“Yenidoğan Çetesi” Soruşturması: 10 Hastaneye Ruhsat İptali

İstanbul’da yenidoğan bebeklerin bulunduğu yoğun bakım ünitelerini ticarethane haline getiren suç örgütü “Yenidoğan Çetesi” soruşturmasında adı geçen 10 hastanenin ruhsatı kamuoyundaki tepkilerin ardından iptal edildi.

Hastanelerden birinin eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na ait olduğu öğrenildi. Soruşturmaya adı karışan ve ruhsatı iptal edilen 10 hastane:

Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Şafak Hastanesi Bağcılar
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Özel Reyap Çorlu Hastanesi

Sağlık Bakanlığı’nın ruhsat iptaline ilişkin kararı, hastanelere İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından tebliğ edildi. Hastanelerde tedavi gören hastaların başka hastanelere nakilleri sürüyor.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 22’si tutuklu 47 şüphelinin bulunduğu “yenidoğan çetesi” hakkındaki iddianamede, “malen sorumlu” sıfatıyla yer alan 19 hastane ve sağlık şirketi içerisinde bulunan İstanbul’daki Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ile Medilife Sağlık Hizmetleri Hastanesinin de faaliyetleri askıya alınmıştı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) soruşturmada adı geçen hastanelerden SGK ile sözleşmesi bulunanlara yönelik incelemenin üç başmüfettiş ve üç müfettişle yürütüldüğünü duyurdu.

SGK’nın açıklamasında “Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.11.2023 tarihindeki talebi üzerine kamuoyunda ‘yenidoğan çetesi’ olarak gündeme gelen konuyla ilgili 29.11.2023 tarihinde inceleme kurumumuzca başlatılmıştır. Savcılığın soruşturma yaptığı hastanelerden SGK sözleşmesi bulunan hastanelere yönelik gerekli incelemeler 3 başmüfettiş ile 3 müfettişimiz tarafından titizlikle yürütülmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak mevzuatımız çerçevesinde anlaşmamız olan hastaneleri yalnızca fatura ve mali yönden denetlemekteyiz” denildi.

Ne olmuştu?

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 494 sayfalık iddianamede, şüphelilerin, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) fazla para kazanabilmek için bebek hastaların yatış süresini uzattığı, bazılarının sağlık durumunun normalden daha kötü gösterildiği, bazı hasta yakınlarından para alındığı, gelirlerin sağlık çalışanı olan örgüt üyeleriyle paylaşıldığı iddia edildi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) ulaştığı iddianamede, “şüphelilerin yaptıkları bu işlemlerle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde elde edilen kazancı 3-4 katı artırdıkları” belirtildi.

Bebekler, uygun sağlık hizmeti alacakları hastanelere değil, 112 Acil Servisi ile ortak çalışan şüphelilerin seçtiği ve “örgüt adına kârlı görünen” hastanelere gönderiliyordu. İddianameye göre, çetenin asıl amacı bebeklerin iyileştirilmesinden ziyade daha çok para kazanmaktı.

Fakat enfeksiyona açık bir ortam olan yenidoğan ünitelerine yatırılan bebeklerden bazıları, normalden daha uzun süre yatılı kaldıkları veya hiç gereksinim yokken bu bölüme yönlendirildikleri için hayatını kaybetti. Şüpheliler ayrıca, usulsüz bir şekilde hastanedeki ilaçları satarak maddi kazanç elde ediyordu.

Milliyet gazetesinden Damla Güler, soruşturma kapsamında ifadesi alınmış, yenidoğan ünitesinde hayatını kaybeden bir bebeğin annesi olan B.N.’nin sözlerini aktardı:

“Kızım yoğun bakımda 3 gece kaldı. Sonrasında doktor bana, ‘Burası 1 aylık bebekler için bir yer. Sizin bebeğiniz burada kalırsa ölür. Başka hastaneye gidin’ dedi. Biz hastane bulamadık. Yoğun bakımdan sorumlu doktor bize bir hastane söyledi. Yoğun bakım ücretinin gecelik 7.000 lira olduğunu, kızımın 2 hafta tedavi görmesi gerektiğini anlattı. Kabul ettik.”

İfadesinde “35.000 lira ödeme yaptığını” söyleyen B.N., “Bana medikal bir çok şey aldırdılar. Sonrasında hastaneden çıktım. Ertesi gün beni arayarak hastaneye gitmem gerektiğini söylediler. Hastaneye gittiğimde doktor kızımın sabaha karşı öldüğünü söyledi. Bebeğim diğer hastanede 4 gün kaldı. Bu hastanede 1 gece kaldı. Sabah saatlerinde ölüsünü aldım” diyor.

Acil durumdaki hasta bebekler, anlaşmalı hastanelere, yeterli kapasite ve donanıma sahip olup olmadığına bakılmaksızın yönlendiriliyordu. Kayıtlarda Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi’nin sahibi olarak görülen F.S., İstanbul’daki bazı özel hastanelerin yenidoğan ünitelerini bu yapıyı daha da genişletebilmek için kiralamış, bu ünitelerde kendisini “doktor” olarak tanıtan hemşirelere görev vermişti.

İddianamede bahsi geçen hastaneler şu şekilde sıralanıyor: “Akabe Sağlık Tesisleri AŞ’ye ait özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri AŞ’ye ait Özel Avrupa Şafak Hastanesi ve Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Medilife Sağlık Hizmetleri ve Yonca Sağlık Hizmetlerine bağlı Özel Bağcılar Medilife Hastanesi ve Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Refik Arslan AŞ’ye bağlı Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Beymed AŞ’ye ait Özel Birinci Hastanesi, Doğamed AŞ’ye ait Özel Doğa Hospital Hastanesi, Reyap AŞ’ye ait Özel Reyap İstanbul Hastanesi ve Çorlu Reyap Hastanesi, Ekip Sağlık AŞ’ye ait Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi ve Silivri Kolan Hastanesi’nin yenidoğan yoğun bakım ünitesi.”

Bu hastanelerden biri (Özel Avcılar Hospital), 2013-2016 yıllarında Sağlık Bakanlığı yapmış olan Mehmet Müezzinoğlu’na aitti.

Euronews Türkçe’nin konuyla ilgili olarak ulaştığı Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi milletvekilleri, soruları cevapsız bıraktı.

Gerçek Gündem’de yer alan haberde gazeteci Seyhan Avşar, Müezzinoğlu’na ait hastaneyi aradıklarını, telefona eski bakanın korumasının çıktığını, başhekimlik tarafından bilgilendirme yapılacağını aktardı.

İddianameye yansıyan telefon görüşmelerinde, şüpheli doktor F.S. ile İ.Ö. arasında, Özel Avcılar Hastanesi şu şekilde geçiyor:

F.S.:Alo
İ.Ö.:Abi şimdi ben Avcılar Hospital’dayım. Tamam mı?
F.S.:Hıhı
İ.Ö.:Ya burada adam şöyle demiş: ‘Taburcu olanların dosyaları dahil arşivden gelsin. 110 hastanın fotokopisini çekeceğiz.’
F.S.:Hımm
İ.Ö.:Ee hemşire, gözlem dosyası, epikriz her şey… Yani buna ne yapabiliriz?
F.S.:Bu ay temmuzdan itibaren hepsini istiyor değil mi?
İ.S.:Evet 110 hastayı yani… Fethin Hoca sana arşivden vermeyebilirim gibi bir şey dedi mi?
F.S.:Dedi dedi. ‘Ben bir uğraşacağım’ dedi.

Savcılığın hazırladığı metinde ölen 10 bebekten “maktul”, beş kişiden “müşteki”, SGK İstanbul İl Müdürlüğü’nden “suçtan zarar gören”, 19 hastane ve şirketten “malen sorumlu”, 47 kişiden de “şüpheli” olarak bahsediliyor.

Şüpheli doktor F.S.’nin kurduğu ve kendi dahil 47 kişinin yer aldığı yapıda, kendi firması olan Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi’nin bir çalışanı olan İ.Ö. ile hareket ediyordu.

112 Acil Servisi’nden bir ambulans şoförü bebekleri hastanelere taşıyor, F.A. ve S.Y. adındaki diğer şüpheliler, İstanbul içi ve il dışındaki sevkleri yönetiyordu.

Hastanelerdeki yoğunluktan ötürü başka sağlık kuruluşlarına gönderilmesine onay verilen bebeklerin tespitini ise, İstanbul Esenyurt Belediye Başkanlığı Sağlık Hizmetleri biriminin eski çalışanı R.K. yürütüyordu.

Yine G.M.Ö. adlı bir başka şüpheli, şehir hastanesinde kabulünü yaptığı bebekleri “maddi menfaat” karşılığında F.S. ile İ.Ö.’nün idaresindeki hastanelere yolluyordu.

Şüpheliler, iddianamede yer aldığı şekliyle, hastanenin donanımına bakılmaksızın sevkleri gerçekleştiriyor, bazı durumlarda “hayatın olağan akışına aykırı olacak düzeyde” hastanelerde bekletiyor uygun olmayan tedavi yöntemleriyle bebeklerin ölümüne sebebiyet veriyordu. Tüm bunlar SGK’dan daha fazla para alabilmek için planlanmıştı.

Yine iddianamede 6 aylık bir bebeğin, çocuk yoğun bakım ünitesi yerine doktoru olmayan yenidoğan ünitesine gönderildiği, doktordan habersiz bir hemşirenin bebeğe müdahalede bulunduğu, hayatını kaybeden bebeğe kalp masajı yapıldığı, olayın örtbas edilmesi için ölüm saatinin değiştirildiği, epikriz yazdırıldığı belirtiliyor.

Tıbbi bir terim olan epikriz, bir hastanın hastaneye yatışı, tedavi süreci ve taburcu olma durumunu özetleyen bir raporu kast ediyor.

Gazeteci Avşar, X üzerinden yayınladığı bir gönderide, olayın tespitinin eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın döneminde yapıldığını iddia etti.

Türkiye’de yankılanan bu dosya, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün özel hastanelerin denetiminden sorumlu bir doktorun (T.E.) Ocak 2023’te Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yaptığı başvuru ile fark edildi.

Doktor T.E., bazı özel hastanelerde doldurulması gereken yenidoğan yoğun bakım üniteleri defterlerinin boş bırakılması üzerine olayın üzerine gittiğini söylüyor.

İddianamede yer aldığı şekliyle Esin’in, “Ayrıca bebeklerin dosya üzerinde gösterilen sağlık durumları ile fiili sağlık durumlarının uyuşmadığını örneğin entübe olarak kayıtlı gösterilen bebeğin gayet sağlıklı ve nefes alabilir durumda olduğunu gördük. Durumu hastane yetkililerine sorduğumuzda az önce düzeldi gibi cevaplar aldık.” dediği belirtildi.

Fahrettin Koca’ya yakın bir kişiyle görüştüğünü öne süren Avşar, kaynağının, eski bakanın soruşturma izni verdiğini, konuyu yakından takip edip üzerine gittiğine dair iddiasını paylaştı.

Ayrıca kaynağının, Koca’dan önceki sağlık bakanı Müezzinoğlu’nun hastanesi ile diğer hastanelere “şimdiye dek tolerans geçilmediğini ve geçilmeyeceğini vurguladığına” yönelik ifadesini aktardı.

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, çeteyi yönettiği vurgulanan F.S. ve İ.Ö. ikilisi için “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçları yöneltilirken, 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9 aya kadar hapis cezası isteniyor.

Şehir hastanesinde çalışıp bebekleri F.S. ve İ.Ö.’nün kontrolü altındaki yenidoğan ünitelerine “maddi menfaat” karşılığında sevk eden G.M.Ö için aynı suçlardan 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Diğer doktor, hemşire ve sağlık çalışanlarının yer aldığı 18 kişilik gruba da “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi” suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay hapis cezası istendi.

Kalan şüpheliler için benzer hapis cezalarının istendiği iddianamede, malen sorumlu olarak belirtilen hastaneler ve hastanelerin bağlı olduğu şirketler lehine “dolandırıcılık” suçu işlenerek maddi menfaat temin edildiğinden, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, hastanelerin ve şirketlerin kapatılıp mal varlıklarına el konulmasına karar verilmesi mahkeme heyetine iletildi.

Yine dosyanın soruşturma evresinde çalışan Savcı Y.E.’yi Büyükçekmece’deki makam odasında tehdit ettiği ortaya çıkan, savcıyı ve ailesini suikastla tehdit eden kişilere yönelik yürütülen ayrı soruşturmada jandarmanın gözaltına aldığı 12 kişiden dördü serbest bırakılırken, sekiz şüpheliden beşinin tutuklandığı, üçünün de haklarında adli kontrol kararı çıkarıldığı öğrenildi.

Paylaşın

Trabzonspor, Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 9. hafta maçında Trabzonspor ile Başakşehir, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Zorbay Küçük’ün yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golü 90+1. dakikada Edin Visca kaydetti.

Trabzonspor, bu galibiyet ile puanını 12’ye çıkarırken, Başakşehir 14 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar:

22. dakikada Draguş’un şutunda savunmadan dönen topu Cham, Visca’nın önüne bıraktı. Bu futbolcunun şutunda, meşin yuvarlak az farkla üsten auta gitti.

28. dakikada sol çaprazda topla buluşan Malheiro’nun sert vuruşunda kaleci Muhammed Şengezer meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

40. dakikada Muhammed Cham’ın ceza sahası içine ortasında Lundstram’ın kafa vuruşunda meşin yuvarlak dışarı gitti.

62. dakikada Deniz Türüç’ün sağdan kullandığı serbest atışta, ceza alanı içinde yakın mesafeden Piatek’in kafa vuruşunda, top yandan auta gitti.

68. dakikada Uğurcan Çakır’ın pasında topu Cham’dan alan Piatek’in ceza yayı hemen gerisinden şutunda, top üsten auta çıktı.

80. dakikada Trabzonspor’un sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta Bardhi’nin ceza sahası içine gönderdiği topa iyi yükselen Mendy’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Muhammed’de kaldı.

90. dakikada sol taraftan Eren Elmalı’nın ortasında penaltı noktasından Visca’nın bekletmeden vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Muhammed Şengezer’in müdahalesine rağmen ağalarla buluştu. 1-0

Stat: Trabzon

Hakemler: Zorbay Küçük, Serkan Çimen, Osman Gökhan Bilir

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Pedro Malheiro, John Lundstram, Bernard Mendy, Eren Elmalı, Okay Yokuşlu (Serdar Saatçı dk. 73), Ozan Tufan, Edin Visca (Borna Barisic dk. 90+1), Muhammed Cham (Enis Bardhi dk. 73) Denis Draguş (Cihan Çanak dk. 82), Simon Banza

Başakşehir: Muhammed Şengezer, Leo Duarte, Ousseynou Ba, Jerome Opoku, Ömer Ali Şahiner, Berat Özdemir, Deniz Türüç (Joao Figueiredo dk. 74), Miguel Crespo (Onur Ergün dk. 89), Olivier Kemen (Berkay Özcan dk. 74), Serdar Gürler (Davidson dk. 31), Krzysztof Piatek (Philippe Keny dk. 89)

Gol: Edin Visca (dk. 90) (Trabzonspor)

Paylaşın

Nan Madol’a Ne Oldu?

Dünyamız artan sıcaklıklar, öngörülemeyen hava koşulları ve sürekli artan deniz seviyeleriyle karşı karşıyayken, bu sorunların yalnızca günümüze özgü olduğuna inanmak…

Haber Merkezi / Ancak tarih bize başka bir şey söylüyor. Pasifik adası Pohnpei’deki antik şehir olan Nan Madol’un hikayesi, iklim değişikliğinin yeni bir sorun olmadığını ortaya koyuyor.

Honolulu ve Manila arasında bulunan Pohnpei, Mikronezya Federal Devletleri’nin bir parçasıdır. Günümüzde ekonomisi tarıma ve mali yardımlara dayanan Pohnpei, bin yıl önce Pasifik’in en etkileyici medeniyetlerinden birine ev sahipliği yapıyordu: Nan Madol.

10. yüzyılda Pohnpei’de kurulan Nan Madol, zamanla canlı bir yaşam merkezi haline geldi. Ancak 17. yüzyılın başlarında şehir terk edildi ve doğanın insafına bırakıldı.

Bir lagünün içinde inşa edilen Nan Madol, kanal ağları ile birbirine bağlı olan bir dizi küçük yapay adadan oluşur. Nan Madol adı da “aralarındaki boşluk” anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.

Nan Madol, 1628 yılına kadar Saudeleur Hanedanlığına başkentlik yapmıştır.

Uranyum, toryum ve karbon tarihlemesi kullanılan bir araştırma, Nan Madol’un terk edilmesinin, Pasifik bölgesini önemli ölçüde yeniden şekillendiren Küçük Buzul Çağı’nın başlangıcıyla aynı zamana denk geldiğini ortaya koymaktadır.

Küçük Buzul Çağı: Gerçek bir Buzul Çağı olmamasına rağmen terim, 1939 yılında François E. Matthes tarafından bilimsel literatüre girmiştir. Bazı görüşlere göre 15. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar, bazı görüşlere göre ise 1300 – 1850 arasında süren göreceli serin iklim periyodudur.

Nan Madol’un terk edilmesi, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu iklim değişikliği ile bir paralellik sunuyor. Küresel ısınma hızlanırken, özellikle kıyı bölgelerindeki birçok yerleşim yeri bir ikilemle karşı karşıya: Küresel ısınmayı azaltma çabalarına destek olma veya yerleşim yerlerini terk etme.

Nan Madol’un terk edilişi bize iklim değişikliğinin gerçek sonuçlarını gösterirken, bilim insanları da, mevcut koşullar devam ederse daha fazla yerleşim yerinin yok olacağı ve büyük göçlerin başlayacağı konusunda sık sık uyarılarda bulunuyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Allah Belanı Versin!

Erdoğan’ın, bugün yaptığı konuşmada, isim vermeden kendisini hedef sözlerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “’Allah belanı versin! Ülke yangın yeri, can havlindeyiz; sen hala çıkmış ’hançer’ diyorsun” dedi.

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yaptığı konuşmada isim vermeden kendisini hedef alan Erdoğan’a, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Lanet olsun sana ve kurduğun düzene… 5’li çeteler eliyle milletin parasına, uyuşturucu baronlarının eliyle gençlerimize ve geleceğimize, bozduğun ve kontrolün altına aldığın yargı eliyle dışarı saldığın katiller, çocuklarımızın ve kadınlarımızın canına ve ırzına bela oldu.

Yeni doğan bebeklerimizin canı, para için sağlık çetesine teslim edildi. 12 bebeğimiz senin sisteminin adamları tarafından 3 kuruş kazanmak için hayata gözünü yumdu… Yüreğime çok ağır geliyor, acımı dile getirebilmek için kullanacağım cümle; en hafif tabiri ile: Allah belanı versin!

Ülke yangın yeri, can havlindeyiz; sen hala çıkmış ‘hançer’ diyorsun. Seninle mücadele etmeyenin de Allah belasını versin.”

Erdoğan ne demişti?

Kılıçdaroğlu’nun alıntıladığı paylaşımda ise Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştı: “Sırtından hançerlenmenin öfkesini sosyal medyadan sürekli birilerine hakaret ederek çıkarmaya çalışanlara sadece acıyarak bakıyoruz. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, eski Türkiye’nin unutulmaya yüz tutmuş kötü hatıraları olarak anılmaktan kurtulamayacaklar.

Türkiye’yi kalkındırma mücadelemizde 22 yıl boyunca pek çok engelle, çok çeşitli zorluklarla karşılaştık. Biz köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa ederken; sondajlarla petrol, doğal gaz ararken; yılların ihmallerini ortadan kaldırırken muhalefetin ve belli çevrelerin neler yaptığını hepimiz hatırlıyoruz.

Öyle trajikomik durumlarla karşılaştık ki… ‘Millet yol mu yiyecek’ diyen vizyonsuzları mı ararsınız, Gazi Mustafa Kemal’i bahane edip ülkemizin dünyada ilk 3’e girdiği İHA ve SİHA’larına saldıranları mı ararsınız, ‘iktidara geldiğimizde savunma sanayisi projelerine dokunacağız’ diyenleri mi ararsınız?

Velhasıl iktidara muhalefet etmeyi sermaye ve yatırım düşmanlığına dönüştüren zihniyetin her çeşidine şahit olduk. 21’inci yüzyıl Türkiye’sine asla yakışmayan bu arkaik zihniyetin, 13 seçim yenilgisi sonrasında, bizzat partileri tarafından Türk siyasetinden perte çıkarılmasını ülkemizin kalkınma yolculuğu adına, Türkiye’nin aydınlık geleceği adına fevkalade önemli buluyoruz.

Eskiden olduğu gibi ülkemizin siyasetini zehirlemeyi, milletimizi birbirine düşürmeyi başaramayacaklar. 85 milyonun arasına öfke ve nefret duvarları öremeyecekler. Allah’ın izniyle biz de bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Bizim tek bir derdimiz var, o da bu ülkeye aşkla hizmet etmek. Bizim tek bir gayemiz var, o da insanımızın hayır duasını almak. Bizim tek bir hedefimiz var, o da Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek. Bunun dışında hiçbir derdimiz, hedefimiz, endişemiz yoktur.”

Paylaşın

Vücudunuzdan Toksinleri Atmak Mı İstiyorsunuz? Bu Detoks Suyunu Deneyin

Gün boyu tükettiğiniz gıdaların vücudunuzda bıraktığı toksinleri temizlemek için salatalık, limon ve nane ile hazırlanan bu detoks suyunu tercih edebilirsiniz.

Haber Merkezi / Salatalık, limon ve nane ile hazırlanan bu suyu sabah aç karnına içmek vücudu toksinlerden tamamen temizleyecektir.

Detoks suyu nasıl yapılır: Salatalık ve limonu dilimler halinde doğrayın, nanenin yapraklarını ayırın bir gece suda bekletin. Sabah uyandığınızda suyu süzüp aç karnına için.

Faydaları:

Sindirimi iyileştirir: Bu detoks suyu yavaş sindirim sürecini hızlandırır ve midenizi kolayca temizler.

Kilo vermeye yardımcı olur: Salatalık, limon ve nane ile hazırlanan bu su, metabolizmayı hızlandırır. Bu sayede vücut yağ ve kalorileri daha hızlı yakmaya başlar. Bu da kilo vermeyi kolaylaştırır.

Vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olur: Bu detoks suyu içildiğinde vücutta bulunan kötü maddeler atılır. Bu, cildi iyileştirir ve sivilce ve akne sorununu da ortadan kaldırır.

Vücudu nemli tutar: Salatalık, limon ve nane ile hazırlanan bu su, gün boyu susuz kalmayı önler. Salatalık ve nane, midedeki ısıyı yatıştıran soğutucu maddeler olarak işlev görür. Limonun asidik özellikleri de sindirimi iyileştirir.

Antioksidan ve C vitamini açısından zengindir: Bu detoks suyu aynı zamanda bağışıklığı güçlendirir ve vücudu serbest radikallerden korur.

Paylaşın

Yüzünüzü Temizlerken Bu Yedi İpucu Aklınızda Bulunsun

Gün boyu yüzünüzde biriken kir, yağ, ölü hücreler ve güne iyi başlamak için yaptığınız makyaj cildinizdeki gözenekleri tıkayabilir, ve bu durum sivilceye, iltihaplanmaya ve donuk cilde neden olabilir.

Haber Merkezi / Günün sonunda biraz su biraz temizleyici kullanmak her zaman işe yaramayabilir, yüz temizliğini aşırı karmaşık hale getirmenize de gerek yok. Bu yedi basit ipucunu aklınızda tutmanız yeterli:

Sabunu sıvı temizleyici ile değiştirin: Kuru ve hassas cilde sahip kişiler sabun kullanmaktan kaçınmalı, bunun yerine pH seviyesi uygun sıvı temizleyiciler tercih etmelidirler.

Cilt dostu yüz yıkama suyu tercih edin: Yüz yıkama suyunun pH’ı hafif asidik veya asidik ila nötr olmalıdır. Alkali yüz yıkama suyu ciltte kuruluğu artırır ve bu da cilt bariyeri görevi görür. Yüksek pH seviyesine sahip yüz temizleyicileri de yüzde akne ve lekelere neden olur.

Cilt tipine uygun bir temizleyici seçin: Cildiniz kuru ve cansızsa, kremsi bir yüz yıkama jeli seçin. Bu, ciltteki çatlak ve beyaz lekeler sorununu çözer. Öte yandan, yağlı cilde sahip kişiler, jel bazlı ve köpüklü bir yüz yıkama jeli seçmelidirler.

Malzemeleri kontrol edin: Yüz temizliğinde kullanılan yüz yıkama jelini uygulamadan önce içeriğini okuyun. Yağlı cilde sahip kişiler sebum salgısını kontrol etmek için komedojenik olmayan ürünleri tercih etmelidirler.

Bunun dışında cildi sağlıklı tutmak için yüz yıkama jelinde katkı maddeleri ve yumuşatıcılar bulunması gerekir. Bu, cildi nemli tutar ve her türlü serbest radikalin etkisinden korur.

Ciltte aşırı asit kullanımından kaçının: Yüz yıkama ürünlerinde bulunan salisilik asit veya glikolik asit gibi akne karşıtı bileşenlerin aşırı kullanımı cilde zarar vermeye başlar. Bu, ciltte tahrişi artırır ve kişi cilt kızarıklığıyla karşı karşıya kalır.

Yüzünüzü sıcak suyla yıkamaktan kaçının: Genellikle aşırı yağdan kurtulmak için sıcak su kullanılır. Bu sadece cildin nemini kaybetmesine neden olmakla kalmaz, aynı zamanda cilt hücrelerine de zarar verir. Böyle bir durumda yüzünüzü sıcak su yerine ılık suyla yıkayın veya hafif bir yüz yıkama jeli kullanın.

Parmaklarınızın yardımıyla yüzünüzü temizleyin: Yüzü temizlemek için tüm elinizi kullanmak yerine, parmaklarınızı kullanmayı tercih edin.

Paylaşın

Her Kadının Bilmesi Gereken 10 Zamansız Moda İpucu

Moda sadece giyinilen kıyafetler veya aksesuarlarla ilgili değildir, aynı zamanda bireyin kendini ifade etmesiyle de ilgilidir. Kadınlar ise harika görünmek ve zamanın bir parçası olmak için her moda trendini denemeyi sever!

Haber Merkezi / İşte her kadının bilmesi gereken on moda ipucu:

Klasik parçalara yatırım yapın: En iyi moda tavsiyelerinden biri, asla modası geçmeyen klasik parçaları satın almaktır. Bu parçalar, dolabınızdaki hemen hemen her şeyle istediğiniz şekilde eşleştirilebilirsiniz.

Mükemmel eşinizi bulun: Giysi seçerken, üstünüze tam oturanları seçtiğinizden emin olun.

Nicelikten çok niteliği tercih edin: Bir sürü ucuz ürün satın almak yerine, iyi bir şeye para yatırın! Bu tasarruf ve harcamalarınızı kontrol etmenize de yardımcı olacaktır.

Nötr renkleri benimseyin: Siyah, beyaz, bej ve gri, hemen hemen her şeyle eşleştirilebilen nötr renklerdir.

Aksesuarlarınızı düşünceli bir şekilde kullanın: Aksesuarlar, bir kıyafeti güzelleştirebilir veya mahvedebilir. Unutmayın, amaç görünümünüzü güzelleştirmektir, dikkati dağıtmak değil.

Ne zaman tasarruf edeceğinizi bilin: Çeşitli kaliteli parçalara yatırım yapmak önemli olsa da, ne zaman tasarruf etmeniz gerektiğini de bilmeniz gerekir.

Ancak, zamansız bir palto veya kaliteli bir çanta gibi bazı şeyler, önümüzdeki yıllarda kullanabileceğiniz ve hemen hemen her şeyle giyebileceğiniz için yatırım yapmaya değer.

Basit tutun: Bazen en basit kıyafetler en şık olanlardır. Ne giyeceğinizden emin değilseniz, nötr renklerde, size mükemmel uyan klasik ve iyi oturan parçalara sadık kalın.

Stilinizi geliştirin: Moda, bireyselliği ifade etmek için güçlü bir araçtır. Bir stili geliştirdiğinizde, insanların sizinle ilişkilendirdiği kişisel bir marka yaratırsınız.

Giysilerinize iyi bakın: Giysi bakım talimatlarına her zaman uyduğunuzdan, giysileri uygun şekilde sakladığınızdan emin olun.

Ömrünü uzatmak ve giysilerinizin eski görünmesini önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, onları düzenli olarak temizlemek, ütülemek ve etiketlere uygun şekilde saklamaktır.

Duruma uygun giyinin: Duruma göre giyinin, mükemmel kıyafetiniz içindeyken daha özgüvenli olacaksınız ve ne kadar iyi veya kötü ya da şık göründüğünüzü umursamadan anın tadını daha iyi çıkaracaksınız.

Paylaşın

Kale, Fasulye Ve Makarna Çorbası

Kale, fasulye ve makarna çorbası, temel besin maddelerinin bir kombinasyonunu sağlayan sağlıklı ve lezzetli bir tarif. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 55 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
1 orta boy pırasa, incecik doğranmış
1 orta boy sarı soğan, doğranmış
2 orta boy havuç, temizlenmiş ve doğranmış
2 orta boy kereviz sapı, doğranmış

2 orta boy pastırnak, soyulmuş ve doğranmış
3 diş sarımsak, kıyılmış
1 tatlı kaşığı kurutulmuş kekik
1 çay kaşığı tuz
½ çay kaşığı karabiber, ayrıca süslemek için biraz daha
1 büyük demet kıvırcık lahana, sapları alınmış ve iri kıyılmış

8 su bardağı az sodyumlu sebze suyu
300 gr tam buğday dirsek makarna
400 gr haşlanmış cannellini fasulyesi
1 su bardağı su
Süslemek için doğranmış taze maydanoz

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Büyük bir tencerede veya güveçte yağı orta ateşte ısıtın. Pırasayı ekleyin; çok yumuşayana kadar, yaklaşık 10 dakika, sık sık karıştırarak pişirin. Soğan, havuç, kereviz ve pastırnakları ekleyin; sebzeler hafifçe yumuşayana kadar, 6 ila 8 dakika, ara sıra karıştırarak pişirin. Sarımsak, kekik, tuz ve karabiberi karıştırın; hoş bir koku yayana kadar, yaklaşık 1 dakika, rahatsız etmeden pişirin.

Lahanayı ekleyin; solmaya başlayana kadar, yaklaşık 2 dakika, sık sık karıştırarak pişirin. Et suyunu dökün; orta ateşte kaynatın. Üzerini kapatın, ateşi orta-düşük seviyeye düşürün ve lahana yumuşayana kadar, yaklaşık 20 dakika, ara sıra karıştırarak pişirin. Bu arada, büyük bir tencere suyu yüksek ateşte kaynatın. Makarnayı paket talimatlarına göre pişirin. Süzün ve bir kenara koyun.

Fasulyelerin yarısını orta boy bir kasede çatal veya patates ezici ile ezin ve kalın bir macun oluşana kadar karıştırın. Ezilmiş fasulyeleri, kalan bütün fasulyeleri ve 1 su bardağı suyu çorbaya karıştırın. Orta-yüksek ateşte, rahatsız etmeden, yaklaşık 5 dakika, iyice ısınana kadar pişirin. Makarnayı 6 kaseye bölün; çorbayı makarnanın üzerine kepçeyle dökün. İsterseniz maydanoz ve ek karabiberle süsleyin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Putin’den “BRICS” Açıklaması: Yeni Üyelere Kapımız Açık

Moskova’da düzenlenen BRICS Ekonomi Forumu’nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, BRICS’e üye olmak isteyen devletlere kapılarının açık olduğunu söyledi.

Vladimir Putin’in Cuma günü sarf ettiği sözler, BRICS üyeliği gündemde olan Türkiye açısından önem arz ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22-24 tarihleri arasında Rusya’nın Kazan kentinde düzenlenecek olan 16’ncı BRICS Zirvesi’ne katılacak.

Türkiye’nin BRICS’e katılımı, Putin’in dış politika danışmanı Yuri Uşakov’un Eylül ayında Türkiye’nin BRICS’e tam üyelik başvurusunda bulunduğunu açıklamasıyla gündeme gelmişti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Eylül ayında yaptığı açıklamada, BRICS üyesi ülkelerin “şu aşamada” genişlemeye sıcak bakmadığını söylemişti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 17 Ekim Perşembe günü katıldığı Haber Global yayınında Türkiye’nin olası BRICS üyeliği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Fidan, ilgili soruya cevaben, “Cumhurbaşkanımız da ifade etti: Biz BRICS ile ilgilendiğimizi onlara söyledik. Dedik ki, biz bu platformla ilgileniyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin resmi başvuru yapıp yapmadığına ilişkinse, Fidan, açık bir yanıt vermekten kaçındı. Üyelikle ilgili “belirlenmiş kurallar olmadığını” ifade eden Fidan, “Bu platformun bundan sonraki büyüme stratejisi nasıl olacak, ona bakıyoruz. Bizim için daha da önemlisi: Ne türden bir katma değer üretecek, ne türden bir kurumsallaşmayı beraberinde getiriyor, ne türden bir ekonomik planı var, onu göreceğiz” diye konuştu.

Putin ayrıca, Kazan’daki zirveye, Filistin lideri Mahmud Abbas’ın da katılacağını söyledi. Rusya lideri, Ortadoğu’da sürmekte olan İsrail-Hamas savaşı bağlamında Filistin’de iki devletli çözümü desteklediklerini yineledi.

“Ekonomik gücümüz artıyor ve artacak”

Rusya Devlet Başkanı, BRICS’in küresel ölçekte giderek artan ekonomik rolüne de değindi. BRICS’in küresel GSYİH içerisindeki payının G7 ülkelerinin payını aştığını ve büyümeyi sürdürdüğünü kaydeden Putin, “Örneğin 1992’yi alalım. G7’nin payı yüzde 45,5 iken aynı yıl BRICS’in payı küresel GSYİH’nın yüzde 16,7’si idi. 2023’te bizim payımız yüzde 37,4’e yükselirken G7’ninki ise yüzde 29,3 oldu. Bu fark açılıyor ve açılmaya da devam edecek. Bu kaçınılmaz” diye konuştu. Putin, BRICS’in küresel ekonomide oynadığı rolün gelecekte artacağını ifade etti.

Putin, Avrupa Birliği’ne (AB) benzer biçimde, BRICS genelinde geçerli olacak ortak bir para birimini yürürlüğe koymak içinse henüz erken olduğunu söyledi. Bu tür bir uygulamanın üye ülkeler arasında daha yüksek seviyede bir entegrasyonu gerektireceğini kaydeden Rusya lideri, BRICS ülkelerinin bu konuda kademeli adımlar atması gerektiğini ifade etti. Putin ayrıca, BRICS ülkeleri tarafından 2014 yılında kurulan ve merkezi Çin’in Şanghay kentinde bulunan Yeni Kalkınma Bankası’nı da güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

BRICS’in hâlihazırda 9 üyesi bulunuyor. Bunlar, kurucu üyeler Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’ya ek olarak 2024 yılı Ocak ayında üye olan İran, Mısır, Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE). Küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını elinde bulunduran BRICS üyeleri, aynı zamanda dünya yüzölçümünün yüzde 30’unu ve küresel nüfusun yüzde 45’ini temsil ediyor.

Genişlemeye sıcak bakan BRICS’e katılımı gündemde olan ülkelerden biri de, Suudi Arabistan. Putin’in danışmanı Uşakov, geçen hafta Suudi Arabistan’dan “BRICS üyesi” olarak bahsetmiş, daha sonra ise Kremlin söz konusu ifadeden geri adım atmıştı.

Putin ayrıca Ukrayna ve G20’ye ilişkin de açıklamalarda bulundu. NATO’nun Ukrayna askerlerini kullanarak kendileriyle savaştığını savunan Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Perşembe günü nükleer silahlanma ile ilgili sarf ettiği sözleri “tehlikeli bir provokasyon” olarak nitelendirdi. Putin, Ukrayna’nın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceklerini kaydetti.

Zelenskiy, Perşembe günü katıldığı AB Konseyi zirvesi kapsamında düzenlenen basın toplantısında, “Ya Ukrayna bizi koruyacak nükleer silahlara sahip olacak ya da bir çeşit ittifakın parçası olacağız. NATO dışında böylesine etkili bir ittifak bizce yok” diye konuşmuştu. Konuya ilişkin Cuma günü bir açıklama yapan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Andriy Yermak, Zelenskiy’nin sözlerinin yanlış anlaşıldığını savunarak “Nükleerle ilgili böyle düşüncelerimiz yok, biz bunu reddediyoruz” dedi.

G20’ye ilişkinse Putin, G20’nin “siyasileştirilmediği sürece faydalı bir forum” olduğunu belirtti. Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde Kasım ayında düzenlenecek G20 zirvesinde Rusya’yı temsil edecek uygun birini bulacaklarını söyleyen Putin, G20’nin çalışmalarını baltalayacağı için kendisinin katılmayacağını beyan etti. Putin hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından 17 Mart 2023 tarihinde verilen bir yakalama emri bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Kayda Değer Mesafe Aldık

Metal Sanayicileri Sendikası genel kurulunda konuşan Erdoğan, “Enflasyonla mücadelede kayda değer mesafe aldık. Ekmeğimize, alın terimize musallat olan enflasyon yavaş yavaş dizginlemeye başladı. 4 ayda 26,1 puan geriledi. Yeterli olmadığının farkındayız. Biraz daha sabredip güzel neticeleri göreceğiz. Ekonomi politikalarımız asla tek ayaklı değil” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Metal Sanayicileri Sendikası 51. genel kurulunda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde: “Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası kıymetli mensupları, değerli sanayicilerimiz sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Genel kurulun sendikamız, ülkemiz ve tüm dünya için hayırlı olmasını diliyorum. Yönetimi tebrik ediyor ve başarılarının devamını temenni ediyorum.

Sendikamız 14 Ekim’de 65. kuruluş yıl dönümünü geride bıraktı. 264 üye şirket sendikamızın çatısı altında yer alıyor. MES 1 milyon kişiye istihdam sağlıyor. MES üyelerimiz burs programı ile de nitelikli insan kaynağına katkı sağlıyor. 50 bin bursiyere ulaşarak eğitime destek veren sendikamızı kutluyorum. İnsana yapılan yatırım bir ülkenin geleceğine yapılmış en büyük yatırımdır.

Tüm metal sanayicilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. 22 yılda milli 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar aşmasında, satın alma gücüne göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi olmamızda, ihracatımızın 36 milyar dolarda 261 milyar dolara yükselmesinde Türkiye ekonomisinin 22 yıldaki atılımlarında sizlerin katkısı yadsınamaz. Bu başarılara yenilerini eklemek için beraber çalışmaya devam edeceğiz.

Küresel ekonomideki sancılı ve fırtınalı süreci sizler biliyorsunuz. Bölgesinin istikrar adası olan Türkiye etrafındaki ateş çemberine rağmen adından daha fazla söz ettiriyor. 6 Şubat’ın yol açtığı 104 milyar faturaya rağmen vatandaşın refahını artırma hedefi için uyguladığımız politikaların etkilerini görmeye başladık. 5 yılın en büyük cari fazlasını verdik. Rezervlerimiz artmaya devam ediyor. Eylül itibariyle ihracat 261 milyar dolar üstüne çıktı. Döviz rezervlerimiz 156 milyar dolara çıktı.

“Yeterli olmadığının farkındayız…”

İş gücü piyasası oldukça iyi gidiyor. 600 binden fazla kadın vatandaşımızı çalışma hayatına kazandırdık. Çalışanın üretenin ihracat yapanın yanında olmaya devam edeceğiz. İstihdamı artırmayı destekleyici politikalarımız sürecek. Enflasyonla mücadelede kayda değer mesafe aldık. Ekmeğimize, alın terimize musallat olan enflasyon yavaş yavaş dizginlemeye başladı. 4 ayda 26,1 puan geriledi. Yeterli olmadığının farkındayız. Biraz daha sabredip güzel neticeleri göreceğiz. Ekonomi politikalarımız asla tek ayaklı değil.

Mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. yapısal reformları zaman kaybetmeden hayata geçireceğiz. Reel sektörümüzün gerekli sıçramayı yapmasını sağlayacağı. Endüstri bölgeleri ve organize sanayileri demir yolları ile güçlendireceğiz. 22 yıl boyunca pek çok engelle karşılaştık. Biz yol, havayolu inşa ederken muhalefetin neler yaptığını neler yaptığını hepimiz hatırlıyoruz. Mega projelerin mahkeme yolu ile engellenmeye çalışılmasından şirketlerimizin tehdit edilmesine, savunma sanayimizin itibar suikastlarına uğramasına kadar akla gelebilecek her türlü sabotaj ile karşılaştık.

Bu ülke kendi ülkesini kötüleyen ana muhalefet partisi genel başkanları gördü. Meclis kürsüsünden iş dünyasına tehditler savuran siyasiler gördü. Millet yol mu yiyecek diyen vizyonsuzları mı ararsınız. İHA ve SİHA’lara saldıranları mı ararsınız. Allah Rahmet eylesin, Özdemir bey bu işin aşkı ile yanıp tutuşurken, kendisini hasta yatağında SİHA’ların son durumunu soracak bir sanayiciydi.

13 seçim yenilgisi sonrası partileri tarafından perte çıkarılması Türkiye’nin aydınlık geleceği adına önemli buluyoruz. Sırtından hançerlenmenin öfkesini birilerine hakaret ederek çıkarmaya çalışanlara acıyarak bakıyoruz. Eski Türkiye’nin unutulmaya yüz tutmuş kötü hatıraları olmaktan kurtulamayacaklar. Milletimizi birbirine düşürmeyi başaramayacaklar. Biz de bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. bizi bu günlere getiren, yolumuzda emin adımlarla yürümemizdir. Türkiye’nin hayrına olacağını düşündüğümüz meselelerde başkalarının ne dediğini umursamadık. Bizim tek derdimiz var, o da bu ülkeye aşka hizmet etmektir. Tek gayemiz var, o da insanımızın hayır duasını almak. Tek hayalimiz var o da Türkiye yüzyılını inşa etmektir. 22 yıldır yürüdüğümüz bu yolda ülkemizi adaletle, kardeşlikle büyütmeye devam edeceğiz.

Yumuşama ikliminin kökleşmesinde işçi işveren fark etmeksizin tüm sendikalarımızın desteği önemli. Bölgedeki gerilimin tırmandığı bu dönemde toplumdaki diyalog zeminini genişletmeliyiz. İsrail hedefine ulaşmamalı. Türkiye üzerinde birleştiğimizde her badireyi atlatırız, her türlü sıkıntıyı çözeriz. İç kalemizde bir gedik açılırsa dışarda verdiğimiz mücadelenin bir anlamı kalmaz. Gün birlik olma günüdür. Gün kardeşliğimizi güçlendirme günüdür. Türkiye olarak kenetlenirsek her meseleyi aşarız. Tüm siyasi partilerin, tüm sendikaların kardeşlik seferberliğimize destek vermesini bekliyoruz. İşçi olmadan işveren olmaz işveren olmadan işçi olmaz. Devlet olmadan hiçbiri olmaz.”

Paylaşın