19 Bin 800 Mahkuma Tahliye Yolda!

“Kurban Bayramı” öncesinde yasalaşması planlanan yeni infaz düzenlemesiyle, yaklaşık 19 bin 800 hükümlünün denetimli serbestlikle tahliye edilmesi hedefleniyor.

İnfaz paketi düzenlemesi AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunuldu.

Kurban Bayramı öncesinde kanunlaştırılması beklenen teklife dair AK Parti ile DEM Parti görüşmesinin ardından belli maddelerin dışında “Değişiklikler sonbahara bırakıldı” açıklaması yapılmıştı. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, “Gelecek teklifte sadece hasta tutuklular olacak. Kamuoyunun beklediği bazı infaz yasası değişiklikleri maalesef olmadı. İktidar, etki analizi yapılmadığını ve bu nedenle değişikliklerin sonbahara bırakıldığını söyledi” demişti.

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Grup Başkanlığı fuaye alanında kanun teklifine dair basın toplantısı düzenledi. “10 farklı kanunda değişiklik veya düzenleme içeren yürürlük ve yürütme maddeleriyle birlikte toplamda 30 maddeden oluşan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Teklifimiz ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklifimizi şu anda Meclis Başkanlığımıza arz etmiş bulunuyoruz” dedi.

Teklifin Adalet Komisyonu Başkanlığına havale edileceğini aktaran Güler, “Komisyon çalışmalarının planlaması, biraz sonra milletvekillerimiz tarafından, Adalet Komisyonu Başkanımız tarafından gerçekleştirilecek” bilgisini paylaştı.

Güler, teklifin hazırlığında Samsun Milletvekil Orhan Kırcalı, Uşak Milletvekili Fahrettin Tuğrul ve Kastamonu Milletvekili Halil Uluğay’in “ciddi mesaileri” bulunduğunu belirtti. “Bugün itibarıyla 10. Yargı Paketi’ni sunmuş bulunuyoruz” diyen Güler, “Önümüzdeki günlerde de inşallah farklı paketleri yine sizlerle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Güler, “Bu kanun teklifiyle doğrudan insan hayatına dokunan düzenlemelerin yanında suç ve ceza adaletinin sağlanmasıyla beraber özellikle mahkum ıslahı noktasında iyi hal durumunun güçlendirilmesi ve mahkumun cezaevi koşulları içerisindeki disiplin kurallarına, oradaki mesleki eğitimlere uyumu ve koşullu salıverilme hükümleri kapsamı içerisinde idari ve gözlem kurulları kapsamındaki olumlu süreci desteklemek istiyoruz” diye konuştu.

Basınla paylaşılan bilgi notuna göre paketteki 30 madde şöyle:

Madde 1: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ek 1. maddesinde değişiklik yapılarak, istinaf ve temyiz sınırlarında esas alınacak tarih, hüküm tarihi yerine davanın açıldığı veya şikayet başvurusunun yapıldığı tarih olarak düzenlenmektedir. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin iptali doğrultusunda yapılmaktadır.

Madde 2: 1512 Sayılı Noterlik Kanunu’nun 125. maddesi, disiplin cezalarının belirlenmesinde ölçülülük ve hukuki güvence ilkelerine uyum sağlanması amacıyla yeniden düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptali doğrultusunda hazırlanan yeni metinle, eylem-ceza ilişkisi netleştirilmektedir.

Madde 3: Noterlik Kanunu’nun 126. maddesi yeniden yazılarak disiplinsizlik halleri ve bunlara karşı uygulanacak disiplin cezaları açıkça belirlenmiştir. Cezalar; uyarma, kınama, para cezası, geçici görevden uzaklaştırma ve meslekten çıkarma şeklinde sistematik olarak tanımlanmıştır. Bu madde de Anayasa Mahkemesi’nin iptali doğrultusunda düzenlenmektedir.

Madde 4: Noterlik Kanunu’nun 127. maddesi tamamen yenilenerek, bir üst veya alt derece disiplin cezası verilmesi şartları ve zamanaşımı süreleri belirlenmektedir. Aynı nitelikteki tekrar fiillerde daha ağır, olumlu sicil hâllerinde daha hafif ceza verilmesi öngörülmektedir.

Madde 5: Noterlik Kanunu’nun 157. maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır. Disiplin hükümlerinin 125 ve 126. maddelerde yeniden düzenlenmiş olması nedeniyle bu maddenin uygulanabilirliği kalmamıştır.

Madde 6: Noterlik Kanunu’nun 159. maddesinde yer alan “(B) bendi” ifadesi, yeni sistemle uyumlu olarak “ikinci fıkrasının (l) bendi” şeklinde değiştirilmiştir.

Madde 7: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda değişiklik yapılarak, istinaf ve temyiz sınırlarının belirlenmesinde karar tarihi yerine dava tarihinin esas alınması öngörülmektedir. Bu düzenleme de Anayasa Mahkemesi’nin iptali doğrultusunda yapılmaktadır.

Madde 8: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesinde, suça teşebbüs halinde verilecek süreli hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır. Ağırlaştırılmış müebbet yerine 14–21 yıl, müebbet yerine 10–18 yıl hapis cezası getirilmektedir. Bu düzenleme, diğer maddelerdeki ceza artışlarıyla orantılıdır.

Madde 9: Kasten yaralama suçunun temel cezası 1 yıl 6 aydan başlamak üzere artırılmaktadır. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek fiillerde ve kadına karşı işlenmesi halinde alt sınır yükseltilmektedir.

Madde 10: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında ceza sınırları yükseltilmekte; mağdurun zarar görme derecesine göre alt sınırlar 4–6 yıl, ölüm halinde 10–14 yıl veya 14–18 yıl olarak yeniden düzenlenmektedir.

Madde 11: Tehdit suçunun cezaları caydırıcılığın güçlendirilmesi amacıyla artırılmaktadır. Malvarlığına yönelik tehditlerde hapis cezasının alt sınırı bir aydan iki aya çıkarılmakta, nitelikli tehdit hallerinde (silahla, örgüt gücüyle vb.) cezanın üst sınırı 7 yıla çıkarılmaktadır.

Madde 12: Genel güvenliği kasten tehlikeye sokan fiillere yönelik cezaların artırılması öngörülmekte olup bu kapsamda kamu düzenine yönelik tehdit oluşturan eylemlerle daha etkin mücadele etmek üzere ses ve gaz fişeği atabilenler dahil (kurusıkı tabanca) edilerek ayrıca toplu bulunulan yerlerde bu fiilin gerçekleştirilmesi halinde ceza ağırlaştırılacak şekilde düzenlenmiştir.

Madde 13: 5237 sayılı Kanunun 179. maddesinde yapılan değişiklikle, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun cezası artırılmaktadır. Özellikle alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullananlara yönelik cezalar ağırlaştırılmış, caydırıcılığın artırılması hedeflenmiştir.

Madde 14: 5237 sayılı Kanunun 223. maddesinde yapılan değişiklikle, yol kesme ve ulaşım araçlarının hareketini engelleme fiilleri daha etkin şekilde cezalandırılacaktır. Cebir ve tehdit suçun unsuru olmaktan çıkarılarak, hukuka aykırı her türlü yol kesme, araç durdurma, kaçırma veya alıkoyma eylemleri bu madde kapsamında suç sayılacaktır. Suç işlenirken başka bir suç da işlenirse, faile her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilecektir.

Madde 15: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde yapılan değişiklikle, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun toplu alanlarda işlenmesi hâli seri muhakeme usulü kapsamı dışına çıkarılarak bu nitelikli fiillere daha ciddi ve caydırıcı şekilde müdahale edilmesi lanmaktadır.

Madde 16: 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanununun 11. maddesinde yapılan değişiklikle, çocuk hükümlülerin cezalarının önce çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında infazına başlanması, ardından çocuk eğitimevlerine gönderilmeleri öngörülerek infaz sürecinde çocuklara uygun bir geçiş süreci sağlanmaktadır.

Madde 17: 5275 sayılı Kanunun 15. maddesinde yapılan düzenlemeyle, çocuk hükümlülerin cezalarına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması ve iyi hâl değerlendirmesi sonucuna göre çocuk eğitimevine geçişleri sağlanmaktadır.

Kasıtlı suçlarda 3 yıl, taksirli suçlarda 5 yıl veya daha az ceza alan çocuklar doğrudan eğitimevlerinde kalabilecektir. Uygun şartları taşıyan bazı çocuk tutuklular da eğitimevlerinde barındırılabilecek, ancak güvenlik riski taşıyanlar hariç tutulacaktır.

Madde 18: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesinde yapılan değişiklikle, denetimli serbestlikten yararlanmak isteyen hükümlülerin, koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmesi zorunlu hale getirilmiş ve bu sürenin beş günden az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeyle, hükümlülerin cezaevinde belirli bir süre kalması sağlanarak cezanın caydırıcılığı ve infazın etkinliği artırılmak istenmektedir.

Madde 19: 5275 sayılı Kanunun 108. maddesinde yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilme imkânı tanınmaktadır. Süreli hapis cezaları için koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanacaktır. Hükümlünün salıverilmeden yararlanabilmesi, 89. maddeye göre yapılacak iyi hâl değerlendirmesine bağlıdır. Bu değerlendirmede; hükümlünün kurallara uyumu, yükümlülüklerini yerine getirme düzeyi, eğitim ve iyileştirme programlarına katılımı ile sosyal davranışları dikkate alınacaktır.

Madde 20: 5275 sayılı Kanunun 110. maddesinde yapılan değişiklikle, geceleyin ve hafta sonu infaz sınırı kasten işlenen suçlarda 3 yıl, taksirli suçlarda 5 yıl olarak belirlenmiştir. Hafta sonu infazı, cezaevinin uygun görmesi halinde hafta içi de uygulanabilecektir. Ayrıca, konutta infazın kapsamı genişletilmiş ve özel infaz usulüne tabi hükümlülerin denetimli serbestlikten yararlanmasına imkân tanınmıştır. Düzenleme özellikle kadınlar ve çocuklar lehine geliştirilmiştir.

Madde 21: 5275 sayılı Kanunun geçici 10. maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişiklikle, ikinci defa tekerrür hükümleri uygulanan hükümlülere koşullu salıverilme imkânı tanıyan 108. madde değişikliğine uyum sağlanmaktadır.

Madde 22: 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici maddeyle, 105/A maddesinde yapılan değişikliğin, yani denetimli serbestlikten yararlanmak için cezaevinde en az onda bir süre kalma şartının, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlara uygulanmayacağı düzenlenmektedir.

Madde 23: 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununun 2. maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda “içeriğin çıkarılması” tanımı güncellenmiş ve artık içeriklerin internet ortamından çıkarılması şeklinde tanımlanması öngörülmüştür.

Ayrıca, “uyarı yöntemi” tanımı netleştirilerek, ihlalin ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda BTK veya ilgili kişilerce doğrudan içerik veya yer sağlayıcıya bildirim yapılabileceği düzenlenmiştir.

Madde 24: 5651 sayılı Kanunun 8. maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda “içeriğin çıkarılması” kavramı yeniden tanımlanarak, içeriklerin internet ortamından çıkarılması şeklinde düzenlenmiştir.

Ayrıca, iptal kararındaki ilgili gerekçeler dikkate alınarak maddenin dördüncü, dokuzuncu ve on birinci fıkralarında da değişiklik yapılmaktadır.

Madde 25: 5651 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 9. maddesi, iptal Kararı doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. Kişilik haklarının ihlali iddiasıyla sulh ceza hâkimliğine başvuru imkânı tanınmakta; ihlalin ilk bakışta anlaşılması hâlinde 24 saat içinde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verilebileceği kabul edilmektedir. Kararlara itiraz yolu açık tutulmakta, hâkim veya merciin tarafları dinlemesi mümkün kılınmaktadır.

Madde 26: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27. maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına uyum sağlanmaktadır. Düzenlemeyle, iş sözleşmesinde hukuk seçimi yapılmış olsa dahi, hâkimin takdiriyle sözleşmeyle daha sıkı ilişkili olan hukukun uygulanabilmesine imkân tanınmaktadır. Ancak çalışma süresi, tatil, izin gibi işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hususlarda işin yapıldığı yer hukuku geçerli olacaktır.

Madde 27: 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanununun 28. maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay ve Danıştay’dan Kurul üyeliğine seçilenlerin, yüksek mahkemeye döndüklerinde Kurulda geçirdikleri sürenin görev süresinden sayılmaması düzenlenmektedir. Ayrıca, görev süresi sona eren Kurul üyelerinden adli yargıdan gelenlerin Yargıtay’a, idari yargıdan gelenlerin ise Danıştay’a boş kadro şartı aranmaksızın atanması ve boş kadro yoksa ilk boşalan kadroya öncelikli olarak yerleştirilmeleri hükme bağlanmaktadır. Amaç, Kurul üyeliği görevinin önemine uygun bir statü güvenliği sağlamaktır.

Madde 28: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. Yapılan değişiklikle, istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuru ile temyiz incelemesinde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırların belirlenmesinde, hükmün verildiği tarih yerine davanın açıldığı tarih esas alınacaktır. Islahla miktar artırımı durumlarında da açılış tarihi dikkate alınacaktır.

Madde 29: Yürürlük maddesidir.

Madde 30: Yürütme maddesidir.

Paylaşın

Zirai Donun Maliyeti 21 Milyar Lira

TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü, “Zirai don nedeniyle 21 milyar liralık bir hasar olduğunu gördük. Bunun içinde şubat ve mart ayındaki zirai donlar da var” dedi ve ekledi:

“Bunların 1,11 milyarını ödedik, 20 milyar liralık süreç de devam ediyor. Hasar tespitlerinin kesimlerini bitirmeye bağlı olarak da ödemeye devam edeceğiz. En çok etkilenen ürünlere baktığımız zaman üzümü görüyoruz. Bu rakamlar kesin rakamlar değil. Kesin rakamlar hasar tespiti kesinleştiği zaman ortaya çıkacak.”

Nisan ayındaki zirai donun sonuçlarının araştırılması, üreticilerin uğradığı zararın tespiti ve yaşanabilecek benzer olayların etkilerinin en aza indirilmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, dün (28 Mayıs) toplandı.

Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Kamil Özdemir ile TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü ile Ziraat Odaları Birliği Teknik Hizmetler Kurulu Başkanvekili Mevlüt Gümüş milletvekillerine sunum yaptı.

Korkmaz, komisyonun bu hafta sonu Malatya, Adıyaman, Maraş, Adana, Mersin, Niğde ve Kayseri’de saha incelemeleri yapacağını söyledi. Saha inceleme ziyaretlerinin ardından gözlemlere dayalı bir ön rapor hazırlayacaklarını belirtti.

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Kamil Özdemir, zirai donun ardından bakanlığın ve TARSİM ekiplerinin hasar tespit çalışmalarıyla ilgili bir takvim oluşturduğunu dile getirerek, takvimin sorunsuz işlediğini söyledi. Özdemir, ilçe müdürlüklerinin parsel bazındaki çalışmalarını da bu ay sonuna kadar tamamlayacağını ifade etti.

Özdemir, ağaçlarda verim kayıplarının yaşanmaması için de uzman ekiplerin sahada olduğunu, üreticiyi bilgilendirme çalışması yaptığını söyledi. İl ve ilçe müdürlüklerinden gelen hasar tespit neticelerine göre üreticilerin zararının tazmini noktasında da çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.

TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Bekir Engürülü, zirai dondan etkilenen illere giderek hasarla ilgili raporlamayı yaptıklarını, kendilerine gelen 108 bin ihbarın ön tespitlerini bitirdiklerini bildirdi.

Bianet’in aktardığına göre; Engürülü, şöyle devam etti: “Zirai don nedeniyle 21 milyar liralık bir hasar olduğunu gördük. Bunun içinde şubat ve mart ayındaki zirai donlar da var. Bunların 1,11 milyarını ödedik, 20 milyar liralık süreç de devam ediyor. Hasar tespitlerinin kesimlerini bitirmeye bağlı olarak da ödemeye devam edeceğiz. En çok etkilenen ürünlere baktığımız zaman üzümü görüyoruz. Bu rakamlar kesin rakamlar değil. Kesin rakamlar hasar tespiti kesinleştiği zaman ortaya çıkacak.

Üzümde 11 milyar lira, kayısıda 3 milyar lira, fındıkta 2,7 milyar lira, elmada 2,1 milyar lira, nektarinde 913 milyon lira, şeftalide 552 milyon lira gibi bir hasar var. İllerimiz içinde de ön tespitlere göre Manisa’dan başlamak üzere Malatya, Ordu, Giresun, Mersin, Konya, Niğde, Karaman, Düzce, Kayseri, Adana şeklinde hasarlardaki ödeyeceğimiz miktarlarda bu rakamları söyleyebiliyoruz.”

TARSİM zirai don prim fiyatının yüksek olduğu yönünde eleştiriler olduğunu belirten Engürülü, zirai don prim fiyatının yüksek olmadığını söyledi. Kayısıda yapılan her 100 poliçeden 81’ine her yıl hasar ödediklerini dile getiren Engürülü, “Üreticimiz hasar görme olasılığı en yüksek olan yerleri sigorta yaptırıyor. En yüksek hasar olma olasılığına bağlı ödeme de yaptığımız zaman sigortacılığın temel mantığında hasar prim dengesi yükseliyor. Hasar prim dengesinin yükselmesine bağlı olarak da prim fiyatının yükselmesi söz konusu oluyor.” dedi.

Çiftçinin nerede zarar olacağını bildiğini belirten Engürülü, üreticinin sadece o yerler için sigorta yaptırdığını ifade etti. Engürülü, bunun TARSİM’in en büyük handikabı olduğunu söyledi.

Ziraat Odaları Birliği Teknik Hizmetler Kurulu Başkanvekili Mevlüt Gümüş de Karadeniz’de fındık alanlarında, rakımın 400 metre ve üzerinde olduğu yerlerde çok büyük zarar meydana geldiğini söyledi. Kayısıda da zirai don zararının boyutunun büyük olduğunu dile getiren Gümüş, Çukurova’nın da zirai dondan nasibini aldığını belirtti.

Paylaşın

Netanyahu, Hamas Lideri Muhammed Sinvar’ın Öldürüldüğünü Duyurdu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ekim ayında öldürülen Yahya Sinvar’ın kardeşi olan ve Hamas’ın Gazze’deki en kıdemli ismi Muhammed Sinvar’ın öldürüldüğünü duyurdu.

Haber Merkezi / Netanyahu, Çarşamba günü parlamentoda yaptığı konuşmada “Bölgelerimizden teröristleri temizledik, on binlercesini imha ettik, (…) Muhammed Sinvar’ı etkisiz hale getirdik” açıklamasını yaptı.

Muhammed Sinvar, İsrail medyasında yer alan haberlere göre 13 Mayıs’ta Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’a düzenlenen hava saldırılarında vuruldu. İsrail ordusu, çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, Avrupa Hastanesi’nin altında bulunan Hamas’a ait bir yeraltı komuta ve kontrol merkezini hedef aldığını öne sürmüştü.

İsrail’in 18 Mart’ta ateşkesi bozmasının ardından yeniden yoğunlaşan saldırılarda şu ana kadar en az 3 bin 929 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı 54 bin 84’e, yaralı sayısı ise 123 bin 308’e ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas’ın öldürülen liderleri

İsrail, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgaline karşı ilk Filistin ayaklanmasının yaşandığı 1987’den bu yana Hamas’ın liderlerine ve kilit isimlerine suikastlar ile öldürmeye çalışıyor.

Örgütün siyasi kanadının lideri İsmail Haniye 31 Temmuz 2024’te Tahran’da kaldığı konut güdümlü füzeyle vurulmasıyla öldürüldü. Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanının yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu.

İsrail, Haniye’nin öldürülmesiyle ilgili resmi bir üstlenme açıklaması yapmadı. Ancak ülkenin bu konularda genellikle açıklama yapmadığı da biliniyor.

İsmail Haniye: Örgütün siyasi kanadının lideri İsmail Haniye 31 Temmuz 2024’te Tahran’da kaldığı konut güdümlü füzeyle vurulmasıyla öldürüldü. Haniye, İran’ın yeni cumhurbaşkanının yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu.

İsrail, Haniye’nin öldürülmesiyle ilgili resmi bir üstlenme açıklaması yapmadı. Ancak ülkenin bu konularda genellikle açıklama yapmadığı da biliniyor.

Yahya Ayyaş: Filistinli intihar eylemcilerinin arkasındaki “Mühendis” lakaplı Yahya Ayyaş, 5 Ocak 1996’da, o zamanlar Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yönetimindeki Gazze’de öldürüldü.

Ayaş’ın cep telefonu elinde patlamış, Filistinliler sorumluluğu üstlenmeyi reddeden İsrail’i suçladı. Hamas, Şubat ve Mart aylarında dokuz gün boyunca üç İsrail kentinde 59 kişinin ölümüne yol açan dört intihar saldırısıyla misilleme yaptı.

Halid Meşal: Hamas’ın kurucularından ve eski siyasi lideri olan Halid Meşal, 1997’de Ürdün’ün başkenti Amman’daki ofisine yakın bir sokakta İsrail ajanlarının başarısız bir suikast girişimine uğradı.

Meşal’e yolda yürüdüğü sırada şırınga ile zehir enjekte edildi. Ürdün yetkilileri suikast girişimini ortaya çıkardı ve iki Mossad ajanını tutukladı.

Dönemin Ürdün Kralı Hüseyin, o dönem de İsrail Başbakanı olan Binyamin Netanyahu’dan, Meşal’e enjekte edilen maddenin panzehrini istedi. Aksi halde zanlıları asma ve Ürdün’ün İsrail’le olan barış anlaşmasını feshetme tehdidinde bulundu.

Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın baskısı sonrası, Netanyahu ilk etapta reddettiği bu isteği yerine getirdi. Ayrıca Hamas lideri Şeyh Ahmed Yasin’i serbest bırakmayı kabul etti. Ancak yedi yıl sonra Yasin Gazze’de öldürüldü.

Şeyh Ahmed Yasin: İsrail, Hamas’ın kurucuları arasında yer alan ve dini lideri olan Şeyh Ahmed Yasin’i 22 Mart 2004 tarihinde Gazze’de bir camiden çıkarken helikopterden atılan bir füzeyle öldürdü.

Binlerce Filistinli Gazze’de intikam sloganları atarak yürüdü. Hamas yetkilileriyse, İsrail’in bu suikastle, ‘cehennemin kapılarını açtığını’ söyledi.

Filistin’de ve diğer Müslüman ülkelerde geniş çaplı protestolara ve kınamalara yol açtı, İsrail-Filistin çatışmasında önemli bir tırmanışa işaret etti.

Abdülaziz El Rantisi: İsrail helikopterinin 17 Nisan 2004 tarihinde Gazze’de bir araca düzenlediği füze saldırısında Hamas lideri Abdülaziz El Rantisi ve iki koruması öldürüldü.

Hamas liderliği saklanmaya başladı ve Rantisi’nin halefinin kimliği gizli tutuldu. Suikast, Şeyh Ahmed Yasin’in öldürülmesinin ardından Gazze’de Hamas liderliğini devralmasından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

Adnan El Gul: Hamas’ın bombalama uzmanı olarak görülen Adnan El Gul 21 Ekim 2004’te Gazze’de bir İsrail hava saldırısında öldürüldü.

Gul, Hamas’ın askeri kanadında iki numaraydı ve sık sık İsrail kasabalarına atılan “Kassam” roketinin babası olarak biliniyordu. Adnan El Gul, Hamas’ın İzzeddin el-Kassam Tugayları olarak bilinen askeri kanadının lideri Muhammed Deyif’in yardımcısıydı.

Nizar Rayan: Hamas’ın en sert siyasi liderlerinden biri olarak kabul edilen din adamı, İsrail içinde yeni intihar saldırıları düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu. Dört eşinden ikisi ve yedi çocuğuyla 1 Ocak 2009’da Cebaliye mülteci kampındaki bombalamada öldürüldü.

15 Ocak 2009’da da Gazze Şeridi’nde Hamas’ın İçişleri Bakanı Said Seyyam bir İsrail hava saldırısında öldürüldü. eyyam 13.000 Hamas polisinden ve güvenlik görevlilerinden sorumluydu.

Salih Aruri: Beyrut’un güney banliyölerinden Dahiye’de 2 Ocak 2024’te İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda Hamas’ın siyasi kanadının üst yönetimindeki Salih el Aruri öldürüldü. Aruri aynı zamanda Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları’nın da kurucusuydu.

Yahya Sinvar: 17 Ekim 2024’te öldürülen Yahya Sinvar, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin Temmuz ayında Tahran ziyareti sırasında öldürülmesinin ardından İslamcı hareketin genel lideri olarak seçilmişti.

Sinvar 1980’lerde kuruluşundaki kısa bir süre sonra Hamas’a üye oldu ve grubun tarihi Filistin topraklarında bir İslam devleti kurmayı amaçlayan ve İsrail’in varlığına karşı çıkan radikal İslamcı ideolojisini benimsedi.

Bu ideoloji İsrail’i sadece siyasi bir rakip olarak değil, Müslüman topraklarında işgalci bir güç olarak görüyor. İslami hareketler üzerine çalışan uzmanlar, bu açıdan bakıldığında, zorlukların ve acıların Sinvar ve destekçileri tarafından genellikle daha geniş bir İslami fedakarlık inancının parçası olarak yorumlandığını söylüyor.

Paylaşın

Karın Migreni: Karmaşık Bir Durumu Anlamak

Karın migreni, özellikle çocukları etkileyen, ancak yetişkinlerde de görülebil bir migren türüdür. Karın migreni, tekrarlayan karın ağrısı ataklarıyla karakterizedir, sıklıkla bulantı ve kusma da eşlik eder.

Haber Merkezi / Diğer migren türleri kadar yaygın olarak bilinmese de, karın migrenini anlamak, etkili yönetim ve tedavi için çok önemlidir.

Karın migreni nedir?

Karın migreni, genellikle göbek çevresinde yerleşen şiddetli karın ağrısıyla kendini gösteren tekrarlayan bir rahatsızlıktır. Ağrı bir saatten birkaç güne kadar sürebilir ve sıklıkla mide bulantısı, kusma, iştahsızlık gibi belirtilerle birlikte görülür. Karın migrenleri, tipik migrenlerden farklı olarak genellikle baş ağrısı semptomlarını içermez ve bu da teşhisini zorlaştırır. Bu durum en sık çocuklarda, özellikle ailesinde migren öyküsü olanlarda görülür, ancak yetişkinleri de etkileyebilir.

Nedenleri:

Bulaşıcı/çevresel nedenler: Karın migreninin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bazı enfeksiyon etkenleri ve çevresel faktörler rol oynayabilir. Viral gastroenterit gibi gastrointestinal enfeksiyonlar, duyarlı bireylerde karın migreni ataklarını tetikleyebilir. Ayrıca hava değişiklikleri veya güçlü kokulara maruz kalma gibi çevresel faktörler de semptomların başlamasına katkıda bulunabilir.

Genetik/otoimmün nedenler: Karın migreninin gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir faktördür. Ailesinde migren öyküsü olan çocukların karın migreni geçirme olasılığı daha yüksektir. Bazı araştırmalar, otoimmün rahatsızlıkların da karın migreniyle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor; ancak kesin bir bağlantı kurmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Yaşam tarzı ve beslenme faktörleri: Beslenme ve yaşam tarzı tercihleri ​​karın migreni ataklarının sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde etkileyebilir. Çikolata, eski peynirler ve işlenmiş etler gibi bazı yiyeceklerin migreni tetiklediği biliniyor. Ayrıca düzensiz beslenme, susuz kalma ve uyku eksikliği de semptomları kötüleştirebilir. Stres ve kaygı da mide-bağırsak rahatsızlıklarına yol açabildiğinden karın migrenine sıklıkla katkıda bulunur.

Belirtileri:

Şiddetli karın ağrısı: Genellikle kramp veya kolik şeklinde tarif edilir, çoğunlukla göbek deliği çevresinde yer alır.
Bulantı ve kusma: Birçok kişide şiddetli bulantı görülür ve bu durum kusmaya yol açabilir.
İştahsızlık: Etkilenen kişiler, atak sırasında yemek yemek istemeyebilirler.
Solukluk: Bazı kişilerde atak sırasında solukluk görülebilir veya cilt renginde değişiklik olabilir.
Yorgunluk: Bir olaydan sonra, insanlar genellikle yorgun veya uyuşuk hissederler.

Tedavisi:

Karın migreni tedavisi genellikle ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliklerinin bir kombinasyonunu içerir. Yaygın tıbbi tedaviler şunlardır:

Ağrı kesici ilaçlar: İbuprofen veya parasetamol gibi reçetesiz satılan ağrı kesiciler karın ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
Antiemetikler: Ondansetron gibi bulantı ve kusmayı kontrol altına alan ilaçlar, bulantı atağı sırasında faydalı olabilir.
Önleyici ilaçlar: Sık sık karın migreni yaşanıyorsa, sağlık uzmanları beta-blokerler veya trisiklik antidepresanlar gibi önleyici ilaçlar reçete edebilir.

İlaçlara ek olarak, birkaç farmakolojik olmayan tedavi karın migrenini yönetmeye yardımcı olabilir:

Beslenme değişiklikleri: Alevlenmelere neden olan yiyecekleri belirlemek ve bunlardan kaçınmak, atakların sıklığını önemli ölçüde azaltabilir. Bir beslenme günlüğü tutmak, belirli tetikleyicileri belirlemenize yardımcı olabilir.
Yaşam tarzı değişiklikleri: Düzenli egzersiz, yeterli sıvı alımı ve düzenli bir uyku programı genel refahı iyileştirebilir ve migren sıklığını azaltabilir.
Alternatif tedaviler: Bazı insanlar akupunktur, biyofeedback veya gevşeme teknikleriyle rahatlama buluyor.

Karın migreni hakkında sıkça sorulan sorular:

Karın migreninin başlıca belirtileri nelerdir? Karın migreni, şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık ve yorgunlukla karakterizedir. Ağrı genellikle kramp tarzında olup göbek çevresinde lokalizedir.

Karın migreni nasıl teşhis edilir? Tanı, hastanın öyküsünün alınması ve fizik muayenenin de dahil olduğu kapsamlı bir klinik değerlendirmeyi gerektirir. Diğer durumları ekarte etmek için tanı testleri yapılabilir.

Karın migreni için hangi tedaviler mevcuttur? Tedavi seçenekleri arasında ağrı kesici ilaçlar, kusmayı önleyici ilaçlar ve koruyucu ilaçlar yer alır. Semptomların yönetilmesinde yaşam tarzı ve beslenme değişiklikleri de önemlidir.

Karın migreni yetişkinlerde de görülebilir mi? Evet, karın migreni çocuklarda daha sık görülse de yetişkinlerde, özellikle migren öyküsü olanlarda da görülebilir.

Karın migrenini önlemeye hangi yaşam tarzı değişiklikleri yardımcı olabilir? Dengeli beslenmek, bol su içmek, stresi yönetmek ve düzenli egzersiz yapmak karın migreni sıklığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Karın migrenini tetikleyen özel yiyecekler var mı? Yaygın tetikleyici gıdalar arasında çikolata, eski peynirler, işlenmiş etler ve MSG içeren gıdalar bulunur. Bir beslenme günlüğü tutmak kişisel tetikleyicileri belirlemenize yardımcı olabilir.

Karın migreni için ne zaman doktora başvurmalıyım? Şiddetli karın ağrınız varsa ve bu ağrı geçmiyorsa, susuz kalma belirtileri gösteriyorsanız veya kusmuk ya da dışkınızda kan varsa derhal tıbbi yardım alın.

Karın migreni komplikasyonlara yol açabilir mi? Evet, tedavi edilmeyen karın migrenleri kronik karın ağrısına, beslenme eksikliklerine ve kaygı gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.

Karın migreni kalıtsal mıdır? Evet, karın migreninin genetik bir bileşeni vardır ve ailesinde migren öyküsü olan kişilerde risk daha yüksektir.

Karın migreni olan kişilerin uzun vadeli görünümü nedir? Birçok çocukta karın migreni zamanla ortadan kalkar, ancak bazılarında bu ataklar yetişkinlikte de devam edebilir. Erken teşhis ve etkili tedavi yaşam kalitesini artırabilir.

Paylaşın

DEM Parti’den AK Parti’ye “Süreç” Ziyareti

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PKK’nın fesih ve silah bırakma kararının ardından siyasi parti turlarına devam ediyor. Heyet, son olarak AK Parti ile görüştü.

Haber Merkezi / DEM Parti heyetinde Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile TBMM Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli yer aldı.

DEM Parti heyetini, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Abdullah Güler ve Özlem Zengin ile AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik karşıladı.

Görüşme sonrası Efkan Ala ve Abdullah Güler açıklamalara bulundu. Güler, “Çok samimi, dostane paylaşımlarımız oldu. Karşılıklı fikir alışverişlerimiz oldu. Her konu başlığında fikirlerimizi paylaştık. Onların önerileri oldu. Bizim farklı değerlendirmelerimiz oldu” dedi. Güler, Mecliste kurulması planlanan komisyona ilişkin de görüştüklerini söyledi.

Daha sonra konuşan Ala ise “Kapsamlı bir değerlendirme yapıldı sürece ilişkin. Süreç öngörüldüğü gibi devam ediyor. Herhangi bir aksama, duraksama yok. Herkesin bu sonucu ‘terörüz Türkiye’ sonucu elde etmek için herkes elinden gelen katkıyı bulunmasını sağlamak lazım” dedi.

Görüşme sonrası DEM Parti’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Görüşmede, Türkiye ve bölgede yaşanan gelişmelere ilişkin kapsamlı bir fikir alışverişi yapıldı.

Bu çerçevede, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan sonra yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin demokratikleşme süreci, DEM Parti İmralı Heyetinin Sayın Abdullah Öcalan ile gerçekleştirdiği görüşme ve PKK’nin 12 Mayıs’ta açıkladığı kongre kararları ile sonrasındaki gelişmeler ele alındı.

Sürecin sağlıklı ilerlemesi için atılması gereken adımlar ve Meclisin üstleneceği rolün de konuşulduğu görüşmede, kurulacak komisyona dair karşılıklı değerlendirmeler yapıldı.

Görüşmede, özellikle infaz paketi, hasta tutsaklara ilişkin düzenlemeler ve bu düzenlemelerin bayram öncesi yasalaşması konusundaki toplumun ve partimizin beklentileri net bir şekilde ifade edildi. Siyasi parti ziyaretlerimiz şimdilik sona erdi. Detaylı bilgilendirme ve değerlendirmeler önümüzdeki günlerde yeniden yapılacaktır.”

DEM Parti heyeti, dün MHP’yi TBMM’de ziyaret etmiş, görüşme yaklaşık 40 dakika sürmüştü. DEM Parti heyetini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kapıda karşılamış, görüşmenin ardından yine kapıdan uğurlamıştı.

DEM Parti heyetini, geçtiğimiz hafta muhalefet partilerini ziyaret etmişti.

Paylaşın

Çok Fazla Probiyotik Alındığında Ne Olur?

Probiyotikler, sadece sindirime yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda bağışıklığı güçlendiren ve cilt sağlığını iyileştiren bağırsak sağlığı süper kahramanları olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Probiyotikler sağlığa birçok yönden fayda sağlayabilen canlı bakteriler ve mayalardır. İyi ve kötü bakterilerin bir karışımından oluşan geniş bağırsak mikrobiyotasında, probiyotik takviyeleri mevcut yararlı mikrop stokunu tamamlar. Ayrıca “kötü” bakterilerle savaşır ve enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirir.

Peki çok fazla probiyotik alındığında ne olur?

Çok fazla probiyotik almak genellikle ciddi sağlık sorunlarına yol açmaz, ancak bazı yan etkiler görülebilir:

Sindirim sorunları: Aşırı probiyotik tüketimi ishal, şişkinlik, gaz veya karın kramplarına neden olabilir. Bağırsak florası ani değişikliklere tepki verebilir.

Bağışıklık sistemi tepkisi: Nadiren, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde (örneğin, kemoterapi hastaları veya immün yetmezlik durumları) probiyotik bakteriler enfeksiyona yol açabilir.

Metabolik yük: Aşırı probiyotik, bağırsaklarda fermantasyon artışı yaratabilir, bu da kısa zincirli yağ asitlerinin fazla üretimine ve rahatsızlığa sebep olabilir.

Denge bozulması: Bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulması, faydalı bakterilerin aşırı çoğalmasına ve bazı yararlı türlerin baskılanmasına neden olabilir.

Paylaşın

Babacan’dan “Anayasa” Açıklaması: Bir Kez Delinirse Çok Şey Olur

Yeni Yol Grubu toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Küçük bir hukuksuzluk, büyük bir çürümeye yol açar. Anayasa bir kez delinirse çok şey olur. Bu ülkede artık hiçbir şey dikiş tutmaz” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grup toplantısında iktidarı hedef alan sert açıklamalarda bulundu. Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyaset demokrasiyi güçlendirmek için yapılır. Milleti dinlemez, halkın sorunlarına çözüm üretmezseniz, halkçı değil rantçı olursunuz” sözlerine atıfta bulunarak, “Bu sözleri söyleyen sanki yargıyı siyasallaştıran, adaleti çizgisine çeken, halkı değil menfaat gruplarını önceleyen bir iktidarın başı değilmiş gibi konuşuyor” dedi.

Babacan, iktidarın ekonomi yönetimini de hedef aldı. Enflasyon ve faiz oranlarına dikkat çekerek, “Halkçılık adil olmaktır, şeffaf olmaktır, hesap verebilmektir. Rantçılık ise enflasyonu patlatmak, faizi yüzde 50’ye çıkartmak, kur korumalı mevduatla millete yük bindirmektir. Şimdi kim halkçı, kim rantçı siz karar verin” ifadelerini kullandı.

“Anayasa bir kez delinirse çok şey olur”

Hakimler ve Savcılar Kurulu seçimlerinde Anayasa’nın ihlal edildiğini savunan Babacan, Karma Komisyon’un kura usulünü hiçe saydığını belirtti. Bu durumu ünlü “kırık cam” teorisiyle açıklayan Babacan, “Küçük bir hukuksuzluk, büyük bir çürümeye yol açar. Anayasa bir kez delinirse çok şey olur. Bu ülkede artık hiçbir şey dikiş tutmaz” dedi.

Bağımlılıklarla ilgili çarpıcı veriler de paylaşan Babacan, sigara tüketiminin 2022’de 116 milyardan 2024’te 150 milyara çıktığını söyledi. Sanal kumarın ülke çapında yaygınlaştığını, bazı şebekelere devlet eliyle lisans verildiğini vurgulayan Babacan, “13 milyar liralık işlem hacmi olan bir şebekeye 8 yıl boyunca göz yumuldu. Sayın Erdoğan, bu kişilere lisansı siz verdiniz. Neden beklediniz? Neden müdahale etmediniz?” diye sordu.

Bursa’da bağımlılıkla mücadele eden bir derneği ziyaret ettiğini aktaran Babacan, “O kurumda 300 genç tedavi görüyor ama başvuru bekleyen 8 bin genç var. Bu 2025’in aile yılı olarak ilan edildiği ülkede yaşanıyor. Huzur yok, bereket yok; kumar var, sigara var, uyuşturucu var” dedi. Anayasa’nın 58. maddesini hatırlatan Babacan, devletin gençleri koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ifade etti.

Babacan konuşmasının sonunda, gençleri hedef alan bağımlılık ekonomisine karşı sert çıktı: “Uyuşturucuyu taşıyan gemiler, sanal kumarı yöneten şebekeler, göz yumanlar… Hepinize sesleniyorum: Daha doymadınız mı? Üç-beş kişi dolar çuvalını doldursun diye milyonlarca gencin hayatı mahvediliyor. Karşınızda biz varız. Bu kürsülerde, bu sıralarda susmayacağız.”

Paylaşın

Kiloyu Etkileyen Dokuz Hormon

Vücutta önemli etkilere sahip olan hormonlar, kan yoluyla organlara, kaslara ve diğer dokulara sinyaller taşıyarak farklı işlevleri koordine etmeye yardımcı olan kimyasal habercilerdir. 

Haber Merkezi / Hormon seviyelerinin, vücudun süreçlerinin dengeli bir şekilde işlemesine izin vermek için belirli bir aralıkta tutulması gerekir.

Sağlıklı besleniyor, egzersiz yapıyor ve hala inatçı kilolarla mı uğraşıyorsunuz ? Nedeni hormonal dengesizlik ve kilo alımı olabilir.

Kilo üzerinde etkili olan 9 ana hormon:

İnsülin: Pankreastan salgılanır, kan şekerini düzenler. Yüksek insülin seviyeleri yağ depolanmasını teşvik edebilir, özellikle karbonhidrat ağırlıklı diyetlerde.

Leptin: Yağ hücreleri tarafından üretilir, tokluk hissini beyne iletir. Leptin direnci obezitede sık görülür ve iştah kontrolünü zorlaştırır.

Grelin: Mide tarafından salgılanır, açlık hissini artırır. Yemek öncesi seviyeleri yükselir, yemek sonrası düşer.

Kortizol: Stres hormonu olarak bilinir, böbreküstü bezlerinden salgılanır. Kronik stresle artan kortizol, karın bölgesinde yağ birikimini teşvik edebilir.

Tiroid Hormonları (T3 ve T4): Tiroid bezinden salgılanır, metabolizma hızını düzenler. Hipotiroidizm (düşük tiroid hormonu) kilo alımına neden olabilir.

Adrenalin: Böbreküstü bezlerinden salgılanır, enerji harcamasını artırır ve yağ yakımını teşvik edebilir, ancak kısa süreli etkilidir.

Östrojen: Kadınlarda yumurtalıklardan salgılanır. Östrojen dengesizlikleri (yüksek veya düşük) yağ dağılımını ve kilo alımını etkileyebilir.

Testosteron: Erkeklerde testislerden, kadınlarda az miktarda yumurtalıklardan salgılanır. Düşük testosteron kas kütlesini azaltarak metabolizmayı yavaşlatabilir.

Glukagon: Pankreastan salgılanır, kan şekerini yükseltir ve yağ yakımını teşvik eder. İnsülinle ters çalışır.

Paylaşın

Abetalipoproteinemi: Nadir Görülen Bir Genetik Hastalık

Abetalipoproteinemi, kan dolaşımında yağları ve yağda çözünen vitaminleri taşıyan lipoproteinlerin oluşumu için gerekli bir protein olan apolipoprotein B’nin (ApoB) eksikliği ile karakterize otozomal resesif bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Bu eksiklik bağırsaklarda ve karaciğerde lipid birikimine yol açarak diyet yağlarının ve temel besin öğelerinin emilimini bozar. Hastalığın tanısı genellikle çocukluk çağında konulsa da, belirtiler kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir.

Nedenleri:

Bulaşıcı/çevresel nedenler: Şu anda abetalipoproteineminin gelişimiyle doğrudan ilişkili bilinen bir enfeksiyöz etken veya çevresel faktör yoktur. Hastalığın esas olarak genetik olduğu ve oluşumunda çevresel faktörlerin önemli bir rol oynamadığı bilinmektedir.

Genetik/otoimmün nedenler: Abetalipoproteinemi, mikrozomal trigliserit transfer proteinini kodlayan MTTP genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu protein bağırsaklarda ve karaciğerde lipoproteinlerin toplanması ve salgılanması için önemlidir. Bu durum otozomal resesif bir şekilde kalıtılır; yani bir bireyin hastalığı geliştirmesi için mutasyona uğramış genin iki kopyasını (her bir ebeveynden birer tane) miras alması gerekir.

Yaşam tarzı ve beslenme faktörleri: Yaşam tarzı ve beslenme faktörleri abetalipoproteinemiye neden olmaz ancak semptomları şiddetlendirebilir. Bu rahatsızlığa sahip kişiler, semptomlarını yönetmek ve komplikasyonları önlemek için sıkı bir diyete uymalıdır. Sağlığınızı korumak için yağ oranı düşük, temel besin maddeleri açısından zengin bir beslenme düzenine sahip olmak çok önemlidir.

Belirtileri:

Yağ emilimi bozukluğu: Bu durum ishal, steatore (yağlı dışkılama) ve kilo kaybına yol açar.
Beslenme eksiklikleri: Yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) eksikliği çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Büyüme geriliği: Çocuklarda büyüme ve gelişmede gecikme görülebilir.
Nörolojik belirtiler: Bunlara kas güçsüzlüğü, koordinasyon sorunları ve bilişsel güçlükler dahil olabilir.

Tedavisi:

Besin takviyeleri: Eksikliklerin önlenmesi amacıyla sıklıkla yüksek dozda yağda eriyen vitaminler (A, D, E, K) reçete edilir.
İlaçlar: Bazı durumlarda yağ emilimine yardımcı olan ilaçlar düşünülebilir.
Beslenme değişiklikleri: Düşük yağlı bir beslenme düzenine geçmek ve sindirimi daha kolay olan orta zincirli trigliseritleri (MCT) beslenmenize dahil etmek önemlidir.
Yaşam tarzı değişiklikleri: Hastalığın yönetimi için beslenme durumunun düzenli olarak izlenmesi ve diyet önerilerine uyulması çok önemlidir.

Abetalipoproteinemi hakkında sıkça sorulan sorular:

Abetalipoproteinemiye ne sebep olur? Abetalipoproteinemi, vücudun yağları ve yağda çözünen vitaminleri taşıma yeteneğini etkileyen MTTP genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Abetalipoproteineminin belirtileri nelerdir? Yaygın semptomlar arasında yağ emiliminde bozukluk, beslenme yetersizlikleri, büyüme geriliği ve nörolojik sorunlar yer alır.

Abetalipoproteinemi nasıl teşhis edilir? Tanı klinik değerlendirme, kan testleri, genetik testler ve bazen karaciğer biyopsisi gibi yöntemleri içerir.

Abetalipoproteinemi için hangi tedaviler mevcuttur? Tedavi; besin takviyeleri, diyet değişiklikleri ve düzenli sağlık takibine odaklanır.

Abetalipoproteinemi tedavi edilebilir mi? Şu anda kesin bir tedavisi yoktur, ancak uygun tedaviyle semptomlar etkili bir şekilde yönetilebilir.

Abetalipoproteinemisi olan kişilere hangi diyet değişiklikleri önerilir? Orta zincirli trigliseritler ve yüksek dozda yağda eriyen vitaminler içeren düşük yağlı bir diyet önerilir.

Tedavi edilmeyen abetalipoproteineminin yol açabileceği komplikasyonlar nelerdir? Olası komplikasyonlar arasında ciddi beslenme yetersizlikleri, karaciğer hastalıkları ve çocuklarda büyüme sorunları yer almaktadır.

Abetalipoproteinemi kalıtsal mıdır? Evet, otozomal resesif bir hastalıktır, yani her iki ebeveynden de kalıtılır.

Belirtiler için ne zaman tıbbi yardım almalıyım? Şiddetli karın ağrısı, geçmeyen ishal veya vitamin eksikliği belirtileri varsa derhal tıbbi yardım alın.

Abetalipoproteinemisi olan kişilerin uzun vadeli görünümü nedir? Erken teşhis ve doğru tedaviyle pek çok kişi sağlıklı bir yaşam sürebilir, ancak uzun süreli tedavi gereklidir.

Paylaşın

ACCDB Dosya Biçimi Nedir, Nasıl Açılır?

ACCDB Dosya Biçimi, veritabanı yönetimi için yaygın olarak kullanılan bir yazılım olan Microsoft Access tarafından kullanılan güçlü bir veritabanı dosya yapısıdır.

Haber Merkezi / ACCDB biçiminin birincil amacı, yapılandırılmış bir dosya sistemi içinde büyük miktardaki verilerin düzenlenmesini, yönetilmesini ve işlenmesini kolaylaştırmaktır. Microsoft Access kullanıcıları, envanter yönetimi, müşteri ilişkileri ve bordro işleme gibi çok sayıda uygulama için ACCDB dosyalarından yararlanır.

Biçim, diğer Microsoft Office uygulamalarıyla sorunsuz etkileşimi mümkün kılmak için tasarlanmıştır ve daha akıcı ve daha verimli bir iş akışı için veri içe ve dışa aktarmayı kolaylaştırır. ACCDB dosya biçiminin gücü, öncülü olan MDB biçiminde bulunmayan gelişmiş işlevsellik ve genişletilmiş özellikler için desteğinde yatmaktadır. Bu geliştirmeler arasında çok değerli alanlar, veri makroları desteği, SharePoint entegrasyonu ve veri şifrelemesi yer almaktadır.

Sonuç olarak, format veri yönetimini büyük ölçüde kolaylaştırır ve ekip üyeleri arasında iş birliğini teşvik eder. Dahası, ACCDB dosyaları SQL ve Visual Basic for Applications (VBA) gibi programlama dilleriyle arayüz oluşturabilir ve belirli ihtiyaçlara hitap eden özel işlevler ve sorgular oluşturulmasına olanak tanır. Veritabanı yönetimi daha karmaşık hale geldikçe, ACCDB dosya formatı bireyler ve işletmeler için hayati bilgileri depolamak ve düzenlemekte hayati bir rol oynamaya devam etmektedir.

ACCDB Dosya Biçimi hakkında sıkça sorulan sorular:

ACCDB dosyasını nasıl açarım?

Bir ACCDB dosyasını açmak için Microsoft Office Suite’te bulunan Microsoft Access gibi uyumlu bir yazılım programına ihtiyacınız olacak. ACCDB dosyasını Access’te otomatik olarak açmak için dosyaya çift tıklayın. Alternatif olarak, Microsoft Access’i açabilir, “Dosya”ya ve ardından “Aç”a tıklayıp ACCDB dosyasının konumuna giderek dosyayı manuel olarak açabilirsiniz.

Microsoft Access olmadan bir ACCDB dosyasını açabilir miyim?

Evet, MDB Viewer Plus, OpenOffice Base veya Kexi gibi üçüncü taraf yazılımları kullanarak Microsoft Access olmadan bir ACCDB dosyası açabilirsiniz. Bu programlar, Microsoft Access’e ihtiyaç duymadan ACCDB dosyalarını görüntülemenize, düzenlemenize ve yönetmenize olanak tanır.

ACCDB ve MDB dosya formatları arasındaki fark nedir?

ACCDB ve MDB, Microsoft Access tarafından kullanılan veritabanı dosya biçimleridir. ACCDB biçimi Microsoft Access 2007’de tanıtılmıştır ve çok değerli alanlar, ek alanları, SharePoint ile entegrasyon ve geliştirilmiş güvenlik özellikleri gibi eski MDB biçimine göre çeşitli iyileştirmeler sunar. MDB, Access 2003’e kadar Microsoft Access’in önceki sürümlerinde oluşturulan veritabanları için varsayılan dosya biçimiydi.

ACCDB dosyasını başka bir formata nasıl dönüştürebilirim?

Microsoft Access veya üçüncü taraf bir araç kullanarak bir ACCDB dosyasını başka bir biçime dönüştürebilirsiniz. Microsoft Access’te bir ACCDB dosyasını dönüştürmek için şu adımları izleyin: ACCDB dosyasını açın, “Dosya”ya tıklayın, ardından “Farklı Kaydet”e tıklayın. “Dosya Biçimi” açılır menüsünde, istediğiniz biçimi (örneğin Excel veya CSV) seçin ve “Farklı Kaydet”e tıklayın. Full Convert veya AccessToFile gibi üçüncü taraf araçları da ACCDB dosyalarını çeşitli biçimlere dönüştürmek için kullanılabilir.

Paylaşın