Birleşmiş Milletler’den İran Ve İsrail’e “Barışa Fırsat Verin” Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İran ve İsrail gerilimine ilişkin, “Bölgeyi ve dünyamızı uçurumun kenarından kurtarmak için sorumlu bir şekilde ve birlikte hareket edelim” dedi.

İsrail ile İran’ın karşılıklı saldırıları devam ederken, uluslarası toplum tırmanan askeri ihtilafa diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), İsrail ile İran arasında çatışmaların ele alındığı özel bir oturum yapıldı.

Oturumda konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, sert uyarılarda bulunarak “barışa fırsat verme” çağrısı yaptı. Guterres, İsrail ile İran arasında tırmanacak ihtilafın kimsenin kontrol edemeyeceği bir ateşin alevlenmesine yol açabileceğini, dünyanın koşar adım ilerleyen bu tehlikeli süreci teyakkuz halinde izlemekte olduğunu söyledi.

İnsanlığın geleceği konusunda kritik bir karar anında bulunulduğunun altını çizen genel sekreter, “Öyle anlar vardır ki, izlenecek yol sadece ulusların kaderini değil, ortak geleceğimizi de şekillendirir. Bu öyle bir an” diye konuştu.

Diplomasinin önemine vurgu yapan Guterres, “Bölgeyi ve dünyamızı uçurumun kenarından kurtarmak için sorumlu bir şekilde ve birlikte hareket edelim” çağrısını yaptı.

Guterres bu mesajları New York’tan verirken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre’de Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy ile bir araya geldi.

Bu görüşme öncesinde Cenevre’deki BM İnsan Hakları Konseyi’nde konuşan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail’e sert suçlamalar yöneltti.

Arakçi, İsrail’i “ABD’nin diplomatik çabalarına ihanet etmekle suçladı. İranlı bakan, İsrail’in İran’a ABD ile İran arasında “çok umut verici bir anlaşma için” yapılacak görüşmelerden hemen önce saldırdığını söyleyerek, “Bu diplomasiye ihanettir ve uluslararası hukukun temellerine eşi benzeri görülmemiş bir saldırıdır” diye konuştu.

İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini hedef alan saldırılarını “ağır savaş suçu” olarak nitelendiren Arakçi, uluslararası topluma İsrail’in saldırılarını kınama çağrısı yaptı, “Bu haksız ve suç teşkil eden savaşın herhangi bir şekilde meşrulaştırılması suç ortaklığı ile eşdeğer olacaktır” sözlerini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi, saldırıların “son iki yıldır Filistin’de korkunç bir soykırım gerçekleştiren bir rejim tarafından yapılan çirkin bir saldırganlık eylemi” olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“Dünya, her devlet, BM’nin her mekanizması ve organı alarma geçmeli ve saldırganı durdurmak, cezasızlığa son vermek ve suçluları bölgemizdeki bitmek bilmeyen zulüm ve suçlarından sorumlu tutmak için hemen harekete geçmelidir.”

Bu arada İsrail, Arakçi’nin BM İnsan Hakları Konseyi’nde konuşmasına itiraz ederek önlemeye çalıştı. İsrail’in Cenevre’deki Büyükelçisi Daniel Meron, Konsey Başkanı Jurg Lauber’e hitaben yazdığı mektupta, “İran Dışişleri Bakanı’na bu organ önünde söz hakkı verilmesi, konseyin güvenilirliğini baltalar ve bu rejiminin dünya genelindeki pek çok kurbanına da açık bir ihanet teşkil eder” ifadelerine yer verdi.

Meron mektubunda İran’ı konseyi “rejimin despotik kampanyasını desteklemek için uluslararası bir sahne olarak kullanmakla” suçladı. Ancak İsrail’in yoğun itirazlarına rağmen Lauber, Arakçi’nin konuşmasına izin verdi.

İsrail ve ABD’ye uyarı

Bu arada Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, nükleer tesislere yönelik silahlı saldırıların, saldırıya uğrayan devletin sınırları içinde ve ötesinde büyük sonuçlar doğurabilecek radyoaktif salınımlara yol açabileceği konusunda uyardı.

Grossi, bugün BMGK’da yaptığı konuşmada, İsrail’in İran’ın Buşehr nükleer santralini hedef alacak bir saldırısının çok yüksek miktarda radyoaktivite salınımına neden olabileceğini, yüzlerce kilometre çapında tahliyelerin gerekebileceğini söyledi.

Rafael Grossi ayrıca İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapılması durumunda, UAEA’nın Tahran’ın nükleer programının sağlam kontrollerini garanti edebileceğini söyledi.

“UAEA, İran’da nükleer silah geliştirilmediğini tartışılmaz bir kontrol sistemi ile garanti edebilir” diyen Grossi, İsrail’in İran’ın güneyindeki Buşehr nükleer santraline olası bir saldırısı durumunda nükleer bir felaket yaşanabileceğini kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Hızlandırıcı Nedir? Faydaları

Hızlandırıcılar, teknoloji alanında temel bileşenlerdir ve bilgi işlem sistemlerinin ve uygulamalarının performansını, hızını ve verimliliğini artırmada önemli bir rol oynarlar.

Haber Merkezi / Birincil amaçları, görevlerin daha hızlı yürütülmesini sağlamak, güç tüketimini optimize etmek ve genel operasyonel kapasiteyi iyileştirmektir. Hızlandırıcılar, belirli hesaplama görevlerini ve işleme işlevlerini devrederek merkezi işlem birimleriyle (CPU’lar) birlikte çalışmak üzere tasarlanmıştır ve CPU’nun diğer kritik işlemlere odaklanmasına olanak tanır.

Bu, işlem süresinde önemli bir azalmaya yol açar ve son kullanıcı için kusursuz ve çevik bir deneyim sağlar. Hızlandırıcılar, yapay zeka, veri analitiği, bilimsel simülasyonlar ve yüksek performanslı sistemlere olan talebin çok önemli olduğu multimedya işleme gibi çeşitli alanlarda kapsamlı uygulama bulur. Hızlandırıcıların önemini kavramak için, bilişim teknolojisi dünyasında yaygın kullanımlarına bir göz atalım.

Örneğin, grafik işleme birimleri (GPU’lar), grafik, video ve animasyonların işlenmesiyle ilişkili büyük hesaplama iş yükünü idare etmek için oluşturulmuş özel hızlandırıcılardır. Benzer şekilde, alan programlanabilir kapı dizileri (FPGA’lar), son derece özelleştirilebilir hesaplama kaynakları gerektiren belirli görevler için kullanılan yeniden programlanabilir hızlandırıcılardır ve gelişen teknoloji manzarasına esneklik ve uyarlanabilirlik sağlar. Dahası, tensör işleme birimleri (TPU’lar), makine öğrenimi algoritmalarının yüksek performanslı hesaplama ihtiyaçları için özel olarak tasarlanmıştır.

Geliştiriciler, CPU’larla birlikte bu tür hızlandırıcıları kullanarak, altta yatan donanımın tüm potansiyelinden yararlanabilir, uygulamalarında inovasyon ve verimliliği artırabilirler. Bu tür hızlandırıcıların yaygınlaşması yalnızca bilgi işlem sistemlerini yeniden şekillendirmekle kalmadı, aynı zamanda karmaşık, veri odaklı alanlarda atılımların önünü açtı.

Hızlandırıcı hakkında sıkça sorulan sorular:

Hızlandırıcılar girişimlere ne gibi faydalar sağlıyor?

Hızlandırıcılar genellikle yeni kurulan şirketlere ofis alanı, fon, mentorluk ve hukuki ve finansal danışmanlık gibi iş kaynakları sağlar. Ayrıca yeni kurulan şirketleri, büyümelerine ve gelişmelerine rehberlik edebilecek sektör profesyonelleri ve uzmanlarından oluşan bir ağla bir araya getirirler. Bir hızlandırıcı programa katılan yeni kurulan şirketler genellikle birlikte çalışır ve birbirlerinden öğrenir, iş birlikçi ve destekleyici bir ortam yaratırlar.

Hızlandırıcılar kuluçka makinelerinden nasıl farklıdır?

Hızlandırıcılar ve kuluçka merkezleri, her ikisi de yeni kurulan şirketleri destekler, ancak yaklaşımları ve hedefledikleri gelişim aşaması bakımından farklılık gösterirler. Hızlandırıcılar genellikle erken aşamalarındaki yeni kurulan şirketlerle çalışır ve genellikle kısa vadeli, yoğun bir program aracılığıyla hızlı büyümeye ve gelişime odaklanırlar. Öte yandan kuluçka merkezleri, çeşitli gelişim aşamalarındaki yeni kurulan şirketleri destekleme eğilimindedir ve destekleri genellikle daha uzun bir süre boyunca ofis alanı, kaynaklar ve iş danışmanlığı sunmayı içerir.

Hızlandırma programına nasıl başvururum?

Hızlandırıcı programlara başvuru süreci değişir, ancak genel olarak, yeni kurulan şirketlerin çevrimiçi bir başvuru formunu doldurmaları, iş fikirleri, ekip üyeleri, pazar araştırması ve diğer destekleyici belgeler hakkında bilgi vermeleri gerekir. Seçilirlerse, yeni kurulan şirketlerin programa kabul edilmeden önce fikirlerini hızlandırıcıya sunmaları veya mülakatlara katılmaları gerekebilir.

Hızlandırıcılar destekledikleri girişimlerin hisselerini alıyor mu?

Birçok hızlandırıcı, şirketin bir yüzdesine sahip oldukları anlamına gelen sermaye karşılığında girişimlere fon sağlar . Öz sermayenin belirli miktarı, hızlandırıcı ile girişim arasındaki anlaşmaya bağlı olarak değişir. Ancak bazı hızlandırıcılar sermaye almaz ve bunun yerine mentorluk ve kaynaklar gibi diğer destek biçimlerini sağlar.

Paylaşın

Diyanet’e Göre Seküler Yaşam Tarzı “Tehdit”

Diyanet’in Cuma Hutbesi’nde çocukların “tehdit” altında olduğu ifade edildi. Bu tehditlerin sıralandığı hutbenin devamında, çocuklara “seküler hayat tarzı dayatması” yapıldığı belirtildi. 

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tarafından hazırlanıp 81 ildeki camilerde okutulan Cuma hutbelerinin bu haftaki (20 Haziran) başlığı “Her Yaz Yeni Bir Heyecan: Cami, Çocuk ve Kur’an” oldu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Okulların kapanması vesilesiyle çocukların Kuran kurslarına davet edildiği hutbede, içinde yaşadığımız çağda çocukların her zamankinden daha fazla “tehdit” altında olduğu ifade edildi. Bu tehditlerin sıralandığı hutbenin devamında, çocuklara “seküler hayat tarzı dayatması” yapıldığı belirtildi.

Dijital platformlarda yayınlanan içeriklerin çocukları “yalnızlığa ve akran zorbalığına” sürüklediğine dikkat çekilen hutbede, çözüm olarak ise “namaza alıştırma” ve “ahlâki eğitim” vurgusu yapıldı.

Hutbedeki ilgili bölümler şöyle: “İçinde yaşadığımız çağda çocuklarımız ve gençlerimiz her zamankinden daha fazla tehdit altındadır. Batıl ideolojiler, seküler hayat tarzı dayatmaları, ahlaki değerlerimizi yozlaştıran toplum projeleri ve ifsat edici medya içerikleri; gençlerimizi milli ve manevi değerlerimizden uzaklaştırmak için tüm gücüyle çalışmaktadır.

Dijital platformlarda yayılan sanal kumar, şiddet içeren oyunlar ve fıtratı bozan paylaşımlar; evlatlarımızı ahlaki erozyona, yalnızlığa ve ‘akran zorbalığına’ maruz bırakmaktadır. Bu tehlikeli akımlar, gençlerimizi; ailesine, milletine ve dinine yabancılaştırmakta, onları merhametsiz, duyarsız ve hedefsiz bir insan haline getirmektedir.

Ebeveyn olma sorumluluğumuzun gereği olarak çocuklarımızı yaz Kur’an kurslarımızla buluşturalım. Unutmayalım ki, onların tertemiz zihinlerini ve gönüllerini sahih ve doğru dini bilgi ile donatmaz isek birçok hurafe, yanlış bilgi ve düşünceye maruz kalırlar. Bu da bizim; dünyada büyük bir vebale girmemize, ahirette ise hüsrana uğramamıza sebep olur.

Bütün bu olumsuzluklardan çocuklarımızı ve gençlerimizi korumanın yolu; onları Peygamberimiz (s.a.s)’in güzel ahlakıyla yetiştirmektir. Yüce Rabbimizin, ‘Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…’ [5] emri gereğince her türlü zararlı akımdan muhafaza etmektir. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Yedi yaşına geldiklerinde çocuklarınızı namaza alıştırın.’ [6] tavsiyesine uyarak evlatlarımızı ibadet bilinciyle yetiştirmektir.”

Paylaşın

4 Bin 36 Hakim Ve Savcının Yeri Değiştirildi

Adli yargıda 3 bin 698, idari yargıda ise 338 hakim ve savcının görev yeri değişti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Hakim ve cumhuriyet savcılarımıza yeni görev yerlerinde üstün başarılar diliyorum” dedi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 2025 yılına ilişkin adli ve idari yargı ana kararnamelerini yayımladı. HSK’dan yapılan açıklamada, kararname çalışmalarının 20 Haziran 2025 itibarıyla tamamlandığı bildirildi.

Açıklamada, atananlardan yeniden inceleme talebinde bulunmak isteyenlerin, tebligat beklemeden en geç 27 Haziran 2025 Cuma günü mesai bitimine kadar UYAP üzerinden başvuru yapmaları gerektiği belirtildi. Yeniden inceleme taleplerinin HSK Kararname Bürosu’na ulaşmasının ardından, başvuru sahiplerine 24 saat içinde (hafta sonu veya resmi tatile denk gelirse ilk mesai günü) bilgilendirme mesajı gönderileceği bildirildi. Atama tebligatlarının 4 Temmuz 2025 Cuma gününden itibaren gönderilmesinin planlandığını belirtti.

“Hayırlı olsun”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “HSK 2025 yılı Ana Kararnamesi çalışmalarını tamamladık” dedi ve “Hakim ve cumhuriyet savcılarımıza yeni görev yerlerinde üstün başarılar diliyorum. Kararnamenin, hakim ve savcılarımız başta olmak üzere aileleri, yargı teşkilatımız, ülkemiz ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Faiz Enflasyon Oranında Düşecek

Enflasyonun 2026’da yüzde 20’lere ineceğini, 2027’de 15 ve altında olacağını söyleyen Mehmet  Şimşek, aynı dönemde faiz oranının da enflasyonun biraz üzerinde konumlanacağını ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin AK Partili vekilleriyle art arda bir araya geldi ve değerlendirme toplantıları yaptı.

Hürriyet’in haberine göre; Şimşek, AK Partili vekillere yaptığı sunumda enflasyonu tetikleyen üç sektör olduğunu söyledi. Bunları; konut, gıda-hizmet sektörü ve enerji sektörü olarak sıraladı. Bu üç sektörün enflasyonu artırdığını ifade eden Bakan Şimşek, söz konusu üç sektörde fiyatların düşürülmesi yönünde çalışma yaptıklarını açıkladı.

Mehmet Şimşek, enflasyonun düşmesiyle birlikte özellikle kira ve konut satış fiyatlarının düşeceğini de kaydederek, TOKİ’nin konut sayısını artırmasıyla da söz konusu sıkıntıların çözüleceği bilgisini verdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, faizi enflasyon oranında düşüreceklerini belirtti. Enflasyonun 2026’da yüzde 20’lere ineceğini, 2027’de 15 ve altında olacağını söyleyen Şimşek, aynı dönemde faiz oranının da enflasyonun biraz üzerinde konumlanacağını ifade etti.

Paylaşın

İYİ Parti Cumhurbaşkanı Adayı Çıkaracak Mı? Dervişoğlu Açıkladı

Partisinin cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çıkarmayacağına ilişkin konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Bu sistemden kurtulmak için öncelediğim şeyleri, siyasi hırslarımla ortadan kaldırmam. Sadece İYİ Parti’ye ivme kazandırmak adına Türkiye’nin geleceğini ateşe atamam” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu,, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Yeni Bir Sabah” programına katıldı.

Dervişoğlu, İsrail’in İran’a saldırılarına ilişkin, savaşın bağıra bağıra geldiğini belirterek, “Bu konuyla ilgili çok fazla fikir sahibi olmak gerekmiyor. Tarih tekerrür ediyor. Bölge coğrafyası üzerinde emperyalist emellerden vazgeçmeyen güçler, zaman içerisinde stratejilerini yenileyerek, bu topraklar üzerinde emellerini gerçekleştirmeye gayret sarf edecek stratejileri yaşama geçiriyor” diye konuştu.

Dervişoğlu, saldırıların sürecine ilişkin, “Önce Irak’la başlayan sonra Suriye’ye nüfus eden bu sürecin artık İran’ı hedef tahtasına koyduğunu, nihai hedefinin de Türkiye olacağına işaret etmiştim. Bu doğrulandı, yanılma ihtimalimiz yok. Hedefleri değişmiyor, stratejileri değişiyor” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan”ın, etkin pişmanlıktan faydalanan şüpheliler Adem Soytekin ve Servet Yıldırım’ın iddiaları üzerine hakkında başlatılan soruşturmada tutuklanmasına ilişkin Dervişoğlu, avukatın görevini yaptığını, görevini yapan kişinin tutuklanmasının yadırganacak bir durum olduğunu söyledi.

Dervişoğlu, tutuklamaya ilişkin, “Olamaz, olmaması gerekir. Çünkü yani bu tür garabetleri ben tarif etmekte zorlanıyorum. Yapanlar bunu nasıl yapıyor? Doğrusunu isterseniz şaşırıyorum. İddia, yargılama ve savunma. 3 ayak üzerine kuruluyor. Şimdi siz savunmayı çıkarıyorsunuz oradan. Ayrıca tutuklanma gerekçelerinin arasında avukatın tutuklanan avukatın dosya ile ilgili ifadeleri ele geçirmek. Avukatın görevi bu zaten. Yani kim kimin hakkında hangi ifadeyi vermiş, ne söylemiş, dosya nasıl oluşturuluyor, nasıl tekemmül edecek? Bunu takip etmektir avukatın görevi. Görevini yapmış olmakla ötürü bir kişinin tutuklanmış olması hali gerçekten hem yadırganacak hem de utanılacak bir durumdur. Baskının bu şeyi olmaz, yöntemi olmaz. Baskı tamam yani hep o dile getirdiğimiz işte rahatsız olduğumuz bir şey” dedi.

“Türkiye’nin geleceğini ateşe atamam”

Dervişoğlu, İYİ Parti’nin kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarıp çıkarmayacağına ilişkin soruya ise, “Bununla ilgili şu an bir karar veremeyiz, tek başıma da veremem. Yetkili kurumlarımızla değerlendireceğiz. Bu sistemden kurtulmak için öncelediğim şeyleri, siyasi hırslarımla ortadan kaldırmam. Sadece İYİ Parti’ye ivme kazandırmak adına Türkiye’nin geleceğini ateşe atamam” cevabını verdi.

Paylaşın

Sağlıklı Şekilde Kilo Vermenin 10 “Altın Kuralı”

Sürdürülebilir kilo kaybı bir gecede gerçekleşmez. Kilo vermek istiyorsanız, kilo vermenizi ve verdiğiniz kiloyu kalıcı olarak korumanızı sağlayacak sağlıklı bir yaşam tarzını öğrenmeniz gerekir.

Haber Merkezi / Sağlıklı bir şekilde kilo vermenin 10 altın kuralı, sürdürülebilir alışkanlıklar oluşturmaya ve genel sağlığı iyileştirmeye odaklanır. İşte sağlıklı şekilde kilo vermenin 10 “altın kuralı”:

Kalori açığı: Günlük kalori alımını, harcadığından 500 – 750 kalori az tutun. Bu, haftada 0.5-1 kg sağlıklı kilo kaybı sağlar. Kalori takibi için bir uygulama kullanın.

Dengeli beslenme: Her öğünde protein (tavuk, balık, yumurta, baklagiller), lifli gıdalar (sebzeler, tam tahıllar) ve sağlıklı yağlar (avokado, zeytinyağı) tüketin. Rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

Protein alımı: Günde vücut ağırlığı kg başına 1.6 – 2.2 g protein alın (ör. 70 kg biri için 112-154 g). Protein, kas kütlesini korur ve tokluğu artırır.

Bol su: Günde 2-3 litre su tüketin. Su, metabolizmayı destekler ve açlık hissini azaltır. Şekerli içecekleri tamamen kesin.

Düzenli egzersiz: Haftada 150 – 300 dakika kardiyo (yürüyüş, koşu, bisiklet) ve 2-3 gün kuvvet antrenmanı (ağırlık kaldırma, plank) yapın. Kardiyo yağ yakar, kuvvet çalışması metabolizmayı hızlandırır.

Yeterli uyku: Günde 7 – 9 saat uyumaya özen gösterin. Yetersiz uyku, açlık hormonlarını (ghrelin) artırır ve kilo vermeyi zorlaştırır.

Stresi yönetimi: Kronik stres kortizolü yükselterek yağ depolanmasını artırır. Meditasyon, yoga veya nefes egzersizleriyle stresinizi azaltın.

Porsiyon kontrolü: Yemekleri yavaş ye, küçük tabaklar kullan ve porsiyonları ölçün. Bu, gereksiz kalori alımını önler.

Planlı beslenme: Haftalık yemek planı yap, sağlıklı atıştırmalıklar (fındık, yoğurt, meyve) hazır tutun. Ani açlık krizlerinde sağlıksız seçimlerden kaçının.

Tutarlılık: Hızlı kilo kaybı yerine sürdürülebilir değişimlere odaklanın. Haftada 0.5 – 1 kg kayıp sağlıklıdır. İlerlemeyi mezura veya vücut yağ oranıyla takip edin.

Paylaşın

Çocuklara Yönelik Şiddet Rekor Seviyelere Ulaştı

Birleşmiş Milletler’in (BM) raporuna göre; çatışmaların yaşandığı bölgelerde çocuklara yönelik şiddet rekor seviyelere ulaştı. Çocuklara yönelik şiddet, en fazla Gazze, Batı Şeria, Kongo, Somali, Nijerya ve Haiti’de yaşandı.

Birleşmiş Milletler (BM), dünya örgütünün Çocuklar ve Silahlı Çatışma raporuna göre, 2024 yılında silahlı çatışmalarda çocuklara yönelik şiddetin ‘benzeri görülmemiş’ bir düzeye ulaştığını ve 2023 yılına kıyasla ağır ihlallerin sayısında yüzde 25’lik bir artış olduğunu kaydetti.

Sputnik’in aktardığı raporda, “2024 yılında silahlı çatışma koşullarında çocuklara yönelik şiddet eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştı ve ciddi ihlal sayısı 2023’e göre yüzde 25 arttı” ifadelerine yer verildi.

Raporda, BM’nin toplamda 41 bin 370 ciddi ihlali doğruladığı belirtilirken, bunlardan 36 bin 221’inin 2024 yılında gerçekleştiği, 5 bin 149’unun ise daha önce yaşanmış ancak 2024 yılında doğrulandığı kaydedildi. 2023 yılında ise BM, yaklaşık 32 bin 990 ciddi ihali onaylamış ve bunların 2 bin 285’inin önceki yıllarda gerçekleştiği halde 2023’te doğrulandığı ifade edildi.

2024 yılında en yüksek ihlal oranları İsrail ve işgal altındaki Filistin toprakları, özellikle Gazze, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Somali, Nijerya ve Haiti’de kaydedildi.

Paylaşın

Konut Fiyatları Yüzde 32,3 Arttı

Konut fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,4 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,3 oranında arttı. Üç büyük il incelendiğinde, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 32,6, 41,4 ve 31,1 oranlarında arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı il yüzde 41,4 ile Ankara olurken Ankara’yı Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak takip etti. Bu illerde konut fiyatları yüzde 40,5 oranında arttı.

Konut fiyatları, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır’da yüzde 39,3, Konya ve Karaman’da yüzde 25,3, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de yüzde 20,3, Antalya, Burdur ve Isparta’da yüzde yüzde 19,5 arttı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2025 Mayıs  ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı.

Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi (KFE), Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,4 oranında artarak 182,4 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,3 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 2,3 oranında azaldı.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, mayıs ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 2,7, 3,8 ve 3,0 oranlarında arttı. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 32,6, 41,4 ve 31,1 oranlarında arttı.

Konut fiyatlarının en çok arttığı il yüzde 41,4 ile Ankara olurken Ankara’yı Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak takip etti. Bu illerde konut fiyatları yüzde 40,5 oranında arttı.

Konut fiyatları, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars ve Iğdır’da yüzde 39,3, Konya ve Karaman’da yüzde 25,3, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye’de yüzde 20,3, Antalya, Burdur ve Isparta’da yüzde yüzde 19,5 arttı.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Fiyatları Yüzde 30,12 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,13, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,45 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 29,65, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 32,98 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 56,94 artış ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 3,61 artış ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın