçlü yerel demokrasi ve güçlü yerel yönetim hedefimize ulaşmak için, TBB olarak, halen atmamız gereken önemli adımlar var. Birliğimiz üyesi tüm belediyelerimizin bize verdiği bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getireceğiz. Yerel yönetimler olarak; toplumun nabzını tutan, onların beklentilerini en iyi şekilde anlayan ve bu beklentilere yanıt üreten kurumlarız.

Etkin yönetişimin ne kadar önemli olduğunun ortaya çıktığı pandemi sürecinde, yerel yönetimlerimizin hızlı ve esnek karar alma yeteneği, merkezi idare politikalarını tamamlayarak, vatandaşlarımıza etkin hizmet sunulmasını sağlamış ve üzerlerindeki yükü hafifletebilmiştir.”

“Geçtiğimiz yılın başında, Türkiye’de meydana gelen büyük deprem felaketi, tüm Türkiye’yi etkileyen bir trajedi haline geldi. Deprem sonrasında, Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyeler, afet bölgesine yardım göndermek, kurtarma çalışmalarını desteklemek ve yaraları sarmak için olağanüstü bir dayanışma sergiledi. Belediyeler, bu dönemde yerel ihtiyaçları hızlıca tespit ederek, kriz yönetiminde etkin bir şekilde görev aldı. Bu da merkezi idare ve yerel yönetimler arasındaki iş birliğinin ve koordinasyonun ne denli önemli olduğunu ortaya koydu.

Biz de İBB olarak, bu süreçte kritik bir rol oynadık. Halen bölgede depremden etkilenen vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya devam ediyoruz. Afet bölgelerine hızlı bir şekilde insani yardım malzemeleri, kurtarma ekipleri ve lojistik destek sağlayarak, depremzedelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun çaba sarf ettik. TBB olarak da bölgedeki belediyelerimizle koordineli bir şekilde faaliyetlerimizi sürdürerek, deprem bölgesindeki çalışmalarımıza devam ediyoruz.”

“Çok düzeyli yönetişim ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi konusundaki tartışmalarımızın bir diğer önemli boyutu da uluslararası dayanışma.  Ancak, üzülerek söylemem gerekir ki, uluslararası dayanışma hususundaki ikircikli yaklaşımlar, bu kavrama olan inancı derinden sarsmaktadır. Bunun en somut örneklerinden birine, biz, Türkiye olarak yakından şahit olmaktayız.

Küresel bir sorun olan mülteci meselesine, özellikle Avrupa’nın yaklaşımı, tarihi bir mücadele sonucunda oluşturulan ve bugün hala hepimizin önem verdiği ve savunduğu demokratik değerleri zedeleyen bir noktaya gelmiştir. Düzensiz göç ve mülteci sorununun AB dışındaki ülkelere aktarılması ve Türkiye gibi, Avrupa sınırı dışındaki ülkelerde tutulmaya çalışılması, kalıcı bir politika haline gelmeye başlamıştır.

Bu konuda sergilenen tutum, küresel bir sorunu çözme arayışından ziyade, bu yükü belirli ülkelerin sırtına yükleme anlayışına dayanmaktadır. Daha da açık ifade etmem gerekirse, ‘Bu konuda Türkiye duvar olsun. Oradan geçmesin de ne olursa olsun’ politikası hem Türkiye’ye hem de insani açıdan mültecilere büyük bir haksızlıktır.”

“Ortaya çıkan bu tablo, kıtanın omuzlarına ahlaki bir yük ve sorumluluk yüklemektedir. Bu yük, sadece kaynakların dağılımında değil, aynı zamanda toplumsal dokunun zedelenmesine de sebep olmaktadır. Artan aşırılıklar, kamu hizmetlerindeki yetersizlikler ve yabancı düşmanlığının yükselişi, bu dengesizliğin yansımaları olarak hepimizin karşısına çıkmaktadır.

“Çözümler aramalıyız”

Oysaki, bu kısır döngüyü kırmanın yolu, göç veren ülkelerde ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamaktan geçmektedir. O insanların doğdukları topraklarda onurlu bir yaşam sürebilmeleri, daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin kapısını aralayacaktır. Bu konuda sorumluluk almalıyız. Artık, bu adaletsiz politikadan vazgeçip, çözümün kaynağında aranması ve yükün paylaşılması vakti gelmiştir. Eğer küresel sorunlar karşısında etkin bir uluslararası dayanışma oluşturmak istiyorsak; savaş, çatışma ve iç karışıklıklar karşısında daima birlikte hareket etmeli, çözümler aramalıyız.”

“Avrupa’nın, özellikle Ukrayna Savaşı’na karşı gösterdiği güçlü dayanışma, bu tür krizlerde nasıl birleşebileceğimizi göstermesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Ancak, üzülerek ifade etmeliyim ki, benzer bir dayanışmayı, Filistin’deki sivil katliamlar karşısında, o duyarlılığı ve kararlılığı göremedik ve gösteremedik. Avrupa’nın ve uluslararası toplumun, her coğrafyada yaşanan insanlık dramlarına aynı ölçüde tepki vermesi, evrensel adalet ve insan hakları ilkelerinin korunması açısından da elzemdir.

Vicdanımızı, her türlü zulme karşı aynı şekilde seferber etmeli ve her insan acısına eşit derecede sahip çıkmalıyız. Bu kriz süreçlerinde, yerel yönetimler olarak, olumlu bir sınav verdiğimizi açıkçası düşünüyorum, ama gerekli olduğu noktalarda da aynı biçimde kriz süreçlerine duyarlılık gösterme konusunda, bazen aksaklıklar yaşandığımızı ifade etmek isterim.”

“Gerek Ukrayna’da gerek Filistin’de, yerel yönetimlerin aldığı inisiyatifler, uluslararası dayanışmanın dönem dönem en güçlü örneklerini hissettirmiştir. Bu da her yerel yönetimin gurur duyacağı bir ortamı yaratmıştır. Türkiye olarak şunu belirtmek isterim; Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyoruz ve barışın bu prensip içerisinde inşa edilmesi gerektiğini mutlak düşünüyoruz.

Filistin’de de Filistinlilerin uzun yıllardır devam eden hak mücadelelerini ve iki devletli çözümü savunuyoruz. Şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu, özellikle ifade ediyorum. Ancak, Filistin halkına yönelik katliamlar ve bunların durdurulmaması, hepimiz için gerçekten büyük bir utanç kaynağıdır. Buradan çatışmaların bir an önce sona ermesi ve kalıcı barışın tesis edilmesi için, dayanışma içerisinde ortak adımlar atmamız gerektiğini de bir kez daha vurgulamak isterim.”

Paylaşın

“Erdoğan, Yatırım İçin Büyük Şirketlerle Görüşecek” İddiası

Erdoğan’ın, Eylül ayının son haftasında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu ile aynı zamana denk gelen en az dört etkinlikte, yatırım için büyük şirket yöneticileriyle görüşeceği öne sürüldü.

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ile Sanayi Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da Türk Amerikan İs Konseyi (TAİK) ve Citigroup tarafından düzenlenen görüşmelere ev sahipliği yapacağı iddia edildi.

Birleşik Krallık merkezli ekonomi gazetesi Financial Times’ın haberine göre, Erdoğan ve beraberindeki heyet, Eylül ayının son haftasında BM Genel Kurulu ile aynı zamana denk gelen en az dört etkinlikte yatırımcıları ve şirket yöneticilerini etkilemeye çalışacak.

Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) ve planlar hakkında bilgi sahibi olan diğer bazı kişilere dayandırılan haberde, katılımcı listesinde Wall Street bankaları JPMorgan ve Goldman Sachs’tan üst düzey yöneticiler de yer alıyor.

Goldman, ertesi gün alt Manhattan’daki merkezinde, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın konuşmalarının yer aldığı bir Türk yatırım konferansına ev sahipliği yapacak. İstanbul’da listelenen şirketlerin de etkinliğin yan etkinliklerinde yatırımcı toplantıları düzenlemesi bekleniyor.

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ile Sanayi Bakanı Mehmet Fatih Kacır da TAİK ve Citigroup tarafından düzenlenen görüşmelere ev sahipliği yapacak. Habere göre; JPMorgan, Goldman ve Citi konuya ilişkin yorum yapmayı reddetti.

(Kaynak: BloomberHT)

Paylaşın

Daha Sağlıklı Saçlar İçin 10 İpucu

Sağlam bir saç bakım rutini, görünümünüzde ve hislerinizde önemli bir fark oluşturabilir. Amacınız ister sade görünmek ister profesyonel bir imaj oluşturmak olsun, uygun saç bakımına olan ihtiyacınız yadsınamaz.

Haber Merkezi / Peki, vücudunuzun ışıltısıyla uyumlu, gür ve sağlıklı saçlara nasıl kavuşabilirsiniz? İşte saç rutininizi dönüştürmenize yardımcı olacak 10 ipucu:

Doğru şampuan ve saç kremini seçin: Temel saç bakımı ipuçlarından biri doğru şampuan ve saç kremini seçmektir. Saç tipinize uygun ürünler kullanın; yağlı, kuru veya herhangi bir kombinasyon. Daha sağlıklı saçlar için paraben ve sülfat içermeyen seçenekleri tercih edin.

Saçınızı düzenli olarak yıkayın: Saçınızı düzenli yıkamak, kir ve yağdan arınmasına yardımcı olur. Ancak aşırı yıkama, saçınız için hayati öneme sahip yağların yok olmasına neden olabilir. Saçınızı haftada iki ila üç kez yıkamaya çalışın.

Ilık su kullanın: Sıcak su hoş olsa da saçınıza zarar verebilir. Saçınızı kurutur ve kırılgan hale getirir, doğal yağları yok eder. Bunun yerine saçınızı ılık suyla yıkamaya çalışın.

Isıyla şekillendirme aletlerinden kaçının: Saç kurutma makineleri, düzleştiriciler ve maşaların aşırı kullanımı, saçınıza ciddi şekilde zarar verebilir. Bunları kullanmanız gerekiyorsa, önce ısı koruyucu sprey sıkarak hasarı en aza indirin. Saçınızı sağlıklı tutmak için, mümkün olduğunca kendi kendine kurumasına izin verin.

Düzenli saç kesimi: Saçınızın düzgün ve sağlıklı görünmesi için düzenli saç kesimi yaptırmak önemlidir. Sık sık saç kesimi yaptırmak, kırık uçlardan kurtulmanıza ve daha fazla hasarı önlemenize yardımcı olur.

Dengeli beslenin: Beslenmeniz saçınızın durumu üzerinde doğrudan etkilidir. Vitamin ve mineraller açısından zengin dengeli bir beslenme saç büyümesini ve gücünü destekler.

Su içmeye devam edin: Sağlıklı saçlara sahip olmak nemlendirmeyi gerektirir. Yeterli su almak saç derinizi sağlıklı tutar ve saçlarınızın güçlü ve parlak görünmesini sağlar. Saçınızın sağlığına içeriden dışarıya yardımcı olmak için her gün yeterli su içmeyi hedefleyin.

Saç derinize masaj yapın: Saç derinize düzenli olarak masaj yapmak saçlarınızın çok daha sağlıklı olmasına yardımcı olur. Saç derinize masaj yapmak saç köklerine kan akışını teşvik eder, saç büyümesini ve köklerin güçlenmesini destekler.

Haftada birkaç kez, beş ila on dakika boyunca parmak uçlarınızla dairesel hareketlerle saç derinize yumuşak bir şekilde masaj yapın. Masaj sırasında, nane veya biberiye gibi uçucu yağlar kullanabilirsiniz.

Saç yağı veya serumu kullanın: Özellikle saçlarınız kuru veya kıvırcıksa, saç bakım rutininize saç yağı veya serumu eklemek büyük bir etki yaratabilir.

Saç spa tedavisini düşünün: Saç spası bakımı saçınızın en doğal şekilde görünmesini sağlayacaktır. Saçınızın durumunu korumak için her ay kendinize bir saç spası yaptırın.

Paylaşın

Manyetik Yüz Maskeleri Gerçekten İşe Yarıyor Mu?

Manyetik yüz maskeleri, iki şey dışında diğer maskeler gibidir: demir içerirler ve mıknatısla çıkarılırlar. Evet yanlış okumadınız, buzdolabınızın üzerindeki mıknatıslar gibi.

Haber Merkezi / Bu yüz maskelerinin, kirleri çektiği, cilde enerjik bir görünüm kazandırdı ve yaşlanma belirtilerini azalttığı iddia ediliyor.

Manyetik yüz maskeleri, tıpkı geleneksel yüz maskeleri gibi antioksidan, vitamin ve sağlıklı yağlar içerir.

Ancak bahsettiğimiz gibi, manyetik maskeyi öne çıkaran şey, aynı zamanda minik metal parçacıkları içermesi ve cildin hemen üzerinde hareket ettirilen küçük bir mıknatıs ile çıkarılmasıdır.

Metal ve mıknatısın cilt için neden iyi olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu yüz maskesinin, cildin kendini iyileştirme özelliğini geliştiren küçük bir mikro akım oluşturduğu öne sürülüyor.

Manyetik yüz maskesinin en büyük dezavantajı, oldukça yüksek bir fiyata satılıyor olmasıdır.

Manyetik yüz maskesi nasıl kullanılır?

Manyetik yüz maskelerinin dünyasına dalmaya karar verirseniz, nasıl uygulanacağını ve çıkarılacağını bilmeniz gerekir.

İlk önce, temiz bir sayfa ile başlayın. Yüzünüzün temiz ve tamamen kuru olduğundan emin olun. Ardından, parmaklarınızı veya maske kitinizde bulunan minik spatulayı kullanarak gri – siyah maskeyi yüzünüze yayın.

Tıpkı diğer maskeler gibi, birkaç dakika yüzünüzde bekleteceksiniz. Kullandığınız maskenin üzerindeki talimatları kontrol edin, ancak genellikle manyetik yüz maskeleri için bu adım yaklaşık 5 veya 10 dakikadır.

Maskeyi yüzünüzden manyetik olarak çıkarma zamanı geldiğinde, hatırlamanız gereken önemli bir şey var; yıkamayın!

Temizliği kolaylaştırmak için mıknatısı bir veya iki kat mendile sarın. Ardından mıknatısı cildinizin hemen üzerinde tutun ve maskeyi yüzünüzden çekmesini izleyin.

Maskeyi çıkardıktan sonra, muhtemelen cildinizde bir film hissedeceksiniz, bu normal. Manyetik yüz maskesi, geride bir antioksidan ve sağlıklı yağ tabakası bırakır, bunları yıkamamalısınız!

Öyleyse herkesin yanıtlanmasını istediği ilk soruya dönelim: manyetik yüz maskeleri gerçekten işe yarıyor mu

Herhangi bir maske gibi, daha pürüzsüz bir cilt elde etmenize yardımcı olacaktır. Manyetik yüz maskeleri hemen hemen her cilt tipi için güvenli şekilde kullanılabilir.

Paylaşın

Fırında Tavuk Kabak Ve Kremalı Makarna, Malzemeleri, Hazırlanışı

Akşam yemeği vakti geldi ama henüz uygun bir yemek tarifi bulamadınız mı? Fırında tavuk kabak ve kremalı makarna, akşam yemeği için ideal bir tarif. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 50 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

300 gr tam buğday penne makarna
200 gr az yağlı krem ​​peynir
¾ su bardağı rendelenmiş mozzarella peyniri
⅓ su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri
2 çay kaşığı dijon hardalı
1 tatlı kaşığı rendelenmiş limon kabuğu

½ çay kaşığı ezilmiş kırmızı biber
½ çay kaşığı tuz, bölünmüş
¼ çay kaşığı öğütülmüş karabiber
1 su bardağı yarı yarıya
2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

¾ su bardağı doğranmış soğan
2 büyük kabak, uzunlamasına dörde bölünmüş ve dilimlenmiş
1 tatlı kaşığı rendelenmiş sarımsak
2 su bardağı rendelenmiş tavuk
2 yemek kaşığı doğranmış taze fesleğen, ayrıca süslemek için biraz daha

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Fırını 200 derecede ısıtın. Bir fırın kabını pişirme spreyi ile yağlayın. Büyük bir tencerede suyu kaynatın, makarnayı paket üzerindeki talimatlara göre pişirin, iyice süzün.

Bu arada, büyük bir kasede krem ​​peynir, 1/4 su bardağı mozzarella peyniri, parmesan peyniri, hardal, limon kabuğu rendesi, ezilmiş kırmızı biber, 1/4 çay kaşığı tuz ve karabiberi birleştirin. Yavaş yavaş yarım yağlı kremayı ekleyin ve birleşene kadar sürekli karıştırın.

Orta – yüksek ateşte yağı ısıtın, soğanı ve kalan 1/4 çay kaşığı tuzu ekleyin, sık sık karıştırarak yumuşayana kadar yaklaşık 4 dakika pişirin. Kabak ve sarımsağı ekleyin; kabak yumuşayana ve bazı yerleri kızarana kadar ara sıra karıştırarak pişirin, 8 ila 10 dakika; ocaktan alın.

Krem peynir karışımını, makarnayı, tavuğu ve fesleğeni ekleyin; birleşinceye kadar karıştırın. Hazırlanan fırın kabına aktarın; kalan 1/2 su bardağı mozzarellayı eşit şekilde serpin. Folyo ile örtün; yaklaşık 20 dakika iyice ısınana kadar pişirin. İsterseniz ek fesleğen yapraklarıyla süsleyin; ılık servis edin. Afiyet olsun…

Paylaşın