UEFA Avrupa Ligi: Galatasaray’dan Kritik Galibiyet

UEFA Avrupa Ligi 4. hafta maçında Galatasaray ile Tottenham, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Lawrence Visser’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 6. dakikada Yunus Akgün ile 32 ve 39. dakikalarda Victor Osimhen attı. Tottenham’ın gollerini ise 18. dakikada Will Lankshear ve 69. dakikada Dominic Solanke kaydetti.

Galatasaray, bu sonucun ardından 10 puana yükseldi. Tottenham ise 9 puanda kaldı.

Bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde kaybetmeyen Cimbom, 3 galibiyet, 1 beraberlik aldı. Aslan bu süreçte PAOK’u 3-1 ve Elfsborg’u da 4-3 yenerken, RFS ile ise 1-1 berabere kaldı.

Hafta sonunda ligde Samsunspor ile karşı karşıya gelecek olan Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi’ndeki bir sonraki maç haftasında AZ Alkmaar deplasmanına gidecek.

6. dakikada Gabriel Sara’nın kullandığı serbest vuruşta top Tottenham savunmasından döndü. Yunus Akgün dönen topu ceza sahası dışından çektiği şutla takımını öne geçirdi: 1-0

19. dakikada savunma arkasına atılan pasta topla buluşan Brennan Johnson ceza sahasının ortasına çevirdi. Boş pozisyonda bulunan Will Lankshear ağları buldu: 1-1

32. dakikada savunma arkasına atılan pasta kaleciyle karşı karşıya kalan Osimhen güzel bir vuruşla Forster’i mağlup etmeyi başardı: 2-1

39. dakikada Dries Mertens’in ceza sahasında gönderdiği ortada altıpas önündeki Osimhen, meşin yuvarlak yere inmeden tek vuruşla takımını 2 farklı öne geçiren golü kaydetti: 3-1

69. dakikada Porro’nun ceza sahası sağ çaprazından son çizgiye inerek ön direğe ortaladığı meşin yuvarlağı Solanke topukla filelere yolladı: 3-2

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Lawrence Visser, Rien Vanyzere, Thibaud Nijssen

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Lucas Torreira, Gabirel Sara (Berkan Kutlu dk. 85), Yunus Akgün (Elias Jelert dk. 80), Dries Mertens (Hakim Ziyech dk. 73), Victor Osimhen (Kerem Demirbay dk. 80), Mauro Icardi (Michy Batshuayi dk. 85)

Tottenham: Fraser Forster, Pedrp Porro, Radu Draguşin, Ben Davies, Archie Gray, Yves Bissouma, James Maddison (Pape Sarr dk. 66), Lucas Bergvall (Dominic Solanke dk. 66), Brennan Johnson (Rodrigo Bentancur dk. 46), Heung-Min Son (Dejan Kulusevski dk. 46), William Lankshear

Goller: Yunus Akgün (dk. 6), Victor Osimhen (dk. 31 ve 39) (Galatasaray), William Lankshear (dk. 18), Dominic Solanke (dk. 69) (Tottenham)

Paylaşın

Evlenen Kadınların Soyadına İlişkin Teklif Geri Çekildi

9. Yargı Paketi içerisinde yer alan, evlenen kadınların kocasının soyadını almasını zorunlu kılan teklifin geri çekildiği açıklandı. Kadın hakları savunucuları yasa teklifinin TBMM’ye sunulmasına tepkili.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşülen 9’uncu Yargı Paketi’nde yer alan kadınların soyadına ilişkin düzenlemenin geri çekildiğini açıkladı.

Ali Mahir Başarır, “İki gündür CHP bir direnç gösteriyor. Kadın istediği soy ismini kullanır. Bu kadının takdirindedir. Buna müdahale etmek AK Parti iktidarının ya da grubunun haddi değildir” dedi.

Mücadele sonucunda söz konusu düzenlemenin tekliften çıkarıldığını belirten Başarır, “Ben grubuma, milletvekili arkadaşlarıma, kadın milletvekillerine, kadın örgütlerine, derneklerine, bu maddeye karşı çıkan milyonlarca Türk kadınına çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İstanbul 8’inci Aile Mahkemesi, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir” düzenlemesinin iptali için 2023 yılında AYM’ye başvurdu.

Mahkeme, başvurusunu erkeğin doğumla kazandığı soyadını ömrü boyunca kullanması mümkünken aynı hakkın kadına tanınmamasının eşitlik ilkesine bağdaşmadığı şeklinde gerekçelendirdi.

AYM de bu başvuruyu değerlendirerek hükmün iptaline karar vermiş, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu ailenin “eşler arası eşitliğe” dayandığını vurgulamıştı. Kararda ayrıca kadının yargı yoluna başvurarak evlenmeden önceki soyadını kullanabildiği anımsatılmış, kadınların mahkeme kararı olmadan da evlenmeden önceki soyadını kullanabilmesinin önü açılmıştı.

Nisan 2023’te çıkan kararın 9 ay sonra uygulamaya geçmesi öngörülmüştü. Temmuz ayında TBMM’ye sunulan 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, AYM’nin karınların soyadına ilişkin kararını dikkate almayarak eski uygulanın devamını öngören bir kanun maddesi önerdi.

Yeni pakette kadının evlenmeden önceki soyadının ancak kocasının soyadıyla birlikte kullanması yer aldı. Maddenin gerekçesinde ise “anne babanın ayrı soyadı kullanmalarının çocuk üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ve çocuğun hangi soyadını kullanacağı tartışma konusu haline gelebileceği” ifadeleri kullanıldı.

Peki hangi ülkelerde kadınlar evlenmeden önceki soyadını kullanmaya devam edebiliyor?

ABD, Birleşik Krallık, Hollanda, Fransa, Belçika ve İtalya gibi ülkelerde kadınlar evlendikten sonra evlenmeden önceki soyadlarını kullanmaya devam edebiliyorlar. Pek çok ülkede çocuklar babanın soyadını alıyor. Fransa gibi kimi ülkelerde çocukların hangi soyadını kullanacaklarına ebeveynler birlikte karar veriyor.

Paylaşın

“Asgari Ücret”in Alım Gücü Yüzde 40 Eridi

Asgari ücretin alım gücü yılbaşından buyana yüzde 39.77 eriyerek 12 bin 164 liraya geriledi. Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı da bin 345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü.

Temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Bu yıl 17 bin 2 lira olarak belirlenen asgari ücretin alım gücü, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verilerine göre 10 ayda 12 bin 164 liraya gerilerken düşük emekli maaşının alım gücü ise 11 bin 156 TL’ye düştü. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyon verilerine göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise 9 bin 999 liraya kadar indi.

Temmuz ayında zam yapılmayan asgari ücretin alım gücü TÜİK enflasyon verileriyle yılın başından bu yana 4 bin 838 lira eriyerek 12 bin 164 liraya düştü. İTO’nun enflasyonuna göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, ENAG’ın enflasyon verilerine göre ise 9 bin 999 liraya geriledi.

2025’te uygulanacak asgari ücret için görüşmeler aralık ayında yapılacak. Yeni zam oranının 2025’in enflasyon tahminlerine göre belirlenmesi planlanırken kulislerde yüzde 25-30 civarında bir artış konuşuluyor. Alım gücü açısından yılın başındaki 17 bin 2 lira asgari ücret, TÜİK verilerine göre yüzde 39.77 oranında düşüşle 12 bin 164 liraya indi.

Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı, dört ayda TÜİK enflasyonuna göre 1.345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü. İTO enflasyonuna göre bu düşüş 1.592 lira olurken, ENAG verilerine göre erime 2 bin 243 liraya ulaştı.

TÜİK verilerine göre temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Profesör maaşı ise 83 bin 457 liradan 74 bin 475 liraya geriledi. Tüm çalışanların maaşlarındaki 4 aylık erime yüzde 12.06 olarak kaydedildi. Temmuzda zam almayan özel sektör çalışanlarının maaşlarındaki erime TÜİK’e göre yüzde 39.77, ENAG verilerine göre ise yüzde 70.03’ü buldu.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Copernicus: 2024 Kayıtlardaki En Sıcak Yıl Olacak

AB’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S), 2024 yılının kayıtlardaki en sıcak yıl olmaya doğru ilerlediğini ve yıllık küresel sıcaklığın ilk kez sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerinde olmasının tahmin edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / C3S açıklamasında, 2024’ün önceki sıcaklık rekorlarını geçeceğinin artık “neredeyse kesin” olduğunu, yılın geri kalan aylarındaki ortalama sıcaklık anomalisinin yeni bir zirveye ulaşmaması için neredeyse sıfıra düşmesi gerektiğini belirtti.

C3S verileri, 2024 yılının ilk 10 ayı için küresel ortalama sıcaklığın, 1991 – 2020 temel çizgisinin 0,71 santigrat derece üzerinde olduğunu ve bu dönemde kaydedilen en yüksek seviyeye işaret ettiğini gösterdi.

C3S’ye göre, Ekim 2024’te sanayi öncesi seviyelerin 1,65 santigrat derece üzerinde sıcaklıklar kaydedildi; bu, küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerine çıktığı 16 aylık dönemde 15’inci oldu.

2023’te sıcaklıkların sanayi öncesi seviyelerin 1,48 santigrat derece üzerinde görüldüğü göz önüne alındığında C3S, 2024’teki yıllık sıcaklığın sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerinde olacağını ve muhtemelen 1,55 santigrat dereceyi aşacağını tahmin ediyor.

C3S direktör yardımcısı Samantha Burgess, bu eğilimin “küresel sıcaklık kayıtlarında yeni bir dönüm noktası” olduğunun altını çizerek, Azerbaycan’ın Bakü kentinde yapılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP29) öncesinde harekete geçilmesi yönünde çağrıda bulundu.

Yüksek sıcaklıklar temel olarak insan kaynaklı iklim değişikliğinden kaynaklanıyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın COP29 öncesinde bir alarm zili görevi görmesi gerektiğini söylüyor.

Reading Üniversitesi’nde iklim bilimi profesörü olan Ed Hawkins, “2025 ve sonrasında neler olacağını izleyeceğiz” diyor. Prof. Hawkins, “Daha sıcak hava koşulları fırtınaları daha şiddetli, sıcak hava dalgalarını daha sıcak ve yağışları daha şiddetli hale getiriyor” diyor ve ekliyor:

“Küresel sıcaklıkları net sıfır emisyona ulaşarak dengelemek, bu felaketlerin maliyetlerine ekleme yapmayı durdurmanın tek yoludur.”

Paylaşın

KİT’lerin Görev Zararı 180 Milyar Lira

KİT’lerin görev zararı 2023 yılında önceki yıla göre yüzde 820 oranında artışla 179,62 milyar lira oldu. 2018 yılına kadar merkezi bütçe içerisinde “görev zararı” olarak belirtilen bu gider kaleminin ismi daha sonra artan zararın yarattığı olumsuz algı nedeniyle “görevlendirme bedeli” olarak değiştirildi.

2019 yılında 1,67 milyar TL olan görev zararı 2020’de 2,10 milyar TL’ye, 2021’de 23,84 milyar TL’ye çıktı. 2022 yılında 19,52 milyar TL’ye gerilese de 2023 yılında yaklaşık 9 kat artarak 179,62 milyar TL’ye ulaştı. 2023 yılında yapılan toplam görevlendirme bedeli ödemelerinin yüzde 43,2’si EÜAŞ’a, yüzde 41,2’si BOTAŞ’a, yüzde 11,9’u ise TMO’ya yapılan ödemelerden kaynaklandı.

İktidarın kötü yönetim örneği olan ve seçim dönemlerinde propaganda aracına dönüştürülen Kamu İktisadi Teşebbüsleri’nin (KİT), görev zararı bir önceki yıla göre yüzde 820 oranında büyüdü. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın genel seçimlerin yapıldığı 2023 yılına ilişkin Kamu İşletmeleri Raporu, arpalığa dönüşen KİT’lerin mali durumlarını açığa çıkardı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; 2023 yılında 179,62 milyar TL oldu. 2023 yılsonu itibarıyla 8 kuruluşa görevlendirme bedeli ödemesi yapıldı.

2018 yılına kadar merkezi bütçe içerisinde “görev zararı” olarak belirtilen bu gider kaleminin ismi daha sonra artan zararın yarattığı olumsuz algı nedeniyle “görevlendirme bedeli” olarak değiştirildi.

Rapor, KİT’lerin ‘görevlendirme bedelinin’ son beş yıl içerisinde devasa büyüklüğe ulaştığını gözler önüne serdi. 2019 yılında 1,67 milyar TL olan görev zararı 2020’de 2,10 milyar TL’ye, 2021’de 23,84 milyar TL’ye çıktı. 2022 yılında 19,52 milyar TL’ye gerilese de 2023 yılında yaklaşık 9 kat artarak 179,62 milyar TL’ye ulaştı. 2023 yılında yapılan toplam görevlendirme bedeli ödemelerinin yüzde 43,2’si EÜAŞ’a, yüzde 41,2’si BOTAŞ’a, yüzde 11,9’u ise TMO’ya yapılan ödemelerden kaynaklandı.

Seçim dönemlerinde artan gıda enflasyonunun yarattığı toplumsal tepkinin önüne geçmek için ucuz gıda ürünlerinin satıldığı Tarım Kredi Kooperatifleri’ne (TKK) ve kamu sermayeli bankalara yapılan gelir kaybı ödemeleri 2023 yılında önceki yıla göre yüzde 92 artarak 37,17 milyar liraya çıktı. 2019 yılında 5,21 milyar TL, 2020 yılında 7,50 milyar TL, 2021 yılında 9,96 milyar TL ve 2022 yılında 19,35 milyar TL gelir kaybı ödemesi adı altında bütçeden aktarıldı.

KİT’lerde 2019 yılında ortalama 100 bin 516 kişi istihdam edilmekte iken bu sayı 2023 yılında 98 bin 922 kişiye geriledi. KİT’lerin toplam istihdam gideri bir önceki yıla göre yüzde 109,7 artarak 62 milyar TL olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Türkiye’de 613 Bin Çocuk Eğitimin Dışında

2023 – 2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 612 bin 814 çocuğun eğitimin dışında kaldığı, bu sayının bir önceki yıla kıyasla yüzde 38,4 oranında arttığı ifade edildi.

15 – 17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane olduğu, 15 – 17 yaş grubunda eğitim dışındaki öğrencilerin ise Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığı belirtildi.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Eğitim Gözleme Raporu 2024’ü (EİR) İstanbul Karaköy’de bulunan Minerva Han’da düzenlenen etkinlikle açıkladı.

BirGün’ün aktardığına göre; Politika Analistleri Kayıhan Kesbiç ile Özgenur Korlu, Kıdemli Politika Analisti Ekin Gamze Gencer ve Araştırmacı Gülen Naz Terzi’nin hazırladığı raporda, eğitim politikaları “nitelikli eğitimi izlemek için temel göstergeler”, “eğitimde yönetişim”, “öğretmenler” ve “ekonomik kriz ve eğitim” olmak üzere dört ana başlıkta incelendi.

2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 612 bin 814 çocuğun eğitimin dışında kaldığına dikkat çekilen raporda bu sayının bir önceki yıla kıyasla yüzde 38,4 oranında arttığı ifade edildi. Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmen çocukların 199 bin 87’sinin yabancı uyruklu çocukların 43 bin 273’ünün örgün eğitim dışında kaldığı belirtilen raporda ülke geneli ise bu sayının 855 bin 174’e ulaştığı ifade edildi.

Rapora göre, 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki çocuk oranının en yüksek olduğu iller yüzde 35,6’yla Muş, yüzde 32,4’le Ağrı ve yüzde 28,7’le Gümüşhane. 15-17 yaş grubunda eğitim dışındaki öğrencilerin ise Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğunlaştığı belirtilen raporda Siirt, Bitlis ve Ağrı’da 17 yaşındaki her üç kız çocuğundan birinin eğitim dışında olduğu vurgulandı.

17-20 yaş grubunda zorunlu eğitim çağındaki her 20 çocuktan birinin eğitim dışında olduğuna dikkat çekilen bu sayının 612 bin 814 olduğu ifade edildi. Eğitim dışındaki çocuk oranın en düşük yüzde 0,5 ile Rize’de iken en yüksek yüzde 35,6 ile Muş olurken 15-17 yaş grubundaki yaklaşık 8 çocuktan birinin eğitim dışında kaldığı belirtildi.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan Hakkında Soruşturma Başlatıldı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan hakkında, Mardin, Batman ve Halfeti Belediye Başkanlıklarına kayyum atılmasının ardından yaptığı açıklamalar nedeniyle, soruşturma başlatıldı.

Haber Merkezi / Tuncer Bakırhan, “Şunu çok iyi bilsinler ki Seyid Rıza, Şeyh Said, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı da Türkiye halkları da onu yapacaktır” demişti.

İçişleri Bakanlığı, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve DEM Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Mihdi Tunç hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Mardin, Batman ve Halfeti Belediye Başkanlıklarına Başkan vekilleri görevlendirilmesiyle ilgili olarak; Siirt Milletvekili ve DEM Partisi Eş Genel Başkanı Tuncer BAKIRHAN’ın 04.11.2024 tarihinde yapmış olduğu konuşma ve DEM Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Mihdi TUNÇ’un 04.11.2024 tarihinde yapmış olduğu açıklama nedeniyle haklarında yasal işlem başlatılmıştır.”

Tuncer Bakırhan ne demişti?

DEM Partili Mardin Büyükşehir, Batman ve Şanlıurfa’nın Halfeti ilçe belediyesine kayyım atanmıştı. Kayyım atamalarına tepki gösteren Tuncer Bakırhan, Mardin’de yaptığı konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: Bunlar bir taraftan çözüm beklentisi yarattılar, ‘yeni bir süreç’ dediler, ‘normalleşme’ dediler; fakat tam 8 yıl önce 4 Kasım’da yapmış oldukları siyasi soykırımı tekrar ettiler. Bunlar yalancıdır, bunlar riyakardır, bunlar ikiyüzlüdür. Bunlar çözüm dediklerinde zulüm, normalleşme dediklerinde kayyım, adalet dediklerinde adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz.

Kürt’ü ve Türkiye halklarını reddedenler zannediyorlar ki Kürtler bu kayyımcılara, bu talancılara baş eğecek. Şunu çok iyi bilsinler ki Seyid Rıza, Şeyh Said, Mazlumlar, Denizler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkı da Türkiye halkları da onu yapacaktır. Ne onların kayyımı ne zulüm politikaları ne yalanları ne de hileleri bizlere diz çöktüremeyecektir. Seyid Rıza, ‘Yalan dolanlarınızla bize diz çöktüremezsiniz’ diyordu.

Biz de diyoruz ki ne yalan ne talan ne de zulüm Mardin’de, Amed’de, Kürt coğrafyasının hiçbir yerinde bizleri yıldıramayacak, bizlere diz çöktüremeyecektir. Üçüncü dönemdir kayyım atıyorsunuz. Demek ki kayyım politikalarınız karşılık bulmadı. Demek ki seçimde bu kayyım politikalarınız, bu inkar politikalarınız kaybetti. Seçimde kaybettiğiniz bu yerleri şimdi hileyle, yalan dolanla, yalan yanlış yargı kararlarıyla gasp etmeye çalışıyorsunuz.

Değerli halkımız, size söz veriyoruz: Bu kayyımcı anlayışa, sizin iradenizi yok sayanlara asla geçit vermeyeceğiz. Sokakta, Meclis’te, yaşamın her alanında emekçilerle, yoksullarla ve ezilenlerle birlikte bu talancı, bu savaş sever kayyımcı zihniyeti el birliğiyle göndereceğiz. Sizler yanımızda olduğunuz müddetçe, burada olduğu gibi iradenize sahip çıktığınız müddetçe ne talan ne yalan ne kayyım ne de zulüm Kürdistan topraklarında asla karşılığını bulmayacaktır.

Mardin’den çağrımızı yineliyoruz: Bu kayyım sisteminden vazgeçin. Bu kayyım sisteminin kimseye yararı yok, bu kayyım sistemi iflas etti. Tekrar Mardin halkının iradesinin tecelli etmesi için bu yalancı, talancı ve kayyımcı anlayışı bırakın. Eş başkanlarımız yönetimiyle bu kenti yönetsin. Bizler durmayacağız, mücadele edeceğiz, direneceğiz. Bu topraklara barış ve adalet gelinceye kadar, halkımız kendi kimliğiyle eşit yurttaş oluncaya kadar hep birlikte mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

Paylaşın

10 Ayda Bin 540 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2024 yılının ilk on ayında en az bin 540 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak ayında 161, şubat ayında 149, mart ayında 124, nisan ayında 165, mayıs ayında 142, haziran ayında 138, temmuz ayında 148, ağustos ayında 192, eylül ayında 152, ekim ayında 164.

Haber Merkezi / İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Eklim 2024 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı.

Buna göre; Yüzde 62’sini ulusal basından; yüzde 38’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla ekim ayında en az 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2024 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin aylara göre (güncellenmiş) dağılımı şöyle: Ocak ayında en az 161 işçi, şubat ayında en az 149 işçi, mart ayında en az 124 işçi, nisan ayında en az 165 işçi, mayıs ayında en az 142 işçi, haziran ayında en az 138 işçi, temmuz ayında en az 148 işçi, ağustos ayında en az 192 işçi, eylül ayında en az 157 işçi ve ekim ayında en az 164 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 49 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (18 işçi ve 12 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 18 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 8 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 7 işçi; Metal işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Enerji işkolunda 5 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 5 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi.

İş cinayetlerine sektörel olarak bakarsak inşaatta 49 işçi, sanayide 46 işçi, hizmette 39 işçi ve tarımda 30 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Yüksekten Düşme nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 30 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 24 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 21 işçi; Şiddet nedeniyle 15 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 14 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 8 işçi; İntihar nedeniyle 7 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 7 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 36 işçi, 30-49 yaş arası 63 işçi, 50-64 yaş arası 40 işçi, 65 yaş ve üstü 9 işçi,
yaşı bilinmeyen 12 işçi.

Ekim ayında Türkiye’nin 47 şehrinde ve yurtdışında dört ülkede iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 26 ölüm İstanbul’da; 10 ölüm Ankara’da; 9 ölüm Sakarya’da; 8 ölüm Manisa’da; 7’şer ölüm Antalya ve Muğla’da; 6’şar ölüm Hatay ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Kütahya, Mersin ve Yozgat’ta; 4’er ölüm Gaziantep, Ordu ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Adana, Bartın, Bursa, Çorum, İzmir, Kocaeli ve Konya’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Burdur, Diyarbakır, Karabük, Karaman, Kayseri ve Osmaniye’de; 1’er ölüm Afyon, Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Denizli, Düzce, Elazığ, Giresun, Hakkari, Isparta, Kahramanmaraş, Kırşehir, Muş, Niğde, Sinop, Tekirdağ, Trabzon, Van, ABD, Irak, İspanya ve Küba’da meydana geldi…

Not: İSİG Meclisi, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Özel’den Dervişoğlu’na: Abdestimizden Şüphemiz Yok Ki Namazımızdan Şüphemiz Olsun

CHP Lideri Özgür Özel, Mardin’de yapılan konuşmalar hakkında kendisini suçlayan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu’na verdiği yanıtta, “Müsavat Başkan, bizim abdestimizden şüphemiz yok ki, namazımızdan şüphemiz olsun. Bundan sonra da CHP’nin çizdiği her çerçeve en doğru çerçevedir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “”Ben muhalefete muhalefet etmeyi doğru bulmam. Muhalefetten bir kötü söz geldiğinde de ‘canı sağ olsun’ dedim. Müsavat Beyin de canı sağ olsun, biraz ayıp etmiş. Şu kadarını söyleyeyim ben o otobüsün üstünde birlikte falan değilim. Bunu trollerden gördüyse kusur.

Yok gerçek bilgi var da böyle söylüyorsa gerçekten ayıp etmiş. Ben sabah kendi kararımı verdim kalktım gittim. Uçaktan indim, bir otobüs olduğunu söylediler. Otobüsün sivil bir otobüs olduğunu söylediler. ‘Üstüne çıkarım’ dedim. Sayın Ahmet Türk bile ‘otobüs sizin’ dediğinde bile ‘Birlikte çıkalım’ deyip Eş Belediye başkanlarını alıp çıktım. Onlar konuşmuşlar, ben uçaktan indim gittim, kendi konuşmamı yaptım.

Açıkçası, Tuncer Bey’in katılmadığım görüşlerinden de haberdar değildim. Orası Tuncer Bakırhan’a bir şey söyleme yeri değil, Ahmet Türk ile dayanışma yeri. Tuncer Bakırhan’ın söylediği cümlelerle mutabakatım yok. Bakırhan’ın söylediği sözlerin zaten ihtiyacımız olan barış sürecine katkısı da yok. Erdoğan ve Bahçeli, barış konuşan, sürekli barışı konuşan Ahmet Türk’ü sustururlarsa, bu sefer barışı ve kardeşliği daha az konuşan, cümlelerinde başka şeyler olmaya başlıyor.

“Abdestimizden şüphemiz yok ki…”

Bu ülkenin yapması gereken proje bir kardeşlik projesiyken, siz kayyım atama gibi şeyler yaparsanız diller sertleşiyor. Tuncer Bey’in konuşmasını duysam da çıkıp orada bir şey demezdim ama daha sonra gördüm konuşmasını. Konuşmasına asla katılmıyorum. Ama beni tanıyan, kardeşi gibi bilen aramızda abi kardeş hukuku olan birinin bu kadar yanlış bir bilgiyi grup toplantısıyla yaymaya katkı sağlaması gerçekten benim açımdan üzücü oldu. Ama yine de son sözümüz, ‘canı sağ olsun.’

Müsavat Başkan, bizim abdestimizden şüphemiz yok ki, namazımızdan şüphemiz olsun. Bundan sonra da CHP’nin çizdiği her çerçeve en doğru çerçevedir.”

Paylaşın

Bakırhan: Kürt Coğrafyasında Ayrı Bir Hukuk Uygulanıyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kayyım atanan Halfeti Belediyesi önünde yaptığı konuşmada, “Emin olun askeri darbe dönemini aratan bir süreçle karşı karşıyayız. Ne demek sen seçemezsin. Ne demek sen seçilmezsin. Batıda ayrı bir hukuk uyguluyor, Kürt coğrafyasında ayrı bir hukuk uyguluyor” dedi ve ekledi:

“Sizlere çok net ve öz taleplerimizi iletmek istiyoruz: Kürtler çözüm istiyor. Kürtler demokrasi istiyor. Kürtler seçtikleri iradenin kendisini yönetmesini istiyor. Kürtler kavga istemiyor. Kürtler çatışma istemiyor. Şimdi siz karar verin, bu sınav sizin sınavınızdır. Çözüm diyorsanız buradayız. Çözüm istiyorsanız İmralı orada. Barış diyorsanız kayyım politikanızdan vazgeçin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Halfeti Belediyesine kayyınm atanmasını protesto için ilçeye gitti. Bakırhan ve Hatimoğullarına, DEM Parti Milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Sezai Temelli, Ömer Öcalan, Ferit Şeyaşar Dilan Kunt Ayan, Zülküf Uçar, Mithat Sancar, Ayten Kordu, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, EMEP Genel Başkanı Seyit Arslan, EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca ile yerlerine kayyım atanan Halfeti Belediye Eşbaşkanları Saniye Bayram ve Mehmet Karayılan eşlik etti.

EHP, TÖP, TİP, EMEP, SMF, SYKP, SODAP, KKP, PİA, Devrimci Parti, ESP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, KESK’ten çok sayıda isim de ilçeye geldi. DEM Parti heyeti polis ablukasına alınan belediyenin önüne gitti.

Kayyım atanan Halfeti Belediyesi önünde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu iktidar bize Kürt oy kullanamaz diyor. Kürt seçemez, seçilmez diyor. Anadilini konuşmaz diyor. Kürt dilini kullanmazsa, Kürt yerel seçimlerde, genel seçimlerde kendi temsilcilerini seçemiyorsa, Kürdün iradesine kayyım atanıyorsa, Kürdün iradesi cezaevine gönderiliyorsa bu iktidara Halfeti’den ‘Kürt ne yapsın’ diye sormak istiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir darbe biçimi yok. Emin olun askeri darbe dönemini aratan bir süreçle karşı karşıyayız. Ne demek sen seçemezsin. Ne demek sen seçilmezsin. Batıda ayrı bir hukuk uyguluyor, Kürt coğrafyasında ayrı bir hukuk uyguluyor. Sanki barışı onlar istiyor sanki çözümü onlar istiyor da Kürtler istemiyor gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar” dedi.

İktidara tepkisini sürdüren Bakırhan, “Sizlere Kürtler inanmıyor, emekçiler inanmıyor. Çünkü sizler gerçek bir programa, gerçek bir siyasete sahip değilsiniz. Sizler sıkıştığınız zaman kayyıma başvuran, kolluğa yapışan, yargıyı bir sopa gibi kullanan bir anlayışın sahipsiniz. Sizlere çok net ve öz taleplerimizi iletmek istiyoruz: Kürtler çözüm istiyor. Kürtler demokrasi istiyor. Kürtler seçtikleri iradenin kendisini yönetmesini istiyor. Kürtler kavga istemiyor. Kürtler çatışma istemiyor. Şimdi siz karar verin, bu sınav sizin sınavınızdır. Çözüm diyorsanız buradayız. Çözüm istiyorsanız İmralı orada. Barış diyorsanız kayyım politikanızdan vazgeçin” diye konuştu.

Hattimoğulları: Faşizmin ta kendisidir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hattimoğulları da “Kayyım seçimleri ortadan kaldırmak demektir. Bu iktidarın şu an büyük amacı yerel yönetimlerde seçimleri ortadan kaldırmaktır. Atadığı vali ve kaymakamlarla yeni bir düzen kurmak istiyorlar. Bu faşizmin ta kendisidir. Bu iktidar bir yandan Kürt sorununu çözelim dedi, iç barış diye el uzattı ama diğer diğer eliyle sopayla başta Kürtlerin ve bu ülkede yaşayan bütün halkların tepesine o sopayı indiriyor. Buna biat etmeyenleri de yargı yoluyla, şu an yaptıkları gibi bütün toplumu böyle işgal etmek istiyorlar. Türkiye işgal etmek istiyorlar. Yalandır bunların Türkiye partisi oldukları. Yalandır bunların iş barış dedikleri. İç barış isteyen kayyım atamaz” dedi.

HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “.Bu darbeyi kabul etmedik, etmeyeceğiz. Hakkari’de olduğu gibi burada büyük bir direniş var. Direnişinizi selamlıyoruz. Sopalar ile sandıktan çıkamadılar. Yine kaybettiler, yenildiler. Kaybetmeye mahkumlar. Burası Sayın Öcalan’ın memleketi. Bir yandan çağrı yapılıyor, bir yandan disiplin cezaları veriliyor. Çağrı değil adım atın, Özgürlük koşullarını oluşturun. Tecrit demokratik gösterilerek saldırı ile bir yere varamazsınız. Siz darbecisiniz. Sonuna kadar direneceğiz. Herkesi ortak mücadeleye çağırıyoruz” diye konuştu.

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Bir ellerinde hançer varken el uzatıyorlar. Bu koşullarda barış nasıl olacak? Kürt halkına büyük değer veriyoruz. Türkiye’nin her yerinde kardeşleriniz var. Eğer birlik olursak, tek vücut olursak bu iktidarı da kayyımları da göndeririz” dedi.

Nebiye Merttürk: Diktatörleri koltuklarında indireceğiz

Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, “Halkı kandırmak istiyorlar. Barış maskesi yüzlerinde durmuyor, o kadar yüzsüzler. Sadece 7 aydır kayyımın borcu ödensin diye büyük bir mücadele verilmiş. 7 ayda bu küçük ilçede büyük bir birikime imza atılmış. Bu mücadeleyi saygı ile selamlıyoruz. Bütün politikaların karşısında direndik. Diktatörleri koltuklarında indireceğiz. Omuz omuza mücadele edeceğiz” diye konuştu.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Kürt ve Türk işçiler olarak ortak bir mücadele kuramadığımız sürece bu vahşi uygulamalar devam edecek. Kayyımları biran önce geri çekin. Kürt halkının çıkarları ve sorunları aynı zamanda Türk halkının da talep ve çıkarlarıdır. Güçlerimizi birleştirmek zorundayız” dedi.

Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçı, “Daha önce de dayanışma için buralara geldik. Türkiye halkları ile devrimcilerin kader birliği var. Kayyıma karşı da bir kader birliğimiz var. Direnişinizi selamlıyoruz. Biz kazanacağız” diye konuştu.

(Kaynak: Artı Gerçek)

Paylaşın