Beşiktaş Başkanı Çebi’den Transfer Açıklaması

BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Başkan Ahmet Nur Çebi, “Yerli futbolculara ihtiyaç duyuyor olmamız nedeniyle transfer yapabiliriz. Transfer yapacaksak yerli futbolcu transferi yapacağız. Nasıl olacağını zaman gösterecek. Transferleri UEFA’ya listeyi vermeden yapmayı istiyoruz. Yerli ve bize ileride ekonomik olarak katkı sağlayabilecek isimler üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / Son karşılaşmada sakatlanan Nsakala hakkında da konuşan Çebi, “Fabrice Nsakala, sevdiğimiz ve geçen sezonki şampiyonluklarımızda bize önemli katkılar vermiş bir futbolcumuz. Onu sahada öyle görmek bizleri üzdü. Sağlığı iyi durumda. Umarız milli aradan sonra tekrar formasını giyecektir.” ifadelerini kullandı.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde düzenlediği basın toplantısında gündee dair açıklamalarda bulundu. Çebi’nin açıklamalarından satır başları şöyle:

“Süper Lig’de uygulanan yabancı kuralını doğru bulmuyorum. Daha evvel TFF ile yaptığımız görüşmelerde bunun doğru olmadını ifade ettik. Türk kökenli futbolcular yurt dışında oldukça başarılılar. Uygulanan 8+3 kuralı teknik direktörleri oldukça zorluyor. Allah, teknik direktörlere yardım etsin, kolay bir durum değil. Bu kuralın hızlıca değişmesi lazım. Şenol Güneş ile de bu konuyu konuştum. Maçların ikinci yarılarında takımların serbest bırakılması gerektiğini düşünüyorum.

Yerli futbolculara ihtiyaç duyuyor olmamız nedeniyle transfer yapabiliriz. Transfer yapacaksak yerli futbolcu transferi yapacağız. Nasıl olacağını zaman gösterecek. Transferleri UEFA’ya listeyi vermeden yapmayı istiyoruz. Yerli ve bize ileride ekonomik olarak katkı sağlayabilecek isimler üzerinde çalışıyoruz.

Fabrice Nsakala, sevdiğimiz ve geçen sezonki şampiyonluklarımızda bize önemli katkılar vermiş bir futbolcumuz. Onu sahada öyle görmek bizleri üzdü. Sağlığı iyi durumda. Umarız milli aradan sonra tekrar formasını giyecektir.

“Hocamıza çok güveniyoruz”

Mümkün olduğunca genç futbolculara şans vermek istiyoruz. Hocamıza çok güveniyoruz. Başarılı olan ve hak eden oyuncularımız formayı giyecektir. Sırf genç diye bir oyuncuya forma vermek adalete ve hocamızın vizyonuna yakışmaz.

Fikret Orman iki yıl durup konuşmuş. Herhalde bir sebebi vardır. Bu tür konular aile içinde konuşulur. Kendisine divanda veya mali kurulda gereken cevabı vereceğimden kimsenin şüphesi olmasın.

Kadro dışı durumda olan oyuncularımız için kapımız çalınmıyor. Söz konusu oyuncuların ücretleri çok yüksek, o nedenle kimse teklifte bulunmuyor. 30 yaşındaki oyuncuya 4-5 yıllık kontratlar nasıl verilir, bunun düşünülmesi lazım.

Milli takım bizim için çok önemli. Orada görev yapan, formamızı giymelerini istediğimiz isimler var. Fernandes başarılı bir futbolcu. Bir ara alma niyetimiz vardı ama şu anda herhangi bir isteğimiz yok.

Maçlarımızı yüzde 50 kapasite ile oynuyoruz. Umarım bu oranla süratle artar. Aşı olmaktan kaçınanlar hem kendilerini hem de ailelerini riske atıyorlar. Vatandaşlarımıza aşı olmalarını tavsiye ediyorum. Gurbetçilerin aşılı oldukları halde maçlara girişte yaşadıkları problemin bir an evvel çözülmesini temenni ediyorum.

“Hakemlerden daha dikkatli olmalarını istiyoruz”

Lig yeni başlamış olmasına rağmen hakem hataları ön planda. Bu konuya TFF ve MHK dikkat etmeli. Gaziantep FK maçında penaltımızın verilmediğini düşünüyorum. VAR’a gidilebilirdi ama gidilmedi. Bu beni rahatsız etti. Umarım bundan sonra bu tür hatalar olmaz. Bizim gibi diğer takımların da hakemlerden şikayetçi olması düşündürücü. Bu durum böyle giderse sesimizi daha da yükseltmek zorunda kalabiliriz. Hakemlerden daha dikkatli olmalarını istiyoruz.

Şampiyonlar Ligi atmosferine alışığız. Umarım iyi bir kura çekeriz. Futbolda şans faktörü de çok önemli. Yaptığımız transferleri, bu platformu düşünerek yaptık. Umarım başarılı oluruz. Ülke puanına ihtiyacımız var. Avrupa’da alınacak her puan Türk futbolu için çok önemli.

Mert Günok transferi kimsenin gidişine hazırlık değil. Mert tecrübeli bir oyuncu. Ersin’e yapılan teklifleri az buluyoruz. Forma rekabetini kim kazanırsa formayı o giyecektir.”

 

Paylaşın

Pereira: Organize Bir Takıma Karşı Oynayacağız

Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, HJK Helsinki karşılaşması öncesi yaptığı açıklamada, “Tabiki zor maç olacak. Organize bir takıma karşı oynayacağız. Bazı kaliteli iyi oyuncuları olan bir takıma karşı oynayacağız. Onlar da aynı hedefteler. Grup aşamasına kalmak istiyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira ile Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu Luiz Gustavo, yarın akşam deplasmanda HJK Helsinki ile oynayacak UEFA Avrupa Ligi Play-off turu rövanş maçı öncesi düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

yaptığı maç değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Tabiki zor maç olacak. Organize bir takıma karşı oynayacağız. Bazı kaliteli iyi oyuncuları olan bir takıma karşı oynayacağız. Onlar da aynı hedefteler. Grup aşamasına kalmak istiyorlar. ” sözleriyle açıklamasına başlayan Pereira, konuşmasının devamında “Yarın ilk 11’de oynayacak oyunculardan bağımsız olarak, sahada; hırslı, organize ve kazanmak isteyen bir takım görüntüsü sergileyeceğiz. Yağmur, soğuk veya yapay çim gibi koşulların bizim oyunumuzu etkilemesine izin vermeyeceğiz. Ona rağmen yarın bu stat bizim için dünyadaki en güzel stat olacak. Çünkü maçımızı o an oynadığımız stat burası olacak. Biz de bu maçı en iyi şekilde geçip, grup aşamasına kalmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Takımla ve yarınki oynanacak maçla ilgili sorulara da yanıt veren Pereira, şunları söyledi;

“Önümüzdeki iki maçta biz elimizden gelenin en iyisini yapıp, her zaman ortaya koyduğumuz görüntüyü sergilemeye çalışacağız. Agresif ve kaliteli futbol ortaya koymaya çalışacağız. Sonuna kadar savaşan bir takım görüntüsü ortaya koymaya çalışacağız. Bu ruhu sahaya yansıtmaya çalışacağız. Herkesin çok koştuğu, çok çalıştığı, elinden geleni yaptığı bir görüntü sergilemeye çalışacağız. Tabiki yaşadığımız sakatlıklar ve yağmur, statın dolu olup veya olmaması, soğuk hava gibi koşullardan bağımsız olarak bizim için önemli olan, kendi oyunumuzu sahaya yansıtabilmemiz olacak.

“Şu an burada bizimle olan oyuncular, dünyanın en iyi oyuncuları”

Onların ne düşündüğünü kontrol edemem. Ben kendi takımımın ne düşündüğünü kontrol edebilirim. Onlar da sahaya çıktıklarında bu dediğimiz her şeyi unutacaklar. Soğuk hava, rüzgar, yağmur, sahanın suni çim olması gibi koşulları unutup, tek hedefimiz kazanmak için sahaya çıkacaklar.

Şu an burada bizimle olan oyuncular, dünyanın en iyi oyuncuları. Çünkü mevcutta elimde olan oyuncular onlar. 20 dakikada olsa, 15 dakikada olsa; 60-90 dakikada olsa, oynayanların hepsi aynı ruhu sergilemeye çalışacaklar. Sahada çok çalışıp, özveri gösterecekler. Son maçı analiz ettiğimizde de savaşan, çalışan organize bir takım görüntüsü görmüştüm. Yarın da bunu göreceğiz. Farklı bir şey olmayacak, kimin oynadığının bir önemi olmayacak.”

“Ne istediğimizi biliyoruz”

Yarın oynanacak karşılaşmayı değerlendiren Luiz Gustavo ise, “Avrupa Ligi’nde devam edebilmemiz açısından çok önemli bir maç. Biz buraya bu turu geçmek için geldik. Hazırlıklarımızı bu doğrultuda tamamladık. Koşullardan bağımsız olarak hocamızla birlikte sahaya yansıtmaya çalıştığımız net bir felsefimiz var. Ne istediğimizi biliyoruz. Bunun için çok çalıştık. Elimizden gelenin en iyisini yaptığımız müddetçe şartların etkilemeyeceğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Bireysel performansı ile ilgili de konuşan Gustavo, “Benim bir felsefem vardır, benim için her zaman en önemli maç bir sonraki maçtır, o maç için en iyi şekilde hazırlanmaya çalışırım. Futbol oynamaktan çok keyif alıyorum. Futbola aşığım ve dolayısıyla kendimi % 100 şekilde işime vermeye çalışıyorum. Oynadığım kulübe ve takım arkadaşlarıma yardım edebilmek için” dedi.

Paylaşın

Koşarken Doğru Nefes Nasıl Alınır?

Herhangi bir egzersizi yaparken maksimum fayda elde etmek için iki şeye dikkat etmeniz gerekir; formunuz ve nefes alma şekliniz. Bu iki şey doğru yapıldığında antrenmanınızın etkinliğini artırabilirsiniz. Genellikle formumuza odaklanırken, nefes alma şekli ihmal edilen bir şeydir.

Haber Merkezi / Herhangi bir egzersizi yaparken doğru nefes almayı öğrenmemiz gereken bir konu. Bu yazımızda nefes almanın öneminden ve koşarken nasıl doğru bir şekilde yapılacağından bahsedeceğiz.

Nefes almak neden önemlidir?

Koşmak, kaslarınızı ve solunum sisteminizi daha fazla çalıştıran yoğun bir aktivitedir. Bu, vücudunuzun enerji üretmek ve devam etmek için bol miktarda oksijene ihtiyacı olduğu anlamına gelir. Bu süre zarfında ne kadar iyi nefes alabildiğiniz, fitness seviyenizin bir göstergesidir. Bu, göğsünüzdeki nefes darlığı veya sıkışma olaylarını azaltabilir ve daha fazla mesafe kat etmenize yardımcı olabilir.

Nefes almanın doğru yolu;

Çoğu zaman burnunuzdan nefes almanız ve ağzınızdan nefes vermeniz önerilir. Ancak, yoğun bir aktivite yaparken nefes almanın doğru yolu bu olmayabilir. Aynı şey koşma durumunda da geçerlidir.

Koşarken burundan nefes almak, kaslarınız için artan talebi karşılayamayacağınız için biraz zor olabilir. İhtiyacı karşılamak için ağzınızdan nefes almanız gerekir. Rastgele koşarken burnunuzdan nefes alabilirsiniz. Ancak sprint yaparken ağzınızdan nefes almaya başlamanız gerekir. Burnunuzdan nefes almak daha fazla oksijen almanızı sağlar ve ayrıca gerginliği gidermeye yardımcı olur.

Koşarken doğru nefes almanın ipuçları;

Koşarken önce formunuzu düzeltmeniz, ardından nefesinizi onunla senkronize etmeniz gerekiyor. Her şeyden önce formunuza odaklanın. Omurganızı dik tutun, ileriye bakın ve daha verimli nefes almak için omuzlarınızı gevşetin.

İkincisi, ritmik olarak nefes alın. Bu, vücudu strese sokmadan ihtiyacı karşılamak için daha fazla oksijen solumanızı sağlar. Bunu yapmanın en iyi yolu, sağ ve sol ayak vuruşlarınız arasında nefes alıp vermenizi değiştirmektir. Üç ayak vuruşu için nefes alın ve iki vuruş için nefes verin.

Nefes tekniğinizi nasıl geliştirebilirsiniz?

Başlangıçta, nefesinizi koşu hızınızla senkronize etmeniz zor olabilir. Bunu ayarlamak için nefes egzersizleri uygulamanızı tavsiye ederiz. Daha verimli nefes almanıza yardımcı olabilecek iki nefes egzersizi vardır.

Diyafram nefesi; Karın solunumu olarak da bilinir, mide, karın ve diyafram kaslarınızı çalıştırmanıza yardımcı olur. Tansiyonu stabilize etmede, stresi azaltmada ve kalp atış hızını düşürmede etkilidir.

Nasıl yapılır; Dizlerinizin ve başınızın altına bir yastık koyarak sırt üstü yatın. Omuzlarınızı gevşetin, bir elinizi göbek deliğinizin üzerine ve diğerini göğsünüze koyun. 2 saniye boyunca burnunuzdan nefes alın ve havanın midenizden nasıl geçtiğini deneyimleyin. Dudaklarınızı büzerek 2 saniye boyunca ağzınızdan nefes verin. 5 dakika boyunca devam edin.

Eşit nefes alma tekniği; Eşit nefes alma tekniği, eşit nefes uzunluğuna odaklanan kontrollü bir nefes alma tekniğidir. Bu nefes alma tekniğini uygulamak zihninizi sakinleştirmeye, stres seviyesini ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.

Nasıl yapılır; Sessiz bir yerde rahatça oturun ve gözlerinizi kapatın. Rahatlamak için nefes alıp verin. Dört saniye boyunca burnunuzdan nefes alarak başlayın, ardından havanın ciğerlerinizde dinlenmesini sağlamak için birkaç saniye duraklayın. Dört saniye boyunca burnunuzdan nefes verin. Bu egzersizi 5-10 kez tekrarlayın.

Paylaşın

Duygusal Körleşme Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Herkesin duygularla yüzleşmek için kendi bildiği bir yolu vardır. Bazı insanlar duygularını özgürce ifade ederken, diğerleri duygularını bastırabilir ve uygun şekilde ifade etmeyi zor bulabilir. Bu sınırlı duygusal tepkiselliğe duygusal körleşme denir.

Haber Merkezi / Travma, ruh sağlığı ve madde kullanımı gibi çeşitli faktörler bu duruma yol açabilir. Duygusal körleşme, bir kişinin duygularını tam olarak deneyimleme ve uygun bir şekilde tepki verme kapasitesinin azalmasıdır.

Duygusal körleşme, duygusal deneyimler söz konusu olduğunda uyuşturma etkisi içerir. Bir kişinin sözlü, yazılı veya davranışsal yollarla duygularını ifade etmesi de azalır. Duygusal körleşmeden muzdarip insanlar, yüz mimikerini, beden dilini ve ses tonunu duygularına göre ayarlamakta zorlanabilirler.

Bu, depresyon veya travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip insanlar için yaygın bir durumdur. Duygusal körleşme dört ortak faktörün sonucu olabilir;

İlaçlar;

Antidepresanlar bir kişinin duygusal körleşmeye maruz kalmasına neden olabilir. Bu yatıştırıcılar ayrıca sinir sisteminizde kişinin duyguları hissetme yeteneğini azaltan tetikleyici inhibitörlerin ortaya çıkmasına da yol açabilirler.

Depresyon;

Bir kişi içinde bir boşluk hissettiğinde, etraflarında olup bitenlere karşı tepki hissetmemeye başlayabilir. Depresyon, bir kişiyi duygusal olarak körleştirebilir ve duygularını rasyonelleştirmelerini zorlaştırabilir.

Alkol ve madde bağımlılığı;

Uyuşturucu ve alkol sinir sistemini olumsuz etkileyebilir ve kişinin gerçek çevresinden ve yaşamdaki olaylardan uzaklaşmasına neden olabilir. Bu, kişinin hayatını uyuşukluk halinde yaşamasına neden olur.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB);

Travmatik bir olay yaşayan bir kişi olay nedeniyle duygusal körleşme yaşayabilir. Duygusal kopukluk hissi, travmatik geçmişe dönüşler ve zayıf zihinsel sağlık, duygusal körleşmeye yol açabilir.

Duygusal körelme bir insanı ne kadar etkileyebilir?

Duygusal körleşme, bir kişinin üzüntü ve mutluluk hissetme yeteneğini kaybetmesine neden olabilir, huzursuz hissetmesine, iştah kaybına neden olabilir, kişi çevresinden koparabilir, konuşmakta zorlanabilir ve yeteneklerinden şüphe duyabilir.

Paylaşın

Saç Kremleri Hakkında Kimsenin Size Söylemediği 5 Şey

Saç bakımı söz konusu olduğunda bir makine gibi çalışır, saçlarımızı şampuanlarız ve durularız hepsi bu kadar. Bu mekanik saç bakımı rutinine o kadar alışmışız ki kendimize sormayı unutuyoruz; eksik bir şey var mı? 

Haber Merkezi / Saç kremi, insanların ya sevdiği ya da nefret ettiği ürünlerden biridir, ancak fikirleri ne olursa olsun saç kremini kullanmayı bırakamazlar. Bununla birlikte, saç kremleri hakkında kimsenin size söylemediği birkaç şey var. Ne olduklarını bilmek ister misin? Öğrenmek için okumaya devam edin…

1. Ne kadar süre uygulamanız gerekiyor?

Saç kremi söz konusu olduğunda, hepimiz onu saça iyice uygulamamız gerektiğini biliriz… Peki tam olarak ne kadar? İşte cevabı… Saç kremini, durulamadan hemen önce sadece 2-3 dakika uygulamanız gerekiyor. Bu zaman, saçınızı aşırı yağlı hale gelmesini önleyecek ve saç kremi içerisinde yer alan tüm minareleri almasını sağlayacaktır.

2. Aynı saç kremi herkeste işe yaramaz

Tıpkı cilt bakım ürünlerinde olduğu gibi, saç kremi söz konusu olduğunda da herkese uyan tek ürün yoktur. Tüm saç tipleri farklı tipte saç kremleri gerektirir, ancak iyi haber şu ki: Size uygun olanı bulmak için bilmeniz gereken tek şey saçınızın dokusu.

3. Boyalı saçlar ekstra TLC’ye ihtiyaç duyar

Boyalı saçlarınız varsa hemen hemen her türlü saç kremi kullanabileceğinizi bir an bile düşünmeyin. Boyalı saçlar ekstra TLC’ye ihtiyaç duyar.

4. Saç bakım ürünlerinize sadık kalın

Saçınız yapısına uygun bir saç kremine alıştığında saç kremi istenen etkiyi bırakacaktır. Saç bakım ürünlerinize sadık kalın ve saç kreminize güvenin!

5. Saç köklerinizin saç kremine ihtiyacı yok

Saç kremi saç köklerin için yapılmamıştır. Saç kremini saç köklerine kadar uygularsanız saçınızı yağlı hale getirebilir, bunu istemeyiz, değil mi?

Saç derisi kendini beslemek için doğal yağlar üretirken, saçınızın uçları nemsiz kalır ve kuru görünür. Saç kremini saçlarınızın ortasından uçlarına kadar uygulamak, daha çok uçlara odaklanmak saçlarınızın nemli kalmasını sağlayacaktır. Amaç bu değil mi?

Paylaşın

CHP’li Torun: Ne Değişti Sayın Erdoğan?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü konuşmasında afetlerle mücadeleye destek veren tüm belediyelere teşekkür ettiğini anımsatarak, “Ne değişti Sayın Erdoğan? Madem bugün teşekkür edecektiniz, dün niye suçladınız? Neden canla başla çalışan belediyelerimizin alın terine saldırdınız? Neden daha fazla insanımıza yardım götürmek isteyen belediyelerimizin bağış toplamasını engellediniz? Neden afetlerle mücadele sırasında belediyelerimizi yok sayıp toplantılara dahi çağırmadınız?” diye sordu.

Haber Merkezi / “Dün hakaret bugün teşekkür eden Erdoğan’ın samimiyeti bir sonraki konuşmasına kadardır” diyen CHP’li Torun, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Erdoğan ilk olarak, tamamen tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda bulunan orman yangınlarıyla ilgili belediyelerimizi suçlamıştı. Ardından ise 18 Ağustos’ta katıldığı televizyon yayınında, belediyelerimizin yangın ve sel felaketlerindeki mücadelesini karalamaya çalışarak, sorumluluktan kaçmaya çabalamıştı.

‘Yangında selde ne yaptınız, itfaiyeleriniz nerede’ diyerek, 654 araç ve 1407 personelle mücadele eden belediyelerimizin emeğini hedef alan Erdoğan, afetlerde kaybettiği itibarı belediyelerimize saldırarak kazanmaktan medet ummuştu. Şimdi aynı Erdoğan dün çıkıp ‘siyasi parti ayrımı gözetmeden yardım çalışmalarında yer alan tüm belediyelere’ teşekkür etmek zorunda kaldı.

“Bugün teşekkür edecektiniz, dün niye suçladınız?”

Biz de soruyoruz: Ne değişti Sayın Erdoğan? Madem bugün teşekkür edecektiniz, dün niye suçladınız? Neden canla başla çalışan belediyelerimizin alın terine saldırdınız? Neden daha fazla insanımıza yardım götürmek isteyen belediyelerimizin bağış toplamasını engellediniz? Neden afetlerle mücadele sırasında belediyelerimizi yok sayıp toplantılara dahi çağırmadınız?

Şunu açık ve net olarak biliyoruz: Dün hakaret bugün teşekkür eden Erdoğan’ın samimiyeti, bir sonraki konuşmasına kadardır. Bizim belediyelerimiz, şu ana kadar tüm afetlerde, asli sorumlu olmamalarına rağmen, seferberlik anlayışı ve dayanışmayla çalışmış, çalışmaya da devam edecektir. Bizim belediyelerimizin yeri halkımızın yanıdır.”

Paylaşın

Elektriğe Yeni Zam Gündemde!

Sonbahar döneminde elektriğe yeni bir zammın kaçınılmaz olduğun işaret eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, iktidarı uyararak, “Elektrikteki bu üretim dengesiyle artan maliyetlerin faturasını artık vatandaşa kesmeyin. İktidar gerekirse akaryakıt ürünlerinde hayata geçirdiği eşel mobil sisteminin bir benzerini elektrik için de uygulamalı” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, sonbahar döneminde yeni bir zammın kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, “Elektrikte başta TRT payı ve dağıtım bedeli gibi kesilen fon ve vergiler kullanılarak artan maliyetlerin faturası artık vatandaşa yansıtılmamalı. Zammın tutarı bu bedelden karşılanmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Vatandaşların tepkisine neden olan elektrik faturaları konusunda yazılı açıklama yapan CHP’li Akın, özetle şunları dile getirdi:

“Ülkemizde porsiyonlar küçülürken; zamlar ise büyüyor… Vatandaş artık isyan ediyor. Son zamlarla birlikte en düşük elektrik faturası artık neredeyse 250 liraya yükseldi. 2021 yılında elektriğe Ocak ayında yüzde 6, Temmuz ayında yüzde 15 olmak üzere toplam yüzde 22 oranında zam yaptılar. 2022 yılı için memurumuza ise yüzde 5 artı yüzde 7 olmak üzere toplam yüzde 12 oranındaki zammı reva gördüler. Elektrik faturalarına yapılan zam; memura yapılan zammın neredeyse iki katı. Bu nasıl adalet?

Üstelik yeni zamlar da kapıda. İklim krizine karşı bugüne kadar hiçbir adım atmayan AK Parti, bugün yaşadığımız art arda felaketlerde nasıl yetersiz kaldıysa, kuraklık nedeniyle enerji üretiminde de darboğaz yaşıyor. Hidroelektrik santrallerin üretim payı rekor oranda düşerken, ithal girdili santraller devreye alınıyor. Bu da maliyetlerin artması ve faturaların kabarmasına neden oluyor.

“Sonbahar döneminde yeni zamlar gündemde”

TEİAŞ’ın resmi verilerine göre 1-23 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’deki üretimde hidroelektriğin payı yüzde 15’e geriledi. Bu oran daha önce yüzde 30’ların üzerindeydi. Aynı tarihte doğalgazdan elektrik üretimi yapan santrallerin oranı ise yüzde 37’ye çıktı. Bu oran daha önce yüzde 20 seviyesindeydi. Bu denge böyle devam ettiği sürece maliyetler katlanarak artacak. Bu da özellikle sonbahar döneminde yeni zamları gündeme getirecek.

İktidarı uyarıyoruz: Elektrikteki bu üretim dengesiyle artan maliyetlerin faturasını artık vatandaşa kesmeyin. İktidar gerekirse akaryakıt ürünlerinde hayata geçirdiği eşel mobil sisteminin bir benzerini elektrik için de uygulamalı. Elektrik zamları doğrudan vatandaşa yansıtılmamalı. Elektrikte başta TRT payı ve dağıtım bedeli olmak üzere kesilen fon ve vergiler kullanılarak zam vatandaşa yansıtılmamalı.”

Paylaşın

‘Okul Servis Araçları’nda Yeni Dönem

Okul Servis Araçları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlandı. Yayımlanan yeni yönetmeliğe göre, okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılacak.

Haber Merkezi / Yeni yönetmeliğe göre, okul servis araçlarında iç mekanı gösteren, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca yayımlanan tip onay mevzuatına uygun şeffaf cam dışında cam kullanılamayacak ve servis aracında okul öncesi eğitim, ilköğretim ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocuk/öğrenci olması durumunda rehber personel bulundurulacak.

Kovid-19 düzenlemesi

Yeni yönetmelikle, “Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların yaşları 12 yaşından büyük olmayacaktır. Taşıtların yaşı fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak hesaplanacaktır” ifadesi de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle “okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınmak şartıyla 12 yaşından küçük olması zorunluluğu, muayeneden geçmiş olması kaydıyla 1 Temmuz 2023 tarihine kadar 15 yaşından küçük olması şeklinde uygulanacak” şeklinde değiştirildi.

Araçlarındaki rehber personel en az ilkokul mezunu olacak

Yeni yönetmelikte, taşınacak çocuğun/öğrencinin servis aracındaki azami seyahat süresi okul yönetimince belirlenecek ve servis araçları belirlenen bu süreye uymak zorunda olacağı, okul servis araçlarındaki rehber personel, 22 yaşını doldurmuş ve 61 yaşından gün almamış olması kaydıyla, en az lise mezunu veya Milli Eğitim Bakanlığı onaylı kursu başarıyla tamamlamak şartıyla en az ilkokul mezunu olacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik şöyle;

MADDE 1 – 25/10/2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (o) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“e) Okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtlar temiz, bakımlı ve güvenli durumda bulundurulacak ve altı ayda bir bakım ve onarımları yaptırılmakla birlikte; taşıtların cinsine göre 6/1/2021 tarihli ve 31356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin öngördüğü sürelerde periyodik muayeneleri de yaptırılmış olacaktır (EK-4).”

“o) Okul servis araçlarında iç mekânı gösteren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan tip onay mevzuatına uygun şeffaf cam dışında cam kullanılamaz.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, (e) bendinin (4) numaralı alt bendi ile (f) ve (ğ) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“b) Servis aracında okul öncesi eğitim, ilköğretim ile kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerine devam eden çocuk/öğrenci bulunması durumunda rehber personel bulundurmakla,”

“4) Özel izin belgesinin iptal edilmesi nedeniyle taşınamaması,”

“f) Özel izin belgesine bağlı olarak, her eğitim-öğretim yılında çalıştıracakları rehber personel, şoför isimleri ile araçların plakalarını ve her türlü değişiklikleri aynı gün içinde okul yönetimine bildirmekle,”

“ğ) Araçlarında, bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sertifikaya sahip şoför ve rehber personeli çalıştırmakla,”

“h) Okul yönetimince belirlenen azami seyahat süresine uymakla,”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “bağlı olduğu” ibaresinden sonra gelmek üzere “ilgili oda ve” ibaresi ile aynı fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“g) Taşınacak çocuğun/öğrencinin servis aracındaki azami seyahat süresini belirlemek.”

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a) 22 yaşını doldurmuş ve 61 yaşından gün almamış olması kaydıyla; en az lise mezunu olmak veya Millî Eğitim Bakanlığı onaylı kursu başarıyla tamamlamak şartıyla en az ilkokul mezunu olmak,”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasında yer alan “yeni üretilen” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

“(1) Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i), (l), (m) ve (o) bentleri kapsamındaki şartlar 1/1/2018 tarihinden önce okul servis aracı olarak tescil edilmiş araçlarda aranmaz.”

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin geçici 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Covid-19 salgını nedeniyle okul servis aracı olarak kullanılacak taşıtların, bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirtilen fabrikasınca imal edildiği tarihten sonra gelen ilk takvim yılı esas alınmak şartıyla oniki yaşından küçük olması zorunluluğu, muayeneden geçmiş olması kaydıyla 1/7/2023 tarihine kadar onbeş yaşından küçük olması şeklinde uygulanır.”

MADDE 7 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 8 – Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri, Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanları birlikte yürütür.

Paylaşın

Afet Bölgelerinde Acilen Kamulaştırma Kararı

Sel ve orman yangınlarının yaşandığı Antalya’nın Gündoğmuş İlçesi, Kastamonu’nun Bozkurt ve Abana İlçeleri ile Sinop’un Ayancık İlçesi’nde bulunan bazı özel mülkiyet arazileri için Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile acele kamulaştırma kararı verildi.

Haber Merkezi / Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, orman yangınlarının yaşandığı Antalya’nın Gündoğmuş ilçesine bağlı Ortakonuş Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 114 ada, 65 parsel numaralı taşınmaz, ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından acele kamulaştırılacak.

Sel ve heyelan afetinin yaşandığı Kastamonu’nun Bozkurt ve Abana ilçeleri ile Sinop’un Ayancık ilçesinde bulunan özel mülkiyete konu bazı taşınmazlar için de ihtiyaç duyulan yapılaşmanın ivedilikle gerçekleştirilmesi amacıyla TOKİ tarafından acele kamulaştırılma kararı verildi.

Acele kamulaştırma: Bazı olağanüstü şartların varlığı halinde idarenin olağan kamulaştırma işleminde yapması ve beklemesi gereken bazı süreçleri sonraya bırakarak, kişilere ait taşınmazlara derhal el koymasına olanak sağlayan olağan kamulaştırmanın dışında kendine özgü istisnai bir kamulaştırma yöntemi.

Paylaşın

Demirtaş: Seçimin Kaderini Kürt Seçmen Belirleyecek

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’de olası bir seçimin kaderini ve ağırlıklı olarak da Kürt seçmenin belirleyeceğini söyleyip “Bu bir gerçeklik ve çok şükür ki HDP ve Kürtler demokrasiden yana. İşte bu durum Türkiye için, cumhuriyetin demokratikleşmesi için bir şanstır.” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomi açısından da Türkiye’de mevcut durumun vahim olduğunu ve muhalefetin umut yaratamadığını belirten Demirtaş, “Bu tabloda, halkta üzüntü dışında bir de umutsuzluk var. Çünkü doğal ve ekonomik afetlerle kızılca kıyamet koparken iktidar kendi koltuğu dışında hiçbir şeyi dert etmiyor. Bu da halkı iyiden iyiye öfke ve umutsuzluğa sürüklüyor. Muhalefet ise yeterince umut yaratıp somut bir iktidar alternatifine dönüşemedi henüz. Çaba sarf ediliyor ama siyasette yeni bir kırılma yaratamıyorlar” ifadelerini kullandı.

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, iktidarın yeni bir çözüm süreci başlatmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığını söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Yüksek Dairesi ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına karşın yaklaşık beş yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Medyascope’tan Ferit Aslan’ın sorularını yanıtladı.

Demirtaş, cezaevlerindeki koronavirüs kısıtlamalarına ilişkin “Mart 2020’den bu yana tüm kısıtlamalar hiç esnetilmeden, olduğu gibi devam ediyor. Aile ve avukat görüşleri ile sosyal faaliyetlerin tamamında ciddi kısıtlamalar var. Dışarıda her şey güya normalleşip tedbirler kaldırılırken cezaevlerindeki tedbirlerin esnetilmemesi tam bir fırsatçılık ve açık hak gaspıdır” dedi.

“HDP ve Kürtler demokrasiden yana”

Demirtaş, Türkiye’de olası bir seçimin kaderini ve ağırlıklı olarak da Kürt seçmenin belirleyeceğini söyleyip “Bu bir gerçeklik ve çok şükür ki HDP ve Kürtler demokrasiden yana. İşte bu durum Türkiye için, cumhuriyetin demokratikleşmesi için bir şanstır. Kürtler, HDP dahil hiçbir partinin -tabiri caizse- tapulu malı değil. Kürtler’i kazanmak isteyen her parti kendi siyasi programını sunar, ikna ederse de kazanır. Fakat unutulmasın ki Kürtler çok politik Dahası, Türkiye seçmeninin çoğu çok bilinçli” ifadelerini kullandı.

HDP’nin Erdoğan ile masaya oturup oturmayacağının cevabını eş genel başkanlarımız verdiler zaten. Bir yandan, biz binlerce HDP’li hapisteyiz ve hapishanede oturacak bir masa yoktur. Demokratik siyasette olan kişiler açısından masa hapishanede olamaz. Masa, ancak özgür koşullarda olabilir. Hapishaneler bizim açımızdan ancak direnme alanları olabilir, pazarlık malzemesi olamaz.

“Halk her geçen gün fakirleşiyor”

Demirtaş, son günlerde yaşanan orman yangınlarına ve sellere ilişkin de “Maalesef felaketler peş peşe geldi ve zaten perişan durumda olan halkı adeta yıktı geçti. Olanlardan dolayı tüm toplum gibi biz de çok üzgünüz” dedi ve şöyle devam etti:

Bir de ekonomik bir afet var ülkede. Bunu Karadenizli de, Doğulu da, Batılı da herkes yaşıyor. Enflasyon aldı başını gidiyor. Ev fiyatları, araba fiyatları, marketlerdeki fiyatlar uçtu. Kiralık ev fiyatlarının hali ortada. Buna karşılık emekliye ve çalışanlara resmî enflasyonun bile altında maaş artışı veriliyor. Halk her geçen gün fakirleşiyor. Emekliler, açlık sınırı altında maaş alıyor. Öğretmenler, memurlar, işçiler yoksulluk sınırının altında maaş alıyor. İktidar ise insanlara çay atmaktan başka bir şey yapmıyor. Oysa çay karın doyurmuyor. Bu tabloda, halkta üzüntü dışında bir de umutsuzluk var. Çünkü doğal ve ekonomik afetlerle kızılca kıyamet koparken iktidar kendi koltuğu dışında hiçbir şeyi dert etmiyor. Bu da halkı iyiden iyiye öfke ve umutsuzluğa sürüklüyor. Muhalefet ise yeterince umut yaratıp somut bir iktidar alternatifine dönüşemedi henüz. Çaba sarf ediliyor ama siyasette yeni bir kırılma yaratamıyorlar.

“Somut çözüm projeleri ortaya konulmalı”

“Bugün artık AKP’yi eleştirmek üzerine siyaset yapmak bataklığa taş atmak gibidir” diyen Demirtaş, “Çünkü eleştiri, bunların umurunda bile değil. Bence bataklığı kurutacak ciddi, kararlı ve kesintisiz bir siyasi hamle sürecine girilmeli. Kapsamlı sistem eleştirileriyle birlikte somut çözüm projeleri ortaya konulmalı. O zaman halk da bundan heyecan duyar, halkın umudu yeşerir ve ayağa kalkar. Erken seçim ancak toplumsal talebin iyice görünür hale gelmesiyle mümkün olabilir. Yoksa AKP’ye kalsa seçimi 2073’te yapmak isterler” değerlendirmesini yaptı.

“Kaybedecek fazla bir şeyimiz yok”

Demirtaş, Kobanî Davası’nın da HDP’ye kapatma davasının da hukukla ilgisi olmadığını belirtip “Bu davalarda rehinelikler, cezalandırma veya parti kapatma olursa bu kez de davaların sonuçları siyasi gelişmelere yön verecektir. Açıkça söylemem gerekirse Kobani davasını da diğer davalardan tutuklu ve hükümlü siyasetçilerin bu durumları biraz daha sürdürülür ve/veya HDP kapatılırsa siyasi yelpazede durum netleşmiş olur. Böyle bir durumda AKP’nin kaybedeceği de yüzde 100 kesinleşmiş olur. Bizim artık kaybedecek fazla bir şeyimiz yok. Güçlü ve avantajlı konumda olan biziz çünkü direndik, ezilmedik, yenilmedik ve kazandık. Ötesini, kaybedecek şeyi çok olanlar düşünsün” dedi.

Paylaşın