Giresun: Hacı Hüseyin Camii

Hacı Hüseyin Camii; Giresun’un Merkez İlçesi, Hacıhüseyin Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Giriş kapısı bitişiğinde yer alan kitabesine göre 1594 (H. 1002) tarihinde Ramazanoğlu Hacı Hüseyin tarafından yaptırılan cami, Dizdarzadeler’den Murat Bey kızı Emetullah Hanım tarafından 1861 (H. 1277) yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Kâgir sistemde inşa edilen yapı, dikdörtgen planlıdır (16.25X14.10 m.) Malzeme bakımından beden duvarlarında bazalt, kapı ve pencere sövelerinde ise andezit taş kullanılmıştır. Dıştan kırma çatı örtülü olan yapının ahşap tavanın ortasında bir kubbe bulunur. Son cemaat yerinin tavanı, 6 adet yuvarlak formlu ve başlıklı ahşap sütunla taşınmaktadır.

Yapının cephelerinde, saçağın alt seviyesine gelecek şekilde yuvarlak formlu birer pencere yer alır. Yapıda yer alan diğer pencereler, düz atkı taşlı ve dikdörtgen formlu olup, demir parmaklıklıdır. Tek şerefeli minaresinin gövdesi onikigen kesitlidir. Minarenin şerefe altı bölümünde zikzak, şerefe korkuluklarında kıvrık dal motifleri yer alır. Şerefeden sonra incelerek yükselen petek kısmının üstünde yuvarlak kemerli ve renkli camlı altı adet pencere bulunmaktadır.

Yapının harim kısmına, kuzey cephesinin ortasında yer alan andezit taşı ve mermerden inşa edilmiş bir kapı ile girilir. Dikdörtgen formlu ve düz atkı taşlı giriş kısmının üzerinde meander ve örgü motifi ile çevrelenmiş alınlığı vardır. Alınlıkta, celi sülüs yazı ile Nisa suresinden bir bölüm yazılıdır. Yazının iki yanında çarkıfelek motifleri görülür.  Girişin iki yanında iyon başlıklı sütunceler vardır. İki kanatlı ahşap kapının tablaları, baklava dilimi ve gülbezek motifleri ile süslenmiştir.

Harimin kuzeyinde altı adet ahşap sütunla taşınan kadınlar mahfili yer alır. Güney duvarının ortasında yer alan mihrap nişi çokgen olup, dokuz kenarlıdır. Mihrap tepeliği zülfelerden oluşan bir taç kısmıyla son bulur. Minber ahşap olup, düzenleme bakımından sadedir. Korkuluğu ajur tekniğiyle hareketlendirilmiştir. Cami 2010 yılında restore edilmiştir.

Kad vaka hâzihi’l- câmii’ş-şerifi’l-mübarek sâhibuhû el-Hâc Hüseyin bin Ramazan

Kad büniye fî evâhir-i şehr-i zi’l-ka’de sene isney ve elf

“Bu mübarek câmi-i şerif, Ramazanoğlu Hacı Hüseyin tarafından 1002 yılı Zilkade Ayı sonlarında yaptırılmıştır”

Paylaşın

Giresun: Kale Camii

Kale Camii; Giresun’un Merkez İlçesi Kale Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Caminin edebi değer taşıyan iki adet kitabesi vardır. Bunlardan biri giriş üzerinde, diğeri de bu kitabenin hemen kuzeyinde yer alır. Bu kitabelere göre ilk cami, 1830 (H. 1246) yılında Dizdarzade eşi Emetullah Hanım tarafından inşa ettirilmiş olup; şimdiki cami 1911-1912 (H. 1329-1330) yılları arasında Sarı Mahmutoğlu Hacı Mustafa Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bazı kaynaklarda, ilk caminin ahşaptan olduğunu belirtilir.

Kâgir sistemde inşa edilen yapı, tek kubbeli ve kare planlıdır (11X11 m). Kubbe, 9 metre çapında olup, ağırlığı sekiz adet yuvarlak sağır kemerle beden duvarına aktarılmıştır. Camide, inşa malzemesi olarak köşelerde, saçaklarda, kubbe kasnağında, ağırlık kulelerinde, kapı ve pencere sövelerinde kesme andezit, beden duvarlarında ise düzgün yonu bazalt taş kullanılmıştır. Beden duvarında bazalt taşın kullanıldığı yerler sıvanmıştır. Son cemaat yeri bulunmayan yapının kuzeydoğu cephesinde minaresi vardır.

Çokgen kesitli (14 kenar) minare tek şerefeli olup, şerefe altı mukarnaslıdır. Şerefe korkuluğunda barok tarzında kıvrık dal motifleri görülür. Minarenin 7 adet küçük penceresi bulunan boğumlu bükümlü külah kısmı, alemle son bulur. Son cemaat yeri bulunmayan yapının kuzey cephesine 1990’lı yıllarda giriş bölümü eklenmiştir. Caminin cephe düzenlemesinde dikkati çeken en önemli özellik, saçak ve pencere düzenlemeleridir. Basık kemer şeklindeki üç kademe silmeli saçaklar, yapıya dalgalı bir görünüm kazandırmıştır.

Yapının batı cephesinde üç, diğer cephelerde ise ikişer adet alt sıra penceresi vardır. Pencereleri, sivri kemerli ve demir şebekeli olup, profilli silmeleri ve kilit taşlarıyla belirgin hale getirilmiştir. Batı, güney ve doğu cephelerinde yer alan üst sıra pencereleri ise üçlü bir düzenlemeye sahiptir. Ortadaki pencere daha geniş ve büyük, yandakiler ise daha dar bir düzenlemeye sahiptir.

Harime, kuzey cephe ortasında yer alan iki kanatlı bir kapı ile geçilir. Basık kemerli giriş açıklığının iki yanında kübik kaidelere oturan iyon başlıklı birer sütunce vardır. Kemer kilit taşı yüzeyine yıldız motifi işlenmiştir. Giriş üzerindeki alınlık, iki tarafta dekoratif taş payandalarla sınırlandırılmış olup, ortasında elips şeklinde düzenlenmiş mermer kitabe yer alır. Giriş bölümü, üstte diş sırası motifi bulunan profilli bir saçak ile son bulur. Giriş kapısı ahşap olup, iki kanatlıdır. Kapı tablaları bitkisel motiflerle doldurulmuştur.

İç mekânda kuzey duvarına bitişik ahşaptan kadınlar mahfili vardır. Üst örtüyü taşıyan duvarlara bitişik kare kesitli ayaklar, dört kademeli bir başlıkla son bulur. Ayakları birbirine bağlayan yuvarlak kemerler, kalemişi süslemelidir. Kompozisyon olarak dikdörtgen panolar içerisinde dalgalı kıvrık da ve çizgi motifleri bulunmaktadır. Kasnak çevresinde ise kıvrık dal motifleri arasında madalyonlar olup, içlerinde halifelerin isimleri yazılıdır. Harimi örten merkezi kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır.

Kubbenin içi kalemişi ile beşe bölünmüş ve bitkisel, geometrik ve yazı içerikli motiflerle süslenmiştir. Mihrap alçıdan olup, üzeri yağlı boya ile boyanmıştır. Dikdörtgen görünüşlü ve dışa taşıntılı olan mihrabın kenarları plasterlerle sınırlandırılmıştır. Yüzeyinde baklava dilimi ve rozet motifleri görülen kaide üzerinden yükselen plasterler korint başlıklıdır. Plasterin yüzeyi vazodan çıkan çiçekler ve kenger yaprağı motifiyle doldurulmuştur.

Kemer köşelikleri barok tarzında simetrik kabartmalar, kıvrık dal ve yapraklardan oluşur. Kemer üzerinde oval kartuş içinde “Vahidehu Allah” yazısı görülür. Tepelik bölümü ortasında sülüs yazı ile “Âl-i İmran” suresi 37. ayetten alınan “Küllemâ dehale aleyhâ Zekeriyye’l-Mihrâb” (Zekeriya onun yanına mihraba her girdikçe…) yazılıdır. Tepeliğin yüzeyi kıvrık dal motifi ile doldurulmuştur. Mihrap üstte diş sırası motifi yer alan profilli bir saçakla tamamlanır. Minber ahşap olup, ceviz ağacındandır. Kapı kanatları yoktur. Tepeliğin alt kısımları kafes tekniğiyle yapılmıştır. Üstte yay kemer içinde vazodan çıkan kıvrık dal motifleri vardır.

Yan korkuluklar birbirini takip eden ikili düğüm motifleri ile kafes tekniğinde yapılmıştır. Üçgen şeklindeki aynalığın dış şeridinde meander motifi, iç içe barok tarzda yapılmış kıvrık dal ve yaprak motiflerinin arasında vazonun üzerinde bir şekil görülür. Köşk bölümü, ahşap çubuklardan boğumlu bir külah ve alem ile son bulur. Yapı, basık kemer şeklindeki saçakları, üçlü pencere düzenlemesi, baldaken tarzda ağırlık kuleleri, kasnak biçimi, boğumlu bükümlü minare külahı, giriş bölümü, iç mekân kurgu ve süslemeleri, mihrap ve minberinin özellikleriyle son dönem Osmanlı mimarisinin bölgedeki en dengeli ve özgün örneğidir.

Girişin kuzeyinde yer alan ve Hattat Nuri Dede tarafından yazılan talik hatlı kitabesi;

Gevher-i İsmet olan zevce-i dizdârzade

Oldu bu camii inşaya muvaffak canım

Öyle bir cami-i ruşen ki münevver kalmış

Anı envar ibadete ulu Subhanım

Sana bu beytle maksudunu eyler îmâ

Hele bu cami-i pakizeye gel sultanım

Ey cemaat kılınız bana tamamıyla nazar

Cennete benzemede var mı benim noksanım

Haşre dek eylesin evlatlarıyla mesrur

Vermesin onlara âlâm u keder Yezdan’ım

Kilk-i cevherle yazılsın ana talib-i tarih

Kıldı bu ma bedî bünyad Emetullah Hanım

Nuri Dede 1246

Giriş üzerinde yer alan talik hatlı kitabe;

Hak yolunda etse bir ehl-i gina mescidi bina

Yaptırır cennetde bir beytus-safa mevla ana

Din-i Pak-i Mustafa’ya hizmet etti Mustafa

Var ola, ol sahib-i hayr-ı diyanet entüma

Hâme-i târih-i Naci etti bî payan sucüd

Bir güzel cami bina ettirdi el-Hac Mustafa

(1329) 1330.

Giresun mütehayyizan tüccarından Sarı Mahmudzâde el-Hac Mustafa Efendi’nin eser-i hayrıdır.

15 Recep sene 1330                                       Yevm-i güşâdî

17 Haziran sene 1328                                    Yevm-i Pazar.

Paylaşın

Giresun: Gedikkaya

Gedikkaya; Giresun’un Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gedikkaya, kartal gagasını andıran görünümü ile hemen dikkati çeker.

Giresun Kalesi’ni doğudan sınırlayan küçük vadilerle Boğacık Vadisi arasında yükselen bu tepe manzara bakımından kente egemen bir konumdadır.

Yükseltisi 200 metrenin üzerinde olan Gedikkaya genel yapı bakımından Giresun Kalesi’ne benzemektedir.

Kuzey yönüne çok dik,doğu ve batı yönüne %20-50 eğim gösteren yamaçlarla açılan bu tepeden Giresun’u ve çevreyi seyretmek, fotoğraf çekimi yapmak için oldukça kullanılan bir alandır.

Paylaşın

Giresun: Ticaret Lisesi

Ticaret Lisesi; Giresun’un Merkez İlçesi, Çınarlar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapı, geniş bir bahçe içerisinde yer alır. Rum Ortodoks Cemaati tarafından 1906 yılında Zükur Mektebi (erkek okulu) olarak inşa edilmiştir.

Yapının tamamlanabilmesi için Sarıbayraktarzade Ahmet Efendi’nin 500 altın destek verdiği yönünde bilgiler vardır.

1922-1940 yılları arasında Jandarma Er Okulu, 1947 yılına kadar Topçu Taburu, 1947’den günümüze kadar ise lise olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Giresun: Millet Bahçesi Kapısı

Millet Bahçesi Kapısı; Giresun’un Merkez İlçesi, Sultan Selim Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Millet Bahçesi, yazılı kaynaklara göre, 1902 yılında Kaymakam Mir Ziya, Belediye Reisi Kapudan Yorgi Paşa ve Giresun halkının yardımı ile inşa edilmiştir.

Eğimli arazi üzerinde konumlanan bahçenin içerisinde anıt ağaçlar bulunmaktadır. Bahçenin kuzey cephesinde sur kalıntıları bulunmaktadır. Yapının giriş kapısının iki yanında iki adet çeşme yer almaktadır.

Yığma yapım sistemiyle inşa edilen yapıda kesme taş malzeme kullanılmıştır. Giriş açıklığının iki yanında Korinth sütun başlıklı sütunlar bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli kapı açıklığının kapı kanatları metal malzemenden yapılmıştır.

Mermer üzerine yazılmış kitabesi bulunmaktadır. Kapının iki yanında bulunan çeşmeler birbirinin aynısıdır. Üzerinde yer alan kitabelere göre doğudaki çeşme eski valilerden Kadir Bey, batıdaki çeşme ise eski valilerden Sırrı Paşa adına inşa edilmiştir. Çeşmeler günümüzde işlevini devam ettirmemektedir.

Paylaşın

Giresun: Kaya Kilise

Kaya Kilise; Giresun’un Kale Mahallesi, eski Lonca yolu üzerindedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Önceden sadece küçük bir mağara olan bu yapının genişletilerek M.S 4. Veya 5. Yüzyılda kiliseye dönüştürüldüğü tahmin edilmektedir. Bazı eski kaynaklarda yapının eskiden “Panaia” ya da “Surp Serkis” adı ile anıldığı, üç katlı olduğu ve Meryem Ana adına izafe edilen kutsal suyun şifa dağıttığı ifade edilir.

Kilise olarak kullanılan bu mağaraya Osmanlı Dönemi’nde yapılmış tek gözlü küçük bir taş kemer köprü ile ulaşılmaktadır. Yapının çevresi bir atriumla çevrelenmiştir. Kilisenin avluya bakan tarafında denizcilerin su aldığı ve kiliseye gelenlerin kullandığı kutsal sayılan ayazma niteliğinde bir çeşme yer almaktadır.

Yapı tek nefli, dikdörtgen formlu küçük bir kilisedir. Genel olarak basit malzemelerle yapılan kilisede yer yer düzgün kesme taşlar da kullanılmış, taşların araları beyaz harçla sıvanmıştır. Yapıya kuzey batı köşesine sonradan eklenmiş küçük bir açıklıktan girilmektedir.

Kilisenin üzeri mağara içinden beşik tonozla örtülmüş, doğu cephesine yarım yuvarlak bir apsis eklenmiştir. Kilise içerisinde birçok niş mevcut olup bazıları kırılmış vaziyettedir. Kilisenin apsis kısmından ileriye doğru devam eden mağaradan gelen su, kilise altındaki beşik tonozlu bir kanaldan geçirilerek sarnıca taşınmış, buradan da çeşmeye bağlanmıştır.

Paylaşın

Giresun Adası

Karadeniz’de bulunan iki adadan biri olan Giresun Adası kıyıdan 1.6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmuktadır.

Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz’de Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amozanların ve birçok kavmin yaşadığı adada mitolojik çağlara ait birçok kalıntı bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ada günübirlik ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.

Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas’ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun limanından tekne turları düzenleniyor.

Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adanın şu anki sahipleri yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele’yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşı. Her yıl 20 Mayıs’ta Uluslararası Aksu Festivali’nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı’ndan başlayıp yine orada son buluyor.

Adanın Mitolojideki Yeri Ada dünya mitolojisinde ve tarihinde Aretias, Areionesos (İlk çağ adı), Nesos, Area, Areos, Chalceritis (Romalıların verdiği ad) adları ile karşımıza çıkmaktadır. Kıyıdan 1.6 km açıkta bulunan ada 40. 000 metre karelik yüzölçümüne sahiptir. Bir söylenceye göre ada kentin güneydoğusunda yer alan ve görünümü bir kartal gagasını andıran Gedikkaya’dan kopan bir parçanın denize yerleşmesiyle oluşmuştur. Adada tarihle doğa iç içedir.

Kalıntılardan çepeçevre surlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Surların yapımındaki inşaat işçiliği Giresun Kalesiyle aynı tekniktedir. Pontuslular dönemine ait olduğu kuvvetle ihtimaldir. Tarihi kalıntılarından iki büyük şarap fıçısı, bir mabet harabesi, tapınak yeri, ayakta kalan surlar ve gözetleme kulesi en göze çarpanlardandır. Doğu ucundaki “Hamza Taşı” antik çağlardan kalma bir dikittir. Çağlar boyunca yöre insanları için mistik güç kaynağı olmuştur. Romalı bilgin Pilinius “Ilistariaum Mundi” adlı eserinde, adada savaş tanrısı Mars’a sunulmuş bir açık hava mabedinden söz eder ve şunları yazar ” …. . ve Pharnace’nin karşısında Chalceritis, Yunanların Mars’a vakfedilmiş olan Arias’ı bulunur. Burada kuşların kanatlarını vurarak yabancılarla mücadele ettiği söylenir.”

Ada mitolojide geçen Altın Post peşindeki Argonautlar ile ilgili önemli bir olaya sahne olmuştur. Thabai Kralı Athamanas’ın, Nefele adlı karısından iki erkek çocuğu olur. Sonraki yıllarda ikinci kez evlenen kral çocuklarını kurban ederse ülkesinin kıtlıktan kurtulacağına inandırılır. Bunu öğrenen anneleri Nefele çocuklarını bulut ve buğuya sararak uçan altın bir posta bindirir ve onları Karadeniz’e doğru gönderir. Çocuklardan biri Çanakkale Boğazı’nda fırtınaya tutularak ölür, diğeri yoluna devam eder ve mitolojik kişilerce Çanakkale Boğazı ile Kafkasya arasında bir yere saklanır. Herakles döneminde aralarında Güç Tanrısı Herkül’ün de bulunduğu bir grup yiğit, altın postu ele geçirmek amacıyla Karadeniz’e açılırlar. Bir sürü serüven yaşadıktan sonra Aretias adasına gelirler.

Altın postun burada saklı olduğuna inanmaktadırlar. Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar. Herkül’ün daha önce Stymphales Gölü çevresinden kovduğu kuşlar buraya yerleşmişlerdir. Kuşlar tüylerini ok gibi fırlatarak saldırıya geçerler. Argonautlar kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışsalar da bir arkadaşlarını yitirmekten kurtulamazlar. Sonunda kuşları öldürür ve altın postu aramaya koyulurlar. Bulamayınca da adayı lanetleyerek ayrılırlar. 1984 yılında kaptan Tim Severin yönetimindeki araştırma ekibi bu efsanevi yolculuğu tekrar canlandırmak için Argo gemisinin aynısını hiç çivi kullanmadan yaptırır ve kürek çekerek Giresun Adasına gelirler.

National Geographic dergisinin de bulunduğu bu seyahati BBC Televizyonu 12 kişilik bir ekiple belgeselleştirir ve tüm dünyaya bu ada tanıtılır. Romalı bilgin Pilinius’un “Histarium Mundi” adlı eserinde ve ünlü Mitos yazarı Apollonius’un (İ. Ö. 295-195 ) “Argonautiga” alı eserinde konu dahada detaylı işlenmektedir. Başka bir efsane Kral Mitridates’in kızına ilişkindir. Kralın genç ve güzel kızıyla pek çok soylu kişi evlenmek istemektedir. Kız ise hiçbirini istemez, çünkü kalenin eteklerinde koyunlarını otlatan bir çobanı sevmektedir. Kral buna kızar, kızını adadaki manastıra kapatır. Çobanı yakalatarak manastırın önündeki kiraz ağacına astırır. Kız da ertesi gün kendini manastırın kulesine asar. Üçüncü bir öykü şöyledir. İsrail Oğulları Yusuf’un altından bir heykelini yapar. Mısır’dan göç edip Filistin’e vardıklarında Musa Peygamberden heykeli getirmesini isterler.

Musa mucizeyle heykeli Filistin’e getirir. Burada Fenikeliler heykeli alıp Kıbrıs’a götürürler. Yunanlar heykeli Kıbrıs’tan alarak Olimpos Dağına yerleştirirler. Pers İmparatoru Dara (Dareios) Anadolu ve Yunanistan’ı ele geçirince altın heykeli Mısır’a geri verir. Bundan sonra heykel tekrar Fenikelilerin eline geçer. Bu kez getirip Aretias Adasına yerleştirirler. Altın heykeli almak için Yunanların Giresun Adası’na kırk kez saldırdıkları söylenir.

Geçmiş alt kültürlerden izler taşıyan ada, eşine ender rastlanır bir doğa harikasıdır. Mevcut kalıntılar insanoğlunun doğaya egemen olma isteğini vurgular. İnsan bir anda kendisini tarihin, mitolojinin derinliklerinde bulur. Geçmiş uygarlıkların inançlarını ve törelerini yaşar gibi olur. Yapılan kazı çalışmalarıyla adadaki pek çok tapınak ve yerleşim alanlarını ortaya çıkmış ve tarihte var olan pek çok bilgiye ulaşılmıştır. Düzenlenen  tekne turları ile Giresun Adası’nda kültürel ve doğal güzellikleri yakından görmek mümkündür.

Paylaşın

Gaziantep: Karkamış Kalesi

Karkamış Kalesi; Gaziantep’in Karkamış İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlçe merkezine 1 Km. uzaklıkta bulunan Karkamış kalesi, tarih öncesi kalıntılar yanında Erken ve Geç Neo Hitit dönemlerine ait iki ana yerleşim alanı bulunmuştur. Yapılan kazılarda büyük boyutlarda kerpiç duvarlı,basamaklı,iki katlı bir yapı topluluğu ortaya çıkmıştır.

Kent duvarları, yapılar artostatlı taş temeller, tapınak kalıntıları önemli buluntulardır. Kale kapıları İmparatorluk döneminde olduğu gibi üç geçitlidir.

Kentin duvarlarında ise,daha geç dönemlerinde yapıldığını gösteren izler vardır. Burada da çift duvarlı surlar ve düzensiz yerleştirilmiş burçların olduğu ve buluntular Neo Hitit dönemi, Hitit-Asur uslübunda konut ve dinsel mimariye ilişkin bilgileri artmıştır.

Karkamış’ta Yunan Meporonların Hitit yapılarında karşılığı olan Hilani türünün geliştirilmiş örnekleri ortaya çıkmıştır. Artostat kabartılarında Hitit-Asur üslubundadır.

Karkamış’ta bugün iç ve dış şehir surları, tapınak ve hilani tipi evlerin kalıntıları halen göze çarpmaktadır. Buradan elde edilen eserler günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Gaziantep: Nurdağı Kalesi

Nurdağı Kalesi; Gaziantep’in Nurdağı İlçesi, Kurudere Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Kale duvarlarının yüksekliği 30 metredir. 30.000 m2’lik kayalık alanı kapsamaktadır. Muhteşem doğası ve manzarası ile kale alanı, kent sakinleri ve misafirlerine temiz havada piknik ve dinlenme imkanı sunmaktadır.

2005 yılında inşasına başlanan kale içerisinde; çocuk oyun grubu, park bahçe düzenlemesi, peyzaj çalışmaları, kamelyalar, kafeterya, piknik alanı, hayvan figürleri ve yöre kültürünü canlandırmak, yaşatmak amacıyla kıl çadırdan yapılmış, içerisi tamamen ahşap işçiliği ile donatılmış otantik bir düğün salonu bulunmaktadır.

Paylaşın

Gaziantep: Barşavma Manastırı

Barşavma Manastırı; Gaziantep’in Yavuzeli İlçesi, Kasaba Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Rumkale içinde kuzeyde yer alır. 13. yüzyılda Yakubi azizi Barşavma kendi adına inşa ettirmiştir. Birbirine bitişik iki yapıdan bazı bölümler ayakta kalmıştır.

Yakınında bir de kuyu mevcuttur. Kuzey cephesini kaya kütlesi oluşturur. Kare planlı olan yapı haç tonozlarla örtülmüştür.

Duvarlarda büyük taş bloklar halinde kesme taşlar, payelerde ve batı mekanın kapısında düzgün kesme taşlar, kemerlerde ve örtü sisteminde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar burada da kullanılmıştır.

Paylaşın