Kampilobakteriyoz nedir? Belirtileri, Tedavisi

Kampilobakteriyoz; kampilobakter adlı bakterilerin neden olduğu bir hastalıktır . Kampilobakter ailesine ait 16 tür ve altı alt tür vardır. İnsan hastalıklarında en sık bilinen kampilobakter  türleri C. jejuni ve C. coli’dir.

Kampilobakteriyoz sindirim sisteminde oluşan bakteriyel bir enfeksiyondur, ve yetişkinlerde ve çocuklarda görülür. Bazı durumlarda enfeksiyon vücudun diğer bölümlerine de yayılabilir.

Nedenleri;

Kampilobakteriyoz enfeksiyonuna kampilobakter isimli bakteri neden olur. Bu organizmalar, evcil veya yabani hayvanların kirlettiği gıdalarda veya sularda veya pastörize olmayan sütlerde bulunabilir. Enfeksiyon genellikle, pis suların içilmesi veya özellikle iyi pişirilmemiş beyaz etin yenmesi neticesinde ortaya çıkar. Ayrıca enfeksiyonun görüldüğü bir kişinin, tuvaletten sonra ellerini sabunla yıkamaması ve sonrasında gıda maddelerine dokunmasıyla da hastalık diğer kişilere bulaşabilir.

Belirtileri;

• Çok sulu ishal
• Özellikle çocuklarda kanlı dışkı
• Karında kramplar
• Ateş

Teşhisi;

Doktorunuz semptomlarla ilgili sorular yöneltecek ve muayene edecektir, ayrıca kan ve dışkı örnekleri isteyecektir. Bu organizmalar çok küçük olduğu için, dışkı örneği için özel testler yaptırmanız gerekebilir. Dışkı ve kan testleri kampilobakteriyoz veya diğer hastalıkların belirlenmesini sağlayacaktır

Tedavisi;

Sıvı gıdalar tüketmek dehidrasyonu önler, ve hafif yiyecekler tüketmek tedaviye yardımcıya olacaktır. Ayrıca istirahat etmeniz de son derece önemli. Ciddi enfeksiyonlarda, doktorunuz bakterilerin ölmesi için antibiyotik önerecektir. İlaçlarınızı doktorunuzun önerdiği şekilde almalısınız. Zamanından önce ilaçları almayı bırakırsanız, semptomlar tekrar ortaya çıkabilir.

Etkileri ne kadar sürer?

Semptomlar genellikle 5 ile 8 gün arasında yok olur.

Nelere dikkat etmeliyim?

Eğer ateşiniz 37.8 C’nin üstündeyse, mümkün olduğunca fazla istirahat etmelisiniz. Ateşiniz 37.8 C’nin altına indiğinde, dehidrasyona neden olmayacak şekilde günlük aktivitelerinizi yapabilirsiniz. Ateşinizi düşürmek için aspirin veya diğer ilaçları almadan önce doktorunuza danışmalısınız. Unutmamalısınız ki 21 yaşından küçük ve viral hastalığı olan kişilerde, aspirin Reye’s sendromu riskini artırır.

İshal durumunda, su, demsiz çay, et suyu çorbası, elma suyu, veya spor içecekleri ve diğer oral rehidrasyon çözeltileri içerek bağırsaklarınızın bir kaç saat rahatlamasını sağlamalısınız. Dehidrasyon riskine karşılık, sık sık az miktarda sıvı gıdalar tüketmelisiniz. Dehidrasyon, özellikle yaşlılar, çocuklar ve sağlık problemleri olan kişiler için çok tehlikelir. Eğer içecekler midenizi bulandırıyorsa, küçük bir parça buzu veya buzlu şekeri emebilirsiniz.

Diyare veya karın kramplarını kötüleştirmediği müddetçe yemek yiyebilirsiniz. Muz, bisküvi, pilav, makarna, yumurta, tost veya reçelli ekmek, ve elma püresi sindirimi kolay yiyeceklerdir. Birkaç gün süt ürünlerinden ve kafeinden uzak durmalısınız. 2 veya 3 gün sonra normal diyetinize dönebilirsiniz, ancak bu süre içinde muz hariç diğer taze meyveler, taze sebzeler, alkol, yağlı yiyecekler, baharatlı yiyeceklerden sakınmalısınız. Pişmiş havuç, patates ve balkabağı ise yiyebileceğiniz gıdalar arasında yer alır. Eğer yedikleriniz ishali kötüleştiriyorsa, birkaç saat sadece sıvı gıdalar tüketerek bağırsaklarınızın dinlenmesini sağlamalısınız.

Eğer kramplarınız veya karın ağrınız varsa, karnınızın üstüne sıcak su torbası veya elektrikli bir sıcak ped koymanız işe yarayabilir. İshali önlemek için kullanacağınız reçetesiz ilaçlara dikkat etmelisiniz. Çünkü, eğer ishal kanlı ise, bu tür ilaçlar daha çok hastalanmanıza neden olabilir. Ayrıca, ilacı kullanmadan önce prospektüsü mutlaka okumalı ve yeterli dozda ilaç almalısınız. Kronik bir hastalığınız varsa, diyare için herhangi bir ilaç kullanmadan önce doktorunuzla görüşmelisiniz.

Nasıl önleyebilirim?

Enfeksiyonun diğer insanlara bulaşmasını önlemek için, gereksiz temastan kaçınmalısınız. Tuvaletten sonra, ellerinizi sabunla ve sıcak suyla yıkamalısınız. Diğer kişiler için yemek hazırlamamalısınız. Yemek hazırlamadan önce ve yemek yemeden önce ellerinizi yıkamalısınız. İshal durumu tamamen geçene kadar, restoranda veya marketlerde çalışmamalısınız. Ayrıca süt ürünlerinde pastörize olanları tercih etmelisiniz.

Paylaşın

Kalsiyum nedir, hangi besinlerde bulunur?

Kemiklerin ve dişlerin oluşumunda hayati öneme sahip bir mineraldir. Yaklaşık %99’u, yapılarını desteklediği kemiklerde ve dişlerde depolanır. Geri kalan %1 kan, kas ve diğer dokularda bulunur. Vücudun kemiklerin korunması, kasların kasılması, damarların genişlemesi, hormonların ve enzimlerin salgılanması için kalsiyuma ihtiyacı vardır.

Kalsiyumun kemik ve diş yapımındaki görevi dışında, doku sıvılarında bulunarak kas kontraksiyonu (kasılma) ve relaksiyonunda (gevşeme), kanın pıhtılaşmasında, sinirsel uyarıların iletiminde, hücre duvarı geçirgenliğinde, bazı enzimlerin aktivasyonunda, miyokard fonsiyonlarının düzenlenmesinde, asit baz dengesinde ve demirin etkin biçimde kullanılmasında görevi vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

  • Yumurta
  • Yoğurt-süt-peynir
  • Ispanak
  • Balık
  • Soğan
  • Nohut

Diğer kalsiyum kaynakları:

  • Lahana, brokoli, salatalık, karahindiba, kereviz, roka gibi lifli koyu yeşil sebzeler
  • Çoğu tahıl (ekmekler, makarnalar) kalsiyumdan zengin olmasa da sık tüketildiklerinden vücuda önemli miktarda kalsiyum sağlar
  • Bazı kahvaltı gevreklerine, meyve sularına, soya ve pirince kalsiyum eklenir
  • Fıstık, susam, badem, fındık, keten tohumu
  • Fasulye, soya, mercimek gibi baklagiller
  • İncir, kuru kayısı

Faydaları

  • Kemikleri korur
  • Kolon kanseri riskini azaltır
  • Kalp-damar sağlığını korur
  • Gebelik zehirlenmesini önler
  • Zayıflamaya yardımcıdır
  • Metabolizmayı destekler
  • Kas aktivitesini düzenler
  • Kanı pıhtılaştırır
  • Kemik sağlığı korur ve osteoporozu önler

Kalsiyum eksikliği neden olur?

  • Aşırı kafein-alkol
  • Bulimia, anoreksi gibi yeme bozuklukları
  • Civa maruziyeti
  • Magnezyumun aşırı tüketimi
  • Kemoterapi
  • Paratiroid hormonu eksikliği
  • Menopoz
  • Çölyak, Crohn, inflamatuar barsak hastalığı, pankreatit, böbrek yetmezliği
  • D vitamini, fosfat eksikliği
  • Osteoporoz, osteopeni

Kalsiyum eksikliği belirtileri;

  • Dişlerin yapısında bulunan ve dişlerin sağlığını korumaya yardımcı olan kalsiyumun eksikliği sonucu dişler kırılganlaşır ve çürümeler başlar
  • Kemiklerin sağlığı için çok önemlidir. Bu sebepten ufak darbeler sonucu incinmeler haricinde kemiklerde çatlamalar ya da kırılmalar görülebilir
  • Tırnaklar güçsüzleşir, tırnakların uzaması uzun sürer ve sürekli kırılır
  • Regl dönemi öncesi PMS olarak bilinen premenstrüel sendromun çok şiddetli yaşanmasına sebep olabilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle ruh hali çok çabuk değişebilir. Aşırı sinirli, gergin, huysuz, kaygılı ve depresiflik durumları görülebilir
  • Cilt sağlığının bozulmasına neden olabileceğinden cilt kurur, ciltte pürüzlenme görülür ve cilt soluklaşır
  • Göz sağlığı bozulabilir, görme bozuklukları gelişir özellikle katarakta neden olabilir bu da kalsiyum belirtileri arasında yer alır
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle eklemlerde ve kemiklerde ağrılar görülür. Bunun sonucu kronik ağrılar gelişebilir ve hareket kabiliyeti kısıtlanabilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle kemik erimesi görülebilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle saçlar incelir, kurur ve çok miktarda dökülür
  • Unutkanlığa neden olduğundan kalsiyum eksikliği olan bireylerde unutkanlık görülür
  • Kas gelişimi ve sağlığı açısından önemli olan kalsiyumun eksikliğinde ellerde, kollarda uyuşmalar görülebilir, kasılmalar ve kramplar sık sık yaşanabilir
  • Vitamin ve mineral eksikliklerinin klasik belirtilerden olan yorgunluk, halsizlik görülür
  • Sürekli yorgunluk görülmesi nedeniyle bir süre sonra uykusuz gibi olunacağından dolayı odaklanmakta güçlük çekilir ya da dikkat eksikliği görülür
  • Bütün bunlarla birlikte kalp sağlığı da bozulabilir, kalp kasılmaları düzensizleşir, çarpıntı görülebilir

Kalsiyum eksikliğine ne iyi gelir?

Kalsiyumun eksikliğinde çoğunlukla takviye kullanılması önerilir. Takviyeler, emilimi artırmak ve yan etkileri azaltmak için gıdalarla birlikte alınmalıdır. Tüm takviye çeşitleri küçük dozlarda alındığında daha iyi emilir. Her bir doz 600 mg’ı geçmemelidir. Gün boyunca aralıklarla 2 veya 3 doz alınabilir. Hastanın ihtiyaçlarına, tıbbi durumuna ve kullandığı ilaçlara bağlı olarak belirlenmelidir.

Bu faydalı element kemiklerin bakımı için gerekli bileşenlerden bir tanesidir. Hepsi vücuttaki eksikliği tamamlamaya yönelik geliştirilmişse de piyasada çeşitli kombinasyon ve preparatlarda takviyeler mevcuttur. Miktarı ürüne göre değişmekle birlikte birçok multivitamin-mineral takviyesinde kalsiyum bulunur.

Çoğu takviyeye D vitamini eklenir, çünkü vücuttaki proteinlerin sentezini teşvik ederek kalsiyumun emilimini arttırır. Takviyeler tablet, kapsül, çiğneme, sıvı ve toz formlarında mevcuttur. Takviye seçerken türünü, miktarını ve aldığınız diğer ilaçlarla etkileşime girip giremeyeceklerini dikkate almak önemlidir.

Kimler kalsiyum takviyesi almalı?

  • Menopoz dönemindeki kadınlar
  • Adet dönemleri duran doğurma çağındaki kadınlar (amenore hastaları)
  • Veganlar (hayvansal ürün tüketmeyenler), ovo-vejetaryenler (yumurta yiyen ancak süt ürünleri tüketmeyenler)
    70 yaş üzeri yaşlılar
  • Vücudun fazla kalsiyum salgılamasına neden olabilecek büyük miktarlarda protein veya sodyum tüketenler
  • Osteoporoz hastaları
  • Kortikosteroidlerle uzun süre tedavi görenler
  • Çölyak, inflamatuar barsak hastalığı gibi kalsiyum emilimini azaltan sindirim hastalıklarına sahip olanlar

Günlük kalsiyum ihtiyacı nedir?

  • Yeni doğan; 200-1000mg
  • 7-12 ay bebekler; 260-1500 mg
  • 1-8 yaş çocuklar; 1000-2500 mg
  • 9-18 yaş ergenler; 1300-3000 mg
  • 19-50 yaş yetişkinler; 1000-2500 mg
  • 51 yaş üstü erkekler; 1000-2000 mg
  • 51 yaş üstü kadınlar; 1200-2000 mg
  • Hamile-emziren kadınlar; 1000-2500 mg

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kemik iltihabı (osteomyelit) nedir? Tedavisi

Halk arasında kemik iltihabı olarak adlandırılan osteomyelit, deri yüzeyinden içeri giren bakteri ve mikropların kemik dokusunun içine yayılması sonucunda meydana gelmektedir. Bazı durumlarda ise kronik hastalıklar veya zararlı alışkanlıklara bağlı olarak da kemiklerde enfeksiyon gelişebilir.

Başta ağrı olmak üzere pek çok komplikasyona yol açabilecek osteomiyelit, günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen ve ilerleyerek daha ciddi boyutlara ulaşabilen bir hastalık olduğu için mutlaka önemsenmeli ve tedavi edilmelidir.

Kemik iltihabı hastalığının her yaş grubunda görülme ihtimali bulunmaktadır. Ancak araştırmacılar tarafından hastalığa ilişkin birtakım araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmaya göre her 10.000 kişiden sadece 2’sinde görüldüğü belirlenmiştir. Kemik iltihabı riskini arttıran bazı durumlar olduğu söylenir. Bunların başında ise bağışıklık sistemini zayıflatan belirli koşullar ve davranışlar yer alıyor. Aşağıdaki faktörleri taşıyan kişilerin kemik iltihabı riski daha yüksek olur.

  • Orak hücre hastalığı
  • HIV veya AIDS
  • Diyabet
  • Romatoid artrit
  • İntravenöz ilaç kullanımı
  • Alkolizm
  • Steroidlerin uzun süreli kullanımı
  • Kansızlık
  • Hemodiyaliz

Çeşitleri;

Hastalıklar, kendi içerisinde farklı çeşitlere ayrılabilir. Kemik iltihabı hastalığı da iki türü bulunan bir hastalıktır. Bunlar ise akut kemik iltihabı ve kronik kemik iltihabı olarak bilinmektedir.

Akut osteomyelit (kemik iltihabı);

Genellikle çocuklarda görüldüğü tespit edilen akut kemik iltihabı, aniden gelişim gösteren bir hastalıktır. Akut kemik iltihabı teşhisi konulmasının ardından acil olarak tedaviye başlanması gerekiyor. Tedavinin ertelenmesi veya yapılmaması halinde ciddi olumsuz sonuçlar doğurabilir. Çocuğun tedavi öncesinde beslenmesinin kesilmesi gerekirken, anestezi olarak genel anestezi uygulanmaktadır. Tedavi sırasında anestezi yapılmasının ardından enfekte olan bölgeye iğne ile girilmesi gerekmektedir.

Bu bölgedeki enfeksiyonun varlığının tespiti sağlanırken, kemikte iltihap görülmesi halinde bölge cerrahi olarak açılır ve iltihabın boşaltılarak temizlenmesi durumu gerçekleşir. Operasyonun ardından bölge yeniden kapatılacaktır. Akut kemik iltihabının teşhis edilmesinin ardından tedaviye ilişkin adımlar atılması şarttır. Tedavisi ertelenen akut kemik iltihabı, ciddi risklerin oluşmasına neden olabilir. Özellikle çocuklarda görülebilen bir hastalık olduğundan tedavinin ertelenmesini veya yapılmamasını düşünmekten kaçınmalısınız.

Kronik osteomyelit (kemik iltihabı)

Diğer kemik iltihabı türü ise kronik kemik iltihabı olarak biliniyor. Bu kemik iltihabı hastalığının tedavisinde acillik söz konusu olmaz. Tedavi öncesinde vakanın en doğru şekilde değerlendirilmesi gerekir. Yapılan değerlendirmeler üzerinden tedavi sürecine ilişkin planlama yapılacaktır. Enfeksiyonlu bölgedeki iltihabın yayılması ve akıntısı hakkında görüş bildirilir. Uzman doktor tarafından ameliyat esnasında tıpkı tümör ameliyatındaki gibi ölü kemik dokularının tamamen çıkarıldığı görülüyor. Çıkarılan alanın eksternal fiksatör yardımı ile düzeltilmesi ise sonrasında şarttır.

Nedenleri;

Bir kemik enfeksiyonu genellikle bakterilerden kaynaklanır, ancak bazen mantar gibi diğer organizmalar da sebep olabilir. Osteomyelitin en sık görülen bakteriyel nedeni Staphylococcus aureus’dur. Diğer bakteriyel nedenler arasında Streptococcus grubu A ve grup B, H. influenzae, koliformlar ve Pseudomonas aeruginosa yer alır. Bunların hepsi, kemiğin derinlerine nüfuz eden uzun süreli açık deri ülserleri veya kemiğe kadar inen travmatik bir hasar ile ilişkili olabilir. Kemikler genellikle iyi korunur ve kolayca enfekte olmazlar.

Aşağıdaki durumlarda kemik enfeksiyonu oluşabilir:

  • Kemikte travma ya da kemiğin kırılarak deriden çıkması
  • Kemiği çevreleyen yumuşak dokudaki enfeksiyon alttaki kemiğe yayılabilir.
  • Kan yoluyla kan dolaşımına taşınması
  • Dolaşım bozukluğu (diyabetlerde görüldüğü gibi)

Kaslar veya organlar gibi yumuşak dokudaki enfeksiyon, yaralanmış veya zayıf kan dolaşımına sahip bir bölgede gelişebilir. Enfeksiyon belirdikten sonra, yakındaki kemiğe yayılabilir.

Belirtileri;

Kemik iltihabı her zaman belirti vermeyebilir. Bazı durumlarda hastalık herhangi bir belirtiye neden olmadan sinsi bir şekilde ilerleyebilmektedir. Böyle durumlarda hastalık genellikle daha ciddi boyutlara ulaştığında belirti vermeye başlar veya farklı bir nedene yönelik olarak yapılan tıbbi araştırmalarda tesadüfen tespit edilir. Belirti vermesi durumunda kemik iltihabının yol açtığı semptomlar çoğu kişide hemen hemen aynı seyreder ve en yaygın belirtiler şunlardır:

  • Enfeksiyon bölgesinde kızarıklık, şişlik ve ısınma
  • Kemik ağrısı, kemiğin bulunduğu bölgeye baskı yapıldığında artan ağrı
  • Ateş
  • Titreme
  • İltihaplı kemiğin bulunduğu organın kullanımında güçlük çekme ve hareket kısıtlılığı
  • Yorgunluk ve halsizlik

Kemik iltihabının ilk ve en belirgin semptomu ağrıdır. Kemiğin bulunduğu bölgede baskıyla ortaya çıkan veya kemiğin yer aldığı organın kullanımı sırasında hissedilen ağrılar kemik iltihabını düşündürür. Bu nedenle herhangi bir zorlama veya hareketsizlikten kaynaklı olarak ortaya çıkmış olmayan, birkaç hafta içerisinde kendiliğinden iyileşmeyip sürekli olarak devam eden kemik ve eklem ağrıları hafife alınmamalı, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurularak muayeneden geçilmelidir.

Tedavisi;

Osteomiyelit tedavisi, enfeksiyonun kemiğe nasıl yayıldığına ve ne kadar derinlemesine nüfuz ettiğine bağlıdır. Kemik enfeksiyonu kandan geldiyse ve yeni bir enfeksiyon ise, yüksek dozlarda oral antibiyotik ilaçlarla tedavi genellikle işe yarar. Doktorunuz, enfeksiyondan sorumlu başka bir bakteri türü belirlemediyse, Staphylococcus aureus’a karşı oral antibiyotik reçete edilir.

Bakteriler yaygın olarak kullanılan antibiyotiklere karşı gittikçe daha fazla dirençli olduklarından, doktorunuz bir kültür oluşturmak için enfeksiyondan bir örnek alabilir. Bu çalışma olasılığı en yüksek olan antibiyotiğin seçiminde gereklidir.

kemik iltihabının nedeni olarak mantar enfeksiyonu şüphesi varsa, o zaman antifungal bir ilaç reçete edilebilir.

Eğer osteomiyelit çok şiddetli ise, önce damar içi antibiyotik almak ve daha sonra enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra oral antibiyotik haplarına geçmeniz gerekebilir. İnsanlar genellikle 4-6 haftalık tedaviye ihtiyaç duyan, tekrarlayan enfeksiyonlar veya spinal omurların enfeksiyonları hariç olmak üzere, 6 ila 8 hafta sürer.

Ciddi enfeksiyonlar için, irin birikmesinin ameliyatla drenajı gerekebilir. Enfeksiyonun çevredeki yumuşak dokudan yayılması halinde, ölü doku ve kemik cerrahi ile çıkarılır ve antibiyotik verilmeden önce aşılama ile alan sağlıklı kemik, kas veya deri ile doldurulur.

Yapay ekleme bulaşırsa, cerrahi olarak çıkarılmalı ve değiştirilmelidir. Antibiyotikler genellikle ameliyattan önce ve sonra verilir. Nadir durumlarda, enfeksiyon tedavi edilmeyebilir ve enfekte ekstremitenin ampüte edilmesi veya eklemin ameliyatla kaynaşması gerekebilir.

Bazen diyabet nedeniyle ayak ülserleri (zayıf dolaşımın neden olduğu enfeksiyonlar) ayakların kemiklerine yayılabilir. Bu enfeksiyonların tek başına antibiyotiklerle tedavi edilmesi genellikle zordur ve bazen enfekte kemik cerrahi olarak çıkarılmalıdır. Bu, diyabetli kişilerin ayaklarının bakımını yapmaları gerektiğini ve kan şekerini normal aralıklarda tutmak için diyetlerini ve tedavi planlarını takip etmelerinin en nedenlerinden biridir. Diyabet kontrol edilmezse, ülser ve kemik iltihabı iyileşemez, bu da ampütasyonlara yol açabilir.

 

 

Paylaşın

Kafatası ve omurga yaralanmaları nedir? İlkyardım

Potansiyel olarak ciddi olabilecek kafatası ve omurga yaralanmaları; kafatası ve omurgada dışardan gelen bir darbeyle oluşan kırılma durumudur. Kafatası ve omurga yaralanmalarının semptomları, spesifik yaralanma tipine bağlı olarak değişir.

Bir kırığı görmek her zaman kolay değildir. İlkyardım ve tedavi, kırığın ciddiyetine bağlıdır.

Kafatası ve omurga yaralanmaları neden önemlidir?

Darbenin şiddetine bağlı olarak kafatası boşluğunda yer alan merkezi sinir sistemi etkilenebilir. Bel kemiğindeki yaralanmalarda omurgada ani sıkışma ya da ayrılma meydana gelebilir. Bunun sonucunda sinir sistemi etkilenerek bazı olumsuz sonuçlar oluşabilir. Trafik kazalarında ölümlerin % 80’i kafatası ve omurga yaralanmalarından olmaktadır.

Kafatası yaralanmaları çeşitleri nelerdir?

Saçlı deride yaralanmalar: Saç derisi kafatası yüzeyi üzerinde kolaylıkla yer değiştirebilir ve herhangi bir darbe sonucu kolayca ayrılabilir. Bu durumda çok fazla miktarda kanama olur, bu nedenle öncelikle kanamanın durdurulması gereklidir.

Kafatası, beyin yaralanmaları:

Kafatası kırıkları: Kafatası kırıklarında beyin zedelenmesi, kemiğin kırılmasından daha önemlidir. Bu nedenle beyin hasarı bulguları değerlendirilmelidir.

Yüz yaralanmaları: Ağız ve burun yaralanmalarında solunum ciddi şekilde etkilenebilir ve duyu organları zarar görebilir. Bir yüz yaralanması sonucunda burun, çene kemiği kemiklerinde yaralanma görülebilir.

Omurga (bel kemiği) yaralanmaları: En çok zarar gören bölge bel ve boyun bölgesidir ve çok ağrılıdır. Kazalarda en çok boyun etkilenir.

Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenleri nelerdir?

  • Yüksek bir yerden düşme
  • Baş ve gövde yaralanması
  • Otomobil ya da motosiklet kazaları
  • Spor ve iş kazaları
  • Yıkıntı altında kalma

Kafatası ve omurga yaralanmalarında belirtiler nelerdir?

  • Bilinç düzeyinde değişmeler, hafıza değişiklikleri ya da hafıza kaybı
  • Başta, boyunda ve sırtta ağrı
  • Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da his kaybı
  • Vücudun herhangi bir yerinde tam ya da kısmi hareket kaybı
  • Baş ya da bel kemiğinde şekil bozukluğu
  • Burun ve kulaktan beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi
  • Baş, boyun ve sırtta dış kanama
  • Sarsıntı
  • Denge kaybı
  • Kulak ve göz çevresinde morluk

Ancak, hastada hiçbir belirti yoksa bile;

  • Yüz ve köprücük kemiği yaralanmaları
  • Tüm düşme vakaları
  • Trafik kazaları
  • Bilinci kapalı tüm hasta / yaralılar kafa ve omurga yaralanması olarak var sayılmalıdır

Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?

  • Bilinç kontrolü yapılır
  • Yaşam bulguları değerlendirilir
  • Hemen tıbbi yardım istenir (112)
  • Bilinci açıksa hareket etmemesi sağlanır
  • Her hangi bir tehlike söz konusu ise düz pozisyonda sürüklenir
  • Baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalıdır
  • Yardım geldiğinde sedyeye baş-boyun-gövde ekseni bozulmadan alınmalıdır
  • Taşınma ve sevk sırasında sarsıntıya maruz kalmaması gerekir
  • Tüm yapılanlar ve hasta/yaralı hakkındaki bilgiler kaydedilmeli ve gelen ekibe bildirilmelidir
  • Asla yalnız bırakılmamalıdır

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Smear testi nedir, nasıl yapılır?

Pap smear ya da kısaca smear testi, kadınlarda görülen kanserler arasında 6. sırada ve ölüm nedeni olarak 10. sırada görülen rahim ağzı kanserlerinin taramasında kullanılan bir testtir. Dr.George Papnicolaou tarafından adlandırılan smear testi, pek çok ülkede kullanılan basit bir testtir.

Smear testi, protozoa, mantar ve virüs enfeksiyonlarının (HPV) tanısı konabilir. HPV (Human papilloma virus) enfeksiyonu hiç belirti vermese de papsmear’da HPV tarafından enfekte olmuş hücrelerin görülmesi tanıyı koydurur. HPV enfeksiyonu serviks kanserine neden olduğundan tanısı önemlidir.

Ne zaman yapılır?

Oldukça basit ve hiçbir ağrıya neden olmayan Pap Smear Testi, ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra ya da 21 yaşından sonra yapılmalıdır. 30 yaşından küçük kadınlara yılda 1 defa yapılması uygun olan Pap Smear Testi, 30 yaşından büyük kadınlara ise 3 defa ardışık olarak yapılmalıdır.

Hangi amaçla yapılır?

Bu testteki en önemli amaç, özellikle rahim ağzı kanserlerinin ve kanser öncesi (prekanseröz) lezyonların erken tanınmasıdır. Son yıllarda jinekolojik muayene ve jinekolojik kontrollerin rutin bir parçası haline gelmiştir.

Smaer testinin önemi nedir?

Smaer testi hayat kurtarıcıdır. Evet, günümüzde tıpta kadınlarda hayat kurtarıcı ve yaşam süresini uzatıcı olarak görülen ve yararlılığı kanıtlanmış iki çok önemli test vardır; Smear testi ve Mammografi. Kadın üreme sistemine ait kanserler arasında meme kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen serviks (rahim ağzı) kanseri erken dönemde yakalandığında tam şifa ile sonuçlanan bir durumdur. Tüm kanserlerde olduğu gibi serviks kanseri de uzun yıllar süren gizli hastalık döneminden sonra ortaya çıkar.

Serviks kanserinde şikayetler ortaya çıktıktan sonra da ne yazık ki hastalık yayılmıştır. İşte bu nedenle kanserleri erken dönemde tanımlamak için çeşitli testler geliştirilmiştir. Serviks kanseri’nin erken tanısındaki en önemli test smear testidir. Smear ile alınan örnekler patolojik olarak incelenerek kanser veya kanser öncüsü hücrelerin olup olmadığı araştırılır.

Kimler yaptırmalıdır?

Test 20 yaşından sonra yaptırılabilir. Ancak genç yaşlarda HPV ile enfeksiyon çok sıktır ve bu yaşlardaki enfeksiyonların büyük çoğunluğu kendiliğinden geçer. Bu yüzden erken yaşlarda test yapmak, ileride kansere dönüşmeyecek pek çok olguyu saptamamıza neden olur. Kaynakların doğru kullanımı açısından test yapmaya biraz daha ileride başlamak daha doğrudur.

  • Cinsel olarak aktif
  • 30 yaş üzeri kadınların smear testi yaptırması önerilir.

Her zaman doğru sonuç verir mi?

Her zaman yüzde yüz doğru sonuç vermez. Diğer laboratuvar testlerinde olduğu gibi yanlış sonuç almak olasıdır. Hastalık olmasına rağmen sonucun temiz çıkmasına değişik nedenler yol açabilir. Yeterli hücre yoksa, çok sayıda hücre varsa, hücrelerin rahim ağzının hem içinden hem de yüzeyinden alınamayışı, enfeksiyonun anormal hücreleri ortamdan uzaklaştırılması gibi nedenler. Böyle durumda birkaç hafta veya ay sonra Pap-Test’i tekrarlamak gerekir. Bazen de doktorunuz kolposkopiye başvurabilir. Bu alet doktor ofisinde kullanılan özel bir mikroskopdur. Rahim ağzına kolposkopdan bakan doktor anormal değişiklikleri görebilir ve bu gözlem sırasında biyopsinin gerekli olup olmadığını eğer gerekliyse de biyopsi tipine karar verir.

Nasıl yapılır?

Smear testi basit ve ağrısızdır. Test adet zamanı yapılmamalıdır, en iyi zaman adetten 10-20 gün sonrasıdır. Önce rahim ağzının (serviksin) görülebilmesi için, vajinaya bir spekulum (muayene aleti) yerleştirilir. Ardından küçük bir fırça rahim ağzına sürülerek hücre örnekleri toplanır ve cam üzerine yayılır.

Patolog tarafından bu hücreler mikroskop altında incelenerek anormal gelişim olup olmadığına bakılır. Asıl hedef olası bir kanseri saptamanın yanı sıra, kanser olmayan ancak kansere dönüşüm olasılığı olan ve tedavi edilebilen “prekanseröz” lezyonları yakalamaktır. Testin pozitif olması yani anormal hücreler içermesi durumunda hekim HPV testi ve kolposkopi isteyebilir.

Smear alınmadan önce 48 saat içinde cinsel ilişki kurulmamış olması, vajinanın yıkanmamış olması, vajina içine ilaç, krem gibi uygulamaların yapılmamış olması gereklidir. Genital enfeksiyon varsa tedavi edilmeli daha sonra smear alınmalıdır.

Smear testi sonucu nasıl değerlendirilir?

Pap smear testi sonuçlarını raporlarken Bethesta sistemi kullanılır.

  • Negatif: Pap testinde hiç anormal, prekanseröz ya da kanseröz hücre görülmemesi (intraepitelyal lezyon ya da malignensi negatif)
  • Anormal sonuçlar: Smear’de servikal hücrelerin anormal olmasının birçok nedeni olabilir. Servikal enfeksiyonlar ya da prekanseröz hücreler anormal hücreler görünmesine neden olabilir
  • Anormal bir sonuç alındığında enfeksiyon tedavisi ve/veya yakın takip ve/veya kolposkopi + biyopsi önerilebilir.

Her testte olduğu gibi Pap smear testinde de yanılma olasılığı vardır. Testin düzenli olarak tekrarlanması yanılma olasılığını düşürür.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Yanık nedir? İlkyardım

Görünmez kazalar, ihmaller, anlık küçük dikkatsizlikler sonucu ısı, güneş, elektrik ya da çeşitli kimyasallara maruz kalma sonucunda oluşan doku hasarlarıdır. Daha kısa bir tanımla; herhangi bir ısıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulmasıdır.

Küçük ve yüzeysel yanıklarda, evde uygulayabileceğiniz müdahalelerin ardından günlük yaşantınıza devam edebilirsiniz. Bunun haricinde, yanık geniş bir bölgeyi kapsıyor ya da derin dokuları etkiliyorsa, acil olarak bir sağlık kurumuna başvurmanız gerekir.

Kaç çeşit yanık vardır?

Fiziksel yanıklar;

  • Isı ile oluşan yanıklar
  • Elektrik nedeni ile oluşan yanıklar
  • Işın ile oluşan yanıklar
  • Sürtünme ile oluşan yanıklar
  • Donma sonucu oluşan yanıklar

Kimyasal yanıklar;

  • Asit alkali madde ile oluşan yanıklar

Yanığın ciddiyetini belirleyen faktörler nelerdir?

  • Derinlik
  • Yaygınlık
  • Bölge
  • Enfeksiyon riski
  • Yaş
  • Solunum yoluyla görülen zarar
  • Önceden var olan hastalıklar

Yanıklar nasıl derecelendirilir?

    1. derece yanık: Deride kızarıklık, ağrı, yanık bölgede ödem vardır. Yaklaşık 48 saatte iyileşir
    2. derece yanık: Deride içi su dolu kabarcıklar (bül) vardır. Ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile kendi kendine iyileşir
    3. derece yanık: Derinin tüm tabakaları etkilenmiştir. Özellikle de kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde etkisi görülür. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı yoktur

Yanığın vücuttaki olumsuz etkileri nelerdir?

Yanık, derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna yol açar. Ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelir. Hasta/yaralının kendi vücudunda bulunan mikrop ve toksinlerle enfeksiyon oluşur.

Isı ile oluşan yanıklarda ilkyardım işlemleri nedir?

  • Kişi hala yanıyorsa paniğe engel olunur, koşması engellenir
  • Hasta/yaralının üzeri battaniye ya da bir örtü ile kapatılır ve yuvarlanması sağlanır
  • Yaşam belirtileri değerlendirilir (ABC)
  • Solunum yolunun etkilenip etkilenmediği kontrol edilir
  • Yanmış alandaki deriler kaldırılmadan giysiler çıkarılır
  • Yanık bölge en az 20 dakika çeşme suyu altında tutulur (yanık yüzeyi büyükse ısı kaybı çok olacağından önerilmez)
  • Ödem oluşabileceği düşünülerek yüzük, bilezik, saat gibi eşyalar çıkarılır
  • Takılan yerler varsa kesilir
  • Hijyen ve temizliğe dikkat edilir
  • Su toplamış yerler patlatılmaz
  • Yanık üzerine ilaç ya da yanık merhemi gibi maddeler de sürülmemelidir
  • Yanık üzeri temiz bir bezle örtülür
  • Hasta/yaralı battaniye ile örtülür
  • Yanık bölgeler birlikte bandaj yapılmamalıdır
  • Yanık geniş ve sağlık kuruluşu uzaksa hasta / yaralının kusması yoksa bilinçliyse ağızdan sıvı (1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı) verilerek sıvı kaybı önlenir
  • Tıbbi yardım istenir (112)

Kimyasal yanıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?

  • Deriyle temas eden kimyasal maddenin en kısa sürede deriyle teması kesilmelidir
  • Bölge bol tazyiksiz suyla, en az 15–20 dakika yumuşak bir şekilde yıkanmalıdır
  • Giysiler çıkarılmalıdır
  • Hasta/yaralı örtülmelidir
  • Tıbbi yardım istenmelidir (112)

Elektrik yanıklarında ilkyardım nasıl olmalıdır?

  • Soğukkanlı ve sakin olunmalıdır
  • Hasta/yaralıya dokunmadan önce elektrik akımı kesilmelidir, akımı kesme imkanı yoksa tahta çubuk ya da ip gibi bir cisimle elektrik teması kesilmelidir
  • Hasta/yaralının ABC’si değerlendirilmelidir
  • Hasta/yaralıya kesinlikle su ile müdahale edilmemelidir
  • Hasta/yaralı hareket ettirilmemelidir
  • Hasar gören bölgenin üzeri temiz bir bezle örtülmelidir
  • Tıbbi yardım istenmelidir (112)

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Mustafa Cengiz’den ‘taraftar’ açıklaması: Büyük mücadele veriyoruz

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, “Maçlara taraftar alınması için büyük mücadele veriyoruz. İnşallah Sağlık Bakanımız ve Sayın Cumhurbaşkanımız buna çözüm bulacak. Belli oranda %30 taraftarı alacağız. Türkiye Futbol Federasyonu’nun da bu konuda çok büyük çabaları var. ” dedi.

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Milliyet Yazarı Atilla Gökçe’nin kaleme aldığı yazı ile ilgili açıklamalarda bulunan Cengiz, “3 gündür camiamız ve spor dünyası mal bulmuş mağribi gibi hiç konuşmadığım hiç söylemde bulunmadığım şeyler hakkında yorum yapıyor. Atilla Ağabey gibi değerli bir duayen gazeteci ki kendisini çok severim. Benim rahatsızlığım süresince neredeyse her gün aradı. Fakat yazıyı okuyunca yemin ederim beni şoka uğrattı. Ben kendisine en ufak bir telkinde bile bulunmadım. Kendisi benden bin kere özür diledi mesajlar attı, telefon da açtı. Ben artık karışamam her şeyin hayırlısı dedim, bir şey diyemem dedim. Kendisi de bunun üzerine özür yazısı yazmış.

Ben bunun üzerine gidemem; aman dileyen, özür dileyen birine asla bir şey demem. Onun için de hayırlısını dilerim. İki konuyu belirtmek isterim. Bizim sağ olsun Galatasaraylı yorumcu ve gazeteciler, muhabirler veya köşe yazarları destan yazdılar bu konu hakkında. Akıllar verildi, latince bir deyim vardır; balığa yüzme öğrettiler. Sağ olsunlar benim mesleğim yöneticilik. Ben de hata yapabilirim, pot kırabilirim. Zaten potlarım meşhur anlaşılmayan potlarım daha doğrusu. Bazı şeyleri detaylandırarak anlatmam gerekiyor bazı insanlara.” diye konuştu.

“Taraftarın isteği bizim için kutsaldır”

Radamel Falcao’nun dünyanın sayılı oyuncuları arasında olduğunu vurgulayan Mustafa Cengiz, “Falcao çok karakterli bir insan. Dünyanın gelmiş geçmiş en değerli 10 santraforunu sayarsanız bunlardan biri Falcao’dur. O da bizde oynuyor. Bir dünya markası olan Galatasaray’da oynuyor. Onu getirirken bizler ve taraftarlarımız çok fedakârlık yaptık. Tabii ki taraftarın isteği öne geçti. Taraftarın isteği bizim için kutsaldır. Taraftarın olmadığı bir Galatasaray yok hükmündedir. Bana istediklerini söylesinler taraftarı destekliyorsun diye. Taraftar olmayınca pandemi sürecinde nasıl zorluklar yaşadığımız, 8 maçta 1 beraberlik aldığımız meydanda. Demek ki sadece takım değil, sadece teknik heyet değil taraftar da gerekiyormuş. Biz bunu gördük yaşadık. Maçlara taraftar alınması için büyük mücadele veriyoruz. İnşallah Sağlık Bakanımız ve Sayın Cumhurbaşkanımız buna çözüm bulacak. Belli oranda %30 taraftarı alacağız. Türkiye Futbol Federasyonu’nun da bu konuda çok büyük çabaları var. Falcao, Türkiye’de oynanan futbola, Türkiye’deki hakem yorumlarına alışacak ve gereğini yapacak. Bizi bugüne kadar utandırmadı. İndirimde tutar olarak en büyük indirimi Falcao yaptı. Ben ona müteşekkirim.“

“En iyi Galatasaray’ı bırakmak istiyoruz”

Fatih Terim ile ilgili sözlerinin yanlış aksettirildiğini dile getiren Cengiz, “Bir başka ağırıma giden konu. Onu da yine yanlış yazdı, anlamamış Atilla ağabey. Hocamızla ilgili kendisi bir soru sordu. Bana dedi ki siz çağırıyormuşsunuz hoca gelmiyor. Onu da biri demiş kim bilmiyorum. Hocamızı biz çağırıyormuşuz hocamız gelmiyormuş. Daha ağır şeyler var. Biz hocamızla her zaman buluşuyoruz. Ne zaman randevulaşsak geliyor. 2 buçuk dediysek, 2 buçuktan 1 dakika geçirmiyor. Tam zamanında geliyor. Bu kadar da kendine ve makama saygılı bir insan. Buna da 2 buçuk dakikada geliyor diye yazmışlar. Beni az çok tanıdınız. Benim üslubum değil. Ben bir şey söyleyeceksem kimseden çekinmem. Çünkü gizli ajandam ve hesabım yok. Şu anda da yok. Bu sağlık durumunda bu mücadeleyi vermeme de şaşırıyorlar. Bir zamanlar neden bu kadar açık diye şaşıranları da görüyorduk. Şimdi de buna şaşırıyorlar. Biz bu işe canımızı veriyoruz. Bizden sonra gelecek yönetimlere mali ve idari açıdan en iyi Galatasaray’ı bırakmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Seçim yapmak istediklerini ve bunun için devletin gerekli organlarının talimatlarını izlediklerini ifade eden Başkan Cengiz, “Bize seçime gitmiyorsunuz diyorlar. Biz eylül ayında Dernekler Masası’na yazdık. Dernekler Masası bize direkt cevap veremedi. Sorduk, Ankara’ya yolladık dediler. Bir ay istişare ettiler ve bugün saat 16:00’da yanıt geldi. Diyor ki; geniş katılımlı sivil toplum örgütlerinin genel kurullarına hükümet olarak 1 Aralık’a kadar izin vermiyoruz.  Kesinlikle 1 Aralık’a kadar beklemeniz gerek. 1 Aralık’tan sonra hükümet ne der ona bakacağız dendi. Bunu Dernekler Masası’na özellikle yazdık. Bunu bahane gösterdiğimizi düşündüler, ona da yaralandık. Bu da bizi yaralıyor. Bunu görsünler. Biz seçim yapmak istedik, itiraz ettik; partiler nasıl yapıyor dedik. Partiler anayasa gereği genel kurullarını yapmak zorundalar. Yapmazlarsa kapanırlar. Yardım alamazlar. Partiler farklı boyuttadır ve anayasanın garantisi altındadır.” dedi.

Divan Kurulu’nda Denetim Kurulu Raporu’nun okunmasına izin verilmemesinin tüzük ihlali olduğunu dile getiren Cengiz, “Divan toplantılarına katılamadım. Yönetim Kurulumuz mutlaka temsil edildi orada. Yönetimim düzenli olarak hakaret işitti orada. Ben çok az bölümü sonradan izledim ve üzüldüm. Bize karşı belli sayıda kardeşlerimiz, tanıdığım ve sevdiğim insanlardır çoğu, çok ağır hakaretler ettiler yönetimimize. Divan başkanı da bunları teşvik etti. Bizim lehimize ezkaza konuşan olursa da onu susturmaya çalıştılar. Buna da bir şey demedik. Olabilir dedik. Bunu da çekmek varmış kaderde diyerek sesimizi çıkarmadık; fakat son toplantıda denetleme kurulu tüzük gereği mali raporunu açıklaması gerekir. Kaan Kançal açıkladı. Onu da sadece divan başkanı birçok yerde kesti. Sadece divan başkanı. Denetleme kurulu bir organ. Sunum yapması gerek. Sunumunu yaptırmadılar tüzüğe aykırı olarak. Ne kadar kişi katıldı sayı belli değil. Oylama yaptılar. Denetleme kurulu bu derneğin en önemli organlarından… Medeni kanuna göre zaruri organ. Organın görevini yapmasına, raporun okunmasına engel oldular. Denetim kurulunun meşru olmadığını iddia ettiler. Meşrutiyetini yitirmiştir deyip bu rapor okunamaz dediler. Ben yıllardır Galatasaray’ın içindeyim. Gelmiş, geçmiş denetim kurulundaki kardeşlerim alınmasın. Bu denetim kurulunun yaptığı hizmeti kimse yapmadı. Çalışmaları müthiş. Sayın başkan çok ağır tüzük ihlali yaptı. Bu ihlal bir organın görevini yerine getirmesine engel. Biz bunu protesto ederek yönetim olarak bu toplantılara katılmama kararı aldık. Bu bizim ağırımıza gitti. Dernekler masasına yazdık. Denetim Kurulu meşruiyetini yitirmiş midir diye? Sorduk… Kime soracağız biz? Devlete, İçişleri Bakanlığı’na, Dernekler Masası’na… Bugün o cevap da geldi. İfade şu; ‘Dernekler ile ilgili organların ibrasızlık almaması ile ilgili kanunda herhangi bir hüküm yoktur. Ancak, mahkemelere düştüğü anda mahkemeler sonuçlanana kadar beklemek durumu kanaati olduğunu bildiririz’. Denetleme Kurulumuz görevde. Hukuk bilen kişi normal bir hukuk devletinde bunun böyle olduğunu bilir. Siz devleti nasıl değerlendirirseniz değerlendirin beni ilgilendirmiyor. Dernekler Yasası vardır, kanun vardır, nizam vardır. Kırmızı ışık vardır, yeşil ışık vardır. Bunları görmek gerekir.“ ifadelerini kullandı.

“Taraftarımız emin olsun”

Galatasaray’a karşı bir algı operasyonu yürütüldüğünü dile getiren Başkan Mustafa Cengiz, “Galatasaray’a karşı büyük bir propaganda, topyekûn taarruz ve kutsal bir savaş var. Tek tek hepsini anlatmak istemiyorum. Salı günü anlatacağım hepsini. Bu savaşta Galatasaray’ı taraftarlarımıza yönelik psikolojik olarak transfer yarışına soktular. Sanki ne kadar çok transfer yaparsanız, harcarsanız ayrı kupa alacaksınız. 30. kupalarıymış. Bizde 37. kupamızı isteyeceğiz. 38. kupamızı bu sene inşallah alacağız. Bundan tüm taraftarımız emin olsun. Kendine güvensin. Galatasaray Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli sivil toplum örgütlerinden ve futbol kulüplerinden biridir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Paylaşın

Fenerbahçe, Trabzonspor’a hazırlanıyor!

Süper Lig’in 6. haftasında Trabzonspor ile karşılaşacak olan Fenerbahçe, hazırlıklarını Can Bartu Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla devam etti. Fenerbahçe, karşılamanın hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla tamamlayacak.

Teknik Direktör Erol Bulut yönetiminde saat 11.00’da başlayan antrenmanda; ısınma ve çabukluk hareketlerinin ardından pas çalışmaları yapıldı. Çift kale maçla devam eden idman; taktiksel ve bireysel çalışmalarla tamamlandı.

Diego Perotti antrenmanın ilk bölümünde takımla birlikte çalışırken, ikinci bölümünde kendisi için hazırlanan özel program dahilinde çalıştı. Ferdi Kadıoğlu da kendisi için hazırlanan özel program dahilinde çalışmalarını sürdürdü.

Fenerbahçe, pazar günü stadımızda oynanacak karşılamanın hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla tamamlayacak.

Paylaşın

Kırık nedir, kaç çeşit kırık vardır? İlkyardım

Kırık, kemiğin destekleyebileceğinden daha fazla kuvvet veya basınç maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan durumdur. Farklı bir tanımla, kırık, kemik bütünlüğünün bozulması durumudur.

Kırıklar darbe sonucu ya da kendiliğinden oluşabilir. Yaşlılık ile birlikte kendiliğinden kırık oluşma riski de artar. İki çeşit kırık vardır.

  • Kapalı kırık: Kemik bütünlüğü bozulmuştur. Ancak deri sağlamdır
  • Açık kırık: Deri bütünlüğü bozulmuştur. Kırık uçları dışarı çıkabilir. Beraberinde kanama ve enfeksiyon tehlikesi taşırlar

Belirtileri;

  • Hareket ile artan ağrı
  • Şekil bozukluğu
  • Hareket kaybı
  • Ödem ve kanama nedeniyle morarma
  • Ağrılı bölgelerin tespiti için elle muayene gereklidir

Kırığın yol açabileceği olumsuz durumlar nelerdir?

  • Kırık yakınındaki damar, sinir, kaslarda yaralanma ve sıkışma (Kırık bölgede nabız alınamaması, solukluk, soğukluk)
  • Parçalı kırıklarda kanamaya bağlı şok

Kırıklarda ilkyardım nasıl olmalıdır?

  • Hayatı tehdit eden yaralanmalara öncelik verilir
  • Hasta/yaralı hareket ettirilmez, sıcak tutulur
  • Kol etkilenmişse yüzük ve saat gibi eşyalar çıkarılır (aksi takdirde gelişebilecek öden doku hasarına yol açacaktır,)
  • Tespit ve sargı yapılırken parmaklar görünecek şekilde açıkta bırakılır. Böylece parmaklardaki renk, hareket ve duyarlılık kontrol edilir)
  • Kırık şüphesi olan bölge, ani hareketlerden kaçınılarak bir alt ve bir üst eklemleri de içine alacak şekilde tespit edilir. Tespit malzemeleri, sopa, tahta, karton gibi sert malzemelerden yapılmış olmalı ve kırık kemiğin alt ve üst eklemlerini içine alacak uzunlukta olmalıdır
  • Açık kırıklarda, tespitten önce yara temiz bir bezle kapatılmalıdır
  • Kırık bölgede sık aralıklarla nabız, derinin rengi ve ısısı kontrol edilir
  • Kol ve bacaklar yukarıda tutulur
  • Tıbbi yardım istenir (112)

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kabızlık nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Nedeni çoğu zaman tam olarak tespit edilemeyen Kabızlık (Konstipasyon), haftada 3’den az sert ve kuru dışkılama durumudur. Farklı bir tanımla Kabızlık, bağırsak hareketlerinin zor veya normalden daha az gerçekleştiği durum anlamına gelir. 

Kabızlık genellikle çok ciddi bir sağlık sorununa neden olmasa da, semptomları geçtiğinde birey kendisini çok daha rahat hissedecektir. Atonik ve spastik olmak üzere 2 tip kabızlık vardır.

  • Atonki kabızlık: Tembel barsak olarak da tanımlanır. Kalın barsağın bir kısmı ya da tümü genişlemiştir. Dışkılama gereksinimi kendiliğinden oluşmadığından (barsak hareketlerininazalması nedeniyle) kişinin ıkınması ve zorlaması gerekir. Dışkı sert ve kalındır. Bu zorlama hemoroid oluşumuna neden olur. Nedenleri arasında yetersiz posa ve sıvı alımı, egzersiz yapmama ve hareket azlığı, çevre değiştirme, laksatiflerin aşırı kullanılması ve iyi bir dışkılama alışkanlığı sağlanamaması sayılabilir
  • Spastik kabızlık: Kolonun tonusunun artması sonucu spazmodik (sıkıştıran) kasılmalar oluşur ve kolonun bazı kısımları daralır. Bu tip kolonda dışkı küçük, keçi pisliği gibi atılır. Nedenleri arasında sinirsel bozukluklar, kolon stazı, anksiyete veya endişe sayılabilir

Nedenleri;

Kabızlığın, genellikle hayat tarzına dayanan bir çok nedeni olabilir. Bunlar arasında normal diyet esnasında yenilenler ve günlük yaşam aktivitelerinde değişiklikler olabilir.

Beslenme esnasında yeterli su ya da lifli besin alınmaması bir başka nedendir. Çok miktarda süt ürünü tüketmek bazı bünyelerde kabızlığa neden olabilir. Aktif bir hayat sürmemek veya tuvalet yapma dürtüsüne uzun süre direnmek kabızlığa yol açabilir. Stres kabızlık için ayrı bir nedendir.

Müshillerin ya da laksatiflerin uzun süreli kullanımı da kabızlığa yol açar. Aynı zamanda özellikle güçlü ağrı kesici ilaçlar, antidepresanlar, demir hapları, içinde kalsiyum, veya alüminyum bulunan antacid ilaçları da kabızlığa neden olabilir.

Çeşitli yeme bozuklukları, irritabl barsak sendromu, gebelik, sindirim sistemindeki sinirler ve kaslarda sorunlar, kolon kanseri, Parkinson hastalığı ya da multipl skleroz gibi nörolojik sorunlar ile az çalışan tiroid, ya da hipotiroidizm, gibi tıbbi sorunlar da kabızlık semptomuna neden olabilir.

Belirtileri;

Bireylerde tuvalete çıkma sayısı azsa, tuvalet esnasında zorlanma hissi varsa, sert veya çok küçük dışkı çıkarılıyorsa, tuvaletten sonra bağırsakların tamamen boşaldığı hissi yoksa ve göbek şişkinliği varsa, bunlar kabızlık semptomları olarak tanımlanır.

Bunun yanı sıra bağırsakları boşaltmak için göbeğe ya da karın bölgesine el ile bastırma, ya da parmak ile yardımcı olma ihtiyacı hissediliyorsa, bu da kabızlık belirtisi olarak tanımlanabilir.

Ani kabızlığın yanı sıra karın ağrısı veya kramp hissi varsa, aynı zamanda hiçbir şekilde tuvalet yapılamıyor ve gaz çıkarılamıyorsa mutlaka ve acilen doktora başvurmak gereklidir.

Eğer kabızlık yeni başladıysa ve alınan önlemler yeterli gelmiyorsa, dışkıda kan varsa, istemsiz ve denemeden kilo kaybı varsa, bağırsak hareketleri şiddetli ağrıya neden oluyorsa, kabızlık iki haftadan uzun sürüyorsa veya dışkının boyutları, şekli ve kıvamında önemli ölçüde değiştiyse yine doktora başvurmak gereklidir.

Bitmeyen kabızlık için doktora başvurulduğunda, doktor kabızlık nedenini bulmak için bazı testler önerebilir: Bunlar arasında hormon düzeylerini kontrol etmek için kan testleri, makat kaslarını kontrol için testler, atıkların bağırsak boyunca nasıl ilerlediğini görmek için testler veya kolon tıkanıklıklarını kontrol etmek için kolonoskopi seçenekleri mevcuttur. Bağırsak hareketleri, dışkının özellikleri, diyet ve diğer faktörlerin kaydını tutmak uygun bir tedavi bulmaya yardımcı olabilir.

Tanısı;

Kabızlığa neden olabilecek sorunların dışlanabilmesi için tanı çalışması fizik muayene ile başlar.

  • Anal bölgenin muayenesi
  • Basur varlığının kontrol edilebilmesi için parmakla makattan muayene
  • Kalın bağırsağın makattan çıkış öncesi son bölümünün incelenmesi için rektosigmoidoskopi
  • Kalın bağırsağın tümüyle gözlenebilmesi için yapılan kolonoskopi
  • Büyük abdest kaçırma, gaz tutamama ya da dışkılama güçlüğü olan hastalarda makattaki sfinkterin fizyolojik durumunu belirlemek için anorektal manometre değerlendirmesi
  • Organik neden saptanamayan durumlarda karmaşık patoloji varlığını değerlendirmek için balon ekspulsiyon testi, kalın bağırsaktan geçiş süresi gibi ileri testler uygulanabilir

Tetkikler:

  • Kan testleri: Kabızlığın tiroid bezinin az çalışması veya paratiroid bezinin çok çalışmasına bağlı olup olmadığını anlaşılmasına yardımcıdır
  • Direkt radyografi: Kabızlığın bağırsak tıkanması (obstrüksiyonuna) bağlı olup olmadığını anlaşılmasına yardımcıdır

Kabızlığa ne iyi gelir? Kabızlık nasıl geçer?

Tedavide başarılı olunabilmesi için öncelikle  kabızlık yapan yiyecekler öğrenilmeli ve bunlardan uzak durulmalıdır. Kabızlığa iyi gelen armut, kayısı, erik gibi meyvelerin tüketimini artırmak önemlidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekler tüketilmeli, bol bol su içilmelidir.

Bebeklerde kabızlık sorunu için karınlarına bebek yağıyla düzenli masaj yapmak, çeşitli egzersizler yaptırmak faydalı olur. Ek gıda alan bebeklere posalı meyve püreleri yedirebilir, çorbalarına zeytinyağı karıştırabilirsiniz. Daha büyük çocuklarda kabızlık ne iyi gelir merak edenler için yine posalı meyve ve sebzelerin yanı sıra tam tahıllı ekmekler tüketmeleri önerilir.

Ilık bitki çaylarına bal karıştırılarak içilmesi ve kuru erik ve kayısının kaynatılarak suyunun içilmesi diğer kabızlık çözümleri arasında sayılabilir. 1 yaşından küçük bebeklerde bal ölümcül sonuçlara yol açabileceği için tehlikelidir. Kabızlığa iyi gelen yiyecekler arasında kabuklu elma, ıspanak, lahana, incir, pırasa, zeytinyağı, üzüm, brokoli, keten tohumu ve yulaf ezmesi bulunur.

Tedavisi;

Kabızlık tedavisi için öncelikle altta yatan sebep saptanmaya çalışılır. Sebep saptanmışsa öncelikle onun tedavi edilmesi gerekir. Fakat çoğu durumda kesin bir sebep bulunamaz. Kabızlık tedavisi için beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra bir takım ilaçlar da kullanılır. Şiddetli kabızlık varsa sodyum fosfat, magnezyum tuzları ve laktuloz grubu ilaçlar tedavide kullanılabilir. Lavman ve fitil diğer tedavi seçenekleridir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın