Permakültür Nedir? Zorlukları

1970’lerde Bill Mollison ve David Holmgren tarafından geliştirilen permakültür, doğayla uyumlu, sürdürülebilir ve kendi kendine yeten tarım ve yaşam sistemleri tasarlamayı amaçlayan bir tasarımdır.

Haber Merkezi / Permakültür, ekolojik dengeyi koruyan, doğal kaynakları verimli kullanan ve atığı en aza indiren sistemler oluşturmayı hedefler. Temel ilkeleri arasında doğayı taklit etmek, çeşitliliği artırmak, yenilenebilir kaynakları kullanmak ve yerel koşullara uygun çözümler üretmek yer alır.

Örnek uygulamalar arasında organik tarım, su hasadı, kompostlama ve yenilenebilir enerji kullanımı bulunur.

Permakültürün zorlukları:

Bilgi ve Deneyim Gereksinimi: Permakültür, ekoloji, tarım ve tasarım bilgisi gerektirir. Yeni başlayanlar için öğrenme eğrisi dik olabilir.

Zaman ve Emek Yoğunluğu: Sistemlerin kurulumu (ör. bahçe tasarımı, su toplama sistemleri) zaman alıcı ve emek yoğun olabilir.

Yerel Koşullara Bağımlılık: Her bölge için farklı tasarım gereklilikleri vardır; yerel iklim, toprak ve bitki örtüsüne uygun planlama yapılmazsa başarı sınırlı olabilir.

Başlangıç Maliyetleri: İlk kurulum (ör. su sistemleri, fidanlar) pahalı olabilir, özellikle sınırlı bütçeyle başlanıyorsa.

Toplumsal Kabul: Geleneksel tarım veya yaşam biçimlerine alışkın toplumlarda permakültürün benimsenmesi zor olabilir.

Uzun Vadeli Sabır: Permakültür sistemlerinin tam verim sağlaması yıllar sürebilir, bu da hızlı sonuç bekleyenler için zorlayıcıdır.

Bakım ve Adaptasyon: Sistemlerin sürekli gözlem ve uyarlama gerektirmesi, özellikle değişen iklim koşullarında, ek çaba talep edebilir.

Permakültür Örnek Projeleri

Zaytuna Çiftliği (Avustralya): Permakültürün kurucularından Geoff Lawton tarafından yönetilen Zaytuna Çiftliği, permakültür eğitim merkezi ve örnek bir uygulama alanıdır.

Çiftlik, su hasadı, organik tarım, gıda ormanları ve hayvancılık entegrasyonu gibi permakültür tekniklerini sergiler. Yağmur suyu toplama sistemleri ve yenilenebilir enerji kullanımıyla kendi kendine yeten bir sistem oluşturulmuştur.

The Greening of the Desert (Ürdün): Geoff Lawton’ın liderliğinde yürütülen bu proje, çölleşmiş bir arazide permakültür tekniklerini kullanarak verimli bir ekosistem yaratmayı başarmıştır. Su hasadı, gölgeleme, mulçlama ve yerel bitki türlerinin kullanımıyla bölgeye tarım ve yeşillik kazandırılmıştır.

Beacon Food Forest (ABD): Bu topluluk temelli permakültür projesi, kentsel bir alanda halka açık bir gıda ormanı oluşturmuştur. Mahalle sakinleri, gönüllüler ve yerel yönetimle iş birliği içinde yenilebilir bitkiler, meyve ağaçları ve topluluk bahçeleri geliştirilmiştir. Proje, sosyal bağları güçlendirmeyi ve gıda güvenliğini artırmayı amaçlar.

Ridgedale Permakültür Çiftliği (İsveç): Richard Perkins tarafından yönetilen bu çiftlik, soğuk iklimde permakültür ve rejeneratif tarım uygulamalarını birleştirir. Hayvancılık, sebze üretimi ve agroforestry (tarım ormancılığı) sistemleriyle tanınır. Çiftlik, aynı zamanda eğitim programları sunar.

Finca Tierra (Kosta Rika): Tropikal bir permakültür çiftliği olan Finca Tierra, biyoçeşitliliği artırmak ve yerel toplulukları desteklemek için gıda ormanları, organik tarım ve ekoturizm üzerine odaklanır. Proje, yerel bitki türlerini ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanır.

Kerala Permakültür Projesi (Hindistan): Hindistan’ın tropikal bölgesinde yerel çiftçilere permakültür eğitimi veren bu proje, küçük ölçekli çiftliklerde sürdürülebilir tarımı teşvik eder. Su yönetimi, organik gübreleme ve yerel tohum kullanımıyla gıda güvenliğini artırmayı hedefler.

Paylaşın

Her 100 Liralık Vergi Gelirinin 22 Lirası Faize Gitti

2025 yılının ilk yedi aylık dönemine, vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 49,6 artarak 5 trilyon 721 milyar 293 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 51,4 olarak kayıtlara geçti.

Böylece Hazine’nin kasasına günde 26 milyar 987 milyon 231 bin lira tutarında vergi geliri kaydedildi. Faiz giderleri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 87 oranında artarak 1 trilyon 246 milyar lirayı buldu. Her 100 liralık vergi gelirinin 22 lirası faiz harcamalarına gitti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı temmuz ayına ilişkin bütçe verilerini açıkladı. BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı verilere göre, merkezi yönetim bütçesi temmuz ayında 23,9 milyar TL açık verdi. 7 aylık bütçe açığı 1 trilyon 4,3 milyar TL oldu.

Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 7 trilyon 699,8 milyar TL, bütçe gelirleri 6 trilyon 695,5 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 4,3 milyar TL olarak belirlendi.

Vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın Ocak-Temmuz dönemine göre yüzde 49,6 artarak 5 trilyon 721 milyar 293 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise yüzde 51,4 olarak kayıtlara geçti. Böylece Hazine’nin kasasına günde 26 milyar 987 milyon 231 bin lira tutarında vergi geliri kaydedildi.

Faiz giderleri ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 87 oranında artarak 1 trilyon 246 milyar lirayı buldu. Her 100 liralık vergi gelirinin 22 lirası faiz harcamalarına gitti.

Vergi türleri itibarıyla Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 95,5, kurumlar vergisi yüzde 14,7, dahilde alınan KDV yüzde 59,4, özel tüketim vergisi yüzde 37,8, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 70,5, ithalde alınan KDV yüzde 24,4, damga vergisi yüzde 55,6, harçlar yüzde 64,6 ve diğer vergi gelirleri yüzde 47,8 artış gösterdi.

Öte yandan hesap sorulmayan kalem olarak bilinen örtülü ödenek harcaması da Ocak-Temmuz döneminde 6 milyar 808 milyon lira olarak kaydedildi.

Büyük orman yangınları sırasında kullanılmamaları nedeniyle tartışma konusu olan THK’ya ait uçakların satılmasının ardından orman yangınlarına müdahale için uçak kiralamaları arttı. Yangınlara havadan müdahalenin yetersizliği eleştirilere konu olurken uçak kiraları için sadece temmuz ayında 2 milyar 28 milyon lira harcandı.

Birçok noktada büyük orman yangınlarının yaşandığı haziran ve temmuz aylarında toplamda 3 milyar 131 milyon lira uçak kiralama gideri olarak kaydedildi. Ocak-Temmuz döneminde ise uçak kiralarına toplam harcama 4 milyar 288 milyon lira oldu.

THK, üçü faal sekiz uçağı mayıs ayında 1 milyar 457 milyon 715 bin 800 TL’den satışa çıkarmıştı. Öte yandan geçen yıl aynı dönem uçak kiraları için bütçeden 2 milyar 315 milyon lira harcanmıştı.

İsraf kalemleri arasında gösterilen taşıt kiraları için temmuz ayında yılın en büyük harcaması kaydedildi. Temmuz ayında 456 milyon liralık taşıt kiralama giderleri, Ocak-Temmuz döneminde 2 milyar 654 milyon lirayı buldu. Bu tutar geçen yılın aynı döneminde 2 milyar 429 milyon lira düzeyindeydi.

Bütçe verilerine göre BOTAŞ’a geçen ay 22 milyar TL transfer yapıldı. BOTAŞ’a yapılan toplam transfer 101,5 milyar TL’ye ulaştı. 16,3 milyar TL aktarılan EÜAŞ’a yapılan transferler ise temmuz itibarıyla 120 milyar 200 milyon lirayı buldu.

Paylaşın

Hayvan Çiftliği: Totaliter Rejimlerin Eleştirisi

George Orwell’in 1945 yılında yayımlanan alegorik ve distopik romanı Hayvan Çiftliği (Animal Farm), totaliter rejimlerin, eleştirisi olarak yazılmıştır. Orwell, hayvanlar üzerinden insan toplumunun güç, yozlaşma ve eşitsizlik gibi temel meselelerini çarpıcı bir şekilde işler.

Haber Merkezi / Hayvan Çiftliği, bir çiftlikteki hayvanların sahipleri olan insanlara karşı isyan ederek yönetimi ele geçirmesini ve kendi düzenlerini kurma çabalarını anlatır.

Hayvanlar, “Bütün hayvanlar eşittir” ilkesine dayanan bir toplum hayal eder. Ancak zamanla, domuzlar (özellikle Napolyon ve Snowball) liderlik pozisyonlarını kullanarak güçlerini pekiştirir ve diğer hayvanları sömürmeye başlar. Bu süreçte, domuzlar insanlardan farksız hale gelir ve “Bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir” gibi çelişkili bir söylem ortaya çıkar.

Roman, Rus Devrimi’ni ve sonrasında Stalin’in otoriter rejimini alegorik olarak yansıtır. Napolyon Stalin’i, Snowball ise Troçki’yi temsil eder. Hayvanların isyanı, devrim ideallerinin nasıl yozlaşabileceğini ve eşitlik vaadinin nasıl bir diktatörlüğe dönüşebileceğini gözler önüne serer.

Orwell, gücün nasıl yozlaştırdığını ve liderlerin idealleri kişisel çıkarları için çarpıttığını gösterir. Domuzların, diğer hayvanları manipüle ederek ayrıcalıklı bir sınıf haline gelmesi, bu temanın en güçlü örneğidir. Hayvanların eşitlik hayali, domuzların elit bir sınıf oluşturmasıyla çöker. Bu, sosyalist ideallerin pratikte nasıl başarısız olabileceğini eleştirir.

Domuzların, özellikle Squealer’ın, propaganda yoluyla gerçekleri çarpıtması ve hayvanları kontrol etmesi, totaliter rejimlerin bilgi kontrolünü yansıtır. Çiftlikteki hayvanların okuma yazma bilmemesi, domuzların onları kolayca kandırmasına olanak tanır. Bu, eğitimin bir toplum için ne kadar kritik olduğunu vurgular.

Orwell’in sade, akıcı ve ironik üslubu, eseri hem erişilebilir hem de çarpıcı kılar. Hayvanların basit ama anlamlı diyalogları, hikâyenin evrensel mesajını güçlendirir. Alegorik yapı, okuyucunun hem hikâyeyi yüzeyde keyifle okumasını hem de derin siyasi eleştirileri fark etmesini sağlar.

Hayvan Çiftliği, Orwell’in en önemli eserlerinden biridir ve totaliter rejimlere yönelik evrensel bir uyarı olarak zamansız bir değer taşır. Kitap, sadece Sovyetler Birliği’ni değil, her türlü otoriter yönetimi ve güç istismarını eleştirir. Kısa hacmine rağmen derin bir etki bırakır ve okuru sistemlerin işleyişi üzerine düşünmeye sevk eder. Eserin en güçlü yanı, karmaşık siyasi fikirleri basit bir hikâye üzerinden anlatabilmesidir.

Türkiye’de Hayvan Çiftliği, özellikle politik eleştirilere ilgi duyan okurlar arasında popülerdir. Çevirileri (örneğin Celal Üster’in çevirisi) ve eserin evrensel temaları, okurların da kitaba kendi toplumsal dinamikleri üzerinden bakmasını sağlar. Kitap, güç mücadelelerinin ve propaganda mekanizmalarının Türkiye’deki yansımalarını düşünmek için de bir ayna sunar.

Sonuç olarak; Hayvan Çiftliği, hem edebi hem de siyasi açıdan güçlü bir eser. Orwell’in keskin zekası ve sade anlatımı, eseri her yaştan okur için etkileyici kılıyor. Totaliter rejimlerin tehlikelerine dair evrensel bir uyarı olarak, günümüzde de geçerliliğini koruyor.

Paylaşın

Kırtasiye Masrafları Yüzde 45 Arttı

E-ticaret altyapı sağlayıcılarının verilerine göre, ağustos ayının başında yapılan okul alışverişlerinde geçen yıla göre yüzde 45 artış yaşandı. Fiyatların daha da yükselebileceği uyarısı yapıldı.

Yeni eğitim yılına bir aydan az bir zaman kala, veliler okul alışverişine hız verdi. Çanta ve kırtasiye ürünleri başta olmak üzere, online alışverişlerde önemli bir artış gözlemlendi.

NTV’de yer alan habere göre; E-ticaret altyapı sağlayıcılarının verilerine göre, Ağustos ayının başında yapılan okul alışverişlerinde geçen yıla göre yüzde 45 artış yaşandı.

Çanta kategorisinde ciro Temmuz’a göre yüzde 83 yükseldi. Kırtasiye ürünlerinde artış yüzde 60 oldu. Kitap grubundaki artış ise yüzde 25 ile sınırlı kaldı. Geçen yıl 517 lira olan ortalama sepet tutarı, bu yıl 750 liraya çıktı.

TOBB E-Ticaret Meclis Üyesi Emre Çetinaslan, velilerin ihtiyaçlarını önceden planlayarak uygun fiyatlı alışveriş yapmaya yöneldiğini belirtti. Çetinaslan, “Çanta sektöründe ve kırtasiyede büyük artışlar gözlemliyoruz. Çantalarda yüzde 30 ile 60 arasında zam oldu” dedi.

Sektör temsilcileri, önümüzdeki haftalarda okula dönüş alışverişinin daha da hızlanacağını öngörüyor. Ancak alışverişi erteleyen velilere, fiyatların daha da yükselebileceği uyarısı yapılıyor.

Paylaşın

Düşük Glisemik Diyet Nedir? Artıları Eksileri

Glisemik İndeks (Gİ), belirli bir gıdanın kan şekeri (veya glikoz) seviyesini nasıl etkilediğini göstermek için kullanılan bir araçtır. Gİ, bir gıdanın karbonhidrat içeriğinin, referans bir gıdaya (genellikle saf glikoz veya şeker) kıyasla kan şekerini yükseltme potansiyelinin bir ölçüsüdür.

Haber Merkezi / Besinlere, diğer tüm besinler için bir referans noktası görevi gören saf glikozla karşılaştırılabilen bir glisemik indeks/glisemik yük numarası verilir.

Saf glikozun glisemik indeks numarası 100’dür; bu, tüketildikten sonra çok hızlı bir şekilde glikoza parçalandığını ve ardından enerji için kullanılmak üzere hücrelere gönderildiğini, daha sonra kullanılmak üzere kaslarda glikojen olarak depolandığını veya fazla olduğunda yağ hücrelerinde depolandığını gösterir.

Glikoz, fruktoz veya sakaroz (çeşitli karbonhidrat veya şeker formları) içeren tüm besinler yüksek GI, orta GI veya düşük GI olarak sınıflandırılabilir. Tüm besinlerin glisemik indeks değerleri 0-100 arasındadır.

Düşük glisemik diyet, glisemik indeksi (GI) düşük olan yiyeceklerin tüketimine odaklanan bir beslenme yaklaşımıdır. Bu diyet, genellikle tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, bazı meyveler ve sağlıklı yağlar gibi besinleri içerir.

Artıları:

Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet hastaları veya insülin direnci olanlar için kan şekeri seviyelerini stabilize eder.
Kilo Kontrolü: Daha uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da aşırı yemeyi azaltabilir.
Kalp Sağlığı: Düşük GI’li besinler, kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
Enerji Seviyesi: Kan şekerindeki ani dalgalanmaları önleyerek enerji seviyesini daha sabit tutar.
Sindirim Sağlığı: Genellikle lif açısından zengin besinler içerir, bu da sindirimi destekler.

Eksileri:

Karmaşıklık: Glisemik indeks hesaplamaları ve yiyecek seçimleri karmaşık olabilir, bu da diyeti uygulamayı zorlaştırabilir.
Besin Kısıtlaması: Bazı yüksek GI’li sağlıklı yiyecekler (ör. karpuz, patates) diyetten çıkarılabilir, bu da besin çeşitliliğini azaltabilir.
Porsiyon Kontrolü Gerekir: Düşük GI’li yiyeceklerin bile fazla tüketimi kan şekerini etkileyebilir.
Bireysel Farklılıklar: GI, kişiden kişiye ve yemek kombinasyonlarına bağlı olarak değişebilir, bu da sonuçları öngörmeyi zorlaştırabilir.
Zaman ve Planlama: Diyet, yemek planlaması ve hazırlığı için daha fazla zaman gerektirebilir.

Özetle, Düşük glisemik diyet, kan şekeri kontrolü ve genel sağlık için faydalı olabilir, ancak uygulaması dikkat ve planlama gerektirir. Herkes için uygun olmayabilir, bu yüzden bir diyetisyene danışmak faydalı olacaktır.

Paylaşın

Uyku Meditasyonu Nasıl Yapılır? Faydaları

Uyku öncesi meditasyon, rahatlamaya, zihni ve bedeni sakinleştirmeye ve günün yorgunluğunu atmaya yardımcı olmak için derin nefes alma, farkındalık ve vücut tarama teknikleri ile yapılan bir meditasyon türüdür.

Haber Merkezi / İşte adım adım uyku meditasyonu yapma rehberi:

Rahat Bir Ortam Hazırlayın:

Sessiz, loş veya karanlık bir ortam oluşturun. Işıkları kısın veya mum kullanın.
Rahat bir yatak veya mat, yastık ve battaniye ile kendinizi konforlu hissedin.
Telefon veya dikkat dağıtıcı cihazları sessize alın veya uzaklaştırın.

Rahat Bir Pozisyon Seçin:

Yatağınızda sırt üstü yatın veya rahat hissettiğiniz bir pozisyonu tercih edin.
Vücudunuzu gevşetmek için birkaç derin nefes alın.

Nefes Egzersizleriyle Başlayın:

Derin ve yavaş nefes alın: Burundan 4 saniye nefes alın, 4 saniye tutun, 6 saniye ağızdan yavaşça verin (4-4-6 tekniği).
Nefes alırken göğsünüz yerine karın bölgenizin hareket ettiğini hissedin.

Zihni Sakinleştirme Tekniklerini Uygulayın:

Gevşeme Meditasyonu: Vücudunuzu baştan aşağı tarayın. Ayak parmaklarınızdan başlayarak her kas grubunu sırayla gevşetin. Her bölgeye odaklanırken “Bu bölge rahatlıyor” gibi cümleler kurabilirsiniz.

Görselleştirme: Huzurlu bir sahneyi (örneğin, bir plaj veya orman) zihninizde canlandırın. Tüm detayları (sesler, kokular, renkler) hayal edin.

Mantra veya Olumlama: “Huzurluyum, uykuya hazırım” gibi sakinleştirici bir cümleyi tekrarlayın.

Zihni Serbest Bırakın:

Düşünceler gelirse onlara takılmayın; sadece nefesinize veya görselleştirmeye geri dönün.
Meditasyonu 10-20 dakika yapabilirsiniz, ancak uykuya dalarsanız bu doğal bir sonuçtur.

Uyku Meditasyonunun Faydaları:

Uykuya Geçişi Kolaylaştırır: Zihni sakinleştirerek stres ve kaygıyı azaltır, böylece uykuya dalma süresini kısaltır.

Uyku Kalitesini Artırır: Derin gevşeme, daha kesintisiz ve dinlendirici bir uyku sağlar.

Stres ve Anksiyeteyi Azaltır: Meditasyon, kortizol (stres hormonu) seviyesini düşürerek zihinsel gerginliği hafifletir.

Zihinsel Netliği Artırır: Düzenli uyku meditasyonu, gün içinde daha odaklanmış ve sakin olmanıza yardımcı olabilir.

Fiziksel Sağlığı Destekler: Kalp atış hızını ve kan basıncını düşürerek vücudu rahatlatır.
Kronik uykusuzluk (insomnia) belirtilerini hafifletebilir.

Duygusal Denge Sağlar: Olumlu düşünceleri teşvik eder ve duygusal dalgalanmaları azaltır.

Paylaşın

Yunan Usulü Tavuk Souvlaki, Malzemeleri, Hazırlanışı

Akşam yemeği için henüz uygun bir tarif bulamadınız mı? Yunan usulü tavuk souvlaki, aradığınız tarif olabilir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın!

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

500 gr tavuk göğsü veya but (kemiksiz, kuşbaşı doğranmış)
3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 yemek kaşığı limon suyu
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 tatlı kaşığı kuru kekik (veya 1 yemek kaşığı taze kekik)
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
Tuz ve karabiber
8-10 adet ahşap veya metal şiş

Servis için:

Cacık (yoğurt, salatalık, sarımsak, nane)
Pide veya lavaş ekmeği
Domates, soğan, marul (dilimlenmiş)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…  Bir kapta zeytinyağı, limon suyu, sarımsak, kekik, nane, pul biber, tuz ve karabiberi karıştırın, tavuk parçalarını bu marinada harmanlayın ve üzerini örterek buzdolabında en az 1 saat, ideal olarak 3-4 saat dinlendirin.

Ahşap şiş kullanacaksanız, 15-20 dakika suda bekletin ki yanmasın, marine edilmiş tavuk parçalarını şişlere dizin, ızgarayı veya döküm tavayı orta-yüksek ateşte ısıtın, şişleri yerleştirin ve her tarafını 3-4 dakika, toplamda yaklaşık 10-12 dakika, tavuklar tamamen pişip hafif altın sarısı olana kadar pişirin, ara sıra çevirin.

Şişleri sıcak olarak pide veya lavaş ekmeğiyle servis edin, yanında cacık, dilimlenmiş domates, soğan ve marul ile tamamlayın, isteğe bağlı olarak limon dilimleri ekleyebilirsiniz.

Püf Noktası: Tavukların kurumasını önlemek için fazla pişirmemeye dikkat edin. Cacığı daha lezzetli yapmak için taze nane ve bir damla zeytinyağı ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Akdeniz Usulü Izgara Kuzu Pirzola, Malzemeleri, Hazırlanışı

Akdeniz usulü ızgara kuzu pirzola, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

8-10 adet kuzu pirzola
3 yemek kaşığı zeytinyağı
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 tatlı kaşığı taze biberiye (ince kıyılmış, yoksa 1/2 çay kaşığı kuru biberiye)
1 tatlı kaşığı kekik (taze veya kuru)
1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
1 yemek kaşığı limon suyu
1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi
Tuz ve karabiber

Servis için (isteğe bağlı):

Taze nane veya maydanoz
Limon dilimleri
Yoğurt sosu veya cacık

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Bir kapta zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, biberiye, kekik, pul biber, limon suyu, limon kabuğu rendesi, tuz ve karabiberi karıştırın, kuzu pirzolaları bu marinada ovun ve üzerini örterek buzdolabında en az 30 dakika, ideal olarak 2-4 saat dinlendirin.

Izgarayı veya döküm tavayı orta – yüksek ateşte ısıtın. Izgara kullanıyorsanız, ızgara telini yağlayın ki pirzolalar yapışmasın. Pirzolaları marinattan çıkarın ve fazla sosunu süzün, her iki tarafını 3-4 dakika (orta pişmiş için) veya damak zevkinize göre daha fazla pişirin, pişirme sırasında bir kez çevirin.

Pişen pirzolaları bir tabağa alın ve 5 dakika dinlendirin, böylece etin suları içinde kalır. Pirzolaları taze nane veya maydanozla süsleyin, yanında limon dilimleri, yoğurt sosu veya cacık ile servis yapın. Akdeniz tarzı bir sunum için ızgara sebzeler veya bulgur pilavı eşlik edebilir.

Püf Noktası: Pirzolaların kalınlığına göre pişirme süresini ayarlayın. Orta pişmiş için iç sıcaklık 60-63°C olmalı. Marinasyonu bir gece önceden yaparsanız lezzet daha yoğun olur.

Paylaşın

Cajun Soslu Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir yemek tarifimi arıyorsunuz, cajun soslu tavuğu deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4 adet tavuk göğsü (veya kemiksiz but)
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz

Cajun Baharat Karışımı:

1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
1 çay kaşığı kekik
1 çay kaşığı sarımsak tozu
1 çay kaşığı soğan tozu
1 çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı, acı için)
1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kuru fesleğen

Cajun Sosu:

1/2 su bardağı krema (veya süt)
1 yemek kaşığı tereyağı
1 diş sarımsak (ezilmiş)
1 yemek kaşığı parmesan peyniri (rendelenmiş, isteğe bağlı)
1 tatlı kaşığı cajun baharat karışımı (yukarıdaki karışımdan)
1 yemek kaşığı limon suyu
Tuz ve karabiber

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Cajun baharat karışımı için tüm baharatları bir kapta karıştırın, tavuk göğüslerini zeytinyağı ve cajun baharat karışımının yarısıyla ovun, tuz serpin, üzerini örterek buzdolabında 15 – 30 dakika dinlendirin.

Bir tavada veya ızgarada zeytinyağı ile tavukları her iki tarafı altın sarısı olana kadar (yaklaşık 5-6 dakika her taraf için) pişirin, içinin tamamen piştiğinden emin olun.

Ayrı bir tavada tereyağını eritin, sarımsağı ekleyip 1 dakika soteleyin, kremayı, cajun baharat karışımını, parmesan peynirini ve limon suyunu ekleyin, kısık ateşte karıştırarak koyulaşana kadar 2-3 dakika pişirin, tuz ve karabiberle tatlandırın.

Pişen tavukları dilimleyin veya bütün olarak tabağa alın, üzerine cajun sosunu gezdirin, yanında pilav, patates püresi veya sebze sote ile servis yapabilirsiniz.

Püf Noktası: Baharat miktarını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Sosu daha hafif yapmak için krema yerine süt kullanabilirsiniz, ancak koyulaşması için biraz daha pişirmeniz gerekebilir.

Paylaşın

Tavuk Katsu, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tavuk Katsu, ince çıtır kızarmış tavuk parçalarıyla yapılan bir Japon yemeğidir. “Katsu” kelimesi pirzola anlamına gelir. Tavuk tariflerini seviyorsanız bu tarifi de seveceksiniz.

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4 adet tavuk göğsü (ince dilimlenmiş)
Tuz ve karabiber
1 su bardağı un
2 yumurta (çırpılmış)
1,5 su bardağı panko (Japon ekmek kırıntısı) veya galeta unu
Kızartmak için sıvı yağ (ayçiçek veya kanola yağı)

Sosu için (Tonkatsu sosu, isteğe bağlı):

4 yemek kaşığı ketçap
2 yemek kaşığı Worcestershire sosu
1 yemek kaşığı soya sosu
1 tatlı kaşığı şeker

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Tavuk göğüslerini hafifçe inceltmek için et döveceği ile vurun, her iki tarafına tuz ve karabiber serpin.

Üç ayrı kap hazırlayın: birine un, diğerine çırpılmış yumurta, üçüncüsüne panko veya galeta unu ekleyin, tavuk dilimlerini önce una, sonra yumurtaya, en son pankoya bulayın, pankoyu hafifçe bastırarak yapışmasını sağlayın.

Bir tavada veya fritözde yağı 170-180°C’ye ısıtın, tavukları her iki tarafı altın sarısı olana kadar, yaklaşık 3-4 dakika her taraf için kızartın, fazla yağı almak için kağıt havlu üzerine çıkarın.

Küçük bir kapta ketçap, Worcestershire sosu, soya sosu ve şekeri karıştırın.

Kızarmış tavuk katsuyu dilimleyerek servis tabağına alın, yanında tonkatsu sosu, rendelenmiş lahana salatası veya pilav ile servis yapabilirsiniz.

Püf Noktası: Pankonun çıtır olması için yağı yeterince ısıttığınızdan emin olun. Tavukları kalabalık şekilde tavaya koymayın, böylece eşit kızarır.

Paylaşın