Davutoğlu’ndan Erdoğan’a: Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim

Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile zamlara ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösteren Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Ülke yangın yeri. Boş laflarla kaybedecek vakit yok. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile  Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefete yönelik açıklamalarına ve art arda gelen zamlara tepki gösterdi.

Davutoğlu’nun paylaşım şöyle:

“Sn. Erdoğan, ülkemiz için bir araya gelip çözüm sunmamızdan çok rahatsız olmuş. Bizi bırakın, işinizi yapın! Enflasyon TÜİK’de yüzde 50’yi, ENAG’da yüzde 120’yi geçti, akaryakıt fiyatları 20 TL’ye dayandı. Ülke yangın yeri. Boş laflarla kaybedecek vakit yok. Derdimiz Geçim, Çözüm Seçim!”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, partisinin Ankara Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısında, “1990’lı yılların siyasi istikrarsızlık, sosyal kaos, ekonomik çöküntü dönemlerine geri dönmektir. 28 Şubat ittifakı çatısı altında bir araya gelenler o masaya oturtma cesareti, harbiliği, samimiyeti bulamadıkları ortaklarıyla birlikte ülkenin ve milletin hiçbir meselesi konusunda dişe dokunur hiçbir teklif ortaya koyamıyorlar.

Çünkü bunların bir araya geliş gayesi ülkenin ve milletin sorunlarını çözmek, kalkınmamızı hızlandırmak değildir. Bunların tek derdi ülkenin ve milletin felaketi pahasına da olsa kendilerine ajanslar vasıtasıyla verilen gündemi uygulamaktır. Proje şayet ortaya bir eser koyacaksanız iyidir ve gereklidir. Siyasette proje milli iradeye saygısızlık; hatta tehdittir. Bunların tanımı bu.

Türkiye her darbenin ardından vesayet dayatmalarıyla benzer siyaset projeleriyle karşılaşmıştır. Milletimiz her seferinde bulduğu ilk fırsatta bu projeleri çöpe atmış, ülkenin yönünü kendi tarihi, değerleri, kültürüne, ihtiyaçlarına, hedeflerine uygun istikamete çevirmiştir.

İnşallah bu sefer ki proje de milletimiz tarafından sandığa gömülecektir. Gezi olayları 17-15 Aralık, çukur eylemleri ile sınırlarımıza yığılan terör örgütleriyle, 15 Temmuz’da, ekonomik tuzaklarla başaramadıklarını 28 Şubatı İttifakı projesiyle elde edemezler, edemeyecekler.” demişti.

Paylaşın

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli İstifa Etti!

Orman yangınlarında yetersiz müdahale edilmesiyle eleştirilen ve istifası istenen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “görevden affını” talep etti. Pakdemirli’nin yerine Vahit Kirişçi getirildi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevinden istifa etti. Karara göre, Vahit Kirişçi Tarım ve Orman Bakanı oldu.

Bekir Pakdemirli kimdir?

Bekir Pakdemirli 1973 yılında İzmir’de doğdu. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Başkent Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı, Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü.

Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanında serbest girişimcilik yaptı. Çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde bulundu. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında genel müdürlük görevlerini üstlendi. Uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından, yine aynı şirkette danışmanlık yaptı.

Turkcell, BİM ve AlBaraka Katılım Bankası’nda yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik hobileri vardır. İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk sahibidir.

Vahit Kirişçi kimdir?

Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre Kirişci, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisansını Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde, doktorasını İngiltere Cranfield Üniversitesi’nde tamamladı.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda teknik eleman olarak çalıştı. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak ders verdi.

1995’te doçent, 2001’de profesör oldu. 16’sı yabancı dilde olmak üzere, toplam 55 adet makale, kitap, komisyon raporu ve bildiri türünde yayın yaptı. Birçok sivil toplum kuruluşunda yönetici olarak görev üstlendi.

22. ve 23. Dönem Adana Milletvekilli olan Kirişci, 22. Dönem’de Türkiye AB Karma Parlamento Komisyonu Üyeliği ve Başkanvekilliği, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanlığı yaptı. 23. Dönem’de aynı komisyonun Başkanlığına yeniden seçildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sarayın Oligarkları, Uykularınız Kaçıyor Değil Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kuruşu kuruşuna saydım beş para etmiyorlar. Saat 21.00’de birlikte bakalım bir ibret tablosuna. Bekliyorum” notuyla bugün saat 21.00’de bir açıklama yapacağını duyurmuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 21.00’de “Sarayın oligarkları, uykularınız kaçıyor değil mi? Daha bunlar güzel günleriniz. Gözünüzün yaşına bakan namerttir!” notuyla videoyu paylaştı.

“Sevgili halkım merhaba. Biliyorum mutfaklarınız yangın yeri. Korkunç bir soygun var. Elektrik faturalarınızın mücadelesini verirken, getirdiler akaryakıt zamlarını,” diye söze başlayan Kılıçdaroğlu, “Artık belli ki gaspetmeye çalıştıkları iki lokma ekmeğiniz için dövüşeceğiz, kavga edeceğiz. Sizin nasibiniz uğruna… Etmek zorundayız. Saraylılar tatlı peşinde sizin ise tuzunuz yok” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

  • Ama sevgili halkım sizde bizde biliyoruz ki millet galip çıkacak. Saray’daki şahsa seslendim: Elektrikte KDV’yi sıfırla. Tık yok, ses yok. O zaman ben de şahsi protestoma devam edeceğim.
  • Gün aşırı yağdırdıkları akaryakıt zamları da ağır bir zulme dönüştü artık.
  • Anlatıyorlar ya… “Dünyada şöyle oldu, yok dünyada böyle oldu…” diye. Bunun asıl nedeni Türk Lirasının, yani milli paramızın değerinin pul edilmesidir. Gerisi hikaye.
  • Sevgili halkım. Bir dilim kuru ekmek kavganızı birlikte vermezsek, 5’li çeteler bizi soymaya devam edecek. Hem bu kuru ekmek paranızla da yandaş medyayı, trollerini, teşkilatlarını finanse edecekler.
  • Hatırlarsanız, “İktidar olduğumuzda kuruş ödemem demiştim” yapmak istedikleri o “Talan İstanbul” kanalına.
  • Finansal akbabaları da uyarmıştım. Çetelerini korumak için ne demişti şahsım: “Söke söke o paraları sizden alırlar” demişti.
  • Ama buradan Beşli Çeteye de bir çift lafım olsun.
  • Ey Beşli Çete, siz Putin’in oligarkları için kurduğu sistemin, Türkiye’deki kopyalarısınız. Saraydaki şahıs Putin’den ne öğrendiyse sizinle de onu uygulamak istiyor. Gitttiniz İngiltere’de mahalleler satın aldınız, villalar satın aldınız. Bankalar kurdunuz, paralarınızı oralara taşıyorsunuz, taşımaya da devam ediyorsunuz. Oralarda paranızın güvende olacağını mı düşünüyorsunuz?
  • Bakın Putin’in oligarklarına… Ne oldu? Rusya’dan kaçırdıkları paraları söke söke alıyorlar. Bütün mal varlıklarına, parayı kaçırdıkları ülkeler el koydu.
  • Barı Rus oligarklarını hedef alan özel birim kurdu. Teker teker hedef avlıyorlar. Aslında kimin parası o? Rus halkının parası sevgili halkım, Rus halkının parası.

Paylaşın

HDP’li Paylan: Ekmeğin 7 Liraya Yükselmesi Riskiyle Karşı Karşıyayız

Halkların Demokratik Partisi (HDP), ‘buğday krizi’ nedeniyle çiftçiyi ekim yapmaya teşvik için mazot ve gübre maliyetlerinin yarısının kamu bütçesinden karşılanması için Meclis’e kanun teklifi sundu. Teklif öncesi HDP’nin Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan Meclis’te bir basın toplantısı yaptı.

Kanun teklifine ve Türkiye’nin tarımsal üretimde karşı karşıya olduğu risklere ilişkin açıklamalarda bulunan Paylan, Türkiye’nin AKP’nin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle dışa bağımlı olduğunu söyledi.

Türkiye’nin şu anda buğdayda kendi kendine yetebilen bir ülke olmadığını belirten Paylan her yıl 10 milyon tondan daha fazla buğdayın ithal edildiğini aktardı. Buğday ithalatının da yüzde 90’ının şu anda savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna’dan gerçekleştirildiğine vurgu yaptı. Paylan sonrasında ise şöyle devam etti:

“Bu yıl buğday ithal edememe riski ile karşı karşıyayız. Buğday uluslararası piyasalarda, dolar bazında iki katına çıkmış durumda. Toprak Mahsulleri Ofisi 1 ton buğday ithal etmeye kalksa, geçen yıl 4-5 bin liraya ithal edilen buğday, bu yıl 10 bin liraya dahi buğdayı ithal edilemeyecek durumda.

Bu bir çuval unun 700-800 liraya yükselmesi demektir. Yani bir ekmeğin 6-7 liraya yükselmesi riskiyle karşı karşıyayız. Ülkemiz dışa bağımlı ve bu dışa bağımlılığı sona erdirmek durumundayız.”

“Çiftçi tarlasına gübre atamıyor, traktörünü süremiyor”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi eleştiren Paylan, “Ülkemizde milyonlarca hektar arazi ekilmeyi bekliyor ancak o araziler ekilemiyor. Çünkü gübre fiyatları geçtiğimiz yıla göre 3-4 kat yükseldi. Çiftçi tarlasına gübre atamadı. Gübre atmazsa buğday başak tutmuyor. Yani ekmeklik buğday oluşmuyor. Çiftçinin temel girdilerinden olan mazotun fiyatı 1 yılda yüzde 160 yükselmiş durumda. Geçen yıl 6 lira olan mazot şu anda 17 liraya hatta bu gece gelecek zamlarla 18 liraya yükselecek. Sonuç olarak, çiftçi tarlasına gübre atamıyor, traktörünü süremiyor. Bu durumdayken Tarım Bakanı ne yapıyor? Vallahi hiçbir şey yapmıyor” dedi.

“Fiyatlar 5 katına çıktı”

Paylan daha sonra “Şu durumda buğdayı yeterli miktarda ithal edemeyeceğiz, çiftçi de yeterince ekemedi ne olacak?” diye sordu. Buğday ve ekmek kriziyle karşı kaşıya olunduğunu belirten Paylan sonrasında ise şöyle devam etti:

“İktidar bu aymazlıktan derhal vazgeçmeli ama geçmiyor, gerekli tedbirleri almıyor. Meclis’in sorumluluk alması lazım. Biz bir yasa teklifi hazırladık. Çiftçinin mazot ve gübre maliyetlerinin yarısını kamu bütçesinden karşılayalım diyoruz. Bir çiftçi şu anda tarlasına gübre atamıyorsa, gübre fiyatları 2 bin liradan 9-10 bin liraya çıktıysa, bu maliyetin yarısını kamu bütçesinden karşılamamız lazım.

Binalı Yıldırım 4-5 yıl önce bunun sözünü vermişti, ama tutmadı. Biz mazot ve gübre maliyetlerinin yarısı devletten yarısı çiftçiden dedik ve kanun teklifini bugün Meclis sunduk.”

“Bu bir beka meselesidir”

Bu bir beka meselesidir. Bir varlık ve yokluk meselesi ile karşı karşıyayız. 2. Dünya Savaşı’ndan beri böylesi bir buğday krizi görmedik. Pahalılık vardı ama bir buğday krizi ile karşı karşıya kalmadık.

2. Dünya Savaşı’ndan 70 yıl sonra, AKP iktidarıyla yeni bir buğday krizi riskiyle karşı karşıyayız. İthal edemiyorsak, çiftçiye gerekli desteği verip tarlasını ekmesini, kendi kendine yeter bir ülke olmamızı sağlamalıyız.

Enflasyonu düşürmenin tek yolu, çiftçinin ekmesini biçmesini sağlamak. Bu yangını üreterek, çiftçinin ekmesini biçmesini sağlayarak söndüreceğiz. Aksi takdirde, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar devam eder ve yurttaşlarımız bir gıda krizi ile karşı karşıya kalır.”

Rusya’nın en büyük tarım ürünleri ithalatçısı Türkiye. Türkiye’nin 2021’de Rusya’dan yaptığı toplam tarım ürünleri ithalatı 4,3 milyar dolar.

Türkiye’nin en çok ithal ettiği tarım ürünüyse buğday. 2021’de 1,8 milyar dolar tutarında, 6,7 milyon ton buğday ithal etmiş durumda. Ancak Türkiye’nin buğday ithal ettiği tek ülke Rusya değil. İkinci sırada Ukrayna var.

Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye buğday ithalatının yüzde 64,6’sını Rusya’dan, yüzde 13,4’ü ise Ukrayna’dan yapıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervlerinde Büyük Gerileme

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 25 Şubat itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 2 milyar 582 milyon dolar azalışla 70 milyar 200 milyon dolara geriledi.

Haber Merkezi / Brüt döviz rezervleri, 18 Şubat’ta 72 milyar 782 milyon dolar seviyesindeydi. Söz konusu dönemde altın rezervleri, 1 milyar 715 milyon dolar artarak 41 milyar 229 milyon dolardan 42 milyar 944 milyon dolara çıktı.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 25 Şubat haftasında bir önceki haftaya kıyasla 867 milyon dolar azalarak 114 milyar 11 milyon dolardan 113 milyar 144 milyon dolara indi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 188 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 49 bin 424 yeni vaka tespit edilirken, 188 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,13 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,96 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 398 bin 242 test yapılırken, 49 bin 424 yeni vaka tespit edildi. 188 kişi hayatını kaybederken, 66 bin 873 kişi sağlığına kavuştu.

18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,13, birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 92,96 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de bugüne kadar uygulanan aşı miktarı 145 milyon 870 bin 323 doza yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 2 Mart verilerine göre, dün 407 bin 536 test yapılmıştı. Dün, 56 bin 780 vaka tespit edilirken, 189 kişi hayatını kaybetmiş ve 68 bin 268 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Benzin Ve Motorine 24 Saat İçinde İkinci Zam

EPGİS, sosyal medya hesabından, Benzinin litre fiyatına gece yarısından geçerli olmak üzere 53 kuruş, motorinin litre fiyatına ise 1 lira 33 kuruş zam geldiğini duyurdu. Dün gece de benzine 88 kuruş, motorine 1 lira 51 kuruş zam gelmişti.

Haber Merkezi / Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikasından (EPGİS) alınan bilgiye göre, Ankara’da ortalama 17.55 liradan satılan benzinin litre fiyatı 18.08 lira olacak. Benzinin litresi İstanbul’da 17.46 liradan 17.99 liraya, İzmir’de 17.58 liradan 18.11 liraya çıkacak.

Ayrıca, Ankara’da ortalama 17.68 liradan satılan motorinin litre fiyatı 19.01 lira olacak. Motorinin litresi İstanbul’da 17.60 liradan 18.93 liraya, İzmir’de 17.69 liradan 19.02 liraya çıkacak.

Dün gece de benzine 88 kuruş, motorine 1 lira 51 kuruş zam gelmişti. Petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle önümüzdeki günlerde yeni zamların gelebileceği belirtiliyor. Akaryakıt zamlarının, şubatta yüzde 54,44’e yükselen tüketici enflasyonunu daha da yukarı itmesi bekleniyor.

Akaryakıt fiyatları, Türkiye’nin de dahil olduğu Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatlarının ortalaması ile dolar kurundaki değişiklikler baz alınarak rafineriler tarafından hesaplanıyor.

Bu hesaplanma sonucunda dağıtım firmalarınca uygulanan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük değişiklikler gösterebiliyor.

Paylaşın

TTB: Yeni Kararlar, Daha Fazla Ölümün Habercisi

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve TTB Pandemi Çalışma Grubu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı yeni pandemi kararlarına ilişkin basın toplantısı yaptı.

Bugün çevrimiçi düzenlenen basın toplantısında, konuşan Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, kararların mevcut şartlarda “ağır bir yenilgi ve pes ediş anlamına geldiğini” belirtti.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dün akşam açıkladığı Kovid 19 önlemleri kapsamındaki açık alanlarda maske zorunluluğu ve HES kodu uygulaması kalktı.

İki yılda 300 bine yakın ölüm, ekonomik çöküş, korumasız bırakılan bireyin intihar yönelimi, eğitimsiz dönemler, 65 yaş üstü nüfusun korunmasız bırakılması gibi sorunları sıralayan Davutoğlu Şenol, kırılgan kesimlere ekonomik ve sosyal olarak büyük bir fatura çıkacağını kaydetti.

“Virüse serbest dolaşım hakkı”

TTB Pandemi Çalışma Grubu üyesi Güçlü Yaman Türkiye’nin yüksek ölüm sayıları ve düşük aşılama oranları ile bu kararları almasını eleştirdi. Prof. Dr. Oğuz Kılınç da kararları “virüse serbest dolaşım hakkı” olarak niteledi.

Dr. Levent Akyıldız, sağlık çalışanlarının büyük bir yük ile karşı karşıya bırakılması, kapalı alanlara dönük herhangi bir havalandırma denetimi olmaması, güçlü bir aşılama teşviki yapılmaması gibi sorunları sıraladı.

TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Meltem Günbeği ise kararların, mevcut sağlık politikalarına karşı yürütülen hak mücadelesinin önemini bir kez daha gösterdiğini vurguladı.

“Kaygıyla karşılıyoruz”

Basın açıklamasını, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı okudu:

“Sağlık Bakanı tarafından açıklanan kararları halk sağlığı bakımından kaygıyla karşılıyoruz. Bilimsel dayanaktan yoksun, salgının ülkemizde verili gerçekliği ile bağdaşmayan düzenlemeler; algı yönetimini merkeze alan tutumunun yeni bir adımıdır.

Bu adım, siyasi iradenin salgının başından bu yana halk sağlığını göz ardı eden, fakat ekonomik kaygıları önceleyen politikaların devamıdır. Geçtiğimiz ay içinde sadece resmî açıklamalara göre dahi Kovid 19’dan 7 bin 29 kişi (günlük 251 kişi) hayatını kaybetti.

Şubat ayı, ölüm sayısı açısından 24 aydır süren pandeminin en kötü beşinci ayı olurken, 2022 yılının ilk iki ayındaki ölümler 24 aylık pandemi ölümlerinin yüzde 13’üne; son altı aydaki ölümler ise yüzde 40’ına karşılık gelmektedir.

Aşılama sayıları düştü

Aynı şekilde, günlük aşılama sayılarında sürecin en düşük günlük aşılama sayılarını görüyoruz, aşılamayı teşvik için gerekli çabalardan ve kararlılıktan yoksun bir salgın yönetimi görev başındadır.

Tamamlanmış aşı oranımız halen toplumsal bağışıklık için gereken düzeyden çok uzakta; bilimsel veriler ise maske, mesafe ve havalandırmanın hâlâ kritik önem taşıdığını göstermektedir. Havalandırma konusunda yapılan açıklamada ise “iyi havalandırılan ortamlar”ın hangi yolla denetlenebileceği açık değildir.

Daha önce yapılmamış denetimlerin nasıl sağlanabileceğine, belirlenebileceğine dair düzenleme; kontrol ve farkındalık konusunda somut herhangi bir adım atılmamışken sadece yurttaşın bunu nasıl belirleyebileceği de yanıtlanması gereken sorulardır.

Maske, mesafe, havalandırma ve aşı uyarısı

Tüm yurttaşlarımızı salgının yeterli kontrolünün sağlanmamış olduğu bilgisiyle uyararak gerek kendileri ve sevdikleri gerek toplumsal bakımdan aşılarını tamamlamaya; maske, mesafe, havalandırma önlemlerinin kritik önemini koruduğu konusunda duyarlı, özenli ve dikkatli olmaya; bilime uygun adımlar atılması için taleplerini yükseltmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

Danıştay: İstanbul Sözleşmesi’den Çekilmek Hukuka Aykırı

Danıştay Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davada mütalaasını Danıştay 10. Daire’ye verdi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirten Başsavcılık, sözleşmeden ancak TBMM’de kabul edilecek yeni bir yasayla çıkılabileceğini kaydetti. Danıştay Başsavcılığı, “Kanun hükmünde sayılan ve usulüne göre yürürlüğe girmiş temel hak ve özgürlüklerle ilgili İstanbul Sözleşmesi korunmalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 19 Mart 2021 tarihinde imzaladığı ve 20 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmişti.

Devlete, kadınları her türlü şiddetten koruma görevi veren İstanbul Sözleşmesi’nin fesedilmesi kararına karşı birçok dava açılmıştı. Ancak Danıştay 10. Dairesi, bu davaları reddetmiş, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK) da bu kararı onamıştı. Danıştay İDDK, 5 üyenin muhalefetine karşılık 8 oyla aldığı kararda Anayasa’ya göre yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nda olduğu, milletlerarası antlaşmaları sona erdirilmesinin de yürütme yetkisine ilişkin olduğunu savunmuştu.

Ancak süreç içerisinde İstanbul Sözleşmesi’nin iptali kararına karşı Danıştay’a birçok yeni başvuru yapıldı. Bu davalardan birini de Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptı. Danıştay 10. Daire, davaya ilişkin Danıştay Başsavcılığı’ndan görüş talep etti. Danıştay Savcısı Aytaç Kurt tarafından hazırlanan mütalaa, daireye sunuldu.

“İstanbul Sözleşmesi korunmalı”

Mütalaada, İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’de 24 Kasım 2011 tarihinde kabul edilen kanunla onaylanıp bağlayıcı hale geldiği anımsatılarak “Anayasanın 90. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; kanun hükmünde sayılan ve usulüne göre yürürlüğe girmiş temel hak ve özgürlüklerle ilgili İstanbul Sözleşmesi korunmalıdır” denildi. Uluslararası sözleşmenin TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlı olduğu ve hangisinin bağlı olmadığının, Anayasa’nın 90. maddesinin ilk dört maddesinde sayıldığı belirtilen mütalaada, şu değerlendirme yapıldı:

“TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlı olan sözleşme, onay kanunu olmadan yürürlüğe giremez ve ‘kanun hükmünde’ sayılmaz. Sözleşmelerin yürürlüğe girmesinde benimsenen bu yöntem, ‘usulde paralelik’ ilkesi gereğince kaldırılmasında da aynı şekilde uygulanır. TBMM’nin onayına bağlı bir uluslararası sözleşmenin kaldırılması da yine TBMM’nin tasarrufu ile mümkün olabilir.”

“Yetkide ve usülde paralellik ilkesine aykırı”

Mütalaada, Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek görüşünün gerekçesini de “Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilen sözleşmenin onaylanmasına ilişkin 6251 sayılı Kanun’un TBMM tarafından yürürlükten kaldırılmamış olması veya dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı alınmadan önce sözleşmenin sona erdirilmesinin uygun bulunduğuna ilişkin yeni bir kanun çıkarılmamış olması nedeniyle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında yetkide ve usulde paralellik ilkesi uyarınca hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu edilen düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir” şeklinde açıkladı.

Paylaşın

Millet İttifakı’nı ‘Siyasi Komisyon’ Şekillendirecek

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hedefiyle geçen yıl Ekim ayından bu yana üzerinde çalıştıkları ortak metin üzerinde uzlaşan ve bu metni 28 Şubat’ta düzenlenen törenle kamuoyuna ilan eden 6 muhalefet partisi, ittifak çalışmalarına hız verdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi hedefiyle aynı çatı altında bir araya gelen 6 muhalefet partisinden DEVA ve Gelecek partilerinin Millet İttifakı’na katılıp katılmayacağına ilişkin tartışmalar sürerken bu konuda önemli bir hazırlığın da başladığı öğrenildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Muhalefet partilerinin yetkililerinden edinilen bilgiye göre bu doğrultuda birden fazla komisyon kurulması yönünde karar alındı ve hazırlıklara başlandı. Kurulması kararlaştırılan ve öncelik verilecek olan komisyonlar arasında Siyasi Komisyon, Seçim İşleri Komisyonu ve Ekonomi Komisyonu bulunuyor.

İttifakın ilke ve esaslarını belirleyecek

Siyasi Komisyon’un çalışma alanı, genişlemesi hedeflenen ittifakın ilke ve esaslarının belirlenmesi üzerine olacak. Gelecek ve DEVA partilerinin, bu yöndeki talepleri kamuoyuna yansımış, ortak metin hazırlanma sürecinde de bir süre kriz yaşandığı iddiaları gündeme gelmişti. Krizin aşılmasının ardından da ortak metinde uzlaşılmış ve kamuoyuna ilan edilmişti. Hazırlıkları devam eden Siyasi Komisyon’da partilerin siyasi işlerle ilgili genel başkan yardımcılarının görev alması bekleniyor. Bu arada komisyon, ittifakın ilke ve esasları üzerinde çalışırken ittifak kararı için bir yandan da AKP’nin TBMM’ye getirmeyi hedeflediği Seçim Yasası beklenecek.

Ekonomi ve Seçim Güvenliği Komisyonları

6 partinin ortak çalışma kararı aldığı komisyonlardan birisi de Ekonomi Komisyonu olacak. Partilerin ekonomi kurmaylarının görevlendirileceği komisyon, ittifakın ekonomiye ilişkin yol haritasını şekillendirecek olan ilkeler üzerinde çalışacak. Seçim Güvenliği Komisyonu da, olası bir seçim ittifakında sandık güvenliği, örgütler arasındaki iş birliği konuları üzerine çalışma yürütecek. Öte yandan genel başkanların 6’lı buluşması da ayda bir kez olmak üzere devam edecek. Önümüzdeki günlerde DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek buluşmalar, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğindeki toplantıyla sürecek.

CHP-HDP arasında Semra Güzel çatlağı

Öte yandan Millet İttifakı’na yönelik “HDP’nin yok sayıldığı” eleştirileri sürerken, bu konuda bir çatlak da HDP’li milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına yönelik oylamada yaşandı. TBMM Genel Kurulu’ndaki oylama sırasında söz alan HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, AKP, MHP, İYİ Parti ile birlikte CHP’nin de grup kararı almış olmasını eleştirdi. Yapılan oylamada ise 111 CHP’li milletvekili oylamaya katılmazken 24 CHP’li milletvekili “Evet” oyu verdi. CHP’nin bu konudaki grup kararı, bir süredir Millet İttifakı’nın ortak adayı konusunda “Yerel seçimlerdeki gibi kayıtsız şartsız destek olmayacak” yönünde açıklamalar yapan HDP’de tepkiyle karşılandı.

“CHP, 2016’da da “Evet” demişti”

HDP’li üst düzey bir yetkili, CHP’nin 2016 yılında da Meclis’te dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği oylamasında “Evet” oyu verdiğini hatırlattı. Bir yandan demokrasi platformunu genişletmek için hazırlıklarına devam ettiklerini belirten yetkili, “Bir yandan da açıkladığımız tutum belgemizdeki ilkelere uyan bir aday olursa Cumhurbaşkanlığı seçiminde destekleyeceğimizi söylüyoruz. Fakat, CHP’nin bu tavrı, bu ilkelerden uzaklaşıldığını ortaya koyuyor” ifadesini kullandı.

Paylaşın