Ümit Yaşar Oğuzcan kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ağustos 1926 yılında Mersin’in Tarsus İlçesi’nde dünyaya gelen Ümit Yaşar Oğuzcan, 4 Kasım 1984’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Osmanlı Bankası ve İş Bankası’nda otuz yıla yakın çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, emekli oldu.

Haber Merkezi / İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu. Bir süre yayıncılık yaptı. Kapatınca bir süre Akbank Genel Müdürlüğü, Krediler Servisi Müdürlüğü, bir süre de gazetecilik yaptı. Yaşamının son döneminde mizah dergisi “Çarşaf” ve GÜM’de mizah şiirleri yazdı.

İlk şiiri 1942’de Eskişehir’de yayınlanan “Kocatepe” gazetesinde yayınlandı.Yedigün dergisinde hece ölçüsüyle yayımladığı ilk deneylerinden sonra İstanbul, Büyük Doğu, Yücel, Varlık, Toprak, Türkçe, Doğru, Çığır, Hisar, Çağrı dergilerinde çıkan kimi ölçülü uyaklı Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında, kimi Orhan Veli biçiminde şiirleri, yergileri, şarkı güfteleriyle büyük ün yaptı.

Yeni edebiyatımızın gelişmeleri dışında kalan geniş okur kalabalığının izlediği bir şair kimliği kazandı. Elli kadar yapıtı yayımlandı. Aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde Oğuzcan, oğlunun ölmü üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneldi. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

Eserleri; İnsanoğlu, Dolmuş, Aşkımızın Son Çarşambası, Bir Daha Ölmek, Kör Ayna, İki Kişiye Bir Dünya, Beni Unutma, Karanlığın Gözleri, Akıllı Maymunlar, Seninle Ölmek İstiyorum, Üstüme Varma İstanbul, Sahibini Arayan Mektuplar, Yeni Dünya Rekoru, Sevenler Ölmez, Çigan Gözler, Ötesi Yok, Hüzün Şarkıları, Bir Gün Anlarsın, Sadrazamın Sol Kulağı, Mihribana Şiirler, Taşlar ve Başlar, Seni Sevmek, İnşallahla Maşallah, Toprak Olana Kadar,
Göbek Davası, Ben Seni Sevdim mi, Halktan Yana, Aşk mıydı O, Önce Sen Sonra Ben, Rubailer, Yalan Bitti, En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim, Dikiz Aynası, Acılar Denizi, Şiirle 40 Yıl, Bütün Şiirleri

Paylaşın

Üzeyir Lokman Çaycı kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ağustos 1949 yılında Niğde’nin Bor İlçesi’nde dünyaya gelen Üzeyir Lokman Çaycı, ilk, orta ve liseyi Bor’da tamamladı. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okuluna girdi ve 1975 yılında iç mimar ve endüstri tasarımcısı olarak mezun oldu.

Haber Merkezi / Koç Holding Demir Döküm Fabrikaları Araştırma-Geliştirme bölümünde (AR-GE) çalıştı. Asteğmen olarak yaptığı askerlik hizmeti süresince, arkadaşları ile birlikte, çeşitli tarihi eserlerin kurtarılmasına ve Beşiktaş Deniz Müzesinde sergilenmesine katkıda bulundu. Üyesi olduğu CFDT sendikasında da 20’yi aşan iş mahkemeleri alanında hukuki savunma ve sendikacılık eğitimi gördü ve sertifikalar aldı.

Üzeyir Lokman Çaycı çalışmalarını Fransa’da sürdürmektedir. Şiirleri ,Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca, Rumen, Rusça ve İngilizceye çevrilen Çaycı’nın 12 şiiri, müzisyen Raphaël Mıraoı tarafından bestelendi ve seslendirildi.

Çaycı’nın aldığı ödüller:1999-Les Amis De Thalie Palmeres ödülü (desen – ikincilik),1999-Les Amis De Thalie Palmeres ödülü (resim – üçüncülük), 1999-Hollanda NPS Radyosu’ndan “özendirme ödülü”, 2000-Concours France-Poesie, Kasım ayı Şairi, 2000 – Japonya Bosco Tatsuya Hırata desen birincilik ödülü, 2001-Terpsichore Concours Poesie şiir ödülü, 2001 – Concours De L’ileDe Poetes – Rencontres Artistiques Et Litteraires “Fotoğraf Ödülü “, 2001 – La Foret Des Mille Poetes Vesdun Kuruluşu ödülü, 2001 – La Foret Des Mille Poetes Vesdun Kuruluşu Birincilik Büyük Ödülü (Grand Prix Athanor De Poesie)

Şiir, hikâye gibi çalışmaları yanında, desen ve resimleriyle dikkatleri çekti, Şiir ve hikâyeler Kelebek, Hürriyet ve Günaydın gazetelerinde yayınlandı. İstanbul Beyoğlu’nda emektar şairlerin de üyesi olduğu Esir Kulübün müzikli şiir gecelerinde şiirlerini yıllarca okudu.

“Ağzına Kadar Dolu Bir Dünya”

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?…

Karla örtülü bekleyişler
Dantel gibi işlenirken
Şiir bağında
Nedense ben
Acılara gülmüşüm!…

Merak ettiğim şeyler
Döndükçe etrafımda
Zamanında ben
Aşk tarlalarına
Şiir ekmişim…

Akreplere,
Yılanlara rağmen
Susamışım çok kere
İnsanca yaşamaya…
Bizim için örülen
Duvarları aşmaya…

Çok etkiledi beni
Düzenbazlıklar…
Her defasında
Düşünce körlüğünü
Renk körlüğünden
Daha çekilmez görmüşüm…

Yükü sırtında geçmişin
Büklüm büklüm
Yollarını aşarak
Ben nereden nereye gelmişim?…

“Bana Yetti Acılarım”

Sırt ağrıları gibi
Yamandı
Aralık soğukları
Düşlerime…

Paris süzüldü
Şiirlerimden
Demli çay gibi…
Gecenin karanlığında
Döktüm duygularımı…

Denizanası
Yarısını aldı
Ağrılarımın…
Londra’da
Kabardı tablolar,
Frakfurt’ta
Dil yarası sardı
Kuşlarımı…

Susuzluğuna
Uyandım
Beklentilerimin…
Bana yetti acılarım.

Paylaşın

Vural Bahadır Bayrıl kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Nisan 1962 Manisa’da dünyaya gelen Vural Bahadır Bayrıl, edebiyatla çok genç yaşta tanıştı. İlkokul yıllarında 150 sayfalık bir roman yazan Bayrıl, ilk şiirlerini 14 yaşında yazmaya başladı. Küçük yaşta farklı işlerde çalışmaya başladı. Üniversite yıllarında pansiyonlarda ve otellerde çalıştı.

Haber Merkezi / İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Temel Sanat ve Bilimler Bölümünü bitirdi. Daha sonra reklamcılığa başlayan şair, hâlen bu işle uğraşıyor ve İstanbul’da yaşıyor. 1986 yılında Şiir Atı Yayıncılık’ı kurdu. İlk sayısı Mart 1986’da sonuncusu ise Aralık 1994’te Şiir Atı adıyla 7 sayı süren ortak kitap/dergi çıkardı. İlk yazısı 1982 yılında yayınlandı. Şiirleri, yazıları ve röportajları Şiir Atı, Est&Non Birikimler, Rind, Mühür, Üç Çiçek, Kaşgar, Sombahar, Gösteri gibi dergilerde yayınlandı. Ayrıca Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Zaman gibi gazetelerde yazıları ve söyleşileri yayımlandı.

1983’te Yarın Dergisi Genç Eleştirmenler Yarışması’nda mansiyon, 1986’da Anka Sanat Vakfı Şiir Yarışması’nda (Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Hulki Aktunç, Şavkar Altınel ile birlikte) mansiyon, 1992 yılında Melek Geçti adlı yapıtıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, 2000 yılında ise Şer Cisimler kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin Yılın Şiir Kitabı ödülü aldı. Melek Geçti, Şer Cisimler, Arzuda Tenhâ, Elmas Sıkıntı adlı dört şiir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca Her Zaman Şair adıyla yazılarını topladığı kitabı bulunmaktadır. Bayrıl şiiri, özellikle 1980 sonrası Türk şiirinde adından söz ettirmiş ve yapılan değerlendirmelerde “gelenekçi şair” olarak nitelendirilmiştir. Şiirlerinde Doğu ve Batı edebiyatından pek çok şaire gönderme yapan Bayrıl, “sahih şiir” uğraşındadır.

“Arka Bahçe”

Tenin cam tapınağı. Arzu kör__
elirse, tekrarlanmaz kalpte,
çocukluğun o beyaz sabahları.

Kariâ! Kimdim ben, sen değilsem?
Ey yırtıcı hazzın müphem kaynağı.
Kelimelerin, bazen üstünü hafifçe
araladığı.

Hafızanın manyetik alanı. O tahrip
kâr cazibe. Meğer doğruymuş, insanın
Oteki’ne gittikçe, hep kendine
vardığı.

Vakte bakıyorum. Zaman’ın dilden
önceki sükûnetine. Zelzele! Kayıyor
avuçlarımdan hızla, ömrün sırça
yaprağı.

Şair! İnsandaki arka bahçe. Sendin
bil, varoluşun dalgın zambağı.

“Avcı”

Gövde fazla ve ten ağır… Yasa
der ki; avcı doğan, avcı kalmanın
sırrını korumalıdır.

Orman şehre taşınınca, yeni komşu:
Arzu. Ayartır eti, usulca avın
yerini alır.

Kötülüğün şeffaf mıknatısı. Şer eşya!
Sen kana dur kâğıtta. Ne çare? Mürekkep
Her zaman ruhtan daha uysaldır.

Tuzaksa kurnaz, sakin… ve çalışkan
dır. Kıvamlı sıvı gibi, zamanla avcı da
bulunduğu kabın biçimince
teslim alınır.

Gövde fazla ve ten hâlâ ağır… Sırrı
olan, o sırrı, önce kendi yalnızlığından
korumalıdır.

 

Paylaşın

Vasfi Mahir Kocatürk kimdir? Hayatı, Eserleri

1907 yılında Gümüşhane’de dünyaya gelen Vasfi Mahir Kocatürk, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmen iken 17 Temmuz 1961’de hayatını kaybetmiştir. Darüşşafaka Lisesi’ni ve Mülkiye Mektebi’ni bitirdi. Değişik illerde edebiyat öğretmenliği yaptı, idareci olarak çalıştı.

Haber Merkezi / Müfettiş olarak görev yaptı. Bir dönem Gümüşhane’den milletvekili seçildi. Yedi Meşale topluluğu içinde yer aldı. Önceleri epik şiirler, sonra hece ölçüsüyle, halk şiiri geleneğinden yararlanarak âşık tarzı şiire yazdı. Kahramanlık, fedakarlık, milli duygular, vatan ve millet sevgisi gibi temalar işledi.

Manzum oyunlar, çocuk hikayeleri yazdı. Divan adında bir dergi çıkardı. Türk edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı, antolojiler derledi. Başlangıçtan bugüne Türk Edebiyatının tarihi, tahlili ve tenkidi konulu büyük eseri ölümünden sonra çıktı. Daha çok, edebiyatla ilgili kitap ve araştırmalarıyla tanındı.

Eserleri; 

Şiir; Dağların Derdi (Yedi Meşaleciler’le birlikte), On İnkılap, Tunç Sesleri, Geçmiş Geceler, Bizim Türküler, Ergenekon, Hayat Şarkıları

Oyun; Yaman, Sanatkar

Deneme-İnceleme-Antoloji; En Güzel Türk Manileri, Lafonten Hikayaleri, Şâheserler Antolojisi, Divan Şiiri Antolojisi, Osmanlı Padişahları, Türk Edebiyatı Şâheserleri, Tekke Şiiri Antolojisi, Metinlerle Edebiyat, Namık Kemal, Şiir Defteri, Hikaye Defteri, Namık Kemal’in Şiirleri, Ziya Paşa’nın Şiirleri, Saz Şiiri Antolojisi, Türk Nesri Antolojisi, Meşhur Beyitler, Türk Edebiyat Tarihi, Türk Edebiyatı Antolojisi

Paylaşın

Vecihi Timuroğlu kimdir? Hayatı, Eserleri

29 Ekim 1927 yılında Sivas’ın Kangal İlçesi’nde dünyaya gelen Vecihi Timuroğlu, 23 Ekim 2014 tarihinde Ankara’da kalp yetmezliğinden vefat etti. Tam adı Sadık Vecihi Timuroğlu’dur. Sadık Munzuroğlu, Mehmet Kürşat, Hüseyin Hakir ve Dr. Ali Hakir takma adlarını da kullandı.

Haber Merkezi / Vecihi Timuroğlu, Akile Hanım ile özel idare müdürü Hüseyin Avni Timuroğlu’nun oğludur. Ankara Necatibey İlkokulu, Diyarbakır Ortaokulu ve Erzurum Lisesi’ni bitirdikten sonra 1950 yılında  Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Liselerde edebiyat öğretmeni ve yönetici olarak görev yaptı.

Zülfüyar, Evrim, Türkiye Yazıları, Yazın Dergisi ve Oluşum dergilerinde kurucu ve yönetici oldu. Barış gazetesinin sanat sayfasını yönetti. Ceyhun Atuf Kansu ve Ahmet Kutsi Tecer’in bütün şiirlerini yayıma hazırladı. Bir Sürgünün Ezgileri adlı eseri 1983 yılında toplatıldı ve kendisi on yıla mahkum edildi. 1985’te aklandı.

Vecihi Timuroğlu’nun ilk yazısı 1940 yılında Diyarbakır’da yayımlanan Dicle gazetesinde, ilk şiiri ise Varlık dergisinde çıktı. Şiir, deneme, çeviri ve eleştiri yazıları Yeditepe, Varlık, Türk Dili, Evrim, Yücel, Türkçe, Yeni Edebiyat, Özün, Yazko Edebiyat, Adam Sanat, 2000’e Doğru, Düşlem ve Morca dergileri ile Ulus, Yenigün, Barış, Vatan ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımlandı. Şiirlerinde çağdaş acıların sebep olduğu duyarlılıkların, doğunun türkü ve deyişlerinden özümsenmiş zenginliklerle kaynaşmış olduğu belirtilir.

Türkiye Yazar Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Nazım Hikmet Vakfı, Sinematek ve Türkiye Sanat Kurumu üyesi olan Vecihi Timuroğlu, 1973 Barış Gazetesi Şiir Ödülü, Kurtuluş Savaşçısı Atatürk adlı eseri ile 1981 Spor-Toto Ödülü ve 1998 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’nü almıştır.

Eserleri;

Deneme; Göz Göz Olmak, Mektuplar, Yazınımızdan Portreler, Şiirin Büyücü Kızı İmge, Aşk Üzerine, İslâm’da Akıl Üzerine Bir Deneme, Yunus Emre Üzerine Bir Deneme

Şiir; Bura Yemendir, Tut Beni Sevda Çağırır, Bir Sürgünün Ezgileri; Dersim’in Ağıtı, Kardaşım Oğul, Merhaba Oğlum, Siyah Bir Güldür Ölüm, Bülbülleri Ne Yaptılar?, Büyü

Derleme; Atatürk Şiirleri, Atatürk ve Kuvayı Milliye Şiirleri

Hikaye; Minnacık Kadın.

Masal; Fırat’a Masallar

Çeviri; Vâridât  (Şeyh Bedrettin’den)

Araştırma-İnceleme; Kurtuluş Savaşçısı Atatürk, Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedrettin ve Varidât, Melih Cevdet: Bilge ve Duyarlı / Kürşat’la Söyleşi, Cahit Külebi: Hırçın ve Lirik, Ceyhun Atuf Kansu, Yazınımızdan Portreler, İnancı Uğruna Öldürülenler, Mevlâna, Ahmet Kutsi Tecer, Cahit Külebi, Melih Cevdet Anday, Orhan Kemal, Ahmed Arif, Dersim Tarihi, Türk İslâm Sentezi, Atatürk’ün Söylevi Üzerine, Nasrettin Hoca’nın Düşünce Dünyası, Yunus Emre Üzerine Bir Deneme

Paylaşın

Vedat Türkali kimdir? Hayatı, Eserleri

1919 yılında Samsun’da dünyaya gelen Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 tarihinde Yalova’da hayatını kaybetti. Vedat Türkali’nin asıl adı Abdülkadir Pir Hasan’dır.  Yüksek öğrenimini 1942′de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’nde tamamladı.

Haber Merkezi / Maltepe ve Kuleli Askeri Liseleri’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951′de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çaptırıldı. yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

Rıfat Ilgaz’la birlikte Gar Yayınları’nı kurdu.1960′ta Dolandırıcılar Şahı ile ilk senaryo denemesini yaptı. Otobüs Yolcuları, Üç Tekerlekli Bisiklet, Karanlıkta Uyuyanlar gibi önemli filmlerin senaryolarını yazdı. 1965′te senaryosunu yazdığı Sokakta Kan Vardı ile yönetmenliği de denedi. Kurgusu, anlatım tekniği ve gerçekçi yaklaşımıyla çağdaş edebiyatta bir aşama olarak nitelendirilen Bir Gün Tek Başına’yı Mavi Karanlık izledi. Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve tek Kişilik Ölümle roman uğraşısını sürdürdü.

Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır.

Gar Yayınları’nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960’da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965’de yönetmenliği denemiştir. Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.

Mihri Belli’nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz’ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP’nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP’dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır. Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan’ın babası, Deniz Türkali’nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini’nin dedesidir.

Eserleri;

Roman; Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Tek Kişilik Ölüm, Güven (2 cilt, 1999), Kayıp Romanlar

Senaryo; Dolandırıcılar Şahı, Üç Tekerlekli Bisiklet, Otobüs Yolcuları, Şehirdeki Yabancı, Karanlıkta Uyananlar, Bedrana, Güneşli Bataklık, Kara Çarşaflı Gelin, Kızgın Delikanlı ve Erkek Ali, Üç Film Birden (Kara Çarşaflı Gelin, Güneşli Bataklık, Analık Davası), Eski Filmler

Şiir; Eski Şiirler Yeni Türküler

Oyun; 141. Basamak, Bu Ölü Kalkacak, Dallar Yeşil Olmalı

Anı-Deneme: Bu Gemi Nereye, Savunmalar, Yanıtlar, Ölmedikçe, Komünist, Tüm Yazıları Konuşmaları

Ödülleri; 1965 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü (Karanlıkta Uyananlar ile), 1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü (Dallar Yeşil Olmalı ile), 1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması birinciliği (Bir Gün Tek Başına ile), 1974 Çekoslovakya Karlovy Vary Şenliği Ödülü (Bedrana ile), 1976 Orhan Kemal Roman Armağanı (Bir Gün Tek Başına ile), 1977 Altın Portakal Film Şenliği en iyi senaryo ödülü (Kara Çarşaflı Gelin ile)

Paylaşın

Veysel Çolak kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ağustos 1954 yılında Rize’nin İkizdere İlçesine bağlı Cevizli Köyü’nde dünyaya gelen Veysel Çolak, ilk ve orta öğrenimini Turgutlu’da tamamladı. Öğrenimini güç koşullar altında çalışarak sürdürdü. Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / Malatya, Manisa ve İzmir’de öğretmen olarak görev yaptı. Dize dergisini çıkaran Çolak halen İzmir’de yaşıyor ve Edebiyatçılar Derneği ile PEN Yazarlar Kulübü üyesi.

Edebiyat dünyasına şiirle giriş yaptı, şiir, roman, deneme, edebiyat eleştirisi dallarında ürün verdi. İlk şiiri Demokrat İzmir Gazetesi’nde yayımladı. Milliyet Sanat Dergisi’nin düzenlediği “Yılın En Başarılı Genç Şairi” yarışmasında finale kaldı. Şiirleri ve şiir üzerine yazıları; Milliyet Sanat, Yazko, Oluşum, Dönemeç, Politika, Cumhuriyet, Türkiye Yazıları, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Adam Sanat ve Dize gibi dergilerde yayımlandı.

Eserleri; 

Şiir; Terin Yaktığı Bir Yaradan, Sen Balık mısın?, Günlerin Yağmurunda, Aşkolsun, Ötesi Yar, Fotoğraf Arkalıkları, Ölüler Diyaloğu, Umut Aşktadır, Buz ve Ateş, Aşkın La Sesi, Giz ve Yara (Toplu Şiirler – I), Kalbim Hoşça Kal, (Toplu Şiirler II), Güzel Suç, İkizim Sevgilimdi, Mürekkep Zamanlar, Birkaç Kuş Birkaç Anı, Amacımız Aşk, Hayata Resimaltı, O zaman Bitti

İnceleme-Deneme-Eleştiri; Edip Cansever’de Şairin Kanı, Şiir Çıplak, Mürekkebin İçtiği Ses, Yabancılaşma ve Öteki Şiir, Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır?, Yansımanın Gerçeği, Dikkat! Şiir…, Bir Kente Nereden Girilir / Halkapınar, Nâzım Hikmet’in Şiirlerinde ‘İnsan manzaraları’

Romanları; Cinselliğin Kahkahası

Ödülleri; 1974 Milliyet Sanat Dergisi “Yılın En Başarılı Genç Şairi” yarışmasında finale kalan dört şairden biri oldu, 1979 Almanya 2. Uluslararası Çocuk Kitapları Fuarı İyi Çocuk Kitabı 2.’lik Ödülü, 1985 Rıfat Ilgaz Şiir Dalı 2.’lik Ödülü, 1992 Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi 1. İlkbahar Şiir-Öykü Yarışması 3.’lük Ödülü, 1989 Halil Kocagöz Şiir Ödülünü Metin Altıok’la bölüştü, 1996 Sabri Altınel Şiir Ödülü, 1996 Altın Koza Şiir Ödülü, 1996 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü, 2000 Orhon Murat Arıburnu “Turgut Uyar Jüri Özel Ödülü”, 2008 Birkaç Kuş, Birkaç Anı,Yunus Nadi Ödülü, (Birincilik), 2008 Birkaç Kuş Birkaç Anı, M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü (Birincilik)

Paylaşın

Veysel Erol kimdir? Hayatı, Eserleri

1976 yılında İzmir’in Selçuk İlçesi’nde dünyaya gelen Veysel Erol,, 2 Temmuz 2014 günü Selçuk Tahsin Ağa Camii’nde kılınan namazdan sonra, Selçuk Mezarlığında toprağa verildi. Veysel Erol, evli ve üç çocuk babasıydı.

Haber Merkezi / Emekli öğretmen olan Veysel Erol, Selçuk’un en önemli değeri Efes Antik kenti ve Meryemanı’nın Türkiye ve yurtdışında daha iyi tanınması için sayısız haber ve araştırmaya imza attı. Son yıllarda Selçuk’un öne çıkan bir başka değeri Şirince’nin adının duyulmasına da katkı veren Veysel Erol, basın camiasında sevilen bir gazeteciydi.

Şiirlerinde serbest ölçü kullanan Veysel Erol, tabiat ve insan sevgisini işler. Göz Banyosu (2006) adlı şiir kitabında da sosyal temalı ağırlıklı metinleri vardır.

“Birinci Manken”

yüzünü gördüğüm kaşıkta
sıcak bir ceset var

gümüşe tapıyorum
gümüşü okşayan
masada yangın var

yangın dildir
nesnelerin dili
sığıntıyı
ünlemlere saklar

yankıyı
yansısız bir aynaya
-sakın

bağırma
beni ruj tutar
ağızda kurşun
elde kalem var

duydun mu
yemek bitmedi daha
tabakta
göğsümün topukları var

“Hasatçı”

ben bir ikindi uykusuyum, rüzgârda
çiçeklere bakmak modaydı, kentte uçuşan
bir tuğlada pıhtılaşmış yazı, saçları kızıl
elleri kil, kadınlığı 1945 almanyası

ben bir ikindi uykusu, henüz soğumuş
pis kokularda yatan şiir
son kurşun: gençlik modaydı

ölmek için daima zaman vardı,modaydı
sarı hem çok yakındı, ateş
teknemim ağzı: yakın şiirleri
patlasın şakağımızda yüreğin kızgın öküzü
kuruyan kelimeler tutuşsun insan tarlasında
ağır ağır, dil oynasın

deniz bu, cansızlık modaydı: mavi
kendini koklayan bir kırmızıydı, beyaz
hep beyazdı zaman, modaydı

Paylaşın

Veysel Öngören kimdir? Hayatı, Eserleri

1931 yılında Diyarbakır’ın Bismil İlçesine bağlı Hacikan (Uzundere) Köyü’nde dünyaya gelen Veysel Öngören, 30 Eylül 1998 yılında doğduğu köyde vefat etti ve orada toprağa verildi. Fatma Hanım ile madenci Bedrettin Öngören’in oğludur. Karikatürist-yazar Ferit Öngören ile yazar, yönetmen, oyuncu Vasıf Öngören’in ağabeyidir.

Haber Merkezi / 1934 yılında merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasında çıkan anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olayların Güneydoğu’ya doğru yayılması üzerine Hacikan Köyünün ağası Öngören ailesi de Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine gönderildi. O nedenle de Veysel Öngören memleketinde başladığı ilköğrenimini Kütahya Tavşanlı’da, ortaöğrenimini ise 1949’da Afyon Lisesinde tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başlayan Öngören, buradaki öğrenimini yarıda bırakarak Diyarbakır’a, doğduğu köye geri geldi.

Burada yedi yıl yaşadıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü okudu. Vatan gazetesi ve TRT Dış Haberler Servisinde çalıştı. Kardeşi Vasıf Öngören’in kurduğu Ankara Birliği Sahnesinin müdürlüğünü yaptı. Ömrünün son yıllarında Diyarbakır Belediyesinde tiyatro çalışmaları yaptı ve köyünde çiftçilik yaparak yaşamını sürdürdü.

İlk şiiri 1950’de Tavşanlı’da yayımlanan Filiz adlı bir dergide çıktı. Daha sonra edebiyat sorunlarına ilişkin yazılarını Yarın, Bilim ve Sanat, Ulus, Yeni Ufuklar, Türkiye Yazıları, Yeni Düşün, Yelken gibi dergi ve gazetelerde; şiir ve denemelerini ise Dost, Ankara Birliği, Türk Dili, Sanat Rehberi, Su gibi dergilerde yayımladı. Şiirlerinde sosyal gerçekçi hassasiyeti yansıtan Öngören’in şiir anlayışı Ahmed Arif, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin gibi şairlere yakın bulundu. Yöresel deyişlerden de yararlandığı şiirlerini gözlemlerinden kaynaklanan zengin bir duyarlılıkla işledi. İlk şiir kitabı Remo ve Salo 1979 yılında yayımlanan Veysel Öngören, beş şiir kitabının yanı sıra edebiyat sorunlarını irdeleyen yazıları ile dikkat çekti.

Edebiyat incelemelerini Şiir ve Yenilik (1997) adlı kitapta yayımladı. Türk şiiri hakkında oldukça iyi bilen şair, şiir sanatı üzerine de özgün yorumlar yapmıştır: “Şiirimizde yapı sorunlarıyla ilgili kimi çalışmalar görüldü. Uğraş, kuşkusuz şiirin tekniğindeki olgunluktan kaynaklanıyordu. Şiir tekniğinin gelişmesi şairi tehdit etmeye, şairi tekniğiyle kendi arasında bir çözüm bulmaya zorladı. (…) Şiirin teknik baskısı önünde duyulan çaresizlik, düşülen tembellik, 1960 ozanlarının açtığı yolda şiirin ve gerçekliğin önünü adım adım tıkıyor. Yeni ozanlarda görülen kıpırdanmanın verdiği umut, bu olguyu açığa vurmada, şiire ve gerçekliğe ait bir yararı düşündürüyor. Şiir ‘kuşakları ardından koşturan öncü geyik’ ise Marksist öğreti adına şiire uygulanan bu baskıyı kırma işi şiirin tekniğini yenerek onu kullanılabilir kılma noktasında yeni ozanlarca geliştirilmelidir” görüşlerini ileri sürmüştür.

Hüseyin Atabaş gerek Veysel Öngören’in yaşamı gerek şiiri üzerine şöyle tespitlerde bulunmuştur: “Veysel Öngören bir güzel adamdı. Diyarbakırlı idi ama Ankara sokakları onun kahkahaları ile şenlendi yıllarca. O Ankara’yı çok sevmişti, Ankara da onu. Diyarbakır’da ‘ağaydı’, ‘şeyhti’ ama bunlar onun hiç mi hiç umurunda olmadı. O, Nusret Hızır’ın Dil Tarih’te öğrencisi olmaktan onur duyuyordu. Öncü geyiğin ardındaki şiir avcısı olmanın keyfinin çıkarıyordu. Ve Ankara, onun için hep Dil Tarihli yıllarının Ankara’sıydı. Enver Gökçe kuşağından bir şiir tavrı olan Veysel Öngören’in ömrü, ‘Remtelebe’nin destanını yazmakla, ‘Koca Ülke’nin şiirine tutunmakla geçti”. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Veysi Erdoğan kimdir? Hayatı, Eserleri

1982 yılında Diyarbakır‘da dünyaya gelen Veysi Erdoğan, ilk ve orta öğreniminden sonra, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde Türkçe öğretmenliği yapmaktadır. Bu okulda “Kalem Arkadaşları” adlı bir dergi çıkarmaktadır.

Haber Merkezi / Bir süre Yom Sanat dergisinin editörlüğünü yaptı. Şiir ve şiir üzerine yazıları Varlık, Kitap-lık, Yasakmeyve, Yaratım, Pitoresk, Tigris, Mühür, Yazılıkaya, Mor Taka gibi dergilerde yayımlandı. Şimdi Terk Edin Çadırımı (2008) adlı dosyası ile 2008 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Şiir Ödülü’ne layık görüldü. Erdoğan’ın şiirinin kaynağını, Doğu’da yaşananlar, Doğu’nun edebî, kültürel kaynakları oluşturur.

Doğu mitolojisinin sembollerini işlediği Aklın Azabı: Birhan Keskin Şiirinde Hatıra Medeniyeti (2012 ) adlı inceleme kitabında, şair Birhan Keskin’in hayatından daha çok şiirlerini, şiir anlayışını detaylı olarak ele alır. Aklın Azabı eseri Yediler Kırbacı, Yediler Evi, Yediler Kuyusu, Yediler Aşkı’na başlıklı dört bölümden oluşur. Esrâri, Hafıza, Mağlûp, Ayna ve Tabut, Kılıç ve Kuyu, Şamdan ve Şuâra gibi. Sadece şiir isimleri bile onun şiir dili hakkında ipuçları vermektedir.

“Eksik”

herkes bir mum ile kapıma geldiğinden beridir
elem yüklü o yeşil evde bir ölüye pervaneyim

dönerim levhaya susan yüzümün esrarında, perde!
anlarım ki o kusur tende ben dilimin eksiğiyim

galib’in nefesinden gül okusa bana şeyh’im
duyamam! vezirim öldü her söze kötü bir vecizeyim

bileyin beni kalplerin sınandığı o vedâ suyunda
kör edin! ben ki kaf’ın kamburunda unutulan yetimim

gittim kendimi ölülerle terbiye edip geldim
kadife bir kılıca verdim tenimi işte ben dedim!

herkesin günahını bıraktığı bir lekeyim bu yerde
levhaya susmuş eksik bir beden ile kime geldim?

nerde dilin, nerde tenin, gözlerin nerdedir deme!
çıkamam kendimden ey şüphe aynalara giderim!

“Leke”

herkesin herkese kırbaç olduğu zamanlardı ki onlar
yarasını aynalarda büyüten bir lekeden geldilerdi

güzeldiler gül teninden tac yaparken dünyaya
yalan vezniyle varılan bir zamana indilerdi

baktılar her yer çamur her şey toz içinde yaradır
gittiler, keder kokan bir gövdede bekledilerdi

istediler mümkün olsun bu çağı kuyusuz kapatmak
hüzün suyuna susan o kör mendil inlemesin istedilerdi

gördüler herkes ötekinin sesiyle kapatıyor perdesini
olmaz’ın bahçesinden gitmek gömleğini giyindilerdi

kimbilir nerdeler şimdi, hangi mevsimdeler?
kimbilir hangi çağın peçesiyle örtündülerdi?

dünyayı söyleyen suların rengindeydi oysa onlar
gümüş bir gülden gelip siyah bir güle dönüştülerdi

Paylaşın