Davutoğlu: Türkiye, NATO’da Etkin Ve Proaktif Diplomasi Yürütmeli

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla, Rusya-Ukrayna krizine ilişkin iktidara çağrıda bulunarak, izlenmesi gereken politikaları 5 madde halinde sıraladı. 

Haber Merkezi / Ahmet Davutoğlu, “Sistemik bir depremle karşı karşıyayız. Ukrayna krizi, uluslararası krize dönüşmüştür. Türkiye acilen özellikle NATO’da etkin ve proaktif bir diplomasi yürütmeli. Ülke içinde sorunlarımız olsa da dış politikada Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde ortak çizgide buluşmalıyız” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Rusya-Ukrayna krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Rusya Devlet Başkanı Putin’in dün açıkladığı kararlar sonrasında Ukrayna krizi son derece kritik bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Uluslararası toplum Ukrayna’ya odaklandı. Bu kriz artık herhangi iki ülke arasındaki bir kriz olmanın ötesine geçmiş; Karadeniz, Doğu Avrupa, Avrasya dengelerini etkileyebilecek küresel nitelikte bir kriz haline dönüşmüştür.

Bu krizin doğrudan tarafı olmamakla birlikte, Ukrayna’ya ve Rusya’ya aynı anda komşu olan en önemli NATO ülkesi olan Türkiye için artık kriz kritik aşamanın da ötesine geçmiş bulunuyor.

Maalesef bu kriz esnasında takip edilen diplomasi, etkin bir arabuluculuğu beraberinde getirmediği gibi kriz süreçlerinin nabzını tutma konusunda da belirli zaafları ortaya çıkardı. Buradan iktidara bir kez daha seslenerek ifade ediyorum: Artık Soğuk Savaş sonrası dönemin taşları teker teker oynuyor. Daha önce birçok kez vurguladığım gibi, akademik çalışmalarda altını çizdiğim gibi sistemik bir depremle karşı karşıyayız. Hep beraber Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bu krizin sonuçlarına odaklanmak ve sağlıklı bir değerlendirme yapmak durumundayız.

İktidar sahiplerine 5 önemli konuda çağrıda bulunuyorum ve Türkiye’nin bu krizle ilgili temel yaklaşımını bu 5 ana çerçeveye oturtmaları tavsiyesinde bulunuyorum.

Birincisi; Krizin herhangi bir ileri aşamaya, doğrudan çatışma ihtimali aşamasına gelmeden önce Montrö Anlaşması’nın getirdiği bütün kurallara harfi harfine uyacağı deklare edilmeli ve Boğazlar üzerinden Türkiye’nin herhangi bir savaşın parçası haline gelmesinin önüne geçilmelidir.

İkincisi; Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda tavizsiz bir politika takip edilmeli ve herhangi bir ülkenin toprak bütünlüğünün sarsılmasının doğurabileceği daha geniş ölçekli krizleri konusunda hem Rusya nezdinde, hem NATO ve diğer ülkeler nezdinde doğrudan temaslarda bulunulmalıdır. Kırım’ın ilhakını tanımamıştık haklı olarak, şimdi de Ukrayna devletinin kendi toprakları içinde bağımsız ve özel bir stratejik ortak olarak Türkiye’nin yanında olması büyük bir önem taşıyor. Toprak bütünlüğünü vurgulamalıyız.

Üçüncüsü; Maalesef NATO’nun en önemli ülkelerinden birisi olan Türkiye bütün bu süreçte NATO istişarelerinin dışında kalmıştır. NATO liderlerinin yaptığı son dönemde 3 önemli zirveye Türkiye davet edilmemiştir. Polonya ve Romanya’nın dahi girdiği bu zirvelerde Türkiye maalesef yer almamıştır. Dolayısıyla NATO içindeki küçük nüansların, görüş ayrılıklarının da doğrudan nabzını tutarak etkin bir rol oynama ve NATO içinde Türkiye’yi olabilecek risklere karşı korumak konusunda önemli bir aracı kaybettik. Şimdi artık krizin bu aşamasında Türkiye NATO’nun bütün mekanizmalarında doğrudan görüş beyan eden ve bu krizden etkilenecek bir ülke olarak bu görüşlerini NATO ülkeleri nezdinde ifade eden bir konuma derhal geçmelidir.

Dördüncüsü; Rusya Türkiye’nin tarihi dostudur, tarihi komşusudur. Gerilimli dönemlerimiz de oldu, barış dönemlerimiz de. Rusya ile ilişkilerimizin özenle yürütülmesi gerektiği kanaatindeyim. Ancak bu özen Rusya’nın, Putin’in son konuşmasında da olduğu gibi tarihi referanslarla Türkiye’yi karşısına alan bir tutum içine girmesini asla mazur göstermez. Rusya ile ilişkilerimizi, istişarelerimizi kapsamlı bir şekilde derinleştirmeliyiz. Rusya nezdindeki etki gücümüzü Ukrayna’nın toprak bütünlüğü bağlamında bir arabuluculuk içinde kullanmaya çaba sarf etmeliyiz.

Beşincisi; Bütün bu gelişmeler soğuk savaş sonrası dönemin temel stratejik depremlerinin, kalıntılarının, sarsıntılarının hissedildiği bir dönemin başladığını gösteriyor. BM sistemi etkisizdir. Rusya’nın Suriye’de takip ettiği politikayla Ukrayna’da takip ettiği politika arasındaki çelişkiler her an her ülkenin başka ülkeye müdahale edebileceği kanaatini oluşturmuş bulunuyor. Son dönemde Rusya’nın Donetsk ve Luhansk, kendilerinin ilan ettikleri adıyla, Cumhuriyetlerini tanıması ulus devletlerin yapısını çözecek çok tehlikeli bir süreci başlatır. Bu bağlamda Moldova, Gürcistan, Azerbaycan, Suriye, Irak, Bosna Hersek gibi ülkelerin toprak bütünlüğü konusunda Türkiye açık ve net bir tavır almalı ve bütün bu farklı bölgelerde, farklı ülkelerdeki çıkar farklılıklarını gözeten ama hepsine alternatif stratejik planlamalar yapan bir esneklik göstermek zorundadır.”

Davutoğlu, açıklama yaptığı videoyu, “Sistemik bir depremle karşı karşıyayız. Ukrayna krizi, uluslararası krize dönüşmüştür. Türkiye acilen özellikle NATO’da etkin ve proaktif bir diplomasi yürütmeli. Ülke içinde sorunlarımız olsa da dış politikada Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde ortak çizgide buluşmalıyız” notu ile paylaştı.

Paylaşın

Davutoğlu, Ekonomi Üzerinden İktidara Sert Sözlerle Yüklendi

Gelecek Partisi (GP) Lideri Ahmet Davutoğlu, ekonomi üzerinden iktidara sert sözlerle yüklenerek, “Türkiye’de büyük bir yangın var. Halkımız açlık sınırında yaşamanın çilesini çekiyor” dedi.

Haber Merkezi / Bahçeli’nin, 6 liderin buluşmasına yönelik eleştirilerine karşı Davutoğlu, “Bizim 6 liderin bir araya gelerek verdiği uyum, diyalog, güven tablosu karşısında karşımızda da bir altılı masa var. O altılı masa köşeli bir masa. Herkesin birbirini iterek köşe kapmaya çalıştığı bir masa.” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, “Asla kimse bir daha 28 Şubat rüyası göremez. Kimse 28 Şubat üzerinden de yolsuzlukları örtemez. O masada cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tek adama dayalı yaklaşımı yerine ortak aklı devreye sokan ve demokrasi tarihinin en geniş kapsamlı uzlaşı masası ortaya çıktı.” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek Buluşmaları Yıllık Değerlendirme Kampı Kapanışı programında konuşuyor. Davutoğlu’nun konuşmasından başlıklar şöyle:

“Türkiye’de büyük bir yangın var. Halkımız açlık sınırında yaşamanın çilesini çekiyor. Aydınlarımız, düşünürlerimiz, yazarlarımız, akademisyenlerimiz baskılardan şikâyet ediyor. Bütün toplum yoksulluk yanında bu yoksulluğun ana sebebi olan yolsuzluklardan, nepotizmden, mülakat sisteminden şikâyet ediyor.

Son dönemde 6 siyasi partinin bir araya gelerek genel başkanları olarak güçlü bir açıklamayla, parlamenter sistem önerimizi onayladık. Daha sonraki aşamalarla ilgili de önemli bir resmi milletimize takdim etmemiz sonrasında gelen tepkileri de bu çerçevede değerlendirmek lazım. O masa ortaya çıkan tabloyla milletimize şu mesajı vermiştir: Kimsenin sizi korkutmasına izin vermeyin, biz buradayken, din ve vicdan özgürlüğü asla tehdit edilemez.

Asla kimse bir daha 28 Şubat rüyası göremez. Kimse 28 Şubat üzerinden de yolsuzlukları örtemez. O masada cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tek adama dayalı yaklaşımı yerine ortak aklı devreye sokan ve demokrasi tarihinin en geniş kapsamlı uzlaşı masası ortaya çıktı.

Sayın Bahçeli de sayın Erdoğan da bundan rahatsız oldu. 6’lı masayı hafife almaya çalıştılar. Bu diyalog ve uzlaşma zeminini bozmaya gayret ettiler. Bu masa milletimize güven, gelecekle ilgili umut vermiştir.

Bizim 6 liderin bir araya gelerek verdiği uyum, diyalog, güven tablosu karşısında karşımızda da bir altılı masa var. O altılı masa köşeli bir masa. Herkesin birbirini iterek köşe kapmaya çalıştığı bir masa. AK Parti’nin tabanı bizim tabanımızdır.”

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu’ndan Devlet Bahçeli’ye ’28 Şubat’ Tepkisi

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, altı siyasi partinin genel başkanının 28 Şubat’ta yapacağı toplantı için “Zillet koalisyonu tarafını deşifre etmiştir” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tepki gösterdi.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu memlekette 28 Şubat’tan son bahsetmesi gereken kişi Sayın Bahçeli’dir. Çünkü, 28 Şubat’ın Başbakan Yardımcısıdır. 28 Şubat’ta başörtüsü yasağını TBMM’de kim meşru kıldı? Başörtülü olarak milletvekili seçilen bir hanımefendiyi, baskı uygulayarak başını açtırıp Meclis’e kim soktu? Bahçeli soktu. Şimdi 28 Şubat’tan nasıl bahsediyor?” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, altı siyasi partinin genel başkanının buluştuğu toplantı için ise “Sizin o köşeli masanıza karşı biz de Halil İbrahim Sofrası kurduk! Biz Hz. Mevlana torunları olarak herkese gel deriz. Bu sofra Erdoğan ve Bahçeli de dahil olmak üzere herkese açıktır. İktidar böyle rahatsız oldu. Başkaları da rahatsız oldu. İktidarın yaptıkları yüzünden tüm dini ve milli değerlere karşı çıktılar. Bunlar, baş örtü yasağını isteyenler. Bu can bu tendeyken ve Gelecek Parti kadroları buradayken, 28 Şubat’ın tekrar yaşanmasına izin vermeyiz.” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Antalya Belek’te, İl başkanlarının yanı sıra üst düzey yöneticilerinin de katıldığı kampta seçim stratejisi ve yeni döneme ilişkin yol haritası hakkında bilgi verdi. Davutoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Kiminle konuşsanız çile. Emekliler geçinemiyor. Kadınlarımız her gün cinayete kurban oluyor. Gençlerimiz ümitlerini kaybetmiş. Elektrik faturaları artık bir kira bedeli.

Ülkede olumlu tablo çizen bir Erdoğan ve partisi. Neymiş, küresel bir krizmiş, yurt dışındaki artış dolayısıyla oluyormuş. Bakın verilere, yurt dışındaki artış oranıyla Türkiye’nin bir değil. Bugün Türkiye yönetilemiyor çünkü cahiller değil ülke, hane yönetemez.

ABD’de doğal gaz yüzde 23 artmış, Türkiye’de 2 katı gelmeyen ev var mı? İktidarı kenarda köşede eleştirenler, açıkça eleştiremiyor artık. Bu iktidar böyle bir korku ortamı yarattı. İşte bu yüzden buradayız.

Antalya’da. Biz Gelecek Partililer farklı mahallelerden geldik ama aynı ülkenin vatandaşıyız. Kendi mahallende kalmak, kahraman kesilmek, karşı mahalleye atmak rahat bir hayattır. İktidar bunu istiyor.

Toplumu kutuplaştırarak bölmek istiyor. O yüzden mahallelerimizden çıkalım çağrısında bulunduk. Çünkü biz biliyoruz ki, dar ve sığ kalıplara sıkışmış insanlarla özgürlük, ortak bir bilinç oluşmaz.

Bizi ayrıştırmaya çalışanlara karşı Gelecek Partililer olarak karşı duruyoruz. Adalet diyoruz, demokrasi diyoruz insan onuruna yaraşır refah diyoruz ve biz devleti inşa eden siyasi ahlak diyoruz. Bu bilinçle çağrılar yaptık partilere”

“Sokakta bir huzur oldu, güven oldu”

6 Muhalefet Partisi liderinin yaptığı toplatıyı da değerlendiren Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Altılı masa oluştu. Selam verdik, selam aldık sünnet diyerek. Kimse kimseye kabalık yapmadı, kimse kimseye kem söz söylemedi. Bir araya gelemez dediler, bir araya geldik.

Ve birileri bundan rahatsız oldu. Bir kesim, iktidar sahipleri, gidecekleri için. İkincisi de iktidarın hatalarını, iktidarın istismar ettiği manevi değerlere yükleyenler. Sokakta bir huzur oldu, güven oldu. İlk defa demokrasi tarihinde çok farklı partilerden gelen kişiler bir araya geldi. Her birimizin kitleleri, görüşleri farklı ama bir araya geldik.

Çünkü memleket yangın yerine döndüyse suyla gidilir, ateşle gidilmez. Biz empati yapmaya karar verdik. Eğer ana damarlar olarak bu ülkede laiklik varsa, o masada oturanlar 28 Şubat laikliğini değil, özgürlükçü laikliği nasıl yerleştirebiliriz konuştuk.

Milliyetçiliği nasıl insan haklarını gözeten şekilde ortaya koyduğumuzu konuştuk. 28 Şubat’a karşı gür sesle haykıranlar bugün yolsuzluğun her türlüsünü bu topluma yaşatıyorsa, önce biz ses çıkaracağız. Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü özgürlüğünden bahsetmesi kıymetlidir. Bir araya geldiysek bu millet bundan memnundur, iktidar rahatsızdır”

“Kendi tarihine bilmez”

Konuşmasında MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi de eleştiren Davutoğlu şunları ifade etti; “Bahçeli, şimdi de geometriye merak salmış, onların masası yuvarlak, bizimki üçgen demiş. Türkmen diyarıdır burası, gelenektir yuvarlak masa.

Halil İbrahim Sofrası’dır bu. Onlarınki Kemal Tahir’in dediği gibi Kurtlar Sofrası’dır. Onlar birbirlerini yiyerek buraya geldiler. Ülkenin her köşesinde de Halil İbrahim Sofrası kurmaya geliyoruz. Alevisi, Sünnisiyle, her görüşten insanla. Sonra dedi ki, 28 Şubat’a gün vermek Zillet’in kendini ifşa etmesidir.

Sen bununla ilgili konuşacak son kişisin Bahçeli, Başbakan Yardımcısı’ydın. 28 Şubat’ta baş örtüsü yasağını kim meşru kıldı? Bahçeli, Antalyalı milletvekilinin başını açtırıp öyle meclise soktu. Biz 28 Şubat kararlarıyla mücadele ederken siz o grubun içindeyiz. Türk tarihini bildiğini iddia eder onu da bilmez de, kendi tarihine bilmez.”

Paylaşın

Davutoğlu: Erdoğan’ın Talimatıyla Bana Darbe Yapıldı

Pelikan Dosyası adlı metin ardından başbakanlık görevinden istifa etmesi hakkında konuşan GP Lideri Ahmet Davutoğlu, “Bana darbe yaptılar. Bu darbe Erdoğan’ın talimatıyla yapıldı. Erdoğan’ın bilgisi dışında bu yapılamazdı” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Halk TV’de kanalın Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın sunduğu ‘Liderler Özel’ programına konuk oldu.

Millet İttifakı’nın ismini değiştirmeyi konuştuklarını söyledi. Bugün için altı partinin ittifakı söz konusu olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Biz bu ittifakı detaylandırıyoruz. Oturup konuşacağız. Asıl bizim seçime kadar ne yapacağımız önemli. Sayısal artış olacak ama bu yetmez. Bunun içeriği ne olacak? Onu netleştireceğiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin aksaklıkları ortaya daha net şekilde çıktı. Artık Türkiye’nin kurumlarının yeniden inşa edilmesi gerekecek” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın adı ve işlevi hakkında bilgi veren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Şu ana kadar bu çerçeveye olumsuz yaklaşan olmadı ve süreç işliyor. Türkiye’de erken seçim bir anda ilan edile bilinir. O seçim telaşına girmeden elimizde ne varsa ortaya koymalıyız. Millet İttifakı’nın adının değiştirilmesi için konuşuyoruz. Masada farklı isimler var ama bunu açıklamam doğru olmaz” dedi.

‘Kılıçdaroğlu’nun anlayışını takdir ediyorum’

İttifak görüşmeleri hakkında bilgi de veren Davutoğlu, “Herhangi bir kesimi dışlamadan yeni bir döneme hazırlık yapıyoruz. Seçim olduğunda partiler kazanır kaybeder ama hiçbir kesim bu seçimi biz kaybettik dememeli. AK Parti’ye oy veren kesimler için de diğer partilere oy veren kesimler için de öyle olmalı. Biz bu siyasal iklimi oluşturmak için çalışıyoruz. 1 ay içinde ciddi bir mesafe aldık. En önemlisi bütün siyasilerin birbirine güven duymasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun anlayışını takdir ediyorum. Eşitler arası bir ilişki olmalı. Türkiye’yi inşa edecek olan da budur” ifadelerini kullandı.

‘Bana darbe yaptılar’

Davutoğlu, Pelikan Dosyası adlı metin ardından başbakanlık görevinden istifa etmesi hakkında da konuştu. “Bana darbe yaptılar” diyen Davutoğlu, “Bu darbe Erdoğan’ın talimatıyla yapıldı. Erdoğan’ın bilgisi dışında bu yapılamazdı” dedi.

Suat Toktaş’ın troll yapısını kastederek, “O mekanizma sizin döneminizde de var mıydı?” sorusuna yanıt veren Davutoğlu, “Dik alası vardı. Yani muhalefet, başka partilere yapmak… Nihayet bu tür şeyler, mekanizmalar işler. Ama kendi başbakanına karşı Pelikan Dosyası ile yapılan çalışma bunların bir parçası” dedi. Davutoğlu, bu konuda bir uyarısının bulunup bulunmadığına dair soruya ise, “Tabii ki uyardım. Birçok kez uyardım” dedi.

‘MOBESSE meselesi çok ciddi bir konudur’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da kar yağışının etkili olduğu sırada İngiliz Büyükelçi Dominick Chlcott ile yaptığı görüşmeye ilişkin Davutoğlu “Sayın Erdoğan da belediye başkanıyken büyükelçilerle görüştü. Görüşmesi çok normal. Kimse buradan bir dış mihrak çıkarmasın. Açıkçası görüşmenin zamanlaması tartışılıyor. Bu görüşme afet döneminde olmasaydı daha iyi olurdu. Ama MOBESSE meselesi çok ciddi bir konudur.” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu, Karamollaoğlu’nu Ziyaret Etti: Üzerimize Düşen Sorumlulukların Bilincindeyiz

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu Saadet Partisi Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki saatten fazla süren görüşmenin ardından Davutoğlu ile Karamollaoğlu kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı. 

SP Lideri Karamollaoğlu Davutoğlu’na ziyareti için teşekkür ederken GP Lideri Davutoğlu, Türkiye’nin çok kritik bir eşikten geçtiğini ve tarihi bir dönemeç noktasında olduğunu belirtti.

Davutoğlu, ekonomik krize dair yaptığı değerlendirmesinde “Son açıklanan enflasyon rakamları dahi, dünyanın en yüksek enflasyon rakamlarına sahip Türkiye’yi ekonomik krizlerle karşı karşıya kalması bağlamında nereye getirdiğini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı ve görüşmeye dair şunları söyledi:

“2001’den bu yana ulaşılan en yüksek rakamlar. Bir anlamda iktidar Türkiye’yi, AK Parti iktidara giden yolda en önemli şiar olan yoksullukla mücadele konusunda Türkiye’yi 2001-2002 tarihine geri götürdü. Yolsuzluklar konusunda neredeyse o dönemdeki yolsuzlukları aşan bir sisteme bizi getirdi. Yasaklar herkesçe malum. Medya üzerinde, basın, düşünce özgürlüğü üzerindeki yasaklar var. Böyle bir tablo ile Türkiye’nin kendisini gelecek yıllara, nesillere hazırlaması, herkesin huzur içinde yaşaması, insan onuruna yakışır bir hayat standardına ulaşması çok zor görünüyor. Burada sorumluluk, iktidar partilerinin omuzlarındadır. Sayın Erdoğan’ın, Sayın Bahçeli’nin, AK Parti’nin ve MHP’nin omuzlarındadır. Desteklemekte olan Vatan Partisi ve destekleyen birçok bileşenle iktidar mensuplarının üzerindedir sorumluluk. Tarihin vebali de onların üzerinde.”

Yoksullukla ilgili çok sayıda mesaj geldiğini aktaran Davutoğlu, “Kış günü her yerden mesajlar geliyor. Bebeğini ısıtamayan annenin, yaşlıların vebali onların omuzlarında. Elektriğe ve doğal gaza gelen zamla birlikte esnafımız ve vatandaşımız ikinci bir kira ödüyor. Bu yükün altında eziliyor. Böyle bir tablo karşısında siyasi partilerin varoluş güvencesi olan milletin huzuru ve refahı için çaba sarf etme prensibi, muhalefete de bir sorumluluk yüklüyor” dedi.

‘Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz’

“İktidar yaptıklarıyla sorumludur. Muhalefet de yapmadıkları ve yapamadıklarıyla sorumludur” diyen Davutoğlu, “Hepimiz sorumlulukla karşı karşıyayız. Sayın Karamollaoğlu ve çok değerli ekibiyle çok güzel bir istişare gerçekleştirdik. Kendisinin sağlık sorunları nedeniyle birkaç haftadır telefonda görüşmelerimiz oldu ama bizzat görüşme şansımız olmamıştı. Gelişmelerden birbirimiz haberdar ettik. Üzerimize düşen sorumlulukların bilincindeyiz. Özellikle söylemek isterim ki Saadet Partisi ve Gelecek Partisi arasında, iki parti arasında olabilecek en yakın ilişki bu dönemlerde sürdü” şeklinde konuştu.

“Ben adalete güvenmiyorum”

İki lider gazetecilerin sorularına da yanıt verdi. Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala’ya ilişkin kararı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AİHM’e yönelik sözleri hatırlatılan SAADET lideri Karamollaoğlu, “Bundan yirmi sene önce Sayın Cumhurbaşkanının uluslararası kurumlarla ilgili söylediklerini dinlemeye okumaya ihtiyaç var” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte farklı bugün farklı açıklamalar yaptığına dikkat çeken Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mahkemelerin kararlarını yorumlama noktasına gitmeyeceğim. Çünkü onların da yeri geldiği zaman çok yanlış tavır sergilediklerini biliyorum. Ama ikilikçi olmaz. Bir yerde onlara sığınacaksınız, işinize gelmediği zaman da onları bir kenara iteleyeceksiniz. Bu doğru bir yaklaşım değil. Biz aynı konuyu özellikle İsrail’le olan münasebetlerde de görüyorum. Başlangıçta bambaşkaydı, arkasından ‘One minute’ ile tavır koyduk güya. Şimdi de tek kurtuluş yolu neredeyse onlarla bir araya gelmek gibi gözüküyor. Eğer uluslararası mahkemelerin verdiği kararlar tekrar özden geçirebilirse, somut deliler varsa somut delilere itibar etek icap etmek gerekir. Üzülüyorum. Uluslararası mahkemelere biz milli görüşçüler olarak pek itibar etmeyebiliriz, gerekçelerimiz var. Amma AK Parti’nin, Türkiye’de adalete güven bütünüyle ortadan kalkmışken, ben adalete güvenmiyorum. Allah muhafaza etsin. Herhangi bir şey benim veya yakınımın başına gelir de mahkemeye giderse oradan adil bir karar çıkacağına itimadım yok. Bunu hakimleri tenzih ederim ama verilen kararlara uymamak AK Parti’nin şiarı haline geldi. Kavalayı tanımam bilmem ama bir mahkeme insanı beraat ettiriyor, arkasından da ‘ben ille içeride tutacağım’ diye yeniden içeriye alıyorsanız orada çok ciddi sorunlar var manasına gelir.”

Avrupa Konseyi’nin Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu bir yapı olduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde ev sahibi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, “Türkiye bu duruma düşürülemez. AİHM’de bir Türk hâkime var orada. Onu çekiyor musunuz? Kavala dosyasından bağımsız söylüyorum, bu bir utanç. Türkiye kendi üyesi olduğu, bakanlar komitesinde temsil edildiği, başkanlık yaptığı bir yapıda yargılanır bir duruma düşmüştür. Sebep ne? Gezi olaylarından suçlanan Kavala 2013’ten 2017’ye kadar herhangi bir tahkikat yapılmıyor. AİHM de şu vardıysa neden bu kadar bekledin diyor. Teknik bir hukuki süreç olarak başlıyor. Oradan bırakılıp başka bir yerden tutuklanıyor. Bütün bunlara değer mi Allah aşkına? Davadan bağımsız olarak söylüyorum. Ona mahkemeler karar verir. Ama Türkiye’nin dünyada böylesine yalnız bırakıldığı ikinci bir dönem yoktur” dedi.

AK Partili vekiller Vahit Kiler ve Ekrem Çelebi’nin, Van İl Müftülüğü’nden mülakatlarda bazı kişiler için torpil istediği iddia edilen belgeler de iki lidere yöneltilen sorular arasında yer aldı.

“Torpil belgesi diye bir belgeyi de ilk defa duyuyorum” diyen Karamollaoğlu, “İlk defa torpil belgesi ortaya çıkıyor gibi. Ben şimdiye kadar torpil olmayan atamanın yapılmadığı kanaatindeyim. Belgesi var mı yok mu bilmiyorum. Ama bu dediğiniz geçmişten beri Türkiye’de uygulanan ifadeler herhalde. Onun burada bir kere gündeme getirilmiş olmasını sanki çok mühim bir hadise gibi takdim etmeyi de abartılı buluyorum çünkü maalesef bugün tayinlerde yandaşlık gözetilmeden kimseye paye verildiğini düşünmüyorum. Çok abartılı bulmuyorum bunu” ifadelerini kullandı.

“Bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır”

Objektif olmayan kamu istihdamının bir yolsuzluk türü olduğunu belirten Davutoğlu ise “Geçmişte bunlar münferit olarak referans gibi olurdu. O da yanlış. Şimdi mülakat sistemiyle bu kurumsallaştı. Sistemleşti. Eskiden tek tek olan olaylar sistemin kendisi halini aldı. Sadece Diyanet’le sınırlı değil, bütün kurumlarda geçerli olan uygulama haline geldi. Diyanet’in istihdamda mümkün olduğu ölçüde kendi özerk yapısını kazanması ve tek kriterinin İslam dininin yüce değerlerini temsil dışında herhangi bir kriterin olmaması itizar eder. Bu bütün kurumlarda görülen bir hastalıktır. Mülakat bugün bu sistemin ana unsuru olması bağlamında bir hastalığa dönüşmüştür. Gelecek Partisi iktidarında mülakata son verecek, liyakati esas alacak kamu alımını hayata geçireceğiz” diye konuştu.

(Kaynak: Gazeteduvar)

Paylaşın

Davutoğlu’nun ‘Millet İttifakı’nı Bölme Planı: Yeni İttifak

GP Lideri Ahmet Davutoğlu’nun, DEVA Lideri Ali Babacan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamanın perde arkasında üçüncü ittifak arayışı olduğu ortaya çıktı. Davutoğlu’nun, İYİ Parti’yi de yanına alarak Millet İttifakı’ndan bağımsız üçüncü bir ittifak kurmak istediği belirtildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada “yeni ittifak” mesajı vermesi kulisleri hareketlendirdi. Davutoğlu ile Babacan, önceki gün bir araya geldi. Görüşmenin ardından Davutoğlu, yaptığı açıklamada, “Görüşmeleri yeni ittifak gibi yorumlamamak lazım ama bunlar da konuşulmalı” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu’nun bu ifadeleri sonrasında kulislerde yeniden “Merkez sağ siyasette yeni bir ittifak mı doğuyor” sorularını beraberinde getirirken, Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre Millet İttifakı içindeki bazı partilerde “Davutoğlu’nun izlediği politika konusunda rahatsızlıkların yaşandığı” belirtiliyor. Başta CHP ve İYİ Parti olmak üzere altı muhalefet partisi, “güçlendirilmiş parlamenter sistem” için birlikte çalışıyor. Ortak masadaki genel başkan yardımcıları arasında “sorun yaşanmazken”, Davutoğlu’nun ise “Gelecek Partisi daha fazla görünür olmalı. Neden sürekli İYİ Parti ve CHP gündemde” şeklinde “serzenişte bulunduğu” iddia ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’yun konuştuğu siyasi parti temsilcileri, “Davutoğlu’nun en başından bu yana Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı’na aday olmasını istemediğini” belirtiyor. Görüşmelerde de Davutoğlu’nun zaman zaman diğer partilerin genel başkanlarına “AKP tabanı CHP’ye oy vermek istemiyor” şeklinde değerlendirmelerde bulunduğu da ifade edilirken, Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmelerde de “Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması yönünde ikna etmeye çalıştığı” ileri sürülüyor. Ancak Kılıçdaroğlu’nun, “tüm görüşmelerde kendi parti politikasına göre hareket ettiği, Davutoğlu’nun yorumlarına da nezaketle yanıt vermekten yana tavır izlediği” belirtiliyor.

“Güçlüyüm” mesajı 

Davutoğlu’nun uzun süreden bu yana aklında “merkez sağ bloktan oluşan bir ittifakın yattığı” ileri sürülürken, “Gelecek Partisi, İYİ Parti’yi de yanına alarak, Demokrat Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ile yeni bir ittifakın da mümkün olduğunu düşündüğü, ancak bu duruma İYİ Parti’nin sıcak bakmadığı” belirtiliyor. İYİ Parti ile birlikte Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nin de “Davutoğlu’nun bu düşüncesine katılmadığı, eğer 2023 seçimlerinde muhalefet cephesi ortak hareket edecekse, bunun ancak Millet İttifakı ile birlikte olması gerektiğine” işaret ediliyor. Davutoğlu’nun bu tavrı diğer siyasi partilerde de “Meclis’te grup kurmak, ‘ben güçlüyüm’ mesajı vermek istiyor. Bu nedenle de üçüncü ittifakı kast ederek ‘Bunlar da konuşulmalı’ diyor. Davutoğlu hep ön planda yer almak istiyor” şeklinde yorumlanıyor.

Paylaşın

Babacan Ve Davutoğlu’ndan Kritik Görüşme: Ortak Basın Açıklaması

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan’ı ziyaret etti. DEVA Genel Merkezi’nde yapılan görüşmenin ardından iki lider kameraların karşısına geçerek ortak açıklama yaptı.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan görüşmenin içeriğine dair, “Türkiye’nin sorunları çok büyük ve gittikçe de büyüyor. Hangi başlığı açsanız değerlendirmek gerekiyor. Hastalarda yaşanan çoklu organ yetmezliği gibi ülkemiz çoklu kriz durumunda. Siyasi partiler arasında süre gelen diyalog ve iş birliği süreçleri üzerinden beraber geçtik” dedi.

GP Lideri Davutoğlu ise, “Bu görüşmelerimiz salt iyi niyet görüşmesinden ibaret değil. Topluma güven hissi uyandıracak bir iş birliği zemini oluşturmak bizim siyasi ve ahlaki sorumluluğumuzdur. Son dönemde siyasi partilerle yaptığımız görüşmeler böyle bir zemin oluşması bakımından büyük önem taşıyordu. Parlamenter sistemle ilgili yaptığımız ortak çalışma meyvesini ortaya koydu. Bu güzel bir adımdır. Bunun oturacağı siyasal bağlamın da iyi bir şekilde tanımlanması, topluma güven verecek bir zemin hazırlanması önem taşıyor.” diye konuştu.

DEVA Lideri Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Özellikle İstanbul ve Ankara’da merkezi hükûmet ile yerel yönetimler arasında çok ciddi bir sürtüşme var. Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar bundan sadece zarar ediyor. Onlar bunun ceremesini çekiyor. Hükûmet bir an önce particiliği bırakmalı. Mesele insansa, hayatsa, afetse, olağanüstü şartlarsa particiliği bir yana bırakıp o şehirde yaşayan vatandaşların sağlığını ve hayatını önceleyen bir tutum takınmalıdır.

Kar yağışı ve hava şartlarının İstanbul’a getirdiği sorunları yaşadık. Bizim geçen sonbaharda açıkladığımız afet yönetimi eylem planımızda bu tür olağanüstü durumlarla ilgili ne yapılması gerektiğiyle ilgili çok açık bir çerçevemiz var. Bu tür konularda yerel yönetimlere daha çok yetki vermenin şart olduğunu düşünüyoruz. Hatta muhtarların bile her afette daha çok yetki ve imkâna sahip olması gerekiyor. Yerelde sağlam bir koordinasyonun olduğu, başkent ile şehirler arasında problemin olmadığı, yetkinin daha çok yerele devredildiği bir yönetim modelinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz.

En pahalı enerji, olmayan enerjidir. Olmayan enerjinin ekonomi ve sanayi üzerinde bıraktığı etki son derece olumsuz. Türkiye’nin güvenilir bir yatırım yeri olarak algılanmasıyla ilgili de çok kritik bir konu. Enerji konusunda sorunlar yaşayan, günü geldiğinde elektrik veya doğal gaz temin edemeyip sanayisini durdurmak zorunda kalan bir ülkeye yeni yatırımların gelmesi konusunda çok ciddi soru işaretleri oluşur.

Büyük yatırımlar, enerji arz güvenliğini sağlayamayan bir ülkeye gelirken çok tereddüt yaşar. Bunu yaşayan bir ülkenin uğradığı kredibilite kaybını telafi etmek için yıllarca çalışması, kredibiliteyi tekrar oluşturması için emek harcaması gerekir. Bu işin Türkiye’ye maliyeti üç-beş günlük, bir hafta-on günlük bir üretim aksaması değil. Kendi sanayisine ve ekonomisine yeterli enerjiyi sağlayamayan, kesintilere gitmek zorunda kalan bir ülke…

Enerji altyapısının her sene yüzde 7-8 büyüyecek bir ekonomiye göre hazırlanması lazım ama öyle değil. Son 6-7 yıldır Türkiye’nin büyüme hızı çok düşük; potansiyelinin çok altında. Buna rağmen enerjisiz kalıyorsunuz. Büyük bir hesapsızlık var. Çok vahim. Buradaki savrukluk kimindir? İhmal kimindir? Kim nerede nasıl bir hata yapmıştır? Bunun derinlemesine araştırılması lazım. Bunun bir sorumlusu lazım. ‘Her şeye ben karar vereceğim’ diyen bir cumhurbaşkanı var. Ama kesintilerle alakalı kendisinden ikna edici bir açıklama duymadım. ‘Niye bu enerji yok’ diye öncelikle bu ülkenin cumhurbaşkanına sormak lazım. Hazırlıksız yakalanmak kabul edilebilir bir konu değil.

Her bir oyun iradesinin sandık sandık korunması ve sandıklarla ilgili çalışmaların toplanmasında sağlam bir bilgi-işlem alt yapısının çalışması son derece önemli. En önemli seçim güvenliği, seçimi açık farkla kazanmaktır. Fark büyük olunca farklı girişimlerle bu farkı kapatmak zor olabilir. Amaç, seçimi açık farkla kazanmak olmalı. İstanbul seçimlerinde gördük; ‘10 bin oy farkla İstanbul verilir mi?’ dediler ama açık farkla kaybedince anahtarı teslim ettiler.”

GP Lideri Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar bölümler ise şöyle:

“İktidarın hatalarını ortaya koymak dışında yönetilememek dışında ekonomik cehalet dışında ne yapacağımızı topluma nasıl güven vereceğimi konuşmamız gerekiyor. Bu görüşmelerimiz topluma güven oluşturmak bizim siyasi bir sorumluluğumuz. Son dönemde yaptığımız görüşmeler önem taşıyor bu açıdan. Parlamenter sistemde yaptığımız ortak çalışmalar meyvesini ortaya koydu. Bunun yanında oturacağı siyasal bağlamın topluma güven vermesi büyük önem taşıyor. Akşener’le Uysal’la ve Kılıçdaroğlu ile görüştük. Sayın Babacan’a ve ekibine teşekkür ediyorum.

Bunun olağanüstü bir durummuş gibi yansıtılması doğru değil. Bundan sonra da istişarelerimiz devam edecek. Sayın Karamollaoğlu ile de görüşeceğiz. Gönül isterdi ki ülkenin cumhurbaşkanı da diğer parti liderleriyle bir araya gelebilsin. Ama kutuplaştırma isteyen iktidara karşı biz bir araya gelebiliyoruz ve güven verebiliyoruz mesajını verecek şekilde toplumda var olan karamsarlığı giderecektir.

Kış şartlarında ülkenin güvenliği olmayan bir ülkeden bahsediyoruz. 7-8 saat yolda kalanlar oldu. Bu yönetim beceriksizliği ve merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki gereksiz gerilimler halkın hayatını zorlaştırıyor. Türkiye her an seçime gidebilir. Oluşturulan iklim belli. Bu iktidar gittiğinde ülkeye kaos gelmeyecek. Toplumun bütününde güven hissi oluşacak. Son derece verimli ve güzel görüşmeler oluyor.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu’ndan ‘Kürtçe’ Mesaj

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sadece anadili Kürtçe olanların değil, bu topraklarda yaşayan herkesin bu kadim dili merak edip öğrenmesini dilerim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, Gelecek Partisi Van İl Başkanlığı’nın “Okullar da seçmeli derslerin seçilmesi için son üç gün kaldı. Çocuklarımıza seçmeli ders olarak Kürtçe’yi seçelim ve ana dilimizi unutturmayalım. Ana dil mukaddestir” mesajının yer aldığı videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

Ahmet Davutoğlu,  Türkçe ve Kürtçe yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Sadece anadili Kürtçe olanların değil, bu topraklarda yaşayan herkesin bu kadim dili merak edip öğrenmesini dilerim.

Hêvî dikim ne tenê ew kesên ku zimanê wan yê zikmakî Kurdî ye, herkesên ku li ser vê erdnîgariyê dijîn vî zimanê qedîm meraq bikin û hîn bibin.”

Paylaşın

Bahçeli ile Davutoğlu arasında ‘serok’ gerilimi

MHP Lideri Bahçeli’nin bugünkü grup toplantısında kendisini hedef alan sözlerine cevap veren GP Lideri Davutoğlu, “‘Serok’ ifadesini bir hakaret ifadesi olarak kullanmak suretiyle sadece bana saldırmıyor; bu toprakların has dili olan Kürtçeye de bir ithamda bulunuyor, ‘bölücülükle’ özdeşleştiriyor Kürtçeyi” dedi.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasındaki ‘serok’ tartışması devam ediyor. Bahçeli’nin kendisini hedef alan sözlerine Hatay’da çektiği videolu açıklama ile yanıt veren Davutoğlu, şöyle dedi;

“Sayın Bahçeli, ‘Serok’ ifadesini bir hakaret ifadesi olarak kullanmak suretiyle sadece bana saldırmıyor; bu toprakların has dili olan Kürtçeye de bir ithamda bulunuyor, ‘bölücülükle’ özdeşleştiriyor Kürtçeyi.

Şimdi kendisine sesleniyorum. ‘Zillet’ nerede biliyor musunuz? Bu ülkenin has dillerinden olan bir dilin kullanılmasında değil; ‘zillet’, aziz Türkçemizin doğduğu Kaşgar’da, o aziz topraklarda konuşulan Türkçenin yasaklandığı bir zulüm döneminde, Uygur kardeşlerimizin toplama kamplarında her türlü muameleye maruz kaldıkları, Uygur bacılarımızın tecavüze muhatap oldukları bir dönemde susmaktır ‘zillet’ sayın Bahçeli.

Bütün dünya ayaktayken, Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalmak ‘zillettir.’ Ankara, mazlum milletlerin de başkentidir. Bizi ‘zilletle’ suçlayacağınıza Erdoğan’a gidin ve Doğu Türkistan için sesini yükseltmesini söyleyin ya da siz yükseltin.

‘Zillet’ nerede biliyor musun sayın Bahçeli? 24 Nisan’da ‘soykırım’ ifadesini kullanan Joe Biden karşısında, sadece bir kahve içebilmek için sessiz kalmanın adıdır ‘zillet çamuru.’

Eğer ‘zillet çamurundan’ bu ülkeyi kurtaracaksanız, ayın Erdoğan’a şahsi ilişkileri için milletin itibarını yerle bir etmesinin hesabını sorun.

‘Zillet’ nerededir biliyor musunuz sayın Bahçeli? Köklü bir devlet geleneğine ve siyaset geleneğine sahip olan bu milletin bütün bu geleneklerini sarsan yolsuzluk iddiaları karşısında sessiz kalmaktır ‘zillet’ sayın Bahçeli. ‘Zillet çamuruna’ batanlar, yolsuzluk çamuruna sessiz kalanlardır.

‘Bölücülüğe’ gelince… Gerçek bölücülük, bu toprakların evlatlarını dil, din, mezhep, etnisite farklılıkları dolayısıyla birbirine düşman kılmaktır. Gerçek bölücülük, Ankara dışına çıkmadan, vatan birliğinden bahsetmektir. Bakın ben her yerdeyim…

Bana Toroslarda ‘Yörük Ahmet’ denir sayın Bahçeli, Diyarbakır’da ‘Serok Ahmet’ denir, Erzurum’da ‘Dadaş Ahmet’ denir, Balkanlarda ‘Boşnak Ahmet’ denir, Kırım’da ‘Tatar Ahmet’ denir.

“Her yerde onurla dolaşırız”

Biz bu kimlikleri bünyemizde barındırdığımız için bugün Anadolu’da, Rumeli’de, gönül coğrafyamızda, Kafkaslar’da, her yerde onurla dolaşırız.

‘Bölücülük’, millet evlatlarının arasında ayrım yapmaktır; bu ülkenin dilleri, örfleri arasında ayrım yapmaktır. Aziz Türkçemizi sonuna kadar savunurken, yine bu toprakların dili olan Kürtçemizin de özgürce kullanılmasına her zaman sahip çıkacağız.

Sayın Bahçeli, son sözüm şu: Net olarak söyleyin, kamuoyu duysun. ‘Serok’ ifadesini kullanmak bölücülükse, bir suçsa sayın Erdoğan bir suç mu işlemiştir? Acaba kastı nedir? Hangi ‘zillet ittifakının’ içinden gelerek ‘Serok’ ifadesine sessiz kalabilmiştir?

Eğer ‘Serok’ ifadesi suçsa, sayın Erdoğan’la ilk çay sohbetinizde bunu hesabını ona sorun. Yok eğer ‘Serok’ ifadesi suç değilse bana ve Kürtçeyi anadili olarak kullanan vatandaşlarımıza karşı bir özür borcunuz var, derhal özür dileyin.

Laf kalabalığını bırakın ve tavrınızı ortaya koyun. ‘Serok’ ifadesi konusunda Erdoğan’a ne diyeceksiniz, onu söyleyin.

“Serok Ahmet gafletinin pençesindedir”

Bahçeli partisinin TBMM’deki grup konuşmasında ne demişti?

“Hiç kimse niyet okuyuculuğu yapmasın, buzağıyı yanlış yerde aramasın. Serok Ahmet fitneyi bıraksın, buradan kendisini doyuracak ekmek çıkmayacaktır. Onun ‘serokluğu’ bölücülüğün umududur, terör örgütünün taltifidir, Türkiye’nin temellerini dinamitlemenin şifresidir.

Serok Ahmet zillet çamurunun içinde çırpınmaktadır. Görüyoruz ki siyasette zillet ittifakına melanet bir rol biçilmiş, takviye güç olarak bölücü ve yıkıcı unsurlar öne çıkarılmış, dış destek olarak uluslararası platformlar ve husumetle temellenen sivil toplum kuruluşları sürece dahi edilmişlerdir.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: AK Parti’de ruh kalmadı

Kanal 42 televizyonunda yayınlanan Reaksiyon Programı’nda gazeteciler Muhammed Okur ve Rumeysa Zühül’ün sorularını yanıtlayan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “94 ruhu, 2002 ruhu falan kalmadı. Kısacası AK Parti’de ruh kalmadı. 2016’da benim bıraktığım AK Parti’yi tanımıyorum, tanıyamıyorum artık,” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / HDP Eski Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine de değinen Davutoğlu, “Bir haberi RT yapması dolayısıyla anlatıldığında, nasıl bir Türkiye imajı oluşturacak?”dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kanal 42 televizyonunda yayınlanan Reaksiyon Programı’nda gazeteciler Muhammed Okur ve Rumeysa Zühül’ün sorularını yanıtladı.

HDP Eski Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi sorusunun üzerine Davutoğlu, “Bir haberi RT yapması dolayısıyla anlatıldığında, nasıl bir Türkiye imajı oluşturacak? Terör suçlaması çok rahat herkese yapılabilir hale geldi. Peki o zaman şunu sormak hakkımız değil mi ? TRT’ye Osman Öcalan’ı çıkaranlar ve de bu duruma izin verenler ile ilgili işlem ne zaman yapılacak? Abdullah Öcalan’dan mektup getirip, İstanbul seçimini kazanmak isteyenlere işlem ne zaman yapılacak ? TRT’nin o gün sorumlusu olan bakan sorguya çekilecek mi, buna nasıl izin verdiniz denilecek mi ? Abdullah Öcalan’a meşru bir siyasi aktörmüş gibi takdim edilen iktidara bunun hesabı sorulacak mı ? Bu durum teröre yardım gibi görülse ne olacak?” ifadelerini kullandı.

Independent’in yazıya aktardığı konuşmada Davutoğlu, “TBMM’nin itibarını korumak zorundayız. Milletin iradesi orada tecelli eder. Meclis’teki görüntülerden derin bir üzüntü duydum, Türkiye buraya gelmemeliydi. 90’lı yılların görüntülerine dönüyoruz. 28 Şubat döneminin görüntülerine dönüyoruz” dedi. “İktidar cenahında bir korku var mı?” sorusun yanıt veren Davutoğlu, iktidar cephesinde ayakta kalma tedirginliği olduğunu savundu.

Sistem değişikliğinin Devlet Bahçeli’nin önerisi ile olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Kimse Türkiye’yi 50+1’e mahkum etmedi. Biz o dönemde sayın cumhurbaşkanını ve diğer ilgilileri, ‘Yapmayın , Türkiye’yi istikrarsızlığa götürüyorsunuz. Ak Parti’nin doğasını bozacaksınız bu yolla’ diye uyardık. Çünkü görünmez ittifaklar yüzünden partilerin doğaları bozuktur. 94 ruhu, 2002 ruhu falan kalmadı. Kısacası AK Parti’de ruh kalmadı. 2016’da benim bıraktığım AK Parti’yi tanımıyorum, tanıyamıyorum artık” dedi. Davutoğlu, “AK Parti üzerinde Devlet Bahçeli mi etkili oluyor?” sorusuna, “Bu süreçte sayın Bahçeli gündemi belirliyor” eklinde yanıt verdi.

Paylaşın