Dikkat Çeken Rapor: Seçime Giderken Özgürlükler Geriliyor

Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Derneği (P24) bünyesinde 2017 yılından beri çalışmalarını sürdüren Expression Interrupted platformu ‘İfade ve Basın Özgürlüğü Gündemi’ raporlarının altıncısını yayınladı.

Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını kapsamakta olan rapora göre Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünde yaşanan gerileme, 2022’nin ikinci çeyreğinde gözle görülür biçimde hızlandı.

Rapordaki verilerden bazıları şöyle:

Söz konusu üç aylık dönemde, sosyal medya kullanıcıları, internet medyası ve sosyal medya platformlarına yönelik kapsamlı kısıtlama ve cezai tedbirler öngören 40 maddelik “dezenformasyon” yasa tasarısı Meclise sunuldu; gazetecilere yönelik baskılar Diyarbakır’da 16 gazeteci ve medya çalışanının tutuklanmasıyla derinleşti ve son yıllarda gazetecilere yönelik tutuklamalarda gözlemlenen düşüş trendi tersine döndü; uluslararası medya kuruluşları Deutsche Welle (DW) ve Amerika’nın Sesi (VOA) haber sitelerine Türkiye’den erişim Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) talebiyle engellendi.

İş insanı Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bağlayıcı kararına rağmen süren mahkumiyeti Türkiye’nin Avrupa kurumları ile ilişkilerini zehirlemeye devam ederken Avrupa Konseyinde Türkiye aleyhine başlatılan ihlal süreci ileri aşamalara ulaştı. Kavala davasıyla ilgili bir oturum düzenleyen Avrupa Parlamentosu, oturum sonunda aldığı kararda Türkiye’nin 1999’dan beri süren AB üyelik sürecini tamamen sonlanma aşamasına getirdiğini savundu. Kararda, “Osman Kavala davasında AİHM’nin bağlayıcı kararına açıkça meydan okuyan Türk hükümeti, AB üyelik sürecini yeniden başlatmaya veya yeni müzakere başlıkları açmaya ve açılmış olanları kapatmaya dayalı her türlü umudu kasten yok etmiştir” ifadelerine yer verildi.

Benzer sonuçlara Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu tarafından, 12 Mayıs 2022 tarihinde 7’ye karşı 54 oyla kabul edilen Türkiye raporunda da yer verildi. Türkiye’nin AB’ye katılım hedefiyle ilgili tekrarlanan açıklamalarına rağmen, son iki yılda taahhütlerini yerine getirmediği belirtilen raporda, “temel özgürlükler, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında önemli ilerleme olmaksızın Türkiye’yle katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması öngörülemez” denildi.

Buna karşılık, hükümetin 2019’dan beri sürdürdüğü yargı reformu süreci ise rapora konu dönemde yasalaşan altıncı yargı reform paketine rağmen yargı bağımsızlığını sağlamak, adil yargılama hakkını güvence altına almak ya da ifade özgürlüğü önünde engel teşkil eden mevzuatı değiştirmek alanlarında herhangi bir ilerleme sunmaktan uzak kaldı.

Yasalaşması halinde ülkede sansürü görülmemiş boyutlarda yaygınlaştırması beklenen “dezenformasyon” yasa tasarısı ise muhalefetin itirazlarına rağmen kısa bir süre içinde Meclis Dijital Mecralar ve Adalet komisyonlarından geçti. Genel seçimlere az bir süre kala yapılmak istenen söz konusu düzenlemedeki en tartışmalı maddelerden biri “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlıklı 29. madde. Maddeyle “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimseye” üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

40 maddelik yasa tasarısını şiddetli bir biçimde eleştiren basın örgütleri ve muhalefet partilerine göre, böyle bir yasa hem sosyal medyada hükümetin hoşuna gitmeyen bilgi ve görüş ifade eden toplumun tüm üyelerini yargılanma ve hatta hapse girme tehdidiyle karşı karıya bırakacak, hem de son yıllarda varlıklarını giderek daha çok sadece internet üzerinde sürdürebilen medya kuruluşlarını hedef alan yeni ve kapsamlı kısıtlamalar getirecek. Tasarı ayrıca sosyal medya platformlarına da Türkiye vatandaşı olan ve Türkiye’de ikamet eden temsilci atamak gibi ek yükümlülükler getiriyor.

Rapora konu dönemde Danıştay, basın meslek örgütlerinin gazetecilerin görevlerini yerine getirmelerini engellediği ve basın özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle itiraz ettiği 27 Nisan 2021 tarihli Emniyet genelgesi ile Basın Kartı Yönetmeliği’ne dair kararlar aldı. Ayrıntıları bu raporun ilgili bölümünde görüleceği üzere, Danıştay, Emniyet Genel Müdürlüğünün eylemlerde görüntü alınmasını yasaklayan genelgesinin yürütmesini kesin olarak durdururken, Basın Kartı Yönetmeliği’nde 21 Mayıs 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişikliklerin iptali talebiyle basın meslek örgütleri tarafından açılan davada ise Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının itirazını haklı bularak yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına hükmetti.

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki en büyük kısıtlamalardan biri olan gazetecilere yönelik yargısal baskılar, 2022’nin ikinci çeyreğinde artarak devam etti. Diyarbakır’daki toplu tutuklamaların yanı sıra İstanbul’da da serbest gazeteci İbrahim Haskoloğlu “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçlamasıyla tutuklandı. Haskoloğlu sekiz günlük tutukluluğun ardından serbest bırakıldı.

Diyarbakır’da 15 gazetecinin tutuklanmasıyla cezaevindeki gazeteci sayısı, rapora konu üç aylık dönemde kayıtlara giren dört tahliyeye rağmen 67’ye çıktı. Önceki dönem sonunda bu sayı 56’ydı. Rapora konu dönemde, kapatılan Zaman gazetesi ve Cihan Haber Ajansı Düzce temsilcisi Beytullah Özdemir, Cihan Haber Ajansı eski Ankara haber müdürü Kazım Canlan ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfına (GYV) yönelik olarak düzenlenen operasyon sonrasında tutuklanan 8 ve Kasım 2017 yılından beri “örgüt üyeliği” suçlamasıyla cezaevinde bulunan gazeteci Nuh Gönültaş cezalarının infazının sona ermesi üzerine tahliye oldu. Ağustos 2016’dan beri cezaevinde bulunan Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Faruk Akkan’ın da Yargıtay’ın bozma kararıyla 2022 yılının başında tahliye edildiği öğrenildi.

Gazetecilere yönelik soruşturma ve yargılamalar ise hız kesmeden devam etti. Expression Interrupted tarafından yürütülen dava takip ve medya ve açık kaynak izleme çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre, 2022’nin ikinci çeyreğinde gazetecilerin sanık olarak yargılandığı toplam 116 dava görülürken bu davalarda sekizi yabancı uyruklu 168 gazeteci hâkim karşısına çıktı. Karara bağlanan 22 davanın sekizinde toplam dokuz gazeteci hakkında 17 yıl 6 ay 12 gün hapis cezası, 210 bin TL tazminat ve 57 bin 980 lira adli para cezası verildi. 16 gazeteci beraat etti; bir gazeteci hakkında açılan tazminat davası reddedilirken bir gazeteciye açılan dava da zaman aşımından düşürüldü.

Yargılamalarda öne çıkan suçlamalara bakıldığında, terör suçlamalarının, özellikle “örgüt propagandası” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarının önceki dönemlerde olduğu gibi başı çektiği görülüyor. Bu suçlamaların ardından en sık kullanılan suçlamalar ise “kamu görevlisine hakaret” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” oldu. Aynı üç aylık dönemde 12 gazeteci hakkında 11 dava açıldı. 14’ü haber takibi esnasında olmak üzere toplam 38 gazeteci gözaltına alındı. Dokuz gazeteci hakkında ise soruşturma başlatıldı.

Gazetecilere yönelik saldırı ve engellemeler de bu dönemde devam etti. En az altı gazeteci sivil kişilerin fiziksel saldırılarına maruz kalırken çok sayıda gazeteci de 1 Mayıs, Gezi protestolarının yıldönümü ve Onur Haftası nedeniyle düzenlenen gösteriler esnasında polisin sert fiziksel müdahaleleriyle engellendi ve/ veya gözaltına alındı.

Rapora konu üç aylık dönemde bir yandan RTÜK ve Basın İlan Kurumunun (BİK) medya kuruluşları üzerindeki baskısı önceki dönemlerdeki gibi devam ederken bir yandan da Türkiye’deki medya kuruluşlarını hedef alan baskı ve denetim sistemi, uluslararası medya kuruluşlarının Türkçe servislerine genişletildi. RTÜK’ün lisans alma şartını yerine getirmedikleri gerekçesiyle yaptığı başvuru sonucu 30 Haziran 2022 tarihinde Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alınan kararla, 32 dilde yayın yapan Almanya’nın uluslararası medya kuruluşu DW’nin bütün sayfalarına ve VOA’nın Türkçe internet sitesine erişim engeli getirildi.

HALK TV, Tele1, KRT ve FOX TV gibi hükümetin siyasi öncelikleri doğrultusunda yayın yapmayan kanallar önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de RTÜK’ün ceza kararlarının hedefi oldu.

RTÜK, 2022’in ilk yarısında eleştirel yayın çizgileriyle bilinen televizyon kanalları hakkında toplam 30 ceza verirken, aynı dönemde iktidara yakın kanallara ise sadece üç kez ceza verdi. Açıklanan verilere göre, RTÜK KRT TV’ye beş, Tele 1’e dokuz, Halk TV’ye sekiz, Flash TV ile FOX TV’ye de dörder kez ceza verdi. Beş kanala verilen idari para cezası 10 milyon TL’yi buldu. Üst Kurul aynı altı aylık süre içinde TGRT Haber, Beyaz TV ve ATV hakkında toplam 1,5 milyon TL’lik üç ceza kararı aldı. A Haber, Ülke TV, TV Net ve Kanal 7’ye ise hiç ceza verilmedi.

BİK’in Evrensel ve Yeni Asya gazetelerine uyguladığı ilan yasağı ise bu dönemde de devam etti. Evrensel gazetesine Eylül 2019’dan beri “toplu gazete alımı” nedeniyle uygulanan yasak 13 Haziran 2022 itibarıyla 1000. gününü doldurdu.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın