Bakırhan’dan İktidara “Müzakere” Çağrısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Türkiye’de hiçbir dönem olmadığı kadar demokratik zemin müsaittir. Türkiye halkları, emekçileri barış istiyor. Türkiye’nin aydınları, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi için grup kurup onlarca, yüzlerce isimle açıklamalar yapıyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu meseleyi duymayan, bu meseleye gözünü kulağını kapatan artık sadece bu iktidarıdır. Buradan iktidara çağrı yapıyoruz: Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Kürt sorununun demokratik yollarla çözüldüğü bir zemin için tecridi kaldırın. Bu meseleyi diyalog ve müzakere ile çözün.”

Aydınların İstanbul’da yaptığı barış çağrısının ardından Diyarbakır’dan başlayan Demokratik Çözüm ve Özgürlük Yürüyüşü, bugün Ankara’ya ulaştı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, DEM Parti Meclis Grubu, DEM Parti yöneticileri ve STK temsilcileri yürüyüşçüleri karşıladı. DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan açıklamada bulundu.

Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: “Değerli basın mensupları; bugün sizin gibi Suriye’de, Rojava’da kamerasıyla ve fotoğraf makinasıyla haber kovalayan, gerçekleri yazan iki gazeteci arkadaşımız Nazım Daştan ve Cihan Bilgin katledildi. Bu katliamı kınıyoruz. Gazetecileri katleden bir anlayış 21’inci yüzyılda nerede duruyor? Bunu da Türkiye kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. İstanbul’da, Türkiyeli aydınların Kürt sorununa demokratik çözüm için yaptıkları açıklama ve başlattıkları kampanya sonrasında, bölgede bulunan siyasetçiler, emek-meslek örgütleri, tutsak aileleri ve halklarımız Amed’den yola çıkarak bugün Ankara’ya geldi.

Kar kış demeden demokratik çözüm için yollara düşen ve bugün temsili olarak bizimle burada bir arada bulunan yürüyüşçü arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Türkiye barışına ve demokratik çözüme kararlı bir şekilde sahip çıkıyorlar. Umarım ki önümüzdeki günlerde Türkiye halkları ve emekçileri de buna sahip çıkar. Barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin hakim olduğu bir ülke yaratma mücadelesine katılacaklarına eminim.

Kürt meselesi yüz yıldır bilindik klasik yöntemlerle bitirilmeye çalışıldı. “Kart-Kurt” denildi, “Güneş Dil Teorisi” denildi. Gazeteciler faili meçhule gitti. “Kürt’üz, demokratik çözüm istiyoruz” diyen siyasetçiler katledildi. Onlarca ayaklanma oldu. Bunlara karşı da bastırmalar, yok saymalar oldu. Yüz yıldır Türkiye’de denenmeyen yol ve yöntem kalmadı. Köyler boşaltıldı, yaylalar yasaklandı.

Geçen yüzyılda devlet ve iktidar birçok yol yöntem denedi ama başaramadı. Geldiğimiz aşamada, 25-30 milyon Kürt’ün, “Biz Kürt’üz, Kürt olmaktan kaynaklanan demokratik haklarımızı kullanmak istiyoruz. Bu ülkede eşit yurttaş olmak istiyoruz” demesini bir türlü bitiremediler. 100 yıldır devam eden bu yok sayma ve inkar politikalarının yerine Kürt’ü kabul eden, Kürtlerin demokratik bir zeminde eşit yurttaş olarak yaşamalarını sağlayan bir sürecin kapısını hep beraber aralayabiliriz.

“Rojava’ya SİHA-İHA göndererek bu mesele çözülmez”

Milletvekilimiz Ömer Öcalan’ın İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’ı ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamalar, aydınları ve bölgeden buraya yürüyen demokrasi ve özgürlük yürüyüşçülerini olduğu gibi bizi de heyecanlandırmıştı. Sayın Öcalan, “Siyasal zemin oluşursa, Kürt sorununun demokratik çözümü için ben buradayım, irade sahibiyim” demişti. Biz de 100 yıldır yok sayma politikaları uygulayan iktidara ve sisteme buradan sormak istiyoruz: Sayın Öcalan ben hazırım diyor, siz ne yapıyorsunuz? Rojava’ya SİHA-İHA göndererek bu mesele çözülmez.

Rojava halklarının emeği ve canıyla oluşturduğu statüyü yok saymakla, ortadan kaldırmakla bu sorun çözülmez. Bu sorun, diyalog ve müzakereyle çözülür. Dünyada bu sorunlar benzeri yol ve yöntemlerle çözüldü. Bunu en iyi bu iktidar ve devleti yönetenler biliyor. Şimdi bu sorunu çözmenin zamanıdır. İmralı’daki kilidi açın. İmralı’nın demokratik çözüm konusunda söylemiş olduğu sözleri ve yol haritasını Türkiye halkları duysun, konuşsun, tartışsın. Ülkenin enerjisini, ekonomisini ve gençlerini bu sonsuz ve sonuç almayacak çatışmaya ve gerginliğe, savaşa artık harcamayın.

Bu ülkede Kürtler vardır. Yok demekle yok olmuyor, cezaevine koymakla yok olmuyor, İHA-SİHA’larla yok olmuyor. “Kürt yok” demekle Kürt bitmiyor, tükenmiyor. Bunu artık kabullenmek gerekiyor. Biz de Demokratik Çözüm ve Özgürlük Yürüyüşçüleri gibi Sayın Öcalan’ın bu süreçte önemli bir rol oynayacağını söylüyoruz. Türkiye’de hiçbir dönem olmadığı kadar demokratik zemin müsaittir. Türkiye halkları, emekçileri barış istiyor. Türkiye’nin aydınları, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi için grup kurup onlarca, yüzlerce isimle açıklamalar yapıyorlar.

“Kürtlerin Suriye’deki statüsüne de müdahale etmeyin”

Bu meseleyi duymayan, bu meseleye gözünü kulağını kapatan artık sadece bu iktidarıdır. Buradan iktidara çağrı yapıyoruz: Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Kürt sorununun demokratik yollarla çözüldüğü bir zemin için tecridi kaldırın. Bu meseleyi diyalog ve müzakere ile çözün. Rojava’da Rojava halklarının emeğiyle, kanıyla ve canıyla savunup ortak özgür bir yaşam sürdürdüğü Kürtlerin Suriye’deki statüsüne de müdahale etmeyin. Oradaki Kürtler buradaki 25 milyon Kürt’ün kardeşidir, soydaşıdır, canıdır. Suni sınırlarla araya çizgi çekilince akrabalık bağı, duygusal bağ bitmiyor.

Biz de arkadaşlarımız gibi, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için, Türkiye halklarıyla ve emekçileriyle konuşarak ve yok sayan iktidar üzerinde demokratik bir basınç oluşturarak Cumhuriyetin ikinci yüzyılında artık bu sorunun çözülmesi için bütün gücümüzü ortaya koyacağız. Bu konuda karar ve inançlıyız. Türkiye halkları savaşa, kana, şiddete ve zulme doydu. Şimdi artık demokratik bir zemin inşa etmenin zamanıdır. Bunun için de Sayın Öcalan’ın rolünü oynaması için İmralı’nın kapılarının açılmasını bekliyoruz, istiyoruz.”

Paylaşın

Bir Fil Yavrusunun İlk Adımları…

Fil yavruları dünyaya geldikten birkaç dakika sonra ayakta durmayı ve yürümeyi öğrenirler ve ilk başlarda ayakları üzerinde çok titrek olurlar. Bu videoda da görüldüğü gibi, yavru fil ayağa kalktıktan sonra tökezliyor.

Paylaşın

Saç Derisi Enfeksiyonları: Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavileri

Saç derisi enfeksiyonları, günlük hayatınızı ve öz saygınızı ciddi şekilde etkileyebilir. Bu enfeksiyonların tedavisi, yalnızca türlerini bilmeye değil, aynı zamanda tekrarlamalarını önlemeye de bağlı olabilir.

Haber Merkezi / Yağ bezleri ve saç kökleri açısından zengin olan saç derisi, bakımsız durumda olduğunda bakteriyel, fungal veya viral enfeksiyonları destekleyebilen özel bir yaşam alanı sunar. Zayıf bir bağışıklık sistemi, çevresel tahriş ediciler veya kötü hijyen, bu hoş olmayan enfeksiyonları edinme olasılığını daha da artırabilir.

Saç derisi enfeksiyonlarının nedenleri:

Mantar enfeksiyonları: Tinea capitise (saçlı deri mantarı) neden olan dermatofit mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda gelişir. Mantar enfeksiyonları, enfekte kişilerle veya havlu, şapka, saç fırçası gibi kirli nesnelerle doğrudan temas yoluyla yayılır. Saçtaki keratini yiyen mantarlar nedeniyle saç dökülmesi, kaşıntı ve pullu lekeler gibi belirtiler ortaya çıkar.

Bakteriyel enfeksiyonlar: Yaygın bakteriler arasında Staphylococcus ve Streptococcus bulunur. Kötü hijyen veya önceden var olan cilt rahatsızlıkları, küçük kesikleri veya sıyrıkları daha da kötüleştirerek bakterilerin kafa derisine girmesine olanak tanıyabilir. Bu durum, tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlara yol açabilen, ağrılı, irin dolu sivilcelere veya çıbanlara neden olabilir.

Viral enfeksiyonlar: Zona hastalığı ağrılı kabarcıklara ve geri dönüşü olmayan saç dökülmesine neden olabilir.

Çevresel ve kişisel faktörler: Saç bakım ürünlerinin aşırı kullanımı, düzensiz yıkama ve kirli suya maruz kalma enfeksiyon riskini artırır. Seboreik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları olan kişiler, tahriş ve cilt bozulması nedeniyle ikincil enfeksiyonlara karşı daha hassastır.

Saç derisi enfeksiyonlarının türleri:

Mantar enfeksiyonları: Saçlı deride mantar hastalığı olarak da bilinen tinea capitis gibi rahatsızlıklar, sıcak ve nemli ortamlarda çoğalarak kaşıntılı, pullu bölgelere neden olur.

Bakteriyel enfeksiyonlar: Bunlar kafa derisinde ağrılı, şişkin, sızıntılı veya kabuklu noktalara yol açabilir.

Viral enfeksiyonlar: Zona (herpes zoster) gibi rahatsızlıklar, saç derisini etkileyerek ağrılı kabarcıklara ve geçici saç dökülmesine neden olabilir.

Saç derisi enfeksiyonlarının belirtileri:

Kafa derisinde kaşıntı
Kepekli veya pullu kafa derisi
Kırmızı lekeler
Ağrılı yaralar veya kabarcıklar
Saç dökülmesi veya incelmesi

Saç derisi enfeksiyonları nasıl tedavi edilir?

Tıbbi şampuanlar ve kremler: Bunlar genellikle mantar ve bakteri enfeksiyonlarını tedavi etmek için kullanılır. Kepek şampuanı ayrıca mantar enfeksiyonlarının daha hafif semptomlarını yönetmeye yardımcı olabilir.

Antibiyotikler veya antifungal ilaçlar: Bunlar daha ciddi vakalarda enfeksiyonun ortadan kaldırılmasına yardımcı olmak için gereklidir.

Işık tedavisi: Topikal tedavilere cevap vermeyen bazı cilt rahatsızlıkları için kullanılır.

Saç derisi enfeksiyonları hakkında sıkça sorulan sorular:

Saç derisinde mantar enfeksiyonundan sonra saç nasıl tekrar uzar?

Enfeksiyon sonrası saçların yeniden uzaması, saç derisini beslemeye ve saç köklerini canlandırmaya odaklanan tedavilerle desteklenebilir.

Saç derisi enfeksiyonları ne kadar sürer?

Saç derisi enfeksiyonunun kaynağı, tedavinin süresini belirler. Çoğu enfeksiyon, uygun tedaviye birkaç hafta içinde cevap verir.

Saç derimi nasıl normale döndürebilirim?

Saç derinizi normale döndürmek, ilaçlı ürünler ve saç derisi masajı gibi uzman terapileri içeren bir tedavi programını takip etmeyi gerektirir.

Saç derime her gün masaj yapabilir miyim?

Saç derisine düzenli masajlar kan akışını artırmaya ve kafa derisi durumunu desteklemeye yardımcı olabilir. Özellikle saç derisi sorunlarınız varsa, nazik saç derisi masajları oldukça faydalı olabilir.

Paylaşın

Kaş Çatma Çizgilerinden Nasıl Kurtulunur?

Yaşlandıkça kaşlarınızın arasında kaş çatma çizgileri ve alnınızda kırışıklıklar görmeye başlayabilirsiniz. Bu kıvrımlar ve çizgiler yaşlanmanın doğal bir yönüdür.

Haber Merkezi / Ayrıca stres ve güneşe maruz kalma gibi çevresel faktörler de kıvrımlar ve çizgilere katkıda bulunabilirler. Günümüzde, kaş çatma ve alın çizgilerinin görünümünü önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilecek çeşitli tedaviler mevcuttur.

Kaş çatma çizgileri nelerdir? 

Kaşlarınızı çattığınızda, iki yüz kası hareket eder ve kaşlarınız ile burnunuz arasında kaş çatma çizgileri (glabellar çizgiler olarak da bilinir) adı verilen dikey çizgiler oluşturur.

Kaş çatma çizgilerinin sebebi nedir?

Yaşlanma, stres ve tekrarlayan yüz ifadeleri gibi kaş çatma çizgilerinin bazı nedenlerinden bahsettik:

Tekrarlayan yüz ifadeleri: Sık sık kaş çatma, kaşların arasında zamanla derinleşebilen ve yüze kalıcı bir “öfkeli” ifade veren çizgilerin oluşmasına neden olur.

UV maruziyeti: UV radyasyonuna uzun süre maruz kalmak, cilde esneklik veren elastin ve kolajeninin parçalanmasına neden olabilir.

Erken yaşlanma: Cildin genç görünümünü ve sağlığını korumak öncelikle kolajen ve elastin gibi cilt proteinlerine bağlıdır. Yaşlandıkça cildiniz sıkılığını kaybeder ve daha az elastik ve esnek hale gelir.

Bunun nedeni cildinizin bu proteinleri daha yavaş yenilemesidir. Bu, kaş çatma çizgilerinin derinleşmesine ve görünür kalmasına neden olur.

Beslenme: Uzmanlara göre, çok fazla işlenmiş şeker tüketmek, cildin elastikiyetini kaybetmesine neden olur.

Sigara içmek: Sigara, kan damarlarının büzülmesine neden olarak cildin oksijene ve temel besinlere erişimini kısıtlar. Bu da, cildin elastin ve kolajen liflerini zayıflatır.

Kaş çatma çizgileri nasıl tedavi edilir? 

Kaş çatma alışkanlığını bırakın: Yüz kaslarınızı sakin tutmak, kaş çatma çizgilerinin daha da kötüleşmesini engellemenin en basit yollarından biridir.

İyi beslenin: Sağlıklı besinler, bol su ve omega-3 açısından zengin yiyecekler uzun vadeli cilt avantajlarına katkıda bulunabilir. Taze ürünler, meyveler ve mineraller açısından zengin bir beslenme cildinize bol miktarda antioksidan sağlar.

Güneş korunun: Zararlı radyasyondan korunmak için her gün güneş kremi kullanın. Şapka takın ve güneşte mümkün olduğunca az zaman geçirin.

Sigarayı bırakın: Sigara içmenin cilde giden kan akışını etkilediği ve cildin temel oksijen ve besinleri alma özelliğini etkilediği kanıtlanmıştır.

Tropikal tedaviler: Retinol içeren serumlar ve kremler kaş çatma çizgilerini azaltmaya yardımcı olabilir. Diğer tedaviler arasında lazer cilt yenileme, mikrodermabrazyon ve kimyasal peelingler de bulunur.

Botoks:  Botoks ve Dysport, iki yüz kasına enjekte edildiğinde onları gevşeten ve hareketi azaltan, böylece kaş çatmayı önleyen kas gevşeticilerdir.

Cerrahi tedaviler: Kaş kaldırma veya yüz germe, kaş çatma çizgilerini gidermeye yardımcı olabilir.

Kaş arası çizgileri hakkında sıkça sorulan sorular:

Kaş arası çizgileri için kaç ünite botoks gerekir?

Kaş çatma çizgileri için gereken botoks ünitesi sayısı bireysel faktörlere bağlı olarak değişir. Ancak, ortalama aralık genellikle 10-25 ünite arasındadır.

Kaş çatma çizgileri hangi yaşlarda ortaya çıkar?

Kaş çatma çizgileri genellikle 30 ila 40 yaşları arasında ortaya çıkar, ancak görünümleri genetik, yaşam tarzı ve güneşe maruz kalma gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir. Güneşten korunma ve düzenli cilt bakımı uygulamaları gelişimini geciktirmeye yardımcı olabilir.

Kaş arası çizgiler için botoks mu yoksa dolgu mu daha iyidir?

Botoks ve dolgu uygulamaları, kaş arası çizgileri için etkili tedavi yöntemleridir ancak farklı şekillerde işlev görürler:

Botoks: Çizgilere neden olan kasları gevşeterek, çizgi oluşumunu engeller.
Dolgular: Cildin altına hacim katarak çizgileri yumuşatır.

Paylaşın

Cildinizin Elastikiyetini Nasıl Artırabilirsiniz?

Basitçe söylemek gerekirse, cilt elastikiyeti cildinizin esneyip sonra eski haline dönme özelliğidir. Cilt elastikiyetinin kaybı elastoz olarak bilinir, yaşlanma ve diğer faktörler nedeniyle cilt dokusunun dejenerasyonu.

Haber Merkezi / Yaşlandıkça, hormonal değişiklikler nedeniyle cilde yapısını ve esneme özelliğini veren kolajen ve elastin azalmaya başlar, bu da cilt elastikiyetinin azalmasına neden olur.

Bu elastikiyet kaybı, doğal yağların üretiminin azalması ve güneşe maruz kalma, sigara içme, kirlilik, uyku eksikliği ve yetersiz beslenme (aşırı şeker tüketimi dahil) nedeniyle oluşan oksidatif stres nedeniyle de hızlanır.

Cilt esnedikçe ve elastikiyetini kaybettikçe, alttaki yağ, kas ve kemikten kaynaklanan yapı kaybıyla birleşince, cilt ince çizgilerden sarkmaya kadar yaşlanma belirtileri göstermeye başlar.

Peki çözümler nelerdir?

Güneş kremi: Ultraviyole (UV) ışınları cildiniz için kötü haberdir. Bu ışınlar, elastini parçalayarak kırışıklıklara, sarkmalara, ince çizgilere neden olurlar. Bu nedenle, her gün geniş spektrumlu güneş kremi kullanmaya özen gösterin.

Sigarayı bırakın: Sigara mı içiyorsunuz? Hemen bırakın. Serbest radikallere neden olan sigara, genel sağlığınız için kötüdür, özellikle de cildiniz için.

Cilt bakım rutini: İyi bir cilt bakımı rutini cildinizin genç ve elastik görünmesini sağlayabilir.

Yeterli uyku: Uyku, vücudunuzun ve cildinizin kendini onardığı zamandır. Kolajen ve elastin üretimi uyku sırasında hızlanır, yeterince uyumamak bu süreci bozar ve cildinizi kurutur, her gece 6-8 saat uyumayı hedefleyin.

Cilt elastikliği hakkında sıkça sorulan sorular:

Ağda cildin elastikiyetini kaybetmesine neden olur mu?

Hayır, ağda cildin elastikiyetini kaybetmesine neden olmaz. Ağda, geçici tahrişe neden olabileceği için öyle hissedilebilir, ancak ağda cildin elastinine zarar vermez.

Cildin elastikiyetinin iyi olduğu nasıl anlaşılır?

Cildinizin elastik olup olmadığını öğrenmek için Snap Test’ini deneyin. Gözünüzün altındaki cildi başparmağınız ve işaret parmağınızla sıkıştırın. Eğer hızla eski haline dönüyorsa, cildiniz hala elastikiyetini koruyor demektir.

Paylaşın

HRW: İsrail’in Gazze’deki Eylemleri “Soykırım”

HRW, İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin “soykırım” anlamına geldiğini duyurdu. İsrail ise soykırım iddialarını reddediyor, 7 Ekim 2023’teki Hamas baskınına yanıt olarak başlattığı saldırıda uluslararası hukuka saygı duyduğunu savunuyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 32 artarak 45 bin 129’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 94 artarak 107 bin 338’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail’in Gazze’de temiz suya erişimi kasıtlı olarak engelleyerek binlerce kişinin ölümüne yol açtığını, bunun yasal olarak soykırım ve imha anlamına geldiğini belirtti.

Perşembe günü yayınlanan 184 sayfalık raporda bazı İsrailli yetkililerin “Filistinlileri yok etmek istedikleri” yönünde geçmişte yaptıkları açıklamalara da yer verildi.

İsrail ise soykırım iddialarını reddediyor, 7 Ekim 2023’teki Hamas baskınına yanıt olarak başlattığı saldırıda uluslararası hukuka saygı duyduğunu savunuyor. Rapora tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, “HRW bir kez daha İsrail karşıtı propaganda için iftiraları yayıyor. Yalanlarla dolu bu rapor HRW’nin düşük standartları için bile şaşırtıcı” açıklamasını yaptı.

HRW, Uluslararası Af Örgütü’nden (Amnesty International) sonra İsrail’in eylemlerini “soykırım” olarak niteleyen ikinci büyük insan hakları örgütü oldu.

Bu ay başında yayınladığı 300 sayfalık raporunda Af Örgütü İsrail ordusunun kasıtlı olarak savaş suçu işlediğini kaydetmiş, İsrail’e silah sevk eden ülkelere “soykırıma ortak olma riskiyle karşı karşıyasınız” uyarısını yapmıştı.

Her iki rapor da Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “savaş suçu” ve “insanlığa karşı suç” işlendiğine dair güçlü şüpheler bulunduğu gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarmasını izliyor.

HRW Ortadoğu direktörü Lama Fakih rapora ilişkin basın toplantısında, “Bulduğumuz şey İsrail hükümetinin, Gazzelilere hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları suyu sağlamayı kasıtlı olarak reddettiği oldu” dedi.

Raporda İsrail’in Gazze’ye su temin etmeyi kestiği; elektrik ve yakıt girişini de engelleyerek Gazze içindeki su tesislerinin çalışmasını önlediği belirtildi. Bunun Gazzelileri, hayatta kalmak için gerekli alt sınır olan günlük 15 litrenin çok altında, sadece birkaç litre su ile idare etmeye zorladığı kaydedildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’dan “Asgari Ücret” Açıklaması: 29 Bin 583 Lira

2025 yılı asgari ücret beklentilerini açıklayan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, “Asgari ücretli işçiler olarak önerimiz yüzde 45 enflasyon üzerine refah payı ile zam yapılmasını istiyoruz. Yüzde 20 refah payı ile 29 bin 583 TL olmasını istiyoruz” dedi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Başkanı Ergün Atalay, 2025 yılı asgari ücreti için beklentilerini açıkladı. Atalay, “Asgari ücretli işçiler olarak önerimiz yüzde 45 enflasyon üzerine refah payı ile zam yapılmasını istiyoruz. Yüzde 20 refah payı ile 29 bin 583 TL olmasını istiyoruz. Bunu verirlerse imza atarız. Yoksa atmayız” dedi.

Öte yandan İlki 10 Aralık, ikincisi 16 Aralık’ta toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ev sahipliğinde 2025 yılında uygulanacak yeni asgari ücreti belirlemek amacıyla bugün üçüncü kez bir araya geldi.

TÜRK-İŞ’ten yapılan yazılı açıklamada, bugün gerçekleştirilen Asgari Ücret Tespit Komisyonu 3’üncü toplantısında 2025 yılı için geçerli olacak asgari ücret konusunda taraflarca herhangi bir rakamın dile getirilmediği belirtildi.

Açıklamada, “Bunun üzerine toplantının ardından TÜRK-İŞ’te bir araya gelen TÜRK-İŞ Asgari Ücret Tespit Komisyonu Üyeleri, işçi kesiminin talep ettiği rakamı belirleyerek TÜRK-İŞ Başkanlar Kuruluna sunmuştur. Kamuoyunun rakamların açıklanması konusundaki beklentileri dikkate alınarak bugün saat 16.00’da TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu salonunda yapılacak basın toplantısında işçi kesiminin talep ettiği rakam kamuoyuyla paylaşılacaktır” denildi.

Toplantı sonrası açıklama yapan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, görüşmede teklifin konuşmadığını söyleyerek dördüncü toplantıya işaret etti: Komisyon toplantısında rakam olarak yine hiçbir şey gündeme gelmedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun üçüncü toplantısına ilişkin açıklama yaptı.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarının uzlaşı ve istişare zemininde yürütüldüğünü belirten Işıkhan, “Bugün gerçekleştirdiğimiz 3’üncü toplantıda, işçi ve işveren temsilcilerimiz ile bakanlığımızda bir araya geldik. 2025 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme sürecinde hem çalışanlarımızın refahını artırarak enflasyona ezdirmeyecek hem de işverenlerimizin rekabet gücünü koruyacağız” değerlendirmesinde bulundu.

“Sefalet ücreti istemiyoruz”

DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu Asgari Tespit Komisyonu toplantısının yapıldığı Çalışma Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin hayat pahalılığı karşısında eridiğini ifade eden Çerkezoğlu, “Zengini daha zengin yapan bu düzen değişmeden enflasyon gerçek anlamda düşürülmeden bu masadan çıkacak herhangi bir rakamın işçinin, emekçinin geçim derdini çözemeyeceği çok açık” dedi.

Çerkezoğlu şöyle konuştu: “Herkes asgari yaşasın. Asgari ücretli olsun. İşte bu düzene itiraz etmek için bugün Çalışma Bakanlığı önündeyiz. Buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Aileleriyle birlikte milyonlarca işçi, emekçi, emekli bu ülkenin tüm değerlerini üretenler geçinemiyoruz. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretler, her gün hayat pahalılığı karşısında eriyip gidiyor. Her gün alım gücümüz daha fazla düşüyor.

Bugün ne masada konuşulanlar, ne masada ifade edilmeyen rakamlar ne de biz hakemiz söylemiyle sorumluluktan kaçmaya çalışan hiç bir gerçekliği olmayan iktidar tutumları bütün bunlar işçinin, emekçinin karnını doyurmuyor. Bir kez daha Çalışma Bakanlığının önünde altını kalın çizgilerle çizerek söylüyoruz. Geçinemiyoruz, geçinemiyoruz, geçinemiyoruz. Sefalet ücreti istemiyoruz! Sefalet ücreti istemiyoruz! Sefalet ücreti istemiyoruz! Geçinemiyoruz… Geçinemiyoruz… Geçinemiyoruz…”

Asgari ücret konusunda işveren tarafı, 2025 yılında enflasyon oranını azaltmak için asgari ücret rakamında en fazla yüzde 30 artış olması gerektiğini görüşünde. İşçilerse yüzde 50’lik bir artışı dahi yetersiz görüyor. Mevcut tabloda 2024 yılı için asgari ücret, bir işçi için aylık brüt 20 bin 2 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düşürüldüğünde ise 17 bin 2 lira 12 kuruş. İşveren maliyeti ise 23 bin 502 lira 94 kuruş.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon Kasım itibariyle yüzde 47’nin üzerinde bulunuyor. Bu da asgari ücretin 11 ayda yüzde 47 eridiği anlamına geliyor. Sene sonu enflasyon beklentisi de son tahminlere göre yüzde 45 civarında. Yeni asgari ücret için konuşulan rakamlar ise 21-24 bin dolayında değişiyor. Bu rakamlar için en az yüzde 25 en fazla yüzde 41 zam yapılması gerekiyor.

Paylaşın