Edirne: İlhan Koman Konağı

İlhan Koman Konağı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Mithat Paşa Mahallesi, Maarif Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Heykel sanatımızın en değerli isimlerinden İlhan Koman’ın doğduğu Neo-Klasik üsluptaki konak, Rum mimar ve ressamlar tarafından Dr.Dimsa için 1908’de yaptırılmıştır. bir bodrum ve iki kattan oluşan yapı bir doktor evi olarak planlanmıştır ve tavan resimleri ile sıva üzerine boyamalarıyla ünlüdür.

İlhan Koman Hakkında Bilim, sanat ve teknik arasında fantaziyle beslenmiş bir uyum ve işbirliği üreticisi, rönesans sanatçısı ve bilim adamı olarak da tanımlanan dünyanın en ünlü yontu sanatçılarından İlhan Koman, Edirneli’dir ve 1921 yılında Kaleiçi’nde doğmuştur.

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra Paris’te öğrencilik, İstanbul Güzel Sanatlar ve Stockholm Sanat Akademisi’nde öğretim görevliliği yapmıştır. 1986’da Stockholm’de vefat etmiştir.

Paylaşın

Edirne: Saraçhane Köprüsü

Saraçhane Köprüsü; Edirne’nin Merkez İlçesi sınırları içerisinde Tunca Nehri üzerine yapılmıştır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1451 ‘da ll. Murat döneminin önemli devlet adamlarından Şahabettin Paşa yaptırmıştır. 120 m. uzunlukta. 5 m. genişliktedir.

11 ayaklı, 12 kemerli ve taştan köprünün iki yanındaki kemeri toprak altında kalmıştır. 1702’de orta kemeri yıkılan köprü Sultan ll. Mustafa tarafından onartıldığında 50 m. uzatılmıştır.

Köprünün doğusunda Saraçhane Mahallesi bulunduğundan bu adla da anılmaktadır. Sultan II.Abdülhamid döneminde de onarım görmüştür.

Paylaşın

Edirne: Fatih Köprüsü

Fatih Köprüsü; Edirne’nin Merkez İlçesi sınırları içerisinde Tunca Nehri üzerine kuruludur. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sarayiçinde Demirkapı ile Adalet Kasrı arasında Tunca nehri üzerine yapılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir.

1452’de Fatih döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Ortada büyük, yanlarda daha küçük olmak üzere üç gözlü olan köprü 34 m. boyunda boşaltma gözleri vardır.

Tunca Adasından bu köprüyle çıkılır. Tunca’nın Fatih Köprüsü yakınları ve Adalet, Bostancıbaşı ile İftar Kasırları arasından geçen kolu boyunca kesme taştan yapılma rıhtımlar ilgi çekicidir.

Tunca ve Meriç Nehri etrafına sıralanmış 450 kadar olduğu söylenen köşklere adına zevrak denilen büyüklü küçüklü sandallarla gidilir ve bu rıhtımlar kullanılırdı.

Paylaşın

Edirne: Türk-İslam Eserleri Müzesi

Türk-İslam Eserleri Müzesi; Edirne’nin Merkez İlçesi, Meydan Mahallesi, Selimiye Camii Bahçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Edirne’de ilk müze Atatürk’ün talimatıyla 1925 yılında Selimiye Camii Dar-ül Hadis Medresesi’nde kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun yaklaşık 94 yıl başkentliğini yapan Edirne’de saray, halk sanatlarını etkilemiş ve etnografya açısından zenginlik kazandırmıştır. Bu yüzden ikinci bir müzeye gerek duyulmuştur.

Selimiye Camii avlusu içinde bulunan Dar-üs Sıbyan Medresesi’nin, restore ettirilmesiyle “Etnografya” adı altında ikinci bir bölüm, Edirne’nin kurtuluşunun 13’üncü yılında (25 Kasım 1936) burada açılmıştır. Bu Müze, Ankara Etnografya Müzesi ve Topkapı Sarayı Müzesi’nden bazı değerli eserlerle takviye edilmiştir. Zamanla eserlerin çoğalmasıyla burasının müze için yetersiz duruma gelmesi sonucunda, Selimiye Camii’nin Dar’ul Kurra Medresesi onarılmış ve Etnografik eserler taşınarak burası “Etnografya Müzesi” olarak düzenlenmiştir.

İkinci Dünya Savaşından sonra Edirne Müzelerindeki eserlerin birçoğunun müzelere geri verilmesi sonucu elde kalanlar yalnızca Dar-ül Hadis Medresesi’nde sergilenmiştir. Bundan sonraki yıllarda satın alma, bağış ve kazılardan gelen eserlerle müzedeki eserlerin sayısının artması nedeniyle Edirne’de ihtiyaç duyulan yeni bir müze binası 1966 yılında programa alınmıştır. Selimiye Camii civarında müze için temin edilen arsa üzerine yapılan müze binası, 13 Haziran 1971 yılında “Arkeoloji ve Etnografya Müzesi” adı ile açılmış, Dar-ül Hadis Medresesindeki Müze de “Türk İslam Eserleri Müzesi” olarak düzenlenmiştir.

Türk İslam Eserleri Müze’sinde eserler kronolojik bir dizin içinde sergilenmektedir. Girişteki salonda Osmanlı Dönemi yapıtlardan sağlanan yazıtlar, el yazması Kuran’lar ve cam eşyalar bulunmaktadır. Yazıtlar cami, hamam, medrese ve çeşmelerden toplanmıştır.

Paylaşın

Edirne: Gazi Mihal Camii

Gazi Mihal Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Tunca Nehri ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kuzey cephede taç kapının üzerindeki dikdörtgen bir taş levhada yapının, 1421 tarihli inşa kitabesi bulunmaktadır. Eser tamamen kesme taşla inşa edilmiştir. Duvarlarda nadiren mermer kaplamalara da rastlanmaktadır.

Derin bir niş( üstü kemerli duvar hücresi) biçimindeki kuzeydeki taş kapıdan; kuzey, güney aksında ilk olarak üzeri kubbeli orta sofa (hol) ile onun güneyindeki üzeri beşik tonozla(sinlindirik) örtülü esas ibadet mekânına ulaşılmaktadır.

Paylaşın

Edirne: Rüstempaşa Kervansarayı

Rüstempaşa Kervansarayı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Sabuni Mahallesi, Talat Paşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazamı Rüstem Paşa, Mimar Sinan’a yaptırtmıştır. Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden olup Kanuni döneminin görkemli yapılarındandır. Avlulu hanlar planındadır.

Dikdörtgen avlunun çevresine iki katlı odalar yerleştirilmiştir. Katların avluya bakan yüzleri, revaklıdır. Revakların arkasında ocaklı ve nişli odalar bulunur. Uzun yanlarda, karşılıklı olarak yukarı çıkan merdivenler vardır. Üst kat pencere ve kapı kemerlerinde tuğla süsleme ilginçtir.

Kesme tas ve tuğladan örülmüş duvarlar yapıya anıtsal bir görüntü kazandırmaktadır Rüstem Paşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilerek otel haline getirilmiş ve başarılı görülen bu restorasyonla 1980 yılında Ağa Han Mimarlık ödülünü almıştır.

Paylaşın

Edirne Sarayı

Edirne Sarayı; Edirne’nin Merkez İlçesi, Yeniimaret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şehrin kuzeyinde, Tunca  Nehri kenarında, 300-355.000 m2 lik bir alana kurulmuş olan sarayın yapımına, 1450’de 2. Murat zamanında başlanmıştır. Hükümdarın ölümü üzerine bir süre durmuş olan saray inşaatı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475’te tamamlanmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, 1. Ahmet, Avcı Mehmet, 2. Ahmet, 3. Ahmet zamanında saray sürekli tamir görmüş  ve yeni yapılar eklenmiştir.

3. Ahmet’in 1718 yılında İstanbul’a gitmesinden sonra, 1768 yılında  3. Mustafa’ya kadar hiçbir padişah Edirne’ye gelmemiş, aradaki bu yarım asırlık  süreç tahribatın başlangıcı olmuştur. 1752’deki büyük deprem ve 1776 yılındaki yangınla tahribat süreci devam etmiştir. 1827’de 2. Mahmut zamanında sarayın bir kısmı tamir edilmiştir. 1829 yılında Edirne’yi işgal eden Ruslar, sarayı bir ordugah olarak kullanmışlar ve büyük zarar vermişlerdir. 1868’de Vali Hurşit  Paşa’yla başlayıp, Hacı İzzet Paşa’nın 1873’teki valiliğine kadar süren tamirat döneminde bir çok yapı kurtarılmıştır.

1876-77 Rus Savaşın’da düşmanın şehre yaklaşması nedeniyle Vali Cemil Paşa ile Edirne kumandanı Ahmet Eyüp Paşa’nın anlaşamamaları üzerine Bab’üs Sa’âde civarında yığılan cephanenin patlatılması ile üç gün süren patlamalar sonucu sarayın bir çok yapısı yıkılmıştır. Bundan sonra yağma başlamış ve saraya ait kalıntılar başka yapılarda kullanılmıştır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen, Cihannüma Kasrı (Taht-ı Hümayun) sarayın ana yapısını oluşturmaktadır. Has oda, yediler odası, sancak-ı şerif dairesi, kütüphane-i hümayun (saray kütüphanesi ve sancak-ı şerif mescidi ve dairelerden meydana gelmiştir. Cihannüma Kasrı’nın güneyinde birbirine bitişik olarak 4. (Avcı ) Mehmet, 2. Mustafa ve 3. Ahmet daireleri inşa edilmiştir. Bu sultan dairelerinin devamında Valide Sultan, baş, ikinci, üçüncü ve dördüncü kadınlar, şehzadeler, cariye daireleri, gedikli daireleri, hastalar koğuşu, ağalar daireleri ile Cihannüma Kasrı’nın batısında Arz Odası sarayın bütünlüğünü oluşturmuştur. Arz Odasının önünde Bab’üs Sa’ade (Ak Ağalar Kapısı) yer almaktadır.

Edirne Yeni Sarayı’nın, 2. Murat zamanında başlayan yapılaşması zaman içinde sürdürülmeye devam etmiştir. 2. Beyazıt Tunca yatağını taşla kaplatmış, yanlarına da yüksek istinat duvarları ördürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman ve Hassa Mimarbaşı Mimar Sinan döneminde Edirne Sarayı’nın adeta ikinci yapılaşma sürecine girmiştir.

Bu dönemde, saray yeniden planlanmış, topoğrafyası düzenlenmiş, su ile ilgili problemleri çözülmüştür. Mimar Sinan, Edirne’ye getirdiği Taşlımüsellim suyunun bir kolunu saraya bağlamıştır. Saray yapılarını su taşkınlarından korumak için, Tunca yatağına gelen bu suyun önemli bir kısmı bir yay biçiminde açılan kanalla saray alanından uzaklaştırılmış ve Saraçhane köprüsü yanından Tunca’ya bağlanmıştır.

Bu da saray alanını doğu – güney – batı yönünde ikinci bir su yoluyla çevirmiş böylece nehir ile kanal yatağı arasındaki alanda Hasbahçe oluşmuş sarayın sur duvarı olmadan korunması sağlanmıştır. Bu kanal üzerinde, Tunca üzerindeki Fatih Köprüsü ekseninde bir köprüyü Kanuni inşa ettirerek, sarayın ana girişini tekrar belirlemiştir. 4. Murat zamanında İmadiye Kasrı 4. Mehmet zamanında Hasbahçe’de Alay Köşkü, İftar Köşkü, Av Köşkü, Bülbül ve Bostancı Kasrı inşa edilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Selimiye Arastası

Selimiye Arastası; Edirne’nin Meydan Mahallesi, Kıyık Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Sultan III.Murat zamanında Selimiye Camisi’ne gelir sağlamak amacıyla yaptırılmıştır. 225 metre boyunda, 73 kemerli ve 4 kapılıdır. Aralıklı olarak uzun dönemli restorasyonlar geçirmiştir. 124 dükkan mevcuttur.Son dönemlerde Edirne ticari hayatında tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Turistik eşya satan dükkanlar çoğunluktadır. Selimiye Camisi’ni ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin de tercih ettikleri bir alışveriş noktasıdır.

Arasta: “Çarşılarda aynı işi yapan esnafın bulunduğu bölüm” olarak tanımlanır. Selimiye Arastası Selimiye Camisi’ne gelir getirmek amacıyla; bu caminin yapımından sonra Sultan III.Murat döneminde Mimar Sinan’ın kalfası Davut Ağa’ya yaptırılmıştır. Arasta’nın yapılış nedenlerinden biri olarak; Selimiye Camisi’ne mimari açıdan batı ve güney yönünden destek verme ihtiyacı gösterilir.

Evliya Çelebi bu çarşının; ucuz, özensiz ve bayağı cins ayakkabı yapan ve satan esnaf anlamına gelen kavaflara ayrıldığını yazar. Bu nedenle zamanla Kavaflar Çarşısı(veya aynı anlamda kullanılan Haffaflar Çarşısı) adını aldığı söylenir.

Binanın ortasındaki kubbe “Dua Kubbesi” olarak bilinir. Dükkan sahiplerinin her sabah burada toplanıp doğru iş yapacaklarına dair yemin ve dua etmeleri nedeniyle böyle adlandırılmıştır. İlk dönemlerinde çarşının üstünün tümüyle kurşun kaplı olduğu, ancak bu kaplamanın zamanla onarım giderlerinde kullanılarak tüketildiği bilinir.

Paylaşın

Edirne: Hıdırlık Tabyası

Hıdırlık Tabyası; Edirne’nin Merkez İlçesi, Hıdırlık Mahallesi, Hıdırlık Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Edirne’de ilk istihkâm inşaatlarına, 1829 yılındaki Rus işgali karşısında Divan-ı Hümayun tercümanı Hoca İshak Efendi’nin nezareti altında başlanmıştır. Balkan Harbi’nde Edirne’yi savunan tabyalardan en büyüğü Hıdırlık Tabyası, 1912 tarihinde cereyan eden I. Balkan Savaşı’nda son derece önemli bir yere sahiptir.

Aynı zamanda Şükrü Paşa’nın karargâhı olarak kullanılmıştır. Hıdırlık Tabyası, Balkan savaşları sonrası önemini yitirmiş, gelişen top teknolojisinin gerisinde kalmıştır. Zaman içinde yer yer kullanılsa da bilinçsiz kullanım sonucu oluşan tahribata daha fazla karşı koyamamıştır. Bir askeri savunma yapısı olan tabyalarda, esas olan sağlamlık ve işlevselliktir.

Tabyaların plan ve mimarisinin meydana getirilmesinde, bir üslup endişesinden çok, savunulacak olan yerin veya tepenin şekli, genişliği, yüksekliği ve stratejik önemi birinci derecede önemlidir. Hıdırlık Tabyası, yaklaşık 1800 metreyi bulan çevresi ile Edirne’deki en büyük tabyadır. Nizamiye Ana Giriş Binası, Koğuş Binası, Topçu Odaları, Topçu Bataryaları (Top Mevzisi), Hendek ve Avlu’dan oluşmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönem başkentliğini yapmış, Mimar Sinan gibi bir dehanın birikimlerinin nihai yansıması olan Selimiye Camii’ne de ev sahipliğini yapan Edirne’ye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği önem Hıdırlık Tabyası’nın restorasyonu ile bir kez daha ortaya çıkmış ve tabya kültür turizminin vazgeçilmez duraklarından biri olmaya aday hale gelmiştir.

Paylaşın

Edirne: Üç Şerefeli Camii

Üç Şerefeli Camii; Edirne’nin Merkez İlçesi, Çavuşbey Mahallesi, Talat Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1433-1447 yılları arasında. II.Murat’ın yaptırdığı Cami Osmanlı Sanatının erken ve klasik dönem üslubu arasında yar alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır.

24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar paye olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanında daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır.

Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen bir yapıdır. Böylece enine gelişen mekana ulaşılmak istenmiştir. Bu planı Mimar Sinan İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimiyle uygulamıştır.

Ayrıca, Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç Şerefeli Cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır.

Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir. Camiye adını veren üç şerefeli anıtsal minare, 67,62 m. yüksekliğindedir.

Her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ilginçtir. Minare kırmızı taştan zikzaklar ve ak karelerle devinim kazanmıştır

Paylaşın