Burdur: Taş Oda Konağı

Taş Oda Konağı; Burdur’un Merkez İlçesi, Pazar Mahallesi, Veis Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Taş Oda Konağı 17. yy’dan kalma Osmanlı sivil mimarisinin ve Türk-İslam eserlerinin örneklerinden biridir. Bina iki katlıdır. Birinci kat taş, ikinci kat ise kerpiç ve ahşap yapı malzemesi kullanılarak inşa edilmiştir.

Birinci kata çıkışı sağlayan merdiven sahanlığının alt bölümünde bulunan çeşme kesme taş bloklar kullanılarak yapılmıştır. Evin zemin katında sivri kemerli ahırın yanında iki büyük, bir de küçük oda vardır.

İkinci kattaki dikdörtgen biçimli sofanın güney ve batı cephesi boyunca odalar sıralanır. Sofanın çatı kısmı ahşap çıtalarla çakma tekniğinde yapılmış olup, çıtalar ve çıtalar arasındaki büyüklü küçüklü üçgenler mavi, kırmızı ve yeşil renklerle boyanmıştır.

Sofanın kuzey kısmında baş oda yer almaktadır. Ahşap yüklük, dolap, davlumbaz, tavan ve pencere pervazlarının kalem işi altın-gümüş varak kaplı süslemeleri yapının en göz alıcı bölümleridir.

Paylaşın

Burdur: Veli Dede Türbesi

Veli Dede Türbesi; Burdur’un Yeşilova İlçesi, Onacak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

Köyün tarihinin çok eski olduğu söylenmektedir. Adının ise, burada medfûn Velî Dede’yi ziyarete gelenlerin, hastalıklarına şifa, dertlerine deva, dileklerine de karşılık bulduklarından, “Onacak” konulduğu ifade edilmiştir.

Bu kelimenin, “Onmak”tan geldiği sanılmaktadır. Mânâsı da, “İyileşmek, iyileştirmek, mesut, bahtiyar, saadet” demektir. Burdur’da, “Başı ondu veya, başı onmadı,” tabirinin de buradan neşet ettiği tahmin edilmektedir. Bilhassa Onacak’ta, delilerin ve ruh bozukluğu olanların tedavi edildiği tekkenin, harabeleri mevcuttur.

Onacak Köyü’nde bulunan türbenin kapısının yanındaki nişten, Selçuklu binalarında kullanılan tuğlalardan anlaşıldığına göre, yine tahminen sekiz asırlık bir mazisi olabileceği söylenmektedir.

Türbe’nin Velî Dede’ye ait olduğu rivayeti gerçek sayılacak kadar yaygındır. Köyün fazla sulak oluşu, Velî Dede’nin burada keramet göstererek, asası ile su çıkarmasına atfedilmektedir. Velî Dede, türbenin içerisinde, sol tarafta, üstü yuvarlak bir mezar içinde yatmaktadır. Türbe sekiz köşelidir.

Paylaşın

Burdur: Niyazi Baba Türbesi

Niyazi Baba Türbesi; Burdur’un Yeşilova İlçesi, Niyazlar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

“Niyazi Baba” adıyla bir yatır ve bir türbe bulunmaktadır. Bu velînin adına izafeten ve hürmeten, köye de “Niyazlar” adı verilmiştir. Niyazi Baba Horasan’dan gelip burada konakladığı ilk yerde su yokmuş. Abdest alması için,”Kuzupınarı” mevkıî denilen yerde asası ile su çıkarmış ve abdestini almış şeklinde bir menkabesi vardır.

Niyazi Baba Yatırı ve Türbesi, bazı insanların dilek kapısı ve şifa umdukları makam ve mekân olmuş, Alevî ve Bektaşî zümrelerinin de Niyazi Baba Yatırı ve Türbesini ziyaret ettikleri yaşlı kişilerce ifade edilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Doğa Tarihi Müzesi

Doğa Tarihi Müzesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Zafer Mahallesi, Zafer Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gelişmiş ülkelerin bilimsel ve kültürel simgelerinden birisi olan Doğa Tarihi Müzeleri, ulusal ve yerel ölçekte doğa varlıkları bilgisini toplayan, arşivleyen, sergileyen ve de öğretici gücü olan sosyal/kültürel etkinliklerin gerçekleştiği çağdaş bir yaygın eğitim kurumudur. Doğa Tarihi Müzeleri, yerkürenin oluşumundan başlayarak geçmişle günümüz arasında bir köprü görevi üstlenir.

Yaşadığımız canlı ve cansız çevreyi bir bütün olarak algılamayı sağlamak için doğa varlıklarını güncel ve fosil örnekleriyle sergileyen ve toplumu bilgilendirmek amacı ile eğitim hizmetini üstlenmiş bilim merkezleridir. Ayrıca, doğa sevgisi ve biyolojik çeşitliliğin önemi ve korunması konusunda bilinç oluşturmak ve bu yoldan toplumun kazandığı kültürel değerleri de kuşaklar boyu aktarmak işlevini üstlenen Doğa Tarihi Müzeleri, yaşamın sürdürülebilirliği açısından farkındalık yaratan kurumlardır.

Burdur havzası ve onun tabanında yer alan Burdur Formasyonu gölsel çökellerden oluşmuştur. Havza içinde meydana gelen tektonik hareketlere bağlı olarak oluşan bataklık alanlar giderek göle dönüşmüştür. Burdur Pliyosen Gölü olarak bilinen bu gölün güneyinde yer alan Elmacık Omurgalı Fosil Yatağı Göller Yöresinin en verimli fosil yataklarından birisidir.

Güneybatı Anadolu’nun en büyük kapalı havzası olan Burdur havzasında yer alan Burdur ili Kemer ilçesi Elmacık Köyü Elmacık Deresi üzerinde 1998 yılında yapılan Elmacık Sulama Göleti çevresindeki omurgalı memeli hayvanlara ait fosil yataklarında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ile Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında yürütülen bilimsel kazılarda gün ışığına çıkarılan hayvan fosilleri dört sezonluk bir çalışma ile toplanarak müzemizin sergi materyalini oluşturmuştur.

Günümüzden yaklaşık 2.5 – 2 milyon yıl öncesinde Burdur çevresinde geniş düzlükler ve bozkır tipi bir ekolojinin baskın olduğu ve soyu tükenmiş karasal omurgalı memeli hayvanlardan Mammuthus meridionalis (güney filinin) yaşadığı ve havzada ormanlık alanların ve geniş su kütlelerinin varlığına işaret ettiği tespit edilmiştir. Burdur Elmacık faunası (hayvan topluluğu) elemanları arasında Anadolu’da bu tarih aralığında fosil kaydı olmayan veya az sayıda örnek ile bilinen yeni bulgulardan Bovidae (Boynuzlugiller) ve Rhinocerotidae (Gergedangiller) ilk kez ele geçen veriler olması nedeniyle çok değerlidir.

Equidae (Atgiller), Cervidae (Geyikgiller) gibi ailelerin Yunanistan, Fransa ve İspanya’nın yaşıtları ile hem zaman olması, bu geniş coğrafyadaki koridor boyunca görülen göçlerin Anadolu üzerinden gerçekleştiğine işaret etmektedir. Burdur Elmacık faunası bu kara koridoru üzerinde Anadolu’nun en zengin durağını oluşturmaktadır.

Paylaşın

Burdur: Boubon Antik Kenti

Boubon Antik Kenti; Burdur’un Gölhisar İlçesi, İbecik Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları ile ulaşım mümkündür.

Boubon Antik Kenti’nin tarihçesi hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır. Zamanla Balboura, Kibyra Tetrapolisi’ne girmiştir. Sonra Boubon diğer Tetrapolis şehirleri ile Lykia’ya geçmiştir.

Boubon Antik Kenti’nde Helenistik devre kadar inen kalıntılar ile birlikte Roma Çağı kalıntıları ayakta durmaktadır.

Tiyatrosu, tapınağı, agorası, şehir surları, gimnazyumu ve diğer yapıları ile ilk çağın önemli bir antik kentini oluşturmaktadır. Kentte bulunan bronz heykel, Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Burdur: Dörtayak Türbesi

Dörtayak Türbesi; Burdur’un Merkez İlçesi, Özgür Mahallesi’nde Hıdırlık (Hızırilyas) denilen bahçeler arasındadır.

Türbeye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bir Osmanlı yapısıdır. Kesme taştan yapılmıştır. Alt kısım kare planlı olup kapı eşiğinden yukarısı sekizgendir. Güney kenarında mihrap yer alır. Piramit çatılı bir külahla üzeri örtülmüştür.

Kuzeyinde basık yay kemerli bir kapısı vardır. 1984 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

 

Paylaşın

Burdur: Ulu Camii

Ulu Camii; Burdur’un Merkez İlçesi, Pazar Mahaallesi, Atabey Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hamitoğlu Dündar Bey tarafından 1300’de yaptırmıştır. Çelik Mehmet Paşa 1749’da onarım yaptırmıştır. Depremden sonra 1919’da ahşap karkas olarak yapılmıştır. İçten yarım kubbelidir. Kuzey kapısı yönündeki ikinci cemaat yerini 3 kubbe örtmektedir. Cami kesme blok taşlardan yapılmıştır.

Ahşap tavanlı ve kiremit çatılıdır. Beden duvarlarında iki sıra halinde sivri kemerli pencereler yer almaktadır. Selçuklu ve Beylikler dönemi Ulu Camileri’nde görülen mimari karakteristiğe uygun olarak camiinin kuzeyi, doğu ve batısında üç girişi vardır. Caminin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde bulunan iki minaresi kare kaideli silindire yakın çok gen gövdelidir.

Paylaşın

Burdur: Susuz Han

Susuz Han; Burdur’un Bucak İlçesi, Susuz Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Bucak İlçe Merkezi’ne 10 km mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhusrev döneminde (1237-1246) yapılmıştır. Susuz Han’ın sadece kapalı mekanı günümüze kadar korunarak gelebilmiştir. Taç kapının bulunduğu batı cephesi üzerinde kalan duvar ve tonoz izlerinden batı kesiminde bir avlusu olduğu anlaşılmaktadır.

Hanın kapalı kısmı doğu-batı yönlü bir orta sahın ile bu sahnı enine dik kesen beş sahınlı bir yapı olarak planlanmıştır. Binanın merkezinde, orta sahnın tonozu üzerinde bir kubbe yer almaktadır. Yapının beden duvarları yuvarlak ve çokgen kesitli payandalarla desteklenmiştir. Kapalı kısmın batısında kalan avlunun bulunması gereken bölümde 2008 yılında Burdur Müze Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi beraber bir kazı çalışması yapılmıştır.

Açık avlu yapısına ait verilerin ortaya çıkartılması amacıyla yapılan bu kısa süreli kazıda, çeşitli dönemlere ait seramik parçaları, Bizans dönemi seramik kap parçaları, 17. 18. Yüzyıllara tarihlenen lüleler, Roma Bizans dönemine ait ağırşaklar, II. Gıyaseddin Keyhusrev (1237-1246), II. İzzettin Keykavus ve III. Gıyaseddin Keyhusrev dönemlerine tarihlenen bakır sikkeler bulunmuştur.

Ayrıca kazılarda bulunan, 3 adet Osmanlı sultanlarına ait gümüş akçede, yapının Selçuklu döneminden sonrada kullanıldığının göstergesidir. Kazı çalışmaları sırasında, bol miktarda nal, nal çivisi, dövme mıh, halka ve zincir gibi metal objelerin bulunması yapının fonksiyonu ile yakından ilgili oldukları için önemli belgelerdir.

Paylaşın

Burdur: İncir Han

İncir Han; Burdur’un Bucak İlçesi, İncirdere Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Bucak İlçe Merkezi’ne 5 km mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu Selçuklu sultanlarından  Keykubat Bin Keyhusrev tarafından (1339-1340) yıllarında yaptırılmıştır. Avlusu ile birlikte dikdörtgen bir plana sahiptir. Avlu kısmı tamamen tahrip olmuş, kışlık bölümü çatı kısımlarından tahrip olmasına rağmen sağlam ve ayaktadır.

Hanın, ilk bakışta dikkati çeken kısmı,  kışlık bölüme giren taç kapısıdır. Büyük kesme taş bloklarla yapılmış beden duvarlarından, öne doğru çıkıntılı yapılan anıtsal taç kapının üst kısmında, içe doğru küçülen istiridye kabuğu formunda yuvarlak kemerli bir kapı nişi bulunur.

Bu kapı nişi dış cepheden iki yalancı sütun üzerine oturtulmuştur. Basık kemerli giriş kapısının üzerinde dört satırlık kitabesi vardır. Kervansarayın mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

İncir Han, Gayrimenkul Eski Eserler Anıtsal Yüksek Kurulunun 10/07/1982 tarih ve A-3741 sayılı karırı ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Burdur: Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos Antik Kenti; Burdur’un Ağlasun İlçesi, Kıraç Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ağlasun’a 7 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Denizden 1700 metre yüksekliğindedir. Sagalassos, Pisidia bölgesinin Roma imparatorluk döneminin en önemli şehridir. Şehirde bulunan yapıların büyük bir çoğunluğu Roma dönemine aittir. Sagalassos’un ilk tespiti 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır.

Bulutların arasındaki şehirde girişte konutlar, aşağıda hamam, kireç ve metal fırınları, aşağı agora (çarşı), çeşme ve odeon, daha yukarıda, kuzeyedoğru ilerledikçe konutlar, sağ tarafta tiyatro, Neon kütüphanesi, Helenistikçeşme, seramik üretim merkezi, şehrin merkezinde yukarı agora, meclis binası, kilise, sol üst tarafta heroon, tapınak ve Cladius kapısı bulunmaktadır.

Sagalassoslular M.Ö. 3. bin yılın sonlarında Batı ve Güney Anadolu’da yaşayan Luvi kabilelerinin bir kolu olan Pisidia halkındandır. M.Ö. 333 yılında Büyük İskender, bu şehri ele geçirmiştir. Sagalassos, Seleucid (Seleukos) ve Attalid (Attalos) hakimiyetlerine girmiş, M.Ö. 25 yılında Galatia kralı Amyntas’ın, ardından Agustus tarafından Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.

Hadrian’ın 120’li yıllarda Sagalassos’u Pisidia imparatorluk kültünün resmi merkezi seçmesi üzerine başlayan çok daha büyük çaplı ekonomik büyüme, bir yüzyıl sürecek imar büyümesini başlatmıştır. 6. yüzyılın ortasına kadar gelişmeye devam eden kent M.S. 590 yılında yaşanan büyük depremde yerle bir olmuştur. M.S. 13. yüzyıl ortalarında Selçukluların son Bizans kalelerini de ortadan kaldırmasına kadar kentin yıkıntıları arasında birkaç küçük köy ayakta kalmaya devam etmiştir.

En belirgin yapısı muhteşem Antoninler çeşmesidir. Şehir, İmparator Hadrian (M.S. 2. yy) döneminde ekonomik siyasi ve sosyal anlamda en iyi dönemini yaşamıştır. Sagalassos, küçük Asya’da belki de terk edildiği günden günümüze kadar en iyi korunagelmiş antik yerleşimlerden biridir. Sagalassos 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır. Kazılarda ortaya çıkan 5.5 metre civarında boyu olabileceği tahmin edilen İmparator Marcus Aurelius ve İmparator Hadrian’a ait heykeller ile çıkarılan diğer eserler Burdur Müzesinde sergilenmektedir.

Paylaşın