Metin Fındıkçı, Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Aralık 1961 yılında Mardin’de dünyaya gelen Metin Fındıkçı, İlkokulu Sakarya İlkokulu’nda, ortaokulu Cumhuriyet Lisesi’nde tamamladı. 15 yaşında ailesiyle birlikte Ankara’ya yerleşti. Aktepe Lisesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / SSK’nin yazlık tesisinde (Side) memur olarak göreve başladı. 1994’te memurluktan istifa etti ve bir ihracat firmasında tercüman olarak çalışmaya başladı. Emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleşti. Şiir yazarak ve çeviri yaparak hayatını sürdürüyor.

Şiirleri ve çevirileri Adam Sanat, Cumhuriyet Kitap, Rüzgâr, Şiir-lik, Yarın, Uç, Yarın, Yazılı Günler, Yeni Biçem ve Kitap-lık gibi birçok dergide yayımlandı.

Şiir yazmaya 12 Eylül (1980) sonrasında yaratılan siyasi boşluğa inat başladı. Nâzım Hikmet’i, Turgut Uyar’ı, Edip Cansever’i sevdi ve onlardan etkilendi. Orta Doğu’nun çeşitli ülkelerinin şairlerinden yaptığı şiir çevirileriyle edebiyat ortamımızdaki bir boşluğu doldurdu.

Hiçbir Arap şairden etkilenmedi, ancak Adonis’e, Nizar Kabbani’ye ve Nazik El Melaike’ye yakınlık duydu. Ayrıca Muhammed Bennis, Fetva Tukan, Selim Berakat vd. şairlerden çeviriler yaptı.

Eserleri;

Şiir: Harabeler (1992), Ve Kalbim Sular Altında (1996), Karanfil Mesafesi (2001), Unutulan (2004), Çölden Hırka (2006),  Katran (2008), Sen İçerde Uyurken (2009), Sardunyanın Kehribar Zamanı (2010), Gülün Koynuna Düşen (2013)

Çeviri (Şiir): Seçme Şiirler – Güllerin Aydınlığında (2004) –  Ayna ve Düş (Adonis’ten, 2002), Beyrut Kasidesi (1995), Mavi Bir Gün (2003), Unutulanı Anmak (Mahmud Derviş’ten, 2002), Hüzünlü Irmak (Nizar Kabbani’den, 2000), Rüyadan Çağrılmak (Nazik El Melaike’den, 1996), Beyrut’ta Deniz Yok (Ğade Samman’dan, 2002) Çağdaş Arap Şiir Antolojisi (2004). (Hikaye): Filistin Senin İçin (Hannan Avvad’dan), Şairin Kandili – Kuşatma Günlüğü (Ayşe Basri’den).  

“Ellerime sığmayan”

Kırık bir testidir eşikte duran
Ovaya yayılan acı bir sudur.

Oysa sığmaz gecenin gözleri yanan
mumlara,ellerime sığmaz
bir yara içinde büyüyorum
akan suyun tadı kaplanın gözlerinde durur
gitgide organlarıma karışıyor talan edildikçe kadim yerler.

Mumlarda tükenen gecenin gözlerine bakıyorum
sen büyüyen bir fısıltıyla çıkıyorsun
geceden gündüze
dağılan nar  tanelerini örtüyorsun
karanlıktan aydınlığa açılıyorsun.

Çocuk giysiler içinde mavi bir gecede
ağaç  dibinde telaşlı bir karınca yuvasında
koyu ve diri kokunu duyuyorum.

“Özleme mekan”

I
Eski bir kilise avlusu nasıldır bilirsin
Bilirsin çinisi çalınmış kırık bir pusulada geçer zaman

Nasıldır bilirsin böyle bir avluda soluklanmak
Seni görmediğim günlerin küflü ekmeğini bilirsin, bekliyorum

Su alan bir kalyonla, bilirsin bir kara parçasıdır yüzün
Bir ormandır bir koydur bir buluşma yeridir

Ve yoktur onu da bilirsin. Eski bir avlu nasıldır bilirsin
Bir yaşanmış bizimdir ve gözlerim vaha faslında durur

Bilirsin, kırık camlardan içeri gözlerin derin
Sonsuz, ey çarşambanın akşamında özlenen

Anladım sensin şu kaybolan ellerime mekân
Sonsuz teninde ellerime kısacık ömür sensin

Çağırmayan sesin akşamın ve telefonların uğultusuyla
Nasıldır bilirsin yön bilmemek, bilirsin
Bir kedinin gözlerinden içerisi çöldür…

II
Durup özlemini günlere bölüyorum
Eski bir avluda kuyu nasıldır bilirsin
Görünmez ulu gözlerine sesleniyorum
Karanlık sensin, susuzluk sen, aydınlık sen
Dökülüyorum yataklarından suların
Yokluğunu bağışlıyorsun alıp bekliyorum.
“Ne avutur ki beni senden başka”

Ellerimde suyun
asi  yüzü
kınında te

Paylaşın

Metin Eloğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Mart 1927 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Metin Eloğlu, 11 Ekim 1985 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.  Yazı ve şiirlerinde “Mehmet Metin”, “Mehmet Emin”, “Ali Haziranlı”, “Etem Olgunil”, “Nil Meteoğlu” takma adlarını da kullandı.

Haber Merkezi / Metin Eloğlu, Üsküdar Sultantepe Ortaokulu’nu bitirdikten sonra Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde yüksek öğrenim gördü, Seyfi Toroy, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Zeki Kocamemi’nin atölyelerinde çalıştı. Düşünceleri nedeniyle bir süre tutuklu kaldı ve akademiden kaydı silinerek askere alındı. Askerlik görevini disiplinsizliği yüzünden askerliği beş yılda bitirebildi. Yaşamını sanatıyla kazandı.

Ressamlığıyla da tanınan Eloğlu’nun yazın yaşamı Servetifünun-Uyanış dergisinde yayımlanan öykü ile başladı ancak ‘Garip’ akımı doğrultusunda yazdığı şiirlerle tanındı. Kendine özgü bir dil ve mizah anlayışıyla oluşturduğu yaşamda karşılaşılan bozuk, dengesizlik, düzensizlik konularını acımasızca eleştiren, taşlayan şaşırtıcı şiirler yazdı.

Kendi yaşama kosullarının ve çağının tanığı şiirlerine acıyı, ironoyi kattı. Sonraki yıllarda Varlık, Yaprak, Yenilik, Şiirler Yaprağı, Türk Dili Dergisi’ndeki şiirleriyle genç şairlerin önde gelen temsilcilerinden biri oldu. imgeyi ön plana çıkaran şiirleriyle İkinci Yeni’ye yaklaştı. İkinci Yeni etkinliğini yitirinceyeni bir arayışa yöneldi. Kapalılığa ve soyuta çok yaklaşan aşırı deneylere girişti. Öykü ve eleştiri yazıları da yazdı.

Eserleri;

Şiir:

Düdüklü Tencere
Sultan Palamut
Odun, Horozdan Korkan Oğlan
Türkiye’nin Adresi
Ayşemayşe, Dizin
Yumuşak G
Rüzgâr Ekmek
Hep
Yine
Şiirler
Ay Parçası
Önce Kadınlar

Derleme;

Garip Şiirler Antolojisi, (Ü. Y. Oğuzcan ile) Yay, 1957.

Uyarlama;

Bektaşi Dedikleri, (O. Tansel ile)

Ödülleri;

1972 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1967 DYO Sergisi (Resim dalında birincilik Ödülü)
1976 Yarımca Sanat Şenliği (Resim dalında birincilik Ödülü

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Metin Demirtaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Mart 1938 yılında Antalya’nın Elmalı İlçesi’ne bağlı Akçay Köyünde dünyaya gelen Metin Demirtaş, 27 Eylül 2014 tarihinde Antalya’da vefat etti ve Andızlı Mezarlığı’na defnedildi. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Antalya Sanatçılar Derneği üyesiydi.

Haber Merkezi / Metin Demirtaş, ilkokulu köyünde okudu. Antalya Erkek Sanat Enstitüsününün Torna-Tesviye Bölümünü 1955’de bitirdikten sonra, 1962’de Ankara Akşam Teknikerlik Okulu Makine Bölümünden mezun oldu. Makine Kimya Endüstrisi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Atölyesi ve Ankara Fen Fakültesi Atom Araştırma Laboratuvarında, Antalya Belediyesinde teknisyen olarak çalıştı. Çok genç yaşta bacağında oluşan bir kanser hücresi yüzünden 1980’de bacağı kesildi. 1981 yılında emekli oldu.

Yugoslavya – Struga’da her yıl gerçekleştirilen Struga Şiir Akşamları Şenliği’nde Hasan İzzet Dinamo, Arif Damar’la birlikte Türkiye’yi temsil etti. Avustralya Kültür Bakanlığı ve Sidney Türk Halkevi’nin davetlisi olarak, Nazım’ın 25. Ölüm Yıldönümü Anma Etkinlikleri’ne katıldı. Sydney ve Melbourne’de Nazım’ın son eşi Vera ve Abazha yazar Fazıl İskender ile değişik toplantılarda Nazım ve şiiri üzerine konuşmalar yaptı.

İlk şiirleri Varlık dergisinde yayınlanan şairin şiirleri daha sonra İmece, Türk Solu, Yeni Adımlar, Militan, Sanat Emeği, Yansıma dergilerinde yayınlandı. Şiirleri değişik dillere de çevrildi. Kelimelerle fazla oynamadan, sadelikle ve tevazuyla serbest ölçüde yazdığı şiirlerinde sosyal konulara ağırlık verdi.

Eserleri;

Görüşme Yeri Memleket
Hazır Ol Kalbim
Hançer ve Lirik
Bir Mendil Gökyüzü
Şiirimsi Nasrettin Hoca Öyküleri
Tersinden Okunan Masallar
Çocuklar Kediler Uskumrular
Hazırol Kalbim – Toplu Şiirler –
Ve Erenler Böyle Dedi

 

Paylaşın

Metin Cengiz Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Mayıs 1953 yılında Ardahan’ın Göle İlçesinde dünyaya gelen Göle İlkokulu (1964) ve Kars Alpaslan Lisesi’nden (1972) sonra girdiği, Erzurum Atatürk Üniversitesi Temel Bilimler ve Yabancı Diller Yüksek Okulu Fransızca Bölümünden 1977’de, Marmara Üniversitesi Fransızca Bölümünden 1987’de mezun oldu.

Haber Merkezi / Öğrencilik yıllarında bir süre DİE’de memurluk yaptı (1973). Siyasi dergi çıkarmak ve siyasi faaliyetlerde bulunmaktan dolayı tutuklandı. 1977-1987 arasında Erzurum, Kars ve İstanbul’da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. 12 Eylül döneminde iki yıl cezaevinde kaldı. Muş’ta öğretmenlik görevini yaptığı sırada istifa etti ve İstanbul’a döndü.

Günaydın gazetesi, Sosyal Yayınları, Papirüs Yayınları ve Tüyap’ta düzeltmen, redaktör, editör ve çevirmen olarak çalıştı. 1993’ten 2002’de emekli olana dek Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. Öğretmenliğin yanında Yön Yayınları’nda editör olarak çalıştı. 1998’de Söz Kanatlanınca adlı bir televizyon programı hazırladı. 2005’te arkadaşlarıyla Digraf Yayınlarını (sonradan Şiirden Yayıncılık adını aldı) kuran Metin Cengiz 2010’da çıkmaya başlayan Şiirden dergisinin genel yayın yönetmenliğini sürdürmektedir.

Çanakkale, Yalova ve Lefkoşa’da şiir festivalleri hazırladı. Bu festivallerde kurulan dostluklar sayesinde Türkiye’de Fransız şairlerin ve Fransa’da Türk şairlerin eserlerinden antolojiler hazırladı. Şiir kitapları dünyanın farklı ülkelerinde yayımlandı. Şiirden dergisinde dünyanın şiirlerinden çeviriler yayımlamaya özen göstermektedir.

Şarkılar Kitabı ile 1996 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, Sonsuzluk Çiseler Büyük Sularda adlı kitabıyla Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü aldı (2010). 2011 yılında Uluslararası Tudor Arghezi Ödülü’ne ve 2014 yılında bütün eserleriyle 8. Mersin Kenti Edebiyat Ödülüne layık görüldü. Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir. Evli ve bir çocuk babası olan sanatçı halen İstanbul’da yaşamakta, şiir ve eleştiri çalışmalarına devam etmektedir.

Edebiyatın özellikle şiir ve şiir eleştirisi yönüne ağırlık veren sanatçının şiirleri Broy, Düşün, Yazko Edebiyat, Varlık, Adam Sanat, Hürriyet Gösteri gibi dergilerde, “Nasıl Şiir” başlıklı ilk yazısı 1980’de Demokrat gazetesinde, ilk şiiri 1983’te yayımlandı. 1998-2002 yıllarında Varlık dergisinde ve 2003-2004 yıllarında Hürriyet Gösteri’de şiir ve şiir sorunları hakkında düzenli yazılar yazdı. Şiirlik, Kavram Karmaşa, Düşler, Kedi, Atika, Islık, Kervan, No, Şehir, Papirüs, Kum, Yasak Meyve, Son Kişot, İnsan, Yazarlar Dünyası, Yazılı Kaya gibi dergilerde şiir ve yazıları yayımlandı.

Şiirin insanın varoluşsal sorunlarını en iyi dile getiren yazım tarzı, dilin olanakları içinde insanın kendini varetme biçimi, varlığını ortaya çıkarma yolu olduğunu düşünür. Yenibütün Şiir Hareketi ve toplumcu şiir içinde yer alan sanatçı, şiirlerinde modern lirik şiirin özellikleri, zengin ve derin bir imgelem yapısı sergilemektedir. Şiirlerinde varoluş sorunsalını ağırlıklı olarak tema edinmiştir. Metin Cengiz yaşantısından yoğun izler taşıyan şiirlerinde modern şiirin dil imkânlarından yararlanmıştır. Zaman zaman geleneksel ögelerin ön plana çıktığı bu şiir insanı modern dünyanın gerçekliği içinde duygusal ve gerçekçi bir bakışla bütünsel olarak ele almaktadır. Şairin toplumcu yönü doğal olarak şiirlerinde insanın sömürülüşü, toplumsal aydınlanma gibi temaların ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Şiirleri İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Boşnakça, Rusça, Romence, Arapça, İbranice gibi pek çok dile çevrilmiş, seçme şiirleri Apres le Tempete et Autres Poems (2006) adıyla Fransızca ve Il Colore dell’Oscurita: Karanlığın Rengi adıyla İtalyanca (2017) yayımlanmıştır. Fransızca-Türkçe şiir seçmeleri çeşitli dosyalar halinde Fransa ve Türkiye’de dergilerde yer almıştır. İspanya, İtalya ve Fransa’da çağdaş Türk şiiri antolojileri hazırlamıştır. Max Jacob, Pablo Neruda, Jacques Prevert gibi şairlerden çeviriler yapmıştır.

Modern Türk şiiri üzerine incelemelerinin yanında şiir, imge, biçim, biçem, şiir yazma üzerine ve kültür, felsefe, eleştiri ile şiir arasındaki ilişkilere dair yazılarını kitaplarda toplamıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Metin Celâl Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mart 1961 yılında Ankara’da dünyaya gelen Metin Celâl, İstanbul Göztepe Aryamerh Lisesini bitirdi. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliği Bölümünde başladığı (1978-1981) yükseköğretimini yarıda bırakıp İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Basın Yayın Yüksekokuluna devam etti (1982-1985).

Haber Merkezi / Çeşitli gazete ve dergilerde redaktörlük ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Aralık 1989-1992 yıllarında Heinrich Böll bursuyla Almanya’da kaldı (2001:566). Parantez Yayınevi’nde yönetici olarak çalıştı. İmge/Ayrım (1984, 3 Sayı), Yeryüzü Konukları (1984, 1 Sayı), Poetika (1985, 4 Sayı), Fanatik (1989, 4 Sayı) ve Sombahar (1990-1996, 35 Sayı) ve Özgür Edebiyat (2007-2013) dergilerinin yayın kurullarında yer aldı.

Hâlen Parantez Yayınlarının yöneticisidir. Edebiyat ve İlim Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (EDİSAM) başkanlığı da yapan Celâl Türkiye Yazarlar Sendikası ve Pen Yazarlar Derneği üyesi, Türkiye Yayıncılar Birliği genel sekreterliği ve başkanlığı görevlerinde bulundu. İstanbul’da yaşıyor.

İlk deneme yazısı “Yol Ayrımı” 1980’de ODTÜ Edebiyat Kulübü Bülteni’nde çıktı. Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat ’81, Varlık, Türk Dili, Sanat Olayı, Günümüzde Kitaplar, Cönk, Gösteri, Broy, Yeni Düşün, Üç Çiçek, Fanatik, Öküz ve Düşler, E gibi edebiyat dergilerinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla tanınan Metin Celâl’in, Güneş, Evrensel, Özgür Gündem, Yeni Yüzyıl, Cumhuriyet ve Radikal gibi gazetelerde şiir ve yazıları yayımlandı. Uzun yıllar (Eylül 2018’e kadar) Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları ve Cumhuriyet Kitap’ta “Okuduğum Kitaplar” köşesini yazdı. Hâlen Hürriyet Kitap-Sanat’ta kitap eleştirileri yazıyor.

1980 kuşağının imgeci şairleri arasında yer alan Metin Celâl aynı zamanda yazdığı kuramsal ve eleştirel yazılarla da bu şiir anlayışının yaygınlaşmasında önemli rol oynar. Şiirde içerikten çok söyleyiş güzelliğine ve estetiğe önem veren şair, 1970’lerde ve 1980’lerde şiiri ideolojik araç olarak gören, şiire estetik bir gözle bakmayan, şiirin kendine özgü sorunlarıyla ilgilenmeyen şairleri eleştirmiş ve kendi şiirini estetik bakış üzerine, şiirimizin geçmişiyle hesaplaştığı kadar geçmişin birikiminden de faydalanmak üzerine kurma düşüncesindedir.

Metin Celâl’in şiirinde aşk, erotizm, ayrılık, hüzün gibi temaları ince bir duyarlılıkla, yer yer hüzünlü ama bir o kadar da ironik bir dille ele aldığı görülür. Kendi döneminin “toplumcu gerçekçi” şairleri tarafında “bireyci” olmakla suçlanan Metin Celâl, hayatın sıradan akışı içinde sıkılan bireyin kendine çıkış aramasını şiirlerinde işlerken bireyin öne çıkarılmasını estetik bakıştan ve imgeden faydalanarak şiirini kurar.

İlk kitabı Adım Ölüm’den (1986) itibaren kendini kolay ele vermeyen bir imge sisteminden yana olan şair, günlük hayata dair unsurları ve konuşma dilini başarıyla kullanır. Yalın imgelerle dolu şiirlerinde duyarlı, hüzünlü bir dil vardır. Kendi kuşağı içinde şiir eleştirileriyle de dikkat çeken şair, poetik donanıma önem vermesine ve şiir tarihimize geniş bir açıdan bakabilecek donanıma sahip olmasına rağmen şiirlerinde poetik bilgilere rastlanmaz, bilgiyi içselleştirimiş şekilde kullanır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Metin Altıok Kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Mart 1941 yılında İzmir’in Bergama İlçesi’nde dünyaya gelen Metin Altıok, çocukluğu ve ilk gençliği Karşıyaka’da geçti. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalıştı. Öğretmenliğe geçiş yaptı ve Bingöl Lisesi felsefe öğretmenliğine atandı. Mesleğine Karaman İmam Hatip Lisesi’nde sürdürdü ve 1990 yılı başında emekliye ayrılarak Ankara’ya yerleşti. Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 Madımak Oteli’nin yakması sırasında ağır yaralandı. 9 Temmuz 1993’te Ankara’da hayatını kaybetti.

Şiire lise yıllarında başlayan Altıok şiirle resmi birlikte yürüttü. Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde ilk resim sergisini açtı (Çetin Sipahi ile birlikte). Daha sonraki yıllarda yine Fransız Kültür Merkezi’nde, Ankara Sinematek Derneği’nde (Orhan Taylan’la birlikte), Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde resimlerini sergiledi. Kuşağın en romantik, duygucu şairlerindendir. Yalnızlık, gezginlik, yerleşiklik, yabancılık şiirlerinin ana temasını oluşturur. Kendine özgü bir sesi, romantik, acılı ve yalın bir söyleyişi vardır.

Eserleri;

Gezgin (1976)
Yerleşik Yabancı (1978)
Kendinin Avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü)
Küçük Tragedyalar (1981)
İpek ve Klabtan (1987)
Gerçeğin Öte Yakası (1990)
Dörtlükler ve Desenler (1990)
Süveyda (1991)
Alaturka Şiirler (1992)
Şiirin İlk Atlası (1992)
Hesap İşi Şiirler (1993)
Bir Acıya Kiracı (1998-Bütün Şiirleri)

Ödülleri:

1980 – Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü / “Kendinin Avcısı” ile
1990 – Cemal Süreya şiir ödülü / “Gerçeğin Öte Yakası” ile

Paylaşın

Mesut Aşkın Kimdir? Hayatı, Eserleri

1968 yılında Sivas’ın Şarkışla İlçesinde dünyaya gelen Mesut Aşkın, beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktadır.  İstanbul’da yaşıyan Mesut Aşkın, Mersin’de Islık şiir dergisinin yayın kurulunda görev aldı.

Haber Merkezi / Mesut Aşkın’ın şiirleri; Şiir Oku, Varlık, Kum, Kavram-Karmaşa, Şiir Ülkesi, Budala, Atika, Maskesiz-Yelken, Başka, Öteki-siz, Yaratım, Sanat ve Hayat gibi dergilerde şiirlerinin deneme, inceleme yazılarıyla yer aldı.

Mesut Aşkın, Edebiyat, Fotoğraf, Sinema, Tiyatro, Sanat & Mimarlık kategorilerinde eserler yazmış bir yazardır. Mesut Aşkın kitapları; Artshop Yayıncılık, Chiviyazıları Yayınevi, Galata Yayıncılık, İnsancıl Yayınları, Kaos Çocuk Parkı Yayınları aracılığıyla kitapseverlerle buluşmuştur.

Mesut Aşkın tarafından yazılan son kitap “Üç Ayın Kırk Ayini” Kaos Çocuk Parkı Yayınları tarafından okurların beğenisine sunulmuştur.

Eserleri;

Drama Phone
Harf Divanı
Terk Divanı
Çocuk Gülünce
Üç Ayın Kırk Ayini

“Dağ adı”

Çömelip bakır bir kapıyı
dövdüm senden sonra
aklımdan önce üşüdü
sabah

sonra kadına bir dağın
adını verdim ok
ile yay uzaklaşırken birbirinden

karanlığa bıraktım avcılığımı kristal
ve taş dedim ateşe
su düştü kül ağır

ince uzun mum
ile kandili
aynı ateşte yaktım ince
ağır uzun sıcak

izlerini buldum gecenin
eşiğinde körlerin

kristal ve taş dedim
sana
bir dağın adını verdim
“rouni” dedim

ateşe su düştü
kül çimlendi
seni bir de böyle
sevdim
topraksız
taşsız
sözsüz

“Harf divanı”

ben yazmak adağı

ben

senin için kurban

senin için
kana bulanan üstüm başımla
cennetten kovulan ilk annem

ilk kadınımla bahara yaza giren

kar ile teyemmüm eden ben

kalemin arkasında
birinci tekil şahıs

kâğıtlara yürüyorum

gücümü tüketmek için

senin için

tevrata zebura incile kur’ana
cennete cehenneme

senin için giriyor çıkıyorum

bir tek sayfada

seninle olmak için
ben yazmak adağı

ben senin için

günde iki kez kurban

derimi sunuyorum sana
çadır kur davul çal

seninim ben yalnızca

senin

ya kelime

Paylaşın

Meryem Çoşkunca Kimdir? Hayatı, Eserleri

1992 yılında Adana’nın Tufanbeyli İlçesi’nde dünyaya gelen Meryem Çoşkunca, Mersin 19 Mayıs Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Bolu İzzet Baysal Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünde okudu.

Haber Merkezi / Meryem Çoşkunca’nın şiirleri Hayal, Akatalpa, Aşkın E Hali, Eliz Edebiyat, Gard Şiir, Hayâl, Kalemsiz, Kurşun Kalem, Kuşak Edebiyat, Lacivert, Mavi Yeşil, Melâmet, Me’yus, Mühür, Peyniraltı Edebiyatı, Şiiri Özlüyorum, Tmolos Edebiyat, Tun, Yasakmeyve gibi dergi ve fanzinlerde yayımlandı

Ödülleri:

2015 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü’nde adı anıldı
2016 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü

“Öbürü ya da Öteki”

/içi kemiren bu korkunç basınç

başka nasıl açığa çıkacaktı

              şiirsiz./

kaygılarımı omuzlamaktan başka
bilmedim tek bir yankı
döktüğüm yaşları topluyorum
önüme konulan çeyiz kör. gök kilitli.
duyarım dağılmış tozlar arasında
ezik bir kavalın ağıtını.ben
ordaydım ve yalnız çırpınışları gecenin
ezildim ben de doğrudur
bütün öfkesinin altında
sırtı dökük bir aşkın

doyur dedim nefsime
acıyı doyur
sesi eğilene kadar. karanlık
ol kuyunda bir başına taş
bir yaş daha düş, huy et
ve söyle
bu çağda en/ine duran bir ayna
bütün bütün değil daha
bin parça

bir gölge oyalasa bizi ah
içimizi taşıyla fırlatıp atacağız
kesiği yüzümüzden okunacak
suyun
dişli tanrılar ödeyecek bu bedeli
ben ve rüzgarından olan
dağ bilinecek. bilinecek
çarpışıp tutunamayan şeyler
aranırken eleği altında
küf kokulu zamanın

dağılıp toz olan ne varsa
bilinecek görünmeyen
öbürü
ve geceyle daha öteki

“Su Günü”

Suyun boğuluşuydu bardağa dökülmek
uzağınızda değil, boşluğunuzda, o sarı kovukta
dört kere tekrarladım bunu kalabalığa
yalnız kendim duyardım, bir de bardağa değen el

Ah dedim, herkes kendine yansır sarhoş bardakta
oyuk masalar üstünde başlar dünya turu!

Kimse sormadan gelirdi suların hatırını,
taşlar bakımsızlıktan kara
uzanmıyorlar ondan ırmak kenarlarına.
Söz gelimi birden doldurulmak desem
aldırır mısınız beni de boşluğunuza?

Dur dedim, bir çölün kumu ne kadar çoksa
o kadar ağaçsızdır topraklar, sen de olmayan bir dal
yol: işaret parmağım, yol: tırnaklarımın kazıdığı
yalnız kendim duyardım bunu, bir de bardağa değen el

Çok kere vurdum masaya, beşincide devrildi masa
işte, suyun ellerimde dirilişi
hazır değildim gülmeye ama güldüm

Yazın bunu: suyun günüdür bugün!

“Alıç Güzü”

Dilaltında saklı sözler gibi bir ağaçla akşamları
birikirdi ellerim kanlı kütüğün soğuğunda
ölü aynalardan yansıyandı inançsız gövdelere
çizgisine yamanan kovuk başları.

Ben sonbahardan sonraki şeylere inanırdım
ağzımdan Akdeniz tadına en çok ve suya
yetmedi söz buldum ağzıma
harflerin ininde yaz’dım
geçmişimde alıç güzü

İndiğim tümsekte durulmazdı
karanlığın yarama battığı o çukur aynada
gezindiğim yırtık bana esrar, bana buz ağı
her buz eriyeceği bir kap bulmalıydı oysa

her iyi denilen şey gibi fos çıkardı mutluluk
cam gibi eşiğe dağılırdım kim kırsa

ve içimizde hep dağlı bir at başı suskunluğu.

Paylaşın

Merih Akoğul Kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Ağustos 1963 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Merih Akoğul Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden 1985 yılında mezun oldu. Reklam fotoğrafçılığı, radyo yayın yönetmenliği ve daha sonra Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yaptı.

Haber Merkezi / İstanbul’da yaşayan Akoğul, Günaydın FM’de ”Gece Devriyesi” ve ” Şehir Işıkları”, Hür FM ve Capitol FM’de ”Sanat Noktası” programlarını hazırladı. TYS ve Caz Derneği üyesidir.

Akoğul’un şiir, fotoğraf ve eleştiri yazıları Gösteri, Şiir Atı, Düşler ve Göçebe dergilerinde yer aldı. Fotoğrafçılığın yanı sıra fotoğraf kuramı ve müzik yazıları da yazdı. İlk şiiri ”Av Zamanı” 1981’de Milliyet Sanat’ın ”Genç Şairler” sayfasında çıktı.

Şiir ve yazılarını Poetika, Varlık, Şiir Atı, Sombahar, Gösteri, Düşler, Göçebe, Çalıntı, Jazz, Amann, Geniş Açı ve E dergilerinde yayımladı. Ölüm, aşk, sıkıntı, hüzün, anlamsızlık, çocukluk ve zaman ekseninde ilerleyen şiirerinde incelikli, yalın bir dil yakaladığı görüldü. Son Dokunuş ve Kuğunun Ölümü adlı iki şiir kitabı vardır.

“Ekvator”

Kuşatırdı yağmurlar, inanmasa da
İçine büküldüğüm haritalar,
Fena çocuklardık taşlanıp
Akşamla ortaya çıkardık

Ormanlar gelmese de aklıma
Aşk süsü verdiğim intiharlarımdan
Çalsanız ve beni yakalatsanız
Demir taradığım gizli limanlarımdan

Durduk mu düşerdik, aşk Süveyş
İçimden bir çizgi gibi geçtiniz,
Seyrek öpüşlerle ayrılan
Uzak akrabalardık

“Kara süit”

Güzdü:
Soyundu müntehir parmakları gecenin
Şehirler mi düşmüştü
Yoksa mesihlerin saralı dudaklarında
Değirmenler öğütürken ağzımı.

Sabret!
Usul usul bir zambak
Affını isterken dünyadan
Yazgımdı saltanat
En çok denizlerden korktum.

Aşk bekletir,
Bir ölünün solan yanaklarında
Rahibeler ilk günahlarına soyunurken
Kısa sevmelerde, kelebek
Teninde delirirken dentelalar.

“Zamansız”

Uykuların en derin yerinde
Zamansız şehirler kuşatılır
Sarsılır, çığlıktan anlar
Başlar başlamaz bir talan

Görülür alevi uzaktan
Yanmakta olan bedenlerin
Yüzünde sevisiz sırat
Yalnızlığında gecenin, ilkdördün

Devleşir aşklar, soğuduğunda odalar
Çatırdağını duyarsın ağaçların
Tapınaklar çökerken geceye
Şehir düşmüştür artık

“Tedirgin kuşlar kantatı”

Gecenin yelesi değerdi yüzüme
Anaforlarla bükülüşünde dünyanın
Melankoli / solan nilüferlere baksam
Yolunu yitirirdi kovuğunda zaman

Dokundum, tenin…
Bir ölüm haberine dönüştü gözlerin
Kucağına yığıldım ürkek pieta
Soluk benzimde tanıdık bir gölgenin

Acıyı hisset, erdem neydi
Usulca mezara baktığımız akşam
Tedirgin kuşların göç yollarında
Kanayan yerlerinden usulca öperdim

Paylaşın

Zeynep Melisa Gürpınar Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Aralık 1941 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Zeynep Melisa Gürpınar, 24 Kasım 2014 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Zühtüpaşa İlkokulunun ardından Çamlıca Kız Lisesinin orta kısmında okudu. Beyoğlu Ticaret Lisesini bitirdikten sonra bir süre İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. Daha sonra girdiği İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü 1964’te bitirdi. Tiyatro öğrenimine 1965-1967 arasında Londra’da devam etti.

Haber Merkezi / Londra’da bulunduğu yıllarda BBC Türkçe Servisi’nde kültür programları yaptı, tiyatro eleştirileri yayımladı. Matbaa yöneticiliği (1969-81), sanat dergisi yöneticiliği (Zeren dergisi, 1962-63), Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde tiyatro eğitmenliği gibi işlerde çalıştı, amatör ve profesyonel çok sayıda tiyatronun kurucuları arasında yer aldı. 1991-93 arasında Türkiye Yazarlar Sendikası’nın genel sekreterliği görevini yürüttü. 1993-94 arasında İstanbul Belediyesi Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Repertuar Kurulu üyeliğinde bulundu. Yeni Hayat Eski Zaman adlı oyunu 1993-95 arasında, Şu Bizim Evli Çelebi adlı oyunu 1999’da İstanbul Şehir Tiyatrosunda sergilendi. 1995-96 arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezinde ve bazı özel tiyatrolarda özel dersler verdi.

PEN Yazarlar Derneği, Oyun Yazarları Derneği, Uluslararası Eleştirmenler Birliği, BESAM üyesiydi. İstanbul’un Gözleri Mahmur adlı kitabı ile 1991 Halil Kocagöz Ödülü; Yeni Zaman Eski Hayat ile 1994 Avni Dilligil Yılın En İyi Oyun Yazarı Ödülü; Ada Şiirleri ile 2003 Cevdet Kudret Şiir Ödülü, Gezintiler ile 2010 Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazandı.

Melisa Gürpınar’ın “Köy ve Şehir Romanı” adlı ilk yazısı 1959’da Vatan gazetesinde çıktı. Gürpınar, Türk edebiyatında şiirleri ile ön plana çıktı. Şiirleri önce Yelken, Otağ, Ataç, Varlık, İstanbul, Edebiyat ’81, Gösteri, Milliyet Sanat, Çağdaş Türk Dili, Edebiyat-Eleştiri, E, Soyut gibi dergilerde yayımlandı. Lise yıllarında yazdığı ve hiçbir yerde yayımlamadığı şiirlerini Umut Pembeleri (1962) adlı ilk şiir kitabında bir araya getirdi. İlk şiirlerinde yer yer Garip şiir hareketinden ve toplumcu gerçekçi şairlerden etkilendi, açık ve sade bir anlatımı tercih etti. Bir söyleşisinde ilk şiir kitabı ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı: “O kitap (Umut Pembeleri) gerilerde kalmış bir ilk ışıktır benim için. Yüreğimi aydınlatan, hayatı taşıyabilmeme, yolumu, ileriyi görmeme neden olabilecek olan bir ilk ivmedir. Şiirin böyle bir gücü var mıdır diye de sorulabilir. Kitaptaki şiirler, lise yıllarımda yazılmış hiçbir yerde yayımlanmamıştı. Dosya, kitap olabilmek için benimle birlikte bir iki yıl kadar dolaşmış, bazı mucizelerin gerçekleşmesini beklemişti. Öylesine içe kapanık ve öylesine atak bir ruh hali taşıyordum ki, çığlık, isyan ve inilti iç içeydi sanki anlatımımda. Hem bütün edebi etkilere açıktım, hem de tümünü elimin tersiyle itiyor, kendime göre bir ses arıyordum. Dizeler üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığım çok gizli hesaplarım bile vardı. Bir yandan her genç gibi, ergenliğin ve ilk gençliğin ateşten çemberlerinden geçiyor, bir yandan da toplumsal hayatın kara bulutlarına kılıç sallıyordum. Sâfiyet ile zekâ birbiriyle yarışıyor, trajik olanla ironi yan yana gelebiliyordu. Şiir, belirsizliklerden, kararsızlıklardan ve çelişkilerden doğuyor, belki soyut ama çarpıcı bir cinsellik teması üstünde yükselip, toplumsal kargaşaların, gündelik hayatın, yarım yamalak edinilmiş bilgilerin ve duygusallığın çöplüğünde batıyordu. Tempo buydu.”.

Şair, ikinci şiir kitabı Yeni Bir Gün Şarkısı’nı 1975’te neşretti. Şair, “Ölü Günler”, “Derin Su” ve “Sevginin Yüzü” adlı üç kitaptan oluşan bu eserde 1967-1974 arasında yazdığı, bazıları dergilerde yayımlanan şiirlerini ve mensur şiirlerini bir araya getirdi. Kitabın “Derin Su” bölümünde mensur şiirlerine yer verdi. 1981’de Geceyarısı Notları, 1985’te Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin İçinde, 1986’da Yaz Mektupları adlı şiir kitapları yayımlandı. 1990’da yayımlanan İstanbul’un Gözleri Mahmur adlı şiirsel öykülerinde geçmişte kalmış İstanbul’u şiirli ve dokunaklı bir dille anlattı. Muzaffer Uyguner, bu eseri şu cümlelerle değerlendirdi: “Melisa Gürpınar, insana ilişkin en önemli olguların çoğunu kurcalarken yazı yazma, yaratma eyleminin bütün zorluklarından biri olan anlatımda yoğunlaşmanın üstesinden gelmiş, az sözcükle çok şey söylemeyi başarmıştır. (…) Yepyeni bir biçim, yepyeni bir öz ve yepyeni, sıcak, içtenlikli bir duyarlıkla harmanlanmış bir çalışmanın ürünü olan İstanbul’un Gözleri Mahmur öyküleri, değişik bir sesin yüreğinde büyüyen özgün, sağlam, dört dörtlük öykülerdir ve bence yılın edebiyat olayıdır.”.

Bir İstanbul Üçlemesi olan bu çalışmanın ikinci parçası, Yeni Zaman Eski Hayat adlı bir oyun olarak 1993’te basıldı ve o yıl sahneye konuldu. Melisa Gürpınar, 1993’de Çocukluğum ve Ölümüm adlı şiir kitabıyla, Uçup Giden Kent adlı çocuk romanı yayımlandı. 1997’de Okul Arkadaşım adlı gençlik romanı ve 1998’de Salkımsöğütlerin Gölgesinde adlı düzyazı şiir kitabıyla, çocuklar için yazılmış Kitap Benim Kanadım adlı şiirsel bir anlatı kitabı yayımlandı. Çocukluğum ve Ölümüm adlı kitabıyla Salkımsöğütlerin Gölgesinde adlı kitaplarında İstanbul’un Gözleri Mahmur adlı kitabında yöneldiği İstanbul duyarlılığını devam ettirdi, fonda daima İstanbul’un ve İstanbul’dan kişilerin olduğu metinler ortaya koydu. Bu bakımdan Melisa Gürpınar, bir İstanbul şairi ve yazarı olarak ön plana çıktı. Kendisi ile yapılan bir söyleşide eserlerindeki İstanbul teması ile ilgili şu tespitleri yaptı: “Hiç kuşku yok ki, şiirin kaldırabileceği kadar bir ağıt yakmaktan yanayım ben İstanbul’a. Ama gelecek kuşaklara, onu ağlayarak da bırakmak istemiyorum. Kendilerinin ve yaşadıkları kentin tarihsel köklerini araştırsınlar, sevsinler istiyorum. Bu kente güzel bir gelecek yakışır. Ona layıktır da…”.

1999’da, Her Harf Bir Melek adlı şiir kitabı yayımlanan şair, 2003’te Ada Şiirleri adlı kitabını yayımladı. Gürpınar, şiirlerinde genel olarak bir kendini arayış ve kendisiyle, geçmişle ve çevreyle hesaplaşma temalarında yoğunlaştı; dil alanındaki özgün buluş ve kullanımlarıyla da dikkati çekti. Çocukluk anılarını, aile çevresini, insanlarla olan ilişkisini, bu ilişkilerdeki açmazları ve çelişkileri işlediği şiirlerinde kendi iç benliğini anlama çabası içinde olduğu görüldü. Yeni Zaman Eski Hayat adlı oyununda değişime ayak uyduramayan eski İstanbul insanlarını ironik bir dille ele aldı. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında şair kimliği ile ön plana çıkan Melisa Gürpınar, çocuk edebiyatı alanında da bazı eserlere imza atmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın