Bankalar Mevduat Faizlerini Yüzde 20’nin Üzerine Çıkardı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel mevduat sahiplerini yabancı para birimlerine karşı değer kaybından kaynaklanan kayıplardan korumak için ‘Kur Korumalı’ bir ekonomik modele geçildiğini duyurmuştu.

Uygulanacak yeni sistemde, gerçek kişilerin Türk lirası vadeli hesapları üzerinde işleyecek faiz ile hesap açılış ve vade tarihlerindeki kur değişim oranı kıyaslanacak, yüksek olan oran üzerinden hesap nemalandırılacak.

Reuters haber ajansına konuşan kaynaklara göre Türk bankaları, yeni sistemin duyurulmasından sonra, lira mevduatlarını çekmek için kredi faiz oranlarını yüzde 20’nin üzerine çıkardı.

Bir hafta önce yüzde 17-18 civarında olan mevduat faizleri yüzde 20’nin üzerine çıkarken, artan fonlama maliyetleri KOBİ kredi oranlarını da %30’un üzerine çıkardı. Haber ajansına konuşan banka kaynakları bu oranların geçtiğimiz haftalarda arttığını, ancak son günlerde daha da hızlandığını söyledi.

Bir banka kaynağı, “Kimse lira mevduatını kaybetmek istemiyor. Yıl sonuna yaklaşıyoruz ve bilançolar iyi görünmeli. Bu (plan) rekabeti artırdı ve geçen hafta mevduat faiz oranlarında artış olduğunu gördük.” dedi.

Reuters’a konuşan bir başka banka kaynağı, “bankaların lira mevduatına ihtiyacı olduğunu, bankaların varlıklarını artırmak için lira mevduatlarını cazip hale getirmeleri gerektiğini belirterek bunun da faiz oranlarının yükselmesine neden olduğunu dile getirdi.

Erdoğan’ın açıkladığı yeni sistemde Hazine ve Merkez Bankası, mevduatlardaki zararları tazmin edecek. Bunun kur oranlarını bir süre kontrol altında tutabileceği ancak orta vadede Hazine’ye büyük bir yük getireceği görüşü dile getiriliyor. Yeni modelin enflasyon üzerindeki baskıyı da artıracağı öngörülüyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı ve eski bankacı Kerim Rota’ya göre, bu politika seti bir devlet garantisi getirdiği için kısa vadede ‘mutlaka işe yarayacak’.

Fakat kısa vadede dövizi aşağı çeken bu adımlar, uzun vadede kamu maliyesi ve Türkiye’nin bütçesi üzerinde bir yük oluşturacak:

”Kısa vadeli etkisinin kurlarda düşüşe yol açtığını zaten gördük. Kurlarda oynaklığı düşürücü bir etkisi en başta olacak ve bir stabilizasyon kazandıracak. Çünkü bu aslında bir devlet garantisi. Ekonomi politikalarına güven duymayan döviz ve Türk Lirası mevduat sahiplerinin güveninin bir devlet garantisiyle, devletin yazacağı bir çekle satın alınmasıdır.

Bu mutlaka işe yaracaktır, önümüzdeki haftalarda da bu hesapların büyüklüğüne bağlı olarak da biz kurlarda hareketlenmeyi tekrar göreceğiz. Bu aşağı veya yukarı yönde de olabilir. Yani bu hesaplara çok giriş olursa aşağı yönlü, girişler az olursa da yukarı yönlü hareketler görme olasılığımız var. Uzun vadeli etkileri ise kamu maliyesi ve Türkiye’nin bütçesi üzerinde olacak. O yüzden kurları eskisine göre çok daha fazla takip eder hale geleceğiz.”

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

22 Yıl Sonra İlk Kez Görüntülendi

Avustralya’ya özgü ve nadiren görülen “yürüyen” pembe el balığı, 22 yıl sonra ilk kez Tazmanya kıyılarında görüntülendi. Pembe el balığı daha önce en son 1999 yılında yine Tazmanya açıklarında bir dalgıç tarafından görülmüştü.

Yetkililer, yakın zaman öncesinde bu türü nesli tükenmekte olan olarak sınıflandırmıştı. Ancak araştırmacılar, bu yılın başlarında çekilen bir denizin derinliklerinde çekilen bir kayıtta onu tekrar bulduklarını açıkladı.

Bilim insanları bu türün korunaklı koylarda yaşayan bir sığ su türü olduğunu düşünüyordu. Ancak yeni görüntüye göre pembe el balığı, daha önce yaşadığından daha derin ve daha açık sularda, yaklaşık 150 metre derinlikte görüntülendi.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu tür, deniz yatağı boyunca yürüyebildiği büyük “ellere” sahip.

Tazmanya Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Neville Barrett, heyecan verici bir keşif olarak değerlendirdiği yeni görüntüler hakkında, “Daha geniş bir habitata sahip olduklarını gördüğümüz için pembe el balıkların hayatta olmaları açısından bize umut vadediyor” dedi.

Barrett’in ekibi Şubat ayında mercan, ıstakoz ve balık türlerini incelemek için korunan bir deniz parkının tabanına yemli bir kamera bırakmıştı.

Üniversitenin Antarktika ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Ashlee Bastiaansen, Ekim ayında görüntüleri izlerken bu balığı fark ettiğini söyledi.

Görüntülerde, 15 cm. büyüklüğündeki balığın dikenli ıstakoz tarafından rahatsız edildikten sonra bir resiften çıktığı görülüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Omega-3 Omega-6 Yağ Asitleri, Hangisi Daha Sağlıklı?

Her yağ kötü değildir! ‘Şişman’ kelimesiyle ilgili çağrışımlar çoğunlukla olumsuz olmuştur ve gündelik jargon ‘iyi yağ’ ifadesine yer bırakmamıştır. Popüler düşünce ne derse desin, gerçek şu ki yağlar iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır.

Haber Merkezi / Doymuş ve trans yağ asitlerine kötü yağlar olarak bilinir ve genel sağlığımız için kötüdür. Bu yağlar, kolesterolü yükseltebilir, arterleri tıkayabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilirler. Tekli ve çoklu doymuş yağlar, kalp sağlığı ve kolesterol açısından sahip oldukları faydalardan dolayı iyi yağlar olarak sınıflandırılır.

Omega-3

Omega-3 doymamış, yaygın olarak bilinen bir yağ asididir. Hidrokarbon zincirinin sondan üçüncü ve ikinci olan karbon atomları arasındaki çift bağ ile oluşan Omega-3, çoğunlukla balık yağlarında bulunur ve kalp, karaciğer, akciğer, kan damarları ve bağışıklık sağlığının korunmasına yardımcı olur. Hücre duvarının yapısı da omega-3 yağ asitleri tarafından korunur. Omega-3 yağ asitlerinin başlıca üç türü şunlardır:

– ALA (alfa linolenik asit)

– DHA (Dokosaheksaenoik asit)

– EPA (Eikosapentaenoik asit)

Kaynakları;

Omega-3 yağ asitlerinin ana kaynakları balık ve diğer deniz ürünleri, özellikle somon, uskumru, ton balığı ve sardalya gibi soğuk su balıklardır. Kuruyemişler ve tohumları da Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir ve aynı dozun iyi bir şekilde alınmasını sağlamak için düzenli olarak tüketilmelidir. Keten tohumu yağı, soya fasulyesi yağı ve kanola yağı gibi bitkisel yağlar, omega-3 yağ asitlerinin harika kaynaklarıdır.

Faydaları;

Omega-3 yağ asidi açısından zengin bir beslenme, kalp ve akciğer sağlığı sağlar. Kan trombositlerinin bir araya toplanmasını önlediği için kardiyovasküler hastalıkları olan kişiler için de faydalıdır. Çocuklarda anksiyete, DEHB ve depresyon gibi zihinsel bozuklukların giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca göz sağlığı için önemlidir.

Omega-6

Omega-3 bilinmesine rağmen, çoğumuz için nispeten bilinmezliğini koruyor. Omega-6 aynı zamanda sağlıklı bir doymamış yağ türüdür. Omega-3 yağları gibi, vücut da genleri düzenleyen ve bağışıklık sağlığını destekleyen omega-6 yağ asitlerine ihtiyaç duyar. Omega-6 yağlarının dört ana türü vardır:

– LA (Linoleik asit)

– ARA (Araşidonik Asit)

– GLA (Gama linolenik)

– CLA (Konjuge linolenik asit)

Kaynakları;

Kenevir, ayçiçeği gibi tohumlar omega-6 yağ asidi açısından zengindir. Avokado ve aspir gibi yağlar da omega-6 açısından zengindir ve ceviz ve kaju gibi kuruyemişler size gerekli miktarda omega-6 yağ asidi sağlayabilir. Yumurtalar da aynı şekilde harika bir kaynaktır.

Faydaları;

Yağ asidi kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur ve normal büyüme ve gelişme için beyin fonksiyonunu düzenleyen önemli bir faktördür. Ayrıca cilt ve saç büyümesini uyarır, kemik sağlığını korur, metabolizmayı düzenler ve üreme sisteminin korunmasına yardımcı olur.

Paylaşın

En Çok Kalori Yaktıran Beş Egzersiz

Kilo vermenin dışında egzersizin, kalp sağlığına, zihinsel sağlığa, kemiklerin güçlendirilmesine, kan şekeri seviyelerinin korunmasın fayda sağlamak gibi başka fiziksel ve fizyolojik faydaları bulunmaktadır.

Haber Merkezi / Tüm bu faydalarına rağmen, bazılarının neden fazla kiloları vermeye daha fazla önem verdiğini anlamaya çalışalım. Kilo kaynaklı hormonal dengesizliği olan veya obez kategorisinde olan kişilerde kilo vermek, daha sağlıklı bir vücuda kavuşmak için ilk ve en önemli hedeftir. Tiroid, PCOS ve diğer hormonal sorunlar gibi rahatsızlıkları olan kişilerde, endokrin bozuklukları nedeniyle kilo kaybı elde edilmesi gereken bir başarıdır.

Bu koşullardan muzdarip insanlar, normal bir insanla aynı miktarda egzersiz yapabilirler, ancak normal insanların aksine hiç sonuç alamazlar. Tartıyı hedef alan ve kilo vermenize yardımcı olacak beş egzersizi sizler için sıralıyoruz;

Patenci

Bu egzersiz, kolları sıçramalarla koordineli olarak hareket ettirirken yanal olarak zıplamayı içerir. Kollarınızın ve bacaklarınızın mükemmel koordinasyonu, kalp atış hızınızı artıracak ve tüm vücudu hareket ettirdiğiniz için kesinlikle daha fazla kalori yakmanıza yol açacaktır.

Dağcı

Plank pozisyonunda başlayın, bir bacağınızı kaldırın ve göğsünüze doğru itin, ardından o bacağınızı düz pozisyonuna geri getirin ve hareketi diğer taraf için tekrarlayın. Yavaş başlayıp hızınızı artırırsanız, neredeyse koşuyormuş gibi hissedeceksiniz. Yüksek yoğunluklu bir antrenman, bu hem uzuvları çalıştırır hem de karın kaslarını güçlendirir.

Zıplama

Klasik hamle pozisyonunda bir bacağınız ileri, diğer bacağınız hafif geri olacak şekilde başlarsınız. Yukarı zıplayın ve ilk bacağınızı geri ve diğer bacağınızı öne doğru hareket ettirin, diğer tarafta bir hamle yaparak geri inin. Bu pliometrik hareket, hızı kuvvetle birleştirerek kas gücünü arttırır ve kalbinizi çalıştırır.

Burpe

Çok yoğun tam bir vücut hareketi olan burpeler sizi çok çabuk yorar. Kollarınız yanlarınızda durarak başlayın ve kendinizi hızla bir çömelme pozisyonunda indirin. Ellerinizi önünüzdeki zemine koyun ve ayaklarınızı düz pozisyonuna geri atlayın.

Ayaklarınızı ellerinize doğru ileri atlayın ve elleriniz havada durun. Bu hareket, dörtlü, triseps, oblikler, baldırlar, abs ve deltoidler dahil tüm kaslarınızı çalıştırır. Burpes, hareketin daha yoğun hale gelmesi için farklı varyasyonlarla da yapılabilir.

Zıpla çömel

Squatın zıplayan bir versiyonu olan bu egzersiz, squatın etkinliğine katkıda bulunur ve vücudunuzu şekillendirip yeniden şekillendirmenin yanı sıra kalori yakmaya yardımcı olur. Bacaklarınızı birbirinden ayırın, çömelin ve mümkün olduğunca yükseğe zıplayın, ardından tekrar ayaklarınızın üzerine inin. Kollarınız sizi itmeye yardımcı olacak, zıplarken geri itmenize yardımcı olacak.

Paylaşın

İnsanlar, Noel’de Neden Ökse Otunun Altında Öpüşür?

Ökse otunun altında öpüşmek, aşkı ve romantizmi simgeleyen çok ünlü bir Noel geleneğidir. Bu gelenek, hayatın yoğun koşuşturmacasının ortasında, ilişkilerdeki kendiliğindenliği hatırlatır.

Haber Merkezi / Muhtemelen romantik bir ilişkiye sahip olan iki kişi, kendilerini ökse otunun altında bulduklarında, bir kez öpüşmeleri gerekir. Kulağa ilginç geliyor mu? Gelin bu geleneğin derinliklerine inelim.

Ökse otu farklı ağaç türleri üzerinde yetişen bir bitkidir. Bu bitkilerin sarı çiçekleri ve beyaz meyveleri olur. Gelenek her ne kadar romantik görünse de, ökse otu, üzerinde yetiştiği ağaca için bir parazittir, ve tüm besinleri kendisi için emer.

İnsanlar neden ökse otunun altında öpüşür?

Bir İskandinav efsanesine göre, aşk tanrıçası Frigga, masumiyet ve ışık tanrısı Balder adında bir oğul dünyaya getirmiştir. Frigga, Belder’in dünyaya gelmesi sonrası, hiçbir canlının kendisine hiçbir şekilde zarar vermemesi gerektiğini ilan eder. Ancak, bu canlılara ökse otunu dahil etmeyi unutur.

Loki, bunu öğrenir ve ökse otundan yapılmış bir okla Balder’i kalbinden vurur. Frigga’nın gözyaşları ökse otunun üzerine düşerek beyaz meyveleri oluşturur. O zamandan beri, ökse otunun altında düşman da olsa herkesin barışması ve öpüşmesi gerektiğini ilan edilir.

Ökse otunun evlilikle ilişkisi

Folklora göre, bekar kadınlar uygun talipleri çekmek için kapılarına ökse otundan toplar asmalıdır. Ökse otunun altında kalan bir kadın öpücüğü reddedemez.

Ökse otunun önemi

Ökse otunun ayrıca olumsuz zamanlarda zorlukların üstesinden gelmeyi ifade ettiği söylenir. Kapılara ökseotu asmak, eve mutluluk ve iyi enerji getirmenin bir başka işaretidir.

Şimdi ökse otunun altında durmak eğlenceli değil mi? Dikkatli olun, çünkü ökse otu meyveleri çok zehirli olabilir. Çocukları ve evcil hayvanları ökse otundan uzak tutulmak gerekir.

Paylaşın

Ege’de Göçmen Faciası: 16 Ölü

Yunan sahil koruma ekiplerinin yaptığı açıklamaya göre, dün Ege Denizi’nde sığınmacıları taşıyan bir botun batmasıyla 16 sığınmacı hayatını kaybetti. Olayın bu hafta aynı bölgede meydana gelen üçüncü kaza olduğu bildirildi. Sahil koruma ekiplerinin arama ve kurtarma çalışması başlattığı bildiriliyor.

Yunan medyası da dün meydana gelen olaydan sonra şimdiye kadar bir çocuk, üç kadın, 12 de erkek cesedinin denizden çıkarıldığını haber veriyor. Tahminlere göre sığınmacıların bulunduğu teknede 80 kişi vardı. Teknenin Türkiye’den İtalya’ya yola çıktığının tahmin edildiği bildirildi.

Ege Denizi’nde bu hafta üçüncü kaza

Bu olaydan hemen önce Yunan makamları önceki gün meydana gelen başka bir tekne kazası sonrasında 11 sığınmacının boğulduğunu, 90 sığınmacının da kurtarıldığını açıklamıştı. Mültecilerin yer aldığı o teknenin de İtalya’ya doğru yola çıktığı açıklanmıştı.

Bu hafta ilk olarak yine Ege Denizi’nde Çarşamba günü 50 kişinin bulunduğu bir teknenin Bolukendire adası açıklarında battığı, çok sayıda sığınmacının kayıp olduğu haber verilmişti.

Yunanistan Denizcilik Bakanı Giannis Plakiotakis, bölgede yaşanan dramdan insan kaçakçılarını sorumlu tuttu ve “Onlar için insan hayatının önemi yok” dedi. Bakan Plakiotakis, “İnsanları can yeleği olmadan, asgari güvenlik standartlarına bile sahip olmayan teknelere dolduruyorlar” diye konuştu.

Plakiotakis Türkiye’yi eleştirdi

Denizcilik Bakanı Giannis Plakiotakis, Yunan televizyonuna verdiği demeçte, yaşanan insanlık dramından Türkiye’yi sorumlu tuttu ve Türkiye’nin insan kaçakçılarını engellemediğini iddia etti.

Yunan sahil güvenlik makamları, son aylarda Türkiye’den 11 bin sığınmacının Ege ve İyon Denizi üzerinden İtalya’ya geçiş yaptığını tahmin ediyor. Kaç kişinin bu tehlikeli yolculukta hayatını kaybettiği ise bilinmiyor.

Ege Denizi üzerinden, Ortadoğu, Afrika ve diğer bölgelerden binlerce sığınmacı her sene Avrupa Birliği ülkelerine ulaşmak üzere yola çıkıyor. 2015 ve 2016’da bir milyondan fazla sığınmacı Yunanistan üzerinden Avrupa Birliği topraklarına gelmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

2021’de Google’da En Çok Hangi Kelimeler Arandı?

Google, 2021 yılında en çok aranan kelimeleri açıkladı. Türkiye’de listenin ilk sırasını EBA giriş (Eğitim Bilişim Ağı) alırken, en çok aranan kişi ise Mesut Özil oldu. Yemek tarifleri arasında en çok Güllaç tarifi aranırken, dizi de ise Squid Game listenin ilk sırasında yer aldı.

İnternetin en sık kullanılan arama motoru Google’ın 2021’in trendlerini açıkladığı listelerde yıl boyunca Türkiye gündemini oluşturan konular yer aldı. Genel aramalarda ilk 10 şöyle sıralandı:

  1. EBA (Eğitim Bilişim Ağı) giriş
  2. Squid Game
  3. AÖL
  4. Mesut Özil
  5. Elmalı Davası
  6. MHRS randevu
  7. Okulun ilk günü
  8. Sadakatsiz
  9. Sezai Karakoç
  10. HES kodu alma

En fazla aranan kişi Mesut Özil

Fenerbahçe’nin dünyaca ünlü yıldızı futbolcu Mesut Özil, 2021’in en çok aranan ismi oldu. İkinci sırayı ise milli voleybolcu Ebrar Karakurt aldı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in üçüncü sırada yer aldığı liste şu şekilde sıralandı.

  1. Mesut Özil
  2. Ebrar Karakurt
  3. Mahmut Özer
  4. Burak Elmas
  5. İrfan Can Kahveci
  6. Miralem Pjanic
  7. Gedson Fernandes
  8. Nihal Yalçın
  9. Batuhan Karacakaya
  10. Zehra Güneş

En çok aranan diziler

Netflix tarafından dünya genelinde yayınlanan Güney Kore yapımı drama dizisi Squid Game, bu sene Türkiye’de en çok aranan diziler kategorisinde listenin başına oturdu. Yönetmenliğini Neslihan Yeşilyurt’un yaptığı ve başrollerini Cansu Dere, Caner Cindoruk, Melis Sezen ve Berkay Ateş’in üstlendiği Sadakatsiz, ikinci sırada yer aldı. İşte Türkiye’de en çok aranan 10 dizi:

  1. Squid Game
  2. Sadakatsiz
  3. Aşk Mantık İntikam
  4. Masumiyet
  5. Yargı
  6. Üç Kuruş
  7. Masumlar Apartmanı
  8. Sen Çal Kapımı
  9. Son Yaz
  10. Maraşlı

Ne zaman?

Kovid 19 salgını nedeniyle gündelik hayatın bir parçası olan dışarı çıkma kısıtlamaları, yine Google’da en çok arananlar arasındaydı. Türk kullanıcıların ‘ne zaman?’ sorusunda ilk 10 şöyle:

  1. Okullar Ne Zaman Açılacak
  2. Kabine Toplantısı Ne Zaman
  3. Yasaklar Ne Zaman Bitiyor
  4. Tam Kapanma Ne Zaman
  5. Kafeler Ne Zaman Açılacak
  6. Bilim Kurulu Toplantısı Ne Zaman
  7. DGS Tercihleri Ne Zaman
  8. YKS Tercih Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak 2021
  9. Okullar Ne Zaman Kapanacak
  10. Türkiye Maçı Ne Zaman

En çok güllaç tarifi arandı

Yemek tarifleri arasında en çok aranan güllaç oldu. Onu soğuk baklava takip etti. İlk on şöyle oluştu:

  1. Güllaç tarifi
  2. Soğuk Baklava Tarifi
  3. Taco tarifi
  4. Tulumba tatlısı tarifi
  5. Sufle tarifi tencerede
  6. Galette tarifi
  7. Gulaş tarifi
  8. Çiğ köfte tarifi
  9. Panna cotta tarifi
  10. Cizleme tarifi
Paylaşın

Türk Lirası Yüzde 50’den Fazla Değer Kazandı

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ve kamu bankalarının piyasaya müdahaleleri sayesinde Türk lirasının bu hafta yüzde 50’den fazla değer kazandığını yazdı.

Pazartesi günü dolar kurunun 18 TL, euro’nun da 20 TL seviyesini aşması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faizlere devlet tarafından kur garantisi verileceğini açıklamıştı.

Bu açıklamanın ardından döviz kurları düşüşe geçmişti. Merkez Bankası, Cuma için geçerli olan dolar alış kurunu 11,6738 olarak belirledi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bireysel döviz hesabı sahipleri bu hafta Pazartesi ve Salı günü dolar satmadı.

Verileri inceleyen Reuters, kurları düşürmek için Merkez Bankası’nın bu hafta yaptığı müdahalelerin bankaya maliyetinin 8 milyar doları aştığını yazdı.

Reuters haberinde, bireysel hesap sahiplerinin dolar birikiminin Pazartesi günü 163,8 milyar dolar iken Salı günü de 163,7 milyar dolar ile hemen hemen sabit kaldığı belirtiliyor.

Buna karşın, Merkez Bankası’nın ve kamu bankalarının arka kapı satışı olarak ifade edilen dolar satışıyla TL’nin değer kazandığı vurgulanıyor.

Reuters’e konuşan üç bankacının hesaplamalarına göre, sadece haftanın ilk üç gününde Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri 8,5 milyar dolar azaldı.

Paylaşın

Dünyanın En Eski Soy Ağacı Ortaya Çıkarıldı

İngiltere’de bilim insanları 5 bin 700 yıllık bir anıt mezardaki insan kemiklerini inceleyerek dünyanın en eski soy ağacını keşfetti. Cotswolds şehrindeki anıt mezarda bulunan kalıntıların DNA analizi, gömülen insanların aynı aileden beş farklı kuşağa ait olduğunu ortaya koydu.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Cilalı Taş Devri’ne ait anıt mezardaki insanların çoğu, aynı adamdan çocukları olan dört farklı kadının soyundan geliyor. Bu insanlar, bağlı oldukları anaerkil birinci kuşağa göre, mezarın farklı kısımlarına gömülmüş.

Araştırmacılara göre bu buluş, birinci kuşak kadınların bu topluluğun gözünde önemli bir sosyal konuma sahip olduğunu ortaya koydu.

Gloucestershire’da tarihi Hazleton North bölgesinde yer alan anıt mezar, bir ucu kuzeye bir ucu da güneye bakan L şeklinde iki kısımdan oluşuyor. İki kadın ve çocuklarının yanı sıra, o çocukların beşinci kuşağa kadar uzanan kendi çocukları da, mezarın güney kısmına gömülmüş.

ABD’deki Harvard Tıp Okulu’ndan Prof. David Reich, “Diğer iki kadın ve onların çocukları kuzeye bakan kısıma gömülmüş ancak bazılarının kalıntıları daha sonraki zamanlarda güney kısma alınmış gibi görünüyor. Bunun nedeni, kuzeydeki kısmın bir süre sonra çökmesi ve başka bir aile bireyini gömmenin artık imkansız hâle gelmiş olması olabilir” şeklinde açıklıyor.

DNA araştırmasına liderlik eden ekipteki Newcastle Üniversitesi’nden Dr. Chris Fowler’a göre, bu buluşun önemi büyük. Fowler, Cilalı Taş Devri’nden kalan diğer mezarlardaki mimari yapıyı da inceleyerek aile bireylerinin bu mezarlara ne şekillerde gömüldüğü ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olabileceklerini söylüyor.

Anıt mezarın ait olduğu tarihsel dönem de önemli. Mezarın yapıldığı çağda İngilizler, binlerce yıl önce ataları Anadolu ve Ege’den Avrupa’ya göç etmiş olan topluluklar sayesinde çiftçilikle tanışmıştı.

Araştırmacılar, anıt mezarlardaki kalıntıları inceleyerek, Taş Devri’nde yaşamış olan bu insanların aile dinamiklerini ve kültürlerini daha yakından tanımayı da başarabilir.

Aile mezarını inceleyen araştırmacılar, “üvey oğul” kavramının da bu aile yapılarına girdiğine dair işaretler olduğunu söylüyor. Bazı erkeklerin anneleri mezarda olsa da, biyolojik babalarının mezarda olmadığı dikkat çekti.

Kayıp kadınlar

Kazılar sırasında araştırmacılar erken yaşta ölmüş iki kız çocuğun kalıntılarını buldular ancak bazı kadınların aynı mezara gömülmediğini fark ettiler.

“Bazı kadınların kayıp olduğuna” dikkat çeken Prof. Reich, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erkekler ve kadınların doğum oranları aynıydı, dolayısıyla bu kadınların nerede olduğu bir sır. Bir sonraki anıt mezarda da değiller ve bütün bu insan topluluğu arasında da kayıplar. Yoksa ölen insanlar yakılıyor muydu? Ölülerin bazı topluluklarda yakıldığını biliyoruz. Yoksa sadece belli bir sosyal statüsü olan insanları mı bulabildik?”

Anıt mezarlar, çokeşliliğin erkeklerle sınırlı olmadığı bir aile düzenine işaret ediyor. Erkeklerin birden fazla kadından çocuk sahibi olduğu gibi, kadınların da birden fazla erkekten çocuk sahibi olduğu anlaşılıyor.

Aynı erkekten çocuk sahibi olan farklı kadınların genel olarak birbiri ile akraba olmadığı görülüyor. Ancak kadınların, birbiri ile yakın akraba olan birden fazla erkekten çocuk sahibi olduğu örnekler de var.

Araştırma raporunun yazarları arasındaki , İspanya’daki Bask Bölgesi Üniversitesi’nden genetik uzmanı Iñigo Olalde, son teknolojilerin ve anıt mezardaki DNA’nın iyi korunmuş olmasının da yardımıyla, hem dünyanın en eski soy ağacını keşfedebildiklerini, hem de eski toplulukların sosyal yapıları hakkında daha fazla bilgi sahibi olma şansı yakaladıklarını ifade etti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 910 yeni vaka tespit edilirken, 133 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “HATIRLATMA DOZLARINI YAPTIRMAZSAK YORUCU GÜNDEME DÖNEBİLİRİZ.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 356 bin 106 test yapılırken, 18 bin 910 yeni vaka tespit edildi. 133 kişi hayatını kaybederken, 20 bin 351 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Doğru. Salgını gündemden çıkarmalıyız. Bunun mümkün olduğuna kuşku yok. Vefat ve vaka sayılarında son haftalarda kontrollü seyir devam ediyor. Toplumun genel eğilimi de salgın psikolojisinden uzaklaşma yönünde. Ama: HATIRLATMA DOZLARINI YAPTIRMAZSAK YORUCU GÜNDEME DÖNEBİLİRİZ.

Bakanlığın açıkladığı 23 Aralık Perşembe gününe ait verilere göre, 18 bin 771 vaka tespit edilirken 168 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 355 bin 753 test yapılmış ve 21 bin 605 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın