Konya: Taş Mescit

Taş Mescit; Konya’nın Meram İlçesi, Hoca Faruk Mahallesi, Taş Cami Uzun Harmanlar Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Taş Mescit dış surların dışında Sahip Ata Külliyesi’nin kuzeyinde bulunmaktadır. Kitabesine göre; I.İzzettin Keykavûs zamanında M.1215 yılında Abdullah oğlu Hacı Ferrûh tarafından yaptırılmıştır.

Kapıdan tamamen taşla yapılmış beşik örtüsü tonoz kubbeli bir antreye girilir. İki kapının yanında birer mihrapcık vardır. Kapının iki yanlarında kapı yanlarına kadar hendesi kabartmalarla süslü taşlar yükselir. Kabartmaların aralarında sekiz köşeli yıldızlar görülür.

Bundan sonra da duvara sokulmuş pil paye şeklinde kemer ayağı göze çarpar. Bunlar bize antrenin daha başka bir şekilde kubbelerle örtülmüş olduğuna işaret ediyor. Bunu kabul etmezsek bunların başka bir binadan getirilerek burada gelişi güzel kullanıldıklarını söylemek gerekir ki buna dilimiz varmaz.

Antrenin solundaki merdivende bunu gösterir. Şimdi mabedin damına çıkılan bu merdivenle eskiden ya minareye ya da ikinci kattaki bir kısma belki de mektebe çıkılmakta idi. İç kapının üstündeki mermerde bulunan sülüs yazıdan camiyi yapan mimarın Güneş oğlu Ramazan olduğunu öğreniyoruz.

Mimarın memleketini gösteren kelimeler silinmiştir. Ancak yapıda kullanılan mimari tarz ve üslup Kayseri’de bulunan Melik Gazi Medresesi, Kadı Hamamı, Sirac-üd-din Medresesi ve Emir Şihap Türbesini yansıtmaktadır.  Bu yansıtmadan dolayı mimarın Kayserili olduğunu düşünüyoruz.  Mabedi eskiden tek ve sağır bir kubbe örterdi. Kubbe kasnağına kadar yıkıldığı için sonradan ağaçla örtülmüştür.

Mabedin taş mihrabı fevkalade güzeldir. İki tarafında geometrik kabartmalar ve üstünde istalaktitler vardır.  Mabedin kıble tarafına yalnız bir küçük pencere açılmaktadır. Antresinin sağına ve soluna eskiden birer pencere daha açılırmış. Üstlerindeki süslü Firizleri ve Söveleri hala durmaktadır.

Mabedin üstündeki kitabenin de sonradan yerleştirildiğine bakarak,” Mabed Konya’da bu tarihlerden evvel yapılan bir çok abideyi yıkan bir zelzele sonrasında zarar görmüştü” hükmüne varıyoruz. Sonradan esaslı bir şekilde tamir edilmiştir. Mabedin kıble tarafında küçük bir mezarlığı vardır. Burada Selçuk tarzında üstünde sadece İhlas Suresi ve Ayet-el-kürsi  bulunan bir sanduka kalmıştır. Sandukada mevtanın ismi ve ölüm tarihi yoktur.

Paylaşın

Konya: Tavus Baba Türbesi

Tavus Baba Türbesi; Konya’nın Meram İlçesi, Yorgancı Mahallesi, Çiçekli Köşk Sokak üzerinde yer almaktadır.

I. Alaeddin Kuykubat Devrinde Konya’da ölmüş olan Şeyh Tavus Mehmet-el Hindi’ye aittir.

Üst katı tamamen yıkılan türbe, moloztaştan dikdörtgen prizmal gövdeli ve kiremit çatılı olarak yeniden inşa edilmiştir.

Girişi doğu cephede bulunan alt kat, dikdörtgen planlı ve çapraz tonoz örtülüdür. Kitâbesi bulunmayan türbe, 13. yüzyılın sonlarına tarihlendirilir.

Tavus Baba Kimdir;

Tavus Baba’nın asıl adı Mehmet, memleketi Hindistan’dır. Anadolu Selçuklu sultanlarından Rükneddin Süleyman ve Alâeddin Keykubat dönemlerinde yaşamıştır. O dönemin meşayihindendir.

Selçuklu sultanlarının kültür adamları ile tasavvuf erbabına gösterdikleri hürmetten dolayı Konya’ya gelip yerleşmiştir. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir.

Paylaşın

Konya: Akşehir Müzesi

Akşehir Müzesi; Konya’nın Akşehir İlçesi, Selçuk Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 

Tarih boyunca hep bir yerleşim merkezi olan Akşehir’in ilk yerleşim bulgularına, bölgede yapılan yüzey araştırmaları sonucunda, Neolitik Dönemde rastlanmaktadır.

Bu dönemden günümüze kadar sürekli iskan görmüş ve birçok önemli güzergahlar üzerinde olduğundan devamlı tahribat görmüştür. Phrygia Parrore bölgesinde yer alan Akşehir, Philomelion olarak bilinmektedir.

Bugünkü şehir merkezine yakın bir yerde, insitu olarak bulunan bir mil taşı üzerinde, “Philomelion” sözcüğü yazılıdır. Tek yazılı belge olan bu mil taşı Arkeoloji Müzesi’nde görülebilir

Paylaşın

Konya: Ereğli Müzesi

Ereğli Müzesi; Konya’nın Ereğli İlçesi, Fetih Bulvar Caddesi üzerinde yer almaktadır. 1968 yılında kurulan Ereğli Müzesi’nde 8096 adet kültür varlığı sergilenmektedir.

Yıllık ortalama ziyaretçi sayısı 10900’dür. Müze; geniş bir açık teşhire sahip olmasına karşın bir salonda kapalı teşhir yapılmaktadır. Ereğli Müzesi; M.Ö. 7000 yılında başlayarak Neolitik Dönemden itibaren kesintisiz tüm medeniyetlerin sentezi durumundadır. Herakleia antik kenti ve çevrede bulunan kültür varlıkları Ereğli Müzesi’nde sergilenmektedir.

Neolitik Döneme ait Can Hasan’dan çıkan el baltaları, duvar freskleri, el değirmenleri, kazıcı aletler ve pişmiş toprak kaplar, Kalkolitik Döneme ait polikrom pişmiş toprak kaplar, ağırşaklar, Eski Tunç Çağına ait hayvan ve insan figürleri, ok uçları, damga mühürler, el baltaları, Asur Ticaret Koloni Çağına ait bulleli testiler, idoller, Hitit Çağına ait pişmiş toprak meyvelikler, pişmiş toprak tuzluklar, silindir ve damga mühürler, karabeuslar, hiyoroglif ve çivi yazılı heykel kaideleri, Frig Çağına ait fibulalar, gaga ağızlı testiler, phialeler, Hellenistik Döneme ait lekythos’lar Herakleia definesi diye adlandırılan gümüş Athena sikkeleri, altın varaklar, Roma Dönemine ait mimari parçalar, mezar stelleri, insan ve hayvan figürleri, Bizans Çağına ait mimari parçalar, altın kristogramlar, Selçuklu ve Karamanoğlu Dönemine ait sırlı kâseler, alçı süslemeler, Osmanlı Dönemine ait çavdar sapından yapılmış çeyiz sandığı, el yazması altın teshipli Kur’an-ı Kerim’ler, silahlar, el dokuması halı ve kilimler müzemizde bulunan en önemli taşınır kültür varlıklarıdır.

Ayrıca geç Hitit Dönemine ait İvriz Kaya Anıtı, Göztepe Tümülüsü’nde bulunan Hellenistik Döneme ait altın kaplamalı ahşap lahit parçaları ve altın Efes sikkesi dünyanın en nadide eserlerindendir.

Paylaşın

Konya: Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Sahibiata Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Konya Arkeolojik Müzesi, 1901 yılında Karma Orta Okulu’nda açılmıştır. Daha sonra 1927 yılında Mevlana Müzesi’ne 1953 yılında İplikçi Camii’ne taşınmıştır.

1962 yılında ise bugünkü müze binası kurularak hizmete girmiştir. Müzede, Neolitik, Eski Tunç, Orta Tunç (Asur ticaret kolonileri), Demir (Frig, Urartu), Klasik, Helenistlik, Roma ve Bizans çağlarına ait eserler sergilenmektedir.

Arkeoloji Müzesinin görülmeye değer eserleri Roma lahitleridir. Roma ve Bizans çağından sunak mezarlar müze iç teşhirinde ve bahçede sergilenmektedir.

Sille Tatköy ve Çumra Alibeyhöyük’de müze tarafından yapılan kabartma kazılarında M.S 6. yüzyıla ait kilise taban mozaikleri yerinden kaldırılarak müzede teşhir edilmektedir.

Paylaşın

Konya: Atatürk Müzesi

Atatürk Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Abdülaziz Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1912 yılında yapılmıştır. Bina XX. yüzyıl ulusal mimari örneklerinden olup 1928 yılında Konyalılar tarafından Atatürk’e bağışlanmıştır.

1954 yılında Müze olarak açılmıştır. Müzenin teşhirinde Atatürk’ün kullandığı elbise ve eşyaları ile Konya’nın kurtuluş savaşındaki yerini anlatan belge, fotoğraf ve gazete küpürleri sergilenmektedir.

Paylaşın

Kars: Borluk Vadisi

Borluk Vadisi; Kars İl Merkezi’nin yaklaşık 17-18 km güneydoğusundaki Borluk Köyü’nden başlayan ve Kars’ın hemen güneybatısında Kars Çayı’na karışan Borluk Deresi’nin oluşturduğu vadidir.

Borluk Vadisi’ndeki buluntu yerleri arkeoloji yazınına Borluk; Mağaracık ve Azatköy buluntu yerleri olarak geçmiştir.

Borluk vadisi boyunca yer alan tüm bu buluntu yerleri birbirlerine çok yakın ve ilişkili olduğu için Borluk Deresi’nden çıkarak Borluk Deresi Vadisi adıyla bu çalışmaya alınmıştır.

Vadide sıra halinde kaya sığınaklarının ve mağaraların olduğu bildirilmektedir. Vadi tabanında oluşan çukurların kesitinde kalın kum ve çakıl döküntülerinin görülebildiği anlaşılmaktadır.

1942 yılında Kılıç Kökten, Kars il sınırları içinde gerçekleştirdiği yüzey araştırmasında Borluk Deresi Vadisi boyunca üç yerde yontma taş aletler toplamıştır. Bunlardan birincisi derenin üst kısmında; Borluk Köyü yakınlarında yer alan kaya sığınaklarının önü ve derenin tabanındaki kum ve çakıl döküntüleri; ikincisi ise Mağaracık Köyü’nün yakınındaki kaya sığınaklarının önlerindeki alandır. Daha batıda Azatköy diye anılan üçüncü alan ile beraber Borluk Deresi’nde Kökten’in yoğun bir araştırma yaptığı anlaşılmaktadır.

Kökten, Mağaracık Deresi olarak bir dereden bahsetmektedir. Bu dere Borluk Deresi’ne bağlanan küçük Koyunbasan Deresi olabilir. Her üç köy de birbirinden 4 ile 7 km uzaklıktadır. Kökten bu üç ayrı yeri ayrı buluntu yeri olarak tanımlamaktadır.

Kökten’in araştırmasında; Borluk Deresi vadisinin üst kısmında; Borluk Köyü yakınında; ikisi bazalttan; bir tanesi andezitten olduğunu söylediği tipik kazıyıcı uç ve yan kazıyıcılar bulunmuştur. Araştırmacı bunların Moustérien tipinde olduklarını anlatmaktadır. Bu yonga aletlerde oluklu kopma yüzeyi taşırlar. İkinci yer yaklaşık olarak birincisinden 7 km uzakta olan Mağaracık Köyü’dür. Bu köyün yakınında da gene Moustérien tipinde obsidien aletler bulunmuştur.

Sonuncusu ise Azatköy ya da Dündartepe adlı köyün yakınında; Borluk Vadisi’nin Azat Köyü’ne doğru olan uzantısında ele geçirilen obsidienden yapılma alettir. Bu alet Kökten’in vadinin yukarısında bulduğu diğer aletlere çok benzemektedir. Tümü Orta Paleolitik Çağ’a tarihlenmektedir. Yaz aylarında karların eridiği dönemlerde gezilebilir, ulaşımı 4×4 arazi araçları ile sağlanmaktadır.

Paylaşın

Konya: İnce Minare Müzesi

İnce Minare Müzesi; Konya’nın Meram İlçesi, Hamidiye Mahallesi, Alaaddin Bulvarı üzerinde yer almaktadır.

Alaaddin camiinin batısında Selçuklu veziri Sahib Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere 1254’de kurulan İnce Minare Medresesi bulunur.

Mimarı Kelük bin Abdullah olan medresenin Selçuklu taş işçiliği Şaheserlerinden olan taç kapısı üzerinde kabartmalı geometrik ve bitkisel bezemelerle birlikte Selçuklu sülüsüyle yazılmış “Yasin ve Fetih” sureleri vardır.

Binanın iç mekanları avlu, eyvan, dershane, ve öğrenci hücrelerinden oluşur. Minare kaidesi kesme taşla kaplı tuğla malzeme kullanılarak yapılmıştır.

Yarı piramit formlu üçgenle ve on iki köşeli, gövde köşeleri turkuaz mavi sırlı tuğladan yapılmış çift şerefelidir.

1901 ‘de yıldırım düşmesiyle birinci şerefeye kadar yıkılmıştır. 1956 yılında müze olarak açılan medresede Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemine ait taş ve ahşap eserler teşhir edilmektedir.

Paylaşın

Kars: Taşköprü Urartu Yazıtı

Taşköprü Urartu Yazıtı; Kars’ın Arpaçay İlçesi, Taşköprü Köyü sınırları içinde yer alır. 

Urartu kralı Sarduri ( M.Ö.767-735) tarafından bu bölgeye yapılan bir askeri sefer sonrası çivi yazısı ile yazdırılan Taş köprü yazıtının tercümesi şu şekildedir.

“Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle Argiştoğlu Sarduri derki; Terk edilmiş (?) Uhime ülkesini ele geçirdiğim zaman, o seferin dönüşünde, Magaltu şehrini (de) ele geçirdim. Erkek ve kadınları Bianili ülkesine sürgün ettim.

Paylaşın

Kars: Yazılıkaya Resimleri

Yazılıkaya Resimleri; Kars’ın Kağızman İlçesi, Çamuşlu Köyü civarlarında Aladağ’ın doğu yamaçlarında bulunmaktadır.

Üst Paleotik çağlardan kalmıştır. Bu civarda tombul tepe ve Kurbanağa mağaralarında bulunan taş araçlar, ocak yerleri ve şölen tipi el baltaları ise M.Ö. 10.000 yılında tekabül eden alt paleolitik dönemden kalmıştır.

Kurbanağa mağarasında ayrıca, tunç çağına ait çanak-çömlek ve kement file gibi avlanma araçlarını gösteren duvar resimleri bulunmaktadır. Yazılıkaya, Bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde, biri büyük, diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır.

Büyük pano yerden 4 m. yüksekten olup, 14 m. uzunlukta ve yaklaşık 4 m. genişliktedir. Küçük pano ise aynı duvarın doğu uzantısı üzerinde yer almaktadır. Yazılıkaya panolarında insan ve hayvan figürleri bulunmaktadır.

Bu hayvanlar geçi, geyik ve eşeklerden oluşmaktadır. İkinci panonun üzerinde kale benzeri araçlarla oynandığı saptanmıştır. Daha genç dönemlerde yaptığı sanılan bu çizgi üzerinde küçük opsitdiyen kalemler kullanıldığı sanılmaktadır.

Paylaşın