Mantarlı Patates Güveci, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sevdikleriniz için iyi bir yemek tarifi mi arıyorsunuz? Mantarlı patates güveci aradığınız yemek tarifi olabilir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın! 

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4 adet orta boy patates (küp doğranmış)
300 gram kültür mantarı (veya isteğe bağlı başka mantar, dilimlenmiş)
1 adet büyük boy soğan (yemeklik doğranmış)
2 diş sarımsak (ince doğranmış veya ezilmiş)
1 adet kırmızı biber (doğranmış, isteğe bağlı)
1 adet yeşil biber (doğranmış)

2 adet domates (rendelenmiş veya küçük doğranmış)
2 yemek kaşığı domates salçası
3 yemek kaşığı zeytinyağı
1 su bardağı sıcak su veya sebze/tavuk suyu
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber

1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı kekik
1/2 çay kaşığı kimyon (isteğe bağlı)
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri (servis için, isteğe bağlı)
Taze maydanoz (servis için, ince doğranmış)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Patatesleri soyun ve küp küp doğrayın, mantarları temizleyip dilimleyin, çok amaçlı pişiriciyi “sote” (sauté) moduna ayarlayın ve zeytinyağını ekleyin.

Soğanı ekleyip şeffaflaşana kadar 2-3 dakika soteleyin, sarımsağı ekleyin ve 1 dakika daha karıştırın, biberleri ekleyip 2 dakika soteleyin, ardından mantarları ilave edin, mantarlar suyunu salıp çekene kadar yaklaşık 5 dakika pişirin.

Domates salçasını ekleyip 1 dakika karıştırın, rendelenmiş domatesleri, tuzu, karabiberi, pul biberi, kekiği ve kimyonu ekleyin, patatesleri ilave edin ve tüm malzemeyi karıştırın, sıcak su veya sebze/tavuk suyunu ekleyin.

Pişiriciyi “yavaş pişirme” (slow cook) moduna veya güveç ayarı varsa bu moda getirin, yaklaşık 30-40 dakika veya patatesler yumuşayana kadar pişirin, alternatif olarak, yüksek basınç modunda 10-12 dakika pişirebilirsiniz, kıvamı kontrol edin; gerekirse biraz daha su ekleyin (güveç sulu ama koyu bir kıvamda olmalı).

Pişen güveci sıcak olarak servis yapın, üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpip erimesini bekleyebilir veya taze maydanozla süsleyebilirsiniz, yanında ekmek veya pilavla servis edebilirsiniz.

Fırında Yapım (Alternatif):

Yukarıdaki soteleme işlemini bir tavada yapın, tüm malzemeleri bir güveç kabına aktarın, önceden ısıtılmış 180°C fırında, üzeri folyoyla kapalı şekilde 30-35 dakika pişirin, son 5 dakika folyoyu kaldırıp kaşar peyniri ekleyebilirsiniz.

Püf Noktaları:

Mantarların suyunu salmaması için yüksek ateşte hızlıca soteleyin.
Patateslerin eşit pişmesi için küplerin benzer büyüklükte olmasına dikkat edin.
Baharatları damak zevkinize göre artırıp azaltabilirsiniz.
İsterseniz güvece kıyma veya tavuk da ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

İrmikli Ciğer Pirzolası, Malzemeleri, Hazırlanışı

İrmikli ciğer pirzolası, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

500 gram dana veya kuzu ciğeri (zarları temizlenmiş)
1 su bardağı irmik
1 çay bardağı un
2 adet yumurta
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı kimyon (isteğe bağlı)
Kızartmak için sıvı yağ (ayçiçek veya zeytinyağı)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Ciğeri ince pirzola şeklinde dilimleyin (yaklaşık 1 cm kalınlığında), ciğer dilimlerini yıkayın ve kağıt havluyla iyice kurulayın. Bu, kaplamanın iyi tutmasını sağlar.

Bir kapta yumurtaları çırpın, içine tuz, karabiber, pul biber ve kimyonu ekleyin, başka bir kapta irmiği ve unu karıştırın.

Ciğer dilimlerini önce yumurtalı karışıma batırın, ardından irmik  -un karışımına bulayın, her tarafının eşit şekilde kaplandığından emin olun.

Geniş bir tavada sıvı yağı orta ateşte ısıtın (yağ, ciğerlerin yarısına gelecek kadar olmalı), kaplanmış ciğerleri tavaya yerleştirin ve her iki tarafını altın sarısı renk alana kadar yaklaşık 2-3 dakika kızartın. (Ciğerin fazla pişmemesine dikkat edin, yoksa sertleşebilir.)

Kızaran ciğerleri kağıt havlu üzerine alarak fazla yağını süzdürün, sıcak olarak, yanında soğan salatası, sumaklı soğan veya patates kızartması ile servis yapın.

Püf Noktaları:

Ciğerin taze olmasına özen gösterin, bu lezzeti büyük ölçüde etkiler.
İrmik, ciğere ekstra çıtır bir doku katar. Daha fazla çıtır doku için irmik oranını artırabilirsiniz.
Baharatları damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.
Ciğeri fazla pişirmemeye dikkat edin, iç kısmı hafif pembe kalmalıdır.

Paylaşın

Gelişmiş Etkileşimli Yönetici (AIX) Nedir? Temel Özellikleri

AIX olarak da bilinen Advanced Interactive eXecutive, IBM tarafından geliştirilen bir işletim sistemidir. UNIX tabanlıdır ve büyük ölçekli sunucu ve ana bilgisayar ortamları için tasarlanmıştır.

Haber Merkezi / Sanallaştırma, iş yükü yönetimi ve yüksek erişilebilirlik gibi güçlü işlevler sunan AIX, kurumsal düzeyde bilgi işlem için uygundur.

Advanced Interactive eXecutive (AIX), IBM tarafından yüksek performanslı sunucular ve iş istasyonları da dahil olmak üzere çeşitli donanım platformlarında çalışmak üzere geliştirilen Unix tabanlı bir işletim sistemidir. Diğer Unix tabanlı sistemler gibi AIX’in de temel amacı, büyük miktarda veriyi yönetmek ve kapsamlı hesaplama iş yüklerini karşılamak için kararlılık, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik sunmaktır.

Finans kuruluşları, şirketler ve araştırma kurumları gibi güçlü ve güvenli bir işletim ortamına ihtiyaç duyan kuruluşlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, AIX çok çeşitli uygulama ve programlama dillerini destekleyerek çeşitli sektörler ve amaçlar için çok yönlü bir çözüm sunmaktadır.

AIX, kullanıcıların sistemlerinin performansını ve ölçeklenebilirliğini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olmak için sanallaştırma, iş yükü yönetimi ve kaynak paylaşımı gibi özellikler sunar. AIX’in önemli avantajlarından biri, güvenli bölümler, dosya şifreleme ve rol tabanlı erişim kontrolü gibi güçlü güvenlik özellikleridir.

Buna ek olarak, AIX çevrimiçi sistem yönetimi ve depolama yönetimini destekleyerek kuruluşların sistem bakım görevlerini minimum kesinti süresiyle gerçekleştirmelerini sağlar. Diğer Unix tabanlı sistemler ve Linux uygulamalarıyla uyumluluğu esnekliğini artırırken, IBM’in Power donanım altyapısıyla entegre olma özelliği, onu yüksek performanslı bir bilgi işlem ortamı arayan işletmeler için güvenilir ve sağlam bir çözüm haline getirir.

AIX’in temel özellikleri nelerdir?

AIX, sanallaştırma, iş yükü yönetimi, mantıksal bölümlendirme, gelişmiş güvenlik seçenekleri ve çok daha fazlası dahil olmak üzere güçlü performans, güvenlik ve ölçeklenebilirlik özellikleri sunar. Çok çeşitli sektör ve uygulamaların taleplerini karşılamak üzere tasarlanmıştır.

Gelişmiş Etkileşimli Yönetici (AIX) hakkında sıkça sorulan sorular:

AIX’in güncel sürümü nedir?

Şu an itibariyle AIX’in en son sürümü, geliştirilmiş sanallaştırma desteği, iyileştirilmiş güvenlik ve güvenilirlik ve en son Power Systems donanımlarıyla uyumluluk gibi çok sayıda geliştirme ve yeni özellik içeren AIX 7.2’dir.

AIX hangi donanımları destekler?

AIX, IBM’in POWER mimarisi üzerine kurulu yüksek performanslı sunucular olan IBM Power Systems için tasarlanmıştır. Bunlara AIX için Power Systems, IBM i için Power Systems ve Linux için Power Systems dahildir. AIX ayrıca bazı eski IBM System p donanımlarında da çalışabilir.

AIX, diğer UNIX tabanlı işletim sistemleriyle uyumlu mudur?

Evet, AIX, Tek UNIX Spesifikasyonu ile tamamen uyumludur ve bu da onu Solaris, HP-UX ve Linux gibi diğer UNIX tabanlı işletim sistemleriyle son derece uyumlu hale getirir. Bu sayede, diğer UNIX platformları için yazılan uygulamalar AIX’e kolayca taşınabilir ve işletmeler için geçiş ve birlikte çalışabilirlik kolaylaşır.

AIX yönetimini nasıl öğrenebilirim?

IBM’in resmi belgeleri, çevrimiçi forumlar ve topluluk web siteleri de dahil olmak üzere AIX yönetimini öğrenmek için çeşitli kaynaklar mevcuttur. IBM ayrıca, AIX sistem yöneticisi olmak isteyenler için kurslar ve sertifikalar da sunmaktadır.

AIX güvenliği nasıl ele alıyor?

AIX, verileri korumaya ve sistem bütünlüğünü korumaya yardımcı olan kapsamlı bir güvenlik özellikleri seti sunar. Bunlar arasında rol tabanlı erişim kontrolü, güvenilir sistem ortamları, şifreleme teknolojileri, izinsiz giriş tespiti ve önleme ve daha fazlası bulunur. Ayrıca AIX, Power Systems için gelişmiş güvenlik ve uyumluluk araçları sunan IBM’in PowerSC güvenlik paketiyle entegredir.

Paylaşın

Gelişmiş Fonksiyon Sunumu (AFP) Nedir? Temel Bileşenleri

Gelişmiş Fonksiyon Sunumu (AFP), IBM tarafından yüksek hacimli veri yazdırma ve elektronik belge yönetimi için geliştirilmiş bir belge biçimlendirme ve sunum mimarisidir.

Haber Merkezi / Grafik, barkod ve metin gibi etkileşimli öğeler ekleme olanağıyla, çeşitli formatlardaki karmaşık belgelerin oluşturulmasını, değiştirilmesini ve yazdırılmasını sağlar.

Gelişmiş İşlev Sunumu (AFP), yüksek hacimli belgeleri yönetirken aynı zamanda en üst düzey kalite, görünüm ve verimliliği koruması gereken kuruluşlar için hayati bir araçtır. Güçlü bir baskı ve belge yönetimi çözümü olan AFP, belgelerin tüm belge yaşam döngüsü boyunca orijinal biçimlendirme ve tasarım öğelerini korumasını sağlar.

Bu teknoloji, çok sayıda müşteri iletişim materyali, ekstresi ve faturanın üretildiği ve farklı platform ve cihazlarda hatasız ve tutarlı baskı gerektiren bankacılık, sigortacılık, perakende ve telekomünikasyon gibi sektörlerde özellikle önemlidir.

Eşsiz verimliliği ve yüksek hızlı performansı sayesinde AFP, maliyetleri düşürürken zamanında sonuçlar elde etmek için bir endüstri standardı haline gelmiştir. Uygulama alanına derinlemesine inecek olursak, Gelişmiş İşlev Sunumu, değişken verilerin sorunsuz bir şekilde oluşturulmasını, sunulmasını ve dönüştürülmesini kolaylaştırırken, kullanıcılara ayrıntılı düzeyde belge biçimlendirme üzerinde hassas kontrol sağlar.

Kullanıcıların, yüksek hacimli, isteğe bağlı veya işlemsel baskı ortamlarında etkili bir şekilde kullanılmak üzere metin, resim, grafik ve barkod gibi belge nesnelerini biçimlendirmelerine ve yönetmelerine olanak tanır.

AFP, otomatik kağıt seçimi, çift taraflı baskı ve belge indeksleme gibi gelişmiş baskı işlevlerini destekler. Çok yönlü bir teknoloji olan AFP, farklı sistemler ve donanımlar arasında köprü kurarak, yazıcı, web veya mobil gibi çıktı aygıtından bağımsız olarak tutarlı ve güvenilir bir belge sunumu sağlar.

Genel olarak AFP, belge yönetimi alanında önemli bir devrim yaratarak, işletmelere kritik belge akışlarını yönetmede benzersiz bir kontrol ve esneklik sunmuş ve müşteri memnuniyetini en üst düzeye çıkarmıştır.

Gelişmiş Fonksiyon Sunumu (AFP) hakkında sıkça sorulan sorular:

AFP’nin temel bileşenleri nelerdir?

AFP, Sayfa Tanımı (PGD), Veri Akışı (AFPDS), Yazı Tipi Yönetimi ve Kaynak Yönetimi gibi çeşitli bileşenlerden oluşur. Bu bileşenler, birden fazla çıktı aygıtında yüksek kaliteli metin ve grafiklerle tutarlı bir çıktı oluşturmak için birlikte çalışır.

AFP kullanmanın avantajları nelerdir?

AFP, yüksek hızlı baskı, birden fazla cihazda tutarlı çıktı, yüksek kaliteli metin ve grafikler, birden fazla veri akışını yönetme kolaylığı ve yazı tipleri, resimler ve kaplamalar gibi belge kaynaklarının verimli kullanımı gibi çeşitli avantajlar sunar.

AFP yazı tiplerini nasıl işler?

AFP, yazı tiplerini yönetmek için yazı tipi yönetimini kullanır ve kullanıcıların birden fazla yazı tipi kaynağı tanımlamasına ve kullanımlarını kontrol etmesine olanak tanır. AFP, raster yazı tipleri, anahat yazı tipleri ve Unicode yazı tipleri dahil olmak üzere çeşitli yazı tiplerini destekler. Yazı tipi karakter kümeleri belirli diller için özelleştirilebilir ve yazı tipi işleme, yüksek kaliteli baskı için optimize edilmiştir.

AFP belgelerini nasıl oluşturabilir ve düzenleyebilirim?

AFP belgelerinin oluşturulması ve düzenlenmesi genellikle metin düzenleyiciler, grafik tasarım yazılımları ve AFP mimarisini destekleyen baskı öncesi uygulamaları gibi özel yazılım araçlarını içerir. Ayrıca, birçok uygulama PDF, PostScript veya PCL gibi diğer dosya biçimlerinden AFP dosyaları oluşturmak için dönüştürme yardımcı programları sunar.

AFP hangi sektörlerde yaygın olarak kullanılır?

AFP, bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon, kamu hizmetleri ve devlet kurumları dahil olmak üzere çeşitli sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. İşlem belgeleri, fatura özetleri, raporlar, kılavuzlar ve formlar gibi yüksek hacimli veri yazdırma ve elektronik belge yönetimi gerektiren uygulamalarda yaygın olarak kullanılır.

Paylaşın

Gelişmiş Şifreleme Standardı (AES) Nedir, Nasıl Çalışır?

Gelişmiş Şifreleme Standardı (AES), çeşitli uygulamalarda dijital verilerin gizliliğini ve bütünlüğünü korumak için temel bir teknoloji görevi görür. Temel amacı, sağlam şifreleme teknikleri sağlayarak depolanan veya iletilen hassas bilgileri güvence altına almaktır.

Haber Merkezi / Hem devlet kurumları hem de özel sektör kuruluşları tarafından yaygın olarak kullanılan AES, iletişim, finansal işlemler, sağlık verileri ve diğer hassas veri türlerinin korunması için kritik öneme sahiptir.

Modern kriptografinin hayati bir bileşeni olan AES, bilgilere yetkisiz erişimi engellemeye yardımcı olarak değerli verilerin gizli kalmasını ve hedeflenen alıcının elinde kalmasını sağlar. AES, simetrik bir anahtar algoritmasıyla çalışır; bu da verileri hem şifrelemek hem de şifresini çözmek için aynı anahtarın kullanıldığı anlamına gelir. Bu, olası bir saldırganın yalnızca şifrelenmiş verileri değil, aynı zamanda bilgilere erişmek için karşılık gelen anahtarı da ele geçirmesi gerekeceğinden, sürece ekstra bir güvenlik katmanı ekler.

AES şifreleme süreci, düz metin verilerini karmaşık ve anlaşılmaz şifreli metne dönüştürmek için birden fazla değiştirme, permütasyon ve diğer matematiksel dönüşüm turundan geçer. 128, 192 veya 256 bitlik anahtar uzunluklarıyla AES, günümüz siber suçlularının hesaplama açısından çözmesi imkansız olan güçlü bir güvenlik sağlar. Sonuç olarak, dünya genelindeki kuruluşlar dijital güvenlik altyapılarını güçlendirmek, dijital ortama güveni artırmak ve güvenli bilgi alışverişini sağlamak için AES’e güvenmektedir.

AES hakkında sıkça sorulan sorular:

AES nasıl çalışır?

AES, düz metnin gizli bir anahtarla değiştirilmesi, değiştirilmesi ve karıştırılması gibi bir dizi dönüşüm kullanarak verileri şifreler. Bu dönüşümler, yüksek düzeyde güvenlik sağlamak için birden fazla turda uygulanır. Şifre çözme işlemi, orijinal düz metni kurtarmak için bu dönüşümleri tersine çevirir.

AES’de kullanılan anahtar boyutları nelerdir?

AES, üç anahtar boyutunu destekler: 128, 192 ve 256 bit. Şifreleme sürecindeki tur sayısı, anahtar boyutuna bağlı olarak değişir: 128 bit anahtarlar için 10 tur, 192 bit anahtarlar için 12 tur ve 256 bit anahtarlar için 14 tur.

AES ile diğer şifreleme algoritmaları arasındaki fark nedir?

AES, DES ve 3DES gibi eski algoritmalara kıyasla yüksek düzeyde güvenlik ve performans sağlayan modern bir simetrik şifreleme algoritmasıdır. Esnek anahtar boyutları ve verimli çalışması, onu hükümet, finans ve ticari sistemler de dahil olmak üzere çok çeşitli uygulamalar için uygun hale getirir.

AES güvenli kabul edilir mi?

Evet, AES şu anda güvenli kabul ediliyor. Dünya çapındaki kriptografi uzmanları tarafından kapsamlı bir şekilde analiz edilmiş ve güvenliğini tehlikeye atabilecek herhangi bir fiili saldırı tespit edilmemiştir. Ancak, hassas verileri korumak için AES kullanırken güvenli anahtar yönetiminin ve doğru uygulamanın yerinde olduğundan emin olmak önemlidir.

Paylaşın

Gelişmiş Yapılandırma Ve Güç Arayüzü (ACPI) Nedir?

Gelişmiş Yapılandırma Ve Güç Arayüzü’nün (ACPI) temel amacı, platformdan bağımsız donanım keşfi ve yapılandırması sağlayarak işletim sistemlerinin bireysel donanım bileşenlerinin güç kullanımını yönetmesine ve kontrol etmesine olanak tanımaktır.

Haber Merkezi / ACPI, bir işletim sisteminin donanımla etkileşime girerek boşta duran aygıtları kapatma, sistemi uyku moduna geçirme veya sistemi kapatma gibi güç yönetimi işlevlerini gerçekleştirmesini sağlar.

Gelişmiş Yapılandırma ve Güç Arayüzü (ACPI), güç yönetimini kolaylaştırmayı, gelişmiş performans sağlamayı ve daha yüksek düzeyde donanım entegrasyonu sağlamayı amaçlayan modern bilgi işlem sistemlerinde önemli bir bileşen olarak hizmet vermektedir. Bir sistemin hem yapılandırma hem de güç yönlerini yönetmek için bir çerçeve olarak ACPI, daha iyi enerji kullanımı ve çeşitli bileşenlerin verimli çalışmasını sağlayarak kullanıcı deneyimini büyük ölçüde etkiler.

Geliştiriciler ve donanım üreticileri, daha uzun pil ömrü ve daha düşük enerji tüketimi sunan, enerji tasarruflu cihazlar geliştirmek için ACPI’yi kullanıyor ve bu da çevreye duyarlı bilgi işlem çözümlerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ayrıca, çerçeve, uyku ve hazırda bekletme modlarının oluşturulmasında hayati bir rol oynayarak, cihazların kullanılmadığı zamanlarda akıllıca güç tasarrufu yapmalarını sağlıyor.

ACPI, işletim sistemi ile sistem donanımı arasındaki iletişimi düzenleyerek işletim sisteminin hem bileşen hem de sistem düzeyinde gücü izlemesine ve düzenlemesine olanak tanırken, kullanıcıya güç ayarları üzerinde daha iyi kontrol sağlar. Bu, yalnızca cihazın performansını artırmakla kalmaz, aynı zamanda donanım bileşenlerinin ömrünü ve işlevselliğini de etkiler.

Ayrıca ACPI, mobil, masaüstü ve sunucu sistemlerinin termal ve güçle ilgili yönlerini yönetmek için endüstri standardı arayüzler oluşturur. İyi tanımlanmış yapıları ve özellikleriyle ACPI, modern bilgi işlemde güç yönetiminin manzarasını dönüştürerek, günlük kişisel bilgisayarlardan kurumsal düzeydeki altyapılara kadar çok çeşitli cihaz yapılandırmalarını destekler.

ACPI hakkında sıkça sorulan sorular:

ACPI’nin amacı nedir?

ACPI’nin temel amacı, platformdan bağımsız donanım keşfi ve yapılandırması sağlayarak işletim sistemlerinin bireysel donanım bileşenlerinin güç kullanımını yönetmesine ve kontrol etmesine olanak tanımaktır. ACPI, bir işletim sisteminin donanımla etkileşime girerek boşta duran aygıtları kapatma, sistemi uyku moduna geçirme veya sistemi kapatma gibi güç yönetimi işlevlerini gerçekleştirmesini sağlar.

Tüm donanım bileşenleri ACPI ile etkileşime girebilir mi?

Tüm donanım bileşenleri, ACPI uyumlu olacak şekilde tasarlandıkları sürece ACPI ile etkileşime girebilir. Önde gelen donanım üreticileri ve bileşen satıcıları, modern işletim sistemleriyle uyumluluğu sağlamak için ACPI’yi yaygın olarak benimsemiş ve donanımlarına entegre etmiştir.

ACPI bir işletim sistemiyle nasıl etkileşime girer?

ACPI, ACPI sürücüsü ve ACPI tabloları aracılığıyla işletim sistemiyle etkileşim kurar. İşletim sistemine dahil olan ACPI sürücüsü, ACPI tabloları tarafından sağlanan talimatları ve ayarları yorumlamak ve yönetmekten sorumludur. Bu tablolar, donanım yapılandırmasını, güç yönetimi ayarlarını ve diğer sistem düzeyindeki öznitelikleri tanımlayan donanım yazılımı düzeyinde veri yapılarıdır. İşletim sistemi, bu tabloları okumak ve yorumlamak için ACPI sürücüsünü kullanır ve böylece donanım aygıtlarını buna göre yönetir.

ACPI ile BIOS arasındaki fark nedir?

ACPI ve BIOS, bir bilgisayar sisteminde farklı amaçlara hizmet eder. BIOS (Temel Giriş/Çıkış Sistemi), önyükleme sırasında donanım bileşenlerini başlatmaktan ve işletim sistemi için alt düzey hizmetler sağlamaktan sorumludur. Diğer yandan ACPI, donanım keşfi, yapılandırması ve güç yönetimi için daha üst düzey, standartlaştırılmış bir arayüz sağlar. BIOS, sistem başlatmanın temelini oluştururken, ACPI sistem genelinde daha gelişmiş donanım yönetimi ve gelişmiş güç tasarrufu özellikleri sağlar.

Paylaşın

Gelişmiş İş Uygulaması Programlama (ABAP) Workbench Nedir? Temel Bileşenleri

ABAP Workbench, SAP’nin tescilli programlama dili ABAP ile yazılmış uygulamaları tasarlamak, geliştirmek, test etmek ve sorunlarını gidermek için SAP tarafından oluşturulmuş bir dizi entegre geliştirme aracıdır.

Haber Merkezi / Bu çalışma ortamı, özel iş uygulamalarının geliştirilmesini desteklemek için diğer araçlarla entegre olur.

Genellikle ABAP Workbench olarak da adlandırılan Gelişmiş İş Uygulaması Programlama Çalışma Tezgahı, özel iş uygulamalarının oluşturulmasını, değiştirilmesini ve yürütülmesini kolaylaştırmak için tasarlanmış entegre bir geliştirme ortamıdır.

Öncelikle SAP profesyonelleri tarafından kullanılan ABAP Workbench, geliştiricilerin ERP yazılımlarını kuruluşlarının benzersiz ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılayacak şekilde genişletmelerine ve özelleştirmelerine olanak tanıyarak SAP sistemlerinin sorunsuz çalışması için olmazsa olmazdır.

Çalışma masasının temel amacı, gelişmiş yazılım özelleştirmeleri yoluyla karmaşık iş süreçlerini verimli bir şekilde ele almak için ABAP programlama dilinin gücünden yararlanmaktır. ABAP Çalışma Masası, ilk uygulama tasarımından kod oluşturma, test etme, hata ayıklama ve performans optimizasyonuna kadar programlama yaşam döngüsünü kolaylaştıran çeşitli araçlarla donatılmıştır.

ABAP Sözlüğü, ABAP Düzenleyici, İşlev Oluşturucu ve Ekran Boyacısı gibi bu araçlar, geliştiricilerin hem kodlarını hem de temel veri yapılarını yönetmek için kapsamlı bir işlevsellik yelpazesine erişmesini sağlar.

Bu kapsamlı çerçeve, geliştiricilerin özel çözümler oluşturmasına, sistem performansını optimize etmesine ve tüm SAP ortamında kullanıcı deneyimlerini iyileştirmesine olanak tanır ve sonuç olarak bir kuruluşun operasyonlarının verimliliğini ve etkinliğini artırır.

ABAP Workbench hakkında sıkça sorulan sorular:

ABAP Workbench’in temel bileşenleri nelerdir?

ABAP Workbench, ABAP Geliştirme Ortamı, ABAP Veri Sözlüğü, Fonksiyon Oluşturucu, Ekran Boyacısı, ABAP Düzenleyici ve daha fazlasını içeren çeşitli bileşenlerden oluşur. Bu araçlar, geliştiricilerin ABAP uygulamalarını verimli bir şekilde oluşturmalarına, değiştirmelerine ve yönetmelerine yardımcı olur.

ABAP Workbench’i kimler kullanır?

ABAP Workbench, öncelikle kuruluşlarında özel uygulamalar oluşturmaktan veya sürdürmekten sorumlu SAP geliştiricileri, programcıları ve danışmanları tarafından kullanılır. Ayrıca, SAP yöneticileri ve sistem analistleri tarafından da kullanılır.

ABAP Workbench’i nasıl öğrenebilirim?

ABAP Workbench’i öğrenmek için SAP dokümanlarını, çevrimiçi eğitimleri ve e-öğrenme kurslarını inceleyerek başlayabilirsiniz. Ayrıca, SAP yetkili eğitim ortakları veya üniversiteler tarafından sunulan yapılandırılmış eğitimlere katılmaktan da faydalanabilirsiniz. ABAP Workbench’i bir deneme ortamında kullanmak da becerilerinizi geliştirecektir.

ABAP Workbench’i öğrenmek için herhangi bir ön koşul var mı?

ABAP Workbench’i öğrenmek için katı ön koşullar bulunmamakla birlikte, SAP kavramları, fonksiyonel modüller ve Java veya C++ gibi programlama dilleri hakkında temel bir anlayışa sahip olmak faydalı olabilir. SAP NetWeaver veya SAP HANA gibi diğer SAP araçlarına aşinalık da faydalı olabilir.

Paylaşın

Özgür Özel: AK Parti’nin Kara Düzenini Yıkacağız

Beyoğlu’nda düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Özel, “Hep beraber AK Parti’nin bu kara düzenini yıkacağız, bu iktidarı değiştireceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerine devam ediyor. Mitingin bu haftaki adresi yakın zamanda başkanı İnan Güney’in tutuklandığı Beyoğlu oldu. CHP Lideri Özgür Özel, mitingde bir konuşma yaptı.

Özel’in konuşmasından bölümler şöyle: “161 gece önceydi, Ekrem Başkan’ın 31 yıl önce aldığı diplomasını sırf Cumhurbaşkanı adayı olamasın diye iptal ettiklerinin ertesi günü. İstanbul’un seçtiği; bir kere de değil, üç kez üst üste seçtiği, karşısına Başbakan koydular, onu seçti. Karşısına Meclis Başkanı koydular, onu değil Ekrem Başkan’ı seçti. Karşısına ‘Belediyeciliği en iyi bu biliyor’ diye Şehircilik Bakanı’nı koydular, onu değil Ekrem Başkan’ı seçti. Üç kez üst üste seçtiği belediye başkanının sabahın 06.00’sında yüzlerce polisle evine gelip onu gözaltına alıp, İstanbul’un iradesine ipotek koymaya çalıştıkları gün bunu bir darbe girişimi olarak nitelendirdik.

Dedik ki ‘Bu darbeye direneceğiz.’ ‘Nerede direneceksiniz?’ ‘Darbenin hedefi neresi? Saraçhane, İstanbul’un kalbi. O sembolik mekana sahip çıkacağız. Buraya seçtiği geri dönene kadar, o gelene kadar yine seçilmiş birisi vekalet edene kadar. Yani kayyımı reddederek, kayyıma direnerek bu meydanda direneceğiz’ dedik. Biz Saraçhane’ye çağrı yaptık, onlar yasak getirdiler. ‘Beş gün boyunca toplanmak yasak’ dediler, sonra 10’a çıkardılar. Biz dedik ki ‘Ne olacaksa Saraçhane’de olacak. Bugün olacak, bu gece olacak ve göreceksiniz İstanbul seçtiğine sahip çıkacak.’ İçişleri Bakanlığı talimat verdi. İstanbul Valiliği yazılar yazdı. Otobüsleri engellediler. Metroları kapattılar, vapurları bağladılar. Köprüleri havaya kaldırdılar. Ama o ilk gece 110 bin kişi, sonra 155 bin kişi, sonra 550 bin kişi, en nihayetinde 23 Mart akşamı 1 milyon 200 bin kişi yasak tanımadı, Saraçhane’yi doldurdu. İşte o ilk geceye dönüp baktığımızda, Vatan Emniyet’in önünde bariyerleri yıkıp aşanları… Değerli arkadaşlar, İnan Başkan’ın, değerli eşinin, evlatlarının fotoğrafına tahammül edemeyenler görsün. İnan Güney suçsuzdur, İnan Güney onurumuzdur. Ona sonuna kadar sahip çıkıyoruz.

Şu resme tahammül edemeyenlere, buraya polis yollayıp o resmi oradan kaldırtanlara Beyoğlu, en güzel cevabı veriyor ve diyor ki ‘İnan Güney onurumuzdur.’ Nasıl Saraçhane’de toplanmayalım, direnmeyelim, mücadele etmeyelim, teslim olalım diye vapurları bağladılarsa; trenleri, metroları durdurdularsa bugün de Beyoğlu’nda İnan Güney’e, Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmamızdan, yeri göğü inletmemizden korkanlar yine metroları kapatmışlar, otobüsleri durdurmuşlar. İşte bu meydan; altıncı dairenin önünden ta aşağıya kadar inen, uzanan on binler, yüz binler şunu gösteriyor ki biz haklıyız, biz güçlüyüz, biz masumuz. Bu yüzden ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bak buradan sesimin gidemediği yerde, ta en uzakta buraya bakan, burayı belki de duymayan ama orada bulunmanın bir sorumluluk olduğunu bilenler var ya işte onun inancına yenileceksin. İnan Güney’in evlatlarının masumiyetine yenileceksin. İçeride boşu boşuna tutulan arkadaşlarımızın eşlerinin, annelerinin, evlatlarının gözyaşlarında boğulacaksın.

Bu gece her biriniz tarihe tanıklık değil, eşlik ediyorsunuz. Bu gece bu süreçte 50’nci buluşma. Bir miting yapmak meseledir. Birden çok mitingi yapmak büyük meseledir. Ama aynı gün, aynı yerde, yedi gün üst üste, aynı meydanda, aynı otobüsten, aynı mikrofondan seslenmek, karşısında yüz binleri, milyonları bulmak, oradan Anadolu’ya geçmek, Maltepe’de 2,2 milyona konuşmak, oradan sonra her hafta sonu bir şehirde, her çarşamba bir ilçede olmak… Bu bir siyasetçinin, bir genel başkanın başarabileceği bir iş değildir. Bu ancak sizin gibi yiğit insanların, cesaret verdiğinde birimizin yapacağı bir iştir. O birimiz, gücü kendinden değil meydanlardan alıyor, haklılıktan alıyor, sizlerden alıyor.

Değerli arkadaşlar bugün 50’nci buluşma; miting değil, 50’nci eylem. Burada bulunan herkes bugüne kadar 49 eylemde topladığımız, bir arada olduğumuz 10 milyon yüreğin üstüne buraya geldiniz. Bugüne kadar 10 milyon kişi Ekrem Başkan’a sahip çıktı, arkadaşlarımıza sahip çıktı. Bundan sonra da sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bana soruyorlar, ‘Eylemler ne zaman bitecek?’ Adı üstünde eylemdir, ne zaman sonuç alırsak o gün bitecek. Buradan Erdoğan’a, onun yargıdaki aparatlarına sesleniyorum. Bizi yıldıramazsınız. 9 dalga yaptınız, 99 dalga da yapsanız buradayız. Ayaktayız, eylemdeyiz.

Biraz önce Sevgili İnan’ın ve üç güzel kızı ile değerli eşinin fotoğrafının asıldığı bina Beyoğlu Belediyesi’dir. Beyoğlu Belediyesi, modern şehirciliğin Türkiye’de atılan ilk adımıdır. Bölgelere, dairelere ayrılmış İstanbul’daki 14 belediyeden, 1957 yılında İstanbul’a açılan 14 belediyeden birincisidir. Ama o günün ruhu gereğince, Avrupa’ya bakan, dünyaya bakan ve Paris’in en prestijli bölgesinin, belediyesinin adının Altıncı Daire olduğunu görenler bir Fransız, bir Avrupalı Türkiye’ye geldiğinde ‘Altıncı Daire neresi?’ diye sorarsa, Türkiye’nin gözbebeğinin Beyoğlu olduğunu bilsinler diye Beyoğlu’nun adı Altıncı Daire’dir. Bu ilçede yapılan seçimler hep tarihi sonuçlar doğurmuştur.

Örneğin bu ilçede Recep Tayyip Erdoğan, ara seçimlerde milletvekili adayı olmuştur, kazanamamıştır. Beyoğlu Belediye başkan adayı olmuştur, kazanamamıştır. Ama bizim dedesi Beyoğlu Belediyesi’nde süpürgeci, çöpçü olan, babası Beyoğlu Belediyesi’nde şoför olan, kendisi Beyoğlu Belediyesi’nin garajlarında büyüyen İnanımız Beyoğlu’nda yüzde 50 oyla Beyoğlu Belediye Başkanı olmuştur. Ben İnan kardeşimi Gezi eylemleri sırasında, Gezi Parkı’nın bulunduğu ilçenin başkanı olarak İstiklal Caddesi’ndeki ilçe binamızda tanımıştım. Gözlerindeki kararlılığı, o kara kaşında, kara gözündeki inancı, partiye, ülkeye bağlılığı görmüştüm. İnan o dönemde hepimize, bütün Türkiye’ye Beyoğlu’nda ev sahipliği yaptı.

Seçildiği günden beri bütün baskılara rağmen 17 ay boyunca elinden gelenin fazlasını yaptı. İnanın öyle işler yaptı ki bütün Türkiye’ye örnek gösterdik. Bir gün açtığı bir emekli evinde beni pazar kahvaltısına davet etti. Sadece emekli evi açmadı, semekçi evi açtı. Bunun yanında kadın dayanışma yaşam merkezlerini de kurdu. İhalesiz olarak bütün işlere girişti, müteahhide değil belediyeye, Beyoğluluya kazandırdı. 111 bin kişiye iftarı kendi aşevinden verdi. Öğrencilere ücretsiz yemeği aşevinden dağıttı. Bakımsız sokaklara baktı, yeniledi, ışıklandırdı. Hepimizin can dostu sokak hayvanlarına sahip çıktı. Bir gün bir emekli evinde pazar kahvaltısına çağırdı beni. Kahvaltı yaparken bir hanımefendi, yanında küçük çocuğu ile kalabalığın içinden aradan, şöyle bir yerden baktı. Önümüzde gazeteciler, fotoğrafçılar, merakla bakanlar… Aralarından baktı, ‘İnan Bey’ dedi. İnan, ben ve hanımefendi göz göze geldik. ‘Çocukların suyu için teşekkür ederim. Allah senden razı olsun’ dedi. İnan ‘Sağol ablacım’ dedi, kadın ayrıldı gitti.

Dedim ki ‘Nedir İnan? Dedi ki ‘Başkanım Beyoğlu deyince herkes zengin bir semt sanıyor. Zengin bir ilçe sanıyor. Zenginimiz vardır. Ama fakirimiz ondan çoktur. Okul zili, teneffüs zili çalınca parası olan çocuklar kantine koşuyor. şişe suyunu alıyor, kana kana içiyor. Garibanın çocuğu da gidiyor, tuvaletteki çeşmeye ağzını dayıyor. Biz bunu görünce bir karar verdik; Beyoğlu’ndaki bütün okullara su sebili koyduk, arıtma koyduk. Artık zengini de fakiri de aynı suyu içiyor.’ Duyunca dedim ki ‘İnan bunu bütün belediyelerimizin yapması lazım.’ Sosyal Demokrat Belediyeler Eşgüdüm Konseyi var; SODEM-BEK. Orada önerdik, bütün Türkiye’ye yaydık.

Buradan Tayyip Erdoğan’a söylüyorum, Milli Eöylüyorum. Türkiye’de eğer valinin engel olmadığı, ilçe milli eğitim müdürünün engel olmadığı, okul müdürünün engel olmadığı bir yer varsa ve orada su para ile satılmıyorsa bize yazıklar olsun. Çağırın, oraya geleceğiz. İnan’ın hatırına o okulda suyu bedava yapacağız. Bunu bütün Türkiye’ye yaydık biz. Ama valileri kokutuyorsunuz, emniyet müdürlerini, milli eğitim müdürlerini korkutuyorsunuz. Okul müdürlerine baskı yapıyorsunuz. Buradan Türkiye’deki bütün okul müdürlerine söylüyorum. Okulunuzda iyi su zenginin çocuğuna para ile satılıp, fakirin, yoksulun çocuğu çeşmeden su içiyorsa size yazıklar olsun. Çağırın. Biz yapmazsak bize yazıklar olsun. Hodri meydan.

Tabii buradan şunu anlatmam lazım. Çok içime dokunan bir iştir. Bütün AK Parti’nin, MHP’nin seçmenlerine sesleniyorum. Şu işe bir bakın. İnan Güney’i Beyoğlulular yüzde 50 oyla göreve getirdi. Birileri de geçen hafta aldı, onu Silivri’ye götürdü. Sanki İnan burada bir kusur yapmış gibi bir hava yaratıyorlar. İnan’ın burada herhangi bir kusuru yok. Daha önce de yapılmış bir kusuru yok. Geçmişte görev yaptığı bir belediye şirketinde, o belediye şirketinin lehine işler yaptığı için, o belediye şirketini kara geçirdiği için, o belediye şirketinde kendinden önce ve kendiyle birlikte kamu yararına çalışan herkes gibi doğru işler yaptığı için Aziz İhsan Aktaş denilen adama İnan’a bir iftira attırarak, tutuklama yaptılar. Açıkça söylüyorum.

Beyoğlulular buraya İnan başkanlık etsin istiyor. Siz buraya yıllarca başkanlık ettiniz. Millet ‘İllallah’ dedi, belediyenin yetkisini sizden alıp oraya verdi. Şimdi aynı Aydın’da yaptığı gibi AK Parti, bir siyasi kapkaçla, siyasi yankesicilikle bu belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nden alıp, bir AK Partiliye vermek istedi. Hesap neydi? Belediye meclisinde biz 16’yız, AK Parti 14. İnan içeriye girince bir belediye meclis üyemiz taraf değiştirirse, kendisine yapılan baskıya teslim olursa, kendisine yapılan teklife kapılırsa, o yapılan ahlaksız teklife göz kırparsa belediye CHP’den AK Parti’ye geçiyordu. Geçen hafta bunun oylaması yapıldı. Sonuç? 16 belediye meclis üyemiz var.

Kapalı oylamada 16 oy çıktı. Bizim anonsları yapan arkadaşımız var, Volkan. 50’nci eylem, beni buraya çağırıyor ya. Volkan, beni çağırırken diyor ki ‘Şimdi ben buraya sizleri çok daha fazla bekletmeden…’ Ben de Beyoğlu’nun 16 kahraman evladını buraya davet ediyorum. Rüşvete kanmayan, baskıdan yılmayan, 16 kahraman belediye meclis üyemizi davet ediyorum. Değerli Beyoğlulular, onlarla ne kadar övünseniz hakkınızdır. Aileleri onlarla ne kadar gurur duysa hakkıdır. Onlar rüşvete dönüp de bakmayan, tehditten yılmayan, hapisten korkmayan, sizin iradenize sahip çıkan 16 kahramandır. Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum. Yürekten alkışlayalım.

Bir de arkadaşlarımız, değerli grubumuz buradayken… Aynı numarayı bize Antalya Manavgat’ta yaptılar. İlk önce dört belediye meclis üyemizi, olmadı bir daha dört belediye meclis üyemizi gözaltına alıp, o gün meclis seçimi yapmaya kalktılar. O gün bunu yaparken belediye meclis grubumuzdaki arkadaşlarımız gözlerini kırpmadan, ‘Gözaltındayken partiden istifa edersem, üzerime suç mu kalır?’ diye… Ki haklıdır böyle bir algı yapıştı mı yapışır. Endişe etmeden partilerinden, belediye meclis görevlerinden partileri için istifa edip yerlerine CHP’li yedekleri getirip, Manavgat’ı AK Parti’ye teslim etmeyen kahraman grubumuzun iki temsilcisini buraya çağırıyorum. Manavgat’taki kahramanlar için de bir kuvvetli alkış alalım.

İnan Başkan’a, Ekrem Başkan’a ve içeride haksız yere ama teslim olmayıp, kimseye iftira atmayıp, kendine, partisine inanan ve sizi dimdik teslim eden arkadaşlarımıza; bir lokma haram yemeyen, bir cana kıymayan, aslanlar gibi orada yatan yiğitlerimize, aslanlarımıza bu otobüsün üstünden bir selam yollayıp, o klibi hep beraber çekiyoruz. Beyoğlu belediye meclis grubuna, Manavgat belediye meclis grubuna teşekkür ediyorum. Hani hesap kitap yapanlar var ya. ‘Şunu yaparız, bunu içeri alırız, birini satın alırız, belediyeyi geri alırız…’ Sen bir şu arkamda duranlara bak.

Bir şu meydanı dolduranlara bak. Biz nasıl insanlarız, bir gör. Bundan sonra sen düşün. Teşekkür ediyorum arkadaşlar. Şimdi onlar düşünsün. Cumhuriyet Halk Partisi’nde belediye meclis üyesi olmak, belediye başkanı olmak huzur hakkı almak değildir. Çalmak değildir. Kentin rantını paylaşmak, paylaştırmak değildir. Eşe – dosta peşkeş çekmek değildir. Hepimiz adına yapılan onurlu bir görevdir. Onurla gelinir, onurla durulur. Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne kanca atacaksan bir daha düşün Tayyip Erdoğan, bir daha düşün.”

“Yolsuzluk arıyor olsalar hediye paketi yaptı, teslim etti”

Değerli Beyoğlulular İnan Başkan’ı iftiralarla tutuklayanlar, eğer gerçekten yolsuzluk arıyor olsalardı aslında İnan Başkan onlara bir hediye paketi yaptı, teslim etti. İnan Başkan’ı gözaltına alanlar, orada arama yapıyorlar ya, tutanak yapıyorlar ya… İnan Başkan aylardır ‘Beyoğlu’nu da alacaklar.’ ‘Niye?’ ‘16’ya, 14. Hazırlık belli. Bu gece gelecekler, yarın sabah gelecekler.’ Eşine söylüyor, ‘Hazır ol, korkma. Ama kızları korkutma.’ Kendi de hazırlığını yapmış. Gelen ekibe ‘Evraklar bunlar, alın tutanağı’ dedi. Sağ olsunlar tutanağa geçirmişler. Bakın tutanağa geçirdikleri dosyada üç büyük dosya var, dosyadan ne çıktı? Şimdi Beyoğlu Belediyesi arama tutanağı yazılmış, kayda girmiş.

Bir, İnan Başkan’dan önceki belediye cephe giydirme işinin metrekaresini 550 liraya yaptırmış, İnan Başkan bir yıl sonra aynı işi 72 liraya yaptırmış. 550 lira, 72 lira. İki, özel günler için yapılan pankartların tanesi AK Parti döneminde 600 liraya yaptırılmış, İnan başkan bir yıl sonra 90 liraya yaptırmış. Üç, AK Parti döneminde altı aylık kurumsal iletişim hizmeti için 11,5 milyon lira ödenmiş, İnan Başkan bir yıl sonra 1,5 milyon lira ödemiş. 11,5 milyon, 1,5 milyon. Şimdi bu üç dosya, Sayın Akın Gürlek… Bir belediye Sayıştay tarafından denetlenir ya da İçişleri Bakanlığı’nın yolladığı müfettiş denetler. Bir suç bulursa yazar, savcılığa bildirir, savcılık işlem yapar.

Geçmişte denetlenmiş bütün dosyaları tekrar alan, tek tek bakan, oradan suç icat etmeye çalışan Akın Gürlek’e diyorum ki İnan Güney hediye paketi gibi kendinden önceki AK Partili belediyenin bir yıllık enflasyona rağmen 72 liraya yaptığı işi, 550 liraya yaptığını, İnan’ın 90 liraya yaptığı işi 600 liraya yaptırdığını, İnan’ın 1,5 milyona yaptırdığı işi 11,5 milyona yaptığının belgeleri poliste var, savcılıkta var. Hırsız arıyorsan hodri meydan. Yarın Beyoğlu’nun önceki belediye başkanının kapısına dayan da göreyim. Buradan açıkça ifade ediyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na açık çağrımdır. Eğer ‘Hukuk insanıyım’ diyorsan, ‘Yolsuzluğun peşindeyim’ diyorsan, ‘Namusum var, ben herkese eşit davranırım’ diyorsan hadi bakalım Aziz İhsan Aktaş’ın çalıştığı AK Partili belediyelere git de göreyim.

19 Mart darbesinin üzerinden 161 gün geçti. Çünkü o günden bugüne ortada iddianame yok, kanıt yok, iftira çok. O günden bugüne yargılanmıyoruz ama infaz ediliyoruz. Yargısız infaza muhatabız. AK Toroslar çetesi hukuk tarihimize koca bir lekedir. Zekeriya Öz gibi şımartılan bu çete; hem adalete hem ekonomiye hem de siyasete zarar vermektedir. Bunlar çete üyesi olmayan şerefli yargı üyeleri için de tehdittir, Türkiye’deki yargıya güvenmek isteyen ama güveni kalmamış 86 milyon vatandaş için de tehdittir.

Buradan hatırlayalım. Tuzla mitinginde bir kişiye, bir tutukluya giden, ‘Savcı Bey beni yolladı’ diyen, ‘Dediğim gibi ifade verirsen, çıkacaksın’ diyen, Ekrem Başkan’a, başka arkadaşlarımıza iftiralar attırmak isteyen avukatın adını da temin etmeye çalıştığı maddiyatı da ifşa etmiştim. Ben gece 10’da konuştum, avukat telefonunu kapattı, Antalya’ya kaçtı. Yunan Adası’na kaçarken yakalandı.

Diğer yandan ondan hemen sonra AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü günü, onlara kuruluş hediyesi olarak MKYK üyeleri, AK Parti Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mücahit Birinci’nin bir tutukluya gittiğini, ondan 2 milyon dolar para talep ettiğini, önüne kameraların da gördüğü bir kağıdı koyduğunu, ‘Buna imza atarsan medyadaki eleştirileri ben susturacağım. Savcı bunları söylerse bırakırım dedi. Ben halledeceğim. Verdiğin parayı güzelce paylaştıracağım, seni özgür bırakacağım’ dediğini hep birlikte ifşa etmiştik. Bu Yunanistan’a kaçan avukat için de AK Partili Mücahit Birinci için de savcılık önce Adalet Bakanlığı’na başvurdu.

Oradan izin aldı, sonra da bunların birine ev hapsi verdi, bir tanesine de imzayla yurt dışı çıkış yasağıyla adli kontrol verdi. Buradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’na gözünün içine baka baka söylüyorum. Kendi ayağıyla gelen Ekrem İmamoğlu’nun avukatına, çağırınca kendi gelen avukata ‘Kaçma şüphesi var’ diyen, Yunanistan’a kadar kaçarken yakalanana ‘Sen imza atsan yeter, ev hapsi yeter’ diyen Akın Gürlek’e soruyorum: Sende şu kadar, şu kadar namus varsa bunu niye yaptığını açıklarsın. Sana soruyorum, sana. Dünya kadar avukatı evinden gidip alıp koyuyorsun. AK Partili avukat olunca Adalet Bakanlığı’na soruyorsun. Bir avukat AK Partili olunca kanuna uymak, ama muhalifleri savununca kanununa uymamak hangi hukuk adamlığına yakışıyor? Senin alnını karşılayacağım, bunu bilesin Akın Gürlek. Alnını karışlayacağım.

“Adalet bakanı, biblo bakan hala susacak mısın?”

Adalet Bakanı’na soruyorum: Ya sen Adalet Bakanlığı’nı duvarda asılı bir tablo gibi, makam masasına konulmuş bir biblo gibi mi yapacaksın? AK Partili avukata izin isteyip de Ekrem Başkan’ın avukatını tuttuğu gibi tutuklayanları, Yunanistan’a kaçarken gidene ‘Kaçma şüphesi yok’ deyip, ayağıyla gelene tutuklama yapana hâlâ susacak mısın? Biblo bakan, biblo bakan. Buradan açıkça söylüyorum. Bu ülkede ikili hukuk vardır. Hukuk; Tayyip Erdoğan’ın muhaliflerine başka, yandaşlarına başka işlemektedir. Ve buradan bir kez daha, bir kez daha haykırıyoruz. Ekrem Başkan suçlu mudur? Suçu var mı? Yanıldınız. Ben farklı düşünüyorum. Ekrem Başkan suçludur.

Bakın eşinin yanında itiraf edeceğim. Dilek Hanım’ın yanında. Ekrem Başkan Tayyip Erdoğan’ı yenme suçunu işlemiştir. Ekrem Başkan bu suçu üç kez üst üste işlemiştir. Peki Ekrem Başkan niye tutukludur? Çünkü tutukluluk bir tedbirdir. Erdoğan tedbir almak zorundadır. Çünkü Ekrem Başkan bu suçu bir kez daha işlemeye yeminlidir. Bu memlekette, Tayyip Erdoğan’ı yenmenin suç olduğu bu memlekette, biz hepimiz 10 milyonlar bu suçu müştereken işleyeceğiz. Müştereken işleyeceğiz. Ant olsun ki Tayyip Erdoğan’ı yeneceğiz, AK Toroslar Çetesi’nden hesap soracağız.

Beyoğlular, hemşeriniz değil mi? Komşunuz değil mi? Kasımpaşalı. Onu sevmiyor musunuz? Peki o sizi seviyor mu? Niye? Bakın o sizi sevmiyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü siz fakirsiniz, fakir. O fakiri sevmez. Fakir ne demek? Ne demek fakir? Yoksulluk sınırının altında maaş alana fakir diyoruz. TÜRK-İŞ açıklamış. Yoksulluk sınırı 86 bin lira. 86 bin liranın altında maaş alanlar, evine para girenler el kaldırsın. Üstünde alan var mı? Kaldırmazsın, bütün meydan borç isteyecek çünkü tek zengin sensin. Şimdi şu meydanda 86 bin liranın üzerinde maaş alan, evine para giren kimse yok. Herkes fakir. Oysa bu iktidar gelmeden önce öğretmenler, memurlar, polisler fakir değildi. Esnaf fakir değildi. Çiftçi fakir değildi. Emekli fakir değildi.

Ama bunlar geldiler 16 bin 200 lira veriyorlar, emekliler fakir. 22 bin lira veriyor, asgari ücretli fakir. 47 bin lira veriyor, memurlar fakir. Öyle olunca Tayyip Erdoğan 86 bin liranın altındakilere selam vermiyor. Ama ne yapıyor? Yandaş firmaların, Beşli Çete’nin, 40 Haramiler’in 700 milyar liralık Kurumlar Vergisi’ni siliyor, silmek için bütçeye para koyuyor. Bir büyük yalan var. Diyorlar ki; ‘Efendim ekonomi kötü ama dünyada da kötü.’ Vallahi, şeddeli bir yalan. Dünyada genel enflasyonda da gıda enflasyonunda da birinciyiz. Avrupa’da enflasyon ortalaması yüzde 2. Türkiye’de yüzde 33. 38 tane OECD ülkesi var ve bu 38 OECD ülkesinde en kötü durumda olan biziz. 27 Avrupa Birliği ülkesi var. Bunlarda toplam 13 milyon işsiz var. Bizde tek başımıza 13,5 milyon işsiz var.

Değerli arkadaşlar bir pankart varmış, onu indirtmeye çalışıyorlarmış. İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik ve milletvekillerimiz oraya gidiyorlar şimdi. Bir pankarta saldırıyorlar diye mitingi bırakacak halimiz yok. Özgür Çelik nasıl, memnun musunuz İl Başkanından? Boğaz Köprüsü’nde eylem yapan ve Meclis’te mücadele eden, buraya bu pankartları asan, milletvekillerimizden razı mıyız? CHP grubunda oturan, oturduğu yerden ahkam kesen milletvekili değil, aslanlar gibi mücadele eden milletvekilleri var. Öylesini istiyoruz. Bir de bizde milletvekili listelerini kim belirleyecek?

Ben değil, Cumhurbaşkanı Adayını kim belirledi? Milletvekillerini de siz belirleyeceksiniz. Şimdi ve maalesef şunu söyleyeceğim. İçeride tutuklu olan bütün arkadaşlarımız diyor ki ‘Biz iyiyiz ama infaz koruma memurlarının durumu kötü, onu söyleyin.’ 50’nci mitingin anısına, hatırasına… Bir; infaz koruma memurlarına verdikleri maaş ödedikleri kiranın iki katı bile değil. Kiraya para verince ellerine 20-25 bin lira maaş kalıyor.

İki; yıpranmalarını tatil günlerinden kaldırdılar. İnfaz koruma memuru tatil günü çalışıyor ama tatil günü yıpranmıyor. Güvenlik sınıfına almıyorlar, pandemide o kadar eziyet çektiler, ‘Ödeme yapacağız’ dediler, yapmıyorlar. Emeklilikleri güç. Bütün infaz koruma memurları kendilerine özel yeni bir yasa istiyor. Ekrem Başkan’ın hatırına, içerideki bütün arkadaşların hatırına bütün infaz koruma memurlarına kuvvetli bir alkış alalım, kuvvetli bir alkış. Söz veriyoruz iktidarımızın ilk altı ayında pek çok bekleyen meslek mensubu gibi, infaz koruma memurlarının da kanununu Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz çıkaracağız, söz veriyoruz.

“AK Parti’nin kara düzenini yıkacağız”

Memleket maalesef 90’lı yıllara döndü. Hani Tayyip Erdoğan eskiden ‘Eski Türkiye eski Türkiye’ diyordu ama şimdi eski Türkiye diye kötülediği ne varsa aynısı burada da var. Eskiden Beyaz Toroslar vardı şimdi AK Toroslar var. Eskiden ekonomik kriz vardı, şimdi ekonomik krizin daniskası var. Eskiden ‘Ucuz ürün kuyrukları vardı’ derdi, şimdi ucuz et, ucuz ekmek kuyrukları var. Devleti çürüten kara bir düzen var. Beyoğlu’ndan açıkça söylemek isterim ki, AK Parti bir kara düzen kurmuştur. Bu kara düzende AK Parti üyesine bile artık huzur yoktur. Bir avuç insanın, bir zümrenin partisi olmuştur. Üniversite bitirene değil, sahte diplomalıya iş veren, terfi veren, çalışana, kazanana hakkını veren değil torpilliye hakkını veren, emekliyi, asgari ücretliyi görmeyen, zengini seven biri iktidar vardır.

Demokrasi ile gelen demokrasiyi rafa kaldıran bir iktidar vardır. Savcıları kendisine memur etmiş bir iktidar vardır. Dünyanın en pahalı etini de en pahalı internetini de Türkiye’ye kullandıran, gençlerin umutlarını körelten, ailelerini kahreden bir iktidar vardır. Hep beraber AK Parti’nin bu kara düzenini yıkacağız, bu iktidarı değiştireceğiz. Hazır mısınız? Kara düzeni yıkacak mısınız? AK Parti’yi gönderecek misiniz? Yerine halkın iktidarını kuracak mıyız? Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapacak mıyız? O zaman buradan Silivri’ye kadar 50’inci mitingin coşkusuyla bir sesimiz yükselsin bakalım: ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’

Değerli Beyoğlular, bu arkamdaki Beyoğlu Belediyesi. Geçen gün Türkiye’nin öbür ucunda iken Beyoğlu Belediyesi önünde peşpeşe konuşan kadınları dinledim. Figen Kabakçı, kendisi bir şehit eşi. Diyor ki, ‘Arkamda böyle dağ olduğunu bilmiyordum. İnan hep yanımızda oldu. Başkanımız geri gelsin, başka bir şey istemiyorum’ diyor. Bu şehit annesine İnan’ı geri getirmenin sözünü veriyorum. Menzure Teyze Kürtçe konuşuyor, ‘İnan Güney’i çok seviyoruz, o bize çok yardımlarda bulundu. Onu yanımızda istiyoruz’ diyor. Sen istiyorsan, isteğin başım gözüm üzerinedir Menzure Teyze. Sana İnan’ı getireceğiz. Gencecik öğrenci Zeynep Güven, ‘Bizlere başkan değil, İnan Abi gibi olan insan lazım.

İnan Güney’e selam olsun’ diyen Zeynep Güven’e buradan selam olsun. Emekli Remziye Serin. ‘Emekliyim. Zor koşulda yaşıyorum, geçinemiyorum. İnan sayesinde pazara çıkıyorum, pazar desteği alıyorum. Emekli evinde oturup parasını verip çay içebiliyorum. Ben İnan’dan razıyım, İnan serbest kalsın’ diyor. Remziye Teyze’ye de selam olsun. İnan’ı bu belediyede değil, başka belediyede değil, şirket yönetirken bir eksiklik yaptığı iddiasıyla alıp Silivri’ye attılar. Hakkında bir kuruş menfaat temin etme şüphesi yok. Ne yaptıysa belediye için yapmış, belediyenin şirketi için yapmış. Elimde 1995 yılına ait bir soru önergesine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği cevap var. Soru önergesi 1195 sayılı belediye başkanının belediye iştiraklerinden aldığı huzur hakları hakkında. Milletvekili sormuş. Bakanlık İstanbul Büyükşehir belediyesinden sormuş, cevabı 95 yılında milletvekiline yollamış.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanlığı dışında İstanbul Ulaşım, Sanayi Ticaret A.Ş.’den 16 milyon lira, o gün için 4 asgari ücret. Bugünkü parayla 88 bin lira. İGDAŞ‘tan 4 asgari ücret. İstanbul Halk Ekmek’ten 4 asgari ücret. İSFALT A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliğinden 4 asgari ücret, KİPTAŞ Yönetim Kurulu Üyeliğinden 4 asgari ücret, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliğinden 2 asgari ücret, İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliğinden 2 asgari ücret. 24 asgari ücret. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken bugünkü parayla 500 bin lira 24 asgari ücret, ayrıca huzur hakkı almaktadır. Soruyorum, Ekrem İmamoğlu kaç tane almaktadır? Sıfır. İnan Güney? Sıfır.

Sen hem İBB Başkanı iken 24 asgari ücreti, 7 firmadan ekstra alacaksın. Ondan sonra da dönüp İnan Güney’e Ekrem Başkan’a kara çalacaksın. Bunu senin böyle alnına yapıştırmazsam namussuzum. Gökan Zeybek, al bunu. Türkiye’nin gözü önünde Tayyip Bey’in alnına yapıştır. Sen 7 şirketten 24 asgari ücreti çekeceksin her ay. Sonra ‘Ekrem İmamoğlu İBB’yi dolandırdı.’ Cebine kör kuruş koyan namussuzdur. Kör kuruş koyan. Allah bütün hırsızların belasını versin. Bak şu mitingin güzelliğine bak. Allah bütün hırsızların belasını versin. (Âmin.) Tayyip Bey aramızdaki fark bu. Hadi yap bakayım kendi mitinginde. Hadi yap. Yap bakalım. De ki ‘Allah bütün hırsızların belasını versin’ de, yanındakiler ‘Âmin’ diyor mu? Cumhurbaşkanı’na hakaret olur diye ağızlarını açamazlar.

“Jimmy Jip bana bak. İçeride 30 çocuk var bu slogandan dolayı. ‘Zıpla zıpla, zıplamayan Tayyip’tir.’ Bu slogan için beş kadın, yedi erkek öğrenciyi Cumhurbaşkanı’na hakaretten içeride tuttular. Ben onları ziyaret ettim ama şunu söyleyeyim. Bütün gençlere söz veriyoruz. İlk seçimde bu ülkenin başına yasakları yasaklayan bir Cumhurbaşkanı gelecek. Yasakları. En büyük seçim vaadimiz; yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa. Söz veriyoruz. Dünyanın en hızlı ve en ucuz internetine söz veriyoruz bütün gençlere. Değerli arkadaşlar, her şeye rağmen bakın böyle bir toplantıyı AK Parti niteliksel olarak da yapamaz, niceliksel olarak da yapamaz. Ne böyle bir meydanı doldurma güçleri kalmıştır ne de gördüğümüz bunca zulme rağmen bu enerjimizin onda biri onlar da yoktur. Çünkü gücümüz haklılığımızdan gelmektedir.

Dünyada haklının ezildiği, zalimin kayrıldığı bir düzen de İsrail’de var. Filistin’de büyük bir dram yaşanıyor. 700 gündür İsrail Filistin’de katliam yapıyor. Trump geldi ‘Ben Gazze’yi beğendim. Güney’e doğru bütün Filistinlileri süreceğim, oraya kumarhaneler, oteller yapacağım’ diyor. Amerika’nın Büyükelçisi Tom Barrack gelmiş ‘İsrail için bütün ulus devletler tehdittir’ diyor. Yani Türkiye gibi bir ulus devleti parçalamanın, yönetim şeklini değiştirmesinin suflelerini veriyor. Diyor ki ‘Millet sistemi olsun, Osmanlı gibi ümmet sistemi olsun. Osmanlı gibi din devletleri, mezhepçilikler olsun’ diyor. Buna karşı Büyükelçi konuşuyor.

Bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’da tık yok. Mezalim var, tık yok. Sürgün var, tık yok. Katliam var, tık yok. Açlık var, kıtlık var, tık yok. Türkiye’ye hakaret var, tık yok. Varsa yoksa TikTok, TikTok. Buradan Hakan Fidan’a, TikTokçu Hakan’a sesleniyorum. Senin gibi bir Dışişleri Bakanı olmadı, olmaz olsun. Olmaz olsun. Erdoğan’a, Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapan ama Trump’a gelince susan Erdoğan’a söylüyorum. Bizim pozisyonumuz belli. Bütün muhalefet partileri ile görüştük. Hepsinin imzalarını aldık, imza veremeyen bir siyasi parti de toplantıya katılacağını söyledi. Bugün ‘Yapamazlar, toplanamaz, lüzumu yok’ dedikleri Meclis toplantısının başvurusunu yaptık, Cuma günü 14’te Meclis’i Filistin için topluyoruz. Meclis Başkanlığı akşamüstü ilan etti, toplantı resmileşti.

Filistin’e dönüp bakmayanlara inat Filistin için Meclis’i olağanüstü topluyoruz. ‘Söz bitti, gerek yok’ diyenleri millet görüyor. Buradan samimi davetimdir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, AK Parti’nin bütün milletvekillerine, bu tarihi sorumluluk için Meclis’e gelmeye, iktidar muhalefet ayrımı olmadan İsrail’e haddini bildirmeye, Filistin’e sahip çıkmaya davet ediyoruz. Davet sadece muhalefetin değil, Türk milletinindir. Erdoğan’a pozisyonunu yeniden gözden geçirmesi için çağrıda bulunuyorum. Benim pozisyonum; partinin üçüncü Genel Başkanı, Bülent Ecevit’in Yaser Arafat’ın arkasında duran pozisyondur. Benim pozisyonum, bizim pozisyonumuz; Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin Kurtuluş Örgütü’nün arkasında durduğu pozisyondur.

Değerli Beyoğlular. Burası şüphesiz İstanbul’un eski günlerini arıyoruz ama en çok turist çeken, İstanbul’a gelen herkesin geldiği, uğradığı bir belediye. Sizler misafirperver insanlarsınız. Bugün beni, milletvekillerimizi, aileleri ağırladınız. Bugün Beyoğlu’nun kahraman belediye meclis üyelerini selamladınız. Manavgat Belediye meclis üyelerimizin temsilcilerini bağrınıza bastınız. Şimdi birbirinden değerli bir grup misafirimiz daha var. Eurocities, Avrupa Şehirler Birliği ve B40 Balkan Şehirleri Ağı. B40’ta Ekrem Başkanımızın ev sahipliğinde çok önemli işler olmuştu. Eurocities’den kendisine, Ekrem İmamoğlu’na özel ödül verildi. O ödülü yarın gidebilirlerse, engel çıkmazsa Silivri Cezaevi’nde kendilerine vermek için.

Aksi durumda değerli eşi ve belediye başkanvekilimizle Silivri’nin önünde durmak için aramızda olan Sofya Belediye Başkanımızı, Madrid Belediye Başkanımızı, Temeşvar Belediye Başkanımızı, Barcelona Belediye Başkanımızı, Zagreb Belediye Başkanımızı, Atina Belediye Başkanımızı, Budapeşte Belediye Başkanımızı ve Utrecht Belediye Başkanımızı saygıyla selamlıyoruz. Onlar Ekrem Başkan’a sahip çıkmaya geldiler. Hoş geldiler, sefa geldiler. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Bize buraya destek vermeye gelen değerli belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye demokratik Avrupa’nın bir parçasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında en kısa sürede Avrupa Birliği’nin tam üyesi olacağız. Ve hep birlikte başaracağız. Türkiye’nin bugün Avrupa’nın bütün demokratları bizimle beraber. Türkiye’nin bütün demokratlarını, sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları Türkiye ittifakına davet ediyoruz. Türkiye İttifakı gücünü Türkiye’den, milletinden, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Hepinizi çok seviyorum, hepinize güveniyorum. Hep beraber Türkiye’nin kaderini değiştirmeye hazır mıyız? Kazanacak mıyız? Başaracak mıyız? Hep birlikte yürüyecek miyiz? O zaman yürüyelim arkadaşlar.”

Paylaşın

Psikolojide Etnosentrizm: Nasıl Mücadele Edilir?

Etnosentrizm, psikolojide bir bireyin veya grubun kendi kültürel değerlerini, normlarını ve geleneklerini diğer kültürlerden üstün görmesi ve diğer kültürleri kendi kültürel merceğiyle yargılama eğilimidir.

Haber Merkezi / Bu kavram, sosyal psikoloji ve kültürlerarası psikoloji alanlarında sıkça incelenir ve bireylerin dünya görüşünü şekillendiren önemli bir önyargı türü olarak kabul edilir.

Etnosentrizmin Özellikleri:

Kendi Kültürünü Merkeze Alma: Etnosentrik bireyler, kendi kültürlerini “doğru” veya “normal” olarak görürken, diğer kültürleri “yanlış”, “ilkel” veya “eksik” olarak algılar.

Önyargı ve Stereotipler: Etnosentrizm, diğer kültürlere karşı önyargıların ve stereotiplerin oluşmasına yol açabilir. Örneğin, bir kültürün yemek alışkanlıkları veya giyim tarzı “tuhaf” bulunabilir.

Grup İçi ve Grup Dışı Ayrımı: Etnosentrizm, sosyal kimlik teorisiyle bağlantılı olarak, bireylerin kendi gruplarını (grup içi) yüceltip diğer grupları (grup dışı) aşağı görmesine neden olur.

Kültürel Görecelilik Eksikliği: Etnosentrik bireyler, kültürel farklılıkları anlamaya veya saygı göstermeye açık olmayabilir, bu da kültürlerarası iletişimi zorlaştırır.

Psikolojik Etkileri:

Bireysel Düzeyde: Etnosentrizm, bireyin dünya görüşünü daraltabilir ve empati kurma yeteneğini zayıflatabilir. Bu, kültürlerarası etkileşimlerde çatışmalara yol açabilir.

Toplumsal Düzeyde: Etnosentrizm, ayrımcılık, ırkçılık veya kültürel çatışmalar gibi toplumsal sorunları körükleyebilir. Örneğin, etnosentrik tutumlar, göçmenlere veya azınlık gruplarına karşı hoşgörüsüzlüğü artırabilir.

Kültürel Çatışma: Etnosentrik bireyler, farklı kültürel uygulamaları anlamakta zorlanabilir ve bu da yanlış anlamalara veya ötekileştirmeye neden olabilir.

Etnosentrizmin Nedenleri:

Sosyalizasyon: Bireyler, çocukluktan itibaren kendi kültürlerinin normlarıyla yetiştirilir ve bu normlar “doğal” kabul edilir.

Eğitim ve Maruz Kalma Eksikliği: Farklı kültürlere maruz kalmamak, etnosentrik tutumları güçlendirebilir.

Grup Kimliği: Güçlü bir grup kimliği, bireyleri kendi kültürlerini yüceltmeye ve diğerlerini küçümsemeye yöneltebilir.

Medya ve Stereotipler: Medya, belirli kültürleri olumsuz veya basmakalıp bir şekilde tasvir ederek etnosentrizmi pekiştirebilir.

Etnosentrizmi Azaltma Yolları:

Kültürel Eğitim: Farklı kültürler hakkında bilgi edinmek, önyargıları azaltabilir.

Kültürlerarası Etkileşim: Farklı kültürel gruplarla doğrudan iletişim ve deneyim, empatiyi artırır.

Kültürel Görecelilik Perspektifi: Her kültürün kendi bağlamında değerli olduğunu anlamak, etnosentrik tutumları zayıflatır.

Kendi Kültürüne Eleştirel Bakış: Bireyin kendi kültürel normlarını sorgulaması, daha açık bir dünya görüşü geliştirmesine yardımcı olur.

Paylaşın

Türkiye’de Her Dört Haneden Üçü Geçim Sıkıntısı Yaşıyor

Türkiye’de her dört haneden üçü, temel harcamalarını karşılamakta güçlük çekiyor. Ekonomistler bu tabloyu, “hayat pahalılığı artık kalıcılaştı” şeklinde yorumluyor.

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat), Türkiye’de geçinme zorluğu yaşayan hane halklarının oranının 2024 itibarıyla yüzde 76,8’e yükseldiğini açıkladı. Bu oran, 2018’de yalnızca yüzde 30,3 seviyesindeydi. Böylece son altı yılda geçim sıkıntısı yaşayan hanelerin oranı yaklaşık 2,5 katına çıktı.

Verilere göre artık her dört haneden üçü, temel harcamalarını karşılamakta ciddi güçlük çekiyor. Karar’dan Berfu Kargı‘nın aktardığına göre; Ekonomistler bu tabloyu, “hayat pahalılığı artık kalıcılaştı” şeklinde yorumluyor.

Eurostat’ın “geçim güçlüğü” anketi kapsamında Türkiye verileri yıllara göre şöyle:

2020: Yüzde 46,8
2021: Yüzde 63,0
2022: Yüzde 73,0
2023: Yüzde 75,0
2024: Yüzde 76,8

2018’de yalnızca üç haneden biri geçim zorluğu yaşadığını belirtirken, bu oran 2024’te dört haneden üçüne çıkmış durumda. Artışta pandemi sonrası bozulan gelir dengeleri, yüksek enflasyon ve ücretlerin satın alma gücündeki kayıp belirleyici oldu.

Eurostat, geçinme zorluğunu üç ayrı kategori altında sınıflandırıyor: “çok zorlananlar”, “zorlananlar” ve “biraz zorlananlar”. 2024 verilerine göre Türkiye’de:

Gelirinin giderlerine kesinlikle yetmediğini ve “çok zorlandığını” söyleyenlerin oranı yüzde 2,8, “zorlananlar” yüzde 29,4, “biraz zorlananlar” yüzde 44,6 seviyesinde.

Eurostat’ın verileri, geçim algısının TÜİK’in resmî enflasyon oranlarının çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Temel tüketim harcamalarının yüksek seyretmesi, sabit gelirli yurttaşların yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.

TÜRK-İŞ’in Temmuz 2025 tarihli Açlık-Yoksulluk Sınırı Araştırması da geçim baskısının ulaştığı boyutu ortaya koyuyor:

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı: 26.413 TL
Yoksulluk sınırı: 86.036 TL
Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti: 33.982 TL

Bu tabloya karşın Türkiye’de net asgari ücret 22.104 TL seviyesinde kalıyor. Yani bir çalışanın geliri, hem temel beslenme harcamalarının hem de kişisel yaşam maliyetinin altında kalmış durumda.

Araştırma, mutfak enflasyonunun da hız kesmeden sürdüğüne işaret ediyor. Buna göre, gıda fiyatları temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,14 oranında arttı. Son 12 ayda mutfak enflasyonu yüzde 37,32 olarak ölçülürken, yıllık ortalamada bu oran yüzde 42,60’a ulaştı.

Paylaşın