Erişim Kodu Nedir Ve Nasıl Alınır?

Erişim kodları, kullanıcılara yetki verme veya çevrimiçi yazılım platformları, dijital uygulamalar veya güvenli fiziksel alanlar gibi kısıtlı kaynaklara erişim sağlamada önemli bir rol oynayan benzersiz sayı, alfanümerik karakter veya sembol dizileridir.

Haber Merkezi / Erişim kodlarının birincil amacı, kullanımı yalnızca yetkili kişilerle sınırlayarak güvenliği artırmak ve hassas bilgileri korumaktır.

Bu şekilde, erişim kodları çevrimiçi kaynakların, kullanıcı hesaplarının ve değerli verilerin tehlikeye atılmamasını ve yetkisiz müdahalelerden veya kötü niyetli amaçlardan korunmasını sağlar. İşletmeler, kurumlar ve bireyler erişim kodlarını kullanarak güvenilir bir ortam sağlayabilir ve fikri mülkiyetlerini, müşteri bilgilerini ve diğer hayati varlıklarını koruyabilir.

Yazılım lisanslarını, dijital içerik abonelik planlarını etkinleştirme veya iş yeri içindeki kısıtlı alanlara erişim gibi birden fazla senaryoda, kullanıcılardan ayrı erişim kodları girmeleri veya bunlara gömülü kimlik kartları sağlamaları istenir. Bu erişim kodları genellikle kullanıcıların kimliğini doğruladıktan sonra servis sağlayıcılar, yazılım satıcıları veya güvenlik personeli tarafından sağlanır.

Sonuç olarak, erişim kodu kullanımı yetkili kullanıcıların etkinliklerini kaydederek hesap verebilirliğin sürdürülmesine yardımcı olur ve olası veri kötüye kullanımı veya güvenlik ihlallerinin izlenmesine olanak tanır. Dijital ortam gelişmeye ve siber tehditler artmaya devam ettikçe, erişim kodları güvenliğin sürdürülmesi ve siber ekosisteme olan güvenin güçlendirilmesi için temel bir bileşen olmaya devam etmektedir.

“Erişim Kodu” hakkında sıkça sorulan sorular

Erişim kodunu nasıl alabilirim?

Erişim kodları genellikle bir etkinlik organizatörü, web sitesi yöneticisi veya yazılım sağlayıcısı gibi, bunu gerektiren hizmet veya uygulama tarafından sağlanır. Bir erişim kodu almak için, hizmete veya uygulamaya bağlı olarak kayıt olmanız, bir satın alma işlemi yapmanız veya bir doğrulama sürecini tamamlamanız istenebilir.

Erişim kodum çalışmıyorsa ne yapmalıyım?

Erişim kodunuz çalışmıyorsa, doğru girdiğinizden emin olmak için iki kez kontrol edin ve yazım yanlışı veya fazladan boşluk olmadığından emin olun. Kodu doğruladıktan sonra hala erişim sağlayamıyorsanız, yardım için hizmet veya uygulama sağlayıcısıyla iletişime geçin ve erişim kodunun hala geçerli olup olmadığını doğrulayın.

Erişim kodumu başkalarıyla paylaşabilir miyim?

Erişim kodunuzu paylaşmanız genellikle önerilmez, çünkü eriştiğiniz bilgi, hizmet veya etkinliğin güvenliğini ve gizliliğini tehlikeye atabilir. Sağlayıcıdan paylaşmanız için açık izniniz olmadığı sürece erişim kodunuzu gizli tutmanız en iyisidir.

Güçlü ve güvenli bir erişim kodu nasıl oluşturabilirim?

Güçlü ve güvenli bir erişim kodu oluşturmak için büyük harfler, küçük harfler, sayılar ve sembollerin bir kombinasyonunu kullanın. En az 8-12 karakter uzunluğunda olsun ve adınız, doğum tarihiniz veya basit desenler gibi kolayca tahmin edilebilir bilgiler kullanmaktan kaçının. Ayrıca, yaygın kelimeler ve ifadeler kullanmaktan kaçının. Erişim kodunuz ne kadar benzersiz ve karmaşıksa, o kadar güvenli olacaktır.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 8’e Düştü

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, partilerinden istifa ettiklerini açıkladı. Avşar ve Rızvanoğlu’nun istifalarıyla birlikte DEVA Partisi’nin Meclis’teki sandalye sayısı 8’e düştü.

Haber Merkezi / Cem Avşar, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “9 Mart 2020 tarihinde kurucuları arasında yer aldığım Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nden ayrıldığımı kamuoyunun bilgisine sunarım. Bu yolculuk boyunca; Türkiye’yi içine girdiği siyasi çıkmazdan çıkarmak, her kesimden insanla çözüm üretilebileceğini göstermek, demokrasiyi güçlendirmek ve hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek amacıyla bir araya geldiğimiz başta Sayın Ali Babacan olmak üzere, tüm kurucu arkadaşlara, genel merkez yöneticilerine, teşkilatlarda emek veren üye ve gönüllülere teşekkür ediyorum.

Geldiğimiz süreçte siyasi duruşumla DEVA Partisinin politik süreci arasında oluşan mesafe nedeniyle, yoldaşlık hukukunu gözeterek yaptığım uzun bir değerlendirme süreci ardından partiden ayrılma kararı aldım. Sayın Genel Başkan Ali Babacan’a ve partinin tüm kadrolarına başarılar diliyor; ülkemizin demokratik geleceğine katkı sunacak her çalışmada yollarının açık olmasını diliyorum. Milletvekili olarak görev yaptığım Tekirdağ ve kıymetli hemşehrilerim için ve elbette ülkemin geleceği adına; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 2Millete efendilik yoktur, hizmet vardır’ sözünü şiar edinerek, azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğim.”

“Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğim”

Evrim Rızvanoğlu ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Siyaset hayatıma adım attığım ve kurucusu olduğum DEVA Partisinden, bugün itibarıyla istifa ettiğimi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Bu partide birlikte yol yürüdüğüm; genel merkezde, il ve ilçe teşkilatlarında, gece gündüz demeden Türkiye için emek veren olağanüstü insanlara gönülden teşekkür ederim. Hepinizden hakkınızı helal etmenizi dilerim. Biliyorum, bu kararım bazı dostlarımı üzecek. Ancak siyaset, sadece kurumsal değil, aynı zamanda bireysel bir yolculuk. Türkiye’nin derinleşen sorunları karşısında zamanla benim siyasi yaklaşımımda da farklılaşmalar oldu. Bu nedenle, hem kendim hem de partim açısından daha sağlıklı bir sürecin önünü açmak adına bu kararı aldım.

DEVA Partisi, benim için adeta bir okul oldu. Sayın Ali Babacan’ın ve değerli kadrolarımızın üzerimdeki emeğini hiçbir zaman inkâr edemem. Deneyimli siyasetçilerle, liyakatli bürokratlarla ve pırıl pırıl gençlerle birlikte olmak bana hem ilham verdi hem de önemli bir tecrübe kazandırdı. Bu nedenle DEVA’nın üzerimdeki emeği çok büyüktür. Milletvekili seçilmemde ve sonrasında büyük emek veren başta Deva Partisi İstanbul İl Başkanlığı olmak üzere bugün hâlâ DEVA Partisinde görev yapan ya da geçmişte bu çatı altında emek vermiş olan herkese içten bir minnet borçluyum. Kendimi onları tanıdığım için çok şanslı hissediyorum.

Muhalefet partilerinin birbirini yıpratmadan, ortak değerlerde buluşarak ülkemizin geleceği için birlikte mücadele etmesi gerektiğine olan inancımı koruyorum. Çünkü bu mücadele; halk adına iktidarı denetleme, adaleti ve özgürlüğü savunma meselesidir. Ben de bu anlayışla, farklı bir kulvarda ama aynı inançla yoluma devam edeceğim.

Beni takip edenler bilir. Kendi sınırlarımı ve kapasitemi hep zorluyorum. Daha çok öğrenmeye, ülkemiz için daha çok üretmeye ve katkı sunmaya çalışıyorum. Halkın bana emanet ettiği vekillik görevinin hakkını, gece gündüz demeden çok çalışarak ve doğru işler yaparak vermeye çalışıyorum. Birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarım da en az benim kadar yoğun emek harcıyor. Çünkü ülkemizin içinde bulunduğu tablo, hepimizden daha fazla sorumluluk ve daha fazla emek istiyor. Türkiye uzun süredir sadece ekonomik değil, toplumsal olarak da derin bir sıkışmışlık içinde. Bu yüzden daha adil, daha özgür ve daha huzurlu bir Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğim.”

Paylaşın

CHP’de “Mutlak Butlan” Tartışmaları: Kim Ne Dedi?

CHP’de (Cumhuriyet Halk Partisi) “mutlak butlan” tartışmaları, 4 – 5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ve 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptali için açılan davalar etrafında yoğunlaşmış durumda.

Kurtuluş Aladağ / Bu davalar, kurultaylarda “usulsüzlük” ve “şaibe” iddialarıyla gündeme gelmiş, mahkeme tutanağına “mutlak butlan” ifadesinin girmesi ile birlikte tartışmalarda alevlenmiştir.

Mutlak butlan, bir hukuki işlemin baştan itibaren kanuna, kamu düzenine veya ahlaka aykırı olması nedeniyle geçersiz sayılması anlamına gelir ve bu durumda kurultaylar hukuken hiç yapılmamış kabul edilebilir.

CHP yönetimi, mutlak butlan kararının partiyi zayıflatmak için siyasi bir hamle olduğunu savunurken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kayyuma bırakmam” çıkışı, İmamoğlu, Yavaş ve Özel cephesinde sert tepkilere yol açarken, parti içinde de bölünme endişesi artmış durumda.

Kılıçdaroğlu: CHP kayyuma teslim edilemez

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mahkemeden mutlak butlan kararı çıkması durumunda partinin başına döneceğini belirtmiş ve bu kararı tanımamanın hukuki bir karşılığı olmadığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, partinin kayyuma teslim edilmesi riskine karşı, “CHP kayyuma teslim edilemez. CHP’nin DNA’sı ile oynanıyor, buna izin veremem” dedi.

Kılıçdaroğlu, kendisini ziyaret eden CHP’lilere, “Ne atamaları yapabilirler, ne faturaları ödeyebilirler, genel merkezde kim varsa bunları o yapar” diyerek görevi kabul edeceğini ifade etti. Kılıçdaroğlu ayrıca, “Umarım böyle bir karar çıkmaz, ama çıkarsa partiyi kayyuma bırakmam” diyerek kararlı bir duruş sergiledi.

Özel: CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun olası mutlak butlan kararını kabul etmesinin “tarihsel bir hata” olacağını savunmuş ve “CHP’yi kurultayda seçilmemiş kimse yönetemez” dedi. Özel, Siyasi Partiler Kanunu’nda kayyım değil, çağrı heyeti olduğunu ve 40 gün içinde yeni bir seçim yapılabileceğini belirtti.

Özel ayrıca, “Kayyıma da butlana da partiyi bırakmayız” diyerek mevcut yönetimin partiyi koruma kararlılığını vurguladı.

İmamoğlu’nda Kılıçdaroğlu ve destekçilerine uyarı

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararını kabul etme tavrına sert tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “Büyük bir ihanete uğrama duygusuyla karşı karşıyayım. Çok içimi yaktı” diyerek hayal kırıklığını dile getirdi.

Ekrem İmamoğlu ayrıca, “Mutlak butlan hevesinde olanlar utançla hatırlanır, lanetlenirsiniz. Ailenize ve çocuklarınıza temiz bir isim bırakmak istiyorsanız bu yoldan geri dönün” diyerek Kılıçdaroğlu ve destekçilerine uyarıda bulundu.

Yavaş’tan Kılıçdaroğlu’na uzlaşma çağrısı

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden heyet arasında yer aldı ve onun “Partiyi kayyuma teslim etmem” sözlerine tepki gösterdi. Yavaş’ın “Bu yaptığınız CHP’yi böler. Bunu yaparsanız siyasetten çekilirim” diyerek rest çektiği iddia edildi. Mansur Yavaş, partinin bölünmemesi ve bütünleşmesi gerektiğini savunarak Kılıçdaroğlu’na uzlaşma çağrısı da yaptı.

Hukukçular ne dedi?

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk,  siyasi partilere kayyım atanmasına yönelik yasal bir hüküm olmadığını, sadece çağrı heyeti atanabileceğini belirtti. Türk, çağrı heyetinin görevinin partiyi kurultaya götürmek olduğunu vurguladı.

Eski Cumhuriyet Savcısı Bülent Yücetürk, mutlak butlan kararının kaosa yol açabileceğini, kararın hemen uygulanmayacağını ve istinaf/temyiz süreçleriyle uzayabileceğini söyledi. Yücetürk, Kılıçdaroğlu’nun görevi reddetmesi durumunda 45 gün içinde yeni bir kurultay toplanabileceğini belirtti.

Eski Yargıtay Hâkimi Ömer Faruk Eminağaoğlu, mutlak butlan kararının kesinleşmesi için istinaf ve temyiz süreçlerinin tamamlanması gerektiğini, Kılıçdaroğlu’nun davacı olmadığı için otomatik olarak genel başkanlığa dönemeyeceğini ifade etti.

Hukukçu Ersan Şen, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kurultayı onayladığını, bu nedenle mutlak butlan kararı çıkmasının zor olduğunu savundu. Hukukçu Cem Kaya, mutlak butlan kararı çıksa bile Çankaya İlçe Seçim Kurulu’nun son sözü söyleyeceğini, mevcut delegelerle yeni bir kurultay yapılabileceği için Kılıçdaroğlu’nun doğrudan geri dönemeyebileceğini belirtti.

Dava ne zaman görülecek?

30 Haziran 2025’te Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülecek davada, kurultayların “şaibe” iddialarıyla iptali ve mutlak butlanla geçersiz sayılması talep edilmektedir. Mahkeme, 4-5 Kasım 2023 kurultayının yok hükmünde olduğunun tespiti, Özgür Özel ve mevcut MYK/PM üyelerinin görevden alınması ve Kılıçdaroğlu ile önceki PM üyelerinin iadesi taleplerini değerlendirmektedir.

Mutlak butlan kararı çıkarsa, kurultaylar hukuken geçersiz sayılabilir, Özgür Özel’in genel başkanlığı düşebilir ve Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesi gündeme gelebilir. Ancak CHP yönetimi, bu durumda Kılıçdaroğlu’nu genel merkeze sokmamak ve yeni bir kurultay düzenlemek için planlar yapmaktadır. Parti, YSK’nın kurultayı onaylamış olmasını hukuki bir dayanak olarak görüyor.

Paylaşın

Kseroftalmi Nedir? Nedenleri, Belirtileri Ve Tedavisi

Kseroftalmi, A vitamini eksikliğinin kuru gözlere neden olduğu bir durumdur. Kseroftalmi, tedavi edilmez ise daha da kötüleşebilir ve gece körlüğüne veya gözlerde lekelere neden olabilir.

Haber Merkezi / Kseroftalmi ayrıca, gözün korneasına zarar verebilir ve kalıcı körlüğe yol açabilir.

Kseroftalminin nedenleri nelerdir?

A vitamini veya retinol, temel bir besindir ve işlevi göz sağlığını ve görüşünü korumasına yardımcı olmaktır. A vitamini ayrıca, akciğerler ve kalp gibi hayati organları korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Vücut kendi başına A vitamini üretmez. A vitamini için havuç ve et gibi A vitamini açısından zengin yiyecekler tüketilmeli veya takviyeler alınmalıdır.

Kseroftalminin belirtileri nelerdir?

Gözün dış tabakasının veya konjonktivanın kuruması ve kırışması,
Gece körlüğü,
Korneadaki ülserler veya yara izleri
Konjonktivada bitot lekeleri veya beyaz lekeler
Kornea yumuşaması

Kseroftalmi nasıl tedavi edilir?

Kseroftalminin ana tedavisi A vitamini takviyesidir. A vitamini oral yoldan veya enjeksiyonla verilebilir. Doktor ayrıca, göz enfeksiyonlarını önlemek için antibiyotikler gibi başka ilaçlar da yazabilir.

Kseroftalmi nasıl önlenebilir?

Kseroftalmi, A vitamini takviyeleri tüketerek önlenebilir. Yeterli miktarda A vitamini içeren bazı yiyecekler şunlardır:

Balık ciğeri veya balık yağı
Tavuk
Yumurta
Havuç
İimon
Mango
Süt veya süt ürünleri
Yeşil sebzeler.

Paylaşın

CHP’nin Eski Genel Başkanlarından Partililere Özgür Özel’in Yanında Durma Çağrısı

CHP’nin eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın, yayımladıkları ortak bildiride, “Özgür Özel’in yanında dimdik duran bir tutum almalıyız” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Yaklaşan CHP Kurultayı’na dikkat çekilen bildiride, kamuoyunun gözünün bu süreçte partinin üzerinde olduğu belirtilerek, “Yapay tartışmaların sürmesi, kurultayın gölgelenmesine neden olur” denildi. Bildiride, Genel Başkan Özgür Özel’in yeniden seçilmesi gerektiği belirtildi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin ve Murat Karayalçın, kurultay davası ekseninde başlayan tartışmalar sonrasında ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Partimizin 31 Mart 2024 tarihli belediye seçimleri ile başlayan iktidara yürüyüş sürecinin önü çeşitli adli ve idari kurgularla kesilmeye çalışılmaktadır. Partimiz yapılan son seçimlerde birinci parti olmuştur.

Partimizin çok partili rejimde almış olduğu en yüksek oy oranına erişebileceği yapılan son kamuoyu araştırmalarında da gözükmektedir. Partimizin büyük bir toplumsal desteği yakaladığı böyle bir dönemde parti içinde büyük bir sorun varmış gibi bir izlenime neden olmamız partimize yapılabilecek çok büyük bir kötülük olacaktır. Daha önceki yıllarda partimizin bölünme tehlikesinin Türkiye’de nelere mal olduğunu hatırlayarak, bu engelleri mutlaka aşmalıyız.

Özgür Özel’in yanında ‘dik’ durma çağrısı

Yakın tarihimizin bize verdiği dersler, bunun tek başına bir parti görevi değil, aynı zamanda bir yurtseverlik görevi olduğunu da göstermiştir. CHP Kurultayı milyonların gözü önünde olmuştur. Yapay tartışmaların sürmesi üzerine aynı delege Ankara’ya bir kez daha gelerek yapılan olağanüstü kurultayda Genel Başkanımız Özgür Özel ve yönetimine daha güçlü bir şekilde destek vermiştir.

Buna rağmen süren yapay tartışmalara karşı siyasi olarak, idari olarak alınabilecek çok sayıda önlem önerilebilir. Ancak bize göre temel çözüm, önceki dönem Genel Başkanımızın, yöneticilerimizin, konumu, kıdemi ve parti içi yönetim tercihleri ne olursa olsun yargı tasarımı ile partimizi düzenleme sonucu doğuracak tüm olasılıkları reddeden ve Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanında dimdik duran bir tutum almalarıdır. İnanıyoruz ki bu, Parti tarihimizin çok güzel fotoğraflarından biri olacaktır.

Söz konusu olan şey halkımızın mutluluğu ve bunu sağlayacak olan CHP iktidarıdır, geri kalan yapay tartışmalar teferruattır. Yaşasın Cumhuriyet , Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!”

Paylaşın

Türkiye Genelinde Kiralar 10 Yılda 13,5 Kat Arttı

Dar ve orta gelirli vatandaşlar için sıfırdan bir ev alabilmenin neredeyse hayal olduğu Türkiye’de kira fiyatları son 10 yılda yüzde 1.352,3 oranında (13,5 kat) arttı.

Konut ve kira fiyatlarındaki artışlar, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında zirveye taşıdı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayımladığı son konut fiyat endeksine göre, Türkiye 2015-2025 döneminde hem nominal hem de reel fiyat artışında tüm ülkeleri geride bıraktı. Özellikle son üç yılda ivmelenen fiyat artışları, Türkiye’yi konut piyasasında küresel ölçekte istisnai bir ülke konumuna getirdi.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, OECD’nin konut fiyat endeksinde, Türkiye’de 2015’te 100 birim kabul edilen konut fiyatları 2025’in ilk çeyreğinde 2.075,7 birime ulaştı. Bu, yüzde 1.975,7 oranında (yaklaşık 20 kat) bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde OECD ortalamasında ise artış yalnızca yüzde 90,2 ile sınırlı kaldı. Konut fiyatlarındaki bu artış oranı, Türkiye’yi yüzde 160,9 ile ikinci sırada yer alan İzlanda’nın da çok önüne taşıdı.

Örneklemek gerekirse, 2015’te 500 bin TL’ye satılan bir konutun ortalama değeri 2025 itibarıyla 10,4 milyon TL’ye, 1 milyon TL’lik konutun değeri ise 20,8 milyon TL’ye yükseldi.

OECD’nin enflasyondan arındırılmış reel fiyat analizine göre de Türkiye ilk sırada. Türkiye’de son on yılda konut fiyatlarının reel artışı yüzde 78,4 olarak gerçekleşirken, OECD ortalaması yüzde 33,4’te kaldı. Bu alanda Türkiye’yi İzlanda, Litvanya, ABD ve Yunanistan izledi.

Konut kiralarında da tablo benzer. Türkiye’nin kira endeksi 2015’te 100 iken, 2025’in ikinci çeyreğinde 1.452,3 seviyesine çıktı. Bu, yüzde 1.352,3 oranında (13,5 kat) bir artış anlamına geliyor. Aynı dönemde OECD ortalaması yalnızca yüzde 47,7 oranında artış gösterdi. Kiralarda Türkiye’yi yüzde 104,5’le Macaristan izlerken, bazı ülkelerde artış yüzde 10’un altında kaldı.

2015’te 2.500 TL olan ortalama konut kirası, 2025’te yaklaşık 36.300 TL’ye yükseldi. Aynı şekilde, 5.000 TL’lik bir konutun kirası ortalama 72.600 TL seviyesine çıktı. 2022 başından itibaren artan iç göç, inşaat maliyetleri, sığınmacı etkisi ve yüksek enflasyon beklentileriyle birlikte konut ve kira fiyatlarında adeta geometrik bir artış yaşandı. 2022-2025 arasında konut fiyatları yüzde 608, kiralar ise yüzde 705 arttı.

Kira artışlarında 2022-2024 arasında uygulanan yüzde 25’lik tavan sınırlaması, emsal ve bedel tespit davaları yoluyla aşılmaya çalışılırken, enflasyona endeksli sisteme geçilmesi sonrası kira artışları yeniden hız kazandı. TÜFE bazlı yıllık enflasyon yüzde 35,4’e gerilese de, kira artış oranları haziran itibarıyla yüzde 45,8’e ulaştı.

Türkiye, gerek nominal gerek reel bazda gerekse kira artış oranında açık ara OECD ülkeleri arasında lider konumda bulunuyor. Uzmanlar, bu durumun sadece ekonomik değil, toplumsal ve demografik etkilerinin de derinleştiğine dikkat çekiyor.

Paylaşın

Franz Kafka’nın Düşünce Biçiminizi Değiştirecek 10 Sözü

Ünlü Çek yazar Franz Kafka, “Dönüşüm”, “Dava” ve “Mlena’ya Mektuplar” gibi eserleriyle tanınır. Franz Kafka’nın eserleri genellikle insan varoluşunun karmaşıklığını inceler.

Haber Merkezi / İşte Franz Kafka’nın eserlerinden derlenmiş ve insanı derinden düşündüren 10 sözü:

“Bir kitap, içimizdeki donmuş denizi kırmak için bir balta olmalı.” : Okumanın dönüştürücü gücüne vurgu yapan bu söz, edebiyatın insanın iç dünyasını sarsarak uyandırması gerektiğini ifade eder.

“Kendimle baş başa kaldığımda, bütün dünyayı değil, sadece kendimi yok etmiş oluyorum.” : Yalnızlığın ve içe dönüşün, bireyin kendi varlığını sorgulamasına yol açan derin bir yalnızlık hissi.

“Hayatın anlamı, onun bir anlamı olup olmadığını sorgulamaktır.” : Varoluşsal bir sorgulama; hayatın anlamını aramanın, anlamın ta kendisi olabileceğini önerir.

“Herkes kendi zincirlerini taşır, ama kimse onları görmez.” : İnsanların kendi içsel sınırlamaları ve toplumsal baskılarla nasıl zincirlendiğini, ancak bunu fark edemediğini anlatır.

“Dünya, senin ona bakışınla şekillenir.” : Gerçekliğin öznel olduğunu ve bireyin algısının dünyayı nasıl anlamlandırdığını vurgulayan bir bakış.

“Bazen bir çıkış yolu bulmak için, önce kaybolmak gerekir.” : Kafa karışıklığı ve kaybolmuşluk hissinin, yeni bir anlayışa veya çözüme ulaşmak için gerekli olabileceğini ifade eder.

“İnsan, yalnızca kendi cehenneminde özgürdür.” : Özgürlüğün paradoksal doğasına işaret eder; insan, kendi içsel acılarında ve mücadelelerinde özgün bir varoluş bulabilir.

“Sonsuzluk, bir adım ötede başlar.” : Büyük ve soyut kavramların, aslında günlük hayatın küçük anlarında gizli olabileceğini düşündürür.

“Yazmak, kendinden dışarı sıçramaktır; ama geri dönülecek bir yer yoktur.” : Yazma sürecinin, insanın kendini açığa vurması ama aynı zamanda kendini tüketmesi olduğunu anlatır.

“Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.” : Özgürlük ve tutsaklık arasındaki ironik ilişkiyi yansıtan bu söz, insanın kendi sınırlarını yaratma eğilimini sorgular.

Bu sözler, Franz Kafka’nın varoluş, yalnızlık, özgürlük ve insan doğası üzerine derin düşüncelerini yansıtır. Kafka’nın eserlerindeki melankoli ve felsefi derinlik, bu alıntılarda açıkça fark edilir.

Paylaşın

Yavaş’tan “Birlik” Çağrısı: Torunlarımız Dahi Bizi Affetmez

Mansur Yavaş, “Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir ve beraber olmaktan başka ne şansımız var ne de çaremiz. Hep söyledim: Bu sadece bizim partimizin meselesi değil, tüm muhalefet partilerinin sorumluluğudur. Çünkü eğer birlikte hareket etmezsek, sadece bugünü değil, geleceğimizi de kaybederiz. Hatta torunlarımız dahi bizi affetmez” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik kurultay davası tartışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Yavaş, açıklamasında şunları kaydetti:

“Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir ve beraber olmaktan başka ne şansımız var ne de çaremiz. Hep söyledim; bu sadece bizim partimizin meselesi değil, tüm muhalefet partilerinin sorumluluğudur. Çünkü eğer birlikte hareket etmezsek, sadece bugünü değil, geleceğimizi de kaybederiz. Hatta torunlarımız dahi bizi affetmez. İktidar uzun bir süredir, partimize ve belediyelerimize yönelik itibarsızlaştırma kampanyası yürütüyor. Bu kampanyayı yürütürken hem tarafsız olması gereken yargıyı, hem tarafsız kalması gereken bürokrasiyi kullanarak partimizi cendereye almaya çalışıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız dahil 11 belediye başkanımız cezaevinde. Haklarında hazırlanmış bir iddianame bile yok. Şimdi hal böyleyken partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik açılmış bir dava var. Bir hukukçu olarak ifade etmem gerekirse bu davaya hukuk içinde bakılırsa buradan iktidarın arzu ettiği sonucu alması mümkün değil. Çünkü tek yetkili anayasal kurum YSK’dır. Ancak, siyasallaşmış bir yargı düzeninde bir beklenti yaratılmak isteniyor. Benim en çok üzüldüğüm bu beklentinin partimizde bir türbülans ve tartışma yaratmış olması.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak benim iki büyük hedefim var. Bir, Ankaralıların teveccühüyle geldiğim bu makamda olduğum sürece Ankaralılara hizmet etmek ve onların güvenini boşa çıkarmamak. İki, Cumhur İttifakı’nın ülkemize dayattığı başkanlık rejimini sona erdirip, ülkemizin yeniden demokratik parlamenter sisteme geçişini sağlamak için bir nefer gibi çalışmak.

“Tek bir yumruk halinde durmak en büyük arzum”

30 Haziran’daki dava süreciyle ilişkilendirilerek, partililerimizin ya da partili görünen bazı isimlerin mevcut Genel Başkanımız ve önceki Genel Başkanımız etrafında yürüttükleri tartışmaların; ne ülkemizin demokratikleşme ve adalet mücadelesine, ne de yurttaşlarımızın derinleşen yoksulluk sorununa katkı sunması mümkündür. Üstelik bu tartışmaların, parti kültürümüzle bağdaşmayan bir üslupla ve önceki Genel Başkanımıza yönelik hakarete varan ifadelerle yürütülmesi, asla kabul edilemez.

Ülkemizin sorunlarını ancak ve ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözebilir ve bu memleketin CHP’ye ihtiyacı var. Bunun için de iç sorunlarla boğuştuğu izlenimi vermekten kaçınmamız bir gerekliliktir. Bir hafta boyunca süregelen ve Cumhuriyet Halk Partililerin hiç hoşnut olmadığı bu tartışmaların bir şekliyle sonlanması şarttır. Bu süreçte önceki genel başkanımız, mevcut genel başkanımız ve tüm partililerin tek yumruk halinde bir ve bütün durması en büyük arzumdur, olması gerekendir. Aksi halde ben dâhil hiçbirimizin siyaset yapmasının bir anlamı kalmaz. Benim anlatmak istediğim sadece bundan ibarettir.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda “Yeni Anayasa” Çatlağı

Erdoğan’ın sık sık gündeme getirdiği “Yeni Anayasa” tartışmalarına ilişkin konuşan BBP Lideri Destici, “Bu milleti ayrıştıracak anayasal değişikliklere ‘evet’ diyemeyiz” dedi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir Dost Dernekler Federasyonu’nda düzenlenen kahvaltı programında gündeme ilişkin konuştu.

Mustafa Destici, konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı: Herkes fikir ve inanç hürriyetine sahip olacak. Burada ölçü ne? Burada temel hak ve hürriyetlerin korunması noktasında bir hassasiyet gösterirken, diğer taraftan elbette ki bu ülke devletinin ve milletinin de hassasiyetleri var.

Kültürel ve inanç hassasiyeti var, ahlakı, adeti, örfü ve geleneği var. Bunların korunması ve herkesin buna saygı duyarak, özellikle ahlaki değerleri önemseyerek hayatına devam etmesi, birliğimizi muhafaza etme açısından çok kıymetli ve değerlidir.

Türkiye’nin, şu anda devletin ve özel şirketlerin içeriye ve dışarıya borcu ne kadar? 500 milyar dolar. Biz teröre ne kadar harcamışız? Bunun 4 katı harcamışız. 2 trilyon dolar. Biz teröre bu parayı harcamasaydık Türkiye’nin şu anda iç, dış borcu yoktu.

Elbette terörsüz Türkiye’yi hepimiz isteriz. Hepimiz huzur ve barış istiyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’ diyerek siyasi bölücülüğe prim veremeyiz. Bu milleti ayrıştıracak anayasal değişikliklere ‘evet’ diyemeyiz. Terörden daha tehlikeli olan siyasi bölücülüktür. ‘Ben silahı bırakırım ama ayrı bir dil, bayrak ve bölge isterim. Millet kavramı değişsin isterim.’ Şimdi bunlar nedir? Bunlar siyasi bölücülüktür.

Biz biriz ve beraberiz. Ortak dilimiz Türkçe. Böyle anlaşıyoruz. Bu yeni değil ki. Bu 1000 yıldır bu topraklarda böyle. Bölgesel ana dilini herkes konuşacak tabii. Buna kimsenin itiraz ettiği yok. Allah’ın verdiğini ben mi alacağım insanlardan? Herkes doğuştan gelen hakkına sahip olacak.

Ana dilini konuşacak, öğrenecekler, yazacaklar. Herkes kendi kimliğini ifade edecek. Bunda bir sıkıntı yok. Bunun üzerinden benim devletimi bölmeye, ülkemi parçalamaya, milletimin kardeşliğini bozmaya çalışmayın. Bizim nihai sözümüz budur. Büyük Birlik Partisi, dibini görmediği kuyunun suyunu içmez. Bizim hassasiyetimiz budur.

Hedef sadece İran mı? Değil. Ana hedef Türkiye. Bunu herkes biliyor. Güçlenen, büyüyen ve içinde birliğini tesis eden bir Türkiye var. Özellikle savunma sanayisi çok ileri dereceye çıkan bir Türkiye var. İran’ın nükleer silah sahibi olmasını istemiyorlarsa, Türkiye’nin de kendi uçağını, balistik füzelerini ve nükleerini yapmasını istemiyorlar.”

Paylaşın

Karaciğer Kanseri Riskini Artıran Beslenme Alışkanlıkları

Küflü yiyecekler, alkol ve kızarmış yağları tekrar kullanımı gibi beslenme alışkanlıkları, karaciğerin detoksifikasyon sürecine gereksiz stres yükleyerek zamanla karaciğer kanseri riskini artırabilir.

Haber Merkezi / İşte karaciğer kanseri riskini artırabilecek beslenme alışkanlıkları:

Aşırı alkol tüketimi: Kronik ve fazla alkol tüketimi, karaciğerde yağlanma, siroz ve nihayetinde kanser riskini artırır.

Yüksek şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi: Şekerli içecekler, tatlılar ve işlenmiş karbonhidratlar (beyaz ekmek, makarna) karaciğerde yağ birikimine (NAFLD) yol açabilir, bu da kanser riskini artırır.

İşlenmiş ve kızartılmış gıdalar: Trans yağlar, fast food ve kızartmalar karaciğerde iltihaplanmaya neden olabilir ve uzun vadede kanser riskini yükseltebilir.

Küflü gıdalar ve aflatoksin: Küflü kuruyemişler, tahıllar veya baharatlarda bulunan aflatoksin adlı toksin, karaciğer kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Özellikle uygun olmayan koşullarda saklanan gıdalarda bulunur.

Yetersiz sebze ve meyve tüketimi: Antioksidan ve lif açısından zengin sebze-meyve tüketiminin az olması, karaciğer sağlığını koruyucu etkilerden yoksun bırakır.

Aşırı kırmızı ve işlenmiş et tüketimi: Sucuk, sosis gibi işlenmiş etler ve fazla kırmızı et tüketimi, karaciğerdeki yükü artırabilir ve kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Karaciğer kanseri riskini azaltmak için Akdeniz tipi diyet (bol sebze, meyve, tam tahıl, zeytinyağı, balık), alkolü sınırlamak, aflatoksine maruz kalmamak için gıdaları uygun koşullarda saklamak ve düzenli sağlık kontrolleri önemlidir.

Paylaşın