Antalya: Nephelis Antik Kenti

Nephelis Antik Kenti; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi, Muzkent Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşlarıyla ulaşım mümkündür.

Kentin adına arkeoloji literatüründe rastlanmamıştır. Ancak Nephelis olarak lokalize edilebilir. Kent üç bölümden oluşmaktadır.

Ala Kilise olarak bilinen düzlükte yer alan yapı kalıntısı. Akrapol ve yamaçları ile kuzey kısmı. Birinci bölümdeki yapı dikdörtgen planlı çok mekanlıdır.

İkinci bölümdeki akrapol kuzeyindeki küçük tepenin üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Sur duvarları kısmen sağlamdır. Burada tapınak niteliğini taşıyan bir yapı kalıntısı vardır.

Üçüncü bölüm ise tahrip olmuş tek bir yapının bulunduğu yerdir. Kentin geniş bir akrapolü ve taş yatağı vardır.

Paylaşın

Antalya: Altıkapı Han

Altıkapı Han; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi, Yakacık Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

Yaklaşık dikdörtgen planlı moloz taş ve harç kullanılarak yapılmış önde revak kısmı yer almaktadır. Revak açıklıkları kemerli kapılarla sağlanmış. Bunlardan üç tanesi tam olarak kalmış diğerleri yıkılmış durumdadır.

Bunun dışında yapı sağlam olup, revakın kuzey yönünde birbirine paralel altı uzun mekan yer almaktadır. Mekanlar birbirine kemerli kapılarla bağlanmaktadır. Mekanlar içerisinde mazgal delikleri aydınlatmayı sağlamaktadır. Yapı yanındaki köşkle bağlantılı bir han olabilir.

Paylaşın

Antalya: Cestrus Antik Kenti

Cestrus Antik Kenti; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine 6 km. mesafede yer alan Antik Kente şehir içi araçlarla ulaşım mümkündür.

Kilisetepe olarak gösterilen 350 metrelik yükselti üzerinde yer alır. Kalıntılar yaklaşık 400 metrekarelik bir alana yayılmıştır. Yazıtlara göre Cestrus Antik Kenti olarak lokalize edilmiştir. Kenti çevreleyen sur duvarları tepedeki plato boyunca uzanmakta ve güney yönde hala görünmektedir.

Surun çevrelediği plato üzerinde geniş bir agora, Vepasianus’ a ait olduğu sanılan bir tapınak, bunu güneyinde Antonius tapınağı ve agoranın doğusunda bir anıtsal mezar bulunmaktadır. Kent yazıtlara göre MS 1 ve 2. yy’ a tarihlenmektedir.

Paylaşın

Antalya: Bıçkıcı Manastırı

Bıçkıcı Manastırı; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi, Kayhalar Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Erken Bizans döneminde tarihlenen manastır yapıları denilebilecek kalıntılar yer almaktadır. Tüm yapılar yerel moloz taşlardan bol harçlı yapılmış olup, tüm yapıların merkezinde sayılabilecek üç motifli dairevi apsisli bir bazilika vardır. Sadece kuzey duvar ayakta kalmıştır. Kilisede en az iki belki üç yapı evresi görünmektedir. Daha sonra sarnıca dönüştürülmüştür.

Paylaşın

Antalya: Sayacak Mağarası

Sayacak Mağarası; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi, Gökkuzluk Yaylası sınırları içerisinde yer almaktadır. Özel araçla ulaşım sağlanmaktadır.

Karstik sahalarda akarsuların kalkerli kayaçları eriterek yeraltında oluşturmuş oldukları kilometrelerce uzunluktaki yeraltı dehlizleri de ilçe sınırları içinde rastlanan oluşumlardandır. Gökkuzluk Yaylası’nda bulunan bu düden şekli nedeniyle bu adı almıştır.

Paylaşın

Antalya: Yalan Dünya Mağarası

Yalan Dünya Mağarası; Antalya’nın Gazipaşa İlçesi, Beyrebucak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

Son zamanlarda yapılan hummalı çalışmalardan sonra Akdeniz bölgesinin en ilgi çeken mağaralarından biri haline gelen Yalandünya Mağarası, dağın 400 metre içinde bulunur. Mağaranın en büyük özelliklerinden biri de oluşumunun hala devam ediyor oluşudur. İçinde tarih boyunca oluşmuş tünelleri gezerken odacıklara bağlanabilinmektedir. Devasa sarkıt ve dikitler ile oyuklar bulunmaktadır.

Boyu yaklaşık olarak 4 kilometre olan mağaranın yalnızca 450 metresi ziyaretçiler tarafından gezilebiliyor. Yaklaşık 50 yıl önce göçük sonrası ortaya çıkan Yalandünya Mağarası’nın içerisinde yapılan tadilatla yürüyüş yolları ve ışıklandırma sistemi yapılan mağaranın, yaklaşık 5 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

Mağaraya Yalandünya Mağarası denmesinin de bir hikâyesi vardır. Efsaneye göre zamanında bu mağarada yaşayan bir adam çevre köylerden bir kıza âşık olur ve bu aşk karşılıklıdır. Bu iki âşık mağarada bulunduğu bir sırada deprem olur ve mağara çökerek bu iki aşığı ayırır. Böylece aşkları da hayatları da yalan olur ve mağaranın adı Yalandünya Mağarası olarak anılmaya başlanır.

Paylaşın

Antalya: Kırkgöz Kemeri

Kırkgöz Kemeri; Antalya’nın Finike İlçesi, Hasyurt Beldesi sınırları içinde Alakır Çayının üstündedir. 

Kırkgöz Kemeri ya da Eski Roma Dönemi ismiyle Limyra köprüsü, dünyanın en eski segment kemere sahip köprüsüdür.

Uzunluğu 360 metre olan bu köprü, 5.3 e 1 ok oranıyla yirmi tane kemer, köprünün yassı bir görünüme sahip olmasına sebep verir. Köprülerin yapımında bu orana ancak Geç Ortaçağ Döneminde ulaşılabilmiştir.

Tarihi ve teknik bakımdan olağanüstü önemi olan bu köprü, Türkiye’de çok bilinmemektedir. Köprüyle ilgili antik dönemden kalan bilgi yoktur.

Yapıya ait ilk tarifler, XIX. Yüzyıla ait seyyah seyahatnamelerinde görülür. 1940 senesinde Charles Felows, seyahatnamesinde köprünün yirmibeş kemeri olduğunu yazmıştır. Aynı bilgi, Forbes ve Sprat’ta da bulunmaktadır.

1882 senesinde yapılan saha gezintisinde, bu köprünün, Antalya’yı Limyra’ya bağladığı saptanmıştır. Bu tarihte köprünün eskizi veya planı hazırlanamamıştır.

Köprüdeki ilk ve tek bilimsel ölçüm, Joahim Ganzert ve Wolfgang Wurster tarafından yapılmıştır. 1973 senesinde yapılan ve iki gün süren bu ölçümün tamamlanması üç sene sürmüştür.

1978 senesinde Archaologischer Anzeiger adlı arkeoloji dergisinde, Kırkgöz Köprüsünün zarar görme tehlikesine dikkat çekilmiştir.

Paylaşın

Antalya: Kafi Baba Türbesi

Kafi Baba Türbesi; Antalya’nın Finike İlçesi, Yuvalı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Türbe, 1812 yılında ölen Hasan Baba’ya aittir. Türbenin 1960’ta onarılmış olan baştaşı kırıktır. Türbenin kuzeyinde 1,75 m. yüksekliğindeki derviş mezartaşı 12 segmanla süslüdür.

Söylenceye göre, Kâfi Baba Kaygusuz Abdal’ın 40 dervişi ile birlikte Mısır’a gitmiştir. Mısır Sultanı’nın kızını ölümcül bir hastalıktan kurtarmış; Mısır Sultanı kendisini ödüllendirmek isteyince, elinde bulunan boynuz şeklindeki şişeyi yağla doldurmasını söylemiştir. Şişeyi bir türlü dolduramışlar; bunun üzerine Baba, kâfi, kâfi demiştir. Şişe birden yağla dolmuş; babanın adı da Kâfi Baba kalmıştır.

Türbenin kitabesinde, ” (Piri Sani hazreti Abdal Mûsâ Hâdimi Gülşen-i zar içre esrarı hakayık mahremi Aşkeri o şahın devlet eyyâmında Kafi Baba iş bu erin namına Seyyid İbrahim dede ol pişvayı müminin Siyusal mesnedinde olmuştu hemnişin Tarihtir şeş cihanın paşhanı dideban 1231) yazılıdır.

Paylaşın

Antalya: Suluin Mağarası

Suluin Mağarası; Antalya’nın Finike İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine çok yakındır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla mağaranın bulunduğu bölgeye ulaşım mümkündür.

Suluin mağarası, 80 metrelik giriş ağzıyla Asya Kıtası nın bilinen en derin mağarasıdır. 27 Ağustos 1995 tarihinde bir su altı araştırma ekibinin mağaraya yaptıkları dalışta 122 metreye kadar inmişler, fakat mağara sonuna ulaşamamışlardır.

Esrarengiz görünümüyle dikkati çeken Suluin, halk arasındaki adıyla “İncirli” Mağarası, tarihten günümüze kadar gerçek anlamda keşfedilmemiş bir sır olarak gizemini koruyor. Antik dönemde önemli bir liman kenti olan Finike’nin, başlıca doğal zenginliklerinden Suluin Mağarası, Finike’ye gelen herkesin ilgisini çekiyor.

1955 yılında mağarada araştırma yapmak isteyen Amerikalı sualtı ekibinden iki kişinin 122 metre derinliğe ulaştıkları, ancak burada öldükleri, bu nedenle de mağaraya giriş ve dalış yasağı getirildiği bildirildi. Amerikalı dalgıçların yaptıkları dalışlarda, Suluin Mağarası’nın, Asya kıtası’nın en büyük sualtı mağarası olduğunu tespit ettikleri de belitildi.

Antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. Bu oluşumun altından bir çok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır. Kırkgöz mevkiindeki Suluin mağarası bu kaynakların doldurduğu ve içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir.

1995 yılında yapılan araştırmada mağara derinliğinin 83 metreye ulaştığı ve kanallardan daha ilerlendiğinde 45 metre civarı bir derinlikte büyük bir salonun içine girildiği saptanmıştır. Bu salonun duvarları sarkıtlar, traverten havuzlar ve diğer oluşumlarla kaplıdır. Salona giren ve çıkan çok sayıdaki yan kollar olduğu yapılan araştırma dalışlarında görülmüştür.

Paylaşın

Antalya: Abdal Musa Sultan Türbesi

Abdal Musa Sultan Türbesi; Antalya’nın Elmalı İlçesi, Tekke Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal’ın kabirleri vardır. Türbe, Elmalının en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir.

Abdal Musa Sultan Kimdir?

Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürüdür. Aslen Horasanlıdır: Azerbaycan’ın Hoy Kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan “Hoylu“ olarak tanınır.

Hacı Bektaş-i Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu olan Hasan Gazi’nin oğludur. Abdal Musa Sultan Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14yy. da yaşadığı Osmanlıların Bursa’yı fethettiği yıllarda Orhan Bey’in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş-i Velinin önde gelen halifelerindendir.

Payesi “Sultanlık“, mertebesi “Abdallık“ tır. Pir evinde hizmet postu ise, “Ayakçı Postu“ dur. Bu post, Bektaşi Tarikatındaki on iki posttan onbirincisi olup diğer adı “Abdal Musa Sultan Postu’dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir. Abdal Musa Sultan, kuruduğu tekkesinde sayısız kişiler irşat etmiş ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de Alevi- Bektaşi Edebiyatının abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdaldır.

Alevi Bektaşi inancında önemli bir yere sahip olan Abdal Musa, her yıl Haziran ayında düzenlenen etkinliklerle anılır. Türkiye’nin dört bir yanından gelenler, etkinlikler çerçevesinde kurbanlar kesip, semah dönerler. Abdal Musa’nın Gömbe Mahalle’sinde asasını yere vurarak su çıkardığına yönelik efsane dilden dile dolaşır. Rivayete göre Gömbe’ye giden Abdal Musa, bir dağ köyüne de uğrar.

Susuzluğun neden olduğunu kuraklık nedeniyle Abdal Musa’ya yiyecekler ikramda bulunmayan köylü durumdan rahatsız olur. Köylünün bu haline acıyan Abdal Musa, suyu çıkardıktan sonra mahsullerin yarısını kendilerine vermeleri hakkında söz alır. Asasını yere vurur; oradan su fışkırmaya başlar, su nedeniyle bol mahsul alan köylü, ürünün yarısını almaya gelen Abdal Musa’yı tanımazdan gelir. Bunun üzerine Abdal Musa “Yazın su içmeye kışın geçmeye yol bulamayın“ der. İşte o gün bugündür, dağın yamacından fışkıran su, yazın Elmalı Ovası’na kışın Kaş Ovası’na akar. Bu nedenle suya “Uçarsu“ denir

Paylaşın