İran’daki Protestoların Simgesi Haline Gelen Kadın: Ölmedim, Hayattayım

İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoların simge isimlerinden kadın, ölmediğini hayata olduğunu ve Hedis ve Mahsa uğruna savaştığını söyledi.

Mahsa Amini’nin “başörtüsü kurallarına uymadığı” gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesiyle yoğunlaşan protestolardan gelen bir haber, yalan çıktı. Saçlarını bağlayarak protestolara katılan kadın videosunda yer alan kişinin 20 yaşındaki Hedis Necefi olduğu iddia ediliyordu.

Ancak BBC Farsça’ya bağlanan bir kadın, yayılarak viralleşen videodaki kişinin Necefi değil, kendisi olduğunu söyledi. Protestocu, gönderdiği yeni bir videoda aynı hareketi tekrarladı ve “Hedis ve Mahsa uğruna savaşıyorum” dedi.

Bu videoyla İran’daki kadınlara sokaklara çıkmaları için cesaret vermeye çalıştığını vurgulayan eylemci, öldüğünü öne süren yalan haberlerin göstericileri korkutmasından çekindiğini ifade etti.

ABD’de yaşayan İranlı gazeteci Masih Alinejad gibi pek çok muhalifin, videodaki kişinin Hedis Necefi olduğunu belirten paylaşımlar yapması üzerine bazı basın kuruluşları bu yalan haberi yaymıştı.

Diğer yandan videoda yer almadığı artık netleşse de Hedis Necefi’nin öldüğü de kesinleşmiş durumda. 21 Eylül’deki gösteriler sırasında Kerec ilçesinde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan 20 yaşındaki Hedis Necefi, ilçedeki Kaim Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra hayatını kaybetti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

İran’da ‘Mahsa Amini’ Protestoları Yayılıyor: 7 Ölü

Geçtiğimiz hafta Tahran’da “tesettüre uygun olmayan” giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında Cumartesi’den beri süren protestolarda toplam yedi kişinin öldürüldüğü bildirildi.

İnsan hakları grubu Hengaw’ın raporlarına göre, üçü Salı günü olmak üzere, huzursuzluğun özellikle yoğun ve ölümcül olduğu ülkenin kuzeybatısındaki bölgeler ve dolaylarında güvenlik güçlerince yedi protestocu öldürüldü.

Yetkililer, protestocuların güvenlik güçlerince öldürdüğünü reddediyor.

Hengaw ayrıca protestoların yayıldığı bölgelerde internet erişiminin kesildiğini açıkladı. İnternet yasakları gözlemevi NetBlocks, İran’ın genellikle engellemediği tek büyük sosyal medya platformu olan Instagram’a erişimi kısıtladığını söyledi. NetBlocs’tan bir üst düzey yetkili, son zamanlarda İnstagram’ın ülkede yaklaşık 48 milyon kullanıcıya ulaştığını söyledi.

İran İletişim Bakanı yetkililerin güvenlik nedenleriyle internet hizmetlerini kesintiye uğratabileceğini söylediği demecinin yayılmasından sonra sözlerinin yanlış alıntılandığını söyledi.

Amini’nin öldürülmesi huzursuzlukları keskinleştirdi

Amini’nin ölümü, İslam Cumhuriyeti’ndeki özgürlükler ve yaptırımlarla sarsılan ekonominin de içinde olduğu birçok konuda öfkenin açığa çıkmasına neden oldu. Kadınlar protestolar sırasında hicablarını yakarken, kimileri de sokakta saçlarını kesti.

Cumartesi günü Amini’nin cenazesinde başlayan protestolar, güvenlik güçlerinin tepkileri  bastırmaya çalışması nedeniyle ülkenin pek çok kentine yayıldı.

Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, Çarşamba günü, 1980-88 İran-Irak savaşını anmak için  yaptığı konuşmada, su kıtlığı nedeniyle geçen yıl sokak çatışmalarından bu yana İran’ın en büyük huzursuzluklarından biri olan protestolardan söz etmedi.

Hamaney’in yüksek yardımcılarından biri bu hafta Amini’nin ailesine başsağlığı diledi, davayı takip edeceğine söz verdi ve ruhani liderin genç kadının ölümünden etkilendiğini ve acı duyduğunu söyledi.

Şiraz’da bir polis, Kirmanşah’ta iki gösterici öldürüldü

Resmi IRNA haber ajansı, Salı günü güneydeki Şiraz kentinde “Bazı kişilerin polislerle çatışmaya girmesi sonucunda bir yardımcı polisin öldüğünü, dört polis memurunun da yaralandığını” haber verdi. Bir yetkili de Şiraz’da 15 protestocunun tutuklandığını söyledi.

Kirmanşah Savcısı Salı günü çıkan ayaklanmalarda iki kişinin öldürüldüğünü söyledi. Yarı resmi Fars haber ajansının aktardığına göre, savcı Karami, “Bunun devrim karşıtı unsurlar tarafından yapıldığından eminiz çünkü kurbanlar güvenlik aygıtının envanterinde olmayan  silahlarla öldürüldü.” dedi.

Kürdistan polis şefi, yarı resmi Tasnim haber ajansına Çarşamba günü yaptığı açıklamada, bu hafta başlarında Kürdistan eyaletinde dört kişini öldürüldüğünü doğruladı. Öldürülenlerin güvenlik güçlerinin kullanmadığı bir tür kurşunla vurulduklarını söyleyen yetkili, “çetelerin” ölümleri polis ve güvenlik görevlilerine yıkmayı amaçladığını ileri sürdü.

Hengaw, son dört gün içinde hükümet güçlerinin “doğrudan ateşi” sonucu öldüğünü açıkladığı yedi protestocunun yanı sıra toplam 450 kişinin de yaralandığını söyledi. Reuters, kayıp raporlarını bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

“Diktatöre ölüm”

Sosyal medyada paylaşılan videolar da göstericilerin İslam Cumhuriyeti’nin alametlerine zarar verdiğini ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldiğini gösteriyor.

Bir videoda, kuzeydeki Sari kentinde İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin belediye binasının cephesini kaplayan resmini yırtan bir adam görüntülendi.

Yarı resmi ISNA haber ajansı, birçok kentte toplam 12 ambulansın saldırıya uğradığını ve bankaların ve kamu binalarının zarar gördüğünü söyledi. Protestocular ambulansların polis taşımak ve göstericileri gözaltına almak için kullanıldıklarını söylediler

1500 tasvir tarafından paylaşılan bir videoda, Çarşamba günü Tahran’da yüzlerce kişi Tahran Üniversitesi’nde “diktatöre ölüm” diye bağırarak yeniden miting yaptı.

Devlet medyası ve yetkililer, protstoları “devrim karşıtı unsurlar”ca gerçekleştirilen ayaklanmalar olarak tanımlıyor.

İran Devrim Muhafızları çatısı altındaki paramiliter Basiç teşkilatı üyeleri Çarşamba günü Tahran’da gösteicilere karşı gösteri yaptılar.  “Ahlak polisi bahane, hedefleri rejimin kendisi” sloganları attılar.

Paylaşın

Myanmar’da protestolara kim liderlik ediyor?

Myanmar’da, Aung San Suu Kyi’nin hükümetini iktidardan uzaklaştıran askeri darbeye karşı protestolar, örgütlenmeyi güçleştirmeye ve hatta yasadışı hale getirmeye yönelik resmi çabalara rağmen son günlerde artmaya devam ediyor.

HABER MERKEZİ / Son günlerde artan ve yaygınlaşan protestolarla birlikte, Pazartesi günü ordu, ülkenin en büyük iki kentinde barışçıl halk protestolarını etkili bir şekilde yasaklayan kararnameler yayınladı.

Beşten fazla kişinin katıldığı mitingler ve toplantılar yasaklandı ve Cumartesi gününden bu yana binlerce insanın gösteri yaptığı Yangon ve Mandalay bölgelerine akşam 8 ile sabah 4 arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Kısıtlamalar ve baskılar endişeleride artırdı.

Protestolara kim liderlik ediyor?

Protestoların çoğu herhengi bir parti veya örgütün çağrısı veya organizasyonuyla değil doğal olarak büyüdü. Bununla birlikte devrik lider Suu Kyi’nin Ulusal Demokrasi Birliği partisi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarıda darbeye karşı çıktılar.

Ayrıca darbeden kısa bir süre sonra, “ Sivil İtaatsizlik Hareketi ” başlıklı bir Facebook sayfası barışçıl protesto çağrıları yapmaya başladı. Sayfanın şu anda 230.000’den fazla takipçisi var ve onunla ilişkili hashtagler twitter kullanıcıları tarafından yaygın olarak kullanılıyor.

Sağlık çalışanları da kırmızı kurdeleler takarak, işaretler taşıyarak ve diğer sağlık personelini devlet tarafından işletilen sağlık tesislerinde çalışmamaya çağırarak bir protesto kampanyası başlattı.

Hafta sonu sokak protestoları, daha çok sivil toplum kuruluşlarının (sendikalar, meslek örgütleri, öğrenci grupları) yoğun katılımını içeriyordu. Yangon sakinleride, geceleri şehrin dört bir yanında tencere ve tavaları birbirine vurarak muhalefetlerini dile getirdiler.

Engeller nelerdir?

Protestocular için en büyük zorluklardan biri ordunun iletişimi engelleme girişimleri oldu. Yetkililer ilk olarak Myanmar’da 22 milyondan fazla kullanıcısı olan Facebook’un peşine düştüler, ancak protestocular veya protestoya destek verenler Twitter gibi diğer sosyal medya platformlarını kullanmaya başladı.

Telefon hizmeti veya internet erişiminin kesildiği yerlerde birebir iletişim yöntemiyle çoğu askeri yönetime karşı önceki protestolarla aynı olan yöntemler geliştirildi.

Protestolar devam edecek mi?

Şimdiye kadar protestocular, gösterilere getirilen yeni kısıtlamalara rağmen, kararlılıklarından bir şey kaybetmemiş görünüyor. Yine de bazı protestocular, ordunun 2007 ve 1988’deki gibi protestoları sona erdiremek zemin hazırladığından endişe duyuyor. 2007 ve 1988’deki protestolarda ordu çok sert önlemler almıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde hukuk danışmanı olan Linda Lakhdhir, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ordunun askeri kararların yanı sıra halihazırda yürürlükte olan diğer yasaların ihlalini bir baskı için gerekçe olarak kullanmaya çalışabileceğini söyledi.

Paylaşın