Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 24 Bin 762’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 105. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 142 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 24 bin 762’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 62 bin 108’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Dünya Ekonomi Forumu (WEF) dolayısıyla İsviçre’nin Davos kasabasına giden İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog hakkında ziyareti sırasında suç duyurularında bulunulduğu açıklandı.

İsviçreli savcılar, kaç suç duyurusu ya da şikayetin ilgili mercilere iletildiği ya da bu şikayetlerde bulunan kişilerin kimliği hakkında bilgi vermedi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) İsrail’i Gazze Şeridi’ndeki Filistinli tutuklulara kötü muamele etmek ve tutsakları aşağılamakla suçladı.

BM’nin Gazze Şeridi’ndeki insan hakları temsilcisi Ajith Sunghay Cuma günü yaptığı açıklamada, tutsak erkeklerin haftalarca gözaltında tutulduklarını ve darp edildiklerini söyledi. Temsilci, görüştüğü bazı kişilerin kendisine gözlerinin bağlandığını söylediklerini aktardı.

Cenevre’de BM merkezindeki gazetecilere video bağlantısı aracılığıyla seslenen Sunghay, bazı tutukluların çırılçıplak ya da külotla serbest bırakıldıklarını kaydetti.

Savaşın başından bu yana kaç kişinin gözaltına alındığı konusunda net bir bilgi olmadığını belirten BM temsilcisi, binlerce kişi olduklarının tahmin edildiğini ifade etti.

İsrail hükümeti ve ordusundan söz konusu ithamlara ilişkin başlangıçta bir yorum ya da açıklamada bulunulmadı. Ancak İsrail ordusu daha önce yaptığı açıklamalarda tutuklulara uluslararası hukuka uygun olarak muamele edildiğini belirtmişti.

Bu açıklamalarda vücutlarında silah ya da patlayıcı madde taşımadıklarından emin olmak için çoğu zaman tutukluların giysilerini çıkardıkları da ifade edilmişti.

Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze’deki savaş sona erdiğinde dahi bir Filistin devletine karşı olduğunu söyledi. Netanyahu, bu mesajını Beyaz Saray’a da ilettiğini söyledi.

Joe Biden yönetimi, 7 Ekim sonrası yaptıkları açıklamalarda bölgenin güvenliği için iki devletli çözümün gerekli olduğunu savunuyordu.

Basın toplantısında Gazze’deki savaşla ilgili konuşan Netanyahu, harekatın Hamas tamamen yok edilene kadar süreceğini ve daha uzun süre devam edebileceğini söyledi.

Birçok kişi mevcut krizin tarafları bir diplomatik çözüm için masaya çekebileceğini umuyordu. Ancak açıklamaları, Netanyahu’nun bunu bir seçenek olarak görmediğini ortaya koydu.

İsrail Başbakanı’nın sözlerinin sorulduğu ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, iki ülkenin farklı görüşte olduğunun çok açık olduğunu kaydetti.

Netanyahu, Şeria Nehri’nin (Ürdün Nehri) batısındaki tüm toprakların İsrail’in güvenlik kontrolünde olması gerektiğini de savundu.

Binyamin Netanyahu, “Bu gerekli bir durum ve Filistin egemenliği fikri ile de çelişiyor. Peki ne mi olacak? Bu gerçeği Amerikalı dostlarımıza da söyledim. Aynı zamanda İsrail’in güvenliğine zarar verecek şeyleri bize empoze etme girişimini de durdurdum” dedi.

Netanyahu’nun kamuoyu önünde farklı pozisyonunu açıkça dile getirmesinin, İsrail ile Batılı müttefiklenin arasının açılmasını da gösterdiği yorumları yapılıyor.

7 Ekim saldırısı sonrası İsrail’e açık askeri destek veren ABD yönetimi, Gazze’deki ölü sayısındaki katlanarak artışı sonrası Tel Aviv’e yaptığı çağrıların tonunu değiştirdi.

ABD’de bazı çevrelerde, İsrail’e askeri yardımları koşullara bağlama görüşü güçleniyor. Uzmanlara göre Netanyahu kariyeri boyunca Filistin topraklarında “işgali yönetme” stratejisi uyguladı.

İki devletli çözüm neydi?

İki devletli çözüm anlaşmasının taslağı, İsrail ve Yaser Arafat’ın El Fetih örgütü liderliğindeki FKÖ’nün, Norveç’in arka planda aracılık ettiği müzakerelerin ardından 1993 yılında iki devletin karşılıklı olarak birbirini tanımasını kabul etmesinden sonra oluşturuldu.

Oslo süreci olarak adlandırılan süreçte, hiçbir zamansona gelinemedi ve geride çözülmesi eskisinden çok daha zor olan sorunlar kaldı.

Barış için toprak anlaşmaları, Filistin Yönetimi’nin İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda ele geçirip işgal ettiği topraklarda özyönetim kurmasını sağladı.

Ancak askeri işgal ve Yahudi yerleşim faaliyetleri devam etti ve “kalıcı statü sorunları” adı verilen meseleler daha sonraki müzakerelere bırakıldı.

Bunlar arasında, 1948’deki ilk Arap-İsrail Savaşı’nın ardından Birleşmiş Milletler’in 1947’de bölünme yönünde oy kullanmasıyla İsrail’in kurulduğu topraklardaki Filistinli mültecilerin durumu da vardı.

İsrail, 1967’de Doğu Kudüs’ü ilhak etmişti ve bu da bir başka muammaydı çünkü kutsal mekanlar her iki taraf için de taviz vermeyi kabul etmeyecek kadar önemliydi.

Yıllar süren diplomatik tartışmalardan sonra, sorunlar nihayet 2000 yılında Camp David’de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın ev sahipliği yaptığı basına kapalı zirvede ele alındı, ancak İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat arasındaki uçurum kapanmadı.

Başarısızlıkla ilgili herkes birbirini suçladı. İsrailli ve ABD’li yetkililer Arafat’ın o güne kadar elde edebileceği en cömert anlaşmayı geri çevirdiğini söyledi. Filistinlilerse anlaşmayı, Doğu Kudüs’te bir başkent kurulması gibi şartların çok altında kalan bir sahtekarlık olarak nitelendirdi.

İsrail’in ana düşmanını etkisiz hale getirme hedefine çoktan ulaştığını savunan eleştiriler yapıldı. Peki, Filistin nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde güvenlik kontrolü Filistin Yönetimi’ne devredilirken, bu kadar çok yatırım yaptığı yerden neden vazgeçiyordu?

Arafat, müzakereleri zayıf bir pozisyonda yürütürken, ABD’li arabulucu İsrail ile tarihteki tüm devletlerden tartışmasız daha yakın bir ilişki içindeydi. İki devletli çözüme giden yolda aşılamaz olduğu ortaya çıkan başka önemli faktörler de vardı.

1987’de Gazze’de kurulan İslami Direniş Hareketi (Hamas), rakibi El Fetih’in barış konusundaki tavizlerine karşı çıktı ve 1994’ten itibaren görüşmeleri intihar saldırılarıyla sabote etmek için çok sayıda fırsat buldu.

Yahudi yerleşimciler aynı zamanda Tanrı’nın kendilerine vaat ettiğine inandıkları topraklardaki varlıklarını genişletmek ve güçlendirmek için bu ertelemeleri fırsat olarak kullandılar.

Paylaşın

ABD İle İsrail Arasında Gazze Konusunda Görüş Ayrılığı Derinleşiyor

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Joe Biden’ın son haftalarda hiçbir şekilde doğrudan iletişim kurmadığı belirtilirken, ABD’nin Gazze’deki savaşın ardından bir Filistin devleti kurulması yönünde adım atmaya davet ettiği İsrail, bu öneriyi bir kez daha reddetti.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken geçen haftaki Ortadoğu gezisinde İsrailli yetkililere, Suudi Arabistan dâhil Arap ülkelerinin Gazze’nin yeniden inşasına ve Filistin’in gelecekteki idaresine, İsrail’in bir Filistin devleti kurulmasına imkân tanıması şartıyla yardımcı olacaklarını belirttiğini iletmişti.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Beyaz Saray, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Gazze’nin Filistin Devleti tarafından yönetilmesine karşı çıktığını açıkladı. Biden yönetimi, savaş sonrasında Gazze Şeridi’nde hayata geçmesini istediği planın kilit unsurlarından biri bu olmasına rağmen vizyonundan vazgeçmiş görünmüyor.

Beyaz Saray aynı zamanda İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine aracılık etmeyi umuyor ki, bu uzun zamandır istenen ve bölge için geniş ekonomik ve güvenlik etkileri olan bir konu.

Ancak Netanyahu dün geniş katılımlı bir basın toplantısında bu plana sırtını döndü ve şu anda Filistin topraklarını oluşturan bölgenin tamamının İsrail’in güvenlik sağlamasında ısrar etti. Netanyahu, “Bu egemenlik fikriyle çatışıyor. Ne yapabilirsiniz ki?” dedi.

Kirby Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu Başbakan Netanyahu’nun yeni bir yorumu değil. Açıkçası biz farklı görüyoruz. Filistinliler’in barış ve güvenlik içinde bağımsız bir devlette yaşama hakkına sahip olduklarına inanıyoruz” dedi.

Netanyahu, Biden yönetimini bu konuda bilgilendirdiğini söyleyerek, İsrail hükümeti ile Filistin bölgesinde Hamas’a karşı yürüttüğü askeri harekatın en sadık destekçisi olan ABD ile arasındaki derin ayrılıkları vurguladı.

Washington İsrail’i, Hamas’ın kontrolündeki Gazze’deki Sağlık yetkililerine göre 24 binden fazla kişinin ölümüne neden olan saldırılarını azaltmaya çağırdı. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısı İsrail’de 1200 kişinin ölümüne yol açarak ülkenin on yıllardır süren çatışmalarda yaşadığı en kanlı hadise olmuştu.

Biden yönetimi yetkilileri İsrail’e yönelik baskılarını giderek daha açık bir şekilde dile getirirken, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken iki devletli çözüme giden bir yol olmadan Arap ülkelerinin Gazze’nin yeniden inşasında yer almayacağı uyarısında bulundu.

Blinken bu ayın başlarında Netanyahu savaş kabinesi ile görüştükten sonra Tel Aviv’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail, Arap komşularının kalıcı güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak için gerekli zor kararları almasını istiyorsa, İsrailli liderlerin kendileri de zor kararlar almak zorunda kalacaklardır” dedi.

Suudi Arabistan – İsrail normalleşmesi

ABD-İsrail anlaşmazlığının detayları, Biden yönetiminin İsrail ve Suudi Arabistan arasında bir normalleşme anlaşması için bastırmasıyla ortaya çıkıyor. Beyaz Saray, bu yakınlaşmaya aracı olmak için İsrail’in Filistin devletini tanımasını istiyordu.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan bu hafta İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamada “7 Ekim sonrası strateji, [İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki] normalleşmenin Filistinliler için siyasi bir ufka bağlı olduğunu görmek istiyoruz” dedi. “Bu krize yanıt verirken, bölgesel ortaklarımızla normalleşme ve entegrasyon için aktif bir yol izliyoruz.”

Washington 7 Ekim saldırılarından bu yana İsrailliler ve Filistinliler arasında doğrudan müzakerelerden kaçınarak, bunun yerine bölgesel bir anlaşma için bastırarak çerçeve üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, Trump yönetiminin bazı Arap ülkeleriyle normalleşmeyi sağlayan İbrahim Anlaşmaları’nın [İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında 2020’de imzalanan anlaşma] bir uzantısı. Ancak Biden’ın yaklaşımı Filistinliler için siyasi bir ufuk açıyor.

ABD’li yetkililer ve milletvekilleri geçtiğimiz haftalarda Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir araya gelerek İsrail-Hamas savaşını sona erdirecek ve Gazze’de Filistinliler’in özyönetimini sağlayacak bir çerçeveye ulaşmayı hedefledi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, ABD’nin savaş sonrası Gazze vizyonuna rehberlik eden dört ilkeyi ortaya koydu: Filistin bölgesinin bir daha asla İsrail’e yönelik terör saldırıları için bir fırlatma rampası haline gelmemesi, İsrail ile Arap komşuları arasında barışçıl ilişkiler, bağımsız bir Filistin devleti ve İsrail için güvenlik güvenceleri.

Netanyahu ve hükümetinin aşırı sağcı üyeleri aylardır bir Filistin devleti fikrini reddediyor. Aralarında Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in de bulunduğu kimi kabine üyeleri Gazze’nin tamamen kontrol altına alınmasını ve Filistinliler’in sınır dışı edilmesini savunuyor.

Ancak askeri harekatın İsrail’e günde yaklaşık 220 milyon dolara mal olması ve uluslararası desteğin azalması nedeniyle Netanyahu bir çıkış stratejisi arayışında olabilir. Normalleşme, yolsuzluk davaları ve İsrail istihbaratının uyarılarına rağmen Hamas’ın saldırısını engelleyemediği için hesap vermekten kaçmakla suçlanan zor durumdaki başbakan için siyasi bir kazanım olarak görülebilir.

Columbia Üniversitesi’nde ABD dış ve güvenlik politikaları profesörü olan ve araştırmaları savaş sonrası barışın dayanıklılığı üzerine yoğunlaşan Virginia Page Fortna, “Bu bir miktar kılıf sağlayabilir” dedi. Fortna, “Ancak gördüğüm işaretler, savaşı hızlı bir şekilde sona erdirmeye çalışmak için hiçbir teşviki olmadığı yönünde” ifadelerini kullandı.

Riyad, normalleşmenin başlıca ödülü olarak gördüğü ABD ile İran’a karşı kendisini koruyacak bir savunma anlaşmasına gözünü dikmişken, artan Filistinli ölümlerinin görüntüleri Arap dünyasını alevlendirince krallık normalleşme görüşmelerini askıya aldı.

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan da Davos’ta yaptığı açıklamada ülkesinin normalleşme anlaşmasıyla hâlâ ilgilendiğini ancak bunun “ancak bir Filistin devletiyle gerçekleşebileceğini” ve ateşkesin “barış için bir başlangıç noktası” olduğunu söyledi.

Diğer taraftan Washington, Hamas’ın yeniden toparlanmasına olanak sağlayacağı gerekçesiyle Gazze’de ateşkes için yapılan çeşitli uluslararası çağrılara karşı çıkmaya devam ediyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 24 Bin 448’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 103. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 163 kişi yaşamını yitirirken, toplamda da can kaybı 24 bin 448’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 61 bin 504’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 1 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Gazze’ye saldırıların 2024 boyunca devam etmesini beklediklerini söylemişti. Hagari, bazı yedek askerlerin “gelecek operasyonlar öncesinde yeniden enerji kazanmalarına olanak sağlamak için” yılın ilk haftasından itibaren Gazze’yi terk edeceklerini bildirmişti.

Ayrıca, İsrail’in Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Netanyahu, Gazze Şeridi yakınlarındaki Biru’s Sebi’de üst düzey güvenlik yetkililerinin yanı sıra yerel yetkililerin de katıldığı toplantıda bazı değerlendirmelerde bulundu.
Toplantıda Netanyahu’nun yetkililere “mevcut değerlendirmeye göre İsrail’in Gazze’ye saldırılarının gelecek yıl da devam edebileceğini” söylediği aktarıldı.

Öte yandan yerel yetkililer de Netanyahu’ya, Gazze’den devam eden roket saldırıları ve diğer güvenlik endişeleri nedeniyle yaşadıkları bölgeyi terk eden İsraillilerin çoğunun sınır bölgelerine geri dönmek istemediğini iletti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonunun haberine göre Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant ile yaptığı özel görüşmede, “Gazze’de üç aydan fazla süren saldırılar sonucunda elde edilen kazanımların, yönetim ve bölgenin güvenliğine ilişkin bir planın bulunmaması nedeniyle kaybedilebileceğini” dile getirdi.

Haberde, Halevi’nin “Savaşta şimdiye kadar elde edilen kazanımların erozyona uğramasıyla karşı karşıyayız çünkü ertesi gün için hiçbir strateji oluşturulmadı” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Gazze Şeridi’nde yeni evre hazırlıkları yapılıyor

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki operasyonların yakında “daha az yoğun” evreye geçeceğini duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada savaşın yoğun evresinin yaklaşık üç ay süreceğini bildirdiklerini hatırlatarak, Gazze’nin kuzeyinde bu sürecin tamamlandığını söyledi.

Gallant, Gazze’nin güneyindeki mevcut operasyonların da kademeli şekilde yavaşlatılacağını belirterek “Buradaki süreci de başarıyla tamamlayacağız ve operasyonların yoğun evresi yakında sona erecek” dedi.

Öte yandan bakan, bunun ardından Gazze’nin kuzeyinde ve güneyinde “yeni evreye geçileceğini” duyurdu. Gallant, Gazze’nin güneyindeki operasyonların ne zaman sonlanacağına dair net tarih vermezken, yeni evreye ilişkin planları da paylaşmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Gazze’nin güneyinde savaşan 4 birlikten 36. Tümen’in pazartesi bölgeden çekildiğini doğruladı.

Gazze’nin kuzeyinde Hamas güçlerini ağır yenilgiye uğrattıklarını savunan Gallant, bölgede kalan direnişçi militanlarla mücadele için hava saldırıları ve özel operasyonlar düzenleneceğini belirtti. Bakan, Gazze’nin orta bölümünde Hamas’ın silah üretim tesislerini hedef aldıklarını, güneydeyse Hamas’ın üst düzey liderlerine yönelik harekatlar yapıldığını aktardı.

Ayrıca ateşkes için saldırıları durdurma seçeneğine yanaşmadıklarını belirten Gallant, sadece Hamas’a askeri baskıyla rehinelerin serbest kalmasının sağlanabileceğini savundu. Gallant, Hamas bölgeden çıkarıldığında Gazze’nin geleceğinin Filistin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelecekteki Gazze hükümeti, Gazze Şeridi’nin içinden çıkmalıdır” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ocak’taki açıklamasında Gazze’deki savaşın “aylar süreceğini” söylemişti.

İsrail – Filistin savaşının ilk 100 günü

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 24 Bin 285’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 102. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 185 kişi hayatını kaybederken, toplamda da can kaybı 24 bin 285’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 61 bin 154’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ortadoğu’da giderek tırmanan gerilimin durması için Gazze’de derhal ateşkes ilan edilmesi gerektiğini söyledi. New York’ta düzenlediği basın toplantısında Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendiren Guterres, Kızıldeniz’de ve bölgede artan gerilimin, devamı halinde, yakında kontrol edilmesinin imkansızlaşabileceği uyarısında bulundu.

Gelişmelerin endişe verici olduğunu belirten Guterres, “Bu durum, İsrail ile Lübnan arasında daha büyük bir gerilimi tetikleme, bölgesel istikrarı derinden etkileme riski taşıyor” dedi. Guterres, Gazze’ye yeterince insani yardımın ulaştırılamadığını, BM’nin yardım ulaştırmak için başta erişim olmak üzere birçok zorluklarla karşılaştığını ifade etti.

Guterres, bu kadar ağır ve yaygın bir bombardıman altındayken BM ve insani yardım ortaklarının Gazze’ye etkili bir şekilde insani yardım ulaştıramadığını ve yardım görevlilerinin hayatlarının da tehlike altında olduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’nde yeni evre hazırlıkları yapılıyor

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki operasyonların yakında “daha az yoğun” evreye geçeceğini duyurdu. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, pazartesi günü yaptığı açıklamada savaşın yoğun evresinin yaklaşık üç ay süreceğini bildirdiklerini hatırlatarak, Gazze’nin kuzeyinde bu sürecin tamamlandığını söyledi.

Gallant, Gazze’nin güneyindeki mevcut operasyonların da kademeli şekilde yavaşlatılacağını belirterek “Buradaki süreci de başarıyla tamamlayacağız ve operasyonların yoğun evresi yakında sona erecek” dedi.

Öte yandan bakan, bunun ardından Gazze’nin kuzeyinde ve güneyinde “yeni evreye geçileceğini” duyurdu. Gallant, Gazze’nin güneyindeki operasyonların ne zaman sonlanacağına dair net tarih vermezken, yeni evreye ilişkin planları da paylaşmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Gazze’nin güneyinde savaşan 4 birlikten 36. Tümen’in pazartesi bölgeden çekildiğini doğruladı.

Gazze’nin kuzeyinde Hamas güçlerini ağır yenilgiye uğrattıklarını savunan Gallant, bölgede kalan direnişçi militanlarla mücadele için hava saldırıları ve özel operasyonlar düzenleneceğini belirtti. Bakan, Gazze’nin orta bölümünde Hamas’ın silah üretim tesislerini hedef aldıklarını, güneydeyse Hamas’ın üst düzey liderlerine yönelik harekatlar yapıldığını aktardı.

Ayrıca ateşkes için saldırıları durdurma seçeneğine yanaşmadıklarını belirten Gallant, sadece Hamas’a askeri baskıyla rehinelerin serbest kalmasının sağlanabileceğini savundu. Gallant, Hamas bölgeden çıkarıldığında Gazze’nin geleceğinin Filistin halkı tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelecekteki Gazze hükümeti, Gazze Şeridi’nin içinden çıkmalıdır” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ocak’taki açıklamasında Gazze’deki savaşın “aylar süreceğini” söylemişti.

İsrail – Filistin savaşının ilk 100 günü

13 Ekim’de İsrail’den gelen tahliye kararı 2.3 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de güneye doğru bir göçe neden oldu. Yüz binlerce Gazzeli evlerini terk etmeye başladı. Fakat İsrail askeri güçlerinin ilerlemesine paralel olarak insanlar birçok defa yollara düşmek zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarda, İsrail yönetiminin, 40 kilometre uzunluğundaki kıyı kentini tamamen kuşatmasının ve bu kadar hızlı bir göçün (zoraki tahliyenin) tarifsiz insani acılara neden olacağı uyarılarında bulundu.

21 Ekim’de Gazze için gönderilen insani yardımların Refah kapısından geçişi başladı. Mısır tarafından bulunan yardım konvoyları, abluka altındaki 2,3 milyon insana gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmak üzere Gazze’ye girdi.

Elektrik, su ve gıda erişimin tamamen kısıtlandığı Gazze’de ağır İsrail bombardımanı sonucu çok sayıda insanın ölmesi ve yaralanmasıyla tıbbi malzeme eksikliği de yaşanıyor. Türkiye de Gazze Şeridi’ndeki siviller için Mısır’a insani yardım malzemeleri gönderdi.

21 Kasım’da İsrail hükümeti ve Hamas, İsrail’de tutuklu bulunan 150 Filistinliye karşılık Gazze’de tutulan 50 İsrailli rehinenin serbest bırakılması ve kuşatma altındaki bölgeye insani yardım girişine izin verilmesi için çatışmalara dört gün ara verilmesi konusunda anlaştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada 50 kadın ve çocuğun aşamalı şekilde dört gün içinde serbest bırakılacağı ve bu süre zarfında çatışmalara ara verileceği belirtildi. Ateşkes toplamda bir hafta uzatıldı. 105 rehine ve yaklaşık 240 Filistinli tutuklu serbest bırakıldı. Ancak savaş 1 Aralık’ta yeniden başladı.

1 Ocak’ta İsrail ordusu, en az iki tugaydan oluşan yedek askerlerin evlerine gönderileceğini ve üç tugayın da eğitim için geri çağrılacağını açıkladı.

İsrail askeri sözcüsü Daniel Hagari, bazı askerlerin evlerine gönderilmesinin ‘savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini’ söyledi. Hagari, yedek askerlerin bazılarının yıl içinde tekrar göreve çağrılabileceğini belirtti.

Paylaşın

Gazze’de ‘Soykırım’ Davası Lahey’de Başladı

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığı gerekçesiyle açtığı dava Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı.

Haber Merkezi / İsrail’in, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirten Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı çıkarılmasını istedi.

15 ülkenin yargıçlarının oluşturduğu Uluslararası Adalet Divanının kararlarının hukuki bağlayıcılığı bulunuyor. Ancak mahkemenin ilgili ülkeyi kararı uygulamaya zorlama konusunda yetkisi yok.

Güney Afrika hükümeti, Filistin bölgeleriyle iyi ilişkiler yürütüyor. Güney Afrikalı siyasetçiler, kendi ülkelerinde geçmişte yürütülen ayrımcı “Apartheid” siyaseti ile Filistin bölgelerindeki durum arasında benzerlik görüyor. Güney Afrika davada İsrail’in Filistinlileri yok etmek istediği iddialarını kanıtlamayı hedefliyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iddiaları neler?

Duruşmada UAD Başkanı Joan E. Donoghue Güney Afrika’nın iddialarını sıraladı.

Güney Afrika, 84 sayfalık başvurusunda İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı operasyonda Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek ve “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığını dile getirdi.

Güney Afrika ayrıca İsrail’in 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki diğer temel yükümlülüklerini de ihlal ettiği suçlamasında bulundu.

1948 sözleşmesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla işlenen fiiller” olarak tanımlıyor.

Güney Afrika’da iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarını “apartheid” rejimi altındaki kendi tarihiyle karşılaştırıyor.

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa mahkeme öncesinde yaptığı açıklamada “Bir zamanlar mülksüzleştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın ve devlet destekli şiddetin acı meyvelerini tatmış bir halk olarak, tarihin doğru tarafında duracağımız konusunda netiz.” dedi.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi soykırımı nasıl tanımlıyor?

Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre, bir eylemin soykırım olarak kabul edilebilmesi için, şunları içermesi gerekiyor:

Soykırım eylemleri ulusal, etnik, dini veya ırksal bir grubu hedef almalıdır.
Öldürme, ağır yaralama, zihinsel ve psikolojik zarar verme, zehirli yaşam koşulları yaratma, doğum kontrol tedbirleri uygulama veya çocukları bir gruptan diğerine zorla nakletme gibi yıkıcı eylemler olmalıdır.
Soykırım eylemleri sistematik ve yaygın olmalıdır.
Yok etmeye yönelik açık bir niyet olmalıdır.

Arap Birliği’nden tam destek

Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği de tam destek veriyor. Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği’nin tam destek vermesinin gayet doğal ve mantıklı olduğunu belirten Arap Birliği Genel Sekreteri UAD’dan Filistinlilerin kanının dökülmesine son verecek adil ve cesur bir karar çıkması temennisinde bulundu.

Brezilya ve Kolombiya da dün Güney Afrika’ya destek verdiklerini açıkladı.

İsrail’e Gazze’deki savaşında destek veren en yakın müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Tel Aviv’e yaptığı ziyaret sırasında davayı “değersiz” olarak nitelendirdi.

Blinken “İsrail’e saldıranların, İsrail’in yok edilmesi ve Yahudilerin kitlesel olarak öldürülmesi çağrısında bulunmaya devam ettikleri göz önünde bulundurulduğunda bu durum özellikle üzüntü vericidir.” ifadelerini kullandı.

ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek

Davanın başlaması öncesinde ABD ve Almanya’dan İsrail’e destek geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Gazze Şeridi’nde soykırım niyeti olmadığını savundu. Baerbock Lübnan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, soykırımın ulusal, etnik, belirli bir ırka ait veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi olarak tanımlandığını belirterek, “İsrail’in silahlı terör örgütü Hamas’a karşı kendini savunurken böyle bir niyeti olduğunu göremiyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün Tel Aviv’deki temasları sonrasında yaptığı açıklamada İsrail aleyhine açılan davanın “bir kıymeti bulunmadığı” değerlendirmesi yapmıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ise dün parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonunda kendisine Gazze’deki olası uluslararası hukuk ihlalleri konusunda yöneltilen bir soruya yanıt verirken hükümete bağlı hukukçuların İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini düşünmediğini belirtmiş, ancak savaşta gördüğü bazı şeylerin kendisinde derin endişe yarattığını söylemişti.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 23 Bin 210’a Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 95. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 126 artarak 23 bin 210’a yükseldiği.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bini aştı.

Gazze Şeridi’ndeki insanların yüzde 85’inden fazlası İsrail bombardımanları ve kara saldırıları nedeniyle evlerinden oldu. Çoğu, kapasitesinin üzerinde kalabalık olan BM barınaklarında, kurulan çadır kamplarında ya da sokaklarda yaşıyor.

ABD haftalardır İsrail’e Gazze’ye daha fazla miktarda gıda, su, yakıt, ilaç ve diğer malzemelerin girişine izin verme çağrısında bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi de 22 Aralık’ta yardım malzemeleri teslimatlarının acilen arttırılması çağrısında bulunan bir karar kabul etmişti.

İsrail üç hafta önce Kerem Şalom sınır kapısını açarak Refah’tan sonra Gazze Şeridi’ne yardım malzemeleri tedariği için ikinci bir erişim noktası oluşturdu.

Buna rağmen Gazze Şeridi’ne giren kamyon sayısında kayda değer bir artış olmadı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu hafta iki sınır kapısından günde ortalama 120 tır giriş yaptı. Savaştan önce ise günde ortalama 500 kamyon geçiş yapıyordu.

Yardım kuruluşları bölgeye daha fazla yardım malzemeleri nakledilmesi gerektiğini belirtiyor. Bölgede bulunan yaklaşık 2,3 milyon insanın hayatta kalabilmek için gelecek yardım malzemelerine acilen ihtiyaç duydukları belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’e göre Gazze Şeridi’ndeki her dört Filistinliden biri açlık çekiyor, nüfusun geri kalanı da açlık riski altında bulunuyor.

Öte yandan İsrail, insani yardım malzemelerinin geçişine izin vermek için Gazze’nin orta kesimlerindeki askeri faaliyetlere kısa bir süreliğine ara vereceğini açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, “Deyr el-Balah’ın güneydoğusunda insani amaçlarla askeri faaliyetlerin yerel ve geçici olarak askıya alınacağını” söyledi.

Savaşın 3’üncü ay geride kaldı

İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim baskınına ‘misilleme’ diye Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden başlattığı saldırılarda üçüncü ay geride kaldı.

Askeri analistlerin “yakın tarihin en tahrip edici, en kanlı ve en ölümcül saldırıları” olarak tanımladığı süreç, geride on binlerce ölü ve yaralı ve BM verilerine göre, 1,9 milyon yerinden edilmiş kişi ile hayalet kendi andıran, harabeye dönmüş bir Filistin şehri bıraktı.

Savaşın 93’üncü günü geride kalırken; Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti, “Hamas yok edilene kadar” saldırların devam edeceğini belirtiyor.

BM Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths’in değerlendirmesine göre, dördüncü ayına girerken savaş, iki milyon üç yüz bin insanın yaşadığı Gazze’yi iki milyon insanın yerinden edildiği yaşamaya elverişli olmayan bir toprak parçası haline dönüştürdü.

Çocukları Kurtarın Vakfı’nın (Save the Children) verilerine göre, Gazze’de son üç aydır devam eden bombardımanlar sırasında günde ortalama 10’dan fazla çocuk bir ya da iki bacağını kaybetti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) da, Gazze Şeridi’nde 7 Ekim’den bu yana bin’den fazla çocuğun bir ya da iki bacağı kesildiği bilgisini paylaştı.

Ayrıca UNICEF, kentte artan çatışma, gıdasızlık ve hastalığın ortaya çıkardığı “ölümcül döngü”nün 1,1 milyon çocuğu tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF Direktörü, yaptığı açıklamada, Gazze’deki çocukların “her geçen gün daha da kötüleşen bir kabusa yakalandıklarını” söyledi.

BM Sağlık Hakkı Özel Raportörü Tlaleng Mofokeng, Gazze’de “kıtlık değil kasıtlı açlık” yaşandığını bildirdi. Güney Afirkalı diplomat, “acil ateşkes” çağrısını yineledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği bir raporda, Gazze’de “yaygın bir kıtlığın kapıda olduğu” uyarısında bulundu.

Savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında Gazze’de en az 142 Birleşmiş Milletler çalışanı hayatını kaybetti. Filistinli kaynaklara göre, savaşın başından bu yana Gazze’de en az 109 gazeteci İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi.

BM’de savaşın başlamasının ardından ateşkes çağrıları ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çeşitli girişimler oldu.  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinden biri olan ABD, özellikle ateşkes öngören tasarıları reddetti.

Mali ve askeri yardımın yanı sıra İsrail’e büyük ölçekli siyasi destek de sağlayan ABD, 1954 ile 2023 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’i kınayan kararlara karşı 34 kez veto yetkisini kullandı.

Öte yandan Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık’ta, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de işlediği fiillerle 1948 tarihli BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine “soykırım davası” açtı.

Paylaşın

Gazze’de, İsrail Saldırılarında Can Kaybı 23 Bini Aştı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 94. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 23 bin 84’e yükseldi.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirtilirken, yaralı sayısının ise 59 bine dayandı.

Gazze’de 1,9 milyon insan yerinden edilirken, yerinden edilenler, gıda, temiz içme suyu ve temizlik için gerekli su dahil yaşamsal ihtiyaçların eksikliğini çekiyor.

İsrail ordu sözcüsü Hagari, Gazze’nin kuzeyinde dağınık çatışmaların sürmesinin beklendiğini, bölgeden İsrail’e doğru gelişigüzel şekilde roketlerin fırlatıldığını söyledi. Hagari, Hamas militanlarının, “iskeleti ve komutanları olmasa” da bölgede hala varlık gösterdiğini belirtti.

İsrail ordusu, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, 8 binin üzerinde Hamas militanını öldürdüğünü kaydediyor. Hagari, İsrail güçlerinin, yoğun bombardıman ve kara muharebelerinin mahalleleri yerle bir ettiği Gazze’nin kuzeyine göre güneyde daha farklı bir eylem tarzı izleyeceğini söyledi.

Üst düzey Hizbullah komutanı öldürüldü

İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen bir insansız hava aracı saldırısında, üst düzey bir Hizbullah komutanının öldürüldüğü bildirildi.

Öldürülen kişinin ismi henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak Reuters haber ajansına konuşan üç güvenlik kaynağı bu kişinin Hizbullah’ın Rıdvan gücünden üst düzey bir komutan olan Wissam al-Tawil olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan güvenlik kaynaklarından birisi, “Şimdi işler daha da alevlenecek” dedi. AFP’nin aktardığına göre saldırı, Hizbullah komutanının içinde bulunduğu araca yönelik gerçekleştirildi.

Hizbullah komutanının öldürüldüğüne yönelik haber, İsrail savaş uçaklarının Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarının ardından geldi.

Hizbullah, Rıdvan birliğine bağlı üst düzey komutanı Wissam Tawil’in öldürüldüğünü doğruladı. Örgüt, Tawil’in ölüm nedenine ilişkin ayrıntılı bilgi vermedi.

ABD: İsrail-Hamas savaşı kolayca yayılabilir

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Arap ortaklarıyla bir araya gelerek İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü savaşın yayılabileceği yönündeki endişelerin yatıştırılmasını istedi.

Doha’da Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thani ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman Al Thani ile görüşen Blinken, İsrail’in askeri operasyonlarını sivil kayıpları azaltacak şekilde ayarlaması gerektiğinden bahsetti.

Blinken ayrıca İsrail bombardımanlarıyla yerle bir olan Filistin topraklarının çatışma sonrası geleceği için ayrıntılı planlar hazırlanmasının önemini vurguladı.

Blinken, Şeyh Muhammed ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilere “Bu çatışma kolayca metastaz yapabilecek, daha fazla güvensizliğe ve daha fazla acıya neden olabilecek bir çatışma” dedi: Bu nedenle ilk günden itibaren, diğer önceliklerimizin yanı sıra, yoğun bir şekilde çatışmanın yayılmasını önlemek için çalışmaya odaklandık.

Gazze’deki felaket boyutundaki insani duruma da değinen Blinken, önceliğinin çatışmanın yayılmasını önlemek ve Gazze’ye ulaşan insani yardım miktarını arttırmak olduğunu söyledi: Çok sayıda Filistinli sivil gıda, su, ilaç ve diğer temel ihtiyaç maddelerine yeterince erişemediği için acı çekiyor. En çok da çocuklar.

Washington’a dönmeden önce Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İsrail, Batı Şeria ve Mısır’ı da ziyaret edecek olan Blinken, savaşın başlamasından bu yana bölgeye yaptığı dördüncü ziyaret.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 22 Bin 835’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 93. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısının son 24 saatte 113 artarak 22 bin 835’e yükseldi.

Haber Merkezi / İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğunu belirten Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralı sayısının ise 58 bin 416’ya çıktığını duyurdu.

Öte yandan Bakanlar kurulu toplantısında konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaların devam ettiği Lübnan sınırında savaş ihtimalinin giderek arttığı bir dönemde siyasi çözüm mesajı verdi.

“Hizbullah’a, Hamas’ın son aylarda çıkardığı dersi öğrenmesini öneriyorum. Bu ders, hiçbir teröristin güvende olmadığıdır. Vatandaşlarımızı koruma ve kuzeydeki sakinleri güvenli bir şekilde evlerine döndürme konusunda tamamen kararlıyız” diyen Netanyahu, bunun herkesin paylaştığı ulusal bir hedef olduğunu ve buna ulaşmak için sorumlu bir şekilde hareket ettiklerini belirtti.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalarda, 28 Lübnanlı sivil ve 129 Hizbullah mensubu ile İsrail güçlerinin açıklamasına göre ise 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

Gazze’de açlık uyarısı

Bu arada Birleşmiş Milletler acil durum şefi Martin Griffiths Gazze’de açlığın çok yakında olduğunu söyledi. Griffiths, Gazze’de yaşayanların en yüksek seviyede gıda yetersizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Binlerce kişinin öldüğüne, sağlık tesislerine yönelik saldırılara ve hizmet dışı kalan hastanelere dikkat çeken Griffiths, Gazze’nin ölüm ve çaresizlik yerine dönüştüğünü söyledi. Griffiths, “Umut daha önce hiç bu kadar bulunmaz olmamıştı” ifadesini kullandı.

Bölgedeki bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken Martin Griffiths, böyle bir kaos ortamında yaklaşık 180 kadının her gün doğum yaptığını da kaydetti. Gazze’nin yaşanmaz bir yere geldiğini belirten Griffiths, halkın her gün yaşamlarıyla ilgili tehditle karşı karşıya olduğunu kaydetti, “dünya izlemeye devam ediyor” dedi.

AB’den İsrail’e uyarı

Ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in Hamas’la savaşının Lübnan’ı bölgesel bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Lübnan’a yaptığı bir ziyaret sırasında Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Borrell, Orta Doğu’da bölgesel bir tırmanıştan kaçınmanın zorunlu olduğunu söyledi ve İsrail’i “bölgesel bir çatışmada kimsenin kazançlı çıkamayacağı” konusunda uyardı.

“Orta Doğu’da bölgesel tırmanıştan kaçınmak zorunludur. Lübnan’ın bölgesel bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek kesinlikle gereklidir.” diyen Borrell, “Bu mesajı İsrail’e de gönderiyorum: Bölgesel bir çatışmadan kimse kazançlı çıkmayacak.” açıklamasında bulundu.

“Bu zor zamanlarda” desteğini göstermek üzere Lübnan’da bulunduğunu belirten Borrell,  bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek ve hem Gazze’de hem de bölgede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılmasını sağlayacak koşulları yaratmak amacıyla diplomatik çabaları ilerletmek için yaptığı temaslar sırasında üst düzey hükümet yetkilileriyle görüştü.

Lübnan Başbakanı Necip Mikati ile bir araya gelen Borrell, Güney Lübnan’daki durum, Gazze savaşının etkileri ve Suriye’deki durum Başbakan ile yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldığını belirtti ve “Herkesin çıkarına olan gerilimin azaltılması ve uzun vadeli istikrar için diplomasi yoluyla birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık.” dedi.

Meclis Başkanı Nebih Berri ile de görüşen AB’nin dış politika şefi, Berri ile Lübnan’ın iç meselelerine de değindiklerini ifade etti ve “Bu zor zamanlarda Lübnan için güçlü işleyen kurumlara sahip olmak çok önemli.” mesajını verdi.

Gazze’de iki gazeteci hava saldırısında öldü

Bu arada Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kenti yakınlarında düzenlenen hava saldırısında, El Cezire’nin Gazze’deki baş muhabiri Wael Dahdouh’un en büyük oğlu Hamza Dahdouh dahil iki gazeteci hayatını kaybetti.

El Cezire gazetecilerin ölümünü ve İsrail güçleri tarafından “gazeteciler ve ailelerine karşı diğer acımasızca saldırıları” şiddetle kınadı. Kanal, Uluslararası Ceza Mahkemesi, hükümetler ve insan hakları örgütlerine İsrail’den hesap sormaları çağrısında bulundu.

Dahdouh 26 Ekim’deki bir hava saldırısında da eşini, iki çocuğunu ve bir torununu yitirmişti. Kendisi de geçen ay bir çalışma arkadaşının hayatını kaybettiği bir İsrail saldırısında yaralanmıştı. Dahdouh gözyaşları içinde, “Dünya Gazze Şeridi’nde yaşananları görmüyor” ifadesini kullandı.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki bir diğer kent Han Yunus’la Refah arasındaki bir evin isabet aldığı bir diğer hava saldırısında da en az 7 kişi hayatını kaybetti.
Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yetkilileri, Cumartesi geç saatlerde İsrail’in bir saldırısında yaşamını yitiren 12’si çocuk 18 kişinin cesedini teslim aldıklarını belirtti. Han Yunus mülteci kampındaki bir evin vurulması sonucu 50’nin üzerinde kişi yaralandı.

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü: Gerçek bir felaketin eşiğindeyiz

Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü (MSF), Deyr ül Balah’taki El Aksa Şehitleri Hastanesi’nden örgüte mensup sağlık çalışanlarını tahliye ettiklerini açıkladı. MSF’in bir yetkilisi, bir kurşunun hastanenin yoğun bakım ünitesinin duvarını deldiğini ve son birkaç günde hastaneye sadece birkaç yüz metre mesafede drone saldırıları ve keskin nişancı ateşinin olduğunu aktardı.

BM’den bir heyeti ağırlayan hastanenin müdürü, “Bugün, gerçek bir felaketin eşiğindeyiz” derken, tedavilerinin yapılamaması halinde hastaların “caddelerde ölümleriyle yüzleşme” durumuyla karşı karşıya kalacaklarını söyledi.

İsrail ordu sözcüsü Hagari, Gazze’nin kuzeyinde dağınık çatışmaların sürmesinin beklendiğini, bölgeden İsrail’e doğru gelişigüzel şekilde roketlerin fırlatıldığını söyledi. Hagari, Hamas militanlarının, “iskeleti ve komutanları olmasa” da bölgede hala varlık gösterdiğini belirtti.

İsrail ordusu, herhangi bir kanıt ortaya koymadan, 8 binin üzerinde Hamas militanını öldürdüğünü kaydediyor. Hagari, İsrail güçlerinin, yoğun bombardıman ve kara muharebelerinin mahalleleri yerle bir ettiği Gazze’nin kuzeyine göre güneyde daha farklı bir eylem tarzı izleyeceğini söyledi.

Ordunun hedef aldığı mülteci kamplarının silahlı militanlarla dolu olduğunu ve Han Yunus’un altında “tünellerle dolu bir yer altı kenti” bulduklarını bildiren Hagari, çatışmaların 2024 boyunca da devam edeceği mesajını verdi.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 22 Bin 722’e Yükseldi

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşının 92. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 122 artarak 22 bin 722’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 58 bin 166’ya çıktığını duyurdu. Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklar olduğu belirtiliyor.

Bu arada Birleşmiş Milletler acil durum şefi Martin Griffiths Gazze’de açlığın çok yakında olduğunu söyledi. Griffiths, Gazze’de yaşayanların en yüksek seviyede gıda yetersizliğiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Binlerce kişinin öldüğüne, sağlık tesislerine yönelik saldırılara ve hizmet dışı kalan hastanelere dikkat çeken Griffiths, Gazze’nin ölüm ve çaresizlik yerine dönüştüğünü söyledi. Griffiths, “Umut daha önce hiç bu kadar bulunmaz olmamıştı” ifadesini kullandı.

Bölgedeki bulaşıcı hastalıklara dikkat çeken Martin Griffiths, böyle bir kaos ortamında yaklaşık 180 kadının her gün doğum yaptığını da kaydetti. Gazze’nin yaşanmaz bir yere geldiğini belirten Griffiths, halkın her gün yaşamlarıyla ilgili tehditle karşı karşıya olduğunu kaydetti, “dünya izlemeye devam ediyor” dedi.

Hizbullah’tan İsrail’in kuzeyinde yer alan bir askeri üsse roketli saldırı

Öte yandan Hamas liderlerinden Salih el Aruri’nin Lübnan’da öldürüldüğü suikastın ardından Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim tırmanmaya devam ediyor.

Lübnan’daki silahlı grup Hizbullah, İsrail’in kuzeyinde yer alan bir askeri üsse roket saldırısı düzenledi. Şii Müslüman gruptan yapılan açıklamada, “İslami direniş (Hizbullah) yüce lider Şeyh Salih el Aruri’ye yönelik suikast suçuna verilen ilk yanıt kapsamında Meron hava kontrol üssünü farklı tipte 62 füzeyle hedef almıştır” denildi.

İsrail ordusu ise bu sabah Lübnan’dan Meron bölgesine doğru fırlatılan yaklaşık 40 roket tespit edildiğini ve akabinde bu saldırılarda yer alan bir “terör hücresinin” vurulduğunu duyurdu.

Hamas’ın üst düzey isimlerinden Aruri, 2 Ocak’ta Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, Hizbullah’ın kalelerinden biri olarak görülen bir banliyöde insansız hava aracı saldırısıyla öldürülmüş, Hizbullah da bu saldırının “cezasız” kalmayacağını duyurmuştu.

AB’den İsrail’e uyarı

Ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in Hamas’la savaşının Lübnan’ı bölgesel bir çatışmanın içine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.

Lübnan’a yaptığı bir ziyaret sırasında Lübnan Dışişleri Bakanı Abdallah Buhabib ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Borrell, Orta Doğu’da bölgesel bir tırmanıştan kaçınmanın zorunlu olduğunu söyledi ve İsrail’i “bölgesel bir çatışmada kimsenin kazançlı çıkamayacağı” konusunda uyardı.

“Orta Doğu’da bölgesel tırmanıştan kaçınmak zorunludur. Lübnan’ın bölgesel bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek kesinlikle gereklidir.” diyen Borrell, “Bu mesajı İsrail’e de gönderiyorum: Bölgesel bir çatışmadan kimse kazançlı çıkmayacak.” açıklamasında bulundu.

“Bu zor zamanlarda” desteğini göstermek üzere Lübnan’da bulunduğunu belirten Borrell,  bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek ve hem Gazze’de hem de bölgede adil ve kalıcı bir barışa ulaşılmasını sağlayacak koşulları yaratmak amacıyla diplomatik çabaları ilerletmek için yaptığı temaslar sırasında üst düzey hükümet yetkilileriyle görüştü.

Lübnan Başbakanı Necip Mikati ile bir araya gelen Borrell, Güney Lübnan’daki durum, Gazze savaşının etkileri ve Suriye’deki durum Başbakan ile yapılan görüşmelerin merkezinde yer aldığını belirtti ve “Herkesin çıkarına olan gerilimin azaltılması ve uzun vadeli istikrar için diplomasi yoluyla birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık.” dedi.

Meclis Başkanı Nebih Berri ile de görüşen AB’nin dış politika şefi, Berri ile Lübnan’ın iç meselelerine de değindiklerini ifade etti ve “Bu zor zamanlarda Lübnan için güçlü işleyen kurumlara sahip olmak çok önemli.” mesajını verdi.

Paylaşın

Gazze’de Can Kaybı 22 Bin 600’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 91. günü geride kalırken Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 162 artarak 22 bin 600’e yükseldiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Bakanlık, yaralı sayısının da 57 bin 910’a yükseldiğini aktardı. Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 70’inin kadın ve çocuklar olduğu belirtiliyor.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze’de çatışmaların sona ermesinin ardından Filistin topraklarını ne İsrail’in ne de Hamas’ın yöneteceğini söyleyerek Gazze’ye yönelik savaş sonrası plana ilişkin ilk kez detay verdi.

İsrail Savunma Bakanı Gallant, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in bölgeye ziyaretinden önce düzenlediği basın toplantısında, Hamas ile İsrail arasındaki savaşın ardından Filistin topraklarında “Ne Hamas ne de sivil bir İsrail yönetimi olmayacağını” dile getirdi.

Yoav Gallant’ın, Başbakan Benyamin Netanyahu’nun savaş kabinesinin onayına sunmaya hazırlandığı plana göre, Hamas’ın elindeki rehineler serbest kalana, örgütün askeri kapasitesiyle idari sistemi yok edilene ve bu topraklardaki askeri tehdit tamamen ortadan kalkana kadar Gazze’deki askeri operasyona devam edilecek. Planda, Hamas’ın artık Gazze Şeridi’ni kontrol etmediği günle başlayacak olan yeni bir döneme vurgu yapılıyor.

“Gazze Şeridi’nde, savaşın hedeflerine ulaşıldıktan sonra sivil bir İsrail varlığı olmayacak” diyen Gallant, diğer yandan İsrail ordusunun bölgede her türlü tehdidi “daha doğmadan” elimine etmek üzere manevra kabiliyetini koruyacağına işaret etti.

Yoav Gallant, “Gazze Şeridi’nin sakinleri Filistinlilerdir. Sonuç itibarıyla, İsrail’e karşı düşmanca bir eylem ya da tehdit olmaması şartıyla Filistinli oluşumlar yönetimden sorumlu olacaktır” ifadelerini kullandı.

“BM 1 milyon 400 bin kişiyi barındırıyor”

Birleşmiş Milletler Yardım Koordinasyon Dairesi (OCHA), Gazze Şeridi’nde artan çatışmaların insani yardım çalışmalarını engellediğini kaydetti. OCHA, bölgedeki güvenliğin yetersiz olması yüzünden insani yardım malzemelerini dağıtmakta zorlandıklarını belirtti.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, komiserliğin sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, Gazze’de halkın yüzde 85’inin ülke içinde yerinden edilmiş durumda olduğunu belirterek bu kişilerin, evlerine dönme hakları olduğunu yazdı ve “Uluslararası hukuk bu insanların, işgal altındaki topraklardan zorla yerinden edilmelerini yasaklıyor” dedi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ameliyatlar ve anestezi için hayati önem taşıyan tıbbi malzemeleri taşıyan 13 TIR’ın Gazze’ye giriş yaptığını, tıbbi yardımın 142 bin hastaya yetecek miktarda olduğunu açıkladı. Ayrıca gıda, ilaç ve diğer insani yardım malzemelerinin yüklü olduğu 105 TIR’ın da dün Refah ve Kerem Şalom sınır kapılarından Gazze Şeridi’ne girdiği kaydedildi.

Gazze genelinde yaklaşık 1 milyon 400 bin kişinin, BM’ye ait 155 tesiste barındığı belirtildi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF), Gazze Şeridi’ne 960 bin dozdan fazla aşı dağıtmak için Dünya Sağlık Örgütü ve yerel BM ekipleriyle çalışacağı açıklandı.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) da, Gazze’de acil gıda yardımına ihtiyaç duyan 2 milyon kişiyi etkileyecek kıtlık riskinin her geçen gün daha da arttığını, temel kamu hizmetlerinin yeniden sağlanması yoluyla sağlık, beslenme ve açlığın azaltılması için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

Paylaşın