MGM’den kuvvetli sağanak yağmur uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), son dakika açıklaması ile Zonguldak ve Bartın için kuvvetli yağmur, Osmaniye ile Kahramanmaraş için ise kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmur uyarısında bulunurken, yurdun doğu kesimlerde sıcaklıkların 3 ila 5 derece azalacağını duyurdu.

Haber Merkezi / Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı çok bulutlu, Marmara, Ege, Doğu Akdeniz, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Isparta, Ankara, Eskişehir, Çankırı, Niğde, Nevşehir ve Kayseri çevreleri ile Antalya’nın doğu kesimlerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, İç Ege, İç Anadolu’nun kuzeybatısı, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Yağışların; sabah saatlerinde Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli yağmur, öğle saatlerinden sonra Osmaniye çevreleri ile Kahramanmaraş’ın güney kesimlerinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde olacağı tahmin ediliyor.

Sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda çığ oluşma tehlikesi bulunmaktadır.

Hava sıcaklığı: Doğu kesimlerde 3 ila 5 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.

Rüzgar: Genellikle güney ve güneybatı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Doğu Akdeniz, ile Doğu Anadolu’nun doğusunda kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde (40-80 km/sa) esmesi bekleniyor.

Uyarılar:

Kuvvetli yağış uyarısı: Yağışların; sabah saatlerinde Zonguldak ve Bartın çevrelerinde kuvvetli yağmur, öğle saatlerinden sonra Osmaniye çevreleri ile Kahramanmaraş’ın güney kesimlerinde kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde olması beklendiğinden sel, su basını, ulaşımda aksamalar vb.olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Kuvvetli rüzgar uyarısı: Rüzgarın; Doğu Akdeniz ile Doğu Anadolu’nun doğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde (40-80 km/sa) esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması, soba ve baca gazı kaynaklı zehirlenmeler ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Çığ uyarısı: Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsü bulunan dik yamaçlarda çığ oluşma tehlikesine karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Daha fazla bilgi için TIKLAYIN

Paylaşın

Fenerbahçe’den Galatasaray’a farklı tarife

Kadınlar EuroLeague çeyrek finalinde Galatasaray ile karşılaşan Fenerbahçe Öznur Kablo Kadın Basketbol Takımı, sahadan  91-74 gibi net bir skorla ayrılarak Final Four yolunda önemli bir avantaj elde etti. Serinin ikinci maçı 19 Mart Cuma günü 18.00’de yine aynı salonda oynanacak.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Öznur Kablo Kadın Basketbol Takımı, Kadınlar EuroLeague çeyrek finalindeki rakibi Galatasaray ile ilk maçına çıktı. Rakibini 91-74 yenen Fenerbahçe Öznur Kablo,  Final Four yolunda önemli bir avantaj elde etti.

Serinin ikinci maçı 19 Mart Cuma günü 18.00’de yine aynı salonda oynanacak. İki maç üzerinden oynanan seride 1-1’lik eşitlik olması halinde ise sayı farkına bakılacak.

Karşılıklı sayılarla başlayan maçta özellikle Iagupova ve Sabally ile sayılar bulan Fenerbahçe Öznur Kablo, ilk çeyreği  19-15 önde tamamladı. İkinci çeyreğin başında Galatasaray aradaki farkı kapatıp bir ara öne geçse de Fenerbahçe Öznur Kablo, 8 sayılık seri ile üstünlüğü tekrar ele geçirdi.

Kalan süre mini seriler şeklinde devam ederken soyunma odasına 44-41 üstün giren taraf Fenerbahçe Öznur Kablo oldu. Üçüncü çeyrekte rakibini hataya zorlayan Fenerbahçe Öznur Kablo, Alina Iagupova ile farkı çift hanelere taşıdı ve periyotu 64-53 önde tamamladı. Dördüncü çeyrekte farkı açan Victor Lapena’nın öğrencileri mücadeleden 91-74 galip ayrıldı.

(Fotoğraflar: fenerbahce.org)

Paylaşın

Fenerbahçe’de Beşiktaş mesaisi

Süper Lig’in 31.haftasında Beşiktaş ile karşılaşacak olan Fenerbahçe, maçın hazırlıklarını Can Bartu Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla sürdürdü. Fenerbahçe maçın hazırlıklarını yarın yapacağı antrenmanla sürdürecek.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, Süper Lig’in 31.haftasında 21 Mart Pazar günü saat 19.00’da deplasmanda Beşiktaş ile oynayacağı maçın hazırlıklarını bugün sabah saatlerinde Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde yaptığı antrenmanla sürdürdü.

Antrenman, Teknik Direktör Erol Bulut yönetiminde saat 11.30’da ısınma ve çabukluk çalışmasıyla başladı. Ardından 3 gruba ayrılan futbolcular 5’e 2 top kapma ve pas çalışması yaptı. Dar alanda gerçekleştirilen çift kale maçla devam eden idman, taktiksel ve bireysel çalışmalarla noktalandı.

Dün itibariyle saha koşularına başlayan Sinan Gümüş bugünkü antrenmanın ilk bölümünde takımla birlikte çalışırken ikinci bölümdeyse takımdan ayrı özel program uyguladı. Sadık Çiftpınar, Mesut Özil ve Gökhan Gönül’ün tedavisine devam edilirken; Filip Novak ise özel program dahilinde antrenmanı tamamladı.

Fenerbahçe, Beşiktaş ile oynayacağı maçın hazırlıklarını 18 Mart Perşembe günü yapacağı antrenmanla sürdürecek.

(Fotoğraflar: fenerbahçe.org)

Paylaşın

Yargıtay’dan HDP hakkında AYM’de kapatma davası; HDP’den sert tepki

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) dava açtı. HDP, Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar imzasıyla bir açıklama yayımlayarak karara sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, yazılı açıklamasında, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin, toplumun ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmayı amaçlayan kurumlar olduğunu belirtti.

Siyasi partilerin bu amaçlarını evrensel ve demokratik hukuk kuralları çerçevesinde barışçıl yollarla gerçekleştirmelerinin esas olduğunu vurgulayan Şahin, bununla birlikte Anayasa’nın 68/3. fıkrasında ve Siyasi Partiler Yasası’nın 90. maddesinde, siyasi partilerin faaliyetlerini Anayasa ve kanun hükümleri çerçevesinde sürdürmeleri gerektiğinin düzenlendiğini hatırlattı.

Yine Anayasa’nın 14. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan” faaliyetler biçiminde kullanılamayacağının öngörüldüğünü anımsatan Şahin, şunları kaydetti:

“Anayasanın 69. maddesinin 6. fıkrasında ve Siyasi Partiler Yasası’nın 103. maddesinde, bir siyasi partinin Anayasa’nın 68. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak bu nitelikteki fiillerin işlendiğinin ve odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verileceği belirtilmiş, fıkranın devamında da bir siyasi parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin tüm organlarınca zımnen veya açıkça benimsendiği, yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılacağına işaret edilmiştir.”

Başsavcı Şahin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin 1. fıkrasında, “herkesin barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkı”na sahip olduğunun belirtildiğini, aynı maddenin 2. fıkrasında ise bu hakların kullanılmasına, ulusal ve kamusal güvenliğin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla kanunla kısıtlama getirilebileceği ilkesinin kabul edildiğini vurguladı.

Şahin, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, terörün kınanmamasını dahi siyasi partilerin kapatılması için yeterli bir gerekçe olarak kabul etmiştir. Siyasi parti yönetici ve üyeleri demokratik ilkeler çerçevesinde faaliyetlerine devam etmeli, terör örgütleri ile irtibatlı ve iltisaklı olmamalı, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlamamalıdır. Bu bağlamda, Halkların Demokratik Partisi yönetici ve üyelerinin beyan ve eylemleriyle demokratik ve evrensel hukuk kurallarının kabul etmeyeceği şekilde davrandıkları, PKK terör örgütü ve bağlı örgütlerle birlikte hareket ettikleri, örgütün uzantısı olarak faaliyetlerde bulunarak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçladıkları anlaşıldığından, adı geçen siyasi partinin kapatılması Anayasa Mahkemesinden talep edilmiştir.”

HDP’den açıklama: Kapatma davası, ülke demokrasisine ve hukukuna ağır bir darbedir

HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın parti kapatma davasına ilişkin olarak, Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar imzasıyla bir açıklama yayımladı.

Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesinin hatırlatılarak başlayan açıklamada “Gergerlioğlu’nun iktidarın siyasi hesapları ve hukukun çiğnenmesiyle vekilliğinin düşürüldüğü gün, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı partimiz hakkında kapatma davası açmıştır” hatırlatması yapıldı.

Açıklama şu şekilde:

”AKP iktidarı, kendisine bağımlı ve taraflı hale getirdiği yargıyı, siyaseti dizayn etmek için bir sopa olarak kullanmaktadır.

Partimize yönelik kapatma davası, ülke demokrasisine ve hukukuna ağır bir darbedir. Bu iktidar, darbeci bir yönetim olarak tarihe adını yazdırmıştır. AKP, kapatma davası ile yargı üzerinden MHP’ye bir kongre hediyesi vermiş, savcılar siyasi talimatla hareket etmiştir.

Yaşananlar, AKP-MHP iktidar blokunun içine düştüğü derin acizliği de göstermektedir. Fikren, politik olarak ve sandıkta üstünlük sağlayamadıkları HDP’yi, şimdi yargı eliyle demokratik siyasetten tasfiye etmeyi hedeflemektedirler. Bu saldırganlıkları yaşadıkları derin korkudan kaynaklanmaktadır.

HDP, sadece bir parti değil aynı zamanda bir fikirdir. Bu fikir etrafında milyonlarca insan kenetlenmiş durumdadır. Milyonlarca insan siyasi iradesine ve geleceğine sahip çıkacaktır.

AKP-MHP iktidarı ise demokratik meşruiyetini yitirmiş, zor ve baskı aygıtlarıyla ayakta durmaya çalışmaktadır. AKP-MHP iktidarı şunu çok iyi bilmeli ki, ne yaparsa yapsın, asla boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz ve demokratik siyasetten asla taviz vermeyeceğiz, demokratik direnişimizi kararlı bir mücadeleyle sürdüreceğiz.

Tüm demokrasi güçlerini, toplumsal ve siyasal muhalefeti ve halkımızı bu siyasi darbeye, hukukun ve demokrasinin açıkça tasfiye edilmesine karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz.

Partimizin Merkez Yürütme Kurulu’nu yarın olağanüstü toplantıya çağırıyoruz. Sahip olduğumuz tarihsel mücadele geleneğiyle bu karanlık süreci atlatacağız. İnançlıyız ve kararlıyız. Mutlaka, ama mutlaka kazanacağız.”

Paylaşın

Menopoz uykusuzluğa neden olabilir mi?

Menopoz, bir kadının hayatında büyük bir değişimin zamanıdır. Peki bu hormonal, fiziksel ve duygusal değişikliklerin sebebi nedir? Yumurtalıklar… Son adet döneminden tam bir yıl geçtikten sonra resmi olarak menopoza girilir. Bu bir yıllık işaretten önceki ve sonraki dönemler, menopoz öncesi ve menopoz sonrası olarak bilinir.

Haber Merkezi / Hormon seviyeleri düştükçe menopoz semptomları artar. Böyle bir semptomda uykusuzluktur. Uykusuzluk, yeterli uyku almanızı engelleyen bir rahatsızlıktır. Bu, uykuya dalmakta zorlandığınız anlamına gelebilir. Ayrıca uykuya daldığınızda uykuda kalmakta zorlanacağınız anlamına da gelebilir.

Uykusuzluğun belirtileri nelerdir?

Uykusuzluğun semptomları, uykuya dalamama veya uykuda kalamama kadar net değildir. Bunlar en büyük göstergelerden ikisi olmasına rağmen, başka nedenleri de var.

  • Uykuya dalmak 30 dakika veya daha uzun sürenin geçmesi
  • Haftada üç veya daha fazla gece altı saatten az uyumak
  • Çok erken uyanmak
  • Uyuduktan sonra dinlenmiş veya yenilenmiş hissetmemek
  • gün boyunca uykulu veya yorgun hissetmek
  • Sürekli uyku konusunda endişelenmek

Zamanla, bu uyku kaybı sağlığınıza  zarar verebilir. Yorgun olmanın yanı sıra uykusuzluk sağlığınızı çeşitli şekillerde etkileyebilir. Bunlar;

  • Endişeli hissetmek
  • Sinirli hissetmek
  • Stresli hissetmek
  • Odaklanmakta veya dikkat etmekte zorlanmak
  • Bir şeyleri hatırlamakta veya görevde kalmakta zorlanmak
  • Daha fazla hata veya kaza yapmak
  • Baş ağrısı sıklığında artış yaşamak
  • Mide rahatsızlığı gibi gastrointestinal sorunları yaşamak

Menopoz ile uykusuzluk arasında bir bağlantı var mı?

Menopoza giren kadınlar için, uyku sorunları genellikle gidişata eşittir. Aslında, postmenopozal kadınların yaklaşık yüzde 61’i sık sık uykusuzluk yaşarlar. Menopozdan geçmek uyku döngünüzü üç farklı seviyede etkileyebilir;

Hormon değişiklikleri;

Menopoz sırasında östrojen ve progesteron seviyeleriniz azalır. Bu, yaşam tarzınızda, özellikle de uyku alışkanlıklarınızda bir dizi değişikliği tetikleyebilir. Bunun nedeni kısmen progesteronun uyku üreten bir hormon olmasıdır. Vücudunuz bu azalan hormon seviyeleriyle başa çıkarken, uykuya dalmakta güçlük çekebilir ve uykuda kalmayı daha zor bulabilirsiniz.

Sıcak basmaları;

Sıcak basmaları ve gece terlemeleri, menopozun en yaygın yan etkilerinden ikisidir. Hormon seviyeleriniz dalgalandıkça, vücut ısınızda ani yükselmeler ve düşüşler yaşıyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Hormonların hızla azalmasının neden olduğu bir adrenalin dalgası yaşıyorsunuz. Vücudunuz bu ani enerji dalgalanmasından kurtulmakta zorlanabilir, bu da uykuya dalmanızı zorlaştırabilir.

İlaçlar

Doğal kimyasal ve hormonal değişikliklerin uykuyu etkilemesi gibi, aldığınız herhangi bir ilaç veya takviyenin neden olduğu değişiklikler de olabilir. Uyku bozukluğu birçok ilaç için bir yan etkidir, bu nedenle yeni bir ilaca başlıyorsanız veya reçetesiz satılan bir takviye kullanıyorsanız bu uykusuzluğunuza katkıda bulunabilir.

Uykusuzluğa başka ne sebep olur?

Uykusuz geceler hiç kimse için nadir değildir. Yaygın nedenler şunları içerir:

  • Stres; İş, aile ve kişisel ilişkiler, sadece zihinsel sağlığınızdan daha fazlasını alabilir. Uykunuzu da etkileyebilirler
  • Ruh sağlığı bozuklukları; Anksiyete, depresyon veya diğer akıl sağlığı bozukluklarından muzdaripseniz, uykusuzluk yaşama riskiniz daha yüksektir. Duygusal belirtilere ek olarak bu bozuklukların çoğu uyku bozukluğuna neden olabilir
  • Kötü beslenme alışkanlıkları; Akşam çok geç yemek yemek sindiriminizi ve dolayısıyla vücudunuzun uyku yeteneğini etkileyebilir. Kahve, çay veya alkol gibi uyarıcılar içmek de vücudunuzun uyku döngüsünü bozabilir
  • Uykusuzluk riskiniz de yaşlandıkça artar, özellikle 60 yaşın üzerindeyseniz. Bunun nedeni vücudunuzun uyku döngüsündeki doğal değişikliklerdir

Uykusuzluk nasıl teşhis edilir?

Doktorunuz önce size uyku alışkanlıklarınızı soracaktır. Buna genellikle ne zaman uyandığınız, ne zaman uyuduğunuz ve gün içinde ne kadar yorgun olduğunuz dahildir. Bu davranışları belirli bir süre boyunca izlemek için bir uyku günlüğü tutmanızı isteyebilirler.

Doktorunuz ayrıca uykusuzluğa neden olabilecek altta yatan koşulları kontrol etmek için fizik muayene yapacaktır. Bazı durumlarda bu, kan testi yapacakları anlamına gelir.

Nedeni belirlenemiyorsa, doktorunuz geceyi bir uyku merkezinde kalmanızı tavsiye edebilir. Bu, doktorunuzun siz uyurken vücudunuzun aktivitesini izlemesini sağlar.

Uykusuzluk nasıl tedavi edilir?

Sık uykusuzluğunuzun nedenlerinin birçoğunun gerçek “tedavileri” veya tedavileri olmasa da, daha iyi bir uykuya davet etmek için yapabileceğiniz birkaç şey vardır.

Uyumaya uygun bir oda oluşturun: Çoğu zaman, biraz uyumaya çalıştığınız oda, tam da bunu yapma yeteneğinizi engelleyebilir. Bir yatak odasının üç ana bileşeni uykunuzu etkileyebilir. Buna sıcaklık, ışık ve gürültü dahildir.

Yatmadan önce hafif bir atıştırmalık veya bir bardak süt muhtemelen herhangi bir zarar vermeyecektir, ancak çarşaflar arasında gezinmeden önce büyük bir yemek gece uyandırma çağrısı için bir reçete olabilir. Dolu bir mideyle uyumak mide ekşimesine ve asit reflüsüne neden olabilir ve bu ikisi de uyurken sizi rahatsız edebilir.

Sıkıştırmanın ve gevşemenin bir yolunu bulmak, uykuya dalmanıza yardımcı olabilir. Yatmadan hemen önce biraz hafif yoga veya hafif esneme, zihninizi sakinleştirmenize ve uyurken daha rahat hissetmenize yardımcı olabilir.

Sigara içenler menopoz öncesi ve menopoz günlerinizde uykunun daha da zor olduğunu göreceklerdir. Tütün ürünlerindeki nikotin, beyninizin uyku için kapanmasını engelleyebilecek bir uyarıcıdır.

Alkolün yatıştırıcı olduğu doğru olsa da, etkisi uzun sürmez. Alkol aynı zamanda onarıcı uykunun derin aşamalarını da önler, bu nedenle aldığınız uyku, iyileşmeniz için fazla bir şey yapmaz.

Menopoz ile ilgili olduğunda uykusuzluk farklı mı tedavi edilir?

Uykusuzluğunuz menopozla ilgiliyse, hormon seviyenizi dengeleyerek rahatlayabilirsiniz. Bunun için birkaç seçenek vardır:

  • Hormon değişim terapisi; Bu terapi, perimenopoz ve menopoz sırasında doğal seviyeler düşerken östrojen seviyenizi tamamlayabilir
  • Düşük doz doğum kontrolü; Düşük bir doz, uykusuzluğu hafifletebilecek hormon seviyelerini dengeleyebilir
  • Düşük doz antidepresanlar; Beyin kimyasallarınızı değiştiren ilaçlar uykunuzu bulmanıza yardımcı olabilir
  • Ayrıca melatonin almayı da düşünebilirsiniz; Melatonin, uykunuzu ve uyanma döngülerinizi kontrol etmeye yardımcı olan bir hormondur. Uyku döngünüzü geri yüklemenize yardımcı olabilir.

Doktorunuz son uykusuzluğunuzun bir ilaçtan veya ilaç etkileşimlerinin bir yan etkisinden kaynaklandığından şüphelenirse, uykunuzu etkilemeyen daha iyi ilaç seçenekleri bulmak için sizinle birlikte çalışacaktır.

Ne yapabilirsin?

Pek çok insan zaman zaman uykusuzluk nöbetleri yaşayacaktır, ancak menopoza bağlı uykusuzluk, uygun şekilde tedavi edilmezse haftalarca ve aylarca uzayabilir. Uykusuzluk yaşıyorsanız, seçeneklerinizi tartışmak için doktorunuzla görüşmelisiniz. Bu arada semptomlarınızı azaltmak veya hafifletmek için yapabileceğiniz birkaç şey var. Bunlar;

  • Sık sık kestirmek; Elbette, işte tam olarak başınızı masanızın üzerine kıramazsınız, ancak öğle yemeği saatinizde sizi güçlü bir kestirmeden kim durdurabilir? Hafta sonları ve kendinizi yorgun hissettiğiniz her an şekerleme yapın. Eğer uykuluysanız ve biraz uyuyabileceğinizi düşünüyorsanız, bundan yararlanın
  • Susuz kalmamak; Uyanık kalmakta zorlanıyorsanız, bir bardak suya uzanın. Su, doğal enerjinizi yüksek tutmanıza yardımcı olabilir
  • Vücudunuzu dinleyin; Yaşlandıkça, iç saatiniz değişir. Geç kalkamayabilir ve bir zamanlar yaptığınız gibi erken kalkamayabilirsiniz. Uyku saatlerinizi vücudunuzun doğal olarak yapmak istediği şeye kaydırmak yardımcı olabilir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

CHP’li Özkoç: Andımızı kaldıran saray iktidarıdır

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Andımızın kaldırılmasıyla ilgili yargı kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Andımızı kaldıran saray iktidarıdır. Şimdi mahkemelerin, kendi yönettikleri mahkemelerin ardına sığınarak, “Hayır biz yapmadık, mahkemeler böyle karar alıyor” deyip de kendilerini sıyırmaya çalışan da saray iktidarı ve onların destekçisi MHP ve mafyadır” dedi.

Haber Merkezi / CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, TBMM’de gündeme ilişkin basın toplantısı gerçekleştirdi. Özkoç , basın toplantısında, saray iktidarında, bir avuç insan zenginleşirken, halkın yoksulluk ve borç batağına saplandığını belirterek, “Bir yanda milyonerler artıyor, bir yanda intiharlar” dedi.

CHP’li Özkoç, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, hakkındaki yargı kararı okutularak vekilliğinin düşürülmesiyle ilgili, “Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, hiçbir milletvekilinin, süresi dolmadan vekilliğinin düşürülmesi doğru değildir” ifadelerini kullandı.

Özkoç, TBMM’de düzenlediği basın açıklamasında şunları söyledi:

“Erdoğan dün yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’deki kargaşa ile ilgili bir tabir kullandı. Dedi ki, “kimin eli kimin cebinde belli değil”. Doğu Akdeniz’de kimin eli kimin cebindedir bilmiyorum ama Türkiye’de kimin eli kimin cebinde biliyorum. Erdoğan’ın eli, milletin cebindedir. Sarayın eli, milletin cebindedir. Türkiye, bir yanda yoksullukla uğraşırken, öbür yanda çaresizce intihar eden insanların haberleri çalkalanırken; son bir yıl içerisinde binlerce insan işsiz kalıp, işsizlik sayısı 11 milyonu aşmışken; vatandaşın borcu 244 milyar, esnafın borcu 233 milyar, çiftçinin borcu 21 milyarı artmışken; ülkenin öbür yanında bir avuç insan servetine servet katmaya devam ediyor.

Bir yıl içinde Türkiye’deki milyoner sayısı tam 82 bin 837 kişi arttı. Bir yanda yoksulluktan, çaresizlikten artan intiharlar, öbür yanda yükselen milyoner sayısı, vicdanları sızlatmaktadır. Saray iktidarı, tam da işte budur. Pandemi sürecinde Türkiye, dünyada halkın en az doğrudan destek verilen ülkelerden biridir. Milli gelirin yüzde 1,1’i kadar halka doğrudan destek yapıldı. Bu oranla Türkiye, gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin, geri kalmış ülkelerin tamamının ortalamasının altında kaldı. Ak Parti iktidarı, pandemide acaba ne yaptı gerçekten? Halkın borcunu erteledi, borç katlandı. Bankalardan kredi kanallarını açtı. Ne oldu? Borç katlandı.

Artık Türkiye’de vadesi gelen borç, can alıyor, intiharlara neden oluyor. Çare diye önümüze yeni bir ekonomik reform paketi konuldu. Artık insanlar bu reform paketlerine hiç inanmıyorlar. Kaçıncı reform paketi? Bu reform paketleri gerçekten esnafa, işçiye, iş insanına, Türkiye’ye çare oluyor mu? Kesinlikle çare olmuyor. Fabrikalar, tersaneler, kamu arazileri Türkiye’de tek tek satıldı. Türkiye’nin ne zenginliği varsa elden çıkartıldı. Yedek akçeye kadar Türkiye’nin birikimleri yok edildi. Merkez Bankası’nın döviz rezervi ortada yok. Biz 128 milyar doları sorduk. İlk önce inkar ettiler, sonra sıkıştılar. Dövizlerin eridiğini, sattıklarını ifade ettiler.

Biz de tam bu noktada milletimize soruyoruz: Merkez Bankası gibi Türkiye’nin ekonomiyle ilgili can damarı olan Merkez Bankası, 128 milyar doların büyük bir kısmını eğer döviz alarak satışa çıkarttıysa, bunu önceden bildirdi mi kamuoyuna ve ihale yaptı mı? Soruyoruz, cevap alamıyoruz. Tam 128 milyar dolar, halkın parası, yandaşların, faiz lobilerinin cebine gitti. Bu para bizim milli gelirimizin beşte 1’i demektir. 10’dan fazla Türk Telekom demektir, 16 TÜPRAŞ demektir, 32 PETKİM, 21 ERDEMİR demektir. Yüzbinlerce insanımıza iş demektir, aş demektir, ekmek demektir. 83 milyonuz, bu para en basit hesapla Türkiye’deki büyük-küçük her bir vatandaşa, 11 bin 500 lira yardım demektir. İşte tam da söylediğimiz bu. “Para yok” diyorlar ya, para var, kimin için var? Yandaşlar için var. Faiz lobileri için var. O yüzden tekrar soruyoruz: Millete vermediğiniz 128 milyar doların, halkın cebinden çaldığınız, kasasından çaldığınız 128 milyar doların hesabını verecek misiniz, vermeyecek misiniz? Bugün vermezseniz, er geç vereceksiniz. “

“Halkın yastığının altındaki altınlar bitti”

Engin Özkoç, kuyumcuların teminat olarak kamu bankalarına 500 gram altın teminat yatırmaları yönündeki düzenleme çalışmasına işaret ederek, “Halkın yastığının altındaki altınlar bitti, şimdi kuyumculardaki altınlara göz koydular” dedi

Özkoç, “Hiç utanmadan, dünyada skandal olabilecek bir şeyin altına imza atıyorlar. Diyorlar ki, kuyumculardan 500 gram altın, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na yatırılacaktır. Ne için? Merkez Bankası rezervlerini bitirdiğiniz için. 128 milyar doları yandaşlara ve faiz lobilerine sattığınız için. Yedek akçeyi tükettiğiniz için. İşsizlik fonundaki parayı kullandığınızı için. Şimdi ne oldu şimdi? Şimdi, insanların helal kazanç ile elde ettikleri paralara göz koydunuz. Bugün bunu yapan, yarın bankadaki mevduatlara da göz koyar. Devlet bu noktaya gelmiştir” diye konuştu.

Ülkede her sektörün zor durumda olduğunu belirten Özkoç, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP milletvekillerinin yurdun dört bir yanını dolaştığını, halka bir araya geldiğini söyledi.

Bugün bir grup milletvekilinin de Şırnak, Hakkari, Mardin ve Urfa’da temaslarda bulunduğunu dile getiren Özkoç, “Ben de sokaklardayım, Sakarya’dayım. Bölgemde yaptığımız çalışmalarda, yük taşımacılığı yapan yani TIR şoförlüğü yapan, kamyonculukla uğraşan insanların da feryat seslerini işittik. Onlar diyorlar ki, ‘Avrupa uyum yasaları konusunda alınan kararlara saygı duyuyoruz. Evet 9 saat çalışalım, çift şoför kullanalım; peki nasıl para kazanacağız’ diyorlar. Sadece sorun dinlemiyor, sorunu konuşmuyoruz. Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla çözüm için taban fiyat uygulanması, akaryakıtta indirimli ÖTV, köprü geçişlerinde belirli saat aralıklarında indirim gibi önlemleri içeren bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz” dedi.

CHP’li Özkoç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün dile getirdiği “Tersine beyin göçünü destekliyoruz, ülkemizin sunduğu fırsatlardan istifade etmeye davet ediyoruz” şeklindeki sözlerine işaret ederek, “Allah aşkına soruyorum; saray iktidarı bilim insanlarına ne fırsat sundu? Üniversite rektörlüklerine, AKP eski milletvekilleri atanmadı mı? Öğrencilerin başını eğmeye çalışan, damgalamaya çalışan bu iktidar değil mi? Ne Akademi’ye, ne ülkeye özgürlük getirmeyen bu iktidar değil mi?” şeklinde konuştu.

Üniversite öğrencilerinin yüzde 80’inin yurt dışına gitmek istediğini belirterek, halkın yüzde 65’inin ifade özgürlüğünün bulunmadığına inandığını ve böyle bir Türkiye’de bilim insanlarına sunulacak “fırsat” olamayacağını vurgulayan Özkoç, özetle şunları söyledi:

“Boğaziçi Üniversitesi’ndeki çocuklarımıza kampanya yaptı. Artık ülkemizde dinlenemediğimi ve istenmediğini hissediyorum. Ülkem adına çok üzgünüm” dediler. Bugün ise duruşmaları var. Arkadaşlarımız, il başkanlarımız, milletvekillerimiz, Grup Başkanvekilimiz Özgür Özel orada. Haksız uygulamalar karşısında açılan bütün mahkemelerde, patlamalarla insanlarımızın yok edildiği süren davalarda, tren kazalarında mağdur edilen insanlarımızın her davasında Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri var. Onlar, halkımızın sesi olmaya devam ediyorlar.”

“İmamoğlu’na uydurma gerekçelerle bir ceza verdiler”

Belediye Başkanlarının yetkilerini tırpanlayan Danıştay kararına da değinen Özkoç, şöyle konuştu:

“Milyonlarca insanın oyunu almış, AKP’li adaylara fark atarak seçimi kazanmış belediye başkanlarımızın elinin kolunun bağlanmasına devam ediyorlar. Önce, belediyelere yapılan yardımlara el koydular. Sonra, vatandaşa yapılan yardımları engellemeye çalıştılar. Daha sonra da belediye meclislerine takoz koydular. Erdoğan, ‘belediye meclislerindeki çoğunluk bizde, hadi bakalım bütçe yapsınlar, hadi bakalım çalışsınlar’ diye tehdit etmişti. Yani Erdoğan diyor ki: “Belediyeler AKP’li olmazsa, ben millete hizmet verdirmem” diyor. Tehdit ettiği Türkiye insanı, tehdit ettiği bizim insanlarımız ve Türkiye’nin geleceğidir.

Bugün de Ordu’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na uydurma gerekçelerle bir ceza verdiler. Bu hukuksuz cezayı, millet iradesine saldırı olarak nitelendiriyoruz. Yol geçen yerine dönen VIP kapısından, herkes gelip geçiyor. Ama söz konusu olan İstanbul Büyükşehir’e aday olan belediye başkanımız olunca kıyametler kopuyor. Devletin ve milletin valiliğinden vazgeçenler, iktidarın ve sarayın valisi olarak jandarmalık yapıyorlar ve orada “Hayır, sen bu kapıdan geçemezsin” diye ona engel oluyorlar. Sonra da ceza veriyorlar. Ceza verdiğiniz kişi, bir kere seçimi kazanıp o seçimden sonra “bu seçim kazanılmış bir seçim değildir” diyerek, oy fazlasına rağmen ikinci bir seçime gittiğiniz, bu sefer de 16 milyon oyun çok daha fazlasında, o oyların içerisindeki en fazla oyu alarak tekrar büyükşehir belediyesine başkan olan Ekrem İmamoğlu dur. Siz onları engellemeye devam edin. Onlar milletimiz için, insanlarımız için hizmet etmeye devam edecekler.”

“ANDIMIZI KALDIRAN SARAY İKTİDARIDIR”

Andımızın kaldırılmasıyla ilgili yargı kararına da değinen Özkoç, şu değerlendirmeyi yaptı: “Siyasetçilerin ikiyüzlü olmaması gerekir. Siyasetçiler, verdikleri sözlerin arkasında durması gerekir. Ama maalesef iktidar ve iktidarın ortağı cumhur-mafya ittifakı, verdiği sözlerin arkasında değil ama yüzleri de kızarmıyor. Neden mi? Söyleyeyim; Andımızı kaldıran saray iktidarıdır.

Şimdi mahkemelerin, kendi yönettikleri mahkemelerin ardına sığınarak, “Hayır biz yapmadık, mahkemeler böyle karar alıyor” deyip de kendilerini sıyırmaya çalışan da saray iktidarı ve onların destekçisi MHP ve mafyadır. Şimdi ben buradan milletimize soruyorum: Gerçekten inanıyor musunuz? Bir barış süreci komedisi esnasında, PKK terör örgütüyle, yani Abdullah Öcalan da masaya oturmuş, yani Kandil’de Karayılan’la masaya oturmuş, devletin görevlilerini buraya göndererek Öcalan’dan ve Karayılan’dan talimat alan bu iktidar; kendileri andımızı kaldırarak, Türkiye’de bir ilke imza atan bu iktidar, “Bunun sorumlusu biz değiliz” demeye çalışıyor. Siz sadece bunu yapmadınız. Siz, tabelalardan TC’yi de kaldırmaya çalıştınız.

Siz, madalyalardan Atatürk resmini de kaldırıyorsunuz. Aslında sizin içinizden gelen şey belli, cumhuriyeti yok etmeye çalışıyorsunuz. Biz buna asla izin vermeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve silah arkadaşlarının canı ve kanı pahasına kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Çanakkale Savaşı’nda Türkiye’de destan yazan insanlarımızın kanıyla sulanmış bu topraklarda cumhuriyeti, özgürlüğü, demokrasiyi, laik parlamenter sistemi sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.”

“Türkiye layık olduğu yönetime er ya da geç kavuşacak”

CHP Grup Başkanvekili Özkoç, basın toplantısının sonunda basın mensuplarının sorularını şöyle yanıtladı. HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında yargı kararı okutularak milletvekilliğinin düşürülecek olmasına ilişkin soru üzerine Özkoç, şu karşılığı verdi:

“Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, hiçbir milletvekilinin, milletvekilliği süresi bitmedikten sonra milletvekilliğinin düşürülmesi doğru değildir.

Bunun örneğini Enis Berberoğlu’nda gördük. Enis Berberoğlu ile hukuk dışı bir yol izlenerek, Meclis Başkanı’nın da alet olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliğinin düşürülmesi için alınan karar okutularak milletvekilliği düşürüldü. Şimdi Enis Berberoğlu nerede? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde. İnsanları mahkemeler kurarak, FETÖ terör örgütünün yollarını ve yöntemlerini deneyen; FETÖ terör örgütüyle kol kola girip de Haberal’ları Tuncay Özkan’ları, Soysal’ları, subaylarımızı, genelkurmay başkanımızı, akademisyenleri, yazar-çizerlerimizi cezaevlerinde tutanlar, yaptıklarından vazgeçmiyorlar. Onlar, genelkurmay başkanımızın yerine Fethullahçı Terör Örgütüne mensup subay ve generalleri getirerek bir darbeye neden oldular. Şimdi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda milletvekillerine sopa gösteriyorlar. Yargıyı teslim almışlar. Teslim aldıkları yargıyla, milletvekillerinin vekilliklerini düşürüyorlar. Belediye başkanlarının, belediye başkanlıklarını düşürüp kayyum atıyorlar. Derneklerin yönetim kurullarına varıncaya kadar, bir tek kişi dahi suça karışırsa dernekleri kapatmaya çalışıyorlar. Halkı susturmaya çalışıyorlar.

Neden mi? Çünkü Türkiye’yi yönetemiyorlar. Neden mi? Türkiye açlıkla karşı karşıya. Neden mi? Pandemi sürecini doğru yönetemedikleri için insanlarımız, sağlıkçılarımız ölüyor. Neden mi? Yedek akçeye varıncaya kadar her şeyi sıfırladıkları için, şu anda Türkiye açlık ve yoksullukla karşı karşıya.

Peki, milletin sesi kim? Milletin sesi, vekiller. Onun için ne yapıyorlar? Onları da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yok etmeye çalışıyorlar.

Diyorlar ki “Gerekirse parti kapatırız. Sonra muhalefeti değiştiririz. Biz muhalefete de provokasyon yaparız, çeşitli oyunlar yaparız, onları terörle ilişkiliymiş gibi gösteririz, böyle bir algı yaratmaya çalışırız ve muhalefeti de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yok eder, yandaş muhalefet anlayışı dizayn ederiz” diyorlar. Ama buradan sözümüz söz, Cumhuriyet Halk Partisi ve Millet İttifakının milletvekilleri olarak, asla vazgeçmeyeceğiz. Ülkemiz laik, demokratik, özgür parlamenter sisteme kavuşuncaya kadar; Türkiye de liyakat sistemi gelinceye kadar; milletin sesi olan milletvekillerimizin sesinin kısılmayacağı güne kadar; insanlarımızın özgürce, huzur içinde bir ülkede yaşadığı güne kadar; bilim insanlarımızın, öğrencilerimizin, işçilerimizin, nakliyecilerin, Türkiye’de çalışan herkesin, iş insanlarının mutlu, huzurlu bir ülkede üretim yaptığı güne kadar; hep birlikte direneceğiz ve sonunda kötüler kaybedecek, biz kazanacağız. Zalimler kaybedecek, iyiler kazanacak ve göreceksiniz ki, Türkiye layık olduğu yönetime er ya da geç kavuşacak.”

Paylaşın

HDP’li Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü! Gergerlioğlu kimdir?

Hakkındaki kesinleşmiş yargı kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda okunmasıyla HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği sona erdi. ​Gergerlioğlu hakkında milletvekili seçilmeden önce yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onanmış ve dosya Meclis’e gönderilmişti.

Haber Merkezi / HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği, hakkındaki kesinleşmiş yargı kararının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda okunmasıyla birlikte sona erdi. HDP’nin Meclis’teki sandalye sayısı 55’e düştü.

Gergerlioğlu, daha önce yaptığı açıklamada “Burası TBMM. Ben de milletin iradesini temsil ediyorum, çok açık bir haksızlıkla bu gasp edilmeye çalışılıyor. Ben milletin meclisinde milleti koruyacağım” demişti. Bu doğrultuda Meclis’i terk etmeyerek eyleme başlayan Gergerlioğlu, “Ben milletimin bağrındayım, kalbindeyim, hiçbir yere gitmiyorum” dedi.

Ne olmuştu?

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk ​Gergerlioğlu hakkında milletvekili seçilmeden önce yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onanmış ve dosya Meclis’e gönderilmişti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu kimdir?

2 Kasım 1965 tarihinde Isparta’nın Şarkikaraağaç ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı. Bursa İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gördü (1990).

Iğdır ve Bursa’da çeşitli sağlık ocaklarında çalıştıktan sonra 1995 yılında TUS sınavını kazanarak, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz alanında uzmanlık eğitimine başladı. Beş yıllık uzmanlık eğitiminden sonra İzmit Seka Devlet Hastanesinde uzman doktor olarak görev yaptı.

Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve platformlarda aktif görev aldı. İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER)’nde çalıştı. 2003 yılında Kocaeli şube başkanı oldu. 2007-2009 arasında derneğin genel başkanlığını üstlendi.[1] 2007’den itibaren yerel ve ulusal medya kuruluşlarında insan hakları ve siyaset eksenli makaleler yayımladı.

679 sayılı Kanun hükmünde kararname ile devlet memurluğu görevinden 6 Ocak 2017’de ihraç edildi.[3] 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumu öncesinde İslami kesimden yazar ve siyasetçilerin bir araya geldiği “Hak ve Adalet Platformu” adlı oluşumda yer aldı.

Sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. T24 haber sitesinde 20 Ağustos 2016’da yayımlanan ve PKK’nin bir açıklamasına yer verilen “Devlet adım atarsa barış 1 ayda gelir” başlıklı haberi paylaşması nedeniyle örgüt propagandası yapmakla suçlandı ve hapis cezası aldı.

Dava süreci devam ederken 2018 Türkiye genel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden Kocaeli milletvekili seçildi. TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda yer aldı. FETÖ suçlamasından yargılanan bazı kadınların çıplak arandığı iddiasını gündeme getirdi.

17 Mart 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nce onanan hapis cezasına ilişkin TBMM’ye sunulan Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin okunmasıyla milletvekilliği düşürüldü.

Paylaşın

Yaşayanların dünyasına korku salan altı hayalet gemi

Vampirler, hayaletler veya dürüst politikacılar gibi doğaüstü olaylara inanıyor musunuz? Diğer ikisinden emin olamayız ama hayaletlerin varlığı daha gerçekçi geliyor. Örneğin hayalet gemiler, zayıf benliğe sahip insanlarda yüzyıllardır korku uyandırır.

Haber Merkezi / Onlar, terk edilmiş ve gizemli bir şekilde ortadan kaybolan gemilerden oluşuyor. İşte yaşayanların dünyasına korku salan en kötü şöhretli hayalet gemilerden bazıları!

1. Erebus ve Terror

19 Mayıs 1845’te Büyük Britanya, Erebus ve Terror Kraliyet gemileri, İngiltere kıyılarından Kanada Arktik yönünde hareket etti. Sir John Franklin liderliğindeki bilimsel keşif gezisinin Atlantik ve Pasifik okyanuslarını ayıran Kuzeybatı Geçidi’nin ölümcül sularının ötesine geçmesi planlanıyordu. Ancak bir şeyler korkunç bir şekilde ters gitti. 134 asker ve memurdan hiçbiri geri dönmedi. Kurtarma görevi katılımcılarının daha sonra keşfettiği gibi, gemiler büyük olasılıkla King William Adası yakınlarındaki bir buz tuzağına hapsolmuştu.

2. Kopenhag

Danimarka yelkenli gemisi Kopenhag, 14 Aralık 1928’de Rio de la Plata’dan Avustralya’ya doğru yola çıktı. O zamanlar için oldukça ender bir gemiydi, ancak iyi donanımlıydı ve emrinde bir radyo, yardımcı bir motor ve geniş cankurtaran botları vardı.

“Kopenhag”, Norveç buharlı gemisi “William Bloomer” ile telsiz bağlantısını sürdürdü, ancak 21 Aralık’tan sonra bağlantı kesildi. Gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ilgili birçok teori vardır, ancak büyük olasılıkla gemi bir buzdağına çarptı. İki yıl sonra, denizciler benzer beş direkli bir gemiyle karşılaşmaları hakkında fısıldamaya başladılar. Bazıları hala bu geminin dolaştığını söylüyor.

3. Eurydice

1878’de, İngiliz Donanması eğitim gemisi Eurydice, sakin bir günün ortasında ortaya çıkan ani bir kar fırtınasına yakalandıktan sonra Wight Adası açıklarında alabora oldu. 366 mürettebattan 364’ü öldü ve geriye sadece iki kişi kaldı. Ancak o zamandan beri, tanıklar Wight Adası yakınlarında seyreden hayalet gibi bir gemi gördüklerini söylerler. Euridice, hem denizden hem de karadan birçok kez görülmüştür. 1930’larda bir İngiliz denizaltısı gizemli bir gemiyle karşılaştığını ve 1998’de bir belgesel film ekibi onu gördüklerini iddia ettiler.

4. Mary Celeste

4 Aralık 1872’de Mary Celeste, Atlantik Okyanusu’nda Azorlar yakınlarında mürettebatsız bir şekilde sürüklenirken bulundu. Mary Celeste’nin son yolculuğunda hazır bulunması gereken on kişiden hiçbiri gemide yoktu. Bir cankurtaran botu kayıptı ve seyir defterinde Mary Celeste’nin neden terk edildiğine dair hiçbir kayıt yoktu. Gemi, İngiliz makamlarının soruşturma başlattığı Cebelitarık’a nakledildi. Peki ne buldular? Kesinlikle hiçbir şey.

5. Uçan Hollandalı

Hayalet gemiler söz konusu olduğunda, Güney Afrika’da Ümit Burnu çevresindeki denizcileri korkutmak için kimse “Uçan Hollandalı”yı yenemez. “Uçan Hollandalı” takma adının gemiye değil, kaptana atıfta bulunduğunu biliyor muydunuz? Hikayenin birçok versiyonu olmasına rağmen, en ünlü efsane 17. yüzyılda Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nde hizmet veren Kaptan Hendrik Vanderken hakkında bilgi verir.

Ümit Burnu yakınlarında şiddetli bir fırtınaya yakalanan geminin kaptanı, Tanrı’nın gazabına rağmen, doğanın kendisine karşı gelse bile Table Cove’a ulaşacağına yemin etti. Ancak, gemi tüm mürettebatla birlikte battı. O zamandan beri, kaptan ve mürettebatının hayaletlerinin kibirlerinin cezası olarak sonsuza kadar denize açılmaya zorlandığı söyleniyor.

6. El Caleuche

Görgü tanıkları, rüzgarsız gecelerde El Caleuche’den gelen müziği ve kahkahaları duyabileceğinizi söylüyor. El Caleuche geceleri Şili kıyılarını kaplayan sisin içinden yavaşça süzülerek çıkıyor. Batıl inançlı yerliler, geminin kıyı sularını koruduğunu ve okyanusa ve sakinlerine zarar vermek isteyenleri cezalandırdığını iddia ediyor.

Paylaşın

DEVA Partili Ekmen: Bu karar siyasidir, reddediyoruz

Danıştay’ın Ticaret Bakanlığı‘nın belediye başkanlarının belediyenin iştiraklerine atama yetkisini belediye meclisine devri düzenlemesini onaylamasını eleştiren DEVA Partili Ekmen, “Muhalif belediyelerin çalışmasını engelleyen bu karar siyasidir, reddediyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Deva Partisi Yerel Yönetimler ve Şehircilik Politikaları Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Danıştay’ın Ticaret Bakanlığı’nın “belediyelerin iştiraki olduğu şirketlerdeki belediye tüzel kişiliğindeki temsilcilerinin değiştirilmesi” yetkisinin belediye başkanlarından alınıp belediye meclisine devri düzenlemesini onaylamasını eleştirdi.

Ekmen, “Belediye başkanlarının yetkilerini kısıtlamaya yönelik bu karar siyasidir. Muhalif belediyelerin çalışmasını engelleme çabasından ibaret olan bu kararı reddediyoruz. Siyasi iktidar kaybettiği belediyeleri cezalandırma politikalarından vazgeçmelidir” dedi.

Yetkiler size mübah da, muhalefete haram mı?’

Ekmen, Danıştay’ın iktidarın siyasi kararını onaylamış olduğunu şu ifadelerle vurguladı:

“Yerel seçimlerde büyükşehirlerde yaşadığı kayıpların ardından belediye başkanı ve belediye meclislerinin yetkilerinin yeniden ele alınması, belediyelerin borçlanmasına süre sınırı getirilmesi, imar başta olmak üzere bazı yetkilerin ilgili bakanlıklara verilmesi için çalışmalar başlatan iktidar partisinin belediye başkanlarının yetki alanını kısıtlayan bir kararı Danıştay’ca onaylanmış oldu.”

Ekmen iktidara şu soruları yöneltti: “İktidara soruyoruz. Yıllarca kullanmakta hiçbir sakınca görmediğiniz yetkileri, seçim kaybedince mi rakiplerinize haram kılıyorsunuz? Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisleri başta olmak üzere birçok belediyede meclis çoğunluğu sizde olmamış olsaydı, bakanlık yine bu düzenlemeyi yapar, Danıştay da bunu onaylar mıydı? Adalet terazisinin ayarını bozarak yaptığınız bu müdahaleler ne zaman son bulacak?”

‘Bu kararın hukukiliği tartışmalı’

Söz konusu kararın hukukiliğinin tartışmalı olduğunu belirten Ekmen, sözlerine şunları ekledi: “Bu kararın, siyasi irade ile uyum çabası içerisinde, hukukun zorlanarak verildiği açıktır. Bu karar, ilgili kurulda bazı üye değişikliklerinin ardından gelmiş ve aynı konudaki bazı Yargıtay kararlarıyla da açıkça çelişmektedir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda belediye başkanlarının görev ve yetkilerini düzenleyen 18. maddesi belediyeye bağlı kuruluşları belediye başkanının yöneteceğine dair açık hüküm yer almaktadır.”

Paylaşın

Ali Babacan: İnsanların anadiliyle kavga edemezsiniz

Diyarbakır’da partisinin 1. Olağan Bağlar İlçe Kongresi’nde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kadın Destek Uygulaması’nda (KADES) Kürtçenin olmamasını ve Kürtçe öğretmen atamasının yapılmamasını eleştirerek, “İnsanların anadiliyle kavga edip, kimliklerini yok sayamazsınız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da partisinin 1. Olağan Bağlar İlçe Kongresi’nde konuştu. Kürt sorununa ilişkin mesajlar veren Babacan, açıklanan ekonomi paketini de “Reform diye sayfalarca doküman hazırlayacağınıza, kapatsanıza şu Varlık Fonu’nu. Liyakatli kişileri göreve getirin. Kamu ihalelerini 3-5 kişinin zenginleşmesine alet etmeyin” sözleriyle eleştirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Biz Diyarbakır’a gelince başka, Diyarbakır’dan dönünce başka konuşanlardan değiliz. Şöyle bir görünüp gidenlerden değiliz. Bizim özümüz, sözümüz bir. Ülkemizin her bir yanında başımız dik yürüyoruz. Sayın Erdoğan ‘ne Kürt sorunu ya’ dedi. Biliyoruz ki, iktidar ortakları halktan kopuk, ayrımcı, baskıcı, hukuksuz uygulamalarıyla ülkemizdeki her sorunu tek tek diriltti.

Beş ay önce Diyarbakır’a geldiğimde, gözleriyle hafızalarımıza kazınan Ceylan Önkol’dan bahsetmiştim. İdare Mahkemesi, Ceylan’ın ölümünde bakanlığı yüzde 90 kusurlu buldu. Kusurun yüzde 10’unu da evinden ot toplamaya çıkmış, Diyarbakırlı yoksul bir kızımızın üzerine bıraktılar. Peki o yüzde 90 kusur var da onun sorumlusu açıklandı mı? Kusur var ama suçlu yok. Daha da acısı Ceylan’ın ailesinin on iki sene boyunca adliyelerde mücadele etmesiydi. Bu mudur adalet? On iki sene sürüncemede bırakılır mı? İlla hatırlatmamız mı gerekiyor?

“İnsanların anadiliyle kavga edemezsiniz”

‘Kadın Destek Uygulaması’nda (KADES) Türkçe dışında tam beş dil var ama bu ülkede en çok konuşulan ikinci dil yok. Konu kadına şiddete gelince neden Kürtçe ‘bilinmeyen bir dil’ oluyor? Şiddete uğrayan kadının konuştuğu dille kavga edilir mi? Sokak ortasında kendi kendilerine ilan-ı aşk ediyorlar, sağa sola ‘Erdoğan’ı seviyorum’ yazıyorlar. Diyarbakır surlarına da Kürtçesini yazdırdılar. Kürtçe, bu milletin parasıyla taraflı cumhurbaşkanına sevgi göstermeye gelince akıllarına geliyor ama konu kadına şiddetse bilinmeyen dil oluyor. Beş ay önce ‘Kürtçe öğretmen atanmıyor’ demiştim, sesimizi duymuşlar. Yüzde 200’lük artışla 1’den 3’e çıktı… Koskoca Türkiye’de üç Kürtçe öğretmeni var. Komik olmayın. İnsanların anadiliyle kavga edip, kimliklerini yok sayamazsınız.

Mevcut seçim yasalarıyla artık bir daha iktidara gelemeyeceklerini görüyorlar. Bu nedenle ‘oyunun kurallarını değiştirelim de öyle kazanalım’ diyorlar ama beyhude. Hangi iktidar olursa olsun, artık seçim kurallarıyla oynamaya başladıysa bilin ki gitme zamanı gelmiştir. İstedikleri kadar zihni sinir projeleri hazırlasınlar, gülüp geçeceğiz. Demokrasimizi en yüksek seviyeye taşıyacağız.

“Şimdiye kadarki ‘reformlarla’ kurumları çökerttiler”

Ekonomik reform paketinde, çözmeleri gereken asıl sorunları ıskalıyorlar. Görmezden geliyorlar, sorunları inkâr ediyorlar. Konuşurken de iktidara sanki daha dün gelmiş gibi konuşuyorlar. Sayın Erdoğan’a göre korona dönemini başarıyla atlatmışız, bunu da partili cumhurbaşkanlığı sistemine borçluymuşuz. Sayın Erdoğan; ekonomide, salgın yokken de salgın döneminde de başarısızsınız. Türkiye daha salgın yokken yüzde 1 büyüdü. Bu başarısızlığınızın sebebi de o çok övündüğünüz taraflı cumhurbaşkanlığı sisteminiz ve zihniyetiniz. Şimdiye kadar yaptıkları ‘reformlarla’; adil rekabet yerini müdahaleye, fırsat eşitliği yerini kayırmacılığa, verimlilik yerini ranta bıraktı. Kurumlarımız çökertildi, yerine tek bir kişinin keyfi konuldu.

Ekonomi paketi için eski defterleri karıştırmışlar, 2015 öncesinde ne yapılmış diye bakmışlar. Son bir yıldır söylediklerimizi de satır satır okumuşlar. Kopya çekmişler. Ama sizden yazılı kitabe, dikit bekleyen yok. İcraatinizi gösterin. Reform diye sayfalarca doküman hazırlayacağınıza, kapatsanıza şu Varlık Fonu’nu. Liyakatli kişileri göreve getirin. Kamu ihalelerini 3-5 kişinin zenginleşmesine alet etmeyin.

850 bin esnafa vergi muafiyeti getireceğiz diyorlar. Reformda en büyük manşet bu. Baktık 850 bin esnaf kim ve ne kadar vergi ödüyorlar diye. Basit usulde defter tutan esnafımız. Onlardan bütçedeki toplam vergi tahsilatı 234 milyon. Almayacağız dedikleri vergi yılda 275 lira. Yani esnaf başına 275 liralık katkı vermekle övünüyorlar. En az yüz esnafımıza ‘gözünüz aydın’ dedim, heps güldü. ‘Bunlar ne yaptıklarını bilmiyor, bizden haberleri yok’ diyor.”

Paylaşın