Süper Lig: Trabzonspor Yara Aldı

Süper Lig’in 14. hafta maçında Alanyaspor ile Trabzonspor, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Burak Pakkan’ın yönettiği karşılaşmadan Alanyaspor, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Alanyaspor’un gollerini 44. dakikada Florent Hadergjonaj ve 50. dakikada Loide Augusto, Trabzonspor’un tek golünü ise 8. dakikada Denis Dragus kaydetti.

5 maç sonra kazanan Alanyaspor, 14 puana yükseldi. Ligde 3 maç üst üste mağlubiyet aldıktan sonra geçen hafta Adana Demirspor’u 5-0 yenen Trabzonspor ise bu yenilgi sonrası 15 puanda kaldı.

Ligde bir sonraki hafta Alanyaspor, Kayserispor’a konuk olacak. Trabzonspor ise Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

8. dakikada Mendy’nin pasında topla buluşan Draguş ceza sahası içinde yaptığı plase vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (0-1). 44. dakikada penaltıda topun başına geçen Hadergjonaj’ın vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu (1-1).

50. dakikada Hadergjonaj’ın ara pasına hareketlenen Augusto, sağ çaprazdan ceza saha içine girip yaptığı vuruşta topu ağlarla buluşturdu (2-1).

Stat: Alanya

Hakemler: Burak Pakkan, Serkan Çimen, Mehmet Akıncık

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Lima, Aliti, Yusuf Özdemir, Richard, Makouta, Efecan Karaca (Dk. 62 Hwang), Janvier (Dk. 72 Balkovec), Augusto, Cordova (Dk. 86 Fatih Aksoy)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Hüseyin Türkmen, Batagov, Arif Boşluk (Dk. 65 Eren Elmalı), Mendy (Dk. 85 Poyraz Efe Yıldırım), Umut Güneş (Dk. 62 Lundstram), Cihan Çanak (Dk. 46 Visca), Cham, Draguş (Dk. 62 Enis Destan), Banza

Goller: Dk. 8 Draguş (Trabzonspor), Dk. 41 Hadergjonaj (Penaltı), Dk. 50 Augusto (Alanyaspor)

Şenol Güneş: Çok üzgünüm

Tranzonspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, karşılaşma sonrası açıklamalarda bulundu. Maça kazanma arzusuyla iyi başladıklarını anlatan Güneş, “İlk yarı genel anlamda istediğimiz gibi geçti. Ancak ilk yarının son bölümünde verilen penaltı ve ardından kaçırdığımız gol var ama yine de genel olarak ilk yarıda oyuncularımın savunma anlayışı, dikkati, topa sahip olduktan sonraki hızlı geçişleri olumluydu.” dedi.

Karşılaşmanın ikinci yarısının ilk 15 dakikalık bölümünde tamamen “dağıldıklarını” ifade eden Güneş, rakibin bir kişi eksilmesinin ardındansa sakin kalmayı başaramadıklarını ve pozisyonları değerlendiremediklerini dile getirdi.

Güneş, topu oyuna sokmada ve sakin kalmada başarısız olduklarını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Buna rağmen duran toplardan ve ortalardan pozisyonlar bulduk, ancak daha dikkatli olabilseydik goller bulmamız mümkündü.

Her şey iyi giderken bir anda oyunun tersine dönmesi ve hızlı oynamak adına yapılan telaşlı hamleler oldu. Kontrolsüz toplar ve gereksiz panik, rakip de bunu zamana çevirerek maçı kazandı. Çok üzgünüm çünkü bu maçta puan kaybı beklemiyordum. Ancak 3 puan kaybettik.”

“TFF ve MHK yok hükmündedir”

Trabzonspor, Alanyaspor maçı sonrası, “TFF ve MHK yok hükmündedir” başlığıyla bir açıklama yaptı. Trabzonspor’un açıklaması şu şekilde:

Bu akşam Alanya’da, Türk futbolunun onuruna bir darbe daha indirilmiştir. Adaletin tecelli etmesi gereken müsabakada alınan kararlarla yalnızca maçın değil, futbolun değerleri de ters yüz edilmiştir. Ancak bu yaşananlar bireysel hatadan ziyade, köklü bir sistem sorununun aynasıdır.

Trabzonspor Kulübü olarak artık gerçekleri yüksek sesle dile getiriyoruz. Bu çarpık düzen, sadece hakemlerin yetersizliklerinden kaynaklanmamaktadır. Kararların arkasındaki yapılar, Türk futbolunun temel ilkelerini hiçe sayan TFF ve MHK’dır.

TFF ve MHK, Türk futbolunun adaletini sağlama görevini tamamen yitirmiştir. Bu akşam yaşananlar; liyakatsizlik, tutarsızlık ve organize çıkar düzeninin ne kadar derinleştiğini bir kez daha göstermiştir.

VAR teknolojisi gibi adalet için kullanılan sistemler, bugün güç odaklarının oyun alanına dönüşmüştür. Hakem Burak Pakkan ile VAR hakemi Direnç Tunusluoğlu’nun performansı, yalnızca ihmal değil, adaletin sistematik şekilde engellendiğinin kanıtıdır.

Bu yapıların tek başına Trabzonspor’un değil, tüm Türk futbolunun bütünlüğüne zarar verdiği açıktır.

Artık çok net söylüyoruz: TFF ve MHK, bizim için hiçbir hüküm ifade etmemektedir. Bu kurumlar, adaleti sağlamak bir yana, Türk futboluna duyulan güveni tamamen yok etmişlerdir. Trabzonspor olarak, alın terimizin böylesine hoyratça harcanmasına asla izin vermeyeceğiz.

Bu çağrı yalnız bugüne değil, geleceğe de yöneliktir. Adaletin olmadığı bir düzende, düzen diye dayatılan şey yalnızca kaostur. Trabzonspor, Türk futbolunda hakkaniyet ve liyakat mücadelesinin bayraktarı olmaya devam edecek, bu çürümüş yapıyla kararlılıkla mücadelesini sürdürecektir.

Tüm futbol kamuoyunu, bu adaletsizliğe karşı ortak bir irade sergilemeye ve Türk futbolunun hak ettiği şeffaf geleceği inşa etmeye çağırıyoruz. Çünkü futbol, yalnızca bir oyun değil, adaletin sahada hayat bulduğu bir meydandır.”

Paylaşın

Kayyım Atamaları: Mansur Yavaş’tan “Seçmen İradesi” Vurgusu

ABB Başkanı Mansur Yavaş, kayyım atamalarını eleştirerek, “Hukuki süreç sonuçlanmadan hiçbir yere kayyım atanmaması lazım” dedi. Mansur Yavaş, seçmen iradesinin öneminin altını çizdi.

Erdoğan’ın sözlerine de yanıt veren Mansur Yavaş, “Bütün belediye başkanları da oyunu artırarak seçildi. Şimdi aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı böyle deyince ben gülümsedim. Yaptıklarımızın aynısını yapsınlar halk onları da seçer. Bizim yaptıklarımızı taklit etsinler” ifadelerini kullandı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde düzenlenen belediye başkanları toplantısına verilen arada gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre; İktidarın kayyum politikasını eleştiren Yavaş, “Hukuki süreç sonuçlanmadan hiçbir yere kayyum atanmaması lazım” ifadesini kullandı. Yavaş, seçmen iradesinin öneminin altını çizdi.

CHP’li belediyelerin kreş hizmetlerine yönelik kısıtlayıcı uygulamaları da ABB Başkanı Mansur Yavaş’a soruldu. CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik kapsamında yaptığı uygulamaların halkta büyük karşılık bulduğunu ifade eden Yavaş, “Bunu gördükçe, engel olmak için çareler arıyorlar” görüşünü savundu.

CHP’li belediyelerin, yurttaşa temas eden konularda merkezi hükümete, “Gelin birlikte yapalım” şeklinde işbirliği teklifi götürdüğünü vurgulayan Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun siyaseti falan olmaz. Çocukların geleceği önemli. İnşallah bu tavırlarından da bir an evvel vazgeçerler.

Ankara’nın her tarafında, Karayolları’nın sorumluluğunda olan yollar kapanıyor. Araç gönderiyoruz ve bize, “Açmayın yolları” diyemiyorlar. Yalnızca karayollarında değil, kamunun bütün alanlarında belediye ile beraber hükümetin işbirliği yaparak vatandaşa çözüm üretmesi lazım. Biz çözüm tarafındayız onun için çözüm isteyen herkes işbirliğine hazırız.

ABB Başkanı Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yönelik eleştirilerine yönelik ise şu değerlendirmeleri kayda geçirdi: “Bazı televizyonlarda televizyon sürekli aleyhimizde karalamalar yapıldı. Seçmen bunlara tokat attı ve bir rekor kırdırarak bizi bir kez daha seçti. ‘Hiçbir şey yapmadın, algı yaptın’ gibi bir yaklaşım sergilediler. Ama gerçek belediyeciliği kimin yaptığını ve gerçek belediyeciliğin ne olduğunu tüm CHP’li belediye başkanları gösterdi.”

Paylaşın

Beşiktaş’ta Giovanni Van Bronckhorst’la Yollar Ayrıldı

Beşiktaş’ta teknik direktör Giovanni Van Bronckhorst’la yollar ayrıldı. Van Bronckhorst, Temmuz ayı başında göreve başlamıştı ve Süper Lig’de 1,75, UEFA Avrupa Ligi’nde ise 1,20 puan ortalaması tutturmuştu.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Giovanni Van Bronckhorst ile yolların ayrıldığı belirtildi.

Açıklamada “Teknik Direktör Giovanni van Bronckhorst ile yollarımızı ayırmış bulunmaktayız. Giovanni van Bronckhorst ve ekibine hizmetlerinden dolayı teşekkür eder; bundan sonraki kariyerlerinde başarılar dileriz” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Serdar Topraktepe’nin teknik sorumlu olarak vekaleten görev yapacağını belirtildi.

Van Bronckhorst’un görevine son verilmesinin ardından yazılı açıklama yapan Beşiktaş Başkanı Hüseyin Yücel, “Başkanımız Sayın Hasan Arat’ın beklenmedik ve bizleri üzen istifasının ardından görevi devraldık. Yönetim kurulu olarak Beşiktaşımızın sahipsiz olmadığını göstererek kulübümüzün geleceği için bir araya geldik. İlk icraatımız hocamız Giovanni van Bronckhorst ile yollarımızı ayırmak oldu. Kendisi çok kariyerli bir hoca. Ancak hem alınan kötü sonuçlar hem de beklenen oyun performansının sergilenememesi bizi bu kararı almaya itti. Kendisine ve ekibine emeklerinden dolayı teşekkür ederim” dedi.

Serdar Topraktepe’ye başarılar dileyen Yücel, “Yaşadığımız bu süreçle ilgili elbette söylenecek çok söz vardır. Ancak an itibarıyla herkes kendisine gelmelidir. Zira söz konusu, kişiler değil şanlı Beşiktaş Jimnastik Kulübü’dür. Hiç kimse Beşiktaş’ın üzerinde değildir. Camiamız müsterih olsun. İstifa edip gitmek en kolay seçenek olacaktı. Beşiktaş’ın maddi ve manevi yükümlülükleri vardır. Bizler her zaman buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz. Kulübümüzü geleceğe alnımız ak bir şekilde taşıyacağız. Mali kongredeki konuşmamda da söylediğim gibi benim Beşiktaş’a canım feda. Bundan kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.

Tüm branşlardaki takımlara inançlarının tam olduğunu kaydeden Hüseyin Yücel, şöyle devam etti: “Kaybedilmiş hiçbir şey yoktur. Bundan sonra konuşulması gereken sadece Beşiktaş’tır. Aksi, hepimizin kutsalı olan kulübümüze zarar verecektir. Kulübümüzdeki tüm yapılar çalışmalarına daha organize ve başarılı şekilde devam edecektir. Beşiktaş kişiler üstüdür. Bizler bir gün gideceğiz. Ancak camia ve taraftar her zaman burada olacaktır. Beşiktaş maalesef içinde bulunduğu durumu hiçbir şekilde hak etmiyor. Bizler sadece elimizi değil tüm benliğimizi taşın altına koyduk. Taraftarlarımızdan ve camiamızdan ricamız, bizlere destek olmaları ve Beşiktaşımızı hak ettiği yere taşırken yanımızda durmalarıdır. Kişisel tartışmaların Beşiktaş’a hiçbir faydası olmayacaktır. Birlik ve beraberliğimiz bizim en büyük gücümüzdür. En kötü gün bugünse, bugün de Beşiktaş. Sadece Beşiktaş.”

Sergen Yalçın mı geliyor?

Hollandalı çalıştırıcının görevi bırakmasının ardından Beşiktaş’ı çalıştırdığı ilk yıl şampiyonluğa ulaşan Sergen Yalçın’ın göreve başlayacağı iddiaları hız kazandı. Sözcü Gazetesi’nin yayınladığı bir haberde Yalçın ile Beşiktaş’ın şartlarda anlaşmak üzere görüşmelerde bulunduğu ama henüz bir anlaşmaya varılamadığı belirtildi. Haberde Beşiktaş yönetiminin Yalçın’a 6 aylık sözleşme önerisinde bulunduğu lakin çalıştırıcının “1,5 yıllık kontratta ısrar ettiği” belirtildi.

Paylaşın

İmamoğlu, Erdoğan’ın Sözlerine Verdiği Yanıtta Ekonomik Krize Dikkat Çekti

Erdoğan’ın “Milleti sunacak hiçbir şeyleri yok. Ne gam ne tasa” sözlerine yanıt veren Ekrem İmamoğlu, derin ekonomik krize dikkati çekerek, “Haktan uzak kalınca böyle oluyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığındaki belediye başkanları toplantısına katılmak için geldiği CHP Genel Merkezi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Ekrem İmamoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milleti sunacak hiçbir şeyleri yok. Ne gam ne tasa” sözlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Türkiye’deki derin ekonomik krize dikkati çeken İmamoğlu, CHP’li belediyelerin sosyal belediyecilik uygulamalarının önemine dikkati çekti. İmamoğlu, CHP’li belediye başkanlarının ekonomik krizle mücadele eden yurttaşların yaralarını sardığını vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine tepki gösterdi.

CHP’li tüm belediye başkanlarının ekonomik depresyonla mücadele eden yurttaşları sağlıklı tutmaya gayret ettiğini belirten İmamoğlu, “Cumhurbaşkanının bir emekliye, bir öğrenciye ya da çocuğunu kreşe, okula yollayamayan anneyle tartışmasını öneririm” diye konuştu.

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’li belediyelere yönelik eleştirel sözleriyle ilgili, “Haktan uzak kalınca böyle oluyor” değerlendirmesini de yaptı.

Paylaşın

Suriye Ordusu, Karşı Saldırıya Hazırlanmak İçin Halep’ten Çekildi

Suriye ordusu, karşı saldırı hazırlamak amacıyla Halep’teki birliklerin “geçici olarak çekileceğini” duyurdu. Ordu, son birkaç günde Halep ve İdlib’de yaşanan şiddetli çatışmalarda onlarca askerin öldürüldüğünü veya yaralandığını ekledi.

Haber Merkezi / İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), muhalif cihatçı grup Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve müttefiklerinin ülkenin ikinci büyük şehri Halep’in “büyük bölümünün” kontrolünü sağladığını öne sürdü.

SOHR, Rusya’nın 2016’dan bu yana ilk kez Cumartesi gecesi Halep’in bazı bölgelerine hava saldırıları düzenlediğini de kaydetti. Gözlemci grup, 29 Kasım’da muhalif güçlerin Halep’e bubi tuzaklı iki arabayı patlatarak girdiğini bildirmişti.

SOHR, bu güçlerin Cuma günü 50’den fazla kasaba ve köyün kontrolünü ele geçirdiğini aktarmıştı.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon (OCHA) Suriye Ofisi, 14 bin kişinin yerinden edildiğini belirterek, “durumun giderek kötüleştiğini”  vurguladı. Sivil kayıplar olduğu, ancak sayının bilinmediği bildirilirken, altyapı hasarı ve güvenlik endişeleri nedeniyle bazı insani yardım kuruluşlarının faaliyetlerini geçici olarak askıya aldığı da kaydedildi.

Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep, cihatçı grupların kalesi olan İdlib kentine sınır ve İdlib’in büyük  kısmı HTŞ tarafından kontrol ediliyor. Ayrıca sınır bölgedeki Hama ve Lazkiye de HTŞ’nin kontrolü altında bulunuyor.

Halep 2016’da dönüm noktası

2016’daki Halep savaşı, 2011’de Beşar Esat yönetimine karşı başlayan protestoların tam kapsamlı bir savaşa dönüşmesinden bu yana Suriye hükümet güçleri ile muhalif savaşçılar arasındaki savaşta bir dönüm noktası olmuştu.

Rusya, İran ve müttefikleri, o yıl Suriye hükümet güçlerinin haftalarca süren zorlu bir askeri harekat ve kuşatmanın ardından Halep’in tamamının kontrolünü geri almasına yardımcı olmuştu.

Bazı muhalif güçlerin başlıca destekçisi olan Türkiye, kuzeybatı Suriye’nin bazı bölgelerinde askeri varlığa sahip. Ayrıca büyük ölçüde Suriye’nin doğusunda ABD, IŞİD militanlarıyla savaşan Suriye Kürt güçlerini destekliyor.

İç savaşta en az 500 bin kişi hayatını kaybetti

2011 yılında, hükümete karşı düzenlenen protestoların, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad tarafından şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılmasının ardından başlayan iç savaşta bugüne dek 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi de göç etmek zorunda kaldı. Aralarında Esad’ın müttefiki olan Rusya, İran ve Lübnan’daki Hizbullah’ın da bulunduğu pek çok yabancı güç de savaşa fiilen katıldı.

El Kaide terör ağına bağlı HTŞ, Suriye’nin kuzey ve kuzeybatısında, aralarında İdlib ve Halep’in de bulunduğu pek çok bölgeyi kontrolü altında tutuyor.

Türkiye ile Rusya’nın arabuluculuğunda, 2020’de İdlib’de sağlanan ateşkese, bugüne dek zaman zaman ihlal edilmiş olsa da, taraflarca büyük oranda uyulmuştu. 2015 yılında Suriye İç Savaşı’na müdahale eden Rusya, savaşın seyrini Beşar Esad yönetimi lehine değiştirmişti.

Türkiye’den açıklama

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Cuma günü sosyal medya platformu sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. “Sınırımızın sıfır noktasında bulunan İdlip ve mücavir bölgede sükunetin muhafazası ülkemiz açısından öncelikli bir meseledir” diyen Keçeli, “2017 yılından bu yana, İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesi’yle ilgili bazı mutabakatlar tesis edilmiştir. Türkiye, taraf olduğu mutabakatların gereğini hassasiyetle yerine getirmektedir” ifadesini kullandı.

Yaşanan çatışmaların bölgede gerginliğin istenmeyen şekilde artmasına sebep olduğunu belirten Keçeli, “İdlip’e yönelik son dönemdeki saldırıların, Astana mutabakatlarının ruhuna ve işleyişine zarar verecek boyuta ulaştığı ve ciddi sivil kayıplara yol açtığı konusunda gerekli uyarıları çeşitli uluslararası platformlarda yapmış ve bu saldırıların durdurulması gerektiğini kayda geçirmiştik” dedi.

Sivil halkın zarar görmemesi ve yeni istikrarsızlıklara yol açılmamasının Türkiye için büyük önem teşkil ettiğini ifade eden Keçeli, “Diğer taraftan, mevcut istikrarsızlık ortamından istifade etmeye çalışan Tel Rıfat ve Münbiç’teki terör gruplarının sivil halkı ve Türkiye’yi hedef alan saldırılarındaki artışı da dikkatle izliyoruz” ifadelerini kullandı.

Rusya’dan Beşar Esat’a çağrı

Kremlin Cuma günü yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin Halep bölgesinde yıllar sonra ilk kez muhaliflerin düzenlediği saldırıların ardından bölgede anayasal düzeni en kısa sürede yeniden tesis etmesini istediğini söyledi.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın sadık müttefiki olan Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Ortadoğu’daki en büyük müdahalesini gerçekleştirerek 2015 yılında Esat’ın yanında isyancılara karşı askeri müdahalede bulunmuştu. Rusya ayrıca Suriye’de bir hava üssü ile deniz üssü bulunduruyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Moskova’nın isyancı saldırısını Suriye’nin egemenliğinin ihlali olarak gördüğünü ve yetkililerin kontrolü yeniden sağlamak için hızlı bir şekilde harekete geçmesini istediğini söyledi.

Peskov, “Halep çevresindeki durum Suriye egemenliğine yönelik bir saldırıdır ve biz Suriye yetkililerinin bölgeye düzen getirmesinden ve en kısa zamanda anayasal düzeni yeniden tesis etmesinden yanayız” dedi.

Peskov, Esat’ın Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya uçtuğu yönündeki doğrulanmamış Rus Telegram haberleri sorulduğunda, konuyla ilgili “söyleyecek bir şeyinin olmadığını” belirtti.

Çatışmalar ne zaman ve nasıl başladı?

27 Kasım Çarşamba günü başlayan çatışmaların ardından Rusya ve Suriye hava kuvvetleri, HTŞ liderliğindeki güçlerin Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerine saldırılar düzenledi. Saldırılar, bu grupların Suriye devletinin kontrolündeki Halep’in kuzeybatısında bazı köy ve kasabaların kontrolünü ele geçirmesinin ardından yapıldı.

Ankara kaynakları ise Suriye ordusunun bölgeye saldırılarının son dönemde arttığını, “Suriyeli muhalif grupların” buna yanıt olarak Halep istikametinde sınırlı bir operasyon başlattığını söyledi. İstihbarat kaynakları, sınırlı planlanan bu operasyonun, “rejim unsurlarının bulundukları bölgelerden kaçmaya başlamaları ile genişlediğini” ifade etti.

HTŞ liderliğindeki güçler de son haftalarda Rus ve Suriye hava kuvvetlerinin güney İdlib’deki sivillere yönelik artan saldırılarına yanıt verdiklerini söyledi. HTŞ, kendi mevzilerinin yakınına asker yığan Suriye ordusunun olası bir saldırısını önlemeyi amaçladığını da belirtti.

Suriye ordusunun konuyla ilgili açıklamasında, “geniş bir cephede büyük bir saldırı” başlatan “teröristlerin” ağır kayıplar verdiği belirtildi. Suriye ordusu toprak kazanmak ve çatışmayı bastırmak için Rusya ve ismi açıklanmayan “dost güçlerle” işbirliği yaptığını söyledi.

Saldırılar, Rus ve İran basınında nasıl yankılandı?

İran’da, Devrim Muhafızlarına yakın medya saldırıların amacının Hizbullah’ı zayıflatmak olduğu yorumunu yaptı. Saldırılarla ilgili İsrail ve ABD’yi suçladı. Rusya’da ise Kremlin yanlısı bazı Telegram kanalları Türkiye’yi isyanı kışkırtmakla suçladı.

Devlet yanlısı bazı Rus yorumcular, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçmenine sunmak üzere “küçük, muzaffer bir savaş” başlatmayı amaçladığını, aynı zamanda Rusya’nın bölgedeki varlığını sınırlamayı hedeflediğini söyledi.

Yorumcular Moskova’nın “Ukrayna’ya odaklandığını ve mevcut koşullar altında Türkiye ile karşı karşıya gelmesinin pek olası olmadığı” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın

Bahçesaray Belediyesi’ne Kayyım Atandı: Van’da Gösteri Ve Yürüyüşlere 10 Gün Yasak

Bahçesaray ilçesinin DEM Partili Belediye Eş Başkanı Ayvaz Hazır görevden alındı ve yerine kayyum atandı. Van Valiliği ise, il genelinde açık veya kapalı alanda yapılacak toplantı, yürüyüş, basın açıklaması ve oturma eylemi gibi etkinliklerin 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı, DEM Partili Hazır’ın “PKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan soruşturmasının devam ettiği belirtildi. Bakanlık, Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince Van’ın Bahçesaray ilçesine, Belediye Başkan Vekili olarak Harun Arslanargun’un görevlendirildiğini duyurdu.

2015’te hakkında açılan bir davada 3 yıl 1 ay hapis cezası alan Van’ın Bahçesaray ilçesinin DEM Partili Belediye Eş Başkanı Ayvaz Hazır görevden alındı ve yerine kayyum atandı. Bugünkü kayyum atamasıyla birlikte yerel seçimlerden sonra 6 DEM Parti ve 2 CHP belediyesine kayyum atanmış oldu.

İçişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Bahçesaray (Van) Belediye Başkanı Ayvaz Hazır’ın Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/196 esas sayılı dosyası kapsamında PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olmamak ile birlikte terör örgütü adına suç işlemek  suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alması ve Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/130 esas sayılı dosyası kapsamında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan soruşturmasının devam etmesi nedeniyle, Ayvaz Hazır’ın Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca Bahçesaray Kaymakamı Harun Arslanargun, Van Valiliğince Bahçesaray Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Hazır’ın hapis cezasına çarptırıldığı davaya konu olay belediyede memur olarak çalıştığı 2015 yılında yaşandı. Belediye önündeki bir basın açıklaması nedeniyle, aralarında Hazır’ın da bulunduğu 15 kişi hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma daha sonra davaya dönüştü. 2016 yılında karara bağlanan dava, Yargıtay’da bozularak, yeniden görüldü.

Yeniden görülen ve dün sonuçlanan davada Hazır hakkında, “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. Davaya katılan diğer sanıklar hakkında 3 yıl 1 ay ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Hazır’ın avukatı Şahin Cangüler, gerekçeli karar yazıldıktan sonra itiraz edeceklerini söyledi.

DEM Parti Van İl Örgütü tarafından sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, ortak mücadele çağrısı yapıldı. Yapılan paylaşımda, “Bahçesaray belediyemize yönelik kayyım darbesini kabul etmiyor, tüm halkımızı bu hukuksuzluğa karşı demokratik tepkisini göstermeye çağırıyoruz. Kayyım gaspını kabul etmeyeceğiz” denildi.

DEM Parti Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada da “Van Bahçesaray Belediye Eş Başkanımız Ayvaz Hazır’a jet hızıyla ceza verilerek kayyım atanmasına gerekçe yapıldı. Haksız ve hukuksuz bir şekilde irademizi gasp eden kayyım darbesine karşı halkımızı demokratik protesto hakkını kullanmaya, iradesine sahip çıkmaya çağırıyoruz!” denildi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından karara ilişkin paylaşım yapan Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı: “Van Bahçesaray Belediyesi’ne kayyım atanması, halk iradesinin hiçe sayılmasıdır. Bu irade gaspını kınıyoruz!

Demokrasinin kırıntısının dahi ortadan kaldırıldığı bu kayyım zorbalığı ile iktidar meşruiyetini sıfırlamaktadır. Kayyıma gerekçe yapılan suçlamaların hepsi safsatadır. İktidara sesleniyorum; Kürtler ve tüm halklar nezdinde tabela partisine döndünüz. Çok yakında o kentlerde kayyımlarınızdan başka kimseyi yanınızda bulamayacaksınız. Kayyım zalimliğiniz arttıkça zevalinizi de bulmanız çok yakındır. Demokratik kamuoyuna çağrımız, Van direnişi ruhuyla Bahçesaray’a sahip çıkalım. Hep birlikte bu sürekli darbelere karşı demokrasiyi savunalım.”

Bakırhan’ın tepkisi de şöyle: “Van Bahçesaray belediyemize dönük yapılan kayyım darbesini lanetliyorum. Van’da 14-0 hezimetini yaşayanlar iflas etmiş kayyım siyasetinden medet umacak kadar aciz bir yönetim aklıyla hareket ediyorlar. İktidarın bu darbeci politikaları halkın iradesine her seferinde çarpıp tuzla buz olacaktır. İktidar bilsin ki; atadığı her kayyımda demokratik meşruiyetini yitirmekte; Kürt kentlerinde zorla, copla, gazla, hileyle, hukuksuzlukla var olmak dışında tek bir siyasi varoluşu kalmamaktadır. Bahçesaray bizimdir, belediyemizi alana kadar mücadelemizi amansızca sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.”

CHP Lideri Özel’den sert tepki

Kayyım atanmasına bir tepki de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den geldi. Özel, sosyal medya hesabından konuya ilişkin şu paylaşımı yaptı: “İktidarın ardı ardına seçilmiş belediye başkanlarına yönelttiği operasyonlar, milletin iradesini hiçe saymaktır, bir çaresizliğin itirafıdır. Dün nasıl Esenyurt’un, Tunceli’nin, Mardin’in yanındaysak bugün de Bahçesaray’ın ve Bahçesaray halkının iradesinin yanında duracağız.”

DEM Parti, 31 Mart yerel seçimlerinde Van Büyükşehir Belediyesi dahil 14 belediyenin tamamını kazanmıştı. Hazir, bu seçimde Bahçesaray halkının yüzde 21,33’ünün oyunu alarak seçilmişti.

Geçen hafta da Tunceli Belediye Başkanı Cevdet Konak ile Tunceli iline bağlı Ovacık İlçesi Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül görevlerinden uzaklaştırılarak yerlerine kayyum ataması yapılmıştı. Ayrıca yine Kasım ayı içinde Mardin, Batman ve Şanlıurfa Halfeti belediyelerine ve geçen ay İstanbul’un Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanması kararlaştırılmıştı.

Bu karar öncesinde kayyum uygulamalarına tepki gösteren muhalefet partilerinden CHP ve DEM Parti’nin liderleri Cuma günü bir araya gelerek, söz konusu uygulamaya karşı haızrlanan ortak kanun teklifine destek talep ettiler.

Van’da gösteri ve yürüyüşler yasaklandı

Kayyum kararının ardından Van Valiliği de il genelinde açık veya kapalı alanda yapılacak toplantı, yürüyüş, basın açıklaması ve oturma eylemi gibi etkinliklerin 10 gün süreyle yasaklandığını duyurdu.

Valilikten yapılan yazılı açıklama şu şekilde: “Anayasamızda ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylemler ile saldırı olaylarının önüne geçmek, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerini sağlamak, terör örgütlerinin planlarını bertaraf etmek ve bu bağlamda, milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve genel sağlığın korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin devamının temini ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla; Van ili coğrafi sınırları içerisinde 29.11.2024 tarihinden geçerli 08.12.2024 tarihi de dahil olmak üzere (10) gün süre ile, Valilik ve Kaymakamlık makamlarınca uygun görülenler hariç olmak üzere, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.

Belirtilen tarihler arasında, ilçelerimizden veya çevre illerden bireysel veya toplu olarak veya ilimiz güzergâhını kullanarak, her türlü kanuna aykırı eylem, etkinliğe katılım sağlanmasının önlenmesi amacıyla, kanuna aykırı eylem/etkinliklere katılması muhtemel şahıs/şahıslar/grup/grupların 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. Maddesinin (c) fıkra hükümleri gereğince ilimiz ve ilçelerimizden giriş ve çıkışlara, buralardan bireysel veya toplu olarak çıkışlarına ve bu kapsamda belirtilen yere geçişler için başka illerden gelerek ilimiz güzergâhının kullanılmasına izin verilmemesi  kararı alınmıştır”

Paylaşın

Türkiye Ekonomisi Teknik Resesyona Girdi; Şimşek’e Göre Her Şey Yolunda

Türkiye ekonomisi 2024 yılının üçüncü çeyreğinde, yıllık bazda yüzde 2,1 büyüme gösterdi. Ekonominin bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 küçüldüğü görüldü. Yılın ikinci çeyreğinde de aynı ölçekte bir düşüş yaşanması ekonominin teknik resesyona girdiğini teyit etti.

Teknik resesyon, “üst üste iki çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması” olarak ifade ediliyor. Türkiye’de ikinci ve üçüncü çeyrekte GSYH’de yaşanan yüzde 0,2 daralma da teknik resesyona işaret ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Dezenflasyon sürecinde büyüme, öngörülerimiz doğrultusunda ılımlı ve dengeli seyrediyor” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2024’ün üçüncü çeyreğinin (Temmuz – Eylül dönemi) Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, Türkiye ekonomisinin Temmuz – Eylül döneminde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 küçüldüğü görüldü. Yılın ikinci çeyreğinde de aynı ölçekte bir düşüş yaşanması ekonominin teknik resesyona girdiğini teyit etti.

Türkiye, Nisan – Haziran dönemindeki yüzde 2,4’lük büyümenin ardından üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,1 büyüme kaydetti. Hane halkı tüketimi bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 oranında daralırken, kamu tüketimi ise yüzde 0,4 oranında azaldı. Bir önceki yıla kıyasla hane halkı tüketimi yüzde 3,1 artarken devlet tüketimi yüzde 0,9 azaldı.

Teknik resesyon nedir?

Teknik resesyon, “üst üste iki çeyrek GSYH’de küçülme yaşanması” olarak ifade ediliyor. Türkiye’de ikinci ve üçüncü çeyrekte GSYH’de yaşanan yüzde 0,2 daralma da teknik resesyona işaret ediyor.

Resesyonla ilgili durumda bazı ülkelerde büyüme görülürken de resesyon etkileri görülebiliyor. TÜİK’in açıkladığı üçüncü çeyrek verilerine göre, Türkiye ekonomisinin aynı zamanda yıllık bazda yüzde 2,1 artış gösterdiği belirtiliyor. Ancak hem yıllık bazda büyüme görülürken, iki çeyrek üst üste küçülme görülmesi teknik resesyonu ortaya çıkarıyor.

Capital Economics’ten Gelişmekte Olan Avrupa Ekonomisti Nicholas Farr, “Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında iç talebin yavaşladığını düşündüğünü belirtti ve bugünkü veriler de bu görüşü destekliyor,” dedi.

“Bu durum Merkez Bankası’nın aralık ayındaki toplantısında faiz indirimine gidebileceği beklentilerini artırabilir” diyen Farr, ancak bunun “aceleci davranmak” olacağı değerlendirmesinde bulundu. Farr, faiz indirimlerinin muhtemelen önümüzdeki yılın başlarında başlayacağını öngörüyor.

Türkiye’de enflasyon güçlü seyretmeye devam ediyor. Son olarak, Ekim ayında yıllık bazda enflasyon yüzde 48,6 olarak gerçekleşti. Kilit rol oynayan faiz oranı, sekiz aydır üst üste yüzde 50’de tutuluyor. Mal ve hizmet ithalatı da üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 9,6 azalarak Türkiye’nin ticaret açığını iyileştirmesini sağladı.

Şimşek: Ilımlı ve dengeli

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan GSYH rakamlarını değerlendirdi. Şimşek yaptığı açıklamada, “Türkiye ekonomisi 2024 yılı üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 2,1 büyüdü. Böylece ilk üç çeyrekte büyüme yıllık yüzde 3,2 gerçekleşti. Milli gelir yıllıklandırılmış olarak 1 trilyon 260 milyar dolara ulaştı.” dedi.

Şimşek şöyle devam etti: “Milli gelirimizin yaklaşık 4’te 3’ünü oluşturan sanayi hariç sektörlerde yıllık büyüme devam ediyor. Sürdürülebilir yüksek büyüme için gerekli olan yeniden dengelenme, programımız sayesinde sağlandı. İlk üç çeyrekte iç talep büyümeye 1,3 puan, net dış talep ise 1,9 puan katkı verdi.

İşgücü piyasasındaki görünüm dezenflasyon sürecinin kısa vadeli etkilerinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Üçüncü çeyrekte mevsimsel düzeltilmiş istihdam yıllık 1 milyon kişi artarken, işsizlik oranı 0,5 puan gerileyerek yüzde 8,7 gerçekleşti.

Kurala dayalı ve öngörülebilir politikalarımızla önemli kazanımlar sağladık. Haziranda başlayan dezenflasyon sürecinde yıllık enflasyon 26,9 puan azaldı. Mali disiplin güçleniyor. Yıllıklandırılmış cari açığın milli gelire oranı üçüncü çeyrekte 2023 yılının aynı dönemine göre 3,6 puan düşerek yüzde 0,8’e geriledi. Türk lirasına artan güven ve dış kaynak girişiyle önemli ölçüde rezerv birikimi sağlandı. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu ülkemizin kredi notunu bu yıl iki kademe yükseltti.

Dezenflasyon sürecinde büyüme, öngörülerimiz doğrultusunda ılımlı ve dengeli seyrediyor. Enflasyondaki düşüşle birlikte artan öngörülebilirlik, ticaret ortaklarımızdaki toparlanma, küresel ticaretteki iyileşme ve destekleyici küresel finansal koşullar sayesinde gelecek yılın ikinci yarısından itibaren ekonomik aktivitenin ivme kazanmasını öngörüyoruz. Toplumun tüm kesimlerinin refahını gözeterek sürdürülebilir, yüksek ve kapsayıcı büyüme için çalışmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

“Erdoğan, Abdullah Öcalan – DEM Parti Görüşmesi İçin Talimat Verdi” İddiası

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “İmralı ile DEM grubu görüşmesi gecikmemeli” açıklaması gündemdeki yerini korurken Erdoğan’ın görüşme için talimat verdiği öne sürüldü.

İddiaya göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bir ‘ön hazırlık’ yapacak, bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra DEM heyetinin İmralı’ya gitmesine izin verilecek.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan’la görüşmek için yaptığı başvuruyla ilgili Adalet Bakanlığı’ndan henüz yanıt gelmezken iktidara yakın Türkiye gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talebe sıcak baktığını ve Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sürecin hızlandırılması için talimat verdiğini yazdı.

Haberde, “Erdoğan’ın, geçmişteki çözüm sürecinde yaşananların tekrar etmemesi için, yeni sürecin ‘temkinli ve dikkatli’ yürütülmesi talimatını verdiği öğrenildi. DEM Parti’nin Adalet Bakanlığı’na bu konuda yaptığı başvurunun kısa sürede olumlu sonuçlanmasına kesin gözüyle bakılıyor” denildi.

İddiaya göre, MİT bir ‘ön hazırlık’ yapacak, bu hazırlıkların tamamlanmasından sonra DEM heyetinin İmralı’ya gitmesine izin verilecek. AK Parti kaynakları “Öcalan, DEM’lilere örgütle bağlantılarını kesmeleri, örgütün de lağvedilmesi yönünde bir şey söylerse; İmralı ziyaretlerinin devamı gelir” değerlendirmesini yaptı.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 28 Kasım tarihli yazısında DEM Partililerin Öcalan’a görüşmesine izin verileceğini belirtmişti. Selvi, “DEM içinden çözümü destekleyen ve Öcalan’ın mesajlarını doğru aktarabilecek deneyimli isimler tercih edilebilir” demişti.

MHP’ye yakınlığı ile bilinen Türkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Müftüoğlu, DEM Parti – Öcalan görüşmesinin cumartesi günü olabileceğini iddia etmişti.

Ne olmuştu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekim ayı başında partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşmada İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan’ın ‘umut hakkından faydalanması’ ve ‘DEM Parti’nin Meclis grubunda konuşması’ çağrısında bulunmuştu. Bu çağrısını sık sık yineleyen Bahçeli, salı günü de “22 Ekim grup toplantısında ne demişsek aynen arkasındayız. İmralı ile DEM grubu görüşmesi gecikmemeli” dedi.

Bahçeli’nin bu sözlerinden sonra ‘görüşme olup olmayacağı’ sorusu yanıtını aramaya başladı. Bahçeli’nin konuşmayı yaptığı 26 Kasım’da DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’la İmralı’da görüşmek için resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 27 Kasım’da AK Parti’nin grup toplantısının ardından gazetecilerin, Bahçeli’nin ‘İmralı ile DEM Parti görüşsün’ çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “Görüşüyor” yanıtı verdi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yine 27 Kasım’da DEM Parti Eş Genel Başkanlarının İmralı başvurusuna ilişkin konuştu. Tunç, “Başvuruyu değerlendiriyoruz. Makul bir sürede cevap verilir” dedi.

‘Görüşme olacak mı olmayacak mı’ tartışmaları sürerken Adalet Bakanlığı’nın görüşmeye izin verdiği iddiası ortaya atıldı. Ancak DEM Parti, Adalet Bakanlığı’na yapılan, Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusuna ilişkin bakanlıktan kendilerine herhangi bir geri dönüş olmadığını bildirdi.

Paylaşın

CHP Ve Dem Parti’den Ortak Açıklama: Herkesin Eşit Hissettiği Bir Ülke İstiyoruz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile basın toplantısı düzenleyen CHP Lideri Özgür Özel, Biz  yaşayan herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Bunun için de üzerimize düşen adımları atmaya hazırız. Tüm siyasi partilerin birbirleriyle diyalog kurabilidiği bir süreci hep beraber yaşamak isteriz. Bu konuda geçmişten gelen tüm kötü tecrübelere rağmen tarihsel tutarlılığımızdan farklı bir noktada değiliz”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

DEM  Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, beraberindeki heyet ile CHP Genel Merkezi’ne geldi. CHP Yurtiçi ve Yurtdışı Örgütlemeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin, Eş Genel Başkanları kapıda karşıladı.

Hatimoğulları ve Bakırhan daha sonra CHP’nin toplantı salonuna geçti. Özgür Özel’e Genel Sekreter Selin Sayek Böke ve Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de eşlik etti. Basına verilen fotoğraf ve görüntünün ardından görüşme başladı. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı da düzenlendi.

Burada konuşan Bakırhan, “Kayyum, yönetim biçimine doğru ilerliyor. Bu mesele sadece DEM Parti’nin değil, hepimizin meselesidir. Yasal düzenlemeler yapılarak bu kayyum sorunundan kurturulur. CHP’nin bu konuda ortaya koyduğu pratik değerliydi. Bu ülkeyi umarım bu ayıptan kurtarabiliriz” dedi.

Bakırhan, PKK lideri Abdullah Öcalan ve DEM Parti’nin görüşmesine ilişkin Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuruya ilişkin kendisine sorulan soruyu yanıtladı. Bakırhan, “Başvurumuzu yaptık ama henüz resmi bir yanıt gelmedi. Olumlu bir yanıt gelmesini umuyoruz. Önemli olan oraya kimin gittiği değil, orada ne söylenildiği ve ne düşünüldüğüdür. Bekliyoruz” diye konuştu.

Ardından CHP lideri Özgür Özel konuştu. Özel, yeni süreç hakkında “Samimiyetle ve şeffaflıkla davranılırsa Türkiye 40 yıldır çözemediği ve hepimize çok acılar yaşatmış bir sürecin toplumsal barış sürecine dönmesi Türkiye’deki herkese kazandırır. Türkiye’yi çok sayıda riskten de kurtarır” ifadelerine yer verdi.

“Herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz”

Kayyum atamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye genelinden ilk günler yaratılan algının oldukça değiştiğini ve anket değerlendirmelerinde kayyum atamanın hoş karşılanmadığını hep birlikte görüyoruz.

Bu günlerde Meclis’teki 10 muhalefet partisi bir araya geldi ve kanun teklifi verdi. Yargı süreci tamamlanmamış olanlar için yargı süreci işler. Ama görevine devam eder.

Biz yaşayan herkesin eşit hissettiği bir ülke istiyoruz. Bunun için de üzerimize düşen adımları atmaya hazırız. Tüm siyasi partilerin birbirleriyle diyalog kurabilidiği bir süreci hep beraber yaşamak isteriz. Bu konuda geçmişten gelen tüm kötü tecrübelere rağmen tarihsel tutarlılığımızdan farklı bir noktada değiliz”

Özel, bir gazetecinin Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle kendisi hakkında başlatılan soruşturmayla ilgili sorusunu yanıtladı. Özel, “Kendisine görevi ile ilgili hakaret ettiğimi söylüyor. Sabahın köründe bir eve gitmek senin görevin mi? Öyle aynayla konuşan başsavcıdan bize de kendisine de faydası yok” dedi.

Paylaşın

36 Bin Yıllık Chauvet Mağara Resimleri Hakkında Dokuz Gerçek

Fransa’daki Chauvet Mağarası’nın duvarlarını süsleyen resimler, 1994 yılında tesadüfen keşfedildi. Bu resimler, insanlık tarihinin en eski ve en güzel figüratif sanat eserleri arasında yer alıyor.

Haber Merkezi / Chauvet Mağarası’nda yaklaşık 36 bin yıl önce yaşayanlar, mağaranın odalarında dörtnala koşan, sürünen ve neşeyle oynayan hayvanlar çizdiler.

Resimleri üç yerel kaşif tarafından keşfedildi: Chauvet Mağarası, 18 Aralık 1994 yılında Fransız mağaracılar Jean-Marie Chauvet, Éliette Brunel Deschamps ve Christian Hillaire tarafından keşfedildi.

Mağara, yer altı nehirleri tarafından oluşturulmuştur: Bölgedeki yeraltı nehirleri, Ardèche’deki yüzlerce başka geçit ve mağarayla birlikte Chauvet Mağarası’nı da oluşturmuştur. Chauvet Mağarası yaklaşık 400 metre uzunluğundadır.

Chauvet Mağarası ressamları Aurignacian’dı: Avrupa’daki ilk modern insanlar olan Aurignacianlar, 46 bin ile 26 bin yıl önce Üst Paleolitik veya Eski Taş Çağı’nda yaşamışlardır (Aurignacian kelimesi bu zaman dilimini de ifade eder).

Aurignacian kültürü, ilk figüratif çizimler ve oymalar, oymacılıkta kullanılan burin adı verilen taştan yapılmış bir aletin icadı, kemik ve boynuzdan yapılmış aletler, mücevherler ve bilinen en eski müzik aletleriyle karakterize edilir.

Chauvet Mağarası resimlerine ek olarak, Avrupa’nın farklı bölgelerinde de Aurignacian hayvan ve insan figürinleri bulunmuştur. Arkeologlar, Güneybatı Almanya’daki Hohle Fels mağarasında 40 bin ile 35 bin yıl öncesine ait bilinen en eski Venüs heykelciğini ve aynı döneme ait bilinen en eski kemik flütlerden bazılarını keşfetmişlerdir.

Bilinen en eski figüratif resim, yaklaşık 51 bin yıl önce, Güneydoğu Asya’da, Sulawesi adasındaki bir mağarada yer almaktadır.

İnsanlar, Chauvet Mağarası’nı iki ayrı dönemde kullandılar: Paleontolog Michel – Alain Garcia’nın En Erken Zamanların Sanatı kitabına göre, Chauvet Mağarası’ndaki materyallerin radyokarbon tarihlemesi, insanların bu mağarayı iki farklı zaman diliminde kullandığını göstermektedir.

İlkinde, yaklaşık 36 bin 500 yıl önce Aurignacian döneminde, Chauvet Mağarası’ndaki resimlerin çoğu bu dönemde çizilmiştir. Aurignacian halkı, bilinmeyen bir nedenle mağarayı yaklaşık beş veya altı bin yıl boyunca kullanmamıştır.

Mağara, yaklaşık 31 bin ile 30 bin yıl önce Gravettian döneminde, insanlar tarafından yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde, insanlar ayak izleri, ateşten kaynaklanan yanık izleri ve kömür bırakmışlardır ancak resim veya herhangi bir eser bırakmamışlardır.

Resimlerde 14 hayvan türü yer alıyor: Chauvet Mağarası resimlerinde en sık görülen hayvanlar mağara aslanı, mamut, yünlü gergedan ve mağara ayısıdır. Bu dört hayvan resimlerdeki hayvanların yüzde 65’ini oluşturmaktadır.

Diğer hayvanlar ise bizon, at, ren geyiği, kızıl geyik, dağ keçisi, yaban sığırı (evcilleştirilmiş sığırların soyu tükenmiş vahşi atası), soyu tükenmiş megaloceros geyiği (İrlanda geyiği veya dev geyik olarak da bilinir), misk öküzü, panter ve baykuştur.

Hayvan olmayan temalar da çizilmiş: Chauvet Mağarası’nın orta bölümünde yer alan odalarda, birkaç duvar ve sarkık kaya, insan avuç içi ve insan eline benzeyen şablonlarla süslenmiştir.

Mağaranın en uzak bölgelerinde, bir kadının kasık bölgesinin beş üçgen tasviri duvarlara çizilmiştir ve bir kadının alt vücudunun Paleolitik Venüs figürinlerine benzer şekilde profilden görünüşü sarkıt benzeri bir kayaya çizilmiştir.

Bir çocuğa ait ayak izleri bulundu: Mağaranın tabanında bir çocuğa ait olduğu düşünülen tek bir ayak izi keşfedildi. Araştırmacılar, ayak izinin 31 bin 430 yıl ile 25 bin 440 yıl öncesine tarihlendiğini buldular.

Resimlerin neden yapıldığı veya ne anlama geldiği bilinmiyor: Chauvet Mağarası resimlerinin ardındaki gizem hala devam ediyor, ancak resimlerin bazı özellikleri ipuçları sunuyor.

Örneğin, resimlerde tasvir edilen birincil türlerin (mağara ayısı, aslan, mamut ve gergedan) Aurignacianların yiyecek için avladığı türler olmadığı belirtiliyor.

Chauvet Mağarası resimlerinin kopyasını ziyaret edebilirsiniz: Chauvet Mağarası keşfedildikten hemen sonra, bilim insanları resimleri korumak için harekete geçti ve mağaranın halka kapatılmasını sağladı; şimdi, kısa zaman aralıklarında yalnızca bilim insanlarının içeri girmesine izin veriliyor.

Ancak bu, mağara resimlerinin bir simülasyonunu yakından göremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. 2015 yılında, Chauvet Mağarası resimlerinin bir kopyası olan Caverne du Pont d’Arc, mağaranın yakınında açıldı.

Paylaşın