Behçet Aysan Kimdir? Hayatı, Eserleri

28 Temmuz 1949 yılında Ankara’da dünyaya gelen Behçet Aysan, 2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal Kültür Festivali için gittiği Sivas’ta Madımak Oteli’nde Siyasal İslamcıların yaptığı toplu kıyımda hayatını kaybetti. Tam adı Behçet Safa Aysan’dır.

Haber Merkezi / İlkokula Ankara’da Demirlibahçe İlkokulu’nu (1960), Selimiye Askeri Ortaokulu’nu (1963) ve Kuleli Askeri Lisesi’ni (1967) bitirmiştir. 1967’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne askeri öğrenci olarak kaydolmuştur. Üniversite eğitimi, siyasi gerekçelerle 1973 senesinde tutuklanmasıyla kesintiye uğramıştır.

Beraat edince eğitimini sürdürmek istemiş ancak üniversite yönetiminin kararıyla ilişiği kesilmiş, silahlı kuvvetlerden de ihraç edilmiştir. 1975’te Adviye Gülel ile evlenmiş ve Eren adında bir kızı olmuştur. Eren Aysan da şair ve yazardır.

1976’da Dev-genç’te kısa süreliğine sekreterlik ve eğitmenlik yapmış, Türk Haberler Ajansı’nda gece sekreteri olarak çalışmıştır. 1979 yılında afla geri döndüğü okulundan 1983’te mezun olmuş ve İzmit Verem Savaş Dispanseri’nde göreve başlamıştır (1983), sekiz ay sonra Ankara’ya tayin olmuştur. Ankara Numune Hastanesi’nde 18988’de başladığı psikiyatri ihtisasını 1991’de tamamlamış ve ölümüne dek görev yapacağı SSK Yenişehir Dispanseri’ne psikiyatri hekimi olarak tayin olmuştur.

“Ateşi Çalmak İçin” adlı dosyasıyla 1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü kazanmış, bu dosya Sesler ve Küller adıyla kitaplaşmıştır. 1986 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü, 1987 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü’nü almıştır.

Behçet Aysan için, Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulunduğu Edebiyatçılar Derneği tarafından hazırlanan Behçet Aysan Kitabı ile Deniz Feneri Behçet Aysan Kitabı adında iki anı kitabı yayımlanmıştır. Türk Tabipler Birliği tarafından 1995’ten beri verilen Behçet Aysan Şiir Ödülü sanatçının adını yaşatmaktadır.

Edebiyata ilgisi askeri ortaokul yıllarında başlayan Aysan’ın yayımlanan ilk şiiri, 1979 yılında Türk Dili dergisinde basılan “İlk Kar”dır. 1983 yılında dostlarıyla beraber Yaşam İçin Şiir adlı bir dergi çıkarmış, aynı yıl ilk şiir kitabı olan Karşı Gece basılmıştır. Şiirleri Varlık, Yarın, Broy, Gösteri, Düşün gibi dergilerde yayımlanmıştır.

Çocuklar için yazdığı Çocuk ve Yaşlı Ağaç ve Üç Kardeştiler adlı iki radyo oyunu, Aysan’ın ölümünden sonra, 1995 yılında basılmıştır. Şiirler (1990) şairin kendi el yazısıyla, daha önceki kitaplarında basılmış şiirlerini içermektedir. Aysan’ın ölümünden sonra yayımlanan Düello, toplu şiirler kitabıdır ve şairin daha önce kitaplarına girmemiş on şiiri de kapsamaktadır. Leke ve Şiir (1998) ise dostlarında ve ailesinde kalan şiirleriyle defterinde kalan daha önce basılmamış şiirleri içermektedir.

Neruda, Mayakovski, Atilla Jozsef ve Nazım Hikmet gibi isimlerden etkilenen Behçet Aysan, toplumsal duyarlılıkla eser verirken şiirsel dil ve üslupta ödün vermemiştir. Aşk, keder, ayrılık, ölüm, karamsarlık, kaçış, tabiat gibi bireysel temaları, toplumsal sorunlarla harmanlayarak işlemiş; bireysel dramıyla toplumsal dramının kesiştiği noktada eserler vermiştir. Didaktizm ve propaganda gibi çıkmazlara düşmeden, “kırık ve duygulu bir sesle” yazdığı şiirini, özgün imgeler, alışılmamış bağdaştırmalar, kısa ve kesik dizelerin yarattığı ahenk gibi inceliklerle örmüş, “toplumcu şiire bireyin yaşamından damıtılmış bir iç ses getirmiş”tir.

Geleneğe sırtını dönmeyen, divan edebiyatı ve halk edebiyatı estetiğinden beslenen Behçet Aysan’ın şiiri, çok sesli bir söyleme, zengin bir çağrışım evrenine sahiptir. Şiirin “toplumun tarihsel temeline inerek onu güncelle kaynaştırarak, geleceği olanı kavrayıp geliştirme, şiir anlamını kültür savaşımı içinde bulmakla yükümlü” olduğunu düşünen Aysan, şiiri bir tepki ve insanın varoluşunun ispatı olarak tanımlamıştır.

Aysan öncelediği toplumsal ve kültürel içeriğe rağmen şiirin bir dil ve üslup meselesi olduğuna inanmış, bu sayede 1980 sonrası Türk şiirinde, toplumcu şiir anlayışını slogancılığa düşmeden estetik söylemle buluşturmayı hedeflemiştir.

Eserleri;

Karşı Gece (1983)
Sesler ve Küller (1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü)
Eylül (1986, 1988 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü)
Deniz Feneri (1987 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü)
Şiirler (1990)
Behçet Aysan Kitabı (1993)
Üç Kardeştiler (Radyo Oyunu, 1995)

Ödülleri;

1984 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü / Sesler ve Küller ile
1986-1988 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü / Eylül ile
1987 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü / Deniz Feneri ile

Paylaşın

Fed Faiz Kararını Açıkladı: Politika Faizi Sabit Tutuldu

ABD Merkez Bankası (FED), beklentiler dahilinde politika faizini değiştirmeyerek yüzde 0-0,25 aralığında sabit bıraktı. Karar metninde faiz artışlarının yakında başlayacağı belirtilirken, bilançonun küçültülmesine yönelik operasyonun da sıkılaşmanın ardından geleceği ifade edildi.

ABD Merkez Bankası (FED), yılın ilk faiz kararını açıkladı. Fed, beklentiler dahilinde politika faizini değiştirmeyerek yüzde 0-0,25 aralığında sabit bırakırken, faizlerin “yakında” artırılmasının uygun olacağını belirtti.

Fed’den yapılan açıklamada, ekonomik faaliyet ve istihdam göstergelerinin güçlenmeye devam ettiği kaydedildi. Kovid 19 salgınından olumsuz etkilenen sektörlerin son aylarda iyileştiğine dikkatin çekildiği açıklamada, son zamanlarda Covid-19 vakalarındaki keskin artıştan etkilendikleri belirtildi.

Açıklamada, salgın ve ekonominin normalleşmesiyle ilgili arz ve talep dengesizliklerinin yüksek enflasyona katkıda bulunmaya devam ettiği bildirildi. Genel finansal koşulların destekleyici olmaya devam ettiğine işaret edilen açıklamada, ekonominin gidişatının virüsün seyrine bağlı olmaya devam ettiği aktarıldı.

Açıklamada, Kovid-19’a karşı aşılamadaki ilerleme ve arz kısıtlarının hafifletilmesinin, ekonomik faaliyet ve istihdamda devam eden kazanımların yanı sıra enflasyondaki düşüşü desteklemesinin beklendiği belirtildi.

Fed’in açıklamasında, Covid-19’un yeni varyantları da dahil olmak üzere ekonomik görünüme yönelik risklerin devam ettiği vurgulandı.

Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) maksimum istihdam ve uzun vadede yüzde 2 enflasyon hedefini sağlamayı amaçladığı yinelenen açıklamada, bu hedefleri desteklemek amacıyla federal fon oranı için hedef aralığın yüzde 0 ile 0,25 arasında tutulmasının kararlaştırıldığı bildirildi.

Açıklamada, faiz oranını artırmanın “yakında” uygun olacağının beklendiği belirtilerek, varlık alımlarının mart ayı başında sona erdirileceği ifade edildi.

Varlık alımlarını azaltma hızının 30 milyar dolar olarak korunduğuna işaret edilen açıklamada, bankanın hedeflerine ulaşmasını engelleyebilecek risklerin ortaya çıkması durumunda para politikası duruşunu uygun şekilde ayarlamaya hazır olacağı vurgulandı.

Öte yandan Fed, yaptığı bir diğer açıklamada, bilanço azaltma prensipleri üzerinde de anlaşıldığını ve bilanço azaltımının faiz artımından sonra başlayacağını belirtti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 6 Milyar Liralık Yolsuzluk İddiası

Gün içerisinde önemli bir konuda açıklama yapacağını duyuran Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından 6 milyar liralık bir yolsuzluk iddiasını dile getirdi.

Haber Merkezi / “Bürokrasinin, devletin nabzının hala atıp atmadığını görmek için” bir süre önce devlete ve devleti oluşturan bürokratlara seslendiğini söyleyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabında yayımladığı videoda şöyle devam etti;

“Bu devletin bürokrasisinin hala kalbi atıyor. Vatansever bürokratlar hala oradalar. Vatanseverler bu saraylı ve ailesinin kanun dışılığına suç mahiyetindeki isteklerine direniyorlar. Uzun zamandır işte bu yüzden konuşamadık; Belge yağıyor, yolsuzluklar, israflar, peşkeşler. Bugün sizi bu belgelerden sadece birine şahit olmanız için davet ettim”

6 milyar liralık yolsuzluk iddiası

CHP Lideri Kılıçdaroğlu yolsuzluk iddiasını ise şu sözlerle dile getirdi;

“3 nisan 2018 bir açık ihale yapılır. Bu ihaleye 15 firma katılır. İhalenin bedeli 3 milyar 198 milyon 743 bin 127 lira. Ama kazanan bu firmaya bu ihale verilmez. Çünkü beşli çeteden değil. Bu nedenle ihale iptal edilir ve aynı iş yeniden ihale edilir. 21 Ağustos 2021’de ihale açılır. Aynı iş bu kez üç milyar 200 milyona değil, 9 milyar 440 milyon 995 bin 834 liraya beşli çeteye peşkeş çekilir.

Saraydaki şahıs ne için imza atıyor anladınız mı? Aradaki altı milyarlık fark için. Tek bir imzayla. Altı milyar lira çeteye peşkeş çekiliyor. Hazinenin kasasını soyanlar doymamış daha da çok para istemişler, bu imzalamak zorunda kalmış”

Videoyu Erdoğan ve ailesinin bir yolsuzluğunu daha anlatmak için yayınlamadığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Bunların yolsuzluğu artık sağır sultan için bile yeni bir haber değil. Ben bugün hala devletimizde vatanseverler var demek için, direnenler var demek için sizleri evime davet ettim. Ve bu vatanseverler binlerce belgeyi yollamaya devam ediyorlar. Devletin denetleme kurumlarının onurlu memurları da bu incelemeyi bırakmış değiller. Tarihe not düşecek raporlarını hazırlamaya devam ediyorlar” dedi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Vaka Ve Vefat Sayısında Korkutan Tablo

Kovid 19’da son 24 saatte 77 bin 434 yeni vaka tespit edilirken, 188 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tedbirlere uyulması, hatırlatma dozu aşılarının mutlaka yaptırılması gerekir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 416 bin 536 test yapılırken, 77 bin 434 yeni vaka tespit edildi. 188 kişi hayatını kaybederken, 85 bin 501 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; KRONİK HASTALARIN, YAŞLILARIN Covid-19’a yakalanmaları durumunda, genç ve sağlıklı kişilere göre çok daha fazla zorluklar yaşadıklarını, bu grupta hastaneye yatış oranının yüksek olduğunu biliyoruz. Tedbirlere uyulması, hatırlatma dozu aşılarının mutlaka yaptırılması gerekir.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Babacan Ve Davutoğlu’ndan Kritik Görüşme: Ortak Basın Açıklaması

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ı ziyaret etti. DEVA Genel Merkezi’nde yapılan görüşmenin ardından iki lider kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan görüşmenin içeriğine dair, “Türkiye’nin sorunları çok büyük ve gittikçe de büyüyor. Hangi başlığı açsanız değerlendirmek gerekiyor. Hastalarda yaşanan çoklu organ yetmezliği gibi ülkemiz çoklu kriz durumunda. Siyasi partiler arasında süre gelen diyalog ve iş birliği süreçleri üzerinden beraber geçtik” dedi.

GP Lideri Davutoğlu ise, “Bu görüşmelerimiz salt iyi niyet görüşmesinden ibaret değil. Topluma güven hissi uyandıracak bir iş birliği zemini oluşturmak bizim siyasi ve ahlaki sorumluluğumuzdur. Son dönemde siyasi partilerle yaptığımız görüşmeler böyle bir zemin oluşması bakımından büyük önem taşıyordu. Parlamenter sistemle ilgili yaptığımız ortak çalışma meyvesini ortaya koydu. Bu güzel bir adımdır. Bunun oturacağı siyasal bağlamın da iyi bir şekilde tanımlanması, topluma güven verecek bir zemin hazırlanması önem taşıyor.” diye konuştu.

DEVA Lideri Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özellikle İstanbul ve Ankara’da merkezi hükûmet ile yerel yönetimler arasında çok ciddi bir sürtüşme var. Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar bundan sadece zarar ediyor. Onlar bunun ceremesini çekiyor. Hükûmet bir an önce particiliği bırakmalı. Mesele insansa, hayatsa, afetse, olağanüstü şartlarsa particiliği bir yana bırakıp o şehirde yaşayan vatandaşların sağlığını ve hayatını önceleyen bir tutum takınmalıdır.

Kar yağışı ve hava şartlarının İstanbul’a getirdiği sorunları yaşadık. Bizim geçen sonbaharda açıkladığımız afet yönetimi eylem planımızda bu tür olağanüstü durumlarla ilgili ne yapılması gerektiğiyle ilgili çok açık bir çerçevemiz var. Bu tür konularda yerel yönetimlere daha çok yetki vermenin şart olduğunu düşünüyoruz. Hatta muhtarların bile her afette daha çok yetki ve imkâna sahip olması gerekiyor. Yerelde sağlam bir koordinasyonun olduğu, başkent ile şehirler arasında problemin olmadığı, yetkinin daha çok yerele devredildiği bir yönetim modelinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

En pahalı enerji, olmayan enerjidir. Olmayan enerjinin ekonomi ve sanayi üzerinde bıraktığı etki son derece olumsuz. Türkiye’nin güvenilir bir yatırım yeri olarak algılanmasıyla ilgili de çok kritik bir konu. Enerji konusunda sorunlar yaşayan, günü geldiğinde elektrik veya doğal gaz temin edemeyip sanayisini durdurmak zorunda kalan bir ülkeye yeni yatırımların gelmesi konusunda çok ciddi soru işaretleri oluşur.

Büyük yatırımlar, enerji arz güvenliğini sağlayamayan bir ülkeye gelirken çok tereddüt yaşar. Bunu yaşayan bir ülkenin uğradığı kredibilite kaybını telafi etmek için yıllarca çalışması, kredibiliteyi tekrar oluşturması için emek harcaması gerekir. Bu işin Türkiye’ye maliyeti üç-beş günlük, bir hafta-on günlük bir üretim aksaması değil. Kendi sanayisine ve ekonomisine yeterli enerjiyi sağlayamayan, kesintilere gitmek zorunda kalan bir ülke…

Enerji altyapısının her sene yüzde 7-8 büyüyecek bir ekonomiye göre hazırlanması lazım ama öyle değil. Son 6-7 yıldır Türkiye’nin büyüme hızı çok düşük; potansiyelinin çok altında. Buna rağmen enerjisiz kalıyorsunuz. Büyük bir hesapsızlık var. Çok vahim. Buradaki savrukluk kimindir? İhmal kimindir? Kim nerede nasıl bir hata yapmıştır? Bunun derinlemesine araştırılması lazım. Bunun bir sorumlusu lazım. ‘Her şeye ben karar vereceğim’ diyen bir cumhurbaşkanı var. Ama kesintilerle alakalı kendisinden ikna edici bir açıklama duymadım. ‘Niye bu enerji yok’ diye öncelikle bu ülkenin cumhurbaşkanına sormak lazım. Hazırlıksız yakalanmak kabul edilebilir bir konu değil.

Her bir oyun iradesinin sandık sandık korunması ve sandıklarla ilgili çalışmaların toplanmasında sağlam bir bilgi-işlem alt yapısının çalışması son derece önemli. En önemli seçim güvenliği, seçimi açık farkla kazanmaktır. Fark büyük olunca farklı girişimlerle bu farkı kapatmak zor olabilir. Amaç, seçimi açık farkla kazanmak olmalı. İstanbul seçimlerinde gördük; ‘10 bin oy farkla İstanbul verilir mi?’ dediler ama açık farkla kaybedince anahtarı teslim ettiler.”

GP Lideri Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar bölümler ise şöyle:

“İktidarın hatalarını ortaya koymak dışında yönetilememek dışında ekonomik cehalet dışında ne yapacağımızı topluma nasıl güven vereceğimi konuşmamız gerekiyor. Bu görüşmelerimiz topluma güven oluşturmak bizim siyasi bir sorumluluğumuz. Son dönemde yaptığımız görüşmeler önem taşıyor bu açıdan. Parlamenter sistemde yaptığımız ortak çalışmalar meyvesini ortaya koydu. Bunun yanında oturacağı siyasal bağlamın topluma güven vermesi büyük önem taşıyor. Akşener’le Uysal’la ve Kılıçdaroğlu ile görüştük. Sayın Babacan’a ve ekibine teşekkür ediyorum.

Bunun olağanüstü bir durummuş gibi yansıtılması doğru değil. Bundan sonra da istişarelerimiz devam edecek. Sayın Karamollaoğlu ile de görüşeceğiz. Gönül isterdi ki ülkenin cumhurbaşkanı da diğer parti liderleriyle bir araya gelebilsin. Ama kutuplaştırma isteyen iktidara karşı biz bir araya gelebiliyoruz ve güven verebiliyoruz mesajını verecek şekilde toplumda var olan karamsarlığı giderecektir.

Kış şartlarında ülkenin güvenliği olmayan bir ülkeden bahsediyoruz. 7-8 saat yolda kalanlar oldu. Bu yönetim beceriksizliği ve merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki gereksiz gerilimler halkın hayatını zorlaştırıyor. Türkiye her an seçime gidebilir. Oluşturulan iklim belli. Bu iktidar gittiğinde ülkeye kaos gelmeyecek. Toplumun bütününde güven hissi oluşacak. Son derece verimli ve güzel görüşmeler oluyor.”

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu İlk Kez 1 Trilyon Lirayı Aştı

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre banka ve özel kuruluşlardan çekilen bireysel kredi miktarı ilk kez 1 trilyon lira seviyesini aştı. Kişi başına çekilen ortalama kredi miktarı ise 29 bin TL’yi geçti.

TBB verilerine göre enflasyon ve kur artışı nedeniyle alım gücü düşen halk, alım gücünü artırmak için bankalara gitti. 2021 Kasım verilerine göre banka ve finansal şirketlerde gerçekleşen bireysel kredi ve kredi kartı borç tutarı ilk kez 1 trilyon 17 milyar lira seviyesine ulaştı. Bireysel krediler Kasım 2020’ye göre yüzde 18 artış gösterdi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verilerine göre sadece bankacılık sektöründen kullanılan krediler 14 Ocak itibariyle 987 milyar 131 milyon liraya çıktı. 34.8 milyon kişi bireysel kredi kullanırken kişi başı ortalama kredi bakiyesi de 29.2 bin düzeyine çıktı.

Yüzde 18 artış

Bireysel krediler kasım 2020’ye göre yüzde 18 artış gösterdi. Bireysel kredilerin yüzde 46’sını ihtiyaç kredileri, yüzde 30’unu konut kredileri yüzde 19’unu kredi kartları ve yüzde 5’ini taşıt kredileri oluşturdu. TBB verilerine göre tarihte ilk kez bireysel kredi ve kart borcu 1 trilyon lira eşiğini geçti. BDDK’nın 14 Ocak itibariyle haftalık verisinde sadece bankacılık sektöründe kredi ve kredi kartı borçlarının 987.1 milyar lira seviyesinde olduğu görülüyor.

Takibe dönüşüm arttı

TBB verilerine göre bireysel kredi ve kart borcunda takibe dönüşüm yüzde 2,6 seviyesine çıktı. BDDK’nın sağladığı erteleme avantajının ilk adımı eylül itibariyle kaldırılmıştı. Kasımda ise takibe dönüşüm oranı yüzde 2,6’ya yükseldi. Ekimde yüzde 2,4, eylülde ise yüzde 2,3 seviyesindeydi.

TBB verilerine göre kasım itibariyle 34.8 milyon kişinin bireysel kredi ve kart borcu bulunuyor. Bireysel kredi kullanan kişi sayısı takipteki krediler hariç olmak üzere son bir yılda 800 bin kişi arttı. Kasım itibariyle ilk defa ihtiyaç kredisi kullananlarda da artış gözlendi. TBB verilerine göre kasımda 197 bin kişi ilk defa kredi kartı, 134 bin kişi tüketici kredisi kullanırken konut kredisi ilk kez kullanan kişi sayısı 30 bin oldu. 120 bin kişi ise ilk kez kredili mevduat hesabı kullandı.

Paylaşın

Doğalgaz Kısıtlaması Neden Kriz Yarattı?

Türkiye’nin enerji tüketiminde dışa bağımlılığı her yıl daha da artıyor. 2000’li yıllarda yüzde 67 olan enerjide dışa bağımlılık 2020 yılında yüzde 74’e çıkmış durumda. Bu nedenle yurtdışında yaşanan bir aksaklık ülkede krize neden oluyor. Türkiye’nin bir depolama sistemi olmaması da acil durumlarda çözümsüzlüğün bir diğer gerekçesi olarak gösteriliyor.

Bianet’te yer alan habere göre; İran’ın geçtiğimiz hafta “teknik arıza” gerekçesiyle Türkiye’ye gelen doğalgazı 10 günlük süreyle keseceğini açıklamasının ardından başlayan enerji krizi giderek büyüyor. TEİAŞ İran kesintisini gerekçe göstererek ilk olarak fabrikaların doğalgaz kullanımını yüzde 40 oranında kısıtladı.

Alınan son kararla da ülkedeki tüm Organize Sanayi Bölgelerinde (OSB) elektrik kısıntısı uygulaması yapılacak. Ülkede sanayi üretimi en az 3 gün süreyle tamamen dururken kısıtlamanın OSB dışındaki tesislerde de uygulanacağı iddialar arasında yer alıyor.

Kesintiye ilişkin detaylar

TEİAŞ açıklamayı OSB’lere yazı göndermeden, telefon aracılığıyla yaptı. Ancak OSB’ler durumu sanayicilere yazı ile duyurdu. Bursa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğü’nden konuya ilişkin OSB katılımcılarına giden yazıda da bu bilgi doğrulandı. Her türlü kayıp ve hasardan işletmenin sorumlu tutulduğu yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Kısıntı/kesinti süreleri içerisinde firmanızın aydınlatma ve güvenlik hizmetlerinin karşılanabilmesi için firmanızın besleyen hatta enerji olacaktır. Ancak elektriğin üretim amaçlı kullanılması durumunda firmanızın bağlı olduğu hattın enerjisi kesilecek olup, aynı hattan enerji alan diğer firmaların mağduriyetine neden olunacak ve kesinti süresi boyunca tekrar elektrik verilmeyecektir. Bu nedenle oluşacak her türlü kayıp ve hasarda kurala uymayan işletmeler mesul olacaktır.”

Telefonla yapılan ilk bilgilendirmede kısıtlamanın Pazartesi, çarşamba, perşembe tam gün olacağı belirtildi. Sanayiciden gelen tepkiler üzerine Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in konuya müdahalesi sonucu kesinti günleri ardışık hale getirildi. Pazartesi, salı çarşamba tam gün olarak değiştirildi.

Alınan kararla tüm OSB’lerde aydınlatma ve ısınma amaçlı kullanılabilecek kadar enerji çekimine izin verildi. Belirlenen günlerde belirlenen rakamın üzerinde enerji çeken bölgelerin enerjisi TEİAŞ tarafından kesilecek ve cezai yaptırım uygulanacak.

Kesinti kimleri etkileyecek?

Elektrik kesintisi başta temel gıda üretimi olmak üzere otomotivden tekstile üretimde sürekliliğin sağlanması gereken demir-çeliğe kadar tüm ağır sanayi sektörlerini etkileyecek. Kesintilerin gıda fiyatlarını artıracağından endişe edilirken, yiyecek üreticileri ise 72 saat sürecek bir elektrik kesintisinin gıda güvenliği ve depolardaki ürünler için tehdit oluşturduğunu bildirdi.

Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (ORGÜDER) ve Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) kesintilerden muafiyet talep etti. Bunun üzerine BOTAŞ dün ilaç, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri işletmelerine uygulanan doğalgaz kesintisini sona erdirdi.

Gaz tüketimi en üst seviyedeydi

Gaz kesintisi söz konusuyken ülke genelinde gaz tüketimi ise kış koşulları nedeniyle 19 Ocak’ta rekor seviyeye yükseldi ve günlük 290 milyon metreküp düzeyine çıktı. Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ) sanayi tesisleri ve elektrik santralleri için gaz kesintisi uygulamaya başlamasıyla günlük tüketim 225-226 milyon metreküpe çekildi ve 60-65 milyon metreküplük bir kısıntı olduğu açıklandı. BOTAŞ heyetinin Tahran’da birebir görüşmelerle İran yönetimini gaz kesintisi kararından vazgeçirmeye çalıştığı da konuşulanlar arasında.

Neden kriz yarattı?

Türkiye’nin doğalgaz ithalatında İran; Rusya ve Azerbaycan’ın ardından üçüncü sırada yer alıyor. 2021 yılının ilk 10 ayında Türkiye’de tüketilen doğalgazın yüzde 16’sı İran’dan karşılanmıştı.

Türkiye’nin birincil enerji tüketiminde dışa bağımlılığı ise her yıl daha da artıyor. 2000’li yıllarda yüzde 67 olan enerjide dışa bağımlılık 2020 yılında yüzde 74’ü çıkmış durumda. Bu nedenle yurtdışında yaşanan bir aksaklık ülkede krize neden oluyor. Türkiye’nin bir depolama sistemi olmaması da acil durumlarda çözümsüzlüğün bir diğer gerekçesi olarak gösteriliyor.

Ayrıca enerji ithalatı için harcanan para da sürekli artıyor. TMMOB’a bağlı Makine Mühendisleri Odası’nın (MMO) “Türkiye’de Enerji’nin Görünümü” raporuna göre Covid-19 salgınında gerek talep artışının yaşanmaması gerekse petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle, enerji ham maddeleri ithalat faturası 2020’de yüzde 30 azalarak 28,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmişti.

Ancak 2021’de petrol, doğalgaz ve kömür fiyatlarındaki hızlı artış eğilimi nedeniyle yılın ilk dokuz ayında 31,5 milyar doları aşan enerji ham maddeleri ithalatı faturasının yüksek olacağı ve 40 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor.

Öte yandan 2020 yılında elektrik talebinin yüzde 43’ü ithal yüzde 57’si yerli kaynaklardan karşılandı.

Son yıllarda santrallarda büyük atıl kapasite oluştu. Kurulu güçte, 2010 ile 2020 arasında yıllık ortalama yüzde 7,2 artış oldu. En yüksek artış ise yüzde 12,2 ile 2013 yılında gerçekleşti. Bu dönemde toplam kurulu güç 1,94 kat artarken toplam üretim ise 1,45 kat arttı.

MMO’nun raporunda Türkiye’de elektrik enerjisinin kurulu gücü genellikle genç santralların oluşturduğuna vurgu yapılıyor. 2020 yıl sonu itibariyle toplam kurulu gücün yüzde 48,4’ünü 0-10 yaş arasındaki santrallar oluşturuyor. Bu denli genç bir yapıya sahip olan üretim tesislerinin, neden oldukça düşük kapasite oranlarına sahip oldukları açıklanması gereken bir konu olarak dikkat çekiliyor.

Geçmiş yıllarda enerji arzında meydana gelen aksaklık durumlarında kamunun elinde bulunan santrallar alternatif yakıt ile işletilerek üretimin devamlılığı sanılıyordu. Ancak Türkiye’de son yıllarda elektrik üretiminin neredeyse tamamı özel sektör tarafından yapılıyor. Üretiminde kamunun payı 1984 yılında yüzde 87,2’iken 2020’ye gelindiğinde yüzde 18,1’e düşmüş durumda.

Muhalefet ne dedi?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “İran ile ilgili girişimlerimiz devam ediyor” diyerek “sanayide iki grup halinde en fazla üç gün kesinti olacağını” savundu. Muhalefet cephesi ise, AKP hükümetinin doğalgaz kesintisine kararına sert tepki göstererek, asıl meselenin İran’ın tutumu değil kış ayları için planlama yapılmaması olduğuna dikkat çekti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu iktidar bu ülkeye bunu da yaşattı. Tabii daha önemli işleri var. Gece yarısı sanatçıların evine baskın yaptırmak, gazetecileri atasözü paylaştılar diye hapse attırmak, dil koparmak… Beceriksizler” diyerek tepkisini gösterdi.

Asıl sorunu “kış için doğalgaz depolaması yapılmaması” olarak vurgulayan Kılıçdaroğlu’nun verdiği bilgiye göre; 2021 Ekim ayında Türkiye’nin depolama kapasitesi yüzde 54, bugün yüzde 32 seviyesinde. 2018 Ocak ayında ise depolardaki gaz miktarı yüzde 73 iken, 2019’da yüzde 72 ve 2020’de yüzde 60 idi.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan ise TBMM’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Ülkeyi enerji krizine soktunuz. İstifa etmeyi düşünüyor musunuz? Konutlarda elektrik ve doğalgaz kesintisi yapmayacağınıza nasıl güveneceğiz” dedi.

Deva Partisi Lideri Ali Babacan da “Merkez Bankası depoları boşaltılırken enerji depolarımız da boşaltılıyormuş; bunu görmüş olduk. İran’ın doğal gaz sağlamamasıyla gerçekten doğalgaz depoları varken bu depoların tam kapasiteyle kullanılmamış olması affedilebilir bir hata değil. Şu andaki sistemin yürümediği, bu zihniyetin bu ülkeyi yönetemediğinin bir örneği daha” diye konuştu.

Paylaşın

Sedef Kabaş’ın Tutukluluğuna Yapılan İtiraz Mahkemece Reddedildi

Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan tutuklanan gazeteci Sedef Kabaş’ın tutukluluğuna yapılan itiraz Asliye Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Kararı Sedef Kabaş’ın avukatı Uğur Poyraz sosyal medya hesabından duyurdu.

Haber Merkezi / Uğur Poyraz, konuya ilişkin açıklamasında “Yargı üzerindeki ağır baskıya karşı hukuk yoluyla mücadele edeceğiz ve Sedef Kabaş’ı ‘ı özgürlüğüne kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Sedef Kabaş Tele 1’de katıldığı canlı yayında, “‘Taçlanan baş akıllanır’ diye bir söz vardır ama görüyoruz ki gerçek değil. Ya da tam tersi bir söz vardır, onu söylemeyeyim, ‘büyükbaş hayvan’ diyeyim. Büyükbaş hayvan bir saraya girdiği zaman o kral olmaz, o saray ahır olur” demişti.

Bu sözler sonrası Sedef Kabaş hakkında soruşturma da başlatılmış, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne talimat yazılarak söz konusu televizyon programının ilgili yayının incelenerek tutanak hazırlanması istenmişti. Ayrıca Kabaş’ın kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile savunmasının alınması talep edilmişti.

Gözaltına alınan gazeteci Sedef Kabaş, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürülmüş. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan tutuklanma talebiyle nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen gazeteci Sedef Kabaş tutuklanmıştı.

Tutuklama kararında Sedef Kabaş’ın tutuklanma gerekçesi de yer almıştı. Karara göre, Kabaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığını söylemesine rağmen hakimlikte aksi yönde kanaat oluştuğu belirtilmişti.

Kararda, “Müsnet eylemin televizyon programında gerçekleştirilmiş olması sebebi ve suçun nitelikli hali kapsamına girdiği ve cezada aktarım öngörüldüğü hususları birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin üzerine atılı suçu işlemiş olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu” ifadeleri yer almıştı.

Kararda Kabaş’ın “kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı nedeniyle kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek” olduğu bu nedenle adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve bu durumda tutuklamanın “ölçülü olduğu” kanaatine varıldığı belirtilmişti.

Paylaşın

Demokrasi İçin Birlik: Sol Partilerin Bir Araya Gelişi Umut Yarattı

Güncel siyasi gelişmelere dair bir basın açıklaması yayınlayan Demokrasi İçin Birlik (DİB), “Beş yılı aşkın süredir demokrasi güçlerinin birliği için mücadele eden Demokrasi için Birlik olarak, sol partilerin bir mücadele ortaklığı zemininde bir araya gelmelerini umutla karşılıyoruz” dedi.

Mevcut seçeneklerin yaşanan büyük yıkım ve derin kriz karşısında çözüm ve umut yaratamadığı bu koşullarda, halkın değişim ve dönüşüm taleplerine yanıt olacak bir demokrasi ittifakına, bir halkçı seçeneğe ihtiyaç olduğu vurgulanan DİB’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

“Öyle koşullarda yaşıyoruz ki, bir felakete doğru sürüklenmiyoruz, o felaketin an be an içindeyiz artık. “Dil koparmalar”, muhalif televizyonlara yağan cezalar, gazetecilerin tutuklanması; iktidarın ekonomiye çözüm getirmekten, halkı ikna etmekten çoktan vazgeçtiğini, yalnızca güç göstererek, tehdit ederek varlığını korumaya çalıştığını ortaya koyuyor.

Zam, zulüm ve adaletsizlik ülkeye damgasını vururken, Halkların Demokratik Partisi’nin çağrısıyla sekiz sol siyasi parti ve çevrenin (Halkevleri, Emek Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Toplumsal Özgürlük Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi) geçtiğimiz hafta bir araya gelmesi geniş toplum kesimlerinde umut yarattı.

Azımsanmayacak bir kesim, ülkenin içinde bulunduğu yıkımdan kurtulması için mevcut sistemin basitçe iyileştirilmesi ve düzeltilmesinin yeterli olmayacağını derinden hissediyor.

Temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelen halkın hayati sorunlarına yanıt olacak köklü bir dönüşüm programına ihtiyaç var. Felaketten yalnızca Tek Adam-Saray rejiminin sona ermesiyle kurtulmak mümkün değil.

Meclis’e sıkışmamış, halkın her aşamada söz ve karar sahibi olabileceği bir siyaset tarzının kitleselleşmesine, yaygınlaşmasına ihtiyaç var. Halkın demokratikleşme sürecine aktif katılacağı mecraların yaratılması elzem.

Baskı koşullarında ve iktidarın açık tehditleri altında seçimlerin yapılması bile belirsizliğe terk edilmişken, seçim güvenliğini sandık güvenliğiyle sınırlı tutmayan bir yaklaşımın kitlesel ve örgütlü olarak inşa edilmesi gerekiyor.

Mevcut seçeneklerin yaşanan büyük yıkım ve derin kriz karşısında çözüm ve umut yaratamadığı bu koşullarda, halkın değişim ve dönüşüm taleplerine yanıt olacak bir demokrasi ittifakına, bir halkçı seçeneğe ihtiyaç var.

“Sorumluluk hepimizin”

Beş yılı aşkın süredir demokrasi güçlerinin birliği için mücadele eden Demokrasi için Birlik olarak, sol partilerin bir mücadele ortaklığı zemininde bir araya gelmelerini umutla karşılıyoruz.

Rejimin sürmesi ve restore edilmesi arasında seçeneksiz bırakılan, varlığı/yokluğu sandığa indirgenen halkın dönüştürücü bir toplumsal güç olarak hem seçim öncesi, hem seçim süreci hem de seçim sonrasında varlığını ortaya koymasının yolunu açacak bu ortaklaşma ülkenin ihtiyacıdır.

Bu ortaklaşma sürecinde ortaya çıkan pürüzlerin, toplumun acil ve yakıcı ihtiyaçları karşısında demokratik güçlere düşen sorumluluğa uygun bir biçimde çözüleceğine inanıyoruz.

Ülkemizin yoksulluk, zulüm ve gericilik çıkmazından kurtulmasında umut yaratan adımların hızla ve kararlılıkla atılmasının toplumun beklentisi olduğunu hatırlatıyoruz.”

Paylaşın

Körili Brokolili Haşlanmış Balık, Malzemeleri, Hazırlanışı

Körili Brokolili Haşlanmış Balık, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1/4 fincan Hindistan cevizi kreması
  • 2 bardak su
  • 1 çay kaşığı balık sosu
  • 2 yemek kaşığı limon suyu
  • 1 küp bulyon
  • 1 yemek kaşığı köri tozu
  • 1 yemek kaşığı kıyılmış zencefil
  • 2 diş ezilmiş sarımsak
  • 1 kafa brokoli, doğranmış
  • 500 gr balık filetosu, doğranmış
  • 2 taze soğan, doğranmış
  • 1 biber, doğranmış (isteğe bağlı)

Hazırlanışı;

  • Hindistan cevizi kreması, su, balık sosu, limon suyu, bulyon, köri tozu, zencefil ve sarımsağı geniş bir tencereye koyun ve kaynatın,
  • Isıyı azaltın ve brokoli ekleyin, ardından doğranmış balık ve taze soğan ile kaplayın, tencerenin kapağını kapatın ve yaklaşık 10 dakika veya balık ve brokoli pişene kadar pişirin,
  • Kullanıyorsanız acı biberle süsleyin,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın