ABD, Suriye’ye Yönelik İnsani Yardım Kısıtlamalarını Hafifletiyor

ABD, geçen ay Suriye lideri Beşar Esad’ı devrilmesinin ardından Suriye’deki geçiş hükümetine yönelik bazı kısıtlamaları hafifleterek insani yardımların girişine izin verdi.

Bu adım, ABD’nin Suriye’deki yeni geçiş hükümetine verdiği desteğin sınırlı olduğunu gösteriyor.

ABD, Beşar Esad’ın devrilmesi sonrası geçiş hükümetine insani yardım girişini kolaylaştırmak ve temel hizmetlerin iyileştirilmesi amacıyla Suriye’ye uygulanan bazı kısıtlamaları hafifletti. ABD Hazine Bakanlığı yönetimle bazı temel işlemler, enerji satışları ve buna bağlı işleri kapsayan altı ay geçerli bir kararname yayınlandı.

Bu adım savaşla harap olmuş ve on yılı aşkın süredir yaptırımlara maruz kalan ülkeye yönelik yaptırımları kaldırmıyor. Ancak yine de geçiş hükümetine sınırlı bir destek göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Washington’ın açıklamasında bu adımla ABD’nin ‘temel insani ihtiyaçların karşılanmasını, kamu hizmetlerinin sağlanmasını veya insani yardım faaliyetlerini engellememesini sağlama’ taahhüdünü vurguladığı ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo “Suriye’deki insani yardım ve bağlantılı yönetim birimlerini desteklemeye devam edecektir,” dedi.

20 Aralık’ta ABD’nin Ortadoğu’daki en üst düzey diplomatı olan Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, Suriye’nin başkenti Şam’da Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmet Hüseyin eş-Şara – yaygın bilinen savaşçı adı ile Muhammed Colani- ile görüşmüştü. Görüşmenin ardından ABD, Şara için konulan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığını açıklamıştı.

Bu görüşmede ‘terörist’ grupların Suriye içinde ve dışında ABD’nin ortaklarına yönelik tehdit oluşturmaması gerekliliği üzerine odaklanıldığı bildirilmişti.

31 Aralık’taki ikinci görüşmede ise ABD’li yetkililer Suriye’deki yeni yönetimle bir araya gelerek ülkedeki son gelişmeleri ve ‘kapsayıcı bir siyasi sürecin gerekliliği’ni görüştü. Ayrıca yetkililerin sanayi, bankacılık ve teknoloji sektörlerini temsil eden Suriyeli iş insanlarıyla da görüştüğü de belirtilmişti.

Suriye lideri olan Beşar Esad, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki rejim karşıtı grupların 8 Aralık’ta Şam’ın kontrolünü ele geçirmesiyle Rusya’ya kaçmış ve 1963’ten beri iktidarda olan Baas Partisi’nin yönetimi sona ermişti.

ABD ve Birleşmiş Milletler, uzun süredir HTŞ’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Ancak Esad sonrası ülkeler Suriye’nin yeni yönetimiyle ilişkiler geliştirmeye başladı. Suriye’nin yeni yönetiminin ilk resmi dış ziyareti ise Suudi Arabistan’a oldu. Daha sonra farklı Körfez ülkeleri de ziyaret edildi.

2011’den Esad’ın düşüşüne kadar süren Suriye’deki iç savaş tahmini olarak 500.000 kişinin ölümüne neden oldu. Bu sebeple Esad yönetimine yönelik yaptırımlar da geldi.

Savaş nedeniyle Suriye’nin altyapısı da büyük ölçüde hasar görmüş durumda. Ülkede elektrik kesintileri sıkça yaşanıyor ve nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor. Nüfusun yaklaşık yarısı, bir sonraki öğünün nereden geleceğini bilmiyor, enflasyon ise yükseliyor.

Yaptırımların kaldırılması yönündeki baskılar 2023’te Suriye ile Türkiye’yi vuran 6 Şubat depreminin ardından arttı. Binlerce kişinin öldüğü deprem Deprem, 59.000’den fazla insanın ölümüne ve altyapı hasarına yol açtı. Bu altyapı yaptırımlar nedeniyle de onarılamadı. ABD insani yardım için bazı muafiyetler açıkladıysa da bunlar yeterli olmadı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

En Düşük Emekli Maaşı 14 Bin 469 Liraya Yükseltilecek

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 15,75 oranında zam yapılacağını açıkladı. Ancak bu artışın hayata geçebilmesi için Meclis’te bir yasal düzenlemenin kabul edilmesi gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, üç gün önce yaptığı açıklamada, en düşük emekli maaşına ek zam yapılacağını duyurmuştu. Yılmaz, “Burada diğer ücretler artarken en düşük maaşı sabit tutmak doğru olmaz. Bu nedenle bir düzenleme yapacağız. Çalışmaların Ocak ayı içinde tamamlanmasını bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’de en düşük emekli maaşı son yıllarda bir dizi düzenleme ile artırıldı. 2024 Temmuz’da son yapılan artışla 12 bin 500 liraya çıkarılan maaş, şimdi 14 bin 469 lira olacak.

3 Ocak’ta Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık verilerine göre altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplandı ve böylelikle emeklilerle memurların zam oranı da belli oldu. İşçi ve BAĞ-KUR (Esnaf ve sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu) emeklileri için zam oranı yüzde 15,75 oldu. Enflasyon farkı alan memur ve memur emeklisi zammı ise yüzde 11,54.

Ancak düşük sınırdan maaş alanların durumu belirsizdi. İktidar ise konuyla ilgili çalışmaların yapıldığını belirtmişti. Taban maaş alanlara da BAĞ-KUR emeklileriyle benzer oranda zam yapıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) cuma günü açıkladığı aralık ayı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık olarak yüzde 1,03 oranında arttı, yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak hesaplandı. Ayrıca bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise aralık ayında enflasyon yüzde 2,34 arttı. ENAG’a göre 2024 yılı enflasyon oranı ise yüzde 83,40.

Paylaşın

Afganistan’da 15 Milyon Kişi Açlık Riskiyle Karşı Karşıya

OCHA, 2025 yılında Afganistan’da yaklaşık 14,8 milyon insanın (ülke nüfusunun yaklaşık üçte biri) hayatta kalabilmek için insani yardıma ihtiyaç duyacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), daha önce 22,9 milyon Afgan’ın (nüfusun yarısından fazlası) 2025 yılında yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin etmişti.

Uluslararası yaptırımlar, dondurulan varlıklar ve dış yardımlardaki azalmanın yol açtığı ekonomik çöküş, Afganistan’da krizi daha da derinleştirmiş durumda.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan Hayat Pahalılığına Karşı “Boykot” Çağrısı

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, hayat pahalılığına karşı vatandaşların katkı vermesi gerektiğini belirterek, fahiş fiyatlarla mücadele için boykot yapmanın etkili bir yöntem olduğunu söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bölgesel gelişmeler bağlamında sancılı ve sarsıntılı yılı geride bıraktık. Yeni beklentiler ve büyük umutlarla 2025 yılına merhaba dedik. Yeni miladi yılın ülke, bölge ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olması için Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Son asrın en barbar soykırımlarından birini yaşayan Gazzeli kardeşlerimiz için 2025 senesinin ateşkese, huzura, barışa ve felaha vesile olmasını diliyorum. Türkiye olarak ilk günden beri kanın ve katliamın durması için tüm yolları deniyoruz.

Uluslararası toplumun İsrail hükümeti üzerindeki baskıyı artırması için diplomatik temaslarımızı yoğunlaştırdık. Gazze’de barış umutlarını yeşertecek kapının aralanması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Netice alıncaya kadar da buna devam edeceğiz. 1 Ocak Sabahı ‘Bir Güneş Doğuyor’ sloganıyla bir araya gelen tüm vatandaşlarıma buradan hasseten teşekkür ediyorum. Yaklaşık yarım milyon kardeşimiz Gazze’nin kimsesiz ve sahipsiz olmadığını İstanbul’dan tüm dünyaya bir kez daha haykırmıştır.

Şunu büyük bir tahaccüple ifade etmek durumundayım; bu sivil toplum buluşmasından birileri hemen rahatsız oluyor. İnsanlık ittifakına tepki gösterenler açık söyleyeyim, insanlıktan nasibini almamış vicdan fukaralarıdır. Kalbinde zerre merhameti olan hiç kimse bu gaddarlık karşısında tepkisiz kalamaz. Biz şu ilahi müjdeye tüm kalbimizle iman ediyoruz, Allah sabredenlerle beraberdir. 61 yıllık Baas zulmünün ve 13 yıllık katliamların ardından Suriye’de nasıl inanç, iman, sabır kazanmışsa, inşallah Filistin’de de hak yolunu bulacak, adalet güneşi zulmün karanlığını delip geçecektir.

Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devleti mutlaka kurulacaktır. Rabbim içinde bulunduğumuz mübarek günler hürmetine mazlum Filistin halkının yâr ve yardımcısı olsun diyorum. İktidar sorumluluğunu üstlendiğimiz 2002’den beri siyasetteki gayemiz insanımıza hizmet oldu. Eser ve hizmet siyaseti diyerek kavramsallaştırdığımız bu ilkemizden hiçbir zaman ödün vermedik. Gelip geçici başarılara değil ülkeye ve millete uzun vadeli fayda sağlayacak kalıcı kazanımlara odaklandık. İnsan ve hizmet odaklı bir yönetim anlayışına sahibiz. 2024 yılını başta dış ticaret olmak üzere birçok alanda rekorlarla, büyük başarı ve sevinçlerle kapattık. Bölgemizde ve dünyamızda nükseden krizlere ve olumsuzluklara rağmen 2024 yılına göre yüzde 2,5 artışla 262 milyara ulaştı.

Gelecek sene için çıtayı biraz daha yukarı çekiyoruz. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı hedefimizi 390 milyar olarak belirledik. İnşallah bunun da üzerinde bir rakamla yılı kapatacağız. İhracatçılarımızla el ele, omuz omuza vereceğiz ve Türk ürünlerinin tanınmadığı, satılmadığı, girmediği hiçbir ülke bırakmayacağız. İhracatçılarımızı bir kez daha tebrik ediyor, kendilerinden daha fazla çaba beklediğimizi vurgulamak istiyorum.

Enflasyon ve istihdamda da hamdolsun çok iyi noktadayız. Son enflasyon verileri enflasyonla mücadelede doğru yolda olduğumuzu teyit etmiştir. Enflasyon Aralık’ta aylık bazda yüzde 1,03 olurken yıllık bazda yüzde 44,38’e gerilemiştir. Senelik enflasyon 2023 sonuna kıyasla 20 puan, 2024 Mayıs ayında zirve seviyesine göre 31 puan düşmüştür. Enflasyonda düşüş trendi inşallah 2025’de daha da hızlanacaktır. Para politikasının enflasyona gecikmeli etkisi zamanla daha net görülecek. Maliye politikası kanalı enflasyonla mücadeleye çok güçlü destek verecek. Bütçe imkanları elverdikçe yönetilen ve yönlendirilen fiyatları enflasyon hedefi ile uyumlu olarak belirleyeceğiz.

Dezenflasyonu sadece talep yönlü politikalarda değil gıda, konut, enerji gibi bir çok alanda arz yönlü tedbirlerle destekleyeceğiz. Hayat pahalılığıyla ilgili olarak en başında konut fiyatları ve kiralar geliyor. 6 Şubat depremleriyle beraber ortaya çıkan ilave konut talebinin bunda şüphesiz etkisi var. Belli başlı alanlarda sadece dönemsel etkilerle açıklanamayacak fırsatçılık ve aşırı kâr hırsıyla olanlarla mücadele ediyoruz.

Enerji, yakıt, döviz kuru, işçilik maliyetlerinde oluşan farkla satılan ürün, sunulan hizmetin arasında bağ kopma noktasına gelmiş. İşçilik maliyetinde yaşanan artışla ürüne yansıyan fiyat farkı arasında kimi zaman uçurum oluşuyor. Asgari ücretteki artış sebebiyle maliyet belki 2-3 birim artarken bu artış bahane edilerek fiyatlara 5 birim 10 birim zam yapılabiliyor. Bu artışların aç gözlülük, tamahkarlık ve vicdansızlıktan kaynaklandığı aşikardır. Dürüst, ahlaklı, vicdanlı işletmelerimiz çoğunluktadır bunlar sözlerimizin muhatabı değildir.

Fırsatçılıkla mücadelede devlet elbette gerekeni yapmakta mükelleftir. Geçen yılki denetimlerde fahiş fiyat uygulayan 224 bin firmaya yaklaşık 5 milyar liralık idari para cezası kesilmiştir. Denetimlerde 1555 gerçek ve tüzel kişiye toplam 366 milyon lira ceza uygulanmıştır. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimi için de yoğun çaba harcıyoruz. 2024 yılında 1,3 milyon denetim yaptık. 1.4 milyar lira para cezası tatbik ettik. Sattığı ürünlere hile hurda karıştıranlara, milletin cebine el atanlara asla tolerans göstermiyoruz. Bu denetimlerimiz 2025 senesinde daha da artacak.

“Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi…”

Serbest piyasa ilkeleri çerçevesinde 85 milyonun tamamının hakkını, hukukunu, çıkarını en üst düzeyde koruyacağız. Serbest piyasa kuralsızlık demek değildir. Serbest piyasa başı bozukluk asla değildir. Denetimlerimizin amacı serbest piyasaya müdahale değil işleyişin sağlıklı zeminde yürümesini temin etmektir. Hayat pahalılığı ile mücadeleye vatandaşlarımızın destek olması sürecin başarısı açısından önemlidir. Bunun yolu fahiş fiyat uygulayanları boykot etmekten geçiyor. Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden birisi muhalefet rahatsız olsa da hiç şüphesiz boykottur.

En büyük kozumuz fırsatçılık yapanlara karşı satın almamama özgürlüğümüzü kullanmaktır. Dünyada geniş yelpazede bunun çok sayıda örneğiyle karşılaşıyoruz. Bu konuda devlet millet el ele vererek çok daha etkin sonuçlar alabiliriz. Enflasyonla mücadelede son 1,5 senede hakikaten önemli mesafe kat ettik. İşçimiz , memurumuz, emeklimiz, çiftçimiz, esnafımız enflasyon düştükçe alım gücü de artacaktır. 2025 yılında hedefimiz bu meseleyi büyük ölçüde çözüme kavuşturmaktır.

Asrın felaketinin ardından bölgede asrın inşa seferberliğini başlattık. Bu amaçla günümüz fiyatlarıyla toplam 2,6 trilyon lira harcadık. Yani bugünkü kurla 75 milyar dolar tutarında harcama yaptık. 155 bininci yuvamızın anahtarlarını Kahramanmaraş’ımızda hep birlikte afetzede kardeşlerimize teslim etmiştik. İnşallah 201 bininci yeni yuva ve işyerimizin anahtarlarını da yakında hak sahibi kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Bugün depremzedelerimizin barınma başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını giderdiğimiz umut dolu tabloyla karşı karşıyayız. 2025 yılında deprem bölgesi öncelikli gündemimiz olmayı sürdürecek. Aynı gayret ve azimle çalışarak kalan 252 bin konut ve işyerimizi 365 gün içerisinde tamamlayacağız. 2025 yılı içinde toplamda 453 bin yuva ve işyerimizi afetzede kardeşlerimize teslim edeceğiz.

Yıl bitmeden deprem bölgesindeki 11 ilimizde tüm vatandaşlarımız huzur, güvenli, dayanıklı yuvalarına kavuşacaktır. İşyerini açmayan hiçbir depremzede kardeşimiz kalmayacak. 2025 yılı bütçesinden 584 milyar lira kaynak ayırdık. ‘Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyerek milletin acılarına duyarsız olduklarını gösteren müflis siyasetçileri Allah’ın izniyle 2025 yılında da mahçup edeceğiz.

Böyle bir coğrafyada hayatta kalmanın biricik şansı caydırıcılıktır. Burada haklı olmak yetmez, hakkınızı korumak için aynı zamanda güçlü olmak zorundasınız. Romantikler ve ülkemizdeki muhalefet anlamasa da bu coğrafyada masadaki gücünüz bileğiniz gücünden gelir. Sendelediğimiz her dönemde yanı başımızda ilk biten adeta kanımıza susamış hasımlarımız oldu. Hasta düştüğümüzde döşümüzden bir parça et koparmak için kimlerin, hangi devletlerin sıraya girdiğini unutmadık, unutmayacağız.

Milli mücadeleyle Sevr’i yırtıp, atmakla kalmadık. Bu ülkeyi bir daha böyle bir travma ile karşı karşıya bırakmamak için yemin ettik. 2002’den bu yana temel hedefimiz, milletimizin bir daha asla beka sorunu yaşamamasıdır. Ecdadın hikmet dolu şu sözleri 22 yıldır bize rehberlik ediyor; ‘hazır ol cenge eğer ister isen sulhü salah’, eğer barış ve kurtuluş istiyorsan, savaşa her an hazır olacaksın. Türkiye dostları için bir güven ve emniyet kaynağı, vatanımıza uzanan kirli elleri de kimin olduğuna bakmadan kıracak kudrete fazlasıyla sahiptir.

2002’de sadece 56 firma varken bugün bu sayısı 3 bin 500’ü geçti. Savunma projelerin sayısı son 22 yılda 62’den yüzde 80 yerlilik oranıyla 1132’ye yükseldi, büyüklüğü de 100 milyar doları aştı. Sektörün cirosu 1,1 milyar dolardan 2023’te 15,5 milyar dolara çıktı. İHA, SİHA, elektronik harp, savaş gemisi üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasındayız. 248 milyon dolar olan ihracatımız 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 29 artışla 7 milyar 154 milyon dolara ulaştı.

Geçen yıl uzay, hava, kara, deniz, elektronik harp ve arge alanlarında birçok önemli projeyi hayata geçirdik. Milli muharip uçak KAAN ve Hürjet’in uçuş testlerine devam edilmiş, Gökbey helikopteri ilk teslimatını gerçekleştirmiştir. Kızılelma testleri sürerken Anka 3, Bayraktar TB3, TB2, Akıncı, Aksungur İHA’ların kabulleri yapılmıştır. TB3, TGC Anadolu’ya destek ekipmanı kullanmadan iniş ve kalkış yapmıştır. İlk SİHA olarak tarihe geçmiştir. Piri Reis denizaltısını hizmete aldık. Hızır Reis denizaltısı deniz denemelerine başladı. Murat Reis’in donatım çalışmalarına devam ettik.

Yerli ve milli olarak geliştirilen çelik kubbe projesine bismillah dedik. Hem 800 kilometre ve üzeli menzilli füze stokumuzu güçlendirmeyi, 2 bin kilometre ve üzeri menzilli füze geliştirme programımızı hızlandırmayı kararlaştırdık. 2025 yılında inşallah bunlara yenilerini ekleyeceğiz. Geçtiğimiz hafta ana muhalefetin safsata diyerek burun kıvırdığı ülkemizin fırkateynini yüzde 100 yerli ve milli olarak tasarladık. 7 milgem fırkateynimizin inşası devam ediyor. TF 2000 hava savunma harbi muhribimizin ilk kaynağını tersanede gerçekleştirdik. Dosta güven aşılayan, düşmana korku salan bir Türkiye için savunma sanayi sektörümüzün tüm paydaşlarıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.

2024 yılına dair karnemizi 20 ana başlık 239 farklı infografikle 31 Aralık’ta sosyal medya hesabımızdan paylaştık. 2025’te de 85 milyon demeden gece gündüz çalışacağız. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak yakın gelecekteki en önemli hedeflerimizden biridir. Arkasına terörü ve teröristi alarak siyaset olmaz, olamaz. Hiçbir medeni ülke buna izin vermez. Terörün karanlık gölgesi ülkemiz siyaseti üzerinden çekildikçe Türkiye daha sağlıklı, olgun ve özgürlükçü zemine kavuşacaktır.

Komşumuz Suriye’de gerçekleşen epik devrimle hem bu ülkede hem bölgemizde artık yeni bir dönem başlamıştır. Yeni Suriye yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğü, birliği temelinde Suriye inşa etmeye çalıştığını ve bunda kararlı olduğunu görüyoruz. Bizim de beklentimiz bu yöndedir. Suriye’nin parçalanmasına, üniter yapısının bozulmasına rıza göstermeyiz. Bu konuda risk görürsek gerekli adımları süratle atarız. Suriye’deki ihtilafı ve DEAŞ tehlikesini fırsata çevirenler kadim gerçeklerle yüzleşmiştir. Bu gerçek bölgenin geleceğinde teröre yer olmadığıdır.

Açık söylüyorum, silahları ile birlikte toprağa gömülmelidir. Türkiye nasıl tavizsiz bir iradeye sahip olduğunu pek çok kez göstermiştir. İş o raddeye varırsa bir gece ansızın yine gelebiliriz. Allah’a şükür bunu yapacak gücümüz, kapasitemiz ziyadesiyle vardır. Sorumlulukta bulunanlar ne provokasyonlara gelmeli ne de milleti provoke edecek cümleler kurmalıdır. Kimi il ve ilçelerimizde açtıkları hendeklerle kantonculuk peşinde koşanları nasıl o çukurlara gömdüysek, bugün de aynı niyeti taşıyanlar çıkarsa bunların bedelini onlara misliyle ödetiriz.

Biz iktidar ve ittifakı olarak terörsüz Türkiye hedefimizi öyle veya böyle ama mutlaka gerçekleştireceğiz. Elbette bunu suhulet ve sükunetle olmasını temenni ederiz. Bu yıl veya bu yol tıkanır veya dinamitlenirse o zaman devletimizin kadife eldivene sarılı demir yumruğunu kullanmakta çekinmeyiz. Sonuçta kardeşliğin, birliğin, beraberliğin kazanacağına inanıyoruz.

Güçlü toplum güçlü ailelerle mümkündür. Bu konuda ciddi meydan okumalarla karşı karşıyayız. Cinsiyetsizleştirme politikaları herkesin malumu. LGBT meselesi bugün aileye dönük en ciddi tehlikelerin başında gelmektedir. Ülkemizde doğurganlık seviyesi gerilemiştir. Bu durum alarm vericidir. Türkiye açısından varoluşsal tehdittir. En az 3 çocuk çağrımızın ne kadar önemli olduğunu böylece görmüş oluyoruz. 2025 senesini Aile Yılı ilan etmeyi kararlaştırdık. Yıl boyunca Aile ve Sosyal Hizmetleri Bakanlığımız koordinasyonunda aile yapımızın güçlendirilmesi ve korunması için kapsamlı çalışmalar yürüteceğiz.

Şimdi internet ve dijital altyapımızı güçlendirecek yeni adım atıyoruz. 5 G ihalemizi 2025 senesi içinde yapacağız. 2026 yılında ilk sinyalimizi almayı hedefliyoruz. Bu hafta vesilesiyle her bir vatandaşımızdan enerjiyi daha tasarruflu ve verimli kullanmalarını istirham ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Macron: Fransa, Suriye Kürtlerini Terk Etmeyecek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede kritik rol oynayan Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) terk etmeyeceğini söyledi.

Haber Merkezi / Bu açıklamaların zamanlaması, Ortadoğu’da süregelen bölgesel gerginlikler ve değişen ittifaklar göz önüne alındığında özel bir önem taşıyor.

Fransa ve diğer Batılı ülkeler, özellikle 2014 yılından itibaren YPG’nin (Halk Koruma Birlikleri) ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG), Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele kapsamında destek vermeye başladı.

Bu destek, IŞİD’e karşı Suriye’de yürütülen operasyonlar sırasında yoğunlaştı. YPG, ABD liderliğindeki koalisyonun sahadaki en etkili ortaklarından biri olarak görülerek lojistik, silah ve eğitim yardımları aldı.

Ancak bu destek Türkiye ile Batılı ülkeler arasında ciddi gerilimlere yol açtı. Çünkü Türkiye, YPG’yi Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Suriye kolu olarak görüyor. Batılı ülkeler, desteklerini ‘terörle mücadele’ye dayandırırken, Türkiye bunu ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendiriyor.

Emmanuel Macron ayrıca, Batı’nın Beşşar Esad’ın devrilmesinden sonra Suriye’deki yeni yönetim konusunda saf olmaması gerektiğini söyledi.

Paylaşın

Otomotiv Satışlarında Tüm Zamanların Rekoru

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında artarak bir milyon 238 bin 509 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Aralık ve Ocak – Aralık 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2024 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 oranında artarak bir milyon 238 bin 509 adet oldu.

Otomobil satışları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,3 oranında artarak 980 bin 341 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 2,7 azalarak 258 bin 168 adet oldu.

Aralık ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,3 artarak 170 bin 249 adet oldu. Aralık ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,6 artarak 134 bin 811 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 9,9 artarak 35 bin 438 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 43,1 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 49,6 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık aralık ayı ortalama satışlara göre yüzde 22,8 arttı

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 85,7’sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 543 bin 427 adetle yüzde 55,4 pay, B segmenti otomobiller 291 bin 689 adetle yüzde 29,8 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 56,8 pay, 556 bin 548 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 25,4 pay ve 248.902 adet satış ile Sedan, yüzde 16,8 pay ve 164 bin 443 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 588 bin 914 adetle yüzde 60,1 pay, Hibrit otomobil satışları 184 bin 177 adetle yüzde 18,8 pay, Elektrikli otomobil satışları 105 bin 315 adetle yüzde 10,7 pay ve Dizel otomobil satışları 95 bin 985 adetle yüzde 9,8 pay, Otogazlı otomobil satışları 5 bin 950 adetle yüzde 0,6 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 63,4 artarak yüzde 8,7 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 0,1 artarak yüzde 2 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 12,3 azalarak yüzde 69,7 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 1,9 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 19,7 azalarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 278 bin 540 adetle yüzde 28,4 pay, 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 234 bin 596 adetle yüzde 23,9 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 897 bin 143 adetle yüzde 91,5 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 83 bin 198 adetle yüzde 8,5 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 74,3 pay ve 191 bin 880 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 12,4 pay ve 32 bin 111 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

CHP, DEM Parti İmralı Heyeti İle Görüşecek Mi? Açıklama Geldi

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, DEM Parti heyetinin yarın CHP heyetini saat 10.30’da ziyaret edeceğini belirterek, “Bu ziyaret ve görüşme bizim her zaman altını çizdiğimiz TBMM’nin bu konudaki tek çözüm yeri olması gerektiğidir. Ziyaret yine TBMM’de gerçekleştirilecektir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Sözcüsü Yücel, CHP heyetine Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlık edeceğini ve Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Gölge Adalet Bakanı ve Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın’ın eşlik edeceğini kaydetti.

İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Van Milletvekili Pervin Buldan ve Ahmet Türk’ten oluşan heyet, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, ardından AK Parti heyeti ve son olarak da Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan ile görüştü.

DEM Parti İmralı heyeti yarın saat 10.30’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Meclis’te ziyaret edecek. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, gelişmeyi şu sözlerle duyurdu:

“CHP heyetini yarın saat 10.30’da DEM Parti heyeti ziyaret edecektir. Bu ziyaret ve görüşme bizim her zaman altını çizdiğimiz TBMM’nin bu konudaki tek çözüm yeri olması gerektiğidir. Ziyaret yine TBMM’de gerçekleştirilecektir .

CHP heyetine Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel başkanlık edecek. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e Genel Sekreterimiz Sayın Selin Sayek Böke, Gölge Adalet Bakanımız ve Genel Başkan Yardımcımız Sayın Gökçe Gökçen ve Grup Başkan Vekilimiz Sayın Gökhan Günaydın eşlik edecektir”

DEM heyeti yarın ayrıca DEVA Partisi Genel Merkezi’nde Ali Babacan ve TBMM’de Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile bir araya gelecek. Bu arada TBMM’de temsil edilen İYİ Parti ise kapılarını kapatarak DEM Parti heyetine randevu vermemişti.

Paylaşın

Kulis: Emeklilere “Refah Payı” Artışı Gündemde Yok

İşçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine “refah payı” artışı gündemde değil. Bu yönde bir çalışmanın olmadığı ifade edilirken, en düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

TÜİK’in çarşı pazar fiyatlarıyla örtüşmeyen tartışmalı enflasyon hesabıyla işçi ve Bağ-Kur emekli aylığına yüzde 15,75, memur emeklisine ise yüzde 11,54 artış yapılacak. En düşük emekli aylığının ise 14 bin 500 liraya tamamlanacağı konuşuluyor.

Emekliler bu artışların zam değil, sadece enflasyon farkı olduğuna dikkat çekerek, ‘refah payı’ artışı talep ediyor. Ekonomim’den Canan Sakarya‘nın AK Parti kulislerine dayandırdığı haberine göre, işçi ve Bağ-Kur ile memur emeklilerine ‘refah payı’ artışı gündemde değil. AK Partililer bu yönde bir çalışma olmadığını da ifade ediyor. Sadece memur emeklisi maaş artışının da işçi emeklileri gibi yüzde 15,75 olabileceği ihtimali var. Ancak şu ana kadar bu yönde bir çalışma yapılmış değil.

Yaklaşık 4 milyon emekliyi ilgilendiren en düşük emekli maaşının belli bir düzeye çekilmesi yönündeki çalışmaya ise bu hafta son halinin verilmesi bekleniyor. Yapılacak artışla en düşük emekli maaşının 14 bin 500 ya da 15 bin liraya tamamlanacağı ifade ediliyor.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nden AK Parti’ye Ziyaret

İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti, siyasi partileri bilgilendirme kapsamında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti grubunu ziyaret etti.

Haber Merkezi / DEM heyetini, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve AK Parti Grup Başkan vekili Özlem Zengin kapıda karşıladı. Görüşmede AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de bulunuyor.

Görüşme sonrası açıklama yapan AK Partili Abdullah Güler, “Olumlu bir şekilde sohbet ettik. Daha sonraki günlerde açıklama yapılacaktır” dedi. Heyet, AK Parti grubuna giderken sorulan ‘süreç nasıl gidiyor’ sorusuna Pervin Buldan, “İyi, fena değil” diye yanıt verdi.

DEM Parti heyeti, AK Parti ziyareti öncesi, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etmişti. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ahmet Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Kendileri yaşadığımız süreçle ilgili çok istifade ettiğimiz bilgiler aktardılar. Çok samimi ve açık yürekli bir istişare oldu. Biz de kendi kanaatlerimizi, geçmişte yaşadığımız tecrübelerden nasıl dersler çıkarılması gerektiğini vurguladık.

Dünyanın büyük bir türbülansa girdiği ve büyük bir tsunami yaşandığı Suriye-Irak-Lübnan-Ürdün-Filistin ekseninde yaşanan hızlı değişime intibak bağlamında da Türkiye’nin kendi iç bünyesini tahkim etmesinin önemli olduğunu vurguladık. İç bünyeyi tahkim etmek, güçlendirmek ancak ve ancak demokrasinin inşası ile olabilir.

Bu da Türklerin, Kürtlerin, bütün vatandaşların hukukunun korunduğu ve vatandaşların geleceğe umutla baktığı bir perspektifle olur. Çok önemli bir sürecin içinden geçiliyor. Tavsiyem, Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan ve toplum katmanlarına yayılan bu dönemde soğukkanlılıkla provokasyonlara kapalı olarak, kamu düzenini gözeterek ve derin tarih bilgimizden, bilincimizden ve tecrübelerimizden hareketle geleceğin barış içinde yaşanacağı güçlü Türkiye’nin inşa etmektir.

Suriye ve Irak bağlamındaki gelişmeleri de gözden geçirdik. O konuda da kanaatlerimizi paylaştık. Türkiye’nin kendi iç yapısını tahkim etmesi, Suriye ve Irak’ta da barışçıl çözüme önemli katkılar sunacaktır. İnşallah hayırlısıyla bu süreç doğru istikamette ilerler.”

“Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi”

DEM Partili Sırrı Süreyya Önder “Yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında bugün Gelecek Partisi Genel Başkanı ve eski süreçte birlikte çalışma fırsatı yakaladığımız Sayın Ahmet Davutoğlu Hoca ile görüştük. Biraz geçmiş tecrübeleri paylaştık. Yeni görüşmeler ışığında, yeni gelinen nokta ışığında bizde olan bilgileri kendisine aktardık. Tavsiye, öneri, eleştiri uyarılarını rica ettik. Sağ olsun bizi ayrıntılı şekilde bilgilendirdiler” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın “Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir şekilde kırılma gerçekleşecek barışı inşa edeceğiz ya negatif yönde kırılmalar gerçekleşecek ve her yer Gazze olacak. O nedenle devlet aklına biz buradan seslenmek istiyoruz. İmralı’da gerçekleşen bu görüşme yetmez, İmralı kapıları açılmalıdır, Öcalan’ın barış için, sadece Türkiye barışı değil bütün Ortadoğu barışı için de çalışabileceği fiziki koşulların sağlanması gerekir” açıklamaları da sorulan Önder şunları kaydetti:

“O açıklamalar bağlamından koparılmış bir açıklama. Barış kolay bir şey değil ama dünyanın en güzel şeyi. Kimse bu açıklamaları bağlamından koparıp üzerinde tepinmesin. Bizim yaklaşımımız, felaketle tarif etmek değil barış süreci kolay değil ancak barış güzel bir şeydir.

DEM Parti heyetinin bir sonraki durağı Saadet Partisi oldu. Bu görüşme sonrasında Önder “İnşallah bu ülkenin barışı ve kardeşliğinden önemli hiçbir şey yoktur. Bütün fertlerimizle birlikte, el birliğiyle bunu tesis edeceğiz. Barışın kaybedeni olmaz, hepinizi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise heyetin ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını belirterek “Önemli bir süreç yaşıyoruz, süreçle alakalı katkılarımızı ve kaygılarımızı kıymetli heyetle paylaştık. Önemli bilgilendirmelerde bulundular, biz bu bilgilendirmeleri yetkili kurumlarımızla görüşeceğiz. Yakın bir zamanda sürece katkı anlamında kendilerine destek olmaya çalışacağız” açıklaması yaptı.

Öte yandan DEM Parti heyeti, 7 Ocak Salı günü saat 13:00’te DEVA Partisi Genel Merkezi’nde Ali Babacan ve 15:30’da ise Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi’nde Fatih Erbakan ile görüşecek.

Paylaşın

Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu

82. Altın Küre Ödülleri’ne bu yıl Holokost’tan kurtulan ve ABD rüyasının peşine düşen bir adamın öyküsünü anlatan “The Brutalist” ve müzikal gerilim filmi “Emilia Perez” damga vurdu.

Altın Küre Ödülleri’ne bu yıl 85 ülkeden 334 gazeteci tarafından yapılan oylama sonucu verildi.

“The Brutalist” en iyi drama filmi seçilirken, filmin yıldızı Adrien Brody en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı. “Emilia Perez” ise en iyi müzikal ya da komedi filmi ödülüne layık görüldü. Demi Moore, The Substance (Cevher) filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı. En iyi yönetmen ödülünü “The Brutalist” ile Brady Corbet aldı.

Altın Küre, yılın ilk büyük ödül töreni olarak ödül sezonunu resmen başlattı.

Bu sezon, ‘Emilia Perez,’ ‘The Brutalist,’ ‘Anora’ ve ‘Conclave’ gibi filmlerin favori olarak öne çıkmaya çalıştığı ancak geçen yılın gişe rekortmeni ‘Oppenheimer’ ile karşılaştırıldığında net bir liderin olmadığı, belirsiz bir yarışa sahne oluyor.

Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın ‘Emilia Perez’ filmi ise ödül sezonunda dikkatleri üzerine çekti. Meksika’da geçen, cinsiyet geçişi, karteller, koreografiler ve vajinoplasti hakkında şarkılar içeren bu gangster trans müzikali, Altın Küre’de dört ödül kazandı: En İyi Film (Komedi veya Müzikal), En İyi İngilizce Olmayan Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Zoe Saldana), ve En İyi Şarkı.

Audiard, ödül konuşmasında, ‘Emilia Perez’in, Karla Sofia Gascon kadar güçlü ve tutkulu bir kadını arkadaşları arasında sayma şansı olmayanlar için bir ışık olmasını umuyorum,” dedi. Ödülünü, geleceğe dair endişe taşıyanlara adayan yönetmen, hakları için mücadele etmeye devam etmeleri çağrısında bulundu.

Altın Küre gecesi, unutulmaz anlara sahne oldu. Başrol oyuncusu Karla Sofia Gascon, ödül konuşmasında Jacques Audiard’ın mesajını güçlendirdi: “Bizi hapse atabilirsiniz, dövebilirsiniz ama ruhumuzu alamazsınız. Sesinizi yükseltin ve ‘Ben neysem oyum’ deyin.”

Jacques Audiard’ın ‘Emilia Perez’ filmi, törende 10 adaylıkla öne çıkmış ve yayıncı Netflix için büyük bir zaferi temsil etmişti.

Ödül töreninde bir diğer dikkat çeken film ise Brady Corbet’in ‘The Brutalist’iydi. En İyi Film (Drama), En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu (Adrian Brody) ödüllerini kazanan bu tarihi drama, epik anlatımı ve dokulu yapısıyla Venedik’te büyük beğeni toplamıştı. Corbet, En İyi Yönetmen kategorisinde Jacques Audiard, Sean Baker ve Coralie Fargeat gibi güçlü rakipleri geride bırakarak ödüle uzandı.

Törende dikkat çeken diğer ödüller arasında, Demi Moore’un Coralie Fargeat’ın ‘The Substance’ filmindeki çarpıcı performansıyla kazandığı En İyi Kadın Oyuncu (Komedi veya Müzikal) ödülü vardı. Moore, sahnede duygularını “Bir aktris olarak ilk kez bir ödül kazanıyorum!” diyerek dile getirdi.

En İyi Kadın Oyuncu (Drama) kategorisinde ise tarihi bir an yaşandı. Fernanda Torres, Walter Salles’in derinlemesine etkileyen “I’m Still Here” filmindeki performansıyla ödüle layık görülen ilk Brezilyalı oyuncu oldu. Bu ödül, hem Torres hem de Brezilya sineması için büyük bir gurur kaynağı olarak öne çıktı.

Sebastian Stan, geçen yıl Berlinale’de En İyi Erkek Oyuncu dalında kendisine Altın Ayı kazandıran ‘A Different Man’ ile Altın Küre Ödülü’nün de sahibi oldu. “Engellilik konusundaki cehaletimiz ve rahatsızlığımız artık sona ermeli,” diyen Stan, filmin fiziksel şekil bozukluğuyla ilgili olduğunu belirtti. “Bunlar zor konular ama bu filmler gerçek ve konuları önemli.”

Televizyon tarafında ise Japonya’da geçen çarpıcı tarihi drama ‘Shogun’un En İyi Dizi (Drama) ve çok sayıda oyunculuk ödülü de dahil olmak üzere toplam dört ödül kazanmasıyla oldukça tahmin edilebilir bir akşam oldu.

Geçen yıl Christopher Nolan’ın ‘Oppenheimer’ı yarışı domine etmiş ve beş Altın Küre kazanarak Oscar’da En İyi Film ödülünü almıştı. Bu yılki yarışın böyle bir öncüsü yok ve öngörülemez olmaya devam ediyor.

‘Emilia Perez’ ve ‘The Brutalist’ favoriler olarak öne çıkarken, ‘Conclave’ ve ‘Anora,’ özellikle de geçen yılki Altın Palmiye zaferinden sonra, biraz hız kaybetmiş gibi görünüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın