Ukrayna Savaşı, Türkiye’nin Stratejik Konumunu Hatırlattı

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, göreve gelmesinin ardından Türkiye’ye ilk ziyaretini gerçekleştirdi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile üç saati aşkın süren bir görüşme yaptı. Scholz’un ziyareti Alman basınında nasıl yorumlandı?

Alman gazetelerinde yer alan yorumlarda Türkiye ile Almanya arasındaki sorunların Ukrayna’daki savaş nedeniyle geri plana itildiği ancak çözüme kavuşmadığı fikri öne çıkıyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yer alan yorum şöyle:

“Türkiye Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından önce dış politikasını yeniden şekillendirmeye başlamıştı. Rus saldırganlığı, bu süreci hızlandırdı zira Türkiye’ye Batı ile bağlantılı olmanın yararını hatırlattı. Başbakan Scholz’un Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyareti o nedenle doğru bir zamanda gerçekleşti. Türkiye, dış politikasını aylar önce düzeltti. Ankara, Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail ile ilişkilerini normalleştirdi, Ermenistan ile de (normalleşme) üzerinde çalışıyor.

Ukrayna’daki savaş, yeni yönelime güç veriyor. Batı’ya NATO üyesi Türkiye’nin stratejik konumunu hatırlatıyor; ayrıca son olarak Batı ile bağlantılı ve Rusya ile iyi ilişkilere sahip olan Türkiye ile İsrail’in yeni bir eksen oluşturabilecekleri belli oldu. […] Türkiye ne kadar güvenlik politikalarında önem taşısa da Ankara’nın yanılsamaya kapılmaması gerekir: Avrupa Birliği ile bir yakınlaşma Türkiye’deki insan hakları durumunun muazzam bir şekilde iyileşmesini şart koşuyor.”

Kölnische Rundschau’da yer alan “Yeni Alman-Türk Yakınlaşması” başlıklı yazıda ise şu ifadeler yer alıyor:

“Scholz Türkiye’de hukuk devletinin kaybolmasından çekingen bir biçimde söz etti. Almanya Başbakanı bu konu ve tutuklu Alman vatandaşları meselesinde Türkiye ile görüş farklılıkları olduğunu söyledi. İkili ilişkilerin ise iyi olduğunu belirtti. Erdoğan siyasi, ekonomik ve teknolojik işbirliğinin geliştirilmesini ümit ettiğini söyledi.

Uzlaşmayı ifade eden bu sesler Alman-Türk bağının daha az sıkıntılı olduğunu akla getiriyor. Türkiye’de demokraside gerilemeler, Erdoğan’ın Yunanistan kara sınırını açarak mülteci sorununda baskı yapması ve Doğu Akdeniz’deki saldırgan Türk politikası bu ilişkiyi gölgelemişti. Ukrayna Savaşı bu görüş ayrılıklarını gizliyor ancak çözüme kavuşturmuyor.”

Rheinpfalz gazetesinde de Scholz’ün Türkiye ziyaretinin iki ülke arasında kötüleşmiş olan ilişkilerde bir “ara nağme” olarak kalacağı yorumu yapılıyor:

“Saldırgan Putin konusunda ortak bakış açısının Almanya-Türkiye ilişkileri konusunda orta vadede yeni perspektifler doğurması muhtemel değil. Scholz Ankara’da Erdoğan’a oldukça dikkat gösterdi ve Cumhurbaşkanı’na bağlı hükümetin insan hakları ihlallerini sadece çekingen bir şekilde eleştirdi.

İnsan haklarını dış politikanın merkezine koyacağı iddiası ile göreve gelen bir Federal Hükümet, bu yumuşak politikayı tabanını öfkelendirmeden sürdüremez. Diğer tarafta Erdoğan da kendi milliyetçi seçmeninin takdirini kazanmak için Avrupa ve Almanya’ya severek eleştiriler yönelttiğini yeterince sık gösterdi. Scholz’un Türkiye ziyareti o nedenle iki ülke arasında son derece kötüleşmiş olan ilişkilerde bir ara nağme olarak kalacak.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Peynirli Tavuk Köfte, Malzemeleri, Hazırlanışı

Peynirli Tavuk Köfte, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 60 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1 kilo kıyılmış tavuk
  • 1 adet soğan
  • 1 adet yumurta
  • Tuz ve karabiber
  • 20 gram maydanoz
  • 40 gram parmesan peyniri
  • 50 mililitre bitkisel yağ

Hazırlanışı;

  • Kıyılmış tavuk ile doğranmış soğanı bir blender ile karıştırın,
  • Ardından kıyılmış ete bir yumurta ekleyin,
  • Yumurtayı karıştırın, kıyılmış ete rendelenmiş parmesan ve maydanoz ekleyin,
  • Tekrar karıştırın,
  • Tuz ve karabiber ekleyin,
  • Elimizle kıymadan pirzola oluşturun,
  • Bir tavada biraz bitkisel yağ ısıtın, pirzolaları bir kabuk oluşana kadar bir tarafta kızartın,
  • Ters çevirin ve diğer tarafı çıtır çıtır olana kadar kızartın,
  • Peynirli tavuk köfte hazır,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Patatesli Krep, Malzemeleri, Hazırlanışı

Patatesli Krep, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 40 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 8 adet patates
  • 1 adet soğan
  • 1 adet yumurta
  • 3 kaşık un
  • Bitkisel yağ (kızartma için)
  • Tuz ve karabiber

Hazırlanışı;

  • Patatesler bir kıyma makinesinden geçirilebilir veya ince bir rende üzerine rendelenebilir,
  • Patatese yumurtayı ve birkaç yemek kaşığı unu ekleyin,
  • Tat vermek için tuz ve öğütülmüş biber ekleyin,
  • İnce doğranmış soğanı ekleyin,
  • İyice karıştırın,
  • Şimdi krepleri kızartma zamanı,
  • Bunu yapmak için, bir tavada birkaç yemek kaşığı bitkisel yağ ısıtın,
  • Bir çorba kaşığı kullanarak patates hamurunu tavaya bırakın ve patates kreplerini her iki tarafta altın kahverengi olana kadar kızartın,
  • Kreplerin yanmasını önlemek için tavaya gerektiği kadar yağ ekleyin,
  • Ekşi krema ve taze otlar ile krep sıcak servis yapın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Ratatouille (Ratatuy), Malzemeleri, Hazırlanışı

Ratatouille (Ratatuy), herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 90 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 300 gram patlıcan
  • 300 gram kabak
  • 1 kilo domates
  • 2 adet soğan
  • 2 adet bulgar biberi
  • 3 diş sarımsak
  • 50 mililitre zeytinyağı
  • Tuz
  • 1 çay kaşığı baharat

Hazırlanışı;

  • Sebzeleri hazırlayın, iyice yıkayın,
  • Kabak ve patlıcanın saplarını kesin ve biberlerin çekirdeklerini çıkarın,
  • Domatesi iki eşit parçaya bölün, yarısının üzerine kaynar su döküp kabukları soyun,
  • İlk önce sosu hazırlamanız gerekir,
  • Bunu yapmak için soğanı ince doğrayın, 2 yemek kaşığı zeytinyağında yarı pişene kadar kızartın
  • Bir tutam tuz ekleyin,
  • Soyulmuş domatesleri ve dolmalık biberleri küçük küpler halinde kesin ve soğana ekleyin,
  • Tüm sebzeleri yumuşayana kadar soteleyin,
  • Sos hazır,
  • Kabak, patlıcan ve domates, aynı kalınlıkta, 5 mm’den fazla olmayan halkalar halinde kesin,
  • Zeytinyağını ezilmiş sarımsak ve karışık baharat ile karıştırın, birkaç tutam tuz ekleyin,
  • Ateşe dayanıklı bir kabın dibine sebze sosunu dökün,
  • Sırayla kabak, patlıcan ve domates koyun,
  • Sarımsak ve yağı ekleyin,
  • Folyo ile örtün,
  • Önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 30 dakika pişirin,
  • Folyoyu çıkarın ve 20 dakika daha pişirin,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Özbek Usulü Mantı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Özbek Usulü Mantı, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 400 gram et
  • 2-3 adet soğan
  • 1 adet patates
  • 30 gram solo
  • 1 adet yumurta
  • 450-500 gram un
  • 1-2 yemek kaşığı bitkisel yağ
  • Tuz
  • Biber

Hazırlanışı;

  • İlk önce hamuru hazırlamanız gerekir,
  • Bunu yapmak için bir kapta bir yumurta, yaklaşık 100 mililitre su, tuz ve 1 çay kaşığı bitkisel yağ birleştirmeniz gerekir,
  • Homojen bir kıvam alana kadar her şeyi iyice çırpın,
  • İstenirse, su süt ile değiştirilebilir,
  • Şimdi yavaş yavaş unu ekleyebilir ve sert bir hamur yoğurabilirsiniz,
  • Sadece yoğrulmakla kalmamalı, aynı zamanda daha yumuşak ve elastik olması için ellerinizle dikkatlice dövülmeli ve yoğrulmalıdır,
  • Bu yaklaşık 10-15 dakika sürebilir,
  • Hamur bitince üzerini kapatıp biraz “dinlenmeye” bırakabilirsiniz,
  • Bu arada içi yapabilirsiniz,
  • Geleneksel olarak bu yemeği hazırlamak için kuzu eti kullanılır, ancak dilerseniz başka bir et seçebilirsiniz,
  • Et yıkanmalı, kurutulmalı ve bıçakla küçük parçalar halinde kesilmelidir,
  • Ayrıca ince kıyılmış olması gereken küçük bir pastırma parçasına da ihtiyacınız olacak,
  • Soğanı soyun ve küpler halinde kesin
  • Patatesleri yıkayın, soyun ve küçük küpler halinde kesin
  • Şimdi tüm dolgu malzemeleri birleştirilebilir ve iyice karıştırılabilir. Tat vermek için tuz ve karabiber, istenirse en sevdiğiniz baharatları ekleyin,
  • Tam olarak nasıl yuvarlanacağı gerçekten önemli değil,
  • Küçük parçalar halinde kesebilir ve ayrı ayrı açabilirsiniz veya daha sonra kesilen uzun şeritler yapabilirsiniz,
  • Ana şey, hamurun ince olmasıdır,
  • Dolguyu her hamurun üzerine koyun,
  • Kenarları sıkıştırmak çok ilginç bir işlemdir,
  • İlk önce iki köşeyi alıp birbirine bağlamanız gerekir,
  • Benzer şekilde, diğer ikisiyle de yapmanız gerekir,
  • Daha sonra elde edilen kenarları birbirine bağlayın,
  • Su o zamana kadar kaynamış olmalıdır,
  • 45 dakika sonra mantı hazır olacak ve masaya servis edilebilir,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Kremalı Kabak Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kremalı Kabak Çorbası, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1 kilo kabak
  • 1 adet soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 3-5 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 750 mililitre tavuk veya sebze suyu
  • Mercanköşk
  • 1/2 çay kaşığı kekik
  • 1 tutam tuz
  • Bir tutam karabiber

Hazırlanışı;

  • Kabak, soğan ve sarımsağı soyun. Kabağı küpler halinde kesin, soğanı ve sarımsağı doğrayın,
  • Büyük bir tencerede (çorbayı pişireceğiniz) orta ateşte zeytinyağında soğanı ara sıra karıştırarak yumuşayana kadar kavurun,
  • Ardından sarımsağı ekleyin ve karıştırarak bir dakika daha kızartın,
  • Soğan ve sarımsağa kabak ekleyin ve 10 dakika daha kızartın, sürekli karıştırın,
  • Tavuk veya sebze suyunu ekleyin, kapağını kapatın ve orta-kısık ateşte 20-30 dakika kabaklar pişene kadar pişirin,
  • Yarım saat sonra çorbayı ocaktan alın, çorbayı blender ile çırpın,
  • Baharatları ekleyip karıştırın,
  • Kabak kremalı çorba hazır… Afiyet olsun…
Paylaşın

Derbide Kazanan Galatasaray

Süper Lig’in 29. haftasında oynanan derbide Galatasaray sahasında Beşiktaş’ı 2-1 yendi. Nef Stadyumu’nda oynanan mücadelede sarı-kırmızılıların golleri 22 ve 32. dakikalarda Kerem Aktürkoğlu’ndan geldi. Beşiktaş’ın golünü ise 85. dakikada Rıdvan Yılmaz kaydetti.

Haber Merkezi / Galatasaray, perşembe günü Barcelona ile evinde UEFA Avrupa Ligi son 16 turu rövanş maçına çıktıktan sonra ligde Gaziantep FK deplasmanına gidecek. Beşiktaş, gelecek hafta Hatayspor’u Vodafone Park’ta konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar;

3. dakikada ceza sahası sağ çaprazından içeri giren Rosier’in sol ayakla vuruşunda, meşin yuvarlak auta gitti. 8. dakikada Elabdellaoui’nin soldan ortasında Mustafa Muhammed topa arka direkte kafayla vurdu, meşin yuvarlak az farkla dışarı çıktı.

15. dakikada sağdan kullanılan köşe vuruşundan Ghezzal’ın ortaladığı topu ön direkte Necip Uysal arkaya çevirdi. Kaleye giden topu Kenan Karaman’dan önce Elabdellaoui müdahale ederek kornere çıkardı. 17. dakikada Kerem hızlı gelişen Galatasaray atağında topu sağına çekip, ceza sahası çizgisi üzerinden vurdu, Rosier’e de çarpan topu Ersin Destanoğlu parmak uçlarıyla çıkartı.

22. dakikada Feghouli’nin pasında topla buluşup sağ kanattan ceza sahasına giren Muhammed, savunmada Necip ve Vida’nın markajı altındayken meşin yuvarlağı sol taraftaki Kerem’e aktardı. Bu oyuncunun müsait pozisyondaki vuruşu ağlarla buluştu (1-0).

32. dakikada sağ kanattan Umut Meraş ile girdiği ikili mücadele sonrası meşin yuvarlağın sahibi olan Mustafa Muhammed’in bekletmeden ceza alanına gönderdiği ortada Kerem, altıpas çizgisi önünde yaptığı vuruşla hem kendisinin hem de takımının ikinci golünü kaydetti (2-0).

56. dakikada Rosier sağ kanattan ortaladı, Larin iyi yükseldi penaltı noktası üzerinden kafayı vurdu ancak yandan dışarda. 65. dakikada Kerem savunma arkasına sarkan Mohammed’i gördü, Mısırlı golcü vurdu, Ersin çıkardı, dönen topa Mohammed bir kez daha vurdu, Vida çizgiden çıkardı!

85. dakikada sağ kanattan Rosier’in ceza alanına yerden ortasında Ghezzal’ın dokunuşuyla hafif sol çaprazda topla buluşan Rıdvan’ın, Nelsson’u çalımlayıp kaleyi karşısına alarak yaptığı vuruşta meşin yuvarlak Pena’nın bacaklarının arasından filelere gitti (2-1).

Stat: Nef

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Serkan Ok, Candaş Elbil

Galatasaray: Pena, Elabdellaoui (Sacha Boey dk. 67), Victor Nelsson, Marcao, Patrick van Aanholt, Berkan Kutlu, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç (Ryan Babel dk. 68), Feghouli (Cicaldau dk. 46), Kerem Aktürkoğlu (Ömer Bayram dk. 81 ?), Mustafa Muhammed (Gomis dk. 68)

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Vida, Necip Uysal, Umut Meraş, Can Bozdoğan, Atiba (Josef dk. 46), Ghezzal, Teixeira (Rıdvan Yılmaz dk. 79), Kenan Karaman (Larin dk. 38), Güven Yalçın (Batshuayi dk. 39)

Goller: Kerem Aktürkoğlu (dk. 22 ve 32) (Galatasaray), Rıdvan Yılmaz (dk. 85) (Beşiktaş)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 133 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 404 yeni vaka tespit edilirken, 133 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,23 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,02 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 319 bin 649 test yapılırken, 24 bin 404 yeni vaka tespit edildi. 133 kişi hayatını kaybederken, 38 bin 812 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,23 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,02 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 273 bin 906’ya yükseldi.

En az iki doz aşı uyulananların oranı en yüksek 10 il sırasıyla Osmaniye, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa oldu. En az iki doz aşı yapılanların oranı en az iller ise, Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ olarak sıralandı.

Bakanlığın 13 Mart verilerine göre, dün 298 bin 252 test yapılmıştı. Dün, 17 bin 426 vaka tespit edilirken, 138 kişi hayatını kaybetmiş ve 35 bin 568 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

HDP’den Seçim Yasası İlişkin Açıklama: Yeniliyoruz, Düşüyoruz…

AK Parti ve MHP’nin hazırladığı seçim yasası teklifini değerlendiren HDP’li Bektaş, “Temel hatlarına baktım. Tamamen kendi bekalarını sağlamak için hazırladıkları bir teklif. Millet İttifakı ve diğer ittifaklara karşı temel bir hamle bu. Demokratik bir teklif değil. ‘Yeniliyoruz, düşüyoruz’ demenin bir adı ve bir itiraf. Gidişlerini hiçbir kanun teklifi durduramaz. Çatlak o kadar büyük ki yamalarla, boyalarla kapatamayacaksınız” dedi.

Haber Merkezi / “HDP 2015’te barajları yerle bir ettiği ve baraj artık küçük ortak aleyhine olduğu için onu kurtarmak için bir teklif bu. Bu bir siyasi rüşvet” diyen Beştaş, “Bütün anketler MHP’nin baraj altında olduğunu gösteriyor. Bu seçim yasası bir aciliyet değil. Ortakların kendi arasında anlaştığı kimseye sormadığı bir teklif. Bir-iki yıldır aralarında kavga mı ediyorlar, tartışıyorlar mı ne yapıyorlar bilmiyorum ama kolay anlaştıklarını biliyorum. Uzunca bir zamandır ellerindeydi ama getirilemiyordu ancak şimdi getirildi. Baraj yüzde 7’ye indiriliyor. MHP için indirildiğini herkes biliyor. Kendi gelecekleri için epey düşünmüşler. Küçük ortağa bir siyasi rüşvet ve hediye bu” ifadelerini kullandı.

Yeni düzenlemeyle ittifaklardan küçük partilere sağlanan katkının kaldırıldığını belirten Beştaş, “İttifaktaki her partinin aldığı oy milletvekili seçimine yetiyorsa milletvekili çıkarabilecek. Sadece ittifaktaki partiler için yüzde 7 barajı kaldırılmış oldu. İttifak içinde az oy alan, o oyla milletvekili çıkarabilecek iken artık çıkaramıyor. Bu çok dikkat çekici bir düzenleme. Oylar doğrudan partilere gidecek. Bu daha çok tartışılacak. Milletvekili seçimlerinde ittifak bu teklifle resmen sonlandırılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi için ise ittifak devam ediyor” yorumu yaptı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Beştaş, şunları söyledi:

“Son günlerde çok tartışılan bir mesele var. 14 Mart Tıp Bayramı. Türkiye ve benzeri ülkelerde bayram olarak kutlanması neredeyse unutuldu. Sağlık emekçileri taleplerini dile getirdiklerinde de ağır hakaret ve baskılara uğramaya devam ediyor. Onlar da bir şekilde taleplerini dile getirmeye, iktidara duyurmaya çalışıyorlar. İktidar ise kafasını kuma gömme siyasetine devam ediyor ya da hakareti tercih ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan en son kadın muhtarlarla yaptığı toplantıda, ‘‘Varsın gidiyorlarsa gitsinler, biz de gerekirse yeni mezunları istihdam ederiz.’’ dedi. Neresinden tutulur bilmiyorum gerçekten. Cumhurbaşkanı ve iktidarının küçük ortağıyla beraber nelerin umurlarında olmadığını öğrenmiş olduk.

Hastanede liyakati iyi olanlar yerine yeni bitiren sağlık emekçilerini istihdam ederiz diyor. Burada önemli olan sağlık emekçilerinin bir ülkedeki rolleridir. Hepimizin 7’den 70’e gittiği, bizleri tedavi eden, sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz olan bir kesimin bu şekilde hakarete maruz bırakılmasını asla kabul etmiyoruz. Bu sözler hem sağlık hakkının hem de vatandaşın sağlığının hiç önemli olmadığı gerçeğini iktidar nezdinde bir kez daha ortaya koymuştur. Bu iktidarın sağlık emekçilerine ihtiyacı yok. Çünkü kendileri istediklerinde yanlarında özel doktorlarla dünyanın her tarafını dolaşıyorlar.

İhtiyaçları olan bolca para ve 5’li çeteler, işleri güçleri bu. Sağlık emekçileri Türkiye’nin onurudur, yüz akıdır. İki günlüğüne iş bırakma eylemine gidiyorlar, büyük g(ö)rev diye niteliyorlar. Sağlık emekçilerinin yanlarındayız, destekliyoruz; haklarının, taleplerinin bir an önce karşılanması gerektiğini tekrar söylüyoruz. Şunu da müjde olarak vermek istiyorum. Kapıyı gösterenler gidecek; sağlık emekçileri, doktorlar burada kalacak ve hep birlikte yaşayacağız. 14 Mart’ı gerçek bir bayram olarak kutlayacağımız günlere diyerek yeniden 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum.

“Biz barışı savunuyoruz ve bunda istikrarlıyız; herkes için barış istiyoruz”

Ukrayna-Rusya savaşı dünya ve Türkiye’nin gündeminde. Bu savaş ile birlikte iktidarın bir yüzünü daha gördük. Rüzgar gülü gibi bir dış politika izliyorlar. Rüzgar nereye dönerse AKP iktidarının da yüzü oraya dönüyor. Erdoğan bu ara barışsever kesilmiş. Hayret ediyorum gerçekten. Müzakereci rolüne bürünmüş, Ukrayna savaşını bitirmek için çözüm ve barış sözlerini kuruyor ama gelin bakın ki içeride tam bir savaş politikası yürütüyor.

Kendi yurttaşına, Kürtlere karşı içeride ve dışarıda düşmanlığını sürdürüyor. Barış savunucusu gibi görünmesi bu ara moda oldu. Bunu da sanki halk yutacakmış, Erdoğan’ın barış sever olduğunu kabul edecekmiş gibi garip bir hezeyanla yapıyorlar. Tabii ki biz barışı savunuyoruz. Ama istikrarlı ve herkes için barış istemenin ne kadar değerli olduğunu söylemek istiyorum. Sürdürülebilir bir barış politikası hem içeride ve dışarıda lazım. Halkların onurlu ve eşit bir şekilde yaşamını savunmak HDP’nin politikasıdır.

“AKP iktidarı İsrail-Filistin çatışmasını iç siyasete malzeme ediyor”

Geçen hafta İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Erdoğan ile görüştü 14 yıl sonra. HDP olarak elbette İsrail ile diplomatik ilişkilere karşı değiliz. Bu ilişkilerin başta Filistin halkı olmak üzere bütün Ortadoğu halklarının yarına olmasına isteriz. Ancak AKP iktidarı on yıldan uzun süredir İsrail-Filistin çatışmasını iç siyasete malzeme etmekten geri durmuyor. Antisemitizmi körüklediği gibi Filistinlilerin kendi topraklarında özgürce yaşamaları için bir katkı yapmaktan da uzaktır politikaları. Filistin halkı çok ağır saldırılara maruz kaldı. İsrail devleti de bu politikasını devam ettiriyor.

“Nazım’ın şiirini Filistin zeytinliklerini talan eden Herzog okudu, Afrin zeytinliklerini talan eden Erdoğan dinledi”

Bu görüşmede en dikkat çekici şey Nazım Hikmet’in yaşamaya dair şiirinin okunmasıydı. İnsan dinlerken Filistinlilerin zeytin ağaçlarının nasıl talan edildiğini ve Afrin’deki zeytinliklere yönelik uygulamaları, zeytinlerin Türkiye’ye getirilmesini de düşünmeden edemiyor. Zeytin ağacının anavatanı Filistin’in de içinde olduğu Doğu Akdeniz Havzasıdır. Antik Helen ve Mezopotamya medeniyetlerinde zeytin ağaçlarına büyük bir kutsallık atfedilir. Zeytin ağacı barışın sembolüdür ama bu yüzyılda talanın ve işgalin sembolü oldu. Bu işgaller Filistin’de olduğu gibi Kürt coğrafyasında da zeytin dalı gibi adlar konularak devam ettiriliyor.

Afrin zeytinliklerini talan eden Erdoğan dinledi, Filistin zeytinliklerini talan eden Herzog ise şiiri okudu. Biz yapılana mı bakalım, söylenene mi? Tabii ki yapılanı görüyoruz. Bunun ne kadar büyük bir iki yüzlülük olduğunu ifade edelim. Erdoğan Dışişleri Bakanını da Filistin’e göndereceğini ilan etti. 10 yıldan fazladır Gazze’ye gideceğim dedi ama gidemiyor. Şimdi Dışişleri Bakanını gönderecek. Şovunuza alet ettiğiniz topraklarda Filistinliler ölmeye devam ediyor, göçe zorlanıyor ve tutuklanıyor. HDP olarak İsrail ve Filistin halklarının geleceklerinin birbirine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Tıpkı Türkiye’de yaşayan Kürt halkı ve Türk halkı ile birlikte diğer halkların özgürlüklerinin ve yaşamlarının birbirine bağlı olması gibidir.

“İsrail bir an önce Filistin’e yönelik ağır ablukayı sonlandırmalıdır”

Filistin halkı özgürleşmediği müddetçe İsrail halkının da demokratik bir ortamda ve özgür olarak yaşama hakkı ortadan kalkıyor, barış hakkı ortadan kalkıyor. İsrail bir önce Filistin’e yönelik ağır ablukayı sonlandırmalı ve dünyanın gözü önünde şeffaf bir şekilde BM’nin çözüm tezi olan 1967 öncesi sınırları esas alarak barışa şans vermelidir. Biz her türlü barış girişimini ve çabayı da destekliyoruz. Ortadoğu’ya yönelik politikaların bütünlüklü olarak ele alınması lazım. Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik savaş politikası sürdürülürken, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmalarda barış politikası yürütülmesi kabul edilemezdir ve bir sonuç alınamayacağını ifade etmek isterim.

“CHP Genel Merkezi, Bolu Belediye Başkanı hakkında ne düşünüyor?” 

Bolu Belediye Başkanı her gün yeni bir ırkçılık beyanı ile Türkiye’nin gündemini işgal ediyor. Kendisinin mültecilere, kadınlara, Kürtlere karşı ırkçılığını herkes duydu. Dün de partimizi etiketleyerek bir tweet atmış. Ben kendisini muhatap almıyorum, genel merkezlerine sesleniyorum. Genel Başkan düzeyinde Selahattin Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerektiği çağrıları yapılırken, 4 Kasım darbesindeki hukuksuzluklar AİHM’den dönmüşken CHP Genel Merkezi Bolu Belediye Başkanı hakkında ne düşünüyor? Sadece Demirtaş’ın fotoğraflarını paylaştığı için bir emekçi kadının işten atılmasını nasıl karşılıyorlar? Buna dair bir söylemleri olacak mı?

“Ekonomik buhrana karşı ÖTV kaldırılsın”

Korona virüste sürü bağışıklığına geçildi. Şimdi ekonomi politikası ile birlikte yoksulluk ve açlık bağışıklığı dönemi başladı galiba. Hepimiz biliyoruz ki açlığı karşı bağışıklık olmaz. Vatandaşlar hayat pahalılığından dolayı alışveriş yapamıyor, ekonomide bütün çarklar durma noktasında. Zamları zam yağmuru diye tanımlamak yetmiyor, akaryakıt ve yağ kuyrukları görülüyor. Erdoğan övünüyordu bizim dönemde kuyruklar yok diye ama artık kendi döneminde de bolca kuyruk var. Bu ekonomik buhrana karşı ÖTV kaldırılsın.

Benzindeki yüzde 27.7, motorindeki yüzde 24.3 vergi oranı kaldırılsın ki vatandaş nefes alsın. Elektrik faturalarına karşı tek çözüm var o da kamulaştırma. Sağlık hakkının mutlaka ücretsiz bir şekilde karşılanması gerekiyor. Bu temel haklardandır. Kendi yandaşlarına yaptıkları vergi affı iptal edilmeli ve faiz giderlerinin ödenmemesi çağrımızı da yineliyoruz. Her gün yeni bir kanun teklifi veriyoruz, Meclis araştırmaları teklifleri veriyoruz ama AKP-MHP oylarıyla reddediliyor. Ne üretici ne de tüketici korunuyor. Emekçilerin halkın halinden hiçbir şekilde anlamıyorlar. Bu açlık ve yoksulluğa karşı bağışıklığa sürükleme kabul edilebilecek bir şey değildir, iktidarın yapabileceği bir konu değildir.

“AKP seçim ekonomisi yaratıyor, finans stoku yapıyor”

Bu arada savaşı da fırsata çevirmek istiyorlar. Fiyatlar dışarıda da artıyor diyorlar ama bu kriz Ukrayna-Rusya savaşından önce de vardı şimdi de var. Bunu dışarıya bağlamının bir izahı yok. AKP bir seçim ekonomisi yaratıyor, finans stoku yapıyor. Bu kadar açlık ve yoksulluğa rağmen talepler karşılanmıyorsa bu stoku önümüzdeki seçimlerde kullanmak üzere bir hazırlık yaptığını söylemek hiç de uzak bir ihtimal değil. Çünkü onlar halkın sofrasını ve cebini değil kendi bekaları için ülkeyi yönetiyorlar. Geçen iki hafta kanun teklifi yok diye arşivde kalan uluslararası sözleşmeler Meclis’e getirildi ama bizim tekliflerimiz gündeme alınmıyor. Vatandaşın talep ettiği asıl meseleler yasama organının önüne bilerek getirilmiyor. Rıza aramak gibi demokrasinin en temel olgularından biri maalesef yok. Basit acil 4 temel önerimiz şudur:

1-Başta 5’li çete olmak üzere 2016 yılından beri vergi istisnası, affı ve muafiyetlerinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerin elde ettiği kazançlar 3 ay içinde geri alınsın.

2-Gençler ve kadınlar başta olmak üzere ölçülü ve kabul edilebilir kamu yararı kapsamında, iş ve işlemlerde bulunan gerçek ve tüzel kişiler geri alımdan muaf tutulsun.

3-Yıllık cirosu 5 milyon TL’nin altında olan ve daha önce söz konusu desteklerden yararlanmış gerçek ve tüzel kişiler geri alımdan muaf tutulsun.

4-Vergi istisnası, affı ve muafiyetinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerin her yılın son Pazartesi günü yararlanma gerekçe ve miktarları şeffaf yönetim ilkesi gereği Hazine ve Maliye Bakanlığınca kamuoyuna duyurulsun.

Biz buna dair kanun tekliflerini sürekli veriyoruz. Bugün Ekonomi Komisyonumuz da ayrıca bir açıklama yaptı. Bu ülke halklarını birazcık seviyorsanız gelin bu teklifleri hemen çıkaralım ve vatandaş biraz rahat nefes alsın.

“Diyarbakır İstinaf Mahkemesi “Kürtlerin ölümü cezasızlık sebebidir” diyor”

Kameralar önünde öldürülen Kemal Kurkut hakkında Diyarbakır İstinaf Mahkemesi meşru sınırlar içinde öldürüldüğünü ve ceza verilemeyeceğini kabul etti. Bu Türkiye tarihinin en korkunç kararlarından biri. Güzel sanatlar akademisinde okuyan bir genç, bayram kutlamasına gitmiş; üstü çıplak ve polis kurşunuyla öldürülmüş ama ceza verilmez diyor. Hiçbir hukukta yok böyle bir şey. Resmen Kürtleri öldürebilirsiniz dediler aslında. Mahkeme “Kürtlerin ölümü cezasızlık sebebidir” diyor. Hadi kasten demeyin olası kast da mı yok, taksir de mi yok, kaza da mı yok? Hukukta buna ilişkin birçok sevk maddesi var. Gencecik bir insan herkesin gözü önünde öldürüldü, annesi her gün ağıt yakıyor. Ailesi bir adalet mücadelesi veriyor. AKP-MHP ittifakının resmidir bu. Her gün “Kürt ve Türk kardeş” diyorlar ya Kemal Kurkut bu kardeşliğin nasıl olduğunun belgesidir.

“Newroz’da milyonlarca insan bu gidişata dur diyecek”

8 Mart çok büyük coşku ile gerçekleştirildi. Şimdi 21 Mart Newroz Bayramı geliyor. Newroz’da milyonlarca insan bu gidişata dur diyecek. Ekonomik buhrana, hak ve özgürlük gaspına, anti demokratik uygulamalara ve savaş politikalarına dur diyecek. İsyanını, itirazını Newroz’da ifade edecek; her bir yurttaş Kawa olacak ve zulme başkaldıracak. Bütün halklara bir çağrı yapmak istiyorum. Dem dema serkeftine, dem dema aştiye newroza we piroz be. Ez bang li hemi gelen me dikim. Roja newroze em hemu heriken kada û em newrozu piroz bikin.

“Getirdikleri seçim yasası “yeniliyoruz, düşüyoruz” demenin itirafı”

Seçim yasası bu sabah geldi. Temel hatlarına baktım. Tamamen kendi bekaların sağlamak için hazırladıkları bir teklif. İttifaklara karşı bir hamle bu. Millet İttifakı ve diğer ittifaklara karşı bir hamle. Demokratik bir teklif değil. “Yeniliyoruz, düşüyoruz” demenin bir adı ve bir itiraf. Gidişlerini hiçbir kanun teklifi durduramaz. Çatlak o kadar büyük ki yamalarla, boyalarla kapatamayacaksınız.

“Küçük ortağa siyasi rüşvet olarak baraj yüzde 7’ye indiriliyor”

Biliyorsunuz seçim barajı Kürtler Meclis’e girmesin diye getirildi. HDP 2015’te barajları yerle bir ettiği ve baraj artık küçük ortak aleyhine olduğu için onu kurtarmak için bir teklif bu. Bu bir siyasi rüşvet. Bütün anketler MHP’nin baraj altında olduğunu gösteriyor. Bu seçim yasası bir aciliyet değil. Ortakların kendi arasında anlaştığı kimseye sormadığı bir teklif. Bir-iki yıldır aralarında kavga mı ediyorlar, tartışıyorlar mı ne yapıyorlar bilmiyorum ama kolay anlaştıklarını biliyorum. Uzunca bir zamandır ellerindeydi ama getirilemiyordu ancak şimdi getirildi. Baraj yüzde 7’ye indiriliyor. MHP için indirildiğini herkes biliyor. Kendi gelecekleri için epey düşünmüşler. Küçük ortağa bir siyasi rüşvet ve hediye bu.

“Milletvekili seçimleri için ittifak bu teklifle resmen sonlandırılıyor ama Cumhurbaşkanlığı seçimi için ittifak devam ediyor”

İttifakları bitirdiler, ittifaklardan küçük partilere sağlanan katkı kaldırıldı. İttifaktaki her partinin aldığı oy milletvekili seçimine yetiyorsa milletvekili çıkarabilecek. Sadece ittifaktaki partiler için yüzde 7 barajı kaldırılmış oldu. İttifak içinde az oy alan, o oyla milletvekili çıkarabilecek iken artık çıkaramıyor. Bu çok dikkat çekici bir düzenleme. Oylar doğrudan partilere gidecek. Bu daha çok tartışılacak. Milletvekili seçimlerinde ittifak bu teklifle resmen sonlandırılıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi için ise ittifak devam ediyor.

“Antidemokratik bir düzenlemeyi ve ortaklığı ilan ettiler ama pamuk ipliğine bağlı” 

Bu çok ince, titiz hazırlanmış bir düzenleme ilk bakışta anlaşılmıyor. İl ve ilçe seçim kurulları kura ile belirlenecek. İlk duyulduğunda kulağa hoş geliyor ancak kendi atadıkları, AKP dönemindeki hakimlerin kuradan çıkma şansı artıyor. Çünkü en kıdemli hakim şartı kaldırılıyor. En kıdemliler AKP’den önce görev yapanlar. İsteyen kuradan çekilebilir notu da eklemişler. Çekilebilir mi çektirilir mi takdirini kamuoyuna bırakayım. İl ve ilçe seçim kurullarının değiştirmek ve kendi insanlarını oraya yerleştirmek için önümüze konulmuş durumda. Bu antidemokratik bir düzenlemedir. Kendi aralarındaki ortaklığı şimdilik bununla devam ettirmeyi ilan ettiler ama pamuk ipliğine bağlı ve her an kopabilir.”

Soru: İttifaklarla ilgili ittifaklar sona erdi dediniz. Şimdi sistem nasıl olacak? Daha önce başka partiden girip sonra partilerine dönüyorlardı.

Transfer de engelleniyor galiba. Şunu kastediyorum. Üç parti ittifakla seçime giriyor, her parti seçim barajını aşmak zorunda değil. Örneğin Ankara’da ittifaktaki küçük parti artık oylarla vekil çıkarabiliyordu ittifaktan dolayı. Şimdi onu çıkaramıyor. Ne kadar oy almışsa o oranda temsil edebilecek. Bu temsil hakkını zedeleyen ve büyük partilere yarayan bir düzenleme. Küçük partiler yine parlamentoda temsil edilemeyecek. Diyelim ki 50 bin oy aldı, 10 bin oy büyük ortaktan arttı. 10 bin 50 bine ekleniyordu ve vekil çıkarabiliyor şimdi o yok. Milletvekili seçimi için ittifakla sadece barajı geçmiş sayılıyor. Bu diğer ittifakların temsil gücünü azaltmak için yapılmıştır. Kendi aralarında birileri fayda birileri zarar görecek ve bu büyük partilere yarıyor.

Paylaşın

Türkiye, Rusya Yaptırımlarına Katılır Mı?

Rusya’nın Ukrayna’daki işgali devam ederken, ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinin çeşitli alanlarda Rusya’ya uyguladığı yaptırımlarda giderek ağırlaşıyor. Türkiye ise işgalin başlamasının ardından Rusya’ya uygulanan yaptırımlara katılmayacağını açıklamıştı.

Bu yöndeki bir mesaj en son Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın CNN’e verdiği demeç ile geldi. Kalın, “Şu anda Rusya’ya yaptırımlar uygulamayı düşünmüyoruz. Çünkü güven kanalını açık tutmak istiyoruz. Ruslarla iletişim hatlarını açık tutmak istiyoruz. Ve tabii ki ekonomimizin etkilenmesini istemiyoruz” diye konuştu.

Ankara, Rusya 2014’te Kırım’ı ilhak ettiğinde de AB ülkeleri ve ABD tarafından uygulanan yaptırımlara katılmamıştı. Şimdi ise 2014’e kıyasla çok daha ağırlaştırılan bu yaptırımlara Türkiye’nin bir noktada katılmak zorunda kalıp kalmayacağı ve Batı ülkelerinin bu konuyu bir baskı unsuru olarak kullanıp kullanmayacağı gibi çeşitli sorular mevcut.

Ünlühisarcıklı: Türkiye için şu an sorumluluk yok

Ankara, ilkesel olarak yaptırımların sorunu çözmeyeceğini düşünüyor ve daha önce başka örneklerde de olduğu gibi genelde başka ülkelerin aldığı yaptırım kararlarına uymak gibi bir politika takip etmiyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; Alman Marshall Fonu Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı, şu ana kadar zaten ortada Türkiye’nin uyması gereken bir yaptırım bulunmadığını söyleyerek şu saptamada bulunuyor:

“Çünkü gerek ABD gerekse AB’nin gerekse üçüncü ülkelerin empoze ettiği yaptırımlar; doğrudan yaptırımlar. Yani üçüncü ülkeler nezdinde bir sorumluluk yaratmayan yaptırımlar. Dolayısıyla Türkiye’den beklenen şey aslında Türkiye’nin bu ülkelerin yaptırımlarına uyması değil, kendi yaptırımlarını uygulaması.”

Türkiye’nin ise Rusya’ya özel bir yaptırım uygulayacağı yönünde herhangi bir işaret yok. Türkiye, Ukrayna ile ilişkilerinin devamlılığının ve savunma sanayi alanında verdiği desteğin yaptırımlara kıyasla daha önemli olduğu görüşünde.

Emekli Büyükelçi Oğuz Demiralp’e göre de Türkiye için yaptırımlara uyup uymama meselesinden daha önemli konu, yanı başında sıcak bir savaş durumunun olması.

Demiralp, Türkiye’nin yaptırımlara uyup uymamasının Ukrayna savaşı açısından ikincil bir sorun olduğunu, hatta Türkiye’nin yaptırımlara uyması açısından da bir ihtiyaç da bulunmadığını belirterek, “Kaldı ki öyle bir evrensel, herkes yaptırımlara uysun diye alınmış bir NATO ya da BM kararı da yok. Türkiye için önemli olan, iki Karadeniz ülkesi arasında kendi bölgesinde ortaya çıkan bir çatışma” diyor.

Türkiye-Rusya ilişkileri yaptırıma izin verir mi?

Türkiye’nin başka ülkelerden bağımsız olarak Rusya üstünde kendisinin yaptırım uygulayabilme seçeneği de Rusya ile olan ilişkilerinin her alanda çok iç içe geçmiş olması nedeniyle şu an için zor görünüyor.

Ünlühisarcıklı, Türkiye’nin Rusya üstünde yaptırım uygulamamak için beş sebebi bulunduğunu belirterek, bunları şöyle sıralıyor:

“Ekonomik yaptırımların etkili olduğunun düşünülmemesi ve Türk dış politikasının yaptırımlara ilkesel olarak sıcak bakmaması, geçmişte Türkiye’nin uymak zorunda kaldığı bazı yaptırımların Türk ekonomisini kötü etkilemesi, yaptırım kararı alan ülkelerin bunu tek taraflı yapması ve Türkiye’ye danışılmaması, Türkiye’nin halen bazı ülkelerin açık ya da örtülü yaptırımları altında olması ve yaptırımlara karşı Rusya’nın alacağı karşı tedbirler.”

Türkiye’nin 2015 yılında kendi hava sahasında bir Rus jetini düşürdüğü zaman Rusya’nın izlediği tutumu hatırlatan Ünlühisarcıklı, “Türkiye Rusya’ya yaptırım uygularsa Rusya’nın da eli armut toplamaz. Türkiye ekonomisi şu anda bulunduğu durum itibariyle daha fazla risk alma lüksü olan bir ülke gibi görünmüyor” diyor.

Türkiye’nin şu anda Rusya ile enerjiden turizme çeşitli alanlarda bazı uzmanlarca bağımlılık olarak nitelendirilen ilişkileri bulunuyor.

Ünlühisarcıklı, Türkiye’nin Rusya’ya yaptırım uygulaması durumunda Putin’in de 2015’tekine benzer tedbirleri yeniden devreye sokabileceğini söyleyerek, ayçiçek yağı gemileri haberlerine atıfta bulunuyor. Ünlühisarcıklı, “Eskiden Türkiye’nin Rusya’ya sadece enerji bağımlılığı olduğunu ve turizm açısından belli bir bağımlılığı olduğunu düşünürdük ama belli ki ayçiçek yağı açısından da bağımlılığımız varmış” yorumu yapıyor.

Türkiye’nin şu anda sıkıntılar yaşayan ekonomisinin durumu 2023 Haziran ayı olarak planlanan seçimin sonuçları için en belirleyici etkenlerden biri olarak gösteriliyor.

Demiralp: Batı’ya yaklaşmak için fırsat

Dış politika uzmanlarına göre Batı’nın uyguladığı yaptırımlar için Türkiye üzerinde şu anda çok yoğun bir baskı bulunmuyor. Ancak savaşın çok uzaması durumunda bu baskının artabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Türkiye yaptırımlara uymasa da Batı ile ilişkilerini bu savaşın etkisiyle düzeltme yoluna girebilir.

Büyükelçi Demiralp, buna örnek olarak 1856’daki Kırım savaşını örnek gösteriyor ve Ukrayna savaşının Türkiye’nin Batı’ya yaklaşması açısından bir fırsat olabileceğini belirtiyor.

“Türkiye yaptırımlara uymayabilir ama Batı ile birlikte hareket ettiğini her zaman belli etmelidir. Bizim yerimiz Batı’dır. NATO’nun genel tavrını, Batı’nın genel saldırganlığa karşı tavrını desteklemeliyiz” diyen Demiralp, demokrasi ve insan hakları alanlarında atılacak adımların Türkiye’nin imajının restorasyonu için yararlı olacağını vurguluyor.

Ünlühisarcıklı da Türkiye için “hiçbir şey yapmıyor” demenin de doğru olmadığını ve Ukrayna ile sürdürülen ilişkilerin önemli olduğunu belirterek şunları kaydediyor:

“Siyaseten aslında bir denge politikası yok. Türkiye bu çatışmada Ukrayna’dan yana taraf. Bunu Türk yetkililer defalarca söylediler. Denge kelimesini belki şöyle kullanabiliriz; Türkiye Rusya’ya gösterdiği tepkiyi dengeli bir zemine oturtuyor. Ve aslında takdir de topluyor.”

Ancak hem sahadaki sıcak savaşın ve hem de yaptırımlara dayalı ekonomik savaşın daha uzaması ihtimali Ankara’yı zorlayabilir ve üstündeki baskı artabilir.

Ünlühisarcıklı, “Türkiye’nin Rusya’ya olan bağımlılığını ve Rusya kaynaklı kırılganlığını zaman içinde azaltıp kendisini ayrıştırması lehine olacaktır” diyor.

Paylaşın