NYT’den Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan, Otokrasiye İlerliyor

New York Times gazetesi, Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret ederek, Erdoğan’ın mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerlediğini yazdı.

Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT) bugün yazı işleri kurulu imzasıyla, “Türkiye’de otokrasiye direnen halk, sessizlikten fazlasını hak ediyor” başlıklı bir yazı yayımladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret edilerek “Bu tutuklamalar Türkiye’yi Rusya’nın son 20 yılda yürüdüğü yola sokuyor yani demokratik yollarla seçilen bir lider, mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerliyor” dendi.

Washington’ın, Amerikan çıkarlarına hizmet ettiği sürece demokrat olmayan yönetimlerle de anlaşabildiği hatırlatıldı. Erdoğan’ın, NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip Türkiye’nin jeostratejik önemi sayesinde demokrasiden uzaklaşmayı sağlayacak hamleleri yapabildiği savunuldu:

Erdoğan, gücünü artıracak şekilde Anayasa’yı değiştirdi, mahkemeleri kendi kontrolüne aldı, seçimleri manipüle etti, öğretim üyelerini tasfiye etti, medya kuruluşlarını kapattı ve gazetecilerle protestocuları tutukladı. Geçen ay demokrasiye yönelik saldırılarını yeni bir seviyeye taşıdı. Yönetimine yönelik memnuniyetsizliğin artmasıyla birlikte sıradaki cumhurbaşkanlığı seçimindeki en muhtemel rakibini gözaltına aldı.

İmamoğlu’nun Silivri’den NYT’ye yazdığı makalede “Bu, sadece demokrasinin yavaş yavaş erozyona uğraması değil. Bu, kasıtlı olarak cumhuriyetimizin kurumsal temellerinin yıkılmasıdır” dediği anımsatıldı. Dünya liderlerinin İBB Başkanı’nın tutuklanarak görevden uzaklaştırmasına verdiği tepkilerin zayıf olduğu vurgulanarak “Türkiye halkını desteklemek ve Erdoğan’ı baskı altına almak için daha fazlasını yapabilirler” dendi.

Anketler ve belediyecilikteki başarıları anlatılan İmamoğlu ve CHP’nin sosyal demokrasi ve laiklikten yana olduğu bildirildi. İmamoğlu’nun hem 7 Ekim 2023’teki saldırılardan dolayı Hamas’ı hem de Gazze savaşında sivilleri öldüren İsrail’i kınadığı, Erdoğan’ınsa Hamas’ı övdüğü hatırlatıldı.

71 yaşındaki cumhurbaşkanı muhafazakar ve dindar çizgisiyle rakibinden ayrışsa da İmamoğlu’nun Erdoğan’ın ilk günlerini hatırlattığı değerlendirmesi yapıldı:

“İktidardaki ilk yıllarında Erdoğan, geniş bir siyasi koalisyon oluşturdu, ordudaki subayları sivil kontrol altına aldı, ekonomiyi büyüttü, ılımlı bir İslamcılığı teşvik etti, Kürt azınlıkla uzun süredir devam eden çatışmayı çözmeye çalıştı, komşusu ve uzun süredir rakibi olan Yunanistan’la ilişkileri normalleştirdi. Onun bu yaklaşımı, George W. Bush ve Barack Obama’yı onunla ilişki geliştirmeye itti. Ancak zamanla Erdoğan daha aşırılıkçı, daha yoz ve gücünü pekiştirmeye daha fazla odaklanmış bir hale geldi.”

İmamoğlu’nun tutuklanmasının Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı koltuğunu terk etmeye niyeti olmadığını gösteren bir işaret olduğu iddia edildi. Trump’ın ABD Başkanlığı’na dönmesinden yalnızca iki ay sonra İBB Başkanı’na yönelik operasyonun gerçekleştirildiğinin altı çizildi.

Özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye baskı uygulaması gerektiği, şu ifadelerle savunuldu: “Türkiye’nin İslamcı aşırıcılığa kayması, terörü destekleyen ve İsrail’i tehdit eden bir başka ülke haline gelebileceğini gösteriyor. İstikrarsızlık için en belirgin potansiyeli, Türkiye’nin güneyindeki komşusu, Beşar Esad’ın diktatörlüğünden kurtulmaya çalışan Suriye taşıyor.

Avrupa’da Putin’in hırslarından ve Macaristan’da otoriterliğin yükselişinden kaygı duyan siyasi liderler, Türkiye’nin demokrasinin zayıflamasına dair bir başka örnek sunmasından da endişelenmelidir. Avrupa’nın Erdoğan’ı etkileyecek kozları var: Almanya, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı ve diğer bazı Batı Avrupa ülkeleri de çok geride değil.”

Yazının son paragrafı da şöyle: “İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüzbinlerce Türk, son yılların en büyük protestolarında sokakları doldurdu. Bunu yapmak cesaret gerektiriyordu. Yetkililer buna, birçoğu düzmece davalarla karşı karşıya olan yüzlerce protestocuyu tutuklayarak karşılık verdi. Onların cesareti küresel sessizlikten daha fazlasını hak ediyor.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, En Çok Savunma Harcaması Yapan 17. Ülke

2024 yılında en çok savunma harcaması yapan beş ülke ABD, Çin, Rusya, Almanya ve Hindistan olurken, Türkiye, listede 17. sıraya yükseldi. Türkiye, 2023 yılında en çok savunma harcaması yapan 19. ülkeydi.

İsveç merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2024 yılı raporu, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin savunmaya daha fazla harcama yaptığını ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, 2024 yılında dünyada en çok savunma harcaması yapan 17’nci ülke oldu. 2023 yılında yayımlanan rapordaki aynı listede 19’uncu sırada yer alan Türkiye, böylece küresel bazda iki sıra yükselmiş oldu. SIPRI verilerine göre, savunma harcamaları 2024 yılında 25 milyar ABD Doları seviyesinde seyreden Ankara’nın savunmaya harcadığı para, 2023’ten 2024’te yüzde 12 seviyesinde artış gösterdi.

NATO’nun ABD’den sonra ikinci en büyük ordusuna sahip olan Türkiye, 2024 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYİH) yüzde 1,9’luk kısmını savunmaya harcayarak NATO’nun yüzde 2 hedefine yaklaştı. Dünya çapında yapılan savunma harcamaları içerisinde Türkiye’nin payı yüzde 1 oldu. ABD’nin yüzde 37’lik pay ile açık ara ilk sırada olduğu sıralamada, Çin yüzde 12 ve Rusya yüzde 5,5’lik paya sahip.

Türkiye’nin 2015 ile 2024 yılları arasındaki süreçte yaptığı savunma harcamaları ise yüzde 110 seviyesinde arttı. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, ABD’nin harcamaları aynı zaman diliminde yüzde 19, Çin’in yüzde 59, Rusya’nın yüzde 100, Almanya’nın yüzde 89 ve Hindistan’ın yüzde 42 seviyesinde arttı. Söz konusu sıralamada Ukrayna yüzde bin 251 ile açık ara başı çekerken, İsrail’in harcamalarının son on yılda yüzde 135 ve Polonya’nın ise yüzde 159 arttığı dikkat çekti.

Dünya genelindeki askeri harcamalar 2024 yılında 2,7 trilyon ABD dolarına ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Bu, 2023 yılına göre yüzde 9,4’lük bir artış anlamına geliyor. Söz konusu veriler, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana askeri harcamalarda yıllık bazda ilk kez bu denli büyük bir artış yaşandığını gözler önüne seriyor.

ABD, Çin ve Rusya ilk üç sırada

Dünyada 100’den fazla ülke 2024’te önceki yıla kıyasla savunma bütçesini artırdı. 2024 sıralamasında ABD, Çin ve Rusya ilk üç sırada yer aldı. ABD, 2024’te savunma bütçesini daha da artırarak 997 milyar dolara çıkardı. Bu bütçenin önemli bir kısmı, Rusya ve Çin karşısında stratejik üstünlüğü sürdürmek amacıyla askeri kabiliyetlerin ve nükleer silahların modernizasyonuna ayrıldı.

Dördüncü sıradaki Almanya’yı sırasıyla Hindistan, Birleşik Krallık, Suudi Arabistan, Ukrayna, Fransa ve Japonya takip etti. İlk 10’un ardından ise Güney Kore, İsrail, Polonya, İtalya, Avustralya, Kanada ve Türkiye gelirken, Türkiye’nin ardından İspanya, Hollanda ve Cezayir de en fazla savunma harcaması yapan ilk 20 ülke arasında yer aldı.
Avrupa sıralamasında Almanya başı çekti. Almanya’nın askeri harcamaları 2024 yılında üst üste üçüncü kez artarak 88,5 milyar dolara ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir artış anlamına geliyor. Böylece Almanya, dünyada en fazla askeri harcama yapan ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya yükseldi. Almanya 2023 yılında yedinci sıradaydı.

SIPRI araştırmacısı Lorenzo Scarazzato, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Almanya, yeniden birleşmeden bu yana Batı Avrupa’da en yüksek askeri harcama yapan ülke konumuna geldi” dedi. Bu gelişmenin arka planında, 2022 yılında Alman ordusunun modernizasyonu için mecliste kabul edilen 100 milyar euroluk özel fonun yattığı düşünülüyor. Söz konusu artış eğiliminin süreceğini öngören Scarazzato, “Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde alınan son siyasi kararlar, kıtanın yüksek ve artan askeri harcamaların damga vurduğu bir döneme girdiğine işaret ediyor. Bu durumun öngörülebilir gelecekte de devam etmesi bekleniyor” dedi.

Almanya’nın yanı sıra diğer Avrupa ülkeleri de askeri harcamalarını önemli ölçüde artırdı. Polonya, 2024’te savunmaya yüzde 31 daha fazla kaynak aktararak GSYİH’sının yüzde 4,2’sini bu alana yatırmış oldu. Bu oran, Avrupalı NATO müttefikleri arasında rekor niteliğinde. NATO’ya 2024 yılında katılan İsveç’in ise geçen yıl askeri harcamalarını yüzde 34 oranında artırdığı dikkat çekti.

Avrupa ülkeleri yalnızca kendi ordularına değil, aynı zamanda Ukrayna’ya yapılan askeri yardımlara da büyük bütçeler ayırdığı için Avrupa’daki artışın temel nedeni Ukrayna. Ülkeye toplam 60 milyar dolar yardım yapılırken bu tutarın büyük kısmı ABD tarafından sağlandı. Almanya da 7,7 milyar dolar değerindeki yardımla Rusya’ya karşı Ukrayna’nın kendini savunmasına destek verdi.

GSYİH’sinin yüzde 34’ünü savunmaya ayıran Ukrayna da en fazla askeri harcama yapan ülke oldu. Ukrayna devletinin elde ettiği vergi gelirlerinin tamamını savunmaya harcadığını ortaya koyan rapora göre, sosyal ve ekonomik harcamalar ise dış yardımlarla finanse edildi. Rusya’nın savunma bütçesi ise yüzde 38 dolayında artarak 149 milyar dolara ulaştı.

Çin, 2024’te savunma harcamalarını 314 milyar dolara çıkararak 2035 yılına kadar kapsamlı modernizasyon hedefini sürdürdü. Yeni nesil hayalet savaş uçakları, insansız hava araçları ve deniz araçları gibi teknolojilere yatırım yapan Çin, nükleer cephaneliğini de hızla büyütüyor. Öte yandan ABD’nin müttefiği Japonya’nın 2024 yılı savunma bütçesi yüzde 21 artarak 55,3 milyar dolara çıktı.

Bölgesel verileri değerlendiren SIPRI uzmanı Nan Tian’a göre, Asya-Pasifik bölgesindeki büyük savunma şirketleri, ileri düzey askeri teknolojilere giderek daha fazla yatırım yapıyor. Tian, bu durumun bölgeyi “tehlikeli bir silahlanma sarmalına sürükleme riski taşıdığı” uyarısında bulunuyor. Çin ve Kuzey Kore’nin askeri hamleleri ve söylemleri, komşu ülkelerde tehdit algısını artırıyor.

Türkiye’yi yakından ilgilendiren Ortadoğu’da ise en dikkat çekici artış İsrail’de yaşandı. İsrail, 2024 yılında askeri harcamalarını yüzde 65 seviyesinde artırarak 46,5 milyar dolara çıkardı. Bu artışın nedeni olarak, Gazze Şeridi’nde devam eden savaş ve Lübnan’da Hizbullah ile yaşanan gerilim gösteriliyor. Aynı şekilde Lübnan da yaşadığı tüm siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa rağmen, savunma bütçesini yüzde 58 seviyesinde artırdı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Trafik Cezalarına Yüzde 44 Zam

Trafik cezalarına yüzde 44 zam gelirken, en düşük ceza 993 lira, en yüksek ceza ise 47 bin 842 lira olarak belirlendi. Yıl sonunda trafik cezası gelirlerinin 100 milyar lirayı aşabileceği öngörülüyor.

Ayrıca hız ve kırmızı ışık ihlalleri gibi temel trafik suçlarında cezaları artıracak yeni bir düzenleme de yolda.

Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılının ilk üç ayında trafik cezası sayısında dikkat çeken bir artış yaşandı. Geçen yılın aynı döneminde 5 milyon 182 bin olan ceza sayısı, bu yıl yüzde 59 oranında artarak 8 milyon 224 bin 885’e çıktı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklamasına göre, 1 Ocak-24 Nisan arasında hız ihlali nedeniyle 2 milyon 126 bin 384 işlem yapılırken, Elektronik Denetleme Sistemleri (EDS) aracılığıyla ise 1 milyon 992 bin 787 ceza kesildi.

Nefes Gazetesi’nde yer alan habere göre, 2025 yılı itibarıyla trafik cezalarına yüzde 44 oranında zam geldi. En düşük ceza tutarı, emniyet kemeri takmayan sürücüler için 993 TL olarak belirlenirken, hız sınırını aşan sürücüler için kesilen cezalar 2.168 TL ile 9.268 TL arasında değişiyor.

Uyuşturucu madde etkisinde araç kullananlara uygulanan en yüksek ceza ise 47.842 TL’ye ulaştı. Bunun yanında, sahte plaka kullanan sürücüler 46.302 TL, alkollü araç kullananlar ise 9.281 TL ile 18.678 TL arasında değişen cezalarla karşı karşıya kalıyor.

2024 yılında toplam 64 milyar 352 milyon TL trafik cezası kesilirken, 2025 yılı için hedeflenen ceza geliri 68 milyar TL olarak belirlendi. Ancak yılın ilk çeyreğindeki hızlı artış, bu rakamların aşılabileceğine işaret ediyor.

Özellikle yaz aylarında trafik ihlallerinin ve buna bağlı cezaların artması beklendiği için, yıl sonunda toplam trafik ceza gelirlerinin 100 milyar TL’yi aşabileceği öngörülüyor. İlk üç aydaki yüzde 59’luk artışın yıl geneline yayılması durumunda, ceza sayısının 45 milyonu geçebileceği ifade ediliyor.

Yeni düzenleme yolda

Öte yandan, trafik cezalarına ilişkin yeni bir düzenleme hazırlığının sürdüğü biliniyor. Tasarı kapsamında; hız aşımı, kırmızı ışık ihlali, şerit ihlali ve hatalı sollama gibi temel trafik suçlarında cezaların daha da ağırlaştırılması planlanıyor.

Ayrıca, aynı türden ihlallerin zincirleme şekilde tekrarlanması halinde ‘arttırıcı sebep’ uygulanarak ceza miktarlarının daha da yükselmesi gündemde yer alıyor.

Paylaşın

HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş: Kürt Meselesi Diyalogla Çözülür

HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Kürt meselesi diyalogla çözülür. Kürt meselesi e siyaset kanallarının açılmasıyla çözülür. Kürt meselesi özgür ifadeyle çözülür” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mersin’de “Barış ve Demokratik Toplumu Konuşuyoruz” etkinliği düzenledi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen etkinliğe sivil toplum örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Perihan Koca, Ali Bozan ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in de yer aldığı etkinlikte konuşan Meral Danış Beştaş, demokratik toplumu inşa etmek için mücadele yürüttüklerini söyledi.

Sık sık “Kürtler ne istiyor?” sorusunun sorulduğuna işaret eden Meral Danış Beştaş, “Kürt olmak istiyoruz. Kürt olamıyoruz. Yani kendimizi, kimliğimizi tanımlayarak, onu savunarak yaşam bulamıyoruz. Kürtler bu topraklarda, kendi ortak vatanlarında özgürce yaşamak istiyor. Kendi kimliğiyle yaşamak istiyor, diliyle yaşamak istiyor. Ve kültürünü de, dilini de, kimliğini de yaşamsal anlamda önemsiyor” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun barışçıl çözümü için verdiği çabaya işaret eden Meral Danış Beştaş, “Kürt meselesi diyalogla çözülür. Kürt meselesi e siyaset kanallarının açılmasıyla çözülür. Kürt meselesi özgür ifadeyle çözülür” ifadelerini kullandı.

“Süreci baştan beri destekliyoruz”

Meral Danış Beştaş, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na” dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı: “DEM Parti olarak da silahların bırakılması, fesih ya da diğer meselelerle muhatap değiliz. Yani biz demokratik siyaset alanında muhatabız. Sonuçta Öcalan kendi örgütüne silah bırakma çağrısı yapıyor. O mesele çözülmeli, ama bize ilgili olduğumuz taraf şu: biz bu süreci baştan beri destekliyoruz. Silah dışı yöntemlerle, şiddet dışı yöntemlerle çözümü zaten savunuyoruz.

Parlamentoda, siyaset alanında Türkiye’nin üçüncü büyük grubu olarak zaten mücadele ediyoruz. Ama bu çağrının gereklerinin de yapılması gerekiyor. Yani o zemin nasıl hazırlanacak? İşte gereklilik derken bu iktidar grubunda ve MHP’de hani şart yok gibi açıklığa var. Bazı şeyleri şart diye ifade etmek gerekmiyor. Gereklilikler vardır. Yani hayatın her alanında bir meselede çözüm istiyorsanız, hakikaten çözüm istiyorsanız, o çözüme hizmet edecek adımların atılması gerekiyor. Yani nedir? Mesela çok tartışılan bir mesele var.

İşte silahlar gerçekten nereye bırakılacak? Nereye gidecekler? Bunun yasal zemini ne? Yani operasyonlar devam ediyor. Gerçekten o kongre yapılabilecek mi? Ya o kongrenin yapılabilmesinin zeminini nasıl oluşturacaklar? Bu konuda bizlerin de açıklaması var, Ortadoğu’da da dünyada da birçok açıklama var. Henüz net yanıt verilmese de bu kongrenin de kongrede gereğinin yapılmasını umuyor ve bekliyoruz.”

Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sürdüğünü ifade eden Meral Danış Beştaş, “Bu süreci çözebilecek siyasi aktör tecrit altında. Bu durumda süreç sağlıklı yürüyemez. Özgür bir ortamda fikirlerini doğru bir şekilde aktarabilir. Her anlamda bir meselenin çözülmesi istenirken bu kadar dar bir bakış açısı kabul edilemez. En önemli nokta özgür çalışma koşullarıdır” şeklinde konuştu.

Sürecin muhataplığının sadede iktidar partisiyle sınırlı olmadığına işaret eden Meral Danış Beştaş, “Sadece siyasi partiler de değil, tüm demokratik güçlerin dahil olması gereken bir mesele. Toplumun rızası önemli. Yıllardır öyle bir algı ve propaganda yapıldı ki ırkçı bir zihniyet yaratıldı. Demokratik ulus perspektifi ile yaklaşıyoruz bu meseleye. Türkiye’nin dört bir yanında ortak yaşamı savunuyoruz. Bu mücadelenin sonunda hepimiz kazanacağız. Kürt meselenin çözümü iç siyasi kavgaların üzerindedir. Bizim gündemimizde bu çağrının büyük bir olanak ve hep birlikte bunun gereklerini savunarak barışı örgütleyelim. Barışı tesis etmek için hepimize çok büyük görevler düşüyor” diye belirtti.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Süper Lig: Trabzonspor, Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 33. hafta maçında Trabzonspor ile Alanyaspor, Trabzon Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Ali Şansalan’ın yönettiği karşılaşmadan Trabzonspor, 4-3 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren golleri 7. dakikada Oleksandr Zubkov, 17 ve 38. dakikalarda Danilo Sikan ve 45+2. dakikada Simon Banza, Alanyaspor’un gollerini ise 27. dakikada Sergio Cordova, 45. dakikada Florent Hadergjonaj ve 52. dakikada Andraz Sporar kaydetti.

Trabzonspor, bu galibiyet ile puanını 42’ye yükseltti. Alanyaspor ise 34 puanda kaldı.

Trabzonspor, Süper Lig’in 34. hafta maçında Kasımpaşa’ya konuk olacak. Alanyaspor ise Kayserispor’u sahasında ağırlayacak.

7. dakikada Banza’nın pasında ceza alanı sağ tarafında Zubkov’un şutunda, kaleci Ertuğrul Taşkıran’ı geçen top yan direkten döndü. Dönen topla tekrar buluşan bu futbolcu, meşin yuvarlağı düzgün bir vuruşla ağlara gönderdi. 1-0

17. dakikada sağ taraftan gelişen Trabzonspor atağında Visca, ceza sahası içindeki Sikan’a çıkardı. Bu oyuncunun vuruşunda savunmadan dönün topu tamamlayarak meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-0

27. dakikada kaleci Uğurcan’ın yerden hatalı pasında topla buluşarak ceza alanına giren Cordova, rakibinden sıyrılarak meşin yuvarlağı filelere yolladı. 2-1

38.dakikada Zubkov’un pasında topla buluşan Sıkan’ın vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Ertuğrul’un sağından ağalarla buluştu. 3-1

44. dakikada Balkovec’in sol taraftan yaptığı ortada ceza alanında arka direkte Visca, topa eliyle müdahale etti. Video Yardımcı Hakem uygulamasıyla pozisyonu izleyen hakem Ali Şansalan, penaltı noktasını gösterdi. 45’inci dakikada konuk takımda Hadergjonaj, kullandığı penaltıda topu ve kaleci Uğurcan Çakır’ı ayrı köşelere göndererek farkı tekrar 1’e indirdi. 3-2

45+2. dakikada Visca’nın kullandığı serbest vuruşta Sikan, kafayla topu kale önüne gönderdi. Topa iyi yükselen Banza’nın vuruşunda meşin yuvarlak filere gitti. 4-2

52. dakikada Hadergjonaj’ın sağ taraftan yerden pasında, yakın mesafeden Sporar, sert bir vuruşla topu filelere gönderdi. 4-3

Stat: Trabzon

Hakem: Ali Şansalan, Ceyhun Sesigüzel, Esat Sancaktar

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Okay Yokuşlu, Batagov, Mustafa Eskihellaç (Arif Boşluk dk.80), Mendy (Lundstram dk. 70), Ozan Tufan (Cham dk. 89), Sikan (Enis Destan dk. 70), Zubkov (Cihan Çanak dk.89), Visca, Banza

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Hadergjonaj, Fatih Aksoy, Reis Lima, Yusuf Özdemir, Jure Balkovec, Richard Coelho (Efecan Karaca dk. 83), Janvier, Cordova (Arda Usluoğlu dk. 89), Vilhena (Makouta dk. 75), Andraz Sporar

Goller: Zubkov (dk. 7), Sıkan (dk. 17 ve 38), Banza (dk. 45+2) (Trabzonspor), Cordova (dk. 27), Hadergjonaj (dk. 45), Sporar (dk. 52) (Alanyaspor)

Paylaşın

AYM Başkanı Özkaya’dan “Tarafsızlık” Vurgusu

AYM Başkanı Kadir Özkaya, “Tüm hakim ve savcılar iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dahil olmak üzere herhangi bir dışsal etki altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde özgürce karar vermelidirler” dedi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı Anayasa Mahkemesi’nin 63. Kuruluş Yıldönümü töreninde konuştu. Kadir Özkaya, konuşmasında şunları söyledi:

“Adalet; bir şeyi yerli yerince yapmak, her şeyi yerli yerine en uygun şekilde koymak, herkese hakkı olan şeyi vermektir. İnsan ruhunun manevi direği, toplumsal düzenin temel taşıdır. Adalet, insanlık tarihi boyunca hem ilahi kaynaklarda hem de beşerî sistemlerde kutsal bir hedef olarak yer almıştır. Toplumun huzuru, iç barışı, refahı ve güvenliği için adalet vazgeçilmez bir unsurdur. Adaletli toplumlarda huzur ön plana çıkar ve insanların birbirlerine olan güveni artar. Dolayısıyla toplumun düzeni ile bireylerin haklarının korunmasında en önemli etken adalettir.

Kutadgu Bilig isimli eserinde Yusuf Has Hacip ‘Ülkeyi korumak için güçlü bir ordu, güçlü bir ordu için zengin bir halk, zengin bir halk için ise adalet gerekir.’ der. Buna göre, her türlü gelişme, büyüme ve güç sahibi olabilme ancak adalet vasıtasıyla olabilir. Zira adalet hayatın üzerinde yürüdüğü temeldir. Devletin ve toplumun varlığını devam ettirmesinin ve gelişmesinin temel şartıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Atatürk’e göre de bağımsızlık, gelecek, özgürlük her şey ancak adaletle var olabilir. Onun adalet anlayışı hukuk sistemimizin ve toplumumuzun adalet arayışının da esasını oluşturmuştur.

Hakkın ayakta tutulması ve adaletin sağlanması bakımından en önemli sorumluluk yargısal faaliyetlerin baş aktörleri olan hâkim ve savcılara aittir. Dolayısıyla tüm hâkim ve savcılar iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dâhil olmak üzere herhangi bir dışsal etki altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde özgürce karar vermelidirler. Aklı ve bilimi daima başat bir konumda tutmalıdırlar.

Pozitif hukuka göre çok yakınlarının işlerine bakamadıklarını biliyorum. Ancak genel prensibi vurgulamak bakımından ifade etmek istiyorum ki ana-babaları, kardeşleri, diğer yakın akrabaları veya arkadaşları aleyhine ya da sevmedikleri, düşman olarak gördükleri kişiler lehine de olsa her daim  adaleti  ayakta  tutmalıdırlar. Hiçbir zaman hakkı (adaleti) kendi keyfî arzularına uydurmaya kalkışmamalıdırlar. Herkesi daima hakka çağırmalı ve hakla hükmetmelidirler. Haktan uzak yaşayanın, haksızlıktan yakayı kurtaramayacağını unutmamalıdırlar. Dolayısıyla bir topluluğa olan kinleri ve hırsları onları adaletsizliğe sevk etmemelidir. Her daim her yerde adaletin timsali olmalıdırlar. Hiçbir neden, hâkim ve  savcıları, hakkı ayakta tutmaktan asla alıkoymamalı; adaletsiz davranmaya yöneltmemelidir.

“Adaletle hükmedilmeyen yerlerde kargaşa olur”

Kanaatimizce, adaletle hükmedilmeyen yerlerde kargaşa olur, düzen ortadan kalkar, herkes kendini haklı görmeye başlar. Bu yüzden, kargaşa çıkmaması için adalet terazisi daima hak ve haklıyı gözeterek kullanılmalı ve daima adaletle hükmedilmelidir.

Bununla birlikte haksız olduğu halde haklıymış gibi kavga çıkaranlara, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenlere, hakkı olanı değil kendinden yana olanı adalet sananlara da hiçbir zaman hiçbir koşulda prim verilmemelidir. Daima hakka uyulmalı, hak ayakta tutulmalıdır. Yapılan iyilik veya kötülüğün hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, yahut göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, bir gün mutlaka karşımıza çıkacağı ve bizden bunun hesabının sorulacağı unutulmamalıdır.

Bu bağlamda Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, kimseyi en küçük bir haksızlığa uğratmayacak, hardal tanesi ağırlığında iyi ya da kötü basit bir şey bile olsa yapılanları dosdoğru tartacak olan hassas terazilerin bir gün mutlaka kurulacağını, bugün her şeyi ve herkesi sorguya çekerek adalet dağıtmaya çalışan ve geçici olan bizlere de sıranın geleceğini, bizlerin de bir gün mutlaka sorguya çekileceğimizi söylediğini, aynı veya benzer kuralların diğer Kutsal Kitaplarda da yer aldığını da belirtmem gerektiğini düşünüyorum.

Dolayısıyla bir gün mutlaka mizan kurulacak, bütün defterler dürülecek, hesabı bizlerden sorulacak. Hal böyle olunca o günler gelmeden bugünün kıymetini bilelim, uygulamada adalet ve hukuk devleti ilkesine ilişkin kazanımlarımızı titizlikle muhafaza etmeye çalışalım.

Duyulması ve karşılık verilmesi umuduyla tüm dünyaya sesleniyorum. İnsanlık olarak geleceğimizi kendi ellerimizle çıkmaza düşürmeyelim. Unutmayalım ki barış, ancak ahlâk ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünyada mümkündür. İnsanlığın ortak geleceği ve sürekli barış da ancak ahlaki değerlere ve adalete dönülmesiyle, yeryüzünde ahlâk ve adaletin hâkim kılınmasıyla mümkündür. Dolayısıyla insanlık, öteki olanla birlikte barış içinde yaşamayı istemek ve bunu sağlayacak dünya düzenini inşa etmek zorundadır. Zira insan çok kıymetlidir.

İnsanlık, geçmişte, uluslararası sistemdeki adaletsizliğin, bağnazlığın, güç ve zenginlik  kaynaklı üstten bakışın ve güç körlüğünün, öteki ile birlikte barış içinde yaşamayı reddetmenin nelere mal olduğunu ağır bir bedel ödeyerek öğrenmiş bulunmaktadır. Geçmiş unutulmamalıdır. ‘Biz ve öteki’ ayrımı sürekli olarak tekrar tekrar üretilmemelidir.

Malumları olduğu ve teorik olarak herkesçe kabul edildiği üzere, dünyanın dört bir yanında yaşayan her bir insan, insan haysiyetine uygun şekilde insanca yaşayabilmek için gerekli olan vazgeçilmez ve devredilemez nitelikte hak ve özgürlüklere sahiptir. İnsanlığın onuru olan söz konusu hak ve özgürlükler insanlığın ortak değeridir. Çoğulculuk ve hoşgörü de böyledir. Bu değerler dünyanın her yerinde önemsenmeli ve mutlaka hayata geçirilmelidir.

Yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışlarını sürdürmekte ısrarcı olanlar, bebeklere, çocuklara, kadınlara zulüm yapanlar, yaptıkları zulmün yanlarına kalacağını sanmamalıdırlar. Bu bağlamda Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’den bir örnek vermek isterim. Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinde şöyle denilmektedir: ‘Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı (korkuyla donup kalacağı) bir güne erteliyor.’

Mahkememiz vermekte olduğu kararlarıyla, Türk Hukuku’nun özgürlük anlayışını evrensel standartlara taşımakta, teorik anayasal güvencelerin pratikte hayata geçirilmesini sağlamakta, böylece de birey ile anayasa arasındaki ilişkiyi somutlaştırmakta ve evrensel insan hakları standartlarının ulusal düzeyde daha hızlı uygulanmasına katkıda bulunmak suretiyle uluslararası insan hakları normlarının iç hukukta daha etkili bir biçimde uygulanmasına zemin hazırlamaktadır.

Mahkememize norm denetimi kapsamında, 31 Mart 2025 itibarıyla, son üç yılda, önceki dönemden devredenle (143) birlikte toplam 836 başvuru gerçekleşmiş, bunlardan 719 başvuruda 3177 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetimi yapılmış ve karara bağlanmıştır. Elimizde 1 Nisan 2025 tarihi itibarıyla incelenmeyi bekleyen 117 başvuru kapsamında 830 kural bulunmaktadır.

Bireysel başvuru kapsamında ise 23 Eylül 2012 tarihinden itibaren 31 Mart 2025 itibarıyla toplam 666.627 başvuru yapılmış, yine aynı tarih itibarıyla bunların 561.441’i yani %85’i sonuçlandırılmıştır. 31 Mart 2025 itibarıyla önümüzde  derdest hâlde 105.186 bireysel başvuru bulunmaktadır. 23 Eylül 2012 tarihinden bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı hariç olmak üzere toplam 22.640 başvuruda başvurucuların temel hak ve özgürlüklerinden en az birinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu yıl gerçekleştirmekte olduğumuz ve 37 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan 102 temsilcinin katıldığı bilimsel etkinliğin temasını ’21. Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği’ olarak belirledik. Bu başlık bizlere, teknolojik gelişmeler, küreselleşme, bireysel haklar ve demokratik değerler ışığında anayasa yargısının nasıl şekilleneceğine dair çok yönlü bir tartışma alanı sunuyor. Düzenlediğimiz sempozyumun da anayasa yargısının geleceğine ışık tutacak önemli tartışmaların yapılacağı bir platform olacağına inanıyoruz.

Çağımızın en büyük dönüşümlerinden  biri yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin yargı süreçlerine entegrasyonu olacaktır. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi, hukuk sistemlerini, yargı süreçlerini ve bireysel hakların korunmasını doğrudan etkilemektedir.

Dolayısıyla anayasa mahkemeleri de yapay zekâ destekli hukuk sistemleri kullanarak karar süreçlerini hızlandırabilir, önceki içtihatlarını daha iyi analiz edebilir ve hak ihlallerini öngören mekanizmalar geliştirebilirler. Mahkememizce de yapay zekanın hukuk uygulamalarında kullanımı konusunda ciddi çalışmalar yürütülmekte olup, önümüzdeki süreçte anayasal denetimin dijitalleşmesi, yapay zekâ destekli hukuk analiz sistemleri ve büyük veri analitiği ile hak ihlallerinin önlenmesi gibi alanlarda ilerlemeyi hedeflemekteyiz.

Yapay zekâ, bir yandan büyük fırsatlar sunarken aynı zamanda temel hak ve özgürlükler, adil yargılanma hakkı ve veri güvenliği gibi konularda ciddi hukuki tartışmaları da beraberinde getiren bir teknoloji olacaktır. Kanaatimce bu bağlamda karşılaşacağımız en önemli sorulardan birisi, yapay zekâ tabanlı sistemlerin anayasal hakları nasıl etkileyeceğidir.

Süreç içerisinde özgürlük-güvenlik dengesi, kişisel verilerin korunması ve yargısal süreçlerde algoritmik önyargılar gibi konular, anayasa yargısının temel meseleleri haline gelecektir. Sempozyumun ilk oturumunda, anayasa yargısında dijitalleşmenin getirdiği fırsatları ve potansiyel riskleri ele alarak, hukukun evrensel ilkeleri ışığında çözüm yolları aramaya çalışacağız.”

Kadir Özkaya, konuşmasını, “Ve son söz olarak; Hak ile Hak olursa bir kişi, Yanlış olmaz hiçbir işi, Hak Mevla yaparsa bir gün teftişi, Acep ne olur yanlış yapanın işi” sözleriyle bitirdi.

Paylaşın

“Süper Dünyalar” Düşünülenden Daha Yaygın

Gökbilimciler, “Süper Dünya” gezegenlerinin daha önce düşünülenden daha geniş yörüngelerde var olabileceğini keşfettiler. Bu, kayalık veya “karasal” dünyaların tahmin edilenden çok daha yaygın olduğu anlamına geliyor.

Haber Merkezi / Kısacası, “Süper Dünyalar” Güneş Sistemi’ndeki hiçbir şeye benzemeyen bir gezegen sınıfı, Dünya’dan daha büyük ancak Neptün ve Uranüs gibi buz devlerinden daha hafif ve gazdan, kayadan veya her ikisinin bir kombinasyonundan oluşabilir. Bu gezegenler, Dünya’nın iki katı büyüklüğünde ve kütlesinin 10 katına kadar olabilir.

Araştırmanın ortak yazarı ve Ohio Eyalet Üniversitesi’nde emekli astronomi profesörü Andrew Gould, araştırma ekibinin, yeni bulunan gezegenin ana yıldızının oluşturduğu ışık anomalilerini inceleyerek ve sonuçlarını KMTNet mikro mercek araştırmasından alınan daha büyük bir örnekle birleştirerek, süper Dünyaların ana yıldızlarından gaz devlerimizin (Neptün ve Uranüs) Güneş’ten uzak olduğu kadar uzakta var olabileceğini bulduğunu söyledi.

Andrew Gould, “Bilim insanları büyük gezegenlerden daha fazla küçük gezegen olduğunu biliyorlardı, ancak bu araştırmada, bu genel örüntü içinde aşırılıklar ve eksiklikler olduğunu gösterebildik” diye ekledi.

Kore Astronomi ve Uzay Bilimleri Enstitüsü’nden araştırmanın ortak yazarı Youn Kil Jung, “Bu sonuç, Jüpiter benzeri yörüngelerde bulunan çoğu gezegen sisteminin Güneş Sistemimizi yansıtmayabileceğini gösteriyor” dedi.

Çin’deki Tsinghua Üniversitesi ve Westlake Üniversitesi’nden Profesör Shude Mao, “Mevcut veriler soğuk gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair bir ipucu sağladı” dedi ve ekledi: “Önümüzdeki birkaç yıl içinde, bu gezegenlerin nasıl oluştuğunu ve evrimleştiğini KMTNet verileriyle daha da katı bir şekilde sınırlayabileceğiz.”

Güneş Sistemi dört küçük, kayalık, iç gezegenden (Merkür, Venüs, Dünya ve Mars) ve dört büyük, gazlı, dış gezegenden (Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün) oluşur. Kepler ve TESS gibi teleskoplardan gezegen geçişi ve radyal hız aramaları gibi diğer teknikleri kullanarak bugüne kadar yapılan dış gezegen aramaları, diğer sistemlerin Dünya’nın yörüngesi içindeki yörüngelerde çeşitli küçük, orta ve büyük gezegenler içerebileceğini göstermiştir.

Gökbilimciler, ayrıca, Neptün büyüklüğündeki gezegenlerin sayısına kıyasla kaç tane süper Dünya’nın var olduğunu belirlemeye çalışıyorlar. Bu araştırma, Neptün büyüklüğünde süper Dünyalar olduğunu gösteriyor.

Çin, Kore, Harvard Üniversitesi ve ABD’deki Smithsonian Enstitüsü’nden araştırmacıların öncülüğünde yürütülen araştırma, yakın zamanda Science dergisinde yayımlandı.

Paylaşın

Araştırma: Çok Fazla Tavuk Yemek Kanserden Ölüm Riskini Artırabilir

Yeni yayınlanan bir araştırma, haftada 300 gramdan fazla tavuk eti tüketmenin ölüm riskini artırdığını ortaya koydu. Bu miktar (300 gram) haftada yaklaşık üç porsiyon tavuğa denk geliyor.

Haber Merkezi / Araştırma, National Institute of Gastroenterology’deki bir ekip tarafından yürütüldü ve araştırmanın sonuçları Nutrients dergisinde yayınlandı.

Araştırmada yer alan bilim insanları, 20 yıl boyunca yaklaşık 5 bin İtalyan yetişkinin sağlık ve beslenme alışkanlıklarını takip ederek, beslenmelerinin uzun vadede sağlıklarını nasıl etkileyebileceğini inceledi.

Araştırma, haftada 300 gramdan fazla kümes hayvanı yiyen bireylerin (yaklaşık iki normal tavuk göğsü) sindirim sistemi kanseri geliştirme olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma, ayrıca bu bireylerin, haftada 100 gram veya daha az kümes hayvanı yiyen bireylere kıyasla, bu kanserlerden erken ölme risklerinin yüzde 27 daha yüksek olduğunu buldu.

Araştırmada yer alan bilim insanları, bulgularının kümes hayvanlarının kendisinin kansere neden olduğunu kanıtlamadığını açıkça belirtiyorlar. Bilim insanları, bağlantının arkasında başka nedenler de olabileceğini ifade ediyorlar.

Tavuk ve diğer kümes hayvanları kırmızı ete göre daha sağlıklı bir alternatif olarak önerilmektedir. Kırmızı et sıklıkla kalp hastalığı ve bazı kanserlerle ilişkilendirilmiştir, bu nedenle tavuk daha iyi beslenmek isteyenler için popüler bir tercih haline gelmiştir.

Sindirim sistemi, mide, bağırsaklar, karaciğer ve pankreas gibi yiyecekleri parçalamak ve besinleri emmek için hayati önem taşıyan organları içerir. Bu bölgelerdeki kanserlerin erken teşhisi genellikle zordur ve ölümcül olabilir. Bu nedenle, bu hastalıkların riskini neyin artırabileceğini anlamak önemlidir.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş, Kötü Gidişe “Dur” Dedi

Süper Lig’in 33. hafta maçında Beşiktaş ile Hatayspor, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Adnan Deniz Kayatepe’nin yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 5-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri, 36 (P), 52 (P) ve 59. dakikalarda Ciro Immobile, 53. dakikada Rafa Silva ve 78. dakikada Keny Arroyo, Hatayspor’un tek golünü ise 20. dakikada Abdülkadir Parmak kaydetti.

Beşiktaş, bu galibiyet ile puanını 52’ye yükseltti, Hatayspor ise 19 puanda kaldı.

20. dakikada sağ taraftan topla birlikte ceza sahasına giren Boutobba, pasını içeri çevirdi. Penaltı noktası yakınında boş pozisyonda bulunan Abdülkadir Parmak, bekletmeden yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara yolladı. 0-1

34. dakikada Rashica’nın pasında topla birlikte ceza sahasına hareketlenen Rafa Silva, Calvo’nun müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Adnan Deniz Kayatepe, penaltı noktasını gösterdi. 36. dakikada beyaz noktanın başına geçen Immobile’nin vuruşunda top filelerle buluştu. 1-1

48. dakikada ceza sahası içerisinde Immobile ile hava topu mücadelesine çıkan Kamil Ahmet Çörekçi, topa elle müdahale etti. VAR’dan gelen uyarıyla pozisyonu tekrar izleyen hakem Adnan Deniz Kayatepe penaltı noktasını işaret etti. 52. dakikada kullanılan penaltıda topun başına geçen Immobile, kalecinin soluna yerden yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-1

53. dakikada sol kanattan gelişen atakta Emrecan Terzi’nin pasıyla topla buluşan Rafa Silva, ceza sahasına girdikten sonra sağ ayağıyla yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 3-1.

59. dakikada sağ kanattan Rashica’nın yerden ceza sahasına yaptığı ortaya kale önünde ayak içiyle dokunan Immobile, kendisinin üçüncü, takımının dördüncü golünü attı. 4-1.

78. dakikada Joao Mario’nun pasıyla sol kanattan ceza sahasına giren Rafa Silva, pasını sağ çaprazdaki Arroyo’ya çıkardı. Oyuncunun sol ayak içiyle penaltı noktasının yaptığı vuruşta top ağlarla buluştu. 5-1.

Stat: İnönü

Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, Murat Şener, Suat Güz

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Paulista, Emirhan Topçu (Tayyip Talha Sanuç dk. 80), Emrecan Terzi (Onur Bulut dk. 75), Hadziahmetovic, Gedson Fernandes, Rashica (Semih Kılıçsoy dk. 75), Rafa Silva, Mustafa Erhan Hekimoğlu (Joao Mario dk. 61), Immobile (Arroyo dk. 75)

Hatayspor: Bekaj, Kamil Ahmet Çörekçi (Kerim Alıcı dk. 81), Kilama, Calvo, Cengiz Demir (Cemali Sertel dk. 66), Massanga, Abdülkadir Parmak (Recep Burak Yılmaz dk. 81), Boutobba, Görkem Sağlam (Bamgboye dk. 65), Joelson Fernandes (Okoronkwo dk. 66), Strandberg

Goller: Immobile (dk. 36 pen., 52 pen. ve 59), Rafa Silva (dk. 53), Arroyo (dk. 78) (Beşiktaş), Abdülkadir Parmak (dk. 20) (Hatayspor)

Paylaşın

2080 Yılında Türkiye’de Her Üç Kişiden Biri 65 Yaş Üstü Olacak

Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörülüyor.

Haber Merkezi / 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında yüzde 9,1 iken, 2024 yılında yüzde 10,6’ya yükseldi.

Yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörüldüğü kaydedildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aktif Yaşlanma Endeksi 2024 Raporu’nu açıkladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “demografik dönüşüm” evresinde olan Türkiye’de, çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranı ise hızla artış göstermektedir. Türkiye son on yılda doğurganlık hızındaki yıkıcı azalmanın da tesiriyle “çok yaşlı ülkeler” sınıfına dahil olmuştur.

Doğurganlık hızındaki sürekli ve keskin azalmanın yanı sıra, hayat standardı ve refah seviyesinin artması ile sağlık alanında kaydedilen gelişmeler neticesinde ölümlülük hızı azalmakta, doğuşta beklenen hayat süresi ve yaşlı nüfus oranı artmaktadır.

Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında yüzde 9,1 iken, 2024 yılında yüzde 10,6’ya yükseldi. TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında yüzde 13,5, 2040 yılında %17,9, 2060 yılında yüzde 27,0, 2080 yılında yüzde 33,4 ve 2100 yılında yüzde 33,6 olacağı öngörülmektedir.

Yaşlı nüfus oranının hızla artış göstermesi; yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik politikaların geliştirilmesini ve oluşturulan politikaların takibini gerekli kılmaktadır.

Yaşlı nüfusun yaşlılık sürecini ne kadar etkin geçirdiğinin tespit edilebilmesi adına, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun (UNECE) katkılarıyla Aktif Yaşlanma Endeksi (AYE) geliştirilmiştir. Dört bileşenden oluşan AYE, yaşlı bireylerin istihdama katılabilme, topluma katılabilme, bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşayabilme ve aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortama sahip olabilme seviyelerini ölçmektedir.

AYE ve bileşenleri 0 ila 100 arasında bir değer almaktadır. Endeks ve bileşen değerlerinin yüksek olması toplumdaki yaşlı bireylerin daha etkin bir yaşlılık hayatı geçirdiklerine işaret etmektedir. UNECE tarafından en son 2018 yılı için AB üye ülkeleri için yayımlanmış olan AYE değeri 36,8’dir.

Türkiye için Aktif Yaşlanma Endeksi, milli politikalara da yön verebilmesi maksadıyla ilk kez bu haber bülteni ile resmi istatistik olarak yayımlanmaktadır. AB üye ülkeleriyle karşılaştırılabilir mahiyette olan Türkiye AYE değerleri 2023 yılı için Türkiye geneli ve cinsiyete, 2024 yılı için Türkiye geneli, İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması 1. Düzey 12 bölge ve cinsiyete göre hesaplanmıştır.

Türkiye’nin AYE genel endeks değeri 2023 yılında 28,7 iken 2024 yılında 29,7 oldu. İstihdam bileşeni endeks değeri, 2023 yılında 25,9 iken 2024 yılında 27,6 oldu. Topluma katılım bileşeni endeks değeri 2023 yılında 12,0 iken 2024 yılında 12,5 oldu. Bağımsız sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 2023 yılında 65,5 iken 2024 yılında 65,0 oldu. Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri ise 2023 yılında 44,3 iken 2024 yılında 46,1 oldu.

AYE değerleri cinsiyete göre AB üye ülkeleri ile mukayese edildiğinde, erkeklerde AB ortalaması 38,5 iken Türkiye değeri 34,5 oldu. Kadınlarda ise AB ortalaması 35,3 iken Türkiye değeri 25,3 olarak hesaplandı.

AB üyesi 28 ülkenin endeks değerleri incelendiğinde, 2018 yılında AYE genel endeks değerinin AB ortalaması 36,8 oldu. AB üye ülkeleri içinde endeks değeri en yüksek olan ülkelerin sırasıyla, 47,8 ile İsveç, 43,7 ile Hollanda, 43,3 ile Danimarka olduğu görüldü. Endeks değerinin en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla, 28,4 ile Yunanistan, 30,5 ile Hırvatistan, 31,2 ile Romanya oldu.

Endeks, Türkiye’nin hızlı bir demografik dönüşüme girmesiyle beraber aktif yaşlanma konusunda politika geliştirilmesine ve ilerlemenin sağlanmasına ihtiyaç olduğunu gösterdi.

Endeks değeri erkekler için 34,5, kadınlar için 25,3

Türkiye’nin 2024 yılı için AYE genel endeks değeri İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 33,3 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 31,9 ile Batı Marmara Bölgesi, 30,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Endeks değeri en düşük olan bölgenin 26,9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 28,7 ile Akdeniz Bölgesi, 28,8 ile Orta Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için AYE genel endeks değeri 29,7 iken erkekler için endeks değeri 34,5, kadınlar için ise 25,3 oldu. AYE genel endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin erkekler için 38,2 ve kadınlar için 28,4 endeks değerleri ile her iki cinsiyet için de en yüksek endeks değerine sahip olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin ise Ortadoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

İstihdam bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 27,6 olarak hesaplandı. Bu bileşen; 55-59, 60-64, 65-69, 70-74 yaş gruplarındaki bireylerin istihdam oranlarından hesaplanmakta olup 75 ve daha yukarı yaş grubu hesaplamaya dahil edilmemektedir.

İstihdam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, istihdam bileşeni endeks değeri ile 6 AB ülkesini geride bıraktı.

İstihdam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 42,2 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 34,8 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, 32,4 ile Batı Karadeniz Bölgesi izledi.

İstihdam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 22,3 ile Batı Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 24,2 ile İstanbul, 24,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için istihdam bileşeni endeks değeri 27,6 iken erkekler için endeks değeri 40,4, kadınlar için ise 15,5 oldu. İstihdam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin erkekler için 55,4 ve kadınlar için 28,7 endeks değerleri ile her iki cinsiyet için de en yüksek endeks değerine sahip olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin de Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 12,5 olarak hesaplandı. Bu bileşen; gönüllü faaliyetlere katılım, çocuk-torun bakımı, yaşlı ve yetişkin bakımı, siyasi hayata katılım göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Topluma katılım bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, topluma katılım bileşeni endeks değeri ile 5 AB ülkesini geride bıraktı.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 17,0 ile İstanbul olduğu görüldü. Bu bölgeyi 14,3 ile Batı Marmara Bölgesi, 14,2 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Topluma katılım bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 9,2 ile Doğu Karadeniz Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 10,1 ile Akdeniz Bölgesi, 10,5 ile Orta Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için topluma katılım bileşeni endeks değeri 12,5 iken erkekler için endeks değeri 11,5, kadınlar için ise 13,3 oldu. Topluma katılım bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 15,4 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 19,4 ile İstanbul olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin İstanbul olduğu görülürken cinsiyetler arası farkın olmadığı bölgenin Orta Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam değeri, 2024 yılı için 65,0 olarak hesaplandı. Bu bileşen; fiziksel egzersiz, sağlık ve diş bakımına erişim, bağımsız yaşam düzenlemeleri (tek kişilik hanehalkı oranı), göreli medyan geliri, yoksulluk riskinin olmaması, ciddi maddi yoksunluğun olmaması, fiziksel güvenlik ve yaşam boyu öğrenme göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkeleri ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değerleri ile 5 AB ülkesini geride bıraktı.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 68,1 ile Ege Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 66,8 ile Batı Anadolu Bölgesi, 65,7 ile Doğu Marmara Bölgesi izledi.

Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 59,1 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 60,4 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, 62,2 ile İstanbul izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri 65,0 iken erkekler için endeks değeri 67,0, kadınlar için ise 63,6 oldu. Bağımsız, sağlıklı ve güvenli yaşam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 70,6 ile, kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 66,0 ile Ege Bölgesi olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin Akdeniz Bölgesi olduğu görülürken cinsiyetler arası farkın olmadığı bölgenin Ortadoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri, 2024 yılı için 46,1 olarak hesaplandı. Bu bileşen; 55 yaşına ulaşıldığında kalan 50 yıllık yaşam beklentisi başarısı, 55 yaşında iken sağlıklı yaşanan yılların beklenen süresindeki payı, zihinsel iyi olma hali ölçeği, bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, sosyal bağlanma ve eğitim durumu göstergelerinden hesaplanmaktadır.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değerinin AB üye ülkelerinin ortalamasından daha düşük olduğu görüldü. Ancak Türkiye, aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri ile endeks değeri 45,9 olan Romanya’yı geride bıraktı.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri 2024 yılı için İBBS 1. Düzeye göre incelendiğinde, endeks değeri en yüksek olan bölgenin 51,1 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 48,4 ile Batı Marmara Bölgesi, 47,7 ile Batı Anadolu Bölgesi izledi.

Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri en düşük olan bölgenin 38,9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü. Bu bölgeyi 42,0 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi, 43,2 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi izledi.

Türkiye’nin 2024 yılı için aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri 46,1 iken erkekler için endeks değeri 48,4, kadınlar için ise 44,2 oldu. Aktif yaşlanma için kapasite ve elverişli ortam bileşeni endeks değeri İBBS 1. Düzey ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkekler için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 53,8 ile kadınlar için endeks değeri en yüksek olan bölgenin 48,6 ile Doğu Marmara Bölgesi olduğu görüldü.

Diğer taraftan, cinsiyetler arası endeks farkının en yüksek olduğu bölgenin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi olduğu görüldü.

Paylaşın